Eğitim ihtiyaçları
69 theses under this subject heading
Çocuğu koklear implant adayı ebeveynlerin gereksinimlerine dayalı bilgilendirme programı geliştirilmesi
Çocuklarda 1990'larda başlayan ve günümüze yaklaştıkça artış gösteren koklear implant (Kİ) uygulamaları, Ulusal Yenidoğan İşitme Tarama Programı'nın ülkenin her yanında işlerlik kazanmasıyla birlikte hem daha geniş kitlelere ulaşmakta hem de çocuğun Kİ yaşı düşmektedir. Küçük yaşlarda ameliyat olmaları gereken çocuklar için bu kararı ebeveynleri vermektedir. Ebeveynler için tanı sonrası karar vermeyle başlayan Kİ süreci birbirini izleyen bir dizi aşamadan oluşmaktadır: aday değerlendirme, ameliyat, işlemcinin açılması, işlemcinin programlanması, cihazın teknik bakımı ve işitsel-sözel eğitim. Tüm bu süreç ebeveynlere son derece karmaşık gelmekte ve onları zorlamaktadır. Ebeveynlerin süreç boyunca karşılaşacakları zorlukların üstesinden gelebilmeleri için süreç hakkında ayrıntılı olarak bilgilendirilmeleri gerektiği araştırmacılar tarafından tekrarlı olarak vurgulanmaktadır. Ne var ki, ulaşılabilen ulusal ve uluslararası alanyazında şu ana kadar ebeveynlerin süreçle ilgili bilgi gereksinimlerini karşılayacak gereksinim analizine dayalı, bütünlüklü, gerektiğinde bir grup ebeveyne aynı anda sunulabilen ve standart bir bilgilendirme programına rastlanmamıştır. Bu çerçevede araştırmanın temel amacı çocuğu Kİ adayı ebeveynlerin gereksinimlerine dayalı bilgilendirme programı geliştirmektir. Amacı gerçekleştirmek üzere araştırma süreci iki aşamalı planlanmıştır: (1) ebeveynlerin Kİ sürecindeki bilgi gereksinimlerini belirlemeye yönelik gereksinim belirleme aşaması ve (2) programın geliştirilmesi, uygulanması ve değerlendirilmesi aşaması. Yöntem olarak bu tür aşamalı çalışmalar için önerilen karma araştırma yönteminin tercih edildiği çalışmaya toplam 149 ebeveyn katılmıştır. Birinci aşama olan gereksinim belirlemede, Kİ ekip üyeleri (n = 6) ve çocuğu Kİ kullanıcısı olan ebeveynlerle (n = 7) nitel veri toplama tekniklerinden odak grup görüşme, farklı Kİ firma temsilcileri (n = 4) ile de yarı-yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Görüşmelerden elde edilen veriler tümevarım anlayışıyla betimsel analize tabi tutulmuştur. Analiz sonucunda bilgi gereksinimlerine ilişkin üç ana tema ortaya çıkmıştır: (1) Programın gerekliliği, (2) Programın yapısı ve (3) Programın içeriği. Programda nelerin olması gerektiğini işaret eden 3. temanın 12 alt teması ise şöyledir: işitme kaybının etkileri, Ki süreci, ameliyat aşaması, işitsel-sözel eğitim aşaması, işitme ve dil gelişimi, çocuğun genel gelişimi, Kİ cihazı, koruma gereksinimleri, yasal haklar, ebeveynlerin psikolojisi, diğer ebeveynlerin deneyimleri, gelecek tedavi/teknoloji olasılıkları. Bu aşamada ayrıca görüşmelerden elde edilen verilere dayanılarak geliştirilen Koklear İmplanta İlişkin Bilgi İhtiyaçları Anketi (KİBA) çocuğu Kİ kullanıcısı 100 ebeveyne uygulanmıştır. Anket sonuçlarına nicel betimsel analiz yapılarak bulgular nitel bulgular ile harmanlanmıştır. Çalışmanın ikinci aşaması program geliştirme, uygulama ve değerlendirmedir. Programın geliştirilmesinde Taba-Tyler Modeli referans alınmıştır. Model çerçevesinde program geliştirme ve alan uzmanları eşliğinde programın amaçları, içeriği, öğretim strateji, yöntem ve teknikleri belirlenmiştir. Dört ana modülden (Kİ süreci, Kİ ile gelişim, Kİ cihazı, ebeveyn deneyimleri) oluşan program araştırmacı tarafından çocuğu Kİ adayı 32 ebeveyne uygulanmıştır. Uygulanan programın etkililiği ön test-son test-izleme testi kontrol grupsuz deneysel desen ile değerlendirilmiştir. Bu bağlamda yapılan İlişkili Örneklemler İçin ANOVA ve Eşleştirilmiş Örneklemler İçin t-Testi sonuçları, ön test ile son test ve izleme testi arasında son test ve izleme lehine anlamlı bulunmuştur. Dolayısıyla geliştirilen programın, kullanılan deneysel desenin ve örneklemin sınırlılıkları dahilinde, etkili olduğu değerlendirilmiştir. Son olarak, programın sosyal geçerlik düzeyini belirlemek üzere ebeveynlere Bilgilendirme Programı Memnuniyet Anketi (BİPMA) uygulanmış ve ankete verilen yanıtlar programın sosyal geçerliğinin son derece yüksek olduğunu göstermiştir. Çalışmanın bulguları, çocuğu Kİ adayı ebeveynlerin Kİ sürecinin tüm aşamalarında çok çeşitli bilgilere gereksinim duyduğunu, analiz temelli bu gereksinimlerini gözeterek geliştirilen bilgilendirme programının ebeveynlerin gereksinimlerini karşılamada etkili olduğunu ve ebeveynlerin programdan memnuniyet duyduklarını göstermiştir. Bu yönüyle programın yeni araştırmalar için bir ilk adım olması umulmakta ve uygulamada önemli bir eksikliği giderme potansiyeli olduğu düşünülmektedir
Okul dışı eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesi ve toplumun beklentisi(Ankara ili örneği)
Bu çalışmanın amacı, okul dışı eğitim ihtiyaçlarının ortaya çıkış sebeplerinin ve okul dışı eğitim kurumlarından beklentilerin ne olduğunun tespit edilmesidir. Okul dışı eğitim ihtiyacının ve okul dışı eğitimden beklentilerin tespit edilebilmesi için mevcut sistemin eksikliklerinin, uygulamaya yönelik aksaklıklarının ve öğrencinin eksik kaldığı kısımların tespit edilmesinde karar verici olarak eğitimin temel paydaşlarından olan öğretmenlerin görüşleri önem arz etmektedir. Araştırmada yukarıda belirtilen amaç dâhilinde öğretmen görüşlerini saptamak için anket ve görüşme formları hazırlanmıştır. Anket örneklem gruba uygulanmış ve elde edilen veriler, araştırmanın amacı doğrultusunda nicel ve nitel veri analizi tekniklerinden faydalanılarak, uygun paket programlar yardımıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, öğretmenlerin %55'i okul dışı eğitime ihtiyaç olduğunu , %62,3'ü ise merkezî sınavların kalkmasıyla okul dışı eğitime ihtiyaç olmayacağını belirtmiştir. Nicel ve nitel veri analizi sonuçlarına göre merkezi sınav sisteminin okul dışı eğitimde önemli bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte sınavların test tekniğiyle yapılması ve okullarda test tekniği eğitiminin yetersiz olması, okullarda yeterli sayıda deneme sınavı yapılmaması, ders tekrarlarının az olması, sınıfların kalabalık olması, müfredatın yoğun olması, okullardaki fiziksel ortamın yetersiz olması ve öğretmenlerin alan bilgilerinin yeterli olmaması gibi durumlar okul dışı eğitim ihtiyacını yükselten önemli sebepler olarak tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmenler okul dışı eğitimden, kaliteli eğitim, kaliteli öğretmen, öğrencilerin yeteneklerine göre geliştirilmesi, öğrencilerin okul ile ilgili eksiklerinin giderilmesi, öğrencilerin temellerinin sağlamlaştırılması, öğretmenlerin her öğrenciye adil davranması, okul dışı eğitimin daha uygun fiyatlarla yapılması, öğrencilere kariyer ve iş imkânı sağlanması gibi beklentilerinin olduğunu belirtmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Eğitim, okul dışı eğitim, öğretmen görüşleri
Yükseköğretimin finansmanında talep yönlü alternatif bir yöntem olarak eğitim kuponu uygulamaları
Yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren dünya genelindeki çok sayıda ülkede küreselleşme ve bilgi toplumuna geçiş süreçlerinin başlamasıyla birlikte yükseköğretim hizmetine yönelik dikkate değer bir bireysel talep artışı yaşanmıştır. Bu süreç içinde yükseköğretim sektöründe devlet ve özel kesim aktörleri, yükseköğretime yönelik sürekli büyüyen talebin eğitim ihtiyaçlarını gidermek amacıyla yeni politika ve finansman yöntemleri geliştirmeye başlamışlardır. Bunun sonucu olarak da eğitim kuponları, yükseköğretim sektöründe ve diğer eğitim kademelerinde arz ve talep kesimleri arsındaki dengenin kurulmasında alternatif bir finansman yöntemi olarak uygulamada yerini almıştır. Bu çalışmada eğitim kuponları yükseköğretimin finansmanına yönelik talep yönlü alternatif bir finansman mekanizması olarak tartışmaya açılmıştır. Çalışmada dünya genelinde yükseköğretimin finansmanında uygulanan mekanizmalar gösterilmiş; kamusal mal ve hizmetlerin finansmanında uygulanan kupon türleri ele alınmış; eğitim kuponu uygulamalarının dünya genelindeki bazı ülkelerde nasıl uygulandığı gösterilmiş; Türk yükseköğretim sektöründeki temel eğilimler incelenmiş ve çalışmanın ana konusu olan eğitim kuponlarının Türk yükseköğretiminin finansmanında talep yönlü alternatif bir yöntem olarak uygulanmasına yönelik önerilerde bulunulmuştur. Sonuç olarak eğitim kuponu uygulamalarının Türk yükseköğretiminin finansmanında talep yönlü alternatif bir yöntem olarak uygulanabileceği ortaya koyulmuştur. Anahtar Kelimeler: Yükseköğretimin Finansmanı, Yükseköğretimde Finansman Mekanizmaları, Kuponlar, Eğitim Kuponlar
Laparoskopik kolesistektomi sonrası hastaların bilgi ve eğitim gereksinimlerinin belirlenmesi
Bu çalışmada laparoskopik kolesistektomi olan hastaların ameliyat sonrası bilgi ve eğitim gereksinimlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya katılan hastaların yaş ortalaması 51.89±15.32 yıldı. Hastaların 41'i erkek, 75'i kadın olmak üzere 116 hasta ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın amacı doğrultusunda hastalara hasta öğrenim gereksinimleri ölçeği uygulanmıştır. Hastalara uygulanan hasta öğrenim gereksinimleri ölçeği Croncbah alpha katsayı değeri 0,982 olarak hesaplanmıştır. HÖGÖ toplam ölçek puan ortalamasının 211.2±32.0 olduğu gözlenirken, alt ölçek boyutları en düşük 19.9±4.3, en yüksek 38.8±5.7 ortalama arasında değişim gösterdiği bulunmuştur. Çalışmada yer alan hastaların cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, yaş, çalışma durumu, vakanın tipi, kronik hastalık varlığı ve taburculuk eğitimi alma değişkenleri ile HÖGÖ'den almış oldukları puan ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı (p>0.05). Hastaların ameliyat ile ilgili bilgi alma değişkeni ile HÖGÖ'den almış oldukları puan ortalamaları arasındaki fark ise istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptandı (p<0.05). Sonuç olarak araştırmaya katılan hastaların öğrenim gereksinim düzeyleri yüksek bulunmuştur. Laparoskopik kolesistektomi uygulanacak hastalara cerrahi yöntemler konusunda ameliyat öncesinde bilgi verilmesinin hastalara yararlı olacağı önerilmiştir.
Beliren yetişkinlik dönemindeki suriyeli göçmenlerin kariyer ihtiyaçlarının belirlenmesi
Bu araştırmanın amacı beliren yetişkinlik dönemindeki Suriyeli göçmenlerin kariyer ihtiyaçlarını derinlemesine incelemektir. Göçmenlerin kariyer ihtiyaçları, kuramsal açıdan sosyal bilişsel kariyer kuramı çerçevesinden incelenmiştir. Kuramsal bağlamda göçmenlerin görüşlerinden elde edilen kariyer destekleri ve kariyer engellerinin, kariyer ihtiyaçlarını oluşturma gücü üzerinde detaylı incelemeler yapılmıştır. Araştırma kapsamında nitel araştırma biçimlerinden olgubilim (fenomenoloji) deseni kullanılmıştır. Örneklem seçimi için amaçsal örneklem yöntemlerinden ölçüt örneklem kullanılmıştır. Bu kapsamda Türkiye'ye göç etmiş ve beliren yetişkinlik gelişim döneminde bulunan 18-25 yaş arasındaki 6 kadın, 6 erkek ile görüşmeler yapılmıştır. Veriler ise içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen "Beliren Yetişkinlik Dönemindeki Suriyeli Göçmenlerin Kariyer İhtiyaçları Görüşme Formu" kullanılmıştır. Katılımcılar tarafından belirtilen kariyer ihtiyaçları; yasal, kişisel, mesleki, eğitim, rehberlik ve kültürel ihtiyaçlardan oluşmuştur. Yoğun olarak Suriyeli göçmenler için kariyer ihtiyaçlarını oluşturan temalar ise yasal ve kişisel ihtiyaçlardır. 18-25 yaş aralığındaki Suriyeli göçmenlerin kariyer hedeflerine ulaşmaları noktasında belirlenen ihtiyaçlar: vatandaşlık ihtiyacı, çalışma izni ihtiyacı, düşük ücret alma, sigorta ihtiyacı, yasal hak/kanun ihtiyacı, belge/transkript/denklik ihtiyacı, üniversitelerde kontenjan ihtiyacı, maddi engeller ve destekler, dil yeterliliği, aile desteği, iş fırsatlarına erişme ihtiyacı, iş arama ve cv hazırlama becerisi, eğitim sistemine uyum ihtiyacı ve yönlendirilme/bilgilendirilme yönünden uzman desteğinden oluşmaktadır. Ayrıca üniversite eğitimine devam eden ve eğitim hayatına devam etmeyerek serbest mesleklerde çalışan Suriyeli göçmenlerin kariyer ihtiyaçlarının farklılaştığı belirlenmiştir.
English language teaching program students' approach to translation: a case study on Çukurova and Mersin university ELT students
This study represents research that aims to examine the role and effectiveness of translation in language teaching. The research aims to analyze the translation practices of students studying English Language Teaching at Çukurova and Mersin Universities. The translation is used as an important tool in language teaching, but this study aims to understand how the translation practices of Çukurova and Mersin University students examined under this heading contribute to language teaching. The research will examine in detail the translation practice of English Language Teaching students at these two universities and evaluate the impact of this practice on the effectiveness of language teaching. This research aims to answer various questions regarding translation practice, which is an important component of language teaching. It is anticipated that these questions will contribute to understanding the translation practices of Çukurova and Mersin University students and how these practices are integrated into language teaching. One of the main focuses of the research is to determine how the translation practices of students in English Language Teaching at Çukurova and Mersin Universities differ. The differences between these two universities will help to show how translation practices are affected by local conditions and student profiles. Additionally, this research will examine the factors affecting the translation practice of English Language Teaching students at Çukurova and Mersin Universities. These factors include students' attitudes toward translation, translation technologies, translation skills, and the resources they receive training from, etc. Three separate data collection tools will be used in this research. First, a survey will be applied to examine students' expectations and attitudes towards the translation course. Secondly, in order to find out the language skill levels of the students, sample translation texts will be created, the students will be asked to translate them, and the translated texts will be collected and evaluated according to the rules of linguistics (linguistics - grammar, vocabulary, sentence knowledge, etc.). After the use of these two tools, a second survey will be applied to collect the thoughts, approaches, and impressions of the students who participated in these activities. The results obtained from the two universities will be evaluated comparatively. The results of the research can provide important information about how combining language teaching with translation can affect students' language skills. It is envisaged that this information can be used to improve language teaching practice and provide a more effective learning experience. As a result, this research will try to make a more comprehensive sense of this important aspect of language teaching by examining the translation practices of English Language Teaching students at Çukurova and Mersin Universities. This study can provide guidance on how translation practice can be integrated into language teaching and provide new information in the field of language teaching.
Düzce Üniversitesi'nde görevli idari personelin hizmet içi eğitim ihtiyacının saptanması
Bu araştırmanın amacı Düzce Üniversitesi'nde görevli idari personelin hizmet içi eğitim ihtiyacının saptanmasıdır.Araştırmanın evrenini 2011 yılı Kasım ayı itibari ile Düzce Üniversitesi Rektörlüğü'ne bağlı idari birimler, enstitüler, fakülteler, yüksekokullar ve meslek yüksekokullarında görev yapan 257 idari personel oluşturmaktadır. Araştırmada evrenin tamamı araştırma kapsamına dahil edilmiş ayrıca bir örneklem seçilmemiştir. İdari personelin tamamına ulaşılamadığından 215 personel ile çalışma gerçekleştirilmiştir.Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından geliştirilen, ?Düzce Üniversitesi'nde Görevli İdari Personelin Hizmet İçi Eğitim İhtiyacı Anketi? kullanılmıştır. Anket üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde sınıflamalı ölçek kullanılmıştır. Katılımcıların demografik özelliklerini belirlemek için 6 madde vardır. İkinci bölümde eşit aralıklı ölçeklerden 5'li Likert tipi ölçek kullanılmıştır. Bu bölümde katılımcıların hizmet içi eğitim ihtiyacını belirlemek için 36 madde vardır. Üçüncü bölümde de sınıflamalı ölçek kullanılmış olup katılımcıların hizmet içi eğitim almak istedikleri alanları belirlemek için 10 madde vardır.Araştırma sonucunda, belirlenen alt boyutlar çerçevesinde uyum eğitimi ile ilgili orta düzeyde, çalışma becerisi, bilgisayar kullanma becerisi ve çalışma zorlukları ile ilgili az düzeyde hizmet içi eğitim ihtiyacı olduğu saptanmıştır. Ayrıca cinsiyet değişkenine göre uyum eğitimi alt boyutunda, yaş değişkenine göre uyum eğitimi ve bilgisayar kullanma becerisi alt boyutlarında, eğitim durumu değişkenine göre çalışma becerisi ve uyum eğitimi alt boyutlarında, çalışılan birim değişkenine göre bilgisayar kullanma becerisi alt boyutunda anlamlı fark bulunmuştur. Çalışma süresi ve çalışılan hizmet sınıfı değişkenlerine göre hizmet içi eğitim ihtiyaçlarında anlamlı bir fark bulunamamıştır.Anahtar Kelimeler: hizmet içi eğitim, ihtiyaç saptama, idari personel
Müzik öğretmeni adaylarının görüşlerine göre müzik dinleme ve kültürü dersine yönelik öğretim programı taslak önerisi
Bu araştırmanın temel amacı, müzik eğitimi ana bilim dalı lisans öğrencilerinin, müzik dinleme ve kültürü dersine ilişkin ihtiyaçlarının ne ölçüde olduğunu belirlemektir. Belirlenen ihtiyaç durumuna göre, program taslağının üniteleri ve konularına yönelik uzman görüş ve önerilerine yer verilmiş, elde edilen veriler aracılığıyla, öğrencilerin müzik dinleme konusundaki kişisel bilgilerine ve ihtiyaçlarına göre program taslağı önerilmiştir.Veri toplama aracı olarak kullanılan öğrenci ve uzman görüş formlarında 5?li likert ölçeği kullanılmış; öğrenci görüş formu iki bölümlü olarak sunulmuştur. Uzman görüş formu? nda ise ?5?i ünite başlığı olmak üzere 73 başlık? a yer verilmiş; bu konu ve ünite başlıkların gerekliliğine yönelik sorular sorulmuştur. Ölçeklerin güvenirliğini belirlemede Cronbach?s Alpha testi uygulanmış, yüksek derecede güvenilir bulunmuştur. Verilerin analizinde, birey gözlem sayısı (N) ve yüzde (%) dağılım tablosuyla sayısal verilere dönüştürülmüştür. Verilen yanıtlar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığın tespitine dair Chi-Square testi uygulanmış, uzman meslek yılı ve unvanları arasında farklılık tespitine dair ANOVA Testi uygulanmıştır.Elde edilen vere göre, nitelikli müzik dinleyicisi olmada, müzik dinleme ile ilgili lisans düzeyinde bir dersin olmasının yararlı olacağı fikrine ulaşılmış, uygulamalı alan derslerinde müzik dinleme etkinliklerine yeterince zaman ayrılmadığı ve öğrencilerin müzik türleri bilgilerinin yeterli olmadığı belirlenmiştir. Bu ihtiyaçlara göre uzmanlar, taslak ders konularının geliştirilerek sunulmasının uygun olacağını ve dersin mesleki müzik eğitimi ve bütünleştiricilik yönünde katkı sağlayacağını belirtmişlerdir. Bu çerçevede ?müzik dinleme ve kültürü ders programı taslak önerisi? sunulmuştur.
Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan öğrencilerin tanılanması, eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesi ve öğretim programı tasarısı
Bu araştırmanın amacı, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu yaşayan bireylerin tanı almalarını sağlamak, eğitim ihtiyaçlarını belirlemek ve bu ihtiyaçlara uygun öğretim programı tasarlamaktır. Araştırmada öncelikle Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu yaşayan bireylerin tespit edilip tanılanmalarını sağlamak için öğrencilere çeşitli test ve ölçekler uygulanmış, bu uygulamalar sonucunda öğrenci velileri ile görüşülerek psikiyatriye yönlendirilmiştir. Araştırmanın ihtiyaç belirleme aşamasında literatür taraması yapılmış, tanı alan öğrencilerin kendileri, velileri ve öğretmenleri ile görüşmeler gerçekleştirilmiş ve konu ile ilgili uzmanların videoları incelenmiştir. Ortaya çıkan bu ihtiyaçlara yönelik olarak bir öğretim programı tasarlanmıştır. Araştırmada nitel ve nicel araştırma yöntemleri bir arada kullanılmıştır. Üç farklı aşamadan oluşan araştırmanın DEHB'li öğrencileri belirleme süreci tarama araştırması ile, DEHB'li öğrencilerin ihtiyaç belirleme süreci durum çalışması ile ve program tasarlama süreci kuram oluşturma araştırması ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın tarama araştırması 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Düzce İlinde bir ilkokulda 2. Sınıf öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir. Durum araştırmasında ise çalışma grubu DEHB tanısına sahip öğrencilerden, bu öğrencilerin sınıf öğretmenlerinden ve velilerinden, uzman videolarından ve literatür kaynaklarından oluşmaktadır. Araştırmada verilerin geçerliliğini güçlendirebilmek ve sonuçların anlamlılığını zenginleştirebilmek için maksimum veri çeşitlemesi yapılmıştır. Tanılanma sürecinde veri toplama araçları olarak Bourdon dikkat testi, d2 dikkat testi, öğretmen görüş formu, Conners Derecelendirme Ölçekleri kullanılmış ve ihtiyaç belirleme sürecinde ise öğretmen görüşme formu, veli görüşme formu ve öğrenci görüşme formu kullanılmıştır. Veri analizleri, veri toplama ile eş zamanlı olarak yürütülmüştür. Tanılama sürecinde uygulanan test ve ölçeklerin değerlendirilmesinin ardından birbirleri ile karşılaştırılarak karar verilmesinde çoklu karar verme yaklaşımı kullanılmıştır. İhtiyaç belirleme sürecinde görüşme ve döküman inceleme tekniği ile toplanan verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Öğrencilerin tanılanması sürecinde gerçekleştirilen analizler sonucunda Bourdon Dikkat testi, d2 dikkat testi, öğretmen görüş formu, derecelendirme ölçekleri sonuçlarına göre DEHB şüphesi taşıdığına karar verilen öğrencilerin psikiyatriste yönlendirilmeleri sonucu giden 6 öğrenciden 4'ünün DEHB'li olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. İhtiyaç belirleme süreci analizleri ile DEHB'li öğrencilerin beyin yapılarının, karakteristik, duygusal ve davranışsal özelliklerinin diğer öğrencilerden farklı oldukları, farklı ruhsal bozukluklar yaşayabildikleri, bilişsel ve davranışsal problemler yaşadıkları, DEHB ile ilgili yaşanan problemlerinin çözümü için çeşitli eğitimler almaları ve çözüm yöntemlerini uygulamaları, yaşantılarında beslenme, spor ve uyku düzenlerine dikkat etmeleri gerektiği bulgularına ulaşılmıştır. Tanılama sürecine dair araştırmalar sonucunda; sınıf öğretmenlerinin DEHB hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıkları, buna bağlı olarak sınıflarında var olan DEHB'li öğrencileri fark edemedikleri ve bu öğrencileri olumsuz davranışlar sergileyen diğer tüm öğrencilerle karıştırdıkları tespit edilmiştir. Bourdon dikkat testi, d2 dikkat testi ve Conners derecelendirme ölçeklerinin dikkat becerisini ölçmede yeterli olduğu ve tanının konması için tüm bu ölçeklerin verilerinden yararlanılarak pskiyatriye yönlendirilmesi gerektiği belirlenmiştir. Ayrıca DEHB'li bireylerin tanılanma sürecinde ailelerin, çocuklarının etiketlenmesinden ve ilaç tedavisinden dolayı çekimser kalarak uzmana gitmekten vazgeçtikleri, uzmana giderek tanı alan ailelerin ise bu durumu öğretmenden gizleme eğiliminde oldukları sonucuna ulaşılmıştır. İhtiyaç belirleme araştırmaları sonucunda DEHB'li bireylerin, DEHB'li olmayan bireylere göre nörolojik olarak beyin yapılarının farklılıklar gösterdiği, duygusal, bilişsel, davranışsal ve akademik olarak farklılıklar gösterdikleri, DEHB'ye ek olarak farklı bozukluklar yaşadıkları, bilişsel ve akademik problemler yaşadıkları, bu yüzden bu bireylere yönelik verilecek eğitimlerde bu bireylere sosyal, duygusal, davranış düzenleme ve akademik beceriler kazandırılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca DEHB'li bireylere özel eğitim, sosyal beceri eğitimi, dikkat eğitimi ve çevrelerine aile eğitimi ve öğretmen eğitimi gibi eğitimler verilmesi gerektiği, bireylere verilen eğitimlerde egzersizler, görsel algı etkinlikleri ve işitsel etkinlikler, bulmacalar ve oyunlar kullanılması gerektiğine, eğitim ortamı, çalışma süreleri, katılımcılar ve eğitimcinin özellikleri, verilecek yönergeler hakkında dikkat edilmesi gerekenlere ulaşılmış. Eğitimlere ek olarak ilaç tedavisi, bilişsel davranışcı terapi, nörofeedback gibi yöntemler kullanılarak, tedavinin işbirliği içinde çocuğu iyi tanıyarak yürütülmesi ve olumlu disiplin yöntemlerinin kullanılarak, uygun çevre düzenlemeleri ile beslenme, spor ve uyku düzeni sağlanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre öneriler kısmında tanılama süreçlerine ve araştırmacılara yönelik öneriler listelenmiş olup ayrıca hedef, içerik, eğitim durumları, değerlendirme öğeleri ele alınarak bir öğretim programı tasarlanmıştır.
Okul yöneticilerinin eğitiminde eylem öğrenmenin karar verme ve çatışma yönetme becerileri üzerindeki etkisi
Bu tez çalışmasında, okul yöneticilerinin ve adaylarının eğitiminde eylem öğrenmenin karar verme ve çatışmaları çözme becerileri üzerindeki etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Bu amaçla, çalışmada bir deney grubu oluşturulmuştur. Çalışmada yöntem olarak, nicel ve nitel araştırma yaklaşımlarının birlikte kullanıldığı karma yöntem kullanılmıştır. Nicel veriler, sadece deneysel süreçte toplanırken, nitel veriler hem hazırlık aşamasında grupların oluşturulması için hem de deneysel araştırma sürecinde toplanmıştır. Araştırmada yer alan katılımcılar amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Katılımcıların belirlenmesinde gönüllülük kriterine dikkat edilmiştir. Ayrıca her bir grubun üyeleri seçilirken farklı deneyimlere sahip olmaları göz önünde bulundurulmuştur. Araştırmada okul yöneticisi ve adaylarından oluşan 38 katılımcı yer almıştır. Katılımcılar eylem öğrenme yaklaşımına uygun olacak şekilde 7 veya 8 kişilik 5 gruba ayrılmıştır. Çalışma, hazırlık aşaması ve deneysel araştırma süreci olmak üzere iki süreçten meydana gelmiştir. Hazırlık aşaması, deneysel araştırma sürecine geçilmeden önce yapılması gereken çalışmaların planlandığı süreçtir. Bu süreçte, verilerin toplanması, eğitim sürecinin planlanması, eylem öğrenme modelinin planlanması ve grupların oluşturulması basamakları yer almaktadır. Deneysel araştırma sürecinde ilk olarak eylem öğrenme sürecinin nasıl işleyeceği ile ilgili hazırlanan sunu ile tanıtım toplantısı gerçekleştirilmiş ve daha sonra öntestler uygulanmıştır. Ayrıca katılımcılara süreci daha iyi anlamalarını sağlayacak broşürler dağıtılmıştır. Eğitim süreci sonunda ise sontestler yapılmış ve bununla birlikte katılımcılardan görüşme formları ile programın etkililiğine ilişkin veri toplanmıştır. Verilerin toplanması için kişisel bilgi formu, Melbourne Karar Verme Ölçeği I-II (MKVÖ I-II), Rahim Örgütsel Çatışma Envanteri II (ROCI II), Eylem Öğrenme ile Yönetici Yetiştirme Programı (EÖYYP) Sürecinin Değerlendirilmesine İlişkin Görüşme Formu kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde hem istatistiksel teknikler hem de veri madenciliği teknikleri kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan hem istatistiksel teknikler hem de veri madenciliği teknikleri ile elde edilen bulgulara göre; EÖYYP'nin katılımcıların karar vermede öz-saygı düzeyini yükseltmede, ihtiyatlı karar verme becerisi geliştirmede ve olumsuz başa çıkma stillerinin kullanımını azaltmada, çatışma yönetimi stratejisi olarak hükmetmeyi daha az, tümleştirme, ödün verme, kaçınma ve uzlaşmayı ise daha çok tercih etmelerinde etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Nitel verilerin analizinden elde edilen bulgulara göre; eğitim süreci, katılımcıların karar verme ve çatışma yönetme becerilerinin geliştirilmesinde etkili olmuştur. Uygulanan eğitim, katılımcıların deneyimsel öğrenmelerine önemli katkılar sağlamıştır. Ayrıca veri analizinde kullanılan veri madenciliği tekniklerinin okul yöneticilerinin eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesinde kullanılabilecek etkili bir yöntem olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlardan hareketle, eylem öğrenme yaklaşımının, okul yöneticilerine yönelik hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimlerde kullanılmasına ve veri madenciliği tekniklerinin okul yöneticilerinin eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesi için kullanılabilmesine yönelik eğitim politikalarını üretenlere ve uygulayıcılara birtakım önerilerde bulunulmuştur
Toplumsal Dayanışma Merkezlerinde (TODAM) resim eğitimi alan kursiyerlerin eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesi
Bu çalışma Toplumsal Dayanışma Merkezlerinde (TODAM) resim eğitimi alan kursiyerlerin eğitim ihtiyaçlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Ankara ilinde Çankaya Belediyesi ile Çankaya Halk Eğitim Merkezi ve 7. Akşam Sanat Okulu Müdürlüğü' nün işbirliği ile eğitim verilen Toplumsal Dayanışma Merkezlerindeki 193 kursiyer oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla derecelendirme ölçekleri Bilgi Toplama Formu oluşturulmuş ve kursiyerlerin kişisel bilgileri, içerik-hedef ve süre ile ilgili görüşleri, öğretim yöntemleri ve öğretmen ile ilgili görüşleri, öğretim ortamı ile ilgili görüşleri, değerlendirme ile ilgili görüşleri ve varsa ek taleplerine ilişkin görüşleri alınmıştır.Verilerin çözümlenmesi için aritmetik ortalama, standart sapma, frekans, yüzde ve t testi kullanılmıştır.Bulgulara göre resim kursuna katılan kursiyerlere verilen öğretimin içerik-hedef ile ilgili kısmı yeterli olduğu görülmüştür. Ancak kursun süre olarak bir yıl olması yetersiz görülmüştür. Kursta görevli öğretmenlerin nitelikli olduğu ve uyguladıkları öğretim yöntemlerinin, hedeflere ve içeriğe uygun olduğu saptanmıştır. Kursiyerlerin öğretim ortamına ilişkin görüşlerine bakıldığında sınıflarda bilgisayar, projeksiyon ve projeksiyon perdesinin bulunmadığını, kullanılan araçların yetersiz ve bakıma ihtiyaçları olduğunu, atölyelerin öğrenci sayısına göre yetersiz olduğunu belirtmişlerdir. Kursiyerler öğretime yönelik değerlendirmenin de yeterli olduğunu belirtmişlerdir. Kursiyerlerin yaşları ile eğitime ilişkin görüşlerinin karşılaştırılması, kursiyerlerin eğitim durumları ile eğitime ilişkin görüşlerinin karşılaştırılması, kursiyerlerin başka kurs durumları ile eğitime ilişkin görüşlerinin karşılaştırılması arasında anlamlı bir farklılık çıkmamıştır. Cronbach Alpha katsayısı > 0.94 bulunmuştur. Yani 1' e yakın olması nedeniyle güvenilirdir.Uygulamaya yönelik öneriler, resim kursu eğitim-öğretim süresi 1 yıldan fazla olmalıdır. Hatta haftada bir gün değil en az iki gün olmalıdır. Atölyelere dersin etkililiğinin arttırılması için bilgisayar, projeksiyon, projeksiyon perdesi gibi donanımlar sağlanmalıdır. Resim dersinin uygulanmasına yönelik yeni düzenlemelere gidilmelidir. Kur şeklinde uygulamaya geçilmeli ve ilk kuru geçemeyen sonrakine geçememelidir. Atölyelerde kullanılan malzemelerin bakımları yapılmalı, eksiklikler giderilmeli ve kursiyerlerin malzemelerini ve tablolarını koyabilecekleri dolaplar sağlanmalıdır.Araştırmalara yönelik öneriler, Toplumsal Dayanışma Merkezlerinde resim eğitimi alan kursiyerlerin ihtiyaçlarının daha iyi belirlenebilmesi için gidilememiş olan TODAM resim gruplarına da bu anket uygulanmalıdır. Türkiye'de yetişkin eğitimi üzerine makaleler yetersizdir. Yurt dışı kaynaklı makale ve araştırmaların çevrilmesine ve bu konuda Türkiye' de daha fazla makale yazılmasına önem verilmelidir. Toplumsal Dayanışma Merkezlerinde resim eğitimi alan kursiyerlerin ihtiyaçlarının daha iyi belirlenebilmesi için TODAM' larda eğitim veren öğretmenlere de bilgi toplama formu uygulanmalıdır.?
Sokakta çalışan çocukların eğitim ihtiyaçları ve buna yönelik okul yönetimlerinin gerçekleştirdiği uygulamalar
Bu araştırmanın amacı, zorunlu eğitim çağında olan ve sokakta çalışan çocukların eğitim ihtiyaçlarını ve buna yönelik okul yönetimleri tarafından gerçekleştirilen uygulamaları belirlemektir.Araştırma, tarama türü nitel bir çalışmadır ve varolan durumun betimlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini en fazla sokakta çalışan çocuğun bulunduğu Ankara ili Altındağ İlçesindeki ilköğretim okulları ve bu okullara kayıtlı olan ve aynı zamanda sokakta çalışan çocuklar oluşturmaktadır. Örnekleme en fazla sokakta çalışan çocuğun kayıtlı olduğu 12 ilköğretim okulu dahil edilmiştir. Çalışmaya bu okullarda kayıtlı 86 öğrenci, 12 okul yöneticisi ve 16 veli katılmıştır. Verilerin toplanması amacıyla gözlem ve görüşme formları kullanılmıştır. Sokakta çalışan çocukların eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesi amacıyla çocuklar ile görüşme ve gözlem yapılmıştır. Çalışan çocukların eğitim ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla gerçekleştirilen okul yönetimi uygulamamalarını belirlemek amacıyla okul yöneticileri ile görüşme yapılmıştır. Çocukların çalışma nedenlerini belirlemek amacıyla ise çocuğu sokakta çalışan veliler ile görüşme yapılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde, kapalı uçlu olan sorularda frekans ve yüzde dağılımlarından yararlanılmış, açık uçlu sorularda ise betimsel analiz tekniği kullanılmıştır.Araştırma sonuçlarına göre, sokakta çalışan erkek çocukların sayısı kız çocuklardan fazladır. Çocukların büyük çoğunluğu 6. ve 7. sınıf öğrencileridir ve devamsızlıkları fazladır. Okuldan arta kalan zamanlarının büyük kısmını sokakta çalışarak geçirmektedirler. Çocuklar; sokakta simit satıcılığı, ayakkabı boyacılığı, mendil, yara bandı satıcılığı, kağıt toplayıcılığı, tartıcıklık, pazarcılık ve otomobil camı siliciliği yapmaktadırlar. En çok yapılan iş ise mendil, yara bandı vs satıcılığıdır. Çalışan çocuklar yoksul ailelerden gelmektedir ve ailelerinin eğitim durumları düşüktür. Çocukların çalışma nedeni yoksulluk olarak belirlenmiştir. Çocuklar sokakta çalışırken polis ve zabıtadan sözlü uyarı ve küfür şeklinde tepki aldığını belirtmektedir. Sokaktaki çeteler ve diğer insanlar ise bu çocuklara sözlü ve fiziksel şiddet uygulamakta, suça yönlendirmektedir. Çocukların büyük çoğunluğunun en az bir sağlık sorunu bulunmaktadır.Çocukların; temizlik alışkanlığı, trafik kurallarına uyma, serbest zamanlarını verimli kullanma, okuma alışkanlığı, sorumluluklarını yerine getirme, ders çalışma, amaç belirleme, ülkesi ve diğer ülkelerde olan olayları takip etme, Türkçeyi doğru ve akıcı kullanma, okuduğunu anlama, kendini sözlü olarak ifade etme, dinleme konularında eğitim gereksinimleri belirlenmiştir. Çocukların çevreyi ve hayvanları koruma konusunda ise eğitim gereksinimleri bulunmadığı belirlenmiştir. Çocukların çoğu sigara kullanmadığını ifade etmiştir.Okul yöneticilerinin, okullarında kayıtlı olan ve aynı zamanda da çalışmakta olan çocukları ve sayılarını belirlemediği saptanmıştır. Çocukların dıştan gelen iletilere kapalı olmaları, okula karşı olumsuz tutum geliştirmeleri, okul devamsızlıklarının fazlalığı, şiddete eğilimli olmaları, gelecekle ilgili hedeflerinin olmaması, topluma güven duymamaları okul yönecilerinin en çok karşılaştıkları sorunlar arasındadır. Okullarda çalışan çocukların eğitimi, sportif ve kültürel eksiklikleri için telafi eğitimi, kurslar ve etkinlikler düzenlememektedir. Bunun nedeni olarak da en çok; öğretmenlerin isteksizliğini ve okulların fiziksel yetersizlikleri belirtilmişdir. Okul yöneticilerinin çalışan çocukların velileri ile iletişimlerinde yetersizlik gözlenlenmiştir. Okul yöneticilerinin çalışan çocuklar ile ilgili olarak MEB'den beklentileri vardır ve bu beklentilerin en önemlileri, ailelerin eğitilmesi ve sokakta çalışan çocuklar için yaz kampları düzenlenmesidir.
Mesleki ortaöğretimde yeni müfredat doğrultusunda öğretmenlerin eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesi
Araştırmada, mesleki ortaöğretimde yeni müfredat doğrultusunda öğretmenlerin eğitim ihtiyaçları belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın çalışma alanını Milli Eğitim Bakanlığı 2009 yılı hizmet içi eğitim programının sonbahar döneminde yer alan 2 hizmet içi eğitim seminere katılan 200 öğretmen oluşturmaktadır. Bu amaçla veri toplama aracının ilk bölümünde, öğretmenlerin demografik özellikleri ile daha önce katıldıkları hizmet içi eğitim faaliyetlerinin içerikleri, hizmet içi eğitim faaliyetlerine katılmama nedenleri ve hizmet içi eğitim faaliyetlerinin nasıl verilmesi konularındaki görüşlerine yönelik sorular yer almaktadır. Veri toplama aracının ikinci bölümünde ise; yeni müfredat doğrultusunda öğretmenlerin eğitim ihtiyaçlarını belirlemeye yönelik 38 soru bulunmaktadır. Bu sorular öğretmenlerin yeni müfredat doğrultusunda hizmet içi eğitim ihtiyaçlarını ortaya koymaya yönelik yedi alt boyutta gruplandırılmıştır. Öğretmenlerin hizmet içi eğitim ihtiyaçlarının cinsiyete, mesleki tecrübeye ve okul türlerine göre farklılaşmalarının ne düzeyde olduğu; T testi ve ANOVA ile analiz edilmiştir. Araştırmada anlamlılık düzeyi 0,5 olarak kabul edilmiştir. Analizlerden elde edilen verilerde öğretmenlerin, yedi alt boyutta toplanan hizmet içi eğitim ihtiyaçlarında yapılan değerlendirmeler sonucu; öğrenciyi tanımaya yönelik eğitim ihtiyacının diğer eğitim ihtiyaçlarına oranla daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin hizmet içi eğitim ihtiyaçlarının diğer alt boyutları da orta düzeyde bulunulmuştur. Cinsiyet değişkenine göre öğretmenlerin eğitim ihtiyaçları farklılaşmazken, mesleki tecrübe ve okul türleri değişkenlerine göre farklılaşmaktadır.Anahtar Kelimeler: Mesleki ortaöğretim, modüler sistem, hizmet içi eğitim.
Evli bireylerin evliliğe uyumda karşılaştığı sorunlar ve eğitim ihtiyaçları
Bu araştırmanın temel amacı, evli bireylerin evliliğe uyumlarında karşılaştıkları sorunları ve eğitim ihtiyaçlarını belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda, bireylerin evlilik uyum düzeyleri incelenmiş ve evlilik uyumunun bazı demografik ve evliliğe ait değişkenlere göre fark gösterip göstermediği test edilmiştir. Araştırmanın evrenini, Afyonkarahisar il merkezindeki çeşitli kurumlarda çalışan 1-15 yıl arasındaki evli çiftler oluşturmaktadır. Araştırma evreni içerisinden, kolay ulaşılabilir örnekleme (convenience sampling) yöntemi kullanılarak, 194 evli birey (97 evli çift) seçilmiş ve bu örnek üzerinde araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Spanier (1976) tarafından geliştirilen ?Çift Uyum Ölçeği? kullanılmıştır. Toplanan veriler, SPSS 13.0 istatistik paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları evlilik uyumunun, Memnuniyet-Doyum, Fikir Birliği, Bağlılık ve Duygusal İfade olmak üzere dört alt boyuttan oluştuğunu göstermektedir. Araştırma sonuçları, evlilik uyumunun cinsiyet, yaş, evlilik süresi, daha önce evlenme, gelir, bireyin kendi ailesi ve eşinin ailesi ile görüşme sıklığı değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklar gösterdiğini ortaya koymaktadır. Bu bulgular doğrultusunda, bireylerin evliliğe uyumda karşılaştıkları sorunları çözebilmeleri ve evlilik uyum düzeylerini yükseltebilmeleri amacıyla, eğitim ihtiyaçlarına yönelik öneriler sunulmuştur.
The needs of secondary school EFL teachers for an in-service teacher training program
This study was carried out to determine EFL teachers' needs for INSET programs. Specifically, this study intends to find out secondary school EFL teachers' needs for INSET programs concerning aspects of adaptation of teaching methods, emphasis on language skills, technology utilization, classroom environment, instructional practices and material development. Finally, the study aims to inquire whether there is a significant difference in secondary school EFL teachers' needs for INSET programs in respect of gender, working at state or private secondary school, age, years of experience and education level. The data in the present study were collected from 129 EFL teachers working in secondary schools in Diyarbakır. Both qualitative and quantitative research methodologies were used in the study. In this mixed research design, the data was collected through the English Teachers' Need Assessment Questionnaire and semi-structured interview. The collected quantitative data were analyzed using descriptive analysis and was supported by qualitative analysis of the semi-structured interviews through pattern coding.
Emlak komisyonculuğu ofislerinde çalışanların mesleki eğitim durumlarını belirlemeye yönelik bir araştırma: Ankara Çayyolu örneği
Günümüzde emlak sektörü büyük bir yatırım şekline dönüşmüştür. 2007 yılının başında mortgage'ın devreye girmesiyle birlikte emlak sektöründe yeni istihdamlar yaratması ve bu nedenle önümüzdeki dönemlerde emlak komisyoncularının sayısında artışlar görülmesi beklenmektedir.Bu noktadan hareketle araştırmanın amacı; Emlak komisyonculuğu ofislerinde çalışan, emlak komisyoncuları ve emlak danışmanlarının demografik özelliklerine bağlı olarak eğitim düzeylerini belirlemek ve mesleki eğitim eksikliklerini saptayarak öneriler geliştirmektir.Çalışmada, Ankara Çayyolu bölgesinde, 32 emlak komisyonculuğu ofisi yöneticisi veya sahibi konumunda olan emlak komisyoncuları ve yanlarında çalışan 58 emlak danışmanına anketler uygulamıştır.Emlak komisyoncularının işletmenin yöneticisi konumunda oldukları ve bir işletmeyi başarılı bir şekilde yönetmek için işletmecilik bilgisi, örgütsel yapıyı analiz edebilmek gibi temel kavramlar hakkında emlak komisyoncularının bilgili olmaları gerekmektedir. Ayrıca satış sonunda tapu ve vergi işlemlerinin emlak komisyoncuları tarafından yapılacağı düşünüldüğünde; emlak komisyoncularının imar mevzuatı ve emlak ile ilgili vergi ve hukuk mevzuatları hakkında da bilgili olmaları gerekmektedir.Emlak danışmanlarının emlak komisyonculuğu ofislerindeki pazarlama ve satış elemanları konumunda oldukları düşünüldüğünde pazar fırsatlarını analiz edebilmek ve potansiyel müşteri bulabilmek için satış görüşmeleri teknikleri ve vücut dili kavramları hakkında bilgili olmaları gerekmektedir.Sonuç olarak; Emlak komisyoncularının ve danışmanlarının mesleki gelişim için bir taraftan uzmanlık alanı ile ilgili daha derinlemesine bilgi sahibi olmaya çalışırken, diğer yandan o uzmanlık alanındaki yenilikleri de izlemeleri gerekmektedir. Bilgi boyutunda olduğu gibi, beceri boyutunda da gelişim göstermeleri gerekmektedir.
KOBİ'lerin pazarlama sorunları ve pazarlama eğitimi ihtiyaçlarının tespiti (Çorum ilinde tanımlayıcı bir araştırma)
Araştırma Çorum ilinde faaliyet gösteren KOBİ'lerin pazarlama sorunları ve pazarlama eğitimi ihtiyaçlarını tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Söz konusu amaç çerçevesinde araştırmanın temel verilerini 104 KOBİ yöneticisinden anket formu yardımıyla alınan görüşler oluşturmaktadır. Anket formu ile elde edilen veriler tablolar halinde düzenlenerek frekans ve yüzde olarak ortaya konulmuştur. KOBİ yöneticilerinin pazarlama sorunları ile ilgili ifadelere katılım dereceleri her bir ifadenin aritmetik ortalamaları alınarak değerlendirilmiştir. Ayrıca işletmelerin pazarlama sorunları arasında pazarlama konusunda eğitim alıp almama durumlarına göre fark olup olmadığı anlamlılık düzeyi 0,05 olarak kabul edilerek t testi ile analiz edilmiştir.Araştırmanın sonunda elde edilen bulgulara dayalı olarak araştırmacı tarafından ortaya konulan önerilere yer verilmiştir.Anahtar Kelimeler: KOBİ, pazarlama, eğitim.
Refleksoterapist eğitim programı içeriğinin belirlenmesi
Bu araştırmada belirlenen hedef grupların Refleksoterapist Eğitim programında yer alması düşünülen derslerin ve bu derslerin içeriğinde yer alması gereken konulara ilişkin görüşleri saptamaya çalışılmıştır.Araştırma Ankara İlinde çalışan Fizyoterapistleri, Kuaförlük ve Güzellik Bilgisi Öğretmenlik Programıdan mezun olup Ankara, Antalya, İstanbul ve İzmir'de görev yapan Kuaförlük ve Cilt Bakımı Öğretmenleri ve Üniversitelerde Kuaförlük ve Güzellik Bilgisi Eğitimi Öğretmenlik Programında görevli Öğretim Elemanları ve Refleksoloji uygulayıcıları olmak üzere toplam 203 kişinin görüşü alınarak gerçekleştirilmiştir. Bunun yanında Yurtdışında (Londra da) refleksoloji uygulayıcıların (32 kişinin) görüşleri de benzer anketle alınmıştır.Araştırma, Tarama Modeline dayalı, Betimsel Araştırma Yöntemleri ile yapılmıştır. Araştırmada kullanılan anket, Refleksoterapist Eğitim programında yer alması düşünülen derslerin ve konuların içeriğini belirlemek üzere araştırmacı tarafından hazırlanmıştır. Anketin hazırlanabilmesi için fizyoterapistler, ilgili akademisyenler, öğretmenler ve refleksoloji uygulayıcılardan oluşan yaklaşık 40 kişiyle ön görüşme yapılarak, uzman görüşü alınmıştır. Sonuçta 72 sorudan oluşan anket hazırlanarak, akademisyenler, fizyoterapistler, öğretmenler ve refleksoloji uygulayıcılarından oluşan 203 kişiye uygulanmıştır. Ankette yer alan görüşlerin frekans, yüzde ve aritmetik ortalamaları bulunmuştur. Akademisyenlerin sayısının az olması nedeniyle ayrı bir grup olarak değil, öğretmenler grubunun içinde değerlendirilmiştir. Anlamlılık tespiti için gruplar arasında Tek Yönlü Varyans Analizi (F Testi) yapılmıştır. Varyans analizi sonucunda, Fizyoterapistler, Refleksoloji Uygulayıcıları ve Öğretmen Gruplarının görüşleri arasında anlamlı farklılık olup olmadığının bulunması için Tukey Testi kullanılmıştır.Tek Yönlü Varyans Analizi ( F Testi ) ve Tukey Testi sonuçlarına göre, 8 dersten 5'i hakkında grupların görüşleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. 3 derse ilişkin olarak grupların görüşleri arasında anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir.Araştırma sonucunda elde edilen veriler doğrultusunda sorulara verilen cevapların aritmetik ortalamalarının değerleri, tek yönlü varyans analizi (F Testi) ve Tukey Testi sonuçları dikkate alınarak Refleksoterapist Eğitim Programında yer alması düşünülen dersler için önerilen konular belirlenmiştir.
Ankara ili merkez ilçelerindeki halk eğitim merkezlerinde görevli eğitici personelin (öğretmenlerin) yetişkin eğitimcisi olarak eğitim ihtiyaçlarının saptanması
Bu araştırma, Ankara ili merkez ilçelerindeki Halk Eğitim Merkezlerinde görev yapmakta olan kadrolu ve kadrosuz usta öğreticiler dışındaki, kadrolu eğitici personelin (öğretmenlerin) yetişkin eğitimi konusundaki yeterliklerini belirleyerek eğitim ihtiyaçlarını tesbit etmek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini 1995-1996 öğretim yılında Ankara ili merkez ilçelerindeki Halk Eğitim Merkezleri arasından random yöntemiyle seçilen Mamak, Keçiören, Yenimahalle ve Sincan Halk Eğitim Merkezlerinde görev yapan 70 giyim ve nakış öğretmeni ile bu alandaki kurslara katılan 340 kursiyer oluşturmuştur. Veriler araştırma amaçlarım gerçekleştirmek üzere hazırlanmış, aynı soruların yer aldığı öğretmen ve kursiyer anketleri ile toplanmıştır. İki bölümden oluşan anketin birinci bölümünde kişisel bilgilere, ikinci bölümünde yetişkin eğitimcisinin "İnsan İlişkileri", "Yetişkin öğretim İlke ve Yöntemleri" ve "Yetişkin Psikolojisi" boyutlarındaki yeterliklerini kapsayan toplam 57 soruya yer verilmiştir. Bu yeterliklerle ilgili öğretmen ve kursiyer görüşleri kodlanarak bilgisayarda değerlendirilmiştir. Anketteki her soruyla ilgili görüşlere ilişkin frekans ve yüzde dağılımı alınmış ve standart sapmaları hesaplanmıştır. Öğretmen ve kursiyerlerin sorular için verdikleri cevapların aritmetik ortalamaları arasındaki farkı tespit etmek amacıyla "t" testi uygulanmış ve farkın manidarlığı 0.05 anlamlılık düzeyinde kontrol edilmiştir. Her soru için beşli derecelendirme ölçeği kullanılmıştır. Araştırma da elde edilen bulgular şunlardır; 1. Halk eğitim merkezlerinde görev yapan öğretmenlerin çoğunluğu, kendilerini "büyük ölçüde" ve "tamamen" yeterli bulmaktadır, öğretmenlerin "İnsan İlişkileri", "Yetişkin öğretim İlke ve Yöntemleri" ve "Yetişkin Psikolojisi" boyutlarında kendi yeterliklerini algılamaları branşlarına göre anlamlı bir farklılık oluşturmamaktadır. Ancak öğretmenlerin yeterlik boyutlarında kendilerini algılamaları eğitim seviyelerine göre sadece "Yetişkin Psikolojisi" boyutunda farklılık göstermekte yüksek öğretim İl kurumundan mezun olmayan öğretmenler kendini, yükseköğretim kurumundan mezun olan öğretmenlerden daha yeterli bulmaktadırlar. 2.Halk eğitim merkezlerinde açılan kurslara katılan kursiyerlerin çoğunluğu, öğretmenliklerini birinci derecede "kısmen" yeterli bulmaktadırlar. Özellikle "Yetişkin öğretim İlke ve Yöntemleri" boyutunda kursiyerlerin öğretmenlerini değerlendirmelerine ilişkin görüşleri daha olumsuzdur. Kursiyerlerin "İnsan İlişkileri", "Yetiştin Öğretim İlke ve Yöntemleri", "Yetişkin Psikolojisi" boyutlarında öğretmenlerinin yeterliklerini değerlendirmelerine ilişkin görüşleri branşlarına ve eğitim seviyelerine göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. 3.Üç yeterlik boyutunda da, öğretmenlerle kursiyerlerin görüşleri arasında anlamı farklılık gözlenmektedir. Kursiyerlerin görüşlerinin öğretmenlere kıyasla daha olumsuz olduğu söylenebilir.
İşletmelerde eğitim ve geliştirme: Bir havacılık akademisi örneği
İşletmelerde eğitim ve geliştirme faaliyetleri ile çalışan becerisi ve yetkinliği artırılmakta, çalışan yeni görev ve pozisyonlara hazır hale getirilmektedir. Eğitim ve geliştirme hedefleri ile işletmenin eğitim programları arasındaki güçlü bağ sayesinde işletmede verimlilik sağlamaktadır. Bu araştırmada alanında uzman 5 eğitimci ille görüşülerek, bir havayolunun eğitim faaliyetlerinin yürütüldüğü havacılık akademisinde eğitimlerin oluşturulma ve geliştirilme süreçleri incelenerek eğitimlerin işletmeye ve çalışana katkıları ortaya konmaktadır. Bu araştırmada örnek vaka olarak incelenen havacılık akademisinde eğitimlerin oluşturulma ve geliştirilme süreçlerinde ulusal ve uluslararası standartların temel alınması havacılık sektöründe eğitimlerin etkin bir şekilde gerçekleştiğini göstermektedir. Eğitim ihtiyaç tespiti ile eğitimin nihai hedefine ulaşması, çalışanın eğitilmesi ve geliştirilmesindeki ihtiyaçların giderilmesi bakımından olumlu sonuçlar alındığı görülmüştür. E-learning öğretimin gerçekleşmesi ile işletme ve çalışan açısından verimlilik sağlandığı tespit edilmiştir.
Kurumsal eğitim planlaması ve geliştirilmesi (Çağrı merkezinde eğitim planlaması ve geliştirilmesi)
Kurumsal eğitim uygulamalarının işletmeler ve çalışanlar için ne kadar önemli bir yere sahip olduğu vurgulanmıştır. Gelişen teknoloji ile birlikte sahip olunan bilgi hızla eskimekte ve değerini yitirmektedir. Bu nedenle eğitim sadece okullarda değil yaşamın her anında var olması gereken bir değerdir. Bu çalışma kurumsal eğitimlerin planlama içeriğinin nelerden oluştuğunu ve nasıl bir gelişim içinde olduğunu açıklamaktadır. Kurumların şirket çalışan performanslarını arttırmak istemesi, bugün rekabet koşullarının sürekli olarak gelişmesi ve teknolojinin de ilerlemesi değişimi kaçınılmaz kılmaktadır. Bu nedenle kurumlar bir yandan çalışan performansını maksimum düzeyde ortaya çıkartmak, bir yandan da müşteri ile doğrudan iletişim içinde olan çağrı merkezlerinde kurumsal eğitim uygulama metotlarını açıklamaktır. İşletmelerde eğitimin önemi, niteliği özellikle planlaması ve uygulama sonuçlarının analizi çalışmanın detayını oluşturmaktadır. Genç ve dinamik çalışan kadrosunun eğitim faaliyetlerine nasıl daha fazla dahil edilebileceği açıklanmaktadır. Kurumsal eğitim perspektifinde kurumsal eğitimlerin planlaması, geliştirilmesi ve eğitin sonrası sonuçların değerlendirilmesi süreçlerine yer verilmiştir.
Roman öğrencilerin eğitime erişimleri (Fatih İlçesi Örneği)
Bu tez çalışmasında, ilköğretimde öğrenim gören Roman öğrencilerin eğitime erişimleri, onlara eğitim veren öğretmenlerin görüşlerinden hareket edilerek incelenmiştir. Öğretmenlerin, aynı okulda eğitim gören Roman olmayan öğrencilerle ilgili görüşleri de alınarak karşılaştırma yapılmıştır. Araştırmanın deney grubunu Roman öğrenciler, kontrol grubunu ise aynı okulda eğitim gören Roman olmayan öğrenciler oluşturmaktadır.Araştırma da derinlemesine niteliksel görüşme tekniği uygulanmıştır ve içerik analizi yapılmıştır.Yapılan değerlendirmeler sonucunda; Roman öğrencilerin; sosyal faaliyetlere katılım, iletişim becerileri ve kendini tanıma konuları en olumlu oldukları özelliklerdir. Çözüm odaklı olma, çevreye duyarlılık ve verimli ders çalışma konuları ise en olumsuz oldukları özelliklerdir.Roman olmayan öğrencilerin; okul kültürü, takım çalışması, verimli ders çalışma konuları en olumlu özellikler iken sosyal faaliyetlere katılım, çevreye duyarlılık ve iletişim becerileri konuları en olumsuz oldukları özellikleri oluşturmaktadır.Roman öğrencilerin en olumlu olduğu özellikler, Roman olmayan öğrencilerin en olumsuz oldukları özellikleri oluşturmakta iken. Her iki grup için de çevreye duyarlılık özelliği olumsuz olarak benzerlik göstermektedir.Anahtar kelimeler: Eğitim, eğitim hakkı, etnisite, Romanlar.
İnsan kaynakları yönetiminde işe alma ve eğitimin kariyer yönetimi ile ilişkisi, bir şirketin kariyer yönetimi üzerine inceleme
Bir örgütün verimliliğini etkileyen, devamlılığını kaliteli şekilde sağlayan en önemli faktör insandır. Bu nedenle örgütlerde insana verilen değer ve yapılan yatırım her gecen gün artmakta ve yenilenmektedir. Bu nedenle örgütler insan kaynakları birimlerine önem vermekte ve uygulamalarını desteklemektedir. Son zamanlarda örgütlerin önem verdiği en önemli uygulama kariyer yönetimidir. Çalışanlar günümüz iş yaşamında ücret, ya da sosyal imkânlar yerine örgütlerin kendilerine sağlayacakları kariyer imkânına daha fazla önem vermeye başlamıştır. Örgütler de değişen koşullarına ayak uydurmakta sağladıkları iş imkânı yanında iyi bir kariyer fırsatı da sunmaya çalışmaktadırlar.İyi bir kariyer yönetimi sağlayabilmek insan kaynakları birimleri için işe alım fonksiyonundan başlamaktadır. İşe alım fonksiyonundan başlamaktadır. İşe eleman alırken örgüt hedefleri ve stratejilerine en uygun kişiler seçilmelidir. Bunun yanı sıra kişinin beklentileri ve örgüte sağlayacakları katkı doğru analiz edilmelidir. Son yıllarda seçme ve yerleştirme fonksiyonu daha düzenli ve tarafsız uygulanır hale gelmiştir. Bu da örgütün kariyer yönetimi başarısını önemli ölçüde etkilemektedir.Kariyer yönetimini işe alım fonksiyonu kadar etkileyen diğer bir fonksiyon da eğitimdir. Bu fonksiyon çalışanları hem değişim ve gelişmelere uyumlu hale getirmekte hem de örgüt içinde yükselmelerini sağlamaktadır. Eğitim fonksiyonu sayesinde çalışanlar becerileri ve nitelikleri bakımından daha kaliteli ve başarılı hale getirilmeye çalışılmaktadır. Kariyer yönetiminin önemli parçalarından birini oluşturmakta, başarılı olması açısından önem taşımaktadır. Bu çalışmada kariyer yönetimi ile işe alım ve eğitim fonksiyonları arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışma kapsamında otomotiv sektöründen bir şirketin kariyer yönetimi incelenmiş ve bu ilişki analiz edilmiştir.Anahtar Kelime: İnsan Kaynakları, İşe Alım, Eğitim, Kariyer Yönetimi
Performans değerlendirme sonuçlarının eğitim ihtiyaç analizinde kullanılması ve bir örnek olay çalışması
Performans değerlendirme sistemi, bireysel ve örgütsel başarının artırılmasında önemli bir araçtır. Bu sistemin amaçlarına ulaşması için; etkin bir performans değerlendirme sisteminin kurulması ve sistemin takip edilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte performans değerlendirme sonuçlarının diğer İnsan Kaynakları Yönetimi fonksiyonlarına katkıda bulunacak şekilde kullanımının sağlanması önemli bir unsurdur. Performans değerlendirme sonuçları, çalışanın zayıf ve gelişime açık olduğu alanları ortaya çıkarabilmekte ve dolayısıyla bu zayıf ve gelişime açık yönlerin hangi eğitim/eğitimler ile giderilebileceği belirlenebilmektedir. Bu bağlamda; performans değerlendirme sonuçları; eğitim ihtiyaç analizine önemli girdiler sağlamakta ve eğitim ihtiyacının belirlenmesinde önemli bir rol oynamaktadır.Tez çalışması üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; performans değerlendirme kavramı, performans değerlendirme süreci, performans değerlendirme görüşmeleri ve performans değerlendirme sonuçlarının kullanım alanları; ikinci bölümde ise eğitim faaliyetleri, eğitim ihtiyaç analizi, eğitim tasarımı, eğitim yöntemleri ve performans değerlendirme sonuçlarının eğitim ihtiyaç analizinde kullanımına ilişkin araştırmalar ele alınmaktadır. Çalışmanın üçüncü bölümünde; performans değerlendirme sonuçlarının eğitim ihtiyaç analizinde kullanımına ilişkin bir örnek olay incelemesi yapılmaktadır. Bu bölümde, örnek olay incelemesi gerçekleştirilen firmanın tanıtımı, performans değerlendirme sistemi ve performans değerlendirmeden elde edilen sonuçların eğitim ihtiyaç analizinde kullanımı ifade edilmektedir.Anahtar Kelimeler: Performans Değerlendirme, Eğitim, Eğitim İhtiyaç Analizi