Mevlana Celaleddin-i Rumi

67 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Mesnevi ve bibliyoterapi

Genel olarak Bibliyoterapi duygusal ve fiziksel problemlerin tedavisinde kitapların veya kitaplarda geçen hikayelerin birey tarafından okunarak; bireyin farkındalık kazanmasını amaçlayan ve diğer terapilere yardımcı bir yöntem olarak tanımlanmaktadır. Yazınsal ve anlam olarak üstün niteliklere sahip kitapların, insan psikolojisi üzerinde iyileştirici ve de kişinin var olan potansiyellerini harekete geçirici özelliklerinin bulunduğu bilinmektedir. Kitaplar, çocuklar ve gençler için yalnızca dil gelişimi ve düşünsel güçlerini geliştirmeyi amaçlamakla kalmayıp, onların kişiliklerini biçimlendirebilmelerini, daha olumlu değerler kazanabilmelerini ve içinde yaşadıkları çevreye uyumlarını kolaylaştırmaya çalışır. Ayrıca, öyküler yoluyla, toplumun ahlak kuralları, değerleri ve yaşam tarzları, genç kuşaklara aktarılabilir. Mevlana Celaleddin Rumi'nin Mesnevi isimli eserinde geçen hikayelerinin evrensel özellik taşıması sebebiyle de bu hikayelerin psikiyatrik hastalık tanısı almış bireyler üzerinde kullanılması amaçlanmıştır. Hikayelerin, problemleri somutlaştırarak kişinin çözüm yollarına ulaşmasında etkili olduğu düşünülmüş ve bu yolla psikoterapinin yanında yardımcı olarak Mesnevide geçen hikayelerin bibliyoterapi yöntemiyle hastaya ulaştırılması sağlanmıştır. Sonraki aşamada hastayla görüşülmüş ve birebir bu hikaye ile ilgili düşünceleri sorulmuştur. Çalışmamda Eskişehir Devlet Hastanesi Psikolojik Danışma Biriminde 2015 ve 2016 yıllarında bizzat yaptığım bireysel görüşmeler ve Psikiyatri Servisinde yatan hastalarla yaptığım bireysel görüşmeler baz alınmıştır. Çalışma sırasında hastaların kimlik bilgileri ve belirgin olabilecek özellikleri çıkartılmıştır. Bu çalışmada Eskişehir'de psikolojik rahatsızlıkları nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvuran bireyler arasında yapmış olduğum Mesnevi ile Bibliyoterapi uygulamalarını ve sonuçlarını paylaşarak daha çok manevi danışmanlık ve rehberlik alanına katkı sunmayı amaçladım. Psikolojik rahatsızlıkları ile başa çıkamayıp sağlık kuruluşlarına başvuran bireyler ile yapmış olduğum Mesnevide geçen hikayeler ile bibliyoterapi uygulamalarını ve sonuçlarını paylaşarak manevi danışmanlık ve rehberlik alanında kullanılmasına örneklik teşkil etmesi amaçlanılmıştır. Anahtar Kavramlar: mesnevide geçen hikayeler, bibliyoterapi, mevlana, kişilik gelişimi

BibliyoterapiHikayeKişilik+3
Ümmügülsüm Kaya
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Mevlânâ düşüncesinde mindfulness

Mindfulness yani bilinçli farkındalık, olaylar karşısında insanın kendini mutlu, huzurlu ve sağlıklı hissetmesi için gerekli olan tutumları edindiren ve yeni olduğu varsayılan bir öğretidir. Büyük tasavvuf âlimi Mevlânâ da yüzyıllar öncesi eserleri aracılığıyla insanlara aynı tutumları edindirmeye çalıştığından, mindfulnes'ın yeni öğreti olduğu düşülmemektedir. Bu çalışmanın amacı Mevlânâ düşüncesinde mindfulness ve tutumlarının varlığı, benzerlik ve farklılıklarını tespit etmektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılarak doküman analizi ile veri toplama yoluna gidilmiştir. Mevlânâ eserleri, ulusal ve uluslararası literatür amaç kapsamında incelenmiştir. Araştırmamızın bulgularına göre Mevlânâ düşüncesindeki mindfulness'ın yeni öğreti ile genel olarak öğretilerin benzerlik gösterdiği gözlemlenmiştir. Mindfulness öğretisi tutumlarından yargılamama, başlangıç zihni, güven ve çabalamama (şükür, anda kalmak) tutumlarının genel olarak benzer olduğu tespit edilmiştir. Bu araştırmanın sonucunda Mevlânâ'nın öğretisinin insanın yaşadıkları ve yaşayacaklarının tesadüfi olmadığını, insanın düşünme yeteneğini kullanması gerektiğini, düşünürken de her şeyin Allah'ın tasarrufunda olduğunu kabul etmesi gerektiğini vurgulayan bir mindfulness öğretisi olduğu gözlenmiştir. Bunun yanı sıra, yargılamama, başlangıç zihni, güven ve çabalamama (şükür, anda kalmak) tutumlarının iki öğretide de genel olarak benzer olduğu tespit edilmiştir ancak Mevlânâ bu tutumları edindirirken Allah inancını temel almıştır. Mevlânâ'nın kullandığı yöntemin mindfulness yöntemlerinden daha etkili olduğu saptanmıştır. Dolayısıyla mindfulness öğretisinin Mevlânâ düşüncesinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Tutumları edindirirken uyguladığı yöntemleri detaylandırmak adına multidisipliner ve geniş çaplı araştırmalara ihtiyaç vardır.

Bilinçli farkındalıkMevlana Celaleddin-i Rumi
Duygu Genç
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Esîf Sıdkî Dede Divanı'nın mevlevîlik unsurları açısından incelenmesi

Bu çalışmada, 18. yüzyıl Tavşanlı Mevlevîhânesinin kurucusu ve aynı zamanda mutasavvıf şair Esîf Sıdkî Dede'nin "Esîfî Dîvânı" olarak bilinen eseri, Mevlevîlik unsurları açısından incelenmiştir. Esîf Sıdkî Dede 1698 ya da 1699'da Kütahya'nın Tavşanlı kasabasında doğmuştur. Esîf ve Sıdkî mahlaslarını kullanmıştır. Asıl adı Mehmed (Muhammed) olan şair, Halveti tarikatına mensup Bicaroğlu Arslan Bey ailesindendir. Aldığı eğitimler sonrasında Halveti olan Esîf Dede daha sonra Sâkıb Dede'ye intisap ederek Mevlevî olmuştur. Bir süre Sâkıb Dede'nin hizmetinde bulunduktan sonra Tavşanlı'da bir zaviye açarak burada şeyhlik yapmış ve burada vefat etmiştir. Mevlevî olan şairler bilindiği üzere düşüncelerini tarikat geleneği çerçevesinde şiir yoluyla ifade etmişlerdir. Bu gelenek birçok tarikatta görülmekle birlikte Mevlânâ'nın tüm dünyaca kabul görmüş şair kişiliğinin etkisiyle Mevlevîliğin en ayırt edici özelliği olmuştur. Mevlevî şairler Mevlevîlik felsefesini şiir yoluyla ifade etmişlerdir. Esîf Dede divan sahibi Mevlevî şeyhler arasındadır. Bu çalışmada öncelikle Mevlânâ ve Mevlevîlik konusu ele alınmış ardından "Esîf Divanı"nda Mevlevîlik unsurları araştırılmış ve Dîvân'da Mevlevîlik unsurları tespit edilmiştir. Dîvân gazel, murabba ve müseddes nazım şekilleriyle yazılmış yüz seksen yedi manzumeden oluşmaktadır. Bu çalışmada sözü edilen Dîvân şekil ve muhteva açısından incelendikten sonra Mevlevîlik unsurları incelenmiştir. Dîvân içerisinde kırk sekiz adet Mevlevî felsefesini yansıtan terim tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mevlânâ, Mevlevîlik, Tasavvuf, Esîf Sıdkı Dede, Dîvân, Esîfî Dîvânı, Tavşanlı Mevlevîhanesi

Divan şiiriDivanlarEsif Sıdkı Dede+5
Mustafa Özbaş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Mevlana`nın bazı kelami konulardaki görüşleri ve bunların değerlendirilmesi

Bu çalışmada Tasavvufû çevrelerde ve Anadolu kültüründe önemli bir mevkiesahip olan sûfû şair ve düşünür Mevlânâ'nın ulûhiyet tasavvurunu belirlemeye vegörüşlerini Kelâmcılarınkiyle kıyaslamaya çalışılmıştır.Tanrının varlığının ispatı ve onun sıfatları, sistemli olarak işlenmese de,Kur'ân'da da yer alır. Tanrısının varlığını ispatlamada şahit olunan güncel olaylaradikkat çeken Kur'ân, aynı şekilde onun niteliklerini de teorik ayrıntılara dalmadanpratik şekilde sunar. Kelâmcılar bu dini metinleri, Yunan Felsefesinin desteğiylerasyonel olarak ayrıntılama ve sistemleştirme yoluna giderken; Tasavvufçular Tanrıhakkında elde edilebilecek bilgiyi ruhsal arınmanın ortaya koyduğu keşfe, ilhama, yanidini tecrübeye indirgerler. Aralarındaki ayrılığın özünü de bu metot farklılığı oluşturur.İslâm itikadını rasyonel olarak açıklama ve aykırı yorumlara karşı savunmagayesini güden Kelâm İlmi ile müslümanların ahlaki bir yaşantı sürmesinin temineçalışan Tasavvuf arasında İslâm düşünce tarihi boyunca belirgin bir soğukluk varolagelmiştir. Her ne kadar başka sebepleri olsa da, problem esasen Tanrı tasavvuru veonu anlama biçimi etrafında yoğunlaştığından, tezin konusunu Mevlânâ'nın isbât-ıvâcib ve sıfatlar hakkındaki görüşleri ve bunların Kelâmcılarınkilerle mukayesesi olarakseçtik. Böylece her iki disiplinin yaklaşımlarını ve ulaştığı sonuçları görme olanağı eldeettik. Sonuç olarak ise, dış tesirlerden etkilenen her iki kanadında da, bütünüyleuzaklaşmamakla birlikte, Kur'ân'ın Tanrı düşüncesinden farklı bir çizgiye kaymışolduğunu görmüş bulunmaktayız.Anahtar Kelimeler: Allah, isbât-ı vâcib, ilâhû sıfatlar, Kur'ân, Kelâm, Tasavvuf,Yunan Felsefesi.

Allah`ın sıfatlarıKelamMevlana Celaleddin-i Rumi+3
Tuna Tunagöz
Çukurova University
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Mevlâna Celaleddin Rumi ve kozmopolitanizm

XIII. asırda yaşamış büyük İslam düşünürü ve mutasavvıf Mevlâna Celaleddin Rumi çağları aşan düşünce ve eserleriyle sadece mensubu olduğu kültür coğrafyasını değil, tüm Avrupa ve batı dünyasını etkisi altında bırakmıştır. Mevlâna, her dilden, dinden ve renkten insanı hoşgörü ve sevgi ile kucaklamış, tüm insanlığın sevgi ve hoşgörü sembolü olmuş önemli bir değerdir. Mevlâna Celaleddin Rumi'nin evrensel düşünce ve eserleri günümüzde gündemdeki yerini korumakta, her geçen gün yeni çalışmalara, farklı bakış açılarına ilham kaynağı olmaya devam etmektedir. Düşünce ve eserlerinin her asırda kendini sürekli yenilemesi, Mevlâna'nın insanlığa ait değerlerin devamını ve evrensel ilkelerini kavramasında gizlidir. Bu çalışmada Mevlâna Celaleddin Rumi'nin din, dil, ırk, ideoloji, sosyal statü ve rolden uzak tüm insanlık adına sevgi ve barış toplumunun inşası, barış ve kardeşlik içerisinde birlikte yaşama arzusu ile ilgili düşünce, mesaj ve eserleri değerlendirilmiştir. Öncelikli olarak, bireyin insanlık adı verilen büyük komüniteye aitliğinin savunulduğu, yerel nitelikteki bağlılıkların yerini evrensel bağlılığa bıraktığı, evrensel düşüncelerin benimsenerek, tüm dünyanın vatan olarak görüldüğü kozmopolitanizm düşüncesine değinilmiştir. Devamında Mevlâna Celaleddin Rumi'nin tüm insanlığa sunmuş olduğu birlik, barış, kardeşlik, hoşgörü gibi evrensel eserleri ve mesajlarıyla kozmopolitik yönü ortaya konulmuştur.

EvrensellikHoşgörüKardeşlik+2
Kadri Sargın
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessAR

شعرية التصوف بين محي الدين بن عربي وجلال الدين الرومي دراسة مقارنة

his thesis is concerned with the Poetics of Sufi.sın. Poetics as a term existing in written criticism means the act of unveiling the constituents of the literary discourse, or in another sense questioning the literary identity. in search of the roots of Poetics, scholars went back to Aristotle's, but they placed the term within the frame of literary theories. Other scholars in modern literature like Todorova drew attention to the fact that this term should be treated in a wider range. As such, Poetics in modern literary criticism became more engaged with the discourse in general be it literary or non literary. Within this concept, my thesis intends to reveal the constituents of the Sufi discourse especially that of Muhiyddin bin Arabi and Jalal din Rumi, ocusing on their literary outcome to be taken as the paradigm and matter for mywork. Being both, Ibn Arabi and Rumi, associated with two neighboring languages, I followed the methodology of comparative literature as a pathway in conducting the constituents of the discourse in addition to relying on historical consequents and their inıpact on vısıonary transformatio ns. This paper, precisely focusing on both Ibn Arabi and Rumi, finally concludes that their Sufi discourse is based on two main constituents: existence and language, knowledge and remnants. Key words: Poetics, Sufiism, Muhyidin bin Arabi, Jalal Din Ruıni

Osamah Ghalı Mohammed Alsalıhı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Celal Sılay'ın sanat ve edebiyat yazıları

Türk şiirinin önemli şairlerinden ve köşe yazarlarından olan Celal Sılay?ınhayatı, eserleri, hakkında yazılanlar, sanat ve edebiyat üzerine yazmış olduğuyazılarının toplandığı ve bu yazılarının değerlendirildiği çalışmamızda, şairin sanat ve edebiyat üzerindeki düşünceleri üzerine yoğunlaştık. Yazılarından yola çıkaraksanat ve edebiyat üzerinde belirtmiş olduğu düşüncelerini ortaya koymaya çalıştık. Sılay?ın Vatan (1940-1944), Tasvir-i Efkâr (1944-1945), Ticaret Postası (1951), Yeni Memleket (1952-1956), Yeni İstanbul (1955-1956), Yeni Gazete(1957), Her Gün (1959-1960) gazetelerinde ve Yücel (1939-1940), İnkılapçı Gençlik(1941), Demet (1943), İşte (1944), Her Hafta (1943-1950), Büyük Doğu (1950), Doğu ? Batı (1952-1955), Esi (1956) ve Yeni İnsan (1963-1971) dergilerinde yazıları yayımlanmıştır. Özellikle 1940 ve 1965 yılları arasında yoğun olarak gazete ve dergilerde yazıları yayımlanan Celal Sılay?ın sanat ve edebiyat üzerine yazıları olduğu kadartoplumun günlük sorunlarını dile getiren ve bu sorunlara çare bulmaya çalışanyazıları da yayımlanmıştır. Hatta bu yazıları sanat ve edebiyat üzerine olanyazılarından bir hayli fazladır. Ancak tezimizde sadece sanat ve edebiyat üzerine olan yazılarına yer verdik.

Abasıyanık, Sait FaikBiyografiEdebi metinler+6
Onur Altıntaş
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Mevlânâ'nın Mesnevî'sinde nesne dünyası

Mevlânã Celâlettin Rûmî'nin, şiiri ve şairlik yönü edebiyat açısından incelendiğinde onun söze ve sözcüklere kazandırdığı katkı büyüktür. Sözcüklerin yeni anlamlar kazanması, anlatımın somuttan soyuta doğru taşınması Mealânâ'nın şiir geleneğinin bir sonucudur. Mevlânâ dönemin şiir geleneğinden ciddi bir şekilde yararlanmıştır. Mevlânâ eserlerinde; halk tabirlerine, Türk geleneklerine, örflerine, inançlarına ve daha pek çok konulara yer vermiştir. Bu, Mesnevî adlı eserinde de görülmektedir. Nitekim Mevlânâ'nın Mesnevî'sine başta Türkçe ve Farsça olmak üzere pek çok şerh yapılmıştır. Bu çalışmada Ahmet Avni Konuk'un on üç cilt olarak hazırladığı Mesnevî-i Şerif Şerhi incelenerek nesneler tespit edilmiştir. Nesnelerin, bilinen ve görünen şekillerinin arka planında aslında bir içyüzü bulunmaktadır. Bu nesnelerin aslını veya içyüzünü sadece nesnenin "kendisi" itibariyle anlayamayız. Bu bakımdan bir nesnenin mahiyetinin ne olduğu sorusu bu nesnenin bulunduğu bağlamın mahiyetinin ne olduğu sorusuyla iç içedir. Bu çalışmada nesneler; metafor, metonimi, sembol ve yapısalcılık bağlamında incelenerek nesnelerin işlevselliklerinin ne olduğu sorusuna cevaplar aranacaktır. Böylece Mevlânâ'nın Mesnevî'sine farklı açıdan bakılacaktır.

MesneviMetaforMevlana Celaleddin-i Rumi+2
Zehra Bayır
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk romanında Mevlânâ ve yakın çevresi (2000-2015)

Mevlânâ, Türk kültür ve medeniyetini, fikir ve irfanını şekillendiren, tesiri yüzyıllar sonrasına da uzanan, ölümsüz bir edip ve mutasavvıftır. Onun eserleri vasıtasıyla bıraktığı tesir, önce Anadolu'ya ardından Doğu ve Batı ayırt etmeksizin bütün dünyaya yayılmıştır. Mevlânâ'nın tesir sahasının bu genişliği, hemen her alanda sanatçılara ilham kaynağı olmasını da beraberinde getirmiştir. Onun edebiyatımızdaki tesirinden hareketle bu çalışmada Mevlânâ ve yakın çevresinde olan kişilerin, Türk romanında ne oranda ve hangi bakış açısıyla ele alındığı incelenerek, söz konusu tesirin edebî sahadaki boyutlarının ortaya konması amaçlanmıştır. Bu çalışma giriş, üç bölüm, sonuç ve kaynakçadan oluşmaktadır. Çalışmanın giriş bölümünde problem durumu, malzeme seçiminde izlenen yol ve çözümleme yöntemi üzerinde durulmuş; asıl kaynakları oluşturan ve kapsam dışı bırakılan eserler hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölüm, Mevlânâ'nın Türk kültürü ve edebiyatındaki tesirlerine ayrılmış; ikinci bölümde Mevlânâ ve yakın çevresinde bulunan kişiler hakkında bilgi veren menkıbevi kaynakların ve bu kaynaklardan hareketle söz konusu şahısların tanıtılması amaçlanmıştır. Son bölümde ise Mevlânâ ve yakın çevresindeki şahıslara yaşayan roman kişileri olarak yer veren on iki roman geniş bir incelemeye tabi tutulmuştur. Yapılan incelemeler sonucunda Mevlânâ ve yakın çevresinin, eserlerde çoğunlukla menkıbevi kaynaklarda yer alan rivayetlerden faydalanılarak roman kişisine dönüştürüldüğü; fakat bu rivayetlerin yazarların amacına göre çeşitli şekillerde değiştirildiği tespit edilmiştir. Çalışmadan elde edilen en çarpıcı sonuç ise hayatı hakkında sınırlı bilgiye sahip olunan Şems-i Tebrizî'nin, romanlarda Mevlânâ'yı gölgede bırakacak ölçüde ön plana çıkarılmasıdır. Anahtar Kelimeler: Türk romanı, Mevlânâ, Bahâeddîn Veled, Şems-i Tebrizî, Kimya Hatun, Kerra Hatun, Sultan Veled, Alâeddîn Çelebi, Hüsâmeddîn Çelebi.

Alaaddin ÇelebiMevlana Celaleddin-i RumiMevlevilik+5
Fatma Şükran Elgeren
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Selçukluları Döneminde Anadolu'da Mevlevi-Ahi mücadelesi

Bu çalışmada Türkiye Selçuklu döneminde Anadolu'da Mevlana ve Ahi Evren'in birbiriyle olan mücadelelerinin çalışması yapılmıştır. Bahaeddin Veled'in fikri anlayışı sezgicilik üzerine kurulmuş felsefeci, akli ilimci ve filozoflara karşı olan bir insandı. Horasan'da Bahaeddin Veled ile Fahreddin Razi ve diğer akli ilimcilerle cereyan eden olay neticesinde Belh'ten göç etmesine neden olmuştur. Mevlana ve Ahi Evren arasındaki sosyal, dini ve siyasi mücadele bu olayın Anadolu'daki uzantısıdır. XII. yüzyılda Türkiye Selçuklu devletine gelen iki büyük şahsiyetin Konya'ya yerleşmesiyle mücadeleleri başlamıştır. Anadolu'ya gelen iki şahsiyetten biri Ahiliği kurdu, diğeri ise büyük bir tarikat lideri olmuştu. Aslında Mevlana ve Ahi Evren'in amaçları kendilerine karşı dini ve sosyal bir güç olamamasını istemeleri ve Türkiye Selçuklu devletinin siyasetinde aktif rol oynamaktı. Mevlana'nın siyasi politikası kendisine karşı iyimser olan kim olursa olsun onunla ilişki kurar bu Moğollarda olsa aynıydı. Ahi Evren ise bu durumdan rahatsız devletin bekası ve Ahilik teşkilatının gelişimini destekleyen bir siyasi politika izlemişti. II. İzzeddin Keykavus ve IV. Rükneddin Kılıçarslan iktidarlık savaşının içinde yer almaları bu durumu kanıtlar niteliktedir. Anahtar Kelime: Türkiye Selçuklu Devleti, Anadolu, Mevlana ve Ahi Evren

AhiAhi EvranAhiler+6
Ali Özdemir
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sâkıb Dede divanında Mevlânâ ve Mevlevîlik unsurları

13.yüzyılda temelleri atılan Mevlevîlik, Anadolu başta olmak üzere birçok coğrafyada yayılım göstermiştir. Osmanlı topraklarının çeşitli yerlerinde kurulan, ibadeti bir yaşam biçimi haline getiren Mevlevîhâneler, tarikatın yaygın bir hale gelmesine vesile olmuş ve yüzyıllar boyunca çok sayıda şairin yetişmesine katkı sağlamıştır. Bu şairlerden biri de 17.yüzyılda adından bahsettiren, eserlerinin ilham kaynağını Mevlevîlikten alan mutasavvıf-şair Sâkıb Dede'dir. Bu çalışmada, 17.yüzyıl şairlerinden Sâkıb Dede'nin divanı tematik yönden incelenmiştir. İncelemede divan şiirinin açıklanmasında sıkça kullanılan şerh yöntemiyle şiirdeki çağrışımları, imgeleri ortaya çıkarmaya yarayan semantik inceleme yönteminden faydalanılmıştır. Divandan seçtiğimiz bazı beyitler Mevlevîlik kavramı çerçevesinde değerlendirilmiştir. Seçilen beyitlerde Sâkıb Dede'nin penceresinden Mevlânâ ve Mevlevîliği göstermek amaçlanmıştır. Sâkıb Dede Dîvânı'nda yer alan şiirlerde Mevlevîliğin nasıl yer aldığının incelenmesi, 17.yüzyılda yaşamış büyük şairin tasavvufî şiirin dayandığı ortak temele nasıl bir katkıda bulunduğunu görmek açısından gereklidir. Bu amaca yönelik olarak söz konusu şairin şiirlerinde Mevlevîlik ile ilgili unsurlar tespit edilmiş ve çeşitli örneklerle somutlaştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sâkıb Dede, Mevlânâ, Mevlevîlik

17. yüzyılDivan edebiyatıDivanlar+5
Emine Görmez
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kütüphanesi 1907 numaralı elyazmasındaki Mevlevî âyînleri (Metin–tahlil)

Mevlâna, eserleri ve felsefesiyle, döneminde olduğu gibi, etkisi günümüze kadar süren önemli bir İslam mütefekkiridir. Mevlâna, tasavvufi bilgiyi, şiir kalıplarına dökerek başta edebiyatımız olmak üzere Fars Edebiyatını da büyük ölçüde etkilemiştir. Mevlana'nın tasavvufi görüşleri, vefatı akabinde oğlu Sultan Veled tarafından sistemleştirilerek Mevleviyye tarikatının temelleri atılmıştır. Mevlevihaneler, süreç içerisinde birçok âlimin ve sanat erbabının yetişmesine zemin hazırlayan kurumlar olmuşlardır. Mevleviyye tarikatı içinde yetişen mutasavvıflarca, semâ törenlerinde icra edilmek üzere usullü bir şekilde edebî ve musikî kaideler esas alınarak bestelenen Mevlevi âyinleri, Türk müziğinin en önemli musiki formları arasında yer almaktadır. Türk musiki geleneğinde, nota yazımı yaygınlaşmadan evvel meşk sistemi olarak adlandırılan aktarım sistemi kullanılmaktaydı. Eserlerin icrasında faydalanılan diğer bir yöntem ise eserlerin güftelerinin yazıldığı güfte mecmuaları idi. Oluşturulan bu güfte mecmuaları sayesinde, meşk sistemiyle aktarımda zincirin kopmasıyla eserlerin besteleri süreç içerisinde unutulsa bile, güftelerinin unutulması engellenmiş ve günümüze ulaşması sağlanmıştır. Güfte mecmuaları vasıtasıyla günümüze ulaşmış olan bu eserler, musikimizin de temel kaynak metinleri arasında yer almaktadır. İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kütüphanesi 1907 Numaralı Elyazmasındaki Mevlevî Âyinleri‟ni içeren bu çalışma, ilgili âyinlerin metinlerini ve bunların farklı açılardan tahlilini içermektedir. Bu hedef doğrultusunda birinci bölümünde, Mevleviyye tarikatı çeşitli yönleriyle tanıtılmış; ikinci bölümde, Mevlevî âyinlerinin beste, makam, musiki, usûl ve güfte açısından genel özellikleri ele alınmış, yazma nüshada eseri yer alan şairlerden söz edilmiştir. Bu doğrultuda İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kütüphanesi 1907 Numaralı Elyazmasında yer alıp bestesi günümüze ulaşamamış olan iki eser, döneminin üslup özellikleri de dikkate alınarak yeniden bestelenmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise, çalışmanın konusunu teşkil eden İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi ilahiyat Fakültesi Kütüphanesi 1907 numaralı elyazmasındaki Mevlevî âyinlerinin transkripsiyonlu metnine ve tercümesine yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tasavvuf Edebiyatı, Mevlevî Âyini, Mevlevî Dedeleri, Türk Klasik Musıkî Tarihi, Rauf Yektâ Bey

BestelerGüfte mecmuasıKlasik Türk müziği+6
Mete Can
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Mesnevî-i Manevî'den hareketle Mevlevîlik'te velî tipi

Türk-İran edebiyatı üzerinde büyük tesiri olan Mevlânâ Celaleddin-i Rûmî, Tanrı-âlem arasındaki ilişkiyi, kendi ruh dünyasında yeniden biçimlendirdiği hikâyeler ve manzumeler vasıtasıyla Mesnevî-i Manevî adlı eserinde aktarmıştır. Bu aktarımı Mesnevî'nin içine gizlediği hikmetler, benzetmeler, örnekler aracılığıyla gerçekleştirmiştir. Nitekim Mevlânâ'nın âlemin özü ve kitabı olarak nitelendirdiği insandan, Mesnevî'de yaratıcının âlemi husule getirme sebebi olarak bahsedilmiştir. İnsandan kasdı insan-ı kâmil olan Mevlânâ, yaşadığı ve yetiştiği muhitin siyasi, sosyal ve kültürel birikimini, aşk ve cezbeye dayanan tasavvufi fikir potasında eritmiş; felsefesini ve fikirlerini hakikatin hakikatine eren kâmiller üzerinden Mesnevî'de örneklendirmiştir. Ayrıca insan-ı kâmil olma sürecinde nefis mücadelesine önem veren Mevlânâ, insanı hakikatine ve asli vatanına ulaştıracak uyanış yolunda zaruri yapılması gereken arınma pratiklerini ve bunların ehemmiyetini vurgulamış, velî olma sürecindeki nefis terbiyesine dikkat çekmiştir. Mesnevî'de zühdî yönü ön plana çıkan zahitler ve mutasavvıfi yönü ön plana çıkan kâmiller olmak üzere iki tip tespit edilmiştir. Bu tiplerin fikrî ve ruhi olarak Mesnevî'ye katkıları çıkartılarak Mevlevîlikte velî tipi oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada, Mesnevî'de arif, şeyh, eren, hakikat, kutup olarak anılan zatların hayatı, fikirleri ve felsefeleri incelenerek Mevlevîlik'teki velîlerin nitelikleri ortaya çıkartılmıştır.

MesneviMevlana Celaleddin-i RumiMevlevilik+4
Eda Tanyıldızı
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Mevlana'da epistemolojik açıdan akıl

Bilginin nasıl ve nereden elde edildiği ve bilgiyi elde edebilmenin ölçütlerinin neler olduğu gibi epistemolojik problemler, tarih boyunca değişik yönlerden ele alınıp tartışılmıştır. Tasavvuf felsefesinin önemli şahsiyetlerinden biri olan Mevlana'nın bilgi teorisi bu açıdan incelenmeye değer bir konudur. Onun akla, filozoflara ve felsefeye dair getirdiği eleştiriler, birçok açıdan araştırmalara konu olmuştur. Biz de bu çalışmamızda, Mevlana'nın akıl, aşk ve bilgi hakkındaki düşüncelerini ve bu düşüncelerinin arka planını ele almaya çalışacağız. Bu perspektiften hareketle, çalışmamızın giriş bölümünde akıl ve bilginin yerinin ne olduğu ile ilgili bazı ilkçağ düşünürlerin yaklaşımlarına, Mevlana'nın yaşadığı dönemin sosyal ve siyasi durumu, hayatı ve eserlerine çok kısa bir şekilde yer verilmiştir. Birinci bölümde akıl ve ilişkili olduğu bazı kavramların ne olduğunu ve aşkın kavramsal çerçevesi ile bu bağlamdaki bazı görüşler ele alınmıştır. İkinci bölümde, Mevlana öncesi bazı İslam düşünürlerinin bilgi teorisi ile ilgili düşünceleri; üçüncü ve son bölümde ise Mevlana'nın akıl ve aşk kavramları hakkındaki görüşleri, epistemolojik açıdan akla ve felsefeye olan eleştirisi, aşkın yerinin ve değerinin ne olduğu gibi konular ele alınmıştır. Genel olarak bakıldığında, Mevlana, epistemolojik bir yeti olarak akla olumsuz bir rol biçmektedir. Onun, bunun yerine önerdiği ve değerli gördüğü yöntem aşk yöntemi olup, bu husus çalışmamız boyunca çeşitli açılardan tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Mevlana, İnsan, Felsefe, Metafizik, Aşk, Akıl, Bilgi.

AkılAşkBilgi+6
Nihat Kaya
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Konya ilinde bulunan Mevlana Celaleddin-i Rumi Müzesi'ne ait tavan ve duvar resimlerinin incelenmesi

Araştırmada, Konya Mevlana Celaleddin-i Rumi Müzesinde bulunan duvar ve tavan resimlerini tespit etmek, süsleme ve yapım tekniklerini belirlemek, desen ve kompozisyon özelliklerini çizim ve fotoğraflarla belgeleyerek ortaya koymak, kültürel değerlerimizi araştırarak, elde edilen bilgileri doküman haline getirmek, yeni ürünlerin oluşturulmasına kaynak hazırlamak, bu kaynakları gelecek nesillere ulaştırmak amaçlanmıştır.Çeşitli yayınlarda Konya Mevlana Müzesi Celaleddin-i Rumi Müzesi tanıtılmış olmakla birlikte duvar ve tavan resimleri, süsleme ve yapım teknikleri, desen, teknik, kompozisyon özellikleri açısından ölçüm, çizim ve fotoğraf yolu ile belgelenmemiştir.Bu nedenle böyle bir çalışmanın yapılması uygun görülmüştür.Bu araştırma sonucunda araştırma yapılan Mevlana Celaleddin-i Rumi Müzesi, Makam-ı Şerif odasında dört adet duvar resmi, bir adet tavan resmi olduğu tespit edilmiştir. Duvar resimlerinin tamamında hayali İstanbul manzarası resimlendirilmiş, açık kahverengi, koyu kahverengi, mavi, açık mavi, yeşil, açık yeşil, pembe, turuncu, siyah, beyaz ve gri renkler kullanıldığı görülmüştür. Tavan resimlerinin ise Barok tarzı süsleme usulü ile yapıldığı, açık kahverengi, koyu kahverengi, mavi, açık mavi, yeşil, açık yeşil, kırmızı, bordo, siyah, beyaz ve gri renkler kullanıldığı tespit edilmiştir.

Duvar resimleriMevlana Celaleddin-i RumiMevlana Müzesi+2
Zübeyde Taşel
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyolojik açıdan Mevlâna'nın ölüm olgusuna yaklaşımı

Ölüm, birçok düşünür ve çeşitli disiplinler tarafından ele alınan bir olgudur. Ölüm olgusu, toplumsal ve kültürel yapı ve/veya yapılara göre farklı anlamlar içerir. Sözgelimi, geleneksel toplumlar 'ölüm' ile içli dışlı iken; modern toplumlarda ölüm, en önemli korku unsurlarından birisi olarak değerlendirilmiş ve ötelenmiştir. Postmodern dönemdeki toplumsal yapı içerisinde ise ölüm, üstesinden gelinmeye çalışılan bir husus gibi değerlendirilmiştir. Bu amaçla bu dönemde 'ölüm', tüketici bedenin oluşumunda önemli bir faktör olmuştur. Bu dönemde ölümsüzlüğe ulaşmak ve yaşlanmayı geciktirmek için sağlık, beslenme ve estetik gibi alanlar önem kazanmıştır. Toplumların tarihsel süreç içerisindeki değişimine göre farklı anlamlar kazanan ölüm olgusu, bu olgu üzerindeki değerlendirmelerde bulunan düşünürlere göre de farklı anlamlar içermektedir.Ölüm olgusu üzerinde değerlendirmelerde bulunan ve yaşadığı topluma bu değerlendirmeleriyle yön veren düşünürlerden birisi Mevlâna'dır. Mevlâna'nın ölüm olgusuna ilişkin yaklaşımı, aynı zamanda bu çalışmanın temasını oluşturmaktadır. Mevlâna'ya göre ölüm, özlemin bittiği kavuşmanın başladığı 'an'dır. Modern zamanın içini boşalttığı kavramlardan biri olan ölüm olgusuna Mevlâna pozitif bir anlam yüküyle yaklaşır. Mevlâna için 'ölüm' yokluk, tükeniş ve bitiş değil, aksine bu dünya da ruhun bedene mahkum hapis hayatının sona ermesi ve hürriyetine kavuşmasıdır. Bu açıdan Mevlâna çağlar ötesinden günümüzü aydınlatacak bir bakış açısı sunar. Anahtar kavramlar: Ölüm, modernite ve ölüm, postmodernite ve ölüm, Mevlâna'ya göre ölüm, varlık-yokluk, ölüm korkusu

Din sosyolojisiMevlana Celaleddin-i RumiModernite+2
Pelin Budak
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Mevlânâ Rubâîlerinin Feridüddin Attâr' ın Mantıku't Tayr'ındaki tasavvufî mertebelere göre incelenmesi

Mevlânâ, XIII. yüzyılda yaşamış tasavvuf ve riyazet aracı başta olmak üzere hocaları ve dostu Şems'in gayretleriyle aydınlanıp kemale ermiş, sadece doğduğu yetiştiği topraklarda değil tüm dünyada; engin fikirleri ve mananın tüm güzellikleri ve sırlarını ancak sezebildiğimiz şiirleriyle tanınmış, yaşadığı dönemde sultanların, bilginlerin, halkın sevgisine kavuşmuş önemli bir inanç önderi, sufi ve şairdir. Tasavvuf, genel olarak İslâm mistizmi olarak kabul edilmekle birlikte bu hareket sahası içinde bulunan sufi / salik ise Hakk'a ulaşmaya çalışan kişi olarak yer alır. Tasavvuf yoluna giren salik, Hakk'a ulaşmak için sıkıntılara katlanıp halden hale geçerek bir mertebeye / makama ulaşır. Tasavvuf ve Mevlânâ'nın eserleri mevzunda birçok çalışma yapılmasına rağmen Mevlânâ'nın rubâîlerindeki tasavvufî mertebeleri inceleyen bir çalışmanın bulunmaması tezimizin hazırlanması için zemin hazırlamıştır. Bu çalışmada tasavvufla beslenip büyümüş bir şair olan Mevlânâ'nın rubâîlerinin Matıku't Tayr adlı eserden hareketle hangi mertebede / makamda iken söylendiği tespit edilmeye çalışılmıştır. Tezimiz beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde giriş, ikinci bölümde Mevlânâ Celâleddin Rumî'nin yaşamı, üçüncü bölümde bir nazım şekli olan rubâî, Mevlânâ'nın rubâîleri ve Mevlânâ'nın rubâîleri üzerine yapılan çalışmalar, dördüncü bölümde tasavvuf, Mevlânâ rubâîlerindeki makamların kaynakları, Feridüddin Attâr'ın Mantıku't Tayr'ında Yer Alan Tasavvufî Mertebeler ile rubâîlerdeki tasavvufî mertebeler / makamlar incelenmiş, beşinci bölümde ise bir sonuca varılmıştır. Böylece bu çalışmayla; Mevlânâ ve Mevlânâ'nın rubâîlerindeki tasavvufi mertebeler / makamlar konusuna açıklık getirilmeye çalışılmıştır.

13. yüzyılEski Türk edebiyatıFeridüddin Attar+5
Zeynep Ulviye Bulut
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mevlânâ'nın Mesnevi'sinde ahlâk felsefesi

Mevlânâ, 13. asırda yaşamış olan büyük bir düşünürümüzdür. Mesnevî isimli eseriyle, döneminde meydana gelen Moğol istilalarına karşı halka ümit aşılayan Mevlânâ, diğer taraftan Mu'tezilî ve Cebrî düşüncelere karşı da mücadele etmiştir. Mesnevî'ye bir bütün olarak baktığımızda, onun aslında güzel ahlâkı anlattığını görürüz. Bu bakımdan Mesnevî, Ahlâk Felsefesi açısından son derece önemli bir eserdir. Mevlânâ bu eserinde, Ahlâk Felsefesinin hem teorik hem de pratik birçok problemlerine temas etmiştir. Biz de bu çalışmamızda Mesnevî'de geçen bazı Ahlâk Felsefesi problemleri üzerinde durmaya çalışacağız.

Ahlak felsefesiMesneviMevlana Celaleddin-i Rumi+1
Muhammet İkbal Şen
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Mevlana Celaleddin-i Rumi`nin Mesnevi`sindeki dini motiflerin tesbiti ve değerlendirilmesi

Mevlânâ Celaleddin Rumi ve Mesnevi adlı eseri Türk - İslam kültür tarihinde önemli bir yere sahiptir. Mevlânâ devrinde var olan Budizm, Hıristiyanlık, Yahudilik, Eski Türk Gök Tanrı inancı gibi dini akımların yanında Eflatun, Yeni Eflatuncu fikirler, Sühreverdilik ve İsmaili-Batini akımlardan da etkilenmiştir. İnanç motiflerinde genellikle Vahdet'i Vücud ve İnsan-ı Kâmil doktrinlerinin etkisi görülür. İnanç motiflerinde şekilden yola çıkarak öze ulaşmaya çalışan Mevlânâ biçimden çok içeriğe önem vermiştir. Batıni felsefe inanç motiflerinin yorumlanmasında etkili olmuştur. Ayrıca dini motiflerde yukarıda saydığımız din ve felsefe sistemlerinin etkileri de görülmektedir.

BatıniDini motiflerFelsefe+4
Gül Özer
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Kültür endüstrisi bağlamında Mevlana'nın yeniden üretimi

Bu çalışma, Türkiye'de Mevlana ve onun öğretileriyle gelişen Mevlevi kültürünü, kültür endüstrisi ekseninde değerlendirmektedir. Araştırmanın kavramsal çerçevesini, Frankfurt Okulu teorisyenlerinin geliştirmiş oldukları kültür endüstrisi kavramı oluşturmaktadır. Bu bağlamda, Mevlana ve Mevlevi kültürünün yeniden üretimindeki ekonomik, politik ve kültürel boyutlar ile yeniden üretim unsurlarının eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Literatür taramasıyla oluşturulan ve söylem çözümlemesi yöntemiyle ele alınan bu çalışmanın sonucunda, kültürel endüstrinin Mevlana'yı uluslararası boyutta üretilebilen, dağıtılabilen ve tüketilebilen yapay ve taklidi bir metaya dönüştürdüğü, ekonomik, politik ve ideolojik bir araç olarak yeniden şekillendirdiği saptanmıştır. Uluslararası politik ve ekonomik ilişkiler sürecinde ve kitleleri yönlendirmede kilit olarak kullanılan Mevlana'nın, popüler kültür ürünleri, medya ve reklamlar aracılığıyla yeniden üretildiği ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Kültür Endüstrisi, Mevlana Celaleddin-i Rumi, Mevlevi Kültürü.

Kültür endüstrisiMevlana Celaleddin-i RumiMevlevilik+1
Dilsad Nağme Akbaş
Doğuş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Mevlana'nın mesnevi'sinde akıl ve gönül düalizmi

Mevlâna Horasan'ın Belh şehrinde doğmuş önemli bir Tasavvuf âlimidir. Horasan'da doğmuş olmasına rağmen, günümüzde yurt içinde ve dışında önemli araştırmalara konu olmuştur. Mevlâna'nın insana bakış açısı, hümanizme olan katkısı, yaratıcıya ulaşma yolundaki fikirleri yalnız İslam coğrafyasını değil, diğer bütün milletleri de etkilemiştir. Birçok eseri bulunan Mevlâna, özellikle Mesnevî adlı eseri ile tanınmıştır. Mesnevî 'de insanı doğru yola ulaştıracak birçok bilgi yer almaktadır. Mesnevî' nin değindiği iki temel kavram akıl ve gönüldür. Akıl, beşeri âleme ait olup, gönül ise uhrevi âleme aittir. İnsan bu dünya için aklını rehber almalıyken, uhrevi alem için ise gönlünü rehber almalıdır. Çalışmamızda Mevlâna'nın Mesnevî'sinde 'akıl' ve 'gönül'e bakış açısı araştırılmış olup bu kavramlar düalizm çerçevesinde ele alınmıştır.

AkılEski Türk edebiyatıGönül+5
Kübra Sevim
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

İslami uyanış, çoklu modernlik ve popüler kültür bağlamında mevlevi semasının dönüşümü: Afyonkarahisar örnek olayı

Bu çalışmada, İslami Uyanış, Çoklu Modernlik ve Popüler Kültür Bağlamında Mevlevi semasının dönüşümü, Afyonkarahisar şehri merkez olmak üzere incelenmeye çalışılmıştır. 13. yüzyılda Mevlana zamanında şekillenmeye başlayan Mevlevilik, oğlu Sultan Veled zamanında teşkilatlanarak, adap ve erkânı oluşturuldu. Günümüze kadar gelen bu uygulamalarda oluşan değişimlerin incelendiği bu çalışma, yaklaşık üç yılı aşan bir alan araştırması, gözlem ve görüşmelere dayanmaktadır.Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Mevlana'nın hayatı, Mevleviliğin tarihsel gelişimi; Mevlevi seması, şekillenme süreci ve çeşitleri; Mevlevilerce müziğin önemi ile Mevlevi ayinleri ele alınmaya çalışıldı. İkinci bölümde, Türkiye'nin modernleşme süreci ve bu sürece Mevlevilerin katkıları ele alındı. Üçüncü bölümde ise ilk iki bölümde verilen bilgiler ışığında Mevlevi semasının bugün geldiği durum tespit edilmeye çalışılarak, yapılan uygulamalardaki farklılıklar incelenmeye çalışıldı.Mevlevi müziği ve seması, 1925 yılında tekke ve zaviyelerin kapatılmasıyla birçok yerde unutulmaya terk edilmiştir. Fakat Afyonkarahisar'da bulunan Mevlevi ailesinin ve muhibbanlarının desteği ile post makamı manevi olarak devam etmiş ve sema zamanla dinsel bir zikir olmaktan çıkarak, gösteri niteliği kazanmıştır. Hâlen evlerinde semayı zikir olarak yapanların varlığının bilinmesine rağmen, öğrenim şekli ve semayı yapma bilincinin değiştiği de bir gerçektir.Türkçe Anahtar Kelimeler:1- Sema 2- İslami Uyanış 3- Popüler Kültür 4-Çoklu Modernlik 5- Afyon

AfyonkarahisarDini müzikMevlana Celaleddin-i Rumi+6
Hülya Uzun
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Mevlevi tarikat kültüründe kıyafetler ve sembolik anlamları

Bu araştırmada, Mevlevi tarikat kültüründeki kıyafet ve sembolik anlamları incelenmiştir. Kıyafetlerin tarihi geçmişi, Osmanlı dönemi minyatürlerinden ve yabancı ressamların tablolarından yola çıkarak bu çalışma yürütülmüş, Mevlevîlik tarikatı tarihi, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'den 1925 yılında tekkelerin kapatılışına kadar olan süre araştırılmıştır. Mevlevi tarihi ile birlikte kıyafet tarihi incelendikten sonra bu araştırmanın amacı olan ve Mevlevi dervişleri tarafından kullanılan kıyafetlerin sembolik anlamları kaynaklardan ve bilirkişilerin yardımı ile detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Bu amaca ulaşmak için, Mevlevi tarikat kültürünün ayrılmaz bir parçası olan Mevlevi dergâhlarındaki, sema ayinlerinde ve sema ayinindeki müzisyenlerin kullanmış olduğu müzik aletlerindeki semboller de incelenmiştir. Mevlevi kıyafetlerini kapsayan araştırmanın sonunda bu benzersiz kıyafetlerin birçok sembolik anlam içerdiği çalışmada bulgularla ortaya konulmuştur. Bu bulgulara göre Mevlevi kıyafetleri olan sikke, tennure, hırka, elifî nemed, deste-gül, destar giydikleri ve ayrıca sikkenin üstüne istiva çektikleri görülmüştür. Sembolik bulgulara göre sikkenin bir Mevlevi tacı olup nefsin mezar taşını, tennurenin kefeni, hırkanın nefsin mezarını, elifî nemedin Allah'ın birliğini, deste-gülün taze gül demetlerinden oluşan ilkbaharı, istivanın ise erişilen makam ve mevkii simgelediği anlaşılır. Ayrıca semahanenin kâinatı, sema ayininin ayakta Allah'a ulaşmak için onun aşkıyla dönerek yapılan bir zikir olduğu ve yeniden doğuşu simgelediği ve müzik aletlerinin de semaya eşlik ederek bu aşkı coşturduğunu simgesel olarak görmekteyiz. Osmanlı'nın son dönemlerinde Osmanlı sultanlarını, yabancı gezginleri ve ressamları etkisi altına alan Mevlevilik ve sema ayinleri günümüzde de uluslararası bilinirlik kazanmış olup, farklı millet, kültür ve dinlerin ilgisini çekmektedir. Anahtar Kelimeler: Mevlânâ, Mevlevilik, Sema, Mevlevi kıyafetleri, Mevlevi sembolleri.

Mevlana Celaleddin-i RumiMevlevi kıyafetleriMevlevilik
Mehlika Orakçıoğlu
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
10
Master'sOpen AccessTR

Mevlânâ'nın Mesnevî'sinde kötülük problemi

Kötülük probleminden bahseden farklı kişi ve düşünce ekollerinin bu probleme değişik çözüm önerileri sunduğu görülmektedir. Kötülük ve iyilik kavramlarına, bir sûfi gözüyle bakan Mevlânâ, kötülük çeşitlerinden en çok ahlâkî olanı üzerinde durur. O'nun asıl gayesi insanın mutluluğuna engel olan sebepleri belirlemek ve bunları ortadan kaldırmaktır. Mevlânâ'ya göre kötülüğe yönelten âmiller Şeytan, nefs, aklı kullanamama ve kötü çevredir. Onun düşüncesinde mutlak kötülük diye bir anlayışın yer almadığı, kötülüklere göreceli bir anlayışla bakmak gerektiği üzerinde durduğu görülmektedir.Mevlânâ Celaleddin er-Rûmî'nin Tanrı anlayışı optimisttir. Allah'ı mutlak iyi ve mükemmel varlık olarak gören Mevlânâ, O'nun takdir ettiği her şeyin de bu iyiliğin bir sonucu olduğunu düşünür. Allah'ın isim, sıfat ve fiillerinin iyiliği, O'nun iyiliğine kanıt olarak gösterilebilir. İnsanı değerli olarak yaratması da bu kanıtlardan sayılır. Mevlânâ, kötülük diye ileri sürülenlerle Tanrı'nın iyiliğini şu gerekçelerle uzlaştırmaktadır: İmtihan için kötülük, sınırlı bilgiden dolayı kötü sanılan iyilik, hikmeti kavrayamama, göreceli iyilik, iyinin kıymetinin bilinmesi için kötülük ve ruhi olgunluk için kötülük. Mevlânâ, kötülüklere karşı takınılması gereken tavır ve tutumun nasıl olması gerektiği konusunda da tavsiyelerde bulunur.Mevlânâ, felsefede kötülük problemi veya teodise olarak kabul edilen bu konuyu, kendi düşünce sistemi içinde oldukça tatmin edici bir şekilde çözmüştür. Allah sevgisini anlayışının merkezine koymuş olan Mevlânâ, kötülük problemini de bu çerçevede ele almıştır. O'na göre, Allah'ın kötülükleri vermesi (paradoksal gibi gözükse de) O'nun Kemâl'indendir.Anahtar Kelimeler: Mevlânâ, Tanrı'nın İyiliği, Kötülük Problemi, Mesnevî.

KötülükMesneviMevlana Celaleddin-i Rumi+1
Vicdan Hilal Kocabaş
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00

Related subjects