Mevlana Celaleddin-i Rumi

Bu konu başlığı altında 78 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mevlevî Menakıbnameleri ve Mevlana'nın eserleri bağlamında Orta Çağ halk inançları

Halk inançları ile ilgili yapılacak çalışmalarda önemli bir yere sahip olan Mevlevî kaynakları gerek halk inançlarının içeriği gerekse yazıldığı dönem hakkında tarihî bilgiler sunması yönüyle son derece önemli eserlerdir. Halk inançları bir toplumun tarihî derinliklerinden beslenen, kültürel ve dinî geçmişinden izler taşıyan değerlerdir. Bu nedenle Türk halk inançlarının altyapısında eski Türk inançları, Şamanizm, Budizm, Zerdüştlük, Maniheizm, Musevilik ve Hıristiyanlık gibi dinî inançlardan kalıntılar bulunmaktadır. Türkler İslâmiyet'i benimsedikten sonra bile bu dinî inanışların etkilerini yaşamlarının her alanında canlı bir şekilde sürdürmeye devam etmişler ve bir kısmını da İslâmî bir görüntüye büründürmüşlerdir. İslâmiyet'in arkasına gizlenerek yaşatılmaya başlanan bu eski inançlardan kalan motifler, bir zaman sonra İslâmiyet'in bir parçasıymış gibi kabul edilmeye başlanmıştır. İslâmiyet öncesine ait inanç unsurlarının odak noktası olan, toplumun önde gelen şahsiyetlerine yüklenen özellikler İslâmî dönemle birlikte velîler etrafında yeniden hayat bulmuştur. Nitekim tüm bu sözlü inanç motiflerinin yazıya geçirilmiş hali olan menâkıbnâmeler halk inançlarının tespiti noktasında en önemli kaynaklar arasında yer almaktadır. Yapılan bu çalışmada kaynak eser olarak Feridun bin Ahmed-i Sipehsalar'ın Risale-i Sipehsalar, Ahmed Eflâkî'nin Menâkıbü'l Ârifîn, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin Mesnevî-i Şerif ve Fîhi Mâ Fîh, Yedi Meclis, Mektuplar ve Divân-ı Kebîr, isimli eserlerinden faydalanılarak İslâm öncesi eski Türk inançları, Kur'an-ı Kerim, hadîs, Kitab-ı Mukaddes ve Türk destanî mahsullerinden kaynaklanan inanç motifleri tespit edilerek Orta Çağ halk inançları tespit edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Halk, İnanç, Menâkıbnâme, Mevlevî, Velî.

Halk inançlarıKitaplarMenkıbe+5
Zeynep İrem Yiğit
Samsun Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Mevlana'nın yapıtlarında cinsiyet kültürü

Türk-İslam kültürünün en çarpıcı açmazlarından biri de cinsiyet kültürüne ilişkin konularda geçmiş kuşaklardan devralınan değerlerin eleştiri süzgecinden geçiril(e)meyişi olabilir. Böylesine bir eleştiri, öncelikle tartışmanın kültürel köklerini geleneksel yapıtlara götürmekle, bu yapıtlara yeni bakabilmekle olanaklı olabilir. Yeni bakabilme, bir anlamıyla alışılagelen bakışların dışına çıkıp yeni düşünme yolları açabilme, farklı anlama tarzları yakalayabilme, dayatılan düşüncelerin ötesine geçebilmektir. Bu tez, 13. yüzyılın büyük sufilerinden biri olan Mevlana Celaleddin Rumi gibi yüzyıllar boyunca Anadolu'da yaşama, anlama, duyma kültürü oluşturmuş zirve bir şahsiyetin yapıtları üzerinden cinsiyet kültürüne yeniden bakabilme olanağı sağlayabilir. Çünkü Mevlana'nın yapıtları, belleklere kazınan öğretilerle, zihinlere işlenen buyruklarla, dayatılan imgelerle dişilerin ve erkeklerin benliklerinin nasıl imal edildiğine ilişkin önemli ipuçları taşıyabilir. 13. yüzyıla ait yapıtlar üzerinden cinsiyet kültürünü tartışmanın geçmişe ait olduğunu söylemek yeterli değildir. Dişilerin ve erkeklerin sorunlarını tüm karmaşıklığı içinde kavramak, bu sorunların yeni biçimler altında tekrar ortaya çıkmasını önlemek için sorunların kökenleri açıklanabilir, kültürdeki yeri araştırılabilir. Elbette, geçmişi şimdiye taşıyıp çağaşımsal/anakronik yüklemelerle Mevlana'yı yargılamak gibi bir amaç olamaz. Ne var ki Mevlana'nın yapıtlarındaki cinsiyet kültürünü ortaya çıkarıp serimlemek, buralarda olanları göstermek, tartışmak için böylesine bir çalışma kaçınılmazdır. Diğer bilim alanlarında olduğu gibi, halkbilim alanında da Mevlana'da cinsiyet kültürüne ilişkin bir çalışmaya rastlanmamakla birlikte, "kadın" konulu çalışmalar bulunmaktadır. Bunlar, "Mevlana ve Kadın" başlığı altında, "Mevlana kadınlara çok değer vermiştir," biçiminde özetlenebilecek çalışmalardır. Mevlana'nın beş yapıtı bulunmaktadır: Mesnevi, Divan-ı Kebir; Fihi Ma Fih, Mecalis-i Seba ve Mektuplar. Bu yapıtlarından hareketle, bu tezde, cinsiyet kültürü üç ayrı biçimde ele alınmaktadır. (i). İslam'i ve tasavvufi yapıtlarda cinsiyet kültürüne nasıl bakılmaktadır? (ii). Mevlana, yapıtlarında ne söylemekte, söylediklerini nasıl söylemektedir? (iii). Mevlana'nın söyledikleri günümüze nasıl taşınmaktadır? Bu tezde, Mevlana'nın yapıtlarında cinsiyet kültürü, "kadın" bakış açısıyla değil, dişilci/feminist duruşla ele alınmaktadır. Dişilcilikten/Feminizmden öğrendiklerimizle Mevlana'nın yapıtlarına baktığımızda, yapıtların tanıklıkları, şimdiye kadar bildiklerimizi çürütecek niteliktedir. Mevlana'nın yapıtlarındaki cinsiyet ayrımının ayral/istisnai ve ikincil öğeler değil, yaşantısından yapıtlarına yansıyan temel bir ilişki biçimi olduğu söylenebilir.

CinsiyetKadınlarMevlana Celaleddin-i Rumi+3
Yıldız Işık
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

"Hamdım, Piştim, Yandım": Mevlevî mutfağının zâhiri ve bâtınî rolleri

This thesis starts with the conviction that the strong role of food in traveling can be applied to historical spatio-temporal traveling. Our overarching research question is: what were the different roles played by the kitchen in Ottoman Mevlevîhânes? And our answer which formed the core of our framework was that the Mevlevî kitchen had both inner and outer roles. These roles were reflected in both the functions and the physical presence of two different kitchens in big Mevlevî tekkes known as Âsitâne. As such, Chapter One is a literature review of global food history and a comparison with the specific case of Ottoman food history. Chapter Two covers the outer role of the Mevlevî kitchen through a casestudy of the Vakıf of Mevlânâ Celâleddin Rûmî in the context of multiple crises which hit Central Anatolia in the Sixteenth and Seventeenth Centuries. Chapter Three covers the inner role of the Mevlevî kitchen known as matbah-ı şerif through a reading of major primary and secondary sources and a comparison with the relevant miniatures from an early Seventeenth century non-published Mesnevi manuscript.

Mevlana Celaleddin-i RumiHous of MevlevisMawlawiyya+5
Souhayla Taıaı
Ibn Haldun University · Medeniyetler İttifakı Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mevlevi ayinlerinin eğitim boyutu

Mevlânâ'nın ortaya koyduğu görüşleri üzerine, ölümünden sonra oğlu tarafından kurulan, daha sonra torunları tarafından geliştirilen Mevlevîlik, ılımlı yaklaşımları ve devlet adamlarıyla kurdukları sıkı ilişkiler neticesinde günümüze kadar varlığını sürdürmüştür. Adeta bir eğitim yuvası olan Mevlevîlik tekkeleri, birer enstitü ve konservatuvar niteliğindedir. Tarikatın kullandığı en önemli unsurlarından biri olan zikir ve beraberinde icra edilen musikinin verdiği o eşsiz hazla vecde gelip ekstaza ulaşmak anlamına gelen sema ayinleri, Mevlevîler için farklı bir konuma sahiptir. Dervişlerin Dergâhta türlü eğitim aşamalarından geçerek, tekbirleme töreniyle ulaştıkları dede ünvanının ardından "sema çıkarmaya" hak kazanırlar. Semanın her bir kademesi, ayrı ayrı eğitimleri ve kendine has manaları içermektedir. Biz de bu çalışmamızda, Mevlevî ayinlerinin eğitim boyutunu incelemeye çalışarak Dervişlerin Sema Törenlerine çıkana kadar maddi ve manevi manada geçirdikleri eğitim aşamalarını ve bu eğitimler neticesinde ulaştıkları makamları ele almaya çalışacağız.

Din eğitimiDini törenEğitim+4
Nurşen Şan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin Fihi Ma Fih'inde dört temel dil becerisi unsurlarının kullanımı

Ana dilinin temel becerileri okuma, yazma, konuşma ve dinleme örgün eğitim kurumlarında özellikle Türkçe öğretimi içerisinde verilmektedir. Anlama becerilerinden dinleme ile okuma, anlatma becerilerinden ise yazma ile konuşma becerileri yalnızca eğitim kurumlarında değil, eski edebi metinlerde de geçmekte olup yüzyıllar sonrasındaki okuyucularına dahi bu konuda ışık tutmaktadır. Bu çalışmada XIII. Yüzyılda yaşamış olan Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin Fih i Ma Fih'indeki okuma, yazma, konuşma ve dinleme becerileriyle ilintili ifadeler tespit edilmiştir. Tespit edilen bu becerilere Türkçe dersi (5, 6, 7, 8. sınıflar) Öğretim Programı (2018)'ndaki kazanımlarda ne derece yer verildiği ortaya konmuştur. Çalışmada doküman incelemesi yöntemi kullanılmış, eserdeki 76 bölümün tamamı taranmış, bu tarama sonucunda temel becerilerle ilgili 2135 konuşma, 177 dinleme, 106 yazma ve 95 okuma becerisi olmak üzere toplam 2513 madde tespit edilmiş, konuyla ilgili olmayan bölümler değerlendirmeye alınmamıştır. Eserde en fazla konuşma becerisiyle ilgili ifadelere rastlanmıştır. Konuşma becerisinde karşılıklı sohbet etme, eskiden beri söylenegelme, soru sorma, bir soruyu yanıtlama, güzel konuşma vurgulanmıştır. Dinleme işitme, işitmeme, kulak kesilme, dinlenileni akletme, dinlenileni hissetme anlamlarında geçmiştir. Yazma becerisi daha çok yazılı metin, dil alanına giren kelime çeşitleri, kutsal kitap, yazma aracından bahsedilerek işlenmiştir. Okuma becerisi yazılı metinden okuma, ezberden okuma, ayet okuma, okumuş olduğun metni anlama şeklinde geçmiştir. Eserde yer alan cümleler incelendiğinde, temel becerilerin Türkçe Dersi Öğretim Programı (2018)'ndaki kazanımlarla örtüştüğü görülmektedir. O halde bu tarz eserlere eğitim öğretim programlarında yer verildiğinde, öğrenciler açısından faydalı olacağı kanaati hasıl olmuştur. Anahtar Sözcükler: Fih i Ma Fih, Mevlana Celaleddin-i Rumi, Temel Dil Becerileri, Türkçe Dersi Öğretim Programı, Ana Dili Eğitimi.

Dil becerileriDilbilgisiDilbilim+5
Kübra Ünal
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mesnevî'de sağlıklı ve dengeli beslenme metaforları

Günümüzde dengesiz beslenmeye bağlı gelişen obezitenin kronik hastalıklar başta olmak üzere fizyolojik ve psikolojik rahatsızlıklara neden olması insanlığı diyet alanında yeni bir arayışa sevk etmektedir. Çalışmamız, insana ruh ve beden bütünlüğünde bakan temel İslâmî eserlerden Mesnevî-i Şerîf'te geçen sağlıklı ve dengeli beslenmeyle ilgili metaforları, diyet ve riyâzet kavramı perspektifinde inceleyecektir. Bu çalışma günümüz diyetetik alanında tartışılan 'bireysel gereksinim miktarı', 'öğünler arası ideal süre', 'homeostatik ve hedonik açlık' ile 'psikolojik durumunun beslenme üzerine etkisi'ni Mesnevî'de geçen 'nefs tezkiyesi' ve 'riyâzet' yöntemleri açısından inceleyecek, bu yöntemlerin ne ölçüde sürdürülebilir diyet başarısı ve kalıcı davranış değişikliği sağladığı sorusunu esas alacaktır. Zengin bir içeriğe sahip olan Mesnevî'yi dinamik ve güncel bir alan olan beslenme ve diyetetik alanı açısından multidisipliner bir yaklaşım ile inceleyen çalışmamız, yöntem olarak beslenme ve tasavvuf alanının temel kabullerine yönelik bir literatür taramasını esas almaktadır. Konunun diyetetik alanının güncel bilgileri ışığında, bütüncül bir şekilde incelenebilmesi için Mesnevî'de yer alan beslenme ve diyet ile doğrudan alakalı bulduğumuz tüm beyitler, mevcut olan tüm şerhlerde incelenmiştir. Çalışmamızda beyitlerin numaralandırılması Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan Veled İzbudak'ın Mesnevî tercümesi esas alınarak yapılmış olup beyit metinleri Ahmed Avni Konuk şerhinden alınmıştır.Bu çalışma sonucunda Mesnevî'de nefs tezkiyesi için kullanılan 'tedrici' ve 'mizaca uygun' riyâzet yöntemlerinin diyette sürdürülebilir davranış değişikliği için bireysel diyet planlamasına yardımcı olacak teknikler sunduğu belirlenmiştir. Bireysel gereksinim miktarını hacet hali, fuzûlî hal ve nefsâniyet hali olarak sınıflandıran Mevlâna Celâleddîn-i Rûmi(ö.672/1273)'nin iki öğün arasındaki ideal süreyi iştah-ı sadık ve kazib kavramı üzerinden değerlendirmesi intermittent beslenmeyle uyumlu uzamış açlık önerdiğine referans sayılmıştır. Psikolojik durum ve beslenme davranışları arasında pozitif bir korelasyon olduğunu söyleyen Mevlâna, ruhsal durumun yenilen gıda üzerinde müsbet ve menfi etkisi olduğunu vurgulayarak günümüz diyetetik alanına epigenetik süreç üzerinden helal gıda ve ruhsal doyum ilişkisini sunmaktadır.

BeslenmeBeslenme bozukluklarıBeslenme davranışı+3
Gülşah Derin
Şırnak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yöneticilerin psikolojik niteliklerinin Mevlana Celâleddîn-i Rûmî ve Muhyiddin İbnü'l-Arabî bakış açıları ile Allah esmaları bağlamında değerlendirilmesi

İnsanların öz varlığını anlama, kendini ve çevresini anlamlandırma çabası, doğasını bilmek isteme ve kendileşmesi süreci hem psikoloji hem de din bilimlerinin konularını oluşturmaktadır. İnsanın kendisine ait olan değerleri keşfetmesi ve yaşaması varoluş ile ilgili bir olgudur. Kişi, doğduğu andan itibaren yaşadığı dünyaya yabancılık çekmemek adına içinde varolduğu deneyimlerle öğrenmeye başlar. Jung'un arketipleri ve Muhyiddin İbnü'l-Arabî'nin Â'yân-ı Sâbite'si ve dahi Rumi'nin eserleri bunları derinlemesine ele alır. Bunun yanı sıra, insan iç dünyasında söz konusu olan gizil imgeler ile dış dünya tarafından tanınır ve dış dünyayı öğrenir. Psikoloji biliminde yapılan çalışmalar bağlamında, "teolojiyle olan yakınlık ile bilinen Jung", analitik psikolojinin temelini oluşturan ortak bilinçdışı ve arketipler kuramını, İslam dünyasında, konuyu yüzyıllar öncesinde, ilahi boyutta ele almış olan Muhyiddin İbnü'l-Arabî'nin Â'yân-ı Sâbite'si ile değerlendirmiştir. Dolayısıyla, insanın psikolojik niteliklerini ve dahi yönetici özelliklerini bu bağlamda ele almak oldukça önemlidir. İnsan ruhunu ve mesleklerin doğalarını "olması gereken bağlamında" eşsiz ve son kitap olan "Kur'ân-ı Kerîm" aracılığıyla ele almak mümkündür. Ayrıca, ömrünü bu kitaptaki mesajları deşifre etmeye ve "İslâm düşüncesinde sezginin bir çeşidi olarak ifade edilen ilham yoluyla elde ettiği" Allah'tan gelen hakikatleri yaymaya adamış Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî ve Muhyiddin İbnü'l-Arabî bakış açılarıyla incelemek doğru kanaldan önemli bilgiler sağlayabilecektir. Her bir meslek, insanlık ve toplumlar için oldukça önem arz etmekle beraber, insanlığın varoluşundan beri olan "yönetim" bağlamında konuyu ele alıp, kültüre dayalı psikoloji akımını temele alarak, insan ve yönetici niteliklerini yaradandan insana yansıyan isimler ve sıfatlar noktasında işlemek, alana yeni ve önemli bakış açıları kazandırabilecektir. Zira, daha önce yapılmış çalışmalarda böyle bir esere rastlanmamıştır. Bu tez benzer çalışmalar için öncü olması bakımından oldukça önemli görülmektedir. İnsanlar, her zaman müte'âl/aşkın olan Yüce Yaratıcı'ya inanma, O'na sığınma ihtiyacı duymuştur. Farklı coğrafyalarda ve farklı zamanlarda inanç sistemlerinin var olması, bu gerçeği ispatlar niteliktedir. Bunun yanı sıra, bir yaratıcıya inanma ihtiyacına sahip olan insanlar, bu yüceliği aynı zamanda tanıma ihtiyacı da duymuşlardır. Zira bir varlığa inanmak, onu açıklamayı gerektirir. O halde bilinmesi gereken ilk şey, her şeyin yaratıcısı olan Allah'ın bilgisidir. İslam düşüncesindeki yaygın anlayışa göre Allah, isim ve sıfatlarıyla bilinebilir. Kur'ân-ı Kerîm'e bakıldığında; Kur'ân-ı Kerîm'in Allah'ı farklı isim ve sıfatlarla insanlara tanıttığı ve bu sıfatları "el-Esmâü'l-hüsnâ" (El-esma El-hüsna) olarak isimlendirdiği görülür. el-Esmâü'l-hüsnâ terkibi, ismin çoğulu olan "esmâ" ile, "güzel", "en güzel" anlamındaki "hüsnâ" kelimelerinden oluşmuş olup, Allah'a ait tüm isimleri ifâde etmek üzere "en güzel isimler" anlamına gelmektedir. Esmâü'l-hüsnâ, Kur'ân-ı Kerîm'de Allah'ın kutsi huzuruna layık olan isimleri olarak ifade etmektedir. Kur'ân-ı Kerîm'de çokça yer alan Esmâü'l-hüsnâ, zât-ı ilâhîyi niteleyen ve tanıtan vasıflardır. Hakikaten Kur'ân-ı Kerîm'in temel konusu insanlar olsa da Kur'ân-ı Kerîm'de sıkça geçen kavram ve isimlerden biri de Allah kavramıdır. Dolayısıyla Kur'ân-ı Kerîm içerisinde yer alan tüm konular, Allah merkezli bir ifâde örgüsü içerisindedir. İslamî kültürde yer alan Esmâü'l-hüsnâ'yı anlamak, tanımak ve tanımlamak oldukça önemlidir. Mü'minler, kendilerini yaratana bu isimler ve sıfatlar çerçevesi ile inanmaktadırlar. Seyr-u sülük (tasavvuf yolculuğu ya da manevi yolculuk) şekilleri Esmâü'l-hüsnâ'ya binaen belirlenmiştir. Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî'nin eserlerinde olan konular her daim Allah'ın güzel isimleri çerçevesi içerisinde işlenmiş ve bu isimler çerçevesince değerlendirilmiştir. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, tüm sufilerin yaptığı gibi, hayata Esmâü'l-hüsnâ penceresi ile bakmaktadır. Eserlerinde bazen Allah'ın güzel isimlerinin açıklamaları yapılmakta olup bazen de bu isimlerin eşya ve olaylar üzerindeki etkisi ele alınmaktadır. Muhyiddin İbnü'l-Arabî ise eserlerinde varlık mertebeleri ve menzilleri bağlamında Esmâü'l-hüsnâ'yı incelemiştir. Bu mertebeleri, isimleri ve insan ilişkilerini irdelemiş olan Muhyiddin İbnü'l-Arabî'nin düşünceleri içerisinde, Allah ve insan-âlem irtibatı vardır. Muhyiddin İbnü'l-Arabî'nin, Şeyh-i Ekber unvanını hak etmesinin esas nedenleri arasında; İslam akidesinin temeli olan Allah-insan irtibatını, insanlık mirasını ve düşüncelerini dikkate alması ve tüm bunları evrensel bir bakış açısı ile ortaya koyması sayılabilir. Kur'ân-ı Kerîm ise insanı, kendi nefsi ve yaradılışı ile ilgili düşünmeye teşvik etmekte ve aynı zamanda, bugün bazıları bilim olarak anılan ilimleri araştırmaya sevk etmektedir. Bu çalışmada, yöneticilerin psikolojik niteliklerinin Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî ve Muhyiddin İbnü'l-Arabî bakış açılarıyla Allah esmaları bağlamında ele alınması amaçlanmıştır. Kültüre dayalı psikoloji akımı bağlamında; insanların, Allah'ın isimleri ile ifade edilmesinden hareketle Esmâü'l-hüsnâ'nın "yönetici" kişilerin özelliklerine yansıması Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî ve Muhyiddin İbnü'l-Arabî'nin bakış açılarıyla örülmüştür.

Esma-i HüsnaMevlana Celaleddin-i RumiMuhyiddin İbnü`l-Arabi+4
Okyanus Işık Seda Yılmaz
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnanç turizmi: Sufi Yolu Rotası

Anadolu, kültür ve inanç turizmi açısından zengin bir potansiyele sahiptir. Semavi dinlerden Musevilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlığın olgunlaştığı, günümüzdeki konumlarını aldıkları yer Anadolu'dur. Mevlana'nın öncülük ettiği sufizm felsefesi de Anadolu'da gelişmiş ve Anadolu dışına yayılmıştır. Avrupa Konseyi, inanç mekânlarını canlandırmak ve yeniden turizme kazandırmak amacı ile 1984 yılında kültür rotaları oluşturulması konusunda kararlar almıştır. Rotalar, tarihi ve mimari öneme sahip güzergâhların birleştirilmesi ile oluşturulmuştur. İnanç turizmi de bu rotaları oluşturan turizm türlerinden biridir. İnanç Rotaları, inanç turizmine ait somut ve somut olmayan turistik ürünleri sunmayı amaçlamıştır. Yüksek lisans tez çalışmasının konusu İnanç Turizmi: Sufi Yolu Rotası olarak belirlenmiştir. Geçmişte sufilerin kullandıkları yol güzergâhları günümüzde Sufi Yolu Rotası'nı oluşturmuştur. Sufi Yolu Rotası, sufizm felsefesini benimseyen grupların keşfederek izlediği bir inanç ve kültür rotasına dönüşmüştür. Tez çalışmasında sufizme gönül veren ve Sufi Yolu Rotası'nı kullanan grup ile iletişim kurulmuştur. Grup başkanı Sedat Çakır'ın rota ile ilgili görüşlerinden yararlanılmıştır. Sufi Yolu Rotası'nın Mevlana felsefesini benimseyen yerli ve yabancı turistler tarafından merak edildiği ve ziyaret edildiği gözlenmiştir. Ziyaretçiler, Sufi Yolu güzergâhında sufizm felsefesini içselleştirmek için sufilerin geçtikleri yolları, ibadet ettikleri mekânları, doğada Tanrı ile kurdukları iletişimin ve etkileşimin deneyimini yaşamak için bu rotayı İstanbul'dan Konya'ya kadar yürüyerek deneyimlemektedirler. Sufi Yolu Rotası, sufizm ve Mevlana felsefesini yaymak için oluşturulmuştur. Aynı zamanda bu felsefe ile ilişkilendirilmiş kent, köy ve kasabaları canlandırmayı ve turizmin bir parçası haline getirmeyi hedefleyerek oluşturulmuştur. 2014 yılında Sufi Yolu Rotası için Sedat Çakır ve eşi Iris Bezuijen çalışmalar başlatmıştır. Çalışmalar 2019 yılında tamamlanmıştır. Rota üzerinde Musevi, Hıristiyan ve Müslüman inancına ait mekânların olması da Mevlana'nın barış ve sevgi felsefesinin en güzel örneğidir. Yüksek lisans tezinin amacı Sufi Yolu Rotası'nın inanç turizmindeki yeri, önemi ve rota güzergâhının araştırılmasıdır. Tez çalışmasında, alan yazından ve rotayı deneyimleyen grupların görüşlerinden yararlanılmıştır. Araştırma yöntemi olarak keşifsel araştırma kapsamında yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Katılımcılar ile görüşmeden elde edilen bulgularda Sufi Yolu Rotası, yeni keşfedilmiş olmasına rağmen her yıl sayıları artan grupların bu rotayı izlediği gözlenmiştir.

Dini turizmMevlana Celaleddin-i RumiSufi+2
Şeyma Aytemir
Mersin University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Mehmed Murad Nakşibendî Hülâsâtü'ş-Şürûh (VI. cilt) (İnceleme-metin-sözlük)

Mevlânâ'nın Farsça telif ettiği Mesnevî, yazıldığı dönemden bu yana anlaşılmaya çalışılmış bu minvalde Mesnevî üzerine çeşitli eserler yazılmıştır. Bu eserlerin bir bölümünü şerhler oluşturmaktadır. Türk edebiyatında Mesnevî'nin tamamına yazılan şerhlerden biri 19. yüzyılda yaşayan Mehmed Murad Nakşibendî'nin Hülâsâtü'ş-Şürûh fî Nihâyeti'l-Vüzûh adını verdiği eseridir. Nakşî olan Mehmed Murad, eserinin de dîbâcesinde belirtiği üzere Murad Molla Tekkesi'nde Mesnevî dersleri verirken Mesnevî'yi baştan sona üç kere ders olarak okuttuktan sonra hatrına muhtasar bir şerh yazmak gelmiş, öğrencilerinin de talebiyle eserini kaleme almıştır. Mehmed Murad, eserin sonunda eserini tamamladığı ve dört şârihin -Ankaravî, Şem'î, Sürûrî, Şeyh Yusuf- kalemi olduğu için "ıyd-ı ekber" eylediğini ifade etmiştir. Bu çalışmada Mehmed Murad Nakşibendî'nin Hülâsâtü'ş-Şürûh fî Nihâyeti'l-Vüzûh adlı Mesnevî şerhinin altıncı cildi ele alınmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde Mehmed Murad Nakşibendî'nin hayatı ve eserleri, ikinci bölümde Hülâsâtü'ş-Şürûh fî Nihâyeti'l-Vüzûh'un altıncı cildinin çeşitli yönlerden incelenmesi yapılmıştır. Üçüncü bölümde eserin altıncı cildinin çeviri yazı metnine, dördüncü bölümde metinden oluşturulan kelime anlamları, murad ve eş anlamlı kelimeler sözlüğüne yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mevlânâ, Mesnevî, Mehmed Murad Nakşibendî, Hülâsâtü'ş-Şürûh, şerh, VI. Cilt

Divan şiiriMevlana Celaleddin-i RumiMuhammed Nakşibendi+2
Karden Karakoç
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mevlana Celaleddin Rûmi'de bilgi problemi

Antik Çağ'dan itibaren felsefe tarihinin ele aldığı en temel problemlerden biri bilgi problemidir. Birçok düşünür gibi Mevlana Celaleddin Rûmi de bilgi problemine ışık tutmaya çalışan düşünürlerden birisi olmuştur. Mevlana, bilginin neliğini ve değerini ele alırken felsefi bir tartışma amacı gütmemiştir. Mevlana'nın bu konudaki gayesi insanlara dünya ve ahiret saadetini sağlayacak yetkinlikteki bilgilerin neler olduğuna dair insanlara kılavuzluk etmektir. Bilgiyi gönüllerin yaşayışı olarak vasıflandıran Mevlana; cüz'i ve külli akılla ilintili olarak farklı bilgi tasniflerinden bahsetmektedir. Bahsedilen bu bilgi türlerini doğruluk ve güvenilirlik açısından da değerlendirerek hakiki bilgi kavramını ön plana çıkarmıştır. Mevlana'ya göre hakiki bilgi insanın gönlünü aydınlatıp Allah'ı hakkıyla tanıyıp bilmeye yarayan bilgilerdir. Hakiki bilgilerin elde edilebilmesi için de insana düşen gönlünü bir ayna gibi parlatıp bilgiye hazır hale getirmektir. Mevlana Celaleddin Rûmi, bilgi ile aşk arasında kurduğu bağ ile dikkat çekmektedir. Mevlana aşkı evrenin yaratılış sebebi olarak görmekte ve aşkın bilgisiz olamayacağını savunmaktadır. Bilgisiz sevgi olmayacağı gibi sevgisiz de kâmil insan olmak mümkün değildir. Anahtar Kelimeler: Mevlana, Bilgi, Değer, Akıl, Beden, Hakiki, Gerçek, Gönül, Aşk.

Bilgi felsefesiDin felsefesiMevlana Celaleddin-i Rumi
Halime Yıldırım
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mesnevî adlı eseri bağlamında Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin tarih kullanımı

Kendisi bizâtihi bir tarihçi olmayan Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Mesnevî adlı eserinde tarih biliminin inceliklerinden faydalanmıştır. Söylenişten ziyade anlam üzerine yoğunlaştığı bu eserinde, tarihî olay ve anlatımlara geniş yer vermiştir. Düşüncelerini insanlara beyan etmek ve ikna kabiliyetini arttırmak için tarih bilimini bir alternatif olarak görmüştür. Bugün Mevlânâ'nın bakış açısının, sadece yaşamış olduğu coğrafyada değil dünyanın pek çok yerinde kabul gördüğünü göz önünde bulundurduğumuzda, tarih anlatımının gücünü doğru yönde kullandığı sonucunu çıkarabiliriz. Hayatta olduğu dönemde kendisini bir tarihçi olarak tanımlamadığı gibi sonrasında da ona böyle bir sıfat atfedilmemiştir. Bizâtihi tarihçi olmaması hasebiyle, geleneksel ve çağdaş tarih anlayışları içerisinden bir veya birkaçını benimsemiştir demek doğru olmayacaktır. Ancak üslup ve anlatım tarzını analiz ederek, bu tarih anlayışlarından hangileri ile aynı doğrultuda hangileri ile zıt olduğu tespit edilebilir. Mevlânâ'nın Mesnevî'deki anlatımlarında genel itibariyle tarihsiz tarih yaklaşımına göre hareket ettiği söylenebilir. Onun, yalnızca tarih değil aynı zamanda mekân ve kişi gibi tarihi bir bilim yapan temel kavramlara da büyük oranda yer vermediği tespit edilmiştir. Rivayetleri doğrudan nakletmek yerine yaşadığı toplumun gözünden yansımalar ile eserine almıştır. Mesnevî'de tarihi derinlemesine işlemiş olan zatın tarihî anlatımları nasıl ele aldığını, kendi eklemeleri ve üslubuyla okuyucusuna nasıl sunduğunu analiz etmek, bir tarihçiye muhakkak yeni bakış açıları sunacaktır.

MesneviMevlana Celaleddin-i RumiTarih felsefesi+2
Zeynep Sezer
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Depresyon ve anksiyete bozukluğu olan çocuklarda mesnevi okumalarının etkileri

Depresyon insanlarda günlerce, aylarca hatta yıllarca süren özgüvende azalma, hayattan zevk almama, umudunu kaybetme ve isteksizlik olmasıdır. Anksiyete bozukluğunun genel olarak tanımlaması bireyin günlük yaşantısında karşılaştığı bir durumu veya nesneyi mevcut halinden çok daha tehlikeli görme, durumdan/nesneden gereğinden çok fazla kaygı duyması durumudur. Bibliyoterapi, okuma materyalinden faydalanılarak ortaya çıkan tedavi sürecini ifade eder. Çocuklar için bu süreç, duygusal, ruhsal ve sosyal kaygılar hakkında düşünmesine, anlamasına ve üzerinde çalışmasına yardımcı olur. Çalışmamızda depresyonu veya anksiyete bozukluğu tanısı olan hastalara Mesnevi okuma terapisi yapılarak kontrol grubu ile arasında fark olup olmadığını tespit etmek amaçlandı. Depresyon veya anksiyete bozukluğu tanısı olan hastalarda okuma terapisinin hastalığın iyileşmesine katkıda bulunması hedeflenmektedir. Çalışmamızın hasta ve kontrol grubu Mart 2022 ve Aralık tarihleri arasında Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları polikliniğine başvuran, klinik olarak hafif depresyon veya anksiyete bozukluğu tanısı konan (13-18 yaş) 40 hastadan oluşmaktadır. Hastaların 20'si Mesnevî okunan grubu, 20'si ise kontrol grubunu oluşturmaktadır. Her iki gruba çalışmaya başlanırken ve bir aylık izlem sonunda; çocuklarda anksiyete ve depresyon ölçeği-yenilenmiş (ÇADÖ-Y), çocukluk çağı kaygı bozuklukları özbildirim ölçeği (KAY-BÖ), çocuklarda depresyon ölçeği (ÇDÖ) testleri yapıldı.Bu çalışmaya yaşları 13 ile 17 yıl (Ort. = 15,13 ± 1,38 yıl) arasında değişen, 35'i (% 87,50) kız ve beşi (% 12,50) erkek olmak üzere 40 hasta dahil edilmiştir. Çalışma grubunun Mesnevî okunduktan sonra ÇADÖ-Y, sosyal anksiyete bozukluğu, OKB, yaygın anksiyete bozukluğu, majör depresif bozukluk ve ÇDÖ ölçekleri puanlarında anlamlı bir düşüş olduğu görüldü (sırasıyla, p<0,01; p<0,001; p<0,01; p<0,01; p<0,05; p<0,01). Çalışma grubunun Mesnevî okunduktan sonra KAY-BÖ ölçeğinde anlamlı değişim saptanmadı (p>00,5).Çalışma ve kontrol gruplarının ÇADÖ-Y, sosyal anksiyete bozukluğu, obsesif kompulsif bozukluk, panik bozukluk ve majör depresif bozukluk sonuç puan ortalamaları kıyaslandığında çalışma grubunun ortalamalarının anlamlı olarak daha düşük olduğu görüldü (sırasıyla, p<0,01; p<0,01; p<0,05; p<0,01; p<0,001). Çalışma ve kontrol gruplarının KAY-BÖ, panik bozukluk, yaygın anksiyete bozukluğu ve sosyal anksiyete bozukluğu sonuç puan ortalamaları kıyaslandığında çalışma grubunun ortalamalarının anlamlı olarak daha düşük olduğu görüldü (sırasıyla, p<0,01; p<0,01; p<0,05; p<0,01). Çalışma ve kontrol gruplarının ÇDÖ sonuç puan ortalamaları kıyaslandığında çalışma grubunun anlamlı olarak daha düşük olduğu saptandı (p<0,01). Kontrol grubunun ÇADÖ-Y, ayrılık anksiyetesi bozukluğu, sosyal anksiyete bozukluğu, OKB, panik bozukluk, yaygın anksiyete bozukluğu, majör depresif bozukluk ve ÇDÖ ölçeklerinin başlangıç ve sonuç puan ortalamalarında anlamlı bir değişim yoktur (p>0,05). Kontrol grubunun KAY-BÖ, panik bozukluk, seperasyon ve sosyal anksiyete bozukluğu başlangıç ve sonuç puan ortalamalarında puanlarında anlamlı bir artış olduğunu göstermektedir (sırasıyla, p<0,001; p<0,05; p<0,01; p<0,001). Sonuç olarak bibliyoterapi yöntemiyle Mesnevi okumanın çocuklarda depresyon ve anksiyete semptomlarını iyileştirmede anlamlı derecede iyileştirici katkısı bulunmaktadır

AnksiyeteAnksiyete bozukluklarıBibliyoterapi+4
Sipil Gençeli
Necmettin Erbakan University
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kültürel miras unsurlarının destinasyon imajındaki rolü: Sema törenleri üzerine bir araştırma

Turizm, ekonominin en dinamik sektörlerinden biri olması nedeniyle, tüm olguyu, nedenlerini ve etkilerini analiz etmeye ve açıklamaya yönelik çok sayıda araştırma bulunmaktadır. Ancak turizm araştırması sadece bazı ekonomik göstergelerle ilgili değildir. Çünkü elle tutulur ve istatistiksel sonuçların ötesinde, bu sonuçların elde edilmesine yol açan bazı etkili faktörler vardır. Bu faktörlerden bazıları insanları seyahat etmeye iten sebepler ve motivasyonlardır. Bu sebeple turizm de en önemli figür hiç kuşkusuz turisttir. Turistler, ihtiyaçlarını karşılamak için turizm endüstrisinin onlara sunduğu her şeyi araştıran, analiz eden, satın alan, ziyaret eden ve geri bildirimde bulunan kişilerdir. Sürekli değişen ve gelişen bir dünyada, modern turistler seyahat etmeye karar verirken sadece bir oda ve yiyecek satın almakla kalmıyorlar. Aynı zamanda turistler gerçek bir deneyim aradıkları için, sektör paydaşlarının bu endüstrinin başarısını sağlamak ve yeni trendlere ayak uydurmaları büyük önem arz ediyor. Bu deneyimin bir turizm destinasyonunda kazanıldığı gerçeği göz önüne alındığında, birçok araştırmacı, hem turistik destinasyonun kendisini hem de herhangi bir destinasyon imajının diğer destinasyonlarla rekabet edebilmek için dikkate alması gereken diğer temel hususları tanımlamaya çalışmıştır. Destinasyon imajının bilişsel ve duyuşsal yönler içeren çok boyutlu bir yapısı vardır. Bir yerin imajı, bir kişinin o yer hakkında sahip olduğu izlenimlerin, fikirlerin ve inançların toplamıdır. Turistlerin ve dağıtımcıların ürün veya destinasyon hakkında olumlu veya olumsuz bir önyargısıdır. Bu bağlamda araştırma, sema törenlerini deneyimlemiş 70 turistle derinlemesine görüşmeler yapılarak gerçekleştirilmiştir. Katılımcı verilerinin analizindeki ifadelerden 4 boyut ve 13 tema oluşturulmuştur. Bulgular sonucunda sema deneyiminin destinasyon imajı üzerindeki rolü tartışılmıştır.

DestinasyonKültürel mirasMevlana Celaleddin-i Rumi+5
Yeter Çan Domruk
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mevlânâ'da eğitici değerler ve dil

Araştırmanın amacı, (ilk 14 cildini Tâhirü'l-Mevlevî ve son 4 cildini Şefik Can'ın yaptığı 18 ciltlik) Şerh-i Mesnevî'de yer alan tahkiyeye dayalı metinleri ve bu metinler vasıtasıyla aktarılmak istenilen iletileri tespit etmek ve Mevlânâ tarafından bilinçli bir şekilde kurgulanan bu metinlerin bir değer eğitimi yöntemi olarak nasıl kul-lanıldığını sorgulayarak metinler vasıtasıyla benimsenmesi ve sakınılması istenilen te-mel değerleri tespit etmektir.Çalışmada betimsel tarama modeli ve yakın okuma yaklaşımı kullanılarak metin ?kısmen toplum ve yazar- merkezli bir okuma yapılmış ve eserde 370'i ana, 80'i mesel getirme maksatlı ara olmak üzere toplam 450 metin, eserde yer aldığı beyit numaralarıy-la birlikte tespit edilmiştir. Tespit edilen tahkiyeye dayalı metinler, en küçük eylem bi-rimi kabul edilen epizotlarına ayrılmış ve her metnin ?aktarılmak istenilen iletiler?i tes-pit edilmiştir. Çalışmanın esasını teşkil eden Mesnevî'de Tahkiyeye Dayalı Metinlerde Değer Eğitimi bölümünde ise verilerin analiz edilmesinde sistematik tahlil yöntemine başvurulmuş, aynı değeri işleyen tahkiyeye dayalı metinlerden hareketle o değerin Mev-lânâ'da nasıl işlendiği ve ne anlama geldiği belirlenmeye çalışılmıştır.Çalışmanın evrenini bir bütün olarak ?değerler?, ?değer eğitimi? ve Mevlânâ'nın Mesnevî'si, örneklemini ise Tâhirü'l-Mevlevî ve Şefik Can'ın Şerh-i Mesnevî'si ve eserde yer alan tahkiyeye dayalı metinler oluşturmaktadır.Şerh-i Mesnevî'de dinî ve tasavvufî değerler aşk, çalışkanlık, sır saklama, bilgi ve akıl, pişman olmak, tevazu ve cömertlik gibi benimsenmesi istenilen 26 değer ile kibir, dünya malına aldanma, zulüm, kin ve intikam; hırs, açgözlülük ve hile gibi sakı-nılması istenilen 43 değer tespit edilmiştir.Çalışmada Mevlânâ'nın dile ve Türkçeye bakışına da kısa bir yorum getirilerek Mevlânâ'nın eserlerinde Türkçenin bir kültür dili olarak yerinin tespit edilmesine yöne-lik ciddî bir çalışmaya ihtiyaç duyulduğu vurgulanmış ve çalışmanın sonunda Şerh-i Mesnevî'deki tahkiyeye dayalı metinlerin Türkçe Eğitimi'nde dört temel dil becerisi, dilbilgisi ve drama etkinlikleri ile temel evrensel ve insani değerlerin kazandırılmasında kullanılması önerilmiştir.Anahtar Sözcükler: Mevlânâ, Mesnevî, Tahkiye, Epizot, Değer Eğitimi.

DeğerlerDeğerler eğitimiEğitim+3
Gülşah Durmuş
İnönü University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mesnevi'de ibadetler ve tasavvufi ahlak

Bu tez çalışmasında Mesnevîdeki ibâdetler, inanç esasları, tasavvufî makamlar ve hâlleri, Hz. Mevlânâ'nın dilinden nakledilmeye çalışılacaktır. Günümüzde Hz. Mevlânâ'nın ifadelerinin farklı nakledilmesi, İslâm'dan uzak ya da ılımlı İslâm çatısı altında gösterilmesi bizi böyle bir çalışmaya yönlendirmiştir. Ilımlı İslâm çerçevesinde "Ne olursan ol gel" hiçbir şey yapma anlayışı ile doldurulan bu yaklaşımın Hz. Mevlânâ'nın İslâm anlayışı ile örtüşmediği tezimizde savunulmaktadır. Mesnevî'yi okurken Hz. Mevlânâ'nın kendine özgü bir üslubu ve dilinin ağır olduğu görülmektedir. Böylece Mesnevî'deki kavramların yorumlanması kişiden kişiye farklılaşabilmektedir. Hz. Mevlânâ'nın Mesnevî'de "Ney"'in feryadından bahsederken: "Herkes kendi zannınca benim dostum oldu ama kimse içimdeki sırları araştırmadı." ifadeleri aslında Hz. Mevlânâ'da kendi devrinde bile anlaşılmadığı sonucuna götürmektedir. Çünkü Hz. Mevlânâ'nın Mesnevî'yi bir eğitim metodu olarak yazdığını düşünmekteyiz. Bu durum tezin önemini daha da arttırmaktadır. Bu çalışma birçok tasavvufî kavramın yanı sıra Hz. Mevlânâ'nın ısrarla üstünde durduğu hususlar: "Namaz nasıl kılınır?", "Orucu ne bozar?" gibi ilmihâl anlatımları değil, daha çok mânâ yönüdür. Böylece bu çalışma Mesnevî'ye aşina olmayanların Mesnevî ruhunu anlamasına da katkı sağlayacaktır. Hz. Mevlânâ beyitler arasında birden fazla örneklendirme yaparken tekrar konunun özüne dönmektedir. Bu da Mesnevî'nin sohbet edasında birbiri ardını tamamladığını söyleyebiliriz. Tezimizde Mesnevî'nin altı cildinden günümüzde sıkça sorgulanan konular üzerinde yoğunlaşmıştır. Bu çerçevede kaza ve kader, îmân, tevhid, rızık, tevbe, şükür, ihlâs ve samimiyet, takva ve teslimiyet, ibâdetler, akıl, kalp aşk ve muhabbet konuları ele alınmıştır. Veled İzbudak'ın çevirisi üzerinden yaptığımız bu çalışmamızda Mesnevî içinde geçen Türkçe "Tanrı" kelimesine dokunulmamış ancak bizim yazdığımız metinler üzerinde lafzatullah kastedildiğinde cins isim yerine "Allah" lafzı tercih edilmiştir.

AhlakDin-ahlak ilişkisiMesnevi+3
Berk Yayman
Hitit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mesnevi ve bibliyoterapi

Genel olarak Bibliyoterapi duygusal ve fiziksel problemlerin tedavisinde kitapların veya kitaplarda geçen hikayelerin birey tarafından okunarak; bireyin farkındalık kazanmasını amaçlayan ve diğer terapilere yardımcı bir yöntem olarak tanımlanmaktadır. Yazınsal ve anlam olarak üstün niteliklere sahip kitapların, insan psikolojisi üzerinde iyileştirici ve de kişinin var olan potansiyellerini harekete geçirici özelliklerinin bulunduğu bilinmektedir. Kitaplar, çocuklar ve gençler için yalnızca dil gelişimi ve düşünsel güçlerini geliştirmeyi amaçlamakla kalmayıp, onların kişiliklerini biçimlendirebilmelerini, daha olumlu değerler kazanabilmelerini ve içinde yaşadıkları çevreye uyumlarını kolaylaştırmaya çalışır. Ayrıca, öyküler yoluyla, toplumun ahlak kuralları, değerleri ve yaşam tarzları, genç kuşaklara aktarılabilir. Mevlana Celaleddin Rumi'nin Mesnevi isimli eserinde geçen hikayelerinin evrensel özellik taşıması sebebiyle de bu hikayelerin psikiyatrik hastalık tanısı almış bireyler üzerinde kullanılması amaçlanmıştır. Hikayelerin, problemleri somutlaştırarak kişinin çözüm yollarına ulaşmasında etkili olduğu düşünülmüş ve bu yolla psikoterapinin yanında yardımcı olarak Mesnevide geçen hikayelerin bibliyoterapi yöntemiyle hastaya ulaştırılması sağlanmıştır. Sonraki aşamada hastayla görüşülmüş ve birebir bu hikaye ile ilgili düşünceleri sorulmuştur. Çalışmamda Eskişehir Devlet Hastanesi Psikolojik Danışma Biriminde 2015 ve 2016 yıllarında bizzat yaptığım bireysel görüşmeler ve Psikiyatri Servisinde yatan hastalarla yaptığım bireysel görüşmeler baz alınmıştır. Çalışma sırasında hastaların kimlik bilgileri ve belirgin olabilecek özellikleri çıkartılmıştır. Bu çalışmada Eskişehir'de psikolojik rahatsızlıkları nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvuran bireyler arasında yapmış olduğum Mesnevi ile Bibliyoterapi uygulamalarını ve sonuçlarını paylaşarak daha çok manevi danışmanlık ve rehberlik alanına katkı sunmayı amaçladım. Psikolojik rahatsızlıkları ile başa çıkamayıp sağlık kuruluşlarına başvuran bireyler ile yapmış olduğum Mesnevide geçen hikayeler ile bibliyoterapi uygulamalarını ve sonuçlarını paylaşarak manevi danışmanlık ve rehberlik alanında kullanılmasına örneklik teşkil etmesi amaçlanılmıştır. Anahtar Kavramlar: mesnevide geçen hikayeler, bibliyoterapi, mevlana, kişilik gelişimi

BibliyoterapiHikayeKişilik+3
Ümmügülsüm Kaya
Hitit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mevlânâ düşüncesinde mindfulness

Mindfulness yani bilinçli farkındalık, olaylar karşısında insanın kendini mutlu, huzurlu ve sağlıklı hissetmesi için gerekli olan tutumları edindiren ve yeni olduğu varsayılan bir öğretidir. Büyük tasavvuf âlimi Mevlânâ da yüzyıllar öncesi eserleri aracılığıyla insanlara aynı tutumları edindirmeye çalıştığından, mindfulnes'ın yeni öğreti olduğu düşülmemektedir. Bu çalışmanın amacı Mevlânâ düşüncesinde mindfulness ve tutumlarının varlığı, benzerlik ve farklılıklarını tespit etmektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılarak doküman analizi ile veri toplama yoluna gidilmiştir. Mevlânâ eserleri, ulusal ve uluslararası literatür amaç kapsamında incelenmiştir. Araştırmamızın bulgularına göre Mevlânâ düşüncesindeki mindfulness'ın yeni öğreti ile genel olarak öğretilerin benzerlik gösterdiği gözlemlenmiştir. Mindfulness öğretisi tutumlarından yargılamama, başlangıç zihni, güven ve çabalamama (şükür, anda kalmak) tutumlarının genel olarak benzer olduğu tespit edilmiştir. Bu araştırmanın sonucunda Mevlânâ'nın öğretisinin insanın yaşadıkları ve yaşayacaklarının tesadüfi olmadığını, insanın düşünme yeteneğini kullanması gerektiğini, düşünürken de her şeyin Allah'ın tasarrufunda olduğunu kabul etmesi gerektiğini vurgulayan bir mindfulness öğretisi olduğu gözlenmiştir. Bunun yanı sıra, yargılamama, başlangıç zihni, güven ve çabalamama (şükür, anda kalmak) tutumlarının iki öğretide de genel olarak benzer olduğu tespit edilmiştir ancak Mevlânâ bu tutumları edindirirken Allah inancını temel almıştır. Mevlânâ'nın kullandığı yöntemin mindfulness yöntemlerinden daha etkili olduğu saptanmıştır. Dolayısıyla mindfulness öğretisinin Mevlânâ düşüncesinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Tutumları edindirirken uyguladığı yöntemleri detaylandırmak adına multidisipliner ve geniş çaplı araştırmalara ihtiyaç vardır.

Bilinçli farkındalıkMevlana Celaleddin-i Rumi
Duygu Genç
Hitit University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mevlana'nın Mesnevi'sinde kötülük problemi

?Mevlana'nın Mesnevi'sinde Kötülük Problemi? adlı bu çalışma, Mevlana'nınMesnevi' sinin kendine özgü yapısında kötülük, kötülük sorunu kavramlarını ve bunlarınİslam düşüncesindeki konumu itibariyle nasıl ele alındığını ve düşünce dünyasınasağlamış olduğu katkıyı araştırmaya ve açıklamaya çalışır.Tez dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümü; konunun anlaşılmasınısağlayacak kavramsal bilgileri açıklamaya yöneliktir. Bu nedenle bu bölümde, felsefi birkavram olarak kötü nosyonu, kötülük kavramları ve kötülük sorunu hakkında temelbilgiler verilmiştir.Araştırmanın ikinci bölümünde, konunun İslam düşüncesinde nasıl ele alındığıaraştırılmıştır. Ayrıca İslam düşüncesinin temelini oluşturan Kur'ân'da, İslamfelsefesinde ve Kelâm ilminde kötülük sorununa nasıl yaklaşıldıgı üzerinde durur.Araştırmanın asıl konusunu teşkil eden üçüncü ve dördüncü bölümler,Mevlana'nın Mesnevi'sinde kötülük ve kötülük sorununun incelenmesine ayrılmıştır.Üçüncü bölümde Mevlana'nın Mesnevi'sinde kötülük kavramı ele alınmış; ve buyapılırken Mesnevi merkezli olarak kötülük kavramının çesitleri analiz edilmiştir. Sonbölümde ise, kötülük probleminin Mesnevi'de İslam düşüncesinin ana argümanlarınındayanağı olan Kur'ân, ve bunların farklı formlarda tezahürü olan İslam felsefesi veKelâm ilminde merkezli olarak nasıl ele alındığı incelenmiş ve genel kodlarıilişkilendirilerek sunulmuştur.Sonuç olarak bu çalışma; evrensel bir düsünce adamı olan Mevlana'nınMesnevi' sinin incelenmesine ve ?Kötülük Sorunu? çalışmalarına katkı sağlamayıamaçlar.Anahtar Kelimeler: Mevlana, Mesnevi, iyilik ve kötülük, Kötülük Sorunu, Teodise,İslam felsefesi

KötülükMesneviMevlana Celaleddin-i Rumi
Rıdvan Gelir
Çanakkale Onsekiz Mart University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Esîf Sıdkî Dede Divanı'nın mevlevîlik unsurları açısından incelenmesi

Bu çalışmada, 18. yüzyıl Tavşanlı Mevlevîhânesinin kurucusu ve aynı zamanda mutasavvıf şair Esîf Sıdkî Dede'nin "Esîfî Dîvânı" olarak bilinen eseri, Mevlevîlik unsurları açısından incelenmiştir. Esîf Sıdkî Dede 1698 ya da 1699'da Kütahya'nın Tavşanlı kasabasında doğmuştur. Esîf ve Sıdkî mahlaslarını kullanmıştır. Asıl adı Mehmed (Muhammed) olan şair, Halveti tarikatına mensup Bicaroğlu Arslan Bey ailesindendir. Aldığı eğitimler sonrasında Halveti olan Esîf Dede daha sonra Sâkıb Dede'ye intisap ederek Mevlevî olmuştur. Bir süre Sâkıb Dede'nin hizmetinde bulunduktan sonra Tavşanlı'da bir zaviye açarak burada şeyhlik yapmış ve burada vefat etmiştir. Mevlevî olan şairler bilindiği üzere düşüncelerini tarikat geleneği çerçevesinde şiir yoluyla ifade etmişlerdir. Bu gelenek birçok tarikatta görülmekle birlikte Mevlânâ'nın tüm dünyaca kabul görmüş şair kişiliğinin etkisiyle Mevlevîliğin en ayırt edici özelliği olmuştur. Mevlevî şairler Mevlevîlik felsefesini şiir yoluyla ifade etmişlerdir. Esîf Dede divan sahibi Mevlevî şeyhler arasındadır. Bu çalışmada öncelikle Mevlânâ ve Mevlevîlik konusu ele alınmış ardından "Esîf Divanı"nda Mevlevîlik unsurları araştırılmış ve Dîvân'da Mevlevîlik unsurları tespit edilmiştir. Dîvân gazel, murabba ve müseddes nazım şekilleriyle yazılmış yüz seksen yedi manzumeden oluşmaktadır. Bu çalışmada sözü edilen Dîvân şekil ve muhteva açısından incelendikten sonra Mevlevîlik unsurları incelenmiştir. Dîvân içerisinde kırk sekiz adet Mevlevî felsefesini yansıtan terim tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mevlânâ, Mevlevîlik, Tasavvuf, Esîf Sıdkı Dede, Dîvân, Esîfî Dîvânı, Tavşanlı Mevlevîhanesi

Divan şiiriDivanlarEsif Sıdkı Dede+5
Mustafa Özbaş
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin Mesnevî-i Ma'nevî adlı eserinde çevre bilinci

İnsanlık tarihi incelendiğinde, biyoçeşitliliğin günümüzde her zamankinden daha hızlı azaldığı; ormanların ve habitatların bilinçsizce yok edilmesiyle vahşi hayvanların insan yerleşimlerine daha çok yaklaştığı görülmektedir. Günümüz bulaşıcı hastalıklarının birçoğu hayvanlardan insanlara geçmektedir. Nesli tükenmekte olan vahşi hayvanların avlanması ve satılması, hayvanlardan insanlara virüs bulaşma riskini artırmaktadır. Ayrıca insan kaynaklı iklim değişiklikleri, yaban hayvanlarının yeni yerlere göç etmesine ve daha önce karşılaşmadıkları diğer türlerle etkileşime girmelerine neden olmaktadır. Bu da yeni hastalıkların ortaya çıkma ihtimalini artırmaktadır. Unutmamalıdır ki yeni enfeksiyonların ve pandemilerin ortaya çıkışını önlemek, doğal hayatı ve biyoçeşitliliği korumakla, iklim değişikliğini en aza indirmekle mümkün olacaktır. İnsanoğlu, bu noktada geleceği adına, dünya ile yeni ve uyumlu bir tavır geliştirmek zorunda olduğunun bilincinde olmalıdır. Her geçen gün bu durum daha iyi anlaşılmakta ve buna bağlı olarak özellikle ekoloji alanında yapılan bilimsel çalışmaların sayısının arttığı görülmektedir. Bu çalışmalar genellikle ekolojik problemleri analiz etme, disiplinler arası çalışma ve model sunma şeklinde gruplandırılmaktadır. Bu çalışmada, günümüzde karşılaştığımız bu sorunlar bağlamında Mevlânâ'nın düşünceleri ele alınacaktır. Mevlânâ; bilgi, hikmet ve deneyimlerinin yanı sıra kendine özgü üslubuyla, mantıksal çıkarımlarıyla ve zengin kurgusuyla dönemine ve çağımıza etki eden önemli bir figür olduğu için seçilmiştir. Araştırma konusunda, Mevlânâ çevreyi ve yaşamı anlatırken hep tabiattan benzetmeler yaparak çözümünü ortaya koyar. Canlı-cansız varlıkları birbirlerine benzeterek, birini diğerinden ilham alarak açıklar ve evrendeki döngüyü, birbirine olan bağlılığı anlatır. Mevlânâ'ya göre hayat bir gayeye atfedilmiş ve her yerde var olan faaliyettir. Mevlânâ,doğadaki canlı ve cansız varlıkları anlatımına katarak, doğayla tabii çevrenin ve canlı-cansız tüm tabiatın değerine ve önemine dair görüşlerini dile getirerek, özgün çevrecilik anlayışını da sergilemektedir. Bu çalışma, önceki araştırmalardan farklı olarak, çevresel ve ekolojik sorunları Mevlânâ'nın Mesnevî-i Ma'nevî'si üzerinden değerlendirerek tasavvuf alanında ele alıyor. Bununla evrene karşı merhametli, saygılı ve özenli bir tutum geliştirmeye ve hassas bir çevre bilinci oluşturmaya katkı sağlanması amaçlanıyor. Çünkü çok kapsamlı bir sorun olan ekolojik problemler; hukukî, ahlakî ve diğer önlemlerin yanı sıra dinî düşünce tarzına da ihtiyaç duyuyor.

EkolojiMesneviMevlana Celaleddin-i Rumi+3
Nurhayat Özden
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mehmet Abdulkadir Keçeoğlu'nun (Yaman Dede) hayatı ve şiirlerindeki tasavvufî ögeler

Allah, Peygamber, Mevlânâ muhibbi Yaman Dede (Mehmet Abdulkadir Keçeoğlu öl. 1962), 17 Temmuz 1887'de Ortodoks Rum Kilisesine mensup bir ailede Kayseri/Talas'ta doğmuştur. Babası iplik tüccarı Yuvan Keçeoğlu, annesi Afurani Keçeoğlu'dur. Henüz on aylıkken Kastamonu'ya taşındı. İlk tahsilini Rum Ortodoks Mektebinde tamamlamıştır. 1907 yılında Kastamonu İdadisinden birincilikle mezun olup 1909 yılında başladığı İstanbul Dârulfünûn Hukuk Fakültesinden 1913 yılında mezun olup aynı yıl Beyoğlu Birinci Hukuk Mahkemesi zabıt kâtipliğine tayin edilmiştir. Kısa bir müddet bu görevini ifa ettikten sonra avukatlık yapmaya başlamıştır. 1931 yılından sonra Üsküdar Rum Karma İlkokulunda öğretmenliğe tayin edilip, vefat edene kadar çeşitli okullarda öğretmenlik yapmıştır. Mevlânâ Celâleddi-i Rûmî (öl. 1273) ve Mesnevî'nin etkisiyle 1942 yılında Müslüman olmuştur. Bundan sonra hocası Ahmed Remzi Akyürek (öl. 1944) tarafından "Yaman Dede" mahlası ile anılmaya başlanmıştır. 1961 yılında İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü'nde Edebiyat ve Farsça derslerine giren Yaman Dede, 3 Mayıs 1962 tarihinde Çamlıca'da vefat etmiş, cenazesi İstanbul/Üsküdar, Karacaahmet mezarlığına defnedilmiştir.

Mevlana Celaleddin-i RumiTasavvufŞiir
İhsan Koçak
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mevlana'nın Mesnevi'sinden seçmelerin bulunduğu çocuk kitaplarının çocuk eğitimi ve çocuk edebiyatı açısından incelenmesi

Bu çalışmada, Mevlana'nın Mesnevi'sinden seçmelerin yer aldığı farklı yayınevi tarafından hazırlanmış çocuk kitaplarının çocuk eğitimi ve çocuk edebiyatı açısından incelenip değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yapılan çalışma betimsel bir çalışma olup betimsel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çocuklar için hazırlanan 12 adet Mesnevi'den seçmeler çocuk kitabı, içerisinde yer alan toplam 243 metin ile birlikte çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Çalışmanın verileri belgesel tarama yöntemiyle toplanmış, verilerin çözümlenip yorumlanması sürecinde de içerik analizi metodundan yararlanılmıştır. Çalışmada ilk olarak çocuk edebiyatı ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgilere yer verilmiş; Mevlâna, hayatı, Mesnevi'si, düşünce yapısı ve eğitim anlayışıyla anlatılmaya çalışılmıştır. Ardından çalışmanın amacı doğrultusunda örneklemi oluşturan çocuk kitaplarında yer alan metinler, çocuk eğitimi yönüyle ve çocuk edebiyatının ilkeleri göz önünde bulundurularak incelenmiştir. Bulgular, Mevlana'nın Mesnevi'sinden seçmelerin yer aldığı çocuk kitaplarının genel olarak çocuklara kazandırılmak istenen pek çok değeri içinde barındıran zengin bir kaynak olduğunu ve çocuk edebiyatı niteliklerine büyük ölçüde uygun özellikler taşıdığını göstermektedir. Buna karşın bazı metinlerin, öncelikle Mesnevi'nin çocuklar için yazılmış bir eser olmaması ve bu metinleri çocukların düzeyine uyarlarken gerekli hassasiyetin gösterilmemesi sebebiyle çocuklar için uygun olmadığı saptanmıştır. Bu açıdan yayınevleri arasında da bazı farklılıklar görülmüştür. Bundan hareketle Mevlana'nın Mesnevi'sinden seçmelerin yer aldığı çocuk kitaplarının, çocuklar için gerekli hassasiyetle düzenlenip hazırlandığı takdirde değerler eğitiminin verilebileceği bir araç ve Türkçe eğitimi materyali olacağı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar sözcükler: Çocuk edebiyatı, çocuk kitapları, değerler, eğitimi, Mevlana, Mesnevi, Türkçe eğitimi

Değerler eğitimiKitaplarMesnevi+6
Zeynep Zuhal Eğridere
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ahmed Yesevî'nin Dîvân-ı Hikmet'i ve Mevlânâ'nın Mesnevî'sinde insan

Türk kültür ve еdеbiyat tаrihindе kаrşılаştırmalı çаlışmalar önеmli bir yеr tutmаktadır. Türklеrin tarih bоyunca fаrklı cоğrаfyаlаrda dеvlеt kurduğu düşünüldüğündе gerek şаhsiyet gerek eser odaklı kаrşılaştırmalı çаlışmaların zorunluluğu аnlаşılacaktır. Türklerin fаrklı аsırlar ve mеkânlаrda hüküm sürmüş оlsаlar bilе yаşayış tarzı vе еserleri arаsındaki benzerlikler, aynı kültürel köklerden beslenildiği ve etkilenildiğini оrtayа kоymaktadır. Çalışmаnın konusu bu bаğlamda fаrklı asırlаrda ve coğrаfyalarda yaşаyan ve ürün veren iki önemli Türk mutаsavvıfı olаn Ahmed Yesevî ve Mevlânâ arаsındaki benzerlik ve fаrklılıklardır. Böylece iki bilgеnin yetiştiği çеvrе, gördüğü eğitim, hocaları ve önceden bеlirlenmiş bаzı konulаrdaki görüşleri dikkatе alınarak ikisinin arasında ortak bir bаğın kurulmаsı amaçlanmaktadır. Çаlışmada, Ahmеd Yesevî vе Mеvlânâ'nın hаyatı, yеtiştiği ortаm, ilim tаhsili ve esеrleri üzеrindе kısа bilgilеr vеrildikten sonrа ikisi arаsındaki benzerlikler ve fаrklılıklar tespit еdilmeye çаlışılmıştır. Üstеlik her iki mutаsavvıfın en çok bilinen eserleri olmаsı açısındаn Ahmed Yesеvî'nin Dîvân-ı Hikmеt ile Mеvlânâ'nın Mеsnevî'si de mеtin incеlеmе yöntеmiyle ele alınarak "insan" konusuyla ilgili tespitler yаpılmıştır. Özellikle insаna ait bazı olumlu ve olumsuz аhlâkî özellikler, insаnın mahiyeti ve tаsnifi üzerinde durulmuştur. Kаrşılaştırma nеticesindе bu iki tаsavvuf еhlinin hаyatı, düşüncеsi ve еsеrlеrinde birçok ortаk noktaların ve benzеrliklеrin olduğu bеlirlеnmiştir. Bahusus Dîvân-ı Hikmet ve Mesnevî'nin, farklı dil, zamаn ve coğrafyalarda kaleme alınmasına rağmen yazılış gayesi ve beslendiği kaynak açısından benzenlikler taşıdığı tespit edilmiştir. Ayrıca Ahmed Yesevî ve Mevlânâ'nın insаna bakışlarının da birçok noktada birleştiği sonucuna varılmıştır. Bu çаlışmanın dinî tasavvufî halk edebiyatı bаşta olmаk üzere ve ileride yapılаbilecek benzer karşılaştırmalı araştırmalara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Ahmed YeseviDivan-ı HikmetKarşılaştırmalı analiz+4
Darkhan Abıshev
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mevlana`nın bazı kelami konulardaki görüşleri ve bunların değerlendirilmesi

Bu çalışmada Tasavvufû çevrelerde ve Anadolu kültüründe önemli bir mevkiesahip olan sûfû şair ve düşünür Mevlânâ'nın ulûhiyet tasavvurunu belirlemeye vegörüşlerini Kelâmcılarınkiyle kıyaslamaya çalışılmıştır.Tanrının varlığının ispatı ve onun sıfatları, sistemli olarak işlenmese de,Kur'ân'da da yer alır. Tanrısının varlığını ispatlamada şahit olunan güncel olaylaradikkat çeken Kur'ân, aynı şekilde onun niteliklerini de teorik ayrıntılara dalmadanpratik şekilde sunar. Kelâmcılar bu dini metinleri, Yunan Felsefesinin desteğiylerasyonel olarak ayrıntılama ve sistemleştirme yoluna giderken; Tasavvufçular Tanrıhakkında elde edilebilecek bilgiyi ruhsal arınmanın ortaya koyduğu keşfe, ilhama, yanidini tecrübeye indirgerler. Aralarındaki ayrılığın özünü de bu metot farklılığı oluşturur.İslâm itikadını rasyonel olarak açıklama ve aykırı yorumlara karşı savunmagayesini güden Kelâm İlmi ile müslümanların ahlaki bir yaşantı sürmesinin temineçalışan Tasavvuf arasında İslâm düşünce tarihi boyunca belirgin bir soğukluk varolagelmiştir. Her ne kadar başka sebepleri olsa da, problem esasen Tanrı tasavvuru veonu anlama biçimi etrafında yoğunlaştığından, tezin konusunu Mevlânâ'nın isbât-ıvâcib ve sıfatlar hakkındaki görüşleri ve bunların Kelâmcılarınkilerle mukayesesi olarakseçtik. Böylece her iki disiplinin yaklaşımlarını ve ulaştığı sonuçları görme olanağı eldeettik. Sonuç olarak ise, dış tesirlerden etkilenen her iki kanadında da, bütünüyleuzaklaşmamakla birlikte, Kur'ân'ın Tanrı düşüncesinden farklı bir çizgiye kaymışolduğunu görmüş bulunmaktayız.Anahtar Kelimeler: Allah, isbât-ı vâcib, ilâhû sıfatlar, Kur'ân, Kelâm, Tasavvuf,Yunan Felsefesi.

Allah`ın sıfatlarıKelamMevlana Celaleddin-i Rumi+3
Tuna Tunagöz
Çukurova University
2005
00

İlgili konular