Mikrosertlik

71 theses under this subject heading

Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Dual cure bulk-fıll kompozit rezinlerin farklı zaman aralıklarında nanosertlik değerlerinin in vitro olarak incelenmesi

Giriş ve Amaç: Bu çalışmada dual cure bulk-fill kompozit rezinlerin farklı zaman aralıklarında nanosertlik değerlerinin in vitro olarak incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada deney grubunda Fill-Up, HyperFIL, Cention N dual cure bulk fill kompozit rezinler ve kontrol grubunda ışıkla sertleşen bir bulk-fill kompozit rezin olan Reveal HD'nin nanosertlik değerleri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Gereç ve Yöntem: Çalışmada deney grubunda Fill-Up, HyperFIL, Cention N dual cure bulk fill kompozit rezinler ve kontrol grubunda ışıkla sertleşen bir bulk-fill kompozit rezin olan Reveal HD'nin nanosertlik değerleri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Fill-Up, Cention N ve HyperFIL kompozit rezinlerin universal rengi Reveal HD nin ise A2 rengi kullanılmıştır. Deney grubunda kullanılacak olan dual cure bulk-fill kompozitler 2 alt gruba ayrılmıştır. 1. grup LED ışık kaynağı ile polimerize edilmiş, 2. grubun ise üretici firmaların talimatları doğrultusunda kimyasal olarak polimerizasyonları sağlanmıştır. Deney grubundaki kompozit rezinler 5 ve 10 mm olmak üzere iki farklı derinlikte silindirik pleksiglas kalıplara yerleştirilmiştir. Kontrol grubunda ise 5 mm derinliğinde kalıplar kullanılmıştır ve polimerizasyonları LED ışık kaynağıyla sağlanmıştır. Örneklerin alt ve üst yüzeylerinin nanosertlik değerleri polimerizasyonlarından 24 saat ve 7 gün sonra Mustafa Kemal Üniversitesi Teknoloji ve Ar-Ge Uygulama ve Araştırma Merkezinde bulunan Hysitron TI 950 TriboIndenter cihazı kullanılarak ölçülmüştür. Her bir örneğin alt yüzey sertlik değeri üst yüzey sertlik değerine bölünerek polimerizasyon dereceleri hesaplanmıştır. Bulgular: Çalışmamızda veriler %95 güvenle SPSS 21 programı kullanılarak analiz edilmiştir. İstatistiksel değerlendirmeler sonucunda sertlik ölçümü ve polimerizasyon derecesi bulgularına göre dual cure bulk-fill kompozit rezinlerin ışıkla veya kimyasal olarak polimerizasyonlarından 24 saat sonra ve 7. günde ölçülen nanosertlik değerleri ve polimerizasyon dereceleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık görülmemiştir. HyperFIL ve Fill-Up dual cure bulk-fill kompozit rezinlerin ışıkla polimerizasyonlarının nanosertlik ve polimerizasyon derecesi değerlerine bir etkisinin olmadığı görülmüştür. Cention N dual cure bulk-fill kompozit rezin ise bir ışık kaynağı ile polimerize edildiğinde daha yüksek nanosertlik ve polimerizasyon derecesi değerleri elde edilmiştir. Gruplar markalara göre kıyaslandığında her iki polimerizasyon şeklinde de en yüksek nanosertlik ve elastik modül değerlerinin Cention N'e ait olduğu görülmüştür. Işıkla polimerize edilen grupta en yüksek polimerizasyon derecesi değerlerini Cention N gösterirken, kimyasal olarak polimerize edilen grupta ise en yüksek polimerizasyon derecesi değerleri HyperFIL'e aittir. Sonuç: Sonuç olarak test edilen dual cure bulk-fill kompozit rezinlerin 24 saat sonra nihai sertliklerine ve polimerizasyon derecelerine ulaştıkları tespit edilmiştir. Cention N en yüksek sertlik ve polimerizasyon derecesi değerlerini göstermiştir.

Dental materyallerDiş hekimliğiKompozit reçineler+3
Eda Özdemir
Hatay Mustafa Kemal University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bakır ve alaşımlarının sürtünme karıştırma kaynağı ile birleştirilmesi ve kaynak parametrelerinin mikroyapı ve mekanik özelliklere etkisinin araştırılması

Bu çalışmada 3 mm kalınlığındaki bakır ve pirinç levhalar (bakır-bakır ve pirinç-pirinç) üç farklı devir (710-900-1120 d/d) ve ilerleme hızı (31,5, 40, 50, 80 mm/d) kullanılarak sürtünme karıştırma kaynağı (SKK) ile birleştirilmiştir. Birleştirme işlemi dikey başlı üniversal freze tezgahı kullanılarak yapılmıştır. Kaynaklı numunelerin mekanik özelliklerini tespit etmek amacıyla çekme, eğme ve mikrosertlik deneyleri yapılmıştır. Ayrıca kaynak bölgelerinde mikroyapı incelemeleri ve yüzey pürüzlülük ölçümleri yapılmıştır. Elde edilen deney sonuçlarına göre; Bakır ve alaşımları SKK ile başarılı bir şekilde birleştirilmiştir. Parçaların eğme, çekme ve mikro sertlik değerleri kaynak ısısı ve porozite miktarına bağlı olarak değiştiği tespit edilmiştir. Yüzey pürüzlülük değerleri ise düşük ilerleme hızlarında artmış ve yüksek ilerleme hızlarında ise azalmıştır.

Eğilme dayanımıMikrosertlikMikroyapı+2
Hasan Murat Öztemiz
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Kronik sistemik hastalığı olan çocuklarda düzenli olarak kullanılan ilaçların restoratif materyallerin fiziksel özelliklerine olan etkisinin değerlendirilmesi

Bu in vitro çalışmada sıklıkla reçete edilen pediatrik ilaçların, dental restoratif materyallerin yüzey özelliklerine ve renk değişimine etkisinin karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. 10 mm çapında ve 2 mm yüksekliğinde teflon kalıplar kullanılarak 7 farklı dental restoratif materyalden (FU; Filtek Ultimate, AC; ACTIVA Bioactive-Restorative, AD; Admira Fusion X-Tra, BII; Beautifil II, EQ; Equia Forte, FII; Fuji II, FIX; Fuji IX) disk şeklinde toplam 525 örnek elde edilmiştir (n=75). Örneklerin yüzey pürüzlülüğü, yüzey mikrosertliği ve renk analizi için başlangıç ölçümleri yapılmıştır (n=25). Daha sonra restoratif materyaller, farklı etken maddeli 5 pediatrik ilaç solüsyonuna daldırılmıştır (n=5): Aerius (antihistaminik), Atarax (anksiyolitik), Ferro Sanol B (antianemik), Keppra (antiepileptik), Ventolin (bronkodilatör). Daldırma siklusu günde 3 defa 2 dakika olacak şekilde dört hafta boyunca gerçekleştirilmiştir. Tüm örnekler için ölçümler tekrarlanmış ve veriler istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Pediatrik ilaçlar, BII ve FIX gruplarının yüzey pürüzlülük değerlerini anlamlı bir şekilde arttırmıştır (p<0.05). Ventolin, restoratif materyallerin yüzey pürüzlülüğünü en çok etkileyen solüsyon olmuştur (p<0.05). Aerius, Atarax, Keppra ve Ventolin solüsyonlarına maruz kalan restoratif materyallerin mikrosertlik değerleri istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde azalmıştır (p<0.05). Pediatrik ilaçlar FU, BII, EQ ve FII gruplarının mikrosertlik değerlerini anlamlı bir şekilde azaltmıştır (p<0.05). Renk değişimi açısından restoratif materyalleri en fazla etkileyen solüsyon Ferro Sanol B olmuştur. En yüksek ΔE değeri ise FII grubundan elde edilmiştir (p<0.05). Bu çalışmadan elde edilen sonuçlar, pediatrik ilaçların restoratif materyaller ile etkileşime girerek, materyalin renk stabilitesini ve yüzey özelliklerini etkileyebileceğini göstermektedir.

Biyomedikal ve dental materyallerDental materyallerDental restorasyon+5
Merve Yaman
Gaziantep University
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Yeni geliştirilen ev tipi beyazlatma jelinin diş yüzey pürüzlülüğü, mikrosertliği ve renk değişimi üzerine etkisi

Bu çalışmada kitosan ve teobramin içeren, yeni geliştirilen deneysel beyazlatma jelleri ile %6 oranında HP içeren BioWhiten ProHome ve %16 oranında KP içeren FGM Whiteness Perfect ev tipi beyazlatma jellerinin diş yüzey pürüzlülüğü, mikrosertliği ve renk değişimi üzerine olan etkilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Mikrosertlik ve yüzey pürüzlülüğü ölçümü için 96 adet üst santral keser diş kullanıldı, dişlerin kuron kısımları kök kısımlarından ayrılarak labial yüzeyleri dışarıda kalacak şekilde her biri ayrı ayrı otopolimerizan akrilik rezin içerisine gömüldü. Akrilik bloklar numaralandırılıp, işaretlenerek 2 farklı gruba ayrıldı (n=48). Renk analizi için ise 48 adet üst santral keser diş gruplar halinde kron kısımları açıkta bırakılarak silikon ölçü maddesine gömüldü. Daha sonra her bir grup beyazlatma jelleri uygulanmak üzere gruplara ayrıldı (n=12). Beyazlatma uygulaması öncesi profilometre ile yüzey pürüzlülüğü, Vicker' s test cihazı ile mikrosertlik ölçümü ve spektrofotometre ile renk ölçümü yapıldı. DKP (Grup 1)'ye %16 oranında KP içeren deneysel jel, DHP (Grup 2)' ye %6 oranında HP içeren deneysel jel, BİO (Grup 3)'ya %6 oranında HP içeren BioWhiten ProHome ve FGM (Grup 4)' ye %16 oranında KP içeren FGM Whiteness Perfect ev tipi beyazlatma jelleri uygulandı. Mikrosertlik ve yüzey pürüzlülüğü testleri beyazlatma öncesi, sonrası ve beyazlatma uygulaması bittikten 14 gün sonra aynı şartlar altında yapıldı. Renk analizleri ise 14 gün süren beyazlatma tedavisi öncesinde, uygulama sırasında (7. gün), uygulama bittikten 24 saat sonra ve sonrasında takip eden 7. ve 14. günlerde yapıldı. Sayısal değişkenlerin normal dağılıma uygunluğu Shaphiro Wilk testi ile test edildi, normal dağılıma sahip değişkenler için ANOVA ve Post-Hoc Bonferroni testleri kullanılırken, grup içi karşılaştırmada Paired t testi kullanıldı. Renk analizinde normal dağılmayan değişkenler için Kruskal Wallis ve Dunn çoklu karşılaştırma testleri ve Wilcoxon testi kullanıldı. p < 0.05 anlamlı kabul edildi. Beyazlatma sonrası mikrosertlik değerlerinde tüm gruplarda istatistiksel açıdan anlamlı olmayan bir artış görülmekle birlikte, beyazlatma uygulamasından 14 gün sonra mikrosertlik değerlerinde tüm gruplarda istatistiksel açıdan anlamlı olmayan bir azalma tespit edildi (p > 0.05). Yüzey pürüzlülüğü değerleri arasında gruplar arası karşılaştırmada beyazlatma öncesi ile sonrası ve beyazlatma uygulaması bittikten sonra 14 günlük takip sonrası istatistiksel açıdan anlamlı bir fark vardı (p < 0.05). Tüm gruplarda etkin beyazlatma tespit edildi, en yüksek etkinlik FGM (Grup 4)' de görüldü (p < 0.05). Sonuç olarak teobramin ve kitosan içeren deneysel jellerin etkin beyazlatma sağladığı, diş yüzey pürüzlülüğü ve mikrosertliği üzerinde herhangi bir olumsuz etkiye neden olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Hidrojen peroksit, teobramin, kitosan, karbamid peroksit, mikrosertlik, yüzey pürüzlülüğü, vital beyazlatma

Diş beyazlatmaDiş renk değişikliğiDişler+7
Safiya Temizyürek
Gaziantep University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı vital beyazlatma ajanlarının uygulanması sonrasında deneysel nanohidroksiapatit jel kullanımının mine yüzeyinde oluşturduğu fiziksel ve morfolojik değişimlerin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı %40 Hidrojen peroksit içeren iki farklı vital beyazlatma ajanı uygulaması sonrası deneysel nanohidroksiapatit jel kullanımının mine yüzeyinde oluşturduğu fiziksel ve morfolojik değişimlerin incelenmesidir. Çalışmamızda 52 adet çürük, çatlak, hipoplastik defekt içermeyen periodontal nedenler ile çekilmiş insan üst keser dişi kullanıldı. Dişler köklerinden ayrılarak, kuron kısımları bukkal yüzeyi üstte kalacak şekilde akrilik rezine gömülerek yüzey standardizasyonu için polisaj yapıldı. Kitosan ilave edilmiş nanohidroksiapatit (n-HA) tozu üretildi. Elde edilen toz fosfat tamponlu salin solüsyonu ile karıştırılarak jel şekline getirildi. Dişler dört gruba ayrıldı. Gruplara sırası ile Biowhiten İn-office % 40 n-HP (Grup B), Opalescense Boost %40 PF (Grup O), Biowhiten İn-office %40 + n-HA jeli (Grup Bn), Opalescense Boost %40 PF + n-HA jeli (Grup On) ajanları uygulandı. Diş yüzeylerinden beyazlatma öncesi, sonrası ve beyazlatmadan 1 hafta sonra olacak şekilde; renk, yüzey mikrosertliği ve yüzey pürüzlülüğü (Ra) ölçümleri yapıldı. Her gruptan üç örneğin SEM/EDS analizi ve elemental haritalama analizi yapıldı. Mine yüzeylerinin Ca/P oranları değerlendirildi. Yüzey mikrosertliği ve yüzey pürüzlülüğü sonuçları için istatiksel olarak tekrarlı ölçümlerde varyans analizi, ikili karşılaştırmalarda ise Bonferroni testi kullanıldı. Örneklerin renk değişimi (∆E) açısından incelenmesi için Welch ANOVA testi kullanıldı. Anlamlılık p<0.05düzeyinde değerlendirildi. Grupların beyazlatmadan hemen sonra ve beyazlatmadan 1 hafta sonra ölçülen renk değişimleri, mikrosertlik ve pürüzlülük değerleri arasında fark görülmedi(p>0.05). Bütün gruplarda beyazlatma tedavisi sonrası gözle görülür renk değişimi tespit edildi (p<0.05). Tedavi grupları arasında renk değişimi açısından fark tespit edilmedi (p>0.05). Beyazlatma sonrası test grupları kıyaslandığında, sadece Grup O'da Ra değerinde artış gözlendi (p<0.05). Grup On, Grup O'ya göre istatistiksel olarak daha düşük Ra değeri gösterdi (p<0.05). Beyazlatma işleminden hemen sonra tüm gruplarda mikrosertlik değerinde azalma görüldü (p<0.05). Grup O; beyazlatma işlemi sonrası en düşük mikrosertlik değeri gösterdi (p<0.05). Grup Bn, Grup B'ye göre istatistiksel olarak daha yüksek mikrosertlik değeri gösterdi (p<0.05). Grup On, Grup O'ya göre istatistiksel olarak daha yüksek mikrosertlik değeri gösterdi (p<0.05). SEM görüntüleri sonucu en pürüzlü ve düzensiz yüzey Grup O'da görüldü. Grup On, Grup Bn, Grup B mine yüzeylerinde daha düzenli, pürüzsüz, homojen olmayan partikül birikimi olan alanlar görüldü. EDS analizi sonucu Grup O'da en düşük Ca/P değeri görüldü. n-HA uygulaması sonrası mine yüzeyin Ca/P oranında belirgin artış görüldü. Sonuç olarak, Opalescense Boost PF %40 HP vital beyazlatma ajanı diş yüzeyinde en fazla yüzey pürüzlülüğüne ve en düşük mikrosertlik değerine neden olmuştur. SEM/ EDS analizinde bu grupta gözlenen en düşük Ca/P oranı bu verileri desteklemektedir. Biowhiten In-office %40 n-HP vital beyazlatma ajanının mine yüzeylerine uygulanması sonrası daha yüksek Ca/P gözlendiği ve daha pürüzsüz bir yüzey oluşturduğu gözlendi. Beyazlatma ajanı sonrası kitosan ilave edilmiş deneysel n-HA jeli kullanımının; mine yüzeyinde Ca/P oranını arttırarak, yüzey mikrosertliği ve pürüzlülüğüne olumlu etki ettiği görüldü. Deneysel n-HA jeli kullanımının beyazlatma etkinliği üzerine herhangi bir olumsuz etkisi olmadan diş yüzeyindeki fiziksel ve morfolojik özelliklere olumlu sonuçlar kazandırdığı sonucuna varıldı. Anahtar Kelimeler: Beyazlatma, hidrojen peroksit, nanohidroksiapatit, mikrosertlik, pürüzlülük, kalsiyum.

AğartmaDiş beyazlatmaHidrojen peroksit+5
Ayşenur Tunç Dicle
Bezmialem Vakıf University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı kalınlıklardaki hibrit CAD/CAM materyallerinin ve kullanılan ışık modunun rezin simanların mikrosertliği ve renk stabilitesi üzerine etkisi

Bu araştırmanın amacı farklı kalınlıklardaki iki hibrit CAD/CAM materyalinin ve kullanılan ışık modunun rezin simanların mikrosertliği ve renk stabilitesi üzerine etkisini değerlendirmektir. Bu araştırmada rezin infiltre seramik (Enamic, Vita Zahnfabrik, Bad Sackingen, Almanya) (RİS) ve kompozit rezin nanoseramik (GC Cerasmart, GC, Tokyo, Japonya) (KN) olmak üzere iki farklı hibrit CAD/CAM materyali değerlendirilmiştir. Her bir bloktan 1mm, 2 mm, 3 mm, 4 mm ve 7 mm kalınlığında kesitler alınmıştır. Dual cure konvansiyonel rezin siman (G- Cem LinkForce, GC, Tokyo, Japonya) (KRS) ve dual cure self adeziv rezin siman (G-Cem One, GC, Tokyo, Japonya) (SARS) kullanılarak 400 adet örnek hazırlanmıştır (n:400). Simanlar paslanmaz çelik kalıba (6 mm çap 1 mm yükseklik) yerleştirilmiştir. Siman üzerine yerleştirilen şeffaf bant ile simanın bloklardan izole edilerek, yapışması engellenmiştir. Siman üzerine seramik örnekler yerleştirilmiş ve LED ışık cihazı (Valo Cordless, Ultradent, South Jordan, ABD) ile polimerize edilmiştir. Işık cihazı Standard mod (40 sn) ve High Power mod (32 sn) olarak uygulanmıştır. Rezin siman örnekler hazırlandıktan 24 saat sonra (T1) ve 10.000 siklus termal yaşlandırma sonrası (T2) renk ve mikrosertlik ölçümleri yapılmıştır. Vickers mikrosertlik ölçümleri Shimadzu HMV-2 (Shimadzu Corporation, Kyoto, Japonya) cihazı kullanılarak rezin simanın hem alt hem de üst yüzeyinden 0,49 N kuvvet 15 sn süresince uygulanarak, her yüzey için üç defa ölçüm yapılmıştır ve ölçümlerin ortalaması alınmıştır. Örneklerin renk ölçümü spektrofotometre cihazında (Vita Easyshade Advance 4.0, Vita Zahnfabrik, Bad Sackingen, Almanya), renk parametreleri ve CIE Lab renk sistemi kullanılarak polimerizasyondan 24 saat sonra (T1) ve termal yaşlandırmadan sonra (T2) gerçekleştirilmiştir. Veriler dört yönlü varyans analizi (ANOVA) ile analiz edilmiştir ve ikili karşılaştırmalarda Bonferroni testi kullanılmıştır (p<0.05). Bu tez araştırmasının bulgularında, kompozit nanoseramik ve rezin infilre seramik arasında yapılan karşılaştırmalarda, T1; KRS (1mm, 2mm, 3mm-Standart mod), KRS vi (1mm, 2mm-High Power mod), SARS (1mm, 2mm, 4mm-Standart mod), SARS (1mm, 2mm, 4mm- High Power mod), T2; KRS (2mm- Standart mod), KRS (2 mm-High Power Mod), SARS (1mm, 2mm, 3mm, 4mm- Standart mod), SARS (2mm,4mm- High Power mod) gruplarında alt mikrosertlik değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark görülmüştür (p0.05). Kompozit nanoseramik ve rezin infilre seramik arasında yapılan karşılaştırmalarda, üst mikrosertlik değerlerinde, high power mod SARS-2mm grubu dışında, istatistiksel olarak anlamlı fark görülmemiştir (p0.05). Kompozit nanoseramik ve rezin infiltre seramik arasında yapılan karşılaştırmalarda, KRS (7 mm- Standart Mod), KRS (2mm, 7 mm-High Power Mod), SARS (1mm, 7mm-Standart mod), SARS (3mmHigh power mod) gruplarında E değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark görülmüştür (p0.05). Farklı materyal kalınlıkları arasında yapılan karşılaştırmalarda, rezin simanların mikrosertlik değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark görülmüştür (p0.05). Seramik kalınlığı 1 mm'den 7 mm'ye çıktığında her iki seramik tipinde de rezin siman mikrosertliği hem üst hemde alt yüzeyde azalmıştır. Standart mod ve high power mod arasında yapılan karşılaştırmalarda rezin simanların mikrosertlik değerleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark görülmemiştir (p0.05). Farklı materyal kalınlıkları arasında yapılan karşılaştırmalarda, rezin infiltre seramik üzerinden polimerize edilen self adeziv rezin simanların E değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark görülmüştür (p 0.05). Standart mod ve high power mod arasında yapılan karşılaştırmalarda, 7 mm rezin infiltre seramik üzerinden polimerize edilen self adeziv rezin simanın E değeri istatistiksel olarak anlamlı fark göstermiştir. High power mod ile polimerize edilen SARS (7mm-RİS) grubu daha düşük E değeri göstermiştir (p0.05). Ancak diğer gruplarda standart mod ve high power mod arasında E değeri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark görülmemiştir (p0.05). Konvansiyonel rezin siman ve self adeziv rezin siman arasında yapılan karşılaştırmalarda mikrosertlik değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark görülmemiştir (p0.05). Konvansiyonel rezin siman ve self adeziv rezin siman arasında yapılan karşılaştırmalarda KN (1mm, 2mm, 4mm-Standart mod), KN (1mm, 3mm, 4mm, 7 mm-High Power mod), RİS (1mm, 2mm,4mm- Standart mod), RİS (1mm, 2mm, 4mm, 7mm-High Power Mod) gruplarında E değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark görülmüştür (p0.05). Bu tez araştırmasında sonuç olarak, rezin simanların alt ve üst yüzeylerinden ölçülen mikrosertlik değerleri, seramik materyalin kalınlığının artmasıyla azalma eğilimi vii göstermiştir. Termal siklus uygulaması sonrası üst yüzey mikrosertlik değerleri değişmemiştir. Kompozit nanoseramik ve rezin infiltre seramik kullanılması arasında simanların üst mikrosertlik değerleri açısından fark bulunmamıştır. Standart mod ve high power mod arasında yapılan karşılaştırmalarda rezin simanların mikrosertlik değerleri açısından fark bulunmamıştır. Rezin siman renk değişimi karşılaştırmalarında seramik kalınlığı 1 mm'den 7 mm'ye çıktığında RİS-SARS grubu dışında, rezin siman renk değişiminde fark gözlenmediği belirlenmiştir. Tüm gruplarda termal siklus sonrası L değerleri artış göstermiştir. E değerleri ve seramik kalınlığı arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Anahtar kelimeler: Hibrit seramik, self adeziv rezin siman, konvansiyonel rezin siman, mikrosertlik, renk değişimi

CAD/CAMDental materyallerDental çimentolar+3
Miraç Doğan
Bezmialem Vakıf University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

51B60H ve 51CRV4 çeliklerine uygulanan ısıl işlemlerin mekanik özelliklerine etkilerinin incelenmesi

Günümüzde otomotiv ve ağır sanayi uygulamalarında, yüksek mukavemet ve üstün performans özellikleri sergileyebilen çelik malzemelere olan gereksinim, sanayi alanındaki teknolojik ilerlemelere paralel olarak artış göstermektedir. Bu doğrultuda, 51CrV4 ve 51B60H kalite çelikler, özellikle sahip oldukları mekanik dayanım özellikleri nedeniyle otomotiv sektöründe yaygın şekilde tercih edilmektedir. Bu tez çalışmasında, 51CrMoV4 ve 51B60H kalite çeliklerine uygulanan ısıl işlem uygulamalarının malzemenin mekanik ve metalografik özelliklerine olan etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda, bu çalışmada parabolik haddeleme işleminden geçirilmiş olan 51CrV4 ve 51B60H kalite yaprak yay numuneleri kullanılmıştır. Bu malzemelere, 980°C'de 44 dakika süreyle östenitleme, ardından yağ ortamında su verme ve son olarak 446°C'de 104 dakika süreyle temperleme aşamalarından geçirilerek ısıl işlem uygulanmıştır. Uygulanan ısıl işlem süreçlerinin malzemelerin sertliği, mukavemeti ve metalografik özelliklerine olan etkileri detaylı olarak araştırılmıştır. Bu kapsamda, ısıl işlemden geçirilen 51CrV4 ve 51B60H kalite yaprak yayların ön kol, merkez ve arka kol olarak belirlenmiş olan 3 bölgesinden kesme işlemiyle parçalar çıkarılmıştır. Sonrasında çıkarılan bu parçalardan mekanik ve metalografik test numuneleri hazırlanmıştır. Elde edilen numuneler ile mekanik testler kapsamında; Brinell sertlik ve çekme testleri yapılmıştır. Brinell sertlik testleri ile, malzemelerin yüzey ve iç kesit (bakla) sertliği ölçülmüştür. Çekme testleri ise DIN 50125 standardına uygun olarak gerçekleştirilmiş olup, bu kapsamda malzemelerin akma dayanımı, çekme dayanımı ve %uzama değerleri belirlenmiştir. Buna ek olarak, metalografik analizler kapsamında, optik mikroskop ve SEM-EDX analizleri gerçekleştirilmiş ve malzemelerin faz dağılımları araştırılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, ısıl işlem sonrasında her iki çelik kalitesi için de mekanik özelliklerde belirgin bir artış gözlemlenmiştir. Ayrıca mikroyapının martenzit faz ağırlıklı olan bir yapıya dönüştüğü belirlenmiştir.

MikrosertlikStres-mekanik
İlker Yurttürk
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

51CrV4 ve 52CrMoV4 çeliklerinde farklı kumlama işlemlerinin ve molibden ilavesinin mekanik özelliklerine etkilerinin incelenmesi

51CrV4 ve 52CrMoV4 kalite yay çelikleri, özellikle yüksek mekanik dayanım ve uzun hizmet ömrü gerektiren uygulamalar için tercih edilen malzemelerdir. Bu çeliklerin performansı, farklı yüzey işleme teknikleriyle önemli ölçüde iyileştirilebilmektedir. Kumlama işlemi, çeliklerin yüzey özellikleri, iç gerilme durumları ve genel mekanik dayanımlarını önemli ölçüde değiştiren etkili bir yüzey işleme yöntemidir. Normal (serbest) kumlama işleminde, küçük bilyeler yüzeye püskürtülerek işlem yapılırken, stresli kumlama işleminde ise kumlama sonrası çelik yüzeyine bükülme ön gerilimi uygulanarak malzeme gerilmeye sokulmaktadır. Bu iki kumlama türü, çeliklerin mekanik özellikleri üzerinde, özellikle yorulma dayanımı açısından farklı etkiler yaratabilmektedir. Ayrıca, 52CrMoV4 çeliğinde bulunan molibden (Mo) elementinin, çeliğin mikroyapısında ve mekanik özelliklerinde önemli değişikliklere yol açabileceği bilinmektedir. Bu tez çalışmasının amacı, su verme ve temperleme ısıl işlemi gerçekleştirilmiş 51CrV4 ve 52CrMoV4 kalite yay çeliklerine uygulanan kumlama işlemlerinin malzemenin mekanik özellikleri üzerindeki etkilerini derinlemesine incelemektir. Çalışma, iki ana hedef doğrultusunda yürütülecektir. Birinci hedef, kumlama türlerinin etkilerinin incelenmesidir. Bu bağlamda, hem 51CrV4 hem de 52CrMoV4 çelikleri üzerinde serbest (normal) kumlama ve stresli kumlama işlemlerinin etkileri karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırma, özellikle çeliğin yüzey özellikleri, sertlik, çekme dayanımı ve yorulma dayanımı üzerindeki etkilerin belirlenmesini amaçlamaktadır. İkinci hedef ise, 52CrMoV4 çeliğindeki molibden (Mo) elementinin çeliğin mekanik özellikleri üzerindeki etkilerinin araştırılmasıdır. Bu bağlamda, farklı kumlama işlemlerinin ve Mo elementinin çeliğin mikroyapısal, mekanik özelliklerine ve özellikle yorulma dayanımına olan etkisi incelenmiştir. Bu araştırma, çeliklerin performansını iyileştirmek için kumlama işlemlerinin ve element katkılarının optimize edilmesi konusunda değerli bilgiler sunmayı amaçlamaktadır.

Mekanik yorulmaMikrosertlik
Ali Deniz Gülçubuk
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Kitosan modifiye cam iyonomer siman üzerine gastrik asit etkisinin araştırılması

Bu çalışmanın amacı; antibakteriyel özelliğe sahip olan kitosanın, cam iyonomer siman likiti içerisine farklı oranlarda ilave edilmesi ile birlikte elde edilen kitosan modifiye cam iyonomer siman ve kitosan ilave edilmeyen cam iyonomer siman örneklerinin yapay tükürük ve gastrik asit eroziv siklus ortamlarına maruz bırakılması ile yüzey mikrosertlik ve pürüzlülük özelliklerinin araştırılmasıdır. Düşük moleküler ağırlığa sahip kitosan % 1 lik asetik asit içerisinde çözündükten sonra konvansiyonel cam iyonomer olan (GC Fuji IX GP EXTRA, GC Corporation, Tokyo, Japonya) siman likiti içerisine hacimce % 5 ve % 10 oranında ilave edildi. Böylece kontrol ve deney grupları oluşturuldu. Oluşturulan bu grupların yarısı günde 6 defa 60 saniye boyunca gastrik asit eroziv siklus işlemine maruz bırakıldı. Örnekler her bir siklus arasında 30 dakika boyunca önceden hazırlanan yapay tükürük içerisinde bekletildi. Grupların diğer yarısı ise 10 gün boyunca sadece yapay tükürük içerisinde bekletildi. Tüm gruplara ait örneklerin mikrosertlik ölçümleri (Buehler MMT-3 digital microhardness tester Lake Bluff, IL,USA) cihazı ile Vickers testi ve yüzey pürüzlülüğü ölçümleri optik profilometre cihazı (Phaze View/Zee Scope, France), atomik mikroskop değerlendirmesi Veeco Multimode 8 (Santa Barbara, CA, USA) cihazı ile yapıldı. Kalitatif yüzey topografik değerlendirmeler ise Taramalı elektron mikroskop cihazı Quanta FEG 650 (FEI Company, Hillsboro, Oregon, USA) yardımıyla yapıldı. Sonuçların istatistiksel analizleri Kruscall Wallis ve Wilcoxon Signed Ranks Testleri ile gerçekleştirildi. Kitosan ilave edilmesi sonucunda cam iyonomer simanın mikrosertlik ve yüzey pürüzlülük özellikleri olumlu yönde etkilenmiştir. Yapay tükürük, çalışmamızdaki kontrol ve deney gruplarının mikrosertlik değerlerini artırmıştır. Fakat yüzey pürüzlülük açısından kitosan modifiye CİS grupları olumsuz yönde etkilenmiştir. Gastrik asit eroziv siklus uygulaması, örnek gruplarında mikrosertlik ve yüzey pürüzlülük özelliklerini olumsuz yönde etkilemiştir. İn vitro çalışmamızda, kitosan modifiye cam iyonomer siman örnekleri klinik açıdan kabul edilebilir yüzey pürüzlülük değerlerine sahiptir. Kitosan ilavesi mikrosertlik değerlerini olumlu yönde etkilemiştir. Kitosan modifiye cam iyonomer siman için in vitro ve in vivo çalışmalara gereksinim duyulmaktadır.

Cam iyonomer çimentolarıDental materyallerGastrik asit+3
Arzu Soygun
Çukurova University
2019
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı remineralizasyon ajanlarının rezin infiltrasyon tekniği uygulanan süt dişlerinin yüzey mikrosertliği üzerine etkisinin değerlendirilmesi

Farklı Remineralizasyon Ajanlarının Rezin İnfiltrasyon Tekniği Uygulanan Süt Dişlerinin Yüzey Mikrosertliği Üzerine Etkisinin Değerlendirilmesi Bu in-vitro çalışmanın amacı, süt dişi başlangıç çürük lezyonlarına tek başına ICON-İnfiltrat uygulamanın ve ICON-İnfiltrat ile birlikte farklı remineralizasyon ajanı içeren diş macunları uygulamanın yüzey mikrosertlik değerinde oluşturduğu değişikliklerin değerlendirilmesidir. Çalışmada 50 adet çekilmiş çürüksüz insan süt kesici dişi kullanıldı. Tüm dişlerin labial mine yüzeyinde yapay başlangıç çürük lezyonu (demineralizasyon) oluşturuldu ve örnekler rastgele beş gruba ayrıldı: Grup 1 (Kontrol), Grup 2 (Rezin infiltrasyon), Grup 3 (Rezin infiltrasyon+ Sensodyne Promine çocuklar için), Grup 4 (Rezin infiltrasyon+ GC Tooth Mousse), Grup 5 (Rezin infiltrasyon+ Theodent kids). G2, G3, G4 ve G5'e rezin infiltrat uygulandı. Ardından tüm gruplar pH siklusuna tabi tutuldu. G3, G4 ve G5'e pH siklusuyla birlikte diş macunu uygulandı. Örneklerin başlangıç yüzey değerleri ve demineralizasyon, rezin infiltrat, pH siklusu uygulaması sonrasında yüzeyi değişiklikleri DIAGNOdent ve yüzey mikrosertlik ölçümleriyle belirlendi. Rezin infiltratın penetrasyon kalitesi ve diş macunlarının oluşturduğu değişiklikler Taramalı Elektron Mikroskobu ile değerlendirildi. Deneysel uygulamalar sonrasında gruplar arası istatistiksel farklılıklar rezin infiltrat, pH siklusu ve pH siklusuyla birlikte diş macunu uygulaması sonrasında görüldü. Kontrol grubunda her aşamada yüzeyin zayıfladığı, rezin infiltrat grubunda rezinin yüzeyi iyileştirdiği, pH siklusunun ise yüzeyi zayıflattığı görüldü. Diş macunu gruplarında rezin uygulaması ve pH siklusuyla birlikte diş macunu uygulamasının yüzeyi iyileştirdiği görülürken, gruplar arasında farklılık bulunamadı. Rezin infiltrat uygulandıktan sonra yüzeyin bir diş macunuyla fırçalanması mikrosertlik değerini artırarak rezin yapısını koruduğu görüldü. Anahtar Sözcükler: Diş Çürüğü, Diş Macunu, Mikrosertlik, Rezin İnfiltrasyon, Süt Dişi

Akrilik reçinelerDental materyallerDental çimentolar+7
Suna Musulluoğlu
Çukurova University
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Kalsiyum silikat esaslı materyallerin dentinin mikrosertliğine etkisinin karşılaştırmalı incelenmesi

Bu çalısmanın amacı, kalsiyum silikat esaslı materyaller olan MTA ve Endosequence BC Sealer'ın kron ve kök dentin sertliğinde meydana getirdikleri değişimin incelenmesidir. 50 adet tek köklü premolar ve 50 adet molar diş toplanmıştır. Premolar diş köklerinin ve molar diş kronlarının orta üçlüsünden hassas kesme cihazı ile 2 mm kalınlıkta kesitler elde edilmiştir. Bu kesitlere mikrosertlik cihazı ile 15 s boyunca 300 g kuvvet uygulanarak Knoop cinsinden sertlik değerleri ölçülmüş ve kaydedilmiştir. Kök kesitlerinde kanal iç kısımlarına ve kron kesitlerinde kesitin merkezine kalsiyum silikat esaslı materyaller uygulanmıştır. 20 adet kesit kontrol grubu olarak ayrılmıştır. 21 gün 37◦C de beklemek üzere etüve yerleştirilmiş ve 3 günde bir örnekler nemlendirilmiştir. 21 gün sonunda etüvden çıkarılan örneklerin sertlik ölçümleri tekrarlanmıştır. Her bir gruptan birer kesit seçilerek taramalı elektron mikroskop (SEM) görüntüsü alınmıştır. Önceki sonraki sertlik değişimleri arasındaki fark t test ve Wilcoxon sıra sayı testi kullanılarak değerlendirildi. Tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Scheffe post hoc testi kullanılarak çoklu çift karşılaştırmaları ile gruplar arasındaki anlamlı fark bulunmuştur. Kanal içi uygulamada ve dentin yüzeyinde Endosequence BC Sealer ve MTA dentin sertliğini azaltmıştır. Deney grupların değişim yüzdeleri kontrol gruplarına göre istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksektir. Kron dentin yüzeyinde sertlik değerleri kanal içi uygulamaya göre daha fazla düşmüştür. MTA ve Endosequence BC Sealer kalsiyum silikat esaslı materyaller dentin sertliğini azalmaktadır.

Dental materyallerDentinKalsiyum+3
Huriye Sena Gökgöz
Çukurova University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Gaz ortamında nitrürleme ve nitrokarbürleme yüzey sertleştirme işlemlerinin AISI 4140, 1.7131 ve 1.8550 çeliklerinin aşınma, mekanik ve mikroyapı özelliklerine etkisinin incelenmesi

Nitrokarbürleme ve nitrürleme yüzey sertleştirme yöntemleri mühendislik malzemelerinin aşınma ve korozyon direncini arttırmak için yapılan termokimyasal işlemlerdir. Bu işlemler sonrası, çelik yüzeyinde ε-Fe2-3N ve γ-Fe4N nitrür oluşan beyaz tabaka, bu tabakanın altında da nitrür ve karbürler içeren difüzyon tabakası oluşur. Beyaz tabaka sert ve aşınma direnci yüksek, difüzyon tabakası ise tok ve darbe dayanımı yüksek bir yapıdadır. Nitrürleme ve nitrokarbürleme işlemleriyle amaçlanan, parçanın aşınma ve korozyon direncinin yükseltilerek parça ömrünün arttırılmasıdır. Bu tez çalışması kapsamında gaz ortamında nitrürleme ve nitrokarbürleme yüzey sertleştirme işlemleri uygulanmış AISI 4140, 1.7131 ve 1.8550 çeliklerinin mekanik ve mikroyapı özellikleri incelenmiştir. Her iki yöntemde de numunelerin yüzeyinde beyaz tabaka oluşumu gözlenmiş, çeliklerin yüzey sertliğinin ve aşınma dayanımının arttığı gözlenmiştir. Nitrürleme ve nitrokarbürleme işlemlerinin diğer yüzey sertleştirme yöntemlerine göre en büyük avantajı, nispeten düşük sıcaklıkta gerçekleştirilmesidir. Bu sayede çeliklere nüfuz eden ısı tesiri azalmakta ve parçada oluşabilecek ısıl çarpılmalar büyük ölçüde engellenmektedir. Ölçüsel toleransların çok düşük olduğu makine elemanlarında kademeli ısıtma yapılarak nitrürleme ve nitrokarbürleme işlemlerin avantajı daha da arttırılabilir. Bu şekilde nitrürlenen ve nitrokarbürlenen parçalar hiç taşlanmadan, ya da çok az miktarda taşlamayla kullanılabilirler.

Kuru sürtünmeMikrosertlikYüzey aşınması+1
Uğur Yılmaz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kriyojenik işemlerin %3,5 NaCI ortamındaki AA5083-H111 alaşımının korozyon davranışı üzerine etkisinin araştırılması

Alüminyum; yüksek mekanik direnci, elektriksel ve ısıl iletkenliği, yüksek korozyon direnci ve diğer metallerle kıyaslandığında daha düşük ağırlığa sahip olması sebebi ile son yıllarda kullanımı oldukça artan bir metaldir. Bu özellikleri sayesinde alüminyum, birçok endüstride tercih edilen ve bu endüstrilerde farklı kullanım alanlarına sahip bir metaldir. Kriyojenik işlem; diğer ısıl işlemlerle kıyaslandığında daha ekonomik olan ve aynı zamanda, uygulanan metale göre değişim göstermekle birlikte, metallerin çeşitli mekanik özelliklerini iyileştirmede oldukça etkili bir ısıl işlemdir. Bu yöntem son zamanlarda alüminyum için uygulanmaya başlanmıştır. Korozyon; özellikle denizcilik sektöründe kontrol edilmesi zor ve aynı zamanda önlem alınması gereken bir oksidasyon mekanizmasıdır. Bu sektörde özellikle korozyon direnci diğer alaşımlara göre daha yüksek olan alüminyum alaşımları tercih edilmektedir. Alüminyum alaşımlarının korozyon dirençleri kıyaslandığında AA5083-H111 alaşımının korozyon direnci diğer alaşımlara göre daha yüksektir. Bu sebeple AA5083-H111 alaşımı denizcilik sektöründe yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı; -80 °C sığ kriyojenik işlem uygulanan AA5083-H111 alaşımının korozyon mekanizmasını araştırmak ve uygulanan bu işlemin metalin yüzey sertliği üzerindeki etkisini gözlemlemektir. Çalışmada; 6 mm kalınlığındaki AA5083-H111 alaşımına 10, 24, 36, 48 ve 72 saat -80 °C'de sığ kriyojenik işlem uygulanmıştır. Kriyojenik işlem öncesi ve sonrasında alaşımın korozyon mekanizması %3,5 NaCl ortamında Elektrokimyasal Empedans Spektroskopisi (EIS) yöntemi ile araştırılmıştır. Alaşımda meydana gelen sertlik değerleri brinell sertlik ölçümü yöntemi ile analiz edilmiştir. Ayrıca Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM), Atomik Kuvvet Mikroskobu (AFM) ve Optik Profilometre (OP) teknikleri kullanılarak korozyon deneyleri sonrası alaşımın yüzeyinde meydana gelen morfolojik değişimler gözlemlenmiştir. Elde edilen bulgular incelendiğinde, sığ kriyojenik işlemin %3,5 NaCl çözeltisi içerisindeki AA5083-H111 alaşımının korozyon direncini iyileştirme konusunda yeterli etkiyi gerçekleştiremediği görülmüştür.

MikrosertlikÇukur korozyonu
Doğancan Uz
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Tio2/ kitosan içeren beyazlatma jelinin diş yüzey pürüzlülüğü, mikrosertliği ve renk değişimi üzerine etkisinin değerlendirilmesi

Bu çalışmada deneysel ağartma jeli (TiO2 / Kitosan/ %6 Hidrojen peroksit (HP)) ile Opalescence Boost PF (%40 HP) ve Philips Zoom (%25 HP) ağartma maddelerinin diş yüzey pürüzlülüğü, mikrosertliği ve renk değişimi üzerine olan etkilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yüzey pürüzlülüğü ve mikrosertlik ölçümleri için sığır keser dişlerden 72 örnek (4x4x3 mm) hazırlanarak rastgele 2 gruba ayrıldı (n=36). Renk analizi için ise 36 adet insan premolar dişi kullanıldı. Beyazlatma uygulaması öncesi profilometre ile yüzey pürüzlülüğü, Vicker's test cihazı ile mikrosertlik ölçümü ve spektrofotometre ile renk ölçümü yapıldı. Daha sonra her bir grup beyazlatma uygulaması için rastgele 3 alt gruba ayrıldı (n=12). Grup 1'e deneysel jel (TiO2/ Kitosan/ %6 HP) uygulanarak, D-Light Duo Led cihazı ile aktive edildi (5 dk x 9). Grup 2'de Opalescence Boost PF (%40 HP) beyazlatma jeli kimyasal olarak uygulandı (15 dk x3). Grup 3'e Philips Zoom (%25 HP) uygulanarak Zoom Advanced Power UV ışığı ile aktive edildi (15 dk x 3). Testler, beyazlatma uygulaması sonrası aynı koşullar altında tekrarlandı. İstatistiksel analizde; normal dağılan değişkenler için ANOVA- Bonferroni ve Pair t testi. Normal dağılmayan değişkenler için ise Kruskal Wallis-Dunn ve Wilcoxon testi kullanıldı. p < 0.05 anlamlı kabul edildi. Tüm gruplarda beyazlatma sonrası yüzey pürüzlülük değerlerinde artış görülürken istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (p > 0.05). Mikrosertlik değerlerinde ise beyazlatma sonrası istatistiksel olarak anlamlı olmayan azalma görüldü (p > 0.05). Tüm gruplarda etkin beyazlatma tespit edildi ve en düşük etkinlik Grup 2'de, en yüksek etkinlik Grup 3'te görüldü (p < 0.05). Sonuç olarak TiO2 ve kitosan içeren düşük konsantrasyondaki (%6 HP) deneysel jelin etkin beyazlatma sağladığı, diş yüzey pürüzlülüğü ve mikrosertliği üzerinde herhangi bir olumsuz etkiye neden olmadığı tespit edilmiştir.

Diş beyazlatmaHidrojen peroksitKitosan+3
Halime Kolsuz Özçetin
Gaziantep University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kesici takımlara uygulanan kriyojenik işlemin DIN 1.2738 kalıp çeliğinin delinebilirliğine etkilerinin araştırılması

Bu çalışmada, DIN 1.2738 kalıp çeliğinin delinmesinde kesme parametreleri ve kesici takımlara uygulanan kriyojenik işlemin; kesme kuvvetleri, moment, yüzey pürüzlülüğü ve takım aşınması üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Kesici takım olarak kaplamasız ve TiAlN kaplamalı HSS ve tungsten karbür matkaplar kullanılmıştır. Kesici takımların bir kısmına -145 ºC?de 24 saat bekletmek suretiyle kriyojenik işlem uygulanmıştır. Delme deneylerinde kesme parametreleri olarak dört farklı kesme hızı (HSS takımlarda 20 m/min, 22 m/min, 24 m/min, 26 m/min ve karbür takımlarda 50 m/min, 55 m/min, 60 m/min, 65 m/min ) ve üç farklı ilerleme hızı (0,06 mm/rev, 0,08 mm/rev ve 0,1 mm/rev) değerleri kullanılmıştır. 8 mm çapında matkaplarla CNC dik işleme merkezinde 24 mm derinliğinde boydan boya delikler delinmiştir. Yapılan deneyler sonucunda kriyojenik işlemin kaplamasız HSS, TiAlN kaplamalı HSS ve tungsten karbür takımların işleme performansını artırmada önemli etkilere sahip olduğu görülmüştür. Aşınma deneyleri sonucunda kriyojenik işlem TiAlN kaplamalı HSS takımlarda %15, kaplamasız HSS takımlarda %98 ve tungsten karbür takımlarda %115 performans artışına neden olmuştur. İşleme çıktıları üzerindeki etkileri göz önüne alındığında kriyojenik işlemin tungsten karbür takımlar üzerindeki etkisinin diğer takımlara göre daha fazla olduğu görülmüştür.

Kesme kuvvetiMikrosertlikTakım aşınması+1
Bülent Akkoyun
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Derin kriyojenik işlemin aısı d2 soğuk iş takım çeliğinin işlenebilirliğine etkisi

Bu çalışmada, AISI D2 soğuk iş takım çeliğinin sert tornalanmasında, soğuk iş takım çeliğine uygulanan derin kriyojenik işlem ve temperleme işleminin yüzey pürüzlülüğü (Ra) ve takım aşınması üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Bununla birlikte, derin kriyojenik işlemin mekanik özellikler (makrosertlik ve mikrosertlik) ve mikroyapı üzerine etkileri incelenmiştir. Deney numuneleri CHT, DCT-36 ve DCTT-36 olmak üzere üç gruptan oluşmaktadır. Birinci gruptaki numuneler, sadece geleneksel ısıl işleme tabi tutularak 62 HRc sertliğine getirilmiştir. İkinci grup, geleneksel ısıl işlem sonrasında -145°C'de 36 saat derin kriyojenik işlem gören numunelerden oluşmaktadır. Son grup ise hem geleneksel ısıl işlem hem de derin kriyojenik işlem görmüş ve sonrasında 200°C'de 2 saat temperleme işlemi uygulanmış numunelerden oluşmaktadır. Deneylerde kesici takım olarak, Al2O3 + TiC matris esaslı kaplamasız karma alümina seramik (AB30) ve Al2O3 + TiC matris esaslı ve PVD yöntemiyle TiN kaplı seramik (AB2010) kesici takımlar kullanılmıştır. Deneylerde, üç farklı kesme hızı (50, 100, 150 m/dak), üç farklı ilerleme hızı (0,08, 0,16, 0,24 mm/dev) ve üç farklı kesme derinliği (0,25, 0,50, 0,75 mm) parametreleri seçilmiştir. Takım aşınması deneyleri ise, 150 m/dak kesme hızı, 0,08 mm/dev ilerleme hızı ve 0,6 mm kesme derinliğinde gerçekleştirilmiştir. Yapılan deneyler sonucunda; hem yüzey pürüzlülüğü hem de takım aşınması açısından en iyi sonuçlar, DCTT-36 numunesi ile elde edilmiştir. Kesici takımlar karşılaştırıldığında, yine yüzey pürüzlülüğü ve takım aşınması için en iyi sonuçlar kaplamalı seramik takım (AB2010) ile elde edilmiştir. Makrosertlik ve mikrosertlik değerleri DCT-36 numunesinde en yüksek seviyeye çıkmıştır. Mikroyapı açısından, daha homojen ve daha ince ikinci karbür oluşumlarının görüldüğü DCTT-36 numunesinin en iyi sonuçları sergilediği görülmüştür. Sonuç olarak, AISI D2 soğuk iş takım çeliğine uygulanan derin kriyojenik işlemin yüzey pürüzlülüğü, takım aşınması, mekanik özellikler ve mikroyapı bakımından olumlu sonuçlar sergilediği gözlemlenmiştir.

MikrosertlikMikroskopi-elektron taramalıSoğuk iş takım çeliği+2
Mustafa Karabatak
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Teobrominin başlangıç mine çürükleri üzerindeki etkisinin in vitro olarak değerlendirilmesi

Fluorid uzun yıllardır remineralizasyon ajanı olarak kullanılmaktadır. Son yıllarda fluoridin olası yan etkileri nedeniyle yeni remineralizasyon ajanı arayışına gidilmiştir. Kakao çekirdeğinden elde edilen teobromin güncel remineralizasyon ajanlarından bir tanesidir. Bu in vitro çalışmanın amacı başlangıç çürük lezyonlarının tedavisinde teobromin ve fluoridin farklı konsantrasyonlarının remineralizasyon etkinliğini değerlendirmektir. Bu amaçla sığır dişlerinden hazırlanmış 10 mine örneğinden oluşan 5 deney grubu [200 mg/l Teobromin grubu (Grup T1), 500 mg/l Teobromin grubu (Grup T2), 500 ppm Fluorid grubu (Grup F1), 1450 ppm Fluorid grubu (Grup F2), Kontrol grubu (Grup K)] oluşturulmuştur. Bütün örnekler yapay çürük lezyonu oluşturmak amacı ile 32 saat boyunca demineralizasyon solüsyonunda bekletilmiştir. Yüzey sertlik değerleri (KHN) Knoop mikrosertlik cihazı, kalsiyum (Ca), fosfor (P) miktarları ve Ca/P oranları enerji dağılımlı X-ışını spektroskopisi (SEM-EDX) kullanılarak analiz edilmiştir. Remineralizasyon ajanları deney gruplarına 8 gün boyunca bir pH döngüsü içerisinde uygulanmıştır. Örneklerin mikrosertlik ve mineral ölçümleri tedavi sonrasında tekrarlanmıştır. Araştırmamızın sonuçlarına göre K grubu hariç tüm gruplarda KHN, Ca ve P tedavi sonrası değerleri demineralizasyon sonrası değerleri ile kıyaslandığında istatiksel olarak anlamlı artış göstermiştir. Tedavi sonrası KHN ve Ca değerleri açısından F2 ve T2 grupları diğer tüm gruplardan istatiksel olarak anlamlı artış göstermiştir. Çalışmamızın sonuçlarına göre 500 mg/l Teobromin'in, 1450 ppm Fluoride yakın düzeyde yüzey sertliğini ve Ca ile P birikimini arttırdığı söylenebilir. Anahtar kelimeler: Fluorid, Mikrosertlik, Remineralizasyon ajanları, SEM-EDX, Teobromin.

Dental mineDiş remineralizasyonuDiş çürükleri+6
Zübeyde Uçar Gündoğar
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Co-60 ile ışınlanmış Cu-bazlı şekil hatırlamalı alaşımların fiziksel parametrelerinin incelenmesi

Akıllı malzemeler olarak da bilinen şekil hatırlamalı alaşımlar, uygun mekanik ve/veya ısıl işleme maruz kaldığında, orijinal boyut ve şekline geri dönebilme yeteneğine sahip metalik malzemelerdir. Şekil hatırlamalı alaşımların temel karakteristik özellikleri, alaşıma giren elementlerin oranlarına bağlı olarak değişen kritik bir dönüşüm sıcaklığı üzerindeki ve altındaki iki farklı kristal yapıya ve şekle sahip olabilmeleridir. Araştırmaların çoğu şekil hatırlamalı alaşımlar pazarının büyük bir kısmını kapsayan NiTi (nitional) ve Cu- bazlı şekil hatırlamalı alaşımlarla ilgilidir. Şekil hatırlamalı alaşımlar, uygun termal veya mekanik işlemle önceden tanımlanmış şekli tekrar kazanma konusunda kendine has bir özelliği olan eşsiz akıllı metalik malzeme sınıfıdır. Şekil hatırlamalı alaşımlara uygulanan farklı ısıl işlemler, gerilmeler bu alaşımlarda kısmen düzenlenmiş yapılara neden olurlar. Bu çalışmada (% ağırlıkça) yüzdeleri farklı CuAlBe ve CuAlNi şekil hatırlamalı alaşımları kullanıldı. Alaşım numunelerine 40 kGy ve 50 kGy gama radyasyon dozu uygulandı. Radyasyon dozunun CuAlNi ve CuAlBe şekil hatırlamalı alaşım numuneleri üzerindeki etkileri incelendi. Termodinamik parametreler üzerindeki etkileri diferansiyel tarama kalorimetresi (DSC) ile belirlendi. Mikroyapı incelemeleri X-ışını difraksiyonu (XRD) ve optik mikroskop gözlemleri ile yapıldı. Işınlanmamış ve 40 kGy ve 50 kGy gama radyasyon dozu ile ışınlanmış alaşım numunelerinin mikrosertlik ölçümleri karşılaştırıldı. Gama radyasyonunun CuAlBe ve CuAlNi şekil hatırlamalı alaşım numunelerinin dönüşüm sıcaklıkları ve diğer termodinamik parametrelerinin yanı sıra mikrosertlik, tane boyutu, kristal boyutu gibi yapısal parametrelerinin üzerinde de etkili olduğu gözlemlendi.

Gama ışınlarıKristallerMikrosertlik+1
Abdulvahap Orhan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessEN

The investigation of pressure effect on ageing phenomena of CuAlNi shape memory alloy

Shape memory alloys (SMA) are smart materials that work by transforming between two crystal structures, austenite, and martensite phases. These phases are determined by the temperature and internal stresses of the material. Shape memory alloys can return to their pre-deformation shape and dimensions with heat treatment applied after plastic deformation. Shape memory alloys are related to martensitic transformation, also called diffusionless transformation between austenite phase and martensite phase, which has functional behavior based on unidirectional and bidirectional shape memory effect, superelasticity, and pseudo-elastic effects. Due to the low cost of Cu-based shape memory alloys, they have been the focus of attention of researchers and attracted attention from a technological point of view. In this study, Cu-13.5Al-4Ni (wt%) shape memory alloy was used. Alloy samples were aged under the constant pressure of 558 Mpa at different times (0; 5 min; 15 min; 30 min; 45 min; 60 min.) and also at equal times under different pressures (0; 186 Mpa; 372 Mpa; 558 Mpa; 745 Mpa; 930 MPa). Differential scanning calorimetry (DSC) was used to determine the transformation temperatures and thermodynamic parameters of aged Cu-13.5Al-4Ni shape memory alloy samples. Microstructural investigations of aged samples were made by X-ray diffraction and optical microscope observations. It is microhardness measurements were taken. In addition, scanning electron microscopy (SEM) and energy dispersive scanning X-ray (EDX) was used in microstructural investigations. It was observed that Cu-13.5Al-4Ni shape memory alloy samples, which were aged for different times under constant pressure and aged under different pressures for equal times, as well as transformation temperatures, and other thermodynamic parameters, the structured parameters such as microhardness, grain size, and crystallite size.

MicrohardnessThermodynamic parametersAging+1
Hawbır Swara Ahmed Mangurı
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kesici takımlara uygulanan kriyojenik işlemin ti-6Al-4V alaşımının delinebilirliği üzerindeki etkilerinin araştırılması

Bu çalışmada, Ti-6Al-4V titanyum alaşımının delinmesinde kesme parametreleri, kesme şartları ve kesici takımlara uygulanan işlemlerin; kesme kuvvetleri, moment, yüzey pürüzlülüğü, delik çapı, dairesellik ve silindiriklikten sapma ile takım aşınması ve takım ömrü üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Kesici takım olarak kaplamasız ve TiAlN/TiN kaplı M42 HSS ile tungsten karbür matkaplar kullanılmıştır. Her iki kesici takım malzemesinde de kaplamasız takımların bir kısmına -145 oC'de 24 saat bekletmek suretiyle kriyojenik işlem diğer bir kısmına ise kriyojenik işlem ardına 200 oC'de iki saat bekletmek suretiyle temperleme işlemi uygulanmıştır. Dolayısıyla her kesici takım malzemesinden kaplamasız, TiAlN/TiN kaplı, kriyojenik işlem uygulanmış (Kİ) ve kriyojenik işlem ardına temperleme işlemi uygulanmış (KİT) olmak üzere dört farklı takım test edilmiştir. Delme deneylerinde kesme parametreleri olarak HSS ve tungsten karbür takımlar için ayrı ayrı belirlenen dört farklı kesme hızı ve üç farklı ilerleme hızı kullanılmıştır. 5 mm çapında matkaplarla kuru ve ıslak kesme şartları altında CNC dik işleme merkezinde 15 mm derinliğinde boydan boya delikler delinmiştir. Ayrıca kriyojenik işlem ve kriyojenik işlem ardına uygulanan temperleme işleminin işlemsiz takımlara göre mikroyapıda meydana getirdiği değişimleri belirlemek amacıyla SEM analizleri yapılmıştır.Mikroyapı incelemeleri, HSS takımlara uygulanan kriyojenik işlemin, karbür boyutlarını küçülterek homojen karbür dağılımı sağladığını ve geleneksel ısıl işlem sonrası yapıdaki kalıntı östeniti martensite dönüştürdüğünü göstermiştir. Ayrıca kriyojenik işlem sonrası yapılan temperleme işlemi ile küçük ikincil karbürlerin yoğunluğunun arttığı görülmüştür. Tungsten karbür takımlarda ise kriyojenik işlem ve temperleme işlemi eta karbürlerinin yoğunluğunu artırmıştır. Mikroyapıdaki bu değişimler kesici takımların sertlik ve aşınma direncinin artmasında önemli bir rol oynamıştır.Delme deneyleri sonucunda, soğutma sıvısı kullanımının kesme kuvvetleri ve moment dışındaki tüm deney çıktıları üzerinde olumlu etkilere sahip olduğu görülmüştür. Özellikle her iki kesici takım malzemesinde de takım ömründe önemli artışlar sağlamıştır. Hem HSS hemde tungsten karbür takımlar için delik kalitesi ve takım ömrü açısından en iyi sonuçlar TiAlN/TiN kaplı takımlardan alınmıştır. Kriyojenik işlem ve kriyojenik işlem ardına yapılan temperleme işleminin HSS ve tungsten karbür takımların işleme performansını arttırmada önemli etkilere sahip olduğu görülmüştür. Islak kesme şartlarında KİT HSS ve tungsten karbür takımlar işlemsiz takımlara göre takım ömründe sırasıyla %87 ve %83 ömür artışı sağlamıştır. İşleme çıktıları üzerindeki etkileri göz önüne alındığında kriyojenik işlemin HSS takımlar üzerindeki etkisinin karbür takımlara göre daha fazla olduğu görülmüştür.

DelmeKesme kuvvetiMikrosertlik+4
Turgay Kıvak
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Bilyeli haddeleme yönteminde işlem parametrelerinin AA7075-T6 alüminyum alaşımının mekanik özellikleri üzerindeki etkilerinin deneysel olarak araştırılması

Talaşlı üretim imalat yöntemlerinde kullanılan kesici takımın cinsi ve geometrisi, takım tezgâhı, seçilen parametreler ve çevresel koşullara bağlı olarak talaşlı işlenmiş yüzeylerde takım izleri çizikler şeklinde, aşırı plastik deformasyon, yüzey pürüzlülüğü, artık gerilme, yırtılma ve mikro çatlaklar şeklinde birçok hasar meydana gelmektedir. Bu hasarlar, malzemenin başta yorulma dayanımı olmak üzere, aşınma direnci, korozyon dayanımı ve birçok mekanik özelliklerini etkilemektedir. Malzeme yüzeyinde meydana gelen bu olumsuzlukları gidermek için taşlama, honlama, lepleme gibi birçok özel yöntem kullanılmaktadır. Ayrıca bilyeli haddeleme, derin haddeleme gibi geleneksel olmayan yöntemlerde tercih edilmektedir. Bilyeli haddeleme yönteminin avantajları ve kullanım kolaylığı sebebiyle yüzey işleme yöntemleri arasında, son zamanlarda daha çok tercih edilmektedir. Bu yöntemde, yüzeye belirli bir kuvvet ile bastırılan yuvarlanma elemanı yardımıyla yüzeylerden talaş kaldırılmadan, yüzeydeki mikro pürüzlülükleri küçük plastik deformasyonlara uğratılarak yüzey kalitesi iyileştirilir. İşlemde malzemenin yüzey sertliği artarken, yüzeyin pürüzlülüğü ise önemli derecede azalmaktadır. Bu çalışmada da bilyeli haddeleme yönteminin işlem parametrelerinin (hadde basıncı ve paso sayısı) AA7075-T6 alüminyum alaşımının üzerindeki, yorulma dayanımı, sertlik, yüzey pürüzlülüğü, artık gerilme, mikrosertlik bakımından etkileri deneysel olarak incelenmiştir. Bu çalışmada, bilyeli haddeleme yönteminin yüzey pürüzlüğünü iyileştirdiği, hadde parametrelerinden paso sayısının yüzey pürüzlülüğü üzerinde istatistiksel olarak (%41) hadde basıncından (%39.6) daha etkili olduğu tespit edilmiştir. Uygulanan kuvvet ve paso sayısının malzemenin mikrosertliğini artırdığı, kuvvet ve paso sayısındaki artışa bağlı olarak yaklaşık 20 HV oranında malzemenin mikrosertliğinin arttığı görülmüştür. Hadde kuvvetinin artması ile malzemede yüzey altı kalıntı gerilmenin arttığı gözlemlenmiştir. Malzemenin yorulma dayanımında iyileşme sağlandığı ve yorulma ömrünün arttığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bilyeli Haddeleme, Yüzey İşleme, Yorulma Dayanımı.

HaddelemeMikrosertlikYorulma dayanımı+2
Mahmut Akyüz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

AISI 1020 çeliğinin plazma transfer ark yöntemi ile alaşımlandırılmasında bor katkısının yüzey özellikleri üzerine etkisi

Bu çalışmada, AISI 1020 çeliğinin yüzeyi farklı oranlarda karıştırılan FeCrC, FeW, FeB ferro alaşım tozları ile farklı ısı girdilerinde alaşımlandırıldı. Yüzey alaşımlama yöntemi olarak plazma transfer ark (PTA) kaynak yöntemi kullanıldı. Farklı ısı girdileri elde etmek için yüzey alaşımlama işlemi iki farklı ilerleme hızı (0.15 m/dk, 0.1 ml/dk) ve üç farklı akım (120 A, 140 A, 160 A) değerinde yapıldı. Elde edilen numunelerin alaşımlanmış yüzey tabakaları mikroyapıları optik mikroskop (OM), taramalı elektron mikroskobu (SEM), X-ışını kırınımı (XRD) ve enerji dağılımlı X-ışınları (EDS) yöntemleriyle analiz edildi. Mikrosertlik ölçümleri mikrosertlik test cihazında gerçekleştirildi. Kuru kaymalı aşınma ve sürtünme katsayısı özellikleri blok-on-disk tip aşınma deney cihazı kullanılarak belirlendi. Aşınma testleri 19.62 N, 39.24 N, 58.86 N yükte ve 900 m kayma mesafesinde gerçekleştirildi. Yapılan deneylerde, toz karışım oranı ve ısı girdisi değişimine göre farklı mikroyapıların oluştuğu tespit edildi. Ayrıca ısı girdisi değiştikçe, fazların boyutunun ve dağılımının değiştiği görüldü. Alaşımlanmış yüzey tabakalarında genellikle, M7C3 (M=Cr, Fe, W) karbürü, M23(C, B)6 (M=Cr, Fe, W) karbürü, (Cr, Fe)B borürü, FeB borürü ve Fe2B borürü gibi fazlar tespit edildi. En yüksek mikrosertlik değeri, (%ağ.) 80FeCrC-10FeW-10FeB toz karşımı ile 0.713 kj/mm ısı girdisinde yüzeyi alaşımlanan numunede 1668 HV ölçüldü. En yüksek ortalama mikrosertlik değeri (%ağ.) 50FeCrC-20FeW-30FeB toz karşımı ile 0.585 kj/mm ısı girdisinde yüzeyi alaşımlanan numunede 1217 HV ölçüldü. Düşük ısı girdileriyle yüzeyi alaşımlanan numunelerin ortalama mikrosertlik değerlerinin genellikle daha yüksek olduğu tespit edildi. Düşük ısı girdileriyle yüzeyi alaşımlanan numunelerin aşınma dirençlerinin daha yüksek olduğu görüldü. En yüksek aşınma direncine sahip numunenin 0.475 kj/mm ısı girdisinde, (%ağ.) 70FeCrC-30FeB toz karışımı ile yüzeyi alaşımlanmış numune olduğu tespit edildi. Yüksek ısı girdisi ile yüzeyi alaşımlanan numunelerin sürtünme katsayılarının genellikle daha düşük olduğu belirlendi. Yük arttıkça sürtünme katsayısının daha kararlı ve küçük bir aralıkta değiştiği tespit edildi. Anahtar Kelimeler: AISI 1020, Plazma Transfer Ark (PTA) kaynağı, Yüzey Alaşımlama, Fe-Cr-W-B-C, Fe-Cr-B-C, Aşınma, Sürtünme.

Demir esaslı alaşımlarDüşük karbonlu çelikKuru sürtünme+3
Turan Gürgenç
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Hidrojen gazı ile oksi-gaz kaynak tekniğinde kaynak yapılan çelik ve alüminyum levhaların birleştirme özelliklerinin incelenmesi

Bu çalışmada hidrojen gazı ile oksi ? gaz kaynak tekniğinde kaynak yapılan çelik ve alüminyum levhaların birleştirme özellikleri incelenerek, hidrojen gazının kullanılabilirliğinin gösterilmesi amaçlanmıştır.Oksi ? Gaz kaynağında yanıcı gaz olarak hidrojen ve asetilen gazları kullanılarak 1,5 mm kalınlıkta St 37 çelik ve 3 mm kalınlıkta 1100 serisi alüminyum malzemelere yatayda alın birleştirme yöntemi ile 80 mm uzunluğunda dikişler çekilmiştir. Her iki kaynak yönteminde de kaynak hızları (115 mm/dak) ve üfleç büyüklükleri (2 numara) aynı seçilmiş, kaynaklı birleştirmeler aynı kaynakçı tarafından gerçekleştirilmiştir.Kaynaklanan malzemelerin çekme deneyleri ile mikro sertlik testleri gerçekleştirilmiştir. Numunelerin mikroyapı incelemeleri optik mikroskopta gerçekleştirilmiştir. Hidrojen gazı kullanılarak kaynaklanan numunelerle asetilen gazı kullanılarak kaynaklanan numuneler arasında akma, çekme, kopma ve yüzde uzama miktarları gibi çekme değerleri ile sertlik sonuçları ve mikroyapı karşılaştırmaları yapılmıştır.Yapılan deneysel çalışmalarda oksi asetilen alevi ile yapılan birleştirmelerde çelik malzemeler için akma dayanımlarının oksi hidrojen alevi ile yapılan birleştirmelere göre % 8 ? 10, Alüminyum malzemeler için oksi hidrojen alevi ile yapılan birleştirmelerin akma dayanımlarının oksi asetilen alevi ile yapılan birleştirmelere göre % 1,4 ? 5 oranında daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Mikro sertlik ölçümlerinde ise oksi asetilen alevi ile yapılan birleştirmelerde sertlik alınan bütün bölgelerde (ana metal, ITAB ve kaynak metali) sertlik değerlerinin oksi hidrojen alevi ile yapılan birleştirmelere göre çelik malzemelerde daha yüksek, alüminyum malzemelerde ise daha düşük olduğu tespit edilmiştir.

HidrojenKaynakMikrosertlik+1
Muhammed Emin Çakır
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Güçlendirilmiş beyazlatma sisteminin diş rengi ve mine mikrosertliği üzerindeki etkinliğinin in vitro olarak değerlendirilmesi

Çalısmanın amacı Zoom Advanced Power ve OpalescenceBoost gibi ofis tipi beyazlatma ajanlarının mine mikrosertliğine ve disrengine etkilerinin değerlendirilmesi bununla birlikte beyazlatmauygulaması sonrasında disin tekrar sertlestirilmesi için kullanılan sodyumaskorbat, APF ve Relief jelin etkilerinin arastırılmasıdır.Çalısma 100 adet yeni çekilmis daimi 3. Molar disten eldeedilen 150 adet dis örneği üzerinde gerçeklestirilmistir. Örnekler rasgele 5gruba ayrılmıstır. G1: plasebo jel ve Zoom AP ısığı; G2: Zoom 2 jel; G3Zoom 2 jel ile Zoom AP ısığı; G4: Opalescence Boost jel; G5: Kontrololarak ayrılmıstır. Her bir grup 3 defa 15'er dk'lık isleme tabi tutulmustur.Beyazlatma uygulamasından sonra 90 örneğe APF, SA ve Relief jel denbiri uygulanmıstır. Mikrosertlik değisimlerini ölçmek için Vicker's sertlikölçüm cihazı kullanılsmıstır. Renk ölçümleri ise iki deneyimli arastırmacıtarafından Vita renk skalası kullanılarak değerlendirilmistir. Veriler one-wayANOVA, Dunnet, Kruskal-Wallis, Post hoc test ve t test yardımı ile analizedilmistir.Beyazlatma öncesi ölçülen mikrosertlik değerleri istatistikselolarak incelendiğinde 5 grup arasında anlamlı farklılık saptanmamıstır(p>0,05). Beyazlatma öncesi ve sonrası mikrosertlik değerlerikarsılastırıldığında sadece G3'te anlamlı farklılık gözlenmistir (p<0,05). G3diğer gruplara göre dis rengini daha çok beyazlastırmıstır. Beyazlatmasonrası tekrar sertlestirme için uygulanan ajanlardan sodyum askorbatgrubu istatistiksel olarak anlamlı farklılık olusturmustur (p<0,05). Kontrolgrubu (G5) hariç tüm gruplarda istatistiksel olarak anlamlı bir beyazlasmaelde edilmistir (p<0,05).Isıkla uygulanan beyazlatma ajanlarının mine üzerine yanetkilerinin olmadığı ve dis rengini daha iyi beyazlastırdığı görülmüstür.Bununla birlikte beyazlatma sonrası olusan yan etkilerin giderilmesi içinsodyum askorbatın bir alternatif olduğu düsünülmektedir.Anahtar Kelimeler: Beyazlatma, mine, mikrosertlik, renkölçümü, yeniden sertlestirme

Dental mineDiş beyazlatmaDiş renk değişikliği+4
Esra Çakır
Gazi University · Institute of Health Sciences
2010
00

Related subjects