Communication technology
164 theses under this subject heading
Information and communication technologies in English language teaching (ELT)
Rapid introduction of information processes into various spheres of life require the development of a new model of the education system based on modern information technologies. It is about creating the conditions for revealing the creative potential of a person, developing abilities and educating the need for self-improvement and responsibility. Thus, the introduction of information and communication technology (ICT) contributes to the main goals of modernizing education: improving the quality of education, increasing the accessibility of education and ensuring a harmonious development of the individual who is attached to the information and communication capabilities of modern technologies and possessing an information culture. These circumstances determine the relevance of the topic of this thesis research, which consists in the introduction of ICT in order to improve the effectiveness of the educational process and the effectiveness of the quality management system of foreign language (especially: English) teaching. The solution of these aspects determines the theme of research. The scientific innovation of the research is that it reveals didactic properties and methodological functions of the Twitter and Podcast services as one of the modern methods of teaching language, which must be taken into account when developing the methodology for teaching a foreign language on its basis. Keywords: Information-Communication Technology (ICT), WEB 2.0, Twitter, Podcast, English Language Teaching (ELT).
İletişim teknolojileri çağında ebeveynlik pratikleri: Erken çocukluk döneminde medya kullanımı
Bu tez çalışmasında 21. yüzyılın dijital göçmenlerinin, doğumlarıyla birlikte teknolojiyle tanışan dijital yerli evlatlarının, medya kullanımı yönetmekteki stratejileri ve pratikleri incelenmiştir. Çalışmada çocukluk, medya ve ebeveyn ilişkisi, ebeveyn aracılığı teorisi ışığında çok boyutlu olarak değerlendirilmiştir. Dijital okuryazarlığın, çocukların medyaya erişim, katılım ve medyadan korunma haklarının uygulanmasında ve dijital eşitsizliklerin yumuşatılmasındaki rolü de irdelenmiştir. İletişim teknolojileri çağında ebeveynlerin çocuklarının medya kullanımını yönetim pratiklerine odaklanan bu çalışmada sahada 40 ebeveyn ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılarak, 0-6 yaş çocukların medya kullanımı ve ebeveynlerin aracılık stratejileri eleştirel nitel analize tabi tutulmuştur. Erken çocukluk döneminde medya ile eğitim, eğlence ve iletişim bağlamında "sınırlı" ve "sınırları aşmaya eğilimli" bir ilişki kurulduğu anlaşılmıştır. Ebeveynlerin medya aracılık pratikleri kendilerine, çocuklara ve ortama bağlı faktörlerin etkileriyle değişip dönüşürken, kısıtlayıcı aracılık ve birlikte kullanım yöntemlerini çoğunlukla, aktif aracılık ve izleme yöntemlerini ise daha az kullandığı anlaşılmıştır. Çalışmayla sahada ebeveynlerin medya aracılık kuralları, yöntemleri, bunları şekillendiren faktörler ve pratikler incelenerek, değişen ve dönüşen ebeveynlik pratikleri döngüsü ortaya koyulmuştur.
Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklara iletişim kurarken ileri düzey teknolojileri kullanma becerisi kazandırma
Bu araştırmada, Uygulamalı Davranış Analizi (UDA) temelli bir öğretim programı aracılığıyla Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan çocuklara iletişim kurarken (İstek bildirme) ileri düzey teknolojileri kullanma becerisi kazandırma amaçlanmıştır. Araştırmada, tek denekli araştırma yöntemlerinden davranışlar arası çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Tohum Otizm Vakfı Özel Eğitim Okulu'nda eğitim almakta olan OSB tanılı 13 yaşındaki bir öğrenci araştırmaya denek olarak katılmıştır. Eğitim aracı olarak seçilen tablet teknolojisinde OSB'li çocuklara yönelik ilk Türkçe tablet uygulaması olma özelliği taşıyan Tohum-I yazılımı kullanılmıştır. Uygulamanın en önemli özelliklerinden biri çocuğun gereksinimlerine göre bireyselleştirilebilir olmasıdır. Uygulama, çocuğun ihtiyaçlarına göre ilgili bölümlere resim/fotoğraf eklenebilir, ses ve video görüntüsü yüklenebilir şekilde tasarlanmıştır. Araştırmaya konu olan iletişim becerisi OSB'li çocuklara öğretilecek en temel becerilerden biri olan istek bildirmedir. İstek bildirme olarak "içecek", "yiyecek" ve "tuvalet ihtiyacı" iletişim kurabilecekleri hedefler olarak seçilmişlerdir. Öğretim programı UDA'nın temel ilkeleri dikkate alınarak planlanmıştır. Araştırmada başlama düzeyi, yoklama, uygulama, genelleme ve izleme oturumlarında sistematik olarak etkililik verileri toplanmıştır. Elde edilen bulguların grafiksel analizi yapılmıştır. Grafik analizinde veriler, davranışlar arası çoklu yoklama modeline göre analiz edilip yorumlanmıştır. Sosyal geçerlilik verileri, alanda çalışan ve uygulamada görev alan özel eğitim öğretmenlerinin görüşlerinden elde edilen bilgilerle değerlendirilmiştir. Sosyal geçerlilik soru formundan elde edilen veriler için frekans hesaplaması yapılmış ve niteliksel olarak analiz edilmiştir. Gözlemciler arası güvenirlik verileri başlama düzeyi, yoklama, uygulama, genelleme ve izleme oturumlarında toplanırken; uygulama güvenirliğine ilişkin veriler sadece başlama düzeyi ve uygulama evrelerinde toplanarak analiz edilmiştir. Araştırmanın etkililik bulguları UDA temelli öğretim programının, iletişim kurarken ileri düzey teknolojileri kullanma becerisinin kazandırılmasında etkili olduğunu göstermektedir. Uygulama evrelerinin sonlandırılmasının ardından ortalama 2. ve 5. haftalarda düzenlenen izleme oturumlarında deneğin öğrendiği becerilerin kalıcılığını koruduğu ve farklı kişilere genelleyebildiği gözlemlenmiştir. Araştırmanın sosyal geçerlik bulguları, alanda çalışan özel eğitim öğretmenlerinin araştırma kapsamında sunulan öğretim sürecine ilişkin olumlu görüşler ifade ettiklerini göstermiştir. Bulgular ışığında konu tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Otizm Spektrum Bozukluğu, iletişim, ileri düzey teknoloji, istek bildirme
Kitle kültürünün dijital kültüre dönüşümü ve toplumsal etkilerinin incelenmesi
Sanayi devriminin ardından toplumsal yapıda da önemli değişimler gerçekleşmiştir. Seri üretimin başlamasıyla, kişiye özgü ürünlerin yerini kitle için üretilen standart ürünler almaya başlamıştır. Teknolojideki gelişim iletişim teknolojilerini de geliştirmiş, sözlü ve yazılı iletişime, enformasyon devrimi ile birlikte görsel ve işitsel iletişim araçları da eklenmiştir. Dünya 'evrensel bir köy'e dönüşürken, İletişim teknolojileri sayesinde ortak enformasyon üretmek, almak ve göndermek olabildiğince hızlı ve kolay bir hal almıştır. Bu teknolojinin gelişimiyle ortaya çıkan yeni medya kavramının temel özellikleri, bir kişiden çok kişiye iletişimi sağladığı kadar ayrıca birebir iletişimi de mümkün kıldığı ve yeni araçlar ve yöntemler sunan bir iletişim devrimi sürecine sahip olduğudur. Araştırmamızın gerekliliğini ortaya çıkaran etkenler arasında gündelik yaşam içerisinde özellikle gençler üzerinden onların yeni iletişim araçlarını kullanımları esnasında yaşamış oldukları bireysel ve toplumsal iletişim ve etkileşimleri noktasındaki gözlemler belirleyici olmuştur. Bu amaçla İstanbul'da vakıf üniversitelerinde eğitim gören önlisans, lisans ve lisansüstü öğrencilerinin çerçevesinde yeni medya kullanım alışkanlıkları incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 299 genç oluşturmaktadır. Bu kişilerle yapılan anketler üzerinden, sosyal medya uygulamalarını kullanıp kullanmadıkları, hangi sosyal medya ağlarına üye oldukları, sosyal medya ağlarını ne sıklıkla kullandıkları, sosyal medya ortamlarını hangi amaçla kullandıkları gibi sorular sorularak dijital kültür ile bağları incelenmiştir.
Sosyal medya platformları üzerinde geleneksel televizyon yayıncılığı: Medyascope.TV örneği
İletişim teknolojilerinin gelişimiyle birlikte artan internet ağı hızı, günümüzde video paylaşımını oldukça zahmetsiz bir hale getirmiştir. Bunun yanı sıra sosyal medya ağlarının video içerik paylaşımına açık hale gelmesi, kullanıcıların video üretimine artan oranda ilgi duymasını sağlamıştır. Oldukça yaygınlaşan ağ üzerinden canlı video paylaşımları, bazı durumlarda profesyonel medya yayıncılığını anımsatmaktadır. Yeni medya yayıncılığını geleneksel medya yayıncılığından ayıran en önemli özellikler, zamana ya da bir yayın akışına bağlı kalmadan, izleyen ile etkileşim halinde bulunarak anlık geri dönüş alınabilmesi ve bir kitleden ziyade bireye yayın yapılabilmesidir. İnternetin sunduğu bu teknik imkânlar, geleneksel medyaya karşı önemli bir üstünlük olmasına rağmen son dönemde bazı haber sitelerinin televizyon gibi davrandıkları gözlemlenmektedir. Çalışmada, izleyicilerine ulaşmak için sosyal medya ağlarını kullanmalarına rağmen klasik bir televizyon yayını özelliği gösteren oluşumlara dikkat çekilerek, ortaya çıkan bu internet yayıncılığı şeklinin geleneksel televizyon yayıncılığıyla olan benzerlikleri ortaya konmaya çalışılmıştır.
An exploration of various impacts of social media usage: The philosophical and sociological perspectives of Jacques Ellul's 'technique'
This thesis aims to unearth insights about the relevance and degree of applicability of the concept of "technique" as defined by the French philosopher and sociologist Jacques Ellul in his seminal work, "La Technique" (translated as "The Technological Society", published in 1964). Specifically my aim is to examine how Ellul's dialectical methodology can be used to examine the degree in which "technique" interacts with the world of internet and social media usages to produce particular global-scale changes in the way people communicate and use language. To what extent have recent developments in social media and internet-based communication, confirmed or contradicted Ellul's ideas and concepts of "technique"? Dialectics is central to Ellul's works as a whole, and can clearly be seen in the dialectical tension between human choice of action and technique. When humans use techniques, to what extent do such established techniques in turn, use human beings? Do humans use social media as a tool in a freely chosen or "neutral" way? Or does technique rigidly control the possible ways in which people can interact with such technology on a meaningful sociological level? This thesis will be referring primarily (though not exclusively) to Ellul's 1981 book "The Humiliation Of The Word" which adopts both theological and sociological analyses as part of its argument that modern life prioritizes the visual and the image over language and "the word". He argues that the word has been turned into an object and made subordinate to the image which represents the world of reality, action, technical application and objectivity as opposed to the world of truth, the theoretical, the abstract, and of human subjectivity which language represents. In light of this, what has social media done to language generally? Has it made communication more efficient through rationally applied technical methods? What is the price of this efficiency? Perhaps this efficiency is only apparent and results in an inefficient form of communication? What about the role of 'freedom' and 'necessity' with respect to the human subject? Does language and the word become more free as a result of social media technology? I shall be exploring several case studies concerning communication on the Internet that might help provide answers to such quesitons or produce new questions and problems with respect to Ellul's dialectic of Technique and Freedom, as well as the sociological and philosophical understanding of language and images in general.
Sınıf öğretmenlerinin bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanım düzeylerinin yeniliğin yayılımı kuramına göre incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı; ilköğretim birinci kademede görev yapmakta olan Sınıf Öğretmenlerinin Bilgi ve İletişim Teknolojilerini (BİT) kullanım düzeylerini, çalışılan okulun teknolojik imkanları, kıdem yılı ve hizmet içi eğitim gibi değişkenler açısından incelemek ve öğretmenlerin BİT entegrasyon sürecinde bulundukları aşamaları Yeniliğin Yayılımı Kuramı'na göre incelemektir.Araştırma betimsel bir durum saptaması niteliğinde olup, nitel araştırma teknikleri temel alınarak desenlenmiştir. Araştırmada verilerin toplanması için yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma grubunu Uşak ili merkez İlköğretim Okullarında görev yapan 14 Sınıf Öğretmeni oluşturmaktadır.Araştırmada elde edilen sonuçlara göre; öğretmenlerin BİT' i eğitim-öğretim sürecinde kullanım amaçları; öğrencinin dikkatini çekmek, kalıcı öğrenmeleri sağlamak, zamandan tasarruf etmek, bireysel farklılıkları dikkate alabilmek, farklı zekâ alanlarına ve farklı duyulara hitap edebilmek olarak belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; öğretmenlerin eğitim-öğretim sürecinde BİT kullanımları, çalışılan okulun teknolojik imkânları, kıdem yılı ve hizmet içi eğitim görmeleri gibi değişkenler açısından incelendiğinde farklılık göstermektedir. Araştırma sonuçlarına göre; bilgisayar, ofis programları ve internetin, öğretmenler arasında yayılımını tamamladıkları; bununla birlikte elektronik posta ve forum/blog yapılarının yayılımlarını tamamlamadıkları görülmektedir. Yayılımını tamamlamış olan BİT araçlarının eğitim-öğretim sürecine tam entegre oldukları söylenemez.
Sınıf öğretmenlerinin bilgi ve iletişim teknolojileri öz yeterliklerinin incelenmesi
Araştırmanın amacı sınıf öğretmenlerinin bilgi ve iletişim teknolojileri öz yeterliklerinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesidir. Araştırma kapsamında tekil ve ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi, Uşak ilinde 2016-2017 yılında görev yapan ve çalışmaya gönüllü katılan 450 sınıf öğretmeninden oluşmuştur. Araştırma verileri 5'li likert tipine göre hazırlanan öğretmenlere yönelik bilişim teknolojileri öz yeterlik ölçeği ve 3 sorudan oluşan öğretmen görüşme formu ile toplanmıştır. 450 anket formuyla toplanan nicel verileri desteklemek amacıyla 15 sınıf öğretmeni ile de görüşme yapılmıştır. Nicel ve nitel yöntemler birlikte kullanıldığı için araştırma karma yönteme göre desenlenmiştir. Cinsiyet, okulun öğretim türü, okulunun bulunduğu yer, sınıf öğretmenin internet ve bilgisayara sahip olup olmaması gibi değişkenlere göre sınıf öğretmenlerinin bilgi ve iletişim teknolojileri öz yeterlik algılarında farklılık olup olmadığının tespit edilmesinde bağımsız gruplar t testi analizinden faydalanılmıştır. Mesleki kıdem, görevli olduğu sınıf, teknoloji haberlerini takip etme, gün içerisinde internete girme sıklığı gibi durumlara göre anlamlı bir farklılık olup olmadığının tespit edilmesinde (varyans analizi) Anova testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenleri ortanın üzerinde BİT öz yeterlik algısına sahip olduklarını düşündükleri görülmüştür. Sınıf öğretmenlerinin bilişim teknolojileri yönünden internetten bilgiye yönelik arama yapma, dosya indirme, e-mail kullanma ve multimedya araçlarını kullanmaya yönelik öz yeterliklerinin (TV, Projeksiyon ve DVD) çok iyi düzeyde oldukları belirlenmiştir. Sınıf öğretmenlerinin BİT öz yeterliklerinin cinsiyete, görevli olduğu sınıfa ve internet bağlantısına sahip olup olmamaya göre farklılık göstermediği; buna karşın eğitim durumu, mesleki kıdem, görev yaptığı yer, kişisel bilgisayarının olması, teknoloji haberlerini takip etme ve interneti kullanma sıklığı değişkenlerine göre farklılaştığı tespit edilmiştir.
Dijital çağın görünmeyen yüzü "geleceğin distopyası"
Rönesanstan itibaren içerisinde bulunduğumuz çağdaş yaşamda gerçek artık işlevsel bir hale dönüşmüştür. Ekranlar aracılığıyla oluşturulan toplumsallaşma büyük bir simülasyon evreni yaratmıştır. Bu nedenle İletişim teknolojileri genel itibariyle kültür endüstrisi; simülasyondan beslenmektedir. Bu gösterge üretim evrenini sürekli yineleyen yayıncılığı anlatan `Black Mirror` dizisi birey- sanal gerçeklik- iletişim bağlamında oldukça önemlidir. Dizinin örneklemi olarak kullanılan`Black Mirror` dizisi analiz edilirken çalışmanın kavramsal çerçevesi olarak Jean Baudriallard`ın simülasyon kuramı referans alınmıştır. Çalışmada 1. sezonun 3. bölümü 2. sezonunun 1. bölümü ve 3. sezonun 1. bölümü örneklem olarak alınmıştır. Bu üç bölümün seçilme sebebi ise simülasyon kavramını somutlaştırarak ekrana aktarmasıdır. Göstergebilimsel analiz yöntemiyle incelenen araştırmada dijital çağın görünmeyen yüzü tespit edilmiştir. Geleceğin distopyası Black Mirror örneklemi ile simülasyon kuramı çerçevesinde irdelenerek görülmüştür ki modern dünya koca bir simülasyon evreni geliştirmiştir. Teknolojinin gelişimi de insani bir çöküşü gözler önüne serecektir; çünkü dizi de belirtilen distopik bir geleceğin çok da uzakta olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler; Simülasyon, Hipergerçeklik, İletişim Teknolojileri, Black Mirror
Veri gazeteciliğinde etik
Dijital iletişim teknolojileriyle birlikte her türlü enformasyon sayılarla ifade edilmektedir. Bilgisayarlar, internet, akıllı telefonlar gibi teknolojiler, bireylerin gündelik hayatında geniş yer kaplamaktadır. Bu teknolojiler bireylere, enformasyona hızlı ulaşım, gündelik işlerin çevrimiçi yapılabilmesi, etrafta olup biten olaylarla etkileşime geçilmesi gibi pek çok konuda kolaylık sağlarken yeni etik problemlerin belirlemesine neden olmuştur. Dijital iletişim teknolojileri gazeteciliği dönüştürmüştür. Bu kapsamda haberin yapısı, haber merkezlerinin görünümü değişirken yeni etik ilkelere ihtiyaç duyulmaktadır. İnternet gazeteciliği, yeni medya ortamlarının yaygın kullanılması, yeni haber türlerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Veri gazeteciliği, dijital iletişim teknolojilerinin dönüştürdüğü gazetecilik ortamında popülerliği artan bir haber türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu araştırma, gazeteciliğin dönüşümü ekseninde veri gazeteciliğinde etik sorunları ortaya koymayı amaçlamaktadır. Şimdiye kadar yapılan tez çalışmalarında, veri gazeteciliğinde etik meselesini ele alan bir araştırmaya rastlanmamıştır. Bu araştırma, alana bu bağlamda bir katkı sunacaktır. Araştırmanın temel sorusu, "veri gazeteciliğinde etik sorunlar nelerdir?" sorusudur. Araştırmanın ana sorunsalı ise "veri gazeteciliğinde etik sorunlara neden olan hususlar nelerdir?" sorusudur. Bu kapsamda, veri gazetecileri, akademisyenler ve haber portallarında çalışan gazetecilerle derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Araştırmaya göre veri gazetecileri Türkiye'de açık veriye erişimde sorun yaşamaktadır. Bu nedenle, haber kaynağı olarak resmi kaynaklardan çok sivil toplum kuruluşlarının verilerinden yararlanmaktadırlar. Araştırmada, veri gazeteciliğinde bağlamın ortaya konması, kullanıcı gizliliği, kullanılan metodolojinin haberde yer alması, veri görselleştirmesi gibi konularda etik sorunların meydana geldiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Sözcükler: Gazeteciliğin dönüşümü, iletişim teknolojileri, veri, etik, veri gazeteciliği, veri gazeteciliğinde etik.
Türk kamu yönetiminde kamu değeri analizi: Bakanlıkların web siteleri üzerinden bir araştırma
Bilgi ve iletişim teknolojilerinde meydana gelen yenilikler, ekonomik ve sosyal yaşamı etkilediği gibi kamu hizmetlerinin sunuş biçiminde de önemli değişiklere yol açmıştır. Teknolojinin gelişimiyle birlikte gündelik hayatta önemli bir yere sahip olan internet web siteleri kamu hizmetlerinin sunumunda kritik bir rol üstlenmiştir. Birçok kamu hizmeti kamu kurum ve kuruluşlarının internet web siteleri üzerinden sunulmaya başlanmış böylece hem zaman ve maliyetin azaltılması hem de sunulan hizmetin kalitesinin iyileştirilmesi amaçlanmıştır. Bu noktada vatandaş ve devlet etkileşiminin ana merkezlerinden biri olan Türkiye Cumhuriyeti bakanlıklarının web siteleri de bazı kamu hizmetinin elektronik ortamda sunulması açısından önemli bir araç haline gelmiştir. Gerek elektronik ortamda gerekse yüz yüze ortamda sunulan kamu hizmetinin taşıdığı değerin ve niteliğinin değerlendirilmesi, kamu yönetimi alanında çok uzun zamandan beri üzerinde çalışılan önemli bir konudur. Yeni Kamu İşletmeciliği yaklaşımının yönetim alanında telafi edemediği eksikliklere ve sorunlara alternatif çözümler sunan bir reçete olarak ortaya çıkan Kamu Değeri anlayışı, kamu hizmeti sunumunda nasıl değer üretileceği ve üretilen değerin nasıl değerlendireceği konusunda çeşitli öneriler ve yöntemler sunarak kamu hizmetinin taşıdığı değerin ve niteliğinin değerlendirilmesine katkıda bulunmaktadır. Kamu değeri olgusu ilk kez Mark. H. Moore tarafından 1995 yılında yazılan "Kamu Değeri Yaratmak: Kamuda Stratejik Yönetim" başlıklı kitap ile gündeme gelmiş ve kısa sürede gerek akademisyenler gerekse kamu yöneticileri arasında popülerlik kazanmıştır. Ancak, kamu değeri kavramının net bir tanımının ortaya konulması ve ölçülmesi noktasında daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu doğrultuda bu çalışma bu eksiklikleri gidermek amacıyla hazırlanmıştır. Bu çalışmada kamu değeri olgusunun kavramsal ve kuramsal çerçevesi net bir şekilde ele alınmış, kamu değerinin ölçümüne yönelik bir model geliştirilerek kamu değeri ölçümünün nasıl yapılabileceği konusunda bir öneri sunulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti bakanlık teşkilatlarının web siteleri, web değerlendirme metrikleri ve kamu değerleri kriterleri ile detaylı olarak analiz edilmiş, değerlendirilmiş ve bu konuda da gerekli öneriler de bulunularak bakanlık web sitelerinin taşıdığı kamu değerinin arttırılmasına bir nebze katkıda bulunulması amaçlanmıştır. Anahtar Sözcükler Kamu Değeri, Mark H. Moore, Bakanlıkların Web Siteleri, Kamu Değeri Ölçümü
A conversation analytic study on critical intercultural awareness in task enhanced virtual exchange
Advances in online communication technologies offer many opportunities for language learning and intercultural exchange.Through these advancements, telecollaboration has been a recent focus in educational settings and itsimplications have come into prominence in language teaching. However, the social actions and cultural practices performed in these settings and opportunities for critical intercultural awareness (CIA) have been investigated only to a limited extent. From this point of view, drawing upon the 10 hours of screen recordings of over a 4-weeks period of video-mediated task-oriented interactions in eleven tasks in a virtual exchange project between two universities from Turkey and Tunisia, this study contributes to the emergence of opportunities for interactants' critical intercultural awareness (CIA) through a telecollaborative exchange project. By applying the principles of Conversation Analysis methodology, this study aims to describe how an assessment sequence is identified and how assessments are constructed sequentially, and how the first assessment makes the second assessment relevant in and through intercultural tasks. The findings present various uses of lexical and grammatical items and positive or negative assessing responses towards cultural behaviors. The result from analyzing the study suggested that proffering assessments is closely embedded within the enhancement of critical intercultural awareness (CIA). As a CA study to explore critical intercultural awareness (CIA), the findings of this study are expected to bring a new perspective to interculturality and highlight significant implications interactional organization of assessments with its contribution to the online language learning and telecollaboration.
Trans bireylerin ayrımcılıkla mücadelede sosyal medya kullanım pratikleri
Günümüzde yeni iletişim teknolojilerinin temin ettiği yeni medya ve sosyal medya ortamları tüm bireylerin erişimine ve kullanımına açık olmasının yanında kullanıcı türevli içerik üretimine izin veren bir yapıya sahiptir. Bu sayede içerik üreticisi olan bireyler yeni medya ortamları aracılığıyla diledikleri kişilerle iletişime geçebilmekte ve kendilerini ifade edebilmektedirler. Bu tez çalışmasında trans bireylerin sosyal medya kullanım pratikleri ele alınmıştır. Bireylerin çevrimdışı ortamlardaki deneyim ve pratiklerinden beslenen sosyal medya profilleri; paylaşımlar, üye olunan gruplar, beğeniler, yorumlar gibi çevrimiçi pratikler ile kimlik performanslarına işaret eder. Gündelik yaşamda bireyi ve özneyi kurucu en önemli öge olan toplumsal cinsiyet performans ve deneyimleri de sosyal medya ortamlarında karşımıza çıkmaktadır. Bu noktadan hareketle, toplum içerisinde kendi seslerini duyuramayan, kimliklerini çevrimdışı ortamlarda yaşayamayan bireyler için sosyal medya ortamları bir ifade alanı niteliğindedir. İkili cinsiyet sistemi içerisinde aile, okul ve iş yaşamında çeşitli ayrımcılık pratiklerine maruz kalan, söylemsel pratikler ile ötekileştirilen, çeşitli şekillerde sözlü ve fiziksel şiddetle transfobik ayrımcılığa maruz kalan translar için sosyal medya ortamları hem toplumsal, siyasal, kültürel ve ekonomik konularda kanı ve düşüncelerini özgürce ifade edebilecekleri iletişim kanalları olarak ortaya çıkmakta hem de ayrımcılıkla mücadele noktasında yeni pratiklere zemin yaratmaktadır. Bu tez çalışmasında Ankara'da yaşayan transların sosyal medya kullanım pratikleri ve deneyimlerinden yola çıkarak sosyal medyanın, ayrımcılıkla mücadele noktasında ne gibi olanaklar sağladığı incelenmiştir. Bu tez çalışmasına ait bulgularda katılımcıların, yeni medya ve sosyal medya ortamlarında kendi kimliklerine yönelik bilgi edindikleri, bu ortamlar üzerinden sosyal çevre edindikleri, kendi belirledikleri kişilere karşı cinsiyet kimliklerini performe ettikleri ve nefret söylemleri ile mücadele pratikleri geliştirdikleri görülmüştür.
Gündem koyma ve saptama kuramı çerçevesinde sosyal medya'nın gündem belirlemedeki rolü: Ünlü isimlerin paylaşımlarının toplumsal gündem oluşturan örneklerine yönelik bir inceleme
Gelişen iletişim teknolojileriyle birlikte insan hayatına giren birçok yenilikten birisi olan yeni medya, birçok yeniliği de beraberinde getirmiştir. İnsan hayatında gerçekleşen bu yeniliklerden bir tanesi olan sosyal medya ile insanların birbirleriyle iletişim şekli değişmiş, yeni ortamlarda yeni deneyimler kitlelerin kullanımına sunulmuştur. Kullanıcılara yeni deneyimler sunan sosyal medya ortamlarında insanlar bir konu hakkında duygu ve düşüncelerini belirtmekte, farklı insanlarla iletişim halinde kalarak gündemi ilgilendiren konular hakkında bilgi alışverişinde bulunmaktadırlar. Bu deneyim kullanıcıları gündem hakkında söz sahibi haline getirmiştir. Gündem, ister kamu ister politika ister medya gündemi olsun yaşanan bu değişikliklerden etkilenen bir alandır. Gündem belirleme konusunda ortaya çıkan yeni paydaşlar bu durumu destekler niteliktedir. Sosyal medyanın etkisiyle gündem belirlemede artık insanlar sadece kendilerine sunulan içeriği olduğu gibi kabul etmemekte; alternatif içeriklerle kendi haber listelerini oluşturabilmektedirler. Geleneksel medyanın aksine sosyal medya ortamlarında kullanıcılar içerikleri yönlendirebilmekte, gündem hakkında duygu ve düşüncelerini belirtmekte ve hatta bizzat gündemin oluşturulmasını sağlamaktadırlar. Gündem belirleme çalışmalarının sosyal medyaya kaymasıyla birlikte, gündem belirlemede yeni paydaşlar ortaya çıkmıştır. Gündem belirlemedeki bu yeni paydaşların sosyal medya açısından öneminin araştırılması gerekmektedir. Bu paydaşlardan biri de toplumda yer eden ünlü kişilerdir. Ünlü kişiler sosyal medya platformlarında yaptıkları paylaşımlarla toplumu etkileme potansiyeline sahiptir. Yaptıkları bu paylaşımlarla geniş bir kitleye ulaşabilmektedirler. Bu çalışmada ünlü isimlerin sosyal medya gündemlerinden nasıl etkilendiği ve sosyal medya gündemlerine nasıl katkıları olduğu, Twitter paylaşımları üzerinden incelenmiştir. Türkiye'nin en güvenilir ünlülerini seçen farklı üç araştırma ve en çok Twitter takipçi sayısına bakılarak seçilen, Uğur Dündar, Fatih Portakal, Cem Yılmaz, Ahmet Hakan ve Yılmaz Özdil'in 23 Haziran 2019 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi süresince yaptıkları paylaşımlar içerik analizi ile irdelenerek, Twitter'ın Trend Topic'leri arasındaki ilişki araştırılmıştır. Bu bağlamda 21-27 Haziran 2019 tarihleri aralığında, seçilen ünlülerin Twitter üzerinden yaptıkları paylaşımlar depolanmış ve sonrasında içerik analizi yapılarak en çok geçen kelimeler elde edilmiştir. Araştırmanın amacı doğrultusunda ünlü paylaşımları ile Trend Topic'ler arasında ortaya çıkartılmak istenen ilişki için yine aynı tarihler aralığında Twitter Trend Topic'ler elde edilmiştir. Elde edilen veriler grafikler ile aktarılmıştır. Araştırmadan ortaya çıkan sonuca göre; ünlü kişilerin paylaşımları Twitter'ın Trend Topic listesi ile anlamlı bir ilişki içerisindedir. Yine aynı şekilde, seçilen ünlüler Twitter'ın Trend Topic'leri ile ilgili paylaşımlarda bulunarak, Twitter gündemine katkı sağlamaktadır. Araştırmanın sonucu göstermiştir ki oluşturulan hipotezler nitel olarak doğrulanmıştır.
Bir popüler kültür ürünü olarak instagram ve dijital hikaye anlatımı: İzmir'de amatör bisikletçilik ve fotoğraf paylaşımı üzerine bir inceleme
Bu çalışma İzmir kentinde amatör bisiklet turlarına katılan bireylerin gündelik yaşam pratiklerine dair deneyimlerini ve bu deneyimlerini Instagram sosyal medya uygulamasında paylaştıkları fotoğraflar aracılığıyla hikayelendirmelerini anlamlandırmayı hedeflemektedir. Çalışma epistemolojik olarak niteliksel yaklaşımdan faydalanmaktadır. Araştırmanın ampirik boyutunu katılımcı gözlem ve derinlemesine görüşmelerden oluşan altı aylık bir alan çalışma oluşturmaktadır. Bu alan çalışması sonucunda toplanan bulgular kuramsal olarak kültür teorileri, dijital hikaye anlatıcılığı tartışmaları ve sosyal medya kuramları bağlamında incelenmiştir. Çalışma İzmir'de bisiklet turlarına katılan bireylerin Instagram hesapları aracılığı ile gündelik yaşam pratiklerini hikayelendirdiklerini tespit etmiştir. Çalışma bu hikayelendirme deneyimlerinin büyük ölçüde yeni iletişim teknolojilerinin bireylere sunduğu imkanlarla ilişkili olduğunu savunmaktadır.
Knowledge-based economy and economic growth: Empirical analysis of BRICST countries
Rapid developments in information and communication Technologies (ICT) and intense pressure of globalization have changed trade relations and economic performance in global economy. Particularly the invention of many ICT tools and services, growing demand to technology products, rise of knowledge-based sectors have addressed the role of intangible factors such as education, knowledge, information, innovation and R&D as new source of economic growth. However, with the onset of global financial crisis, many countries have experienced recessions or less growth than before. Lasting uncertainty in macroeconomic stability and concern about the future performance of global market lead governments to realize knowledge-based economy (KBE) as a major solution to problems of the existing economy. Emerging countries are also perceived as the global leaders of KBE due to their better and faster performance in adopting new technologies and increasing their accumulation of knowledge than the advanced countries.The aim of this study is to analyze major determinants of KBE which are based on World Bank Knowledge Assessment Framework, on economic performance indicators such as GDP, GDP per capita and economic growth rate in Brazil, Russia, China, India, South Africa and Turkey (BRICST) over the period from 2000 to 2010 by using Panel Data Model. The empirical evidence reveal that ICT infrastructure and secondary education are found to be important infrastructure channels that affect GDP per capita positively in the BRICST countries. In addition, the number of R&D personnel as an indicator for innovation potential has positive influence on the GDP per capita. Accumulation of educated people in R&D can affect country?s ability to innovate, benefit from ICT and enhance economic performance. Therefore, expansion of ICT infrastructure together with educated R&D personnel have become the major factors that affect economic performance in the BRICST countries.
Investigating the instructors' attitudes towards the use of information and communication technologies (ICT) in higher education
The aim of this study is to investigate the instructors' attitudes towards the use of ICT in education and to explore differences in the attitudes between instructors who are grouped according to six demographic variables: age, gender, academic rank, academic discipline, years of teaching experience and location of current occupation. After an extensive review of literature, a web-based online questionnaire was prepared. The questionnaire was sent to 5646 people via e-mail. 302 instructors from twenty one different universities across Turkey have responded to the questionnaire. The response rate to the survey is 5.35%. The responses to the survey were analyzed by using IBM SPSS Statistics version 21 for Windows; reliabilities were tested by Cronbach's Alpha analysis. Independent sample t-test and one-way ANOVA were applied to determine the differences in the attitudes towards the use of ICT in education between instructors who are grouped according to six demographic variables. The findings indicate that the instructors' attitudes towards the use of ICT in education are positive. The findings also show that there is no statistically significant difference between instructors with different demographic characteristics of age, gender, academic rank and location of current occupation in terms of their attitudes towards the use of ICT in education. However, the findings show that there is a statistically significant difference in the attitudes towards ICT between instructors with different years of teaching experience. Limitations and suggestions for future research have been discussed at the end the study.
Effects of information and communication technologies on international trade: A panel data analysis
Information and communication technologies (ICT) are considered as one of the key factors increasing the efficiency, productivity and the overall performance of the systems. This thesis aims to explore the increasing importance of ICT usage in international trade. Different indexes in measuring ICT usage are reviewed with their pillars and the top country rankings. Taking the Global Competitiveness Index 2014 as the source, the study investigates the effects of ICT usage on the integration of countries to the world trade by taking the countries' export/GDP ratio as their integration indicator. The panel data is generated by taking 21 countries and nine years into account without time lag and seven years with two years of time lag. The results show that there is a significant positive relationship between ICT usage and a country's export/GDP ratio. Especially, the number of fixed broadband connection subscriptions and quality of scientific research institutions are seen to be two of the most influential factors to affect the export/GDP ratio positively, while on the other hand, firms' technology absorption and governments' advanced technology procurement are the most negatively sub-pillars of ICT usage. Additionally, the FDI and the technology transfer seem to be candidates for being influential factors for the export/GDP ratio in the long run.
Kamusal sanatta yeni medya teknolojilerinin kullanımı
Dijital donanımlarla yapılandırılan modern kentte sanatçılar hem metropollerin kaotik yapısını görünür kılmış hem de siyasi ve toplumsal olaylara karşı fikirlerini yine kamusal alanda sanat aracılığıyla ifade etmişlerdir. Bu ifadenin en güncel malzemesi olarak yeni medya teknolojileri kamusal alanları şekillendirmektedir. İnternetin gelişimi ve sanatta kullanımıyla yeni bir kamusallık ortaya çıkmış, sanat fiziksel mekânların ötesine geçmiştir. Gerçek zamanlı enstalasyonlar ve performanslarla beraber fiziksel mekânlar, dünyanın her yerinden izleyicilerin katılımına ve müdahalesine açık alanlar olarak işlev kazanmıştır. Heykeller ve mimari yüzeyler gibi kamusal alanları yapılandıran unsurlar; dijital ekran ve video projeksiyon teknolojileriyle yeniden üretilirken arttırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik uygulamalarıyla fiziksel alanlar içerisinde sanal obje ve mekân tasarımları yer almaktadır. Bu tez çalışması, dünya genelinden Türkiye özelindeki gelişmelere kadar geniş bir perspektifte yeni medya sanatının kamusal alanlardaki yansımalarını ortaya koyan bir araştırmadır. Bu nedenle ikinci bölüm kamusal alanın kuramsal bir tanımıyla başlamış, modern dönemlere kadar değişen anlamı ve gelişimi üzerinde durulmuştur. Kamusal sanatın gelişiminden siyasi ve toplumsal açıdan farklı bir çizgide ilerleyen Türkiye'deki kamusal sanat etkinlikleri ele alınmış, Atatürk heykelleriyle başlayan tarihsel sürecin uluslararası festivallere geçişi örnekler üzerinden incelenmiştir. Üçüncü bölümde yeni medya sanatının kavramsal bir incelemesi yapılmış, sanat türleri ile kullanılan teknolojiler tarihsel gelişimleri içerisinde ele alınmıştır. Yapay zekâ ve sanat ilişkisinin yer aldığı dördüncü bölüm, alanda yapılan tez çalışmalarının yetersizliği nedeniyle kapsamlı bir şekilde incelenmiş, ayrı bir bölüm olarak ele alınmıştır. Beşinci bölümde yeni medya teknolojilerinin kamusal sanata yansımaları kategorize edilerek örneklerle açıklanmış hem uluslararası hem de Türkiye'deki etkinlikler karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Sanatçı ve eser odaklı bir yaklaşımın benimsendiği çalışmada yeni medya teknolojilerinin dahil olduğu kamusal sanat üretimleri ve mekâna etkileri Refik Anadol, Erdal İnci, Ferdi Alıcı ve Nohlab ekibi ile yapılan görüşmelerle ele alınmıştır.
Bir bilme biçimi olarak tekniğin eleştirisi: Teknolojik determinist kuramlar bağlamında iletişim teknolojilerinin bugününü okumak
Bu tez, iletişim çalışmalarında oldukça önemli bir kuram olan teknolojik determinizmin, bugüne kadar işlenmemiş olan bir modern epistemolojiden beslendiğini ortaya çıkarmaya çalışmaktadır. Bu, iki amaçla yapılmak istenmektedir. İlk olarak teknolojik determinizmin çoğu zaman düşünüldüğü üzere basit bir ideolojik konum veya düşünsel hata olmadığını göstermektir. Belirli kavramsal ve düşünsel aparatlarıyla teknolojik determinizm, insan, toplum, doğa, bilim ve teknik ilişkisi hususunda hala önemli ve güçlü bir epistemolojik konumlanmanın medya çalışmalarındaki yüzüdür. İkinci olarak ise bu konumlanmaya dayalı teknolojik determinizmin, yine çoğu zaman düşünüldüğü üzere gelip geçici bir teorik furyanın ürünü olmadığını göstermektir. Teknolojik determinizm, bu epistemolojik konumlanmanın kabulleriyle hesaplaşılmayan her durumda aktif olarak zihinlerde yer almaktadır. Teknolojilerden önce ve teknolojilerden sonra hayatın aynı olmadığı yönündeki basit gündelik düşüncelerden, teknolojinin insanı insan olmaktan çıkaracağını ve robotik bir dünyada teknoloji hakimiyetli toplumlar geleceğini öngören fütürist düşüncelere kadar hala etkindir. Bunun nedenleri, sonuçları ve anlamları üzerine doğru düşünmek için, teknolojik determinizmin bu epistemolojik konumlanma ile ilişkisinde bugününü incelemenin elzem olduğu düşüncesi, bu tezin esasıdır.
Bilişim iletişim teknolojileri ve bir etkileşim biçimi olarak öznellik
Tarihsel süreç içerisinde "öznenin" ne olduğu incelendiğinde onun akış halinde olan bilginin bir ürünü olduğu görülmektedir. Özne, çeşitli "öznellik deneyimleri" gerçekleştirerek içinde bulunduğu dönemin egemen bilgisine göre "özneleşmektedir." Özne ile ilgili böylesi türden bir düşünce; bilginin üretim, dağıtım süreçlerinin önemli bir aracını oluşturan bilişim iletişim teknolojileri (BİT) ve öznelliği birlikte düşündürmektedir. BİT, öznelliği üreten bir araç, başka bir deyişle bir "dispositif" olarak görülmektedir. Öznenin dijital teknolojilerle haşır neşir olması bir "dijital öznellik deneyimidir." Günümüzde BİT, öznenin uzantısı, bedeninin bir parçası haline dönüşmüştür. Bu durum, özne meselesini posthümanizmin merkezine yerleştirmektedir. Eleştirel posthümanizm insanın merkezde olduğu diğer varlıkların ikincil olarak tanımlandığı hümanist düşünsel temelleri eleştirerek insan, makine, hayvan, bitki gibi tüm canlıların eşitlik içerisinde yaşayacağı yeni bir etik düzen önermektedir. "Öznenin dijital teknolojilerle eklemlenmesinin onu posthuman kılmasından hareketle öznenin bu yeni durumu eleştirel posthümanist düşünürlerin ileri sürdüğü türden bir etik düşünce çerçevesinde mi gerçekleşmektedir?" "Eleştirel posthümanist düşüncenin önerdiği türden bir öznellik mümkün müdür?" gibi sorulara bu tezde cevap aranmaktadır. Tezde yöntem olarak "literatür taraması" ve "dijital etnografi" yöntemi kullanılmıştır. Öznellik; düşünce tarihi içerisindeki yeri, BİT ve dispositif ilişkisi çerçevesinde incelenmiştir. Öznelliğin BİT'lerle yeniden üretim biçimi, portre sanatının geleneksel ve dijital biçimleri karşılaştırmasıyla ele alınmıştır. Öznenin dijital teknolojilere devamlı bağlanması bir "dijital öznellik deneyimidir. Bu deneyimin bir sonucu olarak öznenin en öznel yeri; "yüzü" değişime uğramaktadır. Bu noktada özellikle portre üretim araçları, dispositif olarak "öznelliği" biçimlendirmektedir. Yüzün bir temsili olan portre ve dijital portre üretim araçları olan; DALL-E, Midjourney, Meta Spark ve Instagram, Drawanyone tezin sınırlılığını oluşturmaktadır. Üretim aracının yapısı, üretim sürecinin nasıl gerçekleştiği, üreten özne, üretilen nesne; "öznellik deneyiminin" nasıl gerçekleştiğinin bunun bir sonucu olarak "posthuman öznenin" anlaşılmasının anahtarıdır. Anahtar Sözcükler: Öznellik, Özne, Bilişim İletişim Teknolojileri, Portre, Posthümanizm
Çıkarıldınız filmi bağlamında sosyal medyanın sinemada temsili
Yirminci yüzyılda daha hızlı gelişmeye başlayan teknolojiyle beraber insanlar arası iletişim bugün çok farklı gelişim alanları göstermiştir. İcat edildiği dönemden beri önemli bir kitle iletişim aracı olan telefon tarihsel süreçte yaşadığı gelişmeler sonucunda cep telefonlarına ve internetle birlikte kullanılmaya başlanmasıyla da akıllı telefonlara evrilmiştir. Yeni iletişim teknolojilerinin geldiği bu noktada mobil teknolojinin bir sonucu olarak sosyal medya, sanal konuşma grupları ve farklı mobil uygulamalarla beraber bireyler sanal ve reel olarak farklı iki dünyada yaşar hale gelmişlerdir. Gelinen noktada telefonun yaşadığı bu dönüşüm ve etki alanları sinemada da karşılık bulmuş, dünya sinemasında kullanılma biçimleri yapılan araştırmalarda incelenmiş, tarihsel süreç içerisinde yerli ve yabancı örnek filmlerle sınırlandırılarak analiz edilmiştir. Yine bu araştırmalar çerçevesinde, mobil teknolojinin orta yaşlarda yer alan bir karakterde yarattığı geçici değişim kurgusu üzerinden 'Çıkarıldınız' kısa filmi üretilmiştir. Bu tez kapsamında yapılan araştırmalar ve gözlemler neticesinde oluşturulan filmle de iletişim alışkanlıklarının değişiminin insanların hayatlarında birtakım iyi ve kötü sonuçlar doğurmuş olabileceğinden hareketle bu durumun yaşamlara olağan etkisi farklı çıkmazların ortaya çıkmasına sebebiyet verebilme ihtimalini tartışmaya açmaktadır. Anahtar Sözcükler: Yeni İletişim Teknolojileri, İnternet, Sosyal Medya, Akıllı Telefon.
Muhasebe iletişimi ve muhasebe iletişim teknolojisi _CAMİŞ Ambalaj Sanayii A.Ş. Eskişehir fabrikasında bir uygulama
Muhasebe, işletmelerde faaliyetler sonucu oluşan fînansal nitelikteki bilgileri toplayan, işleyen ve elde edilen sonuçları işletme içi ve dışındaki kişi ve kurumlara ileten bir bilgi sistemidir. Muhasebe bilgileri işletme ile ilgiü kararlar almak durumunda olan kişilere iletilmezse, muhasebenin varlığının bir anlamı olmayacak ve muhasebe işlevleri tam olarak yerine getirilmeyecektir. İşletme ile ilgili en önemli taraf yönetim olduğu için Özellikle yönetimin işletme ile ilgili doğru kararlar alabilmesi ve gelecek ile ilgili planlama yapabilmesi gerekli olan güvenilir bilgileri elde etmesine bağlıdır. Muhasebe iletişimi bilginin toplanmasını, işlenmesini, iletilecek bilginin seçimini ve bilginin iletilmesini içeren geniş bir süreçtir. İletilecek olan bilgi kullanıcılar için gerekli, önemli ve zamanlı olmalıdır. Muhasebe bilgilerini iletecek kişi olarak muhasebeci sözlü, yazılı ve elektronik bilgi iletişim becerilerine sahip olmalıdır. Bu nedenle muhasebecinin meslek öncesi almış olduğu eğitim çok önemlidir. Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler muhasebe üetişimini olumlu yönde etkilemiştir. Muhasebe bilgi akışının çok yoğun olması ve el ile yürütülen tüm işlemlerin bilgisayarlı ortamda da yapılabilmesi sebebiyle tüm muhasebe işlemlerinde bilgi teknolojileri kullamlmaya başlamıştır. Muhasebede bilgi teknolojilerinin kullanılması bilginin çok hızlı bir şekilde işlenmesini, iletişim hızının çok yüksek olmasını sağlamış ve kurulan iletişim ağları ile bilgi iletişim mesafesi genişlemiştir. Bu, aynı zamanda yönetimin karar alma sürecini hızlandıran ve çok daha güvenilir kararlar alınmasını sağlayan bir ortam yaratmıştır.
Engelliler Entegre Yüksekoulu'ndaki bilgi ve iletişim teknolojileri entegrasyonu sürecinin incelenmesi
Bu araştırmada, Engelliler Entegre Yüksekokulu'nda, bilgi ve iletişim teknolojileri (BİT) entegrasyonunda öğretme-öğrenme süreci açısından BİT'lerin kullanımının nasıl gerçekleştirildiğinin paydaşlar açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, üzerinde çalışılan durumun gerçek ortamında ayrıntılı bir biçimde betimlenmesi amaçlandığından, araştırma nitel araştırma yöntemiyle gerçekleştirilmiş ve durum çalışması (case study) olarak desenlenmiştir.Araştırma, 2007?2008 öğretim yılı güz ve bahar döneminde Anadolu Üniversitesi Engelliler Entegre Yüksekokulu'nda gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya, 1'i müdür 2'si müdür yardımcısı olmak üzere toplam 3 yönetici, 3'ü dışarıdan olmak üzere 24 öğretim elemanı ve 60 işitme engelli öğrenci katılmıştır. Araştırma verileri, 01.08.2007?18.06.2008 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırma verileri araştırmacının içerden katılımcı gözlemciliğiyle, yarı yapılandırılmış görüşmeler, açık uçlu anket uygulamaları, araştırmacı günlüğü, belgeler ve arşiv verileri yoluyla toplanmıştır. Araştırma verileri, nitel veri analizi yöntemlerinden tümevarım analizi yoluyla çözümlenmiş, araştırma soruları temel alınarak bulgular tanımlanmış ve yorumlanmıştır.Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara dayalı olarak Engelliler Entegre Yüksekokulu'ndaki BİT entegrasyonunun öğretme-öğrenme sürecine ilişkin altyapı, erişim, teknik destek, öğretim ve değerlendirme yaklaşımları ve mesleki gelişim olmak üzere beş boyuttan oluşan ve döngüsel bir yapı altında bileşenlerin birbiriyle etkileşim içinde bulunduğu bir model ortaya konmuştur. Engelliler Entegre Yüksekokulu'nda gerçekleştirilen projeler kapsamındaki çalışmaların, BİT entegrasyonu sürecindeki öğretim ve değerlendirme yaklaşımı bileşenini olumlu etkilemekte olduğu, Engelliler Entegre Yüksekokulu'nun etkili BİT entegrasyonu için donanım, yazılım ve diğer kaynaklara erişimde yeterli altyapıya sahip olduğu, BİT kaynaklarına ve uygulamalarına öğretim elemanlarının ve öğrencilerin erişiminin genel olarak sağlanmasıyla birlikte, öğretme-öğrenme sürecinde erişim anlamında bazı sorunların yaşandığı, teknik destek bileşeni altında, Engelliler Entegre Yüksekokulu'nda yaşanan çeşitli sorunların modelin işlerliğini aksattığı, mesleki gelişim bağlamında, Engelliler Entegre Yüksekokulu'ndaki birçok öğretim elemanının BİT'leri öğretimleri ile bütünleştirmelerine ilişkin eğitim gereksinimlerinin bulunduğu ortaya konmuştur.