Teknolojik gelişmeler
132 theses under this subject heading
Dijital bankacılıkta müşteri memnuniyetinin çok kriterli karar verme yöntemleri ile değerlendirilmesi Muğla ili örneği
Teknolojinin gelişmesi ile bilgi paylaşımının, akıllı telefonların kullanımının arttığı, dijitalleşme sürecinin hızlandığı günümüzde bankalar, müşterilerinin ihtiyaçlarını hızlı bir şekilde karşılamak için yarış haline girmişlerdir. İçinde bulunduğumuz Korona Virüs Salgını ile dijital bankacılığa yönelim artmış, dijital bankacılık; gerek sağlık tedbirleri, gerekse bankaların işlem maliyetlerinin düşürülmesi, işlemler için belge, doküman gerektirmemesi yönleriyle, bankacılık hizmet kalitesinin artırılması ve müşteri memnuniyetinin sağlanması açısından önemli hale gelmiştir. Çalışmanın amacı dijital bankacılık ürünlerini kullanan banka müşterilerinin memnuniyetlerinin müşteri memnuniyet kriterlerine istinaden bankalar bazında sıralanmasıdır. Çalışmada, Muğla il merkezi ve ilçelerinin bir kısmına yüz yüze anket yolu ile elde edilen 170 adet veri ÇKKV yöntemleri ile Analitik Hiyerarşi Temelli VİKOR, Gri İlişkisel Analiz, MOORA Oran, MOORA Önem Katsayısı, MOORA Tam Çarpım, MULTIMOORA, ELECTRE, PROMETHEE ve WASPAS Yöntemleri'ne uygulanmış, elde edilen sonuçlar birbirleri ile kıyaslanmıştır. Analizler, Microsoft Excel, Visual PROMETHEE ve SPSS22 Programları ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda, kriterler arasından en fazla öneme sahip olan kriter 'güven' olmuş dolayısıyla 'güven' kriterinin yüksek puan aldığı bankalar sıralamada üst sıralarda yer almışlardır. Bankalar, müşterilerini dijital bankacılık ürünlerinin kullanımına teşvik etmeli, dijital bankacılık ürünlerin güvenli olduklarını vurgulamalıdırlar. Elde edilen sonuçlar, literatürdeki çalışmalara benzerlik göstermiştir.
Teknolojik yayılmanın gelir eşitsizliği üzerine etkisi: Seçilmiş OECD ülkeleri üzerine bir uygulama
Bir ülkede toplumsal refahın arttırılabilmesi için gelir dağılımının daha adil bir düzeye getirilmesi gerekmektedir. Ancak, son yıllarda dünyanın birçok ülkesinde gelir eşitsizliğindeki artışın hızlanması oldukça dikkat çekmektedir. Gelir eşitsizliğindeki bu fark edilen artışın hızlı teknolojik gelişmelerle aynı zamana denk gelmesi, teknolojik yayılmanın gelir eşitsizliğini artırdığına dair iddiaların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Gelir eşitsizliğinin altında yatan faktörlerin belirlenmesi, etkin politikaların oluşturulması için önem arz etmektedir. Bu bağlamda, çalışmada teknolojik yayılmanın gelir eşitsizliği üzerine etkisini araştırmak amaçlanmıştır. 1997-2010 dönemi için, Türkiye'nin de dahil olduğu 28 OECD ülkesini kapsayan bu çalışmada ekonometrik yöntem olarak hem zaman hem de yatay kesit boyutunu bir arada dikkate alan panel veri analizi kullanılmıştır. Gelir eşitsizliği, en uygun ölçüt olan Theil endeksi ile hesaplanmıştır. Teknolojik yayılma ise kişi başına düşen patent sayısı, internet kullanıcı sayısı ve yüksek teknoloji gerektiren ürünlerin toplam ithalatı olmak üzere üç farklı şekilde ölçülerek modellenmiştir. Analiz sonucunda, teknolojik yayılmanın gelir eşitsizliğini arttırdığı iddiası doğrulanmaktadır. Ancak, daha kaliteli eğitimin teknolojik yayılmanın gelir eşitsizliği üzerindeki olumsuz etkiyi azalttığı bulgusu elde edilmiştir.
Yönetim bilgi sistemlerinin, yönetimin etkinliği ve verimliliğine etkisi: E-okul örneği
Yönetim bilgi sistemleri, örgütlerde yönetimin, doğru ve zamanında bilgiye ulaşmalarında çok önemli bir yere sahiptir. Eğitim kurumlarında yönetim bilgi sistemlerinin kullanılması konusu ülkemizde çok önemsenmeye başlanan bir konudur.21.yüzyılda da bilgi sistemleri ve teknolojilerinde yaşanan ve dijital devrim adıyla da anılan hızlı değişmeler, kendini her alanda hissettirmiştir. Bilgi teknolojileri alanında yaşanan bu gelişmeler bir taraftan önemli kolaylıklar sağlarken, diğer taraftan her alanda yeni düzenlemeleri ve değişimleri de beraberinde getirmektedir.Bilgi teknolojilerinde meydana gelen değişmelerin ortaya çıkardığı en önemli etkilerden bir tanesi de elbette ki organizasyonlara ilişkin olanıdır. Bu araştırma genel olarak, yöneticilerin etkinlik ve verimliliğinin teknolojiye paralel olarak gelişmekte olan yönetim bilgi sistemlerinin kullanımından nasıl etkilendiğini ortaya koymaktadır. Bu anlamda, çalışmada öncelikli olarak yönetim bilgi sistemi kavramı, gelişimi ve kullanılma nedenleri üzerinde durularak, yönetim bilgi sistemlerinin eğitim kurumları yönetimin etkinlik ve verimlilik üzerine etkileri üzerinde durulacaktır.Anahtar Kelimeler: Yönetim bilgi sistemleri, Yönetim, Etkinlik, Verimlilik, E-Okul
Bilişim sistemlerinin yönetimin karar alma sürecine etkileri ve bir uygulama
ÖZET Günümüz dünyasında hızlı teknolojik gelişim, sınır tanımayan rekabet ve küreselleşme sonucu, bilgi ve bilginin elde edilme hızı işletmeler için sahip olunmak istenilen en önemli değer haline gelmiştir. Bu gelişim 21. yüzyılın ilk yıllarının bilgi çağı haline gelmesini sağlamıştır. Değişim ve çağa ayak uydurabilmenin zorunluluğunu görerek bunu bir yaşam felsefesi olarak benimseyen işletmeler, bilginin elde edilmesinin ve işlenmesinin önemini kavrayarak çalışmalarını bu yöne kanalize etmeye çalışmaktadırlar. Bu tez kapsamında bilginin ihtiyacı ve özellikleri evresinden hareket ederek Bilişim Sistemleri'nin işletmeye kazandırılması ve verilerin bu sistemlerde işleme tabi tutularak elde edilen bilginin karar almaya katkılarının olup olmadığı incelenmeye çalışılmıştır. Ayrıca uygulama çalışmasında bu sistemin uygulanırlığı analiz edilip işletmeye sağladığı olanaklar ve sakıncaları ortaya konulmaya çalışılmıştır. İşletmelerin küreselleşme olgusu sayesinde ülke sınırlarını aşmasında bilişim sistemlerinin önemi çok fazladır. Ülkemizdeki işletmeler rekabet güçlerini artırmak amacıyla bu konuya önem vermek durumundadırlar.
Bilgi teknolojilerindeki gelişmelerde organizasyonel öğrenme, etkin karar alma ve yeniliğe etkisi
Bu çalışmanın en temel amacı işletmelerde bilgi teknolojilerinin kullanımının örgütsel yenilik üzerindeki etkilerinin araştırılmasıdır. Ancak bu çalışmada bilgi teknolojilerinin kullanımının öncelikle organizasyonel öğrenme ve etkin karar alma konuları üzerindeki etkileri ortaya konulmuştur. Yenilik yaratma çabaları ise bu konular temel alınarak incelenmiştir. Çalışmanın verileri bir anket yolu ile ülkemizde özel sektörde üretim alanında faaliyet gösteren ve en çok tanınan 51 işletmeden toplanmıştır. Çalışmanın hipotezlerini analiz etmek için korelasyon, /-testi ve çoklu regresyon testleri kullanılmıştır. Bu çalışmanın bulguları, bilgi teknolojilerinin etkin kullanımının üretim sektöründeki işletmelerde öncelikle organizasyonel öğrenme ve etkin karar almayı olumlu yönde etkilediğini göstermektedir. Buna bağlı olarak bilgi tabanlı organizasyonel öğrenme ve etkin karar almanın ise yenilik yaratma çabalan ve örgütsel performans ile anlamlı bir ilişki içinde olduğunu ortaya koymaktadır. Sadece sesli posta ve e-ticaret uygulamalarının organizasyonel öğrenme ve etkin karar almayı olumu olarak desteklemediğini ancak yenilik çabalarını kısmi olarak desteklediği çalışmanın başka bir bulgusudur. Bu bulgular ışığında, salt teknoloji transferinin bir işletme için tek başına hiç bir şey ifade etmediği görülmektedir. Ancak, bilgi teknolojilerinin sağladığı imkanlardan faydalanarak örgüt içinde organizasyonel öğrenme ortamı yaratan ve yine bilgi temelli bir ortamdan yararlanarak etkin ve hızlı karar alabilen işletmeler bu teknoloji transferini yeniliğe dönüştürebilecektir.VI ABSTRACT The principal aim of this study is to research the effects of the use of information technology on organizational innovation. However, in this study, the effects of the use of information technology on organizational learning and decision making are mainly put forth for consideration. Efforts to achieve in innovations are studied by taking these issues into consideration. Data for the study has been picked up from the most known 5 1 businesses to have activity in private sector and production. To analyse the hypoteses of the study; correlation, t-test and poly regression tests have been used. The findings of this study indicate that the active use of information technologies has a beneficial influence mainly on organizational learning and effective decision making in the businesses being active in production. In relation to this, it is brought up that information based organizational learning and decision making are meaningly in touch with the efforts to supply innovations and organizational performance. Another finding of the study is that by only itself, vocalic mail and e- business applications can not support organizational learning and decision making,but can partially support the efforts to supply innovations. In the light of these findings, it can easily be seen that only technology transfer itself isn't worth for the business, but, by utilizing the benefits obtained from opportunities provided by information techologies, the businesses that may be able to create organizational learning atmosphere in the organization and, by utilizing an environment of information based, those that may be able to make decisions effectively and rapidly will be succeed in transforming the technology transfer into innovation.
Dijital bölünme araştırma trendleri: Bibliyometrik bir yaklaşım
Yirminci yüzyılın sonlarını etkileyen en güçlü faktörlerin başında bilgi ve iletişim teknolojileri gelmektedir. Gelişmiş ülkelerde yaşanan hızlı teknolojik gelişmeler, toplumsal yaşamın hemen her unsurunda büyük değişikliklere yol açmıştır. Gelişen bu teknolojiler sayesinde hayata geçirilen akıllı çözümler, toplumun yaşam kalitesini büyük ölçüde arttırmaktadır. Ancak Bilgi İletişim Teknolojileri erişim ve kullanım açısından, insanlar ve ülkeler arasında farklılıklar bulunmaktadır. Bu farklılıkların sonucu olarak "Dijital Bölünme" kavramı ortaya çıkmıştır. Dijital bölünme, bilgi ve iletişim teknolojisine erişebilen ve erişemeyen, kullanabilen ve kullanamayan insanlar arasındaki boşluk olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışmada; uluslararası alanyazında dijital bölünmeyi konu alan ve Web of Science ile Scopus veri tabanlarında yayınlanan çalışmaların bibliyometrik analiz yöntemi kullanılarak, alandaki akademik durumuna ilişkin çeşitli bulgulara ulaşılmıştır. Alanda aktif olan yayınlar, kurumlar, dergiler, ülkeler vb. tespit edilerek, alana yaptıkları katkılar açıklanmaya çalışılmıştır. Araştırma bulguları arasında, ilgili çalışmalarda kullanılan kelimelerin içerik analizinin yanı sıra kavramların zaman içindeki evrimi ve bağlantıları yer almaktadır. Araştırma sonucunda, uluslararası alanyazında dijital bölünme literatürüne en çok katkı sağlayan derginin Computers in Human Behavior olduğu; en çok katkı sağlayan kurumun University of Wisconsin olduğu; en çok katkı sağlayan yazarın Van Deursen Ajam olduğu tespit edilmiştir.
Genel hastane planlamasında görüntüleme departmanının tasarım kriterleri
Tıbbın ve teknolojinin ilerlemesi sonucu, sağlık sektöründe önemli gelişmeler yaşanmaya başlanmıştır. Buna bağlı olarak, hastane planlamasında da gelişmelere ayak uyduracak çözümlere gidilmektedir. Hastane planlamasında, değişimlerin en çok hissedildiği bölümlerden birisi görüntüleme departmanıdır. Bu bağlamda tez çalışmasında; ilerleyen teknoloji ve tıp biliminden en çok etkilenen bölümlerden biri olan görüntüleme departmanının tasarım kriterlerini belirlemek amaçlanmıştır.Giriş bölümünde çalışmanın amacı, kapsamı ve yöntemi ortaya konmuş; çalışma sonucunda, genel hastane planlamasında görüntüleme departmanının önemi ve tasarım kriterlerinden yararlanarak oluşturulan tasarım kılavuzunun, günümüzde ve gelecekte tasarlanacak görüntüleme departmanlarına katkıda bulunacağı anlatılmıştır.2. bölümde; sağlığın tanımı, sağlık kuruluşlarının tanımlanması ve sınıflandırılması, sağlık kuruluşlarına yönelik akreditasyon çalışmaları incelendikten sonra, hastanelerin tanımlanması ve sınıflandırılması yapılmıştır. 3. bölümde; hastane tasarımını etkileyen faktörlerden yerleşme kararları, gelecekteki gelişme, hasta merkezli tasarım ve hasta güvenliği konuları ele alınmış ve ardından genel hastane üniteleri, ünitelerin birbiriyle ilişkileri ve genel hastanelerde mekansal organizasyon sistemi anlatılmıştır.4. bölümde; hastalıkların teşhisinde büyük rol oynayan görüntüleme departmanının hastane planlamasındaki konumu, yapılanışı, planlama tipolojileri, alan gereksinimleri, mekan türleri ve özellikleri; departmanda tasarımı etkileyen cihaz boyutu, radyasyon gibi fiziksel faktörler ve iş akışı, sirkülasyon, konfor, yol-yön bulma, esneklik, ekonomi gibi temel tasarım kriterleri eşliğinde anlatılmıştır. 5. bölümde; Türkiye, Almanya ve Amerika'da son 15 yıl içinde uygulanan veya yapım aşamasında olan genel hastane projelerinden seçilen 16 örnek, 4. bölümde anlatılan görüntüleme departmanı tasarım kriterlerine göre incelenmiştir.6. bölümde; önceki bölümlerde verilen bilgilerden ve yapılan incelemelerden yararlanarak, görüntüleme departmanı tasarımına yardımcı olacak tasarım kılavuzu oluşturulmuştur. Son olarak 7. bölümde ise, genel sonuçlar yer almaktadır.Anahtar Kelimeler: genel hastane, görüntüleme departmanı tasarımı, tıbbi ve teknolojik gelişime, hasta merkezli tasarım.
Teknolojik ve sosyal kabiliyetlerin inovasyon kapasitesine etkileri
Bu çalışmada gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için teknolojik ve sosyal kabiliyet bileşenlerinin inovasyon kapasitesi üzerindeki etkileri panel veri analizi ile incelenmiştir. Teknolojik kabiliyet AR-GE harcamaları, AR-GE personeli ve üniversite-sanayi işbirliği ile temsil edilmiştir. Sosyal kabiliyet bileşenleri olarak yüksek ve mesleki eğitim düzeyi şeklinde tanımlanan beşeri sermaye ile fikrî mülkiyet haklarının korunması seçilmiştir. İnovasyon göstergesi olarak ülkeler genelinde hazırlanmış olan firma inovasyon kapasiteleri kullanılmıştır. Çalışma 2006-2014 dönemini kapsamaktadır. Değişkenler Dünya Ekonomik Forumunun yıllık olarak hazırladığı Küresel Rekabet Raporlarından alınmıştır. Elde edilen bulgulara göre AR-GE harcamaları ve fikrî mülkiyet hakları her iki ülke grubu için de önemli etkenlerdir. AR-GE personeli ve üniversite-sanayi işbirliği gelişmekte olan ülkelerde, beşeri sermaye ise gelişmiş ülkelerde daha etkilidir.
İktisadi doktrinde Schumpeteryan yaratıcı yıkım
Bu tezin amacı, Schumpeteryan yaratıcı yıkım yaklaşımının iktisadi öğretideki etkilerinin belirlenmesi, Klasik, Neo-Klasik ve Sosyalist öğretinin yaratıcı yıkım yaklaşımıyla benzerlik ve farklılıklarının hem detaylı hem de karşılaştırmalı olarak analiz edilmesidir. Çalışmanın materyalini oluşturan iktisadi öğretiler, çok geniş bir alana sahip olduğundan kapsam, yaratıcı yıkım ve yaratıcı yıkımın temelini oluşturan kavramlar olarak sınırlandırılmıştır. Tezde genel olarak betimsel ve yorumsamacı yöntemler kullanılarak yaratıcı yıkımın izleri doktrinlerde karşılaştırmalı olarak irdelenmiştir. Schumpeter, kurumsal iktisat, toplumsal iktisat ve evrim (Darwin) öğretisinden etkilenerek ortaya koyduğu yaratıcı yıkım analizini, inovasyon, girişimci ve dairesel akım kavramları üzerine kurmaktadır. Schumpeteryan yaratıcı yıkım, girişimcinin iktisadi sisteme inovasyonu entegre etmesi sonucu dairesel akımın bozulmasını ifade etmektedir. Schumpeter, gerek iktisadi büyümenin itici gücü gerekse kapitalizmin sürdürülemezliğinin sebebi olarak yaratıcı yıkımı tanımlamaktadır. Schumpeteryan yaratıcı yıkım kavramının izlerine Klasik, Neo-Klasik ve Sosyalist öğretide de rastlanmıştır. Klasik öğretiden Smith'in ve Ricardo'nun, Neoklasik öğretiden Marshall'ın, Solow'un ve Nelson ile Arrow'un, Marksist öğretiden Marx'ın çalışmalarında yaratıcı yıkım kavramına ait bulgular tespit edilirken, Schumpeteryan yaratıcı yıkımdan ayrıldığı noktalar da belirlenmiştir. Marx ve Schumpeter'e göre, teknolojik gelişme neticesinde iktisadi sistem evrilmektedir. Nitekim ele alınan diğer iktisatçılar, iktisadi büyümeye vurgu yapmalarına karşın iktisadi sistemin evriminden bahsetmemişlerdir.
Endüstri devrimi sonrasında teknoloji mimarlık etkileşimi
Mimaride kullanılan teknik tarih boyunca mimarinin en önemli öğelerinden biri olmuştur. Özellikle 18. yüzyılda başlayan endüstrileşme süreci ve bu yüzyıl sonlarındaki sanayii devriminden sonra, yeni mimari elemanların kullanılması ve bunlar için geliştirilen teknikler mimarlık alnında köklü değişikliklere neden oldu. Bu dönemlerdeki Aydınlanma felsefesinin de etkisiyle manevi kimliğinden sıyrılan dünyada yeni bir dünya kuruldu Geleneksel mimarlık kavramları tekrar gözden geçirilmeye başlandı Yeni mimarlık teorilerinin oluşumu ve yeni yapım teknolojileri ile mimarlık dünyası daha önce yaşanmamış bir değişime sahne oldu. 18. yüzyıldaki rasyonel düşünceler, bilim ve teknolojinin ön plana çıkmasına neden oldu Bu gelişmeler mimarlık alanında, teknolojinin gerek düşüncede gerek uygulamada vurgulanması ile sonuçlandı Amacım teknolojinin mimari anlam üzerindeki yaratıcı etkilerini ortaya çıkarmaktır. Özellikle yoğun teknolojik değişimlerin yaşandığı 19. yüzyıl sonu ve 20.yüzyıl ortamında bu etkinin nasıl geliştiğini araştırmaktır. Bunu yaparken teknoloji ve mimarinin etkileşiminden doğan ilgi çekici durumları göz önüne sermektir. Teknoloji ile mimarlık arasındaki ilişki karmaşık bir ilişkidir. Birbirleriyle etkileşim içinde olan birçok bileşenden oluşmaktadırlar. Bu ilişkiyi oluşturan ve mimarlıkta önemli yeri olan bazı kavramlar ele alınacaktır. Bu kavramların incelenmesi, bugünün mimarlığı ile teknoloji arasındaki ilişkiyi anlamak için temel meydana getirecektir. Yüzyıl içindeki teknoloji ve mimarlığın değişimleri incelenerek ikisi arasındaki ilişkinin özellikleri hakkında bir fikir edinilmiş olunacaktır. I
Teknolojik gelişmelerin kadın istihdamı üzerindeki etkisi: AB ülkeleri ve Türkiye örneği
Kadınların çalışmasına karşı olumsuz yaklaşım sebebiyle kadınlar tarihin eski dönemlerinden bu yana annelik ve ev işleriyle sınırlandırılmıştır. Sanayi devrimi sonrasında kadın işgücüne de ihtiyaç duyulmasıyla birlikte başlayan değişim, küreselleşmenin değiştirdiği dünyada kadınların çalışma hayatına katılımının artması şeklinde devam etmiştir. Teknolojide yaşanan gelişim ile birlikte kadınların teknofobik, erkeklerin ise teknolojik araçların kullanımında daha iyi olduğu algısı ile teknolojinin kadın istihdamı üzerindeki etkisi literatürde merak uyandırmaya başlamıştır. Bu bağlamda çalışmada teknolojiyi temsilen kullanılan Ar-Ge harcamaları, yüksek teknolojili patent başvuruları ve internet kullanıcılarının kadın istihdamı üzerindeki etkisi AB ülkeleri ve Türkiye için 2000-2015 yılları arasında incelenmiştir. Teknolojik gelişmelerin kadın istihdamı üzerindeki etkisinin dinamik bir olgu olmasından hareketle yöntem olarak dinamik panel veri analizi tahminlerinden biri olan iki aşamalı sistem GMM kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre teknolojiyi temsilen kullanılan her üç değişkende AB ülkeleri ve Türkiye'de kadın istihdamını olumlu yönde etkilemektedir. Teknolojik gelişmelerin ülkelerdeki cinsiyet eşitliği zorluklarının üstesinden gelmek için somut bir fırsat olduğu düşünülmektedir.
Teknolojinin işgücü ve üretim üzerindeki etkileri (Türkiye' de imalat sanayinin incelenmesi)
Uluslar arası alanda rekabet edebilmenin temel koşulu ucuz ve kaliteli ürün üretebilmektir. Yani düşük maliyetle kaliteli ürün üretmek üretim teknolojisinin yenilenmesine ve geliştirilmesine bağlıdır. Uluslar arası pazarlarda yoğun rekabetin yaşandığı bir ortamda başarılı olabilmek için ülkenin yapısına ve özelliklerine uygun ve en yeni teknolojilerin kullanılması gerekmektedir. Bu yüzden üretim teknolojisinin sürekli geliştirilmesi, kalkınma açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada Türkiye imalat sanayi verimlilik, teknolojik gelişme, sermaye, emek ve üretim yönünden incelenmektedir.Birinci bölümde Teknolojinin genel tanımı verilip, iktisadi ekollerin teknolojik gelişmelerin ekonomi ile ilgisini anlatan görüşlerden bahsedilmiştir.İkinci bölümde Teknolojinin emek ve üretim üzerine etkilerinden Teknolojinin istihdam, işin niteliğine ve sendikalaşma üzerine etkilerinden bahsedilmiştir.Üçüncü bölümde İmalat Sanayi yapısı ve verimliliği incelenmiştir. Bu kapsamda işgücü verimliliği, sermaye verimliliği ve bunların artış hızları incelenerek imalat sanayinin ana sektörleri itibariyle karşılaştırılmaları yapılmıştır. Ayrıca İmalat sanayinin verimlilik ve gelişmesinin üretim fonksiyonları ile incelenmesine yer verilmiştir. Bu bölümde imalat sanayinin ana sektörlerinde üretim fonksiyonu yardımıyla verimlilik, teknolojik gelişme ve Teknolojinin emek, üretim ve sermaye ile ilişkileri incelenmiştir.Dördüncü bölümde, genel değerlendirme, sonuç ve önerilerle tamamlanmıştır.
Enformasyon ve telekomünikasyon teknolojilerinin ekonomik büyümeye etkisi: Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler üzerine bir uygulama
Telekomünikasyon yatırımları ekonomik büyümeyi teşvik eden önemli faktörlerden birisi olarak kabul edilmektedir. Ancak enformasyon ve telekomünikasyon teknolojilerinin gelişmiş ülkelerde olduğu gibi gelişmekte olan ülkelerde de uzun dönemli büyümenin belirleyicisi olup olmadığı tartışmalara konu olmaktadır. Çalışmanın amacı farklı gelir ve gelişmişlik seviyeleri için telekomünikasyon altyapısı ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Bu amaçla, beş farklı gelir grubunda toplam 138 ülke verileri 1991-2009 dönemini kapsayacak şekilde bir araya getirilmiştir. Yöntem olarak yatay kesit analizi ile zaman serisi analizinin olanaklarını birleştiren dinamik panel veri analizi kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, enformasyon ve telekomünikasyon teknolojilerinin bütün gelir grupları için büyümenin pozitif ve anlamlı bir belirleyicisi olduğunu göstermektedir. Bu pozitif etki azgelişmiş ülkelerde daha yüksektir. Bir diğer sonuç enformasyon ve telekomünikasyon teknolojisi altyapısının ölçeğe göre azalan getiri şartlarına tabi olduğudur. Buna göre az gelişmiş ülkeler enformasyon ve telekomünikasyon teknolojisi yatırımlarının büyüme arttırıcı etkisinden gelişmiş ülkelerden daha fazla yararlanabilmektedirler. Bu anlamda çalışma özellikle az gelişmiş ülkelerin kalkınma politikaları içerisinde enformasyon ve telekomünikasyon teknolojisi yatırımlarının da bulunması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Teknoloji, inovasyon ve ekonomik büyüme ilişkisi: Üst ve üst orta gelir gruplarındaki ülkeler üzerine bir inceleme
Teknolojik gelişmelerin başta ekonomik ve politik olmak üzere birçok yönü bulunmaktadır. Bugün ulaştığımız uygarlık ve refah düzeyi teknolojik alanlarda meydana gelen gelişmeler ışığında gerçekleşmiştir. Bu teknolojiler de icat ve inovasyonların meydana gelmesinde önemli bir etkendir. İcat ve inovasyonların birçok kaynağı bulunmasına rağmen, kamu ve sanayi işletmelerininin araştırma ve geliştirme labaratuvarlarının önemi yadsınamaz bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun yanında teknolojik inovasyonlar karlılıkların artmasına, ekonomik anlamda büyümeye yol açmaktadır. Bir inovasyonun gerçekleştirilme maliyeti ve piyasaların bu inovasyona tepkileri ve bu inovasyona karşı gelebilecek dirençlerin önceden belirlenmesi oldukça güçtür. Buna ek olarak, teknolojinin yayılması ve benimsenmesinin alacağı zaman da farklılık göstermektedir. Bu çalışmada bilim, icat, teknoloji ve inovasyon kavramları ışığında teknolojinin geliştirilmesi, yayılım mekanizmaları ve bu süreçlerde kurumların rolü incelenmiştir. Bununla birlikte ülkeler arasındaki gelir eşitsizliğini açıklamak üzere öne sürülen Coğrafya Hipotezi, Kültür ve Cehalet Hipotezleri üzerinde durulmuştur. Ayrıca çalışmada, Neoklasik Büyüme kuramlarında, İçsel Büyüme modellerinde ve Evrimci iktisat teorisinde teknolojinin algılanma biçimleri tartışılarak inovasyonel teknolojinin önemli aktörleri ve inovasyonel teknolojinin ayırt edici özellikleri incelenmiştir. Bu çerçevede kamu kesimi, üniversiteler, araştırma kuruluşları ve Teknokent'lerin önemi ile seçilmiş ülkelerin teknoloji- inovasyon politikaları karşılaştırılarak Türkiye'nin teknoloji politikaları incelenerek çeşitli değerlendirmelerde bulunulmuştur. Son bölümde dünya sıralamasında üst gelir grupları ile üst-orta gelir grubundaki ülkeler esas alınarak inovasyon göstergeleri ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki Panel FMOLS yöntemi Dumitrescu ve Hurlin (2012) Panel Nedensellik testi ile incelenmiştir. Elde edilen Panel FMOLS test sonuçlarına göre içsel büyüme modellerinde de vurgulandığı gibi beşeri sermaye, araştırma ve geliştirme giderlerine ayrılan pay, ihracat düzeyleri, patent başvuru sayısı ve doğrudan yabancı yatırımlar seçilmiş ülkelerin ekonomik büyümesini anlamlı ve pozitif yönde etkilemektedir. Dumitrescu ve Hurlin (2012) panel nedensellik test sonuçlarına göre GSYH ile Araştırma-Geliştirme Giderleri; beşeri sermaye ile Araştırma-Geliştirme Giderleri; Patent sayısı ve Araştırma-Geliştirme Giderleri ve ihracat ile Araştırma-Geliştirme Giderleri arasında çift yönlü ilişki bulunmaktadır.
Dijital halkla ilişkiler'de vaka incelemesi olarak "Corendon Havayolları – Sunexpress Havayolları"
Bilgi ve iletişim teknolojileri alanında yaşanan gelişmeler birçok alanda olduğu gibi halkla ilişkiler alanında da büyük değişiklikleri zorunlu kılmıştır. Bu değişimin doğal bir sonucu olarak da dijital halkla ilişkiler kavramı ortaya çıkmıştır. Dijital halkla ilişkiler ile birlikte geleneksel halkla ilişkiler faaliyetlerinin dijital ortama uyum süreci ve yeni ortam ve araçlarda doğmuştur. Bu çalışma ile birlikte dijital halkla ilişkiler araçları içerisinde yer alan kurumsal web sitesinin ve sosyal ağların kullanımları ve kurumlara olan katkıları incelenmiştir. Çalışmanın amacı, halkla ilişkiler disiplininin zaman içerisinde dijital çağa uyum sağlama sürecinde dijital halkla ilişkiler çalışmalarının boyutlarını anlayabilmek ve dijital halkla ilişkiler yaklaşımlarına katkı sağlamaktır.
Teknolojik gelişme ve istihdam stratejileri arasındaki ilişki
Birçok kolaylığı beraberinde getiren teknolojik gelişme günümüzde insanlığa birçok yeni hizmet sağlamaktadır. Bu açıdan incelendiğinde teknolojinin üretim ve istihdam üzerinde önemli etkileri olduğu söylenebilmektedir. Özellikle istihdam üzerinde oluşturduğu etkinin yönüne ilişkin birçok farklı görüş yer almaktadır. Ayrıca teknolojik gelişmenin işgücüne olan ihtiyacı azaltacağı yönündeki endişeler istihdam ve teknolojik gelişme arasındaki ilişkinin araştırılmasını gerekli kılmaktadır. Teknolojik gelişme bir yönüyle işsizliğe sebep olurken; diğer tarafta yeni çalışma alanları ortaya çıkartmıştır. Bu bağlamda teknolojik gelişmelerin bir yönüyle işsizliğe neden olurken, diğer yönüyle de yeni istihdam kapıları araladığı söylenebilmektedir. Çalışmanın temel amacı incelenen dönemlerde ülkemizde teknolojik gelişmenin toplam istihdam üzerindeki net etkisinin araştırılmasıdır.
Ekonomik büyüme ve kalkınma üzerine teknoloji ile Ar-Ge harcamalarının yayılma etkisi
Bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişmesi ile birlikte bilginin sınırlarötesi akışında yaşanan önemli artışın yanı sıra, teknolojinin sermaye stoku ve işgücü ile tamamlayıcılığında olan artış, küresel teknoloji yayılımının hızlandırmıştır. Ar-Ge harcamaları arttırılması, teknolojinin önemli bir rekabet stratejisi haline gelmesini sağlayarak ekonomik büyümenin yanısıra ekonomik kalkınmaya katkıda bulunmaktadır. Ar-Ge harcamalarının ve teknolojinin etkisi, özellikle bağımsız yenilik gerçekleştirmek için önemli bir yol olarak görülmektedir. Özellikle yüksek teknolojili endüstrilerin uluslararası teknoloji yayılımına etkisi özel önem taşımaktadır. Elde edilen teknolojiler ve bu teknolojilerin öncülük ettiği Ar-Ge harcamaları ülke refahının artışına katkı yapıp yapmadığının araştırılması aynı şekilde özel önem taşımaktadır. Bu araştırmanın temel amacı Ar-Ge harcamaları ile teknolojinin ekonomik büyüme ve ekonomik kallkınmaya etkisini ortaya koymaktır. Burada, çeşitli değişkenler kullanarak Ar-Ge harcamalarının ekonomik performans ve refah üzerine etkisi ölçülmeye çalışılacaktır. Ayrıca çalışmanın bir diğer amacı ise bu yönde politika önerileri yapmaktadır. Bu çerçevede, tekno-ekonomik veri setlerini kullanarak çeşitli bulgular ve etkiler elde edilmiştir. Bu amaçla iki model kurulmuş olup tahmin sonuçlarına göre üç farklı Ar-Ge ve teknoloji göstergesinde birim değişimin ekonomik büyüme ve ekonomik kalkınma üzerine etkisi pozitif ve istatistiksel olarak anlamlıdır. Bu çerçevede Ar-Ge aktivitesi ve teknolojik ilerleme ekonomide büyük etkiler yaratabilecektir ancak bu etkiler uzun dönemli olacaktır. Anahtar kelimeler: Teknoloji, Ar-Ge harcamaları, ekonomik büyüme, ekonomik kalkınma
Endüstri 4.0 kapsamında inovasyon ve teknolojik gelişmelerin seçilmiş OECD ülkelerinin ekonomik büyümeleri üzerine etkisi: Panel veri analizi
Tarihsel süreç içinde farklı dönemlerde endüstri devrimleri gerçekleşmiştir. Endüstri devrimi kendi kendine oluşan bir süreç değildir. Geçmiş yüzyıllardan beri insanların ihtiyaçları doğrultusunda keşfedilen hemen her şey bir önceki keşfin başarılmasıyla ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada öncelikle birinci, ikinci ve üçüncü endüstri devrimleri ve bu devrimlerin toplumsal etkileri incelendikten sonra endüstri 4.0'a giriş yapılmıştır. Endüstri 4.0'ın önemi ve doğuşunda etkili olan nedenler veya faktörler ayrı ayrı ele alınıp incelenmiştir. İkinci bölümde ise endüstri 4.0'ın oluşmasını sağlayan kavramlar, teknolojik inovasyon konusunun önemi ve inovasyonlu teknolojik gelişmeyi ifade eden değişkenler OECD ülkeleri açısından incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise, OECD ülkeleri arasında yer alan ve ekonomik etkinliği göz önünde bulundurularak ABD, Almanya, Fransa, Japonya, Kore, İngiltere ve Türkiye'nin dahil edildiği analiz çalışması yapılmıştır. Çalışmada, GSYİH büyüme oranı, arge harcamaları, arge ile ilgilenen araştırmacıların sayısı, bilgi ve iletişim teknolojisi ürünleri ihracatı, patent başvuruları sayısı, bilimsel ve teknik dergi makaleleri sayısı, yüksek teknoloji ihracatı verilerinden yararlanılarak 2000-2017 yıllarını kapsayan Panel Veri Analizi yapılmıştır. Ülke özelinde çıkan sonuçlara göre inovasyon göstergesi olarak ele alınan patent başvurusu, ABD'de büyümeyi, Almanya'da büyüme ve yüksek teknoloji ihracatını pozitif etkilemektedir. İnovasyon göstergelerinden bir diğeri bilimsel ve teknolojik dergi makale sayısı ABD, İngiltere, Japonya ve Kore'de büyümeyi, ABD, Almanya, Fransa, Kore ve Türkiye'de yüksek teknoloji ihracatını pozitif etkilemektedir. İnovasyon göstergelerinden bir diğeri arge de çalışan araştırmacıların sayısının Fransa, Japonya ve Kore'de yüksek teknoloji ihracatı, Türkiye'de büyüme üzerine pozitif etkisi çıkmıştır. Teknolojik gelişmelerin ekonomik etkinliğini gösteren yüksek teknoloji ihracatının ise büyüme üzerine doğrudan etkisi çıkmamakla birlikte ülke analizinde sadece ABD'de ekonomik büyümeyi pozitif etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.
Endüstri 4.0'ın lojistik sektörüne olan etkileri
Küreselleşme ile beraber teknolojik ve ekonomik gelişmeler meydana gelmiştir. Her işletmede olduğu gibi lojistik sektöründe de işletmeleri hatasız ve daha etkili çalışmak zorunda bırakılması küresel pazarların ortaya çıkması, rekabetin küreselleşmesi ve son olarak da Dördüncü Sanayi Devrimi'nin diğer adıyla Endüstri 4.0'ın ortaya çıkışıyla olmuştur. Bu zorunluklar sonucunda Endüstri 4.0 kapsamında lojistik sektörü özellikle teknolojik gelişimleri, özellikle yeni iş modelleri, pazar arayışları ve yeni müşteri beklentilerini içerisinde barındıran dinamik ve çok kapsamlı bir yapıya sahip olması nedeniyle tedarik zinciri ve lojistiği yeniden yapılandırmış aynı zamanda dijital bir ortama taşımıştır. Sanayileşme süreci geçmişten bugüne uzanan bir süreçtir ve dört adet farklı olan dalga üstünden ifade edilmektedir. Tarihe şahitlik eden olaylar dünyanın global bir köy olmasına ortam yaratan internet ayrıca bilgi teknolojileri alanındaki devrim yaratan yenilikler, su ve buhar gücü yardımı ile devinim sağlayan makinelerin buluşu ve montaj hattının yardımı ile de seri şekilde üretime geçişidir. Endüstri 4.0 ile, batılı ülkelere has lan üretimde var olan rekabet avantajını tekrar elde etme motivasyonu sayesinde harekete geçmiştir ayrıca Endüstri 4.0 Almanya'da 2011 yılında meydana çıkarılmak suretiyle resmi biçimdeki sanayi politikası biçimini alan bir esnek üretim stratejisi olmaktadır. Bu devrim diğer devrimlere göre farklılık içermekte ve hızlı biçimde ilerlemektedir, otonom robot, nesnelerin interneti, büyük veri, siber fiziksel sistemler benzeri birçok teknolojik yapının sanayide kullanımını olası hale getirmekte ve var olan üretimi daha akıllı bir hal almasına yardımcı olmaktadır. Anahtar Kelimeler: Endüstri 4.0, Lojistik, Lojistik 4.0, Teknoloji
Gelişen teknolojilerin muhasebe mesleğine etkileri ve eğitimindeki yeri: Ülkelerarası araştırma
Ekonomik ve teknolojik gelişmeler organizasyon yapılarında, faaliyet alanlarında ve şirket politikalarında önemli değişiklikler yaratmaktadır. Şirketlerin sürekli değişen bir ortamda faaliyetlerini etkin bir şekilde sürdürmeleri için rekabet avantajı kazanmaları ve özellikle kaliteli bilgiye sahip olmaları gerekmektedir. Bu nedenle hem iş dünyası hem de üniversiteler açısından muhasebe eğitiminin önemi artmaktadır. Çalışmada teknolojik gelişmelerin başlangıcı olarak bilinen endüstri devrimleri ve alt bileşenleri hakkında bilgilere yer verilmiştir. Bu bağlamda Endüstri 4.0'ın alt bileşenleri olan Yüksek Teknoloji (YT) bileşenlerine değinilmiş ve muhasebe sisteminde kullanıldığı alanlar açıklanmaya çalışılmıştır. Endüstri 4.0'ın ortaya çıkması sonucu muhasebe eğitimindeki teknoloji odaklı derslerin önemi artmıştır. Bu önemin artması üniversitelerin muhasebe eğitim programlarında yeni teknoloji odaklı derslerin müfredata eklenmesine sebep olmuştur. Bu yüzden çalışmamızda Türkiye'deki devlet, vakıf üniversitelerindeki işletme ve işleme dışı muhasebe eğitimi veren bölümler incelenmiştir. Bu doğrultuda Türkiye ve Rusya'da işlenen teknoloji odaklı dersler belirlenerek aralarındaki benzerlik ve farkların ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaçla iki ülkeden araştırma kapsamına dahil edilen üniversitelerdeki teknoloji odaklı dersler arasında karşılaştırma yapılmıştır. Seçilen üniversitelerin muhasebe meslek mensubu yetiştiren bölümlerinde teknoloji odaklı derslerin zorunlu ve seçmeli durumlarının tespiti de araştırma kapsamına dahildir. Karşılaştırmadan elde edilen sonuçlar, Rusya'daki üniversitelerde işlenen teknoloji odaklı derslerin Türkiye'de işlenen teknoloji odaklı derslerden çok farklı olmadığını tespit edilmiştir. Ancak Rusya eğitim sisteminde işlenen teknoloji odaklı derslerin daha çok zorunlu olarak müfredatlarda yer aldığı saptanmıştır.
Ulusal güvenlik alanında uzay kuvvetleri (Rusya Fedarasyonu Uzay Kuvvetleri modeli)
Tarihimizden yüzyıllar öncesinde savunma görevleri yapan askerler kılıç, ok, tüfek ve süngü kullanmaktaydı, teknolojinin gelişmesiyle birlikte savunma alanında Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerinde görevli personel tarafından kurşun geçirmez ve nano teknoloji ürünler kullanılmaktadır. Gelişmiş ülkelerin Kara, Deniz, Hava kuvvetleri gerçekleştirdikleri görevlerde uydu ve uydu bazlı sistemleri, konumlama, istihbarat, haberleşme ve lazer teknolojileri ile düşman hareketlerini analiz ederek etkisiz hale getirmek amacıyla etkin halde bulundurmaktadır. Bunun yanı sıra İnsansız hava araçları (İHA) savunma ve istihbarat alanlarında gözde projeler olarak bilinmektedir. Uzay çalışmalarında ülkeler oldukça yoğun çalışmakta ve bu çalışmaları savunma ve bilimsel araştırmalar üzerinde yoğunlaştırmaktadır.Söz konusu bilimsel çalışmalar ile uzay alanında alınmayı bekleyen değerli madenler bulunmaktadır. Bu maksatla ülkeler Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerinin yanı sıra uzay alanında yer tabanlı ve uzay tabanlı sistemler ile füze saldırılarına karşı savunma, izleme, istihbarat, küresel gözlem, uzay araçlarının izlenmesi, uydu konumlarının belirlenmesi ve bilimsel araştırma alanlarında diğer kuvvetlere destek vermek ve savunma yapmak amacıyla uzay kuvvetlerini kurmaktadır. Geleceğin savunma sistemi yeni bir savaş teknolojisi ile çağın eşiğinde bulunarak yaşanması muhtemel savaşlarda askeri personel ile birlikte gerek insanlı gerek insansız olarak koordineli bir şekilde çalışacak otonom sistemlerin kullanılması öngörülmektedir. Uzay Kuvvetlerinin etkin bir yapıya dönüşmesi ile birlikte uzay alanının savaş ve savunma bölgesi olarak nitelendirilmesi ayrıca uzaya yerleştirilen silahlar ve araçlar sayesinde uzaydan savunma sistemlerinin geliştirilmesi hayati öneme sahiptir. Teknolojinin gelişimiyle uçan arabalar gibi özel yapım araçlar savunma alanını bilimkurgudan gerçeğe doğru her zamankinden daha hızlı ilerletmekte ve savaş meydanında bulunmayan askerlerin kilometrelerce öteden uzay kuvvetleri savunma sistemlerini kullanarak savunma yapması ve yapay zekâ ile birlikte insansız tanklar, uçaklar ve İHA'ların nereden nereye yol alacaklarına kendilerinin karar vermesi ve herhangi bir tehdit algılamasında savunma sistemlerini devreye alması ile birlikte yaşanması muhtemel savaşların kaderini değiştirecek teknolojiler olacağı öngörülmektedir. Bu çalışmanın birinci bölümünde; bir ülkenin ulusal güvenlik stratejileri ve tehdit algılamaları, iç ve dış güvenlik faaliyetleri ile Rusya Federasyonu askeri yapılanmasına, teknolojik gelişmelerine dikkat çekmektedir. İkinci bölümde, uzay kuvvetlerinde kullanılan uydu sistemleri ve söz konusu uydu sistemleri ile diğer kuvvetlere sağlanan alan desteği ile Rusya Federasyonu, Amerika Birleşik Devletleri, Çin ve diğer ülkelerin uzay kuvvetleri incelenerek uzay kuvvetlerin oluşturduğu alt yapı sistemleri ortaya çıkarılmaktadır. Üçüncü bölümde ise Rusya Federasyonunun ulusal güvenlik alanında bulunan uzay kuvvetlerinin imkân ve kabiliyetlerinin incelenmesi, uzay alanında teknolojik gelişimi, personel yetiştirilmesi, bölgesel ve küresel savunma sistemleri ile uzay kuvvetleri oluşturulmasında kullanılan yöntem ve teknolojilerin geliştirilmesi incelenmektedir. Tez çalışmasının hedefi Rusya Federasyonu uzay kuvvetlerinin incelenerek geleceğin kuvveti olarak uzay kuvvetlerinin Türkiye'de modern bir kuvvet şeklinde oluşturulması altı yapı ve kullanılan sistemler ile diğer kuvvetlere verdiği alan desteğinin değerlendirilerek geleceğin uzay kuvvetlerinin oluşturulmasında kapalı bir kapıya anahtar olması, kapıyı aralaması ve uzay kuvvetleri alanında oyun kurucu olmasını amaçlamaktadır. Tez çalışması nitel bir araştırma olup betimleme yoluyla araştırma yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Uzay Kuvvetleri, Uydu, Füze, Savunma, Rusya Federasyonu, Teknoloji Gelişimi
Bilgi ve teknolojideki değişimlerin insan kaynakları yönetimine etkileri: Gaziantep tekstil işletmelerinde bir uygulama
Hızla değişen ve gelişen dünyada organizasyonların pazardaki paylarını artırabilmeleri, rekabet üstünlüklerini devam ettirebilmeleri, tüketici istek ve beklentilerine cevap vermeleri bilgi ve teknolojide yaşanan ilerlemeleri takip etmelerine bağlıdır. Bilgi ve teknolojiyi kullanacak, yorumlayacak ve etkili hale getirecek olan nitelikli insan kaynağıdır. Yürütülen faaliyetlerin temelini insan kaynağı oluşturmaktadır. Üst yönetimin desteği ile çalışanların bilgi ve teknolojiyi etkin kullanabilmeleri, niteliklerini artırıcı faaliyetlerin, fonksiyonların geliştirilmesi gerekmektedir. Değişen pazar koşullarına, bilgi ve teknolojiye uygun insan kaynağı yetiştirme organizasyonların sürekliliği için vazgeçilmez koşuldur. Bu çalışma; bilgi ve teknolojideki değişimlerin insan kaynağını ve yönetimini ne ölçüde etkilediğini belirlemek amacıyla Gaziantep Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren tekstil firmalarında yapılmıştır. Araştırmada anket metodu kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 17 paket programında değerlendirilmiştir. Firmaların bilgi ve teknolojiyi kullanım düzeyi ile bilgi teknolojilerinin insan kaynakları uygulamalarında kullanılıp, kullanılmadığı saptanmaya çalışılmıştır.
Otellerdeki satış faaliyetleri: Antalya otelleri üzerinde bir araştırma
Çağımızda otellerin satış faaliyetleri, ulusal ekonomiye önemli katkılarda bulunan ve döviz ve farklı meslekler gibi birçok ekonomik fırsat üreten dev bir olgu haline gelmiştir. Turizm ülkeleri otellerindeki bu faaliyetleri geliştirmek ve artırmak için yeni yöntemler uygulamaya büyük gereksinim duymaktadırlar. Araştırma Yöntemi: Çalışmanın uygulama bölümünü kapsayacak şekilde anket formları (50 başvuru formu) hazırlanmıştır. Çalışma planında sunulan soruları cevaplamayı amaçlayan anket formları, çalışma için gerekli olan doğru bilimsel sonuçların elde edilmesi amacıyla organize örneklem kullanılarak Antalya otellerinden 50 üst yöneticiye dağıtılmıştır. Sonuç: Otel endüstrisindeki satış departmanları, tüketiciler, teknoloji ve yerel ekonomideki değişikliklerle boğuşmaktadırlar. Teknolojideki ve davranışlardaki tüm bu değişiklikleri beraberinde getiren bu yeni ortamla birlikte, oteller teknoloji dünyasındaki bu yeni değişikliklere uymak ve müstakbel tüketicileri kendilerine çekmek ve bu değişikliklerden en iyi şekilde yararlanmak için alışılmadık yöntem ve planları benimsemeleri gerekmektedir.
Ar-Ge projelerindeki kritik başarı faktörlerinin teknoloji transfer performansına etkisi
Teknolojik gelişmelerle birlikte ulusal ve uluslararası çerçevede bilim ve teknoloji alanında çeşitli politikalar üretilmektedir. Araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) proje başarısı genellikle diğer mühendislik proje başarısından daha karmaşıktır ve projelerin performansının değerlendirilmesi zordur. Ar-Ge girişimleri giderek daha önemli hale gelmekte ve Ar-Ge projeleri için teknoloji transfer performansları ve kritik başarı unsurları oluşturulmaktadır. Bu tezin amacı, Türkiye'deki teknoloji firmalarında proje başarı anlayışını ve teknoloji transfer performansını keşfetmek için proje başarı kriterlerinin belirlenerek Türkiye'deki kritik başarı faktörleri ile teknoloji projelerindeki teknoloji transfer performansı arasındaki ilişkinin analiz edilmesidir. Bu kapsamda Savunma Sanayi'de Ar-Ge projelerinin yönetiminde çalışan 202 katılımcının ankete katılımı sağlanarak veri toplanmış ve bu veriler IBM SPSS programında analiz edilmiştir. Teknoloji transfer performansını etkileyen faktörlere ilişkin yapılan analizi sonucunda projenin hedefi, üst yönetim desteği, proje takvimi, proje takımı, teknik çalışmalar, kontrol ve takip olarak altı faktör belirlenmiştir. Bu faktörler arasındaki ilişkiler ve etkiler araştırmanın bulguları olarak sunulmuştur.