Rekreasyonel aktiviteler
Bu konu başlığı altında 164 tez
Rekreatif dans faaliyetlerine katılan bireylerin esenlik düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, serbest zamanlarında dans etkinliklerine katılan kişilerin elde ettikleri esenlik seviyelerini incelemek ve bu seviyeleri belirli demografik özellikler çerçevesinde karşılaştırmaktır. Araştırmanın evrenini daha önce hiç rekreatif olarak dans aktivitelerine katılmamış üniversite öğrencileri oluştururken, örneklem grubunu ise tesadüfi örnekleme yöntemine dayalı olarak Trakya Üniversitesi'nde öğrenim gören öğrencilerden seçilmiş, toplamda 68 gönüllü öğrenci, 34 erkek ve 34 kadın olacak şekilde bir araya getirilmiştir. Araştırma kapsamında veri toplamak için kişisel bilgilerin yer aldığı bir form ve VanderWeele (2017)'nin geliştirdiği, "Yeni Esenlik Endeksi (New Florishing Index)" olarak adlandırılan ve Alkan (2022) tarafından Türkçe Formu Geçerlilik ve Güvenirliliği yapılan "Yeni Esenlik Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek güvenilirliğini tespit etmek amacıyla Cronbach Alpha katsayısı hesaplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde, bağımsız ikili grupları karşılaştırırıken, bağımsız örneklem (independent Sample) T testi, bağımlı ikili grupları karşılaştırırken bağımlı(paried) örneklem T-testi ve grup ve zaman ortak etkileşiminin analizinde tekrarlı ölçümlerde iki faktörlü ANOVA kullanılmıştır. Esenlik Ölçeği ve alt boyut puanlarının çalışma ve kontrol grubu arasındaki karşılaştırılmasında ise ANCOVA analizi kullanılmıştır. Bulgulara göre katılımcıların rekreatif amaçlı dans aktivitelerine katılımlarıyla esenlik düzeyinin artması ilişkisinin yüksek olduğu (p<0,01) ve demografik değişkenlere göre farklılaştığı tespit edilmiştir (p<0,0160). Haftalık dans aktivitelerine katılan bireylerin Esenlik Ölçeği toplam ortalama puanları (ort: 80,32) katılmayanlara oranla (ort:74,18) anlamlı bir şekilde daha yüksektir. Sonuç olarak, reakreatif amaçlı dans etkinliklerine katılan bireyler ile herhangi bir katılım göstermeyen bireyler arasında esenlik düzeylerine göre anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Faaliyetlere katılan bireyler, "mutluluk ve yaşam doyumu, zihinsel ve fiziksel sağlık, yaşam amacı ve anlamı, yakın sosyal ilişkiler ve finansal ve maddi durum" boyutlarında önemli bir artış ve iyileşme gösterirken, kontrol grubunda bu durum sabitliğini koruyamamış ve azalma yönünde eğilimler göstermiştir. Bu bulgulara dayanarak, rekraetif amaçlı dans aktivitelerinin bireylerin esenliğinde iyileştirme ve koruma sağladığı söylenebilir.
Erzurum ili uzundere ilçesinin sportif rekreasyon potansiyelinin belirlenmesi
Uzundere ilçesi 840 km2 yüz ölçümüne sahip olan ilçe merkezinin denizden yüksekliği 1050 metre olup yukarı mahallelerde bu yükseklik 2100 metreye kadar çıkmaktadır. Özellikle günümüzde Uzundere ilçesindeki rekreatif etkinlikler (doğa sporları, günü birlik geziler vb.) ve yörenin bakir olması bu çalışmayı gerçekleştirmekte önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı Erzurum ili Uzundere ilçesinin sportif Rekreasyon potansiyelini tespit etmek ve yöredeki yapılan rekreatif etkinliklerin, sportif rekreasyon alanların kullanılabilirliğinin ve sürdürülebilirliğine yardımcı olmaktır. Çalışmada Uzundere ilçesinin orman içi rekreasyon potansiyelinin belirlenmesi Gülez yöntemi ile çalışmanın amacına uygun olarak değişiklik yapılarak bir değerlendirme modülü oluşturulmuştur ve Uzundere ilçesine uyarlanmıştır. Araştırma alanının incelenmesinde Uzundere ilçesindeki sportif rekreasyon değeri, peyzaj değeri, iklim, ulaşılabilirlik ve olumsuz etkenler değerlendirme kriterleri olarak alınmıştır. Microsoft Office 2010 programında Tablolar oluşturulup sayısal veriler kaydedilmiştir. Çalışmada literatür taraması, bölgede yapılan gözlem, Google earth programında işaretleme, alan keşifleri ve fotoğraflama ile desteklenmiştir. Araştırmada alanlarında uzman kişilerle belirlenen On doğa sporu branşında değerlendirme yapılmıştır. Erzurum ili Uzundere ilçesinin sportif rekreasyon değeri %29, açık hava sportif rekreasyon potansiyeli %72 bulunarak yüksek potansiyelde olduğu belirlenmiştir.
Üniversite öğrencilerinin fiziksel aktiviteye yönelik tutumları ve sportif rekreasyonel aktivitelere ilişkin sağlık inançlarının belirlenmesi
Bu araştırmada üniversite öğrencilerinin fiziksel aktiviteye yönelik tutumları ve sportif rekreasyonel aktivitelere ilişkin sağlık inançlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinde eğitim öğretim gören lisans öğrencileri oluştururken örneklemini ise araştırmaya gönüllü olarak katılan 10 farklı fakültede okuyan 302 kadın ve 207 erkek toplam 509 lisans öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan 12 sorudan oluşan "Demografik Bilgi Formu" kullanılmıştır. Öğrencilerin fiziksel aktiviteye yönelik tutumlarını belirlemek için "Bilişsel Davranışçı Fiziksel Aktivite Ölçeği" ve Öğrencilerin sportif rekreasyonel aktivitelere ilişkin sağlık inançlarını belirlemek için "Sportif Rekreasyonel Aktivitelere İlişkin Sağlık İnanç Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS paket programı kullanılmış ve anlamlılık düzeyi (p<0.05) olarak kabul edilmiştir. Normal dağılım gösteren verilerin analizinde parametrik testlerden bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi (Anova) ve grup içi farklılıklar için post-hoc Tukey testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre baba eğitim durumu, aile gelir durumu, ikamet yeri, sigara ve alkol kullanımı değişkenlerinde her iki ölçeğin de alt boyutlarında anlamlı fark bulunmadı (p>0.05). Yaş, cinsiyet, anne eğitim durumu, fakülte, aktivite katılım türü, aktivite türü, aktivite katılım sıklığı, aktivite katılım nedeni değişkenlerine göre her iki ölçeğin bazı alt boyutlarında anlamlı farklılık belirlenmiştir (p<0.05). Sonuç olarak üniversite öğrencilerinin fiziksel aktiviteye yönelik tutumları ve sportif rekreasyonel aktivitelere ilişkin sağlık inançlarında bazı değişkenler açsından farklılık olduğu tespit edilmiştir.
Migrenli bireylerde başa çıkma becerileri eğitiminin etkilerinin incelenmesi: Randomize kontrollü çalışma
Bu çalışma migrenli bireylerde başa çıkma becerileri eğitiminin (BÇBE) ağrı, yaşam kalitesi, özür düzeyi, bireylerde başa çıkma becerileri, okupasyonel performans ve memnuniyet düzeyi üzerine etkilerinin incelenmesi amacıyla planlanmıştır. 62 migrenli bireyle tamamlanan çalışmada, randomize olarak 31'i eğitim almazken, diğer 31'ine haftada 2 kez olmak üzere 4 hafta boyunca BÇBE uygulanmıştır. Katılımcıların ağrı şiddeti Görsel Analog Skalasıyla, yaşam kalitesi Nottingham Sağlık Profiliyle, özür düzeyleri Migren Özürlülük Değerlendirme Ölçeğiyle, başa çıkma becerileri Başa Çıkma Stilleri Ölçeği Kısa Formuyla, okupasyonel performans ve memnuniyet düzeyi Kanada Aktivite Performans Ölçümü kullanılarak değerlendirilmiş ilk ve son değerleri karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak BÇBE grubunun ağrı şiddeti (p=0,001), yaşam kalitesi (p=0,001), özür düzeyi (p=0,001), başa çıkma becerileri (p=0,001), okupasyonel performans ve memnuniyetinde (p=0,001) iyileşme tespit edilmiştir. Kontrol grubunda yaşam kalitesinin emosyonel reaksiyonlar (p=0,002), uyku (p=0,005), enerji seviyesi (p=0,025), toplam (p=0,001) parametrelerinde, başa çıkma becerilerinin çevresel nedenlerden dolayı sosyal destek arama (p=0,017), planlama (p=0,026), açığa vurma (p=0,039) parametrelerinde, okupasyonel performans (p=0,032) ve memnuniyet düzeyinde (p=0,018) kötüleşme görülürken diğer parametrelerde anlamlı farklılık bulunmamıştır. BÇBE sonrasında ağrı şiddeti ve özür düzeyinde azalma görülmüştür. Bu bulgulara rağmen, BÇBE'nin uzun dönem takibinin yapılacağı ileri çalışmalara gereksinim duyulmaktadır. Sonuç olarak yaşam kalitesi, başa çıkma becerileri, okupasyonel performans ve memnuniyet düzeyi üzerine olumlu etkisi olan BÇBE'nin migren tedavisine dahil edilmesinin faydalı olacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Migren, başa çıkma becerisi, ağrı, özür, okupasyonel performans.
Türkiye'de 2015-2020 yılları arasında beden eğitimi ve spor rekreasyon ve spor yönetimi alanlarında yapılmış tezler üzerine bir değerlendirme
Bu araştırmanın amacı, beden eğitimi ve spor, spor yönetimi ve rekreasyon alanında yapılmış olan tezlerin araştırma eğilimlerinin kapsamlı bir şekilde analiz edilmesidir. Araştırma lisansüstü tez çalışmaları literatür taraması yapılarak içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırmanın evrenini, 2015 yılından 2020 yılına kadar YÖK Ulusal Tez Merkezi veri tabanına kayıtlı "Beden Eğitimi ve Spor", "Spor Yönetimi" ve "Rekreasyon" Ana Bilim Dallarında yürütülen ulusal tezler oluşturmuştur. Örneklemini ise bu tezlerden elektronik erişime açık olan 333 Rekreasyon, 219 beden eğitimi ve 64 yönetim anahtar kelimesiyle incelenen toplamda 616 yüksek lisans tezi oluşturmuştur. Verileri toplamak amacıyla Spor Yönetimi, Beden Eğitimi ve Spor ve Rekreasyon anahtar kelimeleriyle yapılan araştırmada hazırlanan tezleri inceleme formunda yer alan; tez türü, yıl, üniversite, bölüm, başlık, yazar, anahtar kelime, araştırma yöntemi, örneklem grubu, veri analiz yöntemi ve veri toplama yöntemi gibi 11 farklı tema içerik analizine tabi tutulmuştur. Yapılan araştırma sonucu elde edilen bulgulara göre: beden eğitimi ve spor disiplininde yapılmış olan yüksek lisans tezlerinin en fazla 2019 ve 2020 yıllarında ve en fazla rekreasyon alanında, araştırma yöntemi olarak en çok betimsel tarama modeli, örneklem grubu olarak en çok alan, üniversite öğrencileri ve genel popülasyon ile çalışıldığı, veri analiz tekniği olarak en çok içerik analizi ve parametrik tekniği kullanıldığı ve veri toplama aracı olarak en çok anket kullanıldığı belirlenmiştir.
Türkiye'de uçurtma sörfü (Kiteboard) branşı ve rekreasyonel turizm potansiyeli
Bu araştırmanın amacı, Türkiye'de uçurtma sörfü (kiteboard) tüketicilerinin profil ve beklentilerinin tespit edilerek uçurtma sörfünün rekreasyonel turizm potansiyeline etkisini incelemektir. Araştırmada, gözlem, yüz yüze görüşme ve diğer tüm olayların doğal ortamda gerçekçi bir biçimde ele alınarak analiz edildiği nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya, Türkiye'de uçurtma sörfü yapan 88 kişi katılmıştır. Araştırma konusu olan uçurtma sörfü özel bir alan olduğundan, katılımcıların belirlenmesinde gerekli tüm özen gösterilmiştir. Araştırmada, yaş önemli bir faktör olmadığı için göz önüne alınmazken katılımcıların cinsiyet, uzmanlık seviyeleri ve deneyim ve tecrübe düzeyleri dikkate alınmıştır. Bu araştırma sürecinde geçerlilik ve güvenirliğin sağlanması için katılımcılara araştırmanın yöntemi, süreci ve sonuçlarına yönelik çalışmalar açık ve ayrıntılı bir biçimde açıklanmış, görüşme dışı zamanlarda da katılımcılarla bir araya gelinmiş, uzun süreli bir etkileşim ortamında bulunulmuş, derinlemesine araştırma ve inceleme anlayışı (verilerin toplanması, analiz edilmesi ve değerlendirilmesi) benimsenmiş, verilerin toplanmasından analiz edilip sonuçlara ulaşılmasına kadar birbiriyle bağlantılı ve tutarlı bir süreç takip edilmiş, çalışma grubu belirlenirken amaçlı örnekleme tekniği tercih edilmiş, araştırma verileri ve sonuçları doğrulama amacıyla katılımcılarla paylaşılmış, ilgili diğer araştırmacılara sunularak görüşleri alınmıştır. Veri toplamak için yöntem olarak "görüşme formu yaklaşımı" kullanılmıştır. Görüşmeler, Eylül 2020 - Şubat 2021 tarihleri arasında, önceden haberleşerek görüşme tarihinde yapılmıştır. Katılımcılar soruları hiçbir şekilde baskılanmadan rahat bir biçimde cevaplandırmıştır. Her ihtimale karşın görüşmeler kayıt altına alınmıştır. Görüşme formunda yer alan sorular cevaplara göre sınıflanarak yüzdelikleri değerlendirilmiştir. İki soru ise daha önceden belirlenen temalara göre özetlenip yorumlanmıştır. Katılımcıların büyük çoğunluğu genel olarak, uçurtma sörfünün oldukça popüler bir spor dalı olduğunu, ekipman ve malzemelerinin oldukça pahalı olduğunu, uçurtma sörfü için oldukça uygun, düzenli rüzgar alan bölgeler olduğunu, bunun Türkiye için oldukça büyük turizm potansiyelinin taşıdığını, mevcut kullanılan alanların kontrol altına alınarak korunmasını, devlet ve federasyonun uçurtma sörfünün tanıtımı ve gelişimi konusunda gerekli desteği sağlaması gerektiğini bildirmişlerdir. Ekonomileri bu denli etkileyen bir hareketliliğe sahip olan turizm gelirlerinden Türkiye'nin de hak ettiği payı alması için uçurtma sörfü başta olmak üzere diğer rekreasyonel etkinlikler ve turizm türlerinin gelişimi konularında gerekli çabanın gösterilmesi gerekmektedir. Sonuç olarak, Türkiye Turizm Stratejisi–2023 Belgesi'nde belirlenen stratejik yaklaşımlar çerçevesinde yapılacak çalışmaların tamamlanması, geliştirilmesi öngörülen bölgelerdeki altyapı ve konaklama ihtiyaçlarının karşılanması durumunda, 2023 yılında 63 milyon turist ve 86 milyar $ dış turizm geliri elde edileceği tahmin edilmektedir. Bu anlamda, üç tarafı denizlerle çevrili uzun kıyı şeridine sahip Türkiye'nin uçurtma sörfü spor dalı için kullanılabilecek geniş imkanlara sahip olduğu, uçurtma sörfünün alternatif turizm potansiyeli bulunduğunu ve bu durumun değerlendirilmesi gerektiği söylenebilir. Uçurtma sörfünün turizm potansiyeli, bu spor dalının yaygın hale gelmesi, yapılacak yeni yatırımlar ve pazarlaması açsından önemli olduğu kadar, Türk turizminin sürekliliği bakımından da oldukça önemlidir. Elde edilen bulgular çerçevesinde rekreatif etkinlikler ve turizm açısından katkı sağlayacak önerilerde bulunulmuştur.
Rekreasyonel faaliyet olarak rüzgar sörfü yapan bireylerin zihinsel dayanıklılık düzeyleriyle problem çözme becerilerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı rekreasyonel faaliyet olarak rüzgar sörfü yapan bireylerin zihinsel dayanıklılık düzeyleriyle problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışma grubunu Çanakkale iline bağlı Güzelyalı köyünde bulunan ida windsurf & kitesurf spotuna rekreasyonel faaliyet amaçlı rüzgar sörfü yapmaya gelen 185 katılımcı oluşturmaktadır. Katılımcılara ait kişisel bilgiler kişisel bilgi formu, zihinsel dayanıklılık ölçeği, problem çözme envanteri kullanılarak elde edilmiştir. Çalışmada elde edilen bulgular ortalama ve standart sapma olarak hesaplanmıştır. Verilerin normallik dağılımları kolmogrov-smirnov testi ile yapılmış olup, verilerin normal dağılmaması sebebiyle nonparametrik testler uygulanmıştır. 2 değişkenin karşılaştırılması için mann whitney u testi, 3 ve daha fazla değişkenin karşılatırılması için kruskal Wallis testi kullanılmıştır. İstatistiksel analiz SPSS 25.0 paket programından yararlanılmıştır. Katılımcıların yaşları ile problem çözme becerileri ölçeğinden aldıkları toplam skor arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık belirlenememiştir. Ancak katılımcıların yaşları ile zihinsel dayanıklılık ölçeğinden aldıkları toplam skor arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Oluşan bu anlamlı farklılık 18 yıl ve altı-19-22 yaş arası ile 18 yıl altı ve 23-26 yaş arasındadır. Katılımcıların cinsiyetleri ile zihinsel dayanıklılık ve problem çözme ölçeği toplam skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı belirlenmiştir. Katılımcıların mesleği ile zihinsel dayanıklılık ölçeği istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu belirlenmiş ve bu fark eğitmen ve diğer meslek grubu arasında ortaya çıkmıştır. Ancak katılımcıların mesleği ile problem çözme ölçeği istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı belirlenmiştir. Katılımcıların rüzgar sörfü yapma düzeyi ile zihinsel dayanıklılık ölçeği ve problem çözme ölçeği toplam skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı belirlenmiştir. Katılımcıların rüzgar sörfünü tercih etme nedeniyle zihinsel dayanıklılık ölçeği toplam skoru arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı belirlenirken, problem çözme ölçeği toplam skoru ile katılımcıların rüzgar sörfünü tercih etme nedeni arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların heyecan düzeyleri ile zihinsel dayanıklılık ölçeği ve problem çözme parametreleri ölçeği toplam skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı belirlenmiştir 185 kişi üzerinde yapılan bu araştırmaya 131 erkek 54 kadın katılımıştır. Rüzgar sörfü gerek spor branşı gerek rekreasyonel faaliyet amaçlı elverişli rüzgar alan her bölgede belirli bir yaşa ve cinsiyete bağlı kalmadan sağlıklı her bireyin boş zaman faaliyetini değerlendirebileceği ekstrem bir branştır.
İnmeli bireylerde temporal adaptasyon yaklaşımının etkilerinin incelenmesi: 1 ay takipli randomize kontrollü çalışma
Bu çalışma, inmeli bireylerde temporal adaptasyon yaklaşımının (TAY) etkilerini incelemek amacıyla planlanmıştır. 54 inmeli birey ile tamamlanan çalışmada, randomize olarak bireylerin 28'ine haftada 2 kez olmak üzere 6 hafta TAY uygulanırken, 26'sının genel durumları telefonla aranarak izlenmiştir. Müdahale sonrasında katılımcılar, 1 ay süre ile takip edilmiştir. Katılımcıların günlük yaşamda problem yaşadığı okupasyonlar, performans ve memnuniyet düzeyleri Kanada Aktivite Performans Ölçümü ile, TAY uygulanan grubun hedef okupasyonlarının günlük yaşama dahil edileceği saatler Modifiye Okupasyon Anketi ile, bireylerin okupasyonel denge düzeyi Okupasyonel Denge Anketi ile, mobilite becerileri Rivermead Mobilite İndeksi ile, yorgunluk seviyeleri Yorgunluk Şiddet Ölçeği ile, ruhsal durumları Hastane Anksiyete ve Depresyon Skalası ile, yaşam kaliteleri ve genel sağlık durumları da EQ-5D-3L Genel Yaşam Kalitesi Ölçeği ile değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, müdahale sonrası ve öncesi karşılaştırıldığında TAY grubunun okupasyonel performans ve memnuniyetinde (p=0,01), okupasyonel dengesinde (p=0,001), mobilite becerisinde (p=0,001), yorgunluk düzeyinde (p=0,002), anksiyete-depresyon düzeyinde (p=0,001), yaşam kalitesi (p=0,05) ve genel sağlık durumunda (p=0,01) iyileşme tespit edilmiştir. Bu alanlarda kontrol grubunda istatistiksel yönden anlamlı bir fark görülmemiştir. Bulgular doğrultusunda, TAY'ın olumlu etkileri nedeniyle inmeli bireylerin rehabilitasyon uygulamalarına farklı bir bakış açısı getirerek fayda sağlayacağı düşünülmüştür. TAY ile bireylerin kendi isteklerine göre belirttikleri okupasyonlarla düzenlenen günlük okupasyonlarında okupasyonel performans, denge ve memnuniyetin arttığı görülmüştür. Aynı zamanda ruhsal ve fiziksel durum üzerine olumlu etkisi olan TAY'ın rehabilitasyon programlarına dahil edilmesi gereği ortaya koyulmuştur. Bununla beraber, kronik dönemdeki inmeli bireylerde davranış değişikliğini izlemek ve TAY'ın etkinliğini daha iyi görmek adına uzun dönem takibinin yapılmasına ihtiyaç duyulmaktadır.
Suriyeli mülteci kadınların sosyal aktivitelere katılımı: İzmir örneği
2010 yılında Suriye İç Savaşı'nın başlamasıyla beraber Türkiye'ye milyonları bulan bir Suriyeli göçü meydana gelmiştir ve bu rakamın büyük bir kısmını kadın göçmenler oluşturmaktadır. Savaş gibi insan hafızasını ve hatıralarını derinden etkileyecek; yaşamları üzerinde çok derin izler oluşmasına neden olacak zorunlu bir göç bağlamında değişkenler ve sonuçlar farklı olsa da, bu süreçte çeşitli sebeplerle kadınların erkeklerden daha çok etkilendikleri bilinmektedir. Bu çalışmanın amacı, İzmir'de yaşayan Suriyeli kadınların zorunlu göç sonrasında sosyal aktivitelere katılım düzeylerini ve Suriye ile Türkiye arasında farklılıkların olup olmadığını topluma uyum, dil becerileri ve toplumsal cinsiyet bağlamında değerlendirmektir. Sosyal yaşam ve sosyal bilimler ataerkil bir sistemde devam ettiği için erkekler ve onların deneyimleri esas alınmakta ve kadınların deneyimleri ve hatta bazen varlıkları dahi görünmez olabilmektedir. Kadınlara dair yapılan çalışmalar da genel itibariyle sağlık ve sosyoekonomik boyutla sınırlı kalmaktadır. Bu çalışma spesifik olması nedeniyle önemli ve gereklidir. Bu araştırma, görüşme yöntemi içeren fenomonolojik desenli niteliksel bir çalışmadır. Bu çalışmanın örneklemini Suriye'deki savaş sonrası İzmir'e göç etmiş, farklı semtlerde yaşayan 15-45 yaşları arasındaki kadınlar oluşturmaktadır. Örneklem seçilirken farklılıkları, çeşitlilikleri çalışmaya dahil etmek için amaçlı örnekleme türlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılmış, 26 kadın ile görüşme yapılmıştır. Gerekli durumlarda tercüman kullanılmıştır. Yapılan bireysel görüşmeler yarı yapılandırılmış ve açık uçlu sorulardan oluşmaktadır. Görüşme yapılırken Suriyeli nüfusun yoğun olduğu Basmane, Eşrefpaşa ve Kadifekale gibi semtlerde oturanlar öncelikli olmuştur. Bulgulardan elde edilen veriler Suriyeli kadınların katıldıkları aktiviteler, engelleyici unsurlar, destekleyici unsurlar, katılmak istedikleri aktiviteler olmak üzere dört tema altında değerlendirilmiştir. Engelleyici ve destekleyici unsurlar kendi içinde alt kategorilere ayrılmıştır. Sosyal aktivitelere katılımda göçle beraber değişen kadın rollerinin yanı sıra, sosyo-ekonomik durum, eğitim seviyesi, zaman, çocuk sahibi olmak gibi faktörlerin öncü rolü olduğu tespit edilmiştir. Suriye ve Türkiye arasında sosyal aktivitelere katılım oranları değişkenlik göstermiştir. Türkçe dil becerileri ve İzmir'deki ikamet süreleri çevreye adaptasyonu etkilediğinden sosyal aktivitelere katılımda da oldukça belirleyici olmuştur. Anahtar Kelimeler: Suriyeli kadınlar, mülteci, İzmir, sosyal aktivite
Rekreatif bir etkinlik olarak fitness ve pilates egzersizi yapan bireylerde ototelik kişilik ve egzersiz bağımlılığının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı fitness ve pilates salonlarında egzersiz yapan bireylerin ototelik kişilik ve egzersiz bağımlılıkları durumlarının incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini Afyonkarahisar'da yaşayan fitness ve pilates salonlarında egzersiz yapan 146 (%47,6)'sı erkek, 161 (%52,4)'i kadın toplam 307 kişi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu, Egzersiz Bağımlılık Ölçeği ve Ototelik Kişilik Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde ölçeklerin normallik değerleri incelendiğinde Çalışmadan elde edilen verilerin tanımlayıcı istatistikleri sayısal değişkenler için ortalama, standart sapma ile kategorik değişkenler için frekans ve yüzde analizi ile verilmiştir. Ölçeklerden elde edilen skorların kategorik değişkenlere göre karşılaştırılmasında iki grup içeren kategorik değişkenler için bağımsız örneklemler t testi, üç ve daha fazla grup içeren kategorik değişkenler için Varyans Analizi kullanılmıştır. Varyans analizi sonucunda gruplar arasındaki farklılığı belirlemek için çoklu karşılaştırma testlerinden Tukey testi kullanılmıştır. Ölçeklerin alt boyutları arasındaki ilişkiler Pearson korelasyon analizi ile incelenmiştir. Analizler SPSS programı yardımıyla gerçekleştirilmiştir. p<0,05 anlamlılık seviyesi seçilmiştir. Sonuç olarak, katılımcıların %97,7'sinin riskli, bağımlı ve yüksek riskli grup içerisinde oldukları ve egzersiz bağımlılıklarının yüksek oldukları belirlenmiştir. Ototelik kişiliğe sahip olan bireylerin daha fazla egzersiz bağımlısı olabileceği, erkeklerin kadınlardan daha fazla egzersiz bağımlısı olduğu, bireylerin yaşları ve egzersiz sıklığı arttıkça egzersiz bağımlısı olma olasılıklarının yüksek olduğu belirlenmiştir.
Rekreasyonel yüzme etkinliği katılımcılarının demografik özelliklerine göre sosyalleşme ve mutluluk düzeyleri arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı; rekreasyonel yüzme etkinliği katılımcılarının demografik özelliklerine göre sosyalleşme ve mutluluk düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın evreni, rekreatif amaçla yüzme egzersizi yapan bireylerden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise bu evrende kolay örneklem yöntemi ile seçilen 18 ve 27 yaş üzerindeki toplam 491 bireyden oluşmuştur. Araştırmada veri toplamak için; Kişisel Bilgi Formu, Sosyalleşme Ölçeği, Mutluluk Düzeyi Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizinde istatistik paket programları kullanılmıştır. Araştırma ölçeklerinin güvenirliği Cronbach Alfa iç tutarlılık katsayısı hesaplanarak incelenmiştir. Skewness ve Kurtosis sonuçlarına bakılarak parametrik testlerin uygulanmasına karar verilmiştir. Araştırma ölçeklerine ilişkin betimleyici istatistik yapılmıştır. Grupların homojenliği kontrol edilmiştir. İkili karşılaştırmalarda t testi, çoklu karşılaştırmalarda One-Way Anova, farklılığın kaynağının belirlenmesinde LSD ile Tukey testleri kullanılmıştır. İlişkisel model kapsamında ise korelasyon ve regresyon yöntemlerine başvurulmuştur. Katılımcıların sosyalleşme düzeyleri ve mutluluk düzeyleri cinsiyete göre farklılaşmamaktadır. Katılımcıların sosyalleşme düzeyleri ve mutluluk düzeyleri yaş gruplarına göre farklılaşmamaktadır. Katılımcıların sosyalleşme düzeyleri ve mutluluk düzeyleri eğitim seviyelerine göre farklılaşmaktadır. Katılımcıların sosyalleşme düzeylerinde medeni duruma göre anlamlı düzeyde fark bulunmamıştır ancak mutluluk düzeyleri medeni durumu göre farklılaşmaktadır. Katılımcıların sosyalleşme düzeyleri ve mutluluk düzeyleri çocuk sahibi olup olmama durumuna göre farklılaşmamaktadır. Katılımcıların sosyalleşme düzeylerinde aylık gelir seviyesine göre anlamlı düzeyde fark bulunmamıştır ancak mutluluk düzeyleri aylık gelir seviyesine göre farklılaşmaktadır. Sosyalleşme ve mutluluk ölçekleri korelasyon analizi sonucunda anlamlı pozitif ve zayıf düzeyli ilişkiye ulaşılmıştır. Sosyalleşme ve mutluluk regreasyon analizi sonucunda olumlu pozitif anlamlı olarak yordalanmaktadır. Başka bir ifadeyle sosyalleşme arttıkça mutluluk da artmaktadır.
Üniversite öğrencilerinde rekreatif faaliyetlerin yaşam doyumu ve boş zamanın anlamına etkisinin farklı değişkenler ışığında incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; Üniversite öğrencilerinde yaşam doyumu ile boş zamanın anlamı ilişkisi incelenerek; rekreasyonel faaliyetlere yönelik üniversite öğrencilerinin görüşleri araştırılarak hangi sebeplerden dolayı bu faaliyetlere yöneldikleri ve yaşam doyumu ile ilişkisinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda Necmettin Erbakan Üniversitesinde okuyan toplam 406 bireye boş zaman katılım ve tatminine yönelik sorulardan oluşan anket uygulaması yapılmıştır. Katılımcıların yaşam doyumu ve boş zamanın anlamı ile ilgili görüşleri, cinsiyet, yaş, gelir düzeyi, bölüm, boş zaman faaliyet seçimi ve sıklığı gibi demografik parametrelere göre karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. 406 veri SPSS 23.0 programı ile analiz edilmiştir. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediğine yönelik gerçekleştirilen Çarpıklık ve Basıklık test sonuçlarına göre verilerin normal dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Verilerin normal dağılım gösterdiği saptandıktan sonra, 2 seçenekli bağımsız değişkenler için bağımsız örneklemler t-testi, ikiden fazla seçeneğe sahip değişkenler için ise tek yönlü varyans analizi (Anova) gerçekleştirilmiştir. İlgili ölçekler arasındaki ilişkiyi tespit etmeye yönelik olarak ise "Pearson Korelasyon" analizi gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak Yaşam doyumu ile Boş zamanın anlamı ilişkisinin incelendiği bu araştırmada örneklem grubunu oluşturan Necmettin Erbakan Üniversitesi öğrencilerinin rekreasyonel faaliyetlerin anlamı ile yaşam doyumu ilişkisine yönelik; cinsiyet, yaş ve gelir düzeyi değişkenine göre anlamlı farklılıklar, fakülte ve öğretim türü değişkenine göre anlamlı bir farklılık olmadığını ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Rekreasyon, Boş zaman, Yaşam doyumu, Boş zaman Anlamı
Üniversite öğrencilerinin rekreasyon etkinliklerini belirlemede kullanılan kaynaklar ve sosyal medya kullanımının rolü
Bu çalışmada öğrencilerin sosyal medya kullanım amaçlarının belirlenmesi, bireylerin rekreatif etkinliklere katılımlarında sosyal medyayı güvenilir bir kaynak olarak görüp görmediğinin tespiti ve sosyal medyanın rekreatif etkinlik seçimi üzerine etkisi olup olmadığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya totalde 497 üniversite öğrencisi gönüllü olarak katılmıştır. Yapılan analizler sonucunda 22 ankette uç değer saptanmış olup bunlar çalışmadan çıkarılmıştır. Araştırma 286 (%60,2) kadın, 189 (39,8) erkek bireyle yürütülmüştür. Araştırmada tarama kullanılmış olup veri toplama aracı olarak "Sosyal Ağların Kullanım Amaçları Ölçeği" ve "Rekreasyon Etkinliklerine Katılırken Güvenilen Kaynaklar" ölçeği kullanılmıştır. Analizlerin kontrolleri sonucunda SAKAÖ ve alt boyutlarının çarpıklık basıklık değerleri kontrol edildiğinde normal dağılıma uygun olmadığı ortaya çıkmış olup parametrik olmayan (non-parametric) testler kullanılırken, REKKKÖ'nin ise normal dağılıma uygun olduğu ortaya çıkmış olup parametrik (parametric) testler uygulanmıştır. Verilerin istatiksel analizi için betimsel istatistiklerin yanı sıra T-testi, Mann Whitney-u testi, Kruskal Wallis testi, korelasyon ve regresyon analiz yöntemlerinden yararlanılmıştır. Elde edilen bulgular ışığında katılımcıların cinsiyet değişkeni ile sosyal medya kullanım amaçları ve rekreatif etkinliklere katılırken güvendikleri kaynaklar arasında herhangi bir anlamlılık tespit edilememiştir (p>.05). Katılımcıların yaş gruplarına göre SAKAÖ'nin alt boyutlarından iletişimi başlatma, iletişimi kurma ve eğlence alt boyutlarında (p<.05) düzeyinde anlamlılık tespit edilirken, diğer alt boyutlarda anlamlılık tespit edilememiştir (p>.05). Katılımcıların yaş grupları değişkeni ile REKKKÖ arasında herhangi bir anlamlılık tespit edilememiştir (p>.05). Bireylerin sosyal medyada paylaşılan (fotoğraf, video, yorum) içeriklerinden etkilenerek katılacağım rekreatif etkinliklerde değişiklik yaptım/yapabilirim değişkenleri ile her iki ölçek arasında (p<.05) düzeyinde anlamlılık tespit edilmiştir. Gerçekleştirilen çalışma doğrultusunda sosyal medya kullanımları ile bireylerin rekreatif aktivite seçmeleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<.05). Bireylerin sosyal medya kullanımları ile rekreatif etkinliklere katılımları arasında pozitif yönlü kuvvetli bir ilişki vardır (r=0,582). Yaptığımız analizin sonucuna göre bireylerin sosyal medya kullanımlarının, rekreatif etkinliklere katılımını da etkiledikleri sonucuna ulaşılmıştır.
Yerel yönetimlerde rekreasyon hizmetleri ve kent halkının rekreasyonel faaliyetlere olan yaklaşımlarının incelenmesi: Mersin Büyükşehir Belediyesi örneği
Son yıllarda, hizmetlerin yerinden ve halka en yakın yönetim birimlerince yerine getirilmesi fikri popülerlik kazanmaktadır. Bu durum, yerel yönetimlerin önemini giderek artırmaktadır. Yerel yönetimler, kamusal mal ve hizmet sunumuyla kaynak kullanımında etkinlik sağlama, işlem maliyetlerini azaltma ve kamu sektöründe üretilen mal ve hizmetlerin yerel halkın tercihlerine uygun olması gibi nedenlerle oldukça önemli hale gelmiştir. Bu çalışma; Mersin yerel yönetimlerinin gerçekleştirmiş oluğu rekreatif hizmet/ faaliyetler ve kent halkının rekreasyonel faaliyetlere olan yaklaşımlarının incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma toplamda 317 gönüllü katılımcıya uygulanmış olup kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak Rekreasyon Alanı Tercih Etkenleri Ölçeği (RATE) kullanılmıştır. Araştırma sonucu elde edilen bulgulara göre; katılımcıların medeni durumları ile Rekreasyon Alanı Tercih Etkenleri "RATE" ölçek alt boyutlarından , "Fiziki İmkânlar" alt boyutu puan ortalamalarının bekarların (S.O.=180,64), evlilerden(S.O.=144,35) daha fazla yüksek puana sahip oldukları ve anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Bir diğer bulguya göre "Sportif Çeşitlilik", "Konum" ve "Aktivite" alt boyutları ile eğitim durumu arasında anlamlı bir ilişki bulunmazken, "Personel" ve "Fiziki İmkanlar" alt boyutları ile eğitim durumu arasında anlamlı bir farklılık olduğu söylenebilir.
Akademik personelin rekreasyonda algılanan sağlık çıktıları ve serbest zaman doyumu düzeylerinin incelenmesi (Necmettin Erbakan Üniversitesi örneği)
Bu çalışma; üniversitede görev yapan akademisyenlerin rekreasyonda algıladıkları sağlık çıktıları ile serbest zaman doyum düzeylerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya uygun örnekleme yöntemiyle toplamda Necmettin Erbakan Üniversitesinde çalışan 343 gönüllü akademisyen katılmıştır. Çalışmada veriler yüz yüze ve online anket tekniği ile toplanmıştır. Bireylere araştırmanın amacı doğrultusunda belirlenen sosyodemografik veri formu, Rekreasyonda Algılanan Sağlık Çıktıları Ölçeği(RASÇÖ) ve Serbest Zaman Doyum Ölçeği (SZDÖ) uygulanmıştır. Analizlerin kontrolleri sonucunda RASÇÖ ve SZDÖ alt boyutlarının çarpıklık basıklık değerleri kontrol edildiğinde normal dağılıma uygun olduğu ortaya çıkmış olup parametrik olan (parametric) testler kullanılmıştır. Verilerin istatiksel analizi için T-testi ve One Way Anova testi ve korelasyon analiz yöntemlerinden yararlanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre; Rekreasyonda Algılanan Sağlık Çıktıları ölçeği alt boyutları ile yaş, görev yaptığı fakülte, refah seviyeleri, haftalık boş zaman süresi, boş zamanları değerlendirme güçlüğü, fiziksel aktivitelere katılım durumları, haftada ne sıklıkla fiziksel aktivite yaptıkları, üniversite kampüsündeki rekreatif alan yeterliliği, üniversite rekreatif alanlarından faydalanma durumu, ilin sahip olduğu rekreasyonel alan yeterliliği ve ilin sahip olduğu rekreasyonel alan kullanım sıklığı değişkenlerine göre anlamlı farklılık tespit edilirken, bireylerin cinsiyet, medeni durum ve ünvan değişkenlerine göre anlamlı farklılık tespit edilememiştir. Serbest zaman doyum ölçeği alt boyutları ile cinsiyet, medeni durum, görev yaptığı fakülte, refah seviyesi, haftalık boş zaman süresi, boş zamanları değerlendirme güçlüğü, fiziksel aktivitelere katılım durumları, haftada ne sıklıkla fiziksel aktivite yaptıkları, üniversite kampüsündeki rekreatif alan yeterliliği, üniversite rekreatif alanlarından faydalanma durumu, ilin sahip olduğu rekreasyonel alan yeterliliği ve ilin sahip olduğu rekreasyonel alan kullanım sıklığı değişkenlerine göre anlamlı farklılık tespit edilirken, bireylerin yaş ve ünvan değişkenlerin göre anlamlı farklılık tespit edilememiştir. Sonuç olarak akademisyenlerin yaşı arttıkça, refah düzeyi yükseldikçe, boş zaman süresi arttıkça, haftalık fiziksel aktiviteye katılım durumları düzenli hale geldikçe rekreasyonda algılanan sağlık çıktıları anlamlı hale geldiği tespit edilmiştir. Ayrıca kadın ve bekar akademisyenlerin serbest zaman faaliyetlerine katılırken estetik kaygı güttüğü bulunmuştur. Boş zaman süresi arttıkça, fiziksel aktivitelere katılma düzeyleri düzenli hale geldikçe serbest zaman doyum düzeylerinde artış tespit edilmiştir. Rekreasyonda algılanan sağlık çıktıları ölçeği ile serbest zaman doyum ölçeği alt boyutlarının birbirleri ile düşük düzeyde fakat olumlu bir ilişkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Serbest Zaman, Rekreasyon, Rekreasyonel Aktivite, Rekreasyonda Algılanan Sağlık Çıktıları, Serbest Zaman Doyumu
Üniversitede çalışan akademik personelin rekreasyonel egzersize ilişkin sağlık inancı
Bu çalışma; üniversitede çalışan akademisyenlerin tercih ettikleri rekreasyonel aktivite türleri, katılım düzeyleri ve rekreasyonel egzersize ilişkin sağlık inançlarını incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya kolayda örnekleme yöntemiyle totalde Necmettin Erbakan Üniversitesinde çalışan 349 gönüllü akademisyen katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak Sportif Rekreasyonel Aktivitelere İlişkin Sağlık İnancı (SRAİSİ) ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre; sağlık inancı alt boyutlarının (algılanan ciddiyet, algılanan engeller, psikososyal yarar, fiziksel yarar ve öz etkililik) aktivite türü, aktiviteye katılım şekli, haftalık spor yapılan gün sayısı, aktivite esnasında algılanan zorluk ve aktivitelere katılım nedeni değişkenlerine göre anlamlı olarak farklılaştığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, rekreasyonel aktivitelerin akademisyenlerin koruyucu sağlık davranışlarını, algıları, öz etkililik düzeyleri, fiziksel ve sosyolojik ve sağlık motivasyonlarını arttırdığı, gerek fiziksel, sosyal ve gerekse psikolojik yönden olumlu fayda sağladığı düşüncesine sahip oldukları, sosyalleşmek ve farklı deneyimler kazanmak için grup olarak aktivitelere katılmayı daha çok benimsedikleri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Rekreasyon, Rekreasyonel Fiziksel Aktivite, Egzersiz, Sağlık İnancı
Açık alan rekreatif etkinliklerinden kampçılığın kaygı üzerine etkisi
Bu çalışmada açık alan rekreatif etkinliklerinden kampçılığın kaygı üzerine etkisi incelenmektir. Çalışma grubu olarak katılımcılar uygun örnekleme yöntemi ile belirlenerek Ankara ilinde kamp etkinliğine katılmış ve katılmamış 319 katılıcıdan oluşmuştur. Veriler sosyal medya aracılığıyla online anket uygulanarak toplanmıştır. Katılımcılara araştırmanın amacı doğrultusunda belirlenen sosyodemografik veri formu ve Dr. Aron T. Beck tarafından geliştirilen 21 maddelik Beck Kaygı ölçeği uygulanmıştır. Verilerin analizi SPSS 25.0 paket programı ile değerlendirilmiştir. Verilerin analizi için çeşitli değişkenlerin karşılaştırılması amacıyla ikili gruplarda T-Testi ve ikiden fazla olan gruplarda ise Tek Yönlü Varyans Analizi (One-Way ANOVA) testi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak esas alınmıştır. Çalışmanın bulgularında katılımcıların cinsiyet, yaş gurubu ve eğitim durumları değişkenlerine uygulanan testlerin sonucunda kaygı düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farka rastlanmamıştır (p>0,05). Katılımcıların medeni durum, gelir durumu ve kamp etkinliğine katılım durumlarına uygulanan testlerin kaygı düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak bireylerin kampçılık etkinliğine katılmalarının ve doğayla etkileşimli olarak açık alan rekreatif etkinliklerine dahil olmalarının kaygı düzeyleri üzerinde pozitif etkisinin olduğu görülmüştür.
Eğitim fakültesi öğrencilerinin rekreasyon fayda algıları ile mutluluk düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada Necmettin Erbakan Üniversitesi eğitim fakültesinde okuyan öğrencilerin rekreatif fayda algılarının ve mutluluk düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma bağımsız olarak ayıran bu çalışma nicel yöntemler ele alınarak gerçekleştirilmiştir. Tarama deseni bu yöntemde kullanılmış olup çalışmada rekreasyon fayda algılarının mutluluk düzeyleri üzerine etkisi tarama deseni ile tespit edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Necmettin Erbakan Üniversitesi eğitim fakültesinde öğrenim gören öğrencileri oluşturmuştur. Araştırmada kullanılan veri toplama aracı olarak Birinci bölümde öğrencilerin rekreasyon fayda algılarını tespit etmek amacıyla Ho (2008) tarafından geliştirilen Akgül, Karaküçük ve Ertüzün, (2018) tarafından geçerlilik güvenirliliği yapılan Rekreasyon Fayda Ölçeği; İkinci bölümde Hills ve Argyle tarafından (2002) geliştirilen, geçerlilik ve güvenirlilik çalışması Doğan ve Çötok tarafından (2011) bireylerin mutluluk düzeylerini değerlendirmek amacıyla 'Mutluluk Oxford Ölçeği' ve kişisel bilgiler formu oluşturmaktadır. Katılımcıların kişisel bilgileri olarak yaş, cinsiyet, gelir düzeyi, not ortalamasına yönelik sorular bulunmaktadır. Verilerin normal dağılıma sahip olup olmadığı Kolmogorov Smirnov testine göre belirlenmiş ve p değerinin 0.05'ten küçük olduğu görülmüş ve analizde parametrik olmayan testler uygulanmasına karar verilmiştir. Daha sonra bağımlı ve bağımsız değişken arasında ilişkiyi ölçmek amacıyla spearman korelasyon testi, İkili değişkenlerde Mann Whitney U testi, ikiden fazla değişkenlerde ise Kruskal Wallis H testi uygulanmıştır. Ayrıca frekans analizi, güvenirlik analizi, tanımlayıcı istatistikler yer almaktadır. Analizin %95 güven aralığına göre yapılmıştır. Araştırma bulgularında rekreasyon fayda ölçeğinde fiziksel, psikolojik ve sosyal alt boyutu ve ölçek toplam puanlarının düşük olduğu, mutluluk ölçeği puanının ise orta düzeyde olduğu görülmektedir. Katılımcıların yaşları ile rekreasyon fayda ölçeği psikolojik alt boyutu ve mutluluk toplam puanı dışında fiziksel fayda, sosyal fayda ve rekreasyon fayda ölçeği toplam puanlarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu, sınıf değişkenine göre Kruskal Wallis H testi sonucu sadece rekreasyon fayda ölçeği psikolojik alt boyutu puanında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu, not ortalaması değişkeninde hem rekreasyon fayda ölçeği toplam puanı ve tüm alt boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak; mutluluk ile rekreasyon fayda arasında yapılan korelasyon analizi sonucu mutluluk ile fiziksel fayda arasında anlamlı ilişki olmadığı, mutluluk ile psikolojik fayda arasında anlamlı ve zayıf düzeyde negatif ilişki olduğu, mutluluk ile Sosyal fayda arasında anlamlı ilişki olmadığı, mutluluk ile rekreasyon fayda arasında anlamlı ve zayıf düzeyde negatif ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Rekreasyon, Rekreasyon Fayda, Mutluluk
Üniversite öğrencilerinin serbest zaman motivasyonları ile rekreasyonel etkinliklere katılımına engel olan faktörlerin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin rekreatif aktivitelere katılımına engel olan unsurları ve serbest zaman motivasyonlarını belirlemek ve karşılaştırmaktır. Bu çerçevede, üniversite öğrencilerinin serbest zaman motivasyonları ile rekreatif faaliyetlere katılımlarında karşılaştıkları engeller arasındaki ilişki saptanmaya çalışılmıştır. Araştırmaya, 2022/2023 eğitim öğretim yılında, Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Tıp Fakültesi, Turizm Fakültesi ve Mühendislik Fakültesi olmak üzere 4 farklı alanda öğrenim gören toplam 502 öğrenci gönüllü olarak katılmıştır. Bu çalışmada, verilerin çözümlenmesi için SPSS v26 istatistik paket programı kullanılmıştır. Yaş, Cinsiyet, part-time çalışma durumu ve üniversite olanakları değişkenleri açısından katılımcıların Boş Zaman Engelleri Ölçeği (BZEÖ), Boş Zaman Motivasyon Ölçeği (BZMÖ) alt boyutları alt boyutları puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark olup olmadığını tespit etmek için "bağımsız örneklemler için t-testi" yapılmıştır. Okudukları fakülte, genel akademik not ortalaması, şuan yaşadığı yer ve haftalık boş zaman süresi açısından katılımcıların BZEÖ ve BZMÖ alt boyutları puan ortalamaları arasında anlamlı farklılık olup olmadığını belirlemek için "tek yönlü varyans analizi (ANOVA)" yapılmıştır. ANOVA analizinin anlamlı olduğu durumda gruplar arasında karşılaştırma için post-hoc testi kullanılmıştır. Varyansların homojenliği varsayımının karşılanması durumunda Scheffe, karşılanmadığında ise Tamhane's T2 testi kullanılmıştır. BZEÖ ile BZMÖ alt boyutları puan ortalamaları arasındaki ilişkileri belirlemek için "Pearson Korelasyon Analizi" yapılmıştır. Araştırmada, anlamlılık düzeyi 0.05 olarak alınmıştır. Eldeki edilen sonuçlara göre, cinsiyet, fakülte, genel akademik not ortalaması, tesis yeterliliği ve seçilen aktivite türü gibi değişkenlerin, üniversite öğrencilerinin serbest zaman motivasyonları ve rekreasyonel etkinliklere katılımları üzerinde anlamlı farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Bulgular, farklı demografik ve değişkenlere bağlı olarak öğrencilerin serbest zaman etkinliklerine katılım düzeylerinde çeşitlilik olduğunu göstermektedir. Yapılan ''Pearson Korelasyon Analizi'' sonucunda, BZEÖ ile BZMÖ alt boyutları puan ortalamaları arasında anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Bu da, üniversite öğrencilerinin serbest zaman motivasyonları ile engelleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktadır. Üniversite öğrencileri, akademik derslerine ve temel ihtiyaçlarına ayırdıkları zamanlardan arta kalan zamanlarda, rekreasyon kavramı ve içerdiği etkinliklerden faydalanarak maddi ve manevi problemleri çözmeyi, sosyalleşmeyi, kültür ve bilgi birikimlerini artırmayı, bedensel, ruhsal ve zihinsel sağlıklarını korumayı amaçlamalıdırlar. Bu şekilde, öğrencilerin sosyal-kültürel hayatlarında ve gelecekteki profesyonel yaşamlarında başarıya ulaşmalarının daha kolay olacağı düşünülmektedir. Bu nedenle, üniversitelerin öğrencilerin ihtiyaçlarına yönelik olarak kültürel, sanatsal, sportif vb. rekreasyonel alanlara sahip olması, rekreatif etkinlikleri çeşitlendirmesi ve düzenlemesi gereklidir.
Çorum şehrinin rekreasyon alanlarının ve rekreasyonel faaliyetlerinin yaşanabilirlik kriterleri kapsamında değerlendirilmesi
Yaşanabilirlik, nerede yaşanırsa yaşansın ölçülmeye çalışıldığı zaman farklılık göstermektedir. Bu farklılığın ortaya çıkardığı güzellikler veya dezavantajlar da seviyeyi belirlemektedir. Seviyeyi belirleyen unsurlar kendi içerisinde birçok gruba ayrılmaktadır. Araştırmanın konusunun yaşanabilirlik ve rekreasyon tabanında şekillenmesinin nedeni de tam olarak bunu belirtmektir. Araştırmanın problemi literatürde yaşanabilirliğin genelleyici bir bakış açısıyla ele alınıyor olmasıdır. Konu ve problem çerçevesinde araştırmanın amacı ise hem araştırma sahasının rekreasyonel yaşanabilirlik potansiyelini ortaya koymak hem de yönetici ve halk perspektifinden konuyu ele alarak tam bir çözümleme oluşturup literatürdeki eksikliklere dikkat çekmektir. Yöntem olarak karma yöntem tercih edilmiştir. Araştırmanın evrenini Çorum şehri sakinleri oluşturmaktadır. Örneklem grubu ise 18 yaş üzerindeki ankete katılan 400 kişi ve görüşme yapılan resmî kurum yöneticileridir. Anket verileri SPSS programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Görüşmeler ise içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçları irdelendiğinde katılımcıların olumsuz eleştirileri daha çok sportif alanlar ve sportif faaliyetler kapsamındadır. Burada faaliyete katılımın düşüklüğü olumsuzluğun ana nedenidir. Öte yandan genele oranla en yüksek ortalamaya sahip rekreasyonel alan ise korunan alanlardır. Ancak burada da halkın yaşadığı sıkıntı erişilebilirlik özelinde yoğunlaşmıştır. Kamusal yeşil alanların güvenlik açısından sorunlu görünmesi bu konunun makro problemidir. Bu bağlamda korunan alanlar için toplu taşıma imkânının sağlanması, sosyal alanlar için beklentiye yönelik arzın oluşturulması, kamusal yeşil alanlar için işlevsellik analizinin yapılması ve güvenliğin artırılması, kamusal alanlar için kamusal sportif alanların beklentiye yönelik ve fayda sağlayacak şekilde dizayn edilmesi, son olarak literatürdeki genelleme yönteminin önüne geçilmesi önerilmektedir.
Rekreasyonel amaçlı ekstrem spor faaliyetlerine katılan bireylerin kişilik özellikleri, risk alma ve heyecan arayışları ve ilişkili faktörler
Amaç: Bu araştırmada Rekreasyonel Amaçlı Ekstrem Spor Faaliyetlerine Katılan Bireylerin Kişilik Özellikleri, Risk Alma ve Heyecan Arayışları ve İlişkili Faktörlerin İncelenmesi amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın verileri katılımcılara yüz yüze ulaştırılmış ve katılımda gönüllülük esas alınmıştır. Toplamda 488 kişiye ulaşılmış ve eksiklik ya da hata görülen 58 anket formu analizden çıkartılmıştır. Analiz için 430 anket formu değerlendirmeye alınmıştır.Araştırma grubunu, rekreasyonel amaçlı yamaç paraşütü sporu yapanlar, kayak sporu yapanlar ve serbest ve tüplü dalış sporuyla uğraşan ve 18-55 yaş aralığındaki 498 katılımcı oluşturmaktadır. Çalışma verilerinin elde edilmesinde kişisel bilgi formuna ek olarak Gosling ve diğerleri (2003) tarafından geliştirilen ve Atak (2013) tarafından Türkçeye uyarlanan 10 Maddelik Kişilik Ölçeği, Hoyle ve diğerleri (2002) tarafından geliştirilen ölçek, Çelik ve Turan (2016) tarafından Türk kültürüne uyarlanan Heyecan Arayışı Ölçeği (HAÖ) ve Weber ve diğerleri (2002) tarafından geliştirilen ve ölçeğin Blais ve Weber (2006) yılında 30 maddelik kısa formu oluşturulan, Dinç ve Tez (2016) tarafından Türk kültürüne uyarlanan DOSPERT (Alana Özgü Risk Alma) Ölçeği kullanılmıştır. Veriler SPSS 25,0 paket programı ve AMOS 21,0 paket programında %95 güven aralığında ve 0,05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediğini belirlemek için basıklık (kurtosis) ve çarpıklık (skewness) değerleri kontrol edilmiştir. Verilerin analizinde, betimsel istatistikler, Amos ile Yapısal eşitlik modeli (Path analizi) ve Tek Yönlü MANOVA analizleri kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma sonucunda dağınık kişilik özelliklerine sahip katılımcıların heyecan arama, Sağlık, Özgüven, Psikolojik, Etik ve Devamlılık üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönde bir etkisi olduğu görülmektedir (β: -1,974; -1,809; -1,552, -2,540, -1,931, -2,225 p<0.05). Dağınık kişilik özelliğindeki 1 birimlik artış heyecan arama üzerinde -1,974'lük azalışa, Sağlık üzerinde -1,809'luk azalışa, özgüven üzerinde -1,552'lik azalışa, psikoloji üzerinde -2,540'lık azalışa, etik üzerinde -1,931'lik azalışa ve devamlılık üzerinde -2,295'lik azalışa neden olmaktadır. Katılımcıların kişilik özelliklerinin heyecan arama ve risk almaya etkisi araştırılmak üzere oluşturulan modelde kararlı kişilik özelliklerine sahip katılımcıların heyecan arama, Sağlık, Özgüven, Psikolojik, Etik ve Devamlılık üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönde bir etkisi olduğu görülmektedir (β: 2,365; 2,242; 2,468, 1,284, 1,332, 2,084 p<0.05). Dağınık kişilik özelliğindeki 1 birimlik artış heyecan arama üzerinde ,616'lık artışa, cihazdan yoksunluk üzerinde 1,194 lük artışa, İletişimi Kaybetme üzerinde ,774'lük artışa, çevrimiçi olamama üzerinde ,939'luk artışa neden olmaktadır. Bağımlı değişken olan heyecan aramanın %5.27'sini açıklamaktadır (R^2,527), sağlık üzerindeki değişimin %5,29'unu (R^2,529), özgüven üzerindeki değişimin %3,21'ini (R^2,321), psikolojik üzerindeki değişimin %7,89'unu (R^2,789), etik üzerindeki değişimin %6,39'unu (R^2,639) ve devamlılık üzerindeki değişimin %6,78'ini açıklamaktadır (R^2,678). Sonuç: Sonuç olarak kişilik özelliklerinin heyecan arama ve risk alma üerinde anlamlı etkisi olduğu görülmektedir.
Rekreatif sporla uğraşan orta yaş bireylerin stresle başa çıkma stilleri ve yaşam tatminlerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, Rekreatif sporla uğraşan orta yaş bireylerin stresle başa çıkma stilleri ve yaşam tatminlerinin çeşitli değişkenler üzerine etkisini incelemektir. Araştırmanın örneklem grubunu Akdeniz Bölgesi illerinden Mersin, Hatay ve Kahramanmaraş'ta ikamet etmekte olan orta yaş kategorisine mensup 765 katılımcı oluşturmuştur. Fakat elde edilen verilerin 750 tanesi değerlendirmeye alınmıştır. Araştırmada araştırmacı tarafından hazırlanan demografik değerlere ek olarak katılımcıların stresle başa çıkma tarzlarını değerlendirebilmek adına, Şahin ve Durak tarafından Türkçe'ye uyarlanan, Folkman and Lazarus tarafından geliştirilen 30 maddelik likert tipindeki "Stresle Başa Çıkma Stratejileri Ölçeği" ve katılımcıların stresle başa çıkma stillerinin yaşam tatmini üzerine olan etkisini değerlendirebilmek adına ise Diener, Emmons, Lorsen ve Griffin(1985) tarafından geliştirilmiş olan, Türkçe'ye uyarlanması ve geçerlik-güvenirliği Durak ve Gençöz(2010) tarafından yapılan tek alt boyutlu 5 sorudan oluşan " Yaşam Tatmini Ölçeği (Satisfactionwith Life Scale-SWLS)" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 17 istatistik programı kullanılmış olup istatistik programında normallik analizlerinden Kolmagorov- Smirnov testine tabi tutulmuş ve verilerin normal dağıldığı saptanmıştır. İkili grup karşılaştırmaları için T testi, üç ve üçten fazla grup karşılaştırmaları için Anova, iki durum arasındaki ilişkiyi saptamak içinse korelasyon testlerinden olan Pearson korelasyon testi kullanılmıştır. Çalışmanın sonuçları incelendiğinde Stresle başa çıkma yöntemleri ölçeğinin tüm alt boyutları ile şehir değişkeni arasında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Yine yaş değişkeni açısından ölçeğin kendine güvenli yaklaşım ve iyimser yaklaşım alt boyutları arasında anlamlı farklılık saptanmıştır. Yaşam tatmini ölçeğinden elde edilen sonuçlara bakıldığında ise cinsiyet değişkenine göre ölçekten alınan puanlar arasında anlamlı bir farklılık saptanmıştır.
Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi akademik personelinin mesai içi boş zaman değerlendirme biçimlerinin sağlık algıları üzerindeki etkisi
Bu çalışma Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi akademik personelinin mesai içi boş zaman değerlendirme biçimleri ve sağlık algılarının bireysel değişkenler açısından incelenerek, mesai içi boş zaman değerlendirme biçiminin sağlık algısına etkisini incelemeyi amaçlamıştır. Çalışma nicel araştırma tekniklerinden ilişkisel tarama modelinde desenlenmiş ve çalışmaya basit tesadüfi örneklem yöntemine göre seçilmiş Tayfur Ata Sökmen Kampüsü'nde yer alan fakülte ve yüksekokullarda görev yapan, 400 akademik personel katılmıştır. Çalışmada veriler kişisel bilgi formu, Mesai İçi Boş Zaman Değerlendirme Biçimi Ölçeği ve Sağlık Algısı Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde Windows için SPSS 23 paket program kullanılmıştır. Verilere kayıp değer analizi yapılmış ve bir veri çalışma dışı bırakılmıştır. Ölçekler için iç tutarlık katsayıları hesaplanmış ve ortalama, standart sapma, basıklık ve çarpıklık değerleri incelenmiştir. Çalışmada hipotez testleri olarak 95% güven aralığında bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi testi, Pearson Korelasyon analizi ve Çoklu Doğrusal Regresyon testi kullanılmıştır. Sonuç olarak yapılmış olan bu çalışma, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi akademik personelinin mesai içi boş zaman değerlendirme biçimlerinin cinsiyet, akademik unvan ve idari görevlerine göre farklılık gösterdiğini ve yaşları ile ilişkili olduğunu göstermiştir. Ayrıca çalışmada yer alan akademik personelin sağlık algılarının cinsiyetleri ve akademik unvanlarına göre farklılık gösterdiğini ancak yaşları ile ilişkili olmadığını göstermiştir. Katılımcıların mesai içi boş zaman değerlendirme biçimleri ve sağlık algıları arasında anlamlı ilişkiler olduğu ve mesai içi boş zaman değerlendirme biçiminin sağlık algısının yordayıcısı olduğu da çalışmanın diğer sonuçlarıdır.
Rehabilitasyon merkezi çalışanlarının rekreasyonel aktivitelere katılım frekansının mutluluk ve yaşam kalitesi üzerine etkileri
Bu çalışmanın amacı, Muğla ili Fethiye ilçesinde bulunan rehabilitasyon merkezi çalışanlarının rekreasyonel aktivitelere katılım frekansının mutluluk ve yaşam kalitesi üzerine etkileri araştırmaktır. Çalışmaya farklı rehabilitasyon merkezlerinde çalışan toplam 122 personel (% 66,4'ü kadın, % 33,6'sı erkek) gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; (1) tanımlayıcı bilgi formu (personelin cinsiyet, yaş, medeni durum, görev ve gelir durumu), (2) Hills ve Argyle (2002) tarafından geliştirilen, Doğan ve Akıncı Çötok (2011) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Oxford Mutluluk Ölçeği (OMÖ-K), (3) Kim, Woo ve Uysal (2015) tarafından geliştirilen Yaşam Kalitesi Ölçeği ve (4) rekreasyonel aktivite listesi kullanılmıştır. Anket formlarının çalışanlar tarafından cevaplanmasında yüz yüze görüşme yöntemi uygulanmıştır. Elde edilen veriler; rehabilitasyon merkezi personelinin rekreasyonel aktivitelerden en çok entellektüel aktiviteleri (4,16±0,84), en az ise doğada gerçekleştirilen aktiviteleri tercih ettiklerini (2,68±1,15) göstermiştir. Cinsiyet değişkenine göre incelendiğinde kadınların rekreasyon aktivitelerine katılım oranı ( =3,46±0,6) erkeklere ( =3,15) göre yüksek bulunmuştur (p=0,016). Yapılan regresyon analizi sonucuna göre katılımcıların rekreasyonel aktivitelere katılımları ile mutluluk arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki tespit edilmiştir (t=4,195; p<0.001). Katılımcıların rekreasyonel aktivitelere katılımları ile yaşam kalitesi ilişkisi anlamlı bulunmamıştır (p>0,05). Rehabilitasyon merkezlerinde çalışmakta olan personelin, zihinsel ve fiziksel engelli bireylerle sağlıklı iletişim kurabilmesi ve hizmet verebilmesi için mutlu hissetmeleri ve yaşam kalitelerinin yüksek olması önem arz etmektedir. Bu anlamda çalışma dışındaki serbest zamanlarını uygun rekreasyonel etkinliklerle değerlendirmeleri için farklı olanaklar sunulmalıdır.