İlkokullar
623 theses under this subject heading
Senaryo tabanlı öğrenme yaklaşımının ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin akademik başarı ve motivasyon düzeylerine etkisi
Bu araştırmanın amacı "uzamsal ilişkiler, uzunluk ve çevre ölçme" alt öğrenme alanlarının öğretiminde oluşturulan senaryo tabanlı öğrenme yaklaşımının ilkokul üçüncü sınıf öğrencilerinin matematik dersine yönelik başarı ve matematik dersine yönelik motivasyon düzeylerine etkisini belirlemektir. Araştırma nicel araştırma metodolojisi çerçevesinde ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmaya seçkisiz örnekleme yöntemlerinden basit seçkisiz örnekleme alma metodu kullanılarak, 25'i deney, 25'i ise kontrol grubu olmak üzere üçüncü sınıf düzeyinde öğrenim gören 50 öğrenci dâhil edilmiştir. Beş haftalık süre boyunca "uzamsal ilişkiler, uzunluk ölçme ve çevre ölçme" konularına ilişkin kazanımları içerir uygulama süreci deney grubunda senaryo tabanlı öğrenme yaklaşımı kullanılarak, kontrol grubunda ise odağında senaryo tabanlı öğrenme yaklaşımı olmadan mevcut programla yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak araştırma kapsamında geçerlik ve güvenirlik analizleri yapılan Öksüz ve Sabancı (2022) tarafından yapılan "Uzamsal İlişkiler, Uzunluk ve Çevre Ölçme Başarı Testi" ve Ersoy ve Öksüz (2015) tarafından geliştirilen "İlkokul Matematik Motivasyon Ölçeği" kullanılmıştır. Veri toplama araçları deney ve kontrol gruplarına uygulama öncesinde ve sonrasında uygulanmış, elde edilen veriler istatistiksel analize tabi tutulmuştur. Grupların matematik başarıları arasındaki farkın istatistiksel anlamlılığını belirlemek amacıyla yapılan tekrarlı ölçümler için tek yönlü kovaryans analizi (ANCOVA) sonucunda, ön test puanlarına göre düzeltilmiş son test puan ortalamaları arasında (XDeney=27,33; (XKontrol=15,46) istatistiksel olarak deney grubu lehine anlamlı bir fark bulunmuştur [F(1,47)= 59,729; p=.000; d=0,8]. Grupların matematik dersine yönelik motivasyon düzeyleri arasındaki farkın istatistiksel anlamlılığını belirlemek amacıyla yapılan tekrarlı ölçümler için tek yönlü kovaryans analizi (ANCOVA) sonucunda, ön test puanlarına göre düzeltilmiş son test puan ortalamaları arasında (XDeney=91,19; (XKontrol=53,65) istatistiksel olarak yine deney grubu lehine anlamlı bir fark bulunmuştur [F(1,47)= 34,859; p= .000; d=0,8]. Her bir farkın etki büyüklüğü yüksek düzeydedir. Bulgular senaryo tabanlı öğrenme yaklaşımının matematik dersine yönelik eğitim süreçlerinde kullanılmasının öğrencilerin matematik dersine yönelik başarılarını ve motivasyonlarını arttırdığını ortaya koymuştur. Anahtar Sözcükler: Senaryo tabanlı öğrenme, Matematik, Başarı, Motivasyon
Türkiye'deki Suriyeli öğrencilerin konuşma ve dinleme becerilerine ilişkin sınıf öğretmenlerinin yaklaşımları
Bu araştırmanın amacı Suriyeli öğrencilerin konuşma ve dinleme becerilerine ilişkin sınıf öğretmenlerinin yaklaşımlarını belirlemektir. Olgubilim modelinde tasarlanan araştırmanın çalışma grubunu Hatay ili Altınözü ilçesinde görev yapan ve sınıfında Suriyeli öğrenci bulunan 30 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Söz konusu formda 18 açık uçlu soru yer almaktadır. Elde edilen veriler betimsel analiz tekniği ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenlerinin Suriyeli öğrencilerin Türkçe konuşma ve dinleme becerilerini yeterli seviyede görmedikleri, 2018 Türkçe Öğretim Programının Suriyeli öğrencilere yönelik yetersiz buldukları ve programın güncellenmesi gerektiğini düşündükleri belirlenmiştir. Aynı zamanda öğretmenler, Suriyeli öğrencilerin Türkçe konuşma ve dinleme becerilerine yönelik ilgilerinin yeterli olmadığını, ders kitaplarının yetersiz kaldığını, öğretmenlerin daha fazla etkinlik ve materyal kullanmaları gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca öğretmenlerin Suriyeli öğrencilerin Türkçe konuşma ve dinleme becerilerini geliştirmeye yönelik çözüm önerileri belirlenmiştir.
İlkokul birinci sınıf ilk okuma yazma ders kitabının öğretmen görüşleri bağlamında incelenmesi
Yapılan tez araştırmasında; Türkçe Birinci Sınıf İlk Okuma ve Yazma Ders Kitabı'nın sınıf öğretmenlerinin görüşleri bağlamında değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma hem nicel hem de nitel yönleri birlikte barındırması nedeniyle açıklayıcı karma yöntemle desenlenmiştir. Yapılan araştırmaya 2019-2020 eğitim-öğretim yılında, Şanlıurfa iline bağlı ilkokullarda görev yapmakta olan 191 sınıf öğretmeni katılmıştır. Araştırma kapsamında verilerin toplanması sürecinde araştırmacı tarafından hazırlanan anket form ve yine araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen nicel verilerin analizinde SPSS paket programdan faydalanılırken, nitel verilerin analizinde ise betimsel analiz yönteminden faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenlerinin Birinci Sınıf Türkçe İlk Okuma ve Yazma Ders Kitabı'nı genel anlamıyla "Kısmen Yeterli" olarak gördükleri ortaya çıkarılmıştır. Araştırmanın nitel boyutuna ilişkin sonuçlar incelendiğinde sınıf öğretmenlerinin ilk okuma ve yazma öğretimi sürecinde ders kitabından bir kaynak olarak oldukça fazla yararlandıkları, ders kitabının sesi hissettirme ve tanıma ile ilgili bölümlerini yeterli görürken; hece ve kelimeye geçiş bölümlerini ise yetersiz gördükleri sonuçlarına ulaşılmıştır.
Sosyoekonomik düzeyleri farklılık gösteren devlet ilkokullarında 4. sınıf ingilizce dersi programının uygulanabilirliğini etkileyen faktörlerin incelenmesi
Türk Eğitim Sistemi'nde İngilizce Öğretim Programı oldukça önemli ve zorunlu bir programdır. İngilizce öğrenmenin önemi gün geçtikçe artmaktadır bu nedenle İngilizce Öğretim Programı üzerinde yoğun çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalar sonucunda Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu kararı ile 2013-2014 Eğitim-Öğretim yılında İngilizce Öğretim Programını yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenlemeyle kademe olarak İngilizce öğretimi 2. sınıf düzeyinde başlatılmış, yöntem değşikliğine gidilerek İletişimsel Öğretim Yöntemi kullanılmaya başlanmış, dinleme ve konuşma becerileri daha çok vurgulanmış ve teknolojiye daha çok ihtiyaç duyulmuştur. Bu araştırmanın amacı yeni düzenlenen İngilizce Öğretim Programı'nın sosyoekonomik düzeyleri farklılık gösteren devlet ilkokullarında nasıl uygulandığını incelemek, uygulanabilirliğini belirlemek ve uygulanma başarısına etki eden faktörleri ortaya koymaktır. Bu nedenle, sosyoekonomik durumları farklılık gösteren 3 okuldan ilkokul 4. sınıf düzeyinde 24 öğrenci ve 6 ilkokul İngilizce öğretmeni katılımcı olarak belirlenmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinden gözlem ve görüşme teknikleri kullanılarak veriler toplanmıştır. Çoklu durum çalışması ile birden fazla durum yani sosyoekonomik düzeyi farklı okullar incelenerek bu durumlara ait veriler ortaya çıkarılmıştır. Ulaşılan veriler içerik analizi tekniği ile analiz edilmiştir. Bu analizler sonucunda sosyoekonomik düzeyleri yeterli ve kısmen yeterli olan okullarda yani araştırma yapılan okulların çoğunda yeni düzenlenen İngilizce Öğretim Programı'nın etkili bir şekilde uygulanabildiği ve sınıf içi faktörlerin bu duruma olumlu katkıda bulunduğu ortaya çıkmıştır. Sosyoekonomik düzeyi diğer 2 okula göre yetersiz olarak nitelendirilen okulda ise sınıf içi faktörlerin yetersizliği sebebi ile İngilizce Öğretim Programı'nın etkili bir şekilde uygulanamadığı belirlenmiştir. Bu sonuçlara dayanarak İngilizce Öğretim Programı'nın araştırmaya katılan okulların çoğunda etkili bir şekilde uygulanabildiği bununla birlikte sınıf içi faktörlerin yetersizliği sebebi ile programın uygulanmasında bütünsel başarıyı sağlayamadığı ortaya çıkmıştır.
İlkokul matematik dersinde yüksek bilişsel talebin sağlanmasında matematiksel iletişimin rolü: Örnek olay çalışması
İlkokul matematik öğretim programlarında, matematiğin anlamlı bir biçimde öğrenilmesi ve üst düzey becerilerin kazanılması konuları sıklıkla vurgulanmaktadır. Ancak, matematik derslerinde uygulanan öğrenme görevleri, öğrencilere sunduğu öğrenme olanakları bakımından farklılık gösterebilmektedir. Bu doğrultuda gündeme gelen bilişsel talep kavramı, bir öğrenme görevinin öğrenciye sunduğu düşünme, akıl yürütme, problem çözme vb. olanakları tanımlamak için kullanılmaktadır. Bilişsel talep kavramı bağlamında, uygulamaya da dikkat çekilmiş, bir öğrenme görevinin bilişsel talep düzeyinin, öğretmenin görevi öğrencilere sunmasından, öğrencilerin görevi tamamlayana dek geçen süreçte değişebildiği belirtilmiştir. Bu değişimde rol oynayan öğrenme desteği sunma, öğrenciyi açıklama yapma, savunma, sorgulama ve yorum yapma yönünde cesaretlendirme vb. faktörlerin sınıf içi iletişim ile doğrudan ilişkili olduğu gözlenmektedir. Bu nedenle, öğretmenin görevi öğrencilere hangi detayları vererek sunduğu, öğrencilere uygulama süresince nasıl bir öğrenme desteği sağladığı, öğrencilerin fikirlerini tartışmalarına ne kadar olanak verdiği, öğrenme görevinin bilişsel talep düzeyinin sürdürülmesinde önem taşımaktadır. Bilişsel talep ve matematiksel iletişim arasındaki bu ilişkiden yola çıkarak çalışmada, sınıf öğretmenlerine bilişsel talep ve matematiksel iletişim ile ilgili profesyonel gelişim eğitimi aracılığıyla farkındalık kazandırılarak, matematiksel görevlerin sınıf ortamındaki uygulama sürecinin incelenmesi amaçlanmıştır. İstanbul'da bir özel okulda görev yapan iki dördüncü sınıf öğretmeni ve 37 öğrencinin katıldığı araştırmanın desenini nitel araştırma yöntemlerinden araçsal örnek olay oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında öğretmenlere bilişsel talep ve matematiksel iletişim kavramlarıyla ilgili bir profesyonel gelişim eğitimi verilmiş ve matematik dersi kesirler ünitesi bağlamında, her iki şubede, ikisi ön gözlem olmak üzere sekizer ders saati sınıf gözlemi gerçekleştirilmiştir. Öğretmenlerle birebir ön ve son görüşmeler, öğrencilerle odak grup görüşmeleri ve ders gözlemleri aracılığıyla toplanan veriler içerik analizi ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, öğretmenlerin matematiksel görevlerin seçimi ve öğrencilere amacına uygun bir biçimde ulaştırılması bakımından, belli bir farkındalık kazanmalarına rağmen, yeterli düzeyde olmadığına işaret etmiştir. Aynı zamanda, matematiksel görevlerin amacına uygun bir biçimde uygulanmasında bilişsel talep ve matematiksel iletişim ortamının birlikte düşünülmesi gereken kavramlar olduğu ortaya çıkmıştır.
İlkokul matematik öğretiminde öğrencilerin duyuşsal farkındalıklarını artırmada matematiksel oyunların kullanımı
Bu araştırmada, matematiksel oyunların kullanımının ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin matematik dersine karşı olan tutumlarına ve metaforik algılarına etkisi araştırılmıştır. Araştırmada karma desen kullanılmıştır. Bu doğrultuda, araştırmanın birinci aşamasında nitel yöntemler kullanılmıştır. Sınıf öğretmenleri ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılarak matematiksel oyunlar hakkındaki görüşleri alınmıştır. İkinci aşamada matematiksel oyun kullanımının öğrencilerin matematik dersine karşı olan tutumlarına ve metaforik algılarına etkisi incelenmiştir. Bu doğrultuda deneysel çalışma gerçekleştirilmiş, Baykul (1990) tarafından geliştirilen matematik dersi tutum ölçeği ve metaforik algı formu ön test-son test olarak uygulanmıştır. Araştırmanın bu aşamasında desen karma desen olarak belirlenmiştir. Elde edilen verilerin değerlendirilmesinde anlamlı bir farklılık olup olmadığının incelenmesi için istatistik yapılmış, Shapiro-Wilk testi, Wilcoxon testi ve Mann-Whitney U testi uygulanmıştır. Üçüncü aşamada öğrencilerin matematiksel oyunlar kullanılarak gerçekleştirilen matematik dersi hakkındaki görüşleri ikinci, dördüncü ve son hafta olmak üzere alınmıştır. Öğrencilerin görüşleri yüz yüze yapılmış yapılandırılmamış görüşmelerle alınmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, sınıf öğretmenleri matematiksel oyunlarla ilgili genel bilgi sahibidirler ve derslerde kullanımını gerekli ve faydalı görmektedir. Gerçekleştirilen uygulama sonunda, deney grubundaki öğrencilerin matematik tutum puan ortalamalarının arttığı, ancak bu artışın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görülmüştür. Kontrol grubundaki öğrencilerin de aynı şekilde tutum puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Öğrencilerin oluşturduğu metaforik algı formlarındaki görseller incelendiğinde deney gruplarında bulunan öğrencilerin ön test son test karşılaştırılması yapıldığı zaman, tutumlarında son test lehine olumlu yönde farklılık olduğu görülmüştür. Yine öğrencilerden alınan görüşler doğrultusunda, gerçekleştirilen uygulamaların öğrencilerin matematik dersine karşı olan bakış açılarını olumlu yönde değiştirdiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: İlkokul 4. sınıf, Matematik Eğitimi, Matematiksel Oyunlar, Tutum, Metaforik Algı.
İlkokul yöneticilerinin öğretimsel liderlik algıları ile zaman kullanımları arasındaki ilişki
İlkokul yöneticilerinin öğretimsel liderlik algıları ile zaman kullanımları arasındaki ilişkiyi konu alan bu araştırma 2017-2018 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Şişli ve Beyoğlu ilçelerindeki devlet okullarının ilkokul kademesinde görev yapan müdür ve müdür yardımcılarına uygulanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 32 müdür, 41 müdür yardımcısı olmak üzere 73 ilkokul yöneticisi oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri demografik bilgileri içeren anket, "Öğretimsel Liderlik Algı Ölçeği" ve "Zaman Kullanımı Ölçeği" yoluyla toplanmıştır. Araştırma, betimsel nicel yöntemle ele alınmıştır ve araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemleri olarak sayı, yüzde, ortalama, standart sapma kullanılmıştır. İki bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında t-testi, ikiden fazla bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında Tek yönlü (One way) Anova testi kullanılmıştır. Anova testi sonrasında farklılıkları belirlemek üzere tamamlayıcı post-hoc analizi olarak Scheffe testi kullanılmıştır. Araştırmanın başlıca sonuçlarına bakıldığında ilkokul yöneticilerinin öğretimsel liderlik ölçeği ortalamaları yüksek bulunmuştur. İlkokul yöneticilerinin öğretimsel liderlik davranışlarını gösterme düzeylerinin oldukça yüksek olduğu söylenebilir. İlkokul yöneticilerinin öğretimsel liderlik davranışlarını gösterme düzeylerine ilişkin algıları öğretmenlik kıdemlerine, haftalık çalışma saatine, yöneticilik kıdemlerine göre fark etmemekte, anlamlı bir değişiklik göstermemektedir. Ancak ilkokul yöneticilerinin öğretimsel liderlik davranışlarını gösterme düzeylerine ilişkin algıları yönetici olmadan önce görev yaptıkları okul türü/kademelerine göre değişmektedir. İlkokul yöneticilerinin zaman kullanımı ölçeği alt boyutlarına ilişkin zaman kullanım düzeylerine bakıldığında sırasıyla ebeveynler, ilçe (mem), okul, öğrenciler, öğretmenler, büro ve kişisel işlere zaman ayırdıkları tespit edilmiştir. İlkokul yöneticilerinin zaman kullanımı davranışları öğretmenlik kıdemlerine, yöneticilik kıdemlerine ve haftalık çalışma saatine göre fark etmemektedir. Ancak daha önce öğretmen olarak görev yaptıkları okul türü/kademesine göre fark anlamlı bulunmuştur.
Öğrenci ve öğretmen görüşlerine göre ilkokul 4.sınıf öğrencilerinin soru sormaya yönelik tutumlarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, İlköğretim 4. Sınıf düzeyinde öğrenim gören öğrencilerin soru sormaya yönelik tutumlarını belirlemektir. Araştırma karma yöntem desenlerinden, keşfedici sıralı karma yöntem deseni ile yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini belirlerken, amaçlı örnekleme yaklaşımlarından maksimum çeşitlilikten örneklemeden yararlanılmıştır. Araştırmanın nitel kısmının katılımcıları 9 öğrenci ile 7 öğretmen; nicel kısmının katılımcıları ise ölçek geliştirme çalışma grubunu 203 öğrenci ,örneklem grubunu 334 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak,"Yarı-Yapılandırılmış Öğretmen Görüşme Formu","Yarı-Yapılandırılmış Öğrenci Görüşme Formu" ve "Soru Sormaya Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Öğretmenlerle yapılan görüşmeler sonucunda, soru soran öğrenci özelliklerinden, öğrencilerin soru sorduğu durumlardan, öğrenci sorularının niteliğinden, öğretmenlerin soru soran öğrenciye yaklaşımından, soru sormayı engelleyen ve teşvik eden durumlardan söz ettikleri görülmüştür. Öğrencilerle ise, derslerde soru sorma davranışlarının nelerden ve nasıl oluştuğundan, soru sormanın gerekliliğinden, soru sorulduğu an hissedilen duygulardan ve soru sormalarını engelleyen durumlardan bahsettikleri görülmüştür. Araştırmanın nicel kısmında ise nitel verilerin içerik analizi yöntemiyle incelenmesiyle öğrencilerin soru sorma süreci ile ilgili olduğu kabul edilen ifadeler tutum cümlesi olacak şekilde yazılmıştır. Uzman görüşü ve pilot uygulama işlemleri sonucunda 39 maddeden oluşan Soru Sormaya Yönelik Tutum Ölçeği'nin taslak formu oluşturulmuştur. Taslak form uygun örnekleme yöntemiyle seçilen 203 ilkokul 4. sınıf öğrencisine uygulanmıştır. Uygulanan ölçeğin faktör yapısının incelenmesi amacı ile açımlayıcı (AFA) ve doğrulayıcı faktör analizi (DFA) çalışmaları ile madde analizi ve güvenirlik çalışmaları gerçekleştirilmiştir. 39 madde üzerinde gerçekleştirilen faktör analizi sonucunda, on beş madde analizlerden çıkartılarak 24 soruluk beşli likert tipi ölçme aracının son haline ulaşılmıştır. 'Soru Sormaya Yönelik Tutum Ölçeği' 334 öğrenciye uygulanmıştır. Analizler sonucunda soru sormaya yönelik açık olma düzeyleri yüksek, soru sormaya yönelik kaygı duyma düzeyleri düşük bulunmuştur. Öğrencilerin en çok soru sorduğu derslerin Matematik ve Fen dersleri olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Fen ve Teknoloji dersinde bilim defteri uygulaması: İlkokul 4. sınıflar üzerine bir araştırma
Bu araştırmanın amacı, ilkokul 4. sınıf Fen ve Teknoloji dersinde bilim defteri tutmanın öğrencilerin akademik başarılarına, bilimsel süreç becerilerine, derse yönelik tutumlarına ve hatırlama düzeylerine etkisini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda araştırmada, deneme modellerinden "öntest-sontest kontrol gruplu model" kullanılmıştır. Araştırmaya ilişkin uygulama, 2014-2015 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminde gerçekleştirilmiştir. Araştırma Eskişehir ili Tepebaşı ilçesinde bulunan bir ilkokulun 4/A ve 4/C sınıfı öğencileri üzerinde sekiz hafta süre ile yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama araçları olarak, öğrencilerin ve ebeveynlerinin demografik özelliklerine ilişkin bilgi sahibi olmak üzere Kişisel Bilgi Formu, öğrencilerin başarılarını ve hatırlama düzeylerini ölçmek amacıyla Başarı Testi, Fen ve Teknoloji dersinin bilim defteri kullanımına göre işlenebilmesi için ders planları ve materyaller, öğrencilerin bilimsel süreç becerilerini ölçmek için Bilimsel Süreç Becerileri Ölçeği, Fen ve Teknoloji dersine ilişkin tutumlarını belirlemek amacıyla Fen ve Teknoloji Dersi Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesi SPSS paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde parametrik olmayan testlerden ilişkili örneklemler için Wilcoxon, ilişkisiz örneklemler için ise Mann-Whitney U testleri uygulanmıştır. Elde edilen bulgularda istatistiksel anlamlılık seviyesi 0.05 olarak belirlenmiştir. Araştırmanın sonucunda, Fen ve Teknoloji dersinde bilim defteri uygulamasının yapıldığı deney grubu ile bu uygulamaya yer verilmeyen kontrol grubundaki öğrencilerin akademik başarıları, bilimsel süreç becerileri ve bilgileri hatırlama düzeyleri arasında deney grubu lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Fen ve Teknoloji dersinde, bilim defteri uygulamasının yapıldığı deney grubu öğrencilerinin Fen ve Teknoloji dersine yönelik tutumları olumlu yönde geliştiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Bilim defterleri, fen öğretimi, fen ve teknoloji, ilkokul
Zihinsel yetersizliği olan kaynaştırma öğrencilerinin pragmatik dil becerileri ile sosyal becerileri, problem davranışları ve akademik yeterlilikleri arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı, kaynaştırma ortamında öğrenim gören zihinsel yetersizliği olan ilkokul öğrencilerinin pragmatik dil beceri düzeyleri ile sosyal becerileri, problem davranışları ve akademik yeterlilikleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymak ve bu ilişkinin yordayıcı olabilecek değişkenlerini belirlemektir. Araştırmanın çalışma grubunu, Eskişehir ili Tepebaşı ve Odunpazarı ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilkokullarda görev yapmakta olan sınıflarında zihinsel yetersizlik tanılı öğrenci bulunan 47 ilkokul öğretmeni oluşturmaktadır. Öğretmenlere, sınıfa ve kaynaştırma ortamında öğrenim gören zihinsel yetersizliğe ilişkin bilgileri elde etmek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen "Demografik Bilgi Formu" kullanılmıştır. Kaynaştırma ortamında öğrenim gören zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin pragmatik dil becerileri, "Pragmatik Dil Becerileri Envanteri – Türkçe Versiyonu/PDBE- TV" ve sosyal becerileri, problem davranışları ve akademik yeterlilikleri "Sosyal Beceri Derecelendirme Sistemi/SBDS" kullanılarak ölçülmüştür. Araştırmanın sonucunda, kaynaştırma ortamında öğrenim gören zihinsel yetersizliği olan ilkokul öğrencilerinin pragmatik dil becerilerinin, sosyal becerilerinin ve akademik yeterliliklerinin normal gelişim gösteren akranlarından düşük olduğu, problem davranışlarının ise normal gelişim gösteren akranlarından yüksek olduğu saptanmıştır. Bununla birlikte, pragmatik dil becerileri ile sosyal beceriler arasında yüksek düzeyde ve anlamlı bir ilişki olduğu ve sosyal becerilerin pragmatik dil becerileri üzerinde önemli (anlamlı) birer yordayıcı olduğu ortaya çıkmıştır. Bulgular tartışılmıştır. Anahtar sözcükler: Kaynaştırma, Zihinsel Yetersizlik, Pragmatik Dil Becerileri, Sosyal Beceriler, Problem Davranış, Akademik Yeterlilik
İlköğretim birinci kademede matematikte öğrenme güçlüklerinin taranması amacıyla matematik başarı test bataryasının geliştirilmesi
Bu çalışmanın amacı ilkokul birinci kademede öğrenim gören matematik alanında öğrenme güçlüğü gösteren öğrencilerin taranması için geçerli ve güvenilir bir başarı testi geliştirmektir. Geliştirilen Matematik Başarı Testi için Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından hazırlanan ilkokul matematik müfredatı incelenmiştir. Matematik Başarı Testi için seçilen kazanımlar müfredatta yer alan dört öğrenme alanını olan sayılar, geometri, ölçme ve veri alanlarını kapsamaktadır. Testte yer alacak kritik kazanımların belirlenmesi için uzman görüşü alınmıştır. Uzman görüşleri ışığında test formunu oluşturan 117 madde yazılmıştır. Testin uygulaması Eskişehir Tepebaşı ilçesindeki dört genel ilköğretim okulunda öğrenim gören 787 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Uygulama sonunda elde edilen bulguların analizi sürecinde iç tutarlık analizi, faklı test sonuçlarıyla korelasyon ve hipotez testi analizleri yapılmıştır. Testin ölçüt bağımlı geçerliğini belirlemek içinse Temel Kabiliyetler 7-11 (TKT 7-11) testiyle korelasyonu incelenmiştir. Testlerin güvenirlik değerleri KR-20 güvenirlik katsayısıyla belirlenmiştir. Test maddelerine son halini vermek için maddelere ait madde güçlük ve ayırıcılık indeksleri hesaplanmıştır. Bulgular, geliştirilen başarı testlerinin 1-4 sınıf düzeylerinde TKT 7-11 testiyle korelasyon katsayıları .76, .79, .71, .71 olarak belirlenmiştir. Testin KR-20 güvenirlik katsayıları 1-4. sınıf testleri için sırasıyla .76, .79, .85, .83 olarak belirlenmiştir. Test maddelerinin hesaplanan ortalama güçlük değerleri 1-4. sınıf testleri için sırasıyla 0.75, 0.76, 0.75, 0.60 olarak bulunmuştur. Matematik Başarı Testi son formunda 1-4. sınıflar düzeyinde sırasıyla 24, 25, 33, 35 madde yer almaktadır. Sonuç olarak araştırma bulguları 1-4. sınıf düzeyinde geliştirilen Matematik Başarı Testinin güvenirlik ve geçerlik özelliklerine sahip olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Öğrenme Güçlüğü, Matematik Eğitimi, Test Geliştirme, Başarı Testi
Hayat bilgisi dersinde gerçekleştirilen müze uygulamaları
İlkokul, öğrencilerin kendini ve çevresini tanımasını, kendini geliştirerek çevresine uyum sağlamasını ve yaratıcı düşünme, problem çözme, eleştirel düşünme, yansıtıcı düşünme becerilerini geliştirmeyi amaçlar. Hayat Bilgisi dersi bu amaçlara ulaşmak için kullanılan en etkin derslerden biridir. Hayat Bilgisi dersi, çocuğun içinde yaşadığı doğal ve toplumsal olayları, olguları tanımasını, anlamasını, yorumlamasını, ilke, genelleme ve yöntemleri kullanarak analiz etmesini, yeni çözümler önerip değerlendirme yapmasını sağlar. Özellikle 2004 yılında değişen Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programında, öğrencilerin aktif olduğu öğrenme ortamları önerilmiştir. Etkili ve kalıcı öğrenmeler için öğrenme ortamları öğrencilerin gözlem, araştırma ve keşif yapmasına olanak tanımalı, öğrencilere gerçek yaşantılar ve somut nesneler vasıtasıyla ilk kaynaktan veri sağlamalıdır. Geleneksel okulların sınırlı fiziksel imkânlarının aksine müzeler, öğrencilere kendilerini özgür hissettikleri bir öğrenme ortamı sunmaktadır. Özellikle soyut düşünme becerileri henüz gelişmemiş ilkokul öğrencileri için, beş duyuyu kullanarak, keşfederek, araştırarak, bizzat uygulamalara katılarak öğrenme ortamı sağlayan müzelerde yapılan eğitim daha etkili ve kalıcı olabilecektir. Bu araştırmanın amacı, Hayat Bilgisi dersi içinde gerçekleştirilen müze uygulamalarını öğretmen ve öğrenci görüşleri ile bu uygulamalar için yapılmış etkinliklere ilişkin hazırlanmış dokümanlara dayalı olarak incelenmesi olarak belirlenmiştir. Nitel araştırma yaklaşımına uygun olarak gerçekleştirilen bu araştırmanın katılımcılarını, Eskişehir ilinde 2012-2013 öğretim yılında görev yapan daha önce Hayat Bilgisi dersi içinde müze uygulaması yapmış 20 sınıf öğretmeni ile bu uygulamalara katılmış 2., 3. ve 4. sınıfta okuyan 30 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından hazırlanan yarı-yapılandırılmış görüşme formları ve doküman incelemesi ile toplanmıştır. Araştırma verilerinin çözümlenmesinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, sınıf öğretmenlerinin müzelere ilişkin yeterli ve doğru bilgilerinin olmadığı, uygulamalarda ön hazırlığa önem vermediği, daha çok davranışsal boyutta kuralları hatırlattığı, soru cevap ve sohbet dışında öğretmenlerin müze uygulaması öncesinde, sırasında ve sonrasında öğrencilerin kalıcı ve etkili öğrenmeleri için yeteri kadar etkinlik yapmadıkları ortaya çıkmıştır. Sınıf öğretmenlerinin Hayat Bilgisi dersi içinde müze uygulamaları yapmayı ders ile bağlantı kuran, dersi pekiştiren, öğrencilerin düşünce becerilerini geliştiren, kalıcı ve etkili öğrenme sağlayan, eğlenceli, faydalı, olumlu uygulamalar olarak değerlendirdikleri ortaya çıkmıştır. Bu olumlu görüşlerin yanında sınıf öğretmenlerinin küçük bir kısmı da müze uygulamalarını zaman alıcı, riskli, zor ve sıkıcı bulmuştur. Araştırmada müze uygulamalarına ilişkin öğrenci görüşlerine de yer verilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin büyük bir kısmının müze uygulamalarını güzel, eğlenceli, dikkat çekici, heyecanlı, bilgilendirici, yararlı, etkili öğrenmeyi sağlayan uygulamalar olarak değerlendirdikleri görülürken, küçük bir kısmının müze uygulamalarını gürültülü, sıkıcı ve korkutucu bulduğu ve Hayat Bilgisi dersine katkısının olmadığını düşündükleri sonucuna varılmıştır. Araştırmada son olarak öğretmenlerin müze uygulamaları öncesinde ön hazırlık yapması, müzelerin öğrenci seviyesine uygun olarak belirlenmesi, müze uygulamalarının MEB tarafından yapılması ve ücretsiz olması önerilmiştir. Müze uygulamalarında drama, rehber anlatımı, oyun yoluyla öğrenme, bulmaca çözme, canlandırma, arkeolojik kazı ve beyin fırtınası gibi öğrencilerin dersi daha iyi anlamalarını sağlayacak etkinlikler yapılması önerilmiştir.
İlkokullardaki öğretmen görüşlerine göre okul kültürü ile yöneticilerin çatışma yönetimi stilleri arasındaki ilişkilerin değerlendirilmesi
Okul yöneticisinin kullandığı çatışma yönetimi stili ile okul kültürü arasında bir ilişki olup olmadığını, varsa bu ilişkinin yönünü ve düzeyini belirlemek bu araştırmanın temel amacını oluşturmaktadır. Bu temel amacın yanı sıra öğretmenlerin cinsiyet, yaş, öğrenim durumu, mesleki kıdem, çalıştıkları okuldaki görev yapma süresi ve branş gibi kişisel özellikleri ile okul kültürüne ve okul yöneticilerinin çatışma yönetimi stillerine ilişkin görüşleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar olup olmadığını belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma, ilişkisel tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmanın çalışma evrenini Eskişehir ili merkez ilçeleri Tepebaşı ve Odunpazarı İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerine bağlı resmi ilkokullarda görev yapan 1519 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma sonuçlarının evrene genellenebilirliğini arttırmak için örneklem alma yoluna gidilmemiştir. Gönderilen veri toplama araçlarının 831'inden kullanılabilir veri elde edilmiştir. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından geliştirilen ve 3 bölümden oluşan bir veri toplama aracı kullanılmıştır. Veri toplama aracının ilk bölümü, araştırmanın alt amaçlarına yönelik olarak öğretmenlerin kişisel bilgilerini belirlemek için hazırlanmış sorulardan oluşmaktadır. İkinci bölümü "Okul Kültürü Ölçeği"nden, üçüncü bölümü ise "İlkokul Yöneticilerinin Çatışma Yönetimi Stilleri Ölçeği"nden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları ile elde edilen bilgilerin çözümlenmesinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizi sırasında betimleyici istatistikler, bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi ve Pearson Momentler Çarpımı korelasyon analizi uygulanmıştır. Analizlerden önce uygulanan istatistiksel tekniklerin varsayımlarının karşılanmasına dikkat edilmiştir. Varyans analizi sonucunda bağımsız değişken düzeyleri arasında gözlenen farklılıkların kaynağını belirlemek için Tukey çoklu karşılaştırma testi kullanılmıştır. Araştırma verilerinin çözümlenmesi sonucunda elde edilen sonuçlardan bazıları şunlardır: Araştırmaya katılan öğretmenler; yöneticilerinin demokratik/uzlaşmacı stili otoriter/ilgisiz stilden daha fazla kullandıkları yönünde görüş bildirmişlerdir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin, yöneticilerinin çatışma yönetimi stillerine yönelik görüşlerinin yaşlarına, öğrenim durumlarına, kıdemlerine, çalıştıkları okuldaki görev sürelerine ve branşlarına göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermediği ancak cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin okul kültürüne ilişkin görüşlerinin veri toplama aracının tamamı ve tüm boyutları açısından güçlü fakat geliştirilmesi gereken bir kültüre işaret ettiği belirlenmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin, okul kültürüne yönelik görüşlerinde yaşlarına, öğrenim durumlarına ve kıdemlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamış; cinsiyetlerine, çalıştıkları okuldaki görev sürelerine ve branşlarına göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Öğretmenlerin okul kültürü ölçeğinin tamamından ve alt boyutlarından aldıkları puanlar ile ilkokul yöneticilerinin çatışma yönetimi stillerinden otoriter/ilgisiz stil arasında olumsuz yönde düşük veya orta düzeylerde ve istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Öğretmenlerin okul kültürü ölçeğinin tamamından ve alt boyutlarından aldıkları puanlar ile ilkokul yöneticilerinin çatışma yönetimi stillerinden demokratik/uzlaşmacı stil arasında olumlu yönde orta ve yüksek düzeylerde ve istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir.
İlkokulların örgüt sağlığı ile öğretmenlerin örgütsel güven düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu araştırmada, ilkokullarda görev yapan öğretmenlerin örgüt sağlığına yönelik görüşleri ile örgütsel güven düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu amaç doğrultusunda öğretmenlerin görüşlerine göre ilkokulların örgüt sağlığı düzeyi ve öğretmenlerin örgütsel güven düzeyleri saptanmıştır. Ayrıca örgüt sağlığına ilişkin öğretmen görüşlerinin ve öğretmenlerin örgütsel güven düzeylerinin cinsiyet, görev unvanı, yaş, mesleki kıdem, okuldaki görev süresi ve eğitim düzeyi değişkenlerine göre anlamlı biçimde farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini, 2013-2014 eğitim öğretim yılı güz döneminde Eskişehir Tepebaşı ve Odunpazarı Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı ilkokullarda görev yapan 912 öğretmen oluşturmuştur. Araştırmanın verileri "İlkokullar için Örgüt Sağlığı Anketi", "Örgütsel Güven Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" ile elde edilmiştir. Araştırma verilerinin çözümlenmesinde paket program kullanılmıştır. Verilerin analizi sırasında betimleyici istatistikler, bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi ve Pearson Momentler Çarpımı korelasyon çözümleme tekniği kullanılmıştır. Varyans analizi sonucunda bağımsız değişken düzeyleri arasında gözlenen farklılıkların kaynağını belirlemek için Scheffe ve Dunnett C çoklu karşılaştırma testleri kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, ilkokul öğretmenlerinin okullarının örgüt sağlığını yüksek olarak değerlendirdikleri belirlenmiştir. Öğretmenlerin ilkokullarının toplam örgüt sağlığına ilişkin görüşlerinin cinsiyet, görev unvanı, yaş, mesleki kıdem, okuldaki görev süresi ve eğitim düzeyi değişkenlerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı belirlenmiştir. Örgüt sağlığının alt boyutları incelendiğinde ise, örgütsel bütünlük alt boyutunun yalnızca mesleki kıdem değişkenine göre anlamlı farklılık gösterdiği saptanmıştır. Örgüt sağlığının 4. alt boyutu olan akademik önem alt boyutu ile ise cinsiyet, yaş, mesleki kıdem, okuldaki görev süresi ve eğitim düzeyi değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık bulunduğu belirlenmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre, öğretmenlerin örgütsel güven düzeylerinin de yüksek olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin toplam örgütsel güven düzeyleri ile yalnızca cinsiyet değişkeni arasında anlamlı bir farklılık bulunduğu belirlenmiştir. Cinsiyet değişkenine göre erkek öğretmenlerin örgütsel güven düzeylerinin daha yüksek olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin örgütsel güven düzeyleri alt boyutlar bağlamında incelendiğinde, yöneticiye güven boyutu ile eğitim düzeyi değişkeni arasında anlamlı bir farklılık bulunduğu belirlenmiştir. Paydaşlara güven boyutunda ise cinsiyet, görev unvanı, yaş, mesleki kıdem ve okuldaki görev süresi değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Son olarak, ilkokulların örgüt sağlığı ile öğretmenlerin örgütsel güven düzeyleri arasında pozitif yönde, yüksek düzeyde ve anlamlı bir ilişkinin bulunduğu görülmüştür. Örgüt sağlığı ve örgütsel güvenin alt boyutları arasındaki ilişkiler incelendiğinde ise, örgüt sağlığının öğretim liderliği boyutu ile yöneticiye güven, öğretmen bağlılığı boyutu ile meslektaşlara güven, akademik önem boyutu ile paydaşlara güven boyutları arasındaki ilişkilerin diğer boyutlar arasındaki ilişkilere göre daha yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Bu sonuçlara dayalı olarak eğitim örgütlerinin daha sağlıklı birer örgüt olmasına ve öğretmenlerin yöneticiye, meslektaşlarına ve paydaşlara olan güven düzeylerinin arttırılmasına yönelik okul bazında tüm paydaşların katılabileceği sosyal etkinlikler düzenlenmesi önerilebilir. Ayrıca örgütsel güven ile örgüt sağlığı arasındaki ilişki neden-sonuç ilişkisi bağlamında irdelenebilir.
İlkokul 2. sınıf İngilizce öğretim programının diller için Avrupa ortak başvuru metni doğrultusunda aydınlatıcı değerlendirme modeli ile değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı 2013-2014 eğitim öğretim yılından itibaren uygulanmakta olan ilkokul 2. sınıf İngilizce öğretim programının Diller İçin Avrupa Ortak Başvuru Metni doğrultusunda aydınlatıcı değerlendirme modeli ile değerlendirilmesidir. Bu araştırma, aydınlatıcı program değerlendirme modelinin öngördüğü nitel ve nicel araştırma desenlerinin birarada kullanıldığı eşzamanlı çeşitleme karma araştırma yöntem ile gerçekleştirilmiştir. Bu yöntem kapsamında hem nitel hem de nicel veriler eş zamanlı olarak toplanmış ve iki tür veriye de eşit önem verilmiştir. Araştırmada ilkokul 2. sınıf İngilizce öğretim programına ilişkin öğretmen görüşlerinin elde edildiği ölçek ve ilkokul 2. sınıf öğrencilerinde ilkokul 2. sınıf İngilizce öğretim programı amaçlarının gerçekleşme durumunu ortaya koymaya yönelik yapılan başarı testi yoluyla nicel veriler toplanmıştır. Bunun yanı sıra, ilkokul 2. sınıf İngilizce öğretim programının Diller İçin Avrupa Ortak Başvuru Metni doğrultusunda incelenmesinde kullanılan doküman incelemesi, programda öngörülenler/önerilenler ile uygulamada gerçekleşen durumun uygunluğunun belirlenmesinde kullanılan katılımcı gözlem formları ve öğretmenlerin programa ilişkin görüşlerini belirlemek için yapılan yarı-yapılandırılmış görüşmeler yoluyla nitel veriler toplanmıştır. Araştırmada ölçek yoluyla elde edilen nicel veriler tabakalı örnekleme dâhil edilen 14 ildeki 768 ikinci sınıf İngilizce dersine giren öğretmenden ve Uşak ilinde gözlem yapılan iki sınıftaki 48 öğrenciye uygulanan başarı testinden elde edilmiştir. Araştırmada nitel veriler Uşak ilinde iki farklı ikinci sınıfta yapılan sınıf içi gözlem çalışması ve 21 ikinci sınıf İngilizce öğretmeniyle yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Veriler 2013-2014 eğitim öğretim yılı bahar döneminde toplanmıştır. Nicel verilerden ölçeğin analiz edilmesinde betimsel istatistiklerden aritmetik ortalama (X), frekans (f), yüzde (%) ve standart sapma (Ss); yordayıcı istatistiklerden ise Kruskal Wallis Testi ve Mann-Whitney U Testi kullanılmıştır. Ayrıca, ölçekte yer alan açık uçlu soruların analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Başarı testinin analiz edilmesinde aritmetik ortalama (X) ve standart sapma (Ss) kullanılmıştır. Nitel verilerden dokümanların analiz edilmesinde içerik analizi kullanılmıştır. Bunun yanı sıra, görüşmelerin analiz edilmesinde ise betimsel ve içerik analizi gerçekleştirilmiştir. Gözlemlerin çözümlenmesinde frekans değerleri sayılmıştır. Doküman incelemesi sonucunda ilkokul 2. sınıf İngilizce öğretim programının duyuşsal kazanımlar, öğrenme-öğretme süreçleri ve ölçme-değerlendirme süreçleri açısından Diller İçin Avrupa Ortak Başvuru Metnine uyumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bunun aksine, programın hedeflenen dil becerileri, bilişsel kazanımlar, öz değerlendirme ifadeleri ve içerik açısından başvuru metnine uyumlu olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. İlkokul 2. sınıf İngilizce öğretim programında öngörülenler ile uygulamada gerçekleşen durumun uyumlu olmadığı sonucuna varılmıştır. Programın temel hedefleri olan dinleme ve konuşma becerilerine gereken önemin verilmediği belirlenmiştir. Ayrıca, derslerde hedef dilin bir öğretmen tarafından hemen hemen hiç kullanılmadığı ve iki öğretmen tarafından da dersin ağırlıklı olarak Türkçe işlendiği sonucuna ulaşılmıştır. Gerçekleştirilmiş gözlem çalışmaları sonucunda gözlem yapılan iki farklı sınıftaki öğrencilerin dinleme becerisi açısından birbirine yakın olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanı sıra, konuşma becerisi açısından bu beceriye daha çok odaklanılan sınıftaki öğrencilerin konuşma testi ortalamasının diğer sınıftan daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Bu durum gözlem verilerini desteklemektedir. Görüşmeler sonucunda öğretmenlerin programın öğrencilere erken yaşta yabancı dil öğrenme fırsatı vermesi ve erken yaşta dil öğrenmenin öğrencilere sağladığı bilişsel ve duyuşsal faydaları nedeniyle programa ilişkin görüşlerinin genel olarak olumlu olduğu belirlenmiştir. Bunun yanında, öğretmenlerin ilk defa ikinci sınıf seviyesinde görev yapmanın sonucunda öğrencilerin seviyelerine inememe, programa ilişkin bilgilendirilmeme, hizmetiçi eğitim almama, ders kitaplarının okullara zamanında gönderilmemesi, ders saatlerinin yetersiz olması ve ders kitaplarının yetersiz olması gibi sorunlar yaşadıkları saptanmıştır. Ayrıca, öğretmenler programın görsel ve işitsel yöntem ve teknikleri dayanması nedeniyle teknolojik donanım olmayan ortamlarda ve kalabalık sınıflarda uygulanmasının zor olduğunu belirtmişlerdir. Araştırmada ölçek uygulaması sonucunda öğretmenlerin ilkokul 2. sınıf İngilizce öğretim programı kazanım ve içerik boyutu, öğrenme-öğretme süreci ve çevresel boyuttaki maddelerin gerçekleşme düzeyini yeterli ve ölçme ve değerlendirme boyutundaki maddelerin gerçekleşme düzeyini yetersiz buldukları belirlenmiştir. Bunun yanı sıra, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde görev yapan öğretmenlerin programın tüm boyutlarına ilişkin görüşleri diğer bölgelerde yaşayan öğretmenlerden anlamlı derecede olumsuz bulunmuştur. Ayrıca, herhangi bir yükseköğretim programı mezunu öğretmenlerin ikinci sınıflarda İngilizce dersine girdikleri belirlenmiştir. İlkokul 2. sınıf İngilizce öğretim programının etkili uygulanması için yapılan öneriler şöyledir: Türkiye'de tüm bölgelerdeki okulların fiziki imkânları iyileştirilmelidir. Öğretmenlere ilkokul ikinci sınıf İngilizce öğretim programının uygulama esasları, genç öğrenenlere yabancı dil öğretimi ve Diller İçin Avrupa Ortak Başvuru Metnine ilişkin nitelikli hizmetiçi eğitim fırsatları sunulmalıdır. Anahtar Kavramlar: İlkokul 2. Sınıf İngilizce Öğretim Programı, Diller İçin Avrupa Ortak Başvuru Metni, Aydınlatıcı Değerlendirme Modeli, Program Değerlendirme
Okuduğunu anlama becerilerinin SCRATCH programı aracılığıyla geliştirilmesi
Bu araştırmanın amacı, okuduğunu anlamada sorun yaşayan ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin SCRATCH programı aracılığıyla okuduğunu anlama becerilerinin nasıl geliştirilebileceğini ortaya koymak biçiminde belirlenmiştir. Araştırma eylem araştırması olarak desenlenmiştir. Araştırma 2015-2016 öğretim yılı güz döneminde Eskişehir ilindeki orta sosyo-ekonomik düzeydeki bir ilkokulda toplam 15 hafta boyunca gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın katılımcılarını ölçüt örnekleme yöntemine göre seçilen okuduğunu anlamada sorun yaşayan sekiz dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmanın farklı aşamalarında farklı veri toplama araçları kullanılmıştır. Bunlar; nicel verileri toplamak için yanlış analizi envanteri, okunabilirliği değerlendirme rubriği, katılımcı belirleme ve okuduğunu anlama gelişim düzeyi belirleme formları kullanılırken nitel verileri toplamak için gözlem notları, araştırmacı günlüğü, video kayıtları, öğretmen ve öğrenci görüşme formları, öğrencilerin SCRATCH programında hazırladıkları projeler kullanılmıştır. Araştırmada nicel verilerin analizi korelasyon analizi ve puanlayıcılar arası uyuşumu gösteren Kendall W Testi ile yapılmıştır. Ayrıca katılımcı belirleme ve okuduğunu anlama gelişim düzeyi belirleme formlarının puanlanması için okuduğunu anlama becerilerinin gelişimini ortaya koymak amacıyla okuduğunu anlama gelişim düzeyi belirleme formları ve bu formları puanlamak için Yanlış Analizi Envanteri kullanılmıştır. Nitel veriler ise tematik analiz yöntemi ile çözümlenmiş olup analiz için MAXQDA programı kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda okuduğunu anlama sorunu yaşayan sekiz öğrencinin okuduğunu anlama becerilerinin gelişim gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: SCRATCH programı, Okuduğunu anlama, Eylem araştırması.
Türkçe dersinde otantik görev temelli otantik materyal kullanımının öğrencilerin okuduğunu anlama, yazma becerileri ve yazma motivasyonları üzerindeki etkisi
İlkokulda çok önemli bir yeri olan Türkçe dersinin amacı kişiler ve toplumlar arasında etkili bir iletişim sağlanmasının ön koşulu olan dil becerilerinin öğrencilere etkili bir şekilde kazandırılmasıdır. Türkçe dersiyle öğrencilerin dil becerilerinin geliştirilmesi, nitelikli ve aynı zamanda bilinçli birer okuryazar olarak yetişmeleri amaçlanmaktadır. Bu amaca hizmet edecek yaklaşımlardan biri de otantik görev ve materyallere dayanan otantik öğrenme yaklaşımıdır. Bu araştırmanın amacı Türkçe dersinde otantik görev temelli otantik materyallerin okuduğunu anlama, yazma motivasyonu ve yazma becerileri üzerindeki etkisinin belirlenmesidir. Araştırma, nicel ve nitel yöntemlerin birlikte kullanıldığı karma yöntem desenlerinden iç içe karma desen kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel boyutuna yönelik veriler yarı deneysel işlemle toplanmış; denel işlem, ön-test son-test kontrol gruplu desene uygun olarak yapılmıştır. Nitel boyuta ilişkin veriler ise uygulama sonunda yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Araştırma, 2014-2015 eğitim-öğretim yılının bahar döneminde Eskişehir il merkezinde bulunan bir ilkokulda gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya deney grubu olarak belirlenen 4-E sınıfında öğrenim gören 22 öğrenci ile kontrol grubu olarak belirlenen 4-G sınıfında öğrenim gören 21 öğrenci katılmıştır. Araştırmada veriler "Kişisel Bilgi Formu", "Okuduğunu Anlama Testi", "Yazma Motivasyonu Ölçeği", "Yazma Becerileri Ölçeği" ve öğrenciler ile öğretmenin otantik görev temelli otantik materyallere yönelik görüşlerini belirlemek için hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu olmak üzere farklı veri toplama araçları ile toplanmıştır. Ayrıca haftada 6 saat olmak üzere 10 hafta süresince gerçekleştirilen uygulamada araştırmacı tarafından geliştirilen Türkçe dersi Yenilikler ve Gelişmeler, Dünyamız ve Uzay temalarına yönelik ders planları ve öğretim materyalleri kullanılmıştır. 10 hafta boyunca haftalık 6 saatlik derslerde öğrencilerle yapılan etkinliklerin tümü, öğrencilerin gerçek yaşamda günlük olarak karşılarına çıkan materyallere ve gerçek yaşamdaki okuma ve yazma amaçlarına göre düzenlenmiş; böylece dersler otantik görev temelli otantik materyallerle sürdürülmüştür. Bu ders boyunca okunan ve yazılan her metin gerçek bir amaca hizmet etmiştir. Ders sürecinde okunan ve derse rehberlik eden tüm yazılar çeşitli dergi, gazete gibi otantik materyallerden; izlenen ve dinlenen her materyal de televizyon, radyo gibi otantik materyallerden seçilmiştir. Denel işlem sürecinde grup çalışmaları da gerçekleştirilmiş; bu çalışmalarda etkinlikler öğrencilere gruplar halinde yaptırıldıktan sonra, grupların sınıfa sunum yapmaları istenmiştir. Ünite sonlarında genel değerlendirme kapsamında çalışmalar yapılmış, aynı zamanda öğrencilerin oluşturdukları ürünler toplanmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin çözümlenmesinde ilişkisiz örneklemler için t testinden yararlanılmış, nitel veriler ise betimsel analizle çözümlenmiştir. Araştırma bulgularının genel değerlendirilmesi yapıldığında Türkçe dersinde otantik görev temelli otantik materyal kullanımının ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama ve yazma becerileri ile yazma motivasyonlarını geliştirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, araştırmanın katılımcıları olan öğrencilerin otantik görev temelli otantik materyaller aracılığıyla yürütülen Türkçe derslerine yönelik olumlu görüşlere sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Katılımcıların otantik materyalleri günlük yaşamlarında karşılarına çıkan materyallere benzettikleri ve eğitici-öğretici buldukları; kitap oluşturma, mektup okuma-yazma ve yapılan etkinliklerin başkaları tarafından görülecek olmasının öğrencilerin hoşlarına gittiğini ifade ettikleri görülmüştür. Bu sonuçların yanı sıra öğrencilerin okuma metinlerinin uzun olmasından hoşlanmadıkları, kitap oluştururken ve uzun metinleri okuyup yazarken zorlandıkları, yine uzun metinlerin okunup yazılması sırasında sıkıldıkları bulunmuştur. Araştırmadan elde edilen diğer sonuçlar ise otantik materyaller sayesinde öğrencilerin okuduklarını ve yazdıklarını daha iyi anladıklarını, okuduklarının daha kalıcı olduğunu, daha hızlı okuduklarını ve yazdıklarını, okuma ve yazmayı daha fazla sevdiklerini ve bu eylemlerde bulunmak için daha istekli olduklarını, okuyup yazarken noktalama işaretlerine dikkat ettiklerini ve daha özenli okuyup yazdıklarını ifade ettikleri yönündedir. Anahtar Sözcükler: İlkokul, Otantik görev, Otantik materyal, Okuduğunu anlama, Yazma becerileri, Yazma motivasyonu.
İşitme yetersizliği olan ilkokul öğrencilerinin kaynaştırma ortamlarına yönlendirme ve yerleştirme süreçlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, işitme yetersizliği olan ilkokul düzeyindeki öğrencilerin Rehberlik Araştırma Merkezleri (RAM) tarafından yürütülen kaynaştırma ortamlarına yönlendirme ve yerleştirme süreçlerini incelemektir. Betimsel olarak desenlenen araştırma sürecinde 14 uzman ve 6 aile ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Veriler tümevarım analizi ile analiz edilmiştir. Analizler sonucunda uzmanların görüşlerine ilişkin 6, ailelerin görüşlerine ilişkin 8 temaya ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular, uzman ve ailelerin işitme yetersizliği olan öğrencilerin kaynaştırma ortamlarında eğitim almaları ile ilgili olumlu görüşlere sahip olduklarını göstermiştir. Ancak uzman ve aile görüşleri karşılaştırıldığında, uzmanlar eğitim ortamına yönlendirme sürecinde RAM'ın önemli bir rolü olduğunu ve ailelerin de bu sürecin bir paydaşı olduğunu belirtirken aileler ise RAM'ın rolü hakkında bilgi sahibi olmadıklarını ve bilgilendirmeye ihtiyaç duyduklarını dile getirmişlerdir. RAM uzmanları bu süreçte yaşadıkları sorunları Eskişehir ilindeki Özel Eğitim Hizmetleri'nin genel işleyişinden kaynaklanan sorunlar, yasal düzenlemeler ve uygulamalar arasındaki farklılıklardan kaynaklanan sorunlar ve en önemlisi RAM'da ve kaynaştırma ortamında yaşanan sorunlar olarak ifade etmişlerdir. Araştırmaya dahil olan aileler en çok RAM hakkında bilgilendirilmeye ihtiyaç duyduklarını belirtirken uzmanlar ise işbirliği halinde çalışma ve eğitsel değerlendirme sürecinin daha nitelikli hale getirilmesi gerektiği ile ilgili önerilerde bulunmuşlardır. Araştırma sonuçlarına göre uygulamalara yönelik olarak süreç ile ilgili aile, uzman ve diğer paydaşlara yönelik olarak işlevsel ve uygulanabilir bir klavuzun geliştirilmesi önerilebilir. RAM'da kaynaştırma ortamlarına yönlendirme ve yerleştirme sürecini yürüten uzmanların mesleki gelişimlerini artırmaya yönelik faaliyetlerin yürütülmesi gerektiği söylenebilir. İşitme yetersizliği olan öğrencilerin kaynaştırma ortamlarına yönlendirme ve yerleştirme kriterlerinin belirlenmesi yönlendirme sürecini daha sistematik hale getirebilir. İleri araştırmalara yönelik olarak araştırmacının da yer aldığı daha geniş katılımlı, öğrencinin de izlenebileceği vaka çalışmaları gerçekleştirilebilir. Bu çalışma sadece Eskişehir ilindeki RAM uzmanları ve 6 aile ile yapılan görüşmelere dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular ışığında Türkiye'deki RAM'larda kaynaştırma ortamlarına yönlendirme süreçlerinin işleyişiyle ilgili ve aile katılımının daha fazla olduğu nicel araştırmalar gerçekleştirilebilir. Böylece kaynaştırma ortamlarına yönlendirme ve yerleştirme sürecinin etkililiğinin daha derinlemesine değerlendirilebileceği söylenebilir. Anahtar Sözcükler: Kaynaştırma ortamları, İşitme yetersizliği olan öğrenciler, Rehberlik Araştırma Merkezi, Yönlendirme, Yerleştirme.
İlkokul mekanlarının çocuk gelişimi ve mekan algısına etkilerinin değerlendirmesi
Çocuk, fiziksel olarak ilk kez eğitim gereksinimi için yuvasından ayrılır. Okul öncesi eğitimi ülkemizde zorunlu olmaması nedeniyle çocukların önemli bir bölümü bu fiziksel ayrılmayı ilköğretim eğitimine başlarken yaşar. Etkileşime girdikleri bu yeni çevre, çocukların gelişim süreçlerinde önemli karşılıklar bulur. Çocuğun yaşadığı bu deneyim, yalnızca okul binalarını değil, okulun bahçesini, yakın çevreyi ve çocuğun okula yaklaşım güzergahını kapsar. Çalışmada öncelikle çocuk gelişim süreçleri incelenerek, mekan tasarımcısı gözüyle, kullanıcı olarak çocuğu yakından tanımak amaçlanmıştır. İlköğretim eğitiminde kullanılan yenilikçi eğitim-öğretim yaklaşımları araştırılmış, bunların çocuk-mekan-mobilya ilişkileri incelenmiştir. Çalışmanın kavramsal alt yapısını çevre psikolojisi ve çocuğun mekan algısı oluşturur. Çocukların mekan algısını gözlemlemek ve değerlendirmek amacıyla sınıf içinde bir çalışma yapılmıştır. Bu çalışmada; tezde belirtilen ölçütlere göre Eskişehir'de seçilmiş olan dört farklı ilkokulda, ikinci ve üçüncü sınıf düzeyindeki çocuklardan okullarını resimler yoluyla anlatmaları istenmiştir. Çocukların resimleri üzerinden yapılan çalışma, ilkokul mekanlarının, onların algı süreçlerindeki karşılıklarını değerlendirmeyi amaçlar. Sonuç olarak ilkokul mekanlarının, çocuğun gelişiminde ve tüm yaşamında kalıcı etkileri olduğu vurgulanmış, tasarımcıların ve bu alanda çalışan kişilerin konu üzerine farkındalığını arttırmak hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: İlkokul Mekanları, İlkokul Çevreleri, Çocuk ve Okul, Çocuğun Mekan Algısı, Çocuk Gelişimi ve Okul, Mekan Psikolojisi, Çevresel Psikoloji.
İlkokul sosyal bilgiler dersi bağlamında öğrenci ve öğretmenlerin küresel vatandaşlık algıları
Bu araştırmada ilkokul 4. sınıf öğrenci ve öğretmenlerinin küresel vatandaşlık algılarının ve Sosyal Bilgiler dersinde gerçekleştirilen uygulamaların ortaya çıkartılması amaçlanmaktadır. Karma modelde desenlenen bu araştırmada ardışık açıklayıcı desen kullanılmıştır. Araştırma verileri 2014-2015 öğretim yılı bahar ve güz döneminde araştırmacı tarafından hazırlanan ve İlkokul 4. sınıf öğrencilerine uygulanan Küresel Vatandaşlık Algı Ölçeği ile öğrencilerle ve öğretmenlerle yapılan görüşmelerden toplanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre öğrencilerin yüksek düzeyde küresel vatandaşlık algısına sahip olduğu ve küresel vatandandaşlık düzeylerinin cinsiyete, anne- baba eğitim düzeyine, internete erişim durumlarına göre anlamlı bir farklılık yaratmaz iken ailelerin ve okullarının bulunduğu sosyo-ekonomik düzeye ve yurt dışına çıkma durumuna göre anlamlı farklılık oluşturduğu görülmüştür. Öğrencilerin dünya vatandaşlığı algılarına ilişkin olarak dünya vatandaşlığına yönelik yaptıkları tanımlar, dünya vatandaşlarının sahip olması gereken özellikler ile dünya ve dünya vatandaşlığına yönelik farkındalıklar temaları ortaya çıkmıştır. Öğretmenlerin küresel vatandaşlığa yönelik algıları küresel vatandaşlığa yönelik yaptığı tanımlar ve küresel vatandaşların sahip olduğu özellikler olarak ortaya çıkmıştır. Ayrıca araştırma sonuçlarına göre öğretmenlerin küresel vatandaşlık eğitiminde yaşadığı sorunlar ve buna yönelik çözüm önerileri ortaya koyulmuştur. Anahtar Sözcükler: İlkokul, Sosyal bilgiler, Küresel vatandaşlık, Küresel vatandaşlık eğitimi
1-4. sınıf düzeylerine yönelik üç boyutta geometrik düşünme testinin geliştirilmesi, uygulanması ve sonuçlarının değerlendirilmesi
Bu araştırmada, ilkokul 1-4. sınıf öğrencilerinin üç boyutta geometrik düşünmelerini belirlemeye yönelik Üç Boyutta Geometrik Düşünme Testi gelişmek ve bu test aracığıyla öğrencilerin üç boyutta geometrik düşünmelerinin sınıf düzeyine göre nasıl değiştiğini incelemek amaçlanmıştır. Araştırmada geliştirilen Üç Boyutta Geometrik Düşünme Testi, bir kâğıt-kalem testidir. Bu test, üç boyutta geometrik düşünmenin bileşenlerinin belirlenmesi ve her bir bileşeni ölçmeye yönelik soruların hazırlanması sonucunda geliştirilmiştir. Tarama modelinin kullanıldığı bu nicel araştırmanın çalışma grubunu, ilkokul öğrencileri oluşturmaktadır. Toplamda 520 ilkokul öğrenciye uygulanan Üç Boyutta Geometrik Düşünme Testinden alınan puanlar, sınıf düzeylerine göre karşılaştırılmış ve üç boyutta geometrik düşünmenin bileşenleri arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırmanın bulguları, geliştirilen Üç Boyutta Geometrik Düşünme Testinin, geçerli, güvenilir ve kullanışlı olduğunu göstermektedir. Araştırmada, diğer yandan, sınıf düzeyi arttıkça öğrencilerin Üç Boyutta Geometrik Düşünme Testinden aldıkları puanların anlamlı bir şekilde arttığı görülmüştür. Araştırmada ayrıca, üç boyutta geometrik düşünmenin bileşenleri arasında, pozitif ve orta düzeyde ilişkiler bulunmuştur. Araştırma sonuçları, geliştirilen Üç Boyutta Geometrik Düşünme Testinin, ilkokul öğrencilerinin üç boyutta geometrik düşünmelerini belirlemek için etkili bir araç olduğunu göstermektedir. İlkokul öğrencilerinin testten aldıkları puanların değişimi, sınıf düzeyinin, üç boyutta geometrik düşünme üzerinde etkili bir değişken olduğunu göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Geometrik düşünme, Üç boyutta geometrik düşünme, Üç Boyutta Geometrik Düşünme Testi (3BGT), İlkokul 1-4. Sınıf
Okulu geliştirmede velilerin rolü:Sivas il merkezinde bir durum çalışması
Bu araştırmanın konusu Sivas merkez ilçede bulunan üç ilköğretim okulunda velilerin okulu geliştirmedeki rolüdür. Araştırmanın amacı; belirlenen okullarda, eğitimin temel paydaşları olan yönetici, öğretmen ve velilerin okul geliştirmeye ilişkin algılarını açığa çıkarmak; bu okullarda velilerin okulu geliştirme adına yaptıkları çalışmaları belirlemek ve okul geliştirmeye daha etkin veli katılımı sağlamak için neler yapılabileceği konusunda yönetici, öğretmen ve velilerin görüşlerini ortaya koymaktır. Bu çalışmada nitel ve nicel yöntemler bir arada kullanılmıştır. Araştırmada sosyal bilimlerde ve eğitim bilimlerinde yaygın olarak kullanılan durum çalışması seçilmiştir. Araştırma konusu olarak, Sivas il merkezinde bulunan üç ilköğretim okulu seçilmiştir. Bu okullar üst (ÜSED) ve alt (ASED) sosyoekonomik düzeye sahip velilerin çocuklarının devam ettiği iki devlet okulu ile bir özel ilköğretim okulu (ÖZEL) dur. Araştırmada veriler hem nicel hem de nitel yöntemlerle toplanmış, görüşmeler yoluyla elde edilen veriler anket formu aracılığıyla toplanan verilerle birlikte değerlendirilmiştir. Ayrıca, elde edilen veriler gözlemlerle desteklenmiştir. Böylelikle araştırmada veri çeşitlemesi yapılarak daha gerçekçi sonuçlara ulaşmaya ve güvenilirliğin sağlanmasına çalışılmıştır. Araştırmanın amaçlarına ulaşmak için, nitel boyutta her okuldan iki yönetici, üç öğretmen ve beş veli, yani her bir okuldan 10 katılımcı olmak üzere, toplam 30 katılımcı ile görüşmeler yapılmıştır. Nicel boyutta ise bu okullara devam eden, birden beşinci sınıfa kadar, tüm öğrencilerin velilerine araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu uygulanmıştır. Anketler öğrenciler eliyle velilere ulaştırılmış ve aynı yolla geri dönüşü sağlanmıştır. Araştırmanın nicel verileri betimsel analiz yoluyla analiz edilmiştir. Bu amaçla, önce anketler tek tek incelenerek numaralandırılmıştır. Sonra bu anketlerdeki veriler bilgisayar ortamına aktarılmış ve SPSS 17 paket programı yardımıyla ilgili analizler yapılmıştır. Elde edilen bulgular yüzde ve frekans değerleri şeklinde tablolarla sunulmuştur. Araştırmanın nitel verileri betimsel analiz ve içerik analizi yoluyla analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Görüşme metinleri, önce ?word? dosyası şeklinde bilgisayar ortamına aktarılmış ve NVivo 8 programı için uygun tanımlamalara ve kodlamalara hazır hale getirilmiştir. Son olarak bu kodlamalardan frekans tabloları oluşturulmuştur. Araştırmada, bazı öğretmen ve yöneticilerin okul geliştirme kavramını, okulun içinde bulunduğu durumu analiz ederek, planlı çalışmalar yapma olarak ifade ettikleri, katılımcıların büyük çoğunluğunun ise okulun fiziki yapısını iyileştirme olarak gördükleri ortaya çıkmıştır. Tüm katılımcılar arasında okulu geliştirmede paydaşlar arası iletişim ve etkileşimin önemine işaret edenler olmuştur. Velilerin, okulu geliştirme ve eğitime katılım konusunda yeterli bilgiye sahip olmadıkları anlaşılmıştır. Her üç okulda da velilerin en çok yaptıkları etkinliğin toplantılara katılım olduğu anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, okulu geliştirme çalışmaları kapsamında veli katılımı bakımından okullar arasında bazı farklılıklar görülmüştür. ÜSED?e sahip devlet okulunda veli katılım çalışmalarının diğer okullara göre daha fazla olduğu ortaya çıkmıştır. Paydaşlar arası iletişim ve etkileşimin de diğer okullara göre bu okulda daha etkili olduğu görülmüştür. Özel okulda ise velilerin birçok şeyi okuldan ve öğretmenlerden bekledikleri, kendilerinin ise daha çok okulun düzenlediği sosyal etkinliklere katılmayı tercih ettikleri anlaşılmıştır. Öğretmen ve veliler okul geliştirme çalışmalarına veli katılımını daha etkili hale getirmek için bu konuda velilere yönelik toplantı, seminer gibi bilgilendirici ve teşvik edici çalışmalar yapılması gerektiğini düşünmektedirler. Bazı katılımcılar ise okul geliştirme konusunda uzmanlardan yardım alınması gerektiğini düşünmektedirler. Velilerin büyük çoğunluğu kendilerine yönelik çalışmaların zamanı konusunda görüş ve önerilerinin dikkate alınmasını istemektedirler. Aile katılımını gerektiren etkinliklerin zamanı konusunda her üç okulun velilerinin büyük oranda hafta sonu gündüzü tercih ettikleri anlaşılmıştır. Velilerin büyük bölümünün okuldaki çalışmalara katılmak istedikleri ve bu katılımın onları mutlu edeceği anlaşılmıştır. Ancak velilerin bu konuda okul yönetimi ve öğretmenler tarafından yönlendirilmeye ve teşvik edilmeye ihtiyaç duydukları sonucuna varılmıştır. Veliler kendileri tarafından yapılabilecek çalışmaları; sosyal ve sportif etkinlikler düzenlemeye yardımcı olma, okulla iletişim içerisinde bulunma, maddi destek verme, kararların alınmasına katılım, fiziki imkânları geliştirmeyi destekleme olarak sıralamışlardır. Elde edilen bulgular ve varılan sonuçlar doğrultusunda bazı öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Okul geliştirme, etkili okul, aile katılımı, eğitime veli desteği, okul aile ilişkileri
COVİD-19 pandemisi nedeniyle uzaktan eğitim ile devam eden ilk okuma yazma sürecine ilişkin sınıf öğretmenlerinin görüşleri
2019 yılında Çin'de ortaya çıkan ve bulaşıcılığı yüksek olan COVID-19 pandemisi dünyada bir panik ve tedirginlik oluşturmuş, uzmanların "evde kalın" çağrısını desteklemek üzere ülkeler eğitim süreçlerine geçici süre ara vererek, öğrencilerin uzaktan eğitim almaları sağlanmıştır (Üstün ve Özçiftçi, 2020). Bu durum Türkiye'de de benzer şekilde gerçekleşmiş ve Covid -19 pandemisi nedeniyle okullarda eğitim-öğretim faaliyetleri 23 Mart 2020 tarihi itibariyle uzaktan eğitim ile gerçekleştirilmeye başlamıştır. Özellikle birinci sınıfta olan öğrenciler olan ve okuma yazma öğrenme sürecinde olan öğrenciler için bu durum daha kritik bir hal almıştır. Nitekim okuma yazma, bireyin hem sosyal hem de okul yaşamındaki başarısında oldukça önemli bir beceridir. Bu becerinin gerektiği gibi kazanılması ilkokul birinci sınıfta başlamakta; becerinin kullanılması ve geliştirilmesi ise yaşam boyu devam etmektedir. Babayiğit ve Erkuş (2017) bu aşamada yapılacak yanlışlığın öğrencinin hem okuma yazma becerileri hem de okuma yazmaya karşı tutumunu olumsuz etkileyebileceğini belirtmektedir. Yüz yüze gerçekleştirilen ilk okuma yazma öğretimi süreci için bile büyük hassasiyet gösterilmesi gerekirken yaşanan pandemi nedeniyle ilk okuma yazma öğretiminin de belli dönemlerinin uzaktan devam ettirilmek durumunda kalınması öğretim sürecinin verimliliği ile ilgili çeşitli kaygıları da beraberinde getirmektedir. Dolayısıyla sürecin nasıl ilerlediği, verimliliği, çıktıları, veli, öğretmen ve öğrenci gözüyle değerlendirilmesine yönelik çeşitli araştırmaların yapılması hem alana hem de yapılan uygulamaların niteliğine, yaşanan sorunların tespit edilip bu sorunların giderilmesine yönelik öneriler geliştirip uygulamaya konulması açısından son derece önemlidir. Bu önemden hareketle bu araştırmada Covid-19 pandemisi nedeniyle uzaktan eğitim ile devam eden ilk okuma yazma sürecine ilişkin sınıf öğretmenlerinin görüşlerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır.
Ortaokul matematik öğretmenlerinin uzaktan eğitime yönelik algıları
Bu araştırmanın amacı, ortaokul matematik öğretmenlerinin uzaktan eğitime yönelik algılarını incelemektir. Araştırmada, nitel ve nicel yöntemlerin birlikte kullanıldığı karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Bursa ili Yıldırım, Nilüfer ve Osmangazi ilçelerinde devlete ait ortaokullarda görev yapan ortaokul matematik öğretmenlerinin içinden seçkisiz örnekleme yöntemiyle seçilmiş 508 ortaokul matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Nitel verileri toplamak için görüşme talebini kabul eden öğretmenler arasından 8 öğretmen rastgele seçilmiştir. Bu görüşmede öğretmenlerin uzaktan eğitim tanımlamaları, uzaktan matematik eğitiminin değerlendirme, kaynak, öğrenci, kazanım, konuların işlenişi, verim, iletişim, etkileşim, öğretim yöntem ve teknik, zaman-mekan açısısından avantaj ve dezavantajlı yönlerini tespit etmeye yönelik sorularla uzaktan eğitim faaliyetlerini yürütürken kullandıkları araç-gereçler ve bu araç-gereçleri nasıl finanse ettiklerine dair sorular yöneltilmiştir. Elde edilen nitel veriler MAXQDA 12 programı ile analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre öğretmenlere göre uzaktan matematik eğitimi zaman-mekân, kaynakların çokluğu, bazı kazanımların öğretimini kolaylaştırma, somutlaştırma, çoklu zekaya hitap etme gibi avantajlara sahip iken iletişim, etkileşim, değerlendirme, grupla eğitime olanak vermemesi, sınıf içi uygulama gerektiren etkinliklerin yapılamaması sebebiyle dezavantajlıdır. Nicel verilerini toplamak için gönüllük esasına uygun 500 öğretmenin katılımı sağlanmıştır. Veriler bir ölçek yardımıyla toplanmış ve IBM SPSS programıyla analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre öğretmenin uzaktan eğitim algılarında cinsiyete göre anlamlı bir farklılık yoktur. Öğrenim durumu değişkeni ile uzaktan eğitim algıları arasında temel bakışa ilişkin algı alt boyutunda yüksek lisans lehine anlamlı bir farklılığa ulaşılmıştır. Kıdem değişkenine bağlı olarak gerçekleşen farklılaşma incelendiğinde ise kaynaklara erişim alt boyutunda anlamlı bir farklılık elde edilmiştir. Bu farklılığın 5-9 yıllık tecrübeye sahip öğretmenlerde diğerlerinden daha fazla olduğu görülmektedir.