İmaj
Bu konu başlığı altında 345 tez
Türk edebiyatında İstanbul imgesinin teşekkülü (1930-1945)
Mütareke ve ilk Cumhuriyet yılları edebiyatında İstanbul'un olumsuz imajlarla anlatıldığı hatta arka plana itildiği görülür. Cumhuriyet döneminde Ankara'nın başkent olması ile dikkatler İstanbul'un üzerinden uzaklar ve böylece kuvvetli bir Anadolu edebiyatı başlar. Millî Mücadele döneminde işgal altında bulunan dışarıda kalan İstanbul ötelenirken, Ankara ve Anadolu ziyadesiyle ön plana çıkar. Fakat bu edebi algılama en fazla sekiz-on yıl devam eder. 1930'lardan sonra Bergson felsefesi ve Freud psikolojisinin devreye girmesi sonucunda İstanbul algılaması alt üst olur. Nitekim 1930 ortalarından itibaren İstanbul Türk edebiyatında tekrar merkeze oturmaya başlar. Dolayısıyla 1930'lardan itibaren şiir ve nesirler üzerinden İstanbul merkezli yeni bir edebiyat doğar. Başlangıçta Abdülhak Şinasi Hisar'ın hatıra metinleri ile harekete geçen bu duyarlık, Yahya Kemal'in 1930 ortalarında ve 1940 başlarında yazdığı şiirlerle döneme hâkim bir hava yaratır. Bunları A. Ş. Hisar'ın Boğaziçi Mehtapları ile Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Beş Şehir'i gibi eserler takip eder. Bu gelişmeler ayrıca dönem şiirini ziyadesiyle etkisi altına alır. Dolayısıyla dönem edebiyatında İstanbul'u merkez alan, onu yücelten yeni bir duyarlılığın harekete geçtiği ortaya çıkar. Şiir, müzik, tarih ve tabiat gibi çeşitli unsurların iç içe geçmesi ile izah edilebilecek bu yeni algılama biçimi, hem edebiyatın içine girdiği yeni bir dönemi bize haber vermekte, hem de bugün bir hayli yaygınlaşmış bulunan şehir tefekkürünün arka planının tanınmasına fırsat vermektedir. Kültür, düşünce ve sanat hayatı açısından önem arz eden bu yeni algılamanın doğuşu, oluşumu ve gelişmesi tezin temelini oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: İstanbul İmgesi, Mütareke ve Cumhuriyet Döneminde İstanbul, 1930-1945, Bergson.
Cumhuriyetin ilanından günümüze Türk resminde kadın imgesi ve biçimsel yaklaşımlar
Kadın imgesi; dini bir figür, saraydan biri, veya gündelik hayatın içinden bir figür olarak resim tarihi boyunca farklı amaçlar içinde konu edinilmiştir. Türk resim tarihi içinde ise plastik anlamda bir kadın figürü, cumhuriyet döneminin biraz öncesinde Osman Hamdi Bey' le başlar. Sanayi-i Nefise Mektebi' nin kurulmasıyla birlikte eğitim güçlenerek daha geniş bir kitleye yayılır. Sonrasında devletin sanatı desteklemesiyle Avrupa' ya sanat eğitimi için gönderilen ressamlarla Türk resim sanatı farklı akım ve üsluplarla zenginleşmeye başlamıştır. Çağdaş Türk resminin ilk kadın ressamı olan Mihri Müşfik Hanım' ın da çabalarıyla İnas (Kız) Sanayi-i Nefise Mektebi 1914 yılında kurulmuştur. Cumhuriyet döneminde kadınlara tanınan haklar ve oluşan eşitlik alanıyla 1920' li yıllarda İnas Sanayi-i Nefise Mektebi, Sanayi-i Nefise Mektebiyle birleşerek kadın-erkek birlikte eğitim görmeye başlamıştır. Kadın resmin içinde model olmak dışında sanat üreten birey olarak da yer edinmiştir. Böylelikle bir kadının sanatçı olarak kadın imgesine yaklaşımı ve duyarlılığı görülmüştür. Bu araştırmada, figüratif resmin öncüsü kabul edilen Osman Hamdi Bey' le başlayarak günümüze kadar Türk resim sanatında kadın imgesinin farklı ressamlar tarafından işlenişi konu edinilmiştir. Osman Hamdi Bey ve dönemi ressamları yurtdışında aldıkları eğitimle figüre akademik bir şekilde yaklaşmışlardır. Biçime önem vermişlerdir. Çallı kuşağıyla birlikte günlük hayattan sahneler, renkli bir palet ve belirgin fırça tuşlarıyla işlenmiştir. Genellikle doğada ve hızlı çalışmışlardır. Güzel Sanatlar Birliği, Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği gibi gruplar ortak biçimsel anlayış dışında bir araya gelmiş gruplardır. Güzel Sanatlar Birliği göze hoş görünen doğa kopyaları yapmayı amaçlamıştır. Müstakil Ressamlar ise sanatçıların ekonomik özgürlüğünü savunmuşlardır ve farklı eğilimlerdeki ressamların bir araya gelmesiyle oluşmuştur. D Grubu ressamları, empresyonist eğilimlere karşı gelerek, kübist konstrüktivist anlayışta resimler üretmiştirler. Resme rasyonel yaklaşmış, geometrik yapıyı önemsemişlerdir. Liman (yeniler) Grubu ise D Grubu' nun biçimciliğine karşı, toplumsal içeriğin önemini vurgulamıştır. İnsanı ve çevreyi duyarlı bir biçimde yeniden resmin konusu yapmayı amaçlamıştır. Liman Grubu, insanı konu edinirken genel olarak deseni ön planda tutmuştur. Herhangi bir grup içinde değerlendirilemeyen ressamlar da bir başlık altında toplanarak incelenmiştir. Bunlar arasında soyutlama yapanlar, kübist çalışanlar, renk veya açık-koyuya öncelik tanıyan farklı üsluplardaki ressamlar vardır. Günümüz resim sanatında, daha çeşitli üsluplar görülmektedir. Realist, ekspresyonist, hiperrealist, pop sürreal türlerinde üretim yapan ressamlar vardır. Konuya yaklaşımlar günlük hayatın içinden, düşsel bir sahne veya romantik şekillerde olmuştur. Bu sanatçılarda kadın imgesine yaklaşım genel bir tavır olmaksızın, farklı plastik elemanlarla işlenmiştir. Türk resmindeki bu farklı dönemler ve bu dönemlerdeki eğilimlerle birlikte ressamların biçimsel yaklaşımları verilen örneklerle incelenmiştir. Resimlerin hakim sanat akımı dışında ressamların kişisel duygunluklarıyla konuya yaklaşımları da üretimlerine çeşitlilik kazandırmıştır. Resimler incelenirken içeriğin yorumlanmasının yanında plastik elemanlar açısından değerlendirilmeye önem verilmiştir.
Cumhuriyet Dönemi lise tarih ders kitaplarında II. Mahmut imajı
Bu çalışmanın amacı, dünyada ve Türkiye'de büyük değişimlerin yaşandığı XIX. yüzyılın başında tahta çıkan ve padişahlığı süresince içte ve dışta birçok zorluklara maruz kalan II. Mahmut'un, ortaöğretimde okutulan tarih ders kitaplarındaki imajını ortaya koymaktır. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden olan durum çalışmasından, veri toplama tekniği olarak doküman incelemesinden ve verilerin analizi ve yorumlanmasında betimsel analizden yararlanılmıştır. Elde edilen veriler, Türk Tarih Tezi'ne Hazırlık Dönemi, Türk Tarih Tezi Dönemi, Hümanist Dönem, Türk-İslâm Sentezi Dönemi ve Yapılandırmacı Eğitim Dönemi olmak üzere beş kategori altında incelenmiştir. Çalışma; Giriş, Kavramsal Çerçeve, Yöntem, Bulgular ve Yorum, Tartışma ve Sonuç olmak üzere beş bölümden oluşmaktadır. Bu çalışmanın sonucunda II. Mahmut imajının, Osmanlı Devleti'nin dağılma dönemindeki diğer bazı padişahlar kadar olumsuz olmadığı, özellikle Hümanist Dönemden itibaren olumlu olduğu tespit edilmiştir. II. Mahmut, Türk Tarih Tezi'ne Hazırlık Dönemi ve Türk Tarih Tezi Dönemlerinde daha çok Osmanlı Devleti'nde, merkeziyetçi idare sistemini kurmaya çalışan, "müstebit, aydınlanmacı münevver" bir padişah olarak anlatılırken; Hümanist Dönemden itibaren ıslahatçı bir padişah olarak anlatılmıştır. Bu çalışma kapsamında incelenen tarih ders kitaplarında, II. Mahmut dönemi siyasî olayları içerisinde en çok Sırp Yunan isyanlarına yer verildiği tespit edilmiştir. Yunan İsyanı'na bu kadar geniş yer verilmesine karşın, isyan sırasında meydana gelen Türk katliamına çok az yer verildiği tespit edilmiştir. Ders kitaplarında milliyetçi azınlık isyanlarından sonra ikinci olarak Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasına geniş yer verildiği tespit edilmiştir. Bu olay hakkında, incelenen tarih ders kitaplarında görüş farklılıklarının var olmadığı ve hemen hemen bütün olayın olumlanarak Vak'a-i Hayriye olarak aktarıldığı görülmüştür. II. Mahmut döneminin diğer önemli olgusu olan ıslahatlara, ders kitaplarında, Türk Tarih Tezi'ne Hazırlık Dönemi ile Türk Tarih Tezi Dönemi'nde az yer verilirken; Hümanist Dönemden itibaren, II. Mahmut'un ıslahatçı yönünün öne çıkarılmasıyla beraber, geniş yer verildiği tespit edilmiştir. Bu dönemin önemli siyasî olaylarından Mısır Meselesi'nin ders kitaplarında geniş olarak yer verilen dördüncü olay olduğu ortaya konulmuş ve olayın tarih anlayışları dönemlerinde geçirdiği değişim ortaya konulmuştur. Yine II. Mahmut döneminin önemli figürleri olan Kavalalı Mehmet Ali Paşa, Alemdar Mustafa Paşa, Tepedelenli Ali Paşa, Halet Efendi'nin ders kitaplarındaki imajlarının değişimi ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Tarih Eğitimi, Tarih Öğretimi, Tarih Ders Kitapları, Padişah II. Mahmut
Dicle Kalkınma Ajansının imajı: Artuklu (Mardin) örneği
Bu araştırma, kalkınma ajansı kavramını tanımlamakta ve Mardin ili Artuklu ilçesinde kalkınma ajansının tanınırlığı, bilinirliği ve halk nezdinde imajı ile ilgili bir durum değerlendirmesi yapmaktadır. Bu durumun farklı açılardan ilçede yaşayan bireylere etkisi ve katkısının halk açısından değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Artuklu ilçesinde bölgesel kalkınma ile ilgili, özellikle bu konuda bir çalışma olmaması bu araştırmanın çıkış noktasını oluşturmuş ve bu çalışmanın yapılması gerekliliği kanaatini oluşturmuştur. Dicle Kalkınma Ajansı (DİKA), TRC3 Bölgesinde faaliyet göstermekte, Mardin ili de bu TRC3 bölgesinde yer almaktadır. Kalkınma Ajansının; kamuya ait kurumlar, özel sektöre ait kuruluşlar, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve en nihayetinde toplum açısından önemi ve faaliyetlerinin ne derece tanınırlığı ve bilinirliği olduğu daha önce bu çapta bir araştırma ile ölçülmemiştir. Bu nedenle, kalkınma ajansının il kalkınmasındaki rolü merak konusu olmasından dolayı bu çalışmanın yapılması gerekliliği inancını uyandırmıştır.
İfade aracı olarak portre
Bu tezde sanat tarihine mal olmuş, dünyaca ünlü bazı yapıtların analizleri ve bunların bilgileri ışığında kendi çalışmalarımla devam eden tez sürecinde ortaya çıkan figüratif ifade biçimleri ele alınmıştır. Bu ifade biçimleri, toplumsal sınıfın davranışlarına yön veren düşünceler, etik ve estetik değerler bütünlüğü içinde incelenmiştir. Bu çalışmanın diğer bir amacı da yapmış olduğum çalışmanın dayandığı esas meseleye yani; içgüdüsel ve bilinç/bilinçaltı durumlarının, yüz ifadesiyle sentezine vurgu yapmaktır. Tez kapsamında portreyi konu olarak seçmiş olan sanatçıların eserleri ve bu eserlerdeki imgeler irdelenerek değerlendirilmiştir. Bilimsel araştırma çalışmalarına ek olarak konu doğrultusunda yapılan uygulamalarda, portre niteliği taşıyan, farklı duygu ve düşünceleri yansıtan kompozisyonlara yer verilmiştir. Portre ve figüratif eserlerde görülen ve ya görülmeyen statükonun, hiyerarşinin, karekterin izleyiciye yansıyan etkisi çok önemlidir. Figürlerde betimlenen kusursuz ve ya deforme anatomi ve resimsel yetkinlik öne çıkmaktadır. Yüz ifadesi, resme konu olan insanın hiyerarşi içerisindeki konumunu, toplumsal rolünü, kimliğini belirleyen öğelerle bir bütünlük içerisinde sunulmaktadır. Bununla birlikte ekspresyonist bir ressamın ilk amacı betimleme değildir. Bu anlayışla birlikte yapılan uygulamalarda; dışavurumcu bir tavırla, somut gerçekleri, toplumsal olayları ve insana dair olanı ayrıcalıklı bulup bundan hareketle araştırmalara yer verilmiştir. Bu öğelerin yanısıra; insanın dış gerçeklik karşısında duyduğu heyecanların, korkunun, dinginliğin, aşkın, öfkenin ve diğer duyguların plastik öğelerle görselleşmesi üzerine kurgulanmış çalışmalara yer verilmiştir. Portre, izleyicisine gizli ve güçlü bir psikolojik etki bırakır; çünkü portre, salt bilgi ve güzellik değil, mekânsal ve ruhsal deneyimdir. Portrenin, kişinin görünüşünü, kişiliğini ve ruh hâlini yansıtması niteliği onu her dönemde geçerli kılmaktadır. Bu sebeple sanat alanlarının tamamında belirli bir kompozisyon dahilinde kişinin yaşadığı "an"ı yakalayıp onu sunma temeline dayanır. Portrenin bir sanat yapıtı olarak kabul görmesi, nesnel yönüyle tuval, kâğıt, boya gibi malzemeler üzerine kişinin görüntüsünün aksettirilmesinin yanı sıra manevi yönüyle bireyin özelliklerini sunmakta olmasıdır. Bireyin duygu durumunu aktarmak ve bireyi ölümsüzleştirmek gibi varlığın her alanda hissedilmesi duygusuna aracılık etmektedir. Portrenin özelliklerinden birisi de insan doğasına ayna tutmasıdır; burada sevimli, ürkütücü, güleç, gerilimli olmanın bütün halleri barınır. İnsan doğar, büyür gelişir, kendini bir dille ifade eder ve sonra dil ile diyaloglar kurar; böylece, ben ve sen başlar. Artık dil bir platformdur. Portre de ise ben ve sen, o, biz, siz gibi sıfatlar; ben ve ben'e dönebilir. Portreyi diğer eserlerden ayıran, ben'in- bireyin ön plana çıkmasıdır. Bu anlamda portre kişinin özgün yanlarının yansıtılması ve aktarılmasıdır. Portrenin temel alındığı anlatımlarda, bireyin kendi dünyasını, çevresiyle etkileşiminin getirdiği birikimleri "yüzünde" yakalama ve aktarma çabası vardır. Bu "yüzünde yakalama" çabası sırasında düşünme, görme, duyma gibi algılar, akılla birleşir ve tuvalde hayat bulur. Bu tezde incelenen sanatçılar ya kendi yüzlerinden ya da başkalarının yüzlerinden yola çıkmışlardır. Böylece, tuvalde hayat bulan portreler beyin, zihin ve bellek gibi üç psikolojik sürece tanıklık eder, geçmiş, gelecek ve şimdi adına birer köprü olur ve tarihe ve zamana da birer belge indirirler. Tarihsel bir akışla birlikte var olan çeşitli sanatsal yaklaşımlar, ait oldukları yüzyılın dinamikleriyle değişimlere uğramıştır. Bu rapor kapsamında sanat tarihine ışık tutmuş olan eserlerin araştırılıp incelenmesiyle eş zamanlı yapmış olduğum resimler tezin ana eksenini oluşturmaktadır.
Göçebe imaj
Bu metin, "yanı sıra bitiverir arasında" isimli sergide yer alan işler üzerinde oluşan bir takım belirtilerin ve etkilerin izini sürerek imajlarla düşünüşün, ama aynı ölçüde imajda göçebe bir düşünüşün imkanlarını araştırmaktadır. Büyük ölçüde, işlerin ortaya çıkış sürecinde kaleme alınan yazılardan oluşturduğumuz her bir bölüm, bu belirtiler ve etkileri tanımlayan kavramlara adanmıştır. İlk olarak, işlerin gerek kendi içinde gerekse çoğul ilişkilerle birbirine bağlanışının uzam açısından anlamı tartışılır ve iplerin sökülüşü ile örülüşü arasında bu bağlamda oluşan uzam farkı, bir göçebe icadı olan keçenin üretimi ile açıklanır. Daha sonra, bu çoğul ilişkileri kuracak ve bağlantıları oluşturacak etkin bir gözün üretiminin gerekliliği ve bunun neden göçebe imajlarla üretilebildiği örneklerle ele alınır. Bir sonraki bölümde bu etkin bakışları ve duyuşları olanaklı kılacak bir konumlanmanın göçebe imajda içkinliği, motif zemin ilişkisinde tartışılır. Ardından çizginin pasif duygular yerine etkin duygulanışlar üreten kullanımı, Mısır kabartmaları, Yunan ve Gotik süslemeleri açısından karşılaştırılır. Belirli bir amaca yönelik olmayan yinelemenin bir tür deneycilik barındırdığı ve bunun zorunlu olarak çoğulluk mahiyetinde ortaya çıkışı ise takip eden bölümde değerlendirilir. Bunun ardından, konargöçer, yüzergezer bir mekanın oluşumu hareket ve hız terimleriyle Triptikler'de yorumlanır. Kuruma/Büzülme/Genleşme bölümünde ise, göçebe imajın malzeme ile olan ilişkisi madde-biçim ve içerik-biçim çiftleri açısından incelenir. Son olarak, bir jest olarak serginin bütününe yayılan eksilmelerin olumlama içeren anlamı işler üzerinden bulunmaya çalışılır. Açıktır ki bu metin tek başına ele alındığında okuyucunun zihninde bir takım boşluklar oluşturabilir. Bu yüzden metin ve serginin birlikte ele alınması okuyucuya bir rahatlık sunacaktır. Anahtar Sözcükler: Göçer, Yerleşme, Yersiz-yurtsuzlaşma, Semptom, Haptik, Sökülüş, Eksilme, Kuruma.
Öğrencilerin okullarının imajına ilişkin algıları ve aidiyet düzeyleri( İstanbul Eyüp İlçesi örneği)
Araştırmanın amacı, ortaokul yedinci ve sekizinci sınıflarında öğrenim görmekte olan öğrencilerin, okulun kurumsal imajına ilişkin algıları ve aidiyet duygu düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırma ilişkisel tarama modelinde desenlenmiş, amacı gerçekleştirmek için ilgili alan taraması yapılmıştır. Veriler iki farklı ölçme aracı kullanarak toplanmıştır. Bunlar "Okul İmaj Algısı Ölçeği" (OİAÖ), ve "Okula Aidiyet Duygusu Ölçeği", (OADÖ)' dir. Araştırmanın çalışma evreni, İstanbul ili, Eyüp ilçesinde bulunan devlete ait orta okulları oluşturmuştur. Araştırma, seçkisiz eleman örnekleme yöntemi ile belirlenen 7. ve 8.sınıflarında öğrenim gören toplam 428 öğrencinin katılımı ile gerçekleşmiştir. Veriler, SPSS 21 istatistiksel paket programı ile analiz edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkilerin analizinde Pearson momentler çarpımı ve gruplar arasındaki farklılaşmaların analizinde bağımsız örneklemler t testi kullanılmıştır. İstatistiksel analizler .05 ve .01 anlamlılık düzeyinde yürütülmüştür. Özellikle genel durumu saptamak için aritmetik ortalama (¯X) ve standart sapma (ss) değerleri ve değerlendirme ölçütleri kullanılmıştır. Örgütsel imaj ölçeğinin üç alt boyutunda (akademik çevre, fiziksel ve sosyal çevre, toplumsal algılanma) puan ortalamaları birbiri ile karşılaştırıldığında en yüksek akademik çevre tutum puanı olup, likert ölçek karşılığı "bazen" derecesinde ve "orta" düzeyde olduğu görülmüştür. Öğrencilerin algıladıkları fiziksel ve sosyal çevre ile toplumsal algılanma puan ortalamaları boyutu, likert ölçek karşılığının da "bazen" derecesinde ve "orta" düzeyde olduğu anlaşılmıştır. Buna göre öğrencilerin algıladıkları okullarının kurumsal imaj puanlarının gerek genel gerekse de tüm alt boyutlarda orta düzeyde olduğu sonucuna varılmıştır Ortaokul yedinci ve sekizinci sınıf öğrencilerinin okul aidiyet duyguları alt boyutlar bazında değerlendirildiğinde, okula bağlılık ve reddedilmişlik duygusu puanlarının likert ölçek karşılığının "doğru" derecesinde ve "yüksek" düzeylerde olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Bu bulgulara göre, öğrencilerin hissettikleri okullarına aidiyet duygusu puanlarının gerek genel gerekse de alt boyutlar bazında yüksek düzeyde olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. . Anahtar Sözcükler: İmaj, Kurumsal imaj, Okul imajı, Aidiyet duygu düzeyi, Okula aidiyet duygu düzeyi.
Bir halkla ilişkiler ortamı olarak televizyon dizilerinde kent imajı
Bu çalışma kent imajı yaratma sürecinde televizyon dizilerinin rolünü ortaya koymak amacıyla literatür tarama, içerik analizi, anket uygulama ve odak grup görüşmesi teknikleri kullanılarak gerçekleştirildi. Kent imajı ölçüm modeli olarak Modelling of City Image; The Case Of Granada çalışmasında belirlenen 12 ölçüt kullanıldı. Mardin uzamlı "Bir Bulut Olsam", "Adını Kalbime Yazdım" ve "Aşktan Kaçılmaz" isimli televizyon dizilerinin ulusal kanallarda yayınlanan bölümlerine Granada çalışması dayanak alınarak elde edilen kategoriler ile içerik analizi uygulandı. İçerik analizi bulguları temel alınarak oluşturulan anket formu Tekirdağ ilinde 387 katılımcı ile yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak gerçekleştirildi. Örneklem kümesi en az bir Mardin uzamlı televizyon dizisini izlemiş, Mardin'e daha önce hiç gitmemiş ve 18 yaş üstü katılımcılardan oluşturuldu. Anket sonuçları SPSS programında analiz edildi. Anket uygulamasının sonuçlarına göre Mardin uzamlı televizyon dizisi izleyen katılımcıların Mardin kent kimliği öğelerinden sosyal problemler, kültür, iş kültürü, eğitim ve üniversite, kentin mimari ve kent cazibesi, yargılarına ilişkin görüş sahibi olduğu bulgusuna ulaşıldı. Buna karşılık ise katılımcıların, tarihi miras, çevre, ulaşım, trafik ve iletişim, hizmet yelpazesi kategorilerine ilişkin kimlik öğelerine ilişkin görüş sahibi olmadığı belirlendi. Anket çalışmasının yanı sıra Granada ölçütleri esas alınarak Tekirdağ'da bulunan, 18 yaş üstü, Mardin uzamlı en az bir televizyon dizisini izleyen ve Mardinli veya Mardin'de daha önce bulunan 9 katılımcı ile odak grup görüşmesi gerçekleştirildi. Televizyon dizilerinde yer alan Mardin kent imajı ile odak grup katılımcılarının Mardin kent imajı algıları karşılaştırılarak değerlendirildi. Buna göre odak grup katılımcıları televizyon dizilerinde yansıyan Mardin kent imajı bulgularına karşı eleştirel yaklaşımları kayıt altına alındı. Görüşme sonuçları ve anket bulguları sistematik biçimde sıralanırken değerlendirildi. Bu bağlamda araştırma sonucunda bir halkla ilişkiler ortamı olarak televizyon dizilerinin kent imajı oluşum sürecinde kentin sosyal problemleri ve kültürel değerleri, kentin mimari kent cazibeleri, ekonomi, ticaret ve eğitim verilerinin bilinirliği noktasında rolü olduğu verisi elde edildi.
Kurumsal imajın oluşumunda spor sponsorluğunun etkisi: Türk Hava Yolları örneği
Değişen teknolojiyle birlikte halkla ilişkiler alanında meydana gelen yeni yöntemlerden birisi olan sponsorluk, kuruluşların spor, sanat, siyaset gibi çeşitli alanlarda kendilerini tanıtmak için kullandıkları yöntemlerden birisi olarak ortaya çıkmıştır. Bu anlamda, dünya çapındaki büyük firmalar, yine dünya çapındaki organizasyonları, kulüpleri ve sporcuları sponsorluk faaliyetleri ile desteklemekte ve aynı zamanda bu destek ile de kendi tanınırlıklarını, bilinirliklerini arttırmak suretiyle tanıtım yapmaktadır. Spor sponsorluğu alanında Türk Hava Yolları (THY), özellikle son yıllarda büyük yatırımlar gerçekleştirmiştir. Bu çalışmada kamuoyunda yaptığı sponsorluklarla adından bahsettiren THY'nin bu faaliyetlerinin kuruluşun kurumsal imajına etkisi değerlendirilmiş ve sponsorluğun görsel kimlik, kurumsal iletişim ve kalite faktörleri açısından nedensellik içeren bir faaliyet olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Stil ikonlarının modanın gelişim süreçlerine etkileri
İnsanlar konuşmayı öğrenmeden önce dünyayı görerek öğrenmeye başlar. Görmeyi öğrenmeyle başlayan bu süreç, uygulamaya başlandığından itibaren başka bir deneyime dönüşür. Stil ikonları, hem sektörleri hem de toplumları etkileyerek, görünenin uygulamaya geçmesinde etkilidir. Günümüzde görselliğin öneminin artmasıyla ve farklı kuşakların bir arada yaşama zorunluğuyla birlikte ortaya eski ile yeninin karışımı çıkmaktadır. Bu sentezle birlikte etkileşim ve değişim bir döngü haline gelmektedir. Bu döngü ise, toplumları, sektörleri, iş hayatını, sosyal hayatı, siyaseti, tarihi kısacası tüm dünyayı kapsamaktadır. Moda, insan hayatına dokunan tüm alanlarda var olan bir olgudur ve stil, modanın olmazsa olmazıdır. Görselliğin öneminin arttığı bu dönemde de özgünlüğün ve farklı kültürlerin, benzer olanlardan daha uzun ömürlü olduğu hatta bazen zamansız olduğu görülmektedir. Önemli kimliklerin yaşamları, toplumları etkilediği gibi, sektörleri ve buna bağlı olarak alışkanlıkları da etkilemektedir. Etki ve tepki süreci değişimin ön adımıdır. Günümüzde eskisinden çok daha hızlı ilerleyen moda sektörü, bu hıza özgün ve farklı olan tüm kimliklerden, gelişimini ve ilerlemesini sürdürmek adına yararlanmaya devam edecektir. Anahtar Kelimeler: Moda, Stil, İkon
Türkiye'de 1980'lerden günümüze değin afiş tasarımlarında kadın imajının kullanımı
Afişler, bir fikri hızlı ve dolaysız yoldan anlatan, görsel özelliğe sahip bir iletişim aracı olarak hayatımızda yer almaktadır. Afiş tasarımları bulundukları ülkenin ticari, kültürel ve politik özelliklerini yansıtarak insanlar üzerinde psikolojik ve sosyo-kültürel etkiler yaratmaktadır. Reklam afişleri, kültürel veya sosyal afişler reklamı yapılan ürün ya da markanın diğerlerinden farklı olduğunu göstererek onu satın almaya teşvik etmektedir. Kadın figürlerinin kullanılmaya başlandığı ilk çağlarda kadınlar doğurganlık sembolü olarak resmedilirken, modern zamana gelindiğinde kadın görüntüsü yeniden yorumlanmaya çalışılmış ve ideal kadın imgesi oluşturulmaya başlanmıştır. Modern çağ ile birlikte cinsellik, doğrudan ya da dolaylı olarak öne çıkmaya başlamıştır. Kadın artık dini ya da akademik nitelikleri ile değil cinsel bir nesne, arzu nesnesi olarak kullanılmaya başlanmış ve kadın görselinde nesneleştirme hiç olmadığı kadar çok abartı göstererek kadın imgesinde mükemmel görünme ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Reklamcılığın gelişmesi ile kadın imgesi ticaretin bir parçası haline gelmiştir. Günümüzde, bedene indirgenmiş olarak yansıtılan kadın imgeleri ile bir yandan tüketim körüklenirken, diğer yandan da kadın üzerinde değersizleşme etkileri ile arzu mekanizmasına dönüştürülerek üzerinde yatırım yapılan ticari bir nesneye dönüştürülmüştür. Kadınlar bir yandan tüketime yönlendirilirken diğer taraftan da tüketilmeye başlanmıştır. Reklamlar, dış görünüşünü değiştirerek özendirilecek duruma gelen insanları bizlere göstererek bu değişikliğe inanmamızı amaçlamıştır. Bununla birlikte reklamlarda kadın bedeni genellikle cinsel bir nesne olarak sunularak başkalarını etkilemek ve ikna etmek amaçlanmıştır. Genellikle erkekleri bir ürüne çekmek için ürünün reklamında kadın imajı kullanılmaktadır. Kadının tanıtımlarda kullanımı ile en sıradan ürün ya da haber bile etkili bir hale gelmektedir. Bu sebeple kitle iletişim araçlarında kadının kullanımı giderek artmaktadır. Günümüzde artık reklam, gazete, dergi ve televizyonda güzel bir kadınla karşılaşmak son derece doğal bir hal almıştır. Bunun yanında reklamlarda ev kadını ve çalışan kadın imajlarının yansıtılmasında düşüş olduğu gözlenmiştir. Kadın zaman içerisinde değişen dünya değerleri ile birlikte cinsel bir obje olarak tüketilmeye başlanmıştır. Yapılan pek çok araştırmaya göre cinselliğin marka olmaya katkısı bulunduğu ve kadın objelerin kullanıldığı reklamların tüketiciler üzerinde daha etkili olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Anahtar kelimeler: Afiş, tasarım, kadın, figür, imaj, imge, cinsellik, obje, nesne, reklam
Futbol sektörünün yeniden yapılanma sürecinde kurumsallaşması: Türk futbolunun Türkiye imajına etkisinin incelenmesi
TİLEV, Emre. Futbol Sektörünün Yeniden Yapılanma Sürecinde Kurumsallaşması: Türk Futbolunun Türkiye İmajına Etkisinin İncelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2012.Bu araştırmanın amacı, ülkemizde tutkuyla takip edilen her yerde konuşulan ve dünyanın son 200 yılına gerçek anlamda damgasını vuran futbol olgusunun yeniden yapılanma sürecinde kurumsallaşmanın etkilerini incelemektir. Futbol oyunun dünya ülkelerini saran bir tutkudan öte diğer boyutlarının yansımalarını da ortaya koymaktır. Futbolun sadece bir oyun olmadığı bir endüstri olduğunu ve bu endüstri kolunun her geçen süre içinde daha da büyüyerek geliştiğini açıklamaktır. Birinci bölümde futbolun tanımı ve doğuşu; futbolun tarihsel gelişimi incelenmiştir. İkinci bölümde futnolun yeni yapılanma sürecinde kurumsallaşma ve futbolun daha iyi algılanabilmesi için oyunun yüzeysel kural analizi yapılmıştır. Üçüncü bölümde Türkiye Lig Kurumu ve Avrupa Ligleri hakkında karşılaştırmalı olarak yapılan incelemelere yer verilmiştir. Dördüncü bölümde uygulama kısmında; ?Türk Futbolunun Türkiye İmajına Etkilerinin İncelenmesi? anket metoduyla incelenmiştir. Bu araştırmada; internet üzerinden 354 kişiyle anket yapılmıştır. Futbolu yerinde (statlarda) izlemiş, 167'ü ya hiç izlememiş yada statlara hiç gitmemiş 104'ü ile antket yapılmış ve toplanmıştır. Ulaşılan sonuçlara göre, ülke imajını oluşturan bileşenlerden kültürel olanaklara, ekonomik yansımalardan oyuna bakışa kadar tüm kriterler ele alınmıştır. En son bölüm olan beşinci bölümde de sonuçlara ve önerilere yer verilmiştir.
Yayınevlerinde kurumsal kimlik oluşturmada imaj kavramının önemi
Rekabet kurallarının geçerli olduğu modern piyasa şartlarında kurumsal kimlik ve imaj başarıyı ortaya koyan en önemli araçtır. Kurumların süreklilik-lerini koruyabilmeleri sağlam bir kurumsal kimlik ve imaj'da yatar. Bu çalışmada; Yayınevlerinin rakiplerinin de kimliklerini göz önünde bulundurarak, en uygun isim, logo, renk (ya da renkler), kitap kapağı, tanıtcı metaryaller ve kurum dizaynı gibi özelliklere önem vererek tüketici zihninde farklılığını açıkça ortaya koyacak biçimde kurumun vitrini olarak adlandırabi-leceğimiz mekanlarda özenle uygulanması gerektiği vurgulandı. Kurumun geleceğinin iyi oluşturulmuş bir kurumsal kimlikle nasıl gü-vence altına alındığı anlatılmak istendi. Örnek kurumsal kimlik ve imaj çalış-masının nasıl olması gerektiği gösterilerek dünyadan ve ülkemizden örnekler verildi.
Kandinsky, Miro, Klee, Picasso, Matisse ve Dali'nin eserlerindeki sembolik imajların grafik tasarımdaki yansımaları
Grafik Sanatı -diğer bir ifadeyle Görsel İletişim-, ilk insanın doğayla buluşmasından başlayarak günümüze kadar resim dilini kullanarak çeşitli evreler geçirir. Yazının bulunuşuna kadar iletişimde kaynağını tamamen doğadan alan semboller gelişmiştir. Bu semboller, ortak kaynağa dayalı olması ve zamanla kültürler arası iletişimle benzerlikler ve çeşitlilikler göstermektedir. Grafik Tasarımcı, konusunu ele alırken bazı kurallar içerisinde en etkili ve yalın anlatım yöntemleri kullanmalıdır. Sanatsal yaratımda daha özgür ve özgün olabilen ressamlar aynı kaynaklardan esinlenseler de kendi üsluplarıyla birlikte kendi imajlarını oluştururlar. Picasso, Gauguin'in öğretisiyle doğayı geometrik formlara dönüştürmüştür. Matisse'nin sembolleri renklerdir; duyguları etkili anlatmanın en canlı ve hareketli olgusu renklerdir. Kandinsky, imajlarını oluştururken, algının içsel boyutu olan tinsellikten hareket eder. Klee, en saf biçimlendirmenin çocuk resimlerinde olduğunu savunurken müziğin coşkusunda yararlanır. Miro, kendinden önceki pek çok sanatçıya öykünmüş olsa da düşleminin oluşturduğu tamamen kendine ait imajlarını ortaya koymuştur. Dali'nin sanatın sonsuzluğunu ifade etmekte rolü sınır koymadığı hayal gücü ve rekabet duygusudur. Tüm bu sanatçıların, sembolü haline gelen imajlarının bir kaynağı olduğu gibi, görsel sanatlara kazandırdıkları yeni imajlar grafik sanatlar alanında da etkili ürünlere dönüşmüştür. Anahtar Kelimeler: Grafik Tasarım, sembolik imaj, Soyut Sanat, Çizgi, Renk.
İranlı turistlerin destinasyon seçimini etkileyen faktörler: Van ilinde bir araştırma
Bu çalışmada Van ilini ziyarete gelen İranlı turistlerin destinasyon seçimleri ele alınmıştır. Bu kapsamda Van'a turizm amaçlı ziyarete gelen 393 İran'lı turistten veriler elde edilmiştir. Veriler elde edilirken anket tekniği kullanılmıştır. Bu yöntemle katılımcılardan elde edilen veriler SPSS programıyla analiz edilmiştir. Analizin kapsamında kullanılan faktörler ise; demografik düzey, Van'ı daha önce ziyaret edip etmeme, ziyaret edildiyse kaç kez ziyaret edildiği, memnuniyet düzeyi ve tekrar ziyaret olasılığı gibi değişkenlerden oluşmaktadır. Katılımcıların demografik yapılarının analizi sonucunda; cinsiyet, medeni durum, yaş grupları, aylık gelir grupları ve eğitim durumu değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Yapılan analiz sonuçları değerlendirildiğinde ise İranlı turistlerin destinasyon seçimlerinin sahip olan bilişsel imaj kapsamında önem arz etmektedir. Bu duruma göre turizm yetkilileri destinasyon imajını artırmak için daha çok bilişsel ve algısal imaj konularına odaklanmalıdırlar.
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın şiirlerinde imaj türleri
Bu çalışma Ahmet Hamdi Tanpınar'ın şiirlerindeki imajları sınıflandırmayı amaçlamaktadır. İmaj kavramı hem günlük yaşantıda hem de edebiyatta sıkça kullanılır. Duyularımıza yansıyan izlenimler birer imajdır oysa edebiyatta imaj bir kurmaca ürünüdür. Şairler anlatmak istedikleri temayı daha belirgin bir hâle getirmek amacıyla çeşitli imaj türlerinden yararlanır. Görme, işitme, koku, tat ve dokunma duyularına ait imajlar günlük hayatta olduğu kadar şiirde de kullanılır. Ancak şiir bir sanat türü olduğu için farklı imaj türlerine de yönelir. Pek çok şiirde gözümüzde canlandırmakta zorlandığımız imajlara rastlarız. Bazı şiirler nesnelere, bazı şiirler de eyleme ağırlık verir. Böylece "zihinsel", "nesnel" ve "hareketli" imajlar da ortaya çıkar. Tanpınar'ın şiirlerini yakından incelediğimizde, şairin "görsel", "zihinsel", "işitsel" ve "hareketli" imajları sıkça kullandığını görürüz. Bizce bu imajlar Tanpınar'ın saf şiir anlayışının ana eksenini oluşturmaktadır. Şair bu imajlar sayesinde "rüya", "zaman" ve "musiki" temalarını nesnelleştirir; okurun bu temalardan kaynaklanan anlamı imajlar vasıtasıyla tecrübe etmesini sağlar. Böylelikle Tanpınar'ın şiirleri dinamik bir yapı kazanır ve şiirlerinde gramere sıkı sıkıya bağlı bir düz anlatımdan ziyade parça parça imajlar öne çıkar. İmaj ağırlıklı bu şiir tarzı Tanpınar'ın şiirlerindeki anlamı müphem bir hâle getirir, ki bizce bu üslup onun saf şiir anlayışının da temelidir. Anahtar Sözcükler: nesnel imaj, görsel imaj, iĢitsel imaj, zihinsel imaj, hareketli imaj,rüya, zaman, musiki
Hatay iline yönelik gastronomi imaj algısının metafor yoluyla incelenmesi: Gastronomi eğitimi alan öğrenciler üzerine bir araştırma
Gastronomi bölümü öğrencilerine yönelik gerçekleştirilen tez çalışmasında öğrencilerin Hatay iline yönelik gastronomi imaj algılarının metafor yöntemi ile tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda öncelikle literatür taraması yapılmış, gastronomi, gastronomi imajı, Hatay gastronomisi ve metafor kavramı konuları incelenmiştir. Uygulama aşamasında, öğrencilerin algısını ölçmek amacıyla yarı yapılandırılmış bir form geliştirilmiştir. Öğrencilerin Hatay yemeklerine yönelik metaforik algılarını belirleyebilmek için "Hatay gastronomisi/mutfağı…benzer. Çünkü…" biçiminde açık uçlu bir soru sorulmuş ve formda bulunan boşlukları sebepleriyle birlikte doldurmaları istenmiştir. Araştırma verileri 2022 yılı Mart-Nisan ayları arasında toplanmıştır. Araştırmanın örneklemini, Hatay ilinde bulunan İskenderun Teknik Üniversitesi ile Mustafa Kemal Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü lisans öğrencilerini kapsayan, 138 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırma bulgularından hareketle tüm katılımcıların (138) metafor ürettiği görülmüştür. Söz konusu metaforlar, iki nitel araştırma uzmanının görüşü alınarak 3 temel kategoride sınıflandırılmıştır. Öğrenciler, Hatay mutfağına yönelik en fazla "gökkuşağı, baharatçı ve deniz" metaforlarını üretmişlerdir. Olumsuz olarak üretilen metaforlardan bazıları ise "atık yağ, seyyar esnaf, balon" metaforları olmuştur. Sonuçta öğrencilerin Hatay gastronomisi/mutfağına yönelik algılarının yüksek düzeyde, olumlu olduğu tespit edilmiş ve olumsuz olarak üretilen metaforlara sonuç bölümünde öneriler geliştirilmiştir. Bu önerilerden hareketle öğrencilerin ve toplumun bilinçlendirilebileceği düşünülmektedir.
Yerli turistlerin algıladıkları gastronomi imajının, turist memnuniyeti ve destinasyon sadakatine etkisi: Hatay örneği
Destinasyonlar, turizm endüstrisinin sürekli değişen ve farklılaşan dinamikleri karşında, turist istek ve beklentileri karşılayabilmek için, çekicilik yaratan stratejiler uygulamaktadır. Bu açıdan önemli çekicilik bileşeni sayılan gastronomi öğeler, belirli bir imaj oluşturarak, bu imajın etkileri ile destinasyonun ön plana çıkmasına, tanınmasına ve sürekli gelir kaynağı oluşturmasına katkı sunmaktadır. Seyahatlerini bu destinasyonlara gerçekleştiren turistlerde ise davranış niyetlerine etki ederek, turist memnuniyeti ve destinasyon sadakati gibi davranışların ortaya çıkmasını sağlamaktadır. Bu doğrultan yola çıkarak çalışmanın temel amacı, Hatay'a gelen yerli turistlerin algıladığı gastronomi imajının, turist memnuniyeti ve destinasyon sadakatine olan etkisini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda Ocak 2022- Ekim 2022 tarihleri arasında Hatay'ı ziyaret eden yerli turistlere, 407 adet anket uygulanmıştır. Anketler, kolayda örnekleme yöntemine göre yüz yüze yapılmıştır. Anketteki veriler üzerinde, betimleyici analiz, Doğrulayıcı faktör analizi (DFA), korelasyon ve regresyon analizleri yapılmıştır. Çalışma kapsamında yapılan analizler sonucunda; Hatay'a gelen yerli turistlerin algılamış olduğu gastronomi imajının turist memnuniyetine ve Hatay destinasyonuna karşı sadakatine etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Destinasyonlar açısından önemli olduğu düşünülen gastronomi unsurlarının yaratmış olduğu imajın, turist memnuniyeti ve destinasyon sadakatine doğrudan bir etkisinin olduğu aynı zamanda turist memnuniyetinin de destinasyon sadakati üzerinde etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma bulguları kapsamında, literatüre, sektör temsilcilerine ve ilgili kurum yöneticilerine çeşitli öneriler sunulmuştur.
Marka şehir olarak İstanbul'un marka imajının incelenmesi
Bir şehrin sıradan yerleşim alanı olmaktan sıyrılıp, diğer şehirlerden farklılaşarak kişilerin zihninde özel bir yere sahip olması ve hedef kitlesi tarafından tercih edilmesi beklenmektedir. Şehirlerin ürünler, hizmetler ve kurumlar gibi rekabet içinde olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle şehir markalaşması adı altında, ekonomik, sosyal ve kültürel değer oluşturarak hedef kitleyi etkilemek için yürütülen bütüncül ve planlı faaliyetler yapılmaktadır. Şehirlerde insanların yaşam alanı, eğitim, ekonomi ve turistik konularda öncelikli tercih edecekleri yerler olmaları yolunda planlı çalışmalar yapılması gerekir. İsmiyle var olan bir marka olmak şehre şüphesiz değer katar buna; Paris, Londra, Dubai, New York ya da İstanbul'u örnek gösterebiliriz. Markalaşma yolunda önemli olan algıdır ve algıyı oluşturmak ise şehrin imajıyla ilgilidir. Bu araştırmada bir marka şehir olarak İstanbul'un marka imajı olarak "bilişsel imaj" ve "duygusal imaj" bileşenleri ile İstanbul halkının marka sadakati arasındaki ilişki incelenmeye çalışılmıştır.
Destinasyon imajının tüketici deneyimi üzerindeki ilişkisinde destinasyon rekabetinin aracılık rolü: Ordu ili örneği
Küreselleşme sonucu coğrafi, ekonomik ve kültürel sınırlarının ortadan kalkması ile artan rekabet koşullarında, turizmden elde ettikleri pazar payını arttırmak ve uzun vadede sürdürülebilirliği sağlamak isteyen turizm işletmeleri ve destinasyon merkezi yöneticileri için var olan destinasyon imajı, tüketici deneyimi ve destinasyon rekabeti unsurları önemli rol oynamaktadır. Bu araştırmanın amacı Ordu ilinin turizm sektör bağlamında destinasyon imajının tüketici deneyimi üzerindeki ilişkisinde destinasyon rekabetinin aracılık rolüne sahip olup olmadığını ortaya çıkarmaktır. Bu çalışma Ordu ilinde faaliyet gösteren tüm turizm işletme belgeli otellerde konaklayan yerli turistler ile otellerin dışardan kullanıma açık bölümlerini ziyaret eden yerli turistlerin katılımı ile yapılmıştır. Araştırma kapsamında veri toplama yöntemi olarak geçerlik ve güvenilirliği birçok kez ispatlanmış olan; destinasyon imajı (Byon and Zhang, 2010), tüketici deneyimi (Kim et al., 2012), destinasyon rekabeti (Meng, 2006) ölçeği kullanılmıştır. Araştırma örneklemi, pandemi dönemine denk gelmesi ve uygulanan seyahat kısıtlamaları sebebiyle büyük bir kısmı önceki yıllarda Ordu'yu ziyaret eden 387 yerli turist üzerinden internet ve telefon aracılı ile yürütülmüş olup, elde edilen verilerin analizinde geçerlilik ve güvenilirlik testleri sonrası korelasyon, basit ve çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Çalışmada, destinasyon imajı ile tüketici deneyimi arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu, destinasyon imajının tüketici deneyimini pozitif yönde etkilediği ve destinasyon imajı ile tüketici deneyimi arasındaki ilişkide des tinasyon rekabetinin kısmi aracılık rolü olduğu belirlenmiştir.
Lise öğretmenlerinin örgütsel iç imaj algıları ile örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı, liselerde (ortaöğretim okullarında) görev yapan öğretmenlerin görüşlerine göre okullarının iç imaj algıları ile örgütsel bağlılık düzeyleri ve bunlar arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırma ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın evreni Nevşehir ili ve ilçelerindeki liselerde görev yapan öğretmenlerdir. Araştırmada hedef evrenden örneklem seçilerek uygulama yapılmış ve 333 öğretmene ulaşılmıştır. Bu araştırmada, liselerde görev yapmakta olan öğretmenlerin örgütsel iç imaj algılarını belirlemek için araştırmacı tarafından geliştirilen Örgütsel İç İmaj Algı Ölçeği, örgütsel bağlılık düzeyini belirlemek için ise Balay (2000) tarafından geliştirilen "Örgütsel Bağlılık Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada şu bulgulara ulaşılmıştır: Katılımcıların görüşlerine göre, öğretmenler okullarına yönelik yüksek düzeyde olumlu bir iç imaj algısına sahiptir. Fen ve Anadolu liselerinde görev yapmakta olan öğretmenlerin okullarına yönelik geliştirdikleri iç imaj algısı meslek liseleri çalışanlarına göre daha yüksek ve olumludur. Öğretmenlerden oluşan katılımcılardan erkekler ve yönetici konumunda olanlar okullarına yönelik daha olumlu bir iç imaj algısına sahiptir. Okullar öğretmen sayısı bakımından kalabalıklaştıkça öğretmenlerin okullarına yönelik iç imaj algıları olumsuz olmaktadır. Öğretmenlerin iç imaj alt boyutlarında sahip oldukları görece en düşük algı okullarındaki eğitimin kalitesine ilişkin imaj boyutundadır. Eğitim kalitesine yönelik imaj bakımından Anadolu-Fen liselerinde görev yapmakta olan öğretmenler, meslek liselerinde çalışan öğretmenlerden daha olumlu bir algıya sahiptirler. Öğretmenler okullarına yönelik orta düzeyde bağlılık geliştirmişlerdir. Meslek liselerinde görev yapmakta olan katılımcıların uyum bağlılık düzeyleri Fen ve Anadolu liselerinde görev yapmakta olan katılımcıların uyum bağlılık düzeylerinden daha yüksektir. Uyum bağlılığı dışındaki gerek bağlılık toplam gerekse özdeşleşme ve içselleştirme alt boyutlarında ise durum tam tersidir. Erkek katılımcıların örgütsel bağlılık düzeyleri kadın katılımcılara, benzer biçimde yönetici olan katılımcıların da öğretmen katılımcılara göre örgütsel bağlılık düzeyleri oldukça yüksektir. Okulların öğretmen sayısı azaldıkça öğretmenlerin okullarına ilişkin bağlılık düzeyleri yükselmektedir. Öğretmenlerin görüşlerine göre, liselere ilişkin örgütsel iç imaj algı düzeyi ile örgütsel bağlılık düzeyleri arasında orta düzeyde, anlamlı ve pozitif bir ilişki mevcuttur. Katılımcıların okullarına yönelik iç imaj algı düzeyinin artması, okullarına yönelik geliştirdikleri örgütsel bağlılık düzeylerini artırmaktadır. Öğretmenlerin iç imaj algısının olumlu yönde artması, öğretmenlerin uyum bağlılıklarını düşük düzeyde de olsa azaltmaktadır. Anahtar Kelimeler: Örgütsel imaj, Örgütsel iç imaj, örgütsel bağlılık
Algılanan destinasyon imajının turist memnuniyeti ve tekrar ziyaret etme niyeti üzerine etkisi: Van'ı ziyaret eden İranlı turistler üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın amacı, Doğu Anadolu Bölgesi'nin önemli turizm destinasyonlarından biri olan Van ilini ziyaret eden İranlı turistlerin algıladıkları destinasyon imajlarının turist memnuniyeti ve tekrar ziyaret etme niyetleri üzerine olan olumlu ve olumsuz etkilerini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda, çalışmada veri toplama yöntemlerinden yüz yüze anket tekniği uygulanarak, veriler istatistik paket programı (SPSS 20) ile analiz edilmiştir. Araştırmada destinasyon imajı, turist memnuniyeti ve tekrar ziyaret etme niyetleri arasındaki etkileşimi belirlemek için basit ve çoklu regresyon testleri yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda İranlı turistlerin algıladıkları destinasyon imajının turist memnuniyeti ve tekrar ziyaret etme niyeti üzerinde etkisi olduğu görülmüştür. Çoklu regresyon analizi sonuçlarına göre destinasyon imajının alt boyutlarından olan fiyat ve alışveriş boyutu ile hizmet ve güvenlik boyutlarının turist memnuniyeti üzerinde etkisi olduğu fakat tarihi ve kültürel değerler boyutu, doğal güzellikler boyutu ve sosyal aktiviteler boyutunun turist memnuniyeti üzerinde etkisi olmadığı görülmüştür. Aynı zamanda destinasyon imajının alt boyutlarından olan fiyat ve alışveriş boyutu ile hizmet ve güvenlik boyutlarının tekrar ziyaret etme niyeti üzerinde etkisinin olduğu görülürken, tarihi ve kültürel değerler, doğal güzellikler ve sosyal aktiviteler boyutlarının tekrar ziyaret etme niyeti üzerinde etkisi olmadığı görülmüştür.
Devlet ve vakıf üniversitelerinde hizmet kalitesi, öğrenci memnuniyeti, imaj, sadakat ve tavsiye etme arasındaki ilişkinin incelenmesi
Hizmet sektörü sürekli gelişme göstermektedir. Eğitim sektörü de tüm hizmet sektörleri içinde büyük bir öneme sahiptir. Eğitime verilen bu önem, eğitimde kaliteyi de öne çıkarmaktadır. Bundan dolayı eğitimde hizmet kalitesini ölçmek gerekli hale gelmiştir.Hizmet kalitesini yükseltmek ve almış oldukları hizmetten tatmin olmuş öğrenciler yaratmak yükseköğretim kurumlarının başlıca hedefi olmalıdır. Bu hedef doğrultusunda bu çalışmada hizmet kalitesini ve öğrenci memnuniyetini ölçmek hedeflenmiştir.Bu çalışmanın amacı yükseköğretimde algılanan hizmet kalitesini ve öğrencilerin memnuniyetini ölçmektir. Bu amaçla hizmet kalitesini ölçmek için geliştirilen SERVQUAL, SERVPERF ve özellikle eğitimde hizmet kalitesini ölçmek için geliştirilmiş olan HEDPERF ölçekleri incelenip bu ölçeklerden elde edilen sorulardan bir anket oluşturulmuştur. Bunun yanında memnuniyet, imaj, tavsiye ve sadakat ile ilgili sorular da yer almıştır. Ayrıca Öğrencilerin eğitim hizmet kalitesine ilişkin görüşleri cinsiyet, bölüm, sınıf, ailenin eğitim durumu ve aile aylık geliri gibi demografik değişkenlere göre değerlendirilmiştir. Bu anket 200 adet Ege Üniversitesi, 200 adet Uşak Üniversitesi ve 200 adet Yaşar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencilerine toplam 600 anket uygulanmıştır. Devlet-Vakıf üniversitesi karşılaştırmalı olarak değerlendirilecek bu anket çalışması 7'li Likert (1 ?Kesinlikle Katılmıyorum?, 7 ?Kesinlikle Katılıyorum?) ölçeği üzerinden analize tabi tutulmuştur. Daha sonra bu anketler SPSS 18 programında analiz edilip yorumlanmıştır.Araştırma bulguları üniversite tarafından sunulan hizmetlerin öğrenciler tarafından nasıl algılandığını ve bu algılara göre öğrencilerin memnuniyet düzeylerini devlet-vakıf üniversitesi olarak değerlendirmektedir. Ayrıca öğrencilerin memnuniyet düzeyleri yanında tavsiye, sadakat ve imaj üzerindeki etkilerini de kapsamaktadır.Araştırma sonuçları vakıf üniversitesinde öğrenim gören öğrencilerin memnuniyet düzeyinin devlet üniversitesinde öğrenim gören öğrencilerden fazla olduğunu göstermiştir. Dolayısıyla memnuniyetin tavsiye ve sadakati de aynı yönde etkilediği sonucuna varılmıştır.
Kültür ve sanat faaliyetlerinin belediyelerin kurumsal imaj ve itibarına etkisi (Örnek uygulama Eskişehir Büyükşehir Belediyesi)
Kurumsal imaj ve itibar, kurumların varlığını devam ettirebilmesini sağlayan önemli güç unsurlarının başında gelmektedir. Kurumsal imaj ve itibar, kurumların yürütmüş olduğu hizmetlerden ciddi anlamda etkilenmektedir. Öte yandan kurumsal imaj ve itibar; hedef kitleler, paydaşlar ve kamuoyu nazarında kurumların kabul edilebilirliğini önemli derecede etkilemektedir. Kurumsal imaj ve itibarın bu önemine karşın belediyelerde birçok hizmete verilen önem kültür ve sanat faaliyetlerine verilmemektedir. Ancak belediyelerin yaptığı kültür ve sanat faaliyetleri de diğer faaliyetler kadar önemlidir ve kurumsal imaj ve itibarı etkilemektedir. Yapılan çalışma bunu ortaya koymaktadır. Araştırmaya, Eskişehir il merkezinde yaşayan ve rastlantısal örnekleme yoluyla seçilmiş olan 831 kişi katılmıştır. Elde edilen verilerin demografik özelliklerine göre frekans yüzdeleri incelenmiştir. Ayrıca liderlik, iletişim, fiziki altyapı, hizmet kalitesi ve çalışanlardan oluşan kurumsal imaj ve itibar faktörlerinin çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Ortaya konulan model doğrultusunda imaj ve itibar faktörlerinin, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'nin (EBB) kültür ve sanat faaliyetlerinin imaj ve itibarına etkide bulunduğu; EBB'nin kültür ve sanat faaliyetlerinin de EBB'nin kurumsal imaj ve itibarına katkısı olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: Kurumsal İmaj, Kurumsal İtibar, Kültür, Sanat, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi