Students perceptions
348 theses under this subject heading
Zor hasta kavramı ve sağlık alanında eğitim gören öğrencilerin zor hasta algısı: Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu örneği
Bu çalışma fizyoterapi, hemşirelik, tıbbi dokümantasyon ve sekreterlik, yaşlı bakımı öğrencilerinin zor hasta algısı ve zor hasta ile iletişimlerinin belirlenmesi amacıyla yapılan tanımlayıcı bir araştırmadır. Araştırma evrenini Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Hemşirelik bölümü 2, 3, 4. Sınıf öğrencileri toplam 347 kişi, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Fizyoterapi bölümü 2. Sınıf öğrencileri, Yaşlı bakımı bölümü 2. Sınıf öğrencileri, Tıbbi dokümantasyon ve sekreterlik bölümü 2. Sınıf öğrencileri olmak üzere NKÜ SHMYO öğrencileri toplam 116 kişi oluşturmaktadır. Araştırma kapsamına toplam 493 öğrenci dahil edilmiştir. Araştırmada örneklem seçilmemiş, NKÜ Sağlık Yüksekokulu ve Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu'nda öğrenim gören öğrencilerinin %80'ine ulaşılması hedeflenmiş, 347 öğrenciye ulaşılmıştır. Evreni oluşturan 493 öğrencinin %70'ine ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri, "Sağlık Alanında Öğrenim Gören Öğrencilerin Zor Hasta Algısı ve Zor Hasta İle İletişimlerinin Belirlenmesine Yönelik Form" ve "Zor Hasta ve Sağlık Alanında Öğrenim Gören Öğrencilerin Etkileşimi Anketi" olmak üzere iki form aracılığı ile elde edilmiştir. Sağlık Alanında Öğrenim Gören Öğrencilerin Zor Hasta Algısı ve Zor Hasta İle İletişimlerinin Belirlenmesine Yönelik Formda, birinci bölümde, "Zor hasta" algısı ile ilgili sorular, zor hasta ile iletişimlerinin belirlenmesine yönelik sorular yer almaktadır. İkinci bölümde, zor hasta algısına bağlı olarak öğrencilerin verdiği hasta demografik bilgileri yer almaktadır. Üçüncü bölümde, araştırmaya katılan katılımcıların demografik bilgileri yer almaktadır. "Zor Hasta ve Sağlık Alanında Öğrenim Gören Öğrencilerin Etkileşimi Anketi" formunda 34 ifade dört boyut altında sınıflandırılmıştır. Her bir ifade 5'li Likert ölçeği ile ölçülmüştür. Zor Hasta ve Sağlık Alanında Öğrenim Gören Öğrencilerin Etkileşimi Anketi 4 boyuttan oluşmaktadır. Bunları hastanın zorluğu, personelin duyduğu rahatsızlık, uyum ve iletişim problemi ve sedaktif davranış boyutları oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS Statistics 21.0 bilgisayar programında; ortalama, ortanca, standart sapma, yüzdelik sayılar, T testi, Oneway Anova testi, Scheffe testi, Tamhane's T2 ve Kruskal-Wallis testi kullanılarak değerlendirilmiştir. Fizyoretapi bölümü öğrencilerinin yaş ortalaması 20,04, hemşirelik bölümü öğrencilerinin 21,54, tıbbi dokümantasyon ve sekreterlik bölümü öğrencilerinin 20,41, yaşlı bakımı öğrencilerinin 20,05'tir. Fizyoterapi, hemşirelik ve yaşlı bakımı bölümü öğrencilerinin karşılaştıkları zor hastaların mesleğe bakışlarını etkilemediği belirlenmiştir. Fizyoterapi bölümü öğrencileri zor hastayı "Tedaviyi reddeden-işbirliği yapamayan hasta", hemşirelik, tıbbi dokümantasyon ve sekreterlik ve yaşlı bakımı bölümü öğrencileri ise "İletişim kuramayan hasta" olarak tanımlamıştır. Fizyoterapi ve hemşirelik bölümü öğrencileri zor hastaların özelliklerini "İletişime kapalı hasta" ve "İşbirliği kuramayan hasta" olarak nitelendirmiştir. Yaşlı bakımı ve tıbbi dokümantasyon ve sekreterlik bölümü öğrencileri zor hastayı "İletişime kapalı hasta" olarak nitelendirmiştir. Araştırmaya katılan öğrenciler zor hasta ile yüksek yüzdelerde karşılaştıkları belirlenmiştir. Zor hasta ile karşılaşılan klinikler genellikle; Fizik tedavi ve rehabilitasyon, iç hastalıkları polikliniği, kardiyoloji polikliniği, ruh sağlığı ve hastalıkları polikliniği ve nöroloji poliklinikleridir. Öğrencilerin zor hastalarla iletişimde kısmen güçlük yaşadıkları ve kendilerinin orta düzeyde başarılı hissettikleri saptanmıştır. Zor hasta davranışı ile baş etme yöntemlerinden en çok sakince iletişim kurmaya çalıştıkları tespit edilmiştir. Öğrencilerin iletişimle ilgili uygulamalı derslerin de olması gerektiği belirlenmiştir. Zor hastaların genellikle kadın, evli, yetişkin (40-65 yaş) grubunda, ilköğretim mezunu, işçi, ev hanımı ve emekli oldukları tespit edilmiştir.
Lojistik eğitimi alan öğrencilerin staj algılarının işletme ile ilgili faktörler bağlamında incelenmesi
Lojistik kavramı askeri bir kavram olarak ortaya çıkmıştır. Daha sonra lojistik birçok alanda müşteri memnuniyetine odaklanarak mal ve hizmetleri minimum maliyetle hedef pazara ulaştıran bir sektör haline gelmiştir. Lojistik sektörü faaliyetlerini daha etkili bir şekilde yerine getirebilmek ve rekabet avantajı sağlayabilmek için nitelikli işgücüne gereksinim duymaktadır. İşgücünün sektöre yönelik gerekli bilgi, beceri ve tecrübeyi elde etmesinde lojistik eğitimi önemli bir rol oynamaktadır. Lojistik eğitimi üniversitelerin ön lisans, lisans ve lisansüstü programlarında verilmektedir. Lojistik eğitimiyle, teorik bilgileri edinen öğrenciler becerilerini geliştirmek ve tecrübelerini arttırmak için staj da yapmaktadırlar. Öğrenciler staj programlarıyla sektörü, mesleği ve iş hayatını daha yakından tanımakta ve kariyerlerine yön vermektedirler. Staj sırasında yaşanan olumlu veya olumsuz durumlar öğrencilerin hem sektöre yönelik bakış açılarını hem de stajdan duydukları memnuniyet düzeyini etkilemektedir. Bu durumların ortaya çıkmasına neden olan çeşitli faktörler vardır. Bunlardan birisi de işletmenin özellikleridir. Bu araştırmanın amacı da, öğrencilerin staja yönelik algılarının işletmelerin sahip olduğu özelliklere göre farklılık gösterip göstermediğini ortaya çıkarmaktır. Araştırmanın örneklemini Mersin, Hatay, Konya ve Gaziantep illerindeki üniversitelerin lojistik eğitimi veren ön lisans ve lisans bölümlerinde okuyan ve staj programlarını tamamlamış olan öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmada veriler anket tekniği kullanılarak toplanmış ve sonuç olarak 407 anket formu analize tabi tutulmuştur. Araştırmanın analiz kısmında yüzde ve frekans dağılımlarının yanı sıra, faktör analizi, T testi ve ANOVA yapılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin stajdan duydukları memnuniyetin farklı departmanlarda görev alma ve çalışılan departman sayısına göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca öğrencilerin stajdan duydukları memnuniyet ve sektöre bakış açıları işletmenin türü, yetkililer tarafından sorulara yeterli cevap verilme durumu ve işletmelerin sunduğu imkanlara göre de anlamlı bir farklılık göstermiştir.
Yükseköğretim kurumlarında kurgusal evrene geçiş uygulamaları: Türkiye'deki üniversiteler üzerine bir araştırma
Eğitim, insanlık tarihinin en eski ve en önemli konularından biri olarak insanların hayatlarında birçok ihtiyacını karşılamaktadır. Yaşanan her türlü yenilikte değişerek ve gelişerek insan yaşamının en önemli parçası haline gelen eğitimin en önemli aşaması, yükseköğretim alanında olan yeniliklerdir. Son zamanlarda kurgusal evren ve beraberinde gelişen teknolojiler, her sektörü etkilediği gibi bilim üreten yükseköğretim kurumlarını da etkilemiştir. Kurgusal evren, sınırsız insan ihtiyaçlarının kısıtlı imkânlarının yanı sıra, isteklerin ihtiyaca dönüştüğü, gerçek olmayan fakat gerçekliğe çok yakın, hayallerin gerçekleştiği, yeni bir gelecek, yeni bir dil ve yeni kurulacak bir evren olarak karşımıza çıkmaktadır. Bir ülkenin geleceğinin başarılı bir eğitim sistemi ile; kurgusal evrenin ise yeni bir gelecek ile ilişkilendirilmesi sebebiyle birbirini tamamlayan eğitim ve kurgusal evrenin yükseköğretim kurumlarındaki güncel durumu detaylı olarak incelenmiştir. Bu bilgilerden hareketle bu tez çalışmasında, Türkiye'deki yükseköğretim kurumları incelenerek, kurgusal evrene geçiş yapan üniversitelerin kendi internet sitesinde paylaştığı belgeler ve ilgili kanıtlar incelendikten sonra, ders veren üniversitelerdeki öğrencilerin kurgusal evren araçlarıyla gerçekleştirilen derslere ilişkin algılarını saptamak ve yeni teknolojilere hazır oluşluk düzeyini belirlemek için Türkiye'deki 24 üniversiteden 295 öğrenciye anket uygulanarak veri toplanmıştır. Elde edilen veriler, "SPSS 29.0" programı ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda ise, öğrencilerin metaverse algısı, cinsiyete göre anlamlı bulunurken; teknoloji, dijitalleşme, sosyal ve yaşam biçimi algısının ise anlamlı bir farklılık göstermediği sonucu ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin metaverse, teknoloji, dijitalleşme ve yaşam biçimi algısı yaşa göre anlamlı bir farklılık gösterirken, sosyal algısının ise anlamlı bir farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Bunlara ilaveten öğrencilerin metaverse, teknoloji, dijitalleşme, sosyal ve yaşam biçimi algılarının tamamında eğitim durumuna göre anlamlı bir farklılık görülmüştür. Ek olarak öğrencilerin metaverse, teknoloji ve dijitalleşme algısı öğrenim görmekte olduğu üniversiteye göre anlamlı bir farklılık gösterdiği, sosyal ve yaşam biçimi algısının ise anlamlı bir farklılık göstermediği sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yükseköğretim kurumları, kurgusal evren, teknoloji, öğrenci algıları, Türkiye'deki üniversiteler
Öğretmen adaylarının ve aday öğretmenlerin öğretmenlik mesleği genel yeterlikleri ile 21. yüzyıl becerileri öz yeterlikleri
Bu araştırma ile Siirt Üniversitesinde öğrenimlerine devam eden öğretmen adaylarının ve Siirt'te kamu okullarında görev yapan aday öğretmenlerin öğretmenlik mesleği genel yeterliklerini ile 21. yüzyıl becerileri öz yeterlik algı düzeylerini belirlemek ve bunlar arasındaki ilişkinin durumuna bakılması amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modelindeki araştırmanın evrenini 2019-2020 ve 2020-2021 eğitim-öğretim yıllarında Siirt Üniversitesi Eğitim Fakültesinde, İlahiyat Fakültesinde ve Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulunda 4. sınıfta öğrenim gören 1935 öğretmen adayı ile 2020-2021 eğitim- öğretim yılında Siirt'te kamu okullarında görev yapan ve henüz adaylık döneminde bulunan 987 aday öğretmen oluşturmaktadır. Evrenden tabakalı örnekleme yoluyla seçilen 325 öğretmen adayı ve basit tesadüfi örnekleme yoluyla seçilen 300 aday öğretmen araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre öğretmen adayları ve aday öğretmenler öğretmenlik mesleği genel yeterlik ölçeğinin toplamında, mesleki beceri ile tutum ve değerler yeterlik alanlarında kendilerini çok yeterli; mesleki bilgi yeterlik alanında ise yeterli görmektedirler. Bölüm, okumaya ayrılan zaman, internete ayrılan zaman, televizyon izlemeye ayrılan zaman, bilimsel, sosyal ve sanatsal faaliyetlere katılım değişkenlerine göre öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleği genel yeterlik algıları farklılaşmaktadır. Bilimsel, sosyal ve sanatsal faaliyetlere katılım değişkenlerine göre öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleği genel yeterlik algıları farklılaşmaktadır. Öğretmen adayları ve aday öğretmenler 21. Yüzyıl becerileri öz yeterlik ölçeğinin toplamında ve alt boyutlarında 21. yüzyıl becerileri öz yeterliklerine çok yüksek düzeyde sahip oldukları görüşündedirler. Okumaya ayrılan zaman, internete ayrılan zaman ve not ortalaması değişkenlerine göre öğretmen adaylarının 21. yüzyıl becerileri öz yeterlik düzeyleri farklılaşmaktadır. Cinsiyet ve bilimsel, sosyal ve sanatsal faaliyetlere katılım değişkenlerine göre aday öğretmenlerin 21. yüzyıl becerileri öz yeterlik düzeyleri farklılaşmaktadır. Öğretmen adaylarının algılarına göre öğretmenlik mesleği genel yeterlik düzeyleri ile 21. yüzyıl becerileri öz yeterlikleri düzeyleri arasında pozitif yönde yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Aday öğretmenlerin algılarına göre öğretmenlik mesleği genel yeterlik düzeyleri ile 21. yüzyıl becerileri öz yeterlikleri düzeyleri arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öğretmen adaylarının ve aday öğretmenlerin öğretmenlik mesleği genel yeterliklerinin 21. yüzyıl becerileri öz yeterliklerinin anlamlı yordayıcısı olduğu görülmüştür.
Üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyet algısı ve etkileyen faktörlerin incelenmesi
ÖZET ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN TOPLUMSAL CİNSİYET ALGISI VE ETKİLEYEN FAKTÖRLERİN İNCELENMESİ Bu araştırma üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyet algılarını ve bu algıyı etkileyen faktörleri incelemek amacıyla yapılmış tanımlayıcı türde bir çalışmadır. Araştırma bir üniversitenin Sağlık Bilimleri Fakültesinde okuyan öğrenciler üzerinde Ekim 2017 - Ekim 2018 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın verileri Ekim 2017 - Ocak 2018 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırmanın evrenini belirtilen tarihlerde ilgili fakültede okuyan toplam 802 öğrenci oluşturmuştur. Evrenin tamamı örnekleme alınmış ancak çalışma toplam 712 öğrenci ile tamamlanmıştır. Araştırma için ölçek kullanım izni, etik kurul onayı, kurum izni alınmış ve öğrencilerden gönüllü olanlar araştırmaya dahil edilmiştir. Verilerin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu" ve "Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeği" kullanılmıştır. Veriler sınıf ortamında toplanmış ve araştırmada elde edilen veriler SPSS for Windows bilgisayar programında ortalama, standart sapma, min-max değerler ile yüzdelik sayılar kurallarına uygun olarak incelenmiştir. Araştırmada öğrencilerin yaş ortalamasının 20.7±1.67, %71.1'inin kadın ve %99'unun bekar olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin %64.6' sının anne eğitim düzeyinin, %64.6'sının baba eğitim düzeyinin ilkokul ve altında olduğu görülmüştür. Öğrencilerin %76.8'ininçekirdek aile tipine sahip olduğu, %56.7' sinin halen ailesiyle yaşadığı belirlenmiştir. Öğrencilerin %36.9' unun Hemşirelik Bölümünde okuduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin %30.1' inin üçüncü sınıfta okuduğu ve %67'sinin toplumsal cinsiyet dersi almadığı belirlenmiştir. Araştırma kapsamındaki üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyet algıları puanı 94.98±18.76 bulunmuş olup olumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Öğrencilerin anne ve baba eğitim düzeyinin, onların toplumsal cinsiyet algısını etkilediği tespit edilmiştir. Anne ve baba eğitim düzeyi yüksek olan öğrencilerin toplumsal cinsiyet algısının diğerlerine göre daha olumlu olduğu bulunmuştur. Öğrencilerin okuduğu bölümün, onların toplumsal cinsiyet algısını etkilediği tespit edilmiştir. Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümünde okuyan öğrencilerin toplumsal cinsiyet algısının diğerlerine göre daha olumlu olduğu bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda bazı öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Toplumsal Cinsiyet, Toplumsal Cinsiyet Algısı, Üniversite Öğrencileri
Metaphors of literary genres: A study on perceptions of learners
The perception of language has been studied in various aspects up to now whereas the perception of literature is still a less researched area. Therefore, the amount of qualitative research on perception of literature needs to be increased. The present study aims to fill this gap by exploring students? perception with respect to the concept of literary genres through the use of metaphor as they reflect the way we perceive the world and shape our professional ideas and attitudes. In addition, the study investigates whether there is a difference in perceptions of junior and senior learners in regard to their perceptions of literary genres. It also searches into the difficulties learners claim to experience while reading literary genres.The study consists of 58 first and 43 fourth graders of ELL students of İstanbul University. The data were collected with semi-structured interviews, multiple-choice questionnaires and metaphor elicitation papers The metaphors of literary genres exhibited positive and negative perceptions of the learners. The Ring, Narnia, concentre detergent, veritaserum and pomegranate are some of the unique positive metaphors of the learners. Some metaphors seem to be negative such as Pandora?s box, dark hole, ivy and labyrinth. KEY WORDS: 1. Perception of Literature 2. Literary Genres 3. Metaphorical Perceptions 4. Conceptual Metaphors
The perceptions of students and teachers about the benefits of and bariers to techonology aided EFL
In this study the viewpoints and feelings of EFL students and EFL teachers on the benefits of and barriers to technology aided English as a foreign language (TAEFL) were examined. This study was conducted at Salahaddin University - College of Languages - Department of English Language in Erbil, in the North of Iraq. The purpose of the study was to understand the attitudes of EFL students and teachers who use technology for educational purposes towards the use of technology in the process of English language learning and teaching. In addition, the study aimed to find out the participants EFL students and teachers frequency of technology use. Finally, the study examined the barriers that the EFL students and teachers encounter while using technology. The questionnaires and interviews were administered in order to collect the data. The first questionnaire was administered to 130 EFL students at Salahaddin University - College of Languages - Department of English Language who were first, second, third and fourth year students. The second questionnaire was administered to 50 EFL teachers at Salahaddin University - College of Languages - Department of English Language who were PhD, MA students. Furthermore, in order to get more information, ten EFL students and ten EFL teachers were interviewed in this study. The findings of this study indicated that in spite of having positive attitudes towards integration of technology in EFL, the participants of EFL students and teachers did not use technology in their English language too much. In addition, the use of technology is not too much due to several barriers. Deficiencies and constraints of technological instruments, financial supports, lack of time, lack of information about how to use various types of technological equipment and programs, and lack of effective training courses are the challenges that discourage and prevent the participants EFL students and teachers from utilizing and integrating technology into their English language learning and teaching process. Finally, this study presented several pedagogical suggestions such as providing sufficient funds for technological instruments and training courses in order to increase technology integration in EFL. KEY WORDS: Technology Aided English As A Foreign Language (TAEFL). Attitudes towards TAEFL. Benefits of and Barriers to TAEFL. Frequency of Using Technology.
12.sınıf öğrencilerinde algılanan anne-baba tutumları ile benlik saygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı farklı iki lise türünde 12. sınıf öğrencilerinde benlik saygısı ve algılanan anne baba tutumları arasındaki ilişkinin bazı değişkenler açısından incelenmesidir. Araştırmanın çalışma evrenini 2014-2015 Eğitim-Öğretim yılında İstanbul İli Başakşehir İlçesinde bulunan üç genel lisede toplam 297 öğrenciyle yapılmıştır. Araştırmanın verileri "Offer Benlik Saygısı" ölçeği ile "Anne-Baba Tutum" ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde Pearson momentler çarpımı, bağımsız örneklemler t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve çoklu karşılaştırmalar için ise Tukey HSD testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; öğrencilerin algıladıkları anne-baba tutum genel puanı ile benlik saygısı genel ve alt ölçeklerinden olan duygusal düzey, beden imgesi, sosyal ilişkiler, çevre uyumu, aile ilişkileri, başetme gücü, cinsel tutumlar, dürtü kontrolü, ruh sağlığı ve bireysel değerler puanları arasında anlamlı ilişkilerin olmadığı görülmüştür. Buna karşılık sadece algılanan anne-baba tutum genel puanı ile alt ölçeklerinden olan meslek ve eğitim puanı arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: Benlik Saygısı, Anne-baba tutumları, Ergenlik
Lisans ve yüksek lisans öğrencilerinin ideal liderlik algılamaları ve buna yönelik bir uygulama
Dünyanın kuruluşundan beri yönetim konusu her zaman gündemde olmuştur. Çünkü toplu yaşama süreci başlayınca yöneten ve yönetilen konusu önem kazanmaya başlamıştır. Yöneten yönetilen sürecinin en önemli yanı yöneten boyutudur. Grup ya da toplumların varlıklarını devam ettirmelerinde yönetenlerin rolü çok büyüktür. Yönetenlerden en önemli görev de liderlere düşmektedir. Çünkü liderler, grup ve toplumlar içindeki birlik, beraberlik, dayanışma, hak ve hukuku tesis eden kimlerdir. Bu temel öğeler, grup ve toplumların güçlü olmalarını sağlayan temel taşlardır. Bu temel taşları yerinde ve zamanında en iyi uyumlu hale getiren liderlerdir. Kısaca liderlik, grup ve toplum hayatının varlık nedenidir. Bu çalışmayı bir vakıf üniversitesinin işletme bölümü lisans ve işletme yönetimi yüksek lisans bölümünde okuyan öğrencilerine anket uygulayarak yaptık. İşletme bölümü öğrencilerini tercih etmemizin nedeni, bu öğrencilerin liderlik konusunu kapsayan dersleri almalarıdır. Amaç lisans ve yüksek lisans öğrencilerinin ideal liderlik algılamalarını belirlemektir. İşletme bölümü lisans ve işletme yönetimi yüksek lisans bölümünde okuyan öğrencilerin ideal liderlik algılamalarını belirlemek amacıyla Araştırma verileri Kouzes ve Posner (2003) tarafından geliştirilen "liderlik Uygulamaları Envanteri (leadership Practices Inventory-LPI)" kullanılarak toplanmıştır. Kullanılan ölçek iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümü bilgi formu, ikinci bölümü liderlik uygulamaları ölçeği (30 sorudan) oluşturmaktadır. Liderlik uygulamaları ölçeği beş alt kategoriden oluşmaktadır. Bu kategoriler şunlardır: Model olma kategorisi, paylaşılan vizyon oluşturma, risk alma, tanıma ve taktir etme, takım çalışması oluşturma. Bu tezde 2015-2016 döneminde işletme bölümü son sınıfında ve işletme yönetimi yüksek lisans bölümünde okuyan öğrencilerin ideal liderlik algılamaları araştırılmıştır. Araştırmada anket, işletme son sınıfta okuyan (232 öğrenci) ve işletme yönetimi anabilim dalında yüksek lisans yapan (92 öğrenci) tüm öğrencilere uygulanmıştır. Toplam 324 öğrenciden veriler elde edilmiştir.
İlköğretim dördüncü ve beşinci sınıf öğrencilerinin algıladıkları ebeveyn kabul - red düzeyleri ile empatik eğilim düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu arastırmada; ilkögretim dördüncü ve besinci sınıfa devam edenögrencilerin algıladıkları ebeveyn kabul-red düzeyleri ile empatik egilim düzeyleriarasındaki iliski ögrencilerin cinsiyet, devam ettikleri okul, sınıf, kardes sayıları,akademik basarıları, anne babanın ögrenim durumları, gelir düzeyleridegiskenlerine göre incelenmistir.Arastırma grubunu 2011-2012 egitim-ögretim yılında, stanbul li AvrupaYakası Küçükçekmece lçesindeki; Mustafa Kemal Pasa lkögretim Okulu veSultan Murat lkögretim Okuluna devam eden, her okuldan dördüncü ve besincisınıfların her birinden 250 kız, 243 erkek olmak üzere toplam 493 ögrenciolusturmaktadır.Arastırmada Kisisel Bilgi Formu, KA-S Empatik Egilim Ölçegi (Kaya,Siyez, 2010) ve Çocuk/ Ergen Kabul- Red Ölçegi Kısa Form (Rohner, 2005)kullanılmıstır.
Ortaokul 6.7.8. sınıf öğrencilerinin okul tükenmişliklerinin yaşam doyumları ve benlik kurgusu algıları açısından incelenmesi
Bu çalışma, ortaokul 6.7.8. sınıf öğrencilerinin okul tükenmişliklerinin yaşam doyumları ve benlik kurguları açısından incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubunu İstanbul'un Esenyurt ilçesindeki 3 devlet okulu ve 1 özel okulda öğrenimlerine 6.7 ve 8. sınıfta devam eden (12-15 yaşları arasındaki) 230 kız (%45,5) ve 276 erkek (%54,5) olmak üzere 506 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma da Aypay (2011) tarafından ilköğretim 2. Kademe öğrencileri için geliştirilen okul tükenmişliği ölçeği, Huebner (1994) tarafından geliştirilen ve Türkçe uyarlaması Çivitçi (2007) tarafından yapılan çok boyutlu öğrenci yaşam doyumu ölçeği ve Kağıtçıbaşı (2007) tarafından geliştirilen Özdemir ve Çok ( 2011) tarafından lise öğrencilerine uyarlanan ailede özerk ilişkisel benlik ölçeği kullanılmıştır. Hipotezlerin test edilmesinde, anova, t testi, sheffe testi, faktör analizi ve regresyon analizi kullanılmıştır. Analizlerde SPSS (Sosyal Bilimler İçin İstatistik Paket Programı) 20.0 kullanılmıştır. Öğrencilerin tükenmişlikleri ile yaşam doyumları ve yakın ilişkisellik benlik kurgusu arasında negatif bir ilişki olduğu aynı zamanda yakın ilişkisel benlik kurgusu ile genel yaşam doyumu arasında pozitif bir ilişki olduğu yapılan regresyon analizi sonucunda bulunmuştur. Öğrencilerin okul tükenmişlikleri, yaşam doyumları ve benlik kurgularının bazı demografik değişkenlere (cinsiyet,sınıf düzeyleri, okul türleri,dershaneye gitmeleri, cep telefonu ve internete sahip olmaları) göre farklılaştığı da bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: Okul Tükenmişliği, Yaşam Doyumu, Benlik kurgusu, Özerk Benlik, İlişkisel Benlik,Özerk İlişkisel Benlik
Ortaokul 6.7.8. sınıf öğrencilerinin algılanan ebeveyn tutumları ile sosyal duygusal öğrenme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada, ortaokul 6.7.8. sınıf öğrencilerinin algılanan anne baba tutumları ile sosyal duygusal öğrenme becerileri arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubunu İstanbul'un Esenyurt ilçesindeki 1 devlet okulu ve Büyükçekmece'de 1 özel okulda öğrenimlerine 6,7 ve 8. sınıfta devam eden (12-15 yaşları arasındaki) 130(%47,1) kız ve 146 erkek(%52,9) olmak üzere 276 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada Kabakçı (2006) tarafından İlköğretim 2. Kademe Öğrencileri için geliştirilen Sosyal Duygusal Öğrenme Becerileri Ölçeği (SDÖB), Seher A. Sevim tarafından Türk kültürüne uyarlanan Leuven Algılanan Ana Babalık Ölçeği (LAAÖ) ve araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Veriler; SPSS 20.0 paket programından analiz edilmiş ve araştırma verilerinin analizinde değişkenlere bağlı olarak, ANOVA, bağımsız t testi, tukey testi ve Spearman korelasyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırmanın sonucunda öğrencilerin Anne-Baba tutumlarına ilişkin algıları ile Sosyal Duygusal Öğrenme Becerileri arasında pozitif yönde ve istatistik bakımdan anlamlılık düzeyine ulaşan ilişkiler tespit edilmiştir. Demografik değişkenlerden cinsiyete göre; sosyal ve duygusal öğrenme becerileri alt boyutlarından iletişim becerisi ve problem çözme becerileri açısından; yine cinsiyete göre anne/baba tutumlarından anne/baba davranışsal denetim açısından farklılık bulunmuştur. Anne eğitim durumuna göre, sosyal duygusal öğrenme becerileri dört alt boyutundan sadece iletişim becerileri alt boyutunda bir farklılık bulunmuştur. Yaşa göre sosyal duygusal öğrenme becerileri karşılaştırıldığında sadece stresle başa çıkma becerileri alt boyutunda anlamlı bir farklılık görülmüştür. Araştırmadan elde edilen bulguların ayrıntıları ele alınmış ve yorumu yapılmıştır. Bu doğrultuda ilerideki uygulama ve araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Sözcükler: Sosyal duygusal beceriler, Anne-baba tutumu
Determining global food security perceptions of agriculture faculty students: A case of Isparta University of Applied Sciences
The study aimed at determining the global food security perceptions of students in the faculty of agriculture and their suggestions for reducing food insecurity, improving food safety, and building sustainable food systems. The students' degree of agreement establishing their knowledge level was determined by the Likert scale. The Cronbach's alpha α was 0.817, and the Kaiser-Meyer-Olkin test was 0.822 indicating the sample size was sufficient for factor analysis. The Bartlett Test of Sphericity was 691.226 with a significance level of p<0.001, indicating a substantial and adequate number of correlations between the variables. The 7 factors extracted using the Eigenvalue explained 73.68% of the total variance; food security, food systems, effects of the COVID-19 pandemic, climate change, food loss and waste, international organizations, and food safety. The study reported that more than 70% of the students were aware of the 7 factors. More than 80% of the students indicated that high production costs, poverty, low income, food loss and waste, and low earnings for farmers were significant threats. The students recommended agricultural diversification, increasing mechanization, incentives to lower food prices, the use of certified seeds, and better policies. The study recommended the creation of more awareness among students regarding career selection, encouraging students to follow global events relating to the agricultural sector, more emphasis on the importance of creating sustainable food systems among students, creating more awareness of threats posed by climate change, and encouraging students to be ambassadors against food loss and waste.
Üniversite öğrencilerinin geriye dönük olarak algılamış oldukları anne-babaya bağlanma örüntüsünün psikolojik dayanıklılık ve stresle başa çıkma tarzları üzerindeki etkisi
Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinin geriye dönük olarak algılamış oldukları anne-babaya bağlanma örüntüsünün psikolojik dayanıklılık ve stresle başa çıkma tarzları üzerindeki ilişkiyi incelemektir. Çalışmanın örneklemi Haliç Üniversitesi'nde lisans düzeyinde eğitim gören 367 (190 kadın, 177 erkek) öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma kapsamında kişisel (sosyodemografik) bilgi formu, Ana – Babaya Bağlanma Ölçeği (ABBÖ), Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği (YPDÖ) ve Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği (SBÇTÖ) kullanılmıştır. Kadın katılımcıların ABBÖ puanları erkelere oranla daha yüksek saptanmıştır. Anne ve babanın eğitim düzeyi arttıkça katılımcılar ebeveynlerini daha çok ilgi/kontrolcü olarak algılamaktadır. Katılımcılar tarafından algılanan anne ve babanın çocuk yetiştirme tutumu demokratik bir yaklaşım olması ile anne ve babaya bağlanma ilgi boyutu arasında pozitif yönlü ilişki bulunmaktadır. Katılımcıların ABBÖ puanları ile YPDÖ alt ölçek ve SBÇTÖ alt ölçek puanları arasında pozitif yönde bir ilişki saptanmıştır. Katılımcıların YPDÖ puanları ile SBÇTÖ alt ölçek puanları arasında da pozitif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Sonuç olarak yapılan regresyon analizlerine göre üniversite öğrencilerinde geriye dönük olarak algılamış oldukları anne-babaya bağlanma örüntüsünün psikolojik dayanıklılık ve stresle başa çıkma tarzlarını anlamlı düzeyde pozitif yönlü yordamaktadır.
Turizm öğrencilerinin Avrupa Birliğine yönelik algısı: Atatürk Üniversitesi Turizm Fakültesi örneği
Turizm öğrencilerinin Atatürk Üniversitesi Turizm Fakültesi özelinde, Avrupa Birliği (AB)'ne yönelik tutumlarının araştırıldığı bu çalışmada, örneklem olarak alınan kişilerin yaş, cinsiyet ve gelir durumları gibi demografik özellikleriyle, AB'yi desteklemelerinin veya desteklememelerinin nedenleri farklı değişkenlerle ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu tez çalışması üç ana bölümden oluşmaktadır. Tez çalışmasının ilk bölümünde, problemin tanımı, tezin nedenselliği, önemi, kapsamı, planı ve araştırma soruları, açıklanmıştır. İkinci bölümde ise genel hatları ile Avrupa Birliği ve algısı, Avrupa Birliği'nin eğitim ve turizm boyutu ve daha önce yapılan çalışmalar açıklanmıştır. Üçüncü bölümde ise araştırmanın amacı, yöntemi, kapsam ve sınırlılıkları, elde edilen bulgular tablolar şeklinde yorumlanmıştır. Sonuç bölümünde ise araştırmanın sonuçları ve birtakım öneriler sunulmuştur. Çalışma Pozitivist Metodoloji yöntemi ile ve anket tekniği ile yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre Atatürk Üniversitesi Turizm Fakültesi öğrencilerinin büyük oranda AB üyelik sürecini desteklemedikleri ortaya çıkmıştır.
Devlet ve vakıf üniversitelerinde hizmet kalitesi, öğrenci memnuniyeti, imaj, sadakat ve tavsiye etme arasındaki ilişkinin incelenmesi
Hizmet sektörü sürekli gelişme göstermektedir. Eğitim sektörü de tüm hizmet sektörleri içinde büyük bir öneme sahiptir. Eğitime verilen bu önem, eğitimde kaliteyi de öne çıkarmaktadır. Bundan dolayı eğitimde hizmet kalitesini ölçmek gerekli hale gelmiştir.Hizmet kalitesini yükseltmek ve almış oldukları hizmetten tatmin olmuş öğrenciler yaratmak yükseköğretim kurumlarının başlıca hedefi olmalıdır. Bu hedef doğrultusunda bu çalışmada hizmet kalitesini ve öğrenci memnuniyetini ölçmek hedeflenmiştir.Bu çalışmanın amacı yükseköğretimde algılanan hizmet kalitesini ve öğrencilerin memnuniyetini ölçmektir. Bu amaçla hizmet kalitesini ölçmek için geliştirilen SERVQUAL, SERVPERF ve özellikle eğitimde hizmet kalitesini ölçmek için geliştirilmiş olan HEDPERF ölçekleri incelenip bu ölçeklerden elde edilen sorulardan bir anket oluşturulmuştur. Bunun yanında memnuniyet, imaj, tavsiye ve sadakat ile ilgili sorular da yer almıştır. Ayrıca Öğrencilerin eğitim hizmet kalitesine ilişkin görüşleri cinsiyet, bölüm, sınıf, ailenin eğitim durumu ve aile aylık geliri gibi demografik değişkenlere göre değerlendirilmiştir. Bu anket 200 adet Ege Üniversitesi, 200 adet Uşak Üniversitesi ve 200 adet Yaşar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencilerine toplam 600 anket uygulanmıştır. Devlet-Vakıf üniversitesi karşılaştırmalı olarak değerlendirilecek bu anket çalışması 7'li Likert (1 ?Kesinlikle Katılmıyorum?, 7 ?Kesinlikle Katılıyorum?) ölçeği üzerinden analize tabi tutulmuştur. Daha sonra bu anketler SPSS 18 programında analiz edilip yorumlanmıştır.Araştırma bulguları üniversite tarafından sunulan hizmetlerin öğrenciler tarafından nasıl algılandığını ve bu algılara göre öğrencilerin memnuniyet düzeylerini devlet-vakıf üniversitesi olarak değerlendirmektedir. Ayrıca öğrencilerin memnuniyet düzeyleri yanında tavsiye, sadakat ve imaj üzerindeki etkilerini de kapsamaktadır.Araştırma sonuçları vakıf üniversitesinde öğrenim gören öğrencilerin memnuniyet düzeyinin devlet üniversitesinde öğrenim gören öğrencilerden fazla olduğunu göstermiştir. Dolayısıyla memnuniyetin tavsiye ve sadakati de aynı yönde etkilediği sonucuna varılmıştır.
Öğrencilerin algılarına göre üniversite tercihinde sosyal medyanın yeri
Bu çalışmanın amacı internet ve sosyal medya kullanımının üniversite tercihleri ile ilişkisini ortaya koymaktır. Çalışmanın kuramsal bölümünde; internet ve sosyal medya ile ilgili literatür taraması yapılmıştır. İnternetin tarihçesine ve sosyal medyanın gelişim süreçlerine değinilmiş ve sonrasında sosyal medya araçlarının neler olduğu aktarılmıştır. Analiz bölümünde ise; sosyal medyanın üniversite tercihlerine olan etkisini belirlemek amacıyla araştırmacılar tarafından hazırlanmış olan Sosyal Medya Kullanım Ölçeği, üniversite öğrencileri tarafından cevaplandırılmıştır. Yükseköğretim öğrencilerinin internet ve sosyal medya kullanım alışkanlıklarının nasıl olduğu, sosyal medya kullanım düzeyleri ile sosyo-demografik değişkenler arasındaki ilişkiler araştırılmıştır. Tarama modelindeki araştırmanın evrenini 2014 – 2015 öğretim yılında Uşak Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğrenim gören 576 birinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Basit tesadüfi örnekleme yoluyla 300 öğrenci örneklem olarak alınmıştır. Dağıtılan 300 ölçekten 273'ü geri dönmüş, araştırmacı tarafından incelemeler sonucunda 251 anket kullanılabilir olarak belirlenmiştir ve araştırmaya dahil edilmiştir.251 lisans öğrencisinin verdiği cevaplar sonucunda ortaya çıkan veriler SPSS 17.0 paket programı yardımıyla analiz edilmiştir. Bulguların analizinde frekans ve yüzde dağılımları kullanılmış, ayrıca gruplar arası farkı belirlemede bağımsız gruplar t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Öğrencilerin üniversite tercih sürecinde internet ve sosyal medya araçlarından etkilendikleri sonucuna ulaşılmıştır.
Sokratik sorgulama yöntemi ile sorumluluk değerinin öğretimi
İlkokul 1-3 sınıflar hayat bilgisi dersi öğretim programında ve 4-8 sınıflar sosyal bilgiler dersi öğretim programında öğrencilere kazandırılmak istenen sorumluluk değerinin altıncı sınıf öğrencileri tarafından nasıl algılandığı, öğrencilerde görülen sorumluluk türlerini belirlemek ve sorgulayarak bu değeri kalıcı hale getirmek bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırma, nitel ve nicel verilerin ayni anda toplandığı karma yöntemle yapılmıştır. Araştırma verileri Ankara il merkezinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir ortaokulda 75 öğrenci ile yapılmıştır. Bu araştırma kapsamında görüşme, gözlem, yarı deneysel desen uygulaması yapılmış, veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu, odak grup görüşmeleri, zihin haritası, metin yazma çalışması, resim çizme çalışması ve video kayıtları kullanılmıştır. Verilerin analizinde ise içerik analizi ve betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonunda öğrenciler sorumluluğu kendilerine başkaları tarafından (anne, baba, büyükler) verilen görevler olarak belirtmişlerdir. Yapılan odak grup görüşmelerinden sonra kendilerine verilen görev değil de yapmamız gereken işler olarak ifade etmişlerdir. Öğrencilerde görülen sorumluluk türleri yedi farklı boyutta toplanmıştır. Bu boyutlar; aileye karşı sorumluluklar, kişisel akademik sorumluluklar, kişisel sağlıklı olmak ile ilgili sorumluluklar, kişiler arası sorumluluklar, doğal çevreye karşı sorumluluklar, dini sorumluluklar, kamusal sorumluluklar. Uygulama öncesi, uygulama sonrası ve kalıcılık ile ilgili veriler incelendiğinde yaşantı oluşturularak sokratik sorgulamanın yapıldığı deney grubunun kişiler arası sorumluluk, çevreye karşı sorumluluk ve kamusal sorumluluklarının kontrol grubuna ve yalınız sokratik sorgulamanın yapıldığı gruba göre daha fazla gelişmiş olduğu gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal bilgiler, değer, değer eğitimi, sokratik sorgulama, sorumluluk.
İlköğretim 7. sınıf öğrencilerinin sosyal bilgiler dersine ilişkin algılarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı 7. sınıf öğrencilerinin sosyal bilgiler dersine ilişkin algılarını ortaya çıkarmaktır. Bu amaç doğrultusunda bir kavram ve ders olarak sosyal bilgilerin öğrenciler için ne ifade ettiği, hangi anlamlara geldiği tespit edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca öğrencilerin sosyal bilgiler dersinin içerdiği konuları günlük yaşamla ve kendi yaşantılarıyla nasıl ilişkilendikleri; öğretmenlerinin tutumları ile derste kullandıkları öğretim araç, yöntem ve tekniklerin onların sosyal bilgilerle ilgili bakış ve anlayışlarını nasıl etkilediği de belirlenmeye çalışılmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim deseninin kullanıldığı bu araştırma, 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Uşak il merkezi ve Eşme ilçe merkezindeki dört ortaokulda öğrenim gören toplam 15, 7. sınıf öğrencisinin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak görüşme tekniği kullanılmıştır. Elde edilen bulgular ise içerik analizi ve betimselanaliz yöntemi ile analiz edilmiştir.Araştırma sonucunda bir kavram olarak sosyal bilgilerin öğrencilerin zihnindeözellikle derste gördükleri konu alanlarını çağrıştırdığı belirlenmiştir. Öğrencilerin sosyal bilgiler kavramına yönelik algılarının oluşmasında derste karşılaştıkları konuların etkili olduğu görülmüştür. Bunun yanı sıra öğrencilerin sosyal bilgileri algılayıp anlamlandırmalarında dersin içerdiği konuları gerçek yaşamla ve kendi günlük yaşantılarıyla ilişkilendirmelerinin ve dersin işleniş süreci ile ilgili deneyim ve görüşleri doğrultusunda oluşan derse yönelik ilgilerinin önemli bir yere sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Öğrencilerin sosyal bilgilere duydukları ilginin anlamlandırılmasında özellikle öğretmenin kişiliği ile öğretim tarzının ve ders içeriğinin yoğun olmasının etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca öğrencilerin sosyal bilgiler ile ilgili yaşantılarının program içeriğinde bulunması gereken konulara dair görüşlerinin oluşmasında belirleyici olduğu da tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal bilgiler dersi, Sosyal bilgiler algısı, Ortaokul öğrencileri, Fenomenoloji
Ortaöğretim öğrencilerinin okul güvenliğine ilişkin algı düzeyleri (Bilecik ili örneği)
Bu araştırma,ortaöğretim öğrencilerinin okul güvenliğine ilişkin görüşlerinin öğrenilmesi amacıyla yapılmıştır.Araştırmanın alt amaçları olarak ortaöğretim öğrencilerinin okul güvenliğine ilişkin algı düzeylerinin öğrencinin cinsiyetine,okul türüne,gelir durumuna,barınma türüne ve sınıf seviyesine göre anlamlı bir şekilde farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Yapılan bu araştırma ortaöğretim öğrencilerinin okul güvenliğine ilişkin algılarına dayalı olarak ortaöğretim okullarının ne düzeyde güvenli olduklarını belirleyebilmek için; düzeyine göre uygulama, çevresine göre saha, yöntemine göre ise betimsel bir araştırma olarak nitelendirilebilir. Tarama modelindeki araştırmanın çalışma evrenini, Bilecik İl merkezindeki özel ve resmi örgün ortaöğretim öğrencileri oluşturmuş, örneklem ise sekiz resmi ortaöğretim okullarındaki gruplardan seçilmiştir.Öğrencilerin devam ettikleri okulları ile ilgili güvenlik algılarını öğrenmek için 30 maddelik 5'li likert ölçeği uygulanmış, elde edilen bulguların veri analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri kullanılmıştır. Öğrenci görüşlerinin cinsiyete, okulitürüne, gelir durumuna, barınma durumuna ve öğrencinin sınıf seviyesine göre muhtemel anlamlı farklılaşmaları için ise bağımsız gruplarda T-testi uygulamasına gidilmiştir. Araştırma sonuçlarına genel olarak baktığımızda öğrencilerin en fazla sekizinci anket maddesine katılım gösterdikleri "Derslerden önce ve teneffüslerde okul bahçesindeyken kendimi güvende hissederim" en az katılım gösterdikleri ise on ikinci anket maddesi "Okula gelirken ya da okuldan dönerken birilerinin paramı ya da eşyalarımı zorla alacağından korkuyorum."olduğu görülmektedir.Ortaöğretim öğrencilerimizin birçoğunun kendilerini okul bahçesinde ve okula gelirken ve okuldan dönerken güvende hissettiklerini söyleyebiliriz.Araştırma sonuçları cinsiyet değişkenine göre değerlendirildiğinde anket maddelerine erkek öğrencilerin daha fazla katılım gösterdikleri,sınıf düzeyine göre değerlendirildiğinde 9.sınıf öğrencilerinin daha fazla katılım gösterdiklerini,barınma durumuna göre ailesi ile birlikte kalan öğrencilerin algı düzeylerinin daha fazla olduğu,aile gelir durumuna göre ise alt gelir seviyesindeki ailelerin çocuklarının anket maddelerine daha fazla katılım gösterdikleri görülmüştür.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki siyasi parti liderlerinin algılanan imajı: İzmir'deki devlet üniversitelerine yönelik bir araştırma
Demokratik sistemin bir unsuru olan siyasi partilerde seçmen tercihlerinde en önemli unsurun lider imajı olduğu kabul edilmektedir. Bu çalışmada siyasi parti liderlerinin algılanan imajı devlet üniversitesi öğrencileri örneklemiyle incelenmiştir. Uygulama aşamasında İzmir devlet üniversitelerinde öğrenim gören 400 öğrenciye anket uygulanmış, elde edilen veriler SPSS programına girilmiştir. Analizlerde katılımcıların sosyo-demografik özellikleri ve siyasi eğilimlerine ilişkin frekans dağılımları alınmış, Bağımsız Örneklemler T-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve ölçekler arası korelasyon analizleri uygulanmıştır. Bu çalışmanın temel amacı; üniversite öğrencilerinin siyasi parti liderlerinin imajına ilişkin algılarını etkileyen faktörleri değerlendirmektir. Araştırma bulgularına göre siyasi liderin liderlik imajı değerlendirilirken yöneticilik ile ilgili yeterli bilgi ve beceriye sahip olması, hitabet yeteneği, söyledikleri ile yaptıklarının çelişmemesi, tecrübeli liderlik vasıflarına sahip olması, parti teşkilatıyla ilişkisinin iyi olmasına önem verildiği sonuçları elde edilmiştir. Araştırmada ayrıca siyasi parti liderlerinin algılanan imajının katılımcıların cinsiyeti haricindeki demografik özelliklerine göre anlamlı düzeyde farklı algılandığı sonuçları elde edilmiştir.
Matematikte üstün yetenekli ortaokul öğrencilerinin matematik öğretmenlerine ilişkin algılarının incelenmesi
Matematikte üstün yetenekli öğrenciler, akranlarından ilgi, anlama derinliği ve öğrenme hızı bakımından farklı olup matematik alanında ustalık düzeyinde performans gösterirler. Sahip oldukları bu potansiyelin açığa çıkmasında ve geliştirilebilmesinde matematik öğretmenleri büyük önem arz etmektedir. Bu araştırmada, matematikte üstün yetenekli olan yedinci ve sekizinci sınıf ortaokul öğrencilerinin matematik öğretmenlerine ilişkin algılarının tanımlaması ve açıklanması amaçlanmıştır. Fenomenoloji desenindeki bu araştırmaya Türkiye'nin orta ölçekli bir ilindeki devlet okullarının yedinci ve sekizinci sınıflarında öğrenim gören, matematikte üstün yetenekli olarak tanımlanmış gönüllü 15 öğrenci dâhil edilmiştir. Katılımcıların belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt ve kolay ulaşılabilir durum örneklemesi yöntemleri birlikte kullanılmıştır. Araştırmada veriler yarı yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla elde edilmiştir. Bu görüşmeler neticesinde yapılan içerik analizi aracılığıyla katılımcıların matematik öğretmenlerinin öğretim hedeflerine, rutinlerine ve kendilerine yaklaşımlarına ilişkin algıları ve beklentileri tanımlanmaya çalışılmıştır. Araştırma sonucunda matematikte üstün yetenekli olan katılımcı ortaokul öğrencilerinin matematik öğretmenlerine yönelik bir dizi olumsuz algıya ve beklentiye (sınav başarısına önem verme, öğretmen merkezli öğretim yöntemleri kullanma, öğrenciler arasında ayrımcı davranışlar sergileme, kaba davranma vd.) sahip oldukları tespit edilmiştir. Bu olumsuz algıların ve beklentilerin nedenleri tartışılmış ve giderilmesine yönelik öneriler paylaşılmıştır.
Ortaokul öğrencilerinin fen öğrenmeye yönelik motivasyonlarını ve yaşam boyu öğrenmeye yönelik algılarını etkileyen değişkenlerin belirlenmesi
Fen öğrenmeye yönelik motivasyon ve yaşam boyu öğrenme kavramları öğrencilerin hem örgün öğretim dönemlerinde hem de günlük hayatlarında karşılaşabilecekleri pek çok sorunun çözümü ve eğitim süreçlerindeki başarıları için önemli bir role sahiptir. Fen öğretimini etkili ve verimli bir şekilde gerçekleştiren toplumların bireysel ve toplumsal refaha erişme konusunda önemli bir eşiği aşacaklarını söylemek mümkündür. Yaşam boyu öğrenme felsefesi de bireyleri hayatlarının her döneminde zaman ve mekandan bağımsız olarak öğrenme halini devam ettirmeye yönlendiren yapısı ile öğretim süreçlerinin başarıya ulaşması ve bireysel gelişimin devam etmesi açısından çok önemlidir. Bu bilgilerin ışığında gerçekleştirilen bu çalışmada ortaokul öğrencilerinin fen öğrenmeye yönelik motivasyonlarını ve yaşam boyu öğrenmeye yönelik algılarını etkileyen faktörlerin incelenmesi ve bu değişkenler arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Araştırma 2021-2022 öğretim yılında Uşak ilinde 5 farklı ortaokulda öğrenim görmekte olan 715 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre öğrencilerin cinsiyetlerinin fen öğrenmeye yönelik motivasyonları ve yaşam boyu öğrenme becerilerine yönelik algıları üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı, öğrencilerin öğrenim gördükleri sınıf düzeyinin, anne ve babalarının eğitim durumlarının ise anlamlı bir etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin ebeveynlerinin eğitim seviyeleri yükseldikçe hem fen öğrenme motivasyonlarının hem de yaşam boyu öğrenme becerilerinin arttığı görülmüştür. Öğrencilerin sınıf düzeyleri arttığında ise fen öğrenme motivasyonlarının ve yaşam boyu öğrenme becerilerine yönelik algılarının düştüğü sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca çalışmada öğrencilerin fen öğrenmeye yönelik motivasyonları ve yaşam boyu öğrenme becerilerine yönelik algıları arasında orta düzeyde ve olumlu bir ilişkinin olduğu belirlenmiştir.
Gençliğin iman algısı (Şırnak ili örneği)
Modern toplum içerisinde iman ve iman esaslarına bağlılık gençlerin merak duydukları bir konu değil. Fakat eylem ve davranışlarının altında içinde bulundukları topluma ait dini öğeler bulunmaktadır. Dini davranıştan ziyade iman ettikleri esasları ve bunlara bakış açıları farklılıklar gösterebilmekte. Nüfusun büyük bir kısmının gençlerin oluşturduğu ülkemizde gençlere ait inanç yapısını sorgulamamız gerekirdi. Türkiye'nin istatistiksel olarak en genç nüfus oranına sahip şehri Şırnak ilindeki ortaöğretim gençliğinin İslam esaslarına dair bakış açılarını ve iman algılarını bu çalışmada ortaya koymaya çalıştık. Allah'ın varlığı ve gerekliliği, meleklerin varlığına iman, ahiret hayatı, cennet ve cehennnem temel sorularımızı oluşturmakla birlikte gençlerin sorularımıza verdikleri cevaplarla beraber yakın oldukları itikadi görüşlere ait bir çıkarımda da bulunduk. Bu bağlamda gençliğin iman algısı ve özelde Şırnak ili örneği ile Türkiye gençliğinin imani alt yapısı ve algısına bir perspektif sunmaya çalışacağız. Anahtar Kelimeler: Din, inanç, algı, gençlik.