Psikolojik iyi oluş
235 theses under this subject heading
Suriyeli göçmenlerde adil dünya inancı ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkinin incelenmesi: Hatay ili örneği
Göç, bireylerin ait olduğu yerlerden kopmasına ve alışık olmadıkları yeni bir ortamla etkileşime girmesine sebep olmaktadır. Bu etkileşim çok boyutlu olacağı için karşılaşılacak çeşitli sorunları da beraberinde getirebilmektedir. Bu anlamda göçmenler karmaşık bir sorun zincirinin ortasında kalabilmektedir. Bu çalışmanın ele aldığı konu Suriyeli göçmenlerin yaşayacakları psikososyal problemler göz önüne alınarak bu bireylerin adil dünya inancı ve psikolojik iyi oluşları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın örneklemi Hatay ilinin Antakya, Reyhanlı ve Altınözü ilçelerinde yaşayan 18 yaş üstü okuma-yazma bilen 150 Suriyeli göçmenden oluşmaktadır. Araştırmaya katılan Suriyeli göçmenlere Kişisel Bilgi Formu, Adil Dünya İnancı Ölçeği (ADİÖ) ve Psikolojik İyi Oluş Ölçeği (PİOÖ) uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre; elli altı yaş ve üzeri bireylerin genel adil dünya inancı puanların diğer yaş gruplarından daha yüksektir. Eğitim durumlarına göre, lise mezunu olan katılımcıların hem kişisel hem de genel adil dünya inancının diğer eğitim düzeylerine sahip katılımcılara göre daha düşük olduğu saptanmıştır. Katılımcıların medeni durumlarına göre, evli katılımcıların psikolojik iyi oluşlarının bekar ve boşanmış katılımcılara göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Son olarak, Suriyeli göçmenlerin psikolojik iyi oluşları ile kişisel ve genel adil dünya inançları arasında pozitif yönlü yüksek bir ilişki olduğu görülmüştür.
Ergenlerde intihar eğiliminin yordanması: Yaşam nedenleri, psikolojik iyi oluş ve Aleksitimi'nin rolü
Bu araştırmada, ergenlerde intihar eğiliminin yaşam nedenleri, psikolojik iyi oluş ve aleksitimi tarafından yordanıp yordanmadığı; ergenlerin cinsiyetlerine göre intihar eğilimi düzeylerinin (düşük/orta/yüksek) farklılaşıp farklılaşmadığı ve yardım alma ihtiyacı hissedip hissetmemesi (evet/hayır) durumuna göre intihar eğilim puanlarının farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. Bu araştırma betimsel çalışmalardan ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkeni intihar eğilimi, bağımsız değişkenleri ise cinsiyet, yaşam nedenleri, psikolojik iyi oluş ve aleksitimidir. Çalışmanın amacı çerçevesinde birçok çalışma grubundan veri toplanmıştır. Yaşam Nedenleri Ölçeği'nin yapı geçerliğini test edebilmek için lise 1, 2, 3 ve 4'e devam eden 253 ergenden (95 erkek (%37.5), 158 kadın (%62.5)), ölçüt bağıntılı geçerlik için 236 ergenden (87 erkek (%36.9), 149 kadın (%63.1)), test tekrar test güvenirliği için 135 ergenden (80 erkek (%59.2), 55 kadın (%40.8)) veri toplanmıştır. Son olarak ise, çalışmanın araştırma sorulanının cevabına ulaşabilmek için 699 ergenden (260 erkek (%37.6), kadın 439 (%62.8)) veri toplanmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla "İntihar Olasılığı Ölçeği", "Yaşam Nedenleri Ölçeği", "Psikolojik İyi Oluş Ölçeği" ve "Toronto Aleksitimi Ölçeği" kullanılmıştır. Ayrıca "Yaşam Nedenleri Ölçeği" uyarlama çalışmasında ölçüt bağıntılı geçerliğe kanıt sağlayabilmek için "Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği" ve "Beck Umutsuzluk Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 23 ve AMOS programlarından yararlanılmıştır. Öncelikle Yaşam Nedenleri Ölçeği'nin geçerliği için doğrulayıcı faktör analizi ve ölçüt bağıntılı geçerlik çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Ölçeğin güvenirliği için Cronbach alpha iç tutarlık katsayısı ve test tekrar test yöntemlerinden yararlanılmıştır. Ergenlerin cinsiyetlerine göre intihar eğilimi düzeylerinin (düşük/orta/yüksek) farklılaşıp farklılaşmadığını belirleyebilmek için ki-kare analizinden yararlanılmıştır. Yardım alma ihtiyacı hissedip hissetmemesi (evet/hayır) durumuna göre intihar eğilimlerinin farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koyabilmek için bağımsız gruplar için t-Testi ve intihar eğiliminin yaşam nedenleri, psikolojik iyi oluş ve aleksitimi tarafından yordanıp yordanmadığını belirleyebilmek için aşamalı çoklu regresyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırmada hata payı üst sınırı .05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, ilk olarak ergenlerin cinsiyetlerine göre intihar eğilimi düzeyleri anlamlı bir biçimde farklılaşmadığı görülmüştür. İkinci olarak, değişkenler arasındaki ilişkiler incelendiğinde, ergenlerde intihar eğilimi ile yaşam nedenleri arasında genel çalışma grubunda negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Aynı grupta intihar eğilimi ile psikolojik iyi oluş arasında negatif yönde anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. İntihar eğilimi ile aleksitimi arasında ise pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Ayrıca kız ergenlerde intihar eğilimi ile yaşam nedenleri ve intihar eğilimi ile psikolojik iyi oluş arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler görülmüşken, erkek ergenlerde intihar eğilimi ile yaşam nedenleri ve intihar eğilimi ile psikolojik iyi oluş arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler, intihar eğilimi ile aleksitimi arasında ise pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür. Üçüncü olarak ergenlerin intihar olasılıklarının "genel çalışma grubu'nda" psikolojik iyi oluş, yaşam nedenleri ve aleksitimi tarafından yordandığı görülmüşken, "kız ergenlerde" psikolojik iyi oluş ve yaşam nedenlerinin ve "erkek ergenlerde" yaşam nedenleri, psikolojik iyi oluş ve aleksitiminin anlamlı yordayıcılar olduğu görülmüştür. Son olarak ergenlerin psikolojik yardım alma ihtiyacı hissedip hissetmemesine göre intihar eğilimine ilişkin puanları anlamlı biçimde farklılaştığı ve psikolojik yardım ihtiyacı olduğunu belirten ergenlerin intihar eğilimi puanlarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Araştırma çerçevesinde elde edilen bulgular alan yazını ışığında tartışılmış, yorumlanmış ve önerilerde bulunulmuştur.
Tenis antrenörlerinin iyi oluş (WELL-BEING) durumlarının iş bağlılığına etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, Türkiye Tenis Federasyonu (TFF)'na bağlı tenis antrenörlerinin iyi oluş (well-being) durumlarının iş bağlılıkları üzerine etkilerinin incelenmesidir. Bu kapsamda araştırmada; iyi oluş (well-being) ölçeğinin boyutlarını belirlemek amacıyla analizler yapılmış, Türkiye Tenis Federasyonuna (TTF) bağlı tenis antrenörlerinin iyi oluş (well-being) düzeylerinin iş bağlılığı üzerine etkileri belirlenmiş ve bu boyutların antrenörlerin demografik özelliklerine göre farklılaşma durumlarını incelenmiştir. Araştırma kapsamında oluşturulan anket formu internet ortamında tenis antrenörlerine gönderilmiştir. TTF'ye kayıtlı 1208 tenis antrenörünün 308'i bu çalışmaya katılmıştır. Katılımcıların verdikleri yanıtların demografik değişkenlere göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla T-testi ve ANOVA testlerinden yararlanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçme araçlarının, geçerlilik-güvenirlilik analizlerinin yapılması, ölçeklere ilişkin boyutların ortaya konulması için de SPSS 22 ve AMOS 20 paket programları kullanılmış, bu kapsamda açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizlerinden yararlanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda tenis antrenörlerinin iyi oluş durumlarının iş bağlılığı üzerine pozitif etkisinin olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, katılımcıların iyi oluş ve iş bağlılığı algılarının demografik değişkenlere bağlı farklılık göstermediği sonucuna varılmıştır.
Tanrı algısı, dini yönelim biçimleri ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkiler (Lise ve üniversite örneklemi üzerinde karşılaştırmalı bir alan araştırması)
Bu çalışmada lise ve üniversite öğrencilerinin Tanrı algısı, dini yönelim biçimleri ve psikolojik iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişki ve etkileşim incelenmiştir. Bu üç değişkenin bazı sosyo-demografik değişkenlerle olan ilişkisi belirlenmiştir. Çalışma kuramsal çerçeve, alan çalışması ve bulguların yorumlanması olmak üzere üç ana bölümden meydana gelmektedir. Kuramsal bölümde dokümantasyon, alan çalışmasında ise anket tekniği uygulanmıştır. Örneklem, 658 lise ve 997 üniversite öğrencisi olmak üzere 1655 öğrenciden oluşmaktadır. Uygulamada "Tanrı Algısı Ölçeği" (TA), "Yeniden Yapılandırılmış Müslüman Dini Yönelim Ölçeği" (MROS-R) ve "Psikolojik İyi Olma Ölçekleri" (PİOÖ/42) kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiler korelasyon analizi, etkileşim yapısal eşitlik modeli (YEM) temelinde gerçekleştirilen istatistiki analizle belirlenmiştir. Çalışmada Tanrı algısı, dini yönelim biçimleri ve psikolojik iyi oluş ile bazı sosyo-demografik değişkenler arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Olumlu Tanrı algısı ile içsel, dışsal ve katı kuralcı dini yönelim arasında pozitif; sorgulayıcı dini yönelim arasında negatif ilişki tespit edilmiştir. Tanrı algısı ile psikolojik iyi oluş arasında ve dini yönelim biçimleri ile psikolojik iyi oluş arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür. YEM analizinde önerilen sekiz hipotetik modelden sadece üniversite örneklemine ait Tanrı algısı, dışsal dini yönelim, psikolojik iyi oluş modeli bütünüyle geçerli ve anlamlı bulunmuştur. Önerilen diğer yedi modelde Tanrı algısından dini yönelim biçimlerine giden ve anlamlı olan yollar olduğu tespit edilmiştir. Ancak bu yedi modelin bir bütün olarak geçerli ve anlamlı olmadığı görülmüştür. Lise ve üniversite örneklemlerinden elde edilen bulgular karşılaştırılmış ve bazı anlamlı farklılıkların olduğu tespit edilmiştir.
Duygusal emek ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide psikolojik iyi olma halinin aracılık rolü: Bir alan araştırması
Bu çalışmanın amacı duygusal emek ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide psikolojik iyi oluş halinin aracılık rolünün incelenmesidir. Bu kapsamda çalışmada önerilen ilişkiler için 3 model oluşturulmuştur. İlk modelde duygusal emeğin alt boyutu olan yüzeysel davranışın işten ayrılma niyeti ile ilişkisinde psikolojik iyi oluş halinin aracılık etkisi incelenmiştir. İkinci olarak duygusal emeğin derinlemesine davranış boyutu ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide psikolojik iyi oluş halinin aracılık rolü incelenmiştir ve son olarak duygusal emeğin alt boyutu olan samimi davranış ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide psikolojik iyi oluş halinin aracılık rolü incelenmiştir. Çalışmanın verisi Çorum ilinde çalışan 250 satış danışmanından toplanmıştır. Analiz sonuçları incelendiğinde duygusal emeğin alt boyutlarından sadece samimi davranış ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide psikolojik iyi oluş halinin aracılık rolü olduğu tespit edilmiştir; samimi davranışın psikolojik iyi oluş halini arttırdığı, artan psikolojik iyi oluş halinin işten ayrılma niyetini azalttığı sonucu bulunmuştur. Çalışmanın sonunda ise ulaşılan sonuçlara göre hem gelecekteki çalışmalar hem de yönetimdeki uygulamalar için önerilerde bulunulmuştur.
Özel eğitime ihtiyaç duyan çocukları olan ailelerin psikolojik dayanıklılık ve psikolojik iyi olma düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı özel eğitime ihtiyaç duyan çocukları olan ailelerin psikolojik dayanıklık ve psikolojik iyi olma düzeylerinin incelenmesidir. Bu amaçla araştırma Bursa' da bulunan yüksek, orta ve düşük sosyo-ekonomik düzeydeki öğrencileri temsil edecek şekilde belirlenen 9 Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezlerinde eğitim gören öğrencilerin ailelerinden oluşmaktadır. Araştırmaya katılan 300 katılımcıdan 156'sı kadın (%52) ve 144'ü (%48) erkektir. Verilerin toplanmasında Psikolojik Dayanıklık Ölçeği (PDÖ), Psikolojik İyi Oluş Ölçeği (PİOÖ) ve araştırmacı tarafından oluşturulan Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçme araçları için Cronbach Alfa değerleri hesaplanmış ve ölçeklerin güvenilir oldukları tespit edilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde çeşitli istatistiksel metotlar kullanılmıştır. Normal dağılım göstermeyen ölçekler arası ilişkileri saptamak için Spearman Brown sıra farkları Korelasyon analizi kullanılmıştır. Normal dağılım göstermediği için nonparametrik testlerden ikili grupların karşılaştırılmasında Mann Whitney U testi, ikiden fazla gruplarda ise Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Araştırmada, özel eğitime ihtiyaç duyan çocuğa sahip ailelerin psikolojik dayanıklık ve psikolojik iyi oluş düzeyleri arasında istatistiksel olarak pozitif yönde ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r= .720, p<.01). Ailelerin PDÖ ve PİOÖ düzeyleri; cinsiyet, medeni durum, yaşam yeri, çocuğun engel düzeyi ve rahatsızlık durumlarına yönelik farklılık göstermemiştir. Ailelerin PDÖ ve PİOÖ düzeyleri eğitim durumlarına, gelir memnuniyet düzeyine, çocuğun özel eğitime ihtiyaç durumuna, özel eğitime geç kaldığını düşünme durumuna göre farklılaşmaktadır. Araştırma sonucunda PDÖ değerinin yükselmesi, PİOÖ değerini de yükselmektedir bulgusuna ulaşılmıştır.
13-15 yaş obez erkek çocukların 12 haftalık fiziksel aktivite sonrası beden imajı algısı ve psikolojik iyi oluş düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışma Ankara Büyükşehir Belediyesi aile yaşam ve gençlik merkezlerine üye 13-15 yaş aralığındaki obez çocuklara 12 haftalık egzersiz uygulanarak beden kitle endeksi, beden imajı algısı ve psikolojik iyi oluş düzeyleri üzerindeki etkilerini görmek amacıyla yapılmıştır. Çalışma kapsamında merkezlere üye 13-15 yaş aralığındaki 30 erkek çocuğun beden kitle endeksi puanları ölçülerek obez oldukları tespit edilmiş ve 12 haftalık aktivite öncesinde kendilerine Beden İmajı Algısı ve Psikolojik İyi Oluş ölçekleri uygulanmıştır. Egzersiz programı uygulandıktan sonra ilk uygulama tekrarlanmıştır. İstatistiksel yöntem olarak katılımcılardan elde edilen beden kitle endeksi, beden imajı algısı ve psikolojik iyi oluş değerlerinin normal dağılımlarını incelemek için Kolmogorov-Smirnov Z testi uygulanmıştır. Fiziksel aktivite öncesi ve sonrasındaki farklılığı incelemek için eşli örneklere T Testi (pairedsample t test) uygulanmıştır. Uygulanan fiziksel aktivitenin çocukların yaş faktörüne göre beden kitle endeksi, beden imajı algısı ve psikolojik iyi oluş değerleri üzerinde oluşturduğu farklılaşmayı incelemek için Oneway ANCOVA testi uygulanmıştır. Araştırmada kullanılan istatistik analizler α=0,05 anlamlılık ve %95 güven düzeyinde uygulanmıştır. Uygulanan testler bilgisayar destekli veri analiz programı kullanılarak yapılmıştır. Elde edilen test sonuçlarına göre katılımcı obez çocukların başlangıç seviyelerine göre kilo verdikleri ve beden kitle endeksi puanlarının düştüğü, beden imajı algısı seviyelerinin yükselerek kendi bedenlerinin farkına varma düzeylerinin yükseldiği ve hoşnutluklarının arttığı, psikolojik iyi oluş düzeylerinin artarak psikolojik güç ve kaynaklarının yükseldiği sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcıların yaş farklılıklarının beden kitle endeksi, beden imajı algısı ve psikolojik iyi düzeylerine etki etmediği ve gerçekleşen bu değişimin yaştan kaynaklanmadığı tespit edilmiştir.
Futbolcularda COVID-19 pandemi sürecinde evde yapılan antrenmanların psikolojik dayanıklılık ve mental iyi oluş üzerine etkisi
Covid-19 pandemi süreci dünyada ve Türkiye'de birçok spor branşı için kısıtlamalar uygulanmasına sebep vermiştir. Pandemiden en çok etkilenen sporların başında ise futbol gelmektedir. Müsabakalar ve antrenmanlar yapılamaz hale gelmiştir. Araştırmada, futbolcularda covid-19 pandemi sürecinde evde yapılan antrenmanların psikolojik dayanıklılık ve mental iyi oluş düzeyi üzerine etkisi incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini Türkiye'deki bölgesel amatör ligde oynayan futbolcular, örneklemini ise rastgele örneklem yöntemi ile seçilen toplamda 401 erkek futbolcu oluşturmuştur. Veriler pandemi nedeni ile online olarak toplanmıştır. Bu amaçla, Işık (2016) tarafından geliştirilen Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği (PDÖ) ile Tennant ve ark., (2007) tarafından geliştirilen ve Keldal (2015) tarafından Türkçeye uyarlanan Mental İyi Oluş Ölçeği veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Verilerin normallik dağılımı için basıklık çarpıklık değerlerine bakılmış ve verilerin normal dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Verilerin analizinde IndependentSamples t testi, oneway ANOVAile birlikte LSD testi ve ilişki kontrolü için korelasyon analizi kullanılmıştır. Yaş ve eğitim durumuna göre istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar bulunmuştur (p<0.05). Aylık gelir, futbol oynama yılı, ek iş yapma, profesyonel olma ve medeni duruma göre anlamlı sonuçlar ortaya çıkmamıştır (p>0.05). Psikolojik dayanıklılık ve mental iyi oluş arasında orta seviye ve üzerinde pozitif yönde ilişki tespit edilmiştir (p<0.05). Yaş ve eğitim durumuna göre istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar bulunmuştur (p<0.05). Aylık gelir, futbol oynama yılı, ek iş yapma, profesyonel olma ve medeni duruma göre anlamlı sonuçlar ortaya çıkmamıştır (p>0.05). Psikolojik dayanıklılık ve mental iyi oluş arasında orta seviye ve üzerinde pozitif yönde ilişki tespit edilmiştir (p<0.05). Sonuç olarak Bölgesel Amatör Lig futbolcularının yaş değişkeni ve eğitim durumuna göre, Covid-19 Pandemi sürecinde evde yapmış oldukları antrenmanlarda psikolojik dayanıklılık ve mental iyi oluş üzerine olumlu etkisinin olduğu görülmüştür.
The effect of yoga on subjective well-being level and sleep quality in patients diagnosed with schizophrenia
This study was conducted as a quasi-experimental model with pretest-posttest control group in order to determine the effects of yoga on subjective well-being and sleep quality levels of patients with schizophrenia. The population of the study consist of patients diagnosed with schizophrenia for who are visited to the psychiatry outpatient clinics of three community mental health centers located in Gaziantep. The sample study group consisted of total of 74 patients experimental group with 35 patients and control group with 39 patients. The data is collected via the 'Personal Information Form', the 'Warwick-Edinburgh Mental Well-Being Scale (WEMWBS)' and the 'Pıttsburgh Sleep Quality Index (PSQI)'. Yoga is applied as 28 group training session four times per week. In the pre-yoga evaluation, it is observed that the patients have sleeping problems and have low subjective well-being levels on both the experimental and the control groups. In the pre-test, wthe results of analysis based on pre-test shows that there is no significant difference in the mean scores of the patients in the experimental group and the control group in terms of WEMWBS and PSQI (p>0.05). Based on the post-test result; it is determined that the mean scores of the WEMWBS of the patients on the experimental group significantly increased and the mean scores of the PSQI were significantly decreased compared to the patients in the control group (p<0.05). The comparisons within the groups based on pre-test determines that the WEMWBS avarage of the post-test scores of the patients in the experimental group is increased significantly and the PSQI avarage of the scores is significantly decreased (p<0.05). The pre and post test results comparison of control group shows that there is no significant change in the mean scores of the WEMWBS and PSQI (p>0.05). As a result of this research, it was determined that yoga practices were effective in increasing subjective well-being and sleep quality levels in individuals diagnosed with schizophrenia. For this reason, it is recommended that yoga practice be applied as an complement treatment by psychiatric nurses and other mental health professionals during the treatment process of schizophrenia patients.
"Put yourself in her shoes, it might change your attitudes". manipulating empathy to improve attitudes toward rape victims
Victim blaming and stigmatization are significant problem for rape victims' well-being and healing. Taking others' perspective has shown to improve attitudes toward stigmatized groups. This study investigated attitudes toward rape victims after manipulating empathy to 240 young adults from Kosovo and 240 from Turkey. Attitudes toward wartime rape victims remain understudied despite being a very important and sensitive problem in the case of Kosovo. Participants responded to demographic form and Ambivalent Sexism Inventory to measure Benevolent Sexism (BS) and Hostile Sexism (HS). They were randomly assigned to the low empathy (be objective) or high empathy group (put yourself in the victim's place). Participants randomly read one of the four scenarios that were manipulated as taken place in a non-war situation (daytime vs. nighttime) and in a war situation (daytime vs. nighttime). They reported their emotions on a list with 12 emotional state adjectives including empathy. Lastly, responded to Attitudes toward Rape Victims Scale (ARVS). Kosovar participants scored higher on ARVS, as compared to Turkish participants. The High Empathy group showed significantly fewer negative attitudes toward rape victims. However, there was no significant difference among scenario groups on the ARVS score. The results showed that there was significant interaction effect between Empathy and Scenario, when age and gender were also controlled. As expected, HS and BS showed significant positive correlation, whereas self-reported empathy negative correlation with ARVS. Self-reported empathy, HS and BS were significant predictors of participants' ARVS. The main contributions of this thesis are (1)sample from a country with war-rape history(Kosovo) and one with no such history(Turkey); (2)wartime scenarios; (3)manipulation of empathy to improve attitudes. This thesis suggests that awareness programs with a focus on empathy might improve attitudes toward rape victims. Keywords: attitudes toward rape victims, rape myths, empathy, hostile and benevolent sexism
Öğretmenlerin proaktif kişilik, psikolojik iyi oluş ve mesleki doyum düzeylerinin çeşitli demografik değişkenler bakımından incelenmesi
Bu araştırmada üç amaç güdülmüştür. Öğretmenlerin proaktivite, psikolojik iyi oluş ve mesleki doyum düzeylerinin demografik değişkenler açısından incelenmesi, öğretmenlerin proaktivite, psikolojik iyi oluş ve mesleki doyum düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi ve proaktivite ile mesleki doyumun psikolojik iyi oluş düzeyini yordama durumunun incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu Google Formlar yoluyla ulaşılan 162 öğretmenden oluşmaktadır. Veri toplarken "Kısaltılmış Proaktivite Ölçeği", "Psikolojik İyi Oluş ölçeği", "Mesleki Doyum Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde Bağımsız Örneklem t-testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Pearson Korelasyon Katsayısı ve Adımsal Regresyon Analizi kullanılmıştır. Analiz sonucunda proaktivite, psikolojik iyi oluş ve mesleki doyum değişkenleri arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Regresyon analizi sonucunda proaktivite ve mesleki doyumun öğretmenlerin psikolojik iyi oluş düzeyinin %47,4'ünü açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır. Demografik değişkenler açısından bakıldığında proaktivite değişkeninin yaş, kıdem ve yakın arkadaş sayısına göre farklılaştığı; psikolojik iyi oluş değişkeninin yakın arkadaş sayısı ve öğretmen-yönetici olma durumuna göre farklılaştığı; mesleki doyum değişkeninin ise yaş, kıdem, yakın arkadaş sayısı ve memlekette-gurbette çalışma durumuna göre farklılaştığı belirlenmiştir. Demografik değişkenlerden cinsiyet, medeni durum, çalışılan okul kademesi ve karşılaşılan problemlerde psikolojik danışmana başvurma sıklığı değişkenlerine bakıldığında araştırmanın hiçbir değişkeninde farklılık bulunmadığı görülmüştür.
Şiddet gören kadınların öğrenilmiş çaresizlik ve toplumsal cinsiyet algılarının psikolojik iyi oluş düzeylerine etkisi
Bu çalışma, şiddet gören kadınların öğrenilmiş çaresizlik ve toplumsal cinsiyet algılarının psikolojik iyi oluş düzeylerine etkilerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın evrenini Gaziantep İlindeki bir eğitim araştırma hastanesinin acil servisinin polis noktasına başvuran şiddet gören kadınlar, örneklemini ise çalışmaya katılmayı kabul eden şiddet gören 125 kadın oluşturmuştur. Çalışmanın verileri, "Kişisel Bilgi Formu", "Öğrenilmiş Çaresizlik Açıklama Biçimi Ölçeği" (ÖÇÖ), "Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeği" (TCAÖ), "Warwick-Edinburgh Mental İyi Oluş Ölçeği" (WE-MİOÖ) ile toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin SPSS 22 paket programında analiz edilmiştir. Çalışmaya katılan kadınların %93.6'sının fiziksel şiddet gördüğü bunun yanında %12.8'inin cinsel, %40.0'ının ekonomik, %36.8'inin duygusal şiddete maruz kaldığı görülmüştür. Şiddetten ailelerin %72.8'inin haberinin olduğu, %45.1'inin haberi olmasına rağmen ilgilenmediği, kadınların %22.4'ünde şiddet sonrasında ruhsal bozukluk olduğu, ruhsal bozukluğu bulunanların %53.6'sının tedavi gördüğü belirlendi. Kadınların %25.6'sı intihar girişimde bulunduğunu ve %26.4'ü ölmek istediğini belirtti. Kadınların ÖÇÖ puan ortalaması 17.76±4.51, TCAÖ puan ortalaması 76.34±21.71, WE-MİOÖ puan ortalaması ise 40.57±13.88'dir. Kadınların öğrenilmiş çaresizlik algıları ve toplumsal cinsiyet algılarının orta düzeyde ve psikolojik iyilik düzeylerinin ise ortalamanın altında olduğu görülmüş olup istendik düzeyde değildir. Kadınların ÖÇÖ ile WE-MİOÖ puan ortalamaları arasında negatif yönde (r=-0.405, p<0.001), TCAÖ ile WE-MİOÖ puan ortalamaları arasında pozitif yönde ilişki belirlenmiştir (r=0.732, p<0.001). Kadınların öğrenilmiş çaresizlik algıları arttıkça psikolojik iyilik düzeyleri azalmaktadır. Kadınların toplumsal cinsiyet algıları olumlu yönde yükseldikçe metal iyilikleri artmaktadır. Yapılan çoklu doğrusal regresyon analizine göre, öğrenilmiş çaresizlik ile toplumsal cinsiyet algısının psikolojik iyilik düzeyindeki değişimin %55.2'sini birlikte yordadığı tespit edilmiştir. Bu çalışmalarda, kadınların toplumsal cinsiyet algılarının olumlu yönde yükseltilmesine ve öğrenilmiş çaresizlik algılarının değiştirilmesine yönelik girişimlere önerilir.
Psikolojik iyi oluş, iş stresi, salgın hastalık kaygısı ve çalışan performansı arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, salgın hastalık sürecinde (COVID-19) çalışanların psikolojik iyi oluşları, performansları, salgın hastalığa yönelik kaygıları ve iş stresi düzeylerinin birbirleri ile olan karşılıklı ilişki ve etkilerinin ortaya konulmasını sağlamak olup psikolojik iyi oluş, iş stresi, salgın hastalık kaygısı ve çalışan performansı değişkenleri arasındaki karşılıklı etki ölçülmeye çalışılmıştır. Bu araştırmanın evren ve örneklemini Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi'nde üretim sektöründe hizmet veren iki firmanın mavi ve beyaz yakalı çalışanları oluşturmaktadır. Araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden faydalanılmış olup veri toplama aracı olarak anket tekniğinin kullanılması tercih edilmiştir. Elde edilen veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Araştırma, COVID-19 pandemisi sürecinde yürütülmüştür. Araştırmada psikolojik iyi oluş ile iş stresi arasında anlamlı negatif bir ilişki bulunmuştur. Ek olarak salgın hastalık kaygısı arttıkça iş stresinin de arttığı bulgusuna ulaşılmıştır. Öte yandan psikolojik iyi oluşun çalışan performansına, iş stresinin çalışan performansına, psikolojik iyi oluşun salgın hastalık kaygısına ve son olarak salgın hastalık kaygısının da çalışan performansına etki etmediği tespit edilmiştir.
Üniversite öğrencilerinde öznel ve psikolojik iyi olmanın yordayıcılarının incelenmesi
ÖZET ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNDE ÖZNEL VE PSİKOLOJİK IYI OLMANIN YORDAYICILARININ İNCELENMESİ Fulya CENKSEVEN Doktora Tezi, Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Danışman : Prof. Dr. Turan AKBAŞ Kasım, 2004, 210 sayfa Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin öznel ve psikolojik iyi olmalarının dışadönüklük, nevrotizm, kontrol odağı, öğrenilmiş güçlülük, sosyal ilişkilerine, boş zaman etkinliklerine ve akademik durumlarına ilişkin hoşnutluk düzeyleri, cinsiyet, sosyo-ekonomik statü ve algılanan sağlık durumu tarafından ne oranda yordandığını belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini 2002-2003 Öğretim Yılı'nda Çukurova Üniversitesi' nde okuyan lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise, Çukurova Üniversitesi' nin tüm fakültelerinden oranlı küme örnekleme yöntemi ile seçilen öğrencilerden oluşturmuştur. Uygulama 17-28 yaşları arasında yer alan (X= 21.76) 205 kız, 295 erkek olmak üzere toplam 500 öğrenci üzerinde yapılmıştır. Araştırmada üniversite öğrencilerinin psikolojik iyi olma düzeylerini belirlemek amacıyla "Psikolojik İyi Olma Ölçekleri", öznel iyi olma düzeylerini belirlemek için "Olumlu-Olumsuz Duygu Ölçeği" ve "Yaşam Doyumu Ölçeği" kullanılmıştır. "Psikolojik İyi Olma Ölçekleri"nin araştırmacı tarafından Türkçe'ye uyarlaması yapılmıştır. Ayrıca dışadönüklük ve nevrotizmi belirlemek amacıyla "Eysenck Kişilik Envanteri", kontrol odağı inançlarını belirlemek için "Rotter İç-Dış Kontrol Odağı Ölçeği" ve öğrenilmiş güçlülük düzeylerini belirlemek için ise "Rosenbaum Öğrenilmiş Güçlülük Envanteri" kullanılmıştır. Demografik değişkenleri belirlemek amacıyla "Kişisel Bilgi Formu" hazırlanmıştır. Araştırma sonucunda üniversite öğrencilerinin sosyo-ekonomik düzeylerine göre "yaşam doyumu" ve "öznel iyi olma", "diğerleriyle olumlu ilişkiler", "özerklik", "çevresel hakimiyet" "kendini kabul" ve "psikolojik iyi olma" puanlarının yükseksosyo-ekonomik düzey lehinde farklılaştığı belirlenmiştir. Cinsiyete göre de öznel ve psikolojik iyi olmanın bazı boyutlarında anlamlı farklılıklar elde edilmiştir. Üniversite öğrencilerinin dış kontrol odağı ve öğrenilmiş güçlülük düzeylerine göre hem "öznel iyi olma" ve bileşenleri, hem de "psikolojik iyi olma" ve boyutlarının anlamlı biçimde farklılaştıkları belirlenmiştir. Sonuçlar yüksek öğrenilmiş güçlülük ve iç kontrol odağı düzeyine sahip kişilerin daha fazla öznel ve psikolojik iyi olma ifade ettiklerini göstermektedir. Ayrıca, cinsiyet ve öğrenilmiş güçlülük etkileşiminin öznel ve psikolojik iyi olmanın bazı boyutları üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir. Üniversite öğrencilerinde öznel iyi olmayı yordayan değişkenleri saptamak amacıyla yapılan aşamalı regresyon analizi sonucunda açıklanan toplam varyansa katkılarına göre ilk olarak nevrotizm, sonra dışadönüklük, akademik başarıdan algılanan hoşnutluk, öğrenilmiş güçlülük, ebeveyni ve flörtü ile ilişkisinden algılanan hoşnutluk, sosyo-ekonomik statü, cinsiyet, algılanan sağlık durumu, dış kontrol odağı inancı, boş zaman etkinliklerinden algılanan hoşnutluk değişkenleri öznel iyi olmanın anlamlı yordayıcılarıdır. Bu değişkenlerin tamamı toplam varyansın % 63.9'unu açıkladığı belirlenmiştir. Ancak analiz sonucunda arkadaşlarla ilişkilerden algılanan hoşnutluğun öznel iyi olmanın anlamlı yordayıcısı olmadığı görülmüştür. Aşamalı regresyon analizi sonucunda açıklanan toplam varyansa katkılarına göre sırasıyla öğrenilmiş güçlülük, dışadönüklük, nevrotizm, flört ve arkadaşlarla ilişkiden algılanan hoşnutluk, dış kontrol odağı inancı, cinsiyet, ebeveynle ilişkilerinden ve boş zaman etkinliklerinden algılanan hoşnutluk değişkenleri psikolojik iyi olmanın anlamlı yordayıcılarıdır. Bu değişkenlerin tamamı toplam varyansın % 59'unu açıkladığı belirlenmiştir. Ancak analiz sonucunda algılanan sağlık durumu, sosyo-ekonomik statü ve akademik başarıdan algılanan hoşnutluğun psikolojik iyi olmanın anlamlı yordayıcıları olmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Öznel İyi Olma, Psikolojik İyi Olma, Yaşam Doyumu, Olumlu Duygu, Olumsuz Duygu, Diğerleriyle Olumlu İlişkiler, Özerklik, Çevresel Hakimiyet, Bireysel Gelişim, Yaşam Amacı, Kendini Kabul, Dışadönüklük, Nevrotizm, Kontrol Odağı, Öğrenilmiş Güçlülük.
İyi olma halinin karar verme stilleri üzerine etkisi
Bu araştırmanın amacı iyi olma halinin karar verme stilleri üzerindeki etkisini belirlemektir. Ayrıca bireylerin karar verme sürecinde karar verme stillerinden rasyonel ve sezgisel karar verme yöntemlerinden hangisini kullandığını belirlemenin yanında iyi olma halinin sezgisel karar verme üzerindeki etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular kapsamında iyi olma halinin alt boyutlarından yaşam amacı ile karar verme değişkeni arasında düşük düzeyde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Yaşam amacı boyutunun sezgisel karar vermeye ilişkin toplam varyansın %4'ünü açıkladığı görülmekle birlikte; yaşam amacı ve çevresel hâkimiyet boyutlarının karar vermeye ilişkin toplam varyansın %5,7'sini açıkladığı görülmüştür. Yaşam amacının modele pozitif yönlü ve anlamlı katkısı bulunmakta iken çevresel hâkimiyet boyutunun negatif yönlü ve anlamlı katkısı bulunmaktadır. Yaş, cinsiyet ve eğitim durumu değişkenlerinin iyi olma hali ve alt boyutlarına göre ayırt edici bir faktör olmadığı tespit edilmiştir. Yaşam amacı alt boyutunun kıdem yılı değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterdiği, kişisel gelişim alt boyutunun ise medeni durum ve görev değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Karar verme açısından yaş, cinsiyet, eğitim durumu, medeni durum ve görev değişkenlerinin ayırt edici bir faktör olmadığı tespit edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda katılımcıların karar verme stilleri ile onların kıdem durumlarında farklılık bulunmuştur.
Öğretmenlerin evlilik uyumlarının psikolojik iyi oluş ve bazı değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmada, öğretmenlerin, evlilik uyumlarının psikolojik iyi oluş ve bazı değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır.Araştırma, Mersin ilinde ilk ve orta dereceli okullarda görev yapan 343 evli öğretmenle gerçekleştirilmiştir. Bireylerin evlilik uyumlarına ilişkin veriler `'Evlilik Uyum Ölçeği'' (Locke ve Wallace, 1959), ile `psikolojik iyi oluş düzeylerine ilişkin veriler `'Psikolojik İyi Oluş Ölçekleri'' (Ryff, 1989) ile, kişisel bilgileri ise araştırmacı tarafından oluşturulan `'Kişisel Bilgi Formu'' ile toplanmıştır. Verilerin analizinde, Mann-Whitney U testi, tek yönlü varyans analizi ve çoklu regresyon analizi kullanılmıştır.Araştırma bulgularına göre, öğretmenlerin cinsiyetlerine ve yaşlarına göre evlilik uyumlarında anlamlı bir fark bulunmazken, bireylerin evlilik biçimi, çocuk sayısı, çocuk bakımı ve kıdemlerine göre evlilik uyumlarının anlamlı düzeyde farklılaştığı bulunmuştur.Ayrıca, yapılan çoklu regresyon analizi sonuçlarına göre, evli öğretmenlerin psikolojik iyi oluş puanlarından özellikle otonomi, kendini kabul ve bireysel gelişim alt boyutlarının, evlilik uyumunun anlamlı yordayıcıları olduğu bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Evlilik uyumu, psikolojik iyi oluş.
Spor yöneticilerinin psikolojik iyi oluş, yaşam doyumu ve psikolojik ihtiyaç doyumunda denge düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, spor kulüplerinde görev alan yöneticilerin psikolojik iyi oluş, yaşam doyumu ve psikolojik ihtiyaç doyumu düzeylerinin incelenmesidir. Araştırma grubunu Hatay Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu ve Hatay Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne bağlı olan spor kulüplerinden 242 spor yöneticisi oluşturmaktadır. Katılımcılara kişisel bilgileri toplamak amacıyla "Kişisel Bilgi Formu", Telef (2013) tarafından Türkçeye uyarlanan "Psikolojik İyi Oluş Ölçeği", Dağlı ve Baysal (2016) tarafından Türkçeye uyarlanan Yaşam Doyumu Ölçeği" ve Kardaş ve Yalçın (2018) tarafından Türkçeye uyarlanmış olan "Psikolojik İhtiyaç Doyumunda Denge Ölçeği" uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 15.0 paket programına işlenerek analiz işlemleri yapılmıştır. Verilerin analizinde, demografik özellikleri tanımlamak için sayı yüzde dağılımı ve tanımlayıcı istatistikler yapılmıştır. Verilerin normal dağılıma uygunluğuna Skewness ve Kurtosis değerleri ile bakılmıştır (Skewness ve Kurtosis değerleri -1,5 ile +1,5 arasında). Verilerin analizinde tek yönlü Varyans Analizi T testi, Mann Whitney U ve Kruskal Wallis testleri kullanılmıştır. Ölçekler arasındaki ilişkiyi değerlendirmede ise Pearson korelasyon analizi ve regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda, Psikolojik İhtiyaç Doyumunda Denge Ölçeğinden algıladıkları puanların spor yöneticilerinin yaş, medeni durum, meslek, eğitim, yöneticilik süresi, gelir, sigara kullanımı, kaygılı bir insan olma değişkenlerine göre farklılaştığı; Psikolojik İyi Oluş Ölçeği puanlarının medeni durum, gelir, alkol kullanımı, kaygılı ve stresli bir insan olma değişkenlerine göre farklılaştığı görülmüştür. Analiz sonucunda anlamlı bir regresyon modeli ve psikolojik iyi oluş değişkendeki varyansın %37'sinin ilişkisellik, yeterlik ve özerklik alt boyutları tarafından açıklandığı bulunmuştur. Bu bulgulara göre, ilişkisellik, yeterlik ve özerklik alt boyutları psikolojik iyi oluşu olumlu ve anlamlı olarak yordamaktadırlar.
Ortaöğretim kurumlarında görev yapan yöneticilerin iletişim becerileri ile öğretmenlerin psikolojik iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişki
Bu araştırmada, ortaöğretim kurumlarında görev yapan okul yöneticilerinin iletişim becerileri ile öğretmenlerin psikolojik iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Nicel araştırma yaklaşımıyla ve ilişkisel tarama modeli çerçevesinde desenlenen çalışma, 2023–2024 eğitim-öğretim yılında Yozgat ili Sorgun ilçesindeki ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerden elde edilen verilerle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, yöneticilerin iletişim yeterliklerini belirlemek amacıyla "İletişim Becerileri Ölçeği" ve öğretmenlerin psikolojik iyi oluş düzeylerini ölçmek için "Psikolojik İyi Oluş Ölçeği" kullanılmıştır. Veriler öğretmen algılarına dayalı olarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, okul yöneticilerinin iletişim becerileri ile öğretmenlerin psikolojik iyi oluş düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı, ancak düşük düzeyli ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca, cinsiyet, yaş, medeni durum, meslek kıdem, çalışılan okuldaki görev süresi, çalışılan okuldaki öğretmen sayısı değişkenlerinin hem iletişim becerilerine hem de psikolojik iyi oluş düzeylerine dair algıları belirlenmiştir. Araştırma bulgularına göre, öğretmenlerin, okul yöneticilerinin iletişim beceri düzeylerine ilişkin genel algılarının güçlü fakat geliştirilmesi gereken düzeyde olduğunu göstermektedir. Medeni durum değişkenine göre öğretmen görüşleri arasında anlamlı farklılık bulunmuş; evli öğretmenler, bekâr öğretmenlere göre yöneticilerin iletişim becerilerini daha olumlu değerlendirmiştir. Öğretmenlerin psikolojik iyi oluş düzeylerine ilişkin algının yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Araştırma, yöneticilerin iletişim becerilerinin geliştirilmesinin, öğretmenlerin psikolojik iyi oluş düzeylerini geliştireceği ve eğitim kalitesinin artmasını sağlayacağı yönünde bulgular sunmaktadır. Bu bağlamda okul yöneticilerinin iletişim becerilerinin geliştirilmesi için hizmet içi eğitim programları düzenlenmelidir ve öğretmenlerin psikolojik iyi oluşunu destekleyici okul içi uygulamalar yaygınlaştırılmalıdır.
Okul yöneticilerinin psikolojik iyi olma düzeyleri ile tükenmişlik düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmada amaç, okul yöneticilerinin psikolojik iyi olma düzeyleri ile tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemek ve okul yöneticilerinin psikolojik iyi olma ile tükenmişlik düzeylerini bazı demografik değişkenlere göre incelemektir. Araştırmanın evrenini, 2016-2017 eğitim-öğretim yılında, Adıyaman ili Kâhta ilçesinde, Kâhta Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı faaliyet gösteren anaokulu, ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan toplam 216 okul yöneticisi oluşturmaktadır. Araştırmanın veri toplama araçları Ryff (1989) tarafından geliştirilen ve Akın (2008) tarafından Türkçe'ye uyarlanan ''Psikolojik İyi Olma Ölçeği'' Maslach ve Jackson (1981) tarafından geliştirilen ve Ergin (1992) tarafından Türkçe'ye uyarlanan ''Maslach Tükenmişlik Envanteri '' ve araştırmacı tarafından geliştirilen ''Kişisel Bilgi Formu''dur. Verilerin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, Mann-Whitney U testi, bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi (One-Way ANOVA), Bonferroni anlamlılık testi, Kolmogorov-Smirnov testi, regresyon analizi ve Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre okul yöneticilerinin psikolojik iyi olma düzeylerinin yüksek, tükenmişlik düzeylerinin ise düşük düzeyde olduğu görülmektedir. Okul yöneticilerinin psikolojik iyi olma düzeylerinde cinsiyet, yaş, medeni durum, görev yaptıkları okul türü, yöneticilik kıdemi ve görev yaptıkları okulun içinde yer aldığı yerleşim birimi değişkenlerine göre anlamlı fark görülmezken tükenmişlik düzeylerinde ise medeni durum ve yöneticilik kıdemi değişkenlerine göre anlamlı fark görülmektedir. Okul yöneticilerinin psikolojik iyi olma düzeyleri ile tükenmişlik düzeyleri arasında negatif yönde orta düzeyde anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Okul Yöneticisi, Psikolojik İyi Olma, Tükenmişlik
Sosyal beceri eğitiminin psikolojik danışman adaylarının sosyal beceri ve psikolojik iyi olma düzeylerine etkisi
Bu araştırmada sosyal beceri eğitiminin psikolojik danışman adaylarının sosyal beceri ve psikolojik iyi olma düzeylerine etkisi deneysel yöntemle incelenmiştir. Araştırma deneysel olup, 2x3'lük split-plot karışık desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Mustafa Kemal Üniversitesi Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık lisans eğitimine devam eden toplam 28 (deney grubu=14, kontrol grubu= 14) öğrenciden oluşmaktadır. Deney grubu 10'u kız 4'ü erkek toplam 14 öğrenciden, kontrol grubu ise 9'u kız 5'i erkek toplam 14 öğrenciden oluşmaktadır. Psikolojik danışman adaylarının sosyal beceri ve psikolojik iyi olma düzeylerini arttırmaya yönelik geliştirilen sosyal beceri eğitim programı bilişsel yaklaşım, davranışçı yaklaşım, insancıl yaklaşım ve sosyal bilişsel öğrenme modeli dikkate alınarak hazırlanmış ve deney grubuna uygulanmıştır. Kontrol grubuna herhangi bir deneysel işlem yapılmamıştır. Sosyal beceri eğitim programı haftada bir olmak üzere ortalama 90 dakika süren oturumlar şeklinde uygulanmıştır. Oturumlar 11 hafta devam etmiştir. Oturumlardaki uygulamalar video ile kayıt altına alınmıştır. Araştırmada, nicel ve nitel yöntemler kullanılarak veriler elde edilmiştir. Araştırmanın nicel verileri Yüksel (1997) tarafından Türkçe'ye uyarlaması yapılan Sosyal Beceri Envanteri ve Cenkseven (2004) tarafından Türkçe'ye uyarlaması yapılan Psikolojik İyi Olma Ölçekleri kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmanın nitel verileri ise araştırmacı tarafından geliştirilen Oturum Sonu Değerlendirme Formu ve Genel Değerlendirme Formu ile elde edilmiştir. Araştırmanın nicel verilerinin analizinde t testi, Karışık Ölçümler İçin İki Faktörlü Varyans Analizi, Tekrarlı Ölçümler İçin Tek Faktörlü Varyans Analizi ve Bonferroni testi uygulanmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular incelendiğinde sosyal beceri eğitim programına katılan psikolojik danışman adaylarının sosyal beceri ve psikolojik iyi olma düzeylerinin uygulama sonunda anlamlı ölçüde yükseldiği bulunmuştur. Uygulama sonundaki sosyal beceri ve psikolojik iyi olma düzeylerinin ise iki ay sonra yapılan izleme çalışmasındaki ölçüm sonuçlarından anlamlı düzeyde farklılaşmadığı, yani uygulamanın etkisinin devam ettiği sonucu bulunmuştur. Araştırmanın nitel bulguları incelendiğinde deney grubundaki katılımcıların ilişkiyi başlatma ve sürdürebilme, grupla bir işi yürütebilme, duygulara yönelik beceri, plan yapabilme ve problem çözme, stres yaratan durumlar ile başa çıkma ve saldırgan davranışlar ile başa çıkma becerilerinde gelişmeler sağlandığı ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, sosyal beceri eğitim programının psikolojik danışman adaylarının sosyal becerilerini geliştirmede etkili olduğu, psikolojik iyi olmalarına olumlu katkı sağladığı söylenebilir. Anahtar kelimeler: Psikolojik danışman adayları, sosyal beceri eğitimi, sosyal beceri, psikolojik iyi olma
Serbest zamanlarında doğa ve macera kampı yapan bireylerin psikolojik iyi oluş düzeyleri ve doğaya bağlılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi: İzmir ili örneği
Bu çalışmanın amacı doğa ve macera kampı yapan bireylerin doğaya bağlılıkları ve psikolojik iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu kapsamda çalışmada doğa ve macera kampı yapan 353 bireyden elde edilen demografik bilgiler ile birlikte doğaya bağlılıkları ve psikolojik iyi oluş düzeyleri incelenmektedir. Çalışma hedefinde 2017 yılında Bektaş, Kural ve Orçan tarafından Türkçeye uyarlandığı bilinen "Doğaya Bağlılık Ölçeği" ve 2013 yılında Telef tarafından Türkçeye uyarlandığı bilinen "Psikolojik İyi Oluş Ölçeği" kullanılmıştır. Analiz kapsamında bu çalışmada öncelikle normallik varsayımı test edilmiş olup ardından bireylerin doğaya bağlılıkları ve psikolojik iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişkiyi test etmek amacıyla Pearson korelasyon analizi ve doğaya bağlılığın psikolojik iyi oluş üzerindeki etkisini incelemek amacıyla basit doğrusal regresyon analizi sonuçları incelenmiştir. Ayrıca doğaya bağlılık ve psikolojik iyi oluşun demografik özellikler bakımından karşılaştırma analizlerine yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Serbest Zaman, Macera, Psikolojik İyi Oluş, Kamp, Doğaya Bağlılık, Rekreasyon, Serbest Zaman Doyumu
Doğa sporu katılımcılarının macera davranışı arama, merak ve keşfetme ile psikolojik iyi oluş düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, rekreatif amaçla doğa sporları ile ilgilenen bireylerin macera davranışı arayışları, merak keşfetme eğilimleri ile psikolojik iyi oluş düzeylerini incelenmektir. Araştırmaya Türkiye genelindeki illerde lisanslı ya da lisanssız 18 yaş ve üzeri doğa sporları ile ilgilenen farklı meslek, yaş grubundaki topluluk özelinde faaliyet gösteren ya da bireysel katılımda bulunan bireyler dahil edilmiştir. Örneklem grubunu ise 118' i kadın 204' ü erkek toplam 322 kişi oluşturmaktadır. Araştırmada nicel araştırma yöntemi ile tasarlanmış olup, verilerin toplanmasında; kişisel bilgi formu çalışma sahibi tarafından hazırlanmış, Merak ve Keşfetme Ölçeği II, Macera Davranışı Arama Ölçeği ve Psikolojik İyi Oluş Ölçeği kullanılmıştır. Parametrik testlerden Independent T testi, One Way Anova testi, Korelasyon analizi ve Regresyon testi kullanılmıştır. Çalışma kapsamında elde edilen bulgular sonucunda doğa sporu katılımcılarının macera davranışı arayışı ile merak ve keşfetme eğilimi cinsiyet değişkeni açısından anlamlı bir farklılık göstermektedir. Doğa sporu katılımcılarının medeni durum değişkeni açısından macera davranışı arayışı ile merak ve keşfetme eğilimi ve alt boyutları anlamlı bir farklılık göstermektedir. Doğa sporu katılımcılarının macera davranışı arayışı ile merak ve keşfetme eğilimi ve alt boyutları lisanslı sporcu olma değişkeni açısından anlamlı bir farklılık göstermektedir. Doğa sporu katılımcılarının macera davranışı arayışı ile merak ve keşfetme eğilimi ve alt boyutları eğitim durumu değişkeni açısından anlamlı bir farklılık göstermektedir. Doğa sporu katılımcılarının macera davranışı arayışının merak ve keşfetme eğilimi ve alt boyutları ile psikolojik iyi oluş durumları arasında pozitif yönlü orta ve düşük düzeyli anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Macera davranışı arayışı ile merak ve keşfetme eğilimi arasında anlamlılık pozitif yönde orta düzeydedir. Macera davranışı arayışı merak ve keşfetmenin %29'unu etkilediği görülürken regresyon katsayısına göre de bağımsız değişken olan macera davranışı arayışı (β=.54) bağımlı değişken olan merak ve keşfetme eğilimine anlamlı etki ettiği sonucu bulunmuştur. Macera davranışı arayışı ile psikolojik iyi oluş durumu arasında tespit edilmiş ilişki pozitif yönde ve orta düzeydedir. Macera davranışı arayışı psikolojik iyi oluşun %10'unu etkilediği görülürken regresyon katsayısına göre de bağımsız değişken olan macera davranışı arayışı (β=.32) bağımlı değişken olan psikolojik iyi oluş durumuna anlamlı etki ettiği sonucu bulunmuştur. Rekreatif amaçlı doğa sporlarına katılan bireylerin macera davranışı arayışı, merak ve keşfetme eğilimi ve psikolojik iyi oluş düzeyleri incelenmiş ve birbirleri üzerinde anlamlı etkileri olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu faaliyetlere katılımın daha fazla olması ve faaliyetlerin artırılması durumunda bireyler üzerinde fiziksel ve psikolojik olarak olumlu etkiler göstereceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Doğa Sporu, Macera Davranışı Arama, Merak ve Keşfetme, Psikolojik İyi Oluş.
Boşanmış kadınlarda psikolojik iyi oluş ile toplumsal cinsiyet algısı ve bilişsel esneklik arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada boşanmış kadınların psikolojik iyi oluş düzeyleri ile toplumsal cinsiyet algıları ve bilişsel esneklik düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Ek olarak boşanmış kadınların psikolojik iyi oluş düzeylerinin eğitim durumu, algılanan sosyo-ekonomik düzey, evlilik süresi, boşanmanın üzerinden geçen süre, boşanmadan sonra psikolojik yardım alıp almama durumu, boşanma nedeni, boşanma şekli, çalışma durumu, barınma şekli, yerleşim yeri ve çocuk sayısı gibi sosyo-demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. Araştırmaya 19 ile 70 yaş aralığında olan 213 boşanmış kadın katılmıştır. Katılımcılara uygun/kolayda (convinience sampling) örneklem yöntemiyle ulaşılmıştır. Veri toplama süreci çevrim içi olarak yürütülmüştür. Bu araştırmada boşanmış kadınların psikolojik iyi oluş düzeyleri "Psikolojik İyi Oluş Ölçeği" ile, toplumsal cinsiyet algıları "Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeği" ile ve bilişsel esneklik düzeyleri ise "Bilişsel Esneklik Envanteri" ile ölçülmüştür. Katılımcılara ait demografik bilgiler araştırmacı tarafından oluşturulan "Sosyodemografik Bilgi Formu" ile toplanmıştır. Araştırmada değişkenlerin ortalamaları arasındaki farkı tespit etmek için tek yönlü ANOVA ve bağımsız gruplar için t-testi yapılmıştır. Psikolojik iyi oluş, toplumsal cinsiyet algısı ve bilişsel esneklik arasındaki ilişkiyi belirlemek için Pearson momentler çarpımı korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda boşanmış kadınların psikolojik iyi oluş düzeyleri ile toplumsal cinsiyet algıları ve bilişsel esneklik düzeyleri arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca boşanmış kadınların psikolojik iyi oluş düzeylerinin eğitim durumu, algılanan sosyo-ekonomik düzey, boşanma nedeni, boşanma şekli, çalışma durumu, barınma şekli ve yerleşim yeri değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılaştığı tespit edilirken boşanmış kadınların psikolojik iyi oluş düzeylerinin evlilik süresi, boşanmanın üzerinden geçen süre, psikolojik yardım alıp almama durumu ve çocuk sayısı değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı belirlenmiştir.
Kronik obstruktif akciğer hastalığı olan bireylere uygulanan manevi bakım girişimlerinin manevi iyi oluş üzerine etkisi
Amaç: Bu çalışmanın amacı, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) tanısı almış bireylerin spiritüel bakım gereksinimlerini tespit etmek ve gereksinimleri doğrultusunda verilen manevi bakım girişimlerinin bireylerin manevi iyi oluşları üzerindeki etkiyi incelemektir. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma randomize kontrollü deneysel tipte bir çalışmadır. Örneklemi Manisa ilinde bir devlet hastanesinin Göğüs Hastalıkları Servisinde KOAH tanısı ile yatan 66 hasta (33 girişim-33 kontrol) oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında Hastalara Yönelik Kişisel Bilgi Formu, Spiritüel Bakım Gereksinim Ölçeği ve Manevi İyi Oluş Ölçeği kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan hastaların yaş ortalamasının 65,77±7,82, KOAH süresi ortalamasının 6,61±4,16 yıl, girişim grubundaki hastaların yaş ortalamasının 66,30±7,79, KOAH süresi ortalamasının 7,43±4,92 yıl, kontrol grubundaki hastaların ise yaş ortalamasının 65,24±7,93, KOAH süresi ortalamasının 5,79±3,09 yıl olduğu ve girişim ve kontrol grubunun tanımlayıcı istatistikleri karşılaştırıldığında, iki grup arasında anlamlı fark olmadığı belirlendi (p>0,05). Girişim ve kontrol gruplarındaki hastaların gruplar arası anlam, barış, inanç alt boyutları ve manevi iyi oluş ölçeği son test ortalama puanları arasında anlamlı fark olduğu (p<0,05), girişim grubundaki hastaların ortalama puanlarının kontrol grubundaki hastaların ortalama puanlarından daha yüksek olduğu bulundu. Girişim ve kontrol gruplarındaki hastaların gruplar arası anlam ve umut, önemsenme ve saygı alt boyutları ve spiritüel bakım gereksinimleri ölçeği son test ortalama puanları arasında anlamlı fark olduğu (p<0,05), girişim grubundaki hastaların ortalama puanlarının kontrol grubundaki hastaların ortalama puanlarından daha düşük olduğu saptandı. Sonuçlar: Araştırma sonuçları KOAH'lı hastaların spiritüel bakım gereksinimleri belirlenerek hemşireler tarafından uygulanan manevi bakım girişimlerinin KOAH'lı hastaların manevi iyi oluşu üzerine olumlu etkisi olduğunu göstermiştir. Anahtar Kelimeler: KOAH, manevi iyi oluş, spiritüel bakım gereksinimleri