Sanat eserleri
239 theses under this subject heading
Sanatta anlatım dili olarak "abartı"
"Sanatta Anlatım Dili Olarak Abartı" adlı yüksek lisans tez çalışması sanatsal ifade yöntemi olarak kullanılan abartıyı konu edinmektedir. İlk insandan günümüze kadar üretilen sanat eserlerinin pek çoğunda abartı kavramı karşımıza çıkmaktadır. Sanat tarihindeki örnekler incelenerek, abartının tanımı, izleyici üzerindeki psikolojik etkisi ve hangi duyguları uyandırdığı, sanatsal ifadeye katkısının neler olduğu gibi soruların yanıtlarına ulaşılmaya çalışılmıştır. Heykel, müzik, mimari, karikatür, edebiyat, resim gibi farklı sanat disiplinlerinde abartının ele alınışı incelenip, yorumlandıktan sonra seramik sanatı örneklerinde yoğunlaşılmış; ardından özgün uygulamalara yer verilmiştir. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde farklı kuramcılar tarafından sanatın nasıl tanımladığı ve sınıflandırıldığı araştırılarak, tanımlaması yapılmıştır. Sanat eserlerinde abartıya; kompozisyon öğelerinden olan armoni, ritm, varyasyon, baskınlık, denge, hareket ve oran kullanılarak ulaşılabilir. Sanatçılar, sanat eserlerinde eserin kavranması açısından önemli bir görevi olan oran, orantı ve ölçekle oynadıklarında, abartılı bir görünüm elde edebilirler. Bu bölümde; kompozisyon öğelerinin tanımlarına yer verilerek, abartı ile ilişkileri irdelenmiş, oranların bozulması ile elde edilen etki gözlemlenerek örnekler üzerinden incelenmiştir. İkinci bölümde görsel sanatlarda somut bir yöntem olarak ele alınan ve bu araştırmanın konusu olan abartının literatürdeki tanımları araştırılarak yeni bir tanımlama yapılmıştır. Genellikle izleyiciyi etkileyip hayrete düşüren bir olgu olan abartının, tarihteki örnekler üzerinden yola çıkılarak ne zaman, nasıl ortaya çıkmış olabileceği tespit edilmeye çalışılmış; sanatsal uygulamalarda kullanım şekli, yarattığı etki ve izleyici üzerinde uyandırdığı duygular araştırılmıştır. Yapılan araştırmada tüm sanat dallarında bir yöntem olarak metafor ve alegori kullanılarak ve plastik sanatlarda grotesk yaklaşım ile abartılı bir dil elde edilebildiği gözlemlenmiştir. Bu kavramların abartı ile ilişkisi örnekler üzerinden değerlendirilmiştir. Ayrıca estetikte yüce (süblime) kavramının estetik açıdan yorumlanması yapılmıştır. Bir yöntem bilgisini veya teknik bir yönelişi kapsayan abartı; sinema, edebiyat, tiyatro, mimari, müzik, karikatür, resim ve heykel gibi pek çok alanda sanatsal ifade dili oluşturmuştur. Yöntem olarak kullanılan abartıya sanatsal pratiklerde sıklıkla rastlanılır. Sanat disiplinlerinde abartı kavramının kullanım şekli farklı sanatçıların eserleri incelenerek betimleme ve yorumlamalar yapılarak incelenmiştir. Seramik sanatında doku, renk, ölçek büyütme, çoğaltım, sır kullanımı, bünyeye yapılan katkılar, metafor ve persormans ile abartıya ulaşılabilir. Çalışmalarında bu yöntemleri kullanan seramik sanatçılarına yer verilmiştir. Üçüncü bölümde sanatsal ifade yöntemi olarak abartının kullanıldığı özgün sanatsal uygulamalar yapılmış, kişisel yorumlara ulaşılmıştır, Sonuç bölümünde ise literatür araştırması ve uygulama sonuçları değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Abartı, Oran, Orantı, Boyut, Seramik
Sanat ve grafik tasarımda disiplinlerarası etkileşim, fotoğraf ve resimleme etkileşimi ve uygulamaları
Tarihsel süreçte, tıpkı insanlığın geçirdiği evreler gibi, sanat, sürekli gelişim ve dönüşüm içerisindedir. Hızla gelişen makineleşme süreci ile, sosyal, ekonomik dönüşümler sanatçıya yeni açılımlar sağlanmıştır. Fotoğraf, fotomekanik baskı işlemleri gibi icatların bulunması, Kübistlerin deneysel arayışları sayesinde kolaj ve asamblaj tekniğinin bulunması, Dada, Pop, Kavramsal Sanat gibi akımların doğmasına, sanatçının kendi yeteneğini daha belirgin bir biçimde ifade etmesini sağlamıştır. Bu süreçle birlikte sanatta deneysel arayışlar ve disiplinlerarası etkileşimler söz konusu olmaya başlamıştır. Sanatta disiplinlerarası etkileşim fotoğraf ve resim sanatında da görülmüştür. Bu çerçevede fotomontaj, fotokolaj, kolaj ve asamblaj gibi tekniklerle fotoğraf ve resim sanatının disiplinlerarası etkileşimine dayanan yapıtlar ortaya çıkmıştır. Fotoğraf ve resimleme tekniği birlikte kullanıldığında anlatım açısından yeni bir etki ve boyut kazanmaktadır. Diğer sanat dallarında görülen disiplinlerarası etkileşim grafik tasarımda da ortaya çıkmış, fotoğraf ve resimleme (illüstrasyon) arasında da söz konusu olmuştur. Bu araştırmada, fotoğraf ve resimleme sanatının etkileşimi çerçevesinde yeni deneysel arayışlara gidilmiş; uygulanan resimlemelerde, kâğıt, çıta, kumaş, iplik gibi malzemeler kullanılarak anlatıma yeni bir boyut kazandırılmaya çalışılmıştır. Bu malzemelerle yaratılan üç boyutlu etki ile çeşitli duyu ve duygulara hitap ederek beslenme, barınma ve sevgi gibi hayvan hakları konusunda farkındalık yaratılmak hedeflenmiştir.
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında içmimarın hakları ve eserinin korunması
Geçmi te insanoğlunun, gereksinimlerini kar ılamak üzere yaratmı olduğu mekan kavramı bugün de varlığını devam ettirmektedir Çünkü ki i kendisini güvende ve rahat hissetme gereksinimi duymaktadır Bunu da sınırları belli, etrafı kabukla çevrelenmi mekanlarla çözümlemektedir Zamanın ilerlemesi mekan kavramının çok daha farklı ele alınmaya ba lamasına neden olmu tur. İnsanların gereksinim, istek ve beğenilerine en doğru ekilde ceva verebilmek için içmimarlık mesleği ortaya çıkmı ve geli me göstermi tir Bu tez kapsamında içmimarlık mesleği ve mesleği icra eden ki i olan içmimarın tanımları ya ılarak, tasarım sürecinin nasıl bir yol izlediği incelenerek, içmimarlıkta son ürün "eser" kavramı üzerinde durulacaktır Sonrasında Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ka samında eser sahibinin hakları ve eserlerinin korunması açıklanacaktır Eser ve eser sahibi haklarından yola çıkarak çalı manın merkezinde yer alan içmimarın ve eserinin Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ka samında hakları ve korunması anlatılarak bir sonuca ula ılmaya çalı ılacaktır Böylece içmimarın ve eserinin hakları ve korunmasının ne kadar önemli olduğunun farkına varılmasına olanak sağlamaktadır Anahtar Kelimleler : İçmimar, İçmimarlık, Son Ürün, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, İçmimar ve Eser Hakları
Artistik cam uygulamalarında elektrokaplamanın kullanımı
"Artistik cam uygulamalarında elektrokaplama kullanımı" başlıklı olan bu tezde; yalıtkan malzemelerin özellikle camın sanatsal uygulamaları, elektrokaplama yöntemi ile kaplanması ele alınmıştır. Elektrokaplama yöntemi; iletken bir yüzey (veya iletken hale gelmiş yalıtkan madde) asidik solüsyon içerisinde elektrik akımı kullanarak, başka bir metal ile kaplanma yöntemidir. Bu tezde; cam yüzeyini iletken hale getirmek için, yaygın olan sıvı bakır ve diğer yöntemler yerine toz grafit ve parlak vernik karışımı kullanılmıştır. Ayrıca elektrokaplama yöntemi toz grafit karışımı ile Ornela Kristal camı (Çek Cumhuriyeti), Glasma 705 ve Soda – kireç - silika camları eğimli ve düz yüzeylerde farklı dokular ve renklerde, kaplanması gerçekleştirilmiştir. Toz grafitin diğer iletken pastalara göre önemli avantajı; yüzeyde farklı doku, renk ve istenilen kalınlıktaki kaplamaların yapılmasının mümkün olmasıdır. Üç bölümden oluşan tezin ilk bölümünde; camın tanımı ve tarihçesine dair genel bilgiler bulunmaktadır. İlk olarak camın bulunuşu, yapay camın üretimi ve zaman içerisinde camın teknik ve sanatsal gelişimini süreci anlatılmaktayken; sonrasında camın fiziksel ve kimyasal özellikleri ve cam üretiminde bu özelliklerin etkisi bulunmaktadır. İkinci bölümde farklı kaplama yöntemleri üzerine genel bilgiler bulunmaktadır. Ayrıca elektrokaplama yöntemi ile yalıtkan malzemelerin kaplanması, süreçte kullanılan ekipmanlar ve sanatsal uygulamalardan örnekleri içermektedir. iv Tezin üçüncü bölümü kişisel uygulamalara ayrılmıştır. Bu bölümde; araştırma sürecinde kullanılan malzemelerin özellikleri, ayrıca grafit esaslı pastaların denenmesi ve tercih edilen pasta için optimum akım ve voltaj değerlerinin elde edilmesi ve yapılan denemelerin aşamaları yer almaktadır. Denemelerden elde edilen sonuçları kullanarak; "Doğadan" ve "Kadın- Erkek" temalı çalışmalar, kişisel bakış açısıyla, üç boyutlu formlarda elektrokaplama yöntemiyle bakırın cam üzerine kaplanması sunulmuştur. Sonuç bölümünde ise; elde edilen sonuçlar ve kaplama sürecindeki dikkat edilmesi gereken önemli faktörler bu bölümde yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Yalıtkan Madde, Cam Yüzeyi, Toz Grafit, Elektrokaplama, Bakır Metal.
Thomas Allom ve Osmanlı dünyasını yansıtan eserleri
19. yüzyılda İstanbul gravürleriyle tanınan İngiliz mimar ve ressam Thomas Allom, 1804-1872 yılları arasında yaşamıştır. İlk eğitimi hakkında bilgi edinemediğimiz sanatçı, çıraklık ve akademik eğitimini mimarlık üzerine almıştır. Mimari çizimlerindeki başarısından dolayı Fisher Yayınevi‟nden teklif alan Allom, İskoçya, İrlanda, Avrupa ülkeleri ve Osmanlı‟yı ziyaret ederek gravürlü seyahatnameler için çizimler yapmıştır. Osmanlı topraklarında yaptığı çizimleri -daha sonra Almanca ve Fransızcaya da çevrilen- Constantinople and the Scenery of the Seven Churches of Asia Minor ve Character and Costume in Turkey and Italy isimli kitaplarda yayınlanmıştır. Bu yayınlar için hazırladığı resimlere 1838 ve daha sonraki yıllarda düzenlenen panorama sergilerinde de yer vermiş, ayrıca bu sergilerde yer alan eserleri tanıtmak için Polyorama‟yı yazmıştır. Çalışmanın konusunu oluşturan sanatçının Osmanlı dünyası ile ilgili eserleri iç mekânda dini yapılar, harem sahneleri, su yapıları ve sivil mimari; dış mekânda ise panoramik ve mimari manzaralar ile figür ağırlıklı sahnelerden oluşmaktadır. Bu çalışmada sanatçının gravürleri ayrıntılı incelenmiş ve bunlardan bazılarının suluboya kopyaları tespit edilmiştir. Ayrıca yayınlarda yer verilmeyen diğer suluboya eserlerine de ulaşılmıştır. Sultan II. Mahmud Dönemi‟nde etkin olan Thomas Allom -diğer bazı Avrupalı ressamlar gibi- padişahın resmini de yapmıştır. Eserleri genel olarak değerlendirildiğinde, 19.yüzyıl Osmanlı mimarisini, günlük yaşamını ve kıyafetlerini yansıttığı, titiz ayrıntılar işlediği, belge niteliği taşıyan gerçekçi resimler olduğu anlaşılmaktadır. Anahtar Sözcükler: 19. yüzyıl, Thomas Allom, Panorama, İstanbul, Osmanlı, Oryantalizm, gravür.
Yerleştirmeleriyle Sarkis Zabunyan metaforları ve zaman bağlantıları
Yerleştirme sanatı (enstalasyon), geleneksel sanat eğilimlerinin aksine, sanat eseri ve izleyici arasındaki demir parmaklıkları kaldıran, mekanın niteliklerinden yararlanan ve izleyici ile interaktif bir bağ kuran sanat anlayışıdır. Açık veya kapalı mekanlarda icra edilen sanat yaklaşımının kökleri ise, Marcel Duchamp'ın hazır yapım nesneleri ile Kurt Schwitters'e kadar uzanmaktadır. 20. yüzyıl başında kıvılcımları hissedilen bu sanat türü, çağdaş sanatta kavramsal sanat, performans, video, ses, ve mimarlık gibi disiplinler ile etkileşim içinde, günümüzde en fazla kullanılan sanat üretim biçimlerindendir. Çalışmanın konusunu oluşturan Sarkis Zabunyan, bu yaygın ancak zor sanat anlayışını, çeşitli teknik ve yöntemleri ile farklı ve bir o kadar da kendine özgü, başarıyla uygulayan ender sanatçılardan biridir. Yerleştirmelerdeki mekan olgusunu, yarattığı bellek metaforu ile zaman kavramıyla da ilişkilendirmesi, yerleştirme sanatına yeni anlamlar ve felsefi boyutlar kazandırmıştır. Bu özellikleri ile diğer sanatçılardan ayrılan ve yeni bağlamlarla ürettiği yerleştirmeleriyle uluslararası sanat platformunda ses getiren sanatçının bu çalışmada su, renk, ışık, ses, iz ögelerini uzamsal ve zamansal paradigmalar içinde kullanışı irdelenmiştir. Ayrıca, sanat dönemlerine göre farklılaşan eğilimleri, metaforları, kavramları ve sanat terminolojisine kazandırdığı özel terimler ayrıntıyla incelenmiştir. Sarkis'in işlerindeki ve sergilerindeki öne çıkan ilham kaynakları, etki ve etkileşim çerçevesinde değerlendirilmiş, yaratılan katmanlaşmanın 'tümel yapıt' ilkesine dayandığı saptanmıştır. Sanatçının Çağdaş Fransız Sanatı ve Çağdaş Türk Sanatı arasında en sağlam köprülerden birini kurması, multikültürel ve multisosyolojik ortamlarda yer aldığını doğrularken, sanatsal tavrının evrensel bir dile sahip olduğunu da vurgulamaktadır. Anahtar Sözcükler: Çağdaş Sanat, Enstalasyon, Fransa, İstanbul, Sarkis Zabunyan, Metafor, Zaman, Bellek, Biçim, Kavram, Bağlam.
İki Paşa Camiinin süsleme özelliklerinde üslup birliği (Amasya Merzifon Abide Hatun Camii ve Tokat Erbaa Silahtar Ömer Paşa Camii)
Tarih boyunca çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapan Anadolu zengin bir kültür mirasına sahiptir. Osmanlı Devleti'nin hakimiyeti altında bu topraklarda çok sayıda dini, sivil, askeri vb. amaçlarla mimari eserler inşa edilmiştir. Bu eserlerden çoğu devletin önemli görevlerinde yer alan paşaların inşa ettirdikleri yapılardır. Bunların arasında en yaygın olanı cami mimarisidir. Osmanlı Devleti zamanında önemli güzergahlardan olan ve Orta Karadeniz bölgesinde yer alan Amasya ve Tokat illeri, Anadolu kültür ve sanatının gelişim gösterdiği önemli merkezlerdendir. Birbirine 106 km uzaklıkta olan Erbaa/Silahtar Ömer Paşa Camii ve Merzifon/Abide hatun Camii Anadolu'daki 17.yy'a ait ahşap tavanlı ve ahşap destekli, ahşap üzeri kalem işi sanatının uygulandığı örneklerindendir. Meyilli arazi üzerinde inşa edilen dikdörtgen planlı camilerin beden duvarları dış taraftan almaşık duvar tekniğiyle yapılmış olup, iç taraftan sıvalıdır. Camileri örten tavan üst örtüsü dış taraftan kırma çatı, iç taraftan ahşaptır. Her iki yapıda da tavan kirişlerinin olduğu kısım yükseltilmiş, harime ferah bir görünüm kazandırmıştır. Kalem işleri yapılarda, tavan kirişlerinin yüzeylerinde, destek aralarında, ahşap direkler üzerinde ve kemer yüzeylerinde yer alır. Süslemelerde kırmızı, turuncu, mavi, yeşil, sarı, beyaz renkler kullanılmıştır. Camilerin kendi düzenlerinde görülen benzerlik ilgi çekici olup Anadolu'da ki yapıların desen özellikleri, inşa edildikleri dönem hakkında önemli birer görsel kaynaktır. 17.yy'ın ikinci yarısından itibaren inşa edilen örneklerdeki kalem işi süslemelerde erken ve klasik dönemde görülen hatayi, rumi düzenlemelerin yanısıra doğadan ilham alınarak yapılan lale, gül, karanfil ve sümbül gibi çiçeklerinde kullanılmaya başlandığı görülür. Bu çalışmada Merzifon ve Erbaa ilçelerinde bulunan Abide Hatun Camii (1680) ve Silahtar Ömer Paşa Camii (17.yy) kalem işi süslemelerindeki üslup birliği incelenmiştir. İncelemeler sonucunda tarih, bölge yakınlığı ve süsleme düzenlerindeki benzerlikler, Silahtar Ömer Paşa Camii ve Abide Hatun Camii'nin aynı üslup birliğine sahip olduğunu göstermiştir.
Geleneksel Türk sanatlarının 1970 sonrası çağdaş Türk resmine yansıması
Bu araştırma Geleneksel Türk Sanatlarının 1970 Sonrası Çağdaş Türk Resmine Yansıması konusunu içermektedir. Araştırmada, geleneksel Türk sanatlarından minyatür ve hat sanatının çağdaş Türk resim sanatına yansıtılarak özgün sanat oluşturma süreci, gelişimi ve geleneksel sanatları günümüz sanat anlayışıyla yorumlayarak tuvallerine yansıtan sanatçıların örnek eserleri ele alınmıştır. Bu araştırmada geleneksel sanatların Türk resim sanatındaki plastik ve simgesel açıdan kullanımı ve Türk ulusallığını resimlere aktarılmasındaki rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Tarama modelinde desenlenen araştırma, 1970 sonrasında geleneksel Türk sanatlarının etkilerini yapıtlarına taşıyan sanatçılardan Erol Akyavaş, Ömer Uluç, Ergin İnan, Devrim Erbil ve Süleyman Saim Tekcan'ın sanat anlayışları ve örnek eserleri ile sınırlıdır.Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, Türk resim sanatının minyatürden sonraki batılılaşma aşamalarında, sanatçıların geleneksel Türk sanatlarına sahip çıkarak resimlerine gerek motif gerekse biçim ve kompozisyon açısından etkilerini yansıttıkları görülmektedir. Böylelikle sanatçılar, milli bir karakter oluşturma çabalarıyla Türk resmine katkı sağlamışlardır. 1970 sonrasında Batı'nın da etkisi ile gelişen resim sanatına Kavramsal Sanatların girmesi ile geleneksel yaklaşımlar geri planda kalmış, geleneksellikten uzaklaşılmıştır. Batılı sanat anlayışını benimseyen Türk ressamlarının 20. yüzyılın sonuna doğru ise kendi kültür ve sanat miraslarını inceleme, araştırma ve hatırlatma gereksinimi duydukları görülmektedir. 1970 sonrası sanatçılarından olan Erol Akyavaş ve Devrim Erbil, Matrakçı Nasuh'un kent tasvirlerinden ve geometrik disiplininden yararlanarak minyatür tekniğinden etkilenmiş. Ömer Uluç, Ergin İnan ve Süleyman Saim Tekcan ise geleneksel Türk sanatı olan hüsn-ü hat sanatından etkilenerek eserler üretmişlerdir. Bu sanatçılar geleneksel Türk sanatını batılı teknik anlayışıyla oluşturarak Türk resmini yeni bir senteze ulaştırmışlardır.Tez bağlamında adı geçen sanatçıların örnek eserlerinin incelenmesi sonucunda;geleneksel Türk sanatlarının, Türk resim sanatının bütün dönemlerinde etkili olduğu ve bu etkinin evrensel bir sanat dili yaratılması çabasının karşısında gelişen ulusal bir sanat yaratma eğiliminde somutlanmış olduğu görülmektedir. Bu durum açıkça kendini sanatçılarımızın yapıtlarında göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Kültür, Gelenek, Geleneksel Sanatlar, Çağdaş Türk Resim Sanatı
1980 sonrası Türk resim sanatında kadın sanatçıların yapıtları ve öznellik
Bu tezin amacı 1980 sonrası Türk Resim Sanatında yer alan kadın sanatçıların eserlerinde öznellik kavramının bulgularını aramak ve eserler üzerinden öznellik kavramını açıklamaktır. Bu amaçla düşünce tarihinde öznellik kavramını ele alan belli başlı kuramsal yaklaşımların tarihsel izi sürülmüş; öznellik, kendilik, öznel deneyim, kendilik deneyimi ve nesnellik kavramları araştırılmıştır. Yanı sıra bu kavramların sanat olgusuyla ilişkileri tespit edilmeye çalışılmıştır. Antik Yunan, Ortaçağ, Aydınlanma ve Modernizmle birlikte özne, öznellik, öznel deneyim ve kendilik kavramlarının yarattığı tartışmalar incelenmiştir. Ayrıca öznellik ve öznel deneyim bağlamında resim sanatı, sözü edilen kavram ve kuramsal yaklaşımlarla ilişkilendirilmiştir. Bu tezde nitel araştırma yöntemi kullanılarak veriler toplanmış, kaynak analizleri yapılmış ve sanat eserleri incelenmiştir. Tezde yer alan eserler betimsel analiz yöntemine göre yorumlanmış ve kavramsal ilişkiler kurulmuştur. Bunun yanında Türk Resim Sanatında öznellik kavramı analiz edilmiş daha sonra sanatçılar ve eserleri öznellik bağlamında değerlendirilmiştir. Tez kapsamında Tomur Atagök, Neşe Erdok, Nur Koçak, Berna Türemen, İpek Duben, Gülsün Karamustafa, Azade Köker, Fatma Tülin Öztürk, Selma Gürbüz, Didem Ünlü olmak üzere on kadın sanatçı ve 1980 sonrasında ürettikleri eserlere yer verilmiştir. Sözü edilen sanatçıların eserlerinde öznellik ve öznel deneyim kavramlarının varlığı görülmüştür.
Using computers in blended-learning methods in contemporary Iraqi art education
The research examines the advantages and disadvantages of using blended learning in contemporary Iraqi art education. The main aim is to question the effectiveness of this type of learning method. The research was conducted on a sample group of students from the Faculty of Fine Arts at Diyala University in Iraq to identify the main characteristics of the artworks produced by the students. The research attempts to show the significant effects of the use of computers in blended learning methods used by art students to produce contemporary artworks. The study also attempts to document that blended learning has an impact on the development of students' skills, improving their abilities and raising their awareness to produce works of art characterised by their contemporary style by students of fine arts faculties in Iraqi universities. Through the descriptive analysis of samples and models of selected artworks produced by students through blended learning, it was found that there is a development in the way the works are executed using the computer. This is obviously reflected in the production of the artwork in terms of its form and content.
Spiralin doğa, bilim, sanatla ilşkilendirilmesi
Spiral; doğada, yaşantılarımızda, bilimde, sanat yapıtlarında, hemen hemen her alanda yansımalarını görebileceğimiz bir şekil veya oluşumdur. İnsanoğlu bunu iyi bilir fakat yine de etkilenir. Bu çalışmada spiralin yarattığı gizemin, algılanışının ve bireyin etkilenme sürecinin bir analizi yapılmaya çalışıldı; bu analiz spiralin tarihsel geçmişi ve bütün yaşamsal yansımaları da katılarak desteklendi. Sanatçıların ve bilim adamlarının aynı paralellikte hem konstrüksiyon yaratma, hem de şekil anlamında kullandığı spiralin doğal olarak bütün insanlar için bir gizemi olmuştur. Birçok farklı tanımlanmış spiral şekli vardır. Bunların bir kısmı direk varoldukları gibi, bir kısmı da günlük hayatımızda kullanılagelen "altın oran" örneğinde olduğu gibi oransal açıdan kullanılmaya devam edilmektedir. Spiral sonsuzluğun, hayat ve ölümün birlikteliğinin simgesi olmuştur. Spirali bir süreç olarak gördüğümüzde, algılanması da görsel bilişim açısından çözümlenebilir. Spiral; fizik, biyoloji, psikoloji gibi bilimler için problem çözücü bir nitelikle kullanıldığı kadar edebiyat, müzik, mimari ve diğer plastik sanatlar alanında da kullanılmıştır. Bu tez, evrende var olan ve günlük hayatımızda kullandığımız spiralin bilimsel ve sanatsal açıdan oluşan etkilerini görsel bilişimin öğeleri ile açıklayarak, etkisini ve gücünü tanımlamaya çalışmaktadır. Anahtar Kelimeler: spiral, sanat ve bilimin birlikteliği, görsel bilişim vııı
Şakir Paşa ailesinin sanatçı üyelerinin Türk sanatına katkıları
Sayfa Sayısı : 12(ön kısım) + 128(tez) + 2(ekler) Türk sanatına pek çok sanatçı kazandıran Şakir Paşa Ailesinin sanatçı üyelerinin biyografileri incelenmiştir. Bunun yanında Türk sanatı için yeni kabul edilen sanat anlayışlarının topluma tanıtılması, toplumca kabul edilmesi, Türk sanatı ve sanatçısının yurt dışında da başarılı bir şekilde temsil edilmesi konusundaki çabaları yadsınamaz. Aile üyelerini incelerken yaşadığı dönemde Osmanlı için önemli askeri vazifelerde bulunmuş olan Şakir Paşa'dan başlanmıştır. Paşa, kitap yazıp yurt dışında fotoğraf sergisi açmıştır. Sanatın pek çok dalını (müzik, resim, edebiyat vs.) günlük hayatın içinde yaşatmaya çalışmış, böyle bir ortamda çocuklarını ve torunlarını yetiştirmiştir. Daha sonra kronolojik olarak Şakir Paşa'nın oğlu yazar, çizer, rehberliği ve mavi turları Türkiye'ye kazandıran Cevat Şakir Kabaağaçlı, kızı ressam Fahrelnisa Zeid, diğer kızı gravür sanatçısı Aliye Berger, torunu seramik sanatçısı Füreya Koral, Fahrelnisa'nın çocukları ressam Nejat Devrim ve Şirin Devrim sırayla yaptıkları sanat ve yaşadıkları sosyal ortamla birlikte ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Türk Sanatı, Cevat Şakir, Fahrelnisa Zeid, Aliye Berger, Füreya Koral, Nejat Devrim, Şirin Devrim
Selma Fındıklı'nın hayatı, sanatı ve eserleri
Bu çalışmada, oyun yazarlığı ile tanınan Selma Fındıklı'nın hikâyelerini ve romanlarını bir bütün hâlinde inceleyerek sanat anlayışının ortaya koyulması amaçlanmıştır. Çalışmamızda ağırlıklı olarak yazarın eserlerinden faydalanılmıştır. İlk olarak, hikâye ve roman türünün tarihsel gelişimi ile Selma Fındıklı'nın hayatı ve sanat anlayışı üzerine genel bilgiler verilmiştir. Ardından da, yazarın romanları ve hikâyeleri konu, olay örgüsü, kahramanlar, yer ve zaman, anlatıcı-bakış açısı yönünden incelenmiştir. Selma Fındıklı'nın biyografisine bakılarak, eser-hayat ilişkisi birlikte değerlendirilmiş ve eserlerin incelemesinde metne dayalı yöntem kullanılmıştır. Daha sonra ise, yazarın hikâye ve romanları kullandığı dil, üslup ve anlatım teknikleri bakımından tahlil edilmiştir. Son dönem kadın yazarlarımızdan Selma Fındıklı'nın kadın duyarlılığı ile ele aldığı eserlerinde ağırlıklı olarak hüzün, yalnızlık, ayrılık, savaş, göç ve evlilik konularını işlediği görülmektedir. Yazar, eserlerinde Gayrimüslim kahramanlara da yer vermiştir. Selma Fındıklı, romanlarında ve hikâyelerinde işlediği dönemlerin sosyal hayatını da eserlerine yansıtmıştır. Yazar, romanlarında ve hikâyelerinde tarihî olaylara ve halk kültürüne sık sık yer vermiştir. Selma Fındıklı, hikâyelerinde ve romanlarında mahallî söyleyişleri, eksiltili cümle yapılarını, kalıplaşmış ifadeleri, klasik ve modern anlatım tekniklerini bir arada kullanmıştır. Anahtar Kelimeler : Türk roman ve öyküsü, Selma Fındıklı, Nereye Yüreğim, oyun yazarlığı.
الصُّورةالفنـــيَّة عند الشُّـعراء السُّــود من العَصرِ الجاهليِّ إلى العَـصرِالعباسيِّ
Praise be to God, and prayers and peace be upon Muhammad, the Messenger of God, and upon his family and companions, and those who are loyal to him, and after. The study of ancient Arabic poetry bears the importance and advantage of being the heritage of a great and ancient nation, which dominated the world in an era with its religion and language, and like poetry is a basic subject of the Arabic language that God guarantees its preservation. It is well-known that the Arab culture degrades the people of black skin and considers them slaves, and sees the black color as a symbol of pessimism about birds, animals and humans, synonymous with misery and misery, and a sign of inferiority, low lineage, low status, and even impurity. In Arab society, racism prevails and discrimination against them is rampant. Undoubtedly, this discrimination against them has left an impact on their poetry, especially since the history of Arabic literature is full of many black poets, who breathed a sigh of relief after the rule of the Islamic religion in the Arabian Peninsula, but they did not rejoice much, as discrimination against them has returned in the rule of the Umayyads and the Abbasids. There are some of them who were close to the authority, praising and chanting about its glories, but looking at it from another angle makes you stand in front of a painful, tired person suffering from internal torments and wounds that shriek from time to time to paint a fracture and vanishing in an empty self suffering from the weight of the other as long as it is alive. For this reason, we chose a title that touches on this suffering in building their poetic image. The title was (The artistic image of black poets from the pre-Islamic era to the Abbasid era). We divided the title into three chapters preceded by a preface and followed by a conclusion. The preface carried the title of the artistic image, structure and concept. The first chapter: entitled the rhetorical components of the image, and it contains three permissible things, the first topic: entitled the simile image The second topic: entitled the metaphorical image, and the third topic: it was entitled the metaphorical image, and the second chapter: the title of building factors of the image, and we also divided it into three sections: nature, society and imagination, and the third chapter: entitled the sources of building the image, and we divided it into three sections. The first is the audio-visual image, the second is the color image, and the third is the emotional image, then the conclusion is followed by the most prominent results that we have reached in the study. We have adopted a number of important references in the thesis, as well as the main study sources (poetic collections). Among the important references are Nusrat Abdel Rahman's Book of Artistic Poetry in Pre-Islamic Poetry, as well as the Book of Artistic Image in Poetic Criticism by Abdel Qader Al-Rubai, and other books that dealt with the lives of poets. Blacks and their psyche. Many of the difficulties the researcher may face during his work, and I had difficulty in extrapolating the poetic collections and clarifying the rhetorical and social issues in them, but by the grace of God and then the help of reading and the supervisors, I overcame them and completed my work in a way that I hope will be adequate. Finally, I ask God to make my work purely for His sake and to help us all to serve knowledge, and praise be to God, Lord of the Whg
Türk kültüründe yerel sembolik motifin sanattaki yeri ("Denizli – horoz örneği")
Sanat, mağara duvarlarında çizgi ve renklerle hayat bularak sembol / simgelere kavuşmuştur. Yaşam mücadelesi ile sezgileri gelişen insan, hayvan sembolleri ile en doğal dürtü olan korku, hayvan gücüne ulaşabilme, avlarının bereketli geçmesi isteği gibi çerçevesinde oluşan ritüeller geliştirmiştir. Sanat eserinin oluşumunda, devlet yapısı, dinsel ahlaksal öğeler, coğrafi ve sosyolojik özellikler bulunmaktadır. Toplumlar kültür ve sanat alanında karşılıklı etkileşim ve alış/veriş içerisindedir. Ancak, sanatta özgünlük; kendi özünü koruyup çeşitli unsurlardan beslenerek geleceğe dair ipuçları verecek özgün gelişmeler sonucu taşımakla sağlanmıştır. Türkler tarihi süreç içerisinde kendi özgün anlatım dilini oluşturarak kültür ve sanat dünyasına çok önemli eserler kazandırmıştır. Bu özgün ve yani anlatım biçimi binlerce yıllık zaman dizininde damıtılarak olgunlaştırılmış ve dünya sanatı içinde müstesna bir yerde konumlandırılmıştır. Bu bağlamda Türk kültürü son derece anlamlı ve önemli kabul edilen sembolik, mitolojik ve dinsel motifleri kullanarak özgün ve zengin bir repertuvar oluşturmuşlardır. Toplumun hafızasında yer eden çeşitli görsel ve mitolojik hayvan sembollerinin ayrı bir önemi vardır. Bu motiflerin önemli bir kısmı belirli bir bölge ya da yöre ile ilgili görülmektedir. Türk kültüründe de sembolleştirilmiş birçok hayvan figürü bulunmakla birlikte, bu çalışmada "Horoz" sembolü ele alınmakta ve tüm boyutları ile incelenmektedir. Konu Anadolu coğrafyası kapsamında değerlendirildiğinde horoz kavramının Denizli ili ile özdeş kabul edildiği bilinmektedir. Bu çalışmada yukarda zikredilen konu tüm boyutları ile ele alınarak bir anlamda disiplinler arası değerlendirme gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda sadece görsel sanatlar alanında değil, şiir, edebiyat ve müzik alanlarındaki yansımaları da ele alınarak incelenmiştir. Araştırmada bilimsel yayınlar, kitap ve makaleler yanı sıra yerel basında yer alan husus ile ilgili yayınların da taraması yapılarak konuya özgün bir boyut kazandırılmıştır.
Ortaokul 6. sınıf öğrencilerinin sanat eserini kavrayışında dramanın etkisi
Bu çalışmada, 6.sınıf öğrencilerinin sanat eserlerini kavrayışlarında drama yönteminin etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla uzman görüşü alınarak belli dönemleri de kapsayan toplam dört sanat eseri seçilmiştir. Çalışma, Adana'daki bir ortaokulun 11-12 yaş dönemini kapsayan 6. sınıfa devam eden toplam 32 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın deseni yarı deneysel bir yöntem olup biri deney, diğeri kontrol grubu olmak üzere iki sınıf seçilmiştir. Çalışmada deney ve kontrol gruplarına ön-test uygulanmadan, her iki grubun sanat eleştirisi yaprağına verdikleri cevaplar arasında anlamlı bir biçimde farklılaşıp farklılaşmadıkları ortaya konmaya çalışılmıştır. Deney grubuna yedi, kontrol grubuna altı olmak üzere toplamda on üç oturum uygulanmıştır. Bu on üç oturumda konu başlıkları müfredattaki kazanımlara uygun olarak işlenmiştir. Konular deney grubuna drama yöntemi, kontrol grubuna ise geleneksel yöntemle verilmiştir. Araştırmanın veri toplama aracı "Sanat Eleştirisi Yaprağı" olup verilerin analizinde betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçları her iki grubun son dört oturumda verilen sanat eleştirisi yaprağından elde edilen verilere dayanmıştır. Araştırma sonucunda; deney grubu kontrol grubuyla karşılaştırıldığında, deney grubunun kontrol grubuna göre sanat eleştirisi betimleme, çözümleme, yorumlama ve yargı basamaklarındaki açık uçlu soru kategorilerine verdikleri cevaplar içerik zenginliği açısından daha detaylı olduğu saptanmıştır. Deney grubunun kapalı uçlu soru kategorilerini cevaplama oranlarında ise kontrol grubuna oranla anlamlı bir farklılaşmanın olduğu görülmüştür. Sanat eserlerini anlama ve kavramada sanat eğitimcilerine düşen en önemli görev, sanat eserine yaklaşma noktasında kullandıkları yöntemin etkili olmasıdır. Bu açıdan bakıldığında sanat eleştirisinde drama yöntemi kullanıldığında öğrencilerin sanat eserleri ile ilgili yaşantısı canlı kalır ve eserleri kavrayışları ise daha kalıcı olmaları sağlanır. Anahtar Kelimeler: Drama, sanat eğitimi, sanat eseri, sanat eleştirisi
Mona Hatoum'un ürünlerine bilişsel dilbilimsel metaforik bir yaklaşım
Tarihte sanatçıya yüklenen ilahi rol, hem sanatçının bilgi üretme çabasını göz ardı etmiş hem de izleyiciyi bir sanat ürünü karşısında edilgen konumda bırakmıştır. Tarihsel süreç içerisinde değişen sanat üretim biçemleri ve sanat algısı, çağdaş sanat ile birlikte disiplinlerarası bir konuma kendini yerleştirmiştir. Sanatçılar ürünlerini düşünsel boyutu yüksek, karmaşık kavramsal ve metaforik içeriklerde üretmeye başlamışlardır. Bu noktada hem sanatçının deneyimleri ve edindiği problemler bağlamında ortaya koyduğu sanat ürünü artık bir bilgi nesnesi haline gelmiş hem de izleyici geçmişteki edilgen konumundan kurtularak sanat ürününü deneyimleyebileceği bir konuma yerleşmiştir. Bu araştırmada, Bilişsel Dilbilimsel yaklaşımlarda çoğunlukla içeriklerinin metaforik anlamda zengin oluşu dolayısıyla şiir ve atasözü incelemelerinde karşımıza çıkan yazınsal eserleri incelemede kullanılan bir yaklaşım biçimi olan Çağdaş, bir diğer adıyla Bilişsel Metafor Teorisi'nin, görsel sanatlar alanında sanat eserlerinin analizinde bir yöntem olarak uygulanabilirliği araştırılmıştır. Bu doğrultuda ulusal ve uluslararası literatür taranmış olup bilişsel bilimler, bilişsel dilbilim, eğitimbilimlerinde metafor kullanımı ve sanatta metafor kullanımı ile ilgili araştırmalara yer verilmiştir. Ulaşılan ilgili araştırmalarda ülkemizde bilişsel metafor teorisinin sanat ürünlerini inceleme yöntemi olarak fazlaca kullanılmadığı ancak uluslararası literatürde sıklıkla başvurulan bir yöntem olduğu görülmüştür. Çalışmanın kavramsal açıklamaları içeren bölümünde biliş/üstbiliş, bilişsel dilbilim, metafor, imge metafor gibi kavramlar, literatür tarama yöntemi ile araştırılıp incelenmiştir. Bu veriler doğrultusunda, bilişsel dilbilimin alt araştırma alanlarından biri olan Çağdaş Metafor Teorisi, günümüzün önemli sanatçılarından biri olarak kabul edilen Mona Hatoum'un ürünlerindeki metaforik anlatımların incelenmesi amacıyla kullanılmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde sanatçının hayatı, eserleri, röportajları ve hakkında yazılan eleştiri yazılarına yer verilerek incelenmiştir. Bu çalışma nitel bir araştırmadır. Araştırmanın temel problemini George Lakoff ve Mark Johnson'ın Çağdaş/Bilişsel Metafor Teorisi'ni sanat ürünlerini incelemek, sanat ürününü oluşturan metaforları çözümlemek için olanaklı hale getirmek oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edilen veriler ışığında sanat eğitiminin süreç ve yöntemlerine ilişkin yeni öneriler sunmak araştırmanın alt problemini oluşturmaktadır. Bu doğrultuda Çukurova Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü'nden rastgele seçilen öğrencilerle yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi kullanılarak bir uygulama gerçekleştirilmiş; öğrencilerin ürünleri alımlama biçimleri bilişsel dilbilimsel metaforik yaklaşımın olanaklarıyla incelenmiştir. Katılımcıların yorumları göz önünde bulundurularak Hatoum'un ürünlerindeki metaforik anlatılar Bilişsel Metafor Teorisi bağlamında açımlanmıştır. Bulgular, metaforun hedef ve kaynak alanları açısından incelenmiştir. Teori'nin de desteklediği üzere görüşmeler sonucunda ortak metaforik açılımlar elde edildiği gibi kültürel, çevresel ve bireysel farklılıklar da açığa çıkmıştır. Araştırmanın alt amaçları doğrultusunda görüşmeler incelendiğinde katılımcıların kavramsal okumalar yapmakta güçlük çektiği ve daha somut anlatılarla kendilerini ifade etmeye çalıştığı gözlemlenmiştir. Sanat eğitimi alan öğrencilerin eser analiz edilen, sanat ürünlerine yaklaşımlarda bulunulan derslerde aktif katılımcı rolü oynamasının öğrencilerin kavramsal düşünme yetisini geliştireceği; bu derslerde metaforun doğasına ve oluşumuna ilişkin bilgilere yer verilmesinin yaratıcı sanatsal düşünme etkinliğine katkıda bulup, sanatsal üretimlerini zenginleştireceği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bilişsel Dilbilim, Çağdaş Metafor Teorisi, Çağdaş Sanat, Mona Hatoum
Ortaokul görsel sanatlar dersinde sanat eserleriyle bağ kurmanın aracı olarak ekfrasis
Bu araştırma, sanatsal bir eleştiri türü olarak kabul edilen "ekfrasis"in ortaokul görsel sanatlar dersi kapsamında, öğrencilerin sanat eserleriyle bağ kurmasında bir araç işlevi görebileceği düşünülerek yürütülmüştür. Çalışma aynı zamanda, ekfrasis türünün ortaokul görsel sanatlar dersi kazanımlarına bir öneri niteliğinde tasarlanmıştır. Yapılan araştırmanın nihai bulgularının sanat eğitimi etkinliklerine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Araştırma, deneysel bir çalışma olarak 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Adana ili Pozantı ilçesinde bulunan bir ortaokulun (Pozantı Atatürk Ortaokulu) 7. sınıf öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya; 10 kişi deney grubunu, 10 kişi kontrol grubunu oluşturacak biçimde belirlenen iki şubeden toplamda 20 öğrenci katılmıştır. Veriler uzman görüşleriyle oluşturulan ön test ve son test formu aracılığıyla elde edilmiştir. Ön test ve son test formları; betimleme, çözümleme, yorumlama, yargı süreçlerine ait toplamda 13 açık uçlu soru içermektedir. Uygulama aşaması için planlanan süreç doğrultusunda deneysel çalışma için iki grup seçilmiş; bu grupların biri deney grubu, diğeri ise kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Kontrol grubuyla görsel sanatlar dersi müfredatında yer alan eleştiri yöntemi kullanılarak (betimleme, çözümleme, yorumlama ve yargı aşamalarından oluşan Feldman Eleştiri Modeli) eleştiri etkinlikleri yapılmış ve süreç boyunca mevcut kazanım yönergesi dışına çıkılmamıştır. Çalışmada esas işlemin uygulandığı ve etkisinin ölçülmeye çalışıldığı grup deney grubu olmuştur. Bu doğrultuda deney grubuyla "ekfrasis" eleştiri türü kapsamında eser incelemeleri yapılmış ve bu süreç toplamda 6 haftada tamamlanmıştır. Kontrol ve deney grubu öğrencilerinin yazdıkları metinlerde içerik analizi yapılmıştır. Aynı zamanda bulgular nicelleştirilerek de betimlenmiştir. Deney grubunun süreç içerisinde yaptığı ekfrasis türünün gereği olarak sanat eserine kendinden bir hikâye ekleme, ayrıntıları kurguyla bütünleştirme gibi yaklaşımlarda bulunduğu son testlerin analizleri ile kontrol grubunun Feldman'nın geliştirdiği eleştiri modeline dayalı gerçekleştirdikleri eleştiri metinleri arasında dikkate değer bir farklılık gözlenmiştir. Deney grubunun sanat eserlerinden bir öykü, şiir ya da hikâye türetme çalışmaları esere daha derinlemesine bakmalarını sağlamıştır. Esere daha derinlemesine bakma eylemiyle birlikte; sanatçıyla, eserdeki öznelerle empati kurma eğiliminin daha güçlü olduğu saptanmıştır. Çalışmanın sonucunda deney grubu daha önce karşılaşmadıkları ekfrasis türünü denemekten çok keyif aldıklarını belirtmiş ve yeni eser incelemeleri için gönüllü olmuşlardır. Süreçte elde edilen ekfrastik metinler söz konusu yaş grubundan beklenenin üzerinde olmuş, bu durum katılımcıların eser analizi konusunda cesaretini artırmıştır. Ekfrasis sayesinde öğrencilerin yeni eser incelemelerine sıcak bakması, eser ayrıntılarını merak etmeleri ve araştırmaya gönüllü olmaları deney grubunun bu tür aracılığıyla sanat eserleriyle bağ kurduğunun göstergesi olarak kabul edilmiştir. Ulaşılan sonuçlar doğrultusunda, çalışmanın yeni ve farklı açılarla ele alınabilecek araştırmalarına önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ekfrasis, görsel sanatlar dersi, sanat eğitimi.
The relationship between murals and revolutions: Iraq as example
Political and artistic history tells us that murals often have a vital message as a form of claiming rights and as a form of social and political criticism; In addition to the fact, murals play a very active role in expressing the rights of people, it also aims to show how mural art can be an act of protest, that is a visual expression of the demands for freedom, equality and a cessation of violence. The literature review shows that there are no studies examining Iraqi murals in the context of their relationship with the revolution. The lack of work on this subject is a problematic situation in terms of understanding the demands of Iraqi artists and understanding the murals produced in Iraq. Depending on this problem, the answers to the following questions will be sought: How relevant are Iraqi murals to revolutions? What social and political issues do Iraqi murals focus on? How do Iraqi murals express social and political problems? The study aims to investigate, clarify and shed light on the importance of revolutionary murals in communicating the issues of the Iraqi people. However, at the stage of conceptual discussion and literature review, the researcher will try to explain the relationship between murals and revolutions by examining the murals from different countries and societies in this context. This study was planned as qualitative research. Qualitative research methodology plans to examine and interpret social phenomena within the social context they are connected to, with an approach based on theorizing. The study is consists of four parts: In the first part; The problem, purpose, method, importance and limitations of the study will be described. In the second part, the theoretical framework is created: The history and development of mural art and different murals techniques are examined. In addition, masterpieces and pioneering artists focusing on revolutions, social crises, social and political criticism will be examined. In the third chapter, the history of and tradition of the Iraqi mural is examined. The fourth chapter focused on murals produced in Iraq after 25 October 2019. After the aforementioned date, e-mail, phone calls and face-to-face semi-structured interviews hold with the 10 (ten) most influential young artists living in Iraq. The data obtained through the interviews is dictated and the meanings attributed to the murals by Iraqi artists are determined by analyzing the content of these texts. The fifth chapter included study results and recommendations from data collection and analysis. The findings show that there is a relationship between murals and revolutions and the artists chose the wall to express their thoughts freely, to serve the revolution and to have a role in the liberation of the country. The murals had a positive impact on the square and the protesters alike by turning the square into an art gallery full of life and making the protesters claim for change for the better, by spreading cultural, political and social awareness among people. Keywords: Mural, Iraqi art, Iraqi October Revolution, Iraqi muralists.
Çağdaş sanatta imge olarak dehşet
Sanat eserlerinde korkutucu öğelerin varlığı üzerine başlayan bu araştırmada, korkutucu öğelerin tarihin belli dönemlerindeki sanata etkileri ve sanatçılara yansımaları üzerine incelemelere yer verilmiştir. Sonrasında popüler kültürde karşımıza çıkan varlıklar üzerine bir araştırma serüveni başlamıştır. Birinci başlıkta savaş korkusu ve kendi bilinçaltını ele aldığımız Francisco Goya ile Cehennem ve Demon gibi bir diğer korkutucu öğeler alt başlıklarda ele alınmıştır. İkinci başlık ile birlikte güncel sanat, 1968 sonrası olarak ele alınmıştır. Güncel sanat ile çokça karşımıza çıkan palyaço, zombi ve öteki bedenlerin dehşet ile ilişkileri tanımlanmıştır. Bu öğeler, Çağdaş Sanatta ve içerik olarak çalışmada, 19. yüzyıl düşünürleri Sigmund Freud ve Ernest Jentsch'in Tekinsiz kavramları ve kendinden önceki Tekinsiz kavramlarından etkilenerek Masahiro Mori'nin 1970 yılında ortaya attığı "Tekinsiz Vadi" kuramı üzerinden geliştirilmiştir. Mori'nin Tekinsiz Vadi kuramını açıkladığı grafikte bulunan denklem içerisinde popüler kültüre ait korkunç denilecek nesnelerle karşılaşılmıştır. Çalışmanın ikinci başlığında dehşete düşürücü varlıkların günümüz sanat eserleri ile arasında ilişkiler kurularak çözümlenmiştir. Araştırmamın içeriği kendi atölye çalışmalarımı da etkilediği için popüler kültürün korkutucu nesneleri, popüler kültüre ait teknoloji ile bütünleştirilerek çalışmalarımın ağırlığı dijital boyamalara ya da kinetik heykellere verilmiştir. Bu çalışmada Mori'nin Tekinsiz Vadisi esas alınmıştır ve Mori'nin kavramı ile sanatın içerisindeki korkutucu nesnelerin nasıl ele alındığının cevapları bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: Çağdaş Sanat, Dehşet, Korku, Korkunç.
Afşinli Aşık Penahi Emirlioğlu hayatı, sanatı ve eserleri
Âşıklık geleneği kendine has kuralları ve icrası olan Türk kültürünün yaşayan en önemli hazinelerinden biridir. Âşıklar yaşadıkları dönemde halkın arzularını, duygu ve düşüncelerini, estetik, kültürel ve siyasi değerlerini eserlerine yansıtmışlardır. Bu anlamda âşıklık geleneğinin yaşatılmasında âşıkların yeri önemlidir. Âşık Penahi'nin usta çırak eğitiminde yetişerek kendinin çıraklar yetiştirerek âşıklık geleneğinin günümüzde yaşayan bir temsilcisi olduğu tespit edilmiştir. Bu tezde öncelikle Kahramanmaraş ili Afşin ilçesi âşıklık geleneğinin temsilcileri, geleneğin yaşadığı ortamlar ve geleneğin güncel durumu hakkında bilgiler verilmiş daha sonra Afşin ilçesi âşıklık geleneği içinde yetişen Âşık Penahi'nin hayatı, sanatı, eserleri, eserlerinin işlevi, yaratım ve aktarım bağlamları incelenmiştir. Anahtar kelimeler: Âşık, Âşıklık Geleneği, Kahramanmaraş, Afşin, Penahi Emirlioğlu.
Mekân -nesne bağlamında deneyimlediğim ev
Bu çalışmanın amacı, gündelik yaşamımızda kullandığımız, eskittiğimiz, anlam yüklediğimiz biriktirdiğimiz nesnelerin yerleştiği mekanlar arasındaki ilişkiyi sorgulamaktır. Mekan- nesne ilişkisinin sanatın tarihsel süreç içerisindeki etkileri araştırılarak çağdaş sanatçının mekan ve nesneyle olan ilişkisi oluşturulacaktır. Konuyla ilgili geçmiş ve günümüz eser araştırmaları yapılarak aynı zamanda uygulama çalışmalarıyla da desteklenip, görsel ve kurumsal yeni bakış açıları oluşturulması hedeflenmektedir.
Dinçer Sümer'in hayatı, sanatı ve tiyatroları üzerine bir inceleme
Dinçer Sümer'in hayatı ve tiyatroları üzerine yapılan çalışmanın amacı, yazarın tiyatrolarını ve Türk tiyatroculuğundaki yerini analiz etmektir. Türk tiyatrosunda, klasik tiyatrodan modern tiyatroya geçişte mihenk taşlarından biri olan Dinçer Sümer, tiyatrolarında hem bireyin hem de toplumun sorunlarını ele alan, bu sorunların çözüme kavuşturulması için fikirler üreten aydın bir yazardır. Bunları yaparken bütün hayatını verdiği tiyatronun gelişmesi için yeni ve farklı teknikler deneyen kendine özgü bir üslup geliştiren tiyatrocularımızdandır. Bu tezde daha önce hakkında çalışma yapılmamış olan Dinçer Sümer'in ondört tiyatrosu yapı ve içerik bakımından analitik yöntemle incelenmiştir. İki bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde yazarın hayatı ve tiyatroculuğu eserlerinden hareketle ele alınmış olup ikinci bölümde yazarın tiyatroları yapı, tema ve üslup açısından incelenmiştir. Sonuç bölümünde Dinçer Sümer'in tiyatrolarındaki ortak ve farklı yönler belirlenmeye çalışılmıştır.
UNESCO geçici listesine alınan kasaba köyü Mahmutbey Camii ve Kastamonu turizmine yönelik değerlendirmeler
Geçmişten günümüze kadar gelmiş olan yeryüzü üzerindeki bütün kültürlerin ve medeniyetlerin ortak mirasını muhafaza etmeyi ve kuşaktan kuşağa devretmeyi hedefleyen UNESCO, üye devletlerin sahip olduğu kültürel, doğal ve karma niteliğe sahip varlıkları Geçici ve Kalıcı Listesi'ne alarak korumayı gaye edinmiştir. Bu tezin amacı, 15 Nisan 2014 tarihinde UNESCO Geçici Listesi'ne alınan Mahmutbey Camii'nin ve çevresinin bu süreçten turizm açısından hangi yönde etkilendiğini tespit etmektir. Araştırmanın evrenini UNESCO sürecinde bugüne kadar yer alan Kastamonu'daki ilgili paydaşlar, Mahmutbey Camii'ni ziyaret eden yerli ziyaretçiler ve Kasaba Köyü'nde yaşayan yerel halk oluşturmaktadır. Araştırmanın örnekleminde ise nitel yöntemde Kasıtlı Örnekleme Yöntemi tercih edilirken, nicel yöntemde Basit Tesadüfi Örnekleme Yöntemi tercih edilmiştir. Elde edilen ikincil veriler yardımıyla Mahmutbey Camii'nin Geçici Liste'ye alınma sürecine dâhil olan ilgili paydaşlara ve Kasaba Köyü yerel halkına görüşme formu hazırlanmıştır. Görüşmeler, İçerik ve Betimsel Analiz ile yorumlanmıştır. Mahmutbey Camii'ni ziyaret eden ziyaretçiler için ise anket formu oluşturulmuştur. Anketten elde edilen veriler istatistik programıyla analiz edilmiştir. Çalışmada ölçek puanlarının ilişkisi Pearson korelasyon testi ile, memnuniyet üzerine etki eden faktörler Regresyon testi ile, ölçek puanlarının demografik değişkenlere göre farklılık göstermesi ise bağımsız gruplar t ve ANOVA testleri ile analiz edilmiştir. Ayrıca ANOVA testi ile fark bulunan puanlar için gruplar arası çoklu karşılaştırma Tukey testi ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular ışığında; Mahmutbey Camii'nin UNESCO Geçici Miras Listesi'nden UNESCO Miras Listesi'ne geçmesi için hiçbir çalışma yürütülmediği görülmektedir. Ziyaretçilere göre ise; Mahmutbey Camii'nin turizme kazandırılamamasındaki en büyük sıkıntının tanıtım eksikliği olduğu bulgulanmıştır. Kasaba Köyü Mahmutbey Camii'nin Geçici Liste'ye alınmasının yerel kalkınmaya etkisinin büyük olduğu düşünülmese de Kasaba Köyü'nde yaşayan yerel halkın yaşam kalitesini ve prestijini artırdığı görüşü hakimdir.