İnşaat sözleşmeleri
56 theses under this subject heading
Ön ödemeli konut satış sözleşmeleri
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 28 Mayıs 2014 tarihinde yürürlüğe girmesi ile hukuk sistemimize yeni sözleşme türleri dahil olmuştur. Bu sözleşme türlerinden biri de ön ödemeli konut satış sözleşmeleridir. Uygulamada özellikle henüz proje aşamasında olan konutların satış sözleşmelerinde taraf olan tüketicilerin yaşadığı sorunlar dikkate alınarak, tüketicilere bedeli peşin veya taksitle ödendikten sonra satılacak konutlara ilişkin ön ödemeli konut satış sözleşmeleri ile ilgili ayrıntılı düzenlemeler getirilmiş olup, bu düzenlemelerle tüketicilerin korunması amaçlanmıştır. Ön ödemeli konut satış sözleşmelerinin şekil şartı, satıcının sağlayacağı teminat, konutun teslimi, tüketicinin sözleşmeden cayma ve dönme haklarının ne şekilde kullanılacağı hukuken düzenlenme altına alınmıştır. Bu düzenlemeler uygulamada yaşanan sorunları engelleyecek ve tüketiciler ile satıcıların buluştuğu inşaat sektöründe güven ortamının sağlanmasına hizmet edecektir. Ön ödemeli konut satış sözleşmeleri ile ilgili tüketici hukuku alanındaki düzenlemeler ayrıntılı olmakla birlikte, ayrıca 6502 sayılı Kanun ile düzenlenmemiş konularda genel hükümlerin uygulanması, tüketicilerin ön ödemeli konut satış sözleşmelerine ilişkin yeterli hukuksal düzenlemelere sahip olduklarının göstergesidir. Üç bölümden oluşan bu çalışmanın birinci bölümünde tüketici hukukunun tarihsel gelişimi ve tüketici hukukunun temel kavramları açıklanmıştır. İkinci bölümde ön ödemeli konut satış sözleşmelerine ayrıntılı biçimde yer verildikten sonra, üçüncü bölümde ön ödemeli konut satış sözleşmeleri benzer sözleşmelerle karşılaştırılmış olup daha sonra ön ödemeli konut satış sözleşmelerinin ilişkili olduğu sektörlerin incelenmesi ile çalışmamız tamamlanmıştır.
FDIC çerçevesinde uluslararası inşaat sözleşmeleri
Son yıllarda hızla artmakta olan uluslararası inşaat çalışmalarında, taraflar arasında ortaya çıkması muhtemel uyuşmazlıkların çözümünde genel tip (standart)FIDIC sözleşmeleri kullanılmaktadır. Taraflarının, farklı devlet vatandaşı olduğu veya farklı ülkelerde ikamet ettiği ya da sözleşme konusu olan ödemelerin bir ülkenin sınırlarının dışına çıktığı sözleşmelerde(uluslararası) oluşabilecek uyuşmazlıkları çözümleyecek uluslararası bir mahkeme bulunmadığından dolayı FIDIC sözleşmeleri etkin olarak uygulanmaktadır. FIDIC sözleşmeleri tasarım aşamasından yapım aşamasına kadar birçok teknik detayı içermekle birlikte, inşaat mühendisliği alanında özellikle son yıllarda ulaşılan bilgi, birikim ve bilgisayar-elektronik temelli teknik altyapı uygulamalarındaki gelişmelere bağlı olarak, bu sözleşmelerde farklı yaklaşımların ortaya konulması gündeme gelebilir. Bu nedenle, FIDIC sözleşmelerinde üzerinde durulan geleneksel inşaat uygulamalarının geoteknik, hidrolik, mekanik, ulaştırma ve yapı malzemesi gibi farklı teknik başlıklar altında incelenmesinin taraflara çeşitli faydalar sağlayacağı düşünülmektedir. Bu bağlamda, Türk Hukuku ve Uluslararası Hukuktaki 'sözleşme' kavramı, FIDIC sözleşmeleri özelinde incelenerek, ulaşılan sonuçlar ve öneriler sunulmaktadır.
Uluslararası inşaat sözleşmelerinde joint venture ve konsorsiyum
Son yıllarda inşaat sektöründe meydana gelen gelişmeler sonucu ülkemizde ve dünyada, inşaat firmaları yatırımlarını birbirleri ile işbirliği yaparak gerçekleştirmeye başlamışlardır. Dolayısıyla, joint venture ve konsorsiyum başta olmak üzere, bir çok ortaklık modeli, özellikle büyük yatırımları gerektiren ve yüksek risk barındıran inşaat sektöründe sıklıkla tercih edilmektedir. Bu sayede inşaat firmaları aynı zamanda kendi ülkelerinin dışında faaliyette bulunabilme ve farklı pazarları tanıyıp, buralarda iş yapabilme imkanına da sahip olmaktadır. Yurtdışı müteahhitlik hizmetlerinde, projelerin finansmanı, uluslararası ihale prosedürleri, yabancı inşaat pazarlarına giriş engellerinin kaldırılması gibi hususlar bu modeller ile aşılabilmektedir. Türkiye'de ve dünyada, gerek inşaat alanında gerekse diğer ticari işlerde, joint venture ve konsorsiyumun bu kadar çok tercih edilmelerinin nedeni kolay kurulabilmeleri ve esnek bir hukuki yapıya sahip olmalarıdır. Değişik hukuk sistemlerine kolayca uyarlanabilen bu modeller, Türk hukuku bakımından Türk Borçlar Kanunu kapsamında adi şirket olarak değerlendirilmektedir.
İnşaat sözleşmelerinin TMS-11 çerçevesinde uygulanması
İnşaat sektörü diğer birçok sektöre göre farklılaşan ve bu nedenle de muhasebe uygulamasında farklılık oluşturan bir yapıya sahiptir. Özellikle yıllara yaygın inşaat ve taahhüt işlerinde işin başlaması ve tamamlanması farklı dönemlere sirayet ettiğinden muhasebeleştirilmesi özellik teşkil etmektedir. Gelir Vergisi Kanunu kapsamında sözleşme gelir ve maliyetlerini işin tamamlandığı hesap dönemine erteleyerek vergilendirme yaklaşımı benimsenmiştir. Ancak bu yaklaşım muhasebenin temel ilkelerinden dönemsellik ilkesi ile çelişmektedir. Bu çelişkinin ortadan kaldırılması ve uluslararası piyasalarda faaliyet gösteren firmalar tarafından kullanılmakta olan Uluslararası Finansal Raporlama Standartları ile uyum sağlamak amacı ile Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu tarafından çalışmalar yapılmış ve bu çalışmalar sonucunda TMS-11 İnşaat Sözleşmeleri Standardı yürürlüğe girmiştir. Bu standart ile mevcut sorunlar giderilmeye çalışılmıştır.
Risk analysis and management of construction projects tendered under design-build (turnkey) contract system
ABSTRACT RISK ANALYSIS AND MANAGEMENT OF CONSTRUCTION PROJECTS TENDERE» UNDER DESIGN-BUILD (TURNKEY) CONTRACT SYSTEM ÖKMEN, Önder M. Sc. in Civil Engineering Supervisor. Assist. Prof. Dr. Ahmet ÖZTAŞ September 2002, 208 pages Construction projects are being tendered and implemented under different contract systems and payment methods. Design-Build (Turnkey) has been a popular contract system in recent years. It provides various advantages through entailing the contractor carrying out and being responsible for not only construction but also the design of the work. However, Design-Build turns to be a risky system for both Owners and Contractors unless the risks are identified, analyzed and managed throughout the tender preparation and project execution stages. In this context, this study aims to present a literature survey on the issues of risk, risk analysis, risk management and Design-Build contract system in order to open a discussion and establish a managerial framework onto the potential risks inherent in Design-Build construction projects. Within the scope of the thesis, two case studies, one of which is hypothetical and the other is real, have been carried out for the purpose of illustrating how risk analysis and risk management techniques can be ivapplied in fixed-price Design-Build construction projects and for showing the necessity of these applications for the success of such projects. Key words: risk management, risk analysis, design-build, turnkey, contract system, construction projects.
Kat karşılığı inşaat sözleşmesinde üçüncü kişinin durumu
"Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinde Üçüncü Kişinin Durumu" isimli tez konumuz kapsamında, öncelikli olarak kat karşılığı inşaat sözleşmeleri hakkında genel bilgi verilerek özellikle sözleşmenin sona erdirilmesi hâlinde gündeme gelen ve sözleşmenin ani - sürekli karmaşığı hukuki niteliğine bağlanan fesih ile dönme ayrımı üzerinde durulmuştur. Ayrıca üçüncü kişilerin kat karşılığı inşaat sözleşmesine dâhil olma yolları ve bu yolların mahiyetine uygun edindikleri kazanımlara göre sözleşmenin arsa sahibi tarafından sona erdirilmesi hâlinde, yükleniciden hak edinen üçüncü kişilerin karşılaştığı sorunlar ve bu sorunlar karşısındaki hukuki durumu incelenmiştir. Anahtar Sözcükler: Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi, Yüklenici, Üçüncü Kişi, Fesih, Dönme
Milletlerarası Hukukta FIDIC kuralları çerçevesinde müteahhidin akdi sorumluluğu
?Milletlerarası Özel Hukukta Müteahhidin Sorumluluğu? konulu tez çalışmamızın amacı, FIDIC sözleşmelerini esas alan milletlerarası karakterli inşaat sözleşmelerinde müteahhidin sözleşmeden doğan borçlarını ve buna bağlı olarak doğacak sorumluluklarını incelemektir.Bugün, dünyada büyük mâliyet ve uzmanlık gerektiren milletlerarası karakterli inşaat sözleşmeleri temelinde gerçekleştirilen inşaat projelerinin sayısı hızla artmaktadır. Buna bağlı olarak da, teknik müteahhitlik hizmeti kavramının, sektördeki yeri yeniden tanımlanmakta ve teknik müteahhitlik uygulamaları giderek daha yaygın ve yetkin hâle gelmektedir.İnşaat sektörü, çok sayıda ve çeşitli mesleklere dayalı heterojen, son derece emek yoğun, coğrafi açıdan da en fazla dağılmış sektördür. Sektörel analizler yapılırken konuyu sadece konut inşaatı bazında değerlendirmek doğru olmaz. Konunun bir ucu alt-yapı ve sosyal tesislerin inşaatına gitmekte; diğer ucu da sanayi ve ticari yapıların inşaatına dayanmaktadır .Milletlerarası ticaret alanındaki gelişmeler ve küreselleşmenin etkisiyle inşaat sektörü de kabuk değiştirmeye başlamıştır. İnşaat sektörüne yönelik olarak görülen en belirgin değişiklik, inşaat firmalarının dış pazara açılmaları ve iş hacimlerini genişletmeleridir . Dolayısıyla makro düzeydeki inşaat işlerinde, finansal teşviklerin artırılması, iletişim teknolojilerinin ilerlemesi ve proje yönetim tekniklerinin gelişmesine paralel olarak farklı milletlerden kişilerin bu tarz projelerde sözleşmeye taraf olmaları sağlanmıştır. Milletlerarası yönü yoğun bu gibi projelerin sayıca fazlalaşması ve sonuç bazında başarı sağlanabilmesi sözleşme taraflarının ortak amaç doğrultusunda samimi bir işbirliği yürütmelerine bağlıdır. Devletlerin bu alanda sosyal, mâli ve hukuki politikalarını yakınlaştırma çalışmaları, işbirliğini desteklemektedir .Milletlerarası inşaat sektörü, insan sağlığını ve çevreyi ön plâna alan, koruyucu önlemler yolu ile sağlam temelli, dayanıklı inşaatların yapılmasının hedeflendiği bir sektör olma yönünde gelişmektedir. Bu bağlamda işverenlerin söz konusu standartlara uygun olarak yaptıracağı işlere teklif veren müteahhitlerin başarılı olmaları, gerek kendi ülkelerinde gerekse iş yapacakları yabancı ülkede yürürlükte olan mevzuatı iyi bilmelerine ve belli bazı milletlerarası standartlara ve kurallara uymalarına bağlıdır .Türk müteahhitlerinin milletlerarası alanda yürüttükleri inşaat projelerinin varlığı, firmaların kâr transferini artırması, işçilerin gönderdiği dövizler yolu ile döviz girdisi sağlaması, inşaat malzemeleri, makine ve teçhizat ihracı yolu ile ödemeler dengesine katkı sağlaması, istihdam yaratması, Türk uzmanlarının ve işçilerinin eğitim ve deneyimlerine katkıda bulunması, teknolojik bilgi birikimi ve tecrübe sağlaması, ihracata katkıda bulunması, bankacılık sektörünü geliştirmesi, ülkemizin milletlerarası ilişkilerini artırması gibi nedenlerle Türkiye ekonomisinde önemli bir yere sahiptir .Türk müteahhitleri,1970'li yıllardan bu yana başta Libya, Mısır, Rusya, Romanya, Azerbeycan, Kazakistan, Türkmenistan, Suudi Arabistan, Polonya, Irak , Bulgaristan olmak üzere 62 ülkede 60 milyar dolar tutarında toplam 2850 adet proje üstlenmişlerdir . Yurt dışında bir önceki yıl yapılan işler esas alınarak hazırlanan ?Dünyanın En Büyük 225 Uluslararası Müteahhidi? listesinde 2010 yılında 31 Türk müteahhitlik firması yer almıştır .Yabancı ülkelerde ihâle kazanıp iş yapan Türk müteahhitlerinin milletlerarası hukukun objektif kuralları çerçevesinde karşılaştıkları sorunları en aza indirme, hak arama imkân ve yollarını kolaylaştırma, milletlerarası inşaat hukukunda sektörel anlamda uygulanmakta olan standart kurallara aşinalıklarını sağlamanın öncelikli meselelerimizden birisi olduğunu düşünmekteyiz.Anahtar Kelimeler:1. Akdi Sorumluluk2. Hukuk3. Müteahhid4. Sözleşme
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi
Sosyal ve ekonomik koşulların değişmesi ve gelişmesi üzerine, toplumda artan konut ve işyeri ihtiyacına paralel olarak, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi daha yaygın biçimde kurulmaya başlanmıştır.Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, arsa sahibi ile müteahhit arasında kurulan, tam iki tarafa karşılıklı olarak borç yükleyen ve ani edimli borç ilişkisi doğuran bir sözleşme türüdür. Sözleşme ile müteahhit, arsa sahibinin arsası üzerinde bağımsız bölümler inşa ederek bir bina meydana getirmeyi ve sonunda bu bağımsız bölümlerden belirlenmiş olanları arsa sahibine devretmeyi taahhüt eder. Arsa sahibi ise, belirlenen arsa paylarını müteahhide devretme borcu altına girer. Bu suretle, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin, eser sözleşmesi ve taşınmaz satım vaadinin unsurlarını taşıyan çifte tipli, karma yapılı, atipik bir sözleşme olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi atipik sözleşmelerden olduğu için, geçerliliği kanunen herhangi bir şekil şartına bağlanmamıştır. Ancak, sözleşmenin içeriğinde taşınmaz satım vaadini barındırıyor olması, resmî şekilde yapılması zorunluluğunu doğurur. Resmî şekil, ispat şartı olarak değil, geçerlilik şartı olarak aranır.Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ile arsa sahibi, arsasını daha nitelikli bir şekilde değerlendirmiş, müteahhit ise, üzerine inşaat yapacağı arsa için ayrı bir masraf yapmasına gerek kalmaksızın yeni bir iş imkânı elde etmiş olur. Konut ihtiyacı bulunan üçüncü kişilerin de yapılacak bağımsız bölümlerden yararlanması mümkündür. Bununla birlikte, sözleşmenin taraflar ve üçüncü kişiler bakımından sağladığı avantajlarla birlikte, birtakım sorunları da bünyesinde taşıdığını belirtmek gerekir.Çalışmamızda, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi detaylı bir şekilde incelenmeye çalışılmıştır. Sözleşmenin tanımı, unsurları, hukuki niteliği, şekli, benzeri sözleşmelerden farkları ve arsa sahibinin üstlendiği edimin gerçekleştirme çeşitleri gibi konulara birinci bölümde yer verilmiştir. Sözleşmeye uygulanacak hükümlerin tespiti, tarafların borçları ve bu borçlardan doğan hakları, ikinci bölümde ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Ayrıca tescile icbar davası hakkında genel bilgiler verilmiştir. Çalışmamızın üçüncü bölümünde, sözleşmenin olağan ve olağan olmayan nedenlerle sona ermesi konusu anlatılmıştır. İnceleme yapılırken, özellikle tartışmalı konular üzerinde durulmuş, farklı görüşlere gerekçeleriyle birlikte yer verilerek, Yargıtay kararları çerçevesinde makul sonuçlara ulaşmaya gayret gösterilmiştir.Anahtar Sözcükler1.Arsa payı2.İnşaat3.Arsa sahibi4.Müteahhit5.Tescile icbar
Eser sözleşmesinde müteahhidin sözleşmeden dönmesi
Bu çalışma, anî edimli bir sözleşme olan eser sözleşmesinden müteahhidin hangi hâller ve şartlarda dönebileceği ile sözleşmeden dönme durumunda hangi sonuçların gerçekleşeceğini ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır.Birinci bölümde, iş sahibinin borçlu temerrüdüne düşmesi sebebiyle müteahhidin eser sözleşmesinden dönmesi hâli, genel hükümler ile eser sözleşmesi çerçevesinde ele alınmıştır.İkinci bölümde, iş sahibinin alacaklı temerrüdüne düşmesi, borcun ifasına engel olan başka sebeplerin ortaya çıkması ve iş sahibinin ücret borcunu ödemekte acze düşmesi sebepleriyle müteahhidin eser sözleşmesinden dönmesi hâlleri incelenmiştir.Üçüncü bölümde, götürü ücretli eser sözleşmesinde beklenilmeyen hâller dolayısıyla müteahhidin eser sözleşmesinden dönmesi hâli eser sözleşmesine dair hükümler çerçevesinde ele alınmıştır.Son bölümde ise, müteahhidin eser sözleşmesinden dönme hakkını dava dışı ve dava yoluyla kullanması incelenmiştir. Ayrıca sözleşmeden dönme hakkının sonuçları ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
Yüklenici ile alıcı arasında yapılan arsa payının devrine ilişkin satım sözleşmesi şekli ve hükümleri
Yüklenici ile alıcı arasında yapılan arsa payının devrine ilişkin satım sözleşmesi, yüklenicinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince, arsa sahibine karşı sahip olduğu arsa payının mülkiyetini devir konusundaki kişisel alacak hakkının alıcıya bir bedel karşılığı temlik edildiği bir taşınmaz satım sözleşmesidir. Yüklenici, arsa payının mülkiyetinin devrine yönelik kişisel alacak hakkını alıcıya bedel karşılığı Borçlar Kanunun 162 vd. maddeleri gereğince temlik etmektedir. Yüklenici arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan kişisel alacak hakkını temelde yer alan bir borç ilişkisine dayanarak, alıcıya temlik etmektedir. Temlik işleminin hukuki sebebini oluşturan temel borçlandırıcı ilişki, taraflar arasında yapılan bağımsız bölüm satım sözleşmesidir. Kural olarak taşınmaz satımının geçerli olması resmi şekil şartına uygun olarak yapılması koşuluna bağlı iken, sözleşmenin temlik niteliği taşınmaz satım sözleşmenin harici olarak düzenlenmiş olduğu hallerde bu sözleşmeye geçerlilik kazandıran en önemli etkendir.Temlik işlemini gerçekleştiren taşınmaz satım sözleşmesi yüklenici ile alıcı arasında karşılıklı tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Sözleşmeye Borçlar Kanunun 217 inci maddesinin göndermesi ile taşınır satımına ilişkin genel hükümler uygulanır. Yüklenicinin bu satım sözleşmesi nedeni ile satılan taşınmazla ilgili olarak ayıba ve zapta karşı tekeffül sorumluluğu vardır. Yüklenici ve alıcının temerrüdü halinde ise, karşılıklı sözleşmelerde temerrüt halini özel olarak düzenleyen Borçlar Kanununun 106 vd. maddeleri uygulanır.
Uluslararası inşaat sözleşmeleri, anlaşmazlıkları ve çözüm yolları
Uluslararası alanda yüksek düzeyde iş üstlenmekte olan yurtdışı müteahhitlik hizmetleri sektörümüz her yıl açıklanan `'Dünyanın En Büyük 225 İnşaat Firması'' arasına 20-25 arası bir sayıdaki Türk müteahhidini sokmayı başaran önemli bir sektör haline gelmiştir. Tezimizin birinci bölümünde Özel Hukuk açısından sözleşme, inşaat ve imalat kavramları kısaca anlatılmıştır. Sözleşme tanımlandıktan sonra inşaat ve imalat kavramı nedir, neler bu tanımların içerisine girer incelenmiştir.İkinci bölümde ise, inşaat sözleşmelerinin yasal dayanağı, tarafları, özellikleri, unsurları, içeriği, doğabilecek uyuşmazlıkların neler olabilecekleri incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise tezimizin konusunu oluşturan uluslararası bir inşaat sözleşmesinden doğabilecek bir uyuşmazlıkta çözüm yollarının neler olabileceği ve bu farklı çözüm yollarının özellikleri açıklanmıştır. Çözüm yolları hakkında genel bir bilgi verildikten sonra bu farklı çözüm yollarının faydalarının ve varsa sakıncalarının değerlendirmesi yapılmıştır. Son bölümde ise, çalışmamızın sonuçlarına göre, uluslararası bir inşaat sözleşmesi yapılırken doğabilecek uyuşmazlıkların milli mahkemeler yerine alternatif çözüm yollarından hangisi ile çözüleceğinin kararının iyi verilmesi gerektiği ve bu yöntemler arasında tahkim çözüm yolunun tercih edilmesi ve FIDIC standartlarının göz önünde bulundurulması gerekliliği üzerinde durulmuştur.
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde yüklenicinin eksik ve ayıplı işten sorumluluğu
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri ülkemizde çok yaygın kullanılan inşaat sözleşmelerinden olmakla birlikte kanunda özel olarak düzenlenmiş değildir. Kanunla düzenlenmemiş olan bu sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıkların içtihat ve doktrin yardımı ile çözümlendiği görülmektedir. Bu çalışmada yüklenicinin eksik ve ayıplı işlerden ne gibi sorumlulukların bulunduğu incelenmektedir. Yüklenicinin sorumluluğu, onun borcunu ifa etmemesi veya kötü ifa etmesinin bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Arsa sahibinin , arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde yüklenicinin eksik ve ayıplı işler nedeni ile sorumluğunun belirlenmesinde eksik ve ayıplı iş kavramlarının ayrımı, önemli bir rol oynamaktadır. Eksik iş halinde TBK m.112 ve devamındaki genel hükümler uygulama alanı bulmaktadır. Ayıplı işte olduğu gibi gözden geçirme ve bildirim külfetleri ile , ihtirazi kayıt öne sürülmesi şartı aranmaksızın eksik işten doğan taleplerin TBK m.147'deki genel (5 yıllık) zamanaşımı süresinde öne sürülmesi mümkündür. Ayıplı iş halinde ise arsa sahibinin , TBK m.475'te bulunan seçimlik hakları ile atıf yapıldığı yerde TBK m.112'deki genel hükümlere göre tazminat hakkı bulunmaktadır.
Kat karşılığı inşaat sözleşmesinde yüklenicinin temerrüdü nedeniyle arsa sahibinin dönme hakkını kullanması halinde üçüncü kişinin durumu
Kat karşılığı inşaat sözleşmeleri ülkemizde çok yaygın bir şekilde kullanılan inşaat sözleşmelerinden olmakla birlikte kanunda özel olarak düzenlenmemiştir. Kanunla düzenlenmemiş olan bu sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıklar uygulamada içtihat ve doktrin yardımı ile çözümlendiği görülmektedir. Bu çalışmada kat karşılığı inşaat sözleşmesinde arsa sahibinin temerrüt nedeniyle dönme hakkını kullanması halinde üçüncü kişinin durumu incelenmektedir. Kat karşılığı inşaat sözleşmesinde yüklenicinin temerrüde düşmesi halinde, yükleniciden hak kazanan üçüncü kişinin hukuki durumu, yüklenici ile arsa sahibi arasındaki hukuki durumdan etkilenecektir. Yüklenicinin temerrüdü, inşaata başlama ve yapımı sırasında ortaya çıkabildiği gibi yüklenicinin teslim borcunun ifasında da ortaya çıkabilmektedir. Arsa sahibinin, kat karşılığı inşaat sözleşmesinde yüklenicinin temerrüdü nedeni ile TBK. 125 çerçevesinde seçimlik hakları mevcuttur. Bu seçimlik haklardan olan dönme hakkının kullanılmasıyla üçüncü kişinin durumu binanın bitirilme oranına göre ileriye etkili ya da geriye etkili bir şekilde ayrıma tabi olacaktır. Sözleşmenin ileriye etkili bir biçimde sona ermesi halinde sözleşme ilişkisi geçerliliğini koruyabilmekteyken, geriye etkili sona erme halinde sözleşme geçerliliğini kaybederek taraflar arasındaki durum sözleşme yapılmadan önceki hâline geri döneceği için taraflar ifa yükümlüğünden kurtulacaklar ve daha önce yerine getirdikleri edimleri geri isteyebileceklerdir.
Milletlerarası Özel Hukukta inşaat sözleşmelerinde müteahhidin sorumluluğu
Milletlerarası alanda, birden fazla ulus mensubu tarafların, hukuk, örf, adet yönünden görüş ve anlayış birliğini temin etmelerinin zorluğu karşısında milletlerarası bir tip sözleşmenin varlığına ihtiyaç duyulmuştur. Milletlerarası ticarî uygulamada ise, inşaat sözleşmelerine ilişkin olarak çeşitli tip sözleşmeler (standart kurallar) kullanılmaktadır.Bu anlayışla inşaat sözleşmelerinde var olan teknik ve hukukî ihtiyaç sonucunda hazırlanan FIDIC standart kuralları, Dünya Bankası gibi kuruluşların da tavsiyesi ve finansmanını sağladığı işlerde kredi şartları arasında araması sonucunda, uygulamada birçok inşaat sözleşmesinde benimsenmektedir.Genel olarak inşaat sözleşmelerinde taraflar arasında bir denge kurmak ve tarafların, henüz düzenleme aşamasındayken dahi sözleşmeye duydukları güveni pekiştirmek sağlamak amacıyla oluşturulan FIDIC kurallarında bu amacın büyük ölçüde gerçekleştirilmiş olduğunu söylemek mümkündür.Taraflar, FIDIC standart kurallarının sözleşmelerine uygulanmasını benimsemeleri halinde, hem zamandan tasarruf edecekler hem de önceden tayin edilmesi zor olan durumları henüz sözleşme düzenlenirken belirleyerek hukukî uyuşmazlıklara meydan verilmesini çoğu zaman önleyebileceklerdir. Buna karşılık, FIDIC tip sözleşmeleri, uyuşmazlıkların çözümünde her zaman tek başına yeterli olamayacağından, tarafların ek düzenlemeler yaratma yahut bir hukuk sisteminin uygulanması yoluna gitmeleri gerekmektedir.İnşaat sözleşmelerinde esasa uygulanacak hukukun Türk hukuku olarak kanunlar ihtilafı kuralları gereğince yahut taraf iradeleri tarafından belirlenmesi durumunda ise 818 sayılı Borçlar Kanunu ve diğer ilgili iç hukuk düzenlemeleri uygulama alanı bulacaktır.İnşaat sözleşmeleri, teknik ve karmaşık yapısı nedeniyle özel bir düzenleme gerektirmektedir. Buna karşılık, hukukumuzda ise 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun eser sözleşmelerine ilişkin hükümleri ve inşaat sözleşmelerine ilişkin teknik hükümler içeren 18540 sayılı Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi hükümleri genel olarak uygulanmaktadır.Hukukumuzda, inşaat sözleşmelerine ilişkin özel hükümler içeren düzenlemeler oldukça az ve yetersizdir. Gerek 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda gerekse yakın zamanda kanunlaşması beklenen Borçlar Kanunu tasarısında yalnızca eser sözleşmelerine ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir. Ancak, teknik ve karmaşık yapısı nedeniyle özellik arz eden inşaat sözleşmeleri hakkında hukukumuzda özel düzenlemelere ihtiyaç bulunmaktadır.İnşaat sözleşmesinde tipik edim borçlusu müteahhidin borçlarını ve bundan doğan sorumlulukları, inşaatın teslimine kadar ve inşaatın tesliminden sonra olmak üzere iki aşamada ele almak mümkündür.Bu tez çalışmasında, konu üç ana bölüme ayrılarak incelenmiştir. Birinci bölümde müteahhidin inşaatın teslimine kadar olan borçlarına ve bunlardan doğan sorumluluk hallerine yer verilmiştir. İkinci bölümde, inşaatın tesliminden sonraki aşama, yani ayıplı ifadan doğan sorumluluk, şartları ve sonuçları ile birlikte incelenmiştir.Üçüncü bölümde ise müteahhidin sorumluluğunda esasa uygulanacak hukuk tespit edilmek istenmiştir. Bu tespitin yapılması amacıyla, 2675 sayılı mülga MÖHUK ile 2007 yılında yürürlüğe giren 5718 sayılı MÖHUK hükümleri karşılaştırmalı olarak incelenmiş, bununla birlikte FIDIC kurallarının da ilgili hükümlerine yer verilmiştir.
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan alacak hakkının yüklenici tarafından devri
Dicle Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı'nda hazırlanan bu tezin amacı, yüklenici ile arsa sahibi arasında kurulan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafı olmayan üçüncü kişinin, yüklenicinin arsa sahibine karşı sahip olduğu arsa payı ya da bağımsız bölüm mülkiyetini talep etme şeklindeki kişisel hakkını devralmasının şartları ve geçerlilik koşulları incelenmiştir. Çalışmamızın ilk bölümünde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tanımı, şekli, tarafları, hukuki niteliği ve unsurları gibi temel hususlar üzerinde durulmuştur. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin kanunda düzenlenmemiş olması sebebiyle sözleşmenin tanımı, şekli, tarafları, hukuki niteliği ve unsurları açıklanırken doktrindeki yazarların görüşlerinden, eser sözleşmesi ve taşınmaz satış sözleşmesinin özelliklerinden yararlanılmıştır. Çalışmamızın ikinci bölümünde ise yüklenicinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan kişisel hakkını üçüncü kişiye devretmesi konusu incelenmiştir. Yüklenicinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan kişisel hakkının yüklenici tarafından devralma yolları ve bu devralmanın geçerlilik şartları üzerinde durularak uygulamada Yargıtay'ın benimsediği devrin alacağın devri (temliki) hükmünde olduğu görüşü üzerinde durulmuştur.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında ön ödemeli konut satış sözleşmesi
Halk arasında "topraktan satış" veya "inşaata temelden girme" olarak isimlendirilen ve tüketicinin önce bedelini ödemek suretiyle henüz proje aşamasında olan ya da yapımı devam eden konutları satın almasına dair usul ve esaslar, 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 40-46. maddelerinde "Ön Ödemeli Konut Satışı" bölümünde düzenlenmiştir. Henüz ortada bitmiş bir konut yokken yapılan bu türden satışlarda, önce satış bedelinin tamamını veya bir kısmını ödemek durumunda olan tüketicinin mağdur olmaması amacıyla kanun koyucu tarafından "Ön Ödemeli Konut Satış Sözleşmesi" tanımlanarak, ayrıntılı düzenlemeler getirilmiştir. Üç bölümden oluşan bu çalışmanın ilk bölümünde ön ödemeli konut satış sözleşmesinin tanımı yapıldıktan sonra, tarafları, unsurları, hukuki niteliği, şekli ve zorunlu içeriği ile diğer sözleşmelerden farkları üzerinde durulmuştur. Çalışmanın ikinci bölümünde tarafların sözleşme kapsamında yükümlülükleri açıklanmıştır. Üçüncü bölümde ise sözleşmenin tüketici tarafından sahip olduğu "cayma" veya "sözleşmeden dönme" hakkıyla sona erdirilmesi konuları incelenerek çalışma sonlandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Satıcı, Tüketici, Ön Ödemeli Konut Satış Sözleşmesi, Cayma Hakkı, Sözleşmeden Dönme Hakkı
Uluslararası inşaat sözleşmeleri için doğal dil işleme ve makine öğrenimi teknikleri kullanılarak potansiyel risk tespit modeli geliştirilmesi
Uluslararası inşaat projelerinde, tarafların görev ve sorumluluklarının belirlendiği inşaat sözleşmelerinden kaynaklı pek çok hak talebi ve uyuşmazlıklar ortaya çıkmaktadır. Özellikle inşaat projelerinin ihale sürecinde işveren tarafından sağlanan sözleşme şartlarının yüklenici tarafından detaylı bir şekilde gözden geçirilmemesi bu hak talebi ve uyuşmazlıklara sebep olmaktadır ve taraflar büyük kayıplara uğramaktadır. Bu amaçla tez çalışmasında ihale sürecinde taslak halinde olan inşaat sözleşmelerindeki potansiyel riskli sözleşme maddelerini tespit etmek için doğal dil işleme ve makine öğrenimi teknikleri kullanılarak bir model geliştirilmiştir. Geliştirilen model için FIDIC standart sözleşme şartları kullanılarak veri seti oluşturulmuştur. Oluşturulan veri setinin etiketlenmesi için anket çalışması ile potansiyel riskli 25 madde başlığı belirlenmiş ve belirlenen madde başlıkların üzerinde yapılan anahtar kelime çıkarma uygulaması ile riskle ilgili olabilecek 45 kelime ve kelime grubu çıkarılmıştır. Çıkarılan anahtar kelimeler için yapılan anket çalışmasında risk matrisi kullanılarak risk puanı belirlenmiş ve bu risk puanları kullanılarak oluşturulan veri seti etiketlenmiştir. Etiketlenen veri seti üzerinde doğal dil işleme teknikleri uygulanarak veriler makine öğrenimi algoritmalarının uygulanması için hazır hale getirilmiştir. Modelde altı farklı makine öğrenimi algoritması uygulanmış ve uygulanan makine öğrenimi algoritmaları başarılı sınıflandırma performansı göstererek potansiyel riskli sözleşme maddelerini tespit etmiştir. Yapılan çalışma ile uluslararası inşaat projelerinde sözleşme yöneticilerini karar verme sürecinde destekleyici ve sözleşmenin gözden geçirilmesi sürecinde kullanabileceği hızlı ve verimli bir teknik model sunulmuştur.
Gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesi
Türk ekonomisinin önde gelen sektörlerinden olan inşaat sektörü, her gün gelişen bir yapıya sahiptir. Bahsedilen gelişme yalnızca inşaat teknikleri ile sınırlı olmayıp, geliştirilen yeni sözleşme tipleri de bu gelişmeye dâhildir. Tez konumuz olan gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesi de özellikle son on yılda uygulamada yaygınlık kazanmaya başlamış bir inşaat sözleşmesi türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Yüklenicinin inşaatı meydana getirmeyi ve inşa edeceği bağımsız bölümleri pazarlamayı ve satmayı taahhüt ettiği, buna karşılık arsa sahibinin sözleşmede kararlaştırılan oranda, elde edilen geliri yükleniciyle paylaşmayı ve bağımsız bölümlerin satışlarını sağlamayı borçlandığı bir sözleşme olan gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesi, gerek kamu gerekse özel sektör tarafından tercih edilen bir modeldir. Çalışmamızda gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesi, tanımlanması, sağladığı faydalar, benzer sözleşmelerden farkları, unsurları, çeşitleri, hukuki niteliği, şekli, tarafların borçları ve sözleşmenin sona ermesi kapsamında incelenmiştir.
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi hükümleri
Hukukumuzda sözleşme serbestisi ilkesi benimsenmiştir. Bu sebepten ötürü kanunlarda düzenlenmeyen ve kendine has nitelikler taşıyan sözleşmeler meydana gelmiş ancak bu sözleşmelere hangi hukuk kurallarının uygulanacağı sorunu oluşmuştur. Özellikle son zamanlarda hızla gelişen inşaat sektörü, değişen ekonomik ihtiyaçlar ve teknoloji sebebiyle inşaat alanında da kanunda düzenlenmeyen sözleşme tiplerine ihtiyaç duyulmaktadır. Örneğin, inşaat sektörünün pahalı bir sektör olması sebebiyle daire satın alamayan arsa sahipleri farklı yollarla daire sahibi olma arayışına girmektedirler. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi sayesinde, maddi durumu iyi olmayan ve arsasının üzerine inşaat yapamayan arsa sahiplerinin bu ihtiyacı karşılanabilmektedir. Ayrıca, arsa fiyatlarından şikâyetçi olan yükleniciler de bu sözleşme türü sayesinde arsa için herhangi bir bedel ödemeden sadece inşaat masraflarını karşılayarak yapımını sağladıkları daireleri satabilmektedir. Özetle; iki tarafın da kazançlı göründüğü arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri, ihtiyaçtan kaynaklı ve sözleşme serbestisi ilkesi sonucu ortaya çıkan sözleşmelerdir. Ancak bu sözleşmeye hangi hukuk kurallarının uygulanacağı uygulamada sorun yaratan tartışmalı konulardan biridir. Bu sebeple arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri çeşitli yönleri ile ele alınarak konuya ilişkin karşılaşılan sorunlar bu çalışma ile incelenecek, doktrindeki ve Yargıtay'daki görüşlere yer verilecektir. Anahtar Kelimeler: Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi, yüklenici, arsa sahibi, arsa payı, bağımsız bölüm.
Kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde yüklenicinin ayıptan doğan sorumluluğu
Gelişmekte olan ülke sınıfında bulunan ülkemizde en yoğun ve gelişmiş sektör inşaat sektörüdür. Gerek yurt içinde gerek yurt dışında iştigal ettiğimiz işlerin başında inşaat sektörü gelmektedir. Sektörün fiili gelişiminin yanında hukuki gelişimin de bununla birlikte gelişmesi büyük önem arz etmektedir. Kat karşılığı inşaat sözleşmesi mevzuatlarımızda açıkça düzenlenmiş sözleşmelerden değildir. Bir tarafta mesleki bilgisi ve tecrübesi gereği işi eser imal etmek olan yüklenicinin bulunduğu diğer tarafta ise bir taşınmazın sahibi olan arsa sahibinin bulunduğu sözleşmedir. Arsa sahibi, yükleniciye arsasında imal edilecek olan eserden bağımsız bölüm vermeyi taahhüt ederken bir taraftan da kendisine bağımsız bölüm almayı yani bir kazanç sağlamayı amaçlamaktadır. Bunun karşısında yüklenici ise imal ettiği eserdeki kendisine düşen bağımsız bölümlerden kazanç sağlamayı hedeflemektedir. Çalışmamız bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. "Giriş" bölümünde Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesiyle İlgili Temel Kavram ve Konular ele alınmış, "Birinci Bölüm'de" ise Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin tanımı, unsurları ve şekli üzerinde durulmuştur. "İkinci bölüm'de" yüklenicinin sorumluluğunun şartları ve arsa sahibinin haklarına değinilirken son bölümde ise sorumluluğun sona ermesi ve zamanaşımı konuları ele alınmıştır. Konunun incelenmesi "SONUÇ" başlığı ile sona ermiştir.
Kamu ihale inşaat sözleşmeleri ve Fıdıc bakımından müteahhidin borçları
İdare üstlenmiş olduğu kamu hizmetlerini gereği gibi yerine getirebilmek ve kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmek için inşa eserlerine ihtiyaç duyar. İnşa eserinin yapımı için yapılacak inşaat sözleşmesinden önce ihale usulü uygulanarak müteahhidin seçilmesi gerekir. İhale sonucunda, belirlenen müteahhidin inşa eseri meydana getirip teslim etme, idarenin de inşa eseri karşılığında ücret ödeme borcu altına girdiği kamu ihale inşaat sözleşmesi yapılmaktadır.Kamu ihale inşaat sözleşmesi özel hukuk sözleşmesi niteliğindedir. Sözleşmenin taraflarından birinin idare olması, sözleşme öncesi ihale usulünün uygulanması bu hususu değiştirmez. Kamu ihale inşaat sözleşmesi borçlar hukuku sözleşmeleri arasında yer alan istisna sözleşmelerine temelde benzemekle birlikte, bu tür sözleşmelerden ayrılan noktaları da bulunmaktadır. İstisna sözleşmesinde ayrılan noktalarda idarenin, kendi lehine üstün hak ve yetkiler getirdiği görülmektedir. İdarenin ücret ödeme borcu karşısında müteahhidin üstlenmiş olduğu borçların ayrıntılı bir biçimde incelenmesi kamu ihale inşaat sözleşmesinin daha net bir biçimde anlaşılmasına ve hak ve borçların adilane dağılımı ile ilgili sorunların ortaya konmasına yardımcı olacaktır.Çalışmada kamu ihale inşaat sözleşmelerinde idare ile müteahhit arasında hak ve borçların adilane dağılımı ilgili sorunlar ortaya konulacak ve ilgili yerlerde BK'da yer alan istisna sözleşmesine ilişkin hükümlere atıfta bulunulacaktır. Bu sorunların çözümüne ilişkin çözüm önerilerinde bulunmak amacıyla uluslararası alanda yaygın bir kullanım alanı olan, hak ve borçların adilane dağılımı bakımından örnek niteliğindeki FIDIC standart sözleşmelerinde müteahhidin borçları da inceleme konusu yapılacaktır. Burada FIDIC standart sözleşmelerinden Kırmızı Kitap'ın (The Red Book) 1987 tarihli 4. baskısı ile 1999 tarihli 5. baskısı ele alınmıştır. Böylece FIDIC standart sözleşmelerinin kendi içindeki gelişim çizgisi de yansıtılacaktır. Ayrıca ülkemizin son dönemde mevzuatını uyumlaştırdığı AB hukuku bakımından da kamu ihale inşaat sözleşmeleri ile ilgili düzenlemelere yer verilecektir. İdare tarafından yapılan inşaat sözleşmelerinde müteahhidin borçlarının nasıl düzenlendiği hem ülkemizdeki hem uluslararası alandaki düzenleme ve uygulamalar göz önüne alınarak inceleme konusu yapılacaktır.Anahtar kelimeler: Kamu ihale inşaat sözleşmesi, Müteahhidin borçları, FIDIC.
Anahtar teslimi inşaat sözleşmesi
Hızla gelişen dünyada, artan nüfusun barınma, ısınma, ulaşım, üretim gibi konulardaki ihtiyaçlarının karşılanması için gerekli olan inşaat sektörü de kendini geliştirmektedir. Bu gelişimin en büyük sebebi ise teknolojideki yenilikler, makineleşme ve artan ihtiyaçlardır. Artık, inşaat sektöründe hızlı, güvenilir ve sağlam adımlara, bunun yanında da yeni sözleşmelere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu suretle, hem bireylerin hem de devletin özellikle termik santral, baraj, köprü, yol, su kanalları gibi büyük çaplı inşaat taleplerinin karşılanması amacıyla, yeni sözleşme türleri uygulanmaktadır. Bunlardan biri de tez konumuzu oluşturan anahtar teslimi inşaat sözleşmesidir.Anahtar teslimi inşaat sözleşmesi, inşaat sözleşmelerinin farklı bir uygulaması olarak karşımıza çıkar. Bu sözleşmelerde, müteahhit, projenin tasarımından inşa eserinin yapılıp teslimine kadar bütün sorumlulukları üzerine almakta, bunun karşılığında iş sahibi sabit bir ücret ödemektedir. Anahtar teslimi inşaat sözleşmeleri genellikle, kredi veren kurumların ve iş sahiplerinin kesin bir sözleşme bedeli üzerinde anlaşmak istemeleri üzerine akdedilmektedir. Çoğu zaman iş sahiplerinin inşaatın değerinden yüksek bir götürü bedel üzerinde anlaşmaları, sonradan sürpriz fiyatlarla karşılaşmak istememelerinden kaynaklanmaktadır. Böylece, tek taraflı olarak sorumlu tutulan müteahhit, hem sözleşmenin uygulanmasından doğan risklere hem de sözleşme bedelinden doğabilecek risklere katlanmaktadır. Anahtar teslimi inşaat sözleşmesinin böyle yüksek risk taşıyan bir sözleşme oluşu, onu bütünüyle inceleme ihtiyacı doğurmaktadır.
IFRS 15 müşterilerle yapılan sözleşmelerden doğan hasılat standart taslağının incelenmesi ve inşaat sektörüne ilişkin örnek uygulama
Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu (IASB), telekomünikasyon, yazılım, gayrimenkul, inşaat ve üretim sektörleri başta olmak üzere, tüm sektörlerin hasılatlarının tek bir standartta toplanması için çalışmalara başlamış ve Mayıs 2015'te IFRS 15 Müşteriler İle Yapılan Sözleşmelerden Doğan Hasılat (Revenue from Contracts with Customers) standardının taslağını yayınlamıştır. Amerikan Finansal Muhasebe Standartları Kurulu (FASB) ve Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu'nun (IASB) ortak bir çalışması olan yeni standart taslağı 1 Ocak 2017 yılından itibaren uygulamaya geçmesi planlanmasına karşın 1 Ocak 2018'e uzatılmıştır. Fakat erken uygulamaya izin verilmiştir. 01.09.2015 tarihinde taslağın Türkçe metni TFRS 15 adı ile yayınlanmıştır. Yeni standart taslağı, hasılatın kazanılmasını zamanın belirli bir noktasında veya zaman süresince gerçekleşen edim yükümlülüklerine bağlamıştır. Hasılatta, müşterilere kontrolün transferini sağlayan beş aşamalı bir model oluşturulmuş olup temeline de müşterilerle yapılan sözleşmeler yerleştirilmiştir. Bu beş aşamalı modelin asıl maksadı hasılatın ne tutarda ve ne zaman muhasebeleştirileceğini belirlemektir. Bu çalışmanı öncelikli amacı IFRS 15 Müşteriler İle Yapılan Sözleşmelerden Doğan Hasılat (Revenue from Contracts with Customers) standardının taslağını, Türkiye'deki inşaat mevzuatını ve kaldırılması planlanan TMS 11 İnşaat Sözleşmeleri standardını incelemek ve inşaat sektörüne yönelik olarak örnek bir çalışma sunmaktır.
Türk vergi sisteminde kat (Arsa) karşılığı inşaat işlerinin vergilendirilmesi
Ülkemizin kentleşme hızı giderek artmakta olup bu sebeple inşaat sektörü de bunun paralelinde artış göstermektedir. İnşaat sektörü ülkemizin lokomotif sektörlerinden birisidir. İnşaat faaliyetleri, ekonomik kalkınmanın önemli itici güçlerinden biridir. Bu sektörün ekonomideki olumlu ve olumsuz gelişme ve değişmeleri yan sanayileri ile birlikte nüfusumuzun büyük bir oranını yakından ilgilendirmektedir. İnşaat yapım işleri çeşitli dallara ayrılmaktadır. Bunlar taahhüt şeklinde özel veya resmi kurumlar, yapı kooperatifleri ve özel inşaatlar şeklinde sınıflandırılabilir. Çalışmamızda "Türk Vergi Sisteminde Kat (Arsa) Karşılığı İnşaat İşlerinin Vergilendirilmesi" başlığı altında ülkemizde uygulaması en çok görülen inşaat yapma usullerinden biri olan kat karşılığı inşaat işleri ele alınmıştır. Vergi Mevzuatımızın net ve yeterli olmaması sebebiyle arsa sahipleri ve müteahhitler, Gelir İdaresi Başkanlığı ile ciddi sorunlar yaşamakta ve konu Yargıya intikal etmektedir. Çalışmamızda bu sorunlara üç tarafın penceresinden de bakılarak, sorunlara yönelik tespitler ve çözüm önerileri sunulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kat karşılığı inşaat sözleşmesi, kat karşılığı inşaatişlerinde sözleşme taraflarının hakları ve sorumlulukları, kat karşılığı inşaat işlerinde sözleşme taraflarının vergisel yükümlülükleri