Aile hayatı

55 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Tarihsel değişim sürecinde iş ve aile yaşamında kadın: Muğla ili, bankacılık sektöründe çalışan çocuklu kadınlar üzerine bir inceleme

Ataerkil toplumlarda daha baskın olarak, kadının hane içerisinde yaşamış olduğu toplumsal cinsiyete dayalı iş bölümü, kadının aile yaşamında eşitsizliklerin olduğunu göstermektedir. Hane içerisindeki eşitsizlikler kadının, iş yerinde yaşamış olacağı cinsiyete dayalı ayrımcılık uygulamalarını derinleştirmektedir. İş yerinin vermiş olduğu görevleri gerçekleştirdikten sonra hane içi görevleri için ikinci mesaisi başlayan kadın hem fiziksel hem de zihinsel olarak yorgun düşmektedir. Ev işleri ve bakım sorumlulukları için harcayacak enerjisi kalamamaktadır ya da bunun tam tersi olarak; ev işleri, bakım görevlerini yerine getirirken yorgun düşen kadının iş yeri için harcayacak enerjisi kalamamaktadır. İş yerinin vermiş olduğu görevlerin yapımı sırasında zihni sürekli ev işleri ile meşgul olmakta ve kendini işe verememektedir. Cinsiyete dayalı ayrımcılık tutumları hane içerisindeki eşitsizliklerin yanı sıra iş yerlerinde de kadınların sıklıkla karşılaştıkları bir durumdur. Kadının erkek karşısında ikinci cinsiyet olarak algılanması ve yetersiz olarak düşünülmesi söz konusudur. Kadınlar iş yerlerinde işe alım, ücret, terfi, eğitim, izin ve rapor kullanımı, güdülenme, tayin, işten ayrılma ve taciz gibi birçok konuda cinsiyete dayalı ayrımcılık uygulamalarına maruz kalmaktadırlar. Gerek aile içerisindeki gerekse iş yerindeki eşitsiz tutumlar kadının iş ve aile yaşamını uyumlaştırma çabasında sorunlar yaşamasına neden olmaktadır. Son yıllarda bireylerin, özellikle kadınların iş ve aile yaşamını uyumlaştırmaya çalışmak devletin de stratejik planlarına konu olmuş ve bu konuda politikalar üretilmiştir. Kadının iş ve aile yaşamında uyumu yakalayabilmesi için toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılıkların sona erdirilmesi ve eşitliğin sağlanması gerekmektedir. Bu durum bireylerin, iş yerlerinin ve devletin ortak çabası ile mümkün olabilecektir. Anahtar Kelimeler: Çalışan Kadınlar, Aile, Çalışma Yaşamı, Toplumsal Cinsiyet, İş bölümü

Aile hayatıAnnelerBanka çalışanları+7
Güliz Özgür
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuklu kadınların iş yaşamına ilişkin davranışlarının sosyolojik açıdan değerlendirilmesi: Niğde örneği

Tarihsel süreç içinde aile kurumu ve kadınlar günümüz toplumuna kadar birçok değişime uğramış ve kadın, çalışma hayatının önemli bir bileşeni olmuştur. Bu anlamda çalışan annelerin hane dışındaki üretime katılması mikro boyutta aile kurumunu, makro boyutta ise toplumsal yapıyı ilgilendiren modern dönemlerin yeni bir sorun alanı olarak tartışılmaya başlanmıştır. Çalışan annenin diğer mesai arkadaşlarından farklı sorunlarla karşı karşıya gelmesi çoğunlukla doğurganlık ve çocuk sahibi olması ile ilişkilendirilmiştir. Çalışma hayatını doğrudan ilgilendiren aile ve çocuk arasındaki ilişki; annenin işi ve kendisi için oldukça önemlidir. Bu çalışma nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik yaklaşım deseni ile tasarlanmıştır. Fakat çalışma içinde ele alınan her kuramın çalışmaya ışık tuttuğu, çalışmanın kuramsal teklik içermediği niteliksel olarak fenomenolojik kuram çerçevesinde modelleştirildiği belirtilmelidir. Araştırmanın örneklemini Niğde ilinde en az 2 yıl çalışma yaşamında yer alan 15 anne oluşturmuştur. Çocuk sahibi çalışan kadınlara uygulanan 18 soruluk yarı yapılandırılmış görüşme formu ile katılımcıların aile ve çalışma hayatına yönelik görüş ve düşünceleri kendi ifadeleri ile anlaşılmaya çalışılmıştır. Araştırma bulguları çerçevesinde ana temalar oluşturulmuş ve bu temaların üzerine yoğunlaşan betimsel analizler gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizi, kod açma yöntemi kullanılarak yapılmış ve ortak örüntülerin belirlenmesiyle birlikte çıkarımlar sağlanmıştır. Elde edilen veriler, kamu sektöründe çalışan annelerin karşılaştığı zorlukları ve duygusal deneyimlerini açık bir şekilde vurgulamaktadır. Çalışmanın önemli bulguları arasında, çalışan annelerin çocuklarıyla yeterli vakit geçirememeleri, iş yerinde izin taleplerinde zorluk yaşamaları ve devlet politikalarının geliştirilmesi gerekliliği yer almaktadır. Bu bulgular, kamu sektöründe çalışan annelerin karşılaştığı zorlukları ve duygusal deneyimleri açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Araştırmanın sosyoloji literatürüne ve çocuk sahibi çalışan kadınlara yönelik yapılacak uygulamaların belirlenmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Aile hayatıAnnelerFenomenolojik sosyoloji+6
Özlem Onat
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Parçalanmış ve tam aileye sahip ergenlerin yalnızlık düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; farklı liselerde öğrenim gören parçalanmış ve tam aileye sahip ergenlerin yalnızlık düzeylerinin; cinsiyet, sınıf düzeyi, akademik başarı, yakın arkadaş sayısı, arkadaşlar ve aileyle kurulan ilişkilerden memnun olma durumlarına göre farklılık gösterip göstermediğini incelemektir.Araştırmaya Adana ili Seyhan İlçesi'nde bulunan ve Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi liselerde okuyan, 226 parçalanmış ve 226 tam aileye sahip toplam 452 öğrenci katılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilere Russel, Peplau ve Cutrona (1980) tarafından geliştirilen ve Demir (1989) tarafından Türkçe'ye uyarlanan UCLA Yalnızlık Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu uygulanmıştır.Öğrencilerin yalnızlık düzeylerinin yukarıda belirtilen değişkenler açısından farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla çift faktörlü varyans analizi tekniği kullanılmış, sonuçların anlamlı çıkması durumunda hangi gruplar arasında fark olduğunu belirlemek için Scheffe testi uygulanmıştır.Araştırma sonuçlarına göre, öğrencilerin yalnızlık düzeyleri açısından, akademik başarısı yüksek, 9'dan fazla yakın arkadaşı olan, arkadaşlarıyla ve aileleriyle kurulan ilişkilerden çok memnun olan öğrenciler lehine anlamlı bir farkın olduğu görülmüştür. Öğrencilerin yalnızlık düzeylerinde cinsiyete ve sınıf düzeyine göre anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.Anahtar Kelimeler: Yalnızlık, parçalanmış aile, ergenlik.

AileAile hayatıErgenler+7
Ayşegül Pancar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Parçalanmış ve tam aileye sahip ergenlerin yaşam doyumu düzeyleri ile yaşam kalite düzeylerinin karşılaştırılması

Bu çalışmada, parçalanmış ve tam aileye sahip ergenlerin yaşam doyumu düzeyleri ile yaşam kalite düzeyleri karşılaştırılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Adana ilinde Seyhan, Çukurova, Sarıçam ve Yüreğir ilçelerinde 19 liseye devam eden 9., 10. 11., ve 12. sınıflardan 232 kız ve 141 erkek ergen oluşturmuştur. Bu örneklemde 186 öğrenci parçalanmış aileye, 193 aile ise tam aileye sahip olduğu gözlenmiştir. Çalışmaya katılan ergenlerin yaş ortalaması 16.19, standart sapması ise 1.18'dir.Araştırmada veri toplamak amacıyla Yaşam Doyumu Ölçeği (Diener, 1985) ve WHOQOL- Brief Yaşam Kalitesi Ölçeği Kısa Formu ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin çözümlenmesinde Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Varyansların homojenliği Levene Testi ile belirlenmiştir. Araştırmada anlamlılık düzeyi .05 olarak kabul edilmiştir.Araştırmadan elde edilen sonuçlar, parçalanmış aileye sahip ergenlerin yaşam doyumları ve fiziksel alan dışında tüm üç alanda (psikolojik, sosyal ilişkiler ve çevre yaşam kalitesi) yaşam kalitelerinin tam aileye sahip ergenlere oranla anlamlı bir biçimde farklılaştıklarını göstermiştir.

AileAile hayatıErgenler+5
Timur Dingiltepe
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
20
Master'sOpen AccessTR

Çocuklarında otizm spektrum bozukluğu olan annelerin depresyon, tükenmişlik ve umutsuzluk düzeylerinin çocuktaki otizmin ağırlık derecesine göre karşılaştırılması

Bu çalışma, otizm spektrum bozukluğu (OSB) tanısı almış olan çocukların annelerinin etkilenme düzey ve şekillerini saptamayı amaçlamıştır. Bu amaçla yapılan çalışma nedensel karşılaştırma modeli bağlamında yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubu otizm spektrum bozukluğu olan 194 çocuğun annesinden oluşmaktadır. Araştırma verileri Sosyo-Demografik Form, Beck Depresyon Envanteri, Beck Umutsuzluk Ölçeği, Maslach Tükenmişlik Envanteri ve Gilliam Otistik Bozukluk Derecelendirme Ölçeği-2 Türkçe Versiyonu kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizi bağımsız örneklemler t testi ve Mann-Whitney U testi kullanılarak yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda otistik bozukluk indeks puanları yüksek olan çocukların annelerinin depresyon, tükenmişlik ve umutsuzluk düzeyleri, otistik bozukluk indeks puanları düşük olan çocukların annelerinin depresyon, tükenmişlik ve umutsuzluk düzeylerinden anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Araştırma sonucu elde edilen bulgular ve olası çözümler literatür ışığında tartışılmıştır.

Aile hayatıAile işlevleriAile tutumu+7
Atila Tunçel
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Otistik çocuğa sahip ailelerin yılmazlık düzeylerinin incelenmesi

Bu çalışmada otistik spektrum bozukluğu tanısı almış ve almamış çocukların ebeveynlerinin yılmazlık seviyesini değerlendirmek amaçlanmıştır. Rehabilitasyon merkezlerinde hizmet alan ve sağlıklı olan çocukların ebeveynlerinden oluşan toplam 164 kişilik çalışmada ebeveynlere Aile Yılmazlık Ölçeği uygulandı. Mücadelecilik-Meydan Okuma, Öz-Yetkinlik, Yaşama Bağlılık ve Kontrol alt faktörlerinden oluşan ölçek ile ebeveynlerin demografik bilgileri karşılaştırıldı. Otistik spektrum bozukluğu tanısı alan çocukların ebeveynlerinin Öz-Yetkinlik değeri, tanı almayan çocukların ebeveynlerinin ortalamasından istatistiksel olarak anlamlı derecede düşüktü. Ebeveynlerin eğitim durumu ile Aile Yılmazlık Ölçeği Mücadelecilik-Meydan Okuma, Öz-Yetkinlik, Yaşama Bağlılık ortalamaları, ebeveynlerin medeniyet durumları ile Aile Yılmazlık Ölçeği Mücadelecilik-Meydan Okuma ortalamalarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık vardı. Aile Yılmazlık Ölçeği ortalamalarının ebeveynlerin yaş, cinsiyet, aylık gelir, çalışma durumu grupları arasında anlamlı farklılık bulunmadı.

AileAile hayatıAile içi ilişkiler+7
Nergiz Turan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Engelli yakınlarının yaşam kalitesinin incelenmesi: Kahramanmaraş örneği

Engellilik, bir veya daha fazla fiziksel, zihinsel ya da ruhsal sağlık durumlarında oluşan olumsuzlukla meydana gelen, bireylerin ve yakınlarının yaşamlarını olumsuz etkileyen bir durumdur. Her ne kadar engelli bireylerle ilgili yapılmış birçok çalışma olsa da engellilerin yakınları ile ilgili çalışmalar yetersizdir. Bu bağlamda çalışmamız, engelli bireylere birincil dereceden bakım veren engelli yakınlarının yaşam kalitesinin incelenmesi ve yaşam kalitesine etki eden faktörlerin belirlenmesi amacıyla oluşturulmuştur. Araştırma, Kahramanmaraş'ın bir merkez ilçesinde ki Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'na "Engelli Sağlık Kurulu Raporu" ile başvuran, 2017 Haziran-Ağustos tarihleri arasında hane ziyareti gerçekleştirilen, engelliye birincil dereceden bakım veren 18-55 yaşları arasında ki 254 engelli yakınından oluşturulmuştur. Engelli bireyin engel durumuna ilişkin bilgilerin, bakım veren bireylerin demografik özelliklerinin yer aldığı "Demografik Form" ve engelli yakının yaşam kalitesi belirlenmesi amacıyla "Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği Kısa Formu (WHOQOL-Bref)" kullanılmıştır. Demografik özelliklerin, yaşam kalitesine etkisi istatistiksel olarak araştırıldı. Engelli bireye birincil dereceden bakım veren yakının yaşı, cinsiyeti, eğitim seviyesi, engelli bireye olan yakınlığı, engellinin engel türü, engelli birey adına ekonomik destek alınıp alınmaması, yaşanılan bölge ve ekonomik durum yaşam kalitesine etki eden faktörler olarak bulunmuştur. Engelli yakınlarının demografik özellikleri ve engel türü, engelli yakınlarının yaşam kalitesini etki etmektedir. Engellinin engel oranının ve yaşının, bakım veren bireylerin yaşam kalitesinde farklılık oluşturmamıştır.

AileAile hayatıAile yaşam döngüsü+6
Mehmet Alim Bilginer
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Çift kariyerli ailelerde yaşanan sorunlar

Çift kariyerli ailelerin kariyer planlaması ve bu kariyer planlamasını yaparken yaşamış oldukları sorunlar nelerdir. Yaşanan sorunların hangi alanlarda olduğu, karşılaşılan zorluklar gibi konular incelenmiştir. Çift kariyerli aile bireylerinin, aile içerisindeki yaşadıkları zorluklar, büyük ebeveynler ile yaşadıkları zorluklar, sosyal anlamda karşılaştıkları zorluklar gibi ana konular araştırılarak ele alınmıştır. Bu alanda farklı meslek gruplarında ve aynı alanda çalışan çiftlerle bire bir sohbet ortamında soru formatındaki görüşme formu ile karşılıklı soru cevap şeklinde konuşarak veriler toplanmıştır. Elde edilen veriler, görüşmecilerin vermiş oldukları cevaplardan analiz edilerek sunulmuştur. Görüşme yapılan çiftlerin meslek grupları, çocuk sayıları ve aile yapıları belirtilecek şekilde hazırlanmıştır. Bu çalışmada günümüzde çok fazla dile getirilmeyen veya toplumda çok söz edilmeyen çift kariyerli ailelerin büyük sıkıntılar yaşadığı, aile içerisinde ciddi çatışmalar yaşandığına, çocuk bakımında yaşanan sorunlara, sosyal anlamda yaşanan sorunlara, aile ziyaretleri ve günlük yaşamda birçok problemler yaşandığına rastlanmıştır. Anahtar kelimeler: Çift kariyerli aileler, kariyer planlaması, yaşadıkları sorunlar, sosyal ve ekonomik yaşam.

AileAile hayatıAile sorunları+3
İbrahim Halil Paltalı
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kilis Elbeyli Geçici Barınma Merkezi hizmet kalitesinin Suriyeli sığınmacı memnuniyetine etkisi

2011 yılında başlayan Suriye Savaşı itibariyle 'Türkiye açık kapı politikası' izlemiştir. Suriye halkını uzun yıllardır misafir etmekte ve bu konuda yeni yaklaşımlar geliştirmektedir. En fazla Suriyeli sığınmacıyı barındıran ilimiz Kilis olup, sığınmacı sayısı Kilis'in nüfusuna yaklaşmıştır. Kilis'te en son nüfus sayımına göre 142.541 Türk vatandaşı, 115.934 ise Suriyeli sığınmacı yaşamaktadır. Bu çalışmada Kilis Elbeyli Geçici Barınma Merkezi üzerinde durulacaktır. Şubat 2020 itibariyle Türkiye'de ki geçici barınma merkezlerinde toplamda 63.906 Suriyeli sığınmacı yaşamaktadır. Çalışmamıza yön veren Kilis Elbeyli Geçici Barınma Merkezin de yaşayan sığınmacı sayısı ise 8.492 dir. Türkiye'de bulunan 7 Geçici Barınma Merkezi normatif bir planlama yapısına ve uluslararası standartlara uygun bir biçimde yönetilmektedir. Türkiye'nin ise bu merkezlerin maliyetini daha ne kadar karşılayabileceği ise tartışılmaktadır. Bu çalışmada Elbeyli Geçici Barınma Merkezi'nin Suriyeli sığınmacılara sunduğu genel hizmetler ve Suriyeli sığınmacıların bu hizmetlerden dolayı memnuniyetleri ile ilgili bazı örnekler ve alternatif yaklaşımlar ele alınmaktadır.

Aidiyet duygusuAile hayatıHizmet kalitesi+5
Esra Özköylü
Hasan Kalyoncu University
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Kadın çalışanların algıladıkları sosyal desteğin, iş ve yaşam doyumları üzerinde iş-aile yaşam ile aile-iş yaşam çatışmasının düzenleyici rolü

Bu araştırmanın amacı, kadın çalışanların algıladıkları sosyal desteğin, iş ve yaşam doyumları üzerinde iş-aile yaşam ile aile-iş yaşam çatışmasının düzenleyici rolünü analiz etmektir. Bu çerçevede, algılanan sosyal destek ölçeği, iş-aile yaşam çatışması ve aile-iş yaşam çatışması ölçeği, iş doyumu ölçeği ve yaşam doyumu ölçeği kullanılarak anket soruları hazırlanmıştır. Gaziantep İli'nde imalat sektöründe faaliyet gösteren işletmelerde istihdam edilen kadın çalışanlardan oluşan araştırma evreninden kolayda örnekleme yöntemi ile seçilen kadın çalışana 523 anket uygulanmıştır. Bu anketlerin tamamı değerlendirmeye alınmış ve verilerin analizinde, ölçüm modelleri ve yapısal modelleri test etmek amacıyla ikinci nesil bir istatistik yazılımı olan SmartPLS programı kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, algılanan sosyal destek düzeyinin alt boyutu olan aile desteğinin yaşam ve iş doyumu üzerinde ve arkadaş desteğinin de iş doyumu üzerinde düzenleyici etkisinin olduğu görülmüştür. Ayrıca, aile boyutu ile yaşam doyumu arasındaki aile-iş çatışmasının, aile boyutu ile iş doyumu arasında iş-aile çatışmasının ve arkadaş boyutu ile iş doyumu arasında iş-aile çatışmasının düzenleyici etkisi de tespit edilmiştir.

Aile hayatıAlgılanan sosyal destekSosyal destek+6
Asiye Gölpek Karababa
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İmparatorluk döneminde Roma Hukukunun konusu olarak kadın (mö 27-305)

ÖZET Tarih; insanı, icraatlarını, ürettiğini, tükettiğini ve hadiseler içerisindeki davranışlarını inceler. Bir anlamda tarih, inşa, icra ve ifa bakımından erkek diliyle ve eliyle yazılmış, yapılmış, yapılandırılmış ve çeşitli sebeplerle, genellikle ve çoğunlukla erkekler tarafından ve erkek egemen kurgular üzerine yazılmıştır. Bununla birlikte tarih disiplini açısından yine genellikle kadınlar ile ilgili yapılan çalışmalar ise sınırlı sayıdadır. Tarihin, tarih biliminin cinsiyete dayalı bu bakış açısının yer yer, bölge bölge çeşitli sebepleri bulunmaktadır. Hukuk, siyaset ve yönetim konularında önemli gelişmeler kaydederek tarihe adını yazdırmış ve bin yıldan fazla bir süre ayakta kalmış olan Roma gibi bir Eskiçağ Akdeniz Devleti'nin "cinsiyet ve kadın" konusuna bakışı hassasiyetle ele alınması gereken önemli bir husustur. Siyasetin ve yönetimin erkek hâkimiyetinde olduğu Eskiçağ Roma toplumunda tarih yazıcılarının temel gündem konusu, yöneten erkekler ve onların etrafında dönen hadiseler olmuştur. Bu nedenle de kadınlar hakkında ulaşılan bilgiler sınırlıdır ve sosyal tarih alanında yapılan çalışmalar bu yönüyle eksik kalmaktadır. Kadınların satır aralarında kalan tarihlerini aydınlatarak, sosyal tarih alanındaki çalışmalara katkıda bulunurken kadın ve cinsiyet konularının tarihi süreçteki durumunu değerlendirebilmek amacıyla araştırma konusu olarak böyle bir konu seçilmiş ve İmparatorluk Döneminde Roma Hukukunun Konusu Olarak Kadın (MÖ 27- 305) başlığı altında çalışılmıştır. Çalışmada kadınların adları, icraatları, tavırları, tarzları satır aralarında, söylentilerde ve özellikle devrin saygın erkek bireylerine bağlı (iyi ya da kötü) olarak geçebilmiş olan Romalı kadınların öncelikle sosyal (kısmen siyasî?) statülerinden yola çıkılarak hukukî durumları tespit edilmeye çalışılarak, günümüze örnekleme yoluyla karşılaştırmalı bir şekilde ele alınmıştır. Bu çalışmada, toplumda cinsiyete dayalı uygulamaları analiz edebilmek ve bu çerçevede kadınların tarih sahnesindeki rolünü belirleyerek, gölgede kalan tarihlerinin en azından belli bir kesitine ışık tutabilmek amacıyla Roma sosyal yaşamı ve aile yaşamı içerisindeki kadın-erkek ilişkileri, cinsiyet kavramı, süreç içerisinde değişen cinsiyet ve kadın algısının sosyal hayat ve hukukî düzenlemelere ne şekilde yansıdığı ele alınarak değerlendirmek hedeflenmiştir. Romalı tarih yazarlarının eserleri, imparator emirnameleri, hukuk metinleri ve Senatus tutanaklarında kadınların adları ancak belli şartlar ve durumlara bağlı olarak ele alınmış ve bunlar maddi kültür kalıntılarıyla da (yazıtlar, heykeller, çömlek ve duvar resimleri, sikkeler vb) desteklenebilmiştir. Kadınların "kendi dünyalarına" kapatılmış sosyal hayatları, imparatorluğun gelişen ve değişen ekonomik, siyasî ve sosyal yapısının değişmesiyle zamanla farklı hukukî düzenlemeleri de gerektirmiştir. Roma'nın bin yıldan fazla süren uzun tarihi geçmişi içerisinde bütünüyle kadınların durumunu ele almak da manidardır. Ancak bir yüksek lisans tez çalışması için bu çerçevede toplumda cinsiyete dayalı uygulamaları analiz edebilmek ve kadınların tarih sahnesindeki rolünü belirleyerek, satır aralarında gizli tarihlerine ışık tutabilmek amacıyla Roma'nın klasik dönemi olan Roma İmparatorluk Dönemi'nde aile yaşamı içerisindeki kadın-erkek ilişkileri, cinsiyet kavramı, süreç içerisinde değişen kadın algısının sosyal, siyasî ve hukukî düzenlemelere ne şekilde yansıdığı değerlendirilecektir. Ayrıca çalışmada, Roma toplumu içindeki kadın kimliği, kadın-erkek ilişkileri, değişen hayat şartlarıyla birlikte sosyal, siyasî ve hukukî bakımdan kadın ve erkek algısı üzerinden Roma toplumunun sosyal yapısı ele alınmıştır.

AileAile hayatıKadın-erkek ilişkileri+3
Nurcan Barman
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Ailede çocuk haklarının uygulanma düzeyine ilişkin ebeveyn görüşleri

Bu çalışmada ailede çocuk haklarının uygulanma düzeyine ilişkin ebeveyn görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma sürecinde nicel araştırma yöntemlerinden birisi olan tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklem grubunu Kastamonu iline bağlı merkez ve Taşköprü ilçelerinde öğrenim gören ilkokul ve ortaokul öğrencilerinin ebeveynleri oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında pilot uygulamada 1088, asıl uygulamada 826 olmak üzere toplam 1914 ebeveyne ulaşılmıştır. Aile içerisinde ebeveynlerin çocuk haklarını uygulama düzeylerini belirlemek amacıyla kişisel bilgi formu ile yaşama, gelişim, koruma ve katılım hakkı olmak üzere dört boyuttan oluşan "Ebeveyn Çocuk Hakları Davranış Ölçeği" kullanılmıştır. Bu dört boyuta göre 17 değişkenin etkisi araştırılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22,0 istatistik programı kullanılmıştır. Veriler normal dağılım göstermediği için parametrik olmayan yöntemler kullanılmış, Kruskal Wallis ve Mann Whitney U testleri uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre ebeveynlerin ailede çocuk haklarını uygulama düzeyi; yaşama, katılım ve koruma boyutunda çok yüksek düzeyde, gelişim boyutunda orta düzeyde olduğu görülmektedir. Toplam puanlara bakıldığında ise ebeveynlerin ailede çocuk haklarını yüksek düzeyde uyguladıkları görülmektedir. Bu sonuç ebeveynlerin gelişim hakkı hariç ailede çocuk haklarını yeteri kadar uyguladığını göstermektedir. Araştırma sonucunda ebeveynlerin ailede çocuk haklarını uygulama düzeylerini çeşitli değişkenlerin de etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.

AileAile hayatıAile içi ilişkiler+5
Yakup Kesayak
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'an kursundaki yetişkin din eğitiminin bireye ve aile yaşantısına etkileri Kastamonu örneği

Kur'an kursları din eğitim ve öğretimi açısından büyük bir öneme sahiptir .Kur'an kurslarına gelen bayanların kurslardaki eğitimi aldıktan sonra kendi şahısları ve aile hayatları üzerinde bir etkisinin olup olmadığını tespit etme amacıyla bu çalışma yapılmıştır. Birey ve ailesi üzerindeki değişikliği tespit edebilmek için de kurslara düzenli olarak gelen bayan öğrencilerle bu konu ile ilgili mülakat yapılmıştır. Mülakat sonucunda da kurslarda alınan din eğitiminin kişinin psikolojik hallerinde, dini anlama ve yaşama şekilleri ve hayatlarının bir çok alanında etkili olduğu tespit edilmiştir. Mülakat yöntemi ile elde edilen sonuçlar da tablolarla açık bir şekilde gösterilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde konu ile ilgili teorik bilgiler verildikten sonra ikinci bölümde de mülakat yöntemi ile elde edilen bulgular ve yorumlara yer verilmiştir.

Aile hayatıDin eğitimiEğitim+6
Emine Kartal
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'an perspektifinden aile hayatında kadın

Dünyevileşme ve teknoloji kirliliği ile birlikte esen ve toplum vicdanında yer bulmayan değişim rüzgârları, birçok anlayış gibi aile anlayışımızın da içini boşalttı. Her birimizin hayatına dokunan yönü olan ailenin, yeni anlamlar yüklemeden zaten var olanı açığa çıkararak içinin doldurulması, doğal sınırlarına çekilip sınırlarının kalın çizgilerle belirlenmesi ve onun kendi bütünlüğünün sağlanması, her ailede görülebilecek ufak tefek aksiliklerin ya da ciddi uyuşmazlıkların hallini sağlayacak girişimlerin sonuçlanması; kadın ya da erkeğin kendilerini saf dışı bırakması, ya da birbirini saf dışı etmesi veya güç yarışına girmesiyle değil; güvenilirliğini ve yeterliliğini ispatlamış bireylerin aileye yüklenilen mânâları (ahlaki ölçülenme, iman öğretimi, dava birliği, hedef birliği, gönül hoşnutluğu) ve aileye dair değerleri (sevgi, saygı, hürmet, ilgi-alâka, fedakârlık, sabır, emek, güven, vefa, adalet, emanet, mahremiyet, istişare, teenni, huzur, rahmet, sükûnet) kendilerinde barındırmalarıyla mümkündür. Bu vesile ile soyut olan aile kavramı kadın özelinde somutlaştırılmış, toplumun ailelerden, ailelerin de kadın ve erkekten oluşup şekillendiğinin farkındalığıyla birey olmanın sorumluluğu, farklılıklara toleranslı olmanın gerekliliği, kadın ve erkeğin yuvalarında bütünleşmesinin ve dengeleşmesinin değerliliği, kadın olmanın ailede neye karşılık geldiği, kadın ve ailenin iç içeliği; kadından aileye, aileden kadına tevarüs eden şeylerin/değerlerin mezc ediciliği; birbirlerinin hayat menbaı ve merkez noktaları olmaları göz ardı edilmeyen bir perspektifle gözlem altına alınmıştır. Anahtar kelimeler: Kur'ân, Âyet, Hadîs, Kadın, Aile, Nikâh, Kavvam, Libas, Eş, Mahremiyet, Mehir, Miras, Talak, İddet

AileAile hayatıHadis+3
Rabia Korkmaz
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Akyurt ilköğretim okulunda okuyan parçalanmış ve tam ailelerden gelen öğrencilerin aile içi durumları ve okul başarı durumlarına ilişkin görüşleri

Bu araştırma, Ankara İli Akyurt İlçesi Akyurt İlköğretim Okulu'nda okuyan parçalanmış ve tam ailelerden gelen öğrencilerin aile içi durumları ve okul başarı durumlarının karşılaştırılması amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırma kapsamına alınan bireyler, araştırmacının görev yaptığı ilköğretim okulundaki öğrenciler basit tesadüfi örneklem yoluyla seçilmiştir. Elde edilen verilerin sayı ve yüzde oranları tablolara yansıtılmıştır.Araştırmaya 73 parçalanmış aileye sahip, 73 tam aileye sahip olmak üzere toplam 146 öğrencinin katıldığı tespit edilmiştir.Verilerin toplanması amacıyla, parçalanmış ve tam ailelerden gelen öğrencilere ve ailelerine ait genel bilgilerin, okul başarı durumlarının, evlerinde sahip olduğu imkanlar ve aile içi ilişkilerin, gelecekten beklentileri ile ilgili bilgilerin elde edilmesine yönelik 51 sorudan oluşan anket formu kullanılmıştır.Değerlendirmeler sonucunda, parçalanmış aileden gelen öğrencilerin tam aileden gelen öğrencilere göre daha fazla devamsızlıklarının olduğu, tam aileden gelenlerin çoğunun devamsızlığının bulunmadığı gözlemlenmiştir. İki grubunda SBS başarı durumlarının birbirine yakın olduğu saptanmıştır. Parçalanmış aileden gelen öğrencilerin tam aileden gelen öğrencilere göre daha fazlasının anne ve babası arasında akrabalığın olduğu görülmüştür. Parçalanmış aileden gelenlerin aile içinde birbirlerine karşı hoşgörülü davranma durumlarının tam aileden gelenlerden daha düşük olduğu anlaşılmıştır. Parçalanmış aileden gelen öğrencilerin gelirlerinin ihtiyaçlarını karşılama durumun tam aileye göre daha düşük olduğu gözlemlenmiştir. Parçalanmış aileden gelenlerin tam aileden gelenlere göre daha çoğunun bu zamana kadar en çok paranın eksikliğini hissettikleri saptanmıştır. Tam aileden gelen öğrencilerin parçalanmış aileden gelen öğrencilere göre daha çoğunun ünlü olmayı istedikleri gözlemlenmiştir.Araştırmalardan elde edilen sonuçlar doğrultusunda, çocukların parçalanmış ailelerden kaynaklı sorunlar yaşamamaları için bireylerin eş seçiminde daha dikkatli olması gerektiği, anne ve babalara ailede yaşanacak boşanma, ölüm, evden ayrılma gibi olaylarla baş edebilmeleri için eğitim programlarının verilmesi, olumsuz durumlarla karşılaşıldığında çocukların sağlıklı gelişiminin sağlanması için uygun tedbirlerin alınması gerektiği önerilmektedir.Anahtar Kelimeler: Parçalanmış aile, tam aile, aile, okul başarısı

AileAile hayatıAile içi ilişkiler+6
Havva Esen
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

2-4 yaş grubunda çocukları olan ailelerin aile hayatı ve çocuk yetiştirme tutumu (Diyarbakır örneği)

Bu çalışmada 2-4 yaşları arasındaki çocukları olan ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın verileri 2017-2018 yılları arasında Diyarbakır İlindeki 2-4 yaş grubunda çocukları olan 102.924 aileden seçkisiz olarak seçilen 356 ebeveyne ölçek uygulanarak toplanmıştır. Çalışma kapsamında ebeveynlere demografik bilgileri içeren bir veri formu ve Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutumları Ölçeğinin 3 alt boyutu uygulanmıştır. Elde edilen veriler istatistiksel olarak SPSS 21 Paket programı ile analiz edilmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlara bakıldığında annelerin babalara göre daha demokratik tutum sergiledikleri, ebeveyn tutumları çocuğun cinsiyetine ve algılanan ekonomik düzeye göre farklılaşmadığı, tek çocuk sahibi olan ebeveynler birden fazla çocuğu olan ebeveynlere göre daha demokratik tutum sergiledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Buna ek olarak daha genç olan anneler, yaşı daha ileri olan annelere göre daha kontrolcü tutum sergilerken, babaların yaşları ilerledikçe daha demokratik tutum sergiledikleri, eğitim seviyesi daha düşük olan daha kontrolcüdürler ve çocuklarına daha sıkı disiplin uyguladıkları sonuçlarına ulaşılmıştır. İlgili sonuçlar literatür ışığında tartışılmıştır.

Aile hayatıAile tutumuAna-baba tutumu+3
Mahmut Kurttekin
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitici bir eş olarak Hz. Muhammed

Allah, ilahi mesajlarla insanlığa yol göstermiş ve onlara rehberlik etmesi için elçiler göndermiştir. Allah, Kur'an'ı Kerim'de birçok ayette Peygamber'in ideal ahlaka sahip olduğuna dikkat çekmiş ve rol model alınmasını emretmiştir. Peygamber'in aile içi münasebetleri ve bu münasebetler çerçevesinde eğitsel davranışları, Müslümanlara yol gösteren önemli bir örnektir. İslam dini, kadına yönelik haksız uygulamalara karşı çıkmış ve kadının toplumsal yaşamda varoluşuna imkân veren adımlar atmıştır. Kadının, varlığını sürdürebilmesine imkân tanıyan, kendisine verilen haklardan yararlanmasını sağlayan ve kimliğini güçlendiren uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Bu eğitim uygulamaları kadına hak ettiği değeri kazandırmış ve kendilerinden sonra gelen nesilleri de yetiştirmelerini sağlamıştır. Peygamber, kadınların toplumsal hayattaki yerlerini koruyabilmesi için onlara yönelik sistemli eğitim faaliyetleri yürütmüştür. Kadın ve aile kurumuyla alakalı toplumda var olan sorunları ortadan kaldırmak için bireysel ve toplumsal açıdan bir takım eğitim faaliyetleri gerçekleştirilmiştir. Peygamber'in ferdi ve içtima-i eğitim faaliyetleri yürütürken uyguladığı metot ve ilkelerden yararlanılarak bugün de bu hususlarda başarı elde edilebilir. Peygamber, Ezvac-ı Tahirat'a ideal ahlakı öğretmiş ve sosyal hayatta onlara kılavuzluk etmiştir. Peygamber, Ezvac-ı Tahirat'ı eğiterek din eğitimi hususunda kadınlara rehber olmalarını sağlamıştır. Peygamber, Nübüvvet kurumunun gereklilikleri doğrultusunda Ezvac-ı Tahirat'a birçok misyon yüklemiştir. Çünkü; Onlar Peygamber'in aile hayatındaki ideal uygulamalarını en yakından gözlemleyen ve bize aktaran birer zabıt görevini üstlenmiştir. Anahtar Sözcükler Hz. Muhammed, Ezvac-ı Tahirat, Eş, Aile Hayatı, Din Eğitimi

Aile eğitimiAile hayatıDin eğitimi+4
Mehmet Halil Birlik
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 8. madde çerçevesinde aile hayatına saygı hakkı kapsamı

AİHS'in 8. maddesinde güvence altına alınan "aile hayatı" kavramı şüphesiz ki bu hakkın uygulanabilirliğini de gerektirmektedir. Bununla birlikte AİHS'de "aile hayatı"nın tanımı bulunmamaktadır. Ancak bu kavram, AİHS'in hazırlandığından beri sosyal ve yasal değişiklikler göz önünde bulundurularak hızlı bir evrim yaşamıştır ve halen de bu şekilde gelişmeye devam etmektedir. Bu itibarla çalışmamızın başlıca amacı ise, doktrinde çoğu kez özel hayata saygı hakkı başlığı altında değinilmekle yetinilen aile hayatına saygı hakkının AİHS'nin 8. maddesi çerçevesinde ele alınışını belirlemektir.

AileAile hayatıAvrupa İnsan Hakları Sözleşmesi+2
Safiye Aydoğan
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Geniş ve çekirdek ailede yaşayan okul öncesi çocukların sosyal beceri düzeyleri ve davranış sorunları açısından incelenmesi

Bu araştırma da okul öncesi çocuklarının öğretmen tarafından değerlendirilen sosyal beceri düzeyleri ve davranış problemlerinin geniş ya da çekirdek ailede yaşamalarına göre farklılaşıp farklılaşmadığını anlamayı amaçlamaktadır. İstanbul'Beykoz, Kemerburgaz, Üsküdar, Ümraniye ilçelerinde seçkisiz olarak seçilen 6 farklı okuldan rastgele seçilen 240 öğrenci ve 21 öğretmen çalışmaya katılmıştır. Araştırmada veri toplama araçları olarak "Sosyal Becerileri Değerlendirme Ölçeği (4-6 yaş) (SBDÖ)","Okul Öncesi Davranış Sorunları Tarama Ölçeği" ve araştırmacı tarafından hazırlanan sosyo-demografik bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin analizi için SPSS for Windows 25.0 programı kullanılmıştır. Niceliksel verilerin karşılaştırılmasında iki grup arasındaki farklılığı belirlemek için Bağımsız Örneklemler t-Testi, bağımlı ve bağımsız değişkenleri arasındaki farklılığı test etmek amacıyla Pearson Korelasyon testi, sosyodemografik bilgi formu verilerinin analizi için frekans testi kullanılmıştır. Araştırmanın genel sonuçlarına göre geniş ailede yaşayan çocukların çekirdek ailede yaşayan çocuklara göre sosyal beceri düzeyleri yüksek fakat davranış problemlerinde artış olduğu tespit edilmiştir. Geniş ve çekirdek ailede yaşama değişkenleri ile "Sosyal Beceri Ölçme Ölçeği"nin kişiler arası beceri ve sözel açıklama becerileri alt boyutları arasında; "Okul Öncesi Davranış Sorunları Tarama Ölçeği"nin ise kavgacı ve saldırgan olma, endişeli ve ağlamaklı olma alt boyutları ile değişkenler arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler : Okul öncesi, geniş aile, çekirdek aile, sosyal beceri, davranış sorunları.

AileAile büyükleriAile hayatı+7
Betül Çetin
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitimli çalışan kadının çalışma hayatında ve aile hayatındaki ataerkil örüntülerin çalışma algısına etkisi

Bu çalışmanın amacı İstanbul ilinde lisans ve lisansüstü eğitim almış kamu ve özel sektörde çalışan kadınların anlatılarından hareket ederek eğitimli kadının çalışma hayatında, aile hayatında ve sosyal hayatındaki ataerkil değerlerin çalışma algısını nasıl etkilediğini araştırmaktır. Bu araştırma da kadınların hanede, çalışma yaşamında ve evlilikteki ilişkilerine ait deneyimleri üzerinden ataerkil ilişkileri ve toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini nasıl deneyimlediklerini ortaya koymak için niteliksel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Eğitimli kadınların daha nitelikli mesleklerde çalışıyor olmaları onları ücretli çalışan kadınlardan farklı kılmaktadır. Ancak ataerkillik ideolojisinin kök saldığı toplumsal yapı içinde sosyalleşen bireylerin hanede, eğitim kurumlarında ve iş yaşamlarında karşılaştıkları eşitsizliklerin birbirine olan etkilerinin erkek tahakkümünü yeniden üretmesi kadınların ortak kaderi olarak şekillenmiştir. Hanede ve eğitim kurumlarında kadınlara öğretilen bilgiler ve beceriler onlara özgür düşünceye dayalı bağımsız hareket etme olanağını vermemektedir. Eğitimli kadınlar aldıkları, edindikleri bilgileri geleneksel rolleri bağlamında kullanmaktadırlar. Kadınların yaşama karşı özgüven ve cesaretlerinin güçlenmesinde eğitim etkin bir rol üstlenmemiş onları "doğal" kaderleri olan ev kadını ve annelik rollerine hazırlamıştır. Bu anlamda kadınlar, eğitim seviyeleri yükselmiş ve daha nitelikli mesleklerde çalışıyor olsalar da, gündelik hayat pratiklerinde toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin bir değişim yaratacak güce sahip olamamış gözükmektedirler. Bu çalışmada ataerkilliğin yarattığı tahakküm ve sömürü kaynaklarına temel olan sosyal ilişkileri içinde kadınların, yaşamlarında yüz yüze olduğu ayrımcılıklar, eşitsizlikler feminist bir perspektiften incelenmiştir.

Aile hayatıAtaerkilFeminizm+7
Dilek Işık
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üstün zekalı 6-8. sınıf öğrencilerinin iki farklı akademik ortamdaki sosyometrik statülerine göre empatik eğilimleri, yaşam doyumları ve aile yaşantıları

Bu araştırmada üstün zekalı 6?8. sınıf öğrencilerinin iki farklı akademik ortamdaki sosyometrik statülerine göre empatik eğilimleri, yaşam doyumları ve aile yaşantılarının incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu araştırma betimsel yöntemli ilişkisel tarama modelli bir yordama çalışması niteliğindedir.Araştırmanın örneklemini Uşak il merkezinde 2010?2011 eğitim öğretim yılında, üstün zekalı olan, normal okullarının yanında, Uşak Bilim ve Sanat Merkezine devam eden, 6-8. sınıflarda öğrenim gören 21 öğrenci oluşturmaktadır. Bu araştırmada ihtiyaç duyulan verilerin elde edilmesinde Sosyometri Testi, KA-Si Çocuk ve Ergenler İçin Empatik Eğilim Belirleme Ölçeği, Aile Ortamı Ölçeği, Çok Boyutlu Öğrenci Yaşam Doyumu Ölçeği ve araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu kullanılmıştır.Araştırmaya katılan öğrencilerin iki farklı akademik ortamdaki sosyometrik statülerinin tutarlığının incelenmesinde Kappa Analizi ve Mc Nemar Testi kullanılmıştır. Öğrencilerin empatik eğilimleri, yaşam doyumları ve aile yaşantılarının sosyometrik statülerine göre farklılaşıp farklılaşmadığı ise Mann Whitney U testi ile incelenmiştir.Yapılan analizler sonucunda elde edilen bulgular şu şekildedir: a)üstün zekalı çocukların sosyometrik statüleri iki farklı akademik ortamda istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermemektedir, b) üstün zekalı 6-8. sınıf öğrencilerinin; empatik eğilimleri iki farklı akademik ortamdaki sosyometrik statülerine göre farklılaşmamaktadır, ancak kabul gören statüde yer alan üstün zekalı öğrencilerin bilişsel empati düzeyleri daha yüksek bulunmuştur, c) üstün zekalı 6-8. sınıf öğrencilerinin yaşam doyumları iki farklı akademik ortamdaki sosyometrik statülerine göre farklılaşmamaktadır; d) üstün zekalı 6-8. sınıf öğrencilerinin aile yaşantıları iki farklı akademik ortamdaki sosyometrik statülerine göre farklılaşmamaktadır.Sonuç olarak üstün zekalı öğrencilerin iki farklı ortamdaki sosyometrik statüleri tutarlılık göstermekle birlikte bu öğrencilerin sosyometrik statüleri ile ilişkli olabilecek diğer kişisel ve sosyal faktörlerin araştırılmasının üstün zekalı öğrencilere sunulacak psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri açısından önemli olduğuna inanılmaktadır.

Aile hayatıAile yapısıBilim ve sanat merkezleri+8
Hatice Akkan
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Evli çiftlerde görülen ruhsal belirtiler ile aile işlevsellik düzeyi arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı; evliliği devam eden ve boşanma aşamasında olan bireylerin aile işlevsellik düzeyi ve bu bireylerde görülen psikolojik özelliklerin incelenmesidir ve karşılaştırılmasıdır.Araştırmanın evreni evli bireyler, araştırmanın örneklemi; İzmir ilinde yaşayan evli bireyler ve boşanma davaları İzmir Adliyesi 2. Aile Mahkemesi'nde devam eden bireylerdir. Örneklem 103'ü boşanma aşamasında olan, 100'ü evliliği devam eden toplam 203 kişiden oluşmaktadır.Araştırmada veri toplamak amacıyla kişisel bilgi formu (KBF), Aile Değerlendirme Ölçeği (ADÖ) ve Kısa Semptom Envanteri (KSE) kullanılmıştır.Verilerin çözümlenmesinde SPSS 16,0 istatistik paket programından yararlanılmıştır. Katılımcıların demografik özeliklerine göre, aile değerlendirme ölçeği ve kısa semptom envanteri alt ölçek puanlarına ilişkin karşılaştırmalar için bağımsız örneklemleri için t-testi analizi tekniği kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki korelatif ilişkiler de Pearson momentler çarpımı korelasyon tekniği ile çözümlenmiştir.Bulgular; boşanma aşamasında olan ve evliliği devam edenler bireylerin aile değerlendirme ölçeğinin tüm alt boyutlarında istatistiksel düzeyde anlamlı farklılaşma olduğu, evliliği devam eden bireylerin aile değerlendirme ölçeğinde daha sağlıklı düzeyde puanlar aldıkları, şuan psikolojik desteğe ihtiyaç duyan bireylerin, şuan psikolojik desteğe ihtiyaç duymayan evli bireylerden gereken ilgiyi gösterme ve davranış kontrolü dışında ki tüm aile değerlendirme ölçeği alt boyutlarında daha yüksek puanlar aldıkları (sağlıksız aile işlevlerine sahip oldukları) ve boşanma aşamasında olan evli bireylerin kısa semptom envanteri alt boyutlarının depresyon, kişiler arası duyarlılık ve hostilite boyutlarında evliliği devam edenlere göre daha yüksek skorlara sahip oldukları belirlenmiştir.

Aile hayatıAile işlevleriBoşanma+6
Mehmet Kılıç
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında aile hayatına saygı hakkı

Aile hayatına saygı hakkı, uluslararası insan hakları hukukunda genellikle ?özel hayata saygı hakkı? üst başlığı altında düzenlenmekte ve bireylere gizliliğin ötesinde bir koruma alanı sağlamaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi?nin (AİHS) 8. maddesi ile güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkı da bu genel eğilime uymaktadır. Bilindiği gibi insan hakları anlayışında gelinen nokta, negatif statü haklarının yerine getirilmesinde dahi devletlerin dokunmama ve müdahale etmemenin ötesinde pozitif edimler yüklenmesini gerektirmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadında da pozitif yükümlülükler doktrininin kabulüyle birlikte Taraf Devletlerin Sözleşmesel sorumluluğunun kapsamı genişlemiştir. AİHS 8. madde açısından, madde metnindeki ?saygı? ifadesinin pozitif yükümlülükleri çağrıştırdığı Sözleşme Organları?nca pek çok kez dile getirilmiş ve aile hayatına saygı hakkının gereği olarak, hangi alanlarda ne tür düzenlemeler yapılması gerektiği açıklanmıştır.AİHM?in özerk yorum yetkisi ve AİHS?i günün koşullarına uygun biçimde dinamik yoruma tabi tutması dolayısıyla aile hayatına saygı hakkının gelişmeci bir çizgiye sahip olduğunu söylemek mümkündür. Geçmişte yalnızca özel hayat kapsamında değerlendirilen ya da AİHS 8. madde korumasından tümüyle dışlanan bazı konular, zamanla bu hak ile korunur hale gelmiştir. Genel itibariyle, aile hayatına saygı hakkı ihlalinin ileri sürüldüğü başvurulardaki uyuşmazlık konusu, aile üyelerinin birlikte yaşama imkânından ya da çeşitli nedenlerle ayrı yaşamak zorunda kaldıklarında birbirleriyle görüşme imkânından yoksun olmalarıdır. Başvurular nicelik ve nitelik bakımından incelendiğinde ise çocuklar ve yabancılarla ilgili konuların ağırlıkta olduğu gözlemlenmektedir.Anayasamızın 90. maddesi uyarınca AİHS, iç hukukun bir parçası sayılmakta ve kanunlar gibi doğrudan uygulanmaktadır. Bu nedenle özellikle Taraf Devletlerin AİHS 8. madde kapsamındaki yükümlülüklerinin öğrenilmesi, ulusal mevzuatın Sözleşme?ye uygun hale getirilmesi ve Türkiye aleyhine yapılacak olası başvurularda ihlal kararlarından kaçınılması bakımından önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Aile, Aile Hayatı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 8. Madde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Pozitif Yükümlülük

AileAile hayatıAvrupa İnsan Hakları Sözleşmesi+1
Meriç Karagözler
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Aile uyuşmazlıklarında arabuluculuğa elverişlilik

Yargıya taşınan anlaşmazlıkların yarısına yakını aslında hukuka konu olmayı hakedecek düzeyde ciddi olmamasının yanında basit nedenlerle ciddi bir müessese olan yargıya intikal etmesi, mahkemelerin verimli çalşmamasına daha da önemlisi adaletin gecikmesine neden olmaktadır. Kişilerin taleblerinin yargıya intikali sonrasında önemli bir kısmı uzlaşma yolunu seçmektedir. Hukuk tüm anlaşmazlıklar gibi evlilik ve aile müessesesi de anlaşmazlıklara konu olmaktadır. Ancak aile anlaşmazlıkları toplumu bireyleri özelikle de çocukları da doğrudan etkilediği için diğer hukuk alanlarından ayrı bir yere koymak gerekir. Dolayısıyla mahkemeye intikal etmeden anlaşma zemini aramak aile kurumuna en az zararla sorunu çözme imkanı verebilmektedir. Hukuk dünyasında "arabuluculuk" müessesesinin son zamanlarda popülaritesi artmış olup sorunların çözümünde etkin bir hukuk yolu haline gelmiştir. Hukuka konu olan aile hukukunda anlaşmazlıklar konusunda araştırmalarımızı yaparken öncelikle evlilik ve aile kurumunu hukuki bakış açısıyla irdelemeye çalıştıktan sonra, aile hukukunun temel ilkelerinden yola çıkarak evlilik birliğinin zayıflaması ve boşanma olgusu üzerinden arabuluculuk müessesesi incelenmeye çalışılmıştır. Çalışmamızda son dönemlerde hukuk dallarında çözüm yolu arayışı olarak başvurulan arabuluculuk olgusundan yararlanarak aile hukukunda anlaşmazlıklar ve boşanma sürecinde arabuluculuğun faydaları ve hukuka katkısının çok fazla olduğu açıktır.

Aile hayatıAile hukukuAile içi ilişkiler+6
Nursen Karagözoğlu
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00

Related subjects