Authors

69 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Erkek köşe yazarlarının kadına yönelik şiddet anlatımı

Şiddet bir iletişimdir. Bu çalışma kadına yönelik şiddettin bir erkek sorunu olduğu üzerinedir. Kadınların mağduriyetleriyle gündem olabilmeleri sorunun bir kadın sorunu olarak algılanmasına neden olmuştur. Oysa, erkeğe yönelik şiddet vardır. Medya şiddeti reyting malzemesi olarak değerlendirir. Yapılan son çalışmalar çözüm için erkeklerin katılımı gereğini söyler. Çalışma erkek köşe yazarlarının 1 Ocak 2011 - 1 Ocak 2013 tarihleri arasındaki yazılarını içerik ve söylem analizi ile inceleyerek fikir verir. 40 yazının konusu kadına yönelik şiddettir. Erkek yazarların tarifine göre sorunu bir erkek sorunu olarak görülmektedir. Fakat erkek egemen değerler yazılarla yeniden üretilmektedir. Anahtar Sözcükler : Şiddet, Toplumsal Cinsiyet, Türkiye yazılı basını, söylem analizi,

Cinsel kimlikErkeklerGazeteciler+7
Hakan Ada
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş sanatta müellif sorunsalı

Bu çalışma, çağdaş sanat pratiğinde önemli ve ayrıcalıklı bir tartışma alanı yaratan müellifin/sanatçının rolünü post-yapısalcı kuramlar ekseninde tartışmayı ve postmodern süreçte bu yönde şekillenen sanatsal stratejilerden ve işlerden hareketle müellif ve yapıt ilişkisini hangi açılardan irdeleyebileceğimizi ortaya koymaya çalışacaktır. Böylece; günümüz sanatına ilişkin yorumlama süreçlerini, sanatçının eserin ardındaki varlığını, modernitenin sanatçı, yaratıcı ya da deha olarak konumlandırdığı figürün post-yapısalcı argümanlarla nasıl sorgulanabileceğine odaklanmaktadır. Bu bağlamda da çağdaş sanat alanında sanatçının yapıtının ardındaki otoritesinin, iktidarının ya da yapıtın aidiyet meselesinin hangi açılardan tartışılabilir hale geldiğini, bilhassa sanatçının söylem olarak bize sunulan, dayatılan, biricik özgün anlamlandırma sürecini belirleyen bir figür olarak nasıl ele alınabileceğini günümüzün önemli kuramcıları ve onların argümanları üzerinden tartışmayı deneyecektir. Böylece bu tezde, bilhassa 1980?lerden beri gündeme oturan Temellük Sanatı gibi güncel sanat stratejilerini irdelemek için de son derece elverişli bir hareket noktası oluşmaktadır. Bu doğrultuda postmodernitenin sorgulama tahtasında ortaya çıkan yeni kavram ve okumalar irdelenirken, bir yandan da özgünlük, biriciklik gibi dehaya bağlı olarak geliştirilen prosedürlerin tartışılabilirliğini açımlama amacı güdelecektir.

Eser sahibiModern sanatPostyapısalcılık+5
Barış Güner
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
DoctorateOpen AccessDE

Transnationale migrations- und globalisierungsdiskurse in hybriden literaturen von Georgien- und Türkeistämmigen litera turschaffenden und eine neuerörterung im kontext der weltliteraturkonzepte

Die Geschichte der Menschheit ist ohne das Migrationsphänomen kaum zu denken und hat an seiner Aktualität bis heute nichts verloren. Rasante Entwicklungen in den Bereichen Technologie, Kommunikation und Transport im Zusammenhang mit dem Globalisierungsprozess in den 1990er Jahren, führen zu sozialen, kulturellen und ökonomischen Umwälzungen und zu einer veränderten Raum-Zeit-Wahrnehmung der Menschen. Wie alle prägenden Ereignisse, finden auch die des globalen Zeitalters und die damit einhergehenden Entwicklungen Eingang in die Literatur, wodurch die Literaturproduktion und damit verbunden die Literaturwissenschaft einem Wandel unterliegt. Das Ziel dieser Arbeit ist es zum einen, Migrations- und Globalisierungsdiskurse in hybriden Literaturen zu erfassen und diese im Kontext der Weltliteraturkonzepte neu zu erörtern. Hierfür werden die Werke Ellbogen der türkeistämmigen Autorin Fatma Aydemir und Die Katze und der General der georgienstämmigen Autorin Nino Haratischwili als Gegenstand herangezogen. Die theoretische Basis gründet auf Goethes Weltliteraturkonzept und die seit dem Globalisierungszeitalter darauf aufbauenden, neu konzipierten Konzepte, wie beispielsweise das der Neuen Weltliteratur der Literaturwissenschaftlerin Elke Sturm-Trigonakis. Des Weiteren soll als Ergänzung zu den literaturwissenschaftlichen Erkenntnissen eine qualitative Datenerhebung die soziologische Perspektive der Thematik beleuchten. Hierfür teilen georgien- und türkeistämmige Befragte mit eigener transnationalen Migrationserfahrung ihre subjektiven Wahrnehmungen bezüglich des Diskurses. Die literaturwissenschaftlichen und soziologischen Erkenntnisse sollen in Gegenüberstellung zueinander sich gegenseitig unterstützen und objektiv bewertet werden. Die Ergebnisse dieser zweiteiligen Analyse sind vielerlei. Aus der literaturwissenschaftlichen Perspektive ist festzustellen, dass herkömmliche Kategorisierungen innerhalb der Nationalliteraturen, wie beispielsweise der Interkulturellen Literatur, den hybriden Literaturen der Gegenwart nicht mehr Rechnung tragen. Außerdem zeigt die Gegenüberstellung der qualitativen Datenerhebung mit der literaturwissenschaftlichen Analyse, dass diese sich gegenseitig ergänzen und bestätigen. Dies zeigt wiederum, dass hybride Literaturen nicht nur als fiktive Literaturproduktionen aufgefasst werden sollten, sondern ihnen eine besondere Stellung außerhalb der Nationalliteraturen gebührt werden sollte. Außerdem soll diese Arbeit weiterhin dazu anregen, die Stellung hybrider Literaturen, die durch Globalisierungsprozesse und Migration drastisch geprägt sind, der Aktualität entsprechend immer wieder neu zu erörtern.

Begüm Kardeş
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Çerkes ve Abaza (Abhaz) kökenli yazarların romanlarında millî kimlik inşası

Çerkes ve Abaza ( Abhaz) Kökenli Yazarların Romanlarında Millî Kimlik İnşası başlıklı tez çalışması, Çerkeslerin ve Abazaların (Abhazların) Türkçe yazdığı romanları incelemektedir. 1875-2021 yılları arasında yazılan elli iki romanda "kimlik", "alt kimlik", "öteki" "kimliklenme" "asimilasyon" "gelenek" doğrultusunda temel sorunlar belirlendi. Bu çalışmada kullanılan Çerkes ve Abaza tanımlamaları, yazarların kendini ve karakterlerini nasıl tanımladığını temel alarak yapıldı. Kendini Çerkes ya da Abaza olarak tanımlayan yazarların kimlik söylemi üzerinde duruldu. Kimliklenme ve kimliklendirme sorununa bağlı olarak; etnik kültür ögeleri, ötekileştirme, kültürel çatışma, kültürel etkileşim, uyum -uyumsuzluk süreci, dil yitimi, öz değerleri anlatma ve koruma, toplumsal hafızanın canlandırılması gibi durum ve sorunların ele alınışı incelendi. Çerkes ve Abaza ( Abhaz) Kökenli Yazarların Romanlarında Millî Kimlik İnşası başlıklı tezde, sözü edilen anlayışla millî kimliğin inşasında edebiyatın etkisine açıklık getirmeye çalışıldı. Ele alınan eserler uzun ve karmaşık bir tarihî süreci kapsadığı ve diaspora odaklı olduğu için diasporik kimliğin bakış açısı belirlenmeye çalışıldı. Örfi kuralların, dinî, siyasi, tarihî olayların, kültürel etkileşimin bu bakışı nasıl etkilediği; romanın kimlik inşasındaki yeri ve etnik gruplar için edebiyatın kendiliğini kamusal alanda ifade etme aracına dönüşmesi tartışıldı.

AbazalarEdebi eserlerKimlik inşası+5
Sevda Arslan
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Edebiyat ve ekonomi ilişkisi kapsamında kitap fuarları

Bu çalışmanın amacı kültürel ekonomik bir alan olarak edebiyatın, kitap fuarları temelinde ekonomik niteliklerini tarihi ve güncel noktaları ile tespit etmektir. Çalışmada edebiyat sosyolojisi, edebiyat eleştirisi ve edebiyat felsefesi tabanlı yaklaşımlar ile kültürel ekonomik yaklaşımlar çerçevesinde edebiyata ekonomik bir işlev yüklenmiş, 'kalıplaşmış' ve geçerliliğini yitirmiş yöntemler ağında duran Türk edebiyat biliminin mevcut durumu çözümlenmeye çalışılmıştır. Yazarın, ekonomik beklentisinin olmadığına inanılan tarihsel 'sanatçı' konumunun yanına, ekonomik beklentisi olan 'üretici/satıcı' sıfatını nasıl bir süreç ile eklediğinin tahlilleri yapılmış, bu aşamada tüm gelişim evreleri ile verilmeye çalışılan fuar yapılanmalarının oynadığı rollerin etkileri gösterilmiştir. Felsefi düşünce ekolleri tabanında 'değer' kavramı ile sanatın ekonomik eleştirisi tabanında 'emtia' kavramı, yazarın yarattığı ekonomik potansiyeller çemberinde tartışılmış, edebiyatın bütüncül ve parçalı olarak yarattığı ekonomik 'değer' sanatsal 'değer' ile karşılaştırılmıştır. Hem edebiyatın hem edebiyattaki tüm eser sahiplerinin evrensel olarak dolaşımını başlattığı bilginin ekonomisi (enformasyon-medya ekonomisi ekseninde) gösterilmeye ve bunun gerek teknolojik, gerek geleneksel olarak katkı payları ayrıştırılmaya çalışılmıştır. Edebiyatın yalnızca estetik kaygılara hitap eden, kronolojik/birikimli bir eserler kataloğu ve bunların incelenmesi/yorumlanması ile ilgilenen bir bilim olmadığı, ekonomik/iktisadi işlevinin, nitelik ve içeriklerinin de olduğu belgelenmiştir. Kitap fuarları örneklemi ile edebiyatın yaratıcı ekonomi ve kültürel ekonomi kapsamında ülke ekonomisine sunduğu ciddi derecedeki katkılar istatistiki veriler ile haritalandırılmıştır. Dünya yayıncılık endüstrisi karşısında Türkiye yayıncılık endüstrisinin durumu farklı ülkeler ile karşılaştırılmalı olarak verilmiş, Türkiye yayıncılık/kitap endüstrisinin mevcut sorunları (vergi, telif, korsan, okuma oranları vd.) yayıncılık kurullarının önerileri ve Türkiye'de uygulanan kültürel politikalar çerçevesinde tartışılmıştır. Edebiyatın kültürel ekonomik etkinliğinin en belirgin olgusu olarak kitap fuarlarının eğitim, turizm, okuma yazma oranları, kent kültürü ve markalaşması, sesli (dijital/engelsiz) kitap yayıncılığı, reklamcılık, korsan kitap piyasası gibi alanlara olan etkileri ve değişkenleri tespit edilmiş, teknolojik gelişmeler ile kitap endüstrisinin gelecekteki ihtimal dâhilinde alabileceği durumların eleştirisi yapılmıştır.

EdebiyatEkonomiFuarlar+5
Berivan Pervin Aybek
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessEN

American radical environmental fiction: Deep Ecology and Eco-Defense in Edward Abbey's The Monkey Wrench Gang, Paul Chadwick's Concrete: Think like a Mountain, and T.C. Boyle's A Friend of the Earth

The fictional works of American authors Edward Abbey, Paul Chadwick, and T.C. Boyle present a reaction principally to the depletion of the wilderness, destruction of the land, and other environmental ills. Edward Abbey's The Monkey Wrench Gang, Paul Chadwick's Concrete: Think like a Mountain, and T.C. Boyle's A Friend of the Earth reflect the significance of the protection of the natural world through the writers' radical environmentalist characters who possess an ecocentric worldview which leads to an ecological self. They are in a process of increasing their Self-realization and are ready to defend the natural world in self-defense which evolves into eco-defense because any harm on nature means harm to their greater Self. Their concept of community encompasses all the living and nonliving entities on earth. The radical environmentalist movement, with its deep ecological ideas which they adhere to and act from accordingly, came into being as a result of disillusionment with the inability of mainstream environmentalism to offer long-lasting solutions to current environmental problems. The authors studied in this thesis all believe in some form of radical environmentalism, and created radical environmentalist characters who resort to actions that go beyond mainstream anthropocentric environmentalism. Monkeywrenching, a form of action used by radical environmentalists, targets only inanimate machines and tools which harm nature. This thesis attempts to explore the worldviews and activities of radical environmentalist characters created by Abbey, Chadwick, and Boyle in their attempt to create a better world. The characters they have created focus on the diversity and richness of different forms of interconnected life, and they seek to increase self-realization for all in their pursuit to reach an ultimate Self-realization which aims at the well-being and health of the planet as a counter to the characters of the megamachine, or current anthropocentrist system.

Abbey, EdwardAmerican literatureChadwick, Paul+4
Mustafa Eray Eren
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası kadın yazarların romanlarında çevreci feminizm

Çevre ve kadın tahribatını ortak paydada anlatan çevreci feminizm (ekofeminizm); tarihsel, kültürel, geleneksel açıdan çevre ve kadının durumunu ele almaktadır. Kadın, tarihsel süreç içerisinde ikinci tür, yarım erkek gibi söylemlerle tanımlanmış, bedensel özellikleriyle değerlendirilmiş, birçok alandan mahrum edilmiştir. Doğa ise insanlar tarafından sömürülen bir alan olmuştur. Kadın ve doğadaki bu hal feminizmi ve çevreci anlayışı birleştirmiştir. Kültürel, toplumsal ve biyolojik açıdan kadın ve doğayı ele alan çevreci feministler kadın-doğa ilişkisini doğurganlık, büyütme, koruma gibi özellikler üzerinden açıklamışlardır. Kadın ve çevre konusunda kadınların konuya yaklaşımı çevreci feminist bir duyarlılık taşımaktadır. Bu doğrultuda bu tezde 1980 sonrası kadın yazarların eserleri ele alınmıştır. 1980 sonrası eser veren yazarlarımız arasında yer alan Buket Uzuner, Sema Kaygusuz, Latife Tekin, Feyza Hepçilingirler ve Ayla Kutlu romanlarında çevreci feminizmin üzerinde durduğu konuları işlemişlerdir. Buket Uzuner'in Su (2012), Toprak (2015), Hava (2018); Sema Kaygusuz'un Yüzünde Bir Yer(2009); Latife Tekin'in Muinar (2006); Feyza Hepçilingirler'in Tanrıkadın (2002); Ayla Kutlu'nun Kadın Destanı (1994) adlı eserleri çevreci feminizmin izlerini taşımaktadır. Çalışmamızda sözünü ettiğimiz yazarların eserlerinde çevreci feminizmin ne ölçüde işlendiği, daha çok hangi noktalar üzerinde durulduğu düşüncesinden hareketle çevreci feminizm odağında incelediğimiz eserlerde temel olarak kadın-doğa özdeşimi ve kadın-doğa arasındaki ilişki incelenmiştir.

FeminizmKadın yazarlarKaygusuz, Sema+7
Bahar Palabıyık
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Gendered perceptions of urban space in Asian and Black British writing

Although black and Asian minorities arrived in Britain as slaves initially, the Second World War (1939-1945) marked the influx of ethnic minorities as indentured labourers into Britain as a result of the labour deficiency at the end of the war. The power movements these groups established among themselves to form solidarity resulted in the emergence and proliferation of black and Asian British writers who decided to make their voices heard and create a space for themselves in the "Mother Country". In literary works written by the contemporary black and Asian British writers, especially London is regarded as a site of influx and ongoing movement. This study examines the evolution of the urban space of London and transformation of subjugated women as a result of their interaction with the metropolis in the novels of contemporary black and Asian British writers; namely Monica Ali's Brick Lane (2003), Preethi Nair's One Hundred Shades of White (2003), Zadie Smith's White Teeth (2000), and Atima Srivastava's Looking for Maya (1999). It can be observed in these novels that when individuals are in interaction with the city space, both space and the individual are reciprocally influenced and transformed. Through this mutual transformation, the fluid nature of space and identity is emphasized. Spaces are social constructs and each of them is experienced differently depending on gender and generation. In order to analyze the identity negotiations of the first and second generation black and Asian minorities in the urban space of London in the above mentioned novels, concepts of flânerie and psychogeography are discussed with the purpose of demonstrating the influence of geography on human psychology. Upon applying the concepts of flânerie and psychogeography to the protagonists of the novels, this study discusses the possibility of having a flâneuse, a female wanderer in urban spaces, who is not restricted by the pressure of patriarchy and diasporic life.

AsiaMinoritiesUrban areas+6
Nilsu Abay
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Images of the "new woman" in the works of Late Victorian male writers

The aim of this thesis is to present an analysis of three novels by Late Victorian male novelists – Thomas Hardy's Tess of the D'Urbervilles (1891), George Meredith's Diana of the Crossways (1885), and George Gissing's The Odd Women (1893) – in order to reveal the New Woman images within the framework of feminist literary theory. These three novels represent the New Woman images the development of which was particularly viewed in the 1880s and early 1890s in Late Victorian fiction. Since the Victorian Period produces the Woman Question and typifies woman as the "angel in the house," the New Woman images in Late Victorian fiction represent challenges against classifications, descriptions and stereotypes in fiction. Described as Novissima, anomalous, wild, socially ill and odd, the New Woman transgresses the boundaries drawn around her by patriarchy which prevail Victorian life and literature. In these three novels, the main female characters challenge the status quo and its patriarchal qualities and subvert the norms of clichés in order to realise their selves. Even though written by male authors in the Late Victorian Period, Tess of the D'Urbervilles, Diana of the Crossways and The Odd Women impersonate diverse images of the New Woman who is able to change and even to eradicate the Victorian realities constructed by paternalistic structures. This study is motivated by three fundamental questions in order to examine the New Woman images in Tess of the D'Urbervilles, Diana of the Crossways, and The Odd Women: (1) "What/Who is the New Woman in the Late Victorian Period?" (2) "How do the New Woman images challenge norms and authorities of patriarchy that impose "angel in the house" onto women" in fiction? (3) "How do these novels of male writers associate the images of the New Woman to the contexts of sexuality, morality, death, marriage, work, independence, writing and politics in order to subvert the realities of women which depend on paternalistic traditions?" In order to answer these questions, this thesis relates the concepts of sexuality, morality and death to Tess; marriage, writing and politics to Diana, and marriage, work and independence to Rhoda, Mary and Madden Sisters, and bridges the images of the New Woman in diverse contexts all of which contribute to the feminist agenda that desires to emancipate women. The theoretical premise behind the argument is feminism in that the novels and novelists handle with the Woman Question and feminist thoughts for the representations of the New Woman images. In this thesis, the results of the discussion will provide enough evidence to prove writers' feminist perspectives and to enlarge the studies and visions in the New Woman literatures as three male writers contribute to the New Woman fiction in the Late Victorian Era.

FeminismGissing, GeorgeHardy, Thomas+6
Erkin Kıryaman
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Hayal ve Hakikat'ten Enin'e Fatma Aliye'nin yazarlık serüveni

Fatma Aliye'nin Hayal ve Hakikat, Refet, Udi, Levayih-i Hayat ve Enin romanlarını odağına alan bu tez çalışması Fatma Aliye'nin romanları üzerinden yazarlık serüvenini tartışmayı amaçlar. Çalışmanın asıl çıkış noktasını, Fatma Aliye üzerine yapılan çalışmalarda genellikle göz ardı edilen, yazarın Ahmet Midhat ile birlikte kaleme aldığı ilk romanı Hayal ve Hakikat ile tek başına yazdığı son romanı Enin arasında kurduğum ilişki oluşturmaktadır. Hayal ve Hakikat ile Enin birbirine konu, kadın başkarakterlerin hayat hikâyeleri, olay örgüsü gibi birçok açıdan benzemesine rağmen, Hayal ve Hakikat'te kadın karakter ve kadın yazarın erkek iktidarı karşısında ikincil konuma itilmelerinin aksine Enin'de toplumsal cinsiyet normları tersine çevrilerek kadın otoritesi kurulur. Aralarında yirmi yıl kadar bir süre bulunan Hayal ve Hakikat ile Enin arasında var olan bu değişimin nasıl mümkün olduğunu anlamak için söz konusu iki roman arasında kalan diğer romanlar da kronolojik sırayla belli temalar üzerinden incelenmiş, böylece Fatma Aliye'nin yazarlık tavrında meydana gelen değişimler anlaşılmaya çalışılmıştır.

EdebiyatFatma AliyeKadın yazarlar+4
Fatma Şen
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
DoctorateOpen AccessEN

Lives as translation, lives in translation: Biographers and translators in search of a total borges

This study portrays translation and biography as analogous mediums of transcreation that confront similar constraints while constructing a representation of a selected source for a certain group of receivers. As points of intersection, it underlines: 1) the questionable authority of the rewriters; 2) the intertextuality of the products; 3) the 'fluency/vividness' of the narratives and the '(in)visibility' of the producers (Venuti, 1998; 1994); 4) the concern of image-making through 'refraction' (Lefevere, 1992; 2000); 5) the motive of transparency. The English and Spanish language biographies of the Argentine author Jorge Luis Borges and their translations into Turkish constitute the corpus of my two-layer setting. In the first context, heading from the above-mentioned points of intersection, I survey the source biographies as the 'retranslations' of the author's life story, with a particular focus on the 'competition' among them (Venuti, 2004). Then I embark on two of these 'alternative translations' of Borges' life-story pursuing a macro-to-micro focus; that is, I first explore the agency and publishing contexts of the biographies, then examine their fluency, reliability, accuracy, and their producer's (in)visibility. The intertextuality and multilingualism of the works are also discussed in line with these matters. Following the analysis of the biographies as translation, the second frame investigates the journey of these works in translation. Pursuing the same macro-to-micro method, I trace how, under comparable constraints brought by rewriting a source, Turkish translators transfer (and/or reproduce) the image of the foreign constructed by the biographers.

BiographyBorges, Jorge LuisAuthors+2
Ceyda Elgül
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Tanzimat'tan Cumhuriyet'e tarih ders kitabı yazarları, tarih eğitimcileri ve eserleri üzerine bir araştırma

Tanzimat, Osmanlı Devleti'nde 1839-1876 yılları arasındaki döneme verilen isimdir. Tanzimat Dönemi'ndeki yenilik anlayışı, etkilerini bugüne kadar sürdürmesi bakımından önemlidir. Bu dönemde ülkede yeniliklere ihtiyaç duyulması, halkın eğitilmesinin öneminin daha iyi anlaşılması ve bunun devletin sorumluluğu ve önemli bir görevi olarak görülmesi, Avrupa devletlerinin ülke üzerindeki baskısı gibi nedenlerle eğitim alanında yenileşme konusunda önemli adımlar atılmıştır. Eğitimin iyileştirilmesinin devletin çöküşünü engelleyebilecek bir yol olarak görülmeye başlanması ve eğitimin bilim olarak kabul edilip eğitim bilimiyle ilgili kitapların yazılmaya başlanması da bu adımların atılmasında destekleyici olmuştur. Tanzimat Dönemi, tarih bilimi ve tarih eğitimi açısından da son derece önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemdir. Osmanlı Devleti'nin bütününde görülen Batılılaşma çabaları ve modernleşme hareketlerinden tarih anlayışı ve tarih yazıcılığı da önemli ölçüde etkilenmiştir. 1877-1922 yılları arasını kapsayan ve Osmanlı Devleti'ni derinden etkileyen Meşrutiyet Dönemi'nde iç ve dış meselelere, askeri alanda alınan birçok yenilgiye ve çok büyük boyutlara ulaşmış mali sıkıntılara şahit olunmaktadır. Dönemin devlet adamları, aydınları, eğitimcileri, vatansever tüm fertleri devletin olumsuz gidişatını değiştirebilmek ve dağılmasını engelleyebilmek gayesiyle üstün bir çaba sarf etmiş, vatanına ve milletine karşı hissettiği sorumluluk bilinciyle ömrünü toplum yararına büyük ve önemli hizmetlerle geçirmiştir. Bu gidişatı değiştirebilmenin en etkili yolunun eğitim alanında yapılacak yenilikler olduğu konusunda toplum, yöneticiler ve aydınlar hemfikirlerdi. Yine eğitim alanında olduğu kadar tarih, tarih anlayışı ve tarih yazımına dair de çok önemli ve değerli gelişmeler yaşanmıştır. Fransız İhtilali sonrasında dünyaya yayılan milliyetçilik akımı, bu yüzyılda devletleri ve milletleri kendi geçmişini ve köklerini araştırmaya yöneltmiş, bu doğrultuda tarihin önemi günden güne artmış ve tarih, bilim olarak kabul edilmiştir. Takvimler 23 Nisan 1920'yi gösterdiğinde ise Ankara'da olağanüstü yetkilere sahip olan Türkiye Büyük Millet Meclisi kurulmuş Türk milleti egemenliğini ilan etmişti. Anadolu'daki işgallere karşı çıkan milletimiz durdurulmak istendiyse de bunda başarılı olamamışlardı. Yeni kurulan devletin, cumhuriyetin ve büyük zorluklarla kazanılan bağımsızlığımızın devamı için yine en önemli rollerden birisi eğitime düşmekteydi. Özellikle de tarih dersleri ve tarih ders kitapları: Cumhuriyetimizi ve devletimizin bağımsızlığını koruyacak, devletine ve milletine bağlı nesilleri yetiştirecek güce ve etkiye sahip olması nedeniyle büyük öneme sahipti. Bu dönemde de tarihe, tarihçilik anlayışına, tarih eğitimine, tarih ders kitaplarına dair önemli çalışmalar yapılmış ve Türk Gençliğiyle birlikte halkın da tarihini öğrenmesine çok büyük önem verilmiştir.

Cumhuriyet DönemiDers kitaplarıEğitim tarihi+5
Saime Tüfekçi
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

1980 Dönemi sonrası kadın yazarlarımızın romanlarında erkeklik olgusunun yansımaları (Adalet Ağaoğlu, Ayla Kutlu, Leyla Erbil, Erendiz Atasü)

1980 sonrası Türk Edebiyatı'nın önemli yazarlarından olan Adalet Ağaoğlu, Ayla Kutlu, Erendiz Atasü ve Leyla Erbil'in romanlarındaki erkeklik olgusunun yansımalarının incelenmesi amaçlanan bu tez çalışmasında, toplumsal cinsiyet kalıplarına dayalı erkeklik anlayışını, erkeklik olgusunun yansımasını ve bu olgunun meydana getirdiği erkeklik görünümleri üzerinde durulmuştur. Toplumsal cinsiyet, ataerki, erk ve erkek-lik kavramı ve hegemonik erkeklik kalıplarının merkeze alındığı bu tez çalışmasında, çalışmaya kaynaklık eden yazarların romanlarındaki erkeklik görüntülerinden ayrı ayrı bahsedilmiştir. Erkek kahramanların hem sosyal hem de psikolojik durumları, toplumsal rolleriyle bir çatışma halinde olan bu erkeklik kurguları romanlardaki erkek karakterler hakkında yeni bir erkeklik inşası oluşumunu gerekli kılmıştır. Tez başlığından hareketle erkeklik olgusunun yansımalarından söz etmek, toplumda eril düşünceden bağımsız, erkeklik norm ve kalıpları dışında hareket eden erkeklerin de toplumsal kimlik arayışı içinde olduğuna, kendilerine ait bir erkeklik inşa ettiklerine vurgu yapılmasıyla doğrudan ilintilidir. Bu çalışmada 1980 sonrası kadın yazarlarımızın (Adalet Ağaoğlu, Ayla Kutlu, Erendiz Atasü, Leyla Erbil) romanlarındaki erkeklik kurguları incelenmiştir. Bu incelemede coğrafya – yazar – eser – kahraman arasındaki ilişki ise yazarların romanlarda oluşturduğu erkeklik kurguları, roman alıntılarından hareketle açıklanmıştır. Bu çalışma 1980 sonrası kadın romancılar perspektifinden çizilmiş olan erkeklik görüntülerinin özelliklerini belirleyen ve bu noktada erkekler aracılığıyla toplum olarak "tabu"laştırılmış erkeklik kavramının da ana hatlarını ortaya çıkaran bir inceleme çalışması olmayı amaçlamaktadır.

Atasü, ErendizAğaoğlu, AdaletErbil, Leyla+5
Kübra Evci
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Authorship in the culture industry: Azra Kohen's series of novels fi, çi, and pi

This study is an attempt to place the contemporary author somewhere between literature and the media culture of our day. On the best-seller shelves since 2014 when it was first published, Azra Kohen's trilogy Fi, Çi, Pi has been frequently subjected to discussions in Turkish literature. As a result, the writer has become a popular figure who has been invited to television shows, universities, newspaper interviews since then. The story narrated in the trilogy also promised such rating for a production company that three years after its first publication, it was adapted to screen as internet series. This master thesis analyses Kohen's contradictory attitude as a writer regarding the appearances in media and the series adaptation: while claiming that her only concern is to change the world, the writer comments on her authorship as frequently as possible. This ambivalent perception of (non) authorship is analysed in the light of literary, cultural and critical theories applied to the trilogy and the appearances in the media. In addition to a psychoanalytic glance at the characters, the issues of corruption, fame and beneficial relationships in business and media platforms are comparatively analysed both in the trilogy and its screen adaptation. The reasons the changes in the process of adaptation are discussed in the light of cultural theory. The result of this study shows that Kohen's idealistic intentions are challenged by capitalistic motives throughout the process.

Kohen, AzraCultureCultural industry+5
Cansu Varol
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessDE

Der Einfluss des zweiten weltkrieges auf die kurzgeschichten der Deutschen autoren

Apearences like earthquake, sandstorm, war and so on are subjects for the authors work because the people are very effected by these events. The event executes and ends but the detrimental consequence remains. The harm starts after the disaster for the People. Authors who workes out specified subjects have a big obligation because they are not only describing the physical side but also the psychological side of the people. Even after the world war II appeared the world different for the authors. They wrote about the war to assist the suffering people and to worn the next generation. Authors who wrote in those times picked up their subjects from their environment. We can't know wether these literary texts helped the people at that time but their are very important documents for today. The life which was very hard for the people at this time, is showen by these documents. All these works and other happenings are experiences of human being. It is the literature by which the authors try to work up the problems of their past and to master these problems on a literaturical way. The authors showed the reality of the ruins, with "ruins" is not ment only the cities and streets but also the ruins of the souls, ideals and hopes from the people, the reality of war, death, suffering, undergoing and of survive, are all showen by them in literature. The people were forced blind into the war but they came back regained their sights because they had to make many experiences.

Fesun Akdoğan
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1998
00
Master'sOpen AccessTR

1960-1980 arası Türk romanında estetik modernizm

1960-1980 yılları arasında Türk romanında birden fazla anlayış aynı anda, aynı dönemde gelişmiştir. Kimi yazarlar köyün ve köylünün sorunlarını romanlarının merkezine alırken kimi yazarlar da geçim kaygısı sonucu popüler eserler verme yoluna girmişlerdir. Çalışmamızın ana konusu olan modernist estetik ise nicelik bakımından az sayıda yazar tarafından benimsenmiş bir anlayış olmuştur. Bu anlayışta eser veren yazar ve üretilen telif eser sayısı az olsa da bu dönemin etkisi ve kalıcılığı çok fazla olmuştur. Özellikle Adalet Ağaoğlu, Ferit Edgü, Oğuz Atay, Sevgi Soysal, Yusuf Atılgan gibi modernist teknikleri yoğun bir şekilde kullanan yazarların hem sonraki kuşak yazarlarda hem de okurlarda çok büyük etkileri olmuştur. Modernizmin Avrupa'da ortaya çıkışı ve şekillenmesi yaklaşık dört yüz yıllık bir süreci kapsar. 1500'lü yıllarda Rönesans, reform ve Aydınlanma dönemleri ile başlayan modernizasyon süreci Sanayi Devrimi ile birlikte doruğa ulaşarak büyük şehirlerin kurulmasıyla ve kırdan kente yoğun göçlerle sonuçlanır. Böylece başta Fransa'nın Paris kenti olmak üzere Avrupa'da birçok büyük başkent modernliğin sancılarını yaşayan aydınlara ev sahipliği yapmıştır. Modernlikle yıldızları barışmayan aydınlar bu ilerlemeci anlayışa karşı geliştirdikleri düşüncelerle estetik modernizm adı verilen hareketi ortaya çıkarırlar. 20. yüzyılın ortalarından itibaren gerçeklik algısının da değişmesiyle birlikte romanda yeni teknik arayışlara yönelen yazarlar; kolaj-montaj, parodi-pastiş, laytmotif, bilinç akışı, iç monolog-iç diyalog gibi teknikleri romanlarında yoğun bir şekilde kullanmaya başlamışlardır. Böylece bireyi ve bireyin büyük şehirdeki bunalımını ele alan yazarlar, bu teknikler vasıtasıyla düşündüklerini ve hissettiklerini daha etkileyici aktarmayı denemişlerdir. Modernizmin Türk romanına dâhil olması Batı kaynaklı düşüncelerin 1950'lerin sonlarından itibaren Türk düşün dünyasına yoğun etkisi sonucu gerçekleşir. Özellikle dergiler vasıtasıyla gerçekleştirilen çevirilerle bu etki gerçekleşir. Dergilere, çeviri romanlara fazla ilgi göstererek yetişen kuşak bu çevirilerin etkisiyle yeni tekniklerle tanışmış ve bu teknikleri başarılı bir şekilde romanlarında uygulamışlardır. Avrupa'dakine benzer bir şekilde kırdan kente göçlerin arttığı bir dönemde Türk aydını için de şehirleşmenin, modernleşmenin sıkıntıları gün yüzüne çıkar. 60'lı 70'li yıllara gelindiğinde modernliğin bunalımlarını yaşayan yazarlar, tıpkı Avrupa'da olduğu gibi yeni bir roman anlayışının Türkiye'de yerleşmesine öncülük ederler. Bu yazarlar eserlerinde kullandıkları, Türk romanı için yeni sayılabilecek tekniklerle Türk edebiyatına damga vururlar.

EstetikEstetik romanModernizm+3
Burak Biçer
Muğla Sıtkı Kocman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Seyahat bloğu yazarlarının uluslararası seyahat motivasyonlarında kültürel mesafenin rolü

Bu araştırmanın amacı, yerli turistlerin uluslararası destinasyon seçimlerinde kültürel mesafenin etkisini belirlemektir. Araştırmada fenomenolojik yaklaşım benimsenerek nitel araştırma yöntemine başvurulmuştur. Veri, yapılandırılmış görüşme formu ile 17 blog yazarından elde edilerek içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırma verileri, seyahat öncesi, sırası ve sonrası olmak üzere üç süreç halinde değerlendirilmiştir. Seyahat öncesi somut (fiziki) ve somut olmayan (zihinsel) hazırlık aşaması tespit edilmiştir. Kültürel mesafenin artması destinasyon hakkındaki bilinmezliği ve bu durumda, zihinsel hazırlığın artışına neden olmuştur. Seyahat motivasyonları iki grupta toplanmıştır. İtici faktörler; keşfetmek, farklılık, öğrenmek, ilgi duymak, merak, hayalleri gerçekleştirmedir. Çekici faktörler; destinasyon kültürü, doğal güzellik(ler) ve coğrafi yakınlık/konumdur. Seyahat sırasında, kültürel deneyim, kültürel kazanım ve kişisel değişim temaları bulunmuştur. Bu sonuçlardan hareketle destinasyon seçimi; ziyaret sırası ve sonrası, kültürel faktörlerin anlamlı bir etkisi olduğu saptanmıştır. Kültürel mesafe artışının katılımcılar için destinasyon tercih sebebi olduğu görülmüştür. Kültürel mesafenin, seyahat motivasyonu ile destinasyon seçimi arasında düzenleyici bir değişken olduğuna yönelik bir model önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Seyahat Motivasyonu, İtici ve Çekici Faktörler,Destinasyon Seçimi, Kültürel Mesafe, Blog yazarı

BlogDestinasyonKültür+6
Serhat Aydın
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessEN

İstanbul'un "edebiyat yaşamı" üzerine etnografik bir çalışma

The literature of a society is one of the important indicators reflecting the people, values, hopes, life, past and present of this society, and its projections about tomorrow. Those who make up the world of literature are authors and readers; as well as publishing houses, editorial and technical teams in the publishing house, printing houses, bookstores, distribution companies, mass media. The function of each is unique and one cannot replace the other. Together they form a "literary world" which provides the most intimate knowledge of society. This research as well, in addition to looking at how authors and literary figures relate to each other, where they come together especially in 2000s; examines the author-publishing house, author – reader, author – media relations within the framework of changing and developing communication technologies. Since it is necessary to look at the past in order to understand the present, Tanzimat period author–publisher–reader–press / publicity relations have been handled within the scope of the thesis study, thus the changes and developments in the literary world have been conveyed. Within the scope of the field study conducted using direct observation, participant observation and in-depth interview technique, a wide panorama of the world of literature has been provided from the 1980s to the present through interviews with twenty two people between 11 March 2017 and 16 October 2018. These twenty-two people are the authors and literary figures who have contributed to the literature world for many years and have witnessed the important events of their time, as well as young authors and literary figures whose works have been published from leading publishers of the literary world and have received various literary awards that have retained their importance from past to present. In the thesis, the concepts of "network society", public space", "global village" and communication theories are utilized to understand the changing and newly forming relationships in the world of literature from past to present. Key words: Literary world, centers of literature, Istanbul as cultural center, writers, literary figures

Literary materialsLiteratureMan of letters+7
Tülin Sadıkoğlu
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Authorship and history: Representations of the Second World War in modernist and postmodernist context

The concept of authorship has always been a problematical concept since ancient times and it has been defined and re-defined continously in philosophy, literary theory or from a personal perspective throughout history. While some of the approaches developed towards the understanding of authorship concentrate on texts and language, others argue that the act of writing requires the medium of inspiration muses. Such an idea have explained the author as a unique being who is above and beyond other people. The mutual point that these contrasting personal perspectives, philosophical mainstreams and the works of literary thought meet is mainly the contradiction between them. It seems that scientific and intellectual developments, and the changes that have created a differentiation in the world view and the change towards the perception of the human subject have brought about with it the evolution of authorship concept day by day. The idea argued by Roland Barthes in 1967 with his famous essay ?Death of the Author?, might be thought as an eventuality of the scientific and intellectual changes, as well as having the aim of highlighting the importance of language and readership in literary analysis. Similarly, Postmodern Theory, emerged in 1960s, also reveals out notions such as; the decline for the belief in the human subject, distruption of trust to knowledge, the changes in cultural, traditional and ethical values. Throughout history the concept of authorship has evolved and changed since Ancient Greek philosopher Plato. Today we trace an approach in which the creativity of an author is questioned and dismissed. In this study which is startled with the idea of questioning this understanding, there are various ideas, opinions, concepts and theories on authorship. By analyzing three novels that depict the Second World War, it is possible to see that it is not only the approach towards the author that have changed in time but also the approach of the author towards him/herself, the world and history. The style, language and the use of historical elements by these three authors from different cultures and experiences are completely different from each other. However, as can be seen in the conclusion part, all these three novels are creating a historical memory with a literary product and by doing this, they present the reader with pure human life which is full of dilemmas. From this perspective, literature is a historical memory and the author is the medium that transmits this memory.

Literary trendsModernismPostmodernism+4
N. Didem Dansuk
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Istanbul Milli Eğitim Müdürlüğü 'Yazarlar Okullarda' projesinin etkililiğinin resmi ilköğretim öğrencileri, öğretmen ve yazar görüşleri açısından değerlendirilmesi

Bu çalışma; İstanbul ili, 39 ilçe sınırları içerisinde bulunan resmi ilköğretim okullarında öğrenim gören öğrencilerin, görev yapan Türkçe öğretmenlerinin ve projeye katılan yazarların görüşleriyle değerlendirilmesi gerçekleştirilmiştir.İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğünün, ?Yazarlar Okullarda? projesinin öğrencilerin kitap okuma alışkanlığı üzerinde etkilerini incelemeyi amaçlayan bu çalışma; Projenin uygulayıcısı olan projeye katılan her kademeden ilköğretim öğrencilerinin, Türkçe öğretmenlerinin ve yazarların sürece ilişkin görüşleri çerçevesinde uygulamanın aksaklıklarının ortaya konulmasını hedeflemektedir.Bu araştırmanın örneklemini, 2011-2012 eğitim-öğretim yılında, İstanbul ili, 39 ilçesindeki 1386 ilköğretim okulunda öğrenim gören 1101 öğrenci, görev yapan 848Türkçe öğretmeni ve 23 yazar oluşturmuştur. Araştırmada veri toplamak amacıyla ?Öğrenci?, ?Öğretmen? ve ?Yazar? anketi uygulanmış, elde edilen bulgularda öğrenci, öğretmen ve yazar tarafından uygulamanın başarılı olduğu ifade edilmiştir.Çalışmada elde edilen bulgulara göre projeyle öğrencilerin yazarlarla buluşması öğrencilerde okuma alışkanlığı oluşturmada farkındalık yaratmış, okuma-yazma isteği uyandırmıştır. Proje öğrencilerin duygusal gelişimine katkı sağlayarak, onların soru soran, eleştirel, bağımsız düşünen, özgüveni artmış bireyler olmalarında önemli bir mihenk taşı olmuştur. İstanbul MEM in uygulamayı yeniden değerlendirmesi, aksaklıklarının giderilmesi ve ilköğretim düzeyinde kitap okuma alışkanlığı kazandırılmasında en etkili kurum olan okulların ve öğretmenlerin görüşlerine başvurulması, ailelerin projede daha etkin yer almalarının sağlanması ve yazar-eser seçiminde gerekli hassasiyetin gösterilmesigerekmektedir. Projenin İstanbul'un devamı olarak Türkiye nin tüm illerinde yapılması ve geliştirilmesi önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Okuma Alışkanlığı, Yazarlar Okullarda Projesi.

Eğitim etkinliğiEğitim projeleriEğitim yönetimi+6
Mehtap Kaya
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

1998 yılı içinde ulusal gazetelerimizdeki yazarların Türkçeyi kullanma becerileri üzerine bir araştırma

ÖZET Bu çalışma, günlük tirajı en çok bulunan ulusal gazetelerimizdeki köşe yazarlarının yazılarında Türkçe kullanımı ile ilgili durum tespitini ve bu yazılarda Türkçe'nin yapısal ve mantıksal kullanımlarını kapsamaktadır. Tanzimat ile birlikte yaşantımıza giren, sosyal, siyasi, kültürel ve edebi hayatımızda önemli bir yere sahip bulunan gazetecilikle birlikte doğup gelişen makale, fikra, deneme ve sohbet gibi yazı türlerinin günümüzde yaygın kullanımla köşe yazılarının hangi yazı türü içersinde ele alınıp inceleneceği bir sorun teşkil etmektedir. Edebiyatımıza girdiği günden beri gelişmekte ve değişmekte olan bu yazı türlerinin kesin olarak sınırlarının çizilmemiş olduğu görmekteyiz. İnceleme konusu ettiğimiz köşe yazılarından hareket ederek, bu yazıların değişik yapılarda kaleme alındığını ortaya koyduk. Yapı olarak en çok giriş, gelişme ve sonuç yapısı kullanılmaktadır. Klasik ve en basit olan "konu - tartışma- anafikir" yapısından sonra en çok anafikrin yazının başında verildiği daha sonra da yazının ayrıntılarına girilerek tartışmanın yapıldığı "anafikir-tartışma" yapısı kullanılmıştır. Şunu da gördük ki, sayı olarak hiç de azımsanmayacak miktardaki yazıda yapısal bütünlük yoktur. Okuyucuların ilgisini çekme, okumaya istek uyandırma gibi sebeplerden yazının başlangıcı; okuyucuda istenilen düzeyde etki bırakma ve okuyucuyu düşünmeye şevketine gibi nedenlerden dolayı da yazının sonuç kısmı önemlidir. Görülmektedir ki köşe yazılan bu kaygılardan hareket ederek değişik başlama ve bitirme şekillerini kullanıyor. Yazılı anlatımda anlatan yani yazanın doğru anlatması ve okuyanın da doğru anlayabilmesi için anlatılanların diğer bir deyişle mesajın mantık kuralları çerçevesinde doğru olması lazımdır. Sağlıklı ve doğru anlatımın yani üetişimin hem yazan hem de okuyan açısından istenilen seviyede gerçekleşebilmesi için mesajm mantıklı olması en önemli şarttır. İncelediğimiz yazarların bu mantık hatalarına sık sık düştüğü görülmektedir.

GazetecilerGazetelerGazeteler+4
Mehmet Kurudayıoğlu
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Modern İslâmî literatürde deccâl

Deccâl, İslâmiyet'in ilk yıllarından modern döneme kadar bazı istisnaî görüşler dışında rivayetlerde anlatıldığı şekliyle kabul edilmiş, tartışma konusu olmamıştır. Klasik dönemden modern döneme kadar oluşan fikrî birikim, Batıda Aydınlanma Çağı'nın başlaması, Müslüman müelliflerin Batılı yazarların görüşlerinden etkilenmesi gibi âmiller deccâl mefhumunun zamanla tartışma sahasına taşınmasına zemin hazırlamıştır. Meselenin tartışma konusu olmasının tabii sonucu olarak modern döneme özgü birçok deccâl anlayışı ortaya çıkmıştır. "Modern İslâmî Literatürde Deccâl" isimli bu çalışmada modern dönemde deccâl hakkındaki görüşlerini serdeden araştırmacılar ve eserleri konu edilmiştir. Çalışma giriş ve üç bölümden müteşekkildir. Giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı, önemi, metodu ve kaynakları tespit edilmiş, ayrıca meselenin daha anlaşılır olması için tarihsel süreçteki ve dinlerdeki deccâl mefhumu genel hatlarıyla anlatılmıştır. Birinci bölümde deccâli reddedenlerin, ikinci bölümde deccâli klasik anlayış üzere yorumsuz bir şekilde kabul edenlerin kimler oldukları ve görüşleri ele alınmış, üçüncü bölümde ise deccâl hakkında yorumda bulunanların kimlikleri ile onların deccâl telakkileri incelenmiştir. Çalışma esas olarak modern dönemdeki yazarların deccâl görüşlerini karşılaştırma yöntemiyle inceleyerek modern deccâl telakkilerinin tespit ve takdimine katkıda bulunmayı hedeflemektedir.

DeccalKelamKur'an-ı Kerim+4
Mahir Apak
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın yazarların biyografik romanlarında kadın kahramanlar

Biyografi, kişilerin hayatlarını objektif bakış açısıyla anlatan bir türdür. Kelime Fransızca "biographie" kelimesinden Türk diline geçmiştir. Biyografisi yazılacak kişiler hayat hikâyesi, toplum tarafından merak edilen, herkesçe tanınmış kişiler arasından seçilir. Kişinin hayatını tarafsız bir şekilde ele alan metin türüne biyografi denirken gerçekten yaşamış ya da yaşayan birinin hayatının kurgusal olarak ele alındığı eserlere biyografik roman denir. Kadın Yazarların Biyografik Romanlarında Kadın Kahramanlar başlıklı bu çalışmada biyografi, biyografik roman kavramı ve bu alanda özne ve nesne bağlamında kadını merkezine alan romanların incelenmesi hedeflenmiştir. Bu incelemeler doğrultusunda biyografik roman türündeki eserlerde kadının konumu değerlendirilmiştir. Tezin giriş bölümünde biyografi türüne dair bilgiler verilirken ikinci bölümde biyografik roman kavramı ele alınmıştır. Tezin üçüncü bölümde ise biyografik romanlardaki kadın karakterler tahlil edilmiştir. Çalışma, incelenen romanların genel bir değerlendirilmesinin yapıldığı sonuç ve kaynakça bölümleriyle bitirilmiştir.

BiyografiBiyografik romanKadın yazarlar+5
Banu Özsay
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Cahit Atay'ın yapıtları

Cahit Atay, Türk edebiyatına tiyatro türünde eser vermiş önemli bir yazardır. Eğitim hayatını yarıda bırakarak ilgi duyduğu tiyatroya yönelmiştir.Eserlerinde, özellikle Anadolu'yu ve bu coğrafyada yaşayan eğitimsiz insanları seçmiş; önemli gördüğü din istismarı, ağalık, başlık parası, eşkıyalık, kan davası gibi konuları dile getirmeyi öncelemiştir.Farklı meslek grupları içersinde yer almasından dolayı tanık olduğu olaylar ile eserlerinin konuları birbirine paraleldir. Eserlerinde yakın dönemi konu edinen yazarlar arasındadır.Bu çalışmada, Cahit Atay'ın Yapıtları adı altında sanatçının, edebiyatımızdaki yeri, eserlerinin edebî kıymeti belirlenmeye; tiyatro alanında çalışmalarda bulunan zengin bir şahsiyet tanıtılmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Yazar, Hayat, Tiyatro.

Atay, CahitEdebiyatOyunlar+4
Seçkin Özkan
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00

Related subjects