International Financial Reporting Standarts
96 theses under this subject heading
Entegre raporlamanın işletmelerin finansal performansları üzerindeki etkisinin yapısal eşitlik modeli ile ölçülmesi
Kurumsallaşmanın temelini oluşturan bilgilendirme ve şeffaflığın öneminin giderek artması, günümüzde işletmelerin performanslarının sadece finansal olarak açıklanmasını yetersiz kılmıştır. Dahası işletmelerin sosyal ve çevresel açıdan da topluma karşı sorumlu olduğunun altını çizen sürdürülebilirlik kavramının dünya gündemine oturması, beraberinde işletmelerin performanslarını sosyal ve çevresel açıdan da ifade edebilecekleri kurumsal raporları ortaya çıkarmıştır. İşletmelerin dönem sonu finansal raporlarına ek olarak sosyal ve çevresel performanslarını açıkladıkları; sosyal raporlar, çevresel raporlar, üç boyutlu raporlama (TBL), kurumsal sosyal sorumluluk raporları, sürdürülebilirlik konularıyla ilgili genişletilmiş faaliyet raporları ve bağımsız sürdürülebilirlik raporları zamanla bilgi karmaşıklığı olarak algılanmış ve bir işletmeye ait birden fazla rapor bulunması bu raporların değerlendirilmesini güçleştirmiştir. Bu bağlamda, işletmelerin finansal ve finansal olmayan bilgilerini tek bir raporda gösterilmesini öngören entegre raporlama ortaya çıkmıştır. İşletmelerin sosyal, çevresel ve ekonomik tüm performans göstergelerini tek bir raporda açıklayarak aynı zamanda işletmelere değer katmayı hedefleyen entegre raporlamanın, bu hedefi doğrultusunda işletmelerin entegre raporlarının finansal performansları üzerinde etkisinin olup olmadığı araştırmamızın ana konusunu oluşturmaktadır. Araştırmada, öncelikle işletmelerin sosyal, çevresel ve ekonomik performanslarını ifade eden teorik bir model oluşturulmuştur. Bu model çerçevesinde, entegre raporlamaya en yakın rapor yayınlayan BİST Sürdürülebilirlik Endeksi'ne kayıtlı işletmelerin 2016–2017 yıllarında yayınladıkları sürdürülebilirlik, faaliyet ve entegre raporları, işletmelerin sosyal ve çevresel performans göstergeleri olarak ele alınmış ve Uluslararası Entegre Raporlama Çerçevesi (IIRF)'nde yer alan ilkeler doğrultusunda içerik analizine tabi tutulmuştur. İçerik analizi ile sayısallaştırılan sosyal ve çevresel performans göstergeleri ve ekonomik performans göstergelerinin (işletmelerin dönem sonu zorunlu yayınladıkları bilanço ve gelir tablolarından elde edilen finansal rasyolar) işletmelerin finansal performansına (Aktif karlılığı-ROA ve Öz Kaynak karlılığı-ROE) olan etkisi 'SPSS for Windows 22.00 ve AMOS 22.0' programı kullanılarak Yapısal Eşitlik Modellemesi Yol Analizi Yöntemi aracılığıyla ayrı ayrı analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Araştırmanın sonucunda entegre rapor yayınlamayan 41 işletmenin performans göstergeleri; ROA'yı % 55, ROE'yi ise % 32 oranda etkilerken, entegre rapor yayınlayan ve yayınlamayan 44 işletmenin performans göstergelerinin; ROA'yı % 63, ROE'yi ise % 35 oranda etkilediği, entegre rapor yayınlayan 3 işletmenin performans göstergelerinin ise; ROA'yı % 70, ROE'yi ise % 82 oranda etkilediği görülmüştür. Dolayısıyla araştırma sonucunda entegre raporlamanın işletmelerin finansal performansları üzerinde olumlu etkisi olduğu sonucuna varılmıştır.
BOBİ FRS ve dönemsonu mali tablolarının BOBİ FRS'ye uygun hale getirilmesi: Örnek bir uygulama
İşletmeler gerçekleştirmiş oldukları mali karakterli işlemleri muhasebe kayıtlarına aktarmakta ve mali tablolar halinde özetleyerek ilgililere sunmaktadırlar. Muhasebe kayıtlarının tutulması ve mali tabloların hazırlanması belli kurallar dahilinde gerçekleşmektedir. Uygulanan bu kuralların ülkelere göre farklılık göstermesi yurt içindeki bir işletmenin mali tabloları ile yabancı işletmelerin mali tablolarının karşılaştırılmasını engellemektedir. Aynı zamanda yurtdışı yatırımcıların ve kredi kuruluşlarının işletmenin mali tablolarını yorumlamasını ve işletme ile ilgili karar almasını da zorlaştırmaktadır. Küreselleşme ile birlikte işletmelerin artık ülke sınırları dışında da faaliyet göstermesi ve çok uluslu işletmelerin sayısının artması ile birlikte muhasebede de ortak bir dil anlayışının gerekliliği ortaya çıkmıştır. Bu amaçla Uluslararası Muhasebe Standartları (UMS) ve Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (UFRS) yayımlanmış ve bu standartlar birçok ülke tarafından benimsenerek uygulamaya konmuştur. Türkiye'de muhasebe uygulamaları VUK ve MSUGT çerçevesinde gerçekleşmektedir. Bununla birlikte Türkiye UMS ve UFRS'yi Türkçeye çevirerek Türkiye Muhasebe Standartları (TMS) ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TFRS) ismi ile yayımlamıştır. Günümüzde muhasebe standartlarının hazırlanması ve yayımlanması yetkisi Kamu Gözetimi Kurumuna (KGK) verilmiştir. Günümüzde TMS/TFRS'lerin Kamu Yararını İlgilendiren Kuruluşlar (KAYİK) tarafından uygulanması zorunludur. Bağımsız denetime tabi olup KAYİK dışında kalan orta ve büyük boy işletmeler için ise Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı (BOBİ FRS) yayınlanmış ve 01.01.2018 tarihinden itibaren uygulamaya konmuştur. Buna göre bağımsız denetime tabi olup KAYİK kapsamında olmayan ve TMS/TFRS'yi uygulamayı tercih etmeyen işletmeler yıl sonlarında mali tablolarını BOBİ FRS'ye uygun hale getirmekte ve standartlara uygun olarak hazırlanmış olan mali tabloları bağımsız denetime tabi olmaktadır. Bu tez çalışması ile mali tabloların yıl sonlarında BOBİ FRS'ye dönüştürülmesine yönelik örnek bir uygulama ele alınarak uygulayıcılara yol göstermesi amaçlanmaktadır. Bu bağlamda uygulama bölümünde örnek bir işletmenin yıl sonu mali tablolarının standartlara uygun olarak hazırlanabilmesi için düzeltme kayıtları yapılmış, hesaplar BOBİ FRS'ye uygun olarak tekrar sınıflandırılmıştır. Sonuç olarak BOBİ FRS'ye uygun Finansal Durum Tablosu, Kar veya Zarar Tablosu, Özkaynak Değişim Tablosu ve Nakit Akış Tablosu hazırlanmıştır.
Borçlanma maliyetleri
Globalleşme, ülkelerarası yapılan ticarette ülkeleri, mali tablolarının eşit kriterlerle karşılaştırılıp, raporlanarak aynı dili konuşmaya yönlendirmiştir. Farklı ülkelerde oluşturulan finansal raporların benzer şekilde yorumlanabilmesi ve uluslararası ölçekte geçerli olacak ortak muhasebe uygulamalarının geliştrilmesi adına birçok önemli çalışma yapılmıştır.Uluslararası muhasebe standartlarıyla tam uyum içinde olan Türkiye Muhasebe Standartlarının etkin ve geniş bir kesimde kullanılmaya başlaması, Avrupa Birliği uyum çalışmaları açısından da büyük önem arz etmektedir. Uluslarası Muhasebe Standartları ve Uluslarası Finansal Raporlama Standartlarının, 6102 Sayılı Türk Ticaret kanunuyla birlikte, Türkiye Muhasebe Standartları ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları olarak kabul edilmesi sonucunda değerleme (ölçümleme) sadece vergi ile düzenlenen hükümler olmaktan çıkarılmıştır.Türkiye Finansal Raporlama Standartları ve Türkiye Muhasebe Standartları Temmuz 2012 itibariyle yürürlüğe girmiş ve Ocak 2013 itibariyle Türk Ticaret Kanununa (TTK) göre tüm işletmeler açısından kullanımı zorunlu hale getirilmiştir. Bu gelişme, 2013 tarihi itibariyle finans kuruluşları hariç tüm işletmelerde değerleme ile ilgili yeni düzenlemeler getirecek ve uygulamada önemli farklılıklar yaratacaktırBu çalışmada, 2000'li yıllarda uygulama başlanmış Türkiye (Uluslararası) Muhasebe Standartlarından biri olan 23 nolu borçlanma maliyetleri standardı, Türk Vergi Mevzuatındaki ve Sermaye Piyasası Kurulu içindeki yeri ve muhasebeleştirilmesi konusu ele alınmıştır. Borçlanma maliyetlerinin muhasebeleştirilmesinde kullanılan iki yöntem (gider olarak yazılması ve aktifleştirilmesi) örnek uygulamalar ile açıklanmıştır. Ayrıca Borçlanma Maliyetlerinin ilgili olduğu TMS 2-Stoklar, TMS 16- Maddi Duran Varlıklar, TMS 17-Kiralama İşlemleri, TMS 21-Kur Değişimleri Standartlarına da yer verilmiştir.
Vergi Usul Kanunundaki değerleme ölçüleri ile uluslararası finansal raporlama standartlarına göre değerleme ölçülerinin karşılaştırılması ve örnek uygulamalar
Çalışmanın amacı, Vergi Usul Kanunu ve Türkiye Finansal Raporlama Standartlarına göre finansal tablolarda yer alan hesapların değerleme ölçülerinin incelenmesidir. Finansal tablolar bir işletmenin finansal karnesi olup, işletme içi ile işletme dışındaki çıkar gruplarının karar vermesi bakımından önemlidir. Bu sebeple finansal tablolarda sunulan bilgilerin doğru, anlaşılır, karşılaştırılabilir ve gerçeğe en uygun bilgiyi sağlaması karar vericiler açısından önem taşımaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde değerleme kavramı detaylı şekilde İncelenmiş, İkinci bölümde Vergi Usul Kanununda değerleme kavramı ve değerleme ölçüleri ile Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarına göre değerleme kavramı ve değerleme ölçüleri, üçüncü bölümde Vergi Usul Kanunu`ndaki değerleme ölçüleri ile Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarına göre değerleme ölçüleri karşılaştırılmış, dördüncü bölümde önemli kavramlar ile ilgili örnek uygulamalar yapılmış olup, eleştiriler ve önerilerin yer aldığı sonuç bölümü ile çalışma tamamlanmıştır. Anahtar Sözcükler 1.Değerleme Ölçüleri, Değerleme 2.Uluslararası Finansal Raporlama Standartları 3.Türkiye Muhasebe Standartları 4.Vergi Usul Kanunu 5.Gerçeğe Uygun Değer
Türkiye Muhasebe Standartlarına göre ertelenmiş vergi uygulaması
Globalleşme, finansal piyasaların ve yönetiminin gelişmesi, uluslararası şirketlerin giderek artması ve bununla doğru orantılı olarak sermaye piyasalarının gelişip büyümesi, daha doğru, daha güvenilir ve karşılaştırılabilir mali tablolo ve analizlerin hazırlanması ihtiyacını oluşturmuş ve Uluslararası Finansal Raporlama Standartları'nın ortaya çıkmasına neden olmuştur. Ulusal ve uluslar arası işletmeler finansal tablolarını Uluslararası Finansal Raporlama ve Muhasebe Standartları yer alan kurallara göre hazırlayarak rekabet güçlerini artırmaktadırlar. Dünyada yer alan ülkeler Ulusal ve uluslar arası işletmelerden kendi vergi yasalarının koyduğu kurallar çerçevesinde elde edilen gelir üzerinden vergi almaktadırlar. Uluslararası Finansal Raporlama ve Muhasebe Standartlarının finansal raporlama ve kayıt kurallarını ortaya koyarken, vergi düzenlemeleri de vergi kurallarını ortaya koymaktadır. Uluslararası Finansal Raporlama ve Muhasebe Standartlarının amaçları ile vergi kurallarının amaçlarının farklı olması, isletmelerin kazançları üzerinden hesapladıkları vergilerin raporlanmasında etkili olmaktadır. Vergi kurallarına göre belirlenen devlete ödenecek vergi ile muhasebe Standartlarına göre belirlenen vergi giderinin aynı anda finansal tablolara yansıtılabilmesi, ancak ertelenmiş vergilerin finansal raporlanması ile mümkün olmaktadır. Anahtar kelimeler: Muhasebe ve denetimi, IFRS,Bağımsız denetim.
UFRS finansal araçlar standartları çerçevesinde riskten korunma muhasebesi ve bir uygulama
Muhasebe uygulamalarına yön veren kurallar bütünü olarak adlandırılan standartların temeli muhasebe ilkelerine, muhasebe ilkelerinin temeli ise muhasebenin temel kavramlarına dayanmaktadır. Muhasebe uygulamalarına yön veren bu standartlar ise aynı şekilde muhasebe politikalarını belirlemektedir. Tüm dünya ülkelerinin düzenlemeleri arasında bir standart olması amacıyla oluşturulan Uluslararası Muhasebe Standartları kurulu, çıkarılan Uluslararası Finansal Raporlama Standartları yayınlamaktadır. Türkiye Muhasebe Standartları bu standartların Türkçeye çevirisidir. Bu çalışmanın amacı riskten korunma muhasebesinde farklı dönemlerde rapor altına alınan kazanç ve kayıpları tutarsızlıkları yok ederek daha açık bir muhasebe kaydı oluşturmaktır. UFRS finansal araçlar standartları çerçevesinde riskten korunma muhasebesini ve işletmelerdeki kayıt tutarsızlığını gidermek amacıyla geliştirilmiş UFRS 9 Finansal Araçlar Standartları gereğince getirilen yeniliklerin ne olduğunu ve IAS 39 Finansal Araçlar: Muhasebeleştirme ve Ölçme standardından farklılığını ortaya koymaktır.
TMS 37 karşılıklar, koşullu borçlar ve koşullu varlıklar standardı ile Türk Ticaret Kanunu ve vergi kanunlarının karşılaştırılması ve Borsa İstanbul'da işlem gören şirketlerde uygulaması
Yatırımcının, bir işletmenin durumu ve performansı hakkında bilgi sahibi olabileceği tek unsur, finansal tablolardır. Ancak yerel muhasebe uygulamalarının bilinmesinin ve anlaşılmasının zorluğundan dolayı finansal tabloların belirli standartlara göre hazırlanması gerekliliği oldukça önem kazanmıştır. Bu nedenle Dünya'da, Uluslararası Muhasebe Standartları (UMS)'nın uygulanmasına yönelik istek ve zorunluluk gün geçtikçe artmaktadır. Türkiye'de de yabancı sermayenin ve borsa işlemlerinin artış göstermesi sebebiyle Uluslararası Muhasebe Standartlarıyla uyumlu Türkiye Muhasebe Standartları önemli hale gelmiştir. Bu önemlilik kapsamında yapılan bu çalışmada, Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarından biri olan 37 No'lu Karşılıklar, Koşullu Borçlar ve Koşullu Varlıklar standardı incelenmiştir. İlk olarak standardın ayrıntılı olarak incelemesi yapılmıştır. Bu incelemelerden sonra, TMS 37 kapsamında yapılan işlemlerin Türk Ticaret Kanunu ve Türk Vergi Kanunları ile karşılaştırılması yapılmış ve Borsa İstanbul'da işlem gören şirketlerde TMS 37 standardının uygulanması analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda işletmelerin TMS 37 standardını ne şekilde ele aldığı ve TMS 37'de geçen hangi karşılıklar, koşullu borçlar ve koşullu varlıkları rapor ettikleri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Karşılıklar, Koşullu Borçlar, Koşullu Varlıklar,
U.S. GAAP & UFRS sistemlerinin karşılaştırılması, bir uygulama örneği
Bu araştırma, U.S. GAAP ve UFRS sistemlerinin geçmişe ilişkin gelişim süreci konusunda bilgi, ilgili kural ve standartların varlıklar, kaynaklar, gelir, gider, değerleme, genel özellikli işlemler, raporlama ve sunum temelinde belirgin benzerliklerine ve ayrımlarına ilişkin açıklamaları ve üretim işletmesine ilişkin muhasebe işlemlerini ve raporlamaları içeren bir uygulama örneği aracılığı ile, ilgili benzerlik ve farklılıkların gösterimini içermektedir. Yapılan değerlendirme sonucunda U.S. GAAP düzenlemelerinin kural temelli ve işletme odaklı olan daha ayrıntılı bir içerik sağladığı ve buna bağlı olarak uygulamada genel olarak daha çok ayrıntı içerdiği, UFRS düzenlemelerinin ise daha çok yatırımcı odaklı olarak ve bütüncül yaklaşımlı standartlar bazında oluşturulduğu düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: U.S. GAAP, UFRS, Varlıklar, Yükümlülükler, Gelirler, Giderler, Genel Özellikli İşlemler, Sunum, Uygulama Örneği
Finansal tablolarda finansal varlıkların değerlemesi: Vergi Usul Kanunu ve Türkiye muhasebe standartları açısından karşılaştırılması
Bu çalışmada "TMS 32 Sunum Standardı", "TMS 39 Muhasebe ve Ölçme Standardı", "IFRS 7, IFRS 9 Açıklama Standardı" kapsamında olan finansal araçlarda finansal varlıklar konusu incelendi. Ölçme, sınıflandırma, değerleme ve muhasebeleştirme bakımından finansal varlıklardaki farklılıkların, Türk Vergi Usul Kanunu ve TMS/TFRS'ye dayanarak muhasebe kayıtları aracılığıyla açıklanması hedeflenmiştir. Finansal tablolardaki, finansal varlıklar, Vergi Usul Kanunu ve Türkiye Muhasebe Standartları arasındaki farklılıklar ve değerleme kavramları açısından ele alınmıştır. İşletmelerin faaliyetlerine ilişkin işlemlerinin finansal tablolardaki güvenirliliği ve karşılaştırılabilirliğini artıracağı etkisiyle "Finansal Varlıkların Değerlemesi" kapsamında varlıkların, işletmelerdeki sunumunun, etkinliklerinin, verimliliklerinin, ölçme biçimleri incelenmiştir.
İştirak yatırımlarının finansal tablolarda raporlanmasının uluslararası finansal raporlama standartları, büyük ve orta boy işletmeler için finansal raporlama standardı, vergi usul kanunu ve Türk ticaret kanunu kapsamında incelenmesi
Günümüzde hem ulusal hem de uluslararası düzeyde artan rekabet ortamı işletmelerin; karlılıklarını artırmak, risklerini dağıtmak ve diğer işletmelerin yönetimine katılmak gibi nedenlerle sermaye yatırımlarında bulunmalarına neden olmaktadır. Bu yatırımlardan en yaygın olanlardan birisi iştirak yatırımlarıdır. İştirak yatırımlarının muhasebeleştirilmesi, finansal tablolarda raporlanması ve bu alanda uluslararası standartlara uyumun sağlanması önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışma dahilinde iştirak yatırımlarının finansal tablolarda raporlanması, Uluslararası Finansal Raporlama Standartları, BOBİ FRS, Vergi Usul Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu kapsamında incelenmiştir.
UFRS 15 müşteri sözleşmelerinden hasılat standardının getirdiği değişikliklerin değerlendirilmesi
Firmaların yapmış oldukları finansal gayretler verilen kâr ya da zarar tabloları içinde açık biçimde verilmektedir. Söz konusu tablonun en önemli unsurlarından birisi hasılatın sunulduğu kısımdır. Hasılat; firmaların yaptığı faaliyetlerinden dolayı meydana gelen gelirlerini ifade etme Türkiye Muhasebe Standartları (TMS) ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları (UFRS) açısından hasılatın ölçümü ve raporlanması üzerinde titizlikle durulan konular arasındadır. Hasılatın ölçümü ve raporlanması konusunda birçok standart yayınlanmış, zamanla söz konusu standartlar yürürlükten kaldırılmış, yerine yenileri yayınlanmış veya güncellenmiştir. UFRS 15 Müşteri Sözleşmelerinden Hasılat Standardı yayınlanmıştır. UFRS 15 Standardı ile birlikte, eski düzenlemelerden farklı olarak "Edim Yükümlülüğü" kavramı ile işin safhaları ayrılması, ileride gerçekleşmesi muhtemel risklerle ilgili karşılıkların ayrılması yöntemindeki değişiklik gibi yenilik ve değişiklikler bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı; İnşaat sektörü özelinde UFRS 15 Müşteri Sözleşmelerinden Hasılat Standardı çerçevesinde ortaya çıkan yeni kavramları tartışarak, sözleşme varlığı ve yükümlülüğünün raporlanmasının nasıl yapılacağını açıklarken önceki standartla karşılaştırmak suretiyle işletmelerin finansal raporlamasına ve finansal tablo kullanıcılarına sağladığı yararları değerlendirmektir. İnşaat firmalarına yönelik yapılan uygulamalar ile gerek Gelir Vergisi Kanunu, gerek TMS 11 (İnşaat Sözleşmeleri Standardı) ve gerekse de bu standardın yerini alan UFRS 15 uygulamaları ile konu hakkındaki farklılık ve deşiklikler vurgulanmaya çalışılmıştır.
Dış ticaret işlemlerinin muhasebeleştirilmesi: TMS-2 stoklar, TMS-21 kur değişiminin etkileri standartları ve VUK ile karşılaştırılması
Mal, hizmet ve sermaye hareketlerinin ulusal sınırları aşmasıyla birlikte uluslararası ticaret işlemlerine taraf olan işletmeler; anlaşılır, karşılaştırılabilir ve gerçeğe uygun raporlama yapılabilmesi için muhasebe ve finans alanında ortak bir dile ihtiyaç duymuşlardır. Bu nedenle farklı finansal bilgi okuyucularının aynı sonuca varabilmeleri için mali tabloların uluslararası genel kabul görmüş muhasebe standartlarına göre raporlanması gerekmektedir. Avrupa'da borsada işlem gören işletmelerin 2005 yılından itibaren finansal tablolarını, Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarına göre hazırlamak zorunda oldukları deklare edilmiştir. Türkiye'de de sermaye piyasası araçları borsada işlem gören şirketler, bankalar, sigorta, reasürans ve emeklilik şirketleri Uluslararası Finansal Raporlama Standartları ile uyumlu olan Türkiye Finansal Raporlama Standartlarını uygulamak zorundadırlar. Raporlama dönemi sonunda ödenecek verginin, vergi kanunlarına göre hesaplanması gerekmekte fakat buna göre oluşturulan muhasebe kayıtları standartlar ile örtüşmemektedir. Yabancı para cinsinden gerçekleştirilen dış ticaret işlemlerinin, işlem tarihi ile ödeme tarihinin farklı olması halinde, işletmenin lehine ya da aleyhine kur farkları oluşmaktadır. Kur farklarının muhasebeleştirilmesinde uygulanan kurallar, işletmenin dönem sonunda stoklarının değerini, dönem kârını ve ödenecek vergi tutarını değiştirecektir. Uygulama farklılıkları ve sonuçları bu tezin konusun oluşturmaktadır.
KÜMİ FRS ile MSUGT/VUK uygulamaları arasındaki farklılıklar ve bir uygulama
Yasal olarak Türkiye'de uygulanmakta olan VUK/MSUGT yaklaşımı ulusal ölçekli bir muhasebe anlayışıdır ve vergi tahakkuku üzerine kurgulanmıştır. Ancak bu anlayış finansal tablo kullanıcıları için gerçeğe ve ihtiyaca uygun bilgi sunmamaktadır. Bağımsız denetime tabi olan işletmeler, geniş kullanıcı kitlesine yönelik raporlama yaparken ihtiyaç duydukları düzenlemeleri UFRS, TFRS, BOBİ FRS uygulamalarıyla karşılamaktadır. Ancak yeni kurulmuş, günümüzde sayıları giderek artmakta olan start-up veya küçük işletmelerin bu ortak dile uyum sağlaması açısından genel bir çerçeve bulunmamaktadır. Kamu Gözetimi Kurumu bu genel çerçeveyi oluşturmak için Avrupa Birliği'nin yayınladığı yönergeleri incelemiş ve bu incelemelerin sonucunda, 2019 yılında KÜMİ FRS taslak raporunu kamuoyunun görüşlerine sunmuştur. KÜMİ FRS, küçük ve mikro işletmelerin dünya ile entegre olması, ülkemize yabancı yatırımcıların yönlenmesi, start-up işletmelerin yatırımcı bulması açısından oldukça önemlidir ve 2022 yılından itibaren uygulanmaya başlanacaktır. Bu çalışmanın amacı, KÜMİ FRS uygulamaları ile MSUGT/VUK uygulamaları arasındaki farkları uygulama ağırlıklı biçimde ele alarak; KÜMİ FRS'ye göre raporlama yapacak olan işletmelerin yararlanabileceği bir kaynak olmasıdır. Bu doğrultuda, KÜMİ FRS'nin teorik altyapısı detaylı olarak anlatılmış, KÜMİ FRS ve MSUGT/VUK yaklaşımının uygulamadaki farklılıkları gösterilmeye çalışılmış ve son olarak bu uygulama farklılıklarının rasyo analizi ile karşılaştırması yapılmıştır.
UFRS 9'un banka performansına karşılıklar bakımından etkisi
Son yıllarda Uluslararası Finansal Raporlama Sistemi'nin 9 numaralı bölümünün dünyada ve Türkiye'de önemi oldukça artmıştır. 2008 yılında Amerika'da başlayan ve küresel bir hale gelen krizden sonra Uluslararası Finansal Raporlama Komitesi bankacılık sektörünün temellerini daha sağlam bir hale getirmek için çalışmalara başlamış ve Haziran 2014'te UFRS-9'un son halini yayınlamıştır. Türk bankacılık sektörünün 2017'deki en büyük gündem maddesi, yayınlanan bu standarta uyum sağlamak olmuştur. BDDK'nın 22 Haziran 2016 tarihinde resmi gazetede yayınlamış olduğu "Kredilerin Sınıflandırılması ve Bunlar İçin Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" 01.01.2018 tarihinde yürürlüğe girmiş ve bankalar bilançolarında ayırdıkları karşılıkları bu standarta göre hesaplamaya başlamışlardır. Bu çalışmada öncelikle, BDDK'nın bir önceki yönetmeliğine göre kredi karşılıklarının nasıl hesaplandığı, UFRS-9'a geçiş ile birlikte finansal araçlardaki sınıflandırma ve ölçüm kriterleri, beklenen kredi zararı hesaplamasının nasıl yapıldığı anlatılmıştır. Konunun yeni olması ve literatürde bu konunun yok denecek kadar az olması dolayısı ile bu hesaplamalar çalışmada detaylı olarak anlatılmıştır. BDDK'nın önceki yönetmeliği ve UFRS-9'a göre yayınlanan standartlar ve hesaplamalar anlatıldıktan sonra, örnek bir kredi portföyü seçilmiştir. Seçilen bu kredi portföyünün içerisinde her gruptan kredi bulundurulmasına özellikle özen gösterilmiştir. Her grupta bulunan krediler için, karşılık tutarları hesaplanmış ve iki durum birbiri ile karşılaştırılmıştır. Birinci aşamada bulunan kredilerde yapılan karşılık hesaplamasında BDDK'nın ilk durumda daha muhafazakar davrandığı görülmüştür. Birinci aşamada bulunan krediler standart nitelikli ve herhangi bir sıkıntısı olmayan krediler olduğu için UFRS-9'a göre bu sınıfta bulunan kredilere daha az karşılık ayrılması gerektiği yapılan hesaplamalarda ortaya çıkmıştır. Kredi değerliliğinde azalma olan krediler ikinci ve üçincü aşamada izlenmektedir. İkinci ve üçüncü aşamada bulunan krediler için UFRS-9 ömür boyu karşılık ayrılması gerektiğini belirtmektedir. Birinci aşamada bulunan kredilerde BDDK'nın daha muhafazakar davrandığı sonucuna ulaşılırken, ikinci ve üçüncü aşamada bulunan krediler için bu durum tam tersi olarak gerçekleşmiştir. UFRS-9'a göre bu aşamadaki krediler için daha fazla karşılık ayrılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, yapılan çalışmada toplam verilere bakıldığında kredi karşılık rakamlarında %4'lük bir artışın olması öngörülmüştür. Karşılık rakamındaki bu artışın bankaların net karında bir azalmaya neden olacağı fakat bu durumun banka performansına olan etkisinin sınırlı kalacağı öngörülmektedir. Bunun yanı sıra bankaların derecelendirme sistemlerindeki farklılık ve geçmişteki veri stoklarının kalitesi her bankanın karşılık rakamlarını değiştirmektedir ve bu durumun da bir standartizasyona bağlanması gerektiği önerilmektedir.
UFRS-Basel II etkileşimi ve işletmelerde iç denetim
Yapılan çalışmada, İşletmelerde iç denetim konusundaki mevcut durum ve değerlendirmeler anket yöntemiyle ele alınarak analiz edilmiştir. Öncelikle iç denetim konusunda önemli yer tutan Uluslararası Finansal Raporlama Standartları açıklanarak standartlara geçiş süreci ve kapsamı üzerinde durulmuştur. Ayrıca ülkemizde de uygulanacak olan Basel II standartları, işletme faaliyetlerini nasıl etkileyeceği ve işletmelerin iç denetim faaliyetlerini nasıl düzenlemeleri gerektiği ve bu standartlar bütününe nasıl uyum sağlayabileceği konusunda mevcut durum ve genel değerlendirmeler ele alınmıştır.İç denetim hakkında bilgi verildikten sonra anket yöntemiyle reel sektörde faaliyet gösteren 200 işletmeden oluşan örneklem kütlenin genel ve iç denetime ilişkin özellikleri yanı sıra standartlara geçiş süreci ve faaliyetleri değerlendirilerek sorunlar ve çözüm önerileri üzerinde durulmuştur. Uygulanan anket sonuçları ve gözlemler örneklem grubun UFRS ve Basel II standartları konusunda bilgi düzeylerinin yetersiz ve etkin bir iç denetim sistemlerine sahip olmadıklarını göstermiştir.
Covid-19 salgınının Türkiye'deki bankaların kredi sınıflandırması ve karşılıklarına etkisi
Bu çalışmada temel olarak Covid-19 salgınının Türkiye'deki bankaların kredi sınıflandırması, tahsili gecikmiş alacak bakiyesi ve krediler için ayrılan karşılıklar üzerindeki etkisi analiz edilmiştir. Bu kapsamda ilk olarak bankaların vermiş olduğu kredilerin sınıflandırılmasının muhasebe ve finansal kökeni niteliğindeki IAS-39 standardına değinilmiş daha sonra ise IAS-39 standardına getirilen eleştirilerden ve IFRS-9'a geçiş sürecinden bahsedilmiştir. Bir sonraki bölümde ise IFRS-9 standardından ve bu standart ile getirilen beklenen kredi zararları modelinden bahsedilmiş olup, bu standardın ülkemizdeki mevzuat izdüşümü olan eski ve yeni Karşılık Yönetmeliklerine değinilmiştir. Çalışmanın son bölümlerinde ise Covid-19 salgınının dünyada ve ülkemizdeki etkileri ve bunları gidermek için alınan önlemlerden bahsedilmiş ve Türkiye'deki bankaların kredi sınıflandırması, karşılıkları ve tahsili gecikmiş alacaklarına yönelik etkileri üzerinde durulmuştur. Ayrıca bu etkilere yönelik olarak kamu ve denetim otoriteleri ile bankalar tarafından uygulanan politika ve alınan kararlar çerçevesinde bazı tedbir, eleştiri ve öneriler sunulmuştur. Sonuç kısmında ise salgının ülkemizdeki kredi sınıflandırması ve karşılıkları üzerindeki etkilerine yönelik genel bir değerlendirmede bulunulmuş ve bazı sorunlara dikkat çekilerek bunların çözümünün salgın sonrası dönem adına önemi vurgulanmıştır.
Stokların Azerbaycan Milli Muhasebe Standartlarına göre muhasebeleştirilmesi ve öneriler
Küreselleşmenin bilim ve teknolojiye olan etkilerinin artması sermaye hareketliliğinin de uluslararası boyutta artmasına neden olmuştur. Bu bağlamda uluslararası alanda kabul gören tek düzen muhasebe standardının varlığı kaçınılmaz olmuştur. Artan piyasa koşullarında işletmeler faaliyetlerini devam ettirebilmek için, faaliyet gösterdikleri ülkenin dışına çıkarak Dünyaya açılmış ve uluslararası alanda faaliyetlerini sürdürmeye devam emişlerdir. Bu durum, işletmelerin sunduğu finansal raporlar için de ortak bir raporlama dilinin kullanılmasını zorunlu kılmıştır. Ortak bir muhasebe standardını uygulamak üzere Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu (UMSK) tarafından Uluslararası Muhasebe ve Finansal Raporlama Standartları düzenlenmiş ve Azerbaycan Cumhuriyeti'nde bu standartla uyumlu Azerbaycan Milli Muhasebe Standartları kullanılmaya başlanmıştır. İşletmelerin üretim ve ticarete olan etkinliğini düzenli bir şekilde sürdürebilmelerini sağlayan en önemli varlık kalemlerinden birisi de stoklardır. İşletmeler de zorunlu olarak stoklara yönelik muhasebe kayıtlarını, raporlamaları ve değerlemelerine yönelik çalışmalara ağırlık vermektedir. Stokların söz konusu bu önemi nedeniyle stokların Azerbaycan Milli Muhasebe Standardı 8 Stoklar Standardı çerçevesinde muhasebeleştirme esasları ele alınmıştır. Bu doğrultuda çalışmada Azerbaycan Milli Muhasebesi Stoklar 8 Standardının tanımı, kapsamı, gelişimi ve stokların standarda göre muhasebeleştirilmesi ele alınmıştır. Stoklar 8 Standardı hükümleri çerçevesinde mali tablolara etkileri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Uluslararası Muhasebe / Finansal Raporlama Standartları, Azerbaycan Milli Muhasebe Standartları, Stoklar, Yeni Hesap Planı
Irak muhasebe çalışanlarının uluslararası muhasebe/ finansal raporlama standartları ile ilgili bilgi düzeylerinin tespiti: Ninova Sağlık Dairesi örneği
Küreselleşmeyle birlikte uluslararası piyasalarındaki gelişmeler ve uluslararası alanda faaliyet gösteren işletmelerin sayısının artması ortak bir muhasebe/ finansal raporlama dilinin geliştirilmesini gerekli kılmıştır. İşletme faaliyetlerinin uluslararası sınırları aşması, sermaye piyasalarındaki gelişmeler ve yeni finansal araçların ortaya çıkması ile birlikte ise, zaman zaman çokuluslu şirketlerin finansal tablolarının karşılaştırılabilirliği konusunda sorunlarla karşı karşıya kalınmıştır. Ortaya çıkan bu sorunları aşmak için farklı ülkelerde uygulanan farklı muhasebe ve finansal raporlama standartları yerine, birbirine uyumlu, tüm ülkelerde kullanılabilen tek bir finansal raporlama dilinin oluşturulması yönünde dünya üzerinde bir eğilim oluşmuştur. Irak'ta tüm işlemler Irak Tekdüzen Muhasebe Sistemine göre ve tekdüzen hesap planı kullanılarak yapılmaktadır. Irak' ta Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu tarafından 1992 yılında standartların çevirisi yayımlanmıştır. 14 tane standardın sadece kendilerince önemli gördükleri kısımlarını Arapçaya çevirmişlerdir. Hem standartlarda hem de Irak Tekdüzen Muhasebe Sisteminde yer alan konuları da çevirmemişlerdir. Irak'da standartlara uyumlaştırma çalışmaları sonucu muhasebe uygulamaları ile mevcut muhasebe uygulamaları arasında farklılıklar oluşmaktadır. Irak Muhasebe Çalışanlarının bu farklılıklar hakkında bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, muhasebe meslek mensuplarının söz konusu standartlar hakkında bilgi sahibi olmaları önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı, Irak'da Ninova Sağlık Dairesi'nde görev alan muhasebe çalışanlarının Uluslararası Muhasebe / Finansal Raporlama Standartları hakkındaki bilgi düzeyleri tespit edilmesi ve muhasebe meslek mensuplarının öğrenim düzeyleri, yaşları, cinsiyetleri ve tecrübe düzeyleri de dikkate alınarak Uluslararası Muhasebe / Finansal Raporlama Standartları'na bakış açıları ortaya konmaya çalışılmıştır.
Dış ticaret işlemlerinin uluslararası muhasebe ve finansal raporlama standartlarına göre muhasebeleştirilmesi
Günümüzde, uluslararası ticaret büyük bir ilgi odağı haline gelmiştir. İşletmeler, artan rekabet koşullarında yerel pazarlara alternatif olarak yurtdışı piyasaları en iyi seçenek olarak değerlendirmektedir. Aynı zamanda, devletler dış ticareti desteklemede ve bununla ilerlemekte olan ülkelerde ödemelerdeki açıklık bu şekilde kapatılmaya çalışılmaktadır. Dünya ticaret hacmine bakıldığında, sürekli olarak artan bir eğilim gösteren Dünya ihracat hacmi, uluslararası ticarete verilen önemin arttığını göstermektedir. Bu çalışmada, ülkemizde dış ticaret işlemlerinde öncelikli olarak kullanılan bazı standartlar incelenmiştir. Bu standartlar arasında, stokların muhasebeleştirilmesini düzenleyen UMS 2, kur değişim etkilerini ele alan UMS 21, borçlanma maliyetlerini kapsayan UMS 23 ve müşteri sözleşmelerinden kaynaklanan hasılatı düzenleyen UFRS 15 yer almaktadır. Bu standartlar, yapılan işlemlerin bu standartlara uygun bir şekilde nasıl muhasebeleştirilmesi gerektiğini belirlemeyi amaçlamaktadır. İncelenen standartlar, dış ticaret işlemlerinin finansal raporlamasında uygulanması gereken kuralları ve yönergeleri sunar. Bu standartların amacı, işlemlerin doğru ve şeffaf bir şekilde kaydedilmesini, finansal tablolarda tutarlılık ve karşılaştırılabilirlik sağlanmasını sağlamaktır. Bu şekilde, dış ticaret işlemlerinde finansal raporlama ve muhasebe uygulamalarının standartlara uygun ve tutarlı bir şekilde gerçekleştirilmesi hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: Dış Ticaret, Uluslararası Muhasebe Standardı, Uluslararası Finansal Raporlama Standardı, Stoklar Standardı, Kur Değişimleri Etkisi Standardı, Borçlanma Maliyeti Standardı, Müşteri Sözleşmelerinden Hasılat standardı.
Introducing forward looking information to expected credit loss under IFRS 9 : Different time series approaches for Turkish banking system
Credit risk is the most critical type of risk to manage for banks, which are the most important part of the financial system. It is expected that the capital of banks, whose most important activity is to provide loans, will be well structured and will be at a level that will protect the bank against risks. Credit risk is an element that must be managed not only against its realization, but also against the possibility of its occurrence. Credit risk should be managed against both internal factors (such as bank portfolio characteristics, characteristics of bank customers) and external factors (such as economic conjuncture, political and political outlook, natural disasters). When considering the credit risk management against the external factors, finding a relationship between the risk factors such as non-performing loans ratios of the banks and key macroeconomic indicators and modelling them become an issue for the banks. It has become critical to develop time series models by establishing a relationship between credit risk factors and macroeconomic indicators, in order to include forward-looking information in expected credit loss calculations in accordance with the International Financial Reporting Standard (IFRS 9), which entered into force at the beginning of 2018 and both as a stress test. In this study, it has been tried to measure the effectiveness of different time series algorithms comparatively, especially since a certain method is not imposed within the scope of IFRS 9 standard. Different time series models were established between the non-performing loan rates published by the Banks Association of Turkey and all potential macroeconomic indicators officially published, and diagnostic tests were applied to measure the robustness of the models. As algorithms, Stepwise Regression, Autoregressive Distributed Lag Model (ARDL) and Extreme Gradient Boosting Model (XGBoost) were chosen. As a result of this study, Autoregressive Distributed Lag Model showed the best performance. As expected credit loss models are regulative models, they are subject to the examination of many regulatory authorities. It has been demonstrated that ARLD model which also has high explainability and interpretability, is a method that can be used frequently by banks.
UFRS 4'ten, UFRS 17 sigorta sözleşmeleri standardına geçişin mali tablolar üzerindeki etkisi
Oluşturulmuş tez çalışmasında UFRS 4 standardından UFRS 17 sigorta sözleşmeleri standardına geçişin, finansal tablolar üzerindeki etkilerinin incelenmesi esas alınmıştır. Birinci bölümde tezin amacı ve ortaya çıkış nedenine yer verilmiştir. İkinci bölümde sigorta ve sigortacılık muhasebesi ifade edilmiştir. Üçüncü bölümde UFRS 17 sigorta sözleşmelerinin gereklilik nedeni ve ortaya çıkışı açıklanarak, UFRS 17'ye geçiş sürecinde, değişen yöntemler, uygulamalar, muhasebe hareketlerine yer verilmektedir. Dördüncü bölümde, değişen standart ile birlikte, yeni hesap planını yorumlanarak, etkileri incelenmiştir. Aynı zaman da aynı finansal verilere sahip olan bir sigorta şirketi üzerinden yeni ve eski mali tablo hesaplamaları yapılarak, finansal sonuçlar karşılaştırılmıştır. Sonuç bölümünde ise mali sonuç, karar zarar durumunun etkileri yorumlanarak, yeni standartta oluşan bulgulara yer verilmiştir.
Kiralama işlemlerinin UMS 17 ve UFRS 16 standartlarına göre karşılaştırılmalı olarak incelenmesi ve şirketlerin finansal durumuna etkisi
Kiralama işlemi ile ilgili standartlar, küresel finans piyasalarında şeffaflık, hesap verilebilirlik, güvenirlik ve etkinliğin sağlanmasında uluslararası standartların geliştirilmesini misyon edinmiş olan Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu (UMSK) tarafından yayınlamaktadır. UMSK, mevcut durumda uygulamada olan UMS17 Kiralama İşlemleri standardının yerini alacak olan UFRS16 Kiralama İşlemleri standardını 13 Ocak 2016'da yayınlamıştır. Bu doktora tez çalışmasının amacı, UMS17 ile yeni UFRS 16 standartlarını kiracı ve kiraya veren açısından karşılaştırmalı olarak ele alarak benzerlikler ve farklılıklarını incelemek, ihtiyaca uygunluğunun artıp artmadığını araştırmak ve yeni standardın finansal tablolar üzerindeki etkilerini tespit etmektir. Çalışmanın amacına uygun olarak, BIST'te işlem gören (mali kuruluş hariç) ve faaliyet kiralama sözleşmelerini bilanço dışında (dipnot olarak)gösteren şirketlerin dipnotları incelenmiş ve UMS 17 ile UFRS 16'nın karşılaştırılmasına ilişkin finansal tablo kalemlerine finansal rasyo hesaplamaları yapılmıştır. Yapılan hesaplamalardan sonra elde edilen verilerin karşılaştırılmasına ilişkin olarak SPSS programı kullanılarak istatistik analiz ve testler uygulanmıştır. Çalışma sonucu elde edilen bulgulara göre, UFRS 16'nın; şirketlerin kiralamayı raporlama tercihine, kullanma yoğunluğuna ve faaliyette bulunulan sektöre göre farklı olmakla birlikte, kiralamayı kullanan tüm şirketler üzerinde önemli etkilere yol açtığı görülmüştür. Sektör bazında değerlendirdiğimizde ise özellikle imalat sektöründe, şirket bilançolarının gerçek görüntüsüne kavuşacağı, mevcut durumdan daha gerçekçi ve daha objektif bir görüntüye sahip olacağı tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: UFRS 16, UMS 17, Faaliyet Kiralama İşlemleri, Kira Aktifleştirme.
IFRS 16: Comparasion of sectoral impacts of IFRS 16 on financial ratios
The purpose of this thesis is to analyze the impacts of the replacement of IAS17 by IFRS 16 regarding leasing transactions. This replacement impacted mainly operating leasing. In IAS17, operating leasing are considered as off-balance sheet items whereas IFRS16 treats them like financial leasing and are assumed one-balance sheet items, except few exceptions. This change impacts mainly financial ratios and the firm value. These elements are very important for fund providers, clients, stockholders, and share price…. In this thesis we analyze the impact of the adoption of IFRS16 on Turkish firm. Financial ratios of retained firms as well as their values are determined and analyzed.
IAS-18 revenue recognition, its implications and applications in Turkey
All the standards, published within the scope of the International Financial Reporting Standards (IFRS) aim to reflect the financial states of enterprises in both the domestic and the international markets most accurately. Still, some issues are encountered during the transition to the application of these standards and certain changes have occurred in the accounting information as well, during the application of said standards. This study attempts to refer to the types of innovations, brought to the practice by Revenue Standard, while approaching the revenue recognition with case studies that comprise the revenue itself. Furthermore, Revenue Standard and the Turkish Uniform Accounting System (TUAS) are compared and contrasted with a model application. Disparities occur between IFRS applications and the TUAS applications, pursuant to tax legislation in sales of goods, service deliveries, interest, royalties and dividends and as to when the revenue arises and how much is it; complications may be manifested in the application of these as well. At the same time, based on the concepts of periodicity and fair value within the scope of IFRS, differences can be observed between revenue recognition and the TUAS applications, pursuant to tax legislations. Minimizing these disparities between IFRS and TUAS would be both facilitating for the implementers and useful to generate financial tables of higher reliability. Keywords: IAS18, Revenue, IFRS, Uniform Accounting System.