Internship and residency

75 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

ESOGÜ Tıp Fakültesi asistan hekimleri arasında dismenore sıklığı ve çalışma hayatı üzerine etkilerinin araştırılması

Dismenore kadınlarda en sık görülen ve psikososyal etkileri de olan jinekolojik bir semptomdur. Dismenore ile ilgili, öğrenciler üzerinde yapılan çalışmalar sık olsa da çalışan kadınlar üzerinde dismenore sıklığını araştıran yeterli çalışma yoktur. Bu sebeple asistan hekimler ile yaptığımız bu çalışmada dismenore sıklığını, şiddetini ve çalışma hayatı üzerine etkilerini belirlemeyi amaçladık. Kesitsel-tanımlayıcı şekilde gerçekleştirilen çalışma Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde çalışan 165 asistan hekim üzerinde yürütüldü. Katılımcılara sosyodemografik özellikleri ve jinekolojik özellikleri sorgulayan sorulardan oluşan anket formu yüz yüze görüşülerek uygulandı. Araştırmanın sonucunda asistan hekimler arasında dismenore sıklığı %95,1 olarak bulundu. Asistan hekimlerin %66,7'si visüel analog skala (VAS) ile dismenore şiddeti puanlamasında 6 puan (belirgin ağrı veriyor) şiddetinde ağrı yaşadıklarını belirtti. Nöbet tutma durumu ile dismenore şiddeti karşılaştırıldığında; nöbet tutan hekimlerin dismenoreyi daha şiddetli yaşadığı görüldü. Katılımcıların analjezik olarak kullandığı en sık iki etken %28,4 ile deksketoprofen ve %26,8 ile ibuprofen/flurbiprofen olarak bulundu. Alkol kullanan ve ailesinde dismenore öyküsü bulunan katılımcılarda dismenore şiddetinin daha yüksek olduğu saptandı. Menarş yaşı 16 yaş ve üzerinde olanlarda dismenore şiddeti benzer çalışmalardan daha yüksek bulundu. Katılımcıların %81,2'si dismenorenin yaşam kalitesini düşürdüğünü belirtirken, sadece %17'si dismenore sebebiyle istirahat raporu aldığını belirtti. Bulgulara bakıldığında, dismenore asistan hekimler arasında oldukça yaygın görülen bir sorun olup dismenoreyle birliktelik gösteren semptomlar düşünüldüğünde iş hayatında olumsuz etkilere ve konsantrasyon bozukluğuna yol açabileceği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Dismenore, visüel analog skala, asistan hekim, yaşam kalitesi

AğrıAğrı yönetimiDismenore+4
Seher Kurt
Eskişehir Osmangazi University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi 6.sınıf öğrencilerinin erişkin bağışıklama hakkındaki farkındalıkları ve bilgi düzeyleri ile genel yaklaşımları

Erişkin bağışıklama oranları, erişkinlere aşılamanın önerilmeye başlandığı ilk zamanlardan beri, takibi zorunlu olan çocukluk çağı aşılama oranlarına göre hep düşük kalmıştır. Covid-19 pandemisi riskli erişkin grupları aşılamanın bulaşı ve mortaliteyi etkili bir şekilde düşürdüğünü, bizlere uygulamalı olarak tekrar göstermiştir. Hastaları aşılamaya iknada ve hastalara aşılamayı hatırlatmada hekim faktörünün en etkili faktör olduğu düşünüldüğünde, ileride pek çok bölümde çalışacak olan intörn hekimlerin, erişkin bağışıklama hakkındaki bilgi düzeyleri, farkındalık ve tutumlarının büyük önem taşıdığı açıktır. Bizim çalışmamız da bu önemin farkında olarak Bursa Uludağ Üniversitesi intörn hekimlerinin erişkin bağışıklama hakkındaki bilgi, tutum ve farkındalıklarına ışık tutmayı amaçlamıştır. 372 kişilik 6.sınıf tıp öğrencilerinin hepsine ulaşabilmek hedeflenerek online anket oluşturulmuş ve anket mail ya da sosyal medya yoluyla taraflarına ulaştırılmıştır. Anketimizde 4 bölüm bulunmaktadır. İlk bölüm sosyodemografik özellikler, ikinci ve üçüncü bölüm bilgi düzeyi, dördüncü bölüm ise farkındalık ve tutumu sorgulayacak şekilde yapılandırılmıştır. Çalışmamızda online ankete toplamda 206 öğrenci (evrenin %55'i) geri dönüş sağladı ve hepsi çalışmaya katılmayı gönüllü olarak kabul ederek anketi tamamladı. Erişkin bağışıklama hakkında bilgi edinmek amacıyla en sık başvurulan kaynak %84'lük (n=173) oranla öğretim üyeleri ders sunuları oldu ve ana bilimsel kaynak ya da kılavuzlara başvuran öğrenci oranı sırasıyla %24,8 (n=51) ve %38,3 (n=79) düzeylerinde kaldı. Öğrencilerin %86,9'u (n=179) yaşlılarda zona aşının rutinde önerilen bir aşı olduğunu bilmiyordu. Sağlık çalışanlarına önerilmesine rağmen öğrencilerin 17 yaşından sonra sadece %56'sı (n=112) tetanoz aşısını ve %18,5'i (n=37) de grip aşısını yaptırmıştı. Neticede intörn hekimler zona aşılamasından çok düşük oranlarda haberdardı. Öğrenciler sağlık çalışanları olarak tetanoz ve grip aşılamasında yeterli aşılanma oranlarına sahip değillerdi. İntörn hekimlerin bilgi edinmek amacıyla en sık başvurdukları kaynak güncellikten uzak olabilecek bir kaynaktı ve güncel kaynakların kullanım oranı düşük kalmıştı. Öncelikle eğitimler ile temel bilgilerdeki eksiklik giderilmeli, bu eğitimlerde güncel kaynak kullanımı vurgulanmalıdır. Hastanede sağlık çalışanlarına önerilen aşılamalara dikkat çeken politikalar benimsenmelidir. İntörn hekimlerin, bilgi ve tutum yetersizlikleri düzeltilirse hem hasta hem de sağlık çalışanlarının erişkin aşılanma oranlarında büyük oranda artış sağlanacağı açıktır.

Aile hekimliğiAşılamaAşılar+7
Zeynep Avcu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Tıp fakültesi intörn öğrencilerinin fizyolojik parametrelerine göre kardiyopulmoner resusitasyon (CPR) etkinlik ve yeterliliğinin CPR mankeni üzerinde değerlendirilmesi

Çalışmamızda intörlerin cinsiyet ve vücut kitle indeksi (BMI) özellikleri gibi fizyolojik parametreleri ile sigara kullanımı ve düzenli spor yapma durumlarının, CPR kalitesini etkileyip etkilemediğini araştırmayı amaçladık. Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Kliniği stajını tamamlamış intörnlerin Tıp Fakültesi Dekanlığı' ında bulunan simülasyon merkezinde, manken üzerinde gerçekleştirdikleri göğüs kompresyonlarının sayısal verileri elektronik ortamda kayıt altına alınmıştır. CPR kalite parametreleri olan göğüs bası derinliği, sayısı, gevşemesi, doğru el pozisyonu ve kesintisiz CPR uygulaması gibi parametreler 6 siklus boyunca incelendi. Verilerin istatistiksel analizi SPSS 22,0 Windows versiyon paket programı ile yapıldı. Çalışmamız Mayıs 2022 – Kasım 2022 tarihleri arasında Gaziantep Tıp Fakültesi Dekanlığı Simülasyon merkezinde yapıldı. Çalışmaya 62 erkek 38 kadın intörn katılmıştır. İntörnlerin ortalama BMI değeri 23,7 kg/m₂ olarak hesaplandı. Düzenli spor yapanların sayısı 13, sigara kullanım durumları 34 aktif içici, 12 bırakmış, 54 hiç kullanmamış olarak belirlendi. Erkek intörnler ve BMI yüksek (BMI≥24) intörnler daha başarılı göğüs bası derinliği ve göğüs bası sayısı uyguladı (p<0,05). Göğüs gevşemesi ve doğru el pozisyonu parametrelerini kadın ve BMI düşük (BMI<24) grup daha başarılı uyguladı (p<0,05). Kesintisiz CPR uygulaması parametresinde gruplar arasında farklılık görülmedi (p>0,05). Sigara kullanmamış kadın intörnler aktif içici kadın intörnlere göre göğüs gevşemesinde daha başarılı oldular fakat diğer parametrelerde anlamlı bir fark görülmedi. Sigara kullanım durumu erkek intörnler arasında anlamlı bir farklılık göstermedi. Düzenli spor yapma durumu göğüs bası derinliği, göğüs bası sayısı, göğüs gevşemesi, doğru el pozisyonu ve kesintisiz CPR uygulaması parametrelerinde anlamlı farklılık göstermedi. CPR uygulaması hem güç gerektiren hem de tekniksel bilgi gerektiren bir müdahaledir. Bu sebeple kas kitlesi ve pratik eğitimlerin CPR kalitesi üzerinde etkili olduğunu düşünmekteyiz. Anahtar kelimeler: Göğüs Basısı; Kardiyopulmoner Resüsitasyon (KPR); Temel Yaşam Desteği; CPR mankeni; fiziksel parametre

DoktorlarKalp masajıKardiyopulmoner reanimasyon+3
İbrahim Halil Yeter
Gaziantep University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Acil servise yeni başlayan intörn doktorlarda beck anksiyete ölçeği ve stres hormonlarının karşılaştırılması

AMAÇ: Çalışmamızda acil servislerdeki çalışma koşullarının intörn doktorlar üzerinde oluşturduğu anksiyetik etkiyi ve bu anksiyetenin etiyolojisinde rol oynayan hormonal faktörleri araştırmayı hedefledik. MATERYAL VE METOD: Bu çalışma prospektif olarak 01 Mayıs 2017 - 31 Ekim 2017 tarihleri arasında acil servisde hekim adayı olarak çalışan 74 intörn doktor üzerinde yapıldı. İntörn doktorlar acil servisde 2 aylık periyodlar halinde çalışan 3 gruba ayrıldı. Acil servis stajına başlanan ilk gece nöbetinde ve stajı bitirme esnasındaki son gece nöbetinde sabah saat 07.00 civarında intörn doktorlardan kan örnekleri alındı. Eş zamanlı olarak intörn doktorlardan Beck anksiyete ölçeğini doldurmaları istendi. Kan örneklerinden ACTH, ANP ve CCK hormonları çalışıldı. Staj öncesi ve sonrası hormon düzeyleri ile beck skorları birbirleriyle kıyaslandı. İstatiksel değerlendirme için SPSS 22,0 (SPSS Inc, Chicago, Illınois, USA) paket programı kullanıldı ve tüm karşılaştırmalarda P<0,05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. BULGULAR: Araştırmaya %47,3'ü (n=35) erkek, %52,7'si (n=39) kadın olmak üzere toplam 74 intörn doktor dâhil edildi. Katılımcıların yaşları 23 ile 27 arasında değişmekteydi. Tüm intörn grubunda staj sonrası beck skoru ile ANP ve CCK düzeyleri anlamlı olarak yüksek bulunurken staj öncesi ve sonrası ACTH düzeylerinde anlamlı farklılık tespit edilmedi. Erkek intörn doktorlarda staj sonrası beck skoru ve ANP düzeyleri anlamlı olarak yüksek tespit edilirken, ACTH ve CCK düzeylerinde staj öncesi ve sonrası arasında anlamlı farklılık tespit edilmedi. Kadın intörn doktorlarda staj sonrası beck skoru, ACTH ve ANP düzeyleri anlamlı olarak yüksek tespit edilirken, CCK düzeylerinde anlamlı farklılık tespit edilmedi. TARTIŞMA VE SONUÇ: Acil servisler stres ve anksiyetenin yoğun olarak yaşandığı yerlerdir. Doktorlar başda olmak üzere tüm sağlık personeli bu anksiyeteye yoğun olarak maruz kalmaktadır. Psikoterapiye ilave olarak hormon düzenleyici ilaç tedavilerini içeren multidisipliner bir yaklaşım geliştirerek bu anksiyeteyle baş edebiliriz. Bu multidisipliner tedavi yaklaşımı içerisinde anksiyete etiyolojisindeki hormonları düzenleyici ilaçlar daha etkin kullanılabilir. ANAHTAR KELİMELER: İntörn Doktor, Stres, Anksiyete, Beck Anksiyete Ölçeği, Stres Hormonları

Acil servis-hastaneAnksiyeteDoktorlar+4
Süleyman Noğay
Gaziantep University
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde görev yapan tıpta uzmanlık öğrencilerinin ölüm, ölümcül hasta ve ötanazi hakkında tutum ve davranışları

Amaç: Tedavisi mümkün olmayan durumlarda meydana gelen acı, ağrı ve engellerin ortadan kaldırılması amacıyla kişinin kendisi tarafından talep edilen ve tıbbi yoldan hayatının sonlandırılması durumuna ötanazi denir. Ötanazi ve doktor yardımlı intihar uygulamaları etik ve hukuki olarak çeşitli sorgular içinde dünyanın farklı bölge ve ülkelerinde dile getirilmektedir. Bazı ülkelerde ötanazi ve doktor yardımlı ölümün belli kurallar için uygulanmasını sağlayan yasalar mevcuttur. Eğitim ve meslek hayatları süresince, doktorların ölümcül hastalıklar ve ölümün yönetilmesi gibi durumlar ile karşılaşması ve bu sürecin yönetilmesi gerekmektedir. Çalışmamızda tıpta uzmanlık öğrencilerinin ölüm, ölümcül hastaya ve ötanaziye karşı tutum ve görüşleri belirlenerek literatüre katkıda bulunulması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde uzmanlık eğitimi yapan asistan hekimler üzerinde, demografik verilerin, eğitim bilgilerinin, ölümcül hastalıklara karşı tutumların, "Ölüm, Ötanazi ve Ölümcül Hastaya İlişkin Tutum Ölçeğini (ÖTÖ)"'nin bulunduğu bir anket formu ile gerçekleştirilmiş olup elde edilen veriler analiz edilmiştir. ÖTÖ iç tutarlılığı 0,81 olarak saptanmıştır. Bulgular: Çalışmamıza 237 asistan hekim dahil olmuş ve katılan asistan hekimlerin yaş ortalaması 28,63±3,06 olarak hesaplanmıştır. Hekimlerin %53,5'i kadın, çalışmaya katılan hekimlerin %30'u dört yıldan uzun mesleki deneyime sahip olduğu bulunmuştur. Kadın hekimlerin, erkeklere göre ölümcül hasta, ölüm ve ötanaziye bakış tutumları daha yüksek saptanmıştır. Medeni durumun, ailede kronik hastalık olmasının ve yoğun bakım öyküsünün bu durumu etkilemediği gözlenmiştir. Hekimlik mesleği süresince farklı branş dallarında eğitim alan hekimlerin, mesleki sürelerinden ve asistanlık sürelerinden bağımsız olarak ötanazi ve ölümcül hasta hakkındaki görüşlerinin benzer olduğu gözlenmiştir. Temel bilimlerde çalışan hekimlerin, diğer bölümlere göre ölümcül hasta ve ailesine ilişkin tutumlarının daha düşük olduğu gözlenmiştir. Sonuç: Çalışmamıza katılan hekimlerin çoğu (%82,2) ötanazinin ülkemizde ve birçok ülkede yasal olarak suç sayılan bir eylem olmasına rağmen ötanazi uygulamasının gerçekleştirilebilir olduğunu düşünmektedir. Çalışmaya katılan katılımcıların %66,7'si derin koma durumunda olan, %64,1'i kanser hastaları, %51,5'i ise genetik hastalığı bulunan kişilere ötanazi uygulanabileceğini belirtmiştir. Ötanazi ile yakından ilgili olan hekimlerin verdiği bu cevaplar ötanazinin tartışılması gereken bir konu olduğunu göstermektedir. Bu bilgiler ışığında diğer ülkelerdeki ötanazi uygulamalarının ve konu ile ilgili düzenlemelerin anlaşılarak ülkemize özgü koşulların araştırılması ve buna uygun yaklaşımların geliştirilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Anahtar Kelimeler: Ötanazi, Hekim, Ölüm, Ötanazi ve Ölümcül Hastaya İlişkin Tutum Ölçeği.

TutumlarTıp eğitimiÖlüm+3
Aylin Akın
Manisa Celal Bayar University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Okul öncesi çocukların cinsel gelişimi ve eğitimi: Aile hekimliği ve pediatri araştırma görevlilerinin bilgi ve tutumları

Amaç: Bu çalışmanın amacı aile hekimliği ve pediatri araştırma görevlilerinin okul öncesi çocukların cinsel gelişimi-eğitimi konusundaki bilgi düzeyleri ile tutumlarının değerlendirilmesi ve eğitim ihtiyaçlarının ortaya konulmasıdır. Gereç ve Yöntem: Kesitsel tipteki çalışmanın evrenini Aralık 2019 – Ocak 2020 tarihlerinde Adana ilinde iki farklı kurumda uzmanlık eğitimi almakta olan aile hekimliği (n=106) ve pediatri (n=104) araştırma görevlileri oluşturdu. Verilerin toplanmasında tarafımızca literatür taranarak oluşturulan 52 soruluk anket formu kullanıldı. Bilgi için çocukların cinsel gelişimi/eğitimi ile ilişkili doğru/yanlış/fikrim yok şeklinde cevaplandırılan 30 ifadeye, tutum için çocuklarda karşılaşılan bazı cinsel davranışlarla ilişkili nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini sorgulayan beş seçenekli 12 duruma verilen yanıtlar değerlendirildi. Bulgular: Yaş ortalaması 29,7±4,8 (23-54) olan katılımcıların (n=199) %63,8'i kadındı. Katılımcıların %69,8'i çocuklarda cinsel eğitimle ilgili eğitim almadığını, %87,9'u bu konuda eğitim ihtiyacı hissettiğini bildirdi. Katılımcıların %88,4'ü çocuklarda cinsel gelişimle ilgili sorularla karşılaştığını, %25,6'sı hasta görüşmelerinde çocuklarda cinsel gelişim konusunu kendisinin hiç açmadığını belirtti. Katılımcıların çocuklarda cinsel gelişim ile ilgili bilgiyi değerlendiren ifadelere verdikleri doğru yanıt ortalaması orta düzeyin üzerinde, tutumu değerlendiren ifadelere verdikleri doğru yanıt ortalaması ise orta düzeyin altında olarak belirlendi. Bilgiyi değerlendiren bölümde bu konuda eğitim aldığını bildirenlerin doğru yanıt ortalamaları yüksek bulunurken (p=0,042) tutumu değerlendiren bölümde eğitim alanlar ve almayanlar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı. Doğru yanıt ortalamaları açısından bölümler ve çalışılan kurumlar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı. Sonuç: Aile hekimliği ve pediatri uzmanlık öğrencilerinin okul öncesi çocukların cinsel gelişimi/eğitimi konusunda eğitim gereksinimleri bulunmaktadır. Müfredat komisyonlarının ve program yöneticilerinin bu durumun farkında olmaları ve planlanacak eğitimlerde çocuklarda normal/sorunlu cinsel davranışların yönetimine yönelik girişimlerde bulunmaları önerilir. Anahtar kelimeler: Aile hekimliği, Cinsel eğitim, Pediatri, Psikoseksüel gelişim

Aile hekimliğiAraştırma görevlileriBilgi+7
Selin Adatepe Yapıcı
Çukurova University
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Uzmanlık eğitimi alan aile hekimliği araştırma görevlilerinin 'ideal aile hekimi olma' ile ilgili bilişsel temsillerinin incelenmesi

Giriş ve Amaç: Aile hekimliği, kendine özgü eğitim içeriği, araştırması, kanıt temeli ve klinik uygulaması olan akademik ve bilimsel bir disiplin ve birinci basamak yönelimli klinik bir uzmanlıktır. Bilişsel temsil, bireyin bir olayı, durumu, nesneyi veya kişiyi zihninde ne şekilde anlamlandırdığını ifade eder. Bu çalışmada, uzmanlık eğitimi alan aile hekimliği araştırma görevlilerinin, ideal ve ideal olmayan aile hekimi özelliklerine yönelik bilişsel temsillerini ortaya koymayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız, 22 Şubat 2019- 31 Temmuz 2019 tarihleri arasında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı'nda uzmanlık eğitimi alan aile hekimliği araştırma görevlileri ile yapılmıştır. Katılımcılara repertuar ağ tekniğine uygun olarak yapılandırılmış anket formu ve sosyodemografik bilgiler anketi tarafımızca uygulanmıştır. Toplanan veriler bilgisayara girilerek uygun istatistik programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmamıza katılan, 28'i kadın (% 70), 12'si (% 30) erkek olan, 40 aile hekimliği asistanının yaş ortalaması 28,03±2,56 yıldır. Aile hekimliği asistanlarının tıp fakültesinden mezuniyet yılları 2008 ve 2018 yılları arasında değişmektedir. Katılımcıların aile hekimliği asistanlığında ortalama çalışma süreleri 16,75±11,54 aydı. Aile hekimliği asistanlık sürelerine bakıldığında; 21 kişi (% 52,5) 1 yıllık, 9 kişi (% 22,5) 2 yıllık, 10 kişi (% 25) 3 yıllık asistandı. Katılımcıların 35'i (% 87,5) mesleklerini kendi istekleri ile seçtiklerini belirttiler. Katılımcıların 24'ü (% 60) "Tekrar aynı mesleği seçer miydiniz?" sorusuna "evet" cevabını verdiler. Çalışmamız sonucunda aile hekimliği asistanlarının meslekle ilişkili öz değerlerinin orta düzeyde olduğu bulunmuştur (d = 0,88). Güncel ben elementi özellikle "Aile hekimliği dışında branşların gözünden bir aile hekimi olarak ben" elementi ile yakın konumlandırılmıştır (d = 0,18). "Nasıl bir aile hekimi olmak istiyorum" elementi "Tanıdığım iyi bir aile hekimi" (d = 0,25) ve "Bana göre ideal bir aile hekimi" (d = 0,06) elementlerine açık bir şekilde yakın konumlandırılmıştır. Öz kimlik grafiğinde; normatif ben elementi ikircikli alanda, "Tanıdığım kötü bir aile hekimi" elementi çatışma alanında, diğer elementler ise kabul alanında konumlanmıştır. Katılımcıların güncel ben elementi repertuar ağında yer alan kişisel yapılar açısından bütün özellikler ile olumsuz yönde ilişkilendirilmiştir. Aile hekimliği asistanları kendilerini özellikle "bakım sağlayan" (r = -0,50), "karar veren" (r = -0,49), "yöneten" (r = -0,46) kişisel yapıları açısından yetersiz olarak görmüşlerdir. Aile hekimliği asistanları "Aile hekimliği dışında branşların gözünden bir aile hekimi olarak ben" elementini de repertuar ağı formunda yer alan özellikler ile güçlü bir şekilde olumsuz ilişkilendirmişlerdir. Temel bileşenler analizi grafiğinde ise aile hekimliği asistanlarının, ideal aile hekimine ve olmak istedikleri aile hekimine ilişkin başvurdukları kişisel yapıların karar veren, duygusal dengeli, bakım sağlayan, yöneten ve toplum lideri olduğu görülmektedir. "Şimdi olsaydı tekrar aynı mesleği seçer miydiniz?" sorusuna "Evet" cevabını verenlerle "Hayır" cevabını verenler karşılaştırıldığında anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. İki grubun da benlik saygısı orta düzeyde olup; "Hayır" (d = 0,83) diyenlerin benlik saygısı "Evet" (d = 0,90) diyenlere göre daha yüksek bulunmuştur. Her iki grubun güncel ben elementi tüm kişisel yapılarla olumsuz ilişkilendirilmiştir. Kendilerini hasta gözünden ve diğer aile hekimleri gözünden olumlu, aile hekimliği dışındaki branşların gözünden ise olumsuz algılamışlardır. "Hayır" cevabını verenlerin de "Evet" cevabını verenlerin de bilişsel basitliği mevcut olup tek boyutlu algıları olduğu tespit edilmiştir. Repertuar ağ formunda yer alan sıfatların % 96'sı "Evet" diyenlerin, % 94'ü "Hayır" diyenlerin aklındaki aile hekimini açıklamaktadır. Sonuç: Aile hekimliği asistanlarının, tanımlanmış olan yeterliklerle donanmış olarak uzman olmaları gerekmektedir. Uzmanlık eğitim programı, hekimin uzmanlık eğitimini tamamladıktan sonra çalışacağı alanla ilgili olarak hekimlik bilgi ve becerilerini artıracak, tutum ve davranışlarını geliştirecek şekilde planlanmalıdır. Uzmanlık eğitimi alan aile hekimliği asistanlarının yeterli bilgi ve beceriye sahip olması için ortaya çıkarılan kişisel yapılar ve bilişsel temsiller dikkate alınarak uzmanlık eğitim müfredatı oluşturulması, asistanların birinci basamaktaki görevlerini ideal şekilde yerine getirmelerine katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Aile Hekimliği, Asistan, Bilişsel Temsil, İdeal Aile Hekimi, Uzmanlık Eğitimi

Aile hekimliğiAraştırma görevlileriDoktorlar+3
Gözde Öğrü
Çukurova University
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesinde çalışan asistan hekimlerde sosyal medya bağımlılık düzeyi ve yaşam kalitesi arasındaki ilişki

Amaç: Çalışmamızın amacı, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi'nde görev yapan asistan hekimlerde sosyal medya bağımlılık düzeyini saptamak ve bunun yaşam kalitesi ile ilişkisini ortaya koymaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi'nde çalışan ve gönüllü olan asistan hekimler ile Aralık 2021 – Nisan 2022 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın evrenini; Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi'nde çalışan 576 asistan hekim oluşturmaktadır. Araştırmaya 106 kadın, 96 erkek olmak üzere toplam 202 asistan hekim katılmıştır. Asistan hekimler, Sosyodemografik Veri Toplama Anketi, Bergen Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği ve Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği Kısa Formu Türkçe Versiyonu'nu (WHOQOL-BREF-TR) online anket yöntemi ile doldurmuşlardır. Veriler, SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) 23.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Bulgular: Asistan hekimlerden 95'i (% 47,0) erkek, 107'si (% 53,0) kadındı. Asistan hekimlerin yaş ortalamaları 29,4±5,2 yıl (min: 24 max: 50), boy ortalamaları 170,2±9,2 cm (min:150, max:197), vücut ağırlıkları ortalamaları 70,6±14,3 kg (min:47, max:130), Beden Kitle İndeksi (BKİ) ortalamaları ise 24,2±3,6 kg/m2 (min:17,7 max:38,7) olduğu tespit edildi. Asistan hekimlerin Bergen Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği puan ortalaması 16,8 olarak bulundu. Yaşam kalitesi ölçeğinin alt parametreleri olan genel sağlık 49,4±20,0, fiziksel sağlık 57,8±17,8, psikolojik sağlık 52,0±16,3, sosyal ilişkiler 55,1±17,8, çevre 53,5±13,8 şeklinde sıralandı Bergen Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği ile yatarken son bir kez sosyal medya hesabını kontrol etme, sabah uyanır uyanmaz sosyal medya hesabını kontrol etme, çok yoğun olunsa bile sosyal medya hesabını kontrol etme davranışları arasında anlamlı ilişki bulundu. Yaşam kalitesi ölçeği ile medeni durum, cinsiyet, kimlerle yaşadığı, meslekte kıdem/yıl, nöbet tutma durumu, fiziksel aktivite yapma sıklığı, sosyal medya kullanımına bağlı olarak uyku düzeninin etkilenmesi arasında anlamlı ilişki bulundu. Bergen Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği toplam puanı ile fiziksel sağlık (p=0,01 r=-0,18), psikolojik sağlık (p=0.002 r=-0,22), çevre (p=0,02 r=-0,166) ve WHOQOL (p=0,01 r=-0,187) alt ölçek puanları arasında negatif yönlü zayıf bir ilişki olduğu tespit edildi. Sonuç: Asistan hekimlerin büyük çoğunluğu sosyal medyayı günlük hayatında kullanmaktadır. Sosyal medyanın aşırı kullanımı, bağımlılık benzeri davranışlara neden olabilmektedir. Çalışmamızda, sosyal medya bağımlılığı düzeyi ile yaşam kalitesi alt ölçek puanları arasında negatif yönlü zayıf bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Asistan hekimlerin yaşam kalitesinin kötüleşmesi, verecekleri hizmeti etkileyeceğinden hekimlerin yaşam kalitelerinin olabilecek en iyi durumda olması sağlık hizmetlerinin kalitesini arttıracaktır. Bu nedenle hekimlerin yaşam kalitelerine yönelik çalışmaların yapılması önemlidir. Aile hekimleri son yıllarda ciddi oranda artan sosyal medya kullanımı, bağımlılığı ve bu bağımlılığın yaşam kalitesine etkileri hakkında bilgi sahibi olmalı, gerektiğinde disiplinin ilkeleri doğrultusunda uygun danışmanlık hizmeti verebilmelidirler. Anahtar Sözcükler: Asistan hekim, Sosyal medya, Bağımlılık, Yaşam kalitesi, Aile hekimliği.

Aile hekimliğiBağımlılıkDoktorlar+4
Mehmet Sait Kılıç
Çukurova University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Aile Hekimliği uzmanlık eğitiminde eğitim aile sağlığı merkezi uygulamasının değerlendirilmesi

Giriş: Üçüncü basamak hastanelerine başvuran hasta profilleri ile aile hekiminin aile sağlığı merkezinde (ASM) karşılaştığı hasta profilinin bir takım farklılıklar içerdiği bilinmektedir. Üçüncü basamak hastanelere daha çok kronik hastalıkların takip ve tedavisi, bunların ileri bir merkezde araştırılması için başvuran hastalar gelirken; birinci basamak sağlık kuruluşlarına gebeler, sağlıklı çocuk izlemleri ve aşılama hizmetleri için çocuklar, periyodik sağlık taramaları için farklı yaş grubundaki kişiler, herhangi bir tanı almamış ve çeşitli ayrışmamış tanıları olan hastalar gelmektedir. Aradaki bu farklılık sebebiyle uzmanlık eğitiminde Eğitim Aile Sağlığı Merkezi (E-ASM) gerekliliği ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada EASM'nin gerekliliğinin aile hekimliği uzmanları ve asistanları tarafından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırmamız tanımlayıcı-kesitsel bir anket çalışmasıdır. Çalışma, 23/02/2022-23/04/2022 tarihleri arasında aile hekimlerine Google formlar üzerinden ulaşılıp anket çalışması yapılarak gerçekleştirilmiştir. Bu ankette hekimlerin sosyodemografik verileri alınırken, birinci basamağa yönelik bilgi soruları da soruldu. Çalışmada EASM'de çalışma durumu ile bilgi sorularına verilen doğru cevaplar karşılaştırıldı. Çalışmanın istatistiği yapılırken tanımlayıcı istatistiklerde numerik veriler ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum; kategorik veriler ise sayı ve yüzde olarak verildi. Numerik verilerin dağılımına histogram grafikleri ile bakıldı. İki ayrı grupta numerik veriler Man Whitney U testi, ikiden fazla grupta numerik veriler Kruskal Wallis Testi ile analiz edildi. Kategorik verilerin karşılaştırmalarına ki-kare testi ve Fisher's Exact Testi ile bakıldı. Numerik verilerin korelasyonuna Pearson korelasyon testi ile bakıldı. P anlamlılık değeri <0,05 olarak kabul edildi. Analizlerde SPSS 23.0 paket programı kullanıldı. Bulgular: Çalışmaya toplam 263 hekim katıldı. Hekimlerin %58,2'si (n=153) kadın, %41,8'i (n=110) erkekti. Çalışmaya katılanların %62'si (n=163) evli, %38'i (n=100) bekardı. Çalışmaya katılan hekimlerin %55,1'i (n=145) tam zamanlı aile hekimliği asistanıyken, %16,3'ü (n=43) sözleşmeli aile hekimliği asistanı, %28,5'i (n=75) ise Aile hekimliği uzmanıydı. Çalışmaya katılan hekimlere uzmanlık eğitimini aldığı sırada EASM'lerinin olup olmadığı soruldu. %35'inin (n=92) EASM'lerinin olduğu öğrenildi. Hekimlerin sadece % 18,6'sı (n=49) EASM'de çalışmıştı. Yine hekimlerin %15,6'sının (n=41) ise EASM'de çalışırken bir sorumlu eğiticisi vardı. Uzmanlık eğitimi sırasında EASM olup olmamasına ve burada çalışıp çalışmama durumuna göre bilgi sorularına verilmesi gereken doğru cevaplarda anlamlı farklılık saptanmadı (p=0,299; p=0,127). EASM de çalışırken sorumlu eğitimcisi olanların verdiği doğru cevap sayısı olmayanlara göre anlamlı derecede daha yüksekti (p=0,049). Saha eğitimini (EASM) gerekli gören ve göremeyenler arasında verilmesi gereken doğru cevap sayılarında anlamlı farklılık görülmedi (p=0,091). Uzmanlık eğitimini içerik açısından yeterli bulan ve bulmayan hekimler arasında da verilen doğru cevaplarda anlamlı farklılık saptanmadı (p=0,166). Sonuç: Çalışmamızda EASM gerekliliği ve EASM'de eğitici faktörünün önemi anlaşılmaktadır. Sadece üçüncü basamak hastanelerde eğitim gören asistanların kendilerini yetersiz gördüğü ve bilgi düzeylerinin düşük olduğu görüldü. Bu durumda her iki poliklinik uygulamasının da uzmanlık eğitimi için ihtiyaç olduğunu; EASM'lerin açılmasının sağlanması gerektiğini ve hastane eğitiminin birinci basamağa yönelik yapılandırılmasının uzmanlık eğitimini daha iyi yönde etkileyeceğini söylemek olasıdır. Anahtar Kelimeler: Aile hekimliği uzmanlık eğitimi, eğitim aile sağlığı merkezi

Aile hekimliğiAile sağlığı merkeziTıp eğitimi+1
Nesibe Derya Bayhan
Düzce University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Acil tıp stajının intern doktorlara mesleki bilgi ve beceri açısından katkısının değerlendirilmesi

AMAÇ: Çalışmamızda acil servis stajı alan intörn doktorların KPR konusunda bilgi düzeylerini ölçmek ve acil servis stajının intörn doktorların KPR bilgi düzeylerine etkisini araştırmayı amaçlamaktayız. MATERYAL VE METOD: 01 Mayıs 2019 - 30 Nisan 2020 tarihleri arasında acil serviste stajyer olarak çalışan intörn doktorlar araştırmaya dâhil edildi. Acil servis stajı öncesinde ve staj sonunda olmak üzere aynı sorulardan oluşan 30 soruluk çoktan seçmeli test yapıldı. İlk ve son test sınavı arasında hem sorular arasında hem de genel başarı oranları kıyaslandı. İstatiksel değerlendirme için SPSS 22,0 paket programı kullanıldı ve tüm karşılaştırmalarda P<0,05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. BULGULAR: Araştırmamıza toplam 202 intörn doktor dahil edildi. Çalışma sonucunda Genel KPR bilgi düzeyinde %8,97'lik anlamlı bir artış tespit edildi. Temel yaşam desteği, ileri yaşam desteği ve pediatrik ileri yaşam desteği ayrı ayrı değerlendirildiğinde ise staj öncesine göre sırasıyla %7,24, %8,19 ve %3,84'lük başarı artışı sağlandı. TARTIŞMA VE SONUÇ: Acil servis stajı alan intörn doktorların temel öğrenim hedeflerin bir tanesi KPR eğitimidir. Kliniğimizde eğitim gören intörn doktorların hem staj başında hem de staj sonunda KPR genel bilgi düzeyleri ölçülmüştür. Çalışmamız sonucunda acil servis stajı eğitimi alan intörn doktorların KPR bilgi düzeylerinde anlamlı bir artış saptanmış olup çalışmamız amacına ulaşmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Kardiyopulmoner resüsitasyon, CPR, Temel Yaşam Desteği, TYD, İleri Yaşam Desteği, İYD

Acil servis-hastaneAcil tıpBeceri+6
Ali Demir
Gaziantep University
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Düzce Üniversitesi Araştırma Hastanesinde çalışan araştırma görevlilerinde yaşam kalitesi, algılanan stres düzeyi ve etkileyen faktörlerin incelenmesi

Amaç: Bu araştırmada, Düzce Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde çalışan araştırma görevlilerinde yaşam kalitesi, algılanan stres düzeyi ve etkileyen faktörlerin incelenmesi ve elde edilecek sonuçların bu yönde yapılacak iyileştirmeler için yol gösterici olması amaçlanmıştır Gereç ve Yöntem: Düzce Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde çalışan 145 araştırma görevlisinin 125‟ine ulaşılarak, anket formu uygulanmıştır. Anket formunda birinci bölümdeki sorular hekimlerin sosyodemografik özelliklerine ilişkin sorulardan (30 soru) oluşmaktadır. İkinci bölümdeki sorular Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği Kısa Formu (WHOQOL_BREF) (27 Soru) ve Algılanan Stres Düzeyi Ölçeği‟nden (14 Soru) oluşmaktadır. Anket formunda toplam 71 soru bulunmaktadır. Student T Testi, Varyans Analizi (Tek Yönlü ANOVA), Pearson Korelasyon Analizi, ki-kare yapılmıştır. İstatistiksel analizler için SPSS (version 22) paket programı kullanılmıştır. İstatistik anlamlılık düzeyi olarak 0.05 alınmış ve p<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılanlarının 56‟sı erkek (%44.8), 69‟u(%55.2) kadındır. Katılımcıların %56.0'sı gelirinin giderine eşit, %21.6‟sı evi ve %76,8‟i otomobili olduğunu belirtmiştir. Katılımcılarının %66.1 i dahiliye, %29.8‟i cerrahi, %4.0‟ı temel tıp bölümlerde çalışmaktadırlar. Katılımcıların %72,8i nöbet tutmakta, otalama nöbet sayısı 7.8±2.6 dir. Yaşam kalitesi ölçeği güvenirlik katsayıları 0.60-0.65 arasında saptanmıştır. Algılanan stres düzeyi ölçeği güvenirlik katsayısı 0.80 bulunmuştur. Yaşam kalitesi alan puanlarının birbirleriyle pozitif yönde, stres puanı ile ise negatif yönde korelasyon gösterdiği saptanmıştır (P<0.001). Araştırma görevlileri, %80 i yaşam kalitesini kötü , % 20 si iyi olduğu belirlenmiştir. Sağlığınızdan ne kadar hoşnutsunuz sorusuna ise katılımcıların % 38.2‟i sağlığından hoşnut, % 61,8‟i ise hoşnut olmadığını belirtmişlerdir. Araştırma görevlilerinin ii meslek seçimi hakkında düşüncelerinde yanlış ve bazen yanlış seçim yaptığını düşünenlerin oranı kadınlarda yüksek bulunmuştur. Evli olanların sosyal alan puanı, bekarlardan yüksektir. Nöbet tutmayanların bedensel alan, sosyal alan, çevresel alan puanları yüksek bulunmuştur. Gelirim giderimden fazla diyenlerin bedensel, sosyal, çevresel alan puanları daha yüksektir. Sonuç: Hekimlerin verimli olarak çalışmalarını sağlayacak etmenlerin başında yaşam kalitesi gelmektedir. Bu nedenle tıp fakültelerinde çalışan hekimlerin yaşam kalitelerinin yükseltilmesine yönelik olarak, mesleklerinden kaynaklanan olumsuzluklar önlenmeye çalışılmalı, özlük hakları düzeltilmeli, kendine zaman ayırabilme, yeterli uyku ve dinlenme olanağı sağlanmalıdır. Çalışma ortamı sağlıklı çalışma ortamı haline getirilmeye çalışılmalıdır.

Araştırma görevlileriDoktorlarStres+4
Semiha İskender
Düzce University
2017
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Düzce merkez ilçedeki birinci basamakta çalışan sağlık personeli ile üniversite hastanesi asistan hekim ve hemşirelerinin sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve yaşam kalitelerinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmada Düzce merkez ilçedeki 1. basamak sağlık kurumlarında çalışan sağlık personelinin ve üniversite hastanesinde çalışan asistan hekim ve hemşirelerin sağlıklı yaşam biçimi davranışları ile yaşam kalitelerinin değerlendirilmesi ve karşılaştırılması amaçlanmıştır.Gereç ve Yöntem: Düzce Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinde çalışan hemşire ve asistan hekimler ile halk sağlığı müdürlüğü, merkez toplum sağlığı merkezi, merkez ilçedeki 19 tane aile sağlığı merkezinde çalışan toplamda 485 kişiye 105 sorudan oluşan anket formu uygulanmıştır. Evren 581 sağlık çalışanından oluşmaktadır. Örneklem seçilmemiştir. Anketin birinci bölümünde 26 soru sosyodemografik özellikler ve sağlıkla ilgili bazı davranışları sorgulayan bazı sorular, 2. bölümde 52 sorudan oluşan Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları- II Ölçeği, 3. bölümde 27 soruluk Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği Kısa Formu Türkçe Versiyonu (WHOQOL-BREF-TR) kullanılmıştır. Araştırma kesitsel tiptedir. Bağımsız Gruplar T Testi, Varyans Analizi (Tek Yönlü ANOVA), Kruskal Wallis, Mann Whitney U, Spearman Korelasyon Analizi, ki-kare yapılmıştır. p<0,05 değeri anlamlı olarak kabul edilmiştir.Bulgular: Araştırmaya katılanların %71.3'ü kadın, % 28.7'si erkektir. % 3.3'ü zayıf, % 54.5'i normal, % 30.4'ü fazla kilolu, % 11.9'u obezdir. Katılımcıların. % 11.4'ü lise mezunu, % 12.4'ü yüksekokul, %31.9'u üniversite mezunu iken, % 44.2'si yüksek lisans, doktora ya da uzmanlık eğitimini tamamlamıştır. % 21.4'ünün geliri giderinden az, % 59.2'sinin geliri giderine eşit, % 19.3'ünün geliri giderinden fazladır. SYBD-2 ölçeğinden en yüksek puanları manevi gelişim ve kişiler arası ilişkiler en düşük puanı fiziksel aktivite alt ölçeğinden almışlardır. SYBD-2 ölçeğinden alınan puanlar yaş grubu, cinsiyet, meslek, çalışılan kurum, eğitim, meslekte çalışma süresi, medeni durum, çocuk sahibi olma, gelir durumu kendini iş yaşamında verimli bulma, iş ortamından memnuniyet, düzenli ilaç kullanımı, sağlık algısı ve bazı sağlık davranışlarına göre anlamlı farklılık göstermektedir. Katılımcılar WHOQOL-BREF-TR ölçeğinden en yüksek puanları psikolojik ve sosyal alanda almışlardır, sonra fiziksel, en son da çevre-TR alanı gelmektedir. Yaşam kalitesiyle ilgili alan puanları cinsiyet, meslek, BKİ, medeni durum, çocuk sahibi olma, çalışılan kurum, kendini iş yaşamında verimli bulma, iş ortamından memnuniyet, gelir durumu, alkol kullanımı, tanı konulmuş hastalık varlığı, diş hekimine gitme durumu, düzenli ilaç kullanımı, sağlık problemi olduğunda sağlık kuruluşuna başvurma, alkol kullanımı, sağlık durumu algısına göre anlamlı farklılık göstermektedir. Sonuç: Bu çalışmada sağlık çalışanlarının sağlıklı yaşam biçimi davranışları ile yaşam kalitelerinin orta düzeyde olduğu görülmüştür. Ancak her ikisini de etkileyen pek çok faktör olup bu faktörlere yönelik düzeltmeler yapılmalıdır.

Birinci basamak sağlık hizmetleriDoktorlarDüzce+6
Gülsüm Zoroğlu
Düzce University
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Asistan hekimlerin akılcı ilaç kullanım ve hasta merkezli yaklaşım özellikleri ve hasta merkezli yaklaşımın akılcı ilaç kullanım üzerine etkisinin araştırılması

Akılcı ilaç kulanımı (AİK), en uygun ilacın, uygun süre ve dozda, uygun maliyetle ve kolay bir şekilde sağlanabilmesidir. Hasta Merkezli Yaklaşım (HMY) ise kişinin değerlerine, ihtiyaçlarına, bireysel tercihlerine saygılı ve duyarlı, hasta değerlerinin ve düşüncelerinin tüm klinik kararlarda rehberlik etmesine olanak sağlayan yaklaşımdır. Bu çalışma Fırat Üniversitesi Hastanesi'nde çalışmakta olan asistan hekimlerin AİK ve HMY özellikleri ve HMY'nin AİK üzerine etkisinin araştırılması amacıyla yapıldı. Tanımlayıcı-kesitsel türde olan araştırmanın evrenini Elazığ Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde çalışmakta olan asistan hekimler oluşturmuştur. Araştırmaya herhangi bir örneklem yöntemine başvurulmadan, katılmaya gönüllü olan Kasım 2020-Nisan 2021 tarihleri arasında çalışmakta olan 182 asistan hekim dahil edilmiştir. Katılılımcılara sosyodemografik özelliklerini ve AİK ile ilgili bilgi ve tutumlarını değerlendirmek amacıyla 32 sorudan oluşan bir anket ile HMY özelliklerini değerlendirmek amacıyla Hasta Hekim Yönelim Ölçeği (HHYÖ) uygulanmıştır. Çalışmamıza katılan asistan hekimlerin %53,3'ü (n=97) erkek, %69,4'ü (n=126) dahili branşlardan idi. Hekimlerin hastalarına ayırdıkları süre ile cinsiyet, asistanlık yılı, hekimlik yılı ve asistanlık öncesi çalışma süresi arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmıştır (p<0.05). Reçete yazma oranı daha az olan ve sık karşılaşılan hastalıklar için hazır reçete kullanmadığını bildiren hekimlerin AİK olumlu tutumları daha yüksek saptanmıştır (p<0.05). Katılımcıların HHYÖ total puanı ortalaması 48,5±7,3 idi. Hekimlerin HHYÖ puanı ile yaş, asistanlık yılı, mezuniyet sonrası geçen süre, günlük bakılan hasta sayısı arasında anlamlı ilişki saptanmıştır (p<0.05). AİK olumlu tutum sergileyen hekimlerin HHYÖ puan ortalamaları daha yüksek saptanmıştır. Sonuç olarak; hasta merkezli yönelimli asistan hekimlerin AİK tutumlarının daha olumlu olduğu saptanmıştır. Bu nedenle hem AİK hem de HMY ile ilgili eğitim ve çalışmalar desteklenmeli ve arttırılmalıdır. Anahtar kelimeler: Akılcı ilaç kullanımı, hasta merkezli yaklaşım, asistan hekim, eğitim

Akılcı ilaç kullanımıDoktorlarTıp eğitimi+4
Miraç Koçoğlu
Fırat University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Bir tıp fakültesi uzmanlık öğrencilerinde uyku kalitesi ve etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi

Yeterli, düzenli ve kaliteli uyku, sağlığın korunması ve geliştirilmesi için önerilen sağlıklı yaşam davranışları arasında yer almaktadır. Bu çalışma Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi uzmanlık öğrencilerinde uyku kalitesi ve etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Kesitsel tipte olan bu araştırmanın evrenini Fırat Üniversitesi Hastanesi'nde uzmanlık eğitimi yapan 246 asistan hekim oluşturmuş, bunların 232'sine ulaşılmıştır (Cevaplılık oranı: % 94.3). Araştırmaya katılanlara içerisinde Pittsburg Uyku Kalitesi İndeksi'nin (PUKİ) de yer aldığı bir anket yüz yüze görüşülerek uygulanmıştır. Uzmanlık öğrencilerinin yaş ortalaması 29.12±3.30 yıl, %40.9'u kadın, %53.4'ü evli, %31.9'unun çocuğu olup, %64.2'si dahili tıp bilimlerinde görev yapmaktadır. Katılımcıların PUKİ puan ortalaması 8.35±2.90'dır. PUKİ kesme noktasına göre 5 puandan yüksek alanların, yani kötü uyku kalitesine sahip olanların oranı %87.9'dur. Cerrahi tıp bölümünde çalışanların, çalıştığı bölümde memnun değil/kısmen memnun olanların, bölümdeki öğretim üyeleri ve aynı bölüm uzmanlık öğrencileri ile ilişkisini kötü/orta olarak değerlendirenlerin, mesleklerinin özel hayatlarına etkisini kötü olarak bildirenlerin, sosyal yaşantısına zaman ayıramayanların, kendi sosyal yaşantısını kötü olarak değerlendirenlerin, nöbet tutanların, ayda dokuz ve üzerinde nöbet tutanların, genel sağlık durumunu kötü/orta olarak değerlendirenlerin, ortalama uyku süresi 6 saat ve altında olanların, uyku sorunu olanların, gündüz uyuklama sorunu olanların, düzenli beslenemeyenlerin, günde 7 bardak ve üzerinde kafeinli içecek tüketenlerin, dinlenme için özel bir zaman ayıramayanların, şişman/obez olanların kötü uyku kalitesine sahip olma oranları yüksek bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak uzmanlık öğrencilerinin uyku kalitesi kötü olarak değerlendirilmiştir. Uyku kalitesini kötüleştiren durumlar ile ilgili iyileştirmeye yönelik çalışmalarının yapılmasının çözüm açısından uygun olacağı düşünülmüştür. Anahtar kelimeler: Uzmanlık öğrencileri, uyku kalitesi, Pittsburg Uyku Kalitesi İndeksi.

DoktorlarTıp eğitimiUyku kalitesi+2
Funda Çalışkan Kaya
Fırat University
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Dicle Üniversitesinde çalışan asistan hekimlerde tükenmişlik sendromu ve iş doyumu

Giriş ve Amaç:Burnout (tükenme) sendromu terimi, ilk kez 1974 yılında Herbert Freundenberger tarafından tanımlanmıştır. Uzun dönemde iş ile ilgili gelişen stresle birlikte, zihinsel ve fiziksel enerji tükenmesi ile karakterizedir. Freundenberger, burnout sendromunu; 'başarısız olma, yıpranma, enerji ve gücün azalması veya tatmin edilemeyen istekler sonucunda kişinin iç kaynaklarında meydana gelen tükenme durumu' olarak tarif etmiştir. İş doyumu, çalışanın kendi açısından önemli gördüğü şeylerin, çalışma hayatında kendisine sunulması şeklinde ifade edilmektedir. İşten doyum, bir çalışanın işini ya da yaşamını değerlendirmesi sonucunda haz ya da ulaştığı duygusal durumudur.Bu çalışma Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde asistanlık yapan hekimlerin iş doyumunun ve tükenmişlik seviyelerinin araştırılması ve değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metod: Kesitsel tipte olan bu çalışmayaDicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde dahili ve cerrahi branşlarda çalışan 210 asistan hekimdahil edilmiştir. Katılımcılardan Maslach Tükenmişlik Ölçeği (MTÖ), Minnesota İş Doyum Ölçeği (MİDÖ) ve sosyodemografik veri formu anketlerinin doldurulması istendi. Çalışmamızda katılımcıların meslekteki çalışma süresinin, çalıştıkları branşların ve sosyodemografik verilerin tükenmişlik sendromuna ve iş doyumuna etkileri değerlendirilmiştir. Verilerin analizi SPSS 22 (Statistical Package for the Social Sciences) paket programı kullanılarak yapılmıştır. Bulgular:Katılımcıların, yaş ortalamaları 29,26±3,42 (min: 24, max: 46) olup % 70,5'i 30 yaş altıdır. Katılımcıların 126'sı (%60) erkek, 84'ü (%40) kadındır. Katılımcıların çoğunluğunu bekar bireyler (%54,8) oluşturmaktadır. Gelir düzeylerine bakıldığında 10000 tl altında alan kişi sayısı 192 iken %91,4 lük bir grubu oluşturmaktadır. Katılımcıların 147'sinin (%70) çocuğu yok. Katılımcıların MTÖ'den aldıkları puanların ortalamaları incelendiğinde; Maslach Duygusal Tükenme (MDT) alt boyutu puan ortalaması 30.6±6.71, Maslach Duyarsızlaşma (MD) alt boyutu puan ortalaması 12.16±4.46, Maslach Kişisel Başarı (MKB) alt boyutu puan ortalaması 27.3±4.95 olarak tespit edildi. Cinsiyet, çocuk varlığı ve çalışma yılı ile MTÖ ve MİDÖ alt boyut puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı. Aylık gelir düzeyi ve uzmanlığı kendi isteğiyle seçme durumu ile MTÖ, MİDÖ alt boyut puanları arasında anlamlı bir fark tespit edildi. Aylık nöbet sayısı ile MD ve MDT arasında, yaş ile Minnesota İçsel Doyum (MİD) arasında, medeni durum ile MİD arasında anlamlı bir fark tespit edildi. Sonuç: Araştırmamız sonucunda tükenmişlik seviyelerinin asistan hekimlerde ciddi boyutlara ulaştığı, tükenmişliğin yaşam kalitesinde düşüşe neden olduğu ve iş doyumları üzerine olumsuz bir etki yarattığı görüldü. Bu sonuç, tükenmişlikle iş doyumu arasında bir ilişki olduğunu ve birbirlerine bağımlı olduğunu, asistan hekimlerin ve bağlı bulundukları yönetimin daha hassas çözümler üretmesi gerektiğini göstermektedir. Asistan hekimlerin ve idarecilerin bu konuda destek ve çabaları hem tükenmişlik seviyelerini düşürecek, kişisel başarıları yükseltecek, hem de iş doyum oranlarını arttıracaktır. ANAHTAR SÖZCÜKLER:Asistan hekimler, tükenmişlik sendromu, iş doyumu, prevalans, yaşam kalitesi

DiyarbakırDoktorlarTükenmişlik+4
Mustafa Saçkın
Dicle University
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi tıpta uzmanlık öğrencilerinin su ayak izlerinin değerlendirilmesi

Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıpta Uzmanlık Öğrencilerinin Su Ayak İzlerinin Değerlendirilmesi Amaç: Su ayak izi hem doğrudan kullandığımız hem de dolaylı yollardan tükettiğimiz su kullanımını hesaplayan tatlı su kullanımının bir göstergesidir. İnsanlar günlük hayatta su tüketimini sadece içme suyu olarak ve yemek yapmak, banyo yapmak, çamaşır yıkamak, bulaşık yıkamak vb. için kullanıldığını düşünmektedir, oysaki daha büyük su ayak izimizi oluşturan kısım tükettiğimiz tüm ürünlerdeki gizli su miktarıdır. Bu araştırmada Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi tıpta uzmanlık öğrencilerinin su ayak izlerinin belirlenmesi, su ayak izi kavramı hakkındaki bilgileri, su tüketimi konusunda düşünce, tutum ve davranışlarını belirlemek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Kesitsel tipteki bu araştırmanın evrenini Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesinde eğitim görmekte olan 255 tıpta uzmanlık öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan soru formu sekiz bölümden oluşmakta olup Cemile Çankaya ve Cansu Filik İşcen tarafından geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılan Su Tüketim Davranışları Ölçeği, Prof. Arjen Hoekstra tarafından oluşturulmuş su ayak izi ağı soruları ve araştırmacılar tarafından literatürdeki bilgiler ışığında hazırlanmış olan soruları içermektedir. Veriler yüz yüze anket yöntemiyle toplanmıştır. İstatiksel analizde tanımlayıcı istatistik, ki-kare testi, Fisher'in kesin ki-kare testi, Spearman ve Pearson korelasyon analizi, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis varyans analizi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma için gerekli izinler ve etik onay alınmıştır. Bulgular: Katılımcıların %47,5'i kadın, %52,5'i erkektir ve %1,5'i temel bölümlerde, %68,2'si dahili bölümlerde ve %30,3'ü cerrahi bölümlerde çalışmaktadır. Katılımcıların %22,2'si su ayak izi kavramını duymuştur ve su ayak izi ortalaması 1.170,80 m3/yıl'dır. Erkeklerin su ayak izi kadınlardan daha yüksektir. Evlilerin su ayak izi ve gıda su ayak izi bekarlara göre daha yüksektir. Dahili bilimlerdekiler cerrahi bilimlerdekilere göre daha fazla su ayak izi kavramını duymuştur. Kadınların erkeklere göre tutum puanı daha yüksektir. Su ayak izini duyanların bilgi puanı, tutum puanı, davranış puanı, düşünce puanı, su tüketim davranışları ölçek toplam puanı ve alt boyutlarından su tüketim ve su bilinç puanı duymayanlara göre daha yüksek, su ayak izi daha düşüktür. Sonuç: Su ayak izi kavramı henüz yeni duyulmaya başlayan bir kavramdır. Sosya-kültürel seviyesi en yüksek gruplardan biri olan hekimler arasında bile su ayak izi kavramı yeterince bilinmemektedir. Bu sonuç doğrultusunda su ayak izi kavramının daha fazla duyulması ve öğrenilmesi için literatürde bu yönde daha fazla çalışma yapılmalı, su ayak izi ve tüketimine ilişkin kamu spotları yayınlanmalı ve böylece kişilerde farkındalık oluşturulup su ayak izlerinin hesaplanması sağlanıp, su ayak izlerinin azaltılmasına yönelik uygulamalara teşvik edilmelidir. Anahtar Kelimeler: Su ayak izi, su tüketim davranışları, su tüketim tutumları, su tüketim düşünceleri, tıpta uzmanlık öğrencileri

DavranışSu ayak iziSu tüketimi+3
Tuğba Bacaksız
Bolu Abant İzzet Baysal University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi asistan hekimlerinin kuduz hastalığı ve profilaksisi hakkında bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi

Kuduz hastalığı uygun profilaksi ile önlenebilen, etkin tedavisi olmayan ölümcül bir hastalıktır; bu nedenle kuduz riskli vaka yönetimi yapan hekimlerin, yeterli ve doğru bilgiye sahip olmaları çok önemlidir. Bu çalışmada amacımız; Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde çalışan asistan hekimlerin kuduz hastalığı ve profilaksisi hakkındaki bilgi düzeylerini değerlendirmektir. Çalışma kesitsel tanımlayıcı tarzda planlanmıştır. Çalışma için etik kurul onayı ve katılımcılardan onam alınmıştır. Çalışmaya 250 asistan hekim katılmıştır. Katılımcılara sosyodemografik özellikler ve bilgi sorularını içeren 26 soruluk anket formu uygulanmıştır. Verilerin istatistiksel analizi SPSS 26.0 programı kullanılarak yapılmıştır. Çalışmamıza katılan hekimlerin %94,8'i kuduz hastalığının virüs nedenli olduğunu, %100'ü köpeğin, %92,'i kedinin kuduz riskli hayvan olduğunu bilirken; %98,4'ü yaranın öncelikle bol su ve sabun ile yıkanması gerektiğini doğru bilmişlerdir. Hekimlerin %72,8'i kuduz aşısı uygulama şeklini, %79,6'sı uygulama yerini doğru bilmesine rağmen sadece %22'si aşı koruyuculuk süresini doğru bilmişlerdir. Hekimlerin %91,2'si veteriner hekimlere temas öncesi profilaksi yapılması gerektiğini bilmesine rağmen sadece %27,2'si temas öncesi aşı şemasını doğru bilmişlerdir. Hekimlerin %80'ı 4 dozluk klasik kuduz aşı şemasını bilirken; sadece %29,2'si '2.1.1' ve %25,6'sı daha önce profilaksi almış temaslının aşı şemasını doğru bilmişlerdir. Hekimlerin %51,2'si kuduz immünglobilinin uygulama şeklini doğru bilmesine rağmen; sadece %28'i immunglobulin dozlarını, %26,8'i aşı sonrası uygulama süresini ve %23,2'si immunglobulin sonrası dikiş atılabilme süresini doğru bilmişlerdir. Hekimlerin bilgi sorularından aldıkları puan ile çalıştıkları uzmanlık dalı ve kuduz riskli vaka yönetimi yapmış olma durumu arasında yüksek düzeyde anlamlı fark bulunmuştur (p0,001). Sonuç olarak; hekimlerin kuduz hastalığı ve profilaksisi ile ilgili bilgi düzeylerinin yeterli olmadığı görüldü. Güncel rehberlerden yararlanılarak mezuniyet öncesi ve sonrası eğitimler artırılmalıdır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Kuduz Hastalığı, Temas Sonrası Kuduz Profilaksisi, Temas Öncesi Kuduz Profilaksisi, Asistan Hekim, Bilgi Düzeyi

Bilgi düzeyiDiyarbakırDoktorlar+3
Muhammed Çelebi Arslan
Dicle University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Diyarbakır ilinde anestezi uygulayıcılarında tükenmişlik sendromu sıklığının araştırılması

Giriş ve Amaç: Bu çalışmada Diyarbakır ilinde anestezi uygulayıcılarındaki tükenmişlik sendromu sıklık düzeylerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda Diyarbakır ilinde bulunan anestezi uygulayıcılarındaki tükenmişlik sendromu sıklığı araştırıldı. Çalışmaya katılmayı kabul eden Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Dicle üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon bölümünde görevli 20 asistan doktor, 25 anestezi uzmanı doktor ve 50 anestezi teknikeri dahil edildi. Bulgular: Minesota doyum ölçeği ve Maslach tükenmişlik ölçeği alt boyutlarının güvenirlik analizi sonuçlarına göre doyum ölçeği alt boyutlarından içsel doyum için 0,87; dışsal doyum için 0,85; genel doyum puanı için 0,92 ve tükenmişlik ölçeği alt boyutlarından duygusal tükenme için 0,83; duyarsızlaşma için 0,78 ve kişisel başarı için 0,73 cronbach alfa güvenirlik katsayısı hesaplanmıştır. Araştırmaya katılan doktorların içsel doyum puan ortalaması 3,10; dışsal doyum için 2,57; genel doyum puanı olarak 2,89 hesaplanmıştır. Diğer yandan Maslach tükenmişlik ölçeği alt boyutlarından duygusal tükenme için 2,24, duyarsızlaşma için 1,20 ve kişisel başarı için 2,58 alt boyut puanı hesaplanmıştır. İçsel doyum ölçeği alt boyut puanın dışsal doyum, genel doyum ve kişisel başarı puanı arasında pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. İçsel doyum puanı ile kişisel başarı arasında ilişki zayıf iken dışsal ve genel doyum puanı ilişki oldukça güçlüdür. Diğer yandan içsel doyum puanı ile duygusal tükenme ve duyarsızlaşma arasında negatif yönlü ve zayıf bir ilişki vardır. Dışsal doyum puanı incelendiğinde duygusal tükenme ve duyarsızlaşma arasında negatif yönlü ve zayıf bir ilişki vardır. Kişisel başarı ile dışsal doyum arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Genel doyum puanı ile duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Genel doyum puanın duygusal tükenme ve duyarsızlaşma ile negatif yönlü kişisel başarı ile pozitif yönlü bir ilişkinin olduğu görülmüştür. Ölçek puanlarının branşlara göre nasıl değiştiği ANOVA testi ile araştırılmıştır. Mineseto doyum ölçeği alt boyutları puanlarından içsel doyum, dışsal doyum ve genel doyum puanı hastane çalışanlarının branşlarına göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermiştir. Uzman doktorların diğer branşlara göre daha yüksek doyum puanına sahiptir. Teknikerlerin doyum puanı en düşük olduğu görülmektedir. Diğer yandan Maslach tükenmişlik ölçeği alt boyut puanları branşlara göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermemiştir. Üç branş içinde cinsiyete göre Minesota doyum ölçeği ve Maslach tükenmişlik ölçeği alt boyutlarının nasıl değiştiği t testine göre uzman doktor ve tekniker olan hastane çalışanlarının doyum ve tükenmişlik ölçeği alt boyut puanları cinsiyete göre anlamlı farklılık göstermemiştir. Asistan doktorların duygusal tükenme ve duyarsızlaşma puanları cinsiyetlere göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermiştir. Erkek olan Asistan doktorların duygusal tükenme ve duyarsızlaşma puanı daha yüksektir. Branşlar içinde cinsiyete göre Minesota doyum ölçeği ve Maslach tükenmişlik ölçeği alt boyutlarının nasıl değiştiği t testi ile araştırılmıştır. Buna göre uzman doktor ve asistan doktor olan hastane çalışanların doyum ve tükenmişlik ölçeği alt boyut puanları medeni durumlarına göre anlamlı farklılık göstermemiştir. Tekniker olan doktorların duyarsızlaşma puanı medeni durumuna göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermiştir. Bekar olan teknikerlerin duyarsızlaşma puanı daha yüksek tespit edilmiştir. Sonuç: Tükenmişliği önleme ve azaltmaya yönelik çalışmaların önemli ölçüde faydalı olduğu açıkça görülmektedir. Bu alanda yapılacak özellikle karşılaştırmalı çalışmalar daha kesin değerlendirmelerin yapılmasına katkı sunacaktır. Tarama sonucu ulaşılan çalışmaların bulguları, birey yönelimli müdahalelerin daha etkili olduğunu göstermektedir. Tükenmişliğin tüm alt boyutlarında etkili olan çalışmaların daha fazla olması istenen bir durum olmakla birlikte bunun az sayıdaki çalışmada sağlanabildiği görülmektedir

AnesteziDiyarbakırDoktorlar+5
Mustafa Bıçak
Dicle University
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi asistan doktorlarının biyopsikososyal yaklaşımlarının değerlendirilmesi

Giriş ve Amaç: Biyopsikososyal yaklaşım kişinin sağlığının biyolojik, psikolojik ve sosyal süreçlerden etkilendiğini savunmaktadır. Biyomedikal yaklaşım karşı olarak bireyi; yaşantısı, duyguları, çevresi, hastalıklara bakış açısı, fiziksel koşulları ile değerlendirmektedir. Biyopsikososyal yaklaşım hekimler için temel mesleksel tutum olmalıdır ve biyopsikosoyal yaklaşımı iyi bilmelidirler. Bu model hekimlere hastalarında emosyonel durumlarına, yaşam amaçlarına, hastalıklara karşı tutumlarına, sosyal çevrelerine ve inançlarına bağlı biyokimyasal ve morfolojik değişimler olabileceğini anlatır. Aynı zamanda hekimin hastaya yaklaşırken başvurduğu yöntem hasta merkezli olmalıdır. Bu yöntem hekimin hastalığı hastanın gözünden algılayabilmesine katkı sunmaktadır. Bu çalışmada, Dicle Üniversitesi uzmanlık öğrencilerinin hastalarına biyopsikososyal yaklaşımını değerlendirebilmek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: Çalışma Aralık 2017 – Mart 2018 tarihleri arasında Dicle Üniversitesi uzmanlık öğrencileri dahil edilerek gerçekleştirildi.Çalışmanın evrenini oluşturan 311 uzmanlık öğrencisinden 203 hekim çalışmaya katılmayı kabul etti ve hekimlere görüşme esnasında yüz yüze görüşme yöntemiyle anket uygulandı. Çalışmanın amacı ve yöntemi hakkında bilgi verildi. Çalışmamızda, Patient Practitioner Orientation Scale, The Jefferson Scale of Physician Empathy ve sosyodemografik soruları içeren anket uygulandı. Ankette katılımcıların cinsiyeti, yaşı, medeni durumu, hekim olarak çalışma süresi, günlük hasta sayısı, hasta başına ayırdıkları süre, hekimlerin genel umut düzeyleri ve algıladıkları refah düzeyleri sorgulandı ve sonrasında 'Hasta-Hekim Oryantasyon Ölçeği (Patient Practitioner Orientation Scale)' ve 'Jefferson Hekim Empati Ölçeği (The Jefferson Scale of Physician Empathy)' uygulandı. Araştırmamız analitik özellikleri olan kesitsel tipte ve tanımlayıcıdır. Çoklu gruplarda ANOVA, bağımsız gruplarda student's t testi kullanıldı. Bulgular: Çalışmamıza toplam 203 asistan hekim katıldı. Katılanlardan 143'ü(%70) erkek 60'ı(%30) kadındı. Branş dağılımına gore psikiyatriden 8(%3,9), aile hekimliğinden 21(%10,3), diğer dahili branşlardan 104(%51,2), cerrahi branşlardan 70 (%34,5) asistan hekim katıldı. Çalışmaya katılanların hekimlerin yaş ortalaması 29,73±2,87 olarak bulunmuştur. Çalışmamızda kullanılan Hasta–Hekim Oryantasyon ölçeğinin paylaşım olarak nitelendirilen birinci alt grubunda; psikiyatri uzmanlık öğrencilerinin ortalama puanı 3,67±0,99, aile hekimliği uzmanlık öğrencilerinin 3,92±0,67, diğer dahili branşların 3,98±0,65, cerrahi branşların 3,83±0,61 olarak bulundu. Aynı ölçeğin bakım olarak nitelendirilen ikinci alt grubunda; psikiyatri uzmanlık öğrencilerinin ortalama puanı 3,20±0,45, aile hekimliği uzmanlık öğrencilerinin 3,68±0,54, diğer dahili branşların 3,49±0,60, cerrahi branşların 3,68±0,58 olarak bulundu. Çalışmamızda empati düzeyini belirlemek için kullanılan Jefferson ölçeği sonuçları ise; psikiyatri 78,25±14,78, aile hekimi 67,71±14,69, diğer dahili branşlar 72,03±13,46, cerrahi branşlar 70,87±15,24 olarak bulundu. Sonuç: Biyopsikososyal yaklaşım öncelikle aile hekimliği ve psikiyatri gibi branşlarda elzem yaklaşım modeli olup, diğer dahili ve cerrahi branşlarda da uygulanmalıdır.Bu çalışmada; farklı branştaki uzmanlık öğrencilerinin bu yaklaşımları karşılaştırılmaya çalışılmıştır. Benzeri çalışmaların yapılması ile bu alandaki farkındalık arttırılarak literatürdeki ilgili konular zenginleştirilmiş olacaktır. Anahtar Kelimeler: Hasta merkezli yaklaşım, biyopsikososyal yaklaşım, empati, aile hekimliği, psikiyatri, diğer dahili ve cerrahi branşlar.

Aile hekimliğiBiyopsikososyal yaklaşımCerrahi+6
Ebru Çiçek
Dicle University
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Asistan hekimlerde uyku kalitesi ve algılanan stres düzeyi

Giriş ve Amaç: Bu çalışmanın amacı; tıpta uzmanlık eğitimi alan asistan hekimlerin uyku kalitesini ve algılanan stres düzeyini saptamak, bunları etkileyen faktörleri belirlemek ve buna yönelik öneriler geliştirmektir. Gereç ve Yöntem: Çalışma Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde dahili ve cerrahi tıp bilim dallarında görev yapan asistan hekimlerden oluşmaktadır. Araştırmaya 176 asistan hekim katılmıştır, hekimlere önce araştırma hakkında bilgi verilmiş, çalışmayı kabul edenlerden sözlü ve yazılı onam alınmıştır. Demografik veriler, Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ), Pittsburg Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ) anket skorları ve bileşenlerinin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Hekimlerin uyku kalitesi, stres düzeyi ve bunların hekimlerin sosyo-demografik ve hekimlik özellikleriyle karşılaştırılmasında sürekli değişkenler için bağımsız gruplarda t testi, kategorik veriler için ki-kare testi ve Fisher's exact testi kullanıldı. Bulgular: Çalışmamıza 176 asistan hekim gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmaya katılan asistan hekimlerin yaş ortalaması 29.14±2.47'idi. Araştırmaya katılanların %73.9'u erkek katılımcılardır. Katılımcıların %70.5'i dahili %29.5'i cerrahi birimlerde çalışmaktadır. Katılımcıların %93.2'si nöbet tutmaktadır. Nöbet sayısı 8 ve üzeri olan kişilerin %83.3'ünün, ayda 0-7 gün arasında nöbet tutanların ise %61.5'inin uyku kalitesi kötü saptandı. Bu iki grup karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu görüldü (p=0.004). Hekimlerden; dahili branşlarda çalışanların %62.1'inin, cerrahi birimlerde çalışanların ise %82.7'sinin uyku kalitesi kötü saptandı. Bu iki grup kıyaslandığında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu görüldü (p=0.007). Cerrahi ve dahili birimler stres düzeyi açısından karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu saptandı (p=0.04). Asistan hekimlerin Pittsburg Uyku Kalitesi İndeksi alt bileşenleri ile algılanan stres ölçeğinden aldıkları puanlar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptandı (p<0.001) Sonuç: Uyku kalitesi kötü olan hekimler incelendiğinde stres bulgusuna rastlanmış, uyku kalitesi ile stres arasında anlamlı bir sonuç elde edilmiştir. Uyku kalitesi alt ölçekleri ayrı ayrı incelendiğinde algılanan stres arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Hekim, Uyku Kalitesi, Stres Düzeyi

DoktorlarStresUyku+2
Merve Avcılar Can
Dicle University
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

İnternet temelli uzaktan eğitimin acil tıp asistan programına olan katkısının ve asistanlar üzerindeki etkisinin araştırılması

Amaç: Çalışmamızda acil tıp araştırma görevlisi hekimlerin uzaktan eğitime yönelik bakış açısı, memnuniyet düzeyi ve önerilerinin değerlendirilmesi; elde edilen veriler doğrultusunda uzaktan eğitim yöntemlerinin geliştirilmesi ve daha aktif kullanılabilecek şekilde yapılandırılması hedeflendi. Yöntem: Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Sağlık Uygulama-Araştırma Merkezi Farabi Hastanesi, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Trabzon Kanuni Eğitim-Araştırma Hastanesi (SBÜ KEAH) ve Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Acil Tıp Anabilim Dalları'nda COVİD-19 pandemisi nedeniyle uzaktan eğitim sistemiyle uzmanlık eğitimine devam eden araştırma görevlisi hekimlerin katılımıyla gerçekleştirilen bir anket çalışmasıdır. Araştırmacılar tarafından Google formlar aracı kullanılarak oluşturulan veri toplama formu (Tanıtım Formu, E-Derslere Yönelik Memnuniyet Ölçeği, Uzaktan Eğitim Öğrencilerinin Uzaktan Eğitime Yönelik Görüşleri Ölçeği) Acil Tıp Anabilim dallarında çalışmakta olan araştırma görevlisi hekimlere WhatsApp uygulaması kullanılarak iletildi. Veri analizi için SPSS 23 (Statistical Package of Social Sciences) programı kullanıldı. Niteliksel veriler ki kare testi ile değerlendirildi. Sonuçların istatistiksel olarak anlamlılığını değerlendirmek adına güven aralığı %95 olarak (p<0.05) kabul edildi. Bulgular: Katılımcıların %62.5'i (n=45) erkek, %37.5'i (n=27) kadındı. Katılan hekimlerin yaş ortalaması 28.75±3.3 yıl (min=25, max=40) olarak tespit edildi. Çalışmada yer alanların %68.1'i (n=49) daha önce internet temelli uzaktan eğitimi tecrübe etmiş. Katılımcıların uzaktan eğitime yönelik görüşlerinin değerlendirildiği ölçek; 'kişisel uygunluk, etkililik, öğreticilik ve yatkınlık' olmak üzere 4 başlıktan ve toplam 19 sorudan oluşmaktadır. Beşli likert tipi anketin cevap seçenekleri 0'dan 4'e kadar puanlandırıldığında ortalama puan 37.6 olup; en yüksek 57, en düşük ise 7 puan olduğu tespit edildi. Katılımcıların uzaktan eğitime ilişkin memnuniyet düzeylerinin değerlendirildiği ölçek; 'kullanılan materyaller ve iletişim araçları, öğretmen-öğrenci etkileşimi, ortam tasarımı, e-derse yönelik tutum, dersin içeriği ve öğretim süreci' olmak üzere 5 başlıktan ve toplam 39 sorudan oluşmaktadır. Beşli likert tipi anketin cevap seçenekleri 0'dan 4'e kadar puanlandırıldığında; ortalama puan 87.1 olup; en yüksek 134, en düşük ise 0 puan tespit edildi. Asistanlık yılı, cinsiyet, medeni durum ve daha önce uzaktan eğitim tecrübesi olup olmaması değişkenleri, ölçeklerden elde edilen sonuçlar üzerinde %95 güven aralığında anlamlı farklılık oluşturmadı. Çalışmaya katılan acil tıp araştırma görevlisi hekimlerin %62,5'i (n=45) geleneksel yüz yüze eğitimi tercih etti. Sonuç: Acil tıp uzmanlık eğitiminde uzaktan internet temelli eğitimin, uzmanlık öğrencileri üzerinde olumlu etkisi olmakla birlikte geleneksel yüz yüze eğitim daha çok tercih edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Uzaktan eğitim, Acil Tıp uzmanlığı, geleneksel eğitim

Acil tıpDoktorlarGeleneksel eğitim+3
Sema Bayrak
Karadeniz Technical University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Acil tıp asistanlarının toksik terörizme hazırlık-acil yönetimi hakkında klinik beceri düzeyinin araştırılması

Amaç: Çalışmamızın birincil amacı acil tıp anabilim dalı asistanlarının toksik terörizme hazırlık ve tıbbi yönetim becerilerini ölçebilecek simülasyon tabanlı klinik sınav geliştirerek klinik beceri düzeyini ölçmektir. İkincil amacı ise tespit edilen eksiklikleri analiz ederek buna yönelik çözüm geliştirilmesine katkı sağlamaktır. Yöntem: Çalışmamız toksik terörizme hazırlık ve acil yönetimi hakkında 5 adet olgu senaryosu simülasyona dayalı klinik beceri sınavı için alanında uzman kişiler tarafından geliştirildi. Etik kurul onayı alındıktan sonra Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp AD' da ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi Trabzon Kanuni Eğitim Araştırma Hastanesi Acil Tıp AD' da görevli asistanlara KTÜ MEDSİM-İyi Hekimlik Uygulamaları ve Tıbbi Simülasyon Merkezi' nde ardışık günlerde uygulandı. Uygulanan sınav için iki adet simüle olgu videosu, iki adet standardize hasta senaryosu ve bir adet yüksek (teknoloji içeren) gerçeklikli maketin kullanıldığı olgu senaryosu olmak üzere toplam beş adet istasyon oluşturuldu. Her bir istasyonda değerlendiriciler standardize formlar eşliğinde katılımcıları değerlendirdi. Yaptıkları tanısal girişimler ve tedavi yönetimlerine göre her bir istasyon yeterli, geliştirilebilir ve yetersiz olacak şekilde değerlendirildi. Elde edilen verilerin analiz aşamasında SPSS 22,0 istatistik paket programı kullanıldı. İstatistiksel alfa önemlilik seviyesi p<0,05 olarak kabul edildi. Bulgular: Çalışmamıza 48 acil tıp asistanı katıldı. Çalışmamızda acil tıp asistanlarının istasyonlara göre en yüksek başarı oranı 16 kişi ile (%33,3) üçüncü istasyon (botulinum maruziyeti senaryosu) olarak saptandı. İkinci istasyonda (radyoaktif madde ile kontaminasyon senaryosu) asistanların tamamı yetersiz performans gösterdi ve tüm istasyonlarda başarılı olan katılımcı tespit edilmedi. Acil tıp asistanlarının tanımlayıcı ve eğitim bilgileri ile en az 1 istasyonda başarılı olma durumlarının karşılaştırılmasında kadın, asistanlıkta çalışma süresi 24 ay üzeri olanlar, KBRN eğitimi alanlar ve simülasyona dayalı eğitimi alanlarda istatistiksel olarak daha yüksek yeterlilik oranları saptandı. Sonuç: Bu çalışmayla birlikte toksik terörizm hakkında acil tıp hekimlerinin klinik becerisini ölçen standart ve simülasyon tabanlı bir ölçme değerlendirme metodu geliştirilmiştir. Bu metodun uygulandığı acil tıp asistanlarından elde edilen veriler ışığında KBRN/toksik terörizm ile ilgili mevcut çekirdek eğitim müfredatının geliştirilmesi gerekliliği ve bu nadir fakat toplum için yüksek tehdit oluşturan toksik terörizmin tıbbi yönetimine dair acil hekimlerinin belirli aralıkla tekrarlanabilir, ölçülebilir değerlendirme metodlarının gereksinimi ortaya çıkmaktadır.

Acil tıpBenzetimDoktorlar+7
Abdul Samet Şahin
Karadeniz Technical University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Mezuniyet öncesi tıp eğitiminde profesyonalizm ve iletişim becerilerinin 360 derece değerlendirme yöntemiyle belirlenmesi

Amaç: Mezuniyet öncesi tıp eğitiminde profesyonalizm ve iletişim becerilerinin 360 derece değerlendirme yöntemiyle belirlenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırmada 360 derece değerlendirme yöntemi kullanılmıştır. Acil Servis'te staj yapan intern doktorlar için 360 derece değerlendirme yöntemi kullanılarak birlikte çalıştığı ekip üyelerinden, akranlarından ve hastalardan intern doktoru değerlendirmesi istenmiştir. Her bir intern doktor için toplamda 27 adet anket formu doldurulmuştur. Anketler kapalı zarflar içinde verilmiş ve geri alınmıştır. Bulgular: Araştırmada elde edilen veriler analiz edildiğinde intern doktorların profesyonalizm ve iletişim becerilerine verilen puan ortalaması; öğretim üyesi= 4,29, uzmanlık öğrencisi doktor için=4,63, hemşireler için=4,05, sekreterler için=3,81, paramedikler için=4,19, hastalar için=4,38, akran intern doktorlar için ise=4,57 olarak bulunmuştur (en düşük=1, en yüksek=5). İntern doktorların en yüksek puan aldığı gruplar uzmanlık öğrencisi doktor ve akran intern doktorlardır. İntern doktorların en düşük puan aldığı gruplar ise sekreterler, hemşireler ve paramediklerdir. "Uzmanlık öğrencisi doktor" ile "hemşire"lerin intern doktorlara verdikleri puanlar arasında pozitif yönlü orta düzeyde bir ilişki (r=0,515; p=0,003<0,05), "Uzmanlık öğrencisi doktor" ve "akran"ların intern doktorlara verdikleri puanlar arasında pozitif yönlü güçlü bir ilişki bulunmuştur (r=0,620; p=0,000<0,05). "Hemşire" ve "sekreter"lerin intern doktorlara verdikleri puanlar arasında pozitif yönlü orta düzeyde bir ilişki (r=0,595; p=0,000<0,05), "Hemşire" ve "paramedik"lerin intern doktorlara verdikleri puanlar arasında pozitif yönlü orta düzeyde bir ilişki bulunmuştur (r=0,431; p=0,016<0,05). Sonuç: Araştırmada elde edilen sonuçlara göre intern doktorların memnun edici derecede profesyonel davranışlar sergilediği ve hem sağlık bakım ekibi üyeleri hem de hastalarla iletişimlerinin iyi olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: profesyonalizm, iletişim becerisi, 360 derece değerlendirme, intern doktor

360 derece performans değerleme sistemiProfesyonellikTıp eğitimi+3
Hilal Hatice Güllüdere
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Aile hekimliği uzmanlık öğrencilerinin eğitim sürecindeki rotasyon uygulamalarının ve rotasyon uygulamaları hakkında görüşlerinin değerlendirilmesi

GİRİŞ VE AMAÇ: Sağlık sistemimizin temeli olan aile hekimliği sisteminde, aile hekimliği uzmanlarının dolayısıyla aile hekimliği uzmanlık öğrencilerinin yetkinliği önem arz etmektedir. Çalışmanın amacı, aile hekimliği uzmanlık öğrencilerinin eğitimleri boyunca yaptıkları rotasyonlar hakkındaki düşüncelerini, rotasyonlardaki eksiklikleri ve buna neden olan faktörleri uzmanlık öğrencilerinin bakış açısıyla ortaya koymaktır. GEREÇ VE YÖNTEM: Kesitsel tipte tanımlayıcı olarak tasarlanan araştırmanın evreni Türkiye'deki aile hekimliği uzmalık öğrencileri idi. Araştırma için herhangi bir örnekleme yöntemi kullanılmadı. Sosyal medya yoluyla 513 uzmanlık öğrencisine online anket uygulandı. Çalışmamızda kullanılan anket formu; sosyodemografik bilgi formu ve TUKMOS önerileri ve benzer araştırmalardan esinlenilerek hazırlanan rotasyon değerlendirme formundan oluşmaktadır. BULGULAR: Katılımcıların çoğunluğu rotasyon öncesi rotasyon hedeflerinin kendilerine bildirilmediği yanıtını verdi. Yanıtlar üniversite ve eğitim araştırma hastanelerinde eğitim gören uzmanlık öğrencileri arasında karşılaştırıldığında acil tıp ve nöroloji rotasyonlarında anlamlı bir fark bulunmazken diğer rotasyonlarda bilgilendirilme oranları eğitim araştırma hastanelerinde eğitim gören uzmanlık öğrencilerinde anlamlı derece yüksekti. Katılımcıların rotasyona başlamadan rotasyon hedefini çoğunlukla araştırdıkları görüldü. Katılımcılar rotasyon süresi için çoğunlukla gerektiği kadar yanıtını verdiler. Çekirdek eğitim programına ve sahada karşılaşılabilecek durumlara en yüksek oranda uygun yanıtı verilen rotasyon deri ve zührevi hastalıkları oldu. Eğitim araştırma hastanesinde eğitim alan uzmanlık öğrencileri üniversite hastanesinde eğitim alanlara göre kadın hastalıkları ve doğum ve pediatri rotasyonlarının çekirdek eğitimle daha uyumlu olduğunu, iç hastalıkları ve kadın hastalıkları ve doğum rotasyonlarının ise saha ile daha uyumlu olduğunu düşünüyorlardı. Katılımcılara yöneltilen açık uçlu sorularda gerekli eğitimin alınamamasında en yüksek oranda görülen eksiklik gidilen rotasyondaki iş gücü ihtiyacı sebepli personel eksikliğini doldurmak ve poliklinik süresinin yetersiz olması olurken çözüm önerilerinde 'Rotasyoner gittiği bölümde iş gücü olarak değerlendirilmemeli, eğitimi ön planda tutulmalı' öne çıkmaktadır. SONUÇ: Aile hekimliği uzmanları toplum sağlığının korunması ve iyileştirilmesinde önemli bir role sahiptir. Uzmanlık eğitimi sürcindeki rotasyonların çekirdek müfredat ile uyumlu olarak ve eğitim-hizmet dengesi kurularak birinci basamak yönelimli olarak verilmesinin toplum sağlığı ve sağlık harcamalarına yansıması olumlu yönde olacaktır. Anahar kelimeler: Aile Hekimliği, Uzmanlık Eğitimi, Rotasyon Eğitimi

Aile hekimliğiDoktorlarRotasyon+1
Emine Melike Arslan
Sakarya University
2021
00

Related subjects