Psychology of religion
96 theses under this subject heading
Üniversite öğrencilerinde dindarlıkla akademik başarı düzeyi arasındaki ilişki üzerine bir araştırma: Süleyman Demirel Üniversitesi örneği
Bu çalışmada, üniversite öğrencilerinde dindarlıkla akademik başarı düzeyi arasındaki ilişkinin, üniversite öğrencilerinin akademik başarı düzeylerinin farklı demografik özelliklere ve öğrencilerin dindarlık düzeylerine göre anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. Çalışmada, katılımcılara ait demografik değişkenlere dair bilgilerin toplanması için araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", akademik başarı ve dindarlık düzeylerinin ölçülebilmesi için "Üniversite Öğrencileri İçin Akademik Başarı Envanteri Ölçeği" ve "Münchner Motivasyon Dindarlık Ölçeği" kullanılmıştır. Nicel araştırma yönteminin tercih edildiği araştırmada, değişkenler arası ilişkiyi ortaya koymak maksadıyla "ilişkisel tarama modeli", ortaya konan ilişkiyi açıklamak içinse "betimsel yöntem" tercih edilmiştir. Araştırmanın evreni, Isparta ili Süleyman Demirel Üniversitesi, örneklemi ise Süleyman Demirel Üniversitesi'nde farklı fakültelerde öğrenim görmekte olan üniversite öğrencileridir. Araştırmada, bu evren içerisinden, tesadüfi örnekleme yöntemi ile 333 kadın ve 168 erkek olmak üzere toplam 501 katılımcı seçilmiştir. Çalışma verileri, katılımcılara elektronik ortamda ulaştırılan online anket formları aracılığıyla toplanmıştır. Toplanan veriler, SPSS İstatistiki Analiz Programıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, dindarlıkla akademik başarı arasında anlamlılık düzeyinde bir ilişki olmadığı, kadınların erkeklerden, 20, 21 ve 24 yaş ve üzeri olanların 23 yaşında olanlardan, İlahiyat Fakültesi öğrencilerinin, Eğitim ve İnsan ve Toplum Bilimleri Fakülteleri dışındaki fakülte öğrencilerinden, 1. 2. ve 3. Sınıfların 4. ve 5. Sınıflardan, devlet yurdunda kalanların kiralık ev/apartta kalanlardan, aile gelir durumu orta olanların, aile gelir durumu yüksek olanlardan daha dindar olduğu gözlemlenmiştir. Akademik başarıda cinsiyet, yaş, sınıf, barınma ve aile gelir durumunun anlamlı bir etkiye sahip olmadığı görülmüştür. İnsan ve Toplum Bilimleri ve İletişim Fakültelerinin akademik başarıları ise İlahiyat Fakültesi ve Sağlık Bilimlerinden (Tıp, Eczacılık ve Diş hekimliği) daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır.
Yetişkin bireylerin dindarlık düzeyleri ile yaşam doyum düzeyleri ve mental iyi oluş halleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi üzerine bir araştırma
Bu araştırmanın temel gayesi, yetişkin bireylerin dindarlık düzeyleri ile yaşam doyumu düzeyleri ve mental iyi oluş halleri arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Bu gaye doğrultusunda değişkenler arası ilişkiler incelenmiş, sosyo-demografik değişkenler temelinde oluşturulan gruplar arasında farklılaşma olup olmadığı araştırılmıştır. Bu çalışmanın örneklemini, Isparta ilinde yaşayan 18 yaş üstü 301 yetişkin bireyden oluşmaktadır. Veri toplama araçları olarak araştırmacı tarafından kişisel bilgi formu düzenlenmiştir. Dindarlık düzeyleri ile yaşamdan aldıkları doyum ve mental iyi oluş halleri ile ilişkiyi ölçmek üzere; motivasyonel dindarlık ölçeği, yaşam doyum ölçeği ve mental iyi oluş ölçeği uygulanmıştır. Bu bağlamda dindarlık düzeyleri ile yaşam doyumu ve mental iyi oluş halleri arasındaki ilişki de yaş, cinsiyet, eğitim durumu, meslek, geçmiş yaşantılarında karşılaştıkları travmatik anılar gibi değişkenler arasındaki farklılaşma durumu da araştırılmıştır. Değerlendirmede Dindarlık, Yaşam Doyum ve Mental İyi Oluş ölçeklerinden elde edilen veriler kullanılmıştır. Bu araştırmanın evreni, Isparta İlinde Yaşayan 18 yaş üstü yetişkinlerden oluşmuştur. Araştırma örneklemi 301 yetişkin bireyden oluşuyor. Araştırmaya katılanların yaş ortalaması olarak yoğunlaştığı (%33,2) 41-50 yaş aralığıdır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS 25.0 programı yardımıyla analiz edilmiştir. Çalışmada frekans (f), yüzde (%), ortalama (X̄), standart sapma (SS), minimum ve maksimum değerler tanımlayıcı istatistikler olarak kullanılmıştır. Çalışmada iki grup karşılaştırmalarında "bağımsız örneklem t testi" üç ve üzeri grup karşılaştırmalarında "ANOVA" testi kullanılmış, grup farkı için Post Hoc testi yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre Yetişkin bireylerin motivasyonel dindarlık düzeyi ile yaşam doyumu arasında pozitif ilişki tespit edilmiştir. Yetişkin bireylerin motivasyonel dindarlık ve alt boyutları(Prososyal ve Dini-Entelektüel Sorumluluk ve Güç ve Güven Kaynağı Olarak Tanrı ile İlişki) ile Mental İyi Oluş arasında pozitif bir ilişki tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Dindarlık, Dindarlık Düzeyi, Yaşam Doyumu, Mental İyi Oluş Hali, Yetişkinlik.
Çocukluk çağı travmalarının bireylerin ahlaki olgunluk düzeyine etkileri üzerine bir araştırma: Isparta örneği
Bu çalışmada amaç çocukluk çağı travmalarının bireylerin ahlaki olgunluk düzeylerine etkisini incelemektir. Araştırma evreni, Isparta ilidir. Örneklem ise Isparta ilinde ikamet eden 352 kişidir. Araştırmada, araştırmacının hazırladığı Kişisel Bilgi Formu ile katılımcıların demografik bilgilerine ait veriler elde edilmiştir. Katılımcıların çocukluk çağı travma düzeyleri Çocukluk Çağı Travma Ölçeği ile, ahlaki olgunluk düzeyleri ise Ahlaki Olgunluk Ölçeği ile belirlenmiştir. Araştırmada betimsel ve ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Katılımcılara ait veriler online anket formları ile elde edilmiştir. Çalışmada iki grup karşılaştırmalarında Bağımsız Örneklem T Testi kullanılırken üç ve üzeri karşılaştırmalarında ANOVA kullanılmıştır. Parametrik testlerin kullanıldığı durumlarda grup farklılıkları için post hoc testi uygulanmış ve gruplar arasındaki farkların tespiti için Bonferroni metodu tercih edilmiştir. Ahlaki Olgunluk ile Çocukluk Çağı Travmaları ve alt boyutlarının arasındaki ilişki parametrik test yöntemlerinden "Pearson Korelasyon" analizi ile ortaya konmuştur. Araştırma sonuçları, çocukluk çağı travmaları düzeyi yükseldikçe ahlaki olgunluk düzeyinin düştüğünü ortaya koymuştur. Çalışmanın bulguları, çocukluk çağı travmalarının demografik özellikler ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Eğitim düzeyi düştükçe, gelir durumu azaldıkça, ailenin bütünlüğü bozuldukça, kırsal kesimde yaşama oranı arttıkça ve dindarlık düzeyi azaldıkça çocukluk çağı travmalarının sıklığı artmaktadır. Cinsiyet değişkeninin çocukluk çağı travmaları üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Katılımcıların ahlaki olgunluk düzeylerinin demografik değişkenlere göre farklılık gösterme durumu ise şöyledir: Cinsiyet ve anne-baba birlikteliği değişkenleri ahlaki olgunluk düzeyi üzerinde bir etkiye sahip değildir. Eğitim durumu değişkeninde eğitim durumu ilkokul olanlar, eğitim durumu ortaokul, lise, ön lisans, lisans ve lisansüstü olanlardan daha düşük ahlaki olgunluk düzeyine sahiptir. Gelir durumunda yüksek gelire sahip olanlar, düşük ve orta gelire sahip olanlardan daha yüksek ahlaki olgunluğa sahiptir. Yaşamın büyük çoğunluğunu köy ve kasabada geçirenler belde, ilçe merkezi ve il merkezinde geçirenlerden daha düşük ahlaki olgunluktadırlar. Algılanan dindarlık değişkeninde dindar değil ve az dindar olanlar, dindar ve çok dindar olanlardan daha düşük düzeyde bir ahlaki olgunluk düzeyine sahiptirler.
Üniversite öğrencilerinde ebeveyn tutumları ile Tanrı tasavvuru ve eleştirel düşünme becerisi arasındaki ilişki (SDÜ ve ISUBÜ örneği)
Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin algıladıkları ebeveyn tutumlarının ve eleştirel düşünme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada; katılımcıların demografik değişkenlerine dair bilgilerin toplanması için araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", üniversite öğrencilerinin algıladıkları anne-baba tutumlarının belirlenmesi için "Ebeveyn Tutumları Ölçeği", Tanrı ile ilgili algılarını ölçmek için "Tanrı Tasavvuru Ölçeği" ve eleştirel düşünme becerilerine hangi düzeyde sahip olduklarını ölçmek için "Eleştirel Düşünme Becerileri Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma evreni, Süleyman Demirel Üniversitesi ve Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi 2024-2025 bahar döneminde farklı fakültelerde öğrenim gören öğrencilerdir. Çalışmada belirtilen evren içerisinden tesadüfi örnekleme yöntemi ile 181 kadın 91 erkek olmak üzere toplam 272 katılımcı seçilmiştir. Çalışma verileri, katılımcılara sanal ortamda ulaştırılan online anket formları aracılığıyla elde edilmiştir. Toplanan veriler, IBM SPSS 25.0 İstatistik Analiz Programı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, Tanrı tasavvurunun demografik değişkenler ile arasında anlamlı farklar olduğu bulunmuştur. Tanrı tasavvurunun cinsiyet değişkeninden anlamlı düzeyde etkilendiği, kadın katılımcıların Tanrı tasavvurlarının sevgi odaklı olduğu, erkek katılımcıların ise Tanrı'yı korku yönelimli algıladıkları gözlemlenmiştir. Okul dışında din eğitimi alan bireylerin almayanlara göre daha olumlu; yine din eğitimini sevgi merkezli alan bireylerin baskı ve korku merkezli alanlara göre de daha olumlu Tanrı tasavvurlarına sahip oldukları görülmüştür. Eleştirel düşünme becerilerinde ise demografik değişkenlerden cinsiyet açısından sadece "analitiklik" alt boyutunda erkek katılımcılar lehine, sınıf düzeyi değişkeninde ise 4. sınıflar lehine anlamlı sonuçlar olduğu ortaya çıkmıştır. Katılımcıların algıladıkları ebeveyn tutumları ise demografik değişkenlerden etkilenmemekle birlikte din eğitiminin veriliş biçiminin algılanan ebeveyn tutumlarını anlamlı düzeyde etkilediği görülmüştür.
Fahreddin er-Râzî'de güdüler ve insan fiillerine etkileri
Bu çalışmada kelâm tarihinin en önemli tartışmalarından olan "insan fiilleri" meselesi, İslâm düşünce tarihinin köşe taşı isimlerinden Fahreddin er-Râzî düşüncesinde devâî ve savârıf gibi merkezi güdüler üzerinden semantik ve analitik bir okuma ile tahlil edilmeye çalışılmıştır. Konunun kelâm disiplininden önce muhtelif havzalarda cereyan etmesi sebebiyle, çalışmanın birinci bölümünde kavramların tarihi arka planına odaklanarak Râzî öncesinde atfedilen manalar irdelenmektedir. Tarihsel sürecin sunulmasının akabinde, devâî ve savârıf terimlerinin derinlemesine tahlilinin yapıldığı kavramsal çerçeve kısmında Kur'ân-ı Kerîm ve hadîs-i şerîfler başta olmak üzere nakli kaynaklardan yola çıkarak, kavramların Arap literatüründe ve birincil sözlük kaynaklarında nasıl ele alındıkları, mantıkî tutarlılıkları, disiplinler arası değişken tanımları, mezhepsel temellendirmeleri, toplumsal düzeyde nasıl kullanıldıkları ve benzer manalar ifade eden ıstılahî cihetleri izah edilmiştir. Çalışmanın ikinci ve ana bölümünde ise Râzî düşüncesinde güdü mefhumu, insan davranışlarına etkisi, kelâm ilmi bağlamında problematize edilen hususlardaki işlevselliğinin imkânı, psikoloji kuramlarıyla benzer yönleri ve çağdaş yaklaşımlarla irtibatı işlenerek mütekellimin bu husustaki fikriyatı açığa kavuşturulmaya çalışılmıştır.
Toplumsal cinsiyet ve dindarlık ilişkisi- Ağrı örneği
Toplumsal cinsiyet eşitliği ve toplumsal cinsiyet algılarına ilişkin meseleler hem psikolojik hem de dini söylemlerde temel tartışma konuları olmaya devam etmektedir. Bu tartışmalar dil, etnik köken, coğrafya, ebeveyn eğitimi ve din gibi diğer sosyo- kültürel değişkenlerden ayrı tutulamaz. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Türkiye'de toplumsal cinsiyet konusunu incelerken bu faktörleri hesaba katmak elzemdir. Ağrı'da ve Doğu Anadolu Bölgesi'nde bu konuda karşılaştırılabilir bir tez çalışmasının olmaması, bu araştırmanın temel motivasyonunu oluşturmuştur. Bu çalışma, toplumsal cinsiyet algılarının şekillenmesinde aile dinamiklerinin önemini vurgulamaktadır. Çalışma, teorik çerçevede toplumsal cinsiyet eşitliğine hem muhalefeti hem de desteği vurgularken, İslami feminizmin kadın sorunlarına bakış açısını ve bu sorunlara önerdiği çözümleri araştırmaktadır. Çalışmanın ampirik bileşeni, Ağrı'da ikamet eden bireylerin dindarlık ve toplumsal cinsiyet algılarına odaklanmaktadır. Toplam 352 katılımcıya (160 erkek ve 192 kadın) Dini Tutum Ölçeği ve Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği kullanılarak anket uygulanmıştır. Toplanan veriler SPSS 27.0 kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular, dindarlık düzeyleri ile toplumsal cinsiyet algısı arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca, erkek katılımcıların kadın katılımcılara kıyasla daha yüksek dindarlık düzeyleri sergiledikleri tespit edilmiştir. Hipotezler daha sonra bu sonuçlar ışığında analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Din Psikolojisi, Dindarlık, Toplumsal Cinsiyet, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği.
Günümüz 4-11 yaş çocuklarının ahlaki yargı gelişimlerinin Piaget'nin ahlaki yargı gelişim kuramına göre incelenmesi
Bu araştırmada, günümüz 4-11 yaş çocuklarının ahlaki yargı gelişimleri Piaget'nin ahlaki yargı gelişim kuramına göre incelenmiştir. Çalışmanın evrenini İstanbul'un Üsküdar, Kağıthane, Kadıköy, Başakşehir ve Esenyurt ilçelerinde, Sakarya'nın Ferizli, Kocaeli'nin İzmit ve Ankara'nın Yenimahalle ilçesi oluşturmaktadır. Çalışmaya 52 erkek, 48 kız çocuğu olmak üzere toplam 100 çocuk katılım sağlamıştır. Çocuklar yaşlarına göre 20'şerli gruplara ayrılmıştır. 4-5 yaş çocukları; 6-7 yaş çocukları; 8-9 yaş grup çocukları aynı gruplar içerisinde; 10 yaş ve 11 yaş çocukları münferit gruplar halinde incelenmiştir. 4-11 yaş çocuklarının ahlaki yargı düzeyleri, Sözer Çapan (2005) tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu ve ahlaki yargı ölçeğine göre belirlenmiştir. Bu araştırmada, ilişkisel tarama prototipi adı verilen bir nicel inceleme metodu kullanılmıştır. Araştırmanın verileri 2023 Nisan ayında araştırmacı tarafından toplanmış olup bunun için gerekli izinler alınmıştır. Bu süreçte, her çocuğa şahsi olarak ölçekte yer alan hikayeler anlatılmış, çocuklara belirlenen sorular sorulmuştur. Daha sonra cevaplara göre "Ahlaki Yargı Ölçeği (AYÖ)" doldurulmuştur. Söz konusu uygulama her çocuk için ortalama olarak 20-25 dakika arasında sürmüştür. Veri toplama sürecinde 4-11 yaş aralığındaki çocuklardan elde edilen veriler IBM SPSS programı ile incelenmiştir. Araştırmamızın alt problemleri doğrultusunda ahlaki yargı ölçeğine ilişkin betimsel istatistikler; ahlaki yargı ölçeğine ilişkin araştırmaya katılan 4-11 yaş aralığındaki çocukların elde ettikleri puanların cinsiyet, yaş, kardeşinin olup olmadığı durumu, anne babanın eğitim seviyesi değişkenleri açısından farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymak adına t testi; tek yönlü varyans analizi (ANOVA) gerçekleştirilmiştir.
Ebeveyn tutumları ile tanrı algısı arasındaki ilişki: Uluslararası imam-hatip lisesi öğrencileri üzerine bir araştırma
Aile içindeki ilişkiler, bireylerin din ve değer sistemlerinin, inançlarının ve davranışlarının temellerinin atıldığı en önemli çevreyi oluşturur. Uluslararası imam-hatip lisesi öğrencileri, farklı kültürlere mensup ve çeşitli dini değerler taşıyan, bununla birlikte taşıdıkları bu değerleri Türk dini eğitim sistemine dahil olarak etkileşim haline bürünmüş bir grup öğrenci topluluğudur. Bu bağlamda, farklı kültürel geçmişlere sahip ailelerin çocukları olarak, bu bireylerin Tanrı algıları ve dindarlık düzeyleri üzerinde ebeveyn tutumlarının nasıl bir yansıma gösterdiği, toplumda dini algıların farklılaşmasında önemli bir etken olabilir. Bu araştırma, özellikle uluslararası öğrenciler üzerinde bu etkilerin ne şekilde ifade bulduğunu anlamayı amaçlamaktadır. Araştırmada nicel araştırma yöntemi benimsenmiş olup, ebeveyn tutumları ile öğrencilerin Tanrı Algıları ve Dindarlığın inanç, ibadet-sosyal hayat alt boyutlarıyla arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini, İstanbul ve Ankara'da bulunan öğrenim gören yabancı uyruklu 296 kız lise öğrencisi oluşturmaktadır. Veriler, Ebeveyn Tutumları Ölçeği, Tanrı tasavvuru ölçeği, Dindarlık ölçeği ölçme araçları kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler homojen olmadığı ve normallik dağılımı göstermediği için SPSS-26 programında, Non-parametrik testlerden Kruskal Wallis-H Testi, Mann Whitney-U testi ve Spearman Korelasyon testi kullanılmıştır. Bununla birlikte değişkenler arasında var olan ilişkileri görebilmek adına çok değişkenli doğrusal regresyon uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda, Uluslararası imam-hatip lisesi öğrencilerinin dindarlığın inanç alt boyutuna çok yüksek düzeyde sahip oldukları, ibadet ve sosyal hayat alt boyutuna ise orta düzeyde sahip oldukları tespit edilmiştir. Aşırı koruyucu ebeveyn tutumuna sahip bireylerin dindarlık alt boyutları ve Tanrı algıları ile istatiksel olarak olumlu veya olumsuz ilişkisinin görülmediği; duygusal sıcaklık içeren tutum sergileyen ebeveynlere sahip bireylerin, dindarlığın inanç, ibadet ve sosyal hayat alt boyutları ve Tanrı'yı sevgi odaklı algılaması ile pozitif; reddedici ebeveyn tutumuna sahip bireylerin ise dindarlığın inanç, ibadet ve sosyal hayat boyutlarıyla negatif bir ilişki içinde olduğu ve bu tutumun bireyin korku ve ceza yönelimli Tanrı algısı oluşturmasına sebep olduğu anlaşılmaktadır.
Hz. Aişe'nin kişiliği ve dindarlığı
Araştırmamızda Hz. Aişe'nin kişiliği ve dindarlığı üzerine incelemeler yapılmıştır. Öncelikle kişilik ile ilgili tanımlara, kavramlara değinilmiş, kişiliği etkileyen faktörler üzerinde durulmuştur. Kişilik kuramları araştırılmış ve kişilik tipleri üzerinde durulmuştur. Bu bağlamda din ve dindarlık kavramları açıklanmış, dindarlık türleri ve dindarlığın boyutları üzerinde durulmuş, çalışmanın teorik çerçevesi çizilmiştir. Hz. Aişe'nin hayatı incelenirken nesebi, doğumu, yetiştiği aile ortamı, çocukluk yılları, gençliği, evliliği, aile ve sosyal hayatı üzerinde durulmuştur. Hz. Aişe'nin kişiliği ve karakteri incelenmiş, siyasi ve tarihi kimliği de ele alınmıştır. Yine Hz. Aişe'nin dindarlığı ve dini eğitimi araştırılmış, yaptığı ilmi çalışmalar hakkında bilgiler verilmiştir. Hz. Aişe'nin kişiliğinin ve dindarlığının örnekliği vurgulanmıştır. Çalışmamızın sonunda ise Hz. Aişe'nin kişiliği ve dindarlığı hakkında çıkarımlarda bulunulmuştur. Dindarlık eğilimleri ve kişilik özellikleri arasındaki bağa değinilmiş, din ile kişilik arasında karşılıklı bir ilişki olduğu anlaşılmıştır. Bireyin dini tutum ve davranışlarındaki tutarlılığın kişilik özelliklerini etkilediği, aynı zamanda kişilik özelliklerinin de dini tutum ve davranışlarını etkilediği görülmüştür.
Hz. Ömer'in kişiliği ve dindarlığı
İslâmiyet'in doğuşundan günümüze kadar gelen süreç incelendiğinde, İslâm dininin temellerinin atıldığı Hz. Peygamber(s.a.v.) dönemi ve dört halife dönemi dikkat çekmektedir. İslâm devletinin geniş coğrafyalara ulaştığı, sistemli ve kurumsal bir yapıya büründüğü, birçok yeniliğin hayata geçirildiği Hz. Ömer(r.a.)'in halifeliği dönemi önem arz etmektedir. Bu araştırmanın amacı, Hz. Peygamber(s.a.v.) döneminden sonra başlayan dört raşit halife dönemi içerisinde, uygulamalarıyla ve adalet olgusunu en yüksek seviyelere ulaştıran, önemli ve yenilikçi faaliyetlerin gerçekleşmesini sağlayan Hz. Ömer'in kişiliği ve dindarlığını psikolojik bir bakış açısıyla ortaya koymaktır. Zira o, kişilik yapısı ve ortaya koyduğu dindarlık modeliyle günümüz dindarlarına örnek olabileceği gibi aynı zamanda adaletiyle tanınmış bir lider ve yönetici olarak da özellikle insanların adalete susadığı bir dönemde Müslüman yöneticilere rol model olabilecek müstesna bir şahsiyettir. Çalışma giriş kısmından sonra üç bölüm halinde hazırlanmış ve sonuç kısmıyla tamamlanmıştır. Giriş kısmında problem durumu, araştırmanın amacı, önemi ve yönteminden bahsedildikten sonra konu ilgili çalışmalardan örnekler verilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, kişilik ve kişilikle ilgili kavramlar, kişiliği etkileyen faktörler, kişilik kuramları ve tiplerinden bahsedilmiştir. Yine birinci bölümün devamında dindarlık ve dindarlık modellerinden bahsedilmiş ve dini kişilikten ve dini yaşantının kişilik üzerindeki etkisinden söz edilmiştir. İkinci bölümde Hz. Ömer'in hayatı, doğumu ve çocukluk döneminden itibaren ele alınarak, gençlik dönemi, Müslüman oluşu, halifelik öncesi ve sonrası dönemi ve son olarak vefatı incelenmiştir. Bu bölümde ilk dönem İslâm tarihi eserleri günümüzde yapılan çalışmalar ile beraber incelenmiştir. Hz. Peygamber ve Hz. Ebubekir dönemindeki aktif rol aldığı olaylardan söz edilmiştir. Halifelik dönemindeki önemli olaylar, fetihler, aldığı kararlar ele alınmıştır. Üçüncü bölümde Hz. Ömer'in kişiliği ve dindarlığı incelenmiştir. Onun kişiliğine etkisi olan hususlar başlıklar halinde ele alınarak yaşadığı toplumun kültürünün, fiziki özelliklerinin, mizacının kişiliği üzerindeki etkileri incelenmiştir.. Bunun yanı sıra nasıl bir kişilik sahibi olduğunu gösteren olaylar, sözleri yaşantısı ele alınmıştır. İnanç yapısı ve Allah(c.c.) korkusunun onun kişiliğini nasıl etkilediği incelenmiştir Ayrıca ahlaki özellikleri, dindarlığındaki tutarlılığı, ibadetlere verdiği önem ve getirdiği yenilikler, tefsir, hadis ve fıkıh ilmi anlayışı ve bu ilimlere katkılarından bahsedilmiştir. Sonuç kısmında ise yapılan çalışma ile ilgili değerlendirmelerde bulunulmuştur. Hz. Ömer'in kişiliğinde, dinin etkilerinden bahsedilmiş, kişilik oluşumunda dinin rolü ortaya konulmaya çalışılmıştır. Kişilik ve dindarlık arasındaki ilişkinin varlığından ve bu ilişkinin Hz. Ömer'in hayatındaki etkilerinden söz edilmiştir.
Ortaokul Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin dindarlık ve dürüstlük üzerine etkilerine dair öğretmen görüşleri: Kocaeli örneği
Yaptığımız bu çalışma, Ortaokullardaki Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin, öğrencilerin dindarlık ve dürüstlük davranışları üzerinde etkilerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Tez çalışmamız iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde literatür tarama metodu kullanılarak din, ahlak, dindarlık ve dürüstlük gibi temel kavramların tanımlarına yer verilmiştir. İkinci bölümde ise iki farklı İmam-Hatip ortaokulunda görev yapan on Din Kültürü ve Ahlak bilgisi (DKAB) öğretmeni ile nitel (derinlemesine mülakat) araştırma tekniği kullanılarak, öğretmenlerin görüş ve düşüncelerine ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular, DKAB öğretmenlerinin büyük çoğunluğunun dindarlık ve dürüstlük arasında doğrudan ve olumlu yönde bir ilişki olduğunu düşündüğünü ortaya koymaktadır. Katılımcılar, dindar bireylerin dürüst olması gerektiğini vurgulamakla birlikte, her dürüst bireyin dindar olmasının zorunlu olmadığını belirtmişlerdir. Bu durum, DKAB dersinin öğrenciler üzerindeki etkisinin daha çok bilişsel düzeyde kaldığı yönünde ortak bir kanaatin bulunduğunu göstermektedir. Öğretmenler, dersin kazanımlarının dini ve ahlaki değerleri öğrencilere kazandırma açısından potansiyel taşıdığını ancak müfredatın bilgi ağırlıklı olması nedeniyle uygulamaya dönük davranış gelişimi konusunda sınırlı etki oluşturduğunu ifade etmişlerdir. Ayrıca, vicdan, yaş, cinsiyet, aile yapısı ve eğitim düzeyi gibi demografik faktörlerin bireylerin dindarlık ve dürüstlük düzeyleri üzerinde etkili olduğu belirtilmiştir. Bu bağlamda, öğrencilerin kişisel, ailevi ve sosyal altyapılarının dkab dersinin etkilerini şekillendiren önemli değişkenler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Genel olarak bulgular, DKAB dersinin dindarlık ve dürüstlük ilişkisini kavratmada önemli bir araç olabileceğini; ancak bunun etkili olabilmesi için müfredatın sadeleştirilmesi, uygulamaya dayalı öğretim yöntemlerinin artırılması ve öğretmenin rol modeli olarak öğrencilerle ders dışı etkileşimlerde de bulunmasının gerekli olduğunu göstermektedir.
Deprem bölgesindeki gönüllülerin ikincil travmatik stres düzeyleri ile dini başa çıkma tutumları arasındaki ilişki üzerine bir araştırma
Bu çalışma, 6 Şubat 2023 tarihinde gerçekleşen Kahramanmaraş merkezli deprem felaketinin ardından gönüllü olarak afet bölgesine giden bireylerin ikincil travmatik stres düzeyleri ile dini başa çıkma tutumları ve içsel dini motivasyonları arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Araştırma kapsamında deprem bölgesine yardım amacıyla giden 243 gönüllü bireye ulaşılmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeline uygun bir şekilde tasarlanan araştırmada kişisel bilgi formu, ikincil travmatik stres ölçeği, dini başa çıkma ölçeği ve içsel dini motivasyon ölçeği kullanılmıştır. Veriler analiz edilirken Bağımsız Örneklemler t-test, Pearson Korelasyon Analizi ile Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre katılımcıların orta düzeyde ikincil travmatik stres yaşadığı sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcıların ikincil travmatik stres düzeyleri ile cinsiyet, medeni durum, çocuk sahibi olma, daha önce büyük bir depreme maruz kalma, gönüllülük sürecinde depreme maruz kalma ve afet yaşanmış bölgelerde daha önce gönüllü olarak bulunmuş olma değişkenleri arasında farklılaşma olmadığı görülmüştür. İkincil travmatik stres düzeyleri ile olumsuz dini başa çıkma arasında korelasyon düzeyinde pozitif bir ilişki tespit edilmiştir. Regresyon analizinde ise olumsuz dini başa çıkmanın ikincil travmatik stresi pozitif şekilde yordadığı görülmüştür. Olumlu dini başa çıkma ile ikincil travmatik stres arasında bir ilişki bulunmadığı; fakat çoklu doğrusal regresyon analizinde olumlu dini başa çıkmanın ikincil travmatik stresi pozitif şekilde yordadığı görülmüştür. İçsel dini motivasyon ile ikincil travmatik stres arasında bir ilişki olmadığı; diğer taraftan çoklu doğrusal regresyon analizinde negatif yordayıcılığa sahip olduğu görülmüştür. Araştırmanın en dikkat çeken bulgusu ise içsel dini motivasyonun, olumsuz dini başa çıkma ile ikincil travmatik stres arasındaki ilişkiyi zayıflatarak koruyucu bir etki göstermesi olmuştur. Sonuç olarak deprem bölgesinde görev yapan gönüllülerin ikincil travmatik stres ile baş etmede dini inancın doğal bir başa çıkma aracı olarak süreç içerisinde yer aldığı ifade edilebilir.
Ergenlerde sosyal medya bağımlılığı ve dindarlık ilişkisi
Bu araştırmanın amacı ergenlerde sosyal medya bağımlılığı ile dindarlık arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu bağlamda çalışma iki başlık altında yürütülmüştür. İlk bölümde konu başlıkları tek tek incelenmiş ve değerlendirilmiş, ikinci bölümde elde edilen verilerin analizinden ulaşılan bulgular sunulmuş ve tartışılmıştır. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma verileri 2023-2024 yılları içerisinde tüm Türkiye'de aktif olarak öğrenim hayatına devam eden 13-18 yaş aralığındaki ortaokul, lise ve üniversite öğrencilerinden toplanmıştır. Çalışmanın grubunu tesadüfi örnekle yöntemi ile seçilen 242 erkek (%57,5) ve 179 kız (%42,5) olmak üzere toplam 421kişi oluşturmaktadır. Çalışmada, Kişisel Bilgi Formu, Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği ve Dindarlık Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi SPSS 22.0 istatistiksel paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Değişkenlerin puan ortalamalarındaki farklılıkları tespit edebilmek için iki gruplu değişkenlerden bağımsız örneklemlere t-Test analizi uygulanmıştır. Üç veya daha fazla gruba sahip değişkenler için ise One-way ANOVA testi yapılmıştır. Ayrıca değişkenler arasındaki ilişkinin yönünü belirlemek amacıyla Pearson Korelasyon Analizi uygulanmıştır. Araştırmanın bulguları kapsamında sosyal medya bağımlılığı ile dindarlık arasında bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir.
Haram algısının din psikolojisi açısından incelenmesi
Haram, hürmet, muhterem, ihram kelimeleri aynı kökten gelmekte ve harem kelimesi ile eş anlamlı olduğu bilinmektedir. Aslı Akkadca da "örtmek, gizlemek, başkalarından esirgemek" mânalarındaki harem kelimesi Arapça da "dokunulmaz, korunmuş olan, mübarek, mukaddes" manasına gelmektedir. Bundan dolayı Mekke'ye el- Beledü'l-haram, Kâbe'ye el-Beytü'l-harâm, çevresindeki mescide el-Mescidü'l-haram denilmektedir. Yaradan, yeryüzünde insanlar için kurulan ilk mabed olan Kâbe'nin yani el-Mescidü'l haram'ın mübarek ev olduğunu bizlere bildirmektedir. Din psikolojisi açısından araştırmanın en önemli amacı, yetişkin bireylerin haram kavramını nasıl algıladığını tespit ederek "Haram Algısı Ölçeği" geliştirmektir. Bu kapsamda demografik değişkenlere göre Tanrı algısı, psikolojik iyi oluş ve haram algısı düzeylerinin farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymaktır. Araştırmanın birinci bölümünde haram kavramı ve türevleri, yakın anlamlı kavramlar, bireyde oluşturduğu psikolojik etkiler, İslam'da korunması gereken beş temel esas ve Kohlberg'in ahlakî gelişim kuramı yer almaktadır. İkinci bölümde nitel veri analizleri, ölçek oluşturmak üzere gerçekleştirilen araştırma süreç çalışmaları ve analizleri, nicel veri analizleri hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde ise elde edilen verilerin yorumlandığı tartışma ve sonuç kısımları yer almaktır. Araştırma keşfedici sıralı karma desen olarak, uygun örneklem yöntemi ile yapılmıştır. Çalışmanın evrenini 2021-22 eğitim öğretim yılında Türkiye'de yaşayan 18 yaş üstü yetişkin bireyler oluşturmaktadır. Türkiye'de yaşayan 601 gönüllü katılımcıyla gerçekleştirilmiştir. Veriler "Kişisel Bilgi Formu", "Tanrı Algısı Ölçeği", "Psikolojik İyi Oluş Ölçeği" ve "Haram Algısı Ölçeği" aracılığıyla elde edilmiştir. SPSS programı ile analiz edilen ölçek maddeleri faktör analizi sonucu iki boyutlu, güvenirlik ve geçerlik katsayıları yüksek 'Haram Algısı Ölçeği' geliştirilmiştir. Çalışma sonucunda, katılımcıların Sevgi Yönelimli Yaradan Algısı boyutu puanları artıkça haram kavramının yasak algısı puanlarının düştüğü ve hürmet algısı puanlarının yüksek düzeyde olumlu yönde arttığı; Korku Yönelimli Yaradan Algısı boyutu puanları artıkça haram kavramının yasak algısı puanlarının benzer yönlü yüksek düzeyde arttığı ve hürmet algısı puanlarının düştüğü belirlenmiştir. Katılımcıların özerklik, çevresel hakimiyet, kendini kabullenme, insanlarla olumlu ilişkiler, kişisel gelişim ve genel psikolojik iyi oluş boyutu puanları artıkça haram kavramının yasak algısı puanlarının düştüğü saptanmıştır. Katılımcıların çevresel hakimiyet, hayatın amacı, kendini kabullenme, insanlarla olumlu ilişkiler ve genel psikolojik iyi oluş puanları artıkça haram kavramının hürmet algısı puanlarının benzer yönlü yüksek düzeyde arttığı tespit edilmiştir. Hürmet algısı psikolojik sağlığı desteklerken, yasak algısının psikolojik sağlığı olumsuz etkilediği düşünülmektedir.
Önyargı, merhamet ve dindarlık ilişkisi
Bu çalışmanın temel amacı önyargı, dindarlık ve merhamet arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu temel amacın yanı sıra demografik değişkenler ile önyargı ve merhamet arasındaki farklılaşmaların da incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeline göre tasarlanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Demografik Bilgi Anketi" ile birlikte "Önyargı Ölçeği", "Merhamet Ölçeği" ve "Dini Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi 130'u erkek ve 370'i kadın olmak üzere toplam 500 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırmada veriler SPSS 20.00 versiyonu ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde t-Test, ANOVA, korelasyon ve regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen regresyon analizi neticesinde dindarlık ile önyargı arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki, dindarlık ile merhamet arasında da pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Ancak önyargı ile merhamet arasında istatiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir.
The role of religious ideologies in children's expectations about moral and conventional norm violations
Previous research shows that children differentiate religious groups and expect different behaviors from them starting from 5 years of age. This study aimed to understand how children's expectations from religious groups change across social norm domains and age. In this online study, 81 6-7-year-olds and 80 9-10-year-olds were recruited and introduced to characters with contrasting religious beliefs based on randomly assigned conditions. Characters were Muslim-believers and disbelievers in one condition and were Muslim-believers and non-Muslim believers in the other condition. Across four trials, children were asked about which characters might have violated a moral or conventional norm. Then, they were asked about whom they would trust and play with, and which character is most like them. Overall, children expected more norm violations from disbelievers than believers. Older children attributed more norm violation to non-Muslims than younger children. Younger children expected more conventional violations from disbelievers, whereas older children expected more moral violations (vs. non-Muslim believers). Compared to younger children, older children expected more moral violations from disbelievers and conventional violations from non-Muslim believers (vs. Muslims). Also, children of all ages trusted Muslim characters more than non-Muslim characters, and this trend strengthened with age. On the other hand, children preferred to play with Muslims over non-Muslims, except younger children who were introduced to Muslim and non-Muslim believer characters. In sum, these results show that children judge religious groups in a nuanced way; yet their expectations from and attitudes toward those groups might change during elementary school years.
Ergenlerde dindarlık ile öznel iyi oluş arasındaki ilişkinin incelenmesi (Çarşamba örneği)
Bu araştırma sürecinde lise öğrencilerinin dindarlık özellikleri ile öznel iyi oluş durumları arasındaki ilişkiler çeşitli değişkenlere göre incelenmiştir. Bu kapsamda Samsun ili Çarşamba ilçesinde liselerde öğrenim görmekte olan toplam 540 öğrenciye ulaşılarak araştırma sürecinde kullanılan veri toplama araçları uygulanmıştır. Araştırma sürecinde toplanan verilerin veri analizine uygunluğunu belirlemek için normallik testleri yapılmış ve veri setlerinin parametrik nitelik taşıdığı belirlenmiştir. Bu kapsamda araştırma sürecinde veri analizi için t testi, varyans analizi, korelasyon analizi ve regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre lise öğrencilerinin dindarlık puanlarının cinsiyet ve anne baba tutumlarına göre anlamlı farklılaşma göstermediği bulunmuştur. Buna karşın lise öğrencilerinin dindarlık puanlarının yaş değişkenine göre bilgi ve duygu alt boyutunda anlamlı farklılaşma gösterdiği, ailenin gelir düzeyine, duygu ve etki alt boyutlarında anlamlı farklılaşma gösterdiği, herhangi bir dini gruba ait olma değişkenine göre ibadet, bilgi ve duygu alt boyutlarında anlamlı farklılaşma olduğu, dini yayınları takip etme değişkenine göre sadece etki alt boyutunda anlamlı farklılaşma olduğu, anne eğitim düzeyi değişkenine göre inanç, bilgi, duygu ve etki alt boyutlarında anlamlı farklılaşma olduğu, baba eğitim düzeyi değişkenine göre bilgi ve duygu alt boyutlarında anlamlı farklılaşma olduğu bulunmuştur. Ayrıca, lise öğrencilerinde dindarlık ile öznel iyi oluş arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler olduğu ve dindarlığın öznel iyi oluşu tüm alt boyutları ile pozitif yönlü ve anlamlı düzeyde yordadığı bulunmuştur. Elde edilen bulgulardan hareketle dindarlığın lise öğrencilerinde öznel iyi oluşu anlamlı düzeyde etkileyen önemli bir değişken olduğu ve öznel iyi oluşu artırarak yaşam doyumunu artırmayı hedefleyen çalışmalarda dindarlık değişkeninin önemli bir etmen olarak göz önünde bulundurulmasının yararlı olacağı söylenebilir.
Covid-19'a yakalanan bireylerde dini başa çıkma (Amasya örneği)
2019 yılında Aralık ayında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından Çin'in Hubei bölgesinde Wuhan kentinde deniz mahsülleri pazarında, sebebi belli olamayan fazlaca pnömoni hastası tesbit edilmiş ve bildirilmiştir. İlk defa 12 Ocak 2020'de bu tür şikâyetlerin nedenlerinin yeni tip bir koronavirüs olduğu (2019-nCoV) belirtilmiş ve 11 Şubat 2020 tarihinde bu salgın "Covid-19" pandemisi olarak adlandırılmıştır. Özellikle hastalığın tedavisi için herhangi bir yol ve yöntem belirlenememesi nedeniyle bu salgın insanlarda korku, tedirginlik ve strese sebep olmuş ve bu duygular da insanların davranış şekillerinde bozulmalara ve psikolojik sağlamlıklarında olumsuzluk durumunu ortaya çıkarmıştır. Bir şeye inanma yani din, hayatta karşımıza çıkan zor durumlara karşı bizi güçlü kılan, bize zorluklar karşısında güç veren özelliktir. Ayrıca din, insanlara karşısına çıkan problemlerin karşılığını vereceğini vaad etmektedir. Olağanüstü bir olay ve problemle baş başa kalan bireyler bu olayı anlamaya çalışırken diğer taraftan karşısına çıkan olaylarla dininden destek alarak başa çıkmaktadır. Hayatta karşı karşıya kaldığımız salgınlar, hastalıklar, tehlikeler veya bizi strese sokan olaylarla baş edebilmek ve bu durumdan kurtulmak için başa çıkma yöntemleri kullanmaktayız. Olumsuz durumlarla karşı karşıya kaldığımız bu gibi durumlarda ortaya koyduğumuz bu çabanın dini yönelimi ise dini başa çıkma metodumuzu ortaya koymaktadır. Bazı kişiler Allah'tan yardım isterken, bazı kişiler ise dinden uzaklaşma davranışı gösterebilmektedir. Bu çalışmada Amasya il ve ilçelerinde ikamet eden ve resmi olarak Covid 19 tanısı alıp hastalığa yakalanmış kişilerin bu hastalığa yakalandıklarında bu hastalığın bir sağlık sorunu mu olduğunu düşündükleri yoksa hastalığı bir ceza olarak mı nitelendirdikleri, bu hastalıkla başa çıkmada dini başa çıkma yöntemlerine başvurup başvurmadıkları, hastalık sürecinde dini inanç ve ibadetlerinde farklılıklar olup olmadığı ve alternatif tıp yöntemlerine başvurup başvurmadıklarını ortaya koymak amaçlanmıştır. Çalışmanın evrenini Amasya il merkezi ve ilçelerinde yaşayan ve 2020-2021-2022 yıllarında Covid-19 salgınana yakalanan hastalar oluşturmaktadır. Örneklem olarak da tesadüfi örneklem yöntemi ile seçilen bireyler ile derinlemesine görüşme yapılmıştır. Başkale'nin (2016) çalışmasında derinlemesine görüşmelerde örneklemin yaklaşık 30 kişi olması gerektiğini ifade etmiştir. Buradan hareketle çalışmanın örneklemini 31 katılımcı oluşturmaktadır. Bu katılımcıların cinsiyetlerine göre homojen olarak dağılımlarına dikkat edilmiştir. Kullanılan yöntem ise nitel araştırma yöntemlerinden biri olan mülakat tekniğidir. Elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştıma neticesinde varılan sonuç Covid-19 hastalığına yakalanan bireylerin çoğunluğu bu hastalığı küresel bir sağlık sorunu olarak görmektedirler. Covid-19 hastalığına yakalanan bireylerin bu hastalığa yakalandıklarında inanç durumlarını sorgulamadıklarını, dini başa çıkma yöntemlerini kullandıklarını, bu hastalıkla birlikte dini inanç ve ibadetlerinde farklılık olduğunu belirtmişlerdir. Bu hastalığa yakalanan bireylerin büyük çoğunluğunun Covid-19 hastalığı ile başa çıkmak için alternatif tıp'a yönelmekle birlikte dini başa çıkma yöntemlerine başvurdukları ortaya çıkmıştır.
Lise öğrencilerinde deizm, agnostisizm ve diğer inanç eğilimleri
Din, insanlık tarihi boyunca birey açısından değer ve anlam oluşturan vazgeçilmez bir unsurdur. Ancak günümüzde özellikle ergenlik dönemindeki bireyler arasında geleneksel dinî yapılarla kurulan ilişki daha sorgulayıcı ve bireysel bir boyut kazanmaktadır. Son yıllarda ülkemizde ve uluslararasında gençler arasında deizm ve agnostisizme eğilimin arttığına dair yaygın söylemler bulunmaktadır. Bu problemden hareketle araştırmamızın konusu liseli gençlerin inanç yapılarında gözlemlenen dalgalanmalar ve buna bağlı olarak ortaya çıkan deizm, agnostisizm gibi eğilimlere sebep olan unsurların din psikolojisi perspektifiyle ele alınmasıdır. Araştırmamızın amacı, liseli gençlerin söylemlerinde deizm ve agnostisizme yönelik düşünsel eğilimlere etki eden psikolojik, bilişsel ve gelişimsel süreçleri anlamaya çalışmaktır. Araştırmada, bireyin iç dünyasını, öznel yaşantılarını ve inanç eğilimini derinlemesine anlamak amacıyla nitel araştırma yöntemi benimsenmiştir. Bursa ili Osmangazi ilçesinde, sosyal bilimler ve meslek lisesi olmak üzere iki farklı okul türünden 30 öğrenci ile yarı-yapılandırılmış görüşmeler yapılmış ve bulgular, literatüre dayalı belirlenen temalar çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bu araştırmada öğretmen gözlemleri ve rehberlik servislerinin yönlendirmeleri çerçevesinde öğrencilere ulaşılarak kolayda örnekleme ve amaçlı örnekleme yöntemleri birlikte kullanılmıştır. Araştırma sonucunda şu yargılara ulaşılmıştır: dinî sosyalleşme ve aile temasına göre; gençlerin dinî inanç ve kimlik gelişiminde ailenin belirleyici rolü ortaya koyulmuştur. Katılımcılar büyük çoğunluğunun çocukluk döneminden itibaren aileleri aracılığıyla dinî kavramlarla tanıştıklarını belirtmiş, ancak bu aktarım bireylerde farklı etkiler yaratmıştır. Açıklayıcı ve destekleyici aile tutumlarının inancı pekiştirdiği, baskıcı, ilgisiz ya da serbest tutumların ise zamanla şüphe ve uzaklaşmaya yol açtığı gözlemlenmiştir. Tanrı algısına göre; katılımcıların büyük çoğunluğunun, Tanrı'nın varlığına inanmakla birlikte bu inancı geleneksel dinî öğretilerden bağımsız, bireyselleştirilmiş bir şekilde tanımlama eğilimi ortaya çıkmaktadır. Tanrı bazı katılımcılar için güçlü, sığınılacak bir varlık iken bazıları için, sorgulayıcıdır. Tanrı algısındaki bu çeşitlilik ergenlik dönemi gelişimsel özellikleri çerçevesinde, kimlik arayışı, bilişsel gelişim ve duygusal ihtiyaçlarla şekillenen çok boyutlu bir inanç yapısını ortaya koymaktadır. Peygamber algısı, katılımcıların çoğu tarafından geleneksel ve olumlayıcı bir çerçevede değerlendirilmektedir. Ancak az sayıda öğrencinin bu kavrama yönelik sorgulayıcı ve mesafeli tutumlar geliştirmesi, dinî figürlerin bireysel düzlemde anlamlandırılmasında çeşitlilik bulunduğunu ortaya koymakta ve bu durum ergenlikte kimlik oluşumunun çok katmanlı doğasına işaret etmektedir. Katılımcıların önemli bir kısmı Tanrı ve peygamber inancını korumaktadır. İnanca karşı mesafeli bir duruşa sahip olanlar dahi aşkın bir yaratıcı algısına sahip ve deizm-agnostisizme karşı eleştirel bir söylem geliştirmiştir. Bazı öğrencilerde deistik-agnostik eğilimler gözlemlenmiştir fakat bu eğilimler ergenlik dönemi gelişimsel özellikleri, anlam arayışı, dinî eğitimdeki yetersizlikler, aile ve akran etkisi, özellikle de sosyal medya etkisine dayandırılmıştır. Buna dayanarak, deist ve agnostik eğilimlerin yaygınlığından ziyade, yaygın olanın deizm ve agnostisizm söylemi olduğu sonucuna varılmıştır.
Hadisler ışığında iletişim ve kişiler arası ilişkiler
İletişim, insanlar arasında bilgi, duygu ve düşünce alışverişini sağlayan temel bir süreçtir. Bu süreç; sözlü, sözsüz, yazılı, görsel ve örgütsel iletişim olarak farklı yöntemlerle gerçekleştirilir. Bu çalışmanın amacı, hadisler ışığında Hz. Muhammed'in kişiler arası ilişkilerinde benimsediği iletişim yaklaşımını incelemek, bu yaklaşımın etkili sosyal ilişkilere ve iletişim engellerinin çözümüne örneklik teşkil etmesidir. Çalışmanın varsayımı, Hz. Muhammed'in iletişim yöntemlerinin evrensel olduğu ve günümüzdeki iletişim sorunlarına çözüm sunabileceği yönündedir. Çalışmanın kapsamını, Hz. Muhammed'in iletişim tarzı ve bu iletişim tarzının toplum üzerindeki etkilerine dair yapılan incelemeler oluşturmaktadır. Bu bağlamda tezin birinci bölümünde iletişim kavramının tanımı ve kavramsal çerçevesi çizilerek; iletişimin şekli ve iletişimi meydana getiren unsurlar; ikinci bölümde ise, Hz. Muhammed'in iletişimsel özellikleri ve kişiler arası ilişkilerinde öne çıkan hususlar ele alınmıştır. Çalışmada, hadisler temel alınarak, nitel araştırma yöntemlerinden literatür incelemesi, örnek olay yöntemi ve doküman analizi kullanılmıştır. Çalışmanın veri toplama sürecinde öncelikle Kütüb-i Sitte'yi oluşturan temel hadis kitapları (Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî ve İbn Mâce) detaylı şekilde taranmıştır. Bu tarama sonucunda iletişim ve kişiler arası ilişkilere ışık tutan hadisler belirlenmiştir. Hz. Muhammed'in belirli iletişim durumlarına odaklanan ve farklı sosyal bağlamları yansıtan hadislerin incelenmesi amacıyla örnek olay yöntemi kullanılmıştır. Kitap, ansiklopedi, makale, tez ve internet kaynaklarından yararlanırken doküman analizi kullanılmıştır. Bu çalışmada, Hz. Muhammed'in iletişim yaklaşımlarının modern iletişim teorileriyle örtüşen çok boyutlu bir karakter taşıdığı sonucuna varılmıştır. Öncelikle, Hz. Peygamber'in iletişim yaklaşımı, tek yönlü bir bilgi aktarımından ziyade, alıcı ve verici arasında karşılıklı anlam inşasına dayalı bir süreç olduğu görülmektedir. Hz. Muhammed'in, kişiler arası ilişkilerde iletişimi başlatma, sürdürme ve iletişim engellerini çözme konusunda başarılı olduğu tespit edilmiştir.
Kahramanmaraş merkezli deprem bölgesinde görevlendirilen din görevlilerine göre sahadaki manevi danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin değerlendirilmesi
Bu çalışma, 6 Şubat 2023 tarihli Kahramanmaraş merkezli deprem bölgesindeki manevi destek hizmetlerinde görevlendirilen Diyanet İşleri Başkanlığı personelinin katıldığı manevi destek organizasyonunun yapısını anlama, manevi destek hizmetleri kapsamında sahada yürütülen faaliyetleri belirleme, afetzedelerin manevi ihtiyaçlarının nasıl tespit edildiğini, sahada karşılaşılan manevi sorunlar ve bu sorunlara yaklaşım biçimlerini, din görevlilerinin karşılaştıkları zorluklar ve bu zorluklarla başa çıkma süreçlerini, sunulan hizmetlerin etkisi, geliştirme ve iyileştirme çalışmalarını ortaya koyma amacını taşımaktadır. Belirlenen amaç doğrultusunda araştırma, nitel yönteme göre tasarlanmış olup fenomenoloji deseni ile yapılandırılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Toplam 26 kişi ile yapılan görüşmelerden elde edilen verilerin analizinde betimsel analiz yaklaşımı tercih edilmiştir. Verilerin tematik çözümlemesinde MAXQDA 2024 Nitel Veri Analiz Programından yararlanılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda; din görevlilerinin bağlı bulundukları müftülükler aracılığıyla gönüllü olarak sürece katıldıkları, AFAD koordinasyonunda bölgelere ulaşıp, diğer yardım kurum ve kuruluşlarıyla iş birliği halinde belirli süreler içinde kendi amirleri tarafından organize oldukları anlaşılmıştır. Afet bölgesindeki manevi destek hizmetleri kapsamında, sahada dua ve ibadet hizmetleri, çadır ziyaretleri, moral motivasyon etkinlikleri, cenaze defin işlemleri, ulaşılamayan köylere manevi sosyal hizmetler, çocuklar için 4-6 yaş Kur'an Kursu faaliyetlerinin gerçekleştirildiği belirlenmiştir. Çalışma, afet bölgesindeki manevi danışmanlık hizmetlerinin toplum ve birey üzerinde olumlu etkilerini ortaya koymaktadır. Olası afet durumlarında manevi destek hizmeti sunacak personelin manevi yardım becerileri geliştirilmelidir.
Özel gereksinimli çocuğu olan ebeveynlerin maneviyat ve psikolojik sağlamlık ilişkisi üzerine bir araştırma
Araştırmanın temel amacı özel gereksinimli çocuğu olan ebeveynlerin maneviyat ile psikolojik sağlamlığı arasındaki ilişkinin ortaya konulmasıdır. Ayrıca özel gereksinimli çocuğu olan ebeveynlerin maneviyat ve psikolojik sağlamlık düzeylerinin cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, anne-babanın mesleği, ailenin gelir durumu, çocuğun özel gereksinim türü, özel gereksinimli çocuğun yaşı gibi değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını inceleyerek, sonuçlara uygun çözüm önerileri sunmaktır. Araştırma örneklemini 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Kütahya ilinde özel eğitim okulları ve kaynaştırma programında bulunan öğrencilerin basit random örnekleme yoluyla seçilen gönüllü 360 anne babası oluşturmaktadır. Araştırma nicel yaklaşıma dayalı ilişkisel tarama modelinde yürütülmüştür. Araştırmaya katılan anne babalardan veriler "Kişisel Bilgi Formu", "Maneviyat Ölçeği" ve "Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği" (KPSÖ) uygulanarak toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22 İstatistik Paket Programı yardımı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda özel gereksinimli çocuğu olan ebeveynlerin psikolojik sağlamlık ile maneviyat ilişkisi arasında pozitif yönde ve düşük düzeyde (r=,214) anlamlı (p<,05) bir ilişki olduğu görülmüştür. Araştırmaya sosyoekonomik değişkenlere göre bakıldığında psikolojik sağlamlık ve maneviyat düzeylerinde farklılaşma ve anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir.
COVID-19 salgını döneminde lise öğrencilerinin maneviyat ve psikolojik sağlamlık düzeyleri arasındaki ilişki üzerine bir araştırma
Bu çalışmada, Covid-19 salgını döneminde lise öğrencilerinin maneviyat ve psikolojik sağlamlık düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmada; okul türü, yaş, kardeş sayısı, anne-baba birliktelik durumu, evde çekirdek aile dışında yaşayan bireyler, ailenin maddi durumu, Covid-19 hastalığı geçirme gibi değişkenler ele alınmıştır. Bu çalışmada genel tarama ve ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak Doğan (2015) tarafından geliştirilen "Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği" ve Şirin (2018) tarafından geliştirilen "Maneviyat Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Kütahya'da öğrenim gören 512 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada elde edilen veriler bilgisayar paket programları kullanılarak analiz edilmiştir. Veriler betimsel analizler (yüzde, frekans), fark analizleri (t-testi, ANOVA) ve korelasyon kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre öğrencilerin maneviyat algılarının yüksek düzeyde olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin maneviyat düzeylerinde cinsiyetine göre kızların lehine fark saptanmıştır. Ayrıca katılımcıların aile birlikteliğinin maneviyat algılarını artırdığı tespit edilmiştir. Diğer taraftan öğrencilerin psikolojik sağlamlıklarının orta düzeyde olduğu saptanmıştır. Araştırmada incelenen değişkenlere göre -cinsiyet hariç- öğrencilerin psikolojik sağlamlık düzeyleri arasında anlamlı fark tespit edilmemiştir. Ayrıca katılımcıların maneviyat ve psikolojik sağlamlık düzeyleri arasında pozitif yönde ilişki tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları dikkate alındığında lise öğrencilerinin psikolojik sağlamlıklarını arttırmak için maneviyat düzeylerini arttırıcı faaliyetlerin yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Covid-19, Lise Öğrencileri, Maneviyat, Psikolojik Sağlamlık, Ruh Sağlığı
İlköğretim 1., 2. ve 3. sınıflarda din eğitimi ihtiyacı
Türkiye'deki uygulamaya göre, ilköğretim 1., 2. ve 3. sınıflarda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi yoktur. Bu ders ilköğretim 4. sınıftan itibaren başlamaktadır.Çalışmanın amacı bu uygulamayı hukukî ve ilmî boyutları ile ele almaktır.Bu çalışmada din eğitim tarihi, din psikolojisi, gelişim psikolojisi, eğitim psikolojisi alanlarından faydalanılmış ve sınıf öğretmenlerinin görüşlerine başvurulmuştur.