Japonya

Bu konu başlığı altında 82 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Japonya ve Finlandiya'da öğretmen yetiştirme ve atama sisteminin Türkiye ile karşılaştırılması

Eğitim sistemini geliştirmeye yönelik yapılacak herhangi bir düzenlemede ilk akla gelen, eğitim sisteminin vazgeçilmez ve en önemli öğelerinden biri olan öğretmenlerin yetiştirilmesi, seçimi ve atanması ile hizmet içi eğitimi geliştirme gibi düzenlemelerdir. Bu araştırma, Japonya ve Finlandiya'da öğretmen yetiştirme, öğretmen yetiştiren eğitim kurumlarına öğretmen adayı seçme, atama ve hizmet içi eğitim sistemlerinin incelenmesi ve sonuçta da Türkiye'ye yönelik öneriler geliştirilmesi amacıyla yapılmıştır. Karşılaştırmalı eğitim araştırması olan bu betimsel çalışmada, Japonya ve Finlandiya'nın eğitimde yakaladıkları büyük başarı bakımından dünyanın önde gelen ülkelerinden olmaları ve bu başarının asıl sebebinin öğretmenler olarak gösterilmesi dikkate alınmış, bu ülkelerin araştırma için iyi bir örneklem olacakları düşünülmüştür. Çalışma kapsamında seçilen ülkelerin eğitim sistemleri ve öğretmen yetiştirme sistemleri ile ilgili ülke ve dünya alanyazınında internet ve üniversite kütüphanelerinden ulaşılan makale, tez, bildiri ve raporlar belge tarama modeli ile yatay yaklaşım kullanılarak ayrı ayrı paralel bir şekilde incelenmiş, güncel verilere ulaşılmaya çalışılmıştır. Örnek olarak seçilen bu iki ülkenin eğitim sistemleri ayrı ayrı betimlenmiş, sonrasında bu ülkelerde ve Türkiye'de öğretmenlerin hizmet öncesi süreçte nasıl yetiştirildiği, mesleğe nasıl seçilip atandıkları, hizmet içi eğitim süreçleri ve meslek dahilinde sahip oldukları hak ve sorumluluklar benzer başlıklar altında paralel olarak incelenerek üç ülkedeki öğretmen yetiştirme, seçme, atama ve hizmet içi eğitim sistemi karşılaştırılmış ve tespit edilen benzerlik ve farklılıklar irdelenmiştir. Çalışma sonunda Japonya ve Finlandiya'daki öğretmen yetiştirme sistemine öğrencilerin Türkiye'de olduğu gibi tek bir sınav ile seçilmediği, ilk aşama olan sınavdan sonra mülakat ve uygulamalı sınavların da yapıldığı; hizmet öncesi verilen eğitimde uygulamaya çok önem verilerek Türkiye'den farklı olarak atama sürecinde yerel uygulamalara da gidildiği ve atama koşullarının daha fazla nitelik gerektirdiği saptanmış, hizmet içi eğitimin daha çok özendirildiği, öğretmenlerin ekonomik ve sosyal anlamda daha önde oldukları belirlenmiştir. Tüm bu bulguların ışığında Türkiye'de değişmesi önerilen hususlar ele alınmış ve daha sonraları bu konu üzerine yapılacak çalışmalar için öneriler geliştirilmiştir.

AtamalarEğitim sistemiFinlandiya+7
Eda Abbasioğlu
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Akira Kurosawa sinemasında mitik unsurlar

Mitoloji, insanlık tarihinin en eski disiplinlerinden biri olarak günümüz toplumunun bilinçdışında hâlâ varlığını sürdürmektedir. Mitler ve efsaneler, ait olduğu toplumun gelenek ve düzeninin temellerini yansıtan düşsel hikâyeler olduğu gibi, ideoloji, folklor, din ve sanat ile de çok yakın bir ilişki içindedir. Sinema da içinde üretildiği toplumun dini, ideolojik ve mitik bilinçdışını yansıtan toplumsal bir üründür. Japon Sineması'nın en önemli yönetmenlerinden biri olan Akira Kurosawa ise hem etnik kökeni hem de dini inancı dolayısıyla filmlerinde belki de mitik öğeleri en fazla kullanan yönetmenlerden biridir. Kurosawa sinematografik olarak çok incelenen bir yönetmen olmasına rağmen, filmlerinin mitlerle ilişkisi, sinema eleştirmenleri tarafından çok fazla ele alınmamıştır. Bu araştırmanın problemi ise, Kurosawa'nın filmlerinde bu mitsel ve efsanevi izlerin nasıl dönüşüme uğrayarak sinemada yeniden üretildiğidir. Araştırmada bu sorun temelinde, Şintô inancının sahip olduğu mitik zenginliğin Kurosawa filmlerine nasıl yansıdığının analizini yapmak ve hangi doğrultuda değişim gördüğünü ortaya koymak amaçlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Sinema, Mitler, Kolektif Bilinçdışı, Japon Kültürü, Japon Mitolojisi, Şintô, Japon Sineması, Akira Kurosawa.

BilinçdışıJapon kültürüJapon sineması+6
Miray Karaağaç
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
DoktoraAçık ErişimTR

Müslümanlaşma sürecine sosyolojik bir yaklaşım: Japon Müslümanlar

Bu araştırmada din değiştirme fenomeni Japon Müslümanlar örneğinde incelenmiştir. Araştırmanın amacı Japonların din değiştirerek Müslüman olma süreçlerini ve Japonya'da Müslüman bir Japon olarak yaşama deneyimlerini anlamak ve din değiştirme literatürüne kavramsal bir katkı sağlayabilmektir. Bu amaca uygun nitel bir araştırma olarak tasarlanan bu çalışmada hem fenomenoloji hem de gömülü teori yaklaşımlarının bakış açıları, araştırma teknikleri ve veri analiz metotları bir arada kullanılmıştır. Fenomenolojik yöntem ile Japon Müslümanların din değiştirme deneyimleri anlamlandırılmaya çalışılırken, gömülü teori yaklaşımı ile de kuram geliştirmek hedeflenmiştir. Araştırma teorik bir bölümden ve bir saha çalışmasından oluşmaktadır. Teorik bölümde, saha çalışmasını destekleyecek bir şekilde din değiştirme, kimlik, Japonya'da din ve dindarlık ve Japonya'da İslam'ın geçmişi incelenmiştir. Saha çalışması için 2016 Eylül - 2017 Aralık ve 2019 Şubat – 2020 Ocak ayları arasında toplam 2 yıl 3 ay Japonya, Tokyo'da bulunulmuştur. Bu süreç boyunca 2 yıl Tokyo, Waseda Üniversitesi'nde ve 3 ay Tokyo Camii ve Türk Kültür Merkezi'nde misafir araştırmacı olarak çalışmalar yapılmıştır. Bu saha çalışması boyunca nitel araştırma veri toplama yöntemlerinden yarı-yapılandırılmış mülakat, katılımcı gözlem, saha notları ve dökümantasyon tekniklerine başvurulmuştur. Kendileriyle mülakat yapılan Japon Müslümanların birçoğu Tokyo'da, bir kısmı da Japonya'daki diğer şehirlerde ikamet etmektedir. Katılımcılara kartopu ve amaçlı örneklem metotlarıyla ulaşılmıştır. Yaşları 19 ile 81 arası değişen, 32 kadın ve 30 erkek toplam 62 kişi ile yarı yapılandırılmış mülakatlar yapılmıştır. Tokyo Camii ve Türk Kültür Merkezi ile yine Tokyo'daki Japon Müslüman Derneği başta olmak üzere, çeşitli cami, mescit ve derneklerin etkinliklerine katılınmış, Japon Müslümanlar ile görüşmeye devam ederek gözlemler yapılmış ve saha notları tutulmuştur. Ayrıca Waseda Üniversite kütüphanesinde literatür araştırması yapılmıştır. Araştırmanın temel ve alt problemleri kapsamında incelenen konular; Japonların İslam dini ve Müslümanlar ile karşılaşma koşulları, Müslüman olma süreçleri, onları bu tercihe yönelten motivasyonlar, geçmişlerinin ve Japon toplumunda sosyalleşmelerinin Müslüman olmaları ve sonrasında İslam'ı yorumlama ve yaşama biçimleri üzerindeki etkileri, kimliklerinin ve Japon toplumu ile ilişkilerinin nasıl etkilendiği ve son olarak din değiştirme literatürünün Japon Müslümanların deneyimleriyle ne derece uyumlu olduğudur. Sonuç olarak, Japon Müslümanların İslam ile ilk anlamlı karşılaşmasının sosyal bağlamda, büyük çoğunluğu yurt dışı olmak üzere iş, eğitim ve seyahat sırasında gerçekleştiği tespit edilmiştir. İslam ile karşılaşmadan önce hâlihazırda var olan yaşam şartlarından ve inançlarından ciddi tatminsizlikleri ve yeni bir yaşam ve inanç biçimi arayışı içinde olmayan Japonlar, farklı şekillerde İslam ile ilgilenmeye başlamıştır. Müslüman olmaları dört farklı motivasyon ile gerçekleşmiştir: sosyal, entelektüel, psikolojik ve pragmatik. Müslüman olduktan sonra da ciddi bir toplumsal tepki ile karşılaşmamış, kimlik krizi yaşamamış ve Japon ve Müslüman kimliğini bir arada sahiplenmekte ve yaşamakta büyük oranda zorlanmamışlardır.

Din değiştirmeDin sosyolojisiJapon+5
Elif Büşra Kocalan
Hitit University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1904–1905 Rus-Japon Savaşı ve Musavver 1904–1905 Rus-Japon Seferi Eseri (1.Cild) transkripsiyonu

Japonya, XIX. yüzyılın ikinci yarısından sonra kısa bir süre içerisinde teknolojik, askeri ve iktisadi gelişimini tamamlayarak Uzak Doğu'da bölgesel bir güç olarak ortaya çıkmıştır. Rusya, Balkanlar ve Boğazlar üzerinde İngiltere ve Fransa tarafından engellenince yönünü Uzak Doğu'ya çevirerek yeni sömürgeler elde etmek istemiştir. İşte bu siyasi çıkar çatışmaları Japonya ve Rusya'yı karşı karşıya getirmiştir. Rusya'nın Mançurya'da Trans–Sibirya demir yolu hattı inşa etmek istemesi ve Kore hakimiyeti yüzünden 1904–1905 Rus–Japon Savaşı çıkmıştır. Japonya, askeri, siyasi ve sosyal yönden çok iyi organize olmuş, ayrıca İngiltere'nin de desteğini almıştır. Rusya ise ordusunun ve merkezi yönetiminin iyi organize olamaması, kamuoyu desteğinden yoksun olması yüzünden iyi organize olamamıştır. Savaş, Amerika Birleşik Devletlerinin araya girmesiyle 5 Eylül 1905'te Portsmouth Antlaşmasıyla resmi olarak sona ermiştir. Japonya, savaş sonucunda önemli bir zafer kazanarak emperyal kuvvet olarak ortaya çıkmıştır. Japonyaların savaşı kazanması, dünya kamuoyunda büyük bir yankı uyandırmıştır. Japonların galibiyeti Osmanlı Devleti, Asya ve Müslüman ülkeler tarafından sevinçle karşılanmıştır. Osmanlı Devleti'nde Japonya'nın savaşı kazanmasıyla kamuoyunda oluşan olumlu havanın etkisiyle Erkan-ı Harbiye Binbaşısı Ali Fuad ve Yüzbaşı Osman Senai tarafından savaşın bütün yönlerini anlatan muazzam bir eser olan beş ciltlik Musavver 1904–1905 Rus-Japon Seferi adlı eser yayımlanmıştır. Yaptığımız çalışmada 1904-1905 Rus-Japon Savaşı öncesi, Japonya ve Rusya'nın durumu, savaş öncesi gelişmeler, savaşın nedenleri, seyri ile sonuçları incelendi. Ayrıca beş ciltlik Musavver 1904-1905 Rus-Japon Seferi adlı eserin 1. cildinin transkripti yapıldı ve müelliflerin hayatlarıyla ilgili kısa bilgiler verildi. Anahtar Kelimeler: 1904-1905 Rus-Japon Savaşı, Rusya, Japonya, Port Arthur, Portsmouth Antlaşması, Ali Fuad ERDEN, Osman Senai ERDEMGİL

19. yüzyılJapon-Rus SavaşıJaponya+3
Ahmet Türker
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Japon işletmecilik anlayışı ile Toyota yönetim yaklaşımı arasındaki ilişkinin incelenmesi; Toyota Türkiye örneği

Japonya, tarihsel, toplumsal, uluslar arası durumu, yerine getirdiği fonksiyonlar ve gerçekleştirdiği ekonomik kalkınma ile bugün küreselleşme sürecinde dünyanın ikinci büyük gücü olmuştur. Şüphesiz bu ekonomik kalkınma Japon işletmelerinin geçekleştirdiği başarı ile yakından ilgilidir. Japon işletmelerinin bu başarılarının nedeni yönetim becerileridir. Bu açıdan Japon işletmelerinin yönetim anlayışlarının incelenmesi önemlidir.Bu bağlamda çalışmanın ilk bölümünde, Japon işletme yönetiminin tarihi ve gelişimi araştırılmıştır. Daha sonra, Japonya'nın toplumsal ve kültürel değerlerinin, işletme yönetimi anlayışındaki yeri ve önemi ele alınmıştır. Son olarak Japon işletme yönetiminin özellikleri ayrıntılı bir biçimde incelenmiştir.Çalışmanın ikinci bölümünde, Japon yönetiminin bir uygulaması olarak, Toyota yönetim sistemini meydana getiren unsurlar ve küresel Toyota organizasyonunun iş yapış şekilleri ayrıntılı bir şekilde verilmiştir.Çalışmanın son bölümünde küresel Toyota organizasyonunun, Japon kültürel değerlerini kendi yönetsel değerleri ile birleştirerek oluşturduğu ?Toyota yaklaşımı? amaç ve ilkeleri ile birlikte ele alınıp Toyota-Türkiye üzerinde bir araştırma yapılmıştır.Anahtar kelimeler: Japon yönetim anlayışı, Japon işletme yönetimi, Toyota yaklaşımı

Japon yönetim modeliJaponya
Ayla İlhan
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The importance of bottom-up approach in policy-making: The case of Japan's refugee policy

Japan's historical inclination towards isolationism and maintaining an ethnically homogeneous society, coupled with its policy of assessing foreigners based on its own criteria and interests, has placed thousands of asylum seekers in a precarious position. The nation faces both domestic and international criticism for its stringent refugee policies. Until 2010, Japan attempted to address this issue through ad hoc measures. However, even the "resettlement" program initiated in 2010, which aimed to accept more refugees, did not achieve complete success. Subsequently, non-governmental organizations (NGOs) stepped in. NGOs supporting refugees, along with business sector representatives, began to communicate the fundamental issues to government officials. In Japan, where the bottom-up approach is prevalent, the efforts of NGOs found resonance. These organizations played a pivotal role in selecting refugees for the "resettlement" program, determining their city of residence and employment, thus alleviating some of the state's burden. The Japanese government endorsed these NGO initiatives and supported the collaborative platform they established, the Forum For Refugee Japan. The bottom-up approach, a staple in democratic societies and a subject of social science studies, advocates for the involvement of stakeholders in shaping policy. This case study highlights the positive impact of bottom-up activities on national policy, as evidenced by the evolution of Japan's refugee policy, which also employs process-tracing methodology. In democracies like Japan, policy decisions are not solely dictated by governing elites but are informed by the grievances, critiques, and suggestions of those affected by the issues. To strengthen democracy, the dissemination of the bottom-up approach is essential.

Japan
Ali Karauzun
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
10
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Striving for the nation's fitness: Eugenic thought in Turkey and Japan (1920s- 1940s)

The principal objective of this thesis is to compare the eugenics discourses and policies of Turkey and Japan, which demonstrate remarkable parallels in their modernization periods. In this regard, one of the main questions of the present work is to understand how and under what circumstances the concept of eugenics, which initially emerged in the West in the late nineteenth century and travelled across the world over the years, was received, developed, localized and applied in Turkey and Japan. These two countries, whose modernization periods were shaped by similar paradigms, put forward their eugenics discourses and practices in an effort to acquire the status of a "civilized" country in the international arena and to protect themselves against external threats. To undertake an explicitly comparative history is crucial in terms of understanding that eugenics ceased to be a homogeneous movement with a single source; to the contrary, different movements revealed different eugenics discourses and practices. In the first chapter of the thesis, Turkish eugenics discourse and practices are examined through reading the works of the Turkish eugenicists, reports from medical conferences, government programs and regulations as well as the print media of the time. The second chapter entitled as "Japanese Eugenics Discourse and Practices" is based on critical reading of the existing literature and examines the Japanese eugenics discourse in the spheres of population, health, and sports. Key Words: Turkey, Japan, Eugenics, Health, Population

Demographic structureJapanPopulation+4
Necmiye Karakuş
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kalkınma ve modernleşme sürecinde Japonya örneği: Türkiye ile bir kıyaslama

Yaptığımız çalışmada Japon kalkınması arka planıyla beraber takip edilmiş ve anakronizme düşmemeye özen gösterilmiştir. Tarihsel bir gözle Japon modernleşme ve kalkınma süreçlerini izlediğimiz çalışmamızda Şogunluk dönemi, Meiji dönemi, Birinci Dünya Savaşı sonrası dönem ve İkinci Dünya Savaşı sonrası dönem ayrı ayrı incelenmiştir. Her bir dönemden diğerine geçişte nasıl süreçlerden geçildiği ve nasıl dönüşümler yaşandığı dikkatlice izlenmeye çalışılmıştır. Bu dönemler arasındaki organik ilişki ortaya çıkartılarak her bir dönemi birbiriyle eşleyen ortak değerler tespit edilmiş, bu değerlere yapılan müdahaleler sonuçlarıyla birlikte kaydedilmeye çalışılmıştır. Japon modernleşme ve kalkınma süreçlerinin birbirini nasıl beslediği izah edilmeye çalışılmıştır. Türkiye ve Japonya arasındaki tarihsel ve fiziki ortak noktalar işaretlenmiştir. Daha sonra ise Osmanlı'dan Cumhuriyet Dönemine oradan da günümüze kadar Türkiye Cumhuriyeti'nin liberal değerlerle tanışma ve modernleşme süreci incelenmiş bu süreç Japonya'daki süreç ekseninde değerlendirilmiştir. Kapitalist ve modern toplum için gerekli olan yapıları ortaya çıkarma konusunda Türkiye'nin ve Japonya'nın deneyimleri birbiriyle karşılaştırılmıştır. Sovyet modeli ve ABD modelinin Türkiye üzerine etkileri tartışılmış, kalkınma için elzem sayılan istikrarın Türkiye'deki dayanakları incelenmiştir. Söz konusu dayanak noktaları Japonya'dakiler ile karşılaştırılarak demokratikleşme ve modernleşmenin kalkınma üzerine etkisi vurgulanmıştır. Çalışmanın son kısmında ise Japonya ve Türkiye için benzer nitelikteki kalkınma ve modernleşme basamakları tespit edilmiş. Bu benzer problem ve olaylara iki ülkenin verdiği cevap ve tepkiler nedenleriyle birlikte işaretlenmiştir. Son olarak Japonya'da söz konusu problemlere üretilen cevapların rehberliğinde Türkiye için tavsiyeler üretilmiştir.

Ekonomik kalkınmaJaponyaKalkınma+3
Anıl Traş
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1990 sonrası Japon anime sinemasında distopik gelecek tasvirleri

Kinetoskop ve sinematografi gibi cihazların icadı ile ortaya çıkan sinema, ilk günden itibaren ilgi çekmiş, farklı türlerde hikâyeleri izleyici ile buluşturarak, en sevilen sanatlardan biri haline gelmiştir. Edebi eserler, toplumsal olaylar, mitolojik öyküler ise filmlerin yaratılmasındaki dayanak noktalarından olmuştur. Ütopyaların antitezi olan distopyalar da, öncelikle edebiyat ürünü olarak ortaya çıkmış, daha sonra bilimkurgu türüne eklemlenerek beyazperdeye taşınmıştır. Tezin ana konusu distopik öykülerin, geçmişten bugüne yaşadığı trajedilere rağmen güçlü bir ulus devlet olmayı başarmış Japon anime sinemasına yansımasıdır. Bu çerçevede öncelikle edebiyat ürünü olarak ütopya ve distopya kavramları ele alınmış, daha sonra bilimkurgu ve siberpunk türlerinin tanımı yapılarak distopik kurgular incelenmiştir. Kendine has kültürüyle dikkat çeken Japonya'nın tarihi, mitolojisi ve kimliğinin sanat yapıtlarına yansımasına bakılmış, bu doğrultuda örnek filmlerin analiziyle, 1990 sonrası distopik animelerinin olay örgülerinin oluşmasında, Japonya'nın geçmişinin etkileri araştırılmıştır.

1990 sonrasıAnimeBilim-kurgu+6
Ezgi Yılmaz
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kubilay Döneminde Yuan Hanedanı-Japon ilişkileri

XIII. yüzyıla damgalarını vuran Moğollar, Cengiz Han ile başlayan yayılma faaliyetlerine Cengiz sonrasında da devam ettirmiş, sınırları Uzakdoğu'ya kadar ulaşmıştır. Böylece Kubilay döneminde gerçekleşecek Uzakdoğu seferlerinin tarihi zemini oluşmuştur. Kubilay Han Güney Çin'i ele geçirme planının bir parçası olan Japonya'nın tabi olmasını istemiş, isteği gerçekleşmeyince Japonya'yı işgal etmek isteyen ilk Asyalı lider olmuştur. 1274 ve 1281 yıllarındaki başarısız iki istila girişimiyle Moğol ilerleyişi durmuş, büyük bir coğrafyaya hâkim olan milletin doğu sınırı belirlenmiştir.Çalışmamız Çin'i birleştirip tek bir yönetim altına alan Kubilay Han'ın faaliyetlerini, Çin'in yönetim geleneğine uymak için isim değiştirerek oluşturduğu Yuan Hanedanının kara bağlantısı olmayan komşusu Japonya ile olan ilişkilerini ihtiva etmektedir. Bu sayede Moğol ilerleyişini durduran ve doğu sınırını belirleyen iki istila girişiminin kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesine imkân sağlamaya çalışılmıştır. Tarihe yön veren Moğolların henüz tarih sahnesinde yeni kendini gösteren Japonlar karşısında uğradığı yenilgi ve yapılan deniz seferlerinin iki millet üzerindeki etkileri önemlidir.Anahtar Kelimeler: Kubilay Han, Yuan hanedanı, Japonya

13. yüzyılJaponyaKubilay Dönemi+5
Huriye Şen
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Osmanlı basınında 1904-1905 Rus-Japon savaşı

1904-1905 Rus-Japon Savaşı, iki ülkenin ekonomik, siyasi ve askeri çıkarlarının çatışması, Rusyanın sıcak denizlere inme çabaları ve Japonyanın, başta Asya olmak üzere, dünya kamuoyuna adını duyurmak istemesi nedeniyle gerçekleşmiştir. Yapılan savaşı Japonya kazanmış ve Rusya kaybetmiştir. Söz konusu savaş, bazı Türkçe gazetelerde ve dünya kamuoyunda geniş bir yankı uyandırmıştır. Bu tez, 1904-1905 Rus-Japon Savaşının nedenlerine, hazırlıklarına, savaş sürecine, sonuçlarına ve Osmanlı-Japonya ilişkilerine, bazı Türkçe gazetelerin gözüyle bakmakta ve basının, bu savaşa yönelik tutumunu analitik bir bakış açısıyla değerlendirme amacı taşımaktadır.

JaponyaRusyaSavaş
Birgül Pulat
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bölgesel kalkınma ajanslarının uygulamaları üzerine bir araştırma

Bu çalışmanın temel amacı, kalkınma ajanslarının yapmış olduğu uygulamaları incelemektir. Bu temel amaç ışığında, bölgesel kalkınma ajanslarının Türkiye ve Japonya uygulamalarını incelemek ve bu ajanslarının yapmış olduğu faaliyetleri araştırmaktır. Öte yandan Düzce ilinde görev yapmakta olan üst düzey kurum amirlerinin Kalkınma ajanslarının uygulamaları hakkında düşüncelerini ortaya koymaktır. Araştırma kapsamında nitel araştırma yöntemlerinden biri olan görüşme tekniği uygulanmıştır. Çalışmanın verileri görüşme tekniği kullanılarak Düzce ilinde faaliyet gösteren üst düzey kurum amirlerinden elde edilmiştir. Bu bağlamda üst düzey on kurum amiri ile görüşmeler yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda, kalkınma ajanslarının kuruluş ve pratikteki uygulamalarının farklı olduğu, kalkınma ajanslarının daha çok ekonomi odaklı çalışmaları ele aldıklarını belirlenmiştir. Bununla birlikte, bölgesel kalkınma ajanslarının başarılı olması için yapması gerekenler arasında nitelikli personel istihdam etme ve bilimsel verilere kolay ulaşılabilmesi için sistem hazırlanması gerektiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimler: Kalkınma Ajansları, Bölgesel Kalkınma, Düzce

Bolu-DüzceBölgesel kalkınmaBölgesel kalkınma ajansları+1
İsmail Sündük
Düzce University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Underlying factors of the economic miracle of Japan after the Second World War

Japan has undergone four significant phases in the post-war period: reconstruction in the late 1940s of the war-induced economic downturns, stability period in the 1950s, fast growth in the 1960s and early 1970s, and ending fast growth triggered by the first oil crisis in 1973. The aim of this thesis is to determine the factors related to the evolution of Japan's economic development called as Japanese miracle after the Second World War and until the oil crisis of the 1970s.In the post-war era, following the occupation and influence of the United States along with the increased intervention of the Japanese government in the economy, enhancing its capacity to foster sustainable growth through exports and investment, Japan experienced an economic miracle and became one of the most flourishing industrial economies in the world. A series of reform policies have been set out by the U.S. occupation of Japan aimed at rebuilding and restoring the ruined nation and ultimately creating an opportunity for Japan to become an industrial superpower. These reform policies have had a significant effect on the democratization and transformation of the nation which affected the capacity of the nation to evolve. Furthermore, Japan as a 'developmental state' set out policies aiming to achieve fast growth through promoting and protecting the key industries from foreign competition under the guidance and control of the state. In order to understand the Japanese economic miracle, the key concepts of political, social, and economic shifts accompanied by the impact of the state's capacity during the 20th century will be examined. Additionally, this thesis also seeks to contextualize the mechanism of Japanese growth under the state's intervention in a country of a different culture and that has been experiencing ongoing economic growth. Keywords: Japanese Government, Reforms, Economic Growth, Developmental State, Policies, State Capacity.

EconomyEconomic policiesEconomic developments+5
Yiğitcan Uykan
Ankara Social Science University · Bölge Çalışmaları Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The hikikomori phenomenon in Japan: A deeper look at the socioeconomic and gendered layers

Hikikomori, a psychosocial condition that requires social solutions, is characterized as a specific type of acute social withdrawal that is resistant to medical interventions. Incorporating hikikomori within the social sciences, this thesis not only challenges the widely held belief that it predominantly impacts males, but also emphasizes the significant role of primarily middle-class hikikomori on the future of the largely homogenous Japanese middle class. By focusing on the underrepresented population of female hikikomori, this thesis makes a notable contribution to the limited body of non-medical, qualitative, and feminist literature on the subject. This thesis primarily seeks to investigate, "How have socioeconomic and gendered aspects shaping hikikomori and its media portrayal evolved over the decades and resurfaced within the context of the COVID-19 pandemic?" It does this by employing a framework that combines social constructionism and contextual constructionism. The thesis also aims to affirm the contextuality of hikikomori, as well as its gendered and socioeconomic aspects, within the parameters of pandemic and voluntary lockdowns, as reported in major Japanese newspapers, Asahi Shimbun and Mainichi Shimbun from the mid-2020s to the mid-2024s, using purposive sampling. The thesis reveals a twofold bias, encompassing both the gross underestimation of the number of female hikikomori and the struggles faced by mothers caring for hikikomori children, highlighting the excessive strain placed on motherhood in Japanese society. Finally, the thesis advocates for a reevaluation and more comprehensive, multi-faceted, and impartial research on the gender aspect of the phenomenon.

COVID 19StigmatizationJapan+2
Aleyna Arıkan
Ankara Social Science University · Bölge Çalışmaları Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Japon-Osmanlı modernleşmesi karşılaştırmalı bir değerlendirme

Bu çalışma, Japonya ve Osmanlı Devleti'nin 19. yüzyıldaki modernleşme sürecini; idarî, iktisadî ve eğitim yönleriyle ele alarak değerlendirmeyi amaçlamıştır. Bu kapsamda tez çalışmasında, Japonya ve Osmanlı Devleti'nin modernleşme sürecinde giriştiği uygulamaların yanı sıra; her iki devleti de modernleşmeye sürükleyen etmenlerin altyapılarının incelenmesi noktasında, ilgili ulusal ve uluslararası literatür taraması yapılmıştır. Modernleşme çalışmaları içerisinde Japonya ve Osmanlı Devleti gibi kültürel mirası Batılı olmayan devletlerin geçirmiş olduğu modernleşme süreçleri 19. yüzyılda gözle görülebilir şekilde hız kazanmıştır. Japonya'da İmparator Meiji Devri ve Osmanlı Devleti'nde II. Mahmut Döneminde hız kazanan bu reform ve ıslahat çalışmaları, her iki devletin de içinde bulunduğu ve öncelik verdiği alanlara göre çeşitlilik göstermiştir. Benzer dönemde olsa da Japonya'nın ve Osmanlı Devleti'nin modernleşme çalışmalarının birbirinden farklı önceliklere sahip olmasının en temel nedeni; iki devletin içinde bulunduğu coğrafi konjonktür ve toplum-kültür yapısı olmuştur. Başlangıcının ve sonunun net çizgilerle çizilemediği modernleşme olgusu, devamlılığı olan bir süreç olduğundan; Osmanlı Devleti Döneminde başlatılan modernleşme çalışmaları, her ne kadar istenilen sonucu vermemişse de Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne miras kalmıştır. Japonya ise modernleşme sürecine girerek modern Japonya'nın doğuşunu sağlamış; Asya başta olmak üzere bütün dünya tarafından kabul görecek nitelik ve güce ulaşmıştır. Bu doğrultuda her iki devletin de izlemiş olduğu idarî, iktisadî ve eğitim alanlarına yönelik yapılan reformlar incelenerek karşılaştırmalı bir değerlendirmesi yapılmıştır.

JaponyaModernleşmeOsmanlı Devleti+2
Tanrıkut Mahmut Yörük
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Çeşitli piyasalarda yatırımcının korunması ve karşılaştırmalı olarak incelenmesi

Bu çalışmanın amacı tüm finansal sistem içinde önemli bir yere sahip olan yatırımcının para, sermaye, altın ve gayrimenkul piyasalarında korunmasına yönelik olarak, ülkemizde ve yabancı ülke olarak ele alınan ABD, AB, İngiltere, Japonya ile Almanya'da yapılan düzenlemelerin incelenmesi ve bu incelemenin sonucunda ülkemizde konuyla ilgili yapılan düzenlemelerin durumunun ortaya çıkarılmasıdır. Çalışmamın çıkış noktası finansal piyasalar ve yatırımcıdır. Yatırımcı, ilerde daha fazla gelir elde edebilmek için bugünkü harcamalarından vazgeçen kişidir. Vazgeçilen harcamalar tasarrufları oluşturur. Tasarruflar da yatırım araçları vasıtasıyla yatırıma dönüşürler. Yatırımlar bir ülke ekonomisinin gelişmesi için çok önemli kaynaklardır. Ülke ekonomisi için bu kadar önemli olan yatırımcılar güven duymadıkları piyasalara yatırım yapmaktan kaçınırlar. Bir ülkede yatırımcılar, piyasalarda çeşitli risklere karşı korunduklarını bildiklerinde yatırım tutarlarını arttıracaklardır. Böylece tasarruflar piyasalar aracılığıyla ekonomik büyümeye katkı sağlamış olacaktır. Yabancı ülkeler yatırımcının korunmasına ülkemize göre çok daha önce önem vermişlerdir. Ülkemizde de özellikle AB uyum çalışmaları sırasında bu konudaki eksiklikler görülmüş ve piyasalarda çeşitli düzenlemeler yapılmaya başlanmıştır.Bu çalışmada dört konu üzerinde durulmuştur. İlk konumuz finansal piyasalarda genel olarak yatırımcının korunmasının incelenmesidir. Konumuzla ilgili yatırım, yatırımcı gibi başlıklar genel literatür çalışması yapılarak açıklanmıştır. İkinci olarak para, sermaye, altın ve gayrimenkul piyasalarının ülkemizdeki gelişimi ve yatırımcının korunmasına yönelik düzenlemeler incelenmiştir. Uluslararası ilişkilerin giderek önem kazanması ve yaşanan ekonomik krizlerin etkisiyle ülkemizde yatırımcının korunması ile ilgili düzenlemeler son yıllarda hız kazanmıştır. Ancak hala eksiklikler olduğu görülmektedir. Üçüncü olarak, dünya piyasalarında önem taşıyan ve çalışmalarıyla ülkemize örnek olabilecek ABD, AB, İngiltere, Japonya ve Almanya'nın bu piyasalardaki düzenlemeleri incelenmiştir. Son olarak üçüncü bölümde incelenen ülkelerle ülkemiz arasındaki çalışmalar karşılaştırılmış, benzerlikler, farklılıklar ve eksiklikler açıklanmıştır. Özellikle bu piyasalarda yatırımcılar için en önemli konuların şeffaflık, manipülasyon, denetim, aracılara ait riskler ve yatırımcıların eğitimi olduğu görülmüştür. Ülkemizde para, sermaye, altın ve gayrimenkul piyasalarıyla ilgili yatırımcının korunması ile ilgili düzenlemeler dikkat çekicidir. Özellikle para ve sermaye piyasasında yapılan son düzenlemelerle yabancı ülkelerdeki koruma düzeyine oldukça yaklaşılmıştır. Altın piyasasında ayar evleri, sertifikalı altınlar yatırımcının uluslararası alanda da yatırım yapmasına ve korunmasına fayda sağlamıştır. Gayrimenkul piyasasında özellikle dolaylı yatırıma ait ikincil piyasanın hala oluşmamış olması bu piyasa için önemli bir eksikliktir. Yapılan bu karşılaştırmalar ülkemizde yapılan çalışmaların oldukça önemli aşamalar kaydettiğini fakat hala eksikliklerinin olduğunu göstermiştir.

AltınAmerika Birleşik DevletleriAvrupa Birliği+10
Sıdıka Öznur Sakınç
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Abdürreşid İbrahim'e göre Japonya'da modernizm ve İslam

Bu tez çalışmasında Abdürreşid İbrahim'in Japonya'ya yaptığı seyahat ile bu seyahati boyunca kurduğu ilişkileri ve yapmış olduğu faaliyetler incelenmiştir. Abdürreşid İbrahim'in Japonya kurduğu ilişkilerin ve yapmış olduğu faaliyetlerin kapsamlı bir şekilde araştırılmasının İslam'ın Japonya'daki tarihine katkı sağlayacağı düşünülerek ve bu çalışma yapılmıştır. Rusya Türklerinden Abdürreşid İbrahim (1857-1944); aydın, fikir adamı, seyyah ve siyasi bir entelektüel figür olarak, 19. yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın ilk yarısında Türk ve İslam dünyasında söz sahibi olmuş bir kişiliktir. Oldukça zor şartlar altında çocukluğunu geçirmiş olan Abdürreşid İbrahim, bütün zorluklara göğüs gererek eğitimine devam etmiş ve Mekke ve Medine'de tahsilini tamamladıktan sonra ömrünün büyük bir çoğunluğunu Müslümanların problemlerine çözüm aramakla geçirmiştir. Bu arayış kendisini 20. yüzyılın başlarında Japonya getirmiştir. Abdürreşid İbrahim, Türkistan'dan yola çıkmış olduğu 3 yıllık seyahatinin yaklaşık 7 ayını Japonya'da geçirmiştir. Japonya'da kaldığı süre zarfı içersinde Japon basını ile yakın temaslar kurmuş ve basın yolu ile kendisini Japon toplumuna tanıtmaya ve kabul ettirmeye çalışmıştır. Abdürreşid İbrahim, Japonya'da birçok üst düzey devlet adamı, subay, profesörlerle görüşmeler yapmış, onları Müslümanlarla işbirliği yapmaya teşvik etmiştir. Diğer taraftan ise Japonya'nın hızlı bir modernleşme geçirmesi ve kendisini dünyaya kabul ettirmesindeki teknik başarıyı ve bunu yaparken de muhafazakâr kimliğini koruyabilmesini yakından incelemiştir. Japonya'da Kokuryukai ya da daha yaygın ismi ile bilenen Kara Ejderler gibi bazı gizli yapılanmalarla yakın ilişkiler kurmuş, bu ilişkiler sayesinde Japonya'da bir cami inşası projesine dâhil olmuş ve İslam'ı Japonya'da tanıtmaya çalışmıştır. Ayrıca Japonya'da bulunan Hristiyan misyonerlerin İslam aleyhinde yürütmüş oldukları faaliyetleri Japonya'da edindiği Müslüman dostları ile engellemeye çalışmıştır. Anahtar Kelimeler: Abdürreşid İbrahim, İslam, Japonya, Modernizm

Abdürreşid İbrahimJaponyaModernizm+5
Onur Akan
Karadeniz Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'de eğitim hizmetlerinin yerinden yönetimi

Dünyada yaşanan hızlı, hızlı olduğu kadar da çok yönlü olan değişim ve dönüşüm faaliyetleri, özellikle yönetim anlayışındaki yapılanmayı yeniden sorgulamayı gündeme getirmiştir. Küreselleşme ve bilgi toplumuna geçiş sürecinde eğitime ayrılan kaynakları daha etkili ve verimli kullanarak eğitim hizmetlerinde kaliteyi arttırma ve bu hizmetlerden yararlananların memnuniyetini sağlama isteği de eğitim yönetiminde yeni yaklaşımların gündeme gelmesini zorunlu kılmıştır. Böyle bir zorunluluktan hareketle, globalleşme ve küreselleşme süreci de dikkate alınarak gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin bir çoğunda olduğu gibi, ülkemizde de, genel yönetim içerisinde kamunun rolünü yeniden tanımlama ihtiyacı doğmuştur. Yapılan tartışmalar neticesinde bazı kamu hizmetleri sivil toplum kuruluşlarına devredilirken, merkezi yapılar yerine yerinden yönetim anlayışı hakim hale gelmektedir. Merkezi yönetimden yerinden yönetime geçisin tartışıldığı bir ortamda, eğitim yönetiminde yönetim erkinin nerede ve nasıl kullanılması gerektiğinin sorgulanması kaçınılmaz bir sonuç olarak karşımıza çıkmaktadır. Belirtilen bu realite nedeniyle "Türkiye'de Eğitim Hizmetlerinin Yerinden Yönetiminin uygulanabilirliği konusunda araştırma yapılmaya ihtiyaç duyulmuştur. Bu araştırmanın amacı, Türkiye'de Eğitim Hizmetlerinin Yerinden Yönetiminin uygulanabilirliği konusunda MEB. Taşra Teşkilatı Yöneticilerinden İl Milli Eğitim Müdürleri, ilköğretim Müfettişleri Başkanları ve ilçe Milli Eğitim Müdürlerinin görüşlerini ortaya koymaktır. Araştırma için gerekli verileri toplamak amacıyla il Milli Eğitim Müdürleri, İlköğretim Müfettişleri Başkanları ve ilçe Milli Eğitim Müdürlerine yönelik iki bölümden oluşan bir anket hazırlanmıştır. Anketin birinci bölümünde kişisel bilgilere yer verilirken, ikinci bölümünde 'Türkiye'de Eğitim Hizmetlerinin Yerinden YönetimPnin uygulanabilirliği konusunda "Yetki Devri", "Eğitim Yönetiminin Yapısı", "insan Kaynaklarının Yönetimi", "Öğrenci işlerinin Yönetimi", "Mali İşlerin Yönetimi", "Eğitim Programlarının Yönetimi", "GenelİV Hizmetlerin (Beklentilerin) Yönetimi" faktörlerine ilişkin 7 öğeye dayalı olarak toplam 57 Önermeye yer verilmiştir. Anket, araştırma evreni olarak seçilen Türkiye genelinde il Milli Eğitim Müdürleri ve İlköğretim Müfettişleri Başkanlarının tamamına, İlçe Milli Eğitim Müdürlerinin ise örneklem alınan ilçelerde görev yapan 169'una uygulanmış olup; ankete ilköğretim müfettişleri başkanlarının ve ilçe milli eğitim müdürlerinin %100'ü katılarak görüşlerini belirtirken, il milli eğitim müdürlerinin % 92,30'u katılarak görüşlerini belirtmiştir. Ölçme araçları ile toplanan verilerin çözümlenmesinde; Pentium III işlemcili, IBM uyumlu bir bilgisayardan yararlanılarak araştırmanın genel amacı çerçevesinde cevapları aranan alt amaçlara yönelik toplanan veriler, önce veri kodlama formlarına işlenmiştir. Daha sonra bilgisayara aktarılan veriler üzerinde gerekli istatistiksel çözümlemeler için SPSS (The Statistical Packet for The Social Sciences) paket programından yararlanılmıştır. Anılan paket programdan yararlanarak; a) Yöneticilerin kişisel özelliklerinin ve görüşlerinin belirlenmesinde frekans (t), yüzde (%), aritmetik ortalama (x) ve standart sapma (ss) kullanılmıştır. b) Yöneticilerin bazı kişisel özelliklerine göre görüşleri arasında fark olup olmadığının belirlenmesinde, scheffe testi ve variyans analizi kullanılmıştır. Farklılıkların test edilmesi için 0.05 anlamlılık düzeyi alınmıştır. Yapılan istatistik analizlerine göre; 1) il milli eğitim müdürleri, ilçe milli eğitim müdürleri ve ilköğretim müfettişleri başkanları, eğitim hizmetlerinin yerinden yönetimi için merkezin tamamen yetkileri devretmesine karşı çıkmakla birlikte, "Yetk) Devri", "Eğitim Yönetiminin Yapısı", "İnsan Kaynaklarının Yönetimi", "Öğrenci İşlerinin Yönetimi", "Malı İşlerin Yönetimi", "Eğitim Programlarının Yönetimi", "Genel Hizmetlerin (Beklentilerin) Yönetimi" faktörlerine ilişkin 7 öğe boyutunda genel olarak yetkinin devredilmesinin gerekli olduğuna oldukça katılmaktadırlar.2) Yaptıkları görevler/görev yerleri açısından görüşleri karşılaştırıldığında, ilçe Milli Eğitim Müdürleri, İlköğretim Müfettişleri Başkanlarına oranla yetkilerin devredilmesi görüşüne daha olumlu yaklaşmaktadırlar. 3) İl milli eğitim müdürleri, ilçe milli eğitim müdürleri ve ilköğretim müfettişleri başkanları, eğitim hizmetlerinin yerinden yönetimi için eğitim yönetiminin yapısında değişikliğe gidilmesi gerekliliğine oldukça katılmaktadırlar. 4) İl milli eğitim müdürleri, ilçe milli eğitim müdürleri ve ilköğretim müfettişleri başkanlarının, eğitim hizmetlerinin yerinden yönetiminin "Yetki Devri", "Eğitim Yönetiminin Yapısı", "insan Kaynaklarının Yönetimi", "Öğrenci İşlerinin Yönetimi", "Mali İşlerin Yönetimi", "Eğitim Programlarının Yönetimi", "Genel Hizmetlerin (Beklentilerin) Yönetimi" öğelerine göre görüşleri karşılaştırıldığında da aralarında anlamlı bîr fark bulunmadığı görülmüştür. 5) İl milli eğitim müdürleri, ilçe milli eğitim müdürleri ve ilköğretim müfettişleri başkanları yetkinin devredileceği kişiler olduklarından, doğal olarak 7 öğe boyutunda da yetki almaya istekli görülmüşlerdir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ışığında Türkiye'de Eğitim Hizmetlerinin Yerinden Yönetiminin Uygulanabilirliğinin sağlanmasına katkıda bulunmaya yönelik olarak bazı önerilerde de bulunulmuştur.

EğitimEğitim hizmetleriEğitim sistemi+7
Celal Gülşen
Gazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2005
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Modern bir Japon dini akımı: Tenrikyo

Tenrikyo, Japonya'nın öne çıkan yeni dini hareketlerinden biridir. Japonya'nın modernleşme faaliyetlerinin başladığı 19. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Nakayama Miki, kırk yaşlarındayken Tenri O-no Mikoto (Ebeveyn Tanrı) isimli bir tanrıdan vahiy aldığı iddiasıyla bu dini kurmuştur. Tokugawa Döneminin (1603-1868) sıkıntılı şartlarında bireysel acılardan kurtuluşu vadetmektedir. Bu vaat, çağdaşı diğer yeni dinlerde de göze çarpmaktadır. Kurucu Nakayama Miki, aynı zamanda bir şifacıdır. Şifa meselesi, Tenrikyo inancında merkezi bir konuma sahiptir. Miki'nin ilk vahiy tecrübesi de hasta oğluna şifa verme uygulaması sırasında gerçekleşmiştir. Diğer taraftan Tenrikyo, ortaya çıktığı dönemin inançlarından izler taşımaktadır. Ağırlıklı olarak Şintoizm ve Budizm'in etkileri görülmekle beraber Hristiyanlıktan da etkilendiği anlaşılmaktadır. Kagura Tsutome isimli yaratılış dansı en önemli ayindir. Bu raks, insan ırkının yaratılışını anlatan mitolojik bir hikâyenin canlandırılmasıdır. Sadece Tenri Şehri'nde bulunan kutsal sütun etrafında icra edilmektedir. Çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Japonya'da, din olgusu, modernleşme ve yeni dini hareketler incelenmiştir. İkinci bölümde Tenrikyo'nun doğuşu ve kurucunun hayatı; üçüncü bölümde inanç esasları ile ibadetleri; dördüncü bölümde kutsal metinleri ele alınmıştır. Son bölümde, Tenrikyo hareketinin günümüzdeki durumu aktarılarak çalışma bitirilmiştir.

Din felsefesiDini akımlarDini hareketler+4
Enes Bostan
Bolu Abant İzzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Fen bilgisi öğretmeni yetiştirme programlarının örnek ülkeler kapsamında değerledirilmesi (Türkiye, Japonya, Amerika ve İngiltere)

ÖZET FEN BİLGİSİ ÖĞRETMENİ YETİŞTİRME PROGRAMLARININ ÖRNEK ÜLKELER KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ (Türkiye, Japonya, Amerika ve İngiltere Örnekleri) ( Doktora Tezi ) Gürsoy MERİÇ GAZİ ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ Eylül 2004, 263 sayfa Bu çalışmanın amacı son yıllarda oldukça ön plana çıkan Fen Bilgisi Eğitimini geliştirme çabalan kapsamında Fen Bilgisi öğretmenini yetiştirme alanına bir katkı sağlamaktır. Japonya, Amerika, İngiltere gibi gelişmiş, eğitim sistemlerinde sürekli yenilikler gerçekleştiren ülkelerle gelişmekte olan Türkiye'de Fen Bilgisi Öğretmeni yetiştirme programlan karşılaştınlmıştır. Çalışma kapsamında ; ülke ve dünya literatüründe çeşitli kaynaklardan ulaşılan makale, tez, bildiri ve raporlar incelenmiş, çalışmanın içeriğine ilişkin her nokta dikkate alınarak çok geniş çaplı bir doküman oluşturulmuştur.VI Çalışma temel bir araştırma niteliğindedir. Yapıldığı çevre ve ortam açısından alan araştırması olarak nitelendirilebilir. Alan araştırmaları günlük hayatın içinde yer alan araştırmalardır. Bu araştırma aynı zamanda betimleme yöntemi ile yapılan bir Vak'a incelemesi olarak düşünülmelidir. Çünkü bazı ülkelere ait Fen Bilgisi Öğretmeni yetiştirmeye ilişkin belli bir eğitim durumunu irdelemektedir. Araştırma 2002- 2003, 2003-2004 Öğretim yılları içerisinde ulusal ve uluslar arası literatür incelenerek ve söz konusu ülkelerden elde edilen Fen Bilgisi öğretmeni yetiştirme programları incelenerek yapılmıştır. Belirlenen sorunlar ve çözüm önerileri dikkate alınarak, gelecekte fen eğitimine katkı sağlayabilmek amacı ile yeni bir fen bilgisi öğretmeni yetiştirme programının temel noktaları önerilmiştir. Araştırma neticesinde karşılaştırma yapılan ülkelerin Fen Bilgisi Öğretmeni yetiştirme programları arasında belirli benzerlikler ve farklılıklar tespit edilmiştir. Programların aksayan yönleri, sorunlar ve avantaj sağladığı unsurlar dikkate alınarak yeni ve çağdaş bir fen bilgisi öğretmeni yetiştirme programının temel nitelikleri önerilmiştir. ANAHTAR KELİMELER : Fen Eğitimi, Öğretmen Yetiştirme, Program Modeli, Japonya, Amerika, İngiltere, Türkiye.

Amerika Birleşik DevletleriFen bilgisiFen bilgisi dersi+7
Gürsoy Meriç
Gazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2004
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Japonya mobilya pazarının yapısal özellikleri ve bu pazara ihracatımızı arttırma stratejileri

ÖZET Bu çalışmada, Japonya mobilya pazarının yapısal özellikleri ve bu pazara ihracatımızı arttırma stratejileri belirtilmeye çalışılmıştır. Dünya ticaretinde 126 milyon nüfusu ve 40,000 Yen kişi başına düşen gayri safi milli hasılası ile Japonya, çok önemli bir yere sahiptir. Ancak Batı ülkelerinden son derece farklı toplumsal özellikleri ve tüketim alışkanlıkları bu ülke ile başarılı bir ticari ortaklık kurmak için; öncelikle Japonya'nın farklı özelliklerini tam olarak algılamak gerekmektedir. 1990 yılından meydana gelen ekonomik değişikliklerden sonra ülkedeki mobilya firmalarının çoğu üretimlerini hammadde ve işçiliğin ucuz olduğu komşu ülkelere kaydırmıştır. Bu durum Japon mobilya piyasasını ithalata açık konuma getirmiştir. Japon tüketicisi genelde evlendiği zaman, çocuk sahibi olduğunda, çocuğu okula başladığında, evini değiştirdiğinde ya da bir şehirden başka bir şehre taşındığında yeni mobilya almaktadır. Japon tüketicisi mobilya satın alırken kullanım, oda ile uyum, dizayn, renk, desen, fiyat ve kalite kriterlerine bakmaktadır. Japon dağıtım sistemine özgü uygulamalar sırası ile tatane(liste fiyat sistemi), henpin (satılmayan ürünün iadesi sistemi), geri ödeme sistemi ve keiretsu (kendi dağıtım sisteminin kurmak)'dur. 1980'lere kadar, ithal mobilyanın Japon piyasasındaki payı %3-4 civarında iken bu oran günümüzde %12'lere ulaşmıştır. 1998 yılında Japonya'nın toplam mobilya ithalatı 294,7 milyar Yen olarak gerçekleşmiştir, ithalatta ilk sırayı Tayvan almaktadır.209 Japonya'ya ihracat firmaların tüm standartlara uyması gerekmektedir. Japonya deri kaplanmış mobilyalar (%3, 8-4,3 arası) hariç ithal mobilyaya gümrük vergisi uygulamamaktadır. Ülkemiz mobilya sanayii, ağırlıklı olarak orta ve küçük ölçekli firmalara sağladığı istihdam olanakları, mevcut ve potansiyel olarak sahip olduğu katma değer yaratma gücü ile önemli endüstrilerimizden birini oluşturmaktadır. Ülkemiz mobilya firmalarının Japon pazarında başarılı olabilmesi için, Ar-Ge'ye rakipleri ölçüsünde önem vermesi ve kendine özgü bir tasarım kültürü oluşturması gerekmektedir. Mobilya sanayiimizin dış ticaret hacmi her geçen yıl artmasına rağmen Gümrük Birliği'ne girdiğimiz 1996'dan itibaren mobilya dış ticaret dengemiz aleyhte sonuçlar vermeye başlamıştır. Japon mobilya pazarına ilk girişte dikkat edilmesi gereken hususlar başlıklar halinde sırası ile kalite, nem oranı, dizayn, ölçüler, miktar, üretim maliyeti, haberleşme, satış yapılan aylar ve fiyattır. Deprem kuşağında bulunan Japonya'da satılacak mobilyalardaki güvenlik unsuru da dikkat edilmesi gereken diğer bir özelliktir. Japon tüketicisi, fiyat ve kalite arasında kurduğu dengede son derece dikkatlidir. Japonya, büyük ticari hedefleri olan, karşılıklı rekabetin ve dinamizmin getireceği gelişme ve karlılığın önemini iyi bilen, istikrarlı ve kalıcı ticari ilişkileri tercih eden mobilya firmalarımızın kesinlikle göz ardı etmemeleri gereken çok önemli bir "dünya pazan"dır.

JaponyaMobilya endüstrisiPazar yapısı+2
Serkan Özdemir
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2000
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'de anakent belediyeciliği ve kent hizmetlerinin yönetimi (Yabancı ülke örnekleriyle karşılaştırma ve bir model önerisi)

Türkiye'de Anakent Belediyeciliği ve Kent Hizmetlerinin Yöneti mi isimli bu tez, şu temel düşünce üzerine kurulmuştur: Genel olarak kentleşme süreciyle birlikte anakentlere yönelik kentleşme hareketi (anakentleşme) yaşanmaktadır. Anakentler hem mekan, hem nüfus, hem de kent hizmetleri olarak genişlemektedir. Büyüyen mekanda yoğun bir nüfusa, kent hizmetlerini yetiştirmek için örgütlenme de genişlemiştir. Anakentte kent hizmetlerinin yönetimi ayrı bir yönetim modeli gerektirmiş ve Türkiye'de anakent yönetimi olarak iki kademeli belediyecilik kurulmuştur. Anakent belediye örgütleriyle kent hizmet lerinin sunulması ve hizmet üzerine örgütlenme açısından, kentsel alanda yerel düzeyde bir merkezileşme eğilimi başlamıştır. Bu genel düşüncelerden hareketle tez beş bölüm halinde plan lanmıştır. Tezin ilk bölümünde, kent, kentleşme, anakent kavramları ile ilgili açıklamalar yapılmakta, Türkiye'de kentleşme yapısına ve ana kentlerin oluşum süreçlerine ilişkin bilgiler sunulmaktadır. İkinci bölüm İngiltere, Fransa, Japonya ve Kanada yerel yönetim sistemleri ve ana kent yönetim biçimlerine ilişkindir. Burada yerel federasyon biçiminde örgütlenmiş olan Londra, Paris, Tokyo ve Toronto Anakent Yönetimleri incelenmektedir. Üçüncü bölüm, Türkiye'de anakent belediyeciliğinin kuruluşu ve gelişimi; yerel yönetim sistemi içerisinde ayrı bir anakent belediye yönetimine ihtiyaç nedeni; anakent belediye yönetimini oluş turan örgütler, konuları üzerine hazırlanmıştır. Dördüncü bölüm, ana kent yönetimlerinin oluşumuna temel dayanak olan anakent alanındaki kent hizmetleri üzerine kuruludur. Bu bölümde, kent hizmetleri çeşitli açılardan sınıflandırılmaya ve açıklanmaya çalışılarak, kent hizmetleri nin yönetimi usullerine yer verilmiştir. Beşinci bölümde, yabancı ülke anakent yönetim modelleri ile kıyaslanarak, Türkiye'deki anakent bele diyeciliğinin sorunlarının tartışılması yapılmakta ve anakent yönetimi için bir model önerisi sunulmaktadır.

Belediye hizmetleriBüyükşehir belediyeleriFransa+6
Hikmet Kavruk
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1999
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geleneksel Şinto dininde yaşam ve ölüm

Şinto dininin belirgin bir kurucusu veya peygamberi yoktur. Genel anlamıyla bir kutsal metni ve dinî Amentüsü de yoktur. Belirgin dini bir yapı oluşturmamasına rağmen Şinto'nun bu denli toplum ve kültürlerine bağlı milli bir dini oluşturmasının arka planında yer alan kaynakların yaşam kurallarına etkisinin incelenmesi esas alınmıştır. Bu amaçla çalışmada, Şinto'nun tarihsel boyutu dikkate alınarak Şinto dininin tarihsel süreçleri, yaşayış ve inanışları işlenmiştir. Geleneksel Japon dini Şinto'nun tarihsel süreç içerisinde yaşam ve ölüm hakkındaki bilgilerinin ve uygulamalarını sunmayı hedefleyen bu çalışma; giriş, iki bölüm, sonuç ve fotoğraflar bölümlerinden oluşmaktadır. Birinci Bölümde genel anlamda Şinto dini hakkında genel bilgililere yer verilerek Şinto pratiklerinin anlaşılması amaçlanmıştır. Mitolojik ve tarihsel boyutun Şinto dininin oluşmasındaki etkisi incelenmiştir. İkinci Bölümde Şinto'nun günlük yaşam kuralları incelenerek dinin pratiğe dönüştürülmüş uygulamaları ve inanırların bu uygulamaları ne derece hayata yansıttıklarına dair incelemeler hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca Şinto'da yaşam ve ölüm olgusunun günlük hayattaki iz düşümleri incelenmiştir. Tezimizde kullanımı çok yaygın olmayan fotoğraflar bölümüne yer vermemizin nedeni Japon dini uygulamaları ve günlük yaşam ritüellerinin somutlaştırarak anlaşılmasının kolaylaştırılmasıdır. Bu nedenle tezin sonuna konu ile ilgili fotoğraflar eklenmiştir. Geçmişten günümüze fazla değişikliğe uğramadan varlığını devam ettiren Şinto dinini güçlü bağları mitolojik kaynaklıdır. Şinto dini; Japon insanının geçmişteki inançları, düşünce yapıları, Kamilerin insanlar üzerindeki etkisi ve Japonların dünya anlayışlarının tam olarak anlaşılmasıyla anlaşılması mümkün olacaktır. Üç kutsal olarak ifade edilen Japonlar, Japonya ve İmparatorluk Şinto din anlayışının özünü oluşturmaktadır. Anahtar Sözcükler: Şinto, Kami, Ölüm, Ataruhlar, Yaşam, Mitoloji, Kutsal

Din sosyolojisiDinlerDinler tarihi+6
Azize Kaplan
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Teknolojinin iktisadi kalkınma üzerindeki etkisi: Türkiye ve seçili ülkeler üzerine karşılaştırmalı analiz

İktisadi büyüme teorilerinin gelişimi incelendiğinde, özellikle içsel büyüme teorilerinde teknolojinin büyüme üzerindeki rolünün öne çıktığı dikkat çekmektedir. Teknolojinin ölçülmesinde ise farklı yaklaşımlar olup AR-GE harcamaları ve patent sayıları teknolojiye ilişkin başlıca göstergeler olarak değerlendirilmektedir. Teknolojinin iktisadi büyüme üzerindeki etkisinin Türkiye ve seçili ekonomiler için araştırılmasının hedeflendiği bu çalışmada, seçili ekonomiler altında Japonya ve Güney Kore analize dahil edilmekte, ülke seçiminde bu ülkelerin literatürde sıklıkla içsel büyüme teorileri bakımından incelenmekte olmaları ve çalışmada Türkiye'nin ilgili bu ekonomilere göre nispi yapısının değerlendirilmesinin hedeflenmiş olması önem taşımıştır. Bu hedef doğrultusunda çalışmada ARDL eşbütünleşme yaklaşımı kapsamında AR-GE harcamaları ve patent sayılarının ekonomik büyüme üzerindeki etkileri 1996-2016 dönemi için karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Çalışmanın bulguları üç ülkede de patent, AR-GE ve büyüme arasında uzun dönemli ilişkiyi teyit ederken önemli farklılaşmaya dikkat çekmektedir. Güney Kore için patent ve AR-GE'nin uzun dönem esnekliği pozitif bulunurken, Japonya'da patentin uzun dönemli etkisi reddedilememekte ve AR-GE anlamsız bulunmaktadır. Türkiye için ise AR-GE'nin büyüme üzerindeki uzun dönemli etkisi pozitif bulunmakta ve patent uzun dönem esneklik katsayısı için istatistiksel olarak anlamsız bulunmaktadır. Çalışmanın bulguları, Türkiye'de AR-GE'ye yönelik politikaların mevcut pozitif etkilerinin arttırılmasına ve patentlere ilişkin politikaların geliştirilmesinin önemine dikkat çekmektedir.

Araştırma-geliştirmeAraştırma-geliştirme harcamalarıEkonomi politikaları+6
Melih Deniz
İstanbul Beykent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00

İlgili konular