Realizm

82 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Soğuk Savaş dönemi sonrası Amerika Birleşik Devletleri Cumhuriyetçi başkanlarının dış politika perspektiflerinin realizm kuramı çerçevesinde değerlendirilmesi

Soğuk Savaş, Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği arasındaki iki kutuplu dünya düzeninin hâkim olduğu dönemi kapsar. Soğuk Savaş döneminin 1990'lı yılların başlangıcında bitmesiyle beraber ABD'nin küresel bir hegemonya gücünü üstlendiği, tek kutuplu dünya düzenine geçiş yaşandı. Bunun en temel nedenleri; SSCB'nin dağılması ve siyasal egemenliğinin sona ermesi, yeni devletlerin kurulmasıyla beraber politik istikrarın korunması yönündeki girişimlerin artması, ABD'nin gelişmiş ülkelerle rekabet edebilecek konuma erişmesi, demokrasi geleneğini sürdürmesi ve küresel piyasa ekonomisinde rol oynamasıdır. Bu çalışma ABD'nin iki ana partisi olan Demokrat Parti ve Cumhuriyetçi Parti arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları ele almaktadır. Çalışmanın asıl amacı ise ABD'nin özellikle Soğuk Savaş sonrası uluslararası arenada benimsediği realist perspektifin Cumhuriyetçi başkanlar döneminde dış politikadaki yansımalarını açıklamaktır. Bu bağlamda, Cumhuriyetçi Parti'ye mensup başkanlardan Ronald Reagan, George H. W. Bush, George W. Bush ve Donald Trump'ın dış politika kararları incelenecektir. Çalışmada Cumhuriyetçi başkanların seçilmesinin temel sebepleri realist kurama dayandırılarak açıklanmaktadır. Tarihsel örnekler özellikle dış politikada Cumhuriyetçi başkanların Demokrat başkanlara kıyasla dış politikada daha aktif rol üstlendikleri ve daha radikal kararlar almaya meyilli olduklarını göstermiştir. Dolayısıyla çalışma ABD'nin dış politikada Cumhuriyetçi başkanlar döneminde Demokrat başkanlara kıyasla daha etkin olduğuna odaklanmaktadır. Anahtar Kelimeler: ABD, Başkanlık, Cumhuriyetçi Parti, Realizm, Soğuk Savaş.

Amerika Birleşik DevletleriBaşkanlık sistemiCumhuriyetçi Parti+6
Sadettin Alp Özata
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gerçekçilikten yeni gerçekçiliğe

Bu araştırmada, 18. yüzyılın ikinci yarısında toplumsal anlamda gerçekçi eğilimleri olan sanatçılardan başlanılarak, 19. Yüzyılın ikinci yarısında resimsel anlamda ortaya çıkan "Gerçekçilik" kavramından, 1960'larda farklı bir üslupla gündeme gelen "Yeni Gerçekçilik" akımına ve Yeni Gerçekçiliğe etkisi olan, diğer akım ve yeni sanatsal teknikler araştırılmıştır. "Batı Gerçekçiliği" olarak başlayan birinci bölümde, Gerçekçilik (Realizm) öncesi bu konuda sanat eseri üreten Francisco Goya, Theodore Gericault, Eugene Delacroix gibi sanatçıların yaşadıkları dönem ve gerçekçilik kapsamına giren eserleri incelenmiştir. 19. Yüzyılın ortalarına doğru klasik ve romantik eğilimlerden, somut gerçeklere dayanan, sanattan bir devrim sayılan Gustave Courbet'in "Gerçekçilik" akımı anlatılmıştır. Bu temel sayılabilecek "Gerçekçilik" akımından, farklı ülkelerde farklı sanatçılar tarafından uygulanan, ancak benzer dili kullandıkları "Toplumsal gerçekçilik", "Eleştirel Gerçekçilik" ve daha çok Rusya-Meksika'da ideolojik olarak benimsenen "Toplumcu Gerçekçilik"e nasıl dönüştüğü anlatılmıştır. 20. Yüzyıl ilk çeyreğinden alınarak, son çeyreğine kadar olan sanatın genel eğilimlerinin anlatılmasıyla başlayan ikinci bölümde, modernleşmeyle birlikte kent yaşamının ve onun sunduğu endüstrileşmeye, makineleşme ile başlayan seri üretime ve Dünya savaşlarının yaratmış olduğu süreçlere tepki duyan "Dada" ve "Pop Sanat" gibi akımlar anlatılmıştır. Sanatçılar tarafından yeni arayışların çok fazla görülebildiği bu dönemin sanat hareketliliği içinde yeni teknikler olan "Kolaj", "Asamblaj", "Fotomontaj" ve "Hazır Nesne" kullanımları anlatılmıştır. Son bölümde, 1950'li yıllar Batı sanatında "Dada"nın temelleri üzerinde şekillenen, çağdaşı olan "Pop Sanat"la benzer teknik ve ifade yollarını kullanan, Fakat modern hayatla sanat arasındaki sınırları yok etmek üzere 1960 yılında eleştirmen Pierre Restany'ın bir araya getirdiği bir gurup olan, "Yeni Gerçekçilik" akımına ve sanatçılarına yer verilmiştir.

DadaEleştirel gerçekçilikKolaj+5
Ahmet Bozkurt
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Gerçekçilik döneminin özelliklerine göre çocuk resminin biliçlendirme öncesi ve bilinçlendirme sonrası değerlendirilmesi

İnsanın yaratıcı güçlerinin ortaya çıkarılmasında sanat eğitiminin önemi büyüktür. Resim-İş Eğitimi, genel eğitimin bütünü içerisinde düşünülmekle beraber kendine özgü eğitim yasaları ve yöntemleri olan bir alandır. Çocuklar bu derste algılama, düşünme ve bedensel eylemlerinde katıldığı süreç içerisinde kendilerini ifade ederler. Bu nedenle Resim-İş eğitimi sadece boş zamanların iyi değerlendirilmesi gibi süsleyici bir işlevi olan etkinlik değildir. Gerçekleştirdiği endüstrileşme ile teknolojinin yarattığı yeni hayat biçiminin tutsağı olmak tehlikesi ile karşı karşıya olan çağımız insanı, gittikçe duyarlılığını yitirme endişesi içindedir. Bu nedenle çağımızı sadece araç-gereç dünyası olmaktan kurtarmalı ve sanatla zenginleştirerek eğitimin temel amaçlarından biri olması için çaba gösterilmelidir. Resim-İş dersleri sadece sanat eğitimi vermekle kalmaz, öğrencilerin tüm gelişimlerine (kişilik, ruhsal, bedensel vb.) yardımcı olur. Sanat yoluyla insanlar kişisel bütünlüğe kavuşurlar ve dolayısıyla toplumsal bütünlük sağlanmış olur. Bu neden ile sanat eğitiminde yapılan yöntem hataları kişilerin, dolayısıyla toplumun geleceğinden geri dönülmez sonuçlar doğurur. – Her çocuğun farklı algı, bilgi, sezgi, duygu dünyası ve geçmiş hayat tecrübesine sahip olduğu ve uygulamalarda bireysel farklılıkların gözönünde bulundurulduğu, – Öğrencinin kendini ifade edebilmede estetik değerlerden yararlanma yeteneğini kazandırarak çalışma yapılmıştır. Çizgi, biçim, doku, leke, yapı, mekan, renk gibi görsel sanat öğeleri ile denge, vurgu, ahenk, değişiklik, hareket, ritimi dereceleme, oran-orantı gibi sanatsal düzenleme ilkelerinin, seçilen etkinlik, önerilen yöntem ve teknikler eşliğinde, duyuşsal ve devinimsel kazanımlara yönelik uygulamalar içinde sezdirildiği, hissettirildiği, geliştirildiği ve pekiştirildiği bir öğrenme alanı alanı olduğu bilinciyle çocukların çalışmaları uygulanmış ve tamamlanmıştır. Çalışmalarda iyi-kötü kıstası aranmamıştır.

BilinçBilinçlendirmeGüzel sanatlar+5
Aynur İşler
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin ABD ile ilişkilerin neoklasik realizm perspektifinden analizi (2009-2020)

Bu çalışma Türkiye'nin ABD ile olan ilişkilerini Obama ve Trump dönemlerinde Türkiye'nin perspektifinden ele almayı amaçlamaktadır. Bu amacı gerçekleştirirken ise teorik olarak neoklasik realizm kullanılmıştır. Neoklasik realizmin çalışmanın teorik perspektifi olarak seçilmesindeki temel motivasyon ise devletlerin dış politikalarını incelerken iç unsurları da sürece dahil etmesidir. Ayrıca devletlerin sistemik baskı ve teşviklerin dışında politika üretmesi durumunun da neoklasik realizm tarafından açıklanabiliyor olmasından ötürü bu teorik yaklaşım benimsenmiştir. Bahsi geçen dönemler ele alınırken Türkiye'nin maruz kaldığı bağımsız değişkenler ve sistemik baskılar ele alınacaktır. Ayrıca sistemin fırsat ve imkanları da göz önünde bulundurulacaktır. Bu sistemik şartlar ve ABD tarafından gelen bağımsız değişkenlerin Türkiye'deki karar alıcılar ve onları etkileyen diğer ara değişkenlerin algılarını nasıl şekillendirdiğinin ortaya konulması önemlidir. Çalışma genel hatları itibarıyla Türkiye-ABD ilişkilerinde Obama ve Trump dönemlerinde ortaya çıkmış kırılmaları ele almıştır. Bunu yaparken ise neoklasik realizmin önem verdiği bir husus olan ara değişken olarak karar alıcılar ve karar alıcıları etkileyen diğer ara değişkenlerin algılarını sürece dahil etmiştir. ABD'nin Türkiye'ye yönelik sistemik baskılarını Türkiye'nin ara değişkenler nezdinde nasıl algıladığı ve bu algılar doğrultusunda bağımlı değişkeni nasıl etkilediğini açıklamaya çalışmıştır. Türkiye'nin bölgede ABD ile politik olarak ayrışmasının temel sebebi ise Türkiye'nin güvenlik kaygılarının ABD tarafından görmezden gelinmesi suretiyle ikili ilişkilerde yaşanan krizlerin Türkiye'deki ara değişkenlerin algılarına olumsuz yansıması olarak görülmektedir.

Amerika Birleşik DevletleriDış politikaNeo-klasik realist+6
Mehmet Alperen Önal
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Gerçekçi matematik eğitimi yaklaşımının meslek lisesi öğrencilerinin matematik kaygısına, matematik özyeterlik algısına ve başarısına etkisi

Bu araştırmada, Gerçekçi Matematik Eğitimi destekli öğretimin, Ortaöğretim 10. sınıf "Katı Cisimlerin Yüzey Alanları ve Hacimleri" konusunda, öğrencilerin matematik kaygısına, matematik özyeterlik algısına, akademik başarısına ve öğrenilen bilgilerin kalıcılığına etkisi ve GME destekli öğretime ilişkin öğrenci görüşleri incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, Aydın ili Koçarlı ilçesindeki Mustafa Keziban Küçükoğlu Ç.P.A.L'de öğrenim gören 25'i deney ve 24'ü kontrol grubu olmak üzere 49 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen 28 soruluk başarı testi, matematik kaygılarını belirlemek amacıyla Matematik Kaygısı Ölçeği, matematik özyeterlik algılarını belirlemek amacıyla Matematik Özyeterlik Algısı Ölçeği ve deney grubu öğrencilerinin GME yaklaşımına ilişkin görüşlerini belirleyebilmek için görüşme formu uygulanmıştır. Dersler kontrol grubunda mevcut öğretim programına dayalı öğretim ile deney grubunda ise Gerçekçi Matematik Eğitimi destekli öğretim ile yürütülmüştür. Araştırmanın nitel verileri, deney grubu öğrencileri ile yapılan görüşmelerden elde edilmiştir. Elde edilen nicel veriler SPSS 20.0 paket programı ile, nitel veriler ise betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Çalışmada, Gerçekçi Matematik Eğitimi destekli öğretimin, mevcut öğretim programına dayalı öğretime göre öğrenci akademik başarısında daha etkili olduğu ve kalıcılığı olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca deney ve kontrol grubu öğrencilerinin matematik kaygısı puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenirken, matematiğe yönelik özyeterlik algısı puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Öğrencilerin GME yaklaşımına yönelik görüşlerinin olumlu olduğu sonucuna varılmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Gerçekçi Matematik Eğitimi (GME), Matematik Özyeterlik Algısı, Matematik Kaygısı, Başarı, Kalıcılık.

Gerçekçi matematik eğitimiMatematikMatematik başarısı+6
Gül Demir
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

1883'ten 2003'e Türk azınlık ressamları ve yapıtları

Azınlık; bir ülkenin içinde, baskın halka mensup olmayan, ancak kendine ait bir kültürü, bütünlüğü olan topluluk demektir. İlk defa ortaçağda kullanılan ?azınlık? kavramı, günümüzde de kullanılmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu'nda azınlık halklar ticari, siyasi, ekonomik, ve sanatsal alanlarda etkin rol oynamıştır. Etkin oldukları sanat alanlarından biri de resim sanatıdır. Araştırmanın amacı Türkiye'deki azınlık ressamlarının 1883'ten 2003'e kadar geçen sürede resim sanatına yapmış oldukları katkıları, yaşantılarının Türk Resim Sanatı'na yansımaları ve yabancı ülkelerde Türk Resim Sanatı'nı temsil etme durumlarını irdelemektir. Ayrıca Sanayi Nefise'den günümüze doğru bu sanatçıların eserlerinin yanında Türk Toplumu ve Devleti'nin azınlık sanatçılarına bakışını da incelemektir. Konuya paralel olarak 20. Yüzyıla doğru Osmanlı İmparatorluğu ve Avrupa'da sosyo-ekonomik durum da incelenmiştir.Araştırmada 1883 yılından 2003 yılına kadar Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyetinde yaşamış olan azınlık ressamları hakkında genel bilgiler verilmiş ve bu ressamların Türk Resim Sanatına olan katkıları incelenmeye çalışılmıştır. Araştırma bu açıdan önemlidir. Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmada öncelikli olarak 1883'ten itibaren Türk Sanatının gelişimi, batılılaşma süreci ve azınlık sanatçıları hakkında alan yazın taraması yapılmıştır.Araştırmada Osmanlı İmparatorluğu'nda 18. Yüzyıldan günümüze kadar eğitim ve sanat alanında yenileşme hareketleri, devletin ve toplumun azınlık sanatçı ve toplumuna bakışı incelenmiş, toplumsal olayların azınlık sanatçılarına etkileri araştırılmıştır. Türkiye de azınlık sanatçılar her türlü sanatsal faaliyetlerini, özgürce ifade etmekte yurtdışında ülkemizi temsil edip, Türk Milleti adına ödüller kazanmaktadır. Türk sanatçılarla beraber aynı atölyelerde çalışmakta, beraber sergiler açıp etkileşim içinde çalışmalarını sürdürmektedirler.

RealizmReformResimler+7
Rifat Sarıoğlu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessEN

Realist romanda kadın karakterler: Jane Eyre ve Çalıkuşu'nun karşılaştırmalı analizi

The 19th century is a complex period in which some of the contradictions come to surface like west and east, man and woman, tradition and innovator, individual and society and also presents these contradictions with romanticism and realism.This thesis investigates the status of women in that period as reflected in Reşat Nuri Gültekin?s Çalıkuşu and Charlotte Bronte?s Jane Eyre involving both romantic and realistic elements.The first chapter points to the socio-cultural background of 19th century English and 20th century Turkish realistic fiction. Moreover the status of women and female characters are presented in details in their periods.In the second chapter the personal life stories and women perceptions of Reşat Nuri Güntekin and Charlotte Bronte are studied. The two novels are explained as bildungsroman and gothic elements with their comparative analysis.At the end of the thesis, it is concluded that being virtuous and determined minded have important roles on female identities even they can change their fate by remaning virtuous. The novels Jane Eyre by Charlotte Bronte and Çalıkuşu by Reşat Nuri Güntekin focus on the existential struggles in patriarchal societies.

Bronte, CharlotteGüntekin, Reşat NuriJane Eyre+7
Utku Albayrak
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türk dış politikası'nın (1945-1964) realizm açısından değerlendirilmesi

Türk Dış Politikası temel olarak statükoculuk ve batıcılık ilkeleri üzerine kurulduğu için dış politika stratejilerinde fazla çeşitlilik sergileyememiştir. Tezimizde II. Dünya Savaşı sonrası SSCB'den gelen ciddi güvenlik endişeleriyle karşı karşıya kalan Türkiye'nin, 1945?1964 arası dönemde realizme uygun stratejiler temelinde dış politika izlediği görüşünden hareket edilmiş ve gerçekleşen olaylar bu açıdan analiz edilmiştir.Realizm'in, II. Dünya Savaşından sonra ve Soğuk Savaş döneminde baskın teori olması elbette önemlidir. Çünkü doğu ve batı arasında köprü olarak görülen Türkiye, ABD'nin Ortadoğu politikalarında ve SSCB'nin çevrelenmesi politikasında önemli bir ülke olarak değerlendirilmiştir. SSCB'nin yayılmacı politikaları sebebiyle güvenlik endişesi yaşayan Türkiye, ulusal çıkarlarını ön planda tutarak ABD yanlısı davranmıştır. Realist bakış açısına uygun olan bu davranış şekli tezimizin genel bir realist yargıyla sonuçlanmasına kaynak teşkil etmiştir.Anahtar Kelimeler: Türk dış politikası, Soğuk Savaş, Güvenlik, Realizm,Uluslararası İlişkiler.

RealizmTürk dış politikasıUluslararası ilişkiler+1
Cemile Oğuz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Realizmin sorgulanmasına dair bir örnek: Pakistan ve Hindistan'da iç-dış siyaset ilişkisi

Bu tezin başlığı, "Realizmin Sorgulanmasına Dair Bir Örnek: Pakistan ve Hindistan'da İç-Dış Siyaset İlişkisi"dir. Realist yaklaşımın, dış siyasete ilişkin karar ve siyasaların oluşturulması ve yapılandırılması bağlamında, tek taştan yapılmış olarak algılanan ve askeri güvenlik ve devletin bekası boyutlarına odaklanmış bir ulusal çıkar yaklaşımı ortaya koyduğu ileri sürülebilir. Bu tezde realist yaklaşımın bu dar dış siyaset anlayışı, Hindistan ve Pakistan'ın Keşmir sorununa yönelik dış siyasetlerinin ne oranda iç siyasetlerinden etkilendiği örneklemi aracılığıyla incelenecek ve çözümlenecektir. Bu bağlamda, Hindistan ve Pakistan'ın Keşmir sorununa yönelik dış siyasetlerinde sırasıyla Hindistan'da -özellikle Keşmir üzerinden algılanan- dağılma korkusunun ve Pakistan'da da militarizmin belirleyici olduğu ileri sürülmektedir.

PakistanRealizmUlus-devlet
Can Özelgün
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Kıbrıs adası civarı hidrokarbon kaynakları paylaşım mücadelesinin Kıbrıs sorununa etkisi

Doğu Akdeniz ve Kıbrıs stratejik konumu nedeniyle hegemonik güce sahip olmak isteyen devletlerin dikkatini tarihin her döneminde çekmeyi başarmıştır. Günümüzde Ortadoğu petrolleri ve kendi alanında bulunan hidrokarbon zenginliği için anahtar rol üstlenmektedir. Doğu Akdeniz'e kıyıdaş olan ülkelerin en büyük sorunlarından biri, üzerinde anlaşamadıkları deniz alanlarıdır. Özellikle Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY)'nin ilan ettiği sözde Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) alanları, Türkiye'nin Akdeniz'deki kıta sahanlığını ihlal etmektedir. GKRY, uluslararası enerji şirketleri ile yaptığı antlaşmalarla Kıbrıs sorununa farklı bir boyut kazandırmıştır. Türkiye'yi Doğu Akdeniz hidrokarbon meselesinde oyun dışına itmeye çalışan Yunanistan ve GKRY tezlerine karşılık olarak Türkiye uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını savunmaya devam etmektedir. Ayrıca Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)'nin menfaatlerini korumak adına Doğu Akdeniz'de her türlü girişimi yapmaktadır. İngiltere'nin adada bulunan egemen üsleri nedeniyle hidrokarbon rezervleri konusundaki talepleri ve politikaları da sorunun yönünü belirlemesi açısından önemlidir. Bu çalışmanın amacı, Kıbrıs adası civarındaki hidrokarbon kaynaklarının paylaşılması konusunda yaşanacak çıkar çatışmalarının, Kıbrıs adasında süregelen Rum ve Türk toplumları arasındaki anlaşmazlıklara yansımalarını, bu problemlerin olası çözüm yollarının etkin hale getirilmesinde izlenebilecek politikaları realist kuram teorileri çerçevesinde açıklamaktır. Anahtar Kelimeler: Kıbrıs sorunu, Realizm, Hidrokarbonlar, Münhasır Ekonomik Bölge, Mavi vatan

Doğu AkdenizHidrokarbonlarKuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti+6
Bülent Fikri Sevim
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yirmi yılın krizleri ile sistem analizi

Uluslararası İlişkiler disiplini, çalışılmaya başladığı zamanlardan günümüze kadar içerisinde her zaman sistem içerisindeki aktörlerin hamlelerini, durumlarını analiz etmektedir. Bunun yanında bir sonraki hamlelerinde karşı aktörün vereceği tepkinin ne olabileceğini belirleyebilmek de üzerinde tartışmaların olduğu bir alan olmuştur. Uluslararası sistemin genel durumunun analizi de bu tartışmaların odak noktasında bulunan temel bileşen olarak karşımıza çıkmaktadır. Fikirleri ve yayınları ile uluslararası ilişkiler literatürünün yerleşmesinde ve gelişmesinde büyük bir katkısı olan Edward Hallett Carr'ın özellikle 20. yüzyılın başlarında edindiği deneyim ve birikim ile uluslararası ilişkiler çalışmalarına yol göstermektedir. Ayrıca konuları ele alış şekli ile birlikte elde edilen düzey analizi, güç üzerine şekillenen sistemin bileşenleri hakkında araştırmacıları bilgilendirmektedir. Fikirlerinin hem akademik hem de bürokratik camiada tartışılmış ve tartışılıyor olması sistem aktörlerinin nitelikleri ile ilgili analizlerinin doğruluk payının yüksekliğini göstermektedir. Bu tezde, son yüzyıla görüşleri ile şekil vermiş olan Edward Hallett Carr'ın eserlerinden yola çıkılarak, genel geçer bir uluslararası sistem durumu analizinin ve formülünün bulunabileceği veya bulunamayacağı sorusu araştırılmıştır. Yapılan eser analizlerinin neticesinde bulunan sistem düzeyleri ve bileşenler sonuç bölümünde işlenmiş olup okuyucunun bilgisine sunulmuştur.

Carr, Edward HalletEleştirel kuramKriz+6
Ömer Ertuğrul Meral
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Mustafa Okan ve modern postmodern aralığında gerçekçilik kültürü

Mustafa Okan metinleri genel olarak incelendiğinde "gerçekçilik/gerçeklik" temasının sıklıkla üzerinde durulduğu fark edilebilir. Okan, gerçekçilik kültürünün tarihsel birikiminden yararlanarak sanat üretimini düşünsel düzeyde anlama yoluna yönelir. Mustafa Okan'ın bu tavrı, sanat yaşam öyküsünü anlamada çok boyutlu araştırmayı zorunlu kılar. Bu kapsamda çalışmanın ilk bölümünde Mustafa Okan'ın gerçeklik/gerçekçilik kültürüne dair bakış açısı geniş bir tarihsel aralık temel alınarak incelendiği ifade edilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünün ilk başlığında Mustafa Okan'ın ideolojiyi tarihsel evrimi içinde nasıl anlamlandırdığı temasını içermektedir. Bu başlıkta Okan'ın ideolojiyi ele aldığı metinleri incelenmenin yanı sıra ideoloji kavramının tarihsel değişim süreçleri araştırılmıştır. İkinci başlıkta Mustafa Okan ve Marksizme Yaklaşımı araştırılmıştır. Marksist yaklaşım kapsamında Mustafa Okan'ın öne çıkardığı egemen ideoloji, dil ve bilinç temaları incelenmiştir. İkinci bölümün İkinci başlığında Mustafa Okan'ın estetik ideoloji tarihi içinde hangi kaynaklardan yararlandığı araştırılmıştır. Araştırma Okan'ın kaynakçalarında yer alan düşünürler incelenerek, Marksist estetik ideoloji bağlamında sürdürülmüştür. Mustafa Okan'ın sanatçı tutumunun genel çerçevesi, ideolojik bağlamın yanı sıra Okan'ın sanat tarihinden verdiği örnekler yoluyla oluşturulmuştur. Daha sonra Okan'ın sanatçı tutumunun düşünsel düzeyde belirleyicisi olan diyalektik yöntem örneği olarak Gerçekçilik Kültürü İçin Notlar metni incelenmiştir. Son olarak Başka Bir Sanat Tarihi yazımı başlığı altında Okan'ın sanat tarihine dair eleştirileri yer almıştır. İkinci bölümün üçüncü başlığında Okan'ın gerçekçilik kültürü tanımlamalarını ve dönemin gerçekçilik tartışmalarını içermektedir. Bu başlık aynı zamanda modernliğin ve marksizmin Okan'ın bakış açısıyla nasıl bir tarihsel ilişki içinde olduğunu irdelemektedir. Bu başlıkta Mustafa Okan'la hemen hemen aynı dönem düşünsel üretimlerini sürdüren ve kendini modernist olarak tanımlayan Jürgen Habermas ele alınmıştır. Böylece Okan ve Habermas'ın modernizme bakış açılarında ortaklıklar ve farklılıklar bulunmuştur. İkinci bölümün dördüncü başlığında, Okan'ın gerçeklik ile ifade ettiği hakikatin modern felsefede yansımaları araştırılmıştır. Modern felsefede yer alan ve Okan'ın kaynakçalarında adı geçen kimi düşünürlerin hakikat kavramına yaklaşımları araştırılmıştır. Bu başlığın devamında Okan'ın sıklıkla eleştiri sunduğu postmodern teori ve hakikatin önemsizleşmesi ele alınmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümü Aydınlanma Diyalektiği, Tarihsel Materyalizm ve Marksist Estetik'le içerik kazandırılan gerçekçilik kültürünün, O'nun sanat yapıtlarında ve sanatsal biçeminde nasıl görünür hale geldiğini anlama çabasıdır. Bu amaçla Okan'ın modernizmin estetik yaklaşımını koruyarak, 'Marksist Gerçekçi' düşünce dünyasını izleyicisi ile paylaşabilme için seçtiği yolun Bertolt Brecht'in epik / diyalektik tiyatrosu ve öykülerindeki gerçekçilik savıyla nasıl örtüştüğü incelenmiştir. Bu bölümde Mustafa Okan'ın Aloşname, Christo ve Jeanne Claude'un Yüzleşme Çağrısı: Paketlenmiş Reichstag ve Mustafa Ata: Gizlenemez Gövde metinlerinde gözlemlenen yaklaşımın, Brecht'in yabancılaştırma yöntemine benzerliğine dair vurgu yapılmıştır. Sonuç olarak, bugünün gerçekçilik tartışmalarını Türkiye sanat tarihine bakarak anlamak için Okan'ın işaret ettiği önemli durakları ortaya koymak çağdaş sanat anlayışını incelemede önemli bir boşluğu dolduracaktır. Bu boşluk piyasa zemininde gelişen sanatçının, yeni bir dünya hayal etme ve inşa etme isteğinin sönümlenmesidir. Mustafa Okan üzerine yazdığım tezde, yeni bir dünya hayal etme isteğinin, tarihsele bağlanma, belirli bir tarihsel içerik taşıma zorunluluğu vardır. Dolayısıyla Okan'ın işaret ettiği ideoloji, modernizm, postmodernizm gibi kavramların belirli bir tarihsel birikime sahip olduğu unutmadan araştırma yapılmıştır. Anahtar kelimeler: Mustafa Okan, gerçeklik, gerçekçilik, modern, postmodern.

ModernOkan, MustafaPostmodern+1
Özlem Ekin Teker
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Küreselleşme çağında göç: Değerler ve çıkarlar ikileminde AB ve Türkiye göç politikalarının Suriyeli göçmenler üzerinden analizi

Küreselleşme çağında göç hareketlerinin hızlandığı, amacı ve kapsamının genişlediği, çok yönlü göç hareketlerinin ortaya çıktığı görülmektedir. Göç, insanlık tarihi kadar eski bir olgudur. İnsanlar tarih boyunca çeşitli amaçlarla sürekli yer değiştirmektedir. 2011 yılında Suriye'de meydana gelen olaylar neticesinde uluslararası sistem en önemli göç dalgalarından birine sahne olmuştur. Suriye'deki çatışmalar sonucunda yaşanan göç dalgasından en çok etkilenen ülkelerin başında Türkiye gelmektedir. Türkiye ve AB'nin Suriyeli göçmenlere yönelik politikası değerler ve çıkarlar ikileminde kıyaslanarak ele alınmıştır. Bu kıyasın amacı günümüzdeki göçmen krizinin nedenlerini, sonuçlarını, hukuki boyutlarını, gelişim sürecini ve çözümünü tartışarak bu sorunun çözülebilmesine katkı sunabilmektir. Türkiye, Suriye'den gelen göçmenlere yönelik ilk başta açık kapı politikası izleyerek dini ve tarihsel bağlarından dolayı değer odaklı bir tutum içinde olmasına rağmen zamanla sorunun git gide büyüyerek kalıcı hale gelmesi ve ülke içinde yaşanan hoşnutsuzlardan dolayı zamanla çıkarlarını önceleyen bir tutum içine girmeye başlamıştır. AB ise ilk baştan beri Suriyeli göçmenleri etnik, kültürel kimlik ve dini sebeplerden dolayı kabul etmeyerek göçü dışsallaştırma politikası gütmüştür. AB'nin değerlerle örüntülü kurulmuş bir örgüt olması üye devlet çıkarlarından bağımsız olduğu anlamına gelmemektedir. AB, insani ve evrensel değerleri çıkarları uğruna meşrulaştırarak değerleri çıkarlarına ulaşmada bir araç olarak kullanmaktadır. Bu çalışmada tezin kuramsal çatısını oluşturan İdealizm ve Realizm teorileri temelinde göç politikalarının nasıl inşa edildiği incelenmiştir. Yine Küreselleşme ve Ulus-devletler, İdealizm ve Realizm, değerler ve çıkarlar, Türkiye ve AB gibi ikili varyasyonlar üzerinden diyalektik yöntemle tümevarım usulüyle küresel çağda mülteci sorununun anlaşılmasına katkı sağlanması amaçlanmıştır. Bu diyalektik analizler yapılırken somut veriler sunulması amacıyla Suriyeli göçmenler örneği üzerinden hareket edilmiştir. Suriyeli göçmenler ile ilgili istatistikler, raporlar, haber kaynakları kullanılarak ekonomi, siyasi, din, dil, sosyo-kültürel, unsurlar üzerinden göç politikaları ile ilgili ikircikli tutumun nedenleri araştırılmıştır. Bu çalışmada yapılan araştırma sürecinde geniş kapsamlı bir literatür taraması yapılarak birbiriyle ilişkili kavramlar neden-sonuç ilişkisi içinde değerlendirilmiştir. Özellikle birincil kaynaklar esas alınmış olup istatistiki veriler, raporlar, gazete haberleri, telif ve tetkik eserler dikkate alınmıştır.

DeğerlerGöç politikalarıKüreselleşme+2
Başak Kaya
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
11
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş Türk Resim Sanatı'nda toplumsal gerçekçilik sanat anlayışı (1940-1970)ve güzel sanatlar eğitimi bölümü resim-iş öğretmenliği anabilim dalı'nda okuyan öğrencilerin resimlerine yansıması

Bu araştırma ile Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Anabilim Dalı Resim-iş Öğretmenliği Bölümü, Ana Sanat Atölye 4. Sınıf (4R1-4R3) öğrencilerinin, Türk Resim Sanatında ?Toplumsal Gerçekçilik? Sanat Anlayışı ile ilgili aldıkları bilgi doğrultusunda, içinde yaşadıkları toplumun, sosyal, ekonomik, kültürel ve çevresel sorunları hakkındaki duygu ve düşüncelerini, resim yolu ile ne derece ifade edebildikleri belirlenmeye çalışılmıştır.Araştırma 2011-2012 Eğitim- Öğretim yılı ikinci döneminde Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Anabilim Dalı Resim-iş Öğretmenliği Bölümü, Ana Sanat Atölye 4. Sınıf (4R1-4R3) öğrencileri ile yapılmıştır. Toplamda 20 öğrenci ile yapılan bu çalışma sonucunda ortaya çıkan eserler araştırmanın verisini oluşturmuştur.Uygulamaya başlamadan önce literatür taranmış ve gerekli hazırlıklar yapılmıştır. Araştırmaya katılan 20 kişilik öğrenci gurubu, atölye ortamında daha rahat ve verimli çalışabilmeleri için 10'ar kişilik iki guruba ayrılmıştır. Her guruba Toplumsal Gerçekçilik Sanat Anlayışı hakkında konu anlatımı yapılmış, konuyla ilgili görsel materyaller gösterilmiştir. Daha sonra öğrencilere konuyla ilgili araştırma yaptırılarak, ilgili sanat anlayışına uygun resim yapmaları istenmiştir. Öğrencilerin yaptığı bu resimler, uzman görüşü alınarak oluşturulmuş kriterlere göre değerlendirilmiştir. Değerlendirmelerin sonucunda katılımcıların konuya uygun çalışmalar yaptıkları renk, biçim ve anlatım bakımından kendilerine anlatılan sanat anlayışına uygun eserler ürettikleri görülmüştür. Yapılan bu resimlerin, katılımcıların içinde yaşadıkları toplumun, sosyal, ekonomik, kültürel ve çevresel sorunlarını vurgular nitelikte olduğu ve insanların dikkatini konuya çekme bakımından da başarılı olduğu gözlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Türk Resim Sanatı, Gerçekçilik, Toplum, Toplumsal Gerçekçilik.

Aday öğretmenlerEğitimModern resim sanatı+6
Ümit Turanlı
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Sahraaltı Afrika devletlerinin denge politikaları: Bölgesel bir analiz

"Sahraaltı Afrika Devletlerinin Denge Politikaları: Bölgesel Bir Analiz" DıĢ politikaları pre-kolonyal döneme kadar uzanan Sahraaltı Afrika devletleri, günümüze kadar hem kıta içi hem de kıta dıĢı güç mücadelelerine sahne olmuĢtur. Sömürgecilik dönemi ile birlikte bağımsızlığını kaybeden kıta ülkeleri bağımsızlıklarını kazanabilmek adına da mücadele yürütmüĢtür. Bağımsızlıktan sonra ortaya çıkan devletleĢme sürecinde Avrupa ülkeleri tarafından din, dil, etnik grup gözetilmeden çizilen sınırlar ve kıtaya yapılan müdahaleler ile doğal bir devletleĢme süreci geçirmeyen bu ülkeler; iç savaĢ, yolsuzluk, yoksulluk, altyapı yetersizliği ve teknik bilgi eksikliği gibi pek çok sorunla karĢılaĢmıĢtır. Bu sorunların yanı sıra bağımsızlıkları ekseriyetle Soğuk SavaĢ dönemine denk gelen kıta ülkeleri, iki kutuplu sistemin güç mücadelesine de sahne olmuĢtur. Doğu Bloku-Batı Bloku kutuplaĢması Afrika ülkelerine zaman zaman fayda sağlarken zaman zaman da zarar vermiĢtir. Sömürgecilik tecrübesinin verdiği hayatta kalma güdüsüyle, güçlü olmayan Afrika devletleri denge politikasına ihtiyaç duymuĢtur. Dolayısıyla, Sahraaltı Afrika devletlerinin dıĢ politikaları ağırlıklı olarak hayatta kalma ve devletin temel altyapı, teknik bilgi gibi eksikliklerini giderebilmek için çıkar odaklı olmuĢtur. Hem hayatta kalmak hem de çoğunluğu ekonomik olmak üzere çıkar elde etmek için çeĢitli dıĢ iliĢkiler kuran Afrika devletlerinin bu iliĢkileri neye göre kurduğu, neyi dengelediğini araĢtırmak bu çalıĢmanın temel amacını oluĢturmaktadır. Bu amaca ulaĢmak için Sahraaltı Afrika‟da bulunan coğrafi olarak ayrılmıĢ her dört bölgeden iki ülke vaka çalıĢması için seçilmiĢtir. Bu ülkelerin belirlenmesinde yurt dıĢı diplomatik misyon sayısı, askeri ve ekonomik gücü belirleyici olmuĢ; bu parametreler üzerinden her bölgeden en güçlü ve en zayıf devlet belirlenerek dıĢ politikalarındaki temel motivasyonlar ve eğilimleri incelenmiĢtir. Ülkelerin hayatta kalma mücadeleleri, hangi dıĢ güce ne için ihtiyaç duyduğu, hangi ülkeden nasıl bir çıkar elde ettiği araĢtırılırken bu kavramlara ağırlık veren realist teoriden istifade edilmiĢ, seçilen ülkelerin dıĢ politikalarındaki temel eğilimler karĢılaĢtırılarak tartıĢılmıĢtır. Anahtar Kelimeler: Sahraaltı Afrika, Realizm, Denge Politikası

AfrikaAfrika ülkeleriDenge politikası+4
Begüm Gün
Ankara Social Science University · Bölge Çalışmaları Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Tanzimat ve Servet-i Fünûn romanlarında edebî akımlar

Edebiyat akımları, belirli yazım teknikleri sunmasının dışında ortaya çıktığı dönemin sosyal, siyasi, ekonomik, felsefî vb. birçok alanı hakkında bir alt yapıya sahiptir. Bu sebeple bir dönemin analizini, o dönemin hangi edebî akıma bağlı olduğuna bakarak yapmak mümkündür. Türk edebiyatında yüzyıllarca hâkim olan divan şiiri geleneği içerisinde de çeşitli edebî hareketler görülmektedir. Batılı anlamda edebî akımlar ise Tanzimat dönemiyle birlikte Türk edebiyatında yer alır. Bu dönemde edebî akımlar bir tercih meselesi gibi anlaşılarak yazardan yazara farklılık gösteren bir olgudur. Çünkü Türk edebiyatında edebî akımlar, toplumsal ihtiyaçlardan ziyade aydınların dünya görüşüne göre şekillenir. Batılılaşmanın bir ölçüsü olarak Batılı edebî formların Türk edebiyatında yer almasıyla birlikte nazım geleneğinin yanında nesir geleneğinin de önemi artar. Roman türü de nesir geleneğinin en gelişmiş şeklidir. Türk edebiyatında daha önce yer almayan roman, ilk dönem sanatkârları açısından birbirinden farklı birçok amaç için kullanılır. Bu yeni türü edebî anlamda hem Batılılaşmanın bir yolu hem de gelenekten kopmanın bir aracı olarak görmek mümkündür. Roman formunu henüz nesri gelişmemiş bir edebiyatta uygulamak zor bir iştir. Tanzimat dönemi yazarları bu zorluktan kurtulmak için geleneğin imkânlarından faydalanmayı ihmal etmemişlerdir. Batılı bir form olarak gelişkin bir roman örneği verebilmek içinse edebî akımları sürekli göz önünde bulundurmuşlardır. Bu çalışmada Tanzimat ve Servet-i Fünûn dönemlerinde yer alan romanların Batılı edebî akımlarla olan ilişkisi değerlendirilmektedir. Bu değerlendirme sürecinde gelenekten kopuş, dönemin etkisi, yazarların sanatsal bakış açıları ve uygulama düzeyinde edebî akımların Türk edebiyatına katkısı göz önüne alınmaktadır. Anahtar Kelimeler: Tanzimat Dönemi, Servet-i Fünûn Dönemi, Roman, Edebî Akımlar, Gelenek.

DoğalcılıkEdebi akımlarGelenekler+6
Onur Tokiz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Fakir Baykurt'un romanlarında toplumsal gerçekçilik

Çalışmamızda, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı'nın çağdaş yazarlarından Fakir Baykurt'un romanlarını toplumsal gerçekçilik açısından çözümlemeye çalıştık.Çalışmamızı iki ana bölüm halinde düzenledik. Monografi nitelikli birinci bölümde Fakir Baykurt'un yaşamı, edebi kişiliği ve yapıtlarının değerlendirmesini yaptık.İkinci bölümde ise Fakir Baykurt'un on dört romanını toplumsal gerçekçilik açısından inceledik. Eserden yazara ulaşmayı hedefleyen bir değerlendirme tarzını esas aldığımız bu incelemede, yazarın romanlarındaki toplumsal ve sosyal yozlaşmayı, bireyin kendine dönüş sürecini bilimsel ve estetik yönden tahlil ettik.Anahtar Kelimeler: Fakir Baykurt, roman, toplumsal gerçekçilik, birey, farkındalık.

Baykurt, FakirEdebiyatGerçeklik+5
Yeliz Akar
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Nevzat Üstün'ün hayatı, sanatı ve eserleri

Çalışmamızda, Toplumcu Gerçekçi yazarlarımızdan Nevzat Üstün'ün şiirlerini tema ve şekil bakımından inceledik. Üç bölüm halinde düzenlediğimiz tezimizin birinci bölümünde Nevzat Üstün'ün hayatını, edebî anlayışını ve şiir hakkındakı görüşlerini gösterdik. İkinci bölümde çalışmamızın şiirin tema bakımından değerlendirmesini yaparak şairin şiir dünyasına göz attık ve şiirdeki konuları 12 başlık altında tasnif ettik. Üçüncü bölümde şekil özellikleri ele alarak şiirlerin nazım birimi, nazım şekli, vezin, kafiye ve redif başlıklarıyla inceledik. Dördüncü bölüm, dil ve üslûp incelemesini yaptığımız bölümdür. Bu bölümde tablolardan yararlanarak konuyu genel hatlarıyla anlatmaya çalıştık.Nevzat Üstün, şiirinde biçimi tema ile bütünleştirerek yaşamın zenginliğini ve değer verdiği insanı anlatmıştır. Serbest şiir, şairin yaşama bakış açısını ve özgür yaşam felsefesini yansıtır. Şiirdeki ritm ve ahengi yinelemelerle yakalamaya çalışmıştır.Anahtar Sözcükler1. Nevzat Üstün2. Toplumcu Gerçekçi3. Garip Akımı4. Şiir5. İnsan / Toplum

BiyografiGarip hareketleriRealizm+6
Funda Bulut
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessEN

An intellectual history of late Ottoman painting: Mekteb-i Harbiye and the development of realism

This study aims to examine how military painters' educational and intellectual backgrounds who graduated from Mekteb-i Harbiye (the Imperial Military Academy) opened in 1834 shaped their approach to painting. I am trying to explain the role of painting lessons, the sources they feed on, and Harbiye's view of the painting by questioning the factors that are effective in the preferences of the military painters, who mostly painted landscapes and still-lifes in the rich visual culture of the nineteenth century. I evaluate the courses related to modern painting from the curricula between 1845 to 1877 within the scope of science and functionality that prevailed after the Tanzimat (Reorganization) period (1839-1876). In this context, the study attempts to explain the dynamics in which the Ottoman Muslim population internalized modern painting and the realist attitude; on the other hand, it emphasizes that modern painting is seen as a tool in the modernization policy rather than an artistic activity in Harbiye. Keywords: Harbiye, military painters, realism, landscape, still life, aniconism, modernization, functionality, knowledge production

Military paintersFunctional propertiesWar college+7
Mertkan Karaca
Koç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
10
Master'sOpen AccessTR

Aleksandr Sergeyeviç Puşkin'in düz yazı sanatı

Eserlerinde aşkın en sade ve doğal şekli, kaderin insan hayatını şekillendirmesindeki rolü ve Rus İnsanının kadere olan inancı gösterilir. O dönemde Rus kültürünün en önemli unsurlarından biri olan düelloya karşı toplumun bakış açısı yansıtılır. Puşkin'in ?Pugaçov İsyanının Tarihi? adlı eserinde Rus toplumuna mal olan Pugaçov isyanı, yalın ve enerjik bir dille aktarılır. Gerçek belgelere dayanılarak hazırlanan bu eserde nesnel bir bakış açısı hakimdir. İsyan öncesi ve sonrası Rus insanının durumu, halkın açlıkla mücadelesi, hükümetin isyanı bastırmadaki yetersizliği açıkça gösterilir. ?Yüzbaşının Kızı?nda da Pugaçov İsyanı ele alınır, ancak isyanın yanı sıra Rus taşra insanının samimi ve alçakgönüllü tavrı, Rus gelenek ve görenekleri, Rus kültürü anlatılır. ?Dubrovskiy?, Puşkin'in halk ayaklanması temasını işlediği ilk eserdir. ?Dubrovskiy?de toprak beyliği sisteminin haydut olmak zorunda bıraktığı bir karakter anlatılır, bu eserde adalet sisteminin ve düzenin eksiklikleri açıkça gösterilir. ?Belkin Öyküleri? yalın ve sade dili ile dikkat çeker. Bu öykülerde sıradan Rus insanının günlük yaşayışları, inançları, o zamana kadar kimsenin dikkatini çekmeyen menzil bekçisinin ve tabutçunun hayatları konu edilir, köy ve köylü hayatı hakkında bilgi verir. İlk roman denemesi ?Büyük Petro'nun Arabı? oldukça başarılı bir eserdir. Dedesi Gannibal'ın hayatından esinlenerek kaleme aldığı bu eserinde I. Petro zamanı oldukça nesnel bir tavırla aktarılır. ?Maça Kızı? Rus sosyete insanını, paraya dayalı ilişkilerin sahteliğini gösterir.Puşkin, düz yazı eserlerinde yalın ve sade üslubu ile dikkat çeker. Puşkin, sıradan Rus insanını gerçekçi bir biçimde tasvir ederek edebiyatta yeni bir dönemin başlamasına neden olmuştur.Anahtar Sözcükler1. Puşkin2. Yüzbaşının Kızı3. Dubrovskiy4. Maça Kızı5. Edebiyat

Puşkin, Aleksandar SergeyeviçRealizmRomantizm+1
Kezban Olgun
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Sinemada görüntü - gerçek ilişkisi

Bu çalışmada sinematografik görüntüde gerçeklik hissinin nasıl yaratıldığı ve filmin görsel özelliklerinin gerçekçiliğe etkisi incelenmiştir. Teknolojideki gelişmelerle birlikte görüntülerin artık gerçeğe daha yakın olduğu ve izleyicileri daha çok etkilediği görülmektedir. Sinema, başlangıcından beri gerçeğe en yakın görüntüyü elde etmeye çalışmıştır. Bu bağlamda filmin anlatısından çok, görüntüyü oluşturan unsurların gerçeklik etkisi yaratıp yaratmadığının saptanması amaçlanmıştır.Bu amaçla çalışmada dünya sinemasından seçilen örnekler incelenmiştir. Bunlar; İtalyan Yeni Gerçekçiliğinin en önemli yapıtlarından olan Roma Açık Şehir (Roma Città Aperta, 1945) ve Bisiklet Hırsızları (Ladri Di Biciclette, 1948), son yıllarda yükselişe geçen Güney Amerika sinemasından Meksika yapımı Paramparça Aşklar, Köpekler (Amores Perros, 2000) ve Tanrıkent (Cidade de Deus, 2003) ile 90'larda sinemada gerçekçilikle ilgili önemli çalışmalardan biri olan Dogma akımının öncüsü Lars Von Trier'nin filmi Dogville (2003) ve yine son yılların en ilgi çekici fantastik filmlerinden biri olan Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü'dür (Lord Of The Rings: Return Of The King, 2003).Çalışmada gerçek, hakikat, kurmaca, gerçekçilik; resimde, fotoğrafta ve sinemada gerçekçilikle ilgili kuramsal kısım oluşturulduktan sonra seçilen filmler çözümlenmiştir. Filmlerin incelenmesinde ?biçimsel çözümleme? yöntemi kullanılmıştır. ?Sinemada görüntü-gerçek ilişkisi? konusu belgesel sinemayı da kapsamasına karşın çalışmada sadece kurmaca filmler incelenmiştir.Film çözümlemeleri sonucunda ortaya çıkan bulgular, görsel özelliklerin filmin anlatmak istediği duygu ve düşünceyi aktarmada ve gerçekliği yansıtmada, anlatısal özelliklere göre daha etkili olduğu yönündedir. Buna göre sinemada gerçekçilik hissini yaratan en önemli unsur, görsel özelliklerin gerçeğe uygunluğudur.Anahtar Sözcükler:1.Sinema2.Gerçek3.Gerçekçilik4.Görüntü5.Biçimsel çözümleme

GerçeklikGörsel algılamaGörsel sanatlar+7
Ayşe Şirin Aydın
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessEN

Magical realism in Toni Morrison's Beloved and Song of Solomon

This thesis examines magical realism in literature and its reflections on Toni Morrison?s two novels Beloved and Song of Solomon. As an African-American writer whose aim is to represent the reality of black people in America, Morrison not only narrates the realistic events and people but also ghosts, magical characters and extraordinary events. Combining rational stories that are considered as the reflections of her American heritage and magical ones that are derived from her African heritage, the author narrates the reality of African-Americans from different aspects.In the first part of the thesis the history and meaning of magical realism is explored. Then the movement is compared with other literary movements such as; realism, postmodernism, surrealism and the fantastic. The second part seeks to prove that there are magical realist elements in Morrison?s novels. In order to display the realistic events that have been recorded or experienced and the supernatural characters, events and myths in Morrison?s novels, the books are observed in details. Moreover, the narration of Morrison and the important themes of her novels are also emphasized.Finally, this thesis explains how and why Morrison uses magical realism in her two novels and suggests that through magical realism the writer portrays the expanded reality of African-Americans that is not only realistic but also magical.

LiteratureMorrison, ToniRealism+3
Burcu Tecimoğlu
Doğuş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessEN

Woman and love in medieval courtly literature: The real and the fictional

The purpose of this study is to examine the formal and thematic interaction of the poetry of medieval Arabs with Western literature through the Troubadour poets in France. In the love poetry of Arabs, where divine love is the central theme, the poet?s muse is sometimes described as an unattainable divine being, sometimes as a very beautiful woman with earthly qualities. This attitude to woman observed in the poems of Arab writers has had a significant influence, firstly on the Troubadour poets of Southern France, then through the French and the Italian writers on the English. In tracing this influence the present study also tries to draw attention on the paradoxes and dilemmas inherent in the presentation of courtly love and the image of the woman which arise from the unrealistic conditions of life in medieval Europe. In medieval Christian societies ?woman? was seen either as Eve, the temptress to be avoided by men or as Virgin Mary, the unreal, unattainable noble and virgin lady who could not be a wife and a beloved but a divinity to be adored. The present study argues that the courtly love poetry that had its sources in Arabic and Troubadour poems foregrounds the irreconcilability of fact and fiction concerning the medieval European man?s approach to the concepts of love and the ?woman?.In building this argument the study will analyze first the love poetry of three early medieval Arab poets namely: Ibn Hazm, Ibn Quzman and Ibn Arabi, who are considered the leading figures of Arabic literature; and then The Knight?s Tale of Geoffrey Chaucer and Le Morte Darthur of Thomas Malory as the two most well-known chivalric love romances of British medieval literature.

Arabian literatureLoveCourtly love+9
Evren Birkan
Doğuş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumcu gerçekçilik akımının Türk resim sanatına etkisi ve Abidin Dino

Toplumsal içerikli sanat eserlerinin üretiminde toplumsal olgu ve değerler önemli bir etkendir. Toplumun bir parçası olan sanatçı, yaşadığı çevrenin toplumsal özelliklerini, toplum yaşamını kendisine konu alır. Genel olarak kaynaklarını toplumsal yaşamdan alarak topluma yönelik bir anlatım biçimi oluşturmuş sanat akımları, SSCB, ABD, Almanya, Meksika, İtalya ve Fransa'da etkili olmuş, politik ve ekonomik gelişmelerle güçlü bir etkileşime geçmişlerdir. Eserleriyle toplumsal ve eleştirel bir tutum sergileyen sanatçılar gerçekçilik, toplumcu gerçekçilik, eleştirel gerçekçilik gibi akımlar adı altında sınıflandırılmışlardır. Dünyada başlayan bu akım, Türk resminde toplumcu gerçekçi sanat çalışmaları için bir kaynak oluşturmuştur. Bu çalışmada, "Toplumcu Gerçekçilik" akımının doğuşu, gelişim süreci, Türk resim sanatına etkileri ve bu yönde yapılan çalışmalara yer verilmiştir. Toplumcu Gerçekçi akımın Abidin Dino'nun, sanat hayatına ve eserlerine etkisi incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Gerçekçilik, Toplumcu Gerçekçilik, Toplumsal Gerçekçilik, Eleştirel Gerçekçilik, Abidin Dino.

Dino, AbidinEleştirel gerçekçilikRealizm+4
Ezgi Kınalı
Doğuş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00

Related subjects