Youth
103 theses under this subject heading
Gençlik liderlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile iş doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; gençlik liderlerinin iş doyumu ve yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi ve yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile iş doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştımanın çalışma grubunu Gençlik ve Spor Bakanlığı merkez teşkilatı Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğünde işgören gençlik liderleri ile 81 ilde ve bunlara bağlı ilçelerdeki Bakanlık taşra teşkilatlarında bulunan gençlik merkezlerinde işgören gençlik liderlerinden 301 gönüllü katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu, Baycan (1985) tarafından geliştirilen Minnesota İş Doyum Ölçeği, Erdoğan ve Arsal (2016) tarafından geliştirilen Yaşam Boyu Öğrenme Eğilim Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemleri olarak sayı, yüzde, ortalama ve standart sapma uygulanmıştır. 301 veri ele alınmıştır ancak, uç değerler alındıktan sonra 295 katılımcı ile veriler analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre iş doyumu alt boyut ortalamaları ve toplam puanı cinsiyet, medeni durum, görev yeri ve mezuniyet durumu değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermeyip yaş, öğrenim durumu ve hizmet yılı değişkenlerine göre anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Yaşam boyu öğrenme alt boyut ortalamaları ve toplam puanı cinsiyet, yaş, medeni durum, öğrenim durumu, görev yeri ve mezuniyet durumu değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermeyip hizmet yılı değişkenine göre anlamlı farklılık tespit edilmiştir. İş doyumu toplam puanı ile yaşam boyu öğrenme toplam puanı arasında düşük düzeyde pozitif yönlü anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda, içsel doyum arttıkça gelişime açıklık ve öğrenmeye istekliliğin artacağı söylenebilir.
Sivil toplumda aktif gençlerin evrensel değerler çerçevesinde sosyal sermaye birikimleri ve özneleşme süreçleri
Bu çalışma, gençleri özne olarak ele alarak, sosyal sermaye birikimleri ve değer dönüşüm süreçleri aracılığıyla evrensel değerlerin nasıl içselleştirildiğini ve bu sürecin gençlerin toplumsal katılımını nasıl şekillendirdiğini anlamayı amaçlamaktadır. Araştırmada, gençlerin kendilik oluşum süreçlerinde ve toplumsal kimliklerinin şekillenmesinde etkili olan sosyal sermaye birikimleri, aktif yurttaşlık rolleri ve sivil katılım pratikleri hak temelli sivil toplum örgütleriyle kurulan ilişkiler çerçevesinde incelenmiştir. Niteliksel araştırma deseni kullanılan bu çalışma, hak temelli gençlik sivil toplum örgütlerinde aktif olan genç bireyler üzerinden yürütülmüş, yarı yapılandırılmış mülakatlar ve tematik analiz yöntemleri kullanılarak fenomenolojik bir metodoloji benimsenmiştir. Ana bulgular, gençlerin hak temelli sivil toplum örgütlerindeki etkileşimleri sayesinde demokratik değerleri ve aktif yurttaşlığı pekiştirdiklerini ortaya koymaktadır. Bu etkileşimler, sadece sosyal ağlarını genişletmekle kalmamakta, aynı zamanda özneleşme süreçlerini derinden etkileyerek gençlerin toplum içinde daha aktif ve etkili bireyler olarak konumlanmalarına katkıda bulunmaktadır. Sonuç olarak, bu tez sivil toplum ağlarının evrensel değerler çerçevesinde gençlerin özneleşme süreçlerini ve sosyal sermayelerini şekillendirmede sahip olduğu dönüştürücü gücü vurgulamaktadır. Sivil toplumun aktif katılımının, gençleri güçlendirerek toplumsal barış, adalet, eşitlik ve sürdürülebilirlik ilkeleri çerçevesinde etkin toplumsal katılımlarını sağlamada nasıl bir rol oynayabileceğini anlamamıza yardımcı olmaktadır. Bu perspektif, gençlerin sivil, sosyal ve politik haklarını koruyarak özneler olarak etkin rol almalarının gerekliliğini vurgulamakta ve gençlerin sivil toplum faaliyetleriyle şekillenen sosyal sermayelerinin daha demokratik, adil ve sürdürülebilir toplumsal yaşamı mümkün kılabileceğini öne sürmektedir.
19. yüzyıl Türk romanında gençlik
19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşanan değişimlerin yeniliğe en açık yaş grubu olan gençler üzerinde etkili olduğu bilinmektedir. Belirtilen değişimler, kaleme alınan romanlarda canlı bir şekilde yansıtılmıştır. Türk romanının başlangıç evresinde gençliğe yüklenen ahlaki boyut, Klasik edebiyattaki anlayışla benzerlik gösterse de Tanzimat ile birlikte dönüşüm gösterdiği tespit edilmiştir. Çalışmada gençlik algısında yaşanan bu dönüşüm 19. yüzyılda kaleme alınan Türk romanlarından hareketle ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Devrin romancılarından Ahmet Mithat Efendi, Şemsettin Sami, Namık Kemal, Halit Ziya Uşaklıgil, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Samipaşazade Sezai, Ömer Ali Bey, Ahmet Rasim, Fatma Aliye Hanım, Mizancı Murat, Ahmet İhsan Tokgöz, Mehmet Celal, Mehmet Vecihi, Behice Ziya Kollar, Nabizade Nazım, Fatma Fahrünnisa gibi eserlerinde genç roman kahramanlarına yer veren yazarlardan seçme yapılarak otuz sekiz roman incelenmiştir. Kendinden sonraki dönemler için de temel hazırlayan bu başlangıç evresinde edebi metinler üzerinden gençlik tarihine paralel olarak modern bir gençlik algısının şekillendiği görülmüştür. Toplumun kurtarıcısı olarak gençlere yüklenen işlevler edebi metinler üzerinden belirlenerek geleneksel anlayıştan ayrılan ve dönüşüme uğrayan gençlik algısı ortaya koyulmuştur.
AB gençlik politikaları ve Türkiye'deki genç nüfus için bu konuda yapılan çalışmalar
Bu tez çalışmasında Avrupa Birliği'nin gençlik politikaları ile Türkiye'deki genç nüfus için bu konuda yapılan çalışmalar hakkında detaylı bilgiler verilecektir. Çalışmanın ilk bölümünde gençlik kavramı tanımlanacak ve ulusal gençlik politikaları, Türkiye'deki genç nüfusun karakteristik özellikleri, Türkiye'de uygulanan gençlik politikası ile çalışmaları, gençlere dair faaliyette bulunan organlar ve kurumlardan bahsedilecektir. Çalışmanın ikinci bölümünde AB gençlik politikaları araştırılacak olup Avrupa'da yaşayan genç nüfus için yapılan uluslararası çapta organizasyonların çalışmaları ve gençlik faaliyetlerinin çeşitli alanlarda ve kavramlarda ne boyutta olduğu incelenecektir. Çalışmanın son bölümünde AB gençlik politikalarının Türk genç nüfusu üzerindeki etkileri tartışılacaktır. Bu çalışmaların Türkiye'de nasıl uygulandığı, uyum analizi karşılaştırmalar ve örnekler halinde gözden geçirilecektir. AB'nin aldığı ve gençleri ilgilendiren kararlar; eğitim, sağlık, spor, kültür başlıkları altında incelenmektedir ve Avrupa organizasyonları tarafından gelen desteklerle işbirliği ve uyumun sağlanmasına önem verilmektedir. Türkiye de bir AB üye devleti olma yolunda istikrarla çalışmalarına devam etmekte, AB gençlik politikalarına uyum sağlamaya çalışmaktadır. Türkiye'de gençlik faaliyetlerinin AB ile paralel işleyip işlemediğini farklı başlıklarda detaylı bir şekilde analiz edeceğiz.
Avrupa Birliği gençlik programlarının Avrupa vatandaşlık bilincine ve Avrupa Birliği'nin sürdürülebilirliğine katkısı
Türkiye Cumhuriyeti 1959 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu'na ilk başvurusundan (Avrupa Birliği Bakanlığı, 2016) bu yana 57 yıl geçmiş, hala Türkiye'nin şimdiki adı ile Avrupa Birliği'ne tam üyeliği bir sonuca bağlanmamıştır. Avrupa Birliği'nin (eski adı ile Avrupa Ekonomik Topluluğu) Türkiye'yi ve diğer üye ve aday ülkeleri dâhil etmek için uyguladığı Uyum Süreci kapsamında birçok Eğitim ve Gençlik Programları tasarlamış ve uygulamıştır (Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı, 2016). Bu programlar genel olarak üye ve aday ülkeler arasındaki gençlerin ortak bir eğitim politikasına sahip olması, ortak kültürler arası öğrenme sürecine dâhil olması, yaygın ve sargın eğitim yöntemleri ile örgün eğitimin dışında kalan öğretim ihtiyaçlarını karşılamak, gençlerin ve gençlik çalışanlarının başta olmak üzere tüm katılımcıların yeni bilgi, beceri ve tutumlar gibi yeterlilikler kazanmasını sağlamak; bu sayede katılımcıların Avrupa vatandaşlık bilincini geliştirmek, Avrupa aidiyetlerini artırmak gibi amaçlar ile günümüze kadar sürdürülmekte ve gelecekte de sürmeye devam edecektir. Kısa vadede gençlere bu Avrupalılık bilinci kazandırmayı, uzun vadede de Avrupa Birliği'nin sürdürülebilirliğini sağlamak amacı ile bu programları yürütmektedir (Avrupa Komisyonu, 2016). Bu tez çalışması geçmişten günümüze uygulanan ve uygulanmaya da devam edilen Gençlik alanındaki programların Türkiye'de Avrupa Vatandaşlık Bilincine yaptığı katkının ne derece etkili olduğunu ve bu programların uygulama sonrasında katılımcılar üzerindeki etkilerini gözlemlemek üzere yapılmıştır. Çalışma kapsamında Avrupa Birliği'nin 2007 yılından 2015 yılına kadar uyguladığı Gençlik Programı (Youth in Action) (Avrupa Komisyonu, 2016) ve Erasmus+ Gençlik Programları (Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı, 2016) esas alınmış ve bu program dâhilinde düzenlenen projelerde yer alan kurum, kuruluş temsilcileri ve programın eski katılımcıları ile derinlemesine mülakat tekniği ile görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler sırasında katılımcılara Avrupa Vatandaşlığı hakkında sorular sorulmuş ve verilen cevaplara göre uygulanan projelerin etkisi ölçülmüştür. Yapılan görüşmeler ve incelenen istatistiksel raporlar sonucunda bu programların gençler ve gençlik çalışanları üzerinde Avrupalılık bilincine ve Avrupa Birliği'nin sürdürülebilirliğine katkıda bulunduğu gözlemlenmiştir. Bu çalışma 2014-2016 eğitim-öğretim yılında İstanbul Arel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalında gerçekleştirilmiştir.
Altkültürel gençlik analizi: Diyarbakır'daki "keko gençlik grupları"
Gençliğin alt kültürel oluşumu: Diyarbakır'daki "Keko Gençlik Grupları" örneği üzerine yapılan alan araştırması üç bölüm olarak düzenlenmiştir. Birinci bölümde Keko Gençler'in kim oldukları, toplum tarafından algılanma ve kabul edilme durumları ve davranışları incelenmiştir. İkinci bölümde Keko Gençler'in aile ve çevreleriyle olan ilişkileri değerlendirilmiştir. Son bölüm olan üçüncü bölümde de derinlemesine mülakatlar yapılmıştır. Bu mülakatlarda, Keko Gençler'in kendilerini nasıl gördükleri, toplumsal çevrelerinde bulunanlar (Rehber öğretmen, Muhtar, çevre esnafı vb. gibi) tarafından nasıl görüldükleri üzerinde durulmuştur. Son bölümde bir sorun olarak kabul edilen, Keko Gençler ile ilgili çözüm önerileri geliştirilmektedir. Bu çalışma, Diyarbakır ilinin merkez ilçeleri olan Bağlar, Şehitlik ve Sur olmak üzere üç bölgede yapılmıştır. Uzaktan gözlem, derinlemesine mülakat, odak grup çalışması, katılımlı gözlem ve doküman inceleme tekniklerinin yardımıyla kırk üç (43) kişiyle derinlemesine mülakat, yirmi dört (24) kişiyle odak grup çalışması yürütülerek çalışma tamamlanmıştır.
Şiddetin sosyo-kültürel kaynakları ve medya metinleri aracılığıyla sunumu
ÖZET ŞİDDETİN SOSYO-KÜLTÜREL KAYNAKLARI VE MEDYA METİNLERİ ARACILIĞIYLA SUNUMU Seda YAVUZ Yüksek Lisans Tezi, Medya ve Kültürel Çalışmalar Ana Bilim Dalı Danışman: Doç. Dr. Filiz SUSAR Mart 2014 – 97 sayfa Şiddet, toplum içinde ortaya çıkan ve kültürel bir öğe olarak öğrenimi sağlanan bir olgu olma özelliğine sahiptir. Şiddet ana başlıklarıyla fiziksel, psikolojik, ekonomik ve cinsel olmak üzere çeşitli biçimlerde ortaya çıkmaktadır. Şiddeti meydana getiren kaynaklar incelendiğinde, şiddetin biyolojik ve psikolojik kaynaklarındansa sosyo-kültürel ve ekonomik kaynaklarının daha fazla etkin olduğu görülmektedir. Sosyo-kültürel ve ekonomik kaynaklara bakıldığında kitle iletişim araçları tüm dünyada en büyük paya sahiptir. Şiddet, her türlü medya metini aracılığıyla topluma sunulmakta ve toplum bunu bazen bunu takip etmekte bazen de buna maruz kalmaktadır. Medya teknolojik gelişmelerle beraber sosyalleşmenin başat araçlarından biri haline gelmiştir. Televizyon bugün, ulaşılması en kolay ve en yaygın olan medya organıdır. Televizyonun geniş kitlelere yayılması ve kolay ulaşılır olması ona toplumsal ve kültürel bir güç kazandırmıştır. Televizyon birey, toplum ve kültür üzerinde önemli derecede etki sahibidir. Şiddetin medya metinleri aracılığıyla sunumunu incelediğimiz bu çalışmada, gençlik dizileri içerisinden örneklem olarak "Güneşi Beklerken" adlı dizi seçilmiştir. Bu dizide Gerbner'in "Ekme-Yetiştirme" tezinin aşamalarından olan ileti çözümlemesi uygulanmıştır. İleti çözümlemesi aşaması için araştırmaya konu olan dizinin araştırmayı sonlandırdığımız tarihe kadar yayınlanmış olan bölümlerinde içerik çözümlemesi yapılmıştır. Çözümlenen ve sayısallaştırılan ileti özellikleri kategorilere kodlanarak dizideki ekme açıklanmaya çalışılmıştır. Yapılan çözümleme sonucunda araştırmada elde edilmek istenen amaçlar doğrultusunda ortaya koyduğumuz problemler test edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Şiddet, Kültür, Medya, Sosyalleşme, Gençlik
Günümüz Türk çocuk ve gençlik edebiyatında mülteci sorunu
Günümüz Türk çocuk ve gençlik edebiyatının sorun odaklı yönünün ön plana çıkmasıyla birlikte toplumsal konulara duyarlı çocuk ve gençlik edebiyatı eserlerinin de sayısı artmıştır. Mülteci konulu çocuk ve gençlik edebiyatı ürünleri önyargıları kıran ve empati kurduracak birçok içerik barındırması, yaşama hazırlayan bir ön deneyim sunması açısından önemlidir Çeviri eserlerde daha çok işlenen mültecilik konusu sorun odaklı çocuk edebiyatının oluşmaya başlamasıyla Türk yazarların dikkatini çekmiştir. Bu sebeple Türk çocuk ve gençlik edebiyatında 2012 yılından itibaren mülteci konulu kitaplar art arda basılmaya başlanmıştır. Bu çalışmada mülteci sorununa Türk yazarların gözünden bakılarak edebiyatın kurgusal dünyasına her konunun girebileceği üzerinde durulmuştur. Mülteci, sığınmacı, göçmen kavramlarına değinilerek kitaplardaki Türk çocuk ve gençlik edebiyatında mülteciliğin nasıl temsil edildiği incelenmiştir. 2012-2019 yılları arasında yazılan günümüz çocuk ve gençlik edebiyatındaki eserlerin gözünden mülteci olma durumu ele alınarak edebiyatın kurgusal dünyasının toplumdan bağımsız olmadığı, sorun odaklı bir çocuk ve gençlik edebiyatının da mümkün olduğu kanaatine varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Mülteci, Göç, Sığınmacı, Çocuk edebiyatı, Empati, Temsil
Necip Fazıl Kısakürek'te İslam inkılabı ve gençlik kadrosu
Türkiye'de siyasi düşüncenin oluşumunda edebiyatçı fikir ve dava insanlarının önemi büyüktür. Kaleme aldığı eserleri, yazdığı yazılarıyla, çıkardığı dergi ve gazeteleriyle, ülkenin birçok şehrinde hatta yabancı ülkelerde verdiği konferansları ve kurmuş olduğu "Büyük Doğu Cemiyeti" ile geniş bir etki alanı oluşturan Necip Fazıl Kısakürek tiyatro, şiir, sanat, kültür, politika gibi farklı alanlarda eserler vermiş nadir sanatçı ve düşünürlerden biridir. Necip Fazıl Kısakürek Türkiye Cumhuriyeti'nin çağdaşlaşmacı laik hükümetinin seçilmiş bursiyeri olarak Fransa'da eğitim gördü. Fakat Türkiye'ye döndükten sonra Batı medeniyetini de Türkiye Cumhuriyeti'nin Batı'yı destekleyen fikri yapısını da sert bir şekilde eleştirerek, batılılaşmaya karşı İslamcı alternatifi destekleyenlere öncü oldu. Necip Fazıl Kısakürek eserlerinde, hitaplarında ve konferanslarında sıklıkla ülkenin içinde bulunduğu durumu ve buna neden olan etkenleri ele almış ve kendi inandığı değerler çerçevesinde çözüm önerilerinde bulunmuştur. Necip Fazıl gerek hitaplarında, gerek konferanslarında gerekse kitaplarında etkileyici bir üslup kullanır ve bu nedenle kitleleri peşinden sürüklemeyi başarmış bir karakterdir. Gençliğin yetişmesi için büyük çaba sarf eden Necip Fazıl geçmişinden kopmayan fakat onlarla aynı hatalara düşmeyecek, hesap soracak ve hesap verecek, maneviyat sahibi, gözükara, aşk ve vecd sahibi, aksiyoner bir nesil yetiştirmek gayesini gütmüştür. Necip Fazıl sistematikleştirdiği İslam'ı esas olan İnkılabın yönleri, bu inkılapla tesis etmek istediği devlet yapısı ve temel prensipleri üzerindeki bir inceleme yapılarak aynı zamanda yetiştirmek istediği ideal nesil/gençlik hakkındaki düşüncelerine yer verilmiştir.
Gençlerin siyasallaşması ve siyasal katılımında kimlik ve din etkisi: Bingöl örneği
Bu araştırmanın amacı, siyasal katılımda kimlik ve din etkisini analiz etmektir. Siyasal katılım, genel olarak sosyolojik ve psikolojik etkilere bağlı olarak gerçekleşmektedir. Fakat bu çalışma sadece kimlik ve din değişkenleriyle sınırlı tutulmamıştır. Siyasal katılımı etkileyen birçok değişken bulunmaktadır. Aile, kitle iletişim araçları, akran grupları, eğitim, meslek bilgisi, yaş, toplumsal statü vb. değişkenlerin etkisi de araştırma sürecinde incelenmiştir. Çalışmada gençlerin; din, dini yaşantı, siyasi tercih ve kimlik aidiyeti hakkındaki görüşleri ele alınmıştır. Araştırma kapsamında, gençlerin siyasi yatkınlıkları, siyaseti algılama biçimleri ve siyasal katılım pratiklerine yönelik bir tespit yapılmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada, nitel araştırma yöntemi benimsenmiştir. Nitel veri toplama tekniklerinden görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi, çalışmanın amacına uygun 18-30 yaş aralığında 35 genç katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırma, Bingöl ili sınırları içerisinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada örnekleme tekniği olarak amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme türü tercih edilmiştir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın kavramsal ve kuramsal çerçevesi olan birinci bölümde; kimlik, din, gençlik, siyaset ve siyasal katılım kavramlarına ilişkin teorik bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde, çalışmanın konusu, amacı ve önemi belirtilmiş, alan araştırması ile ilgili gerekli bilgiler açıklanmıştır. Üçüncü bölümde, saha çalışmasından elde edilen verilerin analizleri ve değerlendirilmesi yapılmıştır. Sonuç ve değerlendirme bölümüyle çalışma tamamlanmıştır.
Türkiye'de genç ve kadın işsizliği
İşsizlik, 1929 yılında yaşanan Büyük İktisadi Buhran sonrası önemli bir iktisadi sorun olarak ortaya çıkmış ve sonrasında hemen her dönemde tüm dünyada gerek gelişmiş ve gerekse gelişmekte olan ülkelerde çözülmesi gereken önemli bir sorun olma özelliğini korumuştur. 1990'lı yıllarda küreselleşmenin yarattığı konjonktür ve yakın tarihte yaşanan 2008 küresel krizi ile işsizlik sorunun boyutları daha da artmıştır. İşsizlik sadece bireyi etkileyen bir durum değildir. İşsizlik suya atılan bir taşın meydana getirdiği halkalar gibi birey, aile, akraba, arkadaş grubu, sokak, toplum, piyasa, ülke ve dünya olmak üzere en iç halkadan dışa doğru tüm kesimleri etkileyen önemli bir problemdir. İşsizliğin sosyal ve ekonomik maliyetleri bu etkileri ortaya koymaktadır. İşsizlikten en çok toplumun en zayıf kesimini oluşturan gençler ve kadınlar etkilenmektedir. Genç, fizyolojik gelişimini ve eğitimini yeni tamamlayan ülkenin geleceğini belirleyecek olan potansiyel işgücünü oluşturmaktadır. Ülkemizde genç nüfusun yoğunluğu ve gençlerde işsizlik oranının oldukça yüksek olması, genel işsizlik oranı üzerindeki olumsuz etkisi, konunun ülkemiz açısından önemini arttırmaktadır. Bu nedenle, gençler işsizlikle mücadelede öncelikle ilgilenilmesi gereken temel grubu oluşturmaktadır. İşsizlikten en çok mağdur olan diğer bir zayıf kesim kadınlardır. Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi 2010 yılı nüfus sayım sonuçlarına göre, Türkiye'nin nüfusu 73.722.988 kişidir. Nüfusun % 50,2'ünü erkekler, % 49,8'sini ise kadınlar oluşturmaktadır. Nüfusun % 25,6'sı ise, 0?14 yaş aralığında yer almaktadır. Ülke nüfusunun yarısını oluşturan kadınların istihdam oranında sağlanacak iyileşmeler, Türkiye'nin genel ekonomik refah düzeyinin artırılması açısından büyük katkı sağlayacaktır. Kadınlar, toplumun kadına biçtiği rol, gelenekler, cinsiyete dayalı ayrımcılık ve düşük eğitim seviyesi vb. sebeplerle hem işgücü piyasasına girerken hem de istihdamları sırasında tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli problemlerle karşılaşmaktadırlar.Çalışmanın ilk bölümünde yer alan kavramlara ilişkin olarak birinci kısımda; istihdam, işsizlik ve iş gücüne katılım haddi vb. kavramların açıklanmasının ardından işsizlik türleri ve işsizlik nedenlerinin incelendiği alt başlıklara yer verilmiştir. İkinci kısımda ise, istihdam okullarının işsizlik ve istihdam hakkındaki görüşleri ortaya konulmuştur.Çalışmanın ikinci bölümünde Türk işgücü piyasasındaki genç ve kadınların durumları; yaş gruplarına, genel ve eğitim seviyelerine göre işsizlik oranları ve işgücüne katılma oranları İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ülkelerindeki emsallerinin durumları ile karşılaştırmalı olarak incelenmiştir.Üçüncü bölümde ise, gençlerin ve kadınların işsizlik nedenleri ve çözüm önerileri teorik olarak ortaya konulmuştur. Ardından Türkiye İstatistik Kurumu'nun verileri ışığında Türkiye'de işgücünün genel durumuna ilişkin değerlendirmeler yapılmış ve çalışmanın konusunu oluşturan kadın ve genç işsizliği ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Türk işgücü piyasasında kadın ve gençlerin durumlarının işgücü (işsizlik ve istihdam oranları, işgücüne katılma oranları, tarım dışı işsizlik oranları vb.), eğitim, işteki durum ve iktisadi faaliyet kollarına göre analizi gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler ışığında Türkiye'de genç ve kadınların istihdam ve işsizlik sorunları, işgücüne katılımı etkileyen unsurlar analiz edilerek tablolar yorumlanmıştır.Çalışmanın son kısmında ise, işsizlikle mücadelede etkili olabilecek çözüm önerileri tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler: İşgücü, İstihdam, İşsizlik, Kadın, Genç, İşgücüne katılma oranı
Gençliğin iman algısı (Şırnak ili örneği)
Modern toplum içerisinde iman ve iman esaslarına bağlılık gençlerin merak duydukları bir konu değil. Fakat eylem ve davranışlarının altında içinde bulundukları topluma ait dini öğeler bulunmaktadır. Dini davranıştan ziyade iman ettikleri esasları ve bunlara bakış açıları farklılıklar gösterebilmekte. Nüfusun büyük bir kısmının gençlerin oluşturduğu ülkemizde gençlere ait inanç yapısını sorgulamamız gerekirdi. Türkiye'nin istatistiksel olarak en genç nüfus oranına sahip şehri Şırnak ilindeki ortaöğretim gençliğinin İslam esaslarına dair bakış açılarını ve iman algılarını bu çalışmada ortaya koymaya çalıştık. Allah'ın varlığı ve gerekliliği, meleklerin varlığına iman, ahiret hayatı, cennet ve cehennnem temel sorularımızı oluşturmakla birlikte gençlerin sorularımıza verdikleri cevaplarla beraber yakın oldukları itikadi görüşlere ait bir çıkarımda da bulunduk. Bu bağlamda gençliğin iman algısı ve özelde Şırnak ili örneği ile Türkiye gençliğinin imani alt yapısı ve algısına bir perspektif sunmaya çalışacağız. Anahtar Kelimeler: Din, inanç, algı, gençlik.
Gençlik kulüpleri çalışanlarının liderlik yönelimlerinin özgüvenleri üzerindeki etkisi
Araştırmanın amacı, gençlik kulübü çalışanlarının liderlik yönelimlerinin özgüvenlerine etkisini incelemektir. Çalışmada ayrıca demografik özelliklere göre liderlik yönelimleri ve özgüven algısı incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Anket formu aracılığıyla toplanan veriler analiz edilmiştir. Araştırmanın evreni İstanbul'daki Gençlik ile Gençlik ve Spor Kulüplerinin tam zamanlı, yarı zamanlı, proje zamanlı ve gönüllü çalışanlarıdır. Araştırma örneklemini (n=386) personel oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak katılımcılara "kişisel bilgi formu", "liderlik yönelim ölçeği" ve "özgüven ölçeği" uygulanmıştır. İstatistiksel testler Statistical Package for Social Sciences bilgisayar programı ile yapılmıştır. Test sonuçları kapsamında liderlik yönelimi ve özgüven ilişkisi arasında pozitif ve güçlü yönde ilişki olduğu tespit edilmiştir. İnsan temelli liderlik ve politik liderlik algılarının özgüven algısını anlamlı ve olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Liderlik yöneliminin dışsal özgüvene etkisi regresyon modeli ile incelendiğinde, insan temelli liderlik ve politik liderlik algılarının dışsal özgüven algısını anlamlı ve olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.
"Voll Krass Geil Bro" - Eine linguistische analyse der jugendsprache in Deutschland
Youth language, it can also be calles youthful jargon, is a linguistic structure in which certain segments of the society reveal their own identities depending on the age group. The aim of this study is to analyze the idioms used by young people as well as linguistic structure of the youth language and examine them whit concrete examples. My thesis consists of four parts. In the first part of the study, the topic of youth language is overviewed. In this process, the definitions of "youth", "youth culture" and "youth language" is explained. As a result, it was concluded that ist was natural process for an teenager to distance himself from the parents and to turn towards a group fo friends. In addition, it is stated that this group of friends have theirown language and the adoption of the teenager by their friends is necessary for the development of self-worth. Afterwords, the historical development of youth language its cultural and political interactions, also how youth language was influcenced by language used by latin, old Greek and university teenagers are handled. The lifestyle of teenagers and how this lifestyle is perceived by adults has been studied. In the second part of the study, current research situations of youth language apart from today´s research was examined. One of the important issues in this part is the different approaches of the scientists who are interested in youth language. Based on these approaches, it has been mentioned that they from youth languages research models. In the third part of the study, linguistic features of youth language were introduced by adding examples from various sources. In this section, phonetic, morphological, and vocabulary features of youth language are examined. Young people have created a unique style of speech by using these features. The idoms used by the youth in the fourth and last part were analyzed. As a result of the research, it has been revealed that the use of language has chaned with social fectors as well as with age and it has been revealed the young people show their creativity and humor abilities in some specific words and sentences they use.
Morality, loyalty and citizenship: Youth organization in interwar Albania
This study explores the interwar Albanian state youth organizations, the National Entity "The Albanian Youth" and the Federation of Artistic and Sports Associations "The Albanian Brotherhood." They constitute the first examples of the Ministry of Culture, Youth and Sports that we find in present day Albania. These institutions, which related youth, education, sports and culture to a patriotic platform that deeply affected the political culture in the country, become for the first time the subject of a particular socio-historical research. This study proposes that these institutions advanced a project of citizenship for Albanian society. This project consists in the organization of national society through the youth and by projecting onto the city youth the good citizenship. Approaching national citizenship as being political this study suggests that the city emerges at the same time as a space of subversion of and compliance to power. This works stands in the intersection of education, citizenship, and youth studies and it is based on the examination of many original documents that were not explored previously. Youth represents its key concept and term. The other dimensions, loyalty and morality, emerged as key elements in understanding diverse aspects of the good citizenship. The idea that intellectual elites could shape society according to what they regarded as "developed," "western," and "civilized," patterned the state's and regime's logics of creating the good citizen. Nevertheless, this study shows that the values the state youth organizations promoted and the practices they advanced cannot be simply regarded as state or elite projects. On the contrary, they were the product of the interaction of multiple actors and dynamics that founded and shaped the state itself.
Gençlik, spor ve mekân ilişkisi: Adana'da spor tesislerinin sosyo-mekânsallığı
Ülkemizde spor coğrafyası yeni bir alan olmasına rağmen son dönemde bu alanda yapılan çalışmalar artmaktadır. Genel olarak sporun mekânsal boyutu coğrafyanın ilgilendiği bir alan olmakla birlikte sporun özellikle mekânsal perspektifte diğer disiplinlerle de bağlantısı vardır. Bu çalışmada "spor ve mekân" bağlamında sporun mekânsal boyutu, mekân kavramının sportif faaliyetlere etkisi, bazı spor türü ve faaliyetlerinin mekân ile ilişkisi üzerinde durulmuş ve iki farklı sosyal, ekonomik ve kültürel yapıya sahip mahalledeki iki spor kompleksi sosyo-mekânsallık açısından ele alınmıştır. Adana'da spor tesislerinin yapımı ve işletimi göz önüne alındığında en büyük pay kamu kurumlarına ait olduğu açıkça görülür. Özellikle Gençlik ve Spor Bakanlığı'na bağlı müesseseler öne çıkmaktadır. Ayrıca yerel yönetimlerin katkısından da bahsetmek mümkündür. Son olarak özel spor tesislerinin de kent içinde çeşitli spor faaliyetlerinde varlığı söz konusudur. Bu noktada şunu da eklemek gerekir. Çukurova Üniversitesinin yerleşkesinde sosyal ve sportif tesisler de şehirdeki spor faaliyetlerine önemli bir katkı sunmaktadır. Adana'da Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı dört belediye içinde Yüreğir İlçesi ve Seyhan İlçesi araştırma sahası olarak seçilmesinin en önemli sebeplerinden birisi de bu ilçelerin farklı toplumsal, ekonomik ve kültürel yapıya sahip olmasıdır. Bu farklılıkların izini spor mekânları üzerinden irdelemek spor coğrafyası bağlamında önemlidir. Farklı sosyo-mekânsal özelliklere sahip iki yerdeki spor mekânları ve insan ilişkisini irdelemek ve buna bağlı olarak bireysel (psikolojik ve bedensel), toplumsal (söylem ve temsil) ve spor mekânlarındaki pratiklere dair benzerlikleri ve farklılıkları görmek bu çalışmanın temel amacıdır. Ayrıca Adana şehrindeki spor mekânlarının dağılımını göstermek de çalışmanın ikincil amaçlarından biridir. Bu çalışmada nitel yöntemlerden derinlemesine görüşme ve katılımcı gözlem yöntemi kullanılmıştır. Toplamda 30 kişi ile derinlemesine görüşme yapılmıştır. Bu kişilerin 16'sı erkek 14'ü kadındır. Ayrıca yaşa bağlı olarak genç ve yetişkin dengesi gözetilmeye çalışılsa da otuz kişilik örneklem grubuna ilaveten gençlerle informel bir şekilde görüşmeler yapılmıştır. Araştırmacının Gençlik ve Spor Müdürlüğü'nde çalışıyor olması bu çalışmaya fenomolojik bir boyut katmıştır. Bunun haricinde katılımcı gözlem yöntemi de kullanılmıştır. Araştırmacı incelenen iki spor tesisine düzenli olarak gidip ortamda veri toplamıştır. Sonuç olarak, Adana'da spor mekânları sosyo-mekânsallık açısından incelenmiş ve Adana'nın spor mekânları açısından mevcut durumu saptanmıştır. Farklı sosyo-mekânsal özelliğe sahip iki farklı spor kompleksinden faydalanan kişiler mekânsal bağ ve toplumsallık açısından incelendikten sonra Adana şehrinde şehir ile uyumlu ve şehre faydalı spor tesislerinin planlanması için öneriler sunulmuştur.
Üniversitede okuyan kız öğrencilerin manevi ihtiyaçlarının belirlenmesi (Denizli örneği)
Bu araştırma Üniversitede okuyan kız öğrencilerin manevi olarak güçlenmelerini sağlamak amacıyla, manevi ihtiyaçlarının tespiti ve belirlenmesi için hazırlanmıştır. Bu çalışmanın temel amacı; Üniversitede okuyan kız öğrencilerin manevi ihtiyaçlarının belirlenmesi sonucunda, bir durum tespiti yapmak ve yaşam deneyimlerine manevi değerler ışığında manevi güçlenme sağlayarak, maneviyatı güçlü bireyler olmalarına destek olmayı sağlamaktır. Bu doğrultuda manevi ihtiyaçlarının belirlenmesinin nitel kısmına destekleyen Tanrı algısı, umut ve dini yönelim duyguları arasındaki ilişki de ölçek bulgularıyla desteklenmiştir. Yapılan saha uygulaması sonucu elde edilen verilerin din psikolojisi bilim alanına kazandırılması hedeflenmiştir. Bu araştırmanın evreni Denizli ilinde üniversitede farklı dallar da eğitim gören, 18-23 yaş arası, 171 kız öğrenciyi kapsamaktadır. Çalışmada 111 kişiden oluşan üniversitede okuyan kız öğrencilere uygulanan 3 ayrı ölçeğin sonucunda elde edilen nicel veri bulguları ile 60 üniversiteli kız öğrenciye uygulanan, toplamda 39 sorudan oluşan uzman görüşünden geçirilmiş yarı yapılandırılmış açık uçlu mülakat soruları ve ihtiyaç belirleme sonucunda elde edilen nitel bulgular yer almaktadır. Araştırmaya toplam 171 öğrenci katılmıştır. Araştırmanın yönteminde keşifsel desenin prensipleri benimsenmiş ve fenomenolojik yöntem takip edilmiştir. Hem nicel hem nitel yöntemin kullanıldığı karma yöntemden faydalanılmıştır. Bu süreçte alan yazın taranmış, katılımcılar ile ikili görüşmeler gerçekleştirilmiş, üniversitede okuyan kız öğrenciler gözlemlenmiş ve alan uzmanlarına danışılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre üniversiteli kız öğrencilerin temelde on sekiz manevi gereksinimi olduğuna ulaşılmıştır Bunlar; Sevme ve sevilme ihtiyacı, anlaşılmak, değer görme, bilgelik, tövbe, öz saygı, kendini keşfetme, kendini bilme, kendini affetme, umut, tevekkül, tek başınalık, özveri-fedakarlık, koşulsuz sevgi, Yaradan ile sevgi bağı, şükür, sabır şeklindedir. Anahtar Sözcükler: Gençlik, Manevi Bakım, Manevi İhtiyaç
Sosyal medyanın lise gençliğinin değerleri üzerindeki etkileri: İzmir örneği
Sosyal medya, gün geçtikçe insanların daha aktif olduğu bir ortam haline gelmektedir. İletişim araçlarının gelişimi ile bu etki, hayatın tüm alanlarına ulaşmaktadır. Bu durum diğer bilimsel alanlarda olduğu gibi sosyoloji yazınında da belirmekte ve sosyal medya ile ilgili araştırmaların yoğunlaştığı görülmektedir. Sosyal medyanın toplumda bu derece yer edinmesi, özellikle liseli gençler için gündelik hayatın vazgeçilmez bir parçası haline gelmesi, bizi sosyal medyanın liseli gençlerin değerleri üzerindeki etkilerini araştırmaya yöneltmiştir. Bu tezin amacı, sosyal medyanın lise gençliğinin değerleri üzerindeki etkilerini İzmir örneğinde ele almak ve anlamaktır. Bu araştırmada sosyal medyanın değerler üzerindeki etkileri; toplumsal uyum, toplumsal güç ve konfor, evrensellik ve çevrecilik, aileyi önemseme ve erdemlilik, milliyetçilik, toplumcu ve geleneksel kültür, bilgiyi önemseme, mistik ve manevi, siyasal, özel hayat boyutlarıyla ele aldık. Araştırma verileri, kotalama yoluyla seçilen Anadolu lisesi, Anadolu imam hatip lisesi ve Fen lisesinde 11.sınıfta okuyan toplam 1000 öğrenciye uygulanan anket sonuçlarına ve 30 öğrenci görüşmelere dayanmaktadır. Sonuç olarak, sosyal medyanın gençlerin değerleri üzerinde etkili olduğuna ilişkin istatistik olarak anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra, nicel olarak elde edilen bulgular nitel verilerle de desteklenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Medya, Gençlik, Değerler, İzmir Örneği.
Popüler kültür bağlamında okuma: lise öğrencilerinin popüler kültüre karşı tutumları ile okumaya karşı tutumlarının karşılaştırılması (Tavşanlı örneği)
Günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline getirilen popüler kültürün kitle kültürüne dönüşmesi, okuma alışkanlığının azalmasına dolayısıyla da halkın anlam üretimlerinin kaybolmasına neden olur. Halkın popüler kültür düzeylerinin okuma ile ilişkilendirilerek irdelenmesi, günümüz modern toplumundaki bireyin anlam dünyasını anlamaya yardımcı olur. Popüler kültür kavram olarak halkın çoğunluğu tarafından benimsenen kültürel beğenilerini ifade eder. Günümüzde bu beğeniler, haz ve isteklerin kolayca doyurulması ile şekillenir. Halk, kendisi için üretilen hazır kültür içeriklerini tercih ederek yani sadece tüketerek popüler kültürü şekillendirir. Popüler kültür içerikleri kitle iletişim araçlarıyla dağıtılır ve bireyler bu metinleri yazılı, görsel ve işitsel olarak okurlar. Okuma bilinen anlamıyla, kitapla etkileşim süreci olarak okuyucu ve metin arasındaki iletişimdir. Okuyanın okuduğu metni anlamlandırabilmesi, onu etkin bir şekilde değerlendirebilmesi zihinsel bir beceriyi gerektirir. Popüler kültürün bireyi pasifleştirmesi sonucu okuma becerileri de bundan etkilenir. Bireyin kendine sunulan popüler metinleri edilgin bir biçimde değil de etkin bir biçimde okuyabilmesi toplumu ve popüler kültürü sorgulamasına neden olur. Bu nedenle toplumların popüler kültürden etkilenmeleri ile okuma alışkanlıkları arasında bir etkileşim vardır. Bu çalışmada, popüler kültüre ilişkin öğrenci tutumları ile okumaya ait öğrenci tutumları arasında karşılaştırma yapılmaktadır. Bu karşılaştırma yapılırken popüler kültüre karşı olumlu tutum geliştirenlerin okumaya ait tutumlarının olumsuz olacağı varsayımından hareket edilmektedir.
Türkiye'de gençlik sosyolojisi ve gençlik üzerine yapılmış çalışmaların gelişimi
Bu çalışma, toplumu oluşturan kategorilerden biri ve en önemlisi olan gençliği ve gençlik konusunu ele almaktadır. Bu açıdan çalışmada genç ve gençlik kavramları tanıtılmış, toplumsallaşma ile ilişkisi ele alınmış ve bir kategori olarak gençliğin tarihsel süreç içerisindeki yeri tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada gençlik ve modernleşme ilişkisi analiz edilerek gençliğin bir kategori olarak ele alınmasına ilişkin serüven, sosyolojinin alt dallarından biri olan gençlik sosyolojisi üzerinden takip edilmiştir. Dolayısıyla bu çalışma temel olarak, Türkiye'de gençlik sosyolojisi oluşumunun, ana hatlarının ve bulunduğu bağlamın incelenmesini ve tanıtılmasını amaçlamaktadır. Türkiye'de gençlik sosyolojisi çalışmalarının ana hatları ve bağlamı ele alınarak, alana ilişkin yapılan çalışma örnekleri değerlendirilmiştir. Alana ilişkin örneklerin temsil ettiği temel harita, Türkiye'de gençlik sosyolojisinin tarihi, konusu, temelleri, teorik yönelimleri, metodolojik ve temel karakteristiklerini tespit etme amacını temsil etmektedir. Bu amaç doğrultusunda bu çalışma gençlik sosyolojisi alanına ilişkin bir analiz biçimi olarak değerlendirilebilir. Anahtar Kelimeler: Genç, Gençlik, Türkiye'de Gençlik, Türkiye'de Gençlik Çalışmaları, Gençlik Sosyolojisi, Türkiye'de Gençlik Sosyolojisi Çalışmaları
Taşrada gençlik ve eğlence: Üniversite öğrencilerinin eğlence anlayışları üzerine bir inceleme
Taşra ve merkezin tarihsel süreçte ifade ettiği anlama odaklandığımızda söz konusu kavramların siyasal ve sosyal yapı açısından önemi ortaya çıkmaktadır. Birbirine karşı gibi görünen ancak birbirini besleyen bu kavramlar toplumsal alanın önemli temellerinden birini oluşturmaktadır. Taşradaki kategorilerinden biri de olan gençlik kategorisi, bir yaş kategorisi olmasının yanı sıra siyasal ve sosyal alanın da önemli belirleyicilerinden biri olmuştur. Gençliğin eğitim anlamında denk geldiği zamansal ve mekansal aralık olarak üniversite, içerisinde barındırdığı özgürlük ve bilimsellik çağrışımları dolayısıyla cazip bir alana dönüşmektedir. Üniversite eğitiminin sağlamış olduğu görece özerklik durumu gençlere ders dışı başka bir tabirle boş zaman imkanı sunmaktadır. Taşra üniversitelerinde öğrenim gören gençler her ne kadar yükseköğrenimin sağladığı özerlik olanaklarından yararlansa da taşranın kendi dinamikleri üzerinden belirlediği üniversite koşullarında farklı biçimlerde kısıtlanmaktadır. Gençliğin içerisinde barındırdığı imkan ve dönüşüm kapasitesi taşranın toplumsal yapısı ile karşılaştığında bu kısıtlılıklar görünür olmaktadır. Kapitalist üretim ilişkilerinin belirlemiş olduğu zamansal bölümlenmeler eğitim alanında ders zamanı ve ders dışı zaman olarak kendini göstermektedir. Taşra üniversitesinin tercih edilirliğini belirleyen koşullar göz önüne alındığında öğrencilerin ders dışı zamanı olan boş zamanlarını geçirme biçimlerinin bu koşullardan etkilendiği görülmektedir. Taşra kentinin ve taşra üniversitesinin bilimsel, kültürel ve toplumsal koşulları da boş zamanın değerlendirmesinde belirleyici olmaktadır. Anahtar kelimeler: Taşra-Merkez, Gençlik, Üniversite, Boş zaman, Eğlence
Conventional vs nonconventional forms of political participation: Motivations behind political participation of youth in Turkey
This study examines the young people's motivations behind political participation in Turkey. The basic aim is to study and analyze the different forms of political participation; conventional forms and nonconventional forms of political participation, and see if there is any similarities or differences among the young members of these two modes of political participation. The research question is developed as "What are the differences of basic motivations of the young people who are the members of political parties' youth branches and members of civil society organizations in Turkey?" I assume that there are seven basic motivations for young people to participate in political parties and civil society in Turkey namely citizenship, social capital, personal interests, family, social media, party identity/leader and social environment, and their importance changes in these two cases. I stated seven hypothesis based on these motivations, and evaluate their validity with the field research. The universe of the study is set as the members of youth branches of AK Party and CHP, and GoFor. I decided my sample to cover 10 members from each organization, and these members are selected from the executive members. The content is scanned and analyzed via MaxQDA 2018 software. Based field research on motivations of youth members of political parties, and GoFor, I find that party identity is the leading motivation for the young members of AK Party, while it is the personal interest in the case of CHP, and GoFor. For political parties, social capital seems to be the least chosen motivation, while it is the social environment in the case of GoFor.
Üniversite öğrencilerinde irrasyonel inanışlar ile bireysel bütünlük duygusu ve aile bütünlük duygusu arasındaki ilişki
Bu araştırma, üniversite öğrencilerinde irrasyonel inanışlar ile bireysel bütünlük duygusu ve aile bütünlük duygusu arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak 'Sosyodemografik Veri Formu', 'Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği', 'Aile Bütünlük Duygusu Ölçeği' ve 'Bütünlük Duygusu Ölçeği' kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 20 Ekim 2019-18 Kasım 2019 tarihleri arasında Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören 291 öğrenci oluşturmuştur. Öğrencilerin cinsiyete göre akılcı olmayan inançları anlamlı bir farklılık göstermekte olup kadın öğrencilerin akılcı olmayan inançları erkek öğrencilere göre daha fazladır (u=4870,0;p<.05). Öğrencilerin "Akılcı Olmayan İnançlar" ölçeği puan düzeyi ile "Bireysel Bütünlük Duygusu" ölçeği puan düzeyi arasında negatif yönlü orta düzeyde (r=-,437;p<.01) ve "Aile Bütünlük Duygusu" ölçeği puan düzeyi arasında negatif yönlü orta düzeyde (r=-,449; p<.01); "Aile Bütünlük Duygusu" ölçeği puan düzeyi ile "Bireysel Bütünlük Duygusu" ölçeği puan düzeyi arasında ise pozitif yönlü orta düzeyde bir ilişki vardır (r=,425;p<.01). Araştırma, literatürde sağlığı geliştirme alanından kullanılan bütünlük duygusu ve pozitif ruh sağlığını geliştirmeye yönelik irrasyonel düşünceler arasındaki ilişkisel yapıya katkı sağlamaktadır. Kavramsal ilişkinin ortaya çıkarılması, pozitif sağlık değerlendirmeleri ve müdahaleleleri bakımından bütüncül bir yaklaşım sunabilir. Araştırmanın, halk sağlığı hemşirelerinin gençlerde irrasyonel inanışlar ve bütünlük duygusunu değerlendirmeye yönelik literatüre katkı sağlaması ve yeni araştırmalara fikir sunması beklenmektedir.
Kur'an kursu öğrencilerinde öznel iyi olma ve kaygı (anksiyete) durumu üzerine bir araştırma
Bu çalışma, Kur'an kurslarında eğitim gören öğrencilerin iyi olma hali ve bu öğrencilerin kaygı düzeylerini incelemeyi amaçlamaktadır.Soz konusu çalışma üç bölümden oluşmaktadır.İlk bölüm, mutluluk, kaygı, din eğitimi, ergenlik/gençlik, Kur'an kursu gibi kavramlar üzerinde durulan teorik kısımdır. Yöntem, ölçek ve işlemi içeren ikinci bölüm ve bulgular, yorum, tartışma.ve sonucu kapsayan üçüncü bölüm ise araştırmanın ampirik kısmını oluşturmaktadır.