Journalists

77 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Muhafazakar basında Hegemonya uğrakları: 12 eylül 2010 referandumu ve yeni anayasa tartışmaları

Muhafazakârlık üzerine tartışmalar Cumhuriyetin kuruluşundan beri yapılmaktadır. Kendini muhafazakâr demokrat bir parti olarak tanımlayan AKP'nin 2002 yılında iktidara gelmesiyle beraber sosyal bilimlere ait disiplinlerde bir araştırma nesnesi olarak muhafazakârlığa olan ilgi artmıştır. Bu çalışma muhafazakâr söylemin muhafazakâr gazetelerin köşe yazarlarınca nasıl kurulduğuna odaklanmıştır. Bunu yaparken Laclau ve Mouffe'un Gramsci'nin hegemonya kavramını radikalleştirerek kullandıkları ve ucu açık bir süreç olarak ele aldıkları şekliyle hegemonya kavramını kullanmıştır. Muhafazakâr hegemonya bir oluş ve eklemlenme ilişkileri pratiği içinde ele alınıştır. Çalışma bu yönüyle muhafazakâr hegemonyaya alternatif bir bakış açısı geliştirmeye çalışmıştır. Çalışma iki temel uğrak üzerinden yapılandırılmıştır. İlkin, muhafazakâr hegemonyanın bütünüyle tesis edildiği bir tarihsel moment olan 12 Eylül 2010 Referandumu incelenmiştir. 1 Eylül ve 20 Eylül 2010 tarihleri arasında Yeni Şafak ve Zaman gazetelerinin köşe yazarları incelenmiştir. İkinci bir tarihsel uğrak olarak da muhafazakâr hegemonyanın bir dizi tarihsel olayla kırılganlaştığı bir dönem olarak yeni anayasa yapım çalışmaları ele alınmıştır. Yeni anayasa yapım çalışmalarının sürdürüldüğü 20 Ekim 2011 ile 26 Aralık 2013 tarihleri Yeni Şafak ve Zaman gazetelerinde çıkan köşe yazıları Laclau ve Mouffe'un söylem kuramlarından yararlanarak analiz edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın sonunda özellikle 12 Eylül Referandumu sırasında biri sivil İslam geleneğinden gelen Zaman gazetesi, diğeri siyasal İslam geleneğinden gelen Yeni Şafak gazetesi köşe yazarlarının yazıları arasında tam bir koşutluk ve fikir birliği olduğu görülmüştür. İki yıl süren yeni anayasa çalışmaları sırasında ise bu fikir birliğinin özellikle başkanlık sistemi teması çerçevesinde ayrışmaya başladığı gözlenmiştir. Bu durum da muhafazakâr hegemonyanın ucu açık bir süreç olarak farklı eklemlenme ilişkilerine olanak sağlayacak bir biçimde işlediğini kapalı ve sonsuz bir sistem olmadığını göstermektedir.

AnayasaBasınGazeteciler+6
Çağdaş Ceyhan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Obezitenin gazetelerde sunumu

Bu çalışmada sağlık iletişimi bağlamında küresel bir halk sağlığı problemi olan obezitenin günlük yaygın gazetelerde nasıl sunulduğunun saptanması amaçlanmıştır. Çalışmada 2006 yılında İstanbul'da düzenlenen "Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Obezite ile Mücadele Bakanlar Konferansı"ndan öncesi ve sonrasında haberlerde obezitenin sunumundaki nitel ve nicel değişimler ana tema olmuştur. Bu kapsamda 2002, 2004, 2006, 2008, 2010, 2012 ve 2014 yıllarında Akşam, Güneş, Hürriyet, Milliyet, Posta, Sabah, Türkiye, Vatan ve Zaman gazetelerinden elde edilen 752 yazı içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Çalışmanın bulguları ışığında gazetelerin obezitenin nedenleri ve çözümlerinde obeziteyi bireysel bir sorun olarak ele aldıkları saptanmıştır. Obezitenin sonuçları noktasında ise biyolojik sonuçlar hâkim olmuştur. Yıllara göre ise yazılarda 2002 ve 2014 arasında düşüşler olmasına rağmen nicel bir artış tespit edilmiştir. Nitel olarak ise obezitenin sunumu kimi yıllar dışında değişmemiştir. Başka bir ifadeyle "Avrupa Obezite ile Mücadele Bakanlar Konferansı" öncesinde ve sonrasında obezite gazete haberlerinde daha çok "bireyselleştirilmiş bir sağlık problemi" olarak sunulmuştur. Sistemik unsurlar ise arka planda kalmıştır. Anahtar Kelimeler: Sağlık iletişimi, sağlık haberciliği, obezite, beslenme, içerik analizi.

GazetecilerHaberlerObezite+4
Fırat Adıyaman
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Hüseyin Cahit Yalçın`ın sürgün hayatı ve sürgün edebiyatına olan tesirleri

Osmanlı Devleti'nin çöküş ve dağılma dönemleri içerisinde düşünce yapısını derinden etkileyen özgürlükçü akımların sosyal hayatta kendini göstermesiyle, aydın kitle tabir ettiğimiz insanlar, düşünce ve duygularını serbest ve bağımsız bir şekilde aktarmak istemişlerdir. Onların bu teşebbüsleri Sultan II. Abdülhamit devrinin başlıca meselesi olarak tezahür ederken 1. Dünya Savaşı ve Osmanlı'nın yıkılışı zamanlarında da yönetimlere karşı muhalif kimliğin oluşmasında büyük rol oynamıştır. I. Dünya Savaşı yılları ve ardından yaşanılan Milli Mücadele döneminden sonra ise aydınlar, daha başka bir tutum sergileyerek yeni Türkiye Cumhuriyeti 'nin oluşmasında inkılapların yanında yer almışlardır. Bu dönem itibariyle bazı gazeteciler, siyasetçi kimlikleriyle ön plana çıkarak kendini göstermişlerdir. Hüseyin Cahit ise bu gazeteci - siyasetçi kimliği taşıyanların başında gelen şahsiyetlerdendir. Yaşadığı tarih itibariyle döneminin en önemli gazetecileri ve siyasetçileri arasında görülürken, taşıdığı kimlik, daima onu ön plana çıkarmış, içinde bulunduğu her siyasi ortamda dikkatleri üzerinde toplamaya yetmiştir. Ayrıca Hüseyin Cahit'in genel olarak hayatına baktığımızda, Malta ve Çorum olmak üzere iki defa sürgün yaşayan fakat bu sürgün dönemlerinde boş durmayarak dil öğrenmenin yanında bir çok tercümeler başta olmak üzere eser kaleme aldığını görürüz. Bu çalışmalarla sadece bir siyasetçi - gazeteci olmayıp aynı zamanda bir edebiyatçı olduğunu da göstermiştir. Hüseyin Cahit'i konu edindiğimiz bu çalışmamızda ise onun, sadece sürgün yıllarını değil, tezin adından da anlaşılacağı gibi sürgün hayatımn edebi yönüne olan etkisinden de bahsettik. Kronolojik hayat hikayesinin yanında edebi çizgisini ve gazeteciliğini verdiğimiz gibi, bunun yanında tercümelerini de konu edindik. En sonundaki bibliyografyada ise çalışmamızda faydalandığımız kaynaklan verdik. Hüseyin Cahit Yalçın'ın geçirdiği hayat safhalarının ardından bıraktığı eserler, incelenmeye değer nitelikteki bir hazine gibi karşımızda dururken, biz de bu hazineden istifade etmek için onun hayatını konu edindik. Tezimizin bu ve benzeri konular üzerine çalışacak kişilere kaynaklık etmesini ve yol göstermesini dileriz. Anahtar Kelimeler: Siyaset, Sürgün, Tercümeler, Gazetecilik, Edebiyat

GazetecilerTürk edebiyatıYalçın, Hüseyin Cahit+1
Sabahattin Görgülü
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
Master'sOpen AccessEN

Syrian journalists in Turkey an exploratory research onchallenges and realities

In this research, the reality of Syrian journalists in Turkey and the challenges they face has been studied, in order to reach a clear understanding of all aspects related to and affecting the conditions in which they live and work. As an example of immigrant or refugee journalists, their circumstances provide a model that helps in understanding what it might be like for immigrant or refugee journalists in general. Because they are refugees in origin, they, like other refugees, face great challenges, in addition to challenges related to the nature of their journalistic profession and their specialization in covering the thorny Syrian issue. This research has adopted the exploratory survey method, because knowledge of the subject does not allow for a descriptive analytical study. Therefore, a descriptive analysis of the general situation of Syrian journalists residing in Turkey was conducted, and an exploratory field research methodology was adopted by conducting a survey using a questionnaire form designed to answer the questions raised in the study. In the end, the data was categorized and analyzed to reach the results and discussed, in addition to the conclusions. The research claims to have achieved its goal by being able to answer the main question about what it means to be a Syrian journalist in Turkey. This is in light of the sub-questions that he set to cover all the social, security, legal, economic and professional aspects under which Syrian journalists live and work in Turkey.

JournalistsMigrationsEmigrants+3
Mohammad Issa
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

The political economy of citizen ‎journalism at war conditions: an ethnographic research on the exploitation by media institutions of citizen journalists in Syria

What motivated amateur civilians to become citizen journalists during the Syrian War, and how did the media institutions rob them of their rights? In this research we examined the political economy context of the practice of citizen journalism as a profession, which has been changed by the conditions of war together with the possibilities of new media technologies, with the ethnographic method. In the research, phenomenological design, which is one of the qualitative research methods, was used. Within the scope of the research, Citizen Journalists and representatives of media institutions were interviewed. Data were collected through interviews with twenty-seven participants within the scope of the research. Participants were included in the research ‎voluntarily. ‎An interview form with 9 questions developed by the researcher was used as a data collection tool in the research. Qualitative data analysis methods were used in the analysis of the research data. In this context, data were analysed by content analysis. In addition, it was stated in the research that the most important reasons for the emergence of citizen journalists in Syria were that the regime did not report the events and that the international press was prevented from entering such events, and that the civilians were reporting the events to the world. In this context, citizen journalists define themselves as activists who document violations and learn journalism over time and through the events they experience. Then these people cooperated with international media institutions, but these media institutions did not give them all their due rights.

Economic policiesJournalistsJournalism+7
Mohammed Hardan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Covid-19 pandemi sürecinin yerel basın üzerine etkisi: Şanlıurfa örneği

İlk kez 2019 yılında Çin'in Wuhan kentinde görülen ve kısa bir süre içerisinde tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını, başta insan sağlığı olmak üzere hayatın her alanında olumsuz etkiler göstermiştir. İnsanların yaşam alışkanlıklarını da değiştirmesine neden olan Covid-19; maske, mesafe, hijyen ve aşı kelimelerinin sıklıkla yan yana kullanılmasına ve bu dörtlünün sağlıklı kalmanın altın kuralı haline gelmesine neden olmuştur. Yaşanan salgın süreci, insanların yaşam tarzında büyük değişiklikler yaparken başta sağlık ve ekonomi olmak üzere hemen hemen her sektör üzerinde olumsuz etkiler bırakmıştır. Bu sektörlerden biri de halkın haber alma özgürlüğü için çalışan basın sektörüdür. Covid-19 pandemisi nedeniyle bazı haber kaynaklarıyla yüz yüze görüşme şansını kaybeden gazeteciler, sürekli sahada olmaları nedeniyle hastalığa yakalanma riskiyle karşı karşıya kalmışlardır. Meslek itibariyle yıpranan iş kolunda yer alan gazeteciler, hastalığa yakalanma korkusuyla psikolojik olarak da etkilenmişlerdir. Bu çalışmada, pandemi sürecinde yerel basın çalışanlarının süreçten nasıl etkilendiği ve bu etkilerin haber oluşturmadaki sonuçları incelenmiştir. Bu inceleme Şanlıurfa'daki yerel basın ile sınırlandırılmış ve anket uygulanarak veriler toplanmıştır. Araştırma sonucunda, Covid-19'un sektör çalışanlarını etkilediği, haber üretme ve haber kaynaklarına ulaşmada sıkıntılar çektikleri, psikolojik olarak da hastalığa maruz kalma kaygısı yaşadıkları görülmüştür.

BasınCOVID 19Gazeteciler+4
Eşber Ayaydın
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel televizyonlarda haber üretiminin habitusunu anlamak: Şanlıurfa örneği

Araştırmada Şanlıurfa'da yayın yapan televizyon kanallarında çalışan gazetecilerin haberleri üretirken nelerden etkilendikleri ve haberi üretirken kendi kültürel sermayelerini ne kadar yoğun bir şekilde kullandıkları üzerinde bir değerlendirme yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Şanlıurfa ilinde yayın yapan televizyon kanallarında çalışan haber merkezi müdürü, editör, muhabir ve kameramanları kapsamaktadır. Bu araştırmayı yaparken ilk önce Şanlıurfa'da yayın yapan yerel televizyon kanalları hakkında bilgiler toplandı. Bu bilgileri toplarken Türkiye'nin ilk yerel televizyon kanalı Şanlıurfa'dan olduğunu bilerek bu doğrultuda tezimizin daha kapsamlı ve önemli olduğunun bilinciyle her kanalın ana haber bültenleri belirli aralıklar ile yaklaşık iki ay boyunca izlenerek televizyon kanallarının ön planda neleri tuttuğu ve bu anlamda kanal hakkında bilgi sahibi olunmuştur. Örneklemi; Araştırmada nitel araştırma yöntemi ve gözleme dayanarak Şanlıurfa'da yayın yapan televizyon kanallarında çalışan haber merkezi müdürü, editör, muhabir ve kameramanlardan oluşan toplamda 15 kişi ile oluşmuştur. Araştırmada gazetecilerle birebir görüşülerek gazetecilik mesleğine dair sorular sorulmuş ve ses kaydı ile kayıt altına alınmıştır. Yapılan görüşmeler araştırma da konumuz ile ilişkilendirilerek analiz bölümünde yer almıştır. Araştırma sonucunda; 1. Haber üretiminde görev alan haber merkezi müdürü, editör, muhabir ve kameramanların haberleri üretirken kendi yaşanmış hikayelerinden yola çıkarak haber ürettikleri ve yaşadıkları kente zarar vermeyecek haber içerikleri oluşturmak istedikleri gözlemlenmiştir. 2. Şanlıurfa ilinde yayın yapan televizyon kanallarında çalışan kişilerin çoğunlukla bu mesleğe birilerinin vesilesiyle başladıkları gözlemlenmiştir. 3. Araştırmaya katılan gazetecilerin çoğunun, kentin tanıtıma katkı sağlayıcı haberler üretmek istedikleri ve bu haberleri ön planda tuttukları, ayrıca gazetecilik mesleğinin yerelde yaşadıkları sorunlardan ve mesleği gazeteci olmayan kişilerin internet sitesi yada sosyal medya hesaplarından gazeteci gibi davranması gazetecilik mesleğinin bazı vatandaşlar tarafından itibarsızlaştığının etkileri olduğu gözlemlenmiştir. 4. Araştırmaya katılan gazetecilerin yöresel özelliklere karşı iyi bir tutum içerisinde oldukları, bunun haber içeriklerinde ve yapılan görüşmelerde sorulan sorulara verilen cevaplara yansıdığı gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Yerel Televizyon Kanalları, Gazeteciler, Habitus, Sermaye, Kültür, Haber, Şanlıurfa.

GazetecilerHabitusTelevizyon+4
Mehmet Emin Erdem
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet rollerinin kadın gazetecilerin algı ve haber üretim pratiğine etkisi: Gaziantep ili örneği

Bu tez çalışması ataerkil değerler ve toplumsal cinsiyet kültürünün kadın gazetecileri nasıl etkilediğini anlamaya çalışmak ve mevcut ataerkil kültürün görünürlüğüne dikkat çekmek amacıyla yapılmıştır. Tezin bir diğer amacı ise eril bir yapıya sahip medya kuruluşları içinde toplumsal cinsiyet rollerinin kadın gazeteciler tarafından yeniden üretilip üretilmediğini ortaya çıkarmaktır. Çalışmada Walby'nin Patriyarka Kuramı temel alınarak ataerkil değerleri inşa eden ve yeniden üreten mekanizmalar, feminizm, medya tartışmaları üzerinden değerlendirilmiştir. Bu çerçevede tezin örneklemi Gaziantep yerel medyada çalışan kadın gazetecilerden oluşmaktadır. Nitel araştırma yöntemi kullanılan çalışmada, On bir kadın medya çalışanıyla derinlemesine görüşme yapılmıştır. Araştırma bulgularının sonuçlarına göre eril bir yapı içinde olan yerel medya kuruluşlarında çalışan kadın gazetecilerin toplumsal cinsiyet ayrımcılığına maruz kaldıkları görülmüştür. Görüşmecilerin verdiği cevaplar incelendiğinde toplumsal cinsiyet kültürünün ve rollerinin kadın gazeteciler tarafından yeniden üretildiği ve kadın gazetecilerin haber üretim pratiğine de yansıdığı anlaşılmıştır. Gaziantep yerel basının erkek egemen ve çoğunlukta bir yapıya sahip olduğu da sonuçlar arasındadır. Anahtar kelimeler: Toplumsal cinsiyet, Ataerkillik, Medya, Kadın

AlgıAtaerkilGazeteciler+7
Halide Demir
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Celal Nuri'nin yazılarında ittihat ve terakki: Ati gazetesi 30 Ekim 1918-19 Mayıs 1919

Osmanlı Devleti?nin son dönemlerinde bir yenileşme hareketi öncüsü olarak kurulan İttihat ve Terakki Cemiyeti döneminin en etkili örgütü olarak bilinmektedir. İttihatçılar yönetime geldikten kısa bir süre sonra Harb-i Umumi patlak vermiş bu sürede savaş koşulları içerisinde olan halk büyük sıkıntılar çekmiştir. Yaşanan tüm geçim zorluklarının yanı sıra çeşitli dış etkenlerin kışkırtması sonucunda Osmanlı tebaası birbirleriyle çatışmaya başlamış ve huzursuz bir ortam yaratılmıştır. Sömürgeci güçlerin Osmanlı üzerindeki emellerinin bir uygulaması olarak da algılanabilecek Harb-i Umumi Osmanlı?yı yıkıma uğratmaya zemin hazırlamış ve İttihatçı hükümeti zayıflatmıştır. Elbette ki bu zayıflamada Batılı güçlerin ekseninde hareket eden İstanbul gazetelerinin etkisi göz ardı edilemez. Bu çalışma mütareke döneminde Ati gazetesinin İttihatçı karşıtlığını 1918-1919 yılları arasında altı aylık bir süreç içerisinde incelemektedir.

Ati gazetesiGazetecilerGazeteler+3
Gülcan İyidoğan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessEN

The effects of ideological differences and changing political atmosphere on the representation of Syrian refugees in the media

This thesis is aimed to find out how framing styles and discourses of two ideologically different newspapers on Syrian refugees were transformed with the effect of the political atmosphere in Turkey. Yeni Şafak (pro-government) and Sözcü (opposite) newspapers have been selected for this study. Thirty news from each newspaper were collected and the method of critical discourse analysis was used to examine the detailed meanings of the words used in the news. The periods analyzed in the study are 2012-2015, 2016-2019 and 2019-2020 when political atmosphere changes in general and different phases of the Syrian civil war were experienced. When these three periods were compared, it was observed that discourses of Yeni Şafak and Sözcü newspapers varied until the third period. Sözcü objected the stay of Syrian refugees in Turkey in the first and second periods while Yeni Şafak supported the stay of Syrian refugees in Turkey in the first two periods. It was found out that despite their different ideological stances, both of the newspapers converged with each other on adopting a nationalist discourse in the third period (2019-2020). In addition, the political atmosphere during said periods played an important role in the transformation of the discourse of both newspapers on Syrian refugees. Regarding such a transformation, it has been observed that the government's immigration policies are effective due to the changing political atmosphere. As a result, the main factor that determines the framing styles and discourses of the newspapers is their ideological stance, but the changing political atmosphere has defined the way newspapers reflect and frame Syrian refugees. Keywords: Syrian Refugees, critical discourse analysis, ideological differences, political atmosphere

Critical discourse analysisJournalistsNewspapers+7
İlknur Demircioğlu Cengiz
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de gazetecilerin emeklilik sonrası davranışları üzerine bir araştırma

Bu araştırmada gazetecilerin emeklilik sonrasındaki yaşam tercihlerinin incelebilmesi için emeklilik hakkını elde ettikten sonraki kararları ve bu kararların gerekçesi olan nedenlerin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Tarama modeline uygun olarak tasarlanmış, betimleyici özellikte nicel bir araştırmadır. Araştırmanın evrenini basın kanununa bağlı olarak Türkiye'de "gazeteci" tanımı ile çalışarak emekliliği hak eden gazeteciler ve fiilen emekli gazeteciler oluşturmaktadır. Evrenden çalışma grubu olarak seçilen Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Parlamento Muhabirleri Derneği, Foto Muhabirleri Derneği üyelerinden 194 gazeteciye ulaşılarak emeklilik kararı sonrasındaki davranışlarını betimleyebilmek için tasarlanan anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler, SPSS 24 paket programında frekans (f), yüzde (%), aritmetik ortalama ile analiz edilmiştir. Araştırmadaki gazetecilerin %26,8'i emekliliği hukuken hak ettikten hemen sonra, %67'si ise en geç 5 yıl içinde emekli olmaktadır. Emeklilikten sonra yeniden çalışma yaşamına dönen gazetecilerin %64,7'si gazetecilik mesleğine devam etmekte, gazetecilik yapmayanların da %72,1'i de yine gazetecilikle ilintili işler yapmaktadır. Gazetecilerin %36,3'ü geçim sıkıntısı ve emekli aylığının yetersizliği, %27,4'ü mesleki tecrübeyi kullanmak, %22,6'sı üretken olmak, %4,1'i sosyal statünün devamı, %4,8'i boş zaman faaliyeti bulamama ve evde sıkılma nedenleriyle emeklilikte çalışmayı istemektedir. Emekli olan bu gazetecilerin %54,5'i ortaya çıkan boş zamanlarını ailesi ile ilgilenerek, %21,4'ü spor yaparak, %15,9'u hikâye, roman ya da şiir yazarak, %6,9'u el sanatı yaparak ve %1,4'ü resim yaparak değerlendirmektedir. Araştırmada kadın ve erkeklerin emeklilik ve sonrasındaki yaşamsal kararlarında farklılaşmalar da tespit edilmiştir. Buna göre, kadın gazetecilerin (%28,6) emeklilik sonrası sivil toplum kuruluşlarında çalışma tercihi erkeklerden (%17,9) fazladır. Erkek gazetecilerin büyük çoğunluğu (%47,3) emeklilik sonrası iş bulamadığı için çalışmazken, kadınların büyük çoğunluğu (%56) aileye vakit ayırmak, hayatı yaşamak, gazeteciliği zihinsel olarak sonlandırmak, yoğun iş temposundan sıkılmak, mesleğini gerektiği gibi yapamamak ve mesleğin uğradığı deformasyon gibi nedenlerle çalışmamaktadır.

EmeklilikGazetecilerGazetecilik+1
Melek Erhan
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Liberal basın özgürlüğü anlayışının kavramsallaştırılma sorunları: Türk gazetecilerin basın özgürlüğü anlayışı

Bu çalışmada Türkiye'deki basın özgürlüğü tartışmaları sermaye dolaşımını kuralsızlaştıran serbest piyasa düzeninin genel kural ve işleyişi içerisinde anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın amacı basın özgürlüğü tartışmalarının hangi kavramsal çerçevede yürütüldüğünü irdeleyerek özgürlük sorunsalının bir parçası olduğu düşünülen basın sermayesinin sübjektif pozisyonunu tartışmaya açmak ve bu yönde yapılan az sayıda çalışmaya katkı sağlamaktır. Özgürlük mefhumu liberal gelenek içindeki özgürlük müktesebatına göre irdelenmiş ve basın özgürlüğüyle bağlamı üzerinde durulmuştur. Araştırmanın kapsamı Türkiye'deki basın faaliyetleri ve süregelen basın özgürlüğü tartışmalarıdır. Araştırmanın sınırlılığı, 15 Türk gazeteciyle yapılan görüşmelerdir. Türk gazetecilerin basın özgürlüğü algısına dair genel bir çerçeve sunması düşünülen 15 isim, muhtelif basın kuruluşlarında edindikleri mesleki tecrübe dikkate alınarak seçilmiş, görüşmeler yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak gerçekleştirilmiş ve bulgular betimsel analiz yoluyla analiz edilmiştir. Araştırmanın dört varsayımından ikisi doğrulanırken görüşme yapılan gazetecilerin basın özgürlüğünü var edecek koşulları mevcut medya düzeninin çarpıklıklarından medet umarak sağlamaya çalıştıkları ve kapitalist üretim ilişkilerinin zihinsel hakimiyetini kıramadıkları görülmüştür.

Basın özgürlüğüGazetecilerGazetecilik+4
Bahadır Çoban
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk matbuatında Vakit gazetesi

Bu araştırma, Türk basınında önemli bir yere sahip olan "Vakit" (1917) gazetesini ele almaktadır. Vakit, Ahmet Emin Yalman ve Mehmet Asım Us ortaklığında 1917 yılında kurulmuş, 1923 tarihinden itibaren Türk matbuatında Us kardeşler olarak bilinen Mehmet Asım Us, Hakkı Tarık Us ve Hasan Rasim Us idaresinde yayın hayatına devam etmiştir. Bu araştırmada, Vakit gazetesinin günlük neşriyatının son bulduğu 1959 tarihine kadar olan muhtevası kronolojik olarak tahlil edilmiştir. Araştırmanın birinci bölümü Vakit gazetesiyle ilgili yapılan çalışmaları tetkik eden ve amacını, önemini ve yöntemini açıklayan giriş bölümüdür. İkinci bölümde Vakit gazetesinin kuruluşu, idarî kadrosu, genel yayın politikası ve sayı bilgileri gibi genel özellikleri ele alınmıştır. Üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı bölümlerde gazete muhtevası, dört ayrı devrede incelenmiştir. Bu bölümlerde gazetenin şekil özellikleri ve gazetecilik anlayışının yanı sıra gazetenin o devre içinde vuku bulan siyasî, içtimaî ve iktisadî gelişmelere bakışı ile kültürel ve edebî muhtevası ayrı başlıklar altında incelemeye tabi tutulmuştur. Vakit, kuruluşundan itibaren Türk basın tarihinin önemli yazarlarını bünyesinde barındırmıştır. Araştırmada söz konusu yazarların biyografilerine ve Vakit gazetesinde icra ettiği gazetecilik faaliyetlerine de yer verilmiştir. Vakit, genç yazarlara sütunlarında yer vererek Türk basınında "mektep" vazifesi görmüştür. Gazete, 20. yüzyılda milliyetçiliğin inşa edilmesi ve modernleşmenin yerleşmesi bakımından vasıta rolü oynar. Milliyetçilik ve batılılaşma fikirlerini takip eden bir genel yayın politikasıyla neşredilen Vakit gazetesi, imparatorluktan millî devlete geçiş sürecinde bu işlevi yerine getirmiş, merkezî hükümetin millî ve inkılapçı politikalarını desteklemiştir. Bu itibarla Türk matbuatında millî bir gazetecilik icra etmiştir. Sonuç bölümünde Vakit gazetesine dair tespitlerde bulunulmuş ve Türk matbuatında nasıl bir yere sahip olduğu ortaya konmaya çalışılmıştır.

BasınGazetecilerGazetecilik+6
Ömer Faruk Yücel
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel basının internet gazeteciliğinde kullandığı ana sayfa tasarım sorunları ve çözüm önerileri: Elazığ örneği

Günümüz teknolojileri kitlelerin okuma alışkanlıklarını, fikirlerin aktarımında dil-düşünce ve sosyo-kültürel uygulamalar arasındaki dengeyi, kültürel kodları değişime uğratmıştır. Böyle bir ortamda okurlar gazeteleri metin yığını olarak algılamakta, bilginin sürekli güncellenebilme olanakları talep edilir hale gelmekte, fikir gazeteciliği ve geleneksel gazete kavramı da biçim değiştirmektedir. İnternet gazetelerinin tasarımı, uzun yılların tecrübesini barındıran gazete tasarımına göre etkili olmasa da "gelecekte gazete olacak mı" tartışmalarının arasında tasarım trendleri sona ermekte; geleneksel gazeteler bireyselliklerini ele geçirmekte ve tasarımlarını yenileyerek okur ile bağlarını güçlendirme yoluna gitmektedir. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte gazetecilik alanında da çok büyük değişiklikler olmuştur. Günümüzde bütün ulusal gazetelerin ve çoğu yerel gazetenin internet sitesi bulunmaktadır. İnternet gazeteciliğinde kullanılan ana sayfalar incelendiğinde birtakım tasarım sorunları göze çarpmaktadır. Bu tezin amacı, bu sorunları ele alarak yapılan hatalar üzerine çözüm önerileri sunmaktır. Böyle bir amaçla ele alınan bu çalışmada, Web tasarım ilkeleri temel alınarak betimsel araştırma ve içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Bu amaçla, Elazığ'da yayın yapan 5 yerel internet haber sitesinin ana sayfa tasarımları incelenmiş, teknik analizleri yapılmıştır. Ele alınan internet haber sitelerinin yayınları takip edilerek görselleri kaydedilmiştir. Yerel basın, internet gazeteciliği ve Web tasarım kavramları araştırılarak Web tasarımında kullanılan unsurların haber siteleri açısından nasıl uygulanması gerektiği teknik ve estetik kuramlar bağlamında değerlendirilmiştir. Araştırma kapsamı dahilinde; yerel basın, internet haberciliği, Web tasarım unsurları, internet haber sitelerinin görüntüleri ve tasarım sorunlarına yönelik çözüm önerileri anlatılmıştır.

ElazığElektronik medyaGazeteciler+6
Saynur Ural
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Televizyon gazeteciliğinde muhabirlerin mesleki yeterlilik beklentileri, Ankara alan araştırması

Türkiye'de günde yaklaşık olarak 25 milyondan fazla izleyiciye hitap eden televizyon haberleri, hitap ettiği kitle düşünüldüğü zaman çok önemli bir hâl almaktadır. Verilen haberdeki herhangi bir yanlışlık, haberin yayınlandığı medya kuruluşunu derinden yaralayacağı gibi, bir takım toplumsal infiallere de neden olabilmektedir. Bu sebeple haberi hazırlayan, haberin temel direği olan muhabirlere, çok büyük iş düşmekte, kendilerini hem mesleki olarak hem de zihinsel olarak bu zorlu görevin üstesinden gelecek şekilde yetiştirmek zorunda kalmaktadırlar.Günümüzde haberin toplum üzerindeki etkisinin çok fazla olması nedeniyle, nerdeyse her büyük holdingin bir haber kanalı mevcut bulunmaktadır. 24 saat yayın esasına dayanan bu haber kanalları, kapitalist sistem içerisinde elbette ki reklam ve izlenme oranlarına bağlı olarak yayıncılık yapmaktadır. Bu durumda ise ekranlarında sürekli olarak ilgi çeken ve mümkünse taze olarak haber vermek zorunda kalmaktadırlar. Televizyon kanallarının emekçileri olan muhabirler, ekranlarda yer alacak olan haberleri hazırlayan kişiler olmaları sebebiyle bu hızlı ve tüketimi yüksek olan haber çarkı içerisinde var olabilmek için bir takım mesleki ve zihinsel özelliklere sahip olmak zorunda kalmaktadır. İşveren olarak televizyon kanalları bünyesinde barındırıp istihdam edeceği muhabirleri, eskiden olduğu gibi hantal ve oturduğu yerden haber yapan kişiler yerine, araştırmacı gazeteci özelliği taşıyan, tabir-i caiz ise taşı sıkıp haberi çıkaran kişlerden seçmektedir.Şartlar böyle olunca eskinin televizyon muhabiri yerine, artık araştırmacı, haber bulabilme yeteneği yüksek ve aynı zamanda teknoloji ile arası gayet iyi olan televizyon gazetecileri televizyon kanallarında kendilerine yer bulmaya başlamışlardır. Bu kişilerin sahip olmaları gereken özellikler ise mesleki yeterlilik olarak Avrupa Birliği kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanmış olup meslek liselerinde okutulmakta ve iki yıllık yüksek okul ve üniversitelere ise kaynak olarak müfredata girmeye başlamaktadır. Bu da bize önümüzdeki yıllarda televizyon muhabirliğinin çehresinin değişmeye başlayacağını göstermektedir.Anahtar Sözcükler1.Televizyon Gazetecisi2.Haber3.Muhabir4.Gazeteci5.Araştırmacı Gazetecilik

GazetecilerGazetecilikMesleki yeterlilik+3
Ahmet Selman Seyhan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de gazeteci ve aydın kimliği: Attilâ İlhan

Türkiye'de Gazeteci ve Aydın Kimliği: Attilâ İlhan adını taşıyan bu çalışma tarihsel ve güncel bir sorgulamadır. Türkiye'de gazetecilik ve aydın kimliğinin birbirinden ayrılmayacağı tezi üzerine kurulan ve ortaya koyduğu tespitlerle bu tezi kanıtlayan çalışma kendi alanında bir ilk olma özelliği taşımaktadır.Çalışma ilk olarak Osmanlı dönemi gazeteci ve aydınların genel özelliklerini ve yaptıkları tartışmaları ele almaktadır. Sonrasında Cumhuriyet'in temel karakteristiğini çözümleyen ve tartışan çalışmada, Cumhuriyetten günümüze gazeteci ve aydınların gündemi, tartışmaların perde arkası ve dönemin gazeteci ve aydınlarının özellikleri detaylandırılmaktadır.Çalışma temel olarak Attilâ İlhan üzerine yoğunlaşmaktadır. İlhan ülkemizde gazeteci ve aydın zihniyetini sorunsallaştıran, bunu tartışan ve bu konuda bir ekol olabilecek özellikleri taşıyan bir gazeteci ve aydındır.Attilâ İlhan, sosyalist, cumhuriyetçi, Atatürkçü yurtsever bir gazeteci ve aydın kimliğine sahiptir. Ama onun temel vurgusu ulusal olan üzerinedir. Eleştirilerini de bu zemin üzerinden kalkarak dile getirmektedir. İlhan ülkemizde gazeteci ve aydınların ulusal bir bilinçle yetişmediğini, ulusal bir tavır sergileyemediğini ve bu nedenle emperyalizme hizmet etmek durumunda kaldığını dile getirir. Attilâ İlhan başlı başına bir gazeteci ve aydın damarının temsilcisidir. Hayatının her aşamasında tutarlı bir çizgi izlemiştir. Onun bu tutarlılığı örnek olacak niteliktedir. Çalışma bu hassasiyeti dile getirmekte ve İlhan'ın gazeteci ve aydın kimliğinin özelliklerini ortaya koymaktadır. Anahtar Sözcükler:1-Attilâ İlhan2-Gazeteci3-Aydın 4-Osmanlı5-Cumhuriyet

AydınlarGazetecilerGazetecilik+1
Ali Haydar Fırat
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Gavsi Ozansoy'un hayatı ve eserleri

25 Mayıs 1917 tarihinde İstanbul'da dünyaya gelen Gavsi Ozansoy, Türk edebiyatın ünlü kalemlerinden Halit Fahri Ozansoy'un oğludur ve aynı zamanda kendisi de bir şair ve yazardır. İlk edebî eğitimini babasından alan Ozansoy, sanat ve şiir kokan bir evde gözlerini dünyaya açmış olmanın avantajını yaşar ve böylelikle, içindeki sanat ruhunu erken yaşlarda şiir yazmaya başlayarak inkişaf ettirmiş olur.Babasının yazı işleri müdürlüğünü yaptığı Servetifünun-Uyanış dergisinde uzun süre şiirlerini ve hikâyelerini yayınlar. 1940 yılında `Tasfiye Lazım' adlı bir yazı yayınlayarak edebiyatımıza `Tasfiye Hareketi' adı ile geçen hareketin öncüsü olur. Kendisi gibi edebiyat ve sanatta yenilik iddiasında bulunan arkadaşlarıyla edebiyattan tasfiyesini istedikleri bir isim listesi yaparak asıl eski-yeni tartışmalarını edebiyat tarihinde bir kez daha başlatmış olurlar. Tasfiye hareketi birden yanıp sönen bir hareket olmuş, gençler iddia ettikleri davalarını eserleriyle ispat etmeye çalışsalar da, birkaç isim dışında eskileri geçebilecek eserler ortaya koyamamışlardır. Tasfiye hareketi sebepleri itibariyle çok ses getirecek bir güce sahip olamasa da sonuçları itibariyle edebiyatta yeni oluşumlara kapı aralamıştır. O dönemde tasfiye hareketinde yer alan bazı genç isimlerin yenilik iddialarıyla ortaya koydukları eserler onlara kendilerini ve kabiliyetlerini daha iyi tanıtma imkânı sağlamıştır. Tasfiye hareketi bu yönüyle, kendisinden sonra gelecek olan Garip akımının hazırlayıcısı olmuştur.İkinci dünya savaşı ile Avrupa'da hem maddi hem de manevi bunalımlar yaşanmıştır. Savaş insanlar üzerinde ruh ve fikir bozukluklarına sebebiyet vermiştir. Türkiye, her ne kadar savaşın içinde bizzat yer almasa da, ülke gençliği dünyada yaşanan bu bunalım ve kargaşadan paylarınadüşeni almıştır. Savaştan yeni çıkmış, yeni kurulmuş ve devrimlerle mevcudiyetini sağlamlaştırmaya çalışan bir ülkede gençlerin yeni bir edebiyat talebi ile ortaya atılmaları o dönem itibariyle, çıkışları çok sert de olsa mazur görülmüştür.Gavsi Ozansoy, edebiyatımızda şair ve yazar kimliğinden ziyade gazeteci kimliği ile gün yüzüne çıkmıştır. Ozansoy, başta Uyanış dergisinde yayınladığı şiir ve hikâyelerinin yanı sıra, esasında adını edebiyatımızda 1940 yılındaki Tasfiye Hareketi ile ve uzun yıllar sonra ünlü şair ve yazarlarla yapmış olduğu sanat konuşmaları, edebî röportajları ile öne çıkmıştır. Biz de bu çalışmamızda Tasfiye hareketini ayrıntılı bir şekilde ele almaya çalıştık ve Ozansoy'un gazete sayfalarında bulunan bu edebî röportajlarını bir çalışma çatısı altında toplayarak, edebiyatçılarımızın bilinmeyen yönleri ve sözlerini aktarmak istedik.Anahtar Kelimeler:1.Gavsi Ozansoy2.Tasfiye Hareketi3.Hikâye4.Şiir5.Edebî Röportajlar

BiyografiGazetecilerHikaye+5
Zehra Dönüş Eroğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Atatürk, basın ve Minber gazetesi

Toplumsal yaşamın bir parçası olarak nitelendirilen basın organları toplumsal yaşam üzerinde bir çok açıdan etkide bulunmakta ve buna katkı sağlamaktadır. Kitle iletişiminin dördüncü güç olması, halkın gözü ve kulağı olması, demokrasinin gelişmesini ve yerleşmesini sağlaması, faaliyetlerindeki nesnellik ve objektifliği gerçekleştirmek açısından çok önemli bir yere sahiptir.Basının enformasyon sağlama, toplumu bilinçlendirme ve kamuoyu oluşturma kuvvetinin farkında olan Mustafa Kemal Atatürk, dönemin siyasi yapısı ve kurulan baskılara rağmen inandığının peşinden gitmiş ve bu cesaret ve inancı bir milletin yeniden varolmasını sağlamıştır. Yönetimin tüm muhalefetine rağmen azim ve kararlılıkla yoluna devam eden Mustafa Kemal, dördüncü kuvvet olarak nitelendirilen basının desteğini gözardı etmemiştir.Atatürk'ün ele alınan konuyla ilgili ilk somut girişimi, Harp Okulundaki öğrencilik dönemine rastlar. Türk milli mücadelesi ve inkılabı tarihinin Atatürk çağının ön safta gelen ünlü devlet, diplomasi ve politika adamlarından biri de Ali Fethi Okyar'dır.Ali Fethi ? Mustafa Kemal ikilisinin çıkardığı Minber Gazetesi birçok basın organı gibi çağına ışık tutacak niteliktedir. Atatürk'ün çıkarmış olduğu ilk gazete olma özelliğini taşıyan Minber sayesinde, Milli Mücadele ve Atatürk dönemi tarihinin sisli ve karanlık bölümleri aydınlanır; doğru ve dürüst yorumlara erişilir.Araştırmamız çerçevesinde gördük ki, Minber Gazetesi'nde `enformasyon sağlama ve kamuoyunu bilinçlendirmek' adına birçok makale kaleme alınmıştır.Halktan hak ettiği değeri göremeyen bu gazetede, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının, Türk halkına gönül verdikleri ve milletleri için canı gönülden çalıştıklarını birkez daha gözler önüne sermektedir. ?Gerçekler er geç anlaşılır? cümlesinin realitesi ışığında, zamanın Mustafa Kemal ve arkadaşlarını haklı çıkardığını söylemek mümkündür.

Atatürk, Mustafa KemalBasınGazeteciler
Betül Arı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Kazakistan Cumhuriyeti'nde basının gelişimi

ÖZET Basın, toplum hayatındaki olayları ve haberleri halka iletmek amacıyla ortaya çıkmıştır. Haber kaynağı ile okuyucunun, halk ile iktidarın arasında "iletişim köprüsünü" kurarak, halkın istek ve beklentilerini yönetime duyurma görevini üstlenir. Sovyetler Birliği gibi totaliter sistemle yönetilen ülkelerdeki basın ise, iktidarın güdümünde faaliyet gösterir ve bu çizgiden saptığı ölçüde yaşam şansını kaybeder. Demokrasi, insan hak ve özgürlüklerinin vazgeçilmez değeri kabul edilen basın, demokratik toplumların vazgeçilmez unsuru haline gelerek büyük bir güç kazanmıştır. Öyle ki, batı toplumlarında basına yürütme, yasama ve yargı kuvvetlerinden sonra gelen "dördüncü kuvvet" denilmektedir. İlk Kazak basını 1870'li yıllarında, Çarlık Rusya'sı döneminde ortaya çıkmıştır. O dönemdeki basın günümüzdeki gibi demokratik ve eğitici bir basın olmaktan uzak bir görünüm sergiliyordu. Tam aksine Çarlık yönetiminin önemli karar ve yasalarını halka duyurmak üzere çıkarılan "resmi gazete" niteliği taşıdığını söylemek mümkün değildir. Sovyetler Birliği döneminde faaliyet gösteren Kazak basını da Çarlık dönemindeki basından çok farklı değildi. "Merkezi" yönetimin basın organı olarak, Sovyetlerin istekleri doğrultusunda propaganda ve ideolojik baskı unsuru olarak faaliyet göstermiştir. Bu dönemlerde demokratik çizgide yayınlanmaya başlayan gazete ile dergiler, yönetim tarafından kapatılmış veya gazete çıkaranları ile çalışanlarının işlerine son verilerek gazete ve/veya derginin tarzı değiştirilmiştir. Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra Kazakistan dünyada demokratik bir ülke olarak nitelendirilmiştir. Bağımsızlık sonrası Kazak basını, Kazakistan'ın ekonomik ve sosyal yönden gelişiyle paralel olarak gelişmektedir. Bunun sonucunda, demokrasi ve ifade özgürlüğü anlayışını kendine temel alan Kazak basını, artık batı pikelerinin gelişmiş basını olma yolundadır.

BasınDergilerGazeteciler+3
Nurail Zhylysbayev
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Yarın gazetesi başmuharriri Arif Oruç'un fikir hayatı

ÖZET Arif Oruç bu ülkede zor şartlarda gazetecilik yapanlardan biri. O, ülkemizde henüz çok gelişmemiş bir meslek olan gazeteciliğin en sıkıntılı anlarını yaşamış ama, yılmamış öldüğü güne kadar yazmaktan vazgeçmemiştir. Mesleğe, başkalarına ait gazetelerde başlamış, milli mücadelede bizzat cephede savaşmış, kurtuluş sonrasında 1929 yılında kendisine ait bir gazete çıkarmaya başlamıştır. Artık, bir gazete patronudur Arif Oruç. Gazetesi Yarın'da hemen her gün başmakale yazmış; bu makalelerde iktisat, maliye, toplumsal sorunlar, çiftçiler, esnaf, basın, kanun tasarıları, tekel işleri, dünya siyaseti vb. gibi akla gelebilecek her konuda düşüncelerini, eleştirilerini okuyucularıyla paylaşmıştır, özellikle dönemin başbakanı İsmet Paşa ve kabinesi ile ilgili yaptığı eleştirilerle, hükümet yanlısı gazetelerin ve gazetecilerin şimşeklerini üzerine çekmiş, fakat en zorlu anlarda bile düşüncelerini açıkça söylemekten geri durmamıştır. Bu hükümet yanlısı gazetecilerle aralarındaki çekişme zaman zaman çok şiddetlenmiş, birebir kavgalara, silâh çekmelere kadar gitmiştir. Tek partinin iktidarda olduğu bir dönemde çok partili yaşamın gerekliliğini sonuna kadar savunmuş muhalif bir ses olan Arif Oruç kurulu düzenden yana olanlarca pek sevilmemiş, susturulmak istenmiş, hak etmediği pek çok nitelendirmelerle karşılaşmış, hatta çok sevdiği vatanından bile bir süre ayrı yaşamak durumunda kalmıştır. 117Arif Oruç siyasetle çok yakından ilgilenmiş, bizzat siyasi yaşamın içinde olmak için girişimlerde bulunmuştur. Ne var ki bunlar girişimden öteye gidememiştir. Çalkantılı gazetecilik yaşamındaki olaylar onu bedenen de fazlasıyla yıpratmış, pek çok hastalık ve ameliyat geçirmek zorunda kalmıştır. Gazeteciliğinin ilk yıllarında olduğu gibi, ölümüne yakın dönemde de siyasî gazetecilik yapamamış, tarihî tefrikalar yazmıştır. Tarih onun hep ilgi duyduğu bir alan olmuştur. Bunda da sorumluluk duygusunun etkisi büyük olmuştur elbette. Arif Oruç diğer gazetelerde yayımlanan ve Türk tarihini çarpık bir şekilde göstermeye çalışan basmakalıp tefrikalara bir tepki olarak bu alanda yazılar yazmaya başladı belki de. Kimilerinin düşündüğü gibi, Arif Oruç ruhunda muhaliflik olan, kavgacı, düzen bozucu biri değil, demokrasi yolunda azimli bir yolcudur. Demokrasiye zarar vermek bir yana, yazdıkları ve yaptıklarıyla çoğulcu rejimin gelişmesine belli oranda katkıda bulunmuştur. 118

BiyografiGazetecilerGazetecilik+4
Kısmet Kesim Ovat
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Türk basınında kadın gazeteciler

GazetecilerKadın gazetecilerKadınlar+1
Ayşe Asker
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1990
00
Master'sOpen AccessTR

Basın İş Kanunu'nda işverenin ücret ödeme borcu

Türk İş Hukuku?nda gazeteci ve işveren ilişkilerini ayrı bir kanunla düzenleyen, uygulamada kısaca Basın İş Kanunu olarak adlandırılan 1952 yılında kabul edilen 5953 Sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkındaki Kanun, 1961 yılında 212 sayılı yasayla uğradığı önemli değişiklikler ve 2008 yılında yapılan eklemeler dışında yarım asrı aşkın bir süredir yürürlükte bulunmasına rağmen gerekli niteliğe kavuşamamış, basın iş çalışanlarının çalışma koşulları ve mesleki sorunları dikkate alındığında bu alanda çalışan kesimin haklarını koruma konusunda yetersiz kalmıştır. Kanunun hükümlerinin azlığı ve sistematik olarak yetersizliği, Kanun hükümlerinin yorumlanması açısından doktrinde ve uygulamada farklı görüşlerin ortaya çıkması ve doktrinde de çok fazla inceleme konusu yapılmamış olması, gazetecilerin sosyal ve ekonomik anlamda büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalmasına sebep olmuştur. Uygulamada gazetecilerin karşılaştığı en büyük sorunlardan biri; işverenin, işçinin iş görme borcu karşısında yer alan ve iş sözleşmesinden kaynaklanan başlıca borcu olan ücret ödeme borcu konusunda karşımıza çıkmaktadır. İş sözleşmesi iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerden olması sebebi ile işçinin işgörme edimi karşısında işverenin ödeme yükümlülüğü yer alır. İş görme karşılığında ücret ödenmesi, iş sözleşmesinin temel unsurlarındandır. İş sözleşmesinin temel unsuru olan ücret, işçinin emeğinin değeri ve karşılığı olduğu gibi işçilerin büyük çoğunluğunun tek geçim vasıtası olan önemli bir sosyal faktördür. Basın İş Hukuku alanındaki çalışmaların azlığı, ücret konusunun arz ettiği önem, görüş farklılıkları ve gazetecilik mesleğinin niteliğinden kaynaklanan sorunların ortaya konulması, uygulamaya ışık tutulması ihtiyacı ile 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun, öğretideki tartışmalar ve yargı kararları eşliğinde Basın İş Hukukunda İşverenin Ücret Ödeme Borcu başlığı altında ücret ve ücret ile ilgili hükümler detaylı olarak incelenecektir. Anahtar Kelimeler: Basın İş Kanunu, Gazeteci, Ücret, Gazetecinin Ücretinin Zamaninda Ödenmemesi, Yüzde Beş Fazlasıyla Ödeme Kuralı

Basın hukukuGazetecilerKanunlar 5953 sayılı+6
Meryem İskender
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Zeki Bey suikastı ve basın

II. Meşrutiyet dönemi gazetecilerinden olan Zeki bey; 1869 yılında dünyaya gelmiştir. Babası sarayın hünkâr odasında görev almakta olan Kayserili Abdullah'tır. Galatasaray lisesini bitiren Zeki Bey ardından siyasal bilgiler fakültesinde eğitimini devam etmiş ve burayı da iyi bir derece ile bitirmiştir. Aldığı eğitim sonucunda duyun-u umumiye de mali işlerden sorumlu memurların yanında çalışmaya başlamıştır. Zeki bey; duyun-u umumiye de faaliyet yürütürken burasının yabancıların denetiminde olduğuna dair bazı veriler elde ettiğini iddia etmiştir. Daha öncesinde serbesti ve mizan gazetelerinde yazılar yazan Zeki Bey; yeni bir gazete kurmayı ve duyun-u umumiye de yolsuzluk yapıldığına dair olan düşüncelerini halka duyurmak istemiştir. Bunun için Şehrah gazetesini çıkarmıştır. Yazdığı yazılarda kendi ismine yer vermeyen Zeki Bey, yazılarında İttihat ve Terakki Cemiyeti'ni eleştiren yazılar kaleme almıştır özellikle maliye nazırı olan Cavit bey'in Osmanlı aleyhine batılıların yararına faaliyet yürüttüğünü belirtmiştir. Zeki bey'in yazdığı yazılar ittihat ve terakki cemiyeti bazı üyelerinin dikkatini çekmiştir. Hatta bazı üyeler bu yazılanların doğru olabileceği ihtimalini dahi göz önünde tutmuşlardır. Bu yüzden Kayserili mülazım Şaban Bey'i, Zeki bey ile konuşması için görevlendirmişlerdir. Şaban bey Zeki Bey ile görüşerek yazdığı yazıların ne derece doğru olduğuyla ilgili bir rapor hazırlayıp kendisine ulaştırmasını istemiştir. Bunun üzerine Zeki Bey kendisine uzun bir layiha yazarak göndermiştir. Bu layihada Zeki Bey, Cavit bey ve dönemin ekonomi politikalarını aşırı bir şekilde eleştirmiştir. İttihat ve terakki cemiyeti, gelen layihayı görüşmek için toplantı yapmışlardır. Ve sonuçta Cavit Bey, maliye nazırlığından istifa etmiştir. Dönemin basınına yansıyan mahkeme tutanaklarının bazılarında Cavit Bey ile Zeki Bey arasındaki düşmanlığın bundan sonra başladığını belirten ifadeler vardır. Zeki bey 10 Temmuz 1911 yılında beraberinde bulunan üç kişi ile birlikte evine dönerken arkasından atılan bir mermi sonucunda hayatını kaybetmiştir. Olayın zaptiyelere bildirilmesi üzerine isimlerinin Çerkez Ahmet ve Mustafa Nazım olduğu anlaşılan iki kişi yakalanmış, mahkemeye sevk edilmişlerdir. Yine mahkeme suretlerinden bu kişilerin İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin alt kolu olduğu söylene fedai subaylar teşkilatına mensup olduğuna dair iddialar mevcuttur. Fakat bu konuda kesin değildir. Mahkemeler devam ederken Zeki Bey'in duyun-u umumiye deki odasının dolabından alınan belgeler olduğuna dair ifadeler verilmiş ancak bu belgelerin akıbetinin ne olduğu konusunda herhangi bir veri elde edilememiştir. Zaten Zeki beyi vuranların kim olduğu da tam olarak anlaşılmamıştır. Bu yüzden Mustafa Nazım ve Çerkez Ahmet'e on beş yıl kürek cezası verilerek mahkeme sonlandırılmıştır.

BasınBiyografiGazeteciler+5
Mustafa Güncü
Dokuz Eylül University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Köşe yazılarında ifade özgürlüğünün çerçevelenmesi

Bu çalışma, ifade özgürlüğünün medyada nasıl çerçevelendiğini ortaya koymayı amaçlaktadır. Medyada önemli bir yeri olan köşe yazarlarının içerme, dışlama, ilişkilendirme, ahlaki yargıda bulunma, çözüm önerme, neden gösterme gibi etkinliklerle gerçekliği yeniden kurduğu ön kabulü doğrultusunda 2002-2007 yılları arasında görülen 10 dava örnek olay olarak seçilmiş ve incelenmiştir.Birinci bölüm sembolik seçkinler olarak kavramsallaştırılan köşe yazarlarının medyadaki konumunu açıklamaya ayrılmıştır. İkinci bölümde çalışmanın kuramsal çerçevesini oluşturan çerçeveleme yaklaşımına yer verilmiştir. Üçüncü bölümde Hürriyet, Sabah, Zaman, Radikal, Yeni Şafak, Ortadoğu, Evrensel ve Cumhuriyet gazetelerinde yer alan 524 köşe yazısı nicel olarak sınıflandırılmış ve çerçeve analizine tabi tutulmuştur.Çalışmanın sonunda, ifade özgürlüğünün genelde olumlu çerçevelerle tartışıldığı, medyanın ifade özgürlüğü davalarında soruna değil olaylara ve kişilere odaklandığı, bunun sonucunda kurban merkezli çerçevelerin kurulduğu; gazetelerin ifade özgürlüğü davalarına içsel bir tutarlılıkla yaklaştığı, içsel çoğulculuktan çok dışsal çoğulculuğun söz konusu olduğu ortaya konmuştur.

BasınBasın özgürlüğüGazeteciler+2
Özgün Açıkalın
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00

Related subjects