Kamu harcamaları
Bu konu başlığı altında 164 tez
Eğitim sektörünün il ekonomisine etkisi: Siirt ili örneği
Eğitim, bireye sağladığı faydalar etkisiyle bireyi geliştirmekle birlikte gerek ülkelerin gelişmişlik düzeyi gerekse toplumların kalkınma sürecindeki rolüne etkisi büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle eğitime verilen önem de giderek artmakta, ülkelerin ekonomik rekabet edebilirliğinin sağlanması, nitelikli iş gücüne olan ihtiyacın artması ve teknolojik gelişmelere ayak uydurmaları için eğitimde farkındalığın oluşması gerekmektedir. Bu tez çalışmasında; eğitimin tanımı yapılarak eğitim hizmetinin kamusal yönü açıklanmıştır. Ardından kamu harcamalarının tanımı, niteliği ve sınıflandırılması açıklanmış daha sonrasında kamu harcamalarının etkileri, eğitim harcamaları ve eğitim harcamalarının ekonomik etkileri ele alınarak açıklanmıştır. Türkiye' de eğitim sisteminin tarihi ve genel yapısı ve finansman kaynakları genel olarak açıklandıktan sonra Siirt ili hakkında genel bilgiler verilerek Siirt' te eğitim sektörünün ekonomik görünümüne dair istatistiklere yer verilmiştir. Çalışmada son olarak Siirt ilinde eğitim sektöründeki sorunların ve çözüm önerilerinin tespitine yönelik bir alan araştırması yapılmıştır.
Kamu kesimi eğitim harcamalarının genç işsizliği üzerine etkisi: Türkiye ve İngiltere açısından bir değerlendirme
İşsizlik, Dünya genelinde, ülkelerin çözüm arayışına girdiği küresel bir sorun halini almıştır. Yapılan pek çok çalışmada, işsizlik ile eğitim arasında negatif yönlü bir etkileşim olduğu ortaya konulmakta ve işsizlikle mücadele için öncelikle eğitim sistemindeki aksaklıkların giderilmesi gerektiğine vurgu yapılmaktadır. Bu çalışmada; işsizliğin, genç işsizlik boyutu ele alınarak, kamu kesimi eğitim harcamalarındaki artış ya da azalışın, genç işsizliğini nasıl etkilediği ortaya konulmaktadır. Bu amaçla, Türkiye ve İngiltere'de eğitim hizmetine dönük yapılan kamu harcamaları gerek rakamsal büyüklük açısından, gerekse harcama dağılımı açısından karşılaştırılmakta ve ortaya çıkan sonuçlar, ülkelerin genç istihdam verileri ile bir araya getirilmektedir. Genç nüfus açısından İngiltere'nin oldukça önünde olan Türkiye'de, kamu kesimi eğitim harcamaları İngiltere'nin gerisinde kalmıştır. Genç istihdamı açısından bakıldığında ise, İngiltere'de düşme eğiliminde olan genç işsizliğin, Türkiye'de her geçen sene arttığı görülmüştür. Türkiye sahip olduğu genç nüfus nedeniyle, İngiltere'ye kıyasla eğitim talebinin daha yüksek olduğu bir ülkedir. Ancak eğitim talebinin karşılanamadığı durumda nitelikli işgücü de yaratılamayacak ve genç istihdam rakamları düşecektir. Bu ise berberinde genç işsizliğin artışını getirecektir. Sonuçta, eğitim seviyesi arttıkça, genç işsizliğinin azaldığı, eğitim seviyesinin yükselebilmesi için de, eğitime daha fazla yatırım yapılması gerektiği ortaya çıkmaktadır.
Dâvûdî'nin (V. 402/1011) Kitâbü'l-Emvâl'i çerçevesinde kamu maliyesi
Bu çalışma, İslam hukuk literatürünün önemli bir kısmını teşkil eden harâc ve emvâl kitaplarının klasik dönemde iyi bir örneği sayılan Ebû Ca'fer Ahmed b. Nasr ed-Dâvûdî'ye ait Kitâbü'l-Emvâl'i esas alarak, kamu maliyesinin belli başlı konularını incelemeyi ve bu konularda zaman içerisinde meydana gelen görüş farklılıklarını izlemeyi hedeflemektedir.
1946-1960 yılları arasında Van Gölü Havzası'nda kamu yatırımları ve harcamaları
Kamu yatırım ve harcamaları doğrudan devlet eliyle verimli ekonomik faaliyetlerin gerçekleşmesini desteklemek amacıyla yapılan yollar, köprüler ve barajlar gibi yoğun sermaye gereksinimi duyulan fiziki altyapı yatırımlarıdır. Bu yatırımların temel amacı ülkedeki ekonomik büyümeyi arttırmak ve ülke genelindeki kaynak dağılımını yaygınlaştırmaktır. Bu sebeple Cumhuriyetin ilanıyla beraber kurulan hükümetler ülkeyi her alanda muasır medeniyetler seviyesine getirebilmek için gayret göstermiş ve bu bağlamda da kamusal yatırımlara önem vermişlerdir. Ancak ülkenin içinde bulunduğu iktisadi koşullar göz önüne alındığında bu yatırımların topyekûn yapılması mümkün olmamıştır. Bu nedenle eldeki imkânlar doğrultusunda ve önem sırasına göre peyderpey yapılmaya azami gayret gösterilmiştir. Özellikle 1939-1945 yılları arasında meydana gelen II. Dünya Savaşı'nda yatırımlar durma noktasına gelse de savaş sonrası yeniden hızlanmıştır. Demokrat Parti'nin iktidara gelişiyle beraber ülke genelindeki ekonomi önemli bir ivme kazanmış, bu durum da kamusal yatırımların daha da artmasında etkili olmuştur. Ülkedeki kaynak dağılımının yaygınlaştırılması bağlamında havza genelinde güvenlik, bayındırlık, eğitim, sağlık, tarım, hayvancılık, maden ve enerji alanlarında yatırımlar gerçekleştirilmiştir. Bu alanlar içerisinde güvenlik, karayolu, hava meydanı, sağlık, tarım, hayvancılık, madencilik ve enerji alanlarında belli oranda başarı elde edilmişse de özellikle demiryolu, Van Gölü İşletmesi ve eğitim (ilköğretim hariç) alanlarında başarı elde edilememiştir. Bu çalışmanın temel amacı Van Gölü Havzası'nda 1946-1960 yılları arasındaki çok partili dönemde yapılan kamusal harcamaların havza genelindeki yansımalarını ortaya çıkarmaktır. Bu minvalde bayındırlık, güvenlik, eğitim, sağlık, tarım, hayvancılık, madencilik ve enerji alanlarında çok partili dönemde gerçekleştirilen kamu yatırımları tespit edilmeye çalışılmıştır. Literatür çalışması sonrasında tespit edilen yazılı ve dijital kaynaklar incelenerek konu başlıklarına göre tasnif edilmiş ve elde edilen bulgular tarih sıralamasına uygun bir şekilde kaleme alınmıştır.
Trends of financial allocations for The Kurdistan Regional Government of The Iraq federal budget
The imbalance in Iraq's federal budget after 2003 was mostly an estimated not a real deficit. The real deficit is the actual or nominal deficit adjusted for inflation's effect on the debt. In particular the real deficit equals the nominal deficit minus the inflation rate time the total debt in a given year. The significant escalation in public revenues as a result of the increase in oil prices and exported quantities exceeded estimates. Consequently, the accumulation of foreign reserves increased. Another reason for reducing or eliminating the deficit in the budget could be the incomplete implementation of the public expenditures because of the poor execution and delay in approving the budget. That ultimately led to a surplus in the general budget and foreign reserves. Thus, it can state that the deficit in the public budget caused by lower oil revenues and the increase in public expenditures. The allocation of a fixed share of 17% of the federal budget to the Kurdistan Regional Government led to tremendous economic development during the period from 2003 to 2014. However, from 2014 to 2018, the federal government cut (stopped sending) Kurdistan's allocation from the federal budget, which affected negatively on the region's economic growth. This study aims to clarify the operational and investment allocations for federal budgets and elucidate the operational and investment assignments to the Kurdistan Regional Government. Also, it seeks to identify the feasibility of the Kurdistan Regional Government's commitment to the federal budget law. Furthermore, it evaluates the negative and positive impacts of the lack of responsibility of the Kurdistan regional government to abide by the federal budget law. Iraq and the Kurdistan Region are the central areas of the study, and the first period is from 2006 to 2018. The most relevant results that this study came up are the followings: 1. The oil sector is the primary source of the financial funding of the federal budget and also in attracting foreign currency to assist in advancing economic development. Oil revenues were (42287900) million dinars in the (2006) and increased to (77160392.64) million dinars in 2018). That is because: (A) The Iraqi economy relies on the oil sector to finance the federal budget. (B) The drop in the price of oil in 2016 was because of the emergence of shale oil. (C) OPEC's insistence on the same amount of production for maintaining its hare in the world oil market. 2. While the contribution of investment expenditure reached 18.19% in (2006), it increased to %23.56 in 2018. Even though these proportions in the investment agreement, there is no tangible presence on the ground of prosperity and development. That indicates that there is a waste in the money allocated for investment and not being implemented. As a result of financial and administrative corruption. 3. The regional government abides the federal budget law from 2006 to 2013, which led to the development of the infrastructure and services to the residence of the region and increased economic well-being. However, Kurdistan's government did not abide by the law of the federal budget from 2014 to 2018. That resulted in the loss of expenditure investment (21934640.89 million) and the paralysis of thousands of investment projects in the region. According to the results of the study, the following recommendations made:- 1 - Cleansing the state agencies, even at a high level, from corruption and mischief in Iraq and the Kurdistan region. Avoiding, ultimately, all forms of nepotism in executing small and enormous projects. Improving the managerial performance of the entire state agencies and enhancing their abilities. Encouraging the spirit of transparency and accountability for achieving the principle of equal opportunities and respecting the law. That is all to maintain public and private money. 2- Decreasing the spending at the expense of the operational budget in Iraq and the Kurdistan Region. Increasing the expenditure at the expense of the investment budget because it contributes really to achieving economic development. 3- Diversifying the sources of public revenues, particularly tax revenues, finding an effective tax system in Iraq and the Kurdistan region. 4- the responsibility of all the minister in ninth Cabinet to head towards the agreement with the federal government for ensuring public expenditure (operational expenditure and investment expenditure) General Budget, Public Expenditure, Iraqi Economy, Total Revenues. Keywords:
Barış ve savunma harcamalarının dış borçlanma üzerindeki etkisi: Seçilmiş ülkeler üzerine ampirik bir uygulama
Barış ve savunma harcamaları tüketiminde rekabetin ve dışlamanın olmaması nedeniyle küresel kamusal mal olarak kabul edilmektedir. Bu malların fayda veya zararları ulusları hatta gelecek nesilleri etkilediğinden tüm dünya ülkeleri açısından önem arz etmektedir. Dolayısıyla barış ve savunma harcamalarının finansman kaynaklarının belirlenmesi oldukça önemli bir konudur. Nitekim barış ve savunma harcamalarının finansman kaynaklarından biri de dış borçlanmadır. Bu nedenle barış ve savunma harcamaları ile dış borçlanma arasında ilişkinin olup olmadığının belirlenmesi karar vericiler açısından önem arz etmektedir. Bu tez çalışmasında 2007-2017 döneminde 4 Ortadoğu (Mısır, İran, Ürdün, Lübnan) ve Türkiye'de savunma harcamaları, barış düzeyi, ekonomik büyüme ve dış borçlanma arasındaki nedensellik ilişkisi araştırılmıştır. Çalışmada ilk olarak değişkenlerin durağanlıklarını tespit etmek amacıyla panel birim kök testleri (Maddala ve Wu (1999) panel birim kök testi ve Im, Pesaran ve Shin (2003) birim kök testi) ve daha sonra panel nedensellik testleri (Dumitrescu ve Hurlin (2012) panel nedensellik testi ile Kónya (2006) Panel Bootstrap nedensellik testi) yapılmıştır. Çalışma sonucunda Ürdün ve Lübnan'da savunma harcamaları ve dış borçlanma arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki tespit edilmiştir. Diğer ülkelerde ise herhangi anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Diğer yandan, barış düzeyi ile dış borçlanma arasında Mısır ve Türkiye'de anlamlı ve negatif bir nedensellik ilişki belirlenmiştir. Diğer ülkelerde ise herhangi anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir.
Kamu kesimi etkinliğinin bütçe dengesi üzerindeki etkisine ilişkin ampirik bir değerlendirme
Geçmiş yıllarda bütçe açıkları ülkelerin en önemli mali performans göstergelerinden biriyken, zamanla ihmal edilmiş ve ekonomik büyüme, enflasyon gibi makroekonomik göstergelerin gölgesinde kalmıştır. Kriz yıllarıyla beraber bütçe dengesi tekrar gündeme gelmiş ve uygulanan genişletici mali politikalar aracılığıyla neden olunan bütçe açıkları krizden kurtulmanın yolu olarak gösterilmiştir. Dolayısıyla, bütçe açıkları gerek teorik çalışmalarda gerekse uygulama alanında destek görmeye başlamış ve ülkelerin tekrar ön plana aldığı göstergelerden birisi haline gelmiştir. Özellikle bütçe açıklarının kamu harcamalarıyla olan yakın ilişkisi nedeniyle, hükümetler politika uygulamalarında bütçe yönetimine ve bütçe yoluyla uygulamalara daha fazla önem atfetmişlerdir. Bütçe açıklarının temel nedeni olarak gösterilen kamu harcamalarının mali denge üzerinde önemli derecede etkilere sahip olması harcamalara bu anlamda önem kazandırmaktadır. Kriz dönemlerinde özellikle 2008 krizinden sonra ülkelerin ekonomi politikalarının önemli bir parçasını genişletici mali politikalar oluşturmuş ve ekonomilerin tekrar canlandırılması için genişletici mali politikalar benimsenmiştir. Bu yolla ülkeler kamu harcamalarını artırmışlardır. Uygulanan bu politikalar bütçe dengesinin sağlanması sorununu da beraberinde getirmektedir. Bu durum kaçınılmaz olarak bütçe açıklarına yol açmış ve mali performans olumsuz etkilenmiştir. Dolayısıyla, kamu harcamalarının niceliksel olarak bütçe açıklarını artırdığı bilinmesinin yanında, yapılan kamu harcamalarının niteliksel yani etkinlik tartışmaları son yıllarda dikkat çekmiştir. Bu noktada kamu harcamaların gerçekten ihtiyaç duyulan alanlara yapılıp yapılmadığı ve etkinliğin sağlanması halinde harcamaların bütçe dengesi üzerinde olumlu rol oynayabileceği sorgulanmaya başlanmıştır. Bu kapsamda çalışmada kamu kesimi büyüklüğünün bütçe dengesi üzerindeki etkisiyle birlikte kamu kesiminin etkinliğinin de mali etkisinin araştırılması hedeflenmektedir. Bu amaç doğrultusunda bütçe açıklarına neden olan kamu harcamalarının etkin yapılması durumunda mali denge üzerindeki etkisi çeşitli göstergeler aracılığıyla ampirik tahmin edilerek incelenmektedir. Çalışmada alternatif modellerden olan sabit ve rassal etkiler modelleri arasından seçim Hausman test istatistiğine dayalı olarak yapılmakta ve metodolojik olarak sabit etkiler modeli tercih edilmektedir. Elde edilen sonuçların daha iyi yorumlanması ve daha kapsamlı ve analitik bir yönteme ihtiyaç duyulması nedeniyle literatürde sıkça kullanılan genelleştirilmiş momentler yöntemine başvurulmaktadır. Ampirik sonuçlar, kamu kesimi büyüklüğündeki artışın ise bütçe açıklarına neden olduğunu, ekonomik büyümeyle birlikte kaydedilen nüfus artışının bütçe dengesini iyileştirdiğini göstermektedir. Bunun aksine, kamu yatırımlarındaki artış ise bütçe açıklarına neden olmaktadır. Düşünülenin aksine kamu borcundaki artış da, bütçe dengesini iyileştirmektedir. Bu sonuç, beklentilerle tutarlı olmasa da, borcun büyüme yaratacak etkin harcama alanlara yönlendirilmesinin mali dengeleri iyileştirici etkisinden bahsetmek mümkün görünmektedir. Açıklayıcı değişkenlerin etkisine ilişkin bulgular ise, çalışmanın araştırma sorusuna ışık tutmaktadır. Öyle ki; kamu harcamalarının bütçe açıklarını arttırıcı etkisi söz konusu olmakla birlikte, kamu kesiminde etkinliğin sağlanması bütçe üzerindeki yükü anlamlı ve önemli ölçüde azaltmaktadır.
Doğrudan yabancı yatırımların belirleyicilerine ilişkin ekonometrik bir analiz: Türkiye örneği
Doğrudan yabancı yatırımlar, 1980'li yıllardan itibaren küreselleşmenin hız kazanmasıyla birlikte ekonomilerde önemli bir iktisadi araç olarak ortaya çıkmıştır. Dünya genelinde doğrudan yabancı yatırım akımları, söz konusu dönemde hem ülkelere hem de yatırımcılara birtakım avantajlar sağladığı düşüncesiyle hızlı bir şekilde artmıştır. Böylelikle Türkiye de ekonomik büyüme sürecinde gerekli dış finansmanın sağlanmasında doğrudan yabancı yatırımı önemli bir sermaye kaynağı olarak görmüş ve desteklemiştir. Doğrudan yabancı yatırımın; ekonomilerde sermaye stoku, istihdam ve ulusal üretim düzeyinde olumlu etkiler yarattığına ilişkin görüşler hâkimken yatırımcısına ise ucuz iş gücü, hammadde, doğal kaynak ve yeni pazarlarda faaliyet gösterme gibi imkânlar sağladığı düşünülmektedir. Bu doğrultuda doğrudan yabancı yatırım ve onun belirleyicileri sıklıkla akademik çalışmalara konu olmuştur. Bu çalışmada, doğrudan yabancı yatırıma küresel ekonomide atfedilen önemden hareketle; dışa açıklık, kamu harcamaları, döviz kuru ve jeopolitik riskin 2006:Q1-2020:Q3 döneminde Türkiye'de doğrudan yabancı yatırım girişlerini nasıl etkilediğine ilişkin ampirik bir analiz gerçekleştirilmiştir. Analiz yöntemi olarak gecikmesi dağıtılmış otoregresif modelden (ARDL) yararlanılmıştır. Jeopolitik risklerin ve kamu harcamalarının Türkiye'ye gelen doğrudan yabancı yatırımlar üzerindeki etkisinin zaman serisi analiziyle incelenmiş olması çalışmanın özgün katkısını oluşturmaktadır. Uygulama kısmında elde edilen sonuçlara göre; Türkiye'de kamu harcamaları ve jeopolitik risk faktörü doğrudan yabancı yatırımları uzun dönemde negatif yönde etkilemektedir.
Orta gelirli ülkelerde kamu harcamaları ve ekonomik büyüme ilişkisi: Bir panel veri seti analizi
Ekonomik büyüme tüm ülkelerde önemli olmakla birlikte; özellikle gelişmekte olan ülkelerde ön plana çıkan temel ekonomik amaçlardan birisidir. Genelde gelişmiş ülkelerin belirli bir büyüme hızını koruması amaçlanırken; gelişmekte olan ülkelerin bu oranın üzerinde bir büyüme sergilemesi arzu edilmektedir. Genellikle kamu harcamalarının ülkelerin ekonomik büyüme süreçlerinde önemli bir role sahip olduğu düşünülmektedir. Ekonomik büyümenin birçok unsuru olmakla birlikte; bu çalışmada ekonomik büyümenin kamu harcamaları ile olan ilişkisi analiz edilmektedir. Uzun dönem ekonomik büyümeyi etkileyen faktörlerin analizi için bir çok ampirik çalışma yapılmıştır. Bu faktörlerin içerisinde en çok kullanılanlardan biri kamu harcamalarıdır. Çünkü bu harcamalar hükümet politikalarından direkt olarak etkilenmektedir. Bu çalışmada, Ram'ın 1986 yılında ortaya koyduğu, "Devlet Büyüklüğü ve Ekonomik Büyüme: Yeni Bir Çerçeve ile Kesit ve Zaman Serisi Verilerinden Bazı Kanıtlar" isimli çalışmadaki iki sektörlü büyüme modeli ve panel data teknikleri kullanılarak 36 gelişmekte olan orta gelirli ülke için güncel veri setiyle (1990-2017) yeniden tahmin yapılmıştır. Çalışmanın temel amacı, kamu harcamaları ve iktisadi büyüme arasındaki ilişkinin tespit edilmesi, bunun yanısıra örnek ülkeler ve zaman aralığının etkilerinin belirlenmesidir. Kullanılan panel data tekniği hem ülke hem de zaman özelinde oluşan etkileri kontrol etmemize olanak sağlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda öncelikle ekonomik büyüme kavramı, çeşitleri ve ekonomik büyüme teorileri üzerinde durulmuş, ardından kamu harcamaları, bu harcamaların sınıflandırılması ve etkileri hakkında bilgi verilmiştir. Yapılan ampirik çalışma sonrasında, tahmin sonuçları Ram'ın bulgularını doğrulamıştır. Kamu harcamaları, gelişmekte olan ülkelerde ekonomik büyüme ve ekonomik performans ile pozitif ilişki içindedir. Ayrıca kamu harcamalarının özel sektör üretimi üzerindeki marjinal dışsallık etkisi pozitiftir. Çalışmanın diğer bir bulgusu ise, Ram modelleri için tahmin edilen ülke etkilerinin örneklemdeki Asya ülkelerinin çoğu için pozitif, Latin Amerika ve Afrika ülkelerinin çoğu için ise negatif olmasıdır.
Türkiye'de mali yerelleşme ve kamu harcamaları kompozisyonu ilişkisi
Mali yerelleşme kavramı 1960'lı yıllarda literatüre girmiştir. 1980'li yıllarda özellikle gelişmekte olan ülkelerde oldukça popüler olmuştur. Türkiye de bu akımdan etkilenerek mali yerelleşme adımları atmıştır. Literatür incelendiğinde mali yerelleşmenin; enflasyon, büyüme ve kalkınma gibi makroekonomik değişkenlerle ilişkisini araştıran çalışmaların çoğunlukta olduğu; kamu harcama kompozisyonuna etkisini inceleyen çalışmaların ise az sayıda olduğu gözlemlenmektedir. Bu çalışmanın amacı özellikle Türkiye için mali yerelleşme ve kamu harcama kompozisyonu ilişkisini araştıran çalışmaların azlığı nedeniyle oluşan boşluğun doldurulmasına katkı vermek ve mali yerelleşme uygulamaları neticesinde kamu harcama kompozisyonunda ne gibi değişiklikler meydana geldiğini ortaya çıkarmaktır. Bu amaçla Türkiye'de 2007Q1-2018Q3 dönemi üçer aylık verileri ile ekonometrik model kurularak sınır testi yöntemiyle bir zaman serisi analizi yapılmıştır. Yapılan analiz sonucunda Türkiye'de mali yerelleşme arttıkça cari harcamaların arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Mali yerelleşme ile transfer harcamaları negatif ilişkili bulunurken, yatırım harcamaları ile istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.
Financing public expenditures through progressive taxation:Effects on growth, welfare and inequality
Theoretical and empirical studies have revealed that there is a positive impact of public investments, i.e. infrastructure investments, on economic growth. Noting that the growth literature containing productive public capital often neglects distributional effects and the relevant studies rely on financing methods using flat taxation, the implications of having a progressive tax schedule on economic growth and distributional measures are explored in this study. More specifically, an endogenous growth model is used in which public investment is a direct factor in both production and utility functions while labor-elastic agents are taxed progressively according to their relative capital income and labor income levels. After forming the theoretical model, numerical analyses are also conducted to find the effects of increases in public expenditures on both economy-wide parameters, i.e. GDP growth rate, and on income, wealth and welfare dispersions. This study shows that, without harming economic growth, it is possible to alleviate inequalities in an economy through increases in public expenditure financed by progressive taxes. Among the discussed tax methods, most influential one on all dimensions is found to be capital income taxes. Its progressivity level has to be assigned to be lower than a threshold level above which it begins to harm economic growth.
Sağlık sektörü harcamalarının makroekonomik göstergeler üzerindeki etkisinin analizi: Avrupa'nın önde gelen 5 ülkesi ve Türkiye üzerine bir analiz
Toplumun gelişmesi ve ilerlemesinde insan sağlığının önemi yadsınamazdır. Sağlığın çoğunlukla kamusal nitelikte olduğu düşünüldüğünde, bireylerin sağlığına önem verilmesi ve korunmasıyla toplumlar sağlıklı nesil yetiştirecek, bilinç düzeyi artacaktır ve refah seviyesi de yükselecektir. WHO'da bahsi geçen fiziksel sağlığın dışında çevre ve ruh sağlığı da göz ardı edilmemelidir. Bu noktada sağlığın iyileştirilmesi ve geliştirilmesi ülkelerin en büyük sermayesidir. Bireye yapılan bu yatırımların hepsi sağlık harcamalarından geçmektedir. Bu çalışmada, sağlık harcamalarının makroekonomik göstergeler üzerinde etkisi analiz edilmiştir. Çalışmada yer alan ülkeler, Türkiye ve Avrupa Birliği'ni oluşturan 2019 yılı Gayri Safi Yurt İçi Hasılası en yüksek 5 ülke olan; Almanya, Fransa, Hollanda, İspanya ve İtalya seçilmiştir. Seçili ülkelerin 1992-2019 yılını kapsayan makroekonomik gösterge verileri Dünya Bankası ve OECD Stat'tan alınmıştır. Sağlık Harcamalarının Gayri Safi Yurt İçi Hasıladaki Payı(SH) ile, makroekonomik göstergeler olan İşsizlik (ISS), İstihdam Oranı (ISKO), Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYIH), Kişi Başına GSYİH (KBGSYIH), Büyüme Oranı (BUO), Tüketici Fiyat Endeksi (TUFE), Sanayi Üretim Endeksi (SUE) değişkenlerinin ilişkisi panel veri analizi yöntemiyle incelenmiştir. Ekonometrik analizde kullanılan testler; Durağanlık Analizi, Yatay Kesit Bağımlılığı Testi, Homojenite Testi, AMG Tahmincisi ve Toda-Yamamoto Nedensellik Analizidir. Öncelikle paneldeki 8 değişken birim kökten arındırılmıştır. Değişkenlerin yatay kesit bağımlılığı durumu incelenmiştir. Makroekonomik değişkenlerle toplamda 7 model kurulmuştur. Bu modeller üzerinden sağlığa ayrılan fonların değişkenler üzerindeki etkisi incelenmiştir. Hausman testinin yardımıyla oluşturulan 7 model için sabit etkiler ve rassal etkiler model tahmini yapılmıştır. Toda-Yamamoto Nedensellik testi uygulanarak değişkenler arasındaki ilişkinin yönü değerlendirilmiştir. Sağlık harcamalarıyla; gayri safi yurtiçi hasıla, kişi başına gayri safi yurt içi hasıla, büyüme oranı arası çift taraflı nedensellik tespit edilmiştir. Sanayi üretim endeksi, tüfe, işsizlik, işgücüne katılım oranı ile sağlık harcamaları arasında tek taraflı nedensellik tespit edilmiştir. AMG Uzun Dönem Tahmincisiyle değişkenler arası uzun dönem ilişkiler incelenmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgular ışığında, Türkiye'nin de içerisinde bulunduğu 6 ülkede sağlık harcamalarında meydana gelen artıştan en çok etkilenen değişken gayri safi yurt içi hasıladır ve negatif olarak etkilendiği tespit edilmiştir.
Wagner Kanunu'nun geçerliliğinin test edilmesi
Kamu harcamaları ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin araştırılması son zamanlarda tüm dünyada en ilginç konulardan biri haline gelmiştir. Bu çalışmada, 1970-2019 dönemini kapsayan yıllık zaman serileri kullanılarak Ruanda ekonomisinde Wagner Kanunu'nun geçerliği olduğunu incelenmiştir. Çalışmanın serilerin 1994 yılında meydana gelen kırılma nedeniyle analiz yaparken Gregory-Hansen eşbütünleşme ve Tado-Yamamoto nedensellik testi kullanılmıştır. Ancak bu analizinde, Johansen eşbütünleşmesi ve Granger nedenselliği incelenmek de faydalı olmuştur. Analizin sonuçlarına göre, Johansen Eşbütünleşme testinde sadece Pryor (1968), Musgrave (1969) ve Mann (1980) modelindeki değişkenler, uzun vadede ilişkisi sahiptir. Gregory-Hansen testinde ise, herhangi Wagner Yasası'nın modelinin değişkenlerin uzun vadeli ilişkileri vardır. Nedenselliğin sonuçlarına bakıldığında,Granger testinde Gupta ve Musgrave verisyonu Keynesyen Hipotezi desteklerken pryor verisyonu tersi sonucuyla Wagner Yasası'nı geçerli olduğunu göstermiştir. Öte yanda, Toda-Yamamoto testinde sadece Gupta modeli anlamlığı olup Keynesyen Hipotezi desteklenmiştir.
Kamu spor hizmetlerinin sunumunda hizmet kalite algısını etkileyen faktörlerin analizi ve memnuniyet üzerindeki etkisi: Denizli ili incelemesi
Modern toplumlarda, spor hizmetlerine olan talebin gün geçtikçe artması sonucunda bireyler, bu hizmetlerin özel sektör piyasaları tarafından sağlanmasının yanı sıra devlet tarafından da sunulmasını talep etmektedir. Kamu hizmetleri bileşenlerinden olan kamu spor hizmetlerinin, kamusal mal özelliği taşıması ve yarattıkları olumlu dışsallıklar devletin bu piyasalarda var olma gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır. Kamu tarafından sağlanan spor yatırımlarının ve hizmetlerinin amaçlanan kamu spor politikası hedeflerine ulaşıp ulaşmadığı önemlidir. Bu nedenle çalışmada kamu spor hizmetlerinin sunumunda hizmet kalitesi algısını etkileyen faktörler analiz edilmiş ve bu faktörlerin memnuniyet üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde kamu harcamaları, kamu spor harcamaları kavramı ve kapsamı, spor piyasalarında kamu sektörünü zorunlu kılan nedenler açısından spor piyasalarında piyasa başarısızlıkları ve spor piyasalarına devlet müdahaleleri ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde kamu hizmeti kavramı, hizmet türleri, hizmetlerin özellikleri, kamu hizmetlerinin sunumunda uygulanan ilkeler incelenmiştir. Kamu spor hizmeti kavramı, Türkiye'de kamu spor hizmetleri sağlayıcıları açısından ele alınmış, kamu hizmet kalitesi kavramı ve kamu spor hizmetlerinde hizmet kalitesi ve memnuniyete yönelik yaklaşımlar incelenmiştir. Bu bölümde ayrıca kamu spor hizmetlerinde hizmet kalitesi algısı ve memnuniyetini ölçmek için kullanılan analiz yöntemleri ve kamu spor hizmetlerinde hizmet kalitesi ile memnuniyet ölçümleri üzerine yapılmış ampirik çalışmalara yer verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde, Denizli ilinde kamu spor hizmetlerinin sunumunda hizmet kalitesi algısını etkileyen faktörler analiz edilerek memnuniyete etkileri araştırılmıştır. Çalışmanın bu bölümünde, yapılan analizler sonucunda elde edilen bulgular değerlendirilerek çözüm önerileri sunulmuştur.
The effectiveness of medium-term expenditureframework in public budgeting: The case of Ghana
Most countries for the past decades have adopted medium-term expenditure frameworks to replace the old incremental approach of budget process. For every country that wants to achieve growth and development goals, to improve its efficient use of limited public resources, obtain a long-term economic success, create the highest level of transparency and accountability in government funds, reform of ineffective system as well as processes are important. MTEF is a reform initiative aimed at targeting the budgetary processes which is entangled with various deficiencies. There is concern that despite the introduction of MTEF into the Ghana's budget process, it has still not resulted in much better budgeting outcomes of linking policy formulation, planning and budgeting, hence the rational for this study. This thesis investigates what lies beyond the introduction of an MTEF in Ghana; the effectiveness of MTEF in the public sector and how public resources are allocated in view of the medium-term perspectives. Questionnaires as well as interviews are used to solid data for this thesis. The thesis finds out among other things that Ghana's budget is based on medium term approach and has achieved a lot throughout the implementation. However, there are some deficiencies within the medium term perspective to budgeting with regards to the connection between policy formulation, planning and budgeting; resources ceiling; sector working groups; comprehensiveness; allocative efficiency etc. which undermines the credibility of MTEF. Recommendations and suggestions have accordingly been made to improve upon the MTEF in Ghana.
Public safety, poverty, and inequality
This thesis investigates how the optimal government response to criminal activity is shaped by national income and inequality in the manner of public safety expenditures. The literature on this issue is already well established with both theoretical and empirical studies. This thesis puts a different approaches on the government's motivation behind fighting against crime from the existing literature on choosing the government's objective function. In many of the studies, the government's objective is to maximize expected social welfare involving criminal activity. In this thesis, I argue that what a government should do is to consider the potential harm from the criminal activity, regardless to what is its expected realization. Otherwise, redistribution effect of criminal activity is legalized, which strictly contradicts with the philosophy behind the concept sovereignty. I create a theoretical model and solve it using this approach, and first show that crime and criminal attempts act differently in response to inequality. Then, I let the government solve an objective function in which the government minimizes the potential harm from the criminal activity, which is defined as the aggregate utility loss in case of all the criminal attempts are successful, and the criminal activity is not taken into account as a redistribution mechanism. Solution to the problem shows that even if crime and the harm from criminal activity changes in inequality, public safety expenditure does not change in inequality while higher income causes higher expenditure. As the last I use a panel data consisting of 54 countries and 3 years to conduct an empirical analysis whose results support the theoretical model.
The effect of political business cycles on the structural change
This research provides evidence of political business cycles in Turkey between the 1960s and 2020s. Several political color dummy variables are employed with different dependent variables. While a shift from right-wing party to left-wing party increases the growth of academic freedom and spending of the ministry of culture and health, it lowers military expenditure and spending on religious affairs. However, if the government is formed as a coalition with several parties, it creates an increase in the growth of the transfer expenditure. Then we questioned the impact of the cycle on the total factor productivity and reallocation of labor from low-productivity sector to high- productivity ones. The results of structural change-related models indicate a shift toward the left-wing party increases total factor productivity and between component of labor productivity in the industry, but it lowers the agricultural employment and between component of agriculture. While structural models indicate the presence of an effect, not all of the VAR models do.
Vergi harcaması kavramı ve Avrupa Birliği uygulaması
Devletin çeşitli ekonomik ve sosyal amaçları vardır. Bu amaçlara ulaşmada kullanılan araçlardan birisi kamu harcamalarıdır. 1960'lı yılların sonundan bu yana aynı amaçlara ulaşmada doğrudan kamu harcamaları yerine vergi ayrıcalıklarının kullanılabilmesi sıkça tartışma konusu olmuştur. Bu gibi vergi ayrıcalıklarına vergi harcaması denir. Vergi harcaması analizi hakkında genel bilgi veren çalışmanın birinci bölümü, vergi harcamasının tarihsel gelişimi, vergi harcamasının tanımı, vergi harcamalarının ekonomik etkileri, arz yönlü iktisat ve vergi harcamaları, vergi harcamalarının maliyeti ve azgelişmiş ülkelerde vergi harcamaları gibi konuları kapsamaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise bazı Avrupa Birliği üyelerindeki vergi harcaması raporlaması standart bir biçimde incelenmiştir: vergi harcamasının altyapısı ve tanımlanması, vergi harcaması raporunun yapısı, vergi harcaması tanımlamasında karşılaşılan güçlükler ve vergi harcaması raporlarının kullanımı. Türk Vergi Sistemi'nde vergi harcamaları ve maliyetlerinin incelendiği üçüncü bölümde ise Gelir Vergisi'nde, Kurumlar Vergisi'nde ve Katma Değer Vergisi'ndeki bazı vergi harcamalarına yer verilmiştir.
Eğitim kanalıyla gerçekleşen beşeri sermaye artışlarının ekonomik büyümeye etkisi: OECD örneği
Bu çalışmanın amacı eğitim yoluyla gerçekleşen beşeri sermaye değişikliklerinin ekonomik büyüme üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Çalışmada beşeri sermaye kavramına ve tarihsel süreç içerisinde beşeri sermayenin kapsamına yer verilmiştir. Bu amaçla, 1985-2014 dönemi yıllık verilerinden hareketle OECD ülkelerinde; ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim kademelerinde eğitime yapılan kamu harcamaları ve yine bu eğitim kademelerinde kayıtlı öğrenci sayılarındaki değişiklikler panel veri yöntemiyle sabit ve rassal etkiler analizi gerçekleştirilmiştir. Ampirik analiz sonuçları değerlendirildiğinde, literatürde gerçekleştiği gibi eğitime yapılan kamu harcamalarının ilköğretim ve ortaöğretim düzeyinde anlamlı ve pozitif olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yükseköğretimde ise, sadece kayıtlı öğrenci sayılarının büyümeyi açıklamada anlamlı ve pozitif olduğunu göstermektedir. Çalışmaya OECD'ye üye ülkeler içinden daha yüksek bir kişi başına düşen milli gelir düzeyinde olan G-7 ülkelerini kukla değişken olarak dâhil edildiğinde, analiz sonuçlarının G-7 ülkeleri için sadece ortaöğretim düzeyinde öğrenci sayılarının artışının ekonomik büyümeyi pozitif olarak etkilediği görülmüştür.
Sağlık sektörü harcamalarının Türkiye'nin kalkınmasındaki rolü
Bu tezde ülkemizdeki sağlık harcamaları kalkınma bağlamında değerlendirilmiş ve sağlık harcamaları ile kalkınma ve büyüme arasındaki ilişki sorgulanmıştır. Birinci bölümde öncelikle sağlıkla ilgili genel kavramlar tanımlanmış ve ekonomi açısından sağlık harcamalarının ne şekilde ele alındığı beşeri sermaye tanımı çerçevesinde irdelenmiştir. İkinci bölümde, ülkemizdeki sağlık sistemi ve bileşenler tanımlanmıştır. Finansman ve hizmet sunumu açısından yaşanan son değişikliklere de vurgu yapılarak, ülkemizde gerçekleşen sağlık harcamaları hem fonksiyonel hem de idari ayrımları açısından analiz edilmiştir. Üçüncü bölümde uluslararası, ulusal ve bölgesel çerçevede sağlık harcamaları ve kalkınma ilişkisine değinilmiş ve ekonomik göstergeler ile sağlık göstergeleri insani gelişim yönünden değerlendirilmiş ve OECD ülkeleri ile Türkiye'nin durumu karşılaştırılmıştır. Üçüncü bölümün sonunda bir genel değerlendirme yapılmış ve sağlık harcama bileşimi ile harcama düzeyleri konularında tespit ve önerilerde bulunulmuş ve sağlık harcamalarının hane halkları üzerinde yoksullaştırıcı etkisi incelenmiştir. Sonuç bölümünde çalışma sonucunda ulaşılan bulgular çerçevesinde sağlık harcamalarının kalkınma ile genel sağlık düzeyini ne şekilde etkilediği sorunsalı üzerinde durulmuş ve konuya ilişkin tespit ve önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sağlık, Ekonomi, Kalkınma, Büyüme, Sağlık Harcamaları
Kamu harcamaları ve yoksulluğun iç göç üzerindeki etkileri: Türkiye örneğinde mekânsal panel veri analizi
Göç ve yoksulluk insanlık tarihi boyunca süregelmiş iki sorun olarak halen önemini korumaktadır. İnsanlar sosyal, politik ya da ekonomik birçok nedenle göç edebilmektedir. Nitekim yakın geçmişte başta Ukrayna, Nijerya, Suriye ve Irak olmak üzere çeşitli ülkelerde milyonlarca insan savaş veya şiddet kaynaklı göç etmek zorunda kalmıştır. Diğer taraftan zorunlu göçün dışında insanlar işsizlik, yoksulluk, tarımsal verimliliğin azalması, toprakların miras yoluyla parçalanması ve kamusal hizmetlere erişimde yaşanan aksaklıklar gibi nedenlerle de göç etmektedirler. Çünkü sebebi ne olursa olsun göçün temelinde daha iyi yaşam standartlarına ulaşma arzusu bulunmaktadır. Özellikle tarım sektörünün hâkim olduğu bölgelerde işsizlik ve yoksulluğun daha şiddetli hissedilmesi ve kamu hizmetlerine erişimde yaşanan sorunlar sanayi sektörünün geliştiği şehirlere/bölgelere/ülkelere ilgiyi artırmıştır. Bu sebeple günümüzde ülkelerin neredeyse tümünde kentleşme eğiliminin arttığı ve önümüzdeki süreçte de artmaya devam edeceği tahmin edilmektedir. Ancak göçle arzu edilen ile ulaşılan sonuç her zaman denk olamamakta ve yoksulluk derinleşebilmektedir. Yoksullukla mücadele kamu kesiminin öncelikli amaçları arasında yer almaktadır. Yapılan çalışmalarda özellikle beşerî sermayenin artmasıyla istihdam ve gelir artarken, yoksulluğun azaldığı belirtilmektedir. Dolayısıyla eğitim ve sağlık hizmetleri için yapılan harcamalar yoksullukla mücadelede en önemli kamu harcamalarını oluşturmaktadır. Benzer şekilde fonksiyonel sınıflandırmadaki diğer harcama kalemlerinin her biri verimli alanlarda kullanılmak şartıyla yatırım, üretim ve istihdama katkı sağlayarak yoksullukla mücadeleye fayda sağlamaktadır. Bu sayede kamu hizmetlerine erişim ve yoksulluk sebebiyle göç edilmesi de önlenebilmektedir. Bu tezin amacı, Türkiye'de bölgesel düzeyde kamu harcamaları ve yoksulluğun iç göç üzerindeki etkilerini mekânsal boyutları da dikkate alarak belirleyebilmektir. Bu çerçevede 2014-2020 dönemi İkinci Düzey Bölge Birimlerinin göstergeleri dengeli panel veri seti haline getirilmiştir. Analiz sürecinde ise kamu harcamaları ve yoksulluğun iç göç üzerindeki etkileri kurgulanan mekânsal modeller eşliğinde irdelenmiştir. Elde edilen bulgular, kamu harcamalarının alınan göç üzerinde pozitif yönlü bir etki oluşturduğunu, yoksulluğun ise alınan göçü azalttığını ortaya koymaktadır. Bunun yanında verilen göçün bağımlı değişken olarak belirlendiği modellerde ise benzer bir etkileşim olmakla birlikte kamu harcamaları ve yoksulluğun verilen göç üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi olmadığı görülmektedir. Çalışma etrafında şekillendiği araştırma konusu, kullandığı mekânsal panel veri teknikleri ve elde ettiği bulgular itibariyle literatüre katkı sağlayacak öncül araştırmalardandır. Özellikle erişilen bulgular gerek kamu harcaması ile göç ve gerekse yoksulluk ile göç̧ arasındaki ilişkinin tespiti bağlamında ileride yapılacak çalışmalara referans teşkil eder niteliktedir.
Kamu harcamalarının ekonomik büyüme üzerindeki etkisi: Azerbaycan ekonomisi üzerine bir inceleme
Bu araştırmada, 1994-2023 yılları arasında Azerbaycan ekonomisinde ekonomik büyüme ile kamu harcamaları arasındaki bağlantı, Wagner Kanunu ve Keynesyen teoriler ışığında ekonometrik yöntemler kullanılarak incelenmiştir. Kamu harcamalarının ekonomik büyüme üzerindeki etkisini ve büyümenin kamu harcamalarını nasıl şekillendirdiğini analiz etmek amacıyla beş farklı model kullanılmıştır. Araştırma, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH), kişi başına düşen GSYH ve kamu harcamaları gibi değişkenler arasındaki ilişkileri incelemiş, elde edilen bulgular kamu harcamalarının ekonomik büyüme ile uyumlu bir şekilde arttığını ve bu ilişkinin Wagner Kanununa uygun olarak gerçekleştiğini göstermiştir. Analizler, ekonomik büyümenin kamu harcamalarını teşvik edici bir etkisi olduğunu göstermektedir. Ancak, kamu harcamalarının büyüme üzerindeki katkısı daha dolaylı ve sınırlı bir niteliğe sahiptir. Özellikle, GSYH'deki artışların kamu harcamalarını artırdığı, bu ilişkinin Wagner Kanunu çerçevesinde güçlü bir şekilde var olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma, aynı zamanda kamu harcamalarının stratejik olarak eğitim, sağlık ve altyapı gibi alanlara yönlendirilmesinin ekonomik büyümeyi olumlu yönde etkileyebileceğini vurgulamaktadır. Bunun yanı sıra, Azerbaycan'da kamu harcamaları ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki, ekonomik büyümenin kamu harcamalarını yönlendiren temel bir faktör olduğunu ve Wagner Kanununun Azerbaycan ekonomisinde geçerli olduğunu ortaya koymaktadır. Bulgular, kamu harcamalarının ekonomik büyüme üzerindeki etkilerinin, politikaların dinamik yapısı ve ekonomik koşullara göre esnek bir şekilde ayarlanmasının önemini göstermektedir. Sonuç olarak, Azerbaycan ekonomisinde kamu harcamaları ve ekonomik büyüme arasındaki dinamik ilişkinin, yalnızca mevcut ekonomik koşullara yanıt vermekle kalmayıp, aynı zamanda gelecekteki ekonomik gelişmelere de uyum sağlayabilecek şekilde esnek ve stratejik bir yaklaşım gerektirdiği ortaya koyulmaktadır. Bu da kamu harcamalarının planlanmasında uzun vadeli bir perspektifin benimsenmesi gerektiğine işaret etmektedir.
Kamu harcamalarının fonksiyonel sınıflandırılmasından hareketle Türkiye'de kamu harcamaları ekonomik büyüme ilişkisinin Keynesyen görüş ve Wagner Kanunu perspektifinden açıklanması
Çalışmada Türkiye ekonomisi için fonksiyonel sınıflandırma kapsamında Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na ekli (I), (II) ve (III) sayılı cetvelde yer alan merkezî yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin birinci düzey faaliyetlerini temsil eden harcama kalemleri ile Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) arasındaki nedensellik ilişkisi 2006:Q1-2019:Q4 dönemi üç aylık verileri kullanılarak analiz edildi. Çalışmanın birinci bölümünde kamu harcaması kavramı, kamu harcamalarının sınıflandırılması, kamu harcamalarının artış nedenleri, kamu harcamalarının artışını açıklayan bazı görüşler açıklandı. İkinci bölümde Türkiye'de kamu harcamaları ve ekonomik büyümenin seyri hakkında bilgi verildi ve konuyla ilgili geçmişte yapılan çalışmalara değinildi. Uygulama aşamasında ilk olarak serilerin birim kök dereceleri Augmented Dickey Fuller (ADF) testi ve Phillips Perron testi ile incelendi. Birim kök testi sonuçlarına göre GSYİH birinci dereceden birim kök içermekteyken, kamu harcaması serilerinin bir kısmının birim kök içermediği ve bir kısmının da birinci derceden birim kök içerdiği gözlemlenmiştir. Daha sonra nedensellik ilişkisi Todo-Yamamoto nedensellik testi ile incelenmiş ve Gayri Safi Yurtiçi Hasıladan (SLRGSYİH) Çevre Koruma Hizmetleri (SLRÇKH), Dinlenme Kültür ve Din Hizmetleri (SLRDKDH), Eğitim Hizmetleri (SLREH), İskan ve Toplum Refahı Hizmetleri (SLRITRH), Sağlık Hizmetleri (SLRSH), Savunma Hizmetleri (SLRSVH) değişkenlerine ve Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri (SLRKDGH) değişkeninden Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (SLRGSYİH) değişkenine doğru tek yönlü nedensellik bulunmuştur.
Finansal krizler ve kamu harcamaları: Farklı gelişmişlik düzeylerdeki ülkeler arasında bir karşılaştırma
Finansal Krizler, sermaye hareketliliğin günden güne artmasıyla ülkelerin açısından mali yapılarında önemli tesirlere sahiptir. Finansal açıdan ülkeler krizler karşısında zor durumda kalmaktadır. Ülkelerde finansal krizlerin meydana gelmesinin arka planında temel olarak ülkelerin uyguladıkları döviz kuru politikasının, uluslararası sermaye hareketlerinin, enflasyonun ve ülkelerin borçlanmalarında aşırı bir yönü tercih etmeleri yatmaktadır. Ülkeler finansal krizlere ve toplumsal gereksinimlerin giderilmesi maksadıyla kamu harcamalarını yaparak krizlere karşın etkili adımlar ortaya koyabilmektedir. Bu çalışmada jeopolitik olarak bulunduğu bölgede önemli olan ülkeler seçilerek ilgili ülkelerin 1990 ve 2020 yılları arası meydana getirdikleri kamu harcamaları ve bu harcamalardaki değişimler kamu harcamaları yaklaşımları ve fonksiyonel olarak incelenmiştir.