Turizm sektörü
271 theses under this subject heading
Hirose yöntemiyle marka değerinin belirlenmesi: BİST Turizm endeksinde yer alan firmalar üzerine bir uygulama
Marka olgusu ve marka değeri kavramının değeri şirketler açısından son yıllarda çok önemli bir yer tutmaktadır. Artan teknoloji ve pazar rekabeti, şirketlerin yeni stratejik yönelimlere sürüklemiştir. Bunun bir sonucu olarak markalaşma süreci ortaya çıkmıştır. Bu süreç pazarda etkin olarak var olmak isteyen şirketler açısından zorunlu bir hal almış ve rekabet üstünlüğü elde etmek için gereken temel unsurlardan biri haline gelmiştir. Bu sürecin ortaya çıkmasıyla beraber marka değerini ölçmek için çeşitli yöntemler geliştirilmiştir. Birçok araştırmacı ve akademisyen tarafından marka değerini farklı yönlerden inceleyen yöntemler ortaya atılmıştır. Bu yöntemler Davranışsal, Finansal ve Karma yöntemler olarak bilinmektedir. Araştırmada marka değerini parasal olarak değerlendirmeyen yöntemlerde ana hatlarıyla yer almakta ancak asıl yöntem olarak Finansal bir model seçilerek marka değerinin finansal boyutu ile ilgilenilmiştir. Araştırmamızın son bölümünde BİST Turizm Endeksi'nde faaliyet gösteren firmaların marka değerleri ikinci ve üçüncü bölümde açıklanan ve Finansal Marka Değerleme Yöntemlerinden biri olan Hirose yöntemi ile tespit edilmeye çalışılmıştır.
Türkiye'nin medikal turizmde ekonomik performansı: Bir karşılaştırma
Çalışmanın temel amacı, dünyada ve Türkiye'de gelişim gösteren medikal turizm sektörünün incelenmesidir. Bu bağlamda sektörde lider ülke olarak kabul edilen ülkelerle, medikal turizm ile ilgili göstergeler de dikkate alınarak, karşılaştırma yapılmıştır. Yapılan karşılaştırma ve literatür taraması sonucunda Türkiye'nin medikal turizm sektöründeki güçlü ve zayıf yanları ortaya koyularak, karşısındaki fırsatlar ve tehditler ele alınmıştır. Türkiye medikal turizm sektörünün ayrıntılı şekilde analiz edildiği çalışmada, sektörün belirtilen dönemde uygulanan neoliberal politikalar ile giderek geliştiği ve Türkiye ekonomisine katkı sağladığı sonucuna varılmıştır.
Tüplü dalış turizmine katılan turistlerin güdüleri ve ilgilenimleri: Türkiye üzerine bir araştırma
Türkiye'nin ılıman kuşakta yer alması ve üç tarafının denizlerle çevrili olması, tüplü dalış etkinliğini ülke turizminin önemli bir bileşeni haline getirmiştir. Bu araştırma, Türkiye'de tüplü dalış etkinliğine katılan bireylerin güdülerini ve ilgilenimlerini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda veri toplamak için anket formu kullanılmış olup, hem yüz yüze görüşme tekniğinden hem de elektronik ortamlardan yararlanarak 311 katılımcıya ulaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, bireyleri tüplü dalış etkinliğine yönelten güdüler; "kaçış", "öğrenme", "imaj", "sosyalleşme", "kişisel mücadele" ve "macera" şeklinde tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra bireylerin etkinliğe karşı ilgilenimleri; "çekicilik", "yaşam tarzına yakınlık", "kimlik" ve "sosyal bağlanma" boyutlarıyla açıklanabilmektedir. Bireyleri tüplü dalış etkinliğine yönelten güdülerin, etkinliğe karşı ilgilenimleri üzerindeki etkisini ölçmek için çok değişkenli nicel veri analizi yöntemlerinden çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Yapılan analiz sonuçlarına göre, bireylerin tüplü dalış etkinliğine çekicilik düzeyinde ilgi göstermelerinde kaçış ve macera güdüsü etkiliyken, bireylerin bu etkinliği yaşam tarzına yakın olarak görmelerinde ise kaçış, öğrenme ve sosyalleşme güdüleri etkilidir. Ayrıca, bireylerin bu etkinliğe ilgi göstererek kim olduklarını sergileme yönünde hareket etmelerinde, kaçış, öğrenme ve imaj güdüleri etkili olmaktadır. Son olarak, bireylerin gösterdiği ilgi sonucu bu etkinliğe sosyal açıdan bağlanmalarında, öğrenme, sosyalleşme ve macera güdüsü etkili olmaktadır. Çalışmanın devamında gerek tüplü dalış etkinliğini konu edinen ileriki çalışmalara, gerekse turizm sektöründeki uygulayıcılara öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Macera Turizmi, Tüplü Dalış Turizmi, Güdü, İlgilenim, Türkiye
Turistik destinasyonlarda marka stratejileri: Eskişehir 2013 Türk Dünyası kültür başkenti
Turistik destinasyonlar, yaşanan yoğun rekabet ortamında farklı olabilmek ve rakip destinasyonların önüne geçebilmek için marka stratejileri uygulamaktadırlar. Turistik destinasyonların markalaşmasında kullanılan önemli stratejilerden biri, kültür gibi spesifik bir temaya odaklanarak farklılaşmak ve destinasyonun bir kültür başkenti olarak pazarlanmasıdır. Bugüne kadar devam etmekte olan Avrupa kültür başkenti, Amerika kültür başkenti gibi uygulamaların yanı sıra, 2010 yılında İstanbul'da düzenlenen Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları 10. Zirvesi'nde "Türk Dünyası kültür başkenti" uygulaması önerilmiş ve oybirliğiyle kabul edilmiştir. İlk kez 2012 yılında Kazakistan'ın başkenti Astana'nın Türk Dünyası kültür başkentliğine ev sahipliği yapmasının ardından, 2013 yılında Eskişehir Türk Dünyası kültür başkenti olarak seçilmiştir. Eskişehir'in sahip olduğu kültürel değerlere odaklanarak farklı ve kopyalanması zor bir markaya sahip olabilmesinde, 2013 yılında taşıdığı Türk Dünyası kültür başkenti sıfatı önem taşımaktadır. Çalışmada Eskişehir 2013 Türk Dünyası kültür başkenti sıfatının Eskişehir'in markalaşma sürecine etkisini değerlendirmek amacıyla karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Karma araştırma yöntemi aracılığıyla turistik destinasyonların marka stratejisi olarak bir kültürel mega etkinliği kullanmalarına ilişkin boyutlar araştırılmıştır. Stratejik ve kültürel uyum, yerel toplum desteği ve etkinliklerin kalitesi boyutları, Eskişehir 2013 Türk Dünyası kültür başkenti etkinlikleri katılımcılarına uygulanan anket tekniği ile araştırılmış ve yapısal eşitlik modellemesi kullanılarak analiz edilmiştir. Müşterek planlama, medyada yer alma, etkinliğin ömrü ve geleneksel olması boyutları, Eskişehir 2013 Türk Dünyası Kültür Başkenti Ajansı ile gerçekleştirilen derinlemesine görüşme yoluyla araştırılmıştır. Sonuçlar, Eskişehir ile organizasyonun stratejik ve kültürel açıdan uyum gösterdiğini, kaliteli etkinlikler gerçekleştirildiğini, yerel halkın organizasyona karşı olumlu yaklaştığını ve çeşitli paydaşları kapsayan müşterek planlamanın yapıldığını göstermekte ve bu unsurların Eskişehir markasına olumlu etki ettiğini ortaya koymaktadır. Ancak, Eskişehir'in turizm altyapısının ve organizasyon için tanıtım faaliyetlerinin yetersizliği, medyanın organizasyona ilgisinin az olması ve organizasyonun geleneksellik özelliği taşımaması nedeniyle Eskişehir 2013 Türk Dünyası kültür başkenti organizasyonu marka stratejisi olarak istenen etkiyi gösterememiştir. Araştırmanın sonuçları, marka stratejisi olarak bir mega etkinliği kullanmak isteyen turistik destinasyonlara pozitif olarak katkı sağlayacak unsurları tanımlama ve yönetme konusunda faydalı çıkarımlar sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Turistik Destinasyon, Marka Stratejileri, Türk Dünyası, Kültür Başkenti, Eskişehir
Turizm sektöründeki sosyal girişim çalışanlarının sosyal girişimcilik davranışı, iş ve yaşam tatmini: Tatuta projesi Narköy örneği
Toplumun giderek artan ihtiyaçları ve bu ihtiyaçların karşılanma talepleri sivil toplum gereksinimlerinin yeniden ele alınmasına neden olmuştur. Bu sebeple sosyal fayda yaratmayı temel amaç haline getiren sosyal girişimcilik gittikçe önem kazanmakta ve daha gözde bir yapıya bürünmektedir. Bununla birlikte turizm sektörü emek-yoğun bir sektördür ve turizm işgörenlerinin yaşamlarının önemli bir bölümü iş yerinde geçmektedir. Çalışma saatlerinin artması ve çalışma koşullarının zorlaşmasıyla birlikte turizm çalışanlarının iş tatminleri, buna bağlı olarak da yaşam tatminleri düşmektedir. Sosyal girişimler, sosyal fayda yaratmayı kendilerine temel hedef edinmekle beraber, kar elde etmeyi ikinci planda düşünmektedirler. Turizm sektöründe ise sosyal girişimlere oldukça az rastlanmaktadır. Buradan hareketle, çalışmanın esas amacını turizm sektöründe faaliyet gösteren sosyal girişim çalışanlarının sosyal girişimcilik davranış öncüllerini, iş tatminlerini ve yaşam tatminlerini belirlemek oluşturmaktadır. Bu doğrultuda turizm alanında faaliyet gösteren bir sosyal girişim örnek olarak seçilmiş ve beş kişiyle yüz yüze, derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler sonucunda elde edilen veriler betimsel analize tabi tutulmuş ve yorumlanmıştır. Sonuç olarak bu çalışmaya katılan turizm sektöründe faaliyet gösteren sosyal girişim çalışanlarının, sosyal girişimcilik davranış öncüllerinin büyük bir çoğunluğunu sergilediği, bununla birlikte işlerinden ve yaşamlarından tatmin oldukları görülmektedir. Anahtar kelimeler: Turizm, Sosyal Girişimcilik, İş Tatmini, Yaşam Tatmini, Betimsel Analiz
Türkiye'de turizmin seçilmiş makroiktisadi değişkenlerle ilişkilerinin ekonometrik analizi
Türkiye'de turizm talebi ile uluslararası ticaret, diğer sektörlere ait faaliyet gelirleri ile istihdam ve enflasyon arasındaki ilişkilerin analiz edildiği bu tez üç makaleden oluşmaktadır. Birinci makalede uluslararası turizm talebi ve uluslararası ticaret arasındaki ilişkiler, Balcılar, Arslantürk ve Özdemir (2010) tarafından geliştirilen Zamanla Değişen Nedensellik yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. İkinci makale uluslararası turizm talebinin diğer sektör faaliyet gelirleri üzerindeki uzun dönem etkileri, Maki (2012) çok kırılmalı eşbütünleşme testi yardımıyla belirlenmeye çalışılmıştır. Üçüncü makale ise toplam, yabancı ve yerli turist geceleme sayılarının bölgesel ve sektörel istihdam ile bölgesel enflasyon üzerindeki etkileri Swamy (1970) tarafından geliştirilen Rassal Katsayılar Regresyonu ile tahmin edilmiştir. Elde edilen analiz sonuçlarına göre, uluslararası ticaret ile uluslararası turizm talebi arasında zamanla değişen nedensel ilişkiler vardır. Uluslararası turizm talebi, diğer sektör faaliyet gelirleri üzerinde uzun dönemde, çok yüksek olmayan etkiler yaratmaktadır. Toplam, yabancı ve yerli turist geceleme sayılarının bölgesel istihdam ve enflasyon üzerinde, bölgeden bölgeye değişen anlamlı etkileri vardır. Elde edilen sonuçlar, Türkiye'de turizm talebini etkilemeye dönük turizm politikalarının yeniden gözden geçirilmesi ve daha etkin politikaların yaşama geçirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Uluslararası Turizm Talebi, Zamanla Değişen Nedensellik,Maki Çok Kırılmalı Eşbütünleşme Testi, Swamy Rassal Katsayılar Regresyonu
Otel işletmelerinde iş tatmininin ölçülmesi ve Lara-Kundu otellerinde bir alan çalışması
Otel işletmelerinin sunduğu mal ve hizmetlerin kalitesi, işgörenlerin müşterilere gösterdiği tutum ve davranıştan doğrudan etkilenmektedir. Bu nedenle işgören tatmininin sağlanması veya sağlanamaması, sunulan mal veya hizmetin kalitesini ve müşteri tatminini doğrudan etkileyecektir. Konaklama işletmeleri üzerinde gerçekleştirilen bu araştırmada, yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim, çalışma süresi gibi demografik değişkenlerin, iş tatmini faktörleri olan işin yapısı, ücret, yükselme olanakları, yönetim ve iş arkadaşları üzerindeki etkileri incelenmiştir. Veriler, İş Tatmini Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda hipotezler oluşturulmuş ve bunları test etmek için t-test ve ANOVA analizlerinden yararlanılmıştır. Çalışma sonucunda, iş doyumu faktörlerinin çalışılan otel, eğitim düzeyi, işletmedeki kıdemi, günlük çalışma süresi, yabancı dil seviyesi ve çalıştığı departman değişkenleri bakımından farklılaşma gösterdiği saptanmıştır. Yapılan bu çalışma, genel olarak işgörenlerin otel işletmelerinde çalışmaktan memnun olduklarını ortaya koymaktadır.Anahtar Kelimeler: İşgören, iş tatmini, konaklama işletmeleri, otel işletmesi, turizm sektörü.
Kütahya ilinde bakanlık onaylı kaplıca-termal tesislerde konaklayan müşterilerin memnuniyet düzeylerine yönelik bir araştırma
Günümüzde turizm sektöründeki gelişmeler insanları alternatif turizme yöneltmektedir. Alternatiflerden biri de doğa ve sağlığı birleştiren termal turizmdir. Araştırma kapsamında Kütahya Bölgesi?ndeki kaplıca ve termal tesislerin sağlık turizmi açısından durumları incelenmiştir. Araştırmada, kaplıca ve termal tesislerin sağlık turizmine ne kadar hazır olduğunun belirlenmesi, ihtiyaçlarının saptanması ve alternatif çözüm önerilerinin sunulması amaçlanmıştır. Ayrıca Kütahya?daki termal tesislerden faydalanan müşterilerin beklentileri ve memnuniyet düzeyleri artasındaki ilişki de incelenmiştir. Bu bağlamda Kütahya Bölgesinde bulunan ve Bakanlık?tan işletme izni almış kaplıca, içmece ve termal tesislerin yönetici veya sahiplerine anket uygulanmıştır.Bu çalışmada, termal turizm işletmelerinde konaklayarak kür hizmeti, konaklama ve yiyecek içecek hizmetini birlikte alan müşterilerin beklentilerini ortaya koymak, konaklama ve kür birimleri arasında gerçeklesen memnuniyet veya memnuniyetsizliği ortaya çıkararak, bu durumun aşılması üzerine tespitler yapmak bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Diğer bir amaç ise Kütahya ilinin Kaplıca ve Termal tesislerinin Sağlık Turizmindeki yerini de ortaya koymaktır. Termal turizm işletmelerinde müşterilerin istek, ihtiyaç ve beklentilerinin belirlenmesi, bunların karşılanması sonucu oluşacak memnuniyet ve sadakat gerek işletmelerin kârlılıklarını artıracak, gerekse ülke ekonomisine katkı sağlayacak, ayrıca iç ve dış turizmin yıl boyu canlı kalmasına fırsat vererek istihdama olumlu etki sağlayacaktır. Artan küresel rekabette ülkemizin termal turizmden daha fazla pay alabilmesi için, termal turizm işletmelerinin yapısı, işleyişi, müşteri beklenti memnuniyet düzeyleri ve şikayetleri konuları araştırılması gereken konular olarak görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Sağlık Turizmi, Kaplıca, Termal Turizm, Kütahya Bölgesi.
Geçiş ekonomilerinde turizm sektörünün ekonomiye etkileri: Seçilmiş ülke uygulaması
Dünya ekonomisinde en hızlı gelişen sektörlerden biri olan turizm sektörü, ülke ekonomilerine önemli faydalar sağlamaktadır. Birçok olumlu ekonomik etkileri bulunan turizm sektörünün, geçiş ekonomilerine olan etkisi bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde turizm kavramı, özellikleri ve çeşitleri açıklanmıştır. Turizmin gelişmesini etkileyen faktörlerden ve turizmin ekonomi açısından öneminden bahsedilmiştir. Turizmin, gelire, istihdama ve ödemeler dengesine yaptığı ekonomik katkılar, turizm sektörünü ülke ekonomilerinde önemli bir konuma getirmiştir. İkinci bölümde merkezi planlamadan serbest piyasaya geçiş sürecinde olan geçiş ekonomileri incelenmiş ve makroekonomik göstergeler yardımıyla durum tespiti yapılmıştır. Çalışmanın uygulama kısmında seçilmiş geçiş ekonomilerinde turizmin ekonomiye etkisi incelenmiştir. 1995-2011 yılları arasında, seçilmiş 11 geçiş ülkesinde, Gayri Safi Milli Hasıla ile Turizm Gelirleri arasındaki ilişki panel veri tahmin yöntemi kullanılarak araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Turizm Sektörü, Geçiş Ekonomileri, Ekonomik Etki, Panel Veri.
Blockchain applications in tourism sector
Blockchain is a recently featured cryptography-based technology. This technology, which has many applications, especially in the finance sector, has been used in the tourism and accommodation industry recently. However, few studies have been conducted on the uses of this new technology in the tourism and hospitality industry. Having a great potential, blockchain applications can provide benefits in many areas from payment security to employee satisfaction and customer satisfaction in the tourism sector. Therefore, it is of great importance to investigate the current blockchain applications in the tourism sector and to determine their opinions about this application. This thesis study is designed as a literature review and evaluation of employee views. Block chain applications in tourism will be examined and presented with descriptive research method, which is among the quantitative research methods. This thesis of both on a global scale and is thought to shed light on the tourism industry in the context of Turkey to the accommodation block chain applications.
İktisadi büyüme yönüyle turizm sektörünün ekonomik etkileri ve fayda artırıcı politikalar
Dünya ekonomilerindeki büyüme hızının artması, ulaşım ve iletişimdeki gelişmelerle birlikte turizm sektörünün dünyada diğer sektörlere paralel olarak geliştiği görülmektedir. Ekonomilerin hızlı gelişimi ve turizm sektörünün büyüme hızının artması, ülke ekonomileri için yeni politikalar oluşturma zorunluluğunu ortaya koymuştur. Türkiye'de de 1980 yılında serbest piyasa ekonomisine geçilmesiyle turizm sektörü, Türkiye ekonomisinin gelişmesi açısından en önemli sektörlerden biri haline gelmiştir. Turizm sektörü, ülkelerin ekonomik kriz dönemlerinde döviz girişi sağlayarak dış ticaret açıklarının kapatılmasında ve/veya azaltılmasında önemli bir rol oynamaktadır. Benzer şekilde istihdamın artırılmasında, ödemeler dengesideki cari açığın kapatılmasındada etkili olmaktadır. Bu nedenle, turizmden elde edilen gelirlerin ekonomiye olan katkılarının artırılabilmesi için ulusal bir turizm politikası izlenmesi gerekmektedir. Bu politikaya paralel olarak ülkemize gelen turistlerin değişen ihtiyaç ve isteklerini dikkate almak ve kaliteden ödün vermeden alternatif turizm faaliyetlerini geliştirmek gerekmektedir. Bu çalışmada turizmin büyümedeki rolü, tarihsel süreç içerisindeki seyri, turizmin ekonomiye katkıları, ekonomi üzerindeki etkileri ve mevcut sorunlara yönelik öneriler ortaya konmuştur. Yapılan zaman serisi analizinde 2002-2014 yıllarına ilişkin turizm gelirleri, gayri safi yurtiçi hasıla ve dış ticaret açığı verileri kullanılarak aralarındaki ilişki test edilmiştir. Çalışma için kurulan modelde, bağımlı ve bağımsız değişkenlere ilişkin kat sayılar elde edilip, Granger Nedensellik Testi ile aralarındaki nedensellik ilişkisi ortaya konmuştur. Anahtar kelimeler: Turizm ekonomisi, Gayri safi yurtiçi hasıla, İktisadi büyüme, Zaman serisi analizi
Atıf Teorisi, telafi memnuniyeti, tekrar satın alma niyeti ve pozitif WOM ilişkisi: Konaklama sektöründe bir uygulama
Hizmetin sahip olduğu, süreç yoğun yapısı, müşteri – çalışan etkileşiminin nispeten yüksek olması ve eş zamanlı üretim – tüketim gibi bir takım özellikleri nedeniyle hizmet sunumu esnasında bir takım hatalarla karşılaşılmaktadır. Literatürde hizmet hatası olarak isimlendirilen söz konusu hatalar, her hizmet işletmesinin karşılaştığı ve tamamen ortadan kaldıramadığı bir durumdur. Yaşanılan herhangi bir hizmet hatasının ardından müşteri memnuniyetinin yeniden kazanılabilmesi amacı ile yapılan uygulamalar ise hizmet telafisi olarak isimlendirilmektedir. Hizmet hatalarının tamamıyla önlenemez olması ve hizmet hatası sonrasında müşteride meydana gelen memnuniyetsizliğin uygulanacak hizmet telafileri ile düzeltilebiliyor olması, söz konusu kavramların işletmeler açısından önemini artırmaktadır. Bu kapsamda özellikle hizmet işletmeleri için oldukça önemli iki kavram olan, hizmet hatası ve hizmet telafisinin, farklı teoriler bağlamında ele alınarak mevcut literatürün genişletilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu amaç doğrultusunda bu çalışmada, hizmet hatası ve hizmet telafisi kavramları atıf teorisi temelinde ele alınmıştır. Çalışma kapsamında konaklama işletmelerinde yaşanılan hizmet hataları sonrasında, müşterilerin oluşturdukları atıfların telafi memnuniyeti üzerindeki etkisi ve telafi memnuniyetinin de tekrar satın alma ve pozitif ağızdan ağıza iletişim üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çalışmada, senaryo tekniği kullanılmış olup atıf teorisinin alt boyutlarının manipüle edildiği toplam sekiz senaryo oluşturulmuştur. Örneklem 377 katılıcıdan oluşup, senaryolar kendilerine anket formu aracılığı ile sunulmuştur. Hipotezlerin test edilmesinde yapısal eşitlik modellemesi kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre; atıf teorisinin alt boyutlarından kontrol edilebilirlik ve hatanın sürekliliği, telafi memnuniyeti üzerinde pozitif yönlü orta seviye bir etkiye sahipken, hatanın kaynağı telafi memnuniyeti üzerinde negatif yönlü orta seviye bir etkiye sahiptir. Ayıca hatanın kaynağının tekrar satın alma niyeti ve pozitif ağızdan ağıza iletişim üzerinde negatif yönlü güçlü bir etkisi ve telafi memnuniyetinin de pozitif ağızdan ağıza iletişim ve tekrar satın alma üzerinde pozitif yönlü güçlü bir etkisi olduğu olduğu tespit edilmiştir.
Seçilmiş 10 önemli turizm ülkesinde, turizmin ülke ekonomisindeki yeri ve iktisadi büyümeye katkısı
Seçilmiş on önemli turizm ülkesinde turizmin ülke ekonomisindeki yeri ve iktisadi büyümeye katkısı Turizm, özellikle 1950'li yıllardan sonra dünyanın önemli bir sektörü haline gelmiştir. Değişik ülke insanlarının birbirlerini kültürel yönden tanımalarının da ötesinde, önemli bir iktisadi faaliyet olarak, istihdam, milli gelir, yatırım, cari açık ve diğer hizmet alanlarında önemli etkileri olmuştur ve olmaktadır. Sadece uluslar arası turizm değil, ülke içi turizm de benzer bir gelişme göstermiştir. Bu çalışmanın amacı; önemli sanayi ülkesi olmuş sekiz (A.B.D. Almanya, Fransa, İtalya, İspanya, İngiltere, Avustralya, Japonya) ve gelişmekte olan iki (Çin ve Türkiye) örneğinden hareketle, "gelişmiş büyük sanayi ülkeleri ve milli geliri yüksek ülkeler için de turizmin önemli bir iktisadi faaliyet kolu olduğu" hipotezi test edilmiştir. Veri setlerinin temel ve basit istatistiki yöntemlerle incelenmesi sonucu; incelenen dönem olan 2000- 2012 yılları arasında uluslar arası turizm hareketlerinin ve uluslar arası turizm harcamalarının yüzde 45'inin bu on ülkede yoğunlaştığı görülmektedir. Küresel Kriz'e rağmen bu ülkelerin gayri safi yurt içi harcamalarında iç ve uluslararası turizmin yüzde 5- 10 katkısının olduğu, iç turizmin toplam turizm gelirlerinin yüzde 50- 70'ini temsil ederek, turizm gelirlerindeki bir değişmenin büyük ve sanayileşmiş ülke ekonomilerini etkileyebilecek boyuta geldiği hesap edilmiştir. Turizm sektöründe yapılan yatırımların Küresel Kriz nedeni ile bir miktar etkilense de artış eğilimini koruduğu da bulgular arasındadır. Yıl bazında bakıldığında, o yıl yapılan yatırımların her bir doları, 10,5 dolar gelir yaratmaktadır. Ancak, turizm kesimi istihdamının gerek gelir ve gerek yatırımlardaki artışlara rağmen sabit kaldığı, hatta gerilediği de tesbit edilmiştir. Bunun nedeni olarak; döviz kurları değişim oranları ve teknolojideki gelişmelerin bu sektörde emek tasarruf edici yönde gelişmesi gösterilebilir. Sonuç olarak; incelenen dönem ve ülkeler ele alındığında hipotezimin önemli ölçüde geçerli olduğu ve böylece büyük ekonomiler için de turizmin önemli bir iktisadi faaliyet kolu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Büyük ekonomilerde turizm sektörü, turizm gelirleri, turizm yatırımları, turizmin yarattığı istihdam, gayrisafi yurt içi hasılaya katkı.
Türkiye'de uygulanan ekonomi politikalarının hizmet sektörüne etkisi: 2000-2014
Türkiye'de ve dünyada uygulanan ekonomi politikaları incelendiğinde GSYH'yı etkilediği gözlemlenmiştir. Hizmet sektörünün alt sektörü de uygulanan ekonomi politikalarından doğrudan etkilenir. Özelde Türkiye ekonomisi genelde ise dünya ekonomisi incelendiğinde hizmet sektörünün GSYH'deki payı sürekli olarak artış göstermiştir. Gelişen ekonomi ile uygulanan ekonomi politikaları yıllar içerisinde değişiklik göstermiştir. Bu değişiklikler sonucunda tarım sektörünün GSYH içerisinden aldığı pay azalırken, sanayi sektörünün GSYH'deki payında önemli değişiklik olmamıştır. Ancak hizmet sektörünün aldığı pay artmıştır. Bu artış hizmet sektörünün alt sektörlerinden olan eğitim, sağlık ve turizm sektörlerinde de yaşanmıştır. Ülke gelişmişlik düzeyinin artması için ise ekonomik istikrar ile birlikte alt sektörlere yapılan harcamalar daha titiz yapılmalıdır. Bu çalışmada hizmet sektörünün ve alt sektörlerinin gelişimi, ekonomiye etkileri, sorunların çözümüne ait öneriler ortaya konulmuştur. Yapılan zaman serisi analizinde 2000-2014 dönemi Türkiye'de uygulanan ekonomi politikalarının hizmet sektörü ve hizmet sektörünün alt sektörlerinden olan eğitim, sağlık ve turizm sektörü üzerindeki etkisi zaman serisi yöntemi ile analiz edilmiş olup özellikle Turizm yatırımlarındaki artış GSYH üzerinde doğrudan ve pozitif etkisi olduğu gözlenmiştir.
2008 küresel finans krizinin Türk turizm sektörüne etkisi: BİST'de işlem gören turizm şirketleri üzerine bir uygulama
Bu çalışmada kriz kavramı turizm sektörü açısından ele alınmış, finansal krizlerin turizm sektörüne etkileri incelenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla, öncelikle turizm sektörünün finansal karakteristiği ortaya konulmaya çalışılmıştır. BİST'de işlem gören turizm şirketlerinin 1999-2015 dönemine ait bilanço ve tablosu verilerinden yararlanılarak hesaplanan finansal oranları kullanılarak faktör analizi tekniği ile turizm sektörünün genel finansal yapısının tespiti amaçlanmıştır. BİST'de işlem gören turizm şirketleri için 18 finansal oran 16 yıllık dönem için hesaplanmıştır. Faktör analizi ile bu oranlar özetlenerek likidite, kaldıraç, büyüme ve karlılık olmak üzere dört faktör altında toplanmıştır. 2000 Kasım-2001 Şubat ve 2008 küresel finans krizlerinden BİST'de işlem gören turizm şirketlerinin nasıl etkilendiği, kriz yılları ve sonrası şirketlerin finansal yapılarındaki değişiklik incelenerek ortaya konmaya çalışılmıştır. Finansal yapı etkileri bakımından, Türk Turizm sektörünün yerel kriz niteliğinde olan 2000 Kasım-2001 Şubat krizinden de, 2008 küresel krizinden de çok fazla etkilenmediği görülmüştür. Bununla beraber 2000 Kasım-2001Şubat krizinden nispeten daha fazla etkilendiği söylenebilir. Çalışmada ayrıca, BİST'de işlem gören turizm şirketlerinin, 2000 Kasım-2001 Şubat ile 2008 küresel finans krizi dönemlerinde beta katsayılarının nasıl değiştiği de belirlenmeye çalışılmıştır. 2000 Kasım-2001 Şubat krizi dönemine özgü beta katsayılarının, 1999-2015 dönemi verileriyle hesaplanan beta katsayılarından daha yüksek olduğu saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Finansal krizler, finansal oranlar, BİST, faktör analizi, beta katsayısı.
Kruvaziyer turizminde marka sadakatinin değerlendirilmesi: Modern kruvaziyer gemileri üzerine bir araştırma
Günümüzde turizm sektörünün gelişim gösteren alanlarından biri olan kruvaziyer turizminde işletmeler rakiplerine karşı avantaj elde edebilmek için büyük bir rekabet içerisindedir. Bu nedenle kruvaziyer işletmeleri, misafirlerine karşı verdikleri hizmetleri en iyi şekilde sunmakta ve marka sadakati oluşturmak için büyük çaba sarf etmektedir. Bu çalışmada kruvaziyer turizmine katılan misafirlerde, marka sadakatinin ölçülmesi üzerine bir araştırma yapılması amaçlanmıştır. Araştırmada ikincil veri olarak literatürden faydalanılmış ve birincil veri elde etmek için nicel yöntem olan anket tekniği kullanılmıştır. Çalışmada dünyaca ünlü iki kruvaziyer (Crystal Cruises International, Royal Caribbean International) gemisinin misafirleri anket katılımcısı olarak ele alınmıştır. Araştırma üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, kruvaziyer turizminin tanımı, tarihsel gelişimi, etkileri ile ilgili bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde, markanın tanımı, markanın tarihsel gelişimi, markanın faydaları, marka sadakati, marka sadakati boyutları, turizmde marka sadakati gibi konulara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise, araştırmanın ayrıntılı bir şekilde açıklaması ve çalışma kapsamında uygulanan anketlere ait veri analizlerinin açıklamaları yer almaktadır. Araştırma kapsamında veriler, 2019 Ocak ayı ile 2020 Şubat ayları arasında kruvaziyer gemilerinde misafir olan 390 kişiye uygulanan anketlerle elde edilmiştir. Araştırmada yapılan analizler sonucunda; kruvaziyer turizminde ekonomik etkenlerden çok katılımcıların hizmet kalitesine ve güvenilirliğe önem verdikleri ortaya çıkmıştır. Ayrıca katılımcıların kruvaziyer gemilerine olan marka sadakat düzeyleri oldukça yüksek çıkmıştır.
Türkiye'de sağlık turizmi: Ülkeler arası bir karşılaştırma
Sağlık turizmi, fizik tedavi ve rehabilitasyon gereksinimi olan hastalarla birlikte uluslararası hasta potansiyelini kullanarak sağlık kuruluşlarının büyümesine olanak sağlayan bir turizm türüdür. Sağlık turizmi hastaların rahatlığını sağlamak için tıbbi seçenekleri sunmayı hedeflemektedir. Gelişmiş ülkelerdeki eğitim ve refah seviyesinin yüksek olmasına paralel olarak sağlık hizmetleri sunumu da yüksek maliyetli olmaktadır. Bu ülkelerde yaşlanan nüfusun sağlık ihtiyaçları ve sağlık giderlerinin payı sürekli artmaktadır. Sosyal güvenlik maliyetlerinin sürekli artması, sosyal güvenlik kurumlarını zorlamaktadır. Bu zorlukları aşmak için, gelişmiş ülkelerde bulunan sosyal güvenlik kurumları ve özel sigorta kurumlarının kaliteli tıbbi hizmet sunan ve coğrafik bakımından yakın olan ülkelerle paket anlaşmalar yaparak sağlık hizmetlerini düşük maliyetli alma çabaları görülmektedir. Bu çerçevede araştırmanın temel amacı; sağlık turizmin alanında Türkiye'nin hem coğrafi konumu hem de önemli maliyet avantajına sahip olduğu bazı gelişmiş ülkelerle SWOT analizi ile karşılaştırılarak sağlık turizminin gelişme olanaklarını ortaya koymaktır.
Türkiye'nin son kriz çerçevesinde, turizm sektöründe oluşan ekonomik açığın kapatılması ile ilgili alınacak tedbirler
Turizm sektörü son yıllarda gösterdiği gelişim ile dünyanın en büyük sektörleri arasında gösterilmektedir. Turizm sektörü diğer sektörler ile kıyaslandığında daha dengeli ve güvenilir döviz rezervini artırma özelliği ile gelişmekte olan ülkelerin dikkatini üzerinde toplamaktadır. Son yıllarda krizlerin sayısı oldukça artmıştır, artan krizlerden dolayı turizm sektörü de bu durumdan olumsuz etkilenmesine rağmen, ülkemizde ilgili literatürde bu konu hakkında fazla çalışma yapılmadığı tespit edilmiştir. Turizmin ekonomik etkileri dikkate alındığında tespit edilen bu eksiklik tez konusu seçimimin nedenini oluşturmuştur. Bu çalışma 2010-2016 yılları da dahil olmak üzere yaşanan krizlerin turizm sektörüne olan etkilerini kriz yönetimi açısından inceleyerek ekonomik etkilerini ortaya koymayı hedeflemiştir. Bunun ile ilgili olarak Türkiye sektördeki kayıpları telafi etmeye yönelik ekonomi alanında ve turizm sektöründe politikalar geliştirecektir. Anahtar Kelimeler: Turizm, turizm ve ekonomi, turizm ve kriz.
Türk Hava Yolları'nın uluslararası platformda güçlenmesinin ekonomik büyümeye yansımaları
20.yüzyılda insanlık global anlamda birçok gelişmeye tanık olmuştur. Teknolojinin ilerlemesiyle hayatın her alanında olduğu gibi ulaşım sektöründe de önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. 1900'lerin ilk yıllarında ilk kez ortaya çıkan planör uçuşları günümüzde yerini jet motorlu uçaklara bırakmıştır. Hızlı biçimde gelişen havayolu taşımacılığının çeşitli faktörler nedeniyle olumlu ya da olumsuz olarak ekonomiye yansımaları olduğu bilinmektedir. Benzer şekilde havayolu şirketleri gerek ulusal gerekse uluslararası ölçekte ekonominin bir aktörü haline gelmiş durumdadır. Çalışmada Türk Hava Yolları'nın (THY) uluslararası düzeyde kaydettiği ilerlemelerin şirketin geneline ve Türkiye ekonomisine sağladığı faydalar incelenmiştir. Bu bağlamda çalışmanın ana teması THY'nin bilet gelirlerinin ülke turizmine katkısının analiz edilmesi ve bu katkının Türkiye ekonomisi içerisindeki payının belirlenmesidir. Kısaca, çalışma kapsamında THY'nin fiziksel ve ekonomik gelişimi değerlendirilmiş; bu gelişimin Türkiye'nin yerli-yabancı turizm üzerindeki etkisi incelenmiş ve THY'nin küresel pazardaki konumu ile bu konumun Türkiye ekonomisine etkisi analiz edilmiştir. THY'nin turizm gelirleri ve yolcu gelirleri arasında teorik olarak açıklanan ilişkiyi ekonometrik olarak da ispatlamak için zaman serilerinden faydalanılmıştır. Granger Nedensellik ilişkisi ile yolcu gelirlerinden turizm gelirlerine doğru tek yönlü bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca Regresyon Analizi ile THY'nin yolcu gelirlerindeki % 10'luk bir artışın, turizm gelirlerinde % 14,9 oranında bir artış yarattığı (yaratacağı) tespit edilmiştir. Değişkenlerin ilişki yönü ve şiddetinin hesaplanması amacıyla gerçekleştirilen Korelasyon Analizi'nde ise, değişkenler arasındaki ilişkinin pozitif yönde (0.88) olduğu ve kuvvetli derecede bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Dolayısıyla yolcu gelirlerinde meydana gelen değişmelerin turizm gelirlerini kuvvetli derecede ve pozitif yönde etkilediği görülmektedir.
Turizm sektöründe üç boyutlu gıda baskısı ve gıda ürünlerinin pazarlanması
Günümüzde turizm sektöründe üç boyutlu baskı üretimi ile turistik pekçok ürün yazdırılmaktadır. Bu çalışmada da üç boyutlu gıda baskısının turizm sektöründeki yeri incelenmektedir. Çalışmanın amacı gıda baskısının ve gıda ürünlerinin pazarlama faaliyetleri boyutunda turizm sektöründe çalışanların üç boyutlu gıda baskısına yönelik algıları üzerine araştırmayı kapsamaktadır. Bu bağlamda nicel araştırma yöntemlerinden çevrimiçi olarak düzenlenen anket tekniği ile veriler toplanmıştır. Elde edilen veriler sonucunda katılımcıların bilgi sahibi oldukları zaman üç boyutlu gıda baskısına ait ürünleri daha fazla deneme, satın alma, tavsiye etme eğiliminde oldukları ve bu ürünleri daha az riskli buldukları anlaşılmaktadır. Katılımcılar bu teknolojinin hammadde fiyatlarını düşüreceğini, tüketicilerin bu yazıcılarla üretilen ürünleri fiyatına bakmaksızın satın alacağını, fiyatlarının diğer ürünlere göre daha ucuz olacağını, üreticiden bağımsız olarak fiyatlarının belirlenebileceğini, tutundurmasının kişisel olarakda yapılabileceğini, insanların kolaylıkla kendi markalarını yaratabileceklerini ve kitlesel dağıtımın sona ereceğini düşünmektedirler. Ayrıca 3B gıda yazıcıları Bulut Teknoloji, Nesnelerin İnterneti ve Robot Teknolojiler gibi diğer Endüstri 4.0 araçları ile uyumlu hale getirildiğinde yenilikler ve fırsatlar yaratabilir.
Gaziantep'te ön lisans düzeyinde turizm eğitimi alan öğrencilerin kariyer planlamaları ve turizm sektörüne ilişkin algılarının değerlendirilmesi
Turizm endüstrisinde yaşanan hızlı gelişim ve değişimle birlikte önemli istihdam olanaklarının ortaya çıktığı görülmektedir. Bu doğrultuda turizm sektörünün ihtiyaç duyduğu kalifiye iş gücünün eğitimli olması gerektiği kaçınılmaz bir gerçektir. Türkiye'de turizm sektörünün ara eleman ihtiyacını karşılayan Turizm ve Otelcilik Meslek Yüksekokullarında eğitim gören öğrencilerin, turizm sektörüne ilişkin görüşleri ile kariyer planlamaları hem kendileri hem de sektör açısından önem arz etmektedir. Yapılan bu araştırmanın temel amacını, Gaziantep Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Meslek Yüksekokulunda turizm eğitimi alan ön lisans öğrencilerinin kariyer planlarını yaparken hangi unsurlara dikkat ettikleri ile turizm sektörüne ilişkin görüşlerinin belirlenmesi oluşturmaktadır. Bununla birlikte, öğrencilerin mezuniyet sonrası çalışmak istedikleri işletmeden beklentilerini ve turizm sektörüne ilişkin görüşlerini belirleyerek bu görüşlerin demografik ve tanıtıcı özelliklerine göre farklılaşıp farklılaşmadığının analiz edilmesi bu araştırmanın diğer amaçlarını oluşturmaktadır. Bu amacın gerçekleştirilebilmesi için 01.05.2017-19.05.2017 tarihleri arasında Gaziantep Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Meslek Yüksekokulunda eğitim gören 165 öğrenciye anket uygulanmıştır. Araştırmada öğrencilerin sektöre ilişkin görüşlerini değerlendirmek üzere hazırlanan sorular, "iş sağlığı ve güvenliği, performans nitelikleri, eğitim, sektörün niteliği, sektörün itibarı, sektörde çalışma koşulları, ücret, sosyal haklar ve sektörün iş zorluğu" olmak üzere 9 boyuttan oluşmaktadır. Öğrencilerin mezuniyet sonrası çalışmak istedikleri işletmeden beklentilerine yönelik hazırlanan sorular ise, "iş yerinin kurumsallığı, ücret ve sosyal haklar, işin manevi tatmini, çalışma koşulları ve etkili motivasyon" olmak üzere 5 boyut altında sınıflandırılmıştır. Yapılan bu araştırma sonucunda, öğrencilerin mezuniyet sonrası kariyer planlamalarında, çalışacakları işletmedeki manevi tatmine önem verdikleri ve öğrencilerin sektöre ilişkin görüşlerinde sektörün çalışma koşullarına dikkat ettikleri tespit edilmiştir. Bununla beraber, öğrencilerin sosyal haklar ve ücret konularını yetersiz buldukları, öğrencilerin büyük bir bölümünün daha önce turizm sektöründe hiç çalışmadığı, çalışan öğrencilerin ise yiyecek-içecek işletmeleri ile otel işletmelerinde çalıştıkları, öğrenciler turizm okulunda eğitim görmeyi kendileri seçmiş olmalarına rağmen, imkân olması durumunda turizm dışında bir okulda eğitim görmeyi istedikleri ve öğrencilerin yarısından fazlasının turizm sektöründeki kariyer olanakları hakkında kısmen bilgi sahibi olduğu tespit edilmiştir. Son olarak, öğrencilerin büyük çoğunluğu mezun olduktan hemen sonra ve mezun olduktan 10 yıl sonra kendi iş yerini kurmak istedikleri araştırmadan elde edilen bir sonuçtur.
Türkiye'de helal konseptli otel işletmelerinde israfın değerlendirilmesi
Turizm endüstrisi dünyada ve Türkiye'de son derece hızlı gelişen sektörlerin başında gelmektedir. Birçok sektör de olduğu gibi turizm sektöründe de tüketici tercihlerinde farklılıklar yaşanmaktadır. Özellikle dini hassasiyeti olan Müslümanlar için helal mal, helal ürün ve helal hizmet süreçlerine giderek artan bir talep görülmektedir. Dünya üzerinde Müslümanların nüfusundaki artış, gelir ve eğitim seviyelerindeki yükseliş helal ürünlere ve hizmetlere olan talebin artmasına neden olmuştur. Artan bu talep karşısında İslami kurallara uygun ürün ve hizmet üreten turizm işletmeleri ortaya çıkmıştır. Turizm sektöründe faaliyette bulanan otel işletmeleri fonksiyonları gereği önemli miktarlarda yiyecek-içecek, enerji ve su gibi birçok ürünün israf olmasına sebebiyet vermektedir. Bu bağlamda israf sorunu turizm sektöründe önemli bir konu haline gelmiştir. Bu araştırmanın genel amacı, helal konseptli otel işletmelerinin israfı önleme çalışmalarının neler olduğunun değerlendirilmesi ve helal konseptli otel çalışanlarının israfa yaklaşımlarının araştırılmasıdır. Ayrıca bu çalışmada Türkiye'de helal konsepti benimsemiş otel işletmelerinin konseptleri gereği israfı önlemek için yaptıkları çalışma ve yöntemlerinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Çalışmada anket yönteminden yararlanılmıştır. Anket uygulaması 1 Ağustos 2017 – 25 Ekim Aralık 2017 tarihleri arasında yapılmıştır. Anketlerin büyük kısmı yüz yüze görüşme yoluyla, bir kısmı ise otel işletmelerine e-posta yoluyla gönderilip yöneticilerden yardım alınarak doldurulması yoluyla gerçekleştirilmiştir. Uygulanan 953 anket formunun eksik ve hatalı bilgi taşıyanlar ayıklanmış ve 705'i analize tabi tutulmuştur. Anket verileri güvenilirlik analizi, açıklayıcı faktör analizi, tanımlayıcı istatistikler kullanılarak değerlendirilmiştir. Ayrıca elde edilen veriler korelasyon analizine tabi tutulmuştur. Yapılan faktör analizi sonucunda ortaya çıkan boyutlar ''İsrafı Önlemenin Amacı'', ''İsraf Önleme Farkındalığını Oluşturma Çalışmaları'' ve '' İsraf Önlemeye Yönelik Uygulamalar '' olmak üzere 3 faktörde toplanmıştır. Otel çalışanlarının genel ifade ortalamalası (x)=3,67 olarak tespit edilmiştir. Bu sonuç, helal konseptli otellerin israf önleme çalışmalarının genel olarak çalışanlar tarafından yüksek düzeyde algılandığına işaret etmektedir. Araştırmanın bulgularından hareketle işletmelerde meydana gelen israf, otel işletmesinde bir maliyeti temsil etmektedir. Gıda alımı, işçilik, su, enerji, misafir hizmetleri ve atık yönetimi gibi unsurların maliyetlerinin yükselmesine neden olmaktadır. Otel işletmeleri kendi bünyelerinde israfı azaltıcı yöntemler oluşturarak hem maddi hem de çevresel faydalar elde edebilirler. İsraf yöntemleri, işletmelerde uygun şekilde uyarlanıp uygulanır ise üretilen atık miktarının azalmasına yardımcı olacak elde bulunan kaynakların etkin ve verimli şekilde kullanılması sağlanabilir. Anahtar kelimeler: Helal Turizm, Helal Konseptli Otel, İsraf, Turist, Tüketim
Toplumsal cinsiyet algısının kadın yöneticilerin kariyer gelişimine etkisi: Turizm sektöründe bir araştırma
Toplum iki cinsiyetten oluşmaktadır ve cinsiyetleri birbirinden farklılaştıran faktörler biyolojik etmenlerdir. Birçok toplumda cinsiyetler arasındaki farklar basit biyolojik farklılıklardan daha öte görülmekte ve cinsiyet ayrımcılığı bu durumla ilişkilendirilerek meşrulaştırılmaktadır. Cinsiyet ayrımcılığının kültürlere yansımaları ile birlikte kadınlara doğurganlık özelliğinden dolayı ev içi işlerin, erkeklere ise fiziksel güçlerinden dolayı ev dışı işlerin sorumluluğu yüklenmiştir. Geçmişte kadınların iş hayatına girmeleri zaman almış, mesleklere yansıyarak farklılık ve ayrımcılığı beraberinde getirmiştir. Kadınların çalışma hayatında var olmasıyla birlikte, erkeklerin ev dışı kadınların ise ev içi işlerle ilgileneceğine dair normlar anlamını yitirmeye başlamıştır. Buna rağmen meslekler kişilerin erkek ya da kadın olmalarına göre gruplandırılmıştır. Günümüzde kadınların çalışma hayatında bireysel ve toplumsal olarak kalkınmada oldukça önemlidir. 2021 TÜİK verilerine incelendiğinde ülkemizde kadınların en çok hizmet sektöründe yer aldığı görülmektedir. Özellikle turizm sektöründe çalışanların %54,2'si kadın olduğu görülmektedir. Buna rağmen turizm sektöründe kadınların karar verici mevkilerde bulunma oranı %15'in altındadır. Bu araştırmanın amacı toplumsal cinsiyet algısının turizmde çalışan kadın yöneticilerin kariyer gelişimine etkisini incelemektir. Araştırma amacı kapsamında İstanbul'da 5 yıldızlı otel işletmelerinde yürütülmüştür. Söz konusu otel işletmelerinde görev yapan 11 kadın yönetici ile görüşmeler yapılmıştır. Katılımcıların seçiminde amaçlı örneklem tekniği kullanılmıştır. Nitel araştırma teknikleriyle hazırlanan çalışmada görüşmeler Zoom ve Messenger gibi sosyal ağlar ile gerçekleştirilmiştir. Veriler betimsel analiz teknikleriyle yorumlanmıştır. Katılımcıların görüşleri farkındalık, ötekileştirme, kabullenme, kariyer gelişimi ve sorun çözme temaları altında incelenmiştir. Tüm değerlendirmeler sonucunda kadın emeğinin fazla olması nedeniyle diğer sektörlere göre turizm sektöründe cinsiyet ayrımcılığının daha az olduğu, buna rağmen toplumsal cinsiyet algısının farklı biçimlerde hissedilmesiyle kadınları kariyer gelişim sürecinde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.
Turizm sektöründe dijital pazarlama faaliyetlerinin satış performansına etkisinin değerlendirilmesi: Düzce ili otel işletmeleri örneği
Dijital pazarlama, teknolojiye bağlı olarak hızla gelişen güncel bir konu olarak literatürde yerini almıştır. Üzerine farklı tanımlar ve görüşler bulunan dijital pazarlama kısaca "pazarlama etkinliklerin planlı, programlı bir şekilde dijital ortamlara taşınması" şeklinde açıklanmaktadır. Bu çalışmanın amacı Düzce'de faaliyet gösteren 3 yıldızlı ve 4 yıldızlı otel işletmelerinde dijital pazarlamanın satış performansına etkisini değerlendirmektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi uygulanmıştır. Araştırmaya ilişkin veriler yüz yüze görüşmeler sonucu elde edilmiştir. Araştırmada verilerin analizi neticesinde şu sonuçlar elde edilmiştir. Düzce'de faaliyet gösteren otel işletmelerinin çoğunlukla küçük ölçekli işletmeler olmaları sebebiyle dijital pazarlama yatırımları sınırlı miktarlardadır. Otel yöneticilerinin dijital pazarlamanın potansiyeline yönelik farkındalık düzeyi oldukça yüksektir. Otel işletmeleri tarafından sosyal medya pazarlaması ve Google üzerinden gerçekleştirilen pazarlama faaliyetleri etkin bir şekilde kullanılmaktadır. Dijital pazarlama faaliyetleri çoğunlukla ön büro personelleri tarafından yürütülmektedir. Bu bilgilerden hareketle ulaşılan temel sonuç ise şu şekildedir; dijital pazarlama faaliyetleri ile otel işletmelerinin satış rakamları arasında pozitif yönlü ve güçlü bir ilişki bulunmaktadır.