Accidents

178 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Su ve kanalizasyon hizmetlerinde iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları

Büyükşehirlerde, içme suyu ve kanalizasyon hizmetleri arasında yer alan su ve kanal arızası, bakım ve onarımı, kanal ve depo temizliği, abone bağlantısı, şebeke imalatı ve kanal yapımı çalışmaları su ve kanalizasyon idareleri tarafından yerine getirilmektedir. Su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmekle görevli bu idareler, çalışanlarının iş güvenliği risklerini azaltmak ve iş kazalarını önlemek için iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini almak, alınan tedbirlere uyulup uyulmadığının izlemek, denetlemek ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlamakla yükümlüdür.Bu çalışmada, örnek olarak TESKİ Genel Müdürlüğünün iş sağlığı ve güvenliği organizasyon yapısı ve idarede uygulanan iş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemi incelenerek yapılan çalışmalara yer verilmiştir. Genel Müdürlükte meydana gelen iş kazalarının incelenerek organizasyon yapısının ve yönetim sisteminin etkinliği sorgulanmış alınması gereken tedbirler belirlenmiştir.

KazalarRiskSu ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü+2
Bülent Osman Paker
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi Acil Servisine başvuran iş kazalarının demografik özellikleri

İş sağlığı ve güvenliği ve iş kazaları uzun zamandır bilinen tanımlardır. Buna rağmen ülkemizde meydana gelen ölümlü iş kazası oranları gelişmiş ülkelere göre daha fazla görünmektedir. Bunun yanı sıra iş kazaları adli süreçlerdir ve hekimlere de tuttukları adli rapor ile önemli bir görev düşmektedir. Çalışmamızın amacı Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi Acil Servisine 01.01.2020 ile 01.01.2021 tarihleri arasında başvuran 235 iş kazası vakasının demografik özelliklerini, kazaların oluş mekanizmalarını, klinik süreçlerini ve adli rapor sonlanımlarını inceleyerek iş sağlığı ve güvenliği için önerilerde bulunmak ve acil hekimlerinin dahil oldukları bu klinik ve adli süreçler hakkında bilgi verebilmektir. Çalışmamıza dahil olan 235 vakanın yaş ortalaması 33,910,9 şeklindedir. Erkeklerin sayısı 192 (%81,7), kadınları sayısı 43'tür (%18,3). En çok iş kazası gelişen vardiya 125 vaka (%53,2) ile gündüz vardiyasıdır. İş kazası mekanizmalarından en sık görüleni %47,2 (n=111) oran ile iş makinesi/aleti sebebiyle olan yaralanmalardır. Acil servise iş kazası nedeniyle başvuran vakaların en sık yaralanma bölgesi %38,2 (n=90) oran ile üst ekstremitedir. İş kazası sebebiyle acil servise başvuran vakalara en sık konulan tanı %34,9 (n=82) oran ile basit yumuşak doku travmasıdır. Vakaların 213'ünde (%90,6) hayati tehlike yokken sadece 3'ünde (%1,2) hayati tehlike vardır. Vakaların 145'inin (%61,7) travmalarının BTM ile giderilebileceği, 42'sinin (%17,9) BTM ile giderilemeyeceği belirtilmiştir. Acil servise iş kazası ile başvuran 235 vakanın %92,3'ü (n=217) taburcu edilmişken, %4,3'ü (n=10) ilgili servislere yatırılmış, %0,4 hasta (n=1) hasta ise hayatını kaybetmiştir. Çalışanların yaptıkları işin riskleri hakkında belli aralıklar ile eğitimler alması ve koruyucu önlemler alınması iş kazalarının önüne geçebilir. Hekimler basit tıbbi müdahale ile giderilemez durumları ilgili branşlara konsülte etmeye daha yatkındırlar. Adli süreçler için mevcut durumdaki hayati tehlike durumu, mevcut BTM ile giderilme durumu ve rapor sonlanımı oldukça önemlidir. Acil servis hekimleri ve adli tıp uzmanlarının beraber yapacakları eğitimler ile adli rapor yazım standardı oluşturulması gereklidir.

Acil servis-hastaneAcil tıpAdli belge+5
Batuhan İlbey Başol
Tekirdağ Namık Kemal University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İş sağlığı ve güvenliği açısından mevsimlik tarım işçilerinde görülen iş kazaları ve meslek hastalıkları

Bu çalışmada, konuyla ilgili mevcut veriler incelenmiş, konu iş hukuku ile iş sağlığı ve güvenliği kanunları ve yönetmelikleri kapsamında değerlendirilmiş ve konuyla ilgili çözüm önerileri sunulmaya çalışılmıştır. Tarım sektöründe, özellikle de mevsimlik tarım işçilerinin çalışmaları esnasında karşılaştıkları iş kazaları ve meslek hastalıklarıyla ilgili veriler incelenmiş, nedenleri ve bu olumsuz durumların önlenmesine yönelik çözüm önerileri birçok kaynak araştırılarak aktarılmaya çalışılmıştır. İnsanların ihtiyaçlarını karşılamak için önemli bir yere sahip olan tarımsal ürünlere nüfusun artmasıyla birlikte talep de artmıştır. Oluşan bu talebin karşılanması için diğer sektörlerden daha fazla işçiye gereksinim doğmuştur. Tarımda çalışan, çalışacak işçilerde tarım makinesi, pestisit ve diğer kimyasallara maruz kalma, tarımsal nedenli trafik kazaları, yılan ve akrep sokması, böcek ısırması, kirli sularla zehirlenme gibi başlıca risk faktörleri görülebilmektedir. Tarım işçilerinin karşılaşabilecekleri hastalık ve kazalar önemli bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Bu durum da konunun iş sağlığı ve güvenliği açısından ne denli önemli olduğunu ortaya koymaktadır. İş kazası nedeniyle gerçekleşen ölümlerin yaklaşık yarısının tarım sektöründe meydana geldiği tahmin edilmektedir. Tarımda kullanılan makineler ile kimyasallar kaza ve hastalıkların iki temel nedeni olarak karşımıza çıkmaktadır. Tarımda çalışanların iş sağlığı ve güvenliği açısından gerekli bilince sahip olmamalarının nedenleri, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde benzerlikler göstermektedir. Eğitim seviyesinin düşüklüğü, çalışanların çoğunluğunun kadın ve çocuk işçilerden oluşması, mevsimlik çalışanların sayılarının yüksek olması gibi nedenler sayılabilir. Tabi bu durum tarımda özellikle de mevsimlik çalışanlarda iş sağlığı ve güvenliğinin gelişmesini engellemektedir. Özellikle mevsimlik tarım işçilerinin sosyal güvenceye sahip olmamaları nedeniyle bu iş kazaları ilgili yerlere bildirilmemektedir. Bu durum da kesin ve sağlıklı istatistiki bilgilere erişimi sınırlı tutmaktadır. Özellikle mevsimlik (gezici) tarım işçilerinin dönemsel olarak yer değiştirmeleri de sağlıklı verilerin tutulmasını zorlaştırmaktadır. Anahtar Kelimeler: İş kazası, meslek hastalığı, iş sağlığı ve güvenliği, işgücü, mevsimlik işçi.

KazalarMeslek hastalıklarıMevsimlik işçiler+5
Zeki Eldeş
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Termik santrallerde tehlikeler riskler ve alınması gereken önlemler

Termik santraller, kendilerine özgü yapılarının getirisi olarak çok sayıda tehlike ve risk içermektedir. Çalışan sağlığını korumak ve çevreye zarar verilmesini önlemek için termik santrallerdeki tehlike ve risklere karşı önlemler alınmalıdır. Bu çalışmanın temel amacı termik santrallerdeki risklere karşı alınması gereken önlemleri açıklamaktır. Çalışma kapsamında termik santralde risk analizi yapılmıştır. Ulaşılan sonuçlar termik santrallerde yangın, elektrik, aydınlatma, radyasyon, gürültü, titreşim, tehlikeli maddeler, patlamalar, çalışma koşulları gibi risk alanlarının olduğunu ve bu alanlara dair önlemler alınması gerektiğini ortaya koymuştur. Çalışmada ulaşılan sonuçlar, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin etkili bir şekilde uygulanması halinde termik santrallerdeki tehlike ve risklerin büyük oranda önlenebileceğini göstermektedir. Ulaşılan sonuçlar eşliğinde çalışanlara, işverenlere ve yetkililere termik santrallerdeki tehlikeler ve riskler hakkında öneriler sunulmuştur.

KazalarRisk analiziTehlike+5
Namık Kemal Çağlar
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bir aile sağlığı merkezi bölgesinde yaşayan yaşlılarda düşme riskinin belirlenmesi

Bu araştırma, 65 yaş ve üstü bireylerde düşme riskinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Kesitsel olarak yapılan bu çalışma, Gaziantep İli Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı 60. Yıl Aile Sağlık Merkezi'nde Mayıs-Aralık 2018 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini 60. Yıl Aile Sağlık Merkezi'ne kayıtlı 65 yaş ve üzeri 1050 kişi oluşturmuştur. Örneklemi ise evreni bilinenden örneklem hesaplama yöntemine göre belirlenen 290 birey oluşturmuştur. Evrenden örneklem seçiminde basit-rastgele örneklem yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Tanıtıcı Bilgi Formu ve DENN Düşme Risk Değerlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin istatiksel analizi SPSS 23.0 istatistik paket programında, t testi, varyans analizi kullanılarak ve sayı, yüzdelik ve ortalama değerleri hesaplanarak yapılmıştır. Yaşlıların %15.9'unun düşme riski az %20.7'sinin düşme riski orta ve %63.4'nün üstü düşme riski yüksek olarak hesaplanmıştır. Bireylerin DENN Düşme Riski Değerlendirme Ölçeği toplam puan ortalaması 11.5±5.5 olarak belirlenmiştir. Yaşları 65-74 arası olan grubun DENN Düşme Riski Değerlendirme Ölçeği puan ortalaması 75- 84 yaş arası ve 85 ve üzeri yaş grubunda yer alan bireylerden daha düşük olup 10.4±5.3'dir (p<0.05). Kadınların risk puan ortalaması erkeklerden daha yüksek olup 12.2±5.2'dir (p<0.05). Bekar olan bireylerin risk puan ortalaması evli olanlardan daha yüksek olup 14.0±5.7'dir (p<0.05). Geliri giderinden az olan bireylerin risk puan ortalaması geliri giderinden çok olanlara göre daha yüksek olup 12.1±5.7'dir (p<0.05). Sosyal güvencesi olmayan bireylerin risk puan ortalaması sosyal güvencesi olanlardan daha yüksek olup 14.0±5.8'dir (p<0.05). Eşiyle birlikte yaşayan bireylerin risk puan ortalaması yalnız yaşayan bireylere ve diğer aile üyeleri ile yaşayan bireylere göre daha düşük olup 10.0±5.2'dır (p<0.05). Yaşlı bireylerin eğitim durumuna göre DENN Düşme Riski Değerlendirme Ölçeği puan ortalamaları karşılaştırıldığında, bireylerin eğitim durumuna göre puan ortalamaları arasında istatiksel olarak anlamlı farklılık saptanmamıştır (p>0.05). Çalışma sonucuna göre yaşlı bireylerin büyük bir çoğunluğu düşme açısından riskli grupta yer almaktadır. Bireylerin eğitim durumu dışında çalışma kapsamında bakılan diğer tüm sosyo-demografik özellikleri düşme riskini etkilemektedir.

Aile sağlığı merkeziDüşme kazalarıGeriatri+6
İbrahim Karademir
Sanko University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinin kaza geçirme durumları ve kazalardan korunmaya yönelik davranışları

Bu araştırma, ortaokul öğrencilerinin kaza geçirme durumları ve kazalardan korunmaya yönelik davranışlarının değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel türdeki bu çalışma Eylül 2019 – Şubat 2020 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini, Gaziantep ili Şehitkamil İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı Ali Küncülü Ortaokulu'nda 2019-2020 eğitim-öğretim yılında 5., 6. ve 7. sınıfta öğrenim gören 1122 öğrenci oluşturmuştur. Örneklem seçimine gidilmemiştir. Evren örneklemi oluşturmuştur. Çalışma araştırmaya katılmayı kabul eden 480 (katılım oranı %42.7) öğrenci ile tamamlanmıştır. Verilerin toplanmasında sosyodemografik ve okul kazaları ile ilgili özellikleri içeren "Tanıtıcı Bilgi Formu" ve "Öğrencilerin Okul Kazalarında Güvenlik Önlemlerine Yönelik Davranış Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizi SPSS 23.0 istatistik paket programında yapılmıştır. Veriler değerlendirilirken yüzdelik, aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanmıştır. Normalite testi sonucuna göre t testi ve varyans analizi kullanılmıştır. Araştırmanın yapılması için ölçeğin Türkiye için geçerlilik güvenirlik çalışmasını yapan yazardan yazılı izin, etik kurul izni, Millî Eğitim Bakanlığı'ndan ve okul yönetiminden kurum izni, öğrenci velilerinden yazılı izin ve öğrencilerden sözel onam alınmıştır. Çalışma bulgularına göre öğrenciler 9-13 yaş aralığında olup %35.2'si 11 yaşında ve %54.8'i kız öğrencidir. Çalışmaya katılan öğrencilerin %37.1'i 7. sınıf öğrencisidir. Öğrencilerin, Okul Kazalarında Güvenlik Önlemlerine Yönelik Davranış Ölçeği Güvenli Olmayan Davranışlar alt boyut puan ortalaması 67.57±7.01, Güvenli Davranışlar alt boyut puan ortalaması 23.81±7.75, Bina Dışına Yönelik Güvenli Davranışlar alt boyut puan ortalaması 18.98±5.70 ve Servis Aracındaki Davranışlar alt boyut puan ortalaması 10.51±1.63'dür. Öğrencilerin Okul Kazalarında Güvenlik Önlemlerine Yönelik Davranış Ölçeği genel puan ortalaması 163.31±19.23 olarak hesaplanmıştır. Ölçekten alınabilecek maksimum puan 200'dür. Puan arttıkça okul kazalarına yönelik güvenlik önlemleri artmaktadır. Bu durumda öğrencilerin okul kazalarına yönelik güvenlik önlemlerinin yüksek olduğu söylenebilir. Öğrencilerin Okul Kazalarında Güvenlik Önlemlerine Yönelik Davranış Ölçeği puan ortalamalarının sosyodemografik özelliklerine göre karşılaştırılması sonucunda yaş, cinsiyet, sınıf ve annenin eğitim durumu arasında istatiksel açıdan anlamlı düzeyde farklılık saptanmıştır (p<0.05). Anahtar Kelimeler: Okul, Kaza, Okul Kazası, Ortaokul, Okul Sağlığı Hemşiresi

Güvenlik önlemleriKazalarOkul hemşireliği+3
Zeynep Durak
Sanko University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

8-11 yaş arasi çocuklara verilen ilkyardim eğitiminin etkinliğinin değerlendirilmesi

İlk yardım herhangi bir hastalık, sakatlık, kaza veya yaralanma gibi durumlarda, kişinin yaşamı tehlikeye düştüğü zaman. sağlık profesyonelleri tarafından olay yerine yardım sağlanıncaya kadar hasta ya da yaralıların hayatının kurtarılması veya mevcut durumlarının kötüleşmesinin önlenmesi amacı ile olay yerinde bulunan mevcut malzemelerle. tıbbi bir araç ve ilaç olmadan yapılan tüm uygulamalardır. Bu araştırma 8-11 yaş arası çocuklara verilen ilk yardım eğitiminin etkinliğini ölçmek amacıyla yapılmıştır. Tek grupta ön test ve son test yarı deneysel olarak tasarlanmış çalışmanın örneklem grubunu Van il Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı Van Rekabet Kurumu İlkokulunda öğrenim görmekte olan 8-11 yaş aralığındaki 131 öğrenci oluşturmuştur. İlk yardım eğitimi, teorik ve uygulamalı olarak palyaço ile role-play çalışması yapılarak verilmiştir. Veriler, 'Tanıtıcı Bilgi Formu', İlk Yardım Bilgi Formu ve İlk Yardım Uygulamaları Beceri Değerlendirme Formu kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirmesinde, tanımlayıcı istatistikler; Ortalama, Standart Sapma, Minimum ve Maximum olarak ifade edilirken, sürekli değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemede Pearson Korelasyon katsayıları, kategorik değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemede ise Ki-kare testi kullanılmıştır. Araştırma kapsamına alınan öğrencilerin yaş ortalaması 9.36 ± 1.28 olup, büyük çoğunluğu 8 yaş (%36.6, n=48) ve 11 yaş (%33.6, n=44) grubundadır ve 52.7 (n=69)'si kızlardan oluşmaktadır. İlk yardım bilgi formu sorularını doğru cevaplayan öğrenci sayısı, tüm sorularda anlamlı düzeyde artmıştır (p<0.05). Ön testte doğru cevaplayan öğrencilerin oranı %20.6-%81.7 arasında değişmekte iken son testte %71.8 -%100 arasında bulunmuş olup, cinsiyet bakımından kızlar ve erkekler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır (p>0.05) Ortalama beceri puanlarının cinsiyete göre karşılaştırılmasında kızlar %89.7 erkekler %88.2 başarılı bulunmuş olup genel olarak cinsiyete bakıldığında kızlar ve erkekler arasında istatistiksel anlamda bir fark bulunamamıştır (p>0.05) 8-11 yaş arası çocuklara verilen ilk yardım eğitimi ile çocukların ilk yardım uygulamalarına ilişkin bilgi ve beceri düzeylerinde artış sağlanmıştır. Anahtar Kelimeler: İlk Yardım Eğitimi, Okul çocukları, Okul kazaları

KazalarOkul çağı dönemiOkullar+3
Gamze Aksu
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Analysis of human factors in aircraft accidents: The case of the USA

Since the advent of commercial aviation, there have been numerous aircraft crashes. Lessons derived from each accident and the data obtained from these aircraft accidents have played a major role in the development of the aviation industry. To achieve this development, it is vital to analyse the factors underlying aircraft accidents properly. Different methods and models to analyse the factors that led to aircraft accidents have been introduced over time. One of the closest and most comprehensive models to today is the Human Factors Analysis and Classification System (HFACS). This model examines and classifies the latent or explicit human factors at all levels. Content analysis which is a qualitative research method was used in this study. 245 reports of commercial aircraft that took place between 2000 and 2018 in the USA are downloaded from the database of the National Transportation Safety Board (NTSB) and the causes of those accidents were analysed and classified according to the HFACS model. For classification, the most up-to-date versions of HFACS, HFACS 7.0, and HFACS-ADF models were taken as a basis and the accidents were coded within this framework. As a result of the research, causes of commercial aircraft accidents and their relationship with each other were tried to be revealed.Unlike the classical HFACS applications, the causes of accidents were not only examined at the operational and organizational level, but also non- organizational factors were included in the research.

United States of AmericaHFACSAirline transport+7
Nurcan Kızıltepe
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Taşımalı eğitim veren ilkokullarda ve ortaokullarda risk ve risk yönetimi

Bu araştırmanın amacı, taşıma yoluyla eğitim veren ilk ve ortaokul yöneticilerinin ve ilgili okullardaki öğrenci velilerinin, okullarında karşılaşılabilecek riskler ve bu risklerin yönetimi hakkındaki görüşlerini incelemektir. Araştırmada durum araştırması modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Van ili İpekyolu, Tuşba ve Edremit merkez ilçelerinde taşımalı eğitim veren 90 ilk ve ortaokulun yöneticileri ve taşımalı eğitime tabi öğrencilerin velileri oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu ise taşımalı eğitim veren okullardan 12 okulda görev yapan gönüllü 24 yönetici ve öğrencisi taşımalı eğitime tabi gönüllü 12 veli oluşturmaktadır. Araştırma, yöneticilere yönelik oluşturulan 10 soru ve velilere yönelik oluşturulan 5 soruluk yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Ayrıca araştırmada katılımcılara yönelik bir de 'kişisel bilgi formu' kullanılmıştır. Araştırmanın verilerinin çözümlenmesinde, elde edilen bulgulara dayalı olarak içerik analizi kullanılmıştır. Analiz sonucunda, kodlamalar oluşturulmuş, kodlamalar bir araya getirilerek de temalar (kategoriler) ortaya çıkarılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlarda yönetici ve velilerin görüşlerine göre, taşımalı eğitim veren kurumlarda en çok karşılaşılan risklerin başında beslenme uygulamasından kaynaklı zehirlenme riski ve eğitimsiz servis şoförlerin varlığı ile bu servislerin kaza yapma ihtimali gelmektedir. Yöneticiler, riskleri yönetmede benzer görüşlerde bulunarak sırasıyla 'denetimle önlem alma', 'ikaz ve uyarıda bulunma', 'üst birimle iletişim' ve 'öğretmen görevlendirme' yöntemlerini kullandıklarını ifade etmişlerdir. Okul yöneticilerinin hemen hepsi yetki sıkıntısından kaynaklı olarak riskleri yönetmede sıkıntı yaşadıklarını ifade ettiklerinden yöneticilere verilecek daha geniş yetkilerin, riskleri yönetme işine katkı sunabileceği belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler Taşımalı eğitim, risk, risk yönetimi, risk yönetimi yöntemleri.

BeslenmeEğitim sistemiEğitim yönetimi+6
Fatih Oğuz Çelik
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlı bireylerde düşme davranışını etkileyen faktörlerin incelenmesi

Bu çalışmada sağlıklı yaşlı bireylerde yaşlanma ile birlikte artan düşmelerin risk faktörlerini ve bu faktörlerin birbirleriyle olan ilişkilerini değerlendirmek amaçlanmıştır. Çalışmaya 65 yaş ve üzerinde olan 50 katılımcı (18 erkek, 32 kadın) dahil edilmiştir. Katılımcılar Tinetti Düşme Etkinlik Ölçeği, Yaşlı Bireylerde Düşme Davranışları Ölçeği, Mini Mental Test, Geriatrik Depresyon Ölçeği, Whoqol-Old Yaşam Kalitesi Ölçeği, İşitme Engeli Ölçeği-Yaşlı, Mini-Bestest: Denge Değerlendirme Ölçeği kullanılarak değerlendirilmiştir. Bu çalışmada MMT İle DDÖ-Seviye Değerlendirme alt boyutu arasında negatif korelasyon bulunmuştur. MMT-Kayıt Hafızası ile FES arasında negatif korelasyon bulunmuştur. MBT ile FES arasında negatif korelasyon bulunmuştur. MMT ile DDÖ arasında negatif korelasyon bulunmuştur. Whq-OLD ile FES arasında negatif korelasyon bulunmuştur. GDÖ ile FES arasında negatif korelasyon bulunmuştur. GDÖ ile DDÖ arasında negatif korelasyon bulunmuştur. İEÖ ile FES arasında pozitif korelasyon bulunmuştur. Sonuç olarak denge yeteneği azaldıkça bireylerin daha fazla koruyucu davranışlar sergilediği, daha fazla düşme korkusu yaşadığı sonucuna varılmıştır. Son bir yıl içerisinde düşme hikayesi olan bireylerin denge puanları daha düşük gözlenmiştir. Ayrıca kadınların erkeklerden daha çok sakınma davranışı gösterdiği ve farkındalık davranış puanlarının daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Düşme korkusu, işitme engel seviyesi ve yaşam kalitesi ile anlamlı derecede ilişkili bulunmuştur. Sonuçlar düşmenin risk faktörlerinin çoklu değerlendirilmesinin düşmeyi önleme programlarına faydalı olacağını göstermektedir. Denge sisteminin iyileştirilmesinde, koruyucu düşme davranışlarının önlenmesinde ve düşmelerin azaltılmasında vestibüler- postural egzersizlerin kombinasyonu önemli bir yer tutmaktadır.

DengeDüşme kazalarıKazalar+3
Hale Çerezci
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Uçak kazalarına etki eden insan faktörlerinde örgütsel etkilerin rolü

Havacılığın ilk gelişim yıllarında meydana gelen kazalara neden olarak gösterilen teknik ve mekanik faktörlerin eksiklikleri, teknolojinin gelişmesi ile yerini özellikle 1950-1960 yıllarından itibaren insan faktörüne bıraktığı bilinmektedir. Günümüze kadar yapılan araştırmalar sonucu, en önemli faktör doğası gereği hata yapar düşüncesiyle kazaların %70-80'nine sebep olarak gösterilen insandır. Bu durum bazı çalışmalarda, havacılık kazalarının yaklaşık %70'inin pilotaj hatası olarak sınıflandırıldığını göstermektedir. Oysa yetenek hatası insan faktörlerinden sadece bir tanesidir. Ayrıca kazalar bir dizi olaylar zincirinin sonucudur ve bu zincirin son halkası pilotlardır. Bu araştırmada özellikle vurgulanan nokta İnsan Faktörleri olarak tüm etkilerin doğrudan kök neden olarak İnsan hatası şeklinde aktarılmasıyla oluşan bakış açısına dikkat çekmekle birlikte sektörün insan kaynağının stratejik önemine vurgu yapmaktır. Bu odaktan değerlendirildiğinde kazalara etki eden kök nedenlere ve bu nedenler içerisindeki insan faktörleri noktasında örgütsel ayrımlara doğru açı ile odaklanılması havacılıkta hem üretim kaynaklarının hem de emniyetin etkin tahsisine yardımcı olacaktır. Çalışmanın amacı; insan faktörünün hata yüzdesi üstünde soru işareti oluşmasında önemli rol oynayan örgütsel etkileri ön plana çıkarmaktır. Bunun yanında etkin bir insan kaynağı yönetiminin sektörel önemini ortaya koymaktır. Nitelikli ve yetenekli insan kaynağı hedefi olan bu sektörde yetersiz eğitim, yorgunluk, yanlış yönetimsel kararlar, ekip kaynak yönetimindeki yanlış eşleştirme, örgütsel baskılar ve stres, havayolu firmasının ekonomik kaygıları gibi nedenlerin kokpit ekibinin koordinasyon kurmada başarısız olmasında ve hata yapmasında asli nedenken nihai hata pilotaj olarak sunulmaktadır. Nitelim yapılan kazalardan elde edilen veri dokümanları incelendiğinde insan faktörü şeklinde anlaşılan pilotaj hatasının sanıldığı gibi doğrudan etkilerle %70-80 olmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca araştırma sonucuna göre bu kazalarda kokpite etki eden faktörlerin yarısının örgütsel yönetim, kaygı, karar ve baskı kaynaklı olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak havacılık kazalarında insan faktörü denildiğinde anlaşılan pilotaj hatasının %30-40 oranında olduğu sonucuna varılmıştır.

Emniyetli yönetimHava trafik yönetimiHava yolları+7
Abdullah Türk
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Havacılıkta insan faktörünün uçak kazalarına etkisinin incelenmesi: Tenerife uçak kazası örneği

İnsanın doğası gereği birtakım sınırlara sahiptir. Performans ve limitleri belirleyen bu sınırlar, aynı zamanda insanları hata yapmaya açık hale getirmektedir. Geçmişten günümüze kadar yapılan birçok akademik çalışmanın sonucuna göre, hava aracı kazaları insan hatalarından kaynaklanmaktadır. İnsan hatalarının en aza indirilmesi, insanların bu limitlerini kontrol edebilecek bilincin saptanması özellikle havacılık sektörü için önem taşımaktadır. Çünkü insan, emniyet ve güvenliği sağlamanın ön planda olduğu havacılık sektörünün olmazsa olmazıdır. Havacılıkta İnsan Faktörleri konusu havacılık sektörünün ortak bir paydası haline gelmiştir. Merkezinde insanı barındıran havacılık sektörü için insanlar tarafından yapılan hatalar da engellenemez bir boyut kazanmıştır. Havacılık sektöründe son derece etkin bir role sahip olan insan faktörünün beraberinde getirdiği hatalar birçok hava aracı kazasına sebep olmuştur. Bu çalışmada, uçak kazalarının sebeplerinin saptanabilmesi için havacılıkta insan faktörü konusu araştırılmıştır. Havacılıkta insan faktörünün gelişimi ve öneminin açıklandığı birinci bölümün ardından, insan faktörlerinin temel kavramları detaylı bir biçimde açıklanmıştır. İnsanları hata yapmaya açık hale getiren ve performansı düşüren on iki faktör şunlardır; iletişim eksikliği, kendine güvenme, bilgi eksikliği, zihin dağılması, ekip çalışmasında eksiklik, yorgunluk, kaynak eksikliği, baskı, özgüven eksikliği, stres, farkındalık eksikliği, normlar. Bu faktörler çerçevesinde İsviçre Peyniri Modeli üzerinden Tenerife Uçak Kazası analizi yapılmıştır. Araştırma için verilerin toplanması ve analiz edilmesi sürecinde nitel araştırma deseni tercih edilmiştir. Verilerin toplanması için, görüşme ve yazılı doküman ve belgelerin analizi yöntemleri kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına istinaden yorumlara yer verilerek çalışma tamamlanmıştır.

Ekip kaynak yönetimiHava aracıHava yolu taşımacılığı+7
Şebnem Tamer
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Pilotların ekip kaynak yönetimi becerilerinin ticari uçak kazalarına etkileri

Teknolojik gelişmeler, sivil havacılık alanında yeni tip uçaklar, yeni donanımlar ve yeni navigasyon türleri gibi farklı şekillerde kendini göstermektedir. Bu gelişmelerin ışığında giderek mükemmelleşen teknoloji karşısında insan-makine etkileşiminin artmasıyla birlikte insan hataları daha çok farkedilmeye başlanmıştır. Bu hatalara sebep olan insan psikolojisini ve limitlerini anlamak; mümkün olduğunca bu hataları azaltabilmek için insan faktörleri ve psikoloji bilimleri birçok araştırma yaparak sivil havacılıkta ekip kaynak yönetimi sisteminin kullanılmasının gerekliliğini ortaya çıkartmış ve günümüze kadar sürekli olarak geliştirmiştir. Ekip kaynak yönetimi, ortak bir amaç için bir araya gelmiş bireylerin sosyal, bilişsel ve fizyolojik yetilerini yönetmesini sağlayarak yüksek performanslı ekip çalışmasını sağlayan bir sistemdir. Bu sistem uçuşun başında yapılan brifing aşamasından uçuşun sonundaki debrfinge e kadar kabin, kokpit, yer personeli, ve hava trafik kontrolorü gibi birçok farklı birimin emniyetli bir uçuş ortamı oluşturmak için birlikte uyum içinde çalışmalarını hedeflemektedir. Bu tezde, uygulanan anket aracılığıyla toplanan verilerle, pilotların ekip kaynak yönetimi eğitimlerine bakış açıları ölçülürken; yapılan kaza incelemeriyle de pilotların ekip kaynak yönetimi becerilerinin uçuş emniyetine etkilerinin değerlendirilmesiyle karma bir yöntem kullanılmıştır. Bu kapsamda, birinci bölümde ekip kaynak yönetiminin tanımı yapılmış, tarihsel gelişimi ve havacılıkta ekip işleyişi incelenmiştir. İkinci bölümde ekip kaynak yönetiminin bileşenleri detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Üçüncü bölüm, ekip kaynak yönetimi eğitimleri ve pilotların ekip kaynak yönetimi becerileri üzerinden değerlendirme sistemlerine odaklanılmıştır. Dördüncü bölümde ekip kaynak yönetimi ve ticari uçak kazaları arasındaki ilişkilere değinilmiş, yıllara göre gerçekleşen kazaların oranları belirtilmiştir. Yine bu bölümde ekip kaynak yönetiminin ticari uçak kazalarına etkilerini araştırmak için iki farklı kaza; aynı zamanda ekip kaynak yönetiminin bireysel bir unsuru olan tehdit ve hata yönetimi modeli üzerinden derinlemesine incelenmiştir. Ayrıca beşinci bölüm, pilotların ekip kaynak yönetimi eğitimlerine bakış açısını ölçmek için anket yöntemiyle toplanan verilerin analizini içermektedir.

Ekip kaynak yönetimiHava yolu taşımacılığıHava yolu ulaşımı+5
Pelin Kaçar
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Uygulanan ambargoların İran havacılık kazalarıyla ilişkisi

1980 yılında İran'a yönelik başlatılan yaptırımlar, zaman içerisinde sivil havacılık sektörünü de önemli ölçüde etkilemeye başlamıştır. Yaptırımlar, %10'dan fazla Amerikan teknolojisine sahip uçakların satın alınmasını engellemek için konulmuştur. Yaptırımlar, bu türden uçakların ticaretinin yapılmasını ABD Hazine Bakanlığı'nın iznine bağlamıştır. Bu kurala uymayan aracı şirketler de ABD yaptırımlarına tabi olma riskiyle karşı karşıya kalmaktadır. Bu çalışma, İran'a uygulanan ambargoların kazalara etkisini araştırmak üzere tasarlanmıştır. Çalışmada Uluslararası Sivil Havacılık Örgütünün (ICAO) son yedi yıllık verileri kullanılarak İran, benzeri sayıda uçuş sayısına sahip 3 bölge ülkesi (Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır) ve uzak doğudan bir ülke (Tayland) ile kıyaslanmış ve aralarındaki farkın istatistiki olarak ne derece anlamlı olduğu test edilmiştir. Sonuçlar göstermektedir ki İran'daki kaza oranları, karşılaştırılan dört ülkeden de fazladır ve bu fark istatistiksel olarak anlamlıdır. Diğer ülkeler de karşılıklı olarak birbirleriyle karşılaştırılmış ve bu karşılaştırma sonucunda farkın istatistiksel düzeyde anlamlı olmadığı, sadece İran ile aralarındaki farkın anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Bu durum da İran'da meydana gelen hava araçlarının karıştığı kazalarla uygulanan ambargoların birbiriyle ilişkili olabileceğini göstermektedir. Bu durum sadece İran ve İran vatandaşlarını değil, tüm dünyayı ilgilendirmektedir. Elde edilen veriler bakımından böyle bir çalışmanın ilk olması, alan adına önemli olduğu düşünülmektedir.

AmbargoHava yolu taşımacılığıHava yolu ulaşımı+7
Maryam Shahamat
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

İkonografik Düşme Etkinlik Ölçeği'nin Türkçe versiyonu ve geçerlik, güvenirliğinin araştırılması

Bu çalışmanın amacı, ülkemizde yaşayan yaşlı bireylerde İkonografik Düşme Etkinliği Ölçeği'nin (İDEÖ) geçerliğini, güvenirliğini incelemek ve ölçeği Türkçe'ye kazandırmaktır. Çalışmaya günlük yaşam aktivitelerinde bağımsız ve bilişsel bozukluğu olmayan 60 yaş ve üzeri 150 birey dahil edildi. Öncelikle İDEÖ'nün Türkçe dil geçerliği sağlandı. Ölçeğin yapı geçerliği faktör analizi yöntemi ile incelendi ve 2 faktörlü bir yapı ortaya kondu. Bunun yanında tek faktör çözümlemesi de yapıldı. Tek faktör çözümlemesinde toplam varyansın %52,22'lik kısmı açıklandı. Kriter geçerliği için, Uluslararası Düşme Etkinlik Ölçeği (UDEÖ) ve Aktiviteye Özgü Denge Güven Ölçeği (AÖDGÖ) kullanıldı. İDEÖ'nün uzun versiyonu ile AÖDGÖ arasında negatif yönde güçlü bir ilişki bulunurken (r=-0,887, p<0,01), İDEÖ'nün uzun versiyonu ile UDEÖ arasında pozitif yönde güçlü bir ilişki bulundu (r=0,910, p<0,01). Benzer şekilde İDEÖ'nün kısa versiyonu ile AÖDGÖ arasında negatif yönde bir korelasyon saptanırken (r=-0,834, p<0,01), UDEÖ ile İDEÖ kısa versiyonu arasında pozitif yönde bir korelasyon elde edildi (r=0,885, p<0,01). Ölçeğin güvenirliğinin saptanmasında iç tutarlılık için Cronbach alfa değeri, test tekrar test güvenirliği için sınıf içi korelasyon katsayısı hesaplandı. İç tutarlılığın belirlenmesinde kullanılan Cronbach Alfa değeri ölçeğin uzun versiyonu için 0,965, kısa versiyonu için 0,902 olarak hesaplandı. Bir hafta ara ile yapılan iki ölçüm arasında hesaplanan sınıf içi korelasyon katsayıları (ICC) ölçeğin uzun ve kısa versiyonu için sırasıyla 0,985 ve 0,970 olarak bulundu (p<0,001). Sonuç olarak; İDEÖ'nün her iki versiyonunun toplumda yaşayan, bilişsel bozukluğu olmayan yaşlılarda geçerli ve güvenilir bir değerlendirme aracı olduğu görüşüne varıldı.

Düşme kazalarıGeriatriGüvenilirlik ve geçerlilik+6
Aysun Yağci Şentürk
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Düşme hikayesi olan yaşlı bireylerde farklı tip egzersiz eğitimlerinin fonksiyonellik üzerine etkisi

Bu çalışmada, düşme hikayesi olan yaşlı bireylerde farklı tip egzersiz eğitimlerinin fonksiyonellik üzerine etkisi incelendi. Çalışmaya katılan bireyler körlendi ve 30 yaşlı birey dahil edildi. Bireylerin sosyodemografik bilgileri, Mini Mental Durum Testi, Tinetti Düşme Etkinlik Ölçeği, Dinamik Yürüyüş İndeksi, Montreal Bilişsel Değerlendirme Ölçeği, Vestibüler Bozukluklarda Günlük Yaşam Aktiviteleri Ölçeği, Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği-Yaşlı Modülü test sonuçları kaydedildi. Kalça fleksörleri ve abdüktörleri, m.quadriceps femoris ve m.tibialis anterior kas kuvveti manuel kas kuvvet dinamometresi ile ölçüldü. Denge değerlendirmelerinde; bilgisayarlı dinamik postürografiye ait duyusal organizasyon testi, adaptasyon testi kaydedildi. Bireyler bloklama ve tabakalandırma randomizasyon yöntemi ile 3 gruba ayrıldı. Tüm gruptaki bireyler ev programı olarak vestibüler egzersiz eğitimini 8 hafta süreyle günde 2 kez uyguladı. Birinci gruptaki bireylere ev programı olarak vestibüler egzersiz eğitimi, ikinci gruptaki bireylere bilgisayarlı denge sisteminde uygulanan bireye özgü oluşturulan rehabilitasyon programı, üçüncü gruptaki bireylere ise, kare adım egzersizleri uygulandı. Egzersiz eğitimi 8 hafta boyunca, haftada 3 kez uygulandı. Bireylerin grup içinde tedavi öncesi ve sonrasında kas kuvveti, denge testleri değerlendirme sonuçları, düşme korkusu, yürüyüş fonksiyonları, kognitif fonksiyonlar, günlük yaşam aktiviteleri, yaşam kalitesi değerlendirme sonuçlarında her üç grupta da anlamlı fark bulundu (p<0.05). Kare adım egzersiz eğitimi uygulanan bireylerde tüm değerlendirme sonuçlarında anlamlı artış izlenmiştir (p<0.05). Bu sonuçlara göre kare adım egzersiz eğitiminin yaşlı bireylerin rehabilitasyon programında yer almasının düşme riskinin önlenmesi açısından yararlı olabileceğini düşünmekteyiz.

Düşme kazalarıEgzersizEgzersiz tedavisi+4
Ayşe Abit Kocaman
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin kanser hastalarında düşme riski ile yaşam kalitesi ilişkisi

Bu çalışma, kanser tanısı sonrası tedavi aşamasında olan yetişkin kanser hastalarının düşme riski ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkiyi incelemek amacı ile gerçekleştirildi. Çalışmamıza onkolog tarafından tanısı konulan, solid tümörü olan 18-65 yaş aralığında 54 yetişkin kanser tedavisi gören hasta katıldı. Aldıkları tedaviye göre hastalar 3 gruba ayrıldı. 1. grubu sadece kemoterapi alan 17 hasta, 2. grubu kemoterapi+ cerrahi olan 20 hasta, 3. grubu kemoterapi+radyoterapi+cerrahi olan 17 hasta oluşturdu. Hastaların denge değerlendirmesi Berg Denge Ölçeği (BDÖ) ile ayak tabanı duyusu; hafif dokunma ve iki nokta ayırımı olarak iki kısımda, düşme riski Tinetti Düşme Etkinlik Ölçeği (TDEÖ) ile yorgunluk şiddeti Yorgunluk Şiddet Skalası (YŞS) ile yaşam kalitesi Avrupa Kanser Tedavisi Araştırma Organizasyonu Yaşam Kalitesi Anketi- Çekirdek 30 (AKTAO-YK-Ç 30) ile, üst ekstremite kas kuvveti Jamar el dinamometresi ile alt ekstremiteden M. QF kas kuvveti manuel kas testi ile değerlendirildi. Yapılan değerlendirmeler sonucunda; tedavi gören kanser hastalarının düşme riskinin olduğu (%24,1) ve en fazla kemoterapi+radyoterapi+cerrahi grubunun düşme öyküsüne sahip olduğu bulundu. Yaşam kalitesi ile düşme riski arasındaki ilişkide; yaşam kalitesi alt basamaklarından fonksiyonel ölçekten fiziksel fonksiyon (r=-0,386, p=,005) rol fonksiyonu (r=-0,471, p=0,000), kognitif fonksiyon (r=-0,312, p=0,026) ve fonksiyonel skor (r=-0,496, p=0,000) ile semptom ölçeğinden ise yorgunluk (r=0,392, p=0,04), ağrı (r=0,283, p=0,044) ve semptom skoru (r=0,282, p=0,45) ile ilişkili olduğu bulundu. Yorgunluk hissinin fazla olması, kadın cinsiyetin, 50 yaş ve üzerinde olmanın, denge kaybının olması ve topukta hafif dokunma duyusunun azalması hastaların düşme riskini artırdığı bulundu. Çalışmamızın sonucunda tedavi gören kanser hastalarında düşme riskinin olduğu ve düşmenin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilediği belirlendi. Hem yaralanmaların önüne geçmek hem de yaşam kalitesini artırmak için kanser hastalarında düşmelerin erken dönemde önlenmesinin önemli olduğu düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: kanser, düşme riski, yaşam kalitesi, yorgunluk

Düşme kazalarıKanser hastalarıKazalar+4
Ayşegül Atlı
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ev kazaları konusunda okul öncesi dönemdeki çocukları eğitici ve yönlendirici bir hareketli grafik uygulaması

Günümüzde popüler uygulamalarda yer alan hareketli grafik tasarım uygulamaları, dikkat çekiciliği artarak göze çarpmaktadır. Her gün yenisi eklenen mobil uygulamalarda hareketli grafikler, geniş bir tasarım yelpazesine sahip olmaktadır. Okul öncesi dönem çocuklarının da ilgisini çeken bu uygulamalar büyük bir tehlike oluşturan ev kazalarına karşı önlem almakta yardımcı olmaktadır. Konu ile ilgili daha önce yapılan araştırma ve çalışmaları taradığımızda yeterli kaynağın olmadığı, var olanların da görsel ve estetik açıdan nitelikli olmadığı gözlemlenmiştir. Bu doğrultuda tezin daha sonra yapılacak araştırmalar için bir kaynak olması amaçlanmıştır. Tez, uygulama dahil dört bölümde incelenmiştir. Birinci bölümde "Okul Öncesi Çocukların Eğitimi ve Ev Kazaları Konusunda Bilgilendirme Yöntemleri" araştırılmıştır. Yine bu alt başlık kapsamında okul öncesi eğitimin tarihsel gelişimi, eğitimde kullanılan yöntem ve teknikler araştırılarak ev kazaları ve ev kazalarına sebep olabilecek durumlar incelenmiştir. İkinci bölümde "Hareketli Grafikler" bölüm başlığında hareketli grafiklerin tarihsel gelişimi, hangi ortamlarda kullanıldığından bahsedilerek hareketli grafikler temel tasarım ilkeleri doğrultusunda incelenmiştir. Üçüncü bölümde "Okul Öncesi Çocukların Eğitimi İçin Üretilmiş Hareketli Grafik Çalışmalar" başlığı altında animasyonlar, elektronik kitaplar, hareketli infografikler ve oyunlar incelenmiştir. Keyifle eğlenerek öğrenme anlayışından hareketle çocukların ilgisini çekebilecek var olan uygulamalara örnekler verilmiştir. Dördüncü bölüm ise uygulama ayrıntı ve detaylarının yer verildiği bölümdür. Yapılan kuramsal araştırmalar doğrultusunda elde edilen veriler eşliğinde uygulama projesi hazırlanmıştır. Okul öncesi dönem çocuklarını bazı kaza türlerine karşı eğitici ve yönlendirici uyarılarda bulunarak ailelere de kazaların oluşmaması için önerilerde bulunulmuştur.

Ev kazalarıGrafik eğitimiGrafik göstergeler+7
Fatma Aydoğdu Torbacı
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlı bireylerde fiziksel performansa dayalı düşme riski ve emosyonel durumun düşme korkusuna katkısı

Amaç: Çalışmamızın amacı, huzurevinde kalan yaşlı bireylerde düşme korkusu ile fiziksel performansa dayalı düşme riski ve emosyonel durum arasındaki ilişkiyi belirlemek, hangisinin düşme korkusunda daha etkili olduğunu araştırmaktır. Yöntem: Çalışma Aydın Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi'nde kalan 63 yaşlı birey üzerinde yapıldı. Çalışmaya 65 yaş ve üzerinde olan, akut sağlık problemi olmayan, yatağa veya tekerlekli sandalyeye bağlı olmayan, yönergeleri takip edebilen gönüllü 51 erkek ve 12 kadın olmak üzere toplam 63 kişi dahil edildi. Bireylerin demografik özellikleri, kullandığı ilaçlar ve düşme öyküsü kaydedildi. Düşme korkusu Uluslararası Düşme Etkinliği Skalası (FES-I) ile, fiziksel performansa dayalı düşme riski Berg Denge Ölçeği (BDÖ) ile, emosyonel durum Hamilton Anksiyete Değerlendirme Ölçeği (HAM-A) ile değerlendirildi. Bulgular: Düşme korkusu, fiziksel performansa dayalı düşme riski ve anksiyete kadınlarda erkeklere göre anlamlı olarak daha fazla bulundu (p<0.05). Düşme hikayesi olanlarda olmayanlara göre düşme korkusu ve düşme riski anlamlı olarak daha fazlaydı (p<0.05). Anksiyete de düşme korkusu olanlarda daha fazla olmakla birlikte istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı (p>0.05). Düşme riskiyle yaş arasında pozitif korelasyon (r=0,324), Vücut Kitle İndeksi (VKİ) ile arasında negatif korelasyon (r=-0,276) saptandı (p<0.05). Emosyonel durumla yaş arasında pozitif korelasyon (r=0,266) bulundu (p<0.05). Fakat emosyonel durumla VKİ arasında anlamlı bir ilişki bulunamadı (p>0.05). Fiziksel performansa dayalı düşme riski ile emosyonel durum arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı (p>0.05). Düşme korkusu ile yaş arasında pozitif korelasyon (r=0,259) bulundu (p<0.05). Fakat düşme korkusu ile VKİ arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamadı (p>0.05). Düşme korkusu ile fiziksel performansa dayalı düşme riski ve anksiyete arasında pozitif ve orta derecede korelasyon (r=0,589) bulundu (p<0.05). Fiziksel performansa dayalı düşme riski ve anksiyetenin, düşme korkusunda etkili olduğu ve bu etkinin eşit seviyede olduğu tespit edildi (p<0.05). Sonuç: Yaşlı bireylerde fiziksel performansa dayalı düşme riski ve anksiyetenin düşme korkusuyla ilişkili olduğu ve her ikisinin de düşme korkusuna katkısı bakımından eşit seviyede etkili olduğu belirlendi. Anahtar Kelimeler: Yaşlı; Düşme Korkusu; Düşme Riski; Emosyonel Stres

Düşme kazalarıFiziksel performansGeriatri+5
Betül Akca
Ege University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Yetişkinlerde travma sonrası gelişmenin yordanması: Soma maden kazası örneği

Travmatik olaylar neticesinde bireylerin negatif tepkilerinin yanında bir takım olumlu değişimlerin olduğu da gözlenmiştir. Travma sonrasında ortaya çıkan bu olumlu değişmeler travma alanında son yıllarda üzerinde çalışılan konular arasında yer almakta ve genel olarak travma sonrası gelişme kavramı ile açıklanmaktadır. Travmatik olaylar bir yakının kaybı neticesinde yaşanan yas, savaş deneyimi, doğal afetler, kazalar, ölümcül ya da kronik hastalıklar, silahla yaralamalar ve cinsel saldırılar olarak tanımlanmaktadır. Kişiler bu olayların negatif sonuçları ile başa çıkmaya çalışırken bir yandan da pozitif yönde gelişme gösterebilirler. Bu araştırmada Soma Maden Kazasında birinci derece yakınlarını kaybeden yetişkinlerin travma sonrası gelişim düzeylerinin cinsiyet, yaş, ruminasyon, psikolojik sağlamlık ve dünyaya ilişkin varsayımlar gibi bireysel; inanç, yas sürecindeki ritüellere katılım ve psikolojik yardım gibi sosyo kültürel değişkenler bağlamında incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda nicel ve nitel verilerin eş zamanlı toplanarak birlikte yorumlandığı "yakınsayan paralel desen" karma araştırma yöntemi seçilmiş ve iki farklı problem durumu tasarlanmıştır. Birinci problem durumunda "cinsiyet, yaş, psikolojik sağlamlık, psikolojik yardım alma, ruminasyon türleri ve dünyaya ilişkin varsayımların dünyanın iyiliği ve olayların rastlantısallığı boyutlarının travma sonrası gelişmeyi yordama düzeyi" Travma Sonrası Gelişme Ölçeği, Ruminasyon Ölçeği Kısa Formu, Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği ve Dünyaya İlişkin Varsayımlar Ölçeği' nin "Dünyanın İyiliği" ve "Olayların Rastlantısallığı Alt Ölçekleri" aracılığıyla ölçülmüş, elde edilen veriler Çoklu Regresyon Analizinin Adımsal Ekleme Metodu ile analiz edilmiştir. Araştırmanın nicel verileri 108 katılımcı ile birebir görüşülerek toplanmıştır. Katılımcıların 74'ü kadın, 34'ü erkektir. Katılımcıların yaş aralığı 18 ile 78 arasında değişmektedir. Ortalama yaş ise 44'tür. 48 kişi Soma Merkez'de, 12 kişi Kınık Merkez'de, 21 kişi Kırkağaç Merkez'de, 27 kişi ise Kınık'ın köylerinde yaşamaktadır. Kayıp sonrası 64 kişiye psikolojik müdahalede bulunulurken, 44 kişiye herhangi bir psikolojik müdahale yaklaşımı uygulanmamıştır. Araştırmanın nicel bulguları incelendiğinde katılımcıların travma sonrası gelişme düzeylerinin 52.31 (n = 108, Ss = 25.04) olduğu bulunmuştur. Bununla beraber cinsiyet ve derinlemesine düşünme /amaçlı ruminasyon değişkenlerinin regresyon modeline anlamı bir katkısının olmadığı; yaş değişkenin ise travma sonrası gelişmeyi negatif olarak yordadığı bulunmuştur. Önem sırasına göre en güçlü yordayıcı değişkenler yaş (β = -.38, t= -.4.74, p<.001), psikolojik sağlamlık (β = .29, t = 3.54, p = .001), istemsiz ruminasyon (β = .25, t = 2.99, p<.01), olayların rastlantısallığı (β = .22, t = 2.84, p<.05) ve dünyanın iyiliği varsayımı (β = .19, t = 2.15, p<.05) olarak bulunmuştur. Adımsal ekleme metoduna dayalı regresyon analizi sonucu elde edilen 5. Modele dahil olan bu değişkenlerin travma sonrası gelişmeye ilişkin toplam Varyansın % 45'ini açıkladığı [R = .66, R² = .43, F1-102 = 4.606, p< .05] bulunmuştur. Araştırmanın ikinci problem durumunda inanç, yas sürecindeki ritüellere katılım ve psikolojik yardımın travma sorası gelişme ile ilişkisi incelenmiştir. Bu aşamada 20 katılımcıyla yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi ile birebir görüşülmüştür. Elde edilen nitel veriler içerik analizi ile incelenmiştir. Araştırmanın İçerik analizi yöntemi ile elde edilen nitel bulgular incelendiğinde Travma Sonrası Değişim ve Travma Sonrası Gelişmeyi Etkileyen Faktörler olmak üzere iki temel kategorinin ortaya çıktığı görülmektedir. Travma sonrası değişim "travma sonrası gelişme" ve "travma sonrası stres" temalarına ayrılmış; travma sonrası gelişmeyi etkileyen faktörler ise "sosyal ve ekonomik faktörler", "fiziksel aktivite/bedensel uğraşlar", "inanç", "bilişsel işleme", "kültürel faktörler (dini ve kültürel ritüeller)" ve "psikolojik yardım faktörü" olmak üzere altı temada toplanmıştır. Sosyal ve ekonomik faktörler kendi içinde "başa çıkmayı kolaylaştıran ve "başa çıkmayı zorlaştıran faktörler" olarak iki alt temada toplanmıştır. Bilişsel işleme teması da kendi içinde iki alt temaya ayrılmıştır. Bunlar: "dünyaya ve insanlığa ilişkin olumlu ve nötr varsayımlar ve dünyaya ve insanlığa ilişkin olumsuz varsayımlardır". Psikolojik yardım faktörü teması da "psikolojik yardımın türü ve süresi" ve "psikolojik yardımı reddetme ve bırakma" olmak üzere iki alt temada toplanmıştır. Özellikle dayanma gücü ve sabrın Allah'tan geldiğine inana içsel dini yönelimin, olumlu, destekleyici sosyal çevrenin ve travma temelli müdahalelere dayalı psikolojik yardımın; dünyaya ve insanlığa ilişkin olumlu varsayımların; kültürel ve dini ritüellere katılımın ve doğada uğraş gibi fiziksel aktivitelere dayalı aktif başa çıkma süreçlerinin travmatik bir kayıp sonrası toparlanmayı ve gelişmeyi olumlu olarak desteklediği bulunmuştur. Bununla beraber sosyal çevrenin olumsuz yaklaşımının, ekonomik problemlerin, artan sorumluluklarla başa çıkmakta zorlanmanın travmatik bir kayıp sonrası uyumu zorlaştırdığı bulunmuştur. Bulgular ilgili alan yazını çerçevesinde tartışılarak yorumlanmış ve travma sonrası süreçler ile ilgili gerçekleştirilecek sonraki araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur.

KazalarMaden işçileriManisa-Soma+7
Ezgi Denizel Güven
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlılarda düşme riski, denge ve yaşam kalitesinin, kırılganlık bileşenleriyle ilişkisinin incelenmesi

Amaç: Bu çalışmada İzmir Gürçeşme Zübeyde Hanım Huzurevi'nde yaşayan yaşlılarda kırılganlığı değerlendirmek ve düşme riski, denge kaybı, yaşam kalitesinin kırılganlık bileşenleriyle olan ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmamıza huzurevinde kalan 65 yaşüstü 110 yaşlı dahil edilmiştir. Kırılganlık Fried'in belirlediği fenotip, denge Berg Denge Testi, düşme riski Aktiviteye Özgü Denge Güven Ölçeği, yaşam kalitesi SF-36 yaşam kalitesi ölçeği kullanılarak incelenmiştir. SPSS 23.0 programı ile uygun istatistik analizler yapılarak veriler sunulmuştur. Bulgular: Çalışmaya 65 yaş üzerinde 51 kadın (%46,4), 59 erkek (%53,6) toplam 110 kişi katılmıştır. Değerlendirilen 110 yaşlıdan 79'u kırılgan, 28'i kırılganlık öncesinde (prefrajil), 3 kişinin de kırılgan olmadığı görülmüştür. Kadınlarda erkeklere göre kırılganlık bileşenlerinden olan ağırlık kaybı (%47,1-%28,8, p=0,04), kuvvetsizlik (%86,4-%66,1, p=0,01), yorgunluk (%56,9-%30,5, p=0,005) ve düşme riski (%78,4-%54,2, p=0,008) istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha fazla olmuştur. Berg Denge Testi'nden kadınlar erkeklere göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha az puan almıştır (p=0,014). 85 yaşın üstündekiler 65-74 yaş arasında olanlara göre daha fazla düşme riskine sahiptir (%87,5-%48,8, p=0,009). Kırılganlık ve bileşenleri olan kuvvetsizlikle (p=0,001) yavaşlık (p=0,02) düşme riskini istatistiksel olarak anlamlı düzeyde arttırmaktadır. Kişilerin Berg Denge Ölçek puanları ağırlık kaybı hariç bütün kırılganlık bileşenlerinden ve kırılganlıktan istatistiksel olarak anlamlı düzeyde etkilenmiştir (p<0,05). Yaşam kalitesi değerlendirmesinde, kırılgan olan 79 kişinin fiziksel fonksiyonellik, genel sağlık, canlılık, sosyal fonksiyonellik puan ortalamaları kırılgan olmayan 31 kişiye göre istatistiksel olarak anlamı düzeyde daha az bulunmuştur (p<0,05). Sonuç: Çalışmada ilerleyen yaş ile birlikte yaşı daha az olanlara göre kırılganlığın, düşme riskinin ve denge kaybının arttığı görülmüştür. Yaşam kalitesi ilerleyen yaştan olumsuz etkilenmiştir. Kırılganlık ve bileşenleri düşme riskini ve dengeyi negatif yönde etkilemektedir. Kişilerde kırılganlık ya da alt bileşenlerinin bulunması yaşam kalitesini olumsuz olarak etkilemektedir. Kırılganlığın erken tespiti ile düşme, denge kaybı ve bunlara bağlı meydana gelebilecek kaza ve olası sekellerin önüne geçilebileceği ve dolaylı olarak yaşam kalitesinin yükseltilmesi sağlanabilir

DengeDüşme kazalarıKazalar+5
Maide Keskin
Ege University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

İlkokul öğrencilerinde sağlık inanç modeline dayalı eğitim programının oyun alanı kazalarından korunma davranışlarına etkisi

Giriş: Yaralanmalar açısından riskli bir grup olan ilkokul çağında, oyun alanlarında meydana gelen kazalar çocukların sağlıklarını önemli derece tehdit etmektedir. Ayrıca ciddi yaralanmalara neden olmaktadır. Bu araştırmanın amacı, ilkokul öğrencilerinde oyun alanı kazalarından korunmaya yönelik sağlık inanç modeline dayalı olarak geliştirilen eğitim programının, öğrencilerin oyun alanı kazalarından korunma davranışlarına etkisini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma, ön-test son-test kontrol gruplu düzende deneysel bir izlem çalışmasıdır. Araştırma, İzmir İli Konak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı Rıza Özmenoğlu İlkokulu'nda, Eylül 2016-Haziran 2017 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırma örneklemini, girişim grubundan 62, kontrol grubundan 62 öğrenci oluşturmuştur. Girişim ve kontrol grubunun randomizasyonunda yaş, cinsiyet, yaralanma riski puanı olmak üzere üç kriter göz önüne alınmıştır. Veri toplamada Öğrenci Tanıtım Formu, Yaralanma Davranışı Risk Kontrol Listesi (YRKL) ve Yaralanma Tutum Ölçeği (YTÖ) kullanılmıştır. Veriler öğrencilerle yüz yüze görüşme tekniği ve ailelere kapalı zarf gönderme tekniği ile toplanmıştır. Araştırmada ön-test değerlendirilmesi yapıldıktan sonra girişim grubu öğrencilere oyun kazalarından korunma konusundaki tutum ve davranışlarını olumlu yönde geliştirmek amacıyla sağlık inanç modelinin temel kavramları doğrultusunda her biri 40'ar dakika olan dört oturum şeklinde eğitim programı uygulanmıştır. Eğitim programından iki hafta sonra, her iki gruba son-test uygulanmış, Mart ve Haziran 2017 aylarında izlemleri yapılmıştır. Eğitim sonrası izlemlerde girişim grubu öğrencilere "Güvenli Oyun Oynayalım" isimli eğitim kitapçığı dağıtılmıştır. Kontrol grubunda ise herhangi bir girişimde bulunulmamıştır. Veriler, sayı-yüzde dağılımı, ortalama-standart sapma, ki-kare analizi, tekrarlı ölçümlerde varyans analizi, bonferroni testi, iki ortalama arasında farkın önemlilik testi, pearson korelasyon analizi, girişim ölçek ve alt boyutlardaki değişimi yordama oranı doğrusal regresyon analizi ile değerlendirilmiştir. Girişim ve kontrol grubundaki öğrencilerin son 6 ay içinde okulda oyun alanında kaza geçirme durumları ki-kare testi ve son 6 ay içinde oyun alanında yaralanma durumları yates düzeltmeli ki-kare testi ile karşılaştırılmıştır. Bulgular: Girişim grubu öğrencilerin yaş ortalaması 9.41±0.69, kontrol grubunun 9.48±0.62'dir. Girişim grubundaki öğrencilerin %53.2'si 10 yaşında ve %59.7'si erkek, kontrol grubundaki öğrencilerin %54.8'i 10 yaşında ve %56.5'i kızdır. Girişim ve kontrol grubu öğrenciler arasında homojen dağılım saptanmıştır (p>0.05). Eğitim programı sonrası; girişim grubunun kader alt boyutu puan ortalamaları kontrol grubuna göre anlamlı şekilde azalmıştır. Kader alt boyutunda zaman, grup*zaman ve grup etkileşimi açısından puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). Kırılganlık/ciddiyet ile önlenebilirlik alt boyutu puan ortalamaları kontrol grubuna göre anlamlı şekilde artmıştır. Kırılganlık/ciddiyet ile önlenebilirlik alt boyutunda zaman, grup*zaman ve grup etkileşimi açısından puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı bir fark belirlenmiştir (p<0.05). Girişim grubunun YRKL toplam puan ortalamaları kontrol grubuna göre anlamlı şekilde azalmıştır. YRKL toplam puan ortalamaları grup ve zamana göre karşılaştırıldığında zaman, grup*zaman ve grup etkileşimi açısından puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark belirlenmiştir (p<0.05). Eğitim programının etki düzeyinin kader (d=0.65), kırılganlık/ciddiyet (d=0.56), önlenebilirlik alt boyutunda (d=0.42) ve yaralanma risk puanında (d=0.54) orta düzeyde olduğu saptanmıştır. Tüm alt boyutlarda ve yaralanma risk değerlendirmesinde çalışma gücü yüksek düzeyde bulunmuştur. Girişimin kader alt boyutu puanını 0.664 kat azalttığı, kırılganlık/ciddiyet alt boyutu puanını 0.581 kat arttırdığı, önlenebilirlik alt boyutu puanını 0.530 kat arttırdığı ve yaralanma risk puanını 0.645 azalttığı belirlenmiştir. Sonuç: İlkokul öğrencilerinde oyun alanı kazalarından korunmaya yönelik sağlık inanç modelinin temel kavramlarına dayalı eğitim programının öğrencilerin tutumlarını değerlendirerek davranış değişimi sağlamada bilimsel bir yol gösterici olduğu ortaya konmuştur. Anahtar Sözcükler: İlkokul; kazalar; sağlık inanç modeli; hemşirelik; okul sağlığı

Eğitim programlarıGüvenlikKazalar+4
Bennur Koca
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Acil servise başvuran hastalarda düşme riskinin belirlenmesi

Amaç: Bu araştırma, acil servise başvuran hastalarda düşme riskinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel nitelikteyapılan bir araştırmadır. Gereç-Yöntem: Araştırma Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Acil Servisinde 1.11.2014/31.12.2014 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırma örneklemini acil servise başvuran ve araştırmayı kabul eden 752 hasta oluşturmuştur. Veriler hastaların sosyo-demografik özelliklerini ve düşmenin özelliklerini belirlemeye yönelik oluşturulan "Bireysel Özellikler Formu", "Delmarva Vakfı tarafından geliştirilen Düşme Riski Değerlendirme Ölçeği" ve 'Düşme Değerlendirme Formu' aracılığı ile toplanmıştır. Verilerin istatistiksel değerlendirmesi sayı, yüzde Ki-kare testi, Kruskal Wallis varyans analizi kullanılarak yapılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan hastaların %37'si 65 yaş ve üstü yaş grubunda, %52'si erkek ve %59,4'ü kronik hastalığının olduğu bulunmuştur. Hastaların Delmarva Vakfı tarafından geliştirilen Düşme Riski Değerlendirme Ölçeğine göre %30,3'ünün düşme riskinin yüksek (10 puan ve üzeri) olduğu saptanmıştır. Düşme riski düzeyi ile hastanın yaşı, eğitim durumu, kronik hastalığının olması, acil serviste bulunduğu birim ve acil servise başvuru nedeni arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur (p<0.001). Araştırmaya alınan hastaların %20,5'inin son üç aya ait 1–2 kez düşme öyküsü olduğu, %27'sinin tuvalet ihtiyacı için desteğe ihtiyaç duyduğu ve %35,9'unun yürürken bir desteğe ihtiyacı olduğu saptanmıştır. Sonuç: Acil servise başvuran hastaların önemli bir bölümü düşme açısından risklidir. Özellikle hastaların bireysel özellikleri, kronik hastalık durumu, acil serviste bulunduğu birim, acil servise başvuru nedeni düşme riskini etkilemektedir. Anahtar Kelimeler: Acil servis, düşme riski, hasta güvenliği.

Acil servis-hastaneAcil tedaviAcil tıp+4
Fatma Tanrıkulu
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlı hastalarda tedavi süreçlerindeki düşme riskinin ve etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi

Bu çalışma 65 yaş ve üstü yaşlı hastalarda son bir yıl içinde yaşadıkları düşme veya düşme riski ile ilgili faktörlerin değerlendirilmesi amacı ile kesitsel tipte tanımlayıcı bir çalışmadır. Araştırmanın örneklemini, İstanbul'da üç büyük özel hastane ve bir üniversite hastanesinde yatmakta olan 65 yaş üstü 125 hasta oluşturmuştur. Araştırma Nisan ?Haziran 2010 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Veriler araştırmacı tarafından literatür bilgisinden yararlanılarak hazırlanan ?Hasta Tanılama Formu? ve ?Standardize Mini-Mental Test?, ?Barthel indeksi?, ? Hendrich II Düşme Riski Modeli? kullanılarak hastalarla yüz yüze görüşme ve hasta dosyaları incelenerek toplanmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizi SPSS (Statistical Package for Social Sciences) programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Yaş ortalaması 73,42 ± 6,41 olan bireylerin %84,8'inde kronik hastalık öyküsü olduğu, %76'sının günlük yaşam aktivitelerini sürdürmek üzere yardımcı araç kullandığı, %68' inin şimdiki hastane yatışı sırasında invazif girişim geçirdiği ve hastaların evde kullandıkları ilaçların ortalama sayısı 4,46 ± 2,41, hastanede kullandıkları ilaçların ortalama sayısının 6,72 ± 3,00 olduğu belirlenmiştir. Bireylerin son bir yıl içinde düşme durumları sorgulandığında, %32,8'inin de son bir yıl içinde düştüğü ve düşen hastaların % 70'inin ev içi ortamda düştüğü belirlenmiştir. Araştırmada, bireylerin en az bir kronik hastalık öyküsü olduğu, kullandıkları ilaç sayısının ve türünün fazla olduğu, büyük çoğunluğunun yardımcı araç kullandığı ve fonksiyonel olarak bağımlı olduğu görülmüştür. Bu bulgular 65 yaş üstü bireylerde düşme prevalansının ve düşmeyi artıran risk faktörlerinin yüksek olduğunu göstermektedir. Bu nedenle hemşirelerin yaşlı hastalarda düşme risk faktörleri ve önlemleri ile ilgili değerlendirmeleri yapması; evde, toplumsal alanlarda ve sağlık kurumlarında gerekli önlemlerin bu doğrultuda alınması önerilmektedir.Anahtar Kelimeler: Yaşlılık, düşme, düşme risk faktörleri.

KazalarRisk faktörleriYaralar ve yaralanmalar+3
Sevilay Beyazay
Demiroğlu Bilim University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2011
00

Related subjects