Modernism

188 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Sebîlürreşâd dergisinde Kur'an'a ve tefsire dair fikirlerin analizi

Osmanlı İmparatorluğu'ndan Türkiye Cumhuriyeti'ne geçiş süreci, İslam dünyasının ciddi problemler yaşadığı aynı zamanda toplumsal değişim ve dönüşümlere neden olacak fikrî akımların meydana geldiği bir dönemdir. Sebîlürreşâd dergisi bu fikrî akımların yayın organı olarak önemli figürlerinden biridir. İslam dünyasının birliğine, bağımsızlığına katkı yapmaya, yeniden ayağa kalkmasına, emperyalizme direnç göstermesine destek olmaya çalışan Sebîlürreşâd'a göre Kur'an anlayışı çare arayışının merkezinde yer almaktadır. Sebîlürreşâd'ın Kur'an'ı tanımlama biçimi Ehl-i Sünnetin anlayışına paraleldir. Kur'an ilahî bir kitaptır, ona Allah'tan başkası müdahale edemez. Tahrif edilmemiştir, edilemeyecektir, İlahî koruma altındadır. Bütün insanlığın tâbi olması, hayatını ona göre tanzim etmesi için indirilmiştir. Arapça bir kitaptır. Kur'an'ın tefsirinde güncel ihtiyaçlara cevap bulmak, dünyaya hâkim olmaya çalışan modern seküler paradigmaya karşı mücadele etmek hedeflenmektedir. Bunun için kimi zaman gelenekten, kimi zaman bilimsel verilerden istifade edilmektedir. Aklî muhakeme yöntemi de çokça başvurulan bir yöntemdir. Sebîlürreşâd Kur'an'ın tercüme edilmesi hususunda çok hassas ve titiz davranmaktadır. Hiçbir tercüme onun yerine konmamalıdır. Başka milletlerden Müslümanların anlaması için tercüme edilebilir ama bu ehliyetli, yetkin ve dünya çıkarlarından uzak bir heyet tarafından yapılmalıdır. Öte yandan dergi geleneğe karşı temkinlidir. Çünkü içinde çokça hurafe ve faydasız şey barındırmaktadır. Kur'an tefsirinde geleneksel kaynaklara başvururken seçicidir. Tefsirde modern yöntem ve araçlara başvurmaktan çekinmemektedir. Ancak modernizmin dinle dünya arasında kurduğu ilişki biçimini benimsememektedir. Bu sebeple modernizm ve gelenek arasında kendine özgü bir yere sahip olduğu söylenebilir.

ModernizmSebilürreşad dergisi
Yusuf İmamoğlu
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

1980-2015 yılları arasında savaşın kavramsal haritası

Bu çalışmada 1980-2015 yılları arasında kullanılan savaş kavramlarının popülerliğinde yaşanan değişimler sunulmuştur. Çalışmada "Savaşın özü itibari ile aynı kalmasına rağmen Soğuk Savaş Dönemi'nde ve sonrasında neden farklı savaş kavramları kullanılmıştır?" sorusuna yanıt aranmıştır. Uluslararası İlişkiler literatüründe kavramların yerine değinildikten sonra 'geleneksel savaş' ve 'modern savaş' kavramları üzerine bir literatür taraması sunulmuştur. Çalışmanın bir sonraki kısmında savaş kavramlarının popüleritesinin gösterilebilmesi için dergi taraması yapılmış, 'Google scholar' ve 'scopus' veri tabanlarından elde edilen bilgiler incelenmiştir. Bu bağlamda savaş kavramlarının popülerliğini gösterebilmek için literatürde yer almaya başlayan yeni savaş, dördüncü nesil savaş, bileşik savaş, ayaklanma/ayaklanmayı bastırma ve hibrid savaş kavramları incelenmiştir. Çalışmanın bir sonraki kısmında International Studies Quarterly, Journal of Peace Research, International Security, Journal of Conflict Resolution, Journal of Strategic Studies ve International Organization dergilerinin 1980-2015 yılları arasında yayınlanan sayıları incelenmiştir. Bunun ardından Carl von Clausewitz'in yıllara göre aldığı atıf oranlarının belirlenmesi için 'scopus'tan faydalanılmıştır. Elde edilen somut veriler ışığında 1990'lardan itibaren popüler olmaya başlayan kavramların belirli zaman aralıklarında etkili olduğu, fakat bu etkilerin bir süreklilik arz etmediği sonucuna varılmıştır.

Kavram analiziKavramsal bilgiModernizm+5
Rumeysa Canıdemir
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Mısır'da Arap milliyetçi fikirlerin oluşumunda, İslami modernizm ve Reşid Rıza

Arap milliyetçiliğinin nerede nasıl başladığına yönelik tartışmalar henüz bir sonuca ulaşmamış gözükmektedir. Ayrıca 19. yüzyılın sonlarında Müslüman Araplar arasında milliyetçi fikirlerin oluşumunda İslami modernistlerin söylemlerinin etkilerinin de çok fazla çalışılmadığını söyleyebiliriz. İslami modernistler hakkında yapılan çalışmalar onların daha çok teolojik görüşlerine, İslam hukuku (fıkh) alanındaki reformlarına yer vermekte olup onların siyasi ve milliyetçi fikirlerle olan ilişkileri üzerinde pek durulmamıştır. Bu sebeple, elinizdeki bu çalışma aradaki bağlantıyı analiz etmek adına Mısır'da 19. yüzyıl itibariyle oluşan ortama ve İslami modernistlerin fikirlerinin oluşumuyla ilişkisine odaklanmıştır. Bununla birlikte İslami modernistlerin fikirlerinin 20. yüzyılın başlarında Müslüman Araplar arasında etnik bilincin ve milliyetçi fikirlerin oluşumuna nasıl etki ettiği konusu da bu bağlama yerleştirilecektir. Bu doğrultuda çalışmamızda İslami modernizmin güçlü savunucusu Reşid Rıza'nın, İslam reformu, İslam birliği, sömürgecilik, Osmanlı yönetimi, hilafet, Araplar ve milliyetçilik üzerine olan söylemleri incelemeye alınmıştır. Mısır'daki ortamın ve dönemin genel konjonktürünün Reşid Rıza'nın fikirlerinin oluşumunda oynadığı rolü incelemek adına çalışmamızda kültürel analiz yöntemi tercih edilmiş olup; ilk önce Kavalalı Mehmet Ali Paşa dönemiyle başlayan Mısır modernleşmesinden, I. Dünya Savaşı'na kadar Mısır'daki İngiliz idaresi incelenmiş, ardından İslami modernizm ve Reşid Rıza'nın fikirleri ele alınmıştır.

Arap milliyetçiliğiMilliyetçilikModernizm+3
Azra Toker
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Resim sanatında modernizm akılcılığı ve postmodern yönelimler

Postmodernizm, modernizmin akılcı yaklaşımlarının toplumlarda yaratmış olduğu hayal kırıklıklarına karşı insanların vermiş oldukları tepki olarak ikinci dünya savaşından sonra doğmuş yaşantısal, kültürel, sanatsal durumların bir özeti olarak ele alınmaktadır. Çağın yarattığı hız unsuru içinde toplulukları modernizmin önerdiği olması gereken idealler içinde tutmanın bir imkânının kalmadığı görülmektedir. Postmodernizm olanın çeşitliliğinin bir ardalığı, insan topluluklarının irrasyonel durumlarını da içeren yaşamlarıyla bir varoluşu önermektedir. Bu durum doğal olarak modernite ve onun en belirleyici özelliği olan akıl ile de bir hesaplaşmayı beraberinde taşımaktadır. Postmodernizm eleştiri gücünü modernizmin ortaya koymuş olduğu bütün maddi manevi kültürel kalıplardan alarak tekrar ona yöneltmektedir. Bu eleştirisel bakış yer yer bir reddediş hali de alabilmektedir. Artık büyük anlatılar devri yerini yerel olan küçük anlatılar ile paylaşmak zorunda kalmıştır. Olması gerekenin değil, olanın sanata katılımı, süreci oluşturmaktadır. Postmodern düşünce; görüntü yayımının, iletişim araçlarının, ulaşım çeşitliliğinin ekonomik globalizasyonun hızı ile ilgili yaratmış olduğu sorunlara insani bir çözüm olarak önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Akılcılık, Modern, Postmodern, Sanat.

Modern resim sanatıModern sanatModernizm+4
Doğan Yıldırım Erdem
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ahmet Cevdet Paşa'da geleneksellik, muhafazakârlık, modernizm izlenimleri ve Osmanlı Devleti'ni Tanzimat sürecine hazırlayan sebepler

Türk Toplumunun son iki asrını her konuda ilgilendiren "Modernleşme, Batılılaşma ve Muasırlaşma" kavram ve olgularının, toplumu ne şekilde değiştirdiğini ve bu olguların ne ölçüde ele alındığı konusu her zaman güncelliğini korumaktadır. Muhafazakâr-modernist-yenilikçi bir şahsiyet olan Ahmet Cevdet Paşa'nın getirdiği metot ve yöntemler kendisini, dönemindeki devlet adamlarından ayırır. Çok yönlü ve entelektüel bir sîmâ olan Ahmet Cevdet Paşa'nın tarih sahnesine çıkış döneminde Osmanlı Devleti, karşılaştığı sosyal, siyasal, yönetimsel, eğitimsel ve hukuksal krizlerin üstesinden gelebilecek donanımlı bir bürokrasi kadrosuna ihtiyacı vardı. Dönemin şartları dikkate alınarak Ahmet Cevdet Paşa'nın bu konulara çözümlemeci ve metotsal yaklaşımı, kendisini Osmanlı Devleti'nde çok önemli bir yere koyar. Etkileri bugün bile hissedilen ve toplumları değiştiren Batı merkezli bu olguların, Osmanlı Devleti'ne tatbiki konusunda kullanılan yöntemler uygulayıcılar arasında fikir ayırımlarına sebebiyet vermiştir. Bu fikir ayırımları, modernleşme kavramının farklı kanallar vasıtasıyla ele alınmasına neden olmuştur. Ahmet Cevdet Paşa hiç şüphesiz Tanzimat Döneminin aranılan ismidir. Devrinde diğerlerinden daha iyi anladığı modernleşme kavramını uygularken toplumun kimlik kaybı yaşamaması için "Biz ve Öteki" anlayışını her icraatında kıstas almıştır. Kendisi medrese kökenli bir modernist olmakla birlikte, "kânun-u kadim" anlayışında bir muhafazakârdır. İbn-i Haldun'u felsefesini en iyi anlayan ve çözümleyen bir şahsiyet olmasının yanı sıra "devlet-i ebed müddet" anlayışını tam olarak yansıtan bir devlet adamıdır. Osmanlı Devleti'ni Tanzimat sürecine hazırlayan gelişmeler ve modernleşme kavramının uygulanma seyri zaman zaman değişmiştir. Ahmet Cevdet Paşa'nın adı, Tanzimat öncesi ve Tanzimat'la birlikte yapılan hata ve sonuçlardan ders çıkaran, bunları görev ve icraatlarına deneysel olarak yansıtan ve pozitivist bir sentez oluşturan şahsiyetlerin arasında öne çıkmaktadır.

Ahmed Cevdet PaşaModernizmMuhafazakarlık+3
Ömer Faruk Kavak
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Proto-modernist innovations in Gerard Manley Hopkins' poetic form: Sprung rhythm and the anticipation of modernist aesthetics

Modernism is an early 20th century literary movement that greatly highlights the meaninglessness, desperate situation of the world, and the alienated individuals from themselves and communities. The fundamental reasons why modernism focuses on these issues are mainly about the industrialization, technological advances and thus the pollution of environment. Crucial modernist writers like T. S. Eliot and Ezra Pound succeed in touching upon those entire problems "modern" individuals encounter. Having evinced the real troubles of individuals, modernists also challenge the traditional patterns. Similarly, Gerard Manley Hopkins, a poet and priest, is a representative of the literary movement to some extent. Though he is not regarded as a modernist poet due to his life experienced between 1844 and 1889, Hopkins' poetry can be interpreted through the lens of the literary movement thanks to his innovative productions, use of language, and criticism of the industrial pollution and humankind's aimless pursue of a straight line resulting in nowhere. Accordingly, although the poet has numerous poems, we investigate Hopkins' modernist sides within three selected poems  "God's Grandeur," "Pied Beauty," and "Spring and Fall"  since one can find some modernist implications in these poems such as sprung rhythm, fragmentation, and the relationship between nature and human beings. In this context, this study, by providing examples from those mentioned poems, aims to analyze Hopkins' poetry in the light of modernism and to picture the poet's modernist posture.

NatureEliot, Thomas StearnsIndustrialization+6
Yurdaer İlber Uyanık
Selçuk University
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Kuramdan kurmacaya Türk edebiyatında kısa öykü

İngilizce "short story" teriminin Türkçe karşılığı olan kısa öykü kökü sözlü kültür ürünlerine kadar uzanmakla birlikte 19.yüzyılın ikinci yarısında Amerika'da Edgar Allan Poe'nun çalışmalarıyla edebi bir tür olarak ortaya çıkar. Poe'nun öne sürdüğü kısalık, etki birliği, yoğunluk, sıkıştırma ve şiirsellik ölçütlerine 20.yüzyılda Çehov'un öncülük yaptığı modern yazarlar aracılığıyla sıradan konu, edilgen birey, belirsizlik, olay örgüsü ve zamanda kırılma ile açık son gibi yeni ölçütler eklenir. Türk edebiyatında kısa öykü türünün gelişimi ise daha uzun bir sürece yayılır. Türk edebiyatında Tanzimat Dönemi'nde Ahmet Mithat Efendi ve Recaizade Mahmut Ekrem aracılığıyla ilk örnekleri verilen öykü türü Sami Paşazade Sezai'nin Küçük Şeyler (1891) başlıklı kitabıyla modern kısa öyküye kapı aralar. Ara Nesil Dönemi'nde Nabizade Nazım ve Mehmed Celal, Servet-i Fünun Dönemi'nde Halit Ziya ve Mehmed Rauf'la gelişmeye devam eden öykü türü II. Meşrutiyet Dönemi'nde Ömer Seyfettin'in örnekleriyle romandan koparak bağımsız bir edebi tür haline gelir. Atatürk Dönemi'nde Memduh Şevket'in kurmaca örnekleri ile Nahit Sırrı ve Kenan Halet'in kuramsal yazılarından sonra kısa öykü türü 1940'larda başta Varlık ve Seçilmiş Hikâyeler olmak üzere pek çok dergide karşımıza çıkmaya başlar. 1950 – 1960 döneminde Sait Faik ve 1950 kuşağı öykü yazarlarıyla kurmaca yönü; Yeditepe, Yenilik, Dost ve Pazar Postası gibi süreli yayınlar aracılığıyla kuramsal yönü gelişen kısa öykü, Türk öykücülük tarihinde önemli bir yer edinir. Çalışmamızda Türk edebiyatında 1890 – 1960 yılları arasında yayımlanan Sami Paşazade Sezai'nin "Hiç" ve "Kediler", Halit Ziya Uşaklıgil'in "Haber-i Meş'um" ve "Tramvayda Gelirken", Ömer Seyfettin'in "Apandisit" ve "Nişanlılar", Memduh Şevket'in "Mebus Olursa" ve "Gençlik", Sait Faik Abasıyanık'ın "Bacakları Olsaydı" ve "Öyle Bir Hikâye", Vüs'at O. Bener'in "İlki" başlıkları öyküleri modern kısa öykü ölçütleri ışığında incelenmiştir.

HikayeModernModern anlatı+2
Ebru Değe Güven
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessEN

Imperialism, orientalism and post - coloniality in modern British literature

In this thesis study, the colonial representations of the colonizer and the colonized are examined in the two important literary works in English Literature, namely Heart of Darkness by Joseph Conrad and A Passage to India by E. M. Forster. Together with these, the attitudes of these two writers towards imperialism and colonialism are scrutinized in the light of their above-mentioned books and the secondary sources related to the issue. In the colonial discourse and accordingly in the above literary works, the colonizer is usually represented as the superior race that has positive qualities which the colonized do not have. The colonized is shown as the inferior race that has various negative qualities, so that the colonized is the Other and the colonizer is not. At the same time, it is seen that the colonizer's attitudes and behavior may be better towards the colonized when the latter mimics back toward the former. However, even if colonized natives mimic the colonizer as in Bhabha's mimicry, they become like the colonizer, but not quite. The colonized becomes the mimic of the colonizer, but not quite, so the former is both the mimic of the colonizer and not like the colonizer himself or cannot be like him with all of his privileges. In other words, the colonized is neither the original native anymore after the mimicking process nor like the original colonizer himself with all his superior qualities, so the colonized's situation and thus colonial situations and representations are ambivalent and this negates the power of colonial representations. As has been shown in the literature in the field and especially in Forster's A Passage to India, the colonized must commit an error, do something excessively or have a lack in something so that the colonizer could keep their supremacy and thus their colonial authorityover the colonized. While these main issues of representation are examined, the effects of imperialism and colonialism upon the colonized, the colonizer, the animals, the plants, nature, and the environment are also reflected and explored in this study. As a result,it has been seen that the negative consequences of imperialism and colonialism have affected all the parties, whether the colonizer or the colonized, the animals or the people, the plants or the environment. The attitudes of the writers of the two above books towards imperialism and colonialism are also delineated as the other main issue. Considering the evidence from the texts of the above two books and the secondary sources, the colonial representations of the colonizer and the colonized that these writers use in their above-mentioned books, can be said to be utilized both as a criticism of these imperialistand colonialist representations by showing their awareness of these stereotypes and as a background for their novels which is familiar to the reader of those imperial and colonial days. In this way, the criticism of these two books on imperialism and colonialism would appear milder to the readership in their period of publication in the era of imperialism and colonialization while at the same time it would make the readers more aware of the detrimental and painful effects of imperialism and colonialism on the colonized, the colonizer, animals, plants, nature, and the environment.

LiteratureImperialismModern art+4
İlknur Soydan
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessEN

Modernism a road to death for Virginia Woolf and Sadegh Hedayat

Modern life is very attractive when you think about the new world and new technologies but when you go through that, you can see the negative sides more than the positive sides. Years ago when the modern ideas appeared it was very interesting for some people but not for all of them. Modern ideas were changing the world fast without any attention to the people and how do they adapt themselves with that. Pioneers like Woolf and Hedayat were writers who tried to create a new point of view toward life; they sacrificed themselves to ascertain the truth of the humanity, art and existence. In this thesis I am going to do research about the common ideas between Woolf and Hedayat also how they changed their environment, how they affected by modern ideas, how they struggled to create new methods of writing and how they finalized their lives. I will give some information about the historical and social issues related with these writers' lives and then I will analyze their works to reach to the idea that modernism was a road to death for Woolf and Hedayat. Key words: Woolf, Hedayat, Modernism, İran, England

LiteraturePersion literatureHedayat, Sadık+6
Abdol Nasser Saboury Far
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

1900'lerden günümüze toplumsal olaylar ve sanat

Toplumların bir yansıması olarak sanat eseri, toplumun içinden geçtikleri süreçlerden ve eserin oluştuğu çağın düşünce biçiminden etkilenir. Sanat eseri hem sanatçının özgün bir yaratımı olarak bağımsız hem de sanatçının toplumun bir parçası olması nedeniyle sanatçının dâhil olduğu tüm süreçlerle ilişkilidir. Tarihte felsefe, bilim alanındaki değişimlerin, ekonomik olayların, savaşlar ya da halk hareketlerinin, toplumu ve sanatçıyı etkilediği görülür. Modernizm, ''Aydınlanma Düşüncesi''nin bir sonucu olarak toplum yaşamını değiştirmiş, sanat eseri o güne kadar görülmemiş bir biçimsel devrim ile değişmiş ve ''Modern Sanat'' oluşmuştur. Modern Sanat ''Modernizm'' ile oluşan modern insan tipinin yansıması, değişen zihinsel dünyasının bir tezahürüdür. Kapitalizm'in 1950'ler de etkinliğini ve gücünü arttırması, ''Post Kapitalist'' ya da ''Post Fordist'' olarak ifade edilen döneme girilmesi ve tüketimi merkeze koyan bir yeni birey tipinin oluşması, Modern Sanat Anlayışı'nın sanayi sonrası toplumun beklentilerini karşılamayacak duruma gelmesine yol açmış ve ''Postmodernizm'' olarak ifade edilen, yeni bir dönem dile getirilir olmuştur. 1960 sonrasında sanatın tanımı ve işlevi tartışılmaya başlamış; ''sanat eseri olma hali'' ve ''sanat eserinin ölçütleri'', toplumun yeni düşünce yapısına uygun olarak otorite kabul etmeyen yorumlamaların alanı olmuştur. Anahtar Kelimeler: Sanat Postmodernizm Modernizm Toplumsal Akımlar

Modern sanatModernizmPostmodernizm+2
Ali Varol Tekkoç
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş sanat akımlarının grafik tasarımı üzerindeki etkileri

Dünya'da teknolojinin gelişmesiyle beraber tasarım olgusunda hız kazanan Grafik Tasarımı, çağdaş sanatın yarattığı egemen sanat anlayışını benimseyip ortaya koyduğu ürün ve tasarımlar da ilham verici bir farklılık ortaya koymuştur. Bu nedenle bir sanatçı ve onun eseri, bir ulusun simgesi ve kültürü haline gelmektedir. 20. yüzyıl sonrası modernizm olarak adlandırdığımız dönem tasarım ve sanatçı olgusunu daha da ön plana çıkarmaktadır. 20. yüzyıl sonrası ortaya çıkan sanat akımları, bir önceki sanata tepki olarak ortaya çıkmıştır. Bu da toplum-kültür kavramlarını doğrudan ya da dolaylı yoldan etkilediğini göstermiştir. Bu tez, Çağdaş Sanat olarak adlandırdığımız 20. yüzyıl da egemenlik gösteren sanatların, günümüz de Grafik Tasarımcıları ve onların ortaya koyduğu eserler üzerindeki etkisini inceleyecektir.

Grafik tasarımıModern sanatModern sanat akımları+3
Damla Keskin
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Modernizm süreci içerisinde tiyatro afişlerinin yorumu ve uygulaması

Afişler; bir mesajı iletme, bir ürünü tanıtma amacı güden, toplumun siyasal, politik ve kültürel yapısını yansıtan, yapıcı ve yıkıcı olarak yaşanan birçok gelişme hakkında bilgi veren, iç ve dış mekânlarda yer alan grafik ürünleridir. Ürünler; bilgilendirme amacı, yönlendirme gibi özelliklere sahipken, verilmek istenen mesaja göre tasarım anlamında farklı anlatım biçimleri geliştirirek, kendi içerisinde kategorilere ayrılmıştır. Bu açıdan bakıldığında, afiş türlerinden kültürel afiş kategorisinde yer alan tiyatro afişleri, sanatsal değeriyle diğer afiş türlerinden ayrı tutulabilir. Tiyatro sanatı, doğrudan insan ilişkileriyle var olan, evrensel bir öz yakaladıkça anlamlı olabilen, toplumun eğitim ve kültür tarihinin gelişiminde etkili olan bir iletişim aracıdır. Kültürel afişler içerisinde önemli bir yere sahip olan tiyatro afişlerini, ticari afişlerden ayıran en önemli nitelik, afiş tasarımını yapacak olan sanatçının ekonomik bir beklenti içerisine girmeden sezgi ve yeteneklerini özgürce kullanabilmesidir. Tiyatro afişleri, kültürel ifadenin en güçlü yapılarından biri olmaktadır. Yapılan tüm araştırmada, tiyatronun kültürel olarak hayatımızdaki etkisi Modern süreç içerisinde incelenmiş olup, günümüze kadarki değişimi yapılan afiş tasarımlarıyla gösterilmiştir. Modern anlamı kapsamlı bir biçimde incelenilirken, modern sanat akımlarının ortaya çıkış nedenleri ve bu süreçte tiyatro afişlerinin hangi ihtiyaçlarla ortaya çıktığı, Türkiye'de ve diğer ülkelerle ne gibi etkilerle üretildiği örneklerle sunulmuştur. İncelenen tüm tiyatro afişleri sonucunda, seçilmiş olan beş farklı tiyatro oyununa örnek olabilecek nitelikte tiyatro afişleri üretilmiştir. Anahtar Kelimeler: Afiş, Tiyatro, Modernizm, Grafik Tasarım, Tiyatro Afişi

AfişlerGrafik tasarımıGörsel tasarım+3
Duygu Dinçeli
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Abdulwahab Almasiri's vision of secularism as an essential aspect of understanding secularism in the arab world

Secularism is often conceived of and discussed as a principle that frees people from the clutches of religion. Advocates of secularism often view the separation of religious institutions and the state as the rational approach to maintaining a functional and fair society. Abdulwahab Almasiri (1938–2008) was a literary critic, a Muslim scholar, author, and philosopher who took a deconstructive approach to the analysis of secularism. In his works, he dissects the ideas and influences behind secularism's modern-day interpretation to question society's conception of it and its manifestations. This thesis focuses on Almasiri's notion and definition of secularism due to his comprehensive approach to addressing the subject. Almasiri's deconstruction of the term 'secularism' into two concepts, partial and comprehensive secularism, allows him not only to address secularism on its own, but to study all the notions that influence it in order to give a complete and comprehensive understanding of its conceptualization, roots, and application to the Arab world. The first part of this thesis deals with Almasiri's intellectual journey that led to his unique interpretation of secularism. It contextualizes Almasiri's understanding of secularism within the academic discourse and discusses secularism as he defined it. The latter half of this thesis will relate Almasiri's concept of comprehensive secularism to its interpretation and application in the Arab world and offer a critique of Almasiri's reform project, which he calls the 'new Islamic discourse'.

Almasırı, AbdulvahapArabsIndividualism+7
Enas Ahmed Yahya Al-awamı
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Anish Kapoor'un mekan ve malzeme anlayışı

Postmodern dönemin önemli heykeltıraşlarından biri olan Anish Kapoor üzerine hazırlanan bu çalışma sanatçının mekan ve malzeme anlayışını incelemektedir. Bu çalışmayı oluştururken sanatçının yapıtlarını anlayabilmek için daha önceki dönemler ve sanat akımlarının incelenmesi sonunda sanatçıyı değerlendirmek daha doğru olur. Bu nedenle çalışmanın ikinci bölümü postmodern öncesi sanat anlayışını ve heykelin gelişimini anlamaya yönelik bir araştırmadır. Romantik dönemin felsefesi ve modern dönemin sanat anlayışı ve akımları bu bölümde irdelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde sanatçının içinde bulunduğu postmodern dönemdeki akımların anlatımı ve sanatçı ile paralelikler gösterebilecek seçilmiş eserler değerlendirilmiştir. Dördüncü bölüm de sanatçının mekan ve malzeme anlayışını daha iyi anlayabilmek için mekan ve malzemenin tanımı, heykel sanatının tarihsel gelişim sürecinde mekan ve malzemeyi nasıl değerlendirdiği detaylı olarak anlatılmıştır. Beşinci bölümde ise Anish kapoor'un yaşamı, sanatının tarihsel gelişimi ve felsefesinin aktarımıdır. Altıncı bölüm sanatçının mekan ve malzeme anlayışının genel değerlendirilmesinden sonra eserleri doğrultusunda irdelenmesidir.Sonuç olarak bu çalışmanın amaçı, Hint asıllı İngiliz sanatçının, doğduğu ve yetiştiği coğrafyanın, aldığı eğitimin ve yaşadığı ortamdaki sosyo-kültürel yapının eserlerinde gerek mekanı kullanımı, gerekse malzeme seçimi ve dillendirmesi bakımından kendi kültürel belleğindeki etkileri ve eserlerine yansımasının irdelenmesidir.

HeykelHeykel sanatıKapoor, Anish+7
Pelin Kilimci
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Modernizmin ve postmodernizmin kavşağında: Absürd tiyatro

îki büyük dünya savaşı sonrası toplumlar değişmiş, insanlığın varoluşuna dair sorular akılla açıklanamayacak duruma gelmiştir. Modemizmin insanlara vaat ettiği ilerlemeci görüş sarsılmış ve akla olan güven yitirilmiştir. Savaşların yıkımları, endüstrileşme toplumları dolayısıyla insanları da etkilemiştir. Bu çalışmada modemizmin ve post modemizmin tiyatro sanatına olan etkileri genel olarak incelenmiştir, iki dönem arasında geleneksel tiyatro kurallarına bir başkaldırı olarak ortaya çıkan füturizm, sürrealizm, dışavurumculuk ve dadacılık anlayışının tiyatro üzerinde denenmiş biçimsel özellikleri oyunlar üzerinden örneklerle açıklanmıştır. Değişen toplumlar üzerinden bir kitle insanına dönüşen insan yaşamında ortaya çıkan uyumsuzluk ve iletişimsizlik teması absürd tiyatronun konularını oluşturmuytur. Bu akımlardan etkilenen absürd tiyatronun biçimsel özellikleri ve iletişimsizlik temaları başlıca absürd yazarlar olan Samuel Beckett, Eugene Ionesco, Jean Genet ve Harold Pinter oyunları üzerinde genel olarak incelenmiştir. Temelinde varoluşçu düşüncenin yattığı ve birbirinden bağımsız olarak ortaya çıkan absürd yazarlar ortak özellikler altında toplanmış ve sonuca varılmıştır. Anahtar Kelimeler: absürd tiyatro, absürd tiyatroda temalar, absürd tiyatroda biçim.

Absürd tiyatroModernizmPostmodernizm+2
Yasemin Yeşilgöz
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

William Faulkner ve Yusuf Atılgan'ın eserlerinde modernist unsurların incelenmesi

This thesis aims to analyze the modernist elements in the works of William Faulkner and Yusuf Atılgan. It takes as the subject matters William Faulkner's The Sound and the Fury and Yusuf Atılgan's The Loiterer and MotherLand Hotel. Modernism is a period that affects every aspect of life, specifically literature. Traditional or established elements in novels and stories have gained a radical momentum with modernism and are frequently portrayed in the works of modernist writers. Yusuf Atılgan and William Faulkner, two important names of Turkish and American literature, are among those who reflect this change abundantly in their works. Especially in their novels, real and dream are given together, and concepts such as consciousness / subconscious invented by Sigmund Freud and his student Carl Jung and inner speech are employed extensively in the characters. The concept of time is no longer directed outward but inward. In addition, as a content component, it is inevitable that the characters often experience loneliness, alienation and attempt to commit suicide, but there are similarities and differences in terms of leitmotif, time and narrative point of view. In our study, we aim to explore the modernist elements in terms of form and technique in Benjy, Quentin, Jason, and Caddy in The Sound and the Fury; The Loiterer's C. and Zebercet in Motherland Hotel.

Atılgan, YusufFaulkner, WilliamComparative literature+5
Necip Karabulak
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ahmed Ziyad Muhabbık'ın kısa öykülerinde mekân olgusu

Mekân olgusu edebi metinlerde önemli bir yere sahiptir. Mekân olgusu incelenirken bu olguya sadece konum açısından bakmak doğru değildir. Zira mekân, anlatının bütün unsurlarıyla sıkı bir bağlantısı içindedir. Bu yüzden araştırma esnasında bu olgu, sadece fiziki özelliklere haiz bir unsur olarak değil, insanla kuvvetli bir etkileşimi bulunan ve kişisel analizlerde işlevsel rol üstlenen bir etken şeklinde incelenmeye tâbî tutulmuştur. Araştırma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Ahmed Ziyâd Muhabbık'ın hayatı ve eserleri detaylı bir şekilde ele alınmıştır. İkinci bölümde müellifin kaleme aldığı Yevmun li Raculin Vahid يوم لرجل واحد)), Hicârat-u Erdina حجارة أرضنا) ), Hilmu'l-Ecfani'l-Mutbeka حلم) الأجفان المطبقة) ), Arîşetu'l-Yasemin عريشة الياسمين) ), li Enneki Maiye لانك معي ) ), Ta'mu'l-Asâfîr طعم العصافير ) ), el - Avdetu ile'l-Bahr العودة إلى البحر) ), er-Rahîl min Ecli Meha (الرحيل من أجل مها)), Verdâtun fî'l-Leyli'l-Ahîr وردات في الليل الأخير) ), Rîşü Neam ريش نعام)), et'Tuffahu'l- Ahîra fî'l-Hakl التفاحة الأخيرة في الحقل)) , Fevka Sathi'l-'İmârat فوق سطح العمارة ) ), mâ Ezâlü Enteziru ما ازال أنتظر)) ve Ebu Mu'tez ve'l-Kenâriyât ابو معتز والكناريات) ) adlı hikâyelerinin her biri ayrı ayrı değerlendirilmiş ve söz konusu hikâyelerde yer alan mekânlara farklı bakış açılarıyla dikkat çekilmiştir. Üçüncü bölümde ise daha çok mekân çeşitleri üzerinde durulmuş ve mekânın, soyut, somut, açık, kapalı, ütopik/hayalî, fantastik, metafizik, duygusal, kapalı -dar ve açık-geniş şeklinde ondan fazla çeşidi üzerinde durulmuş ve her biri ayrı ayrı örneklendirilmeye çalışılmıştır.

Arap edebiyatıArapçaHikaye+3
Vefah Cihat
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Modern değerler eğitimi ile İslâmî değerler eğitiminin mukayesesi

Değer, insanın varlığa ve olaylara bakışını ve algılayışını etkileyen en önemli etkenlerden biridir. Değerleri algılama biçimlerindeki farklılıklar, olguların, olayların ve davranışların farklı yorumlanmasının temel nedenidir. Her Eğitim sistemi kendi değerlerini benimsemiş bireyleri yetiştirmeyi hedeflediğinden değerler, eğitilenlerin eğitimlerindeki temel dinamikleridir. Modern değerler Eğitiminin fikri altyapısı ilgili düşünürlerin görüşlerine ve siyasi ortama bağlı olmaktadır. Bu bağlamdaki düşünürlerin görüşleri ile siyasi ortamı bilmek önem arz etmektedir. İslami değerlerin fikri alt-yapısı, vahye ve Hz Muhammed'e dayanmaktadır. Her iki eğitim sisteminin değer kaynaklarına ve fikri alt yapılarına bağlı, iki eğitim sistemi arasındaki temel farklar ve bu farkların sonuçları ile benzer yönleri ortaya çıkmaktadır. Bu durumun ortaya konulması, İslami değerler eğitimi ve din eğitimi bilim dalı için önem arz ettiğinden konumuz gereği çalışmamızda İslami değerler eğitimi ile Batı değerler eğitiminin üze-rinde durulmaktadır. Ayrıca her iki eğitim sisteminin değerler fikir alt yapılarının dayandığı kaynaklar ve kişiler dile getirilmektedir.

DeğerlerDeğerler eğitimiDini değerler+4
Sinan Levent
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Latife Tekin'in romanlarında yabancılaşma

Yabancılaşma günümüzde hayatımızın her alanında karşımıza çıkan temel sorunlardandır. Aynı şekilde edebiyatın da ilgi alanına girmiş olan yabancılaşma adeta her alanı çepeçevre sarmış durumdadır. Tanzimat ile birlikte başlamış olan modernleşme akımı Türk toplumunda bir karmaşa ortaya çıkarmış, bunun sonucu olarak da kültüre ve toplum değerlerine olan yabancılaşma romanlarda ele alınmaya başlanmıştır. Yabancılaşmayı, insanın öz benliğine ve içinde yaşamış olduğu toplumun sosyo-kültürel değerlerine ters davranışlar göstermesi şeklinde açıklayabiliriz. Çalışma, beş bölümden ve Kaynakça'dan meydana gelmektedir. Latife Tekin'in romanlarında yabancılaşma konusunu ele aldığımız için ilk bölümde yabancılaşma kavramının tarihi, Dünya ve Türk edebiyatındaki yeri ile ilgili bir giriş yapılmıştır. İkinci bölümde Latife Tekin'in romanlarını beslediği sosyal ve kültürel alt yapının tespit edilebilmesi için yazarın hayatı, sanatı, eserleri ile ilgili bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde incelenen romanlar hakkında genel bilgilere yer verilmiştir. Dördüncü bölümde ise incelediğimiz romanların yabancılaşma bağlamında analizi yapılmıştır. Sonuç bölümünde de çalışma ile ilgili genel bir değerlendirme yapılmıştır. Kaynakça'da; yararlanılan kitapları, makaleleri, yayımlanmış ve yayımlanmamış tezleri, internetteki veriler alfabetik sırayla uygun bir biçimde verilmiştir. Türk edebiyatında 1980'den sonrası dönemde önemli isimlerinden biri olan Latife Tekin günümüzün de önemli meselelerinin başında gelen yabancılaşma olgusunu, kişilerin yaşadığı iç çatışmaları, bireyin psikolojik durumunu romanlarında sergilemiştir. Bu çalışmada insanoğlunun önemli meselelerinden biri olan "yabancılaşma" olgusuna yer verilmiş ve Latife Tekin'in romanlarındaki bireylerin göstermiş oldukları normal olmayan davranışlar, kendilerine ve yaşadıklara topluma yabancılaşmaları yabancılaşma olgusuyla bağdaştırılarak işlenmiştir. Anahtar sözcük: Latife Tekin, Yabancılaşma, Modernizm, Postmodernizm, Türk Edebiyatı.

ModernizmRomanTekin, Latife+3
Hatice Yitik
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

XX. yüzyılda modernizmin Türk ve Gürcü poetikasındaki etkileri

Batı'da gelişen modernizm Türk ve Gürcü edebiyatını ve özellikle de şiiri etkilemiştir. Edebi alanda farklı dönemlerde ortaya çıkan modernleşme hareketleri arasında büyük benzerlikler bulunmaktadır. Modernizm Gürcistan'da Maviboynuzlularla 1915 yılında görülmüştür. Ardından gelen H2SO4 şiir hareketi de Gürcü şiirinde modernleşmenin devamı niteliğindedir. Türkiye'de ise şiirde Tanzimat'tan başlayan yenileşme 1950'lerde İkinci Yeni şiirinde zirveye ulaşmıştır. Farklı dillerde konuşan bu iki ülkenin şairleri birbirlerini ve eserlerini tanımadıkları için aralarında bir etkileşimden söz edilemez. Ancak her iki ülkenin şiirinde de Batı modern şiirinin öğelerini izleyebiliyoruz. Avrupa'da gelişen modernist akımlar Gürcü şairler üzerine doğrudan etkili olmuştur ve bu etki eşzamanlıdır. Türkiye'de ise bu etki gecikmelidir. Şiirde dilin, sözdiziminin, imlanın değişimi, serbest veznin kullanılması, kafiyesiz dizeler yazma denemeleri Gürcü ve Türk şiir hareketlerinin ortak noktalarındandır. Arkada gelişen baskıcı siyasi ortamları karşısında her iki milletin şiir hareketlerinin siyasetten uzak durma tercihleri de ortaktır. Sanatçıların eserlerinde imgelerin ve simgelerin egemenliğinin kaynağı buradadır. Ayrıca şiir dışında, şiir üzerine düzyazı yazma geleneği de Batı'dan gelen bir yeniliktir. Yaratılan yeni şiirde kullanılan kavramlar, icat edilen sözcükler vs. hakkında açıklamalar bu düzyazılarda yer alır. İkinci Yeniciler de Maviboynuzlular da bu amaçla düzyazılara sıklıkla başvurmuştur. Bu çalışmada her iki ülkenin şiirindeki modernleşme süreci şairlerin düzyazılarından yola çıkarak değerlendirilmiştir.

20. yüzyılGürcü edebiyatıKarşılaştırmalı edebiyat+6
Mariami Gaprindashvili
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Zeki Demirkubuz sinemasında yabancılaşma

Bu tez çalışması, Zeki Demirkubuz sinemasında modernlik ve yabancılaşma kavramlarını fenomenolojik film çözümleme yöntemiyle ele almayı amaçlamaktadır. Modernleşme sürecinin bireyde yarattığı kimlik, değer ve anlam krizleriyle bağlantılı olarak ortaya çıkan yabancılaşma olgusu, Demirkubuz'un filmografisinde belirgin bir şekilde izlenebilmektedir. Bu bağlamda çalışmanın amacı, modernizmin birey üzerindeki yıkıcı etkilerinin yönetmenin filmlerinde nasıl temsil edildiğini ortaya koymaktır. Tez kapsamında Masumiyet (1997), Yazgı (2001), Kader (2006), Yeraltı (2012) ve Hayat (2023) filmleri analiz edilmiştir. Çalışmada hem bireyin topluma hem de bireyin kendine yabancılaşma biçimleri incelenmiştir. Yabancılaşma kavramı Hegel, Marx, Camus ve Dostoyevski gibi düşünürler üzerinden teorik çerçeveye oturtulmuş; filmlerdeki karakterler bu bağlamda değerlendirilmiştir. Araştırmada, Demirkubuz'un modern insanın içsel yalnızlığını, toplumsal uyumsuzluğunu ve değer boşluğunu merkezine alan anlatı yapısının, yabancılaşma kavramını anlamada özgün bir sinemasal alan sunduğu sonucuna varılmıştır. Tez, hem Zeki Demirkubuz sineması üzerine literatürdeki bir boşluğu doldurmakta hem de modern sinema ve sosyoloji ilişkisini yeni bir perspektifle ele almaktadır.

Demirkubuz, ZekiModernizmTürk sineması+1
Abdulkadir Yenel
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

21. yüzyıl'da küresel risk toplumu: COVID-19 örneği

Toplumların özellikleri eski çağlardan günümüze kadar birçok değişim ve gelişim kaydetmiştir. Bu değişim ve gelişmeler her alanda olup sanayi devrimi, teknoloji, küreselleşme gibi unsurlarla hız kazanıp desteklenmiştir. Olumlu sonuçlar kadar olumsuz sonuçları da olan bu değişim ve gelişmeler, insan topluluklarındaki risk kavramını derinleştirmiş ve bireysel düzeye indirgemiştir. Son yıllarda tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 hastalığının pandemi süreci uluslararası ilişkiler felsefesi kapsamında birçok haber, gazete, makale ve tez çalışmalarında ele alınmıştır. Riskin dünya üzerindeki yayılma hızı ve etkilerine modernizm ve post-modernizm teorileri ışığında yer verilmiştir. Bununla birlikte meydana çıkan COVID -19 gibi bir küresel riskin insan hayatına ve uluslararası sisteme ne tür yenilikler ve bilinmezlikler kazandırdığı analizi yapılmıştır.

21. yüzyılCOVID 19Doğa durumu+6
Pelin Turgut
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sanat yapıtında birey ve nesne ilişkisi

Bu araştırma; geçmişten günümüze pek çok tartışmayı da beraberinde getiren birey sorunsalını, sanat tarihinin faklı dönem ve disiplinlerinden (resim, heykel, fotoğraf, sinema, enstalasyon) edinilen çeşitli göstergelerle irdelemeyi amaçlamaktadır. Sanat, yapısı gereği yorumlanmaya açık olduğundan ve bu yorumlamayı güçlendirmek için sanatsal yaratının içine nesne faktörü de eklenmiştir. Dolayısıyla bu iki kavram (birey ve nesne) tezin ana gövdesini oluşturmuş ve sanat bağlamında ele alınmıştır. Çalışmanın başında birey ve nesne kavramlarını ayrı ayrı ele alarak anlamları çeşitli düşünürlerden edinilen anekdotlarla; Antik Yunan medeniyetinden Modernizme kadar olan süreç araştırılmaya çalışılmıştır. Bir sonraki aşamada, plastik/görsel sanatlar dahilinde oluşturulmuş yapıtların içinde yer alan figürleri, 'yaşadığı çağı temsil eden bireyler' olarak ele alınmaya çalışılmıştır. Çünkü, sanatı oluşturan özne ve sanatın içinde yer alan imgeler de kendi çağını yansıtan göstergelere sahip olduğu bilinmektedir. Rönesans ve Romantizm dönemleri arasında bireye duyulan arzunun, yirminci yüzyıl ve sonrasında, özellikle de bugünün dünyasında nasıl başka bir duygu durumuna dönüştürüldüğü ve nasıl başka arayışlara yöneltildiği gibi pek çok sorunun cevaplanmasına olanak sağlanmaya çalışılmıştır. Birey, somut bir şekilde yazılı göstergelerle (bireye dair hukuk sisteminde bulunan yasalar) koruma altına alınıp şekillenen bir yapıda olduğu düşünülse de aslında yazılı olmayan kültürün daha büyük bir etkisinin olduğu yapılan araştırmalar ve çeşitli düşünürlerden aktarılan savlarla bu sonuca ulaşılmıştır. Buna rağmen yeni bir kültür inşası oluşturmaya çalışan modernizm de bireyi tek tipleştirmeye ve basitleştirmeye yönelik çeşitli handikapları da bu çalışmada görebilmek mümkündür. Ayrıca birey kavramıyla beraber ortaya çıkan bireysellik, nesneleşme, statü, varoluş ve kimlik gibi kavramlara da değinilmiştir. Bu kavramlara dair sanat ortamındaki yansımaları ele alınıp yorumlanmıştır. Görsel sanatlar çerçevesinde bireyi tanımak, ruh halini anlamak ve yorumlamak için nesne faktöründen yardım alınmıştır. Nesnelerin temsil edilebilirlik vasfından büyük ölçüde yararlanılmış, nesneler dünyasındaki bireyin konumu da sorgulanmaya çalışılmış ve bu bağlamda farklı tekniklerde uygulamalar gerçekleştirilmiştir.

BireyBireysellikKimlik+5
Orhan İliş
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ümit Ünal filmlerinde özdüşünümsellik

Bu tezde Ümit Ünal'ın 9 (2002), Ara (2008), Gölgesizler (2009) ve Nar (2011) filmlerindeki anlatı yapısında üstkurmacasal teknikler kullanarak özdüşünümsel bir sinema dili inşa ettiği fikrinden yola çıkılmaktadır. Çalışmada söz konusu tekniğin hangi farklı biçimlerde kullanıldığı ve gerçek/kurmaca ve izleyici/ yönetmen ilişkisi açısından nelere işaret ettiği tartışılmaktadır. Üstkurmaca her ne kadar postmodern bir anlatı biçimi olarak tanımlansa da modernist sanattaki kendini yansıtma, özbilinç ve özdüşünümsellik işlevleriyle de alakalı olması nedeniyle yalnızca postmoderniteyle sınırlandırılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Bu bağlamda da Ünal sinemasına bakıldığında 9, Ara ve Nar filmindeki özdüşünümselliğin modernist auteur'ün eleştirel bakışına karşılık geldiği, Gölgesizler filminde ise özdüşünümselliğin metinlerarasılığı ön plana çıkaran bir işleve sahip olduğu görülmektedir.

FilmModernizmPostmodernizm+5
Demet Sökezoğlu Çakır
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Related subjects