Urban planning

97 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessEN

Factors affecting unbranded housing design and production

Need-based structures such as housing constitute a large part of the building density in the urban area. Residential buildings determine the aesthetics and morphology of a city due to their high density. It is possible to observe resemblance among residential buildings in Turkey. The reasons of similitude could be understood by analysing the housing procurement process. In this study, the factors affecting the unbranded housing design and production process are examined in legal, economic, cultural, technological, and sectorial context in order to understand the constraints that create the tendency towards uniformity among unbranded residential buildings.

Urban planningArchitectural planningBuilding regulations
Sarullah Demirel
TOBB Economics and Technology University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İmar planlarının uygulama etkinliğinin değerlendirilmesinde doluluk-boşluk analizi'nin kullanımı: Kemeraltı tarihi kent merkezi (İzmir) örneği

Tarihi kent merkezleri (TKM), zengin bir kültürel ve mimari birikime ev sahipliği yapmış, geçmişin izlerini günümüze taşıyan önemli kentsel bölgelerdir. Bu alanlar, tarih boyunca kentlerin ilk yerleşim yerleri olarak gelişmiş, dar sokakları, meydanları ve karakteristik mimari yapılarıyla dikkat çekmiştir. Tarihi kent merkezleri, kentsel dönüşüm ve modernleşme süreçleriyle karşı karşıya kaldıkça, korunmaları ve sürdürülebilirliklerinin sağlanması gerekliliği de artmıştır. Kültürel mirası barındıran bu alanlar, genellikle müzeler, tarihi anıtlar ve sanat galerileri gibi kültürel mekânlarla donatılmıştır. Bu özellikleriyle, tarihi kent merkezleri, şehirlerin kimliklerinin korunmasında ve tarihî bilincin canlı tutulmasında önemli bir rol oynamaktadır. Ancak, hızlı kentleşme ve aşırı nüfus artışıyla birlikte, özellikle 1950'li yıllardan itibaren yapılan yeni imar planları tarihi kent merkezlerini olumsuz etkilemiştir. Bu süreçte, tarihi kent merkezleri diğer kentsel alanlara kıyasla daha hızlı bir değişim geçirmiş ve korunması gereken alanlar olarak öne çıkmıştır. Türkiye'deki birçok kent, tarihi kent merkezleriyle bölgesel ve kentsel planlamada belirleyici bir rol oynamaktadır. Ne var ki, bu alanlar korunamadığı takdirde mimari özgünlüklerini ve kültürel dokularını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalmaktadır. İmar planları, bir kentin fiziksel ve sosyal gelişimini yönlendiren önemli araçlardır. Tarihi kent merkezlerinde, özellikle kültürel ve estetik değerleri koruma amacıyla imar planları yapılmaktadır. Ancak Türkiye'de tarihi kent merkezlerine yönelik imar planlarının uygulanabilirliği ve izlenmesi konusunda çeşitli sorunlar mevcuttur. Küreselleşme sürecinde tarihi kent merkezlerinin sürdürülebilirliği, bu planların etkin uygulanmasıyla doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle, tarihi kent merkezlerinin korunması ve sürdürülebilirliği, imar planlarının uygulanabilirliği ve etkinliği üzerinden sorgulanmalıdır. Bu bağlamda; tez çalışmasında, kentleşmenin etkilerinin artmasına bağlı fiziki ve sosyal dokusunda bozulmalar görülen ve sürekli bir imar planı hazırlama ve onama süreci deneyimlenmesi nedeniyle, İzmir Tarihi Kent Merkezi Kemeraltı örneklem alanı olarak seçilmiştir. Kemeraltı Tarihi Kent Merkezi, kenti tarih içinde yönlendirici niteliğe sahip örneklerden biridir. Bu çalışmada, Kemeraltı TKM'nin doluluk-boşluk analizi yöntemiyle yapılaşma yoğunluğu ve boş alanların dağılımı incelenmiş, imar planlarının mekânsal kullanım etkinliği, planların gerçekleşme oranları üzerinden değerlendirilmiştir. Araştırmanın amacı, Kemeraltı'ndaki koruma amaçlı imar planlarının uygulanma düzeylerini belirlemek ve bu uygulamaların etkinliğini sorgulamaktır. Ayrıca, bu çalışma benzer niteliklere sahip farklı kent merkezleri için sürdürülebilir koruma ve planlama stratejileri geliştirme amacını da taşımaktadır. İzmir Kemeraltı örneği temelinde, tarihi kent merkezlerinin korunabilirlik düzeyinin belirlenmesi ve sürdürülebilirliğin sağlanması için gereken müdahale alanlarının tespit edilmesi hedeflenmiştir. İmar planlarının uygulanamama gerekçeleri, plan hazırlama süreçlerindeki sıklaşma ve yetki kullanımının farklılaşmasının nedenleri araştırılarak, kentin tarihi merkez bölgelerinin korunmasına ve kimlik değerlerinin sürdürülebilirliğine katkıda bulunulması amaçlanmaktadır. Bu tez çalışması, İzmir Kemeraltı Tarihi Kent Merkezi'ne yönelik 1984, 2005 ve 2023 yıllarına ait imar planlarının uygulanma düzeylerini karşılaştırmalı olarak analiz etmektedir. Ayrıca, bu analizler ışığında, tarihi kent merkezlerinin gelecekteki planlama ve koruma stratejilerine yönelik öneriler geliştirilmiştir. Bu çalışma, benzer tarihi kent merkezleri için sürdürülebilir koruma stratejileri geliştirilmesine katkı sağlayacak önemli bir kaynak olarak değerlendirilmektedir. Doluluk ve boşluk analizleri sonucunda; 1984 yılı tarihi kent merkezi Kemeraltı'nın dokusu oluşmuştur. 2005 yılında ve günümüzde fiziki dokusu değişim geçirse de genel olarak bozulmadan devam etmiştir. 2024 yılında gelindiğinde ise, Kemeraltı için koruma amaçlı imar planları yapılmaktadır. Ancak yapılan imar planları uygulama aşamasında etkin değildir.

Kent planlamaTarihi kent dokusuTarihi kent merkezi+2
İlayda Anaç Türker
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel tasarımın disiplinler arası ilişkileri

Gelişmekte olan dünyada kentsel tasarım disiplinine katkıda bulunan mimarlık, kentsel planlama, peyzaj mimarlığı, sosyoloji, çevre mühendisliği disiplinlerini ve bu disiplinlerin kentsel tasarım projesine sunacağı katkıları ele alan tez çalışması altı bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde tezin problem alanı ve tez çalışmasının amacı ortaya konulmuştur. Konuya giriş yapılarak tezden ana hatları ile söz edilmiştir. İkinci bölümde kentsel tasarım hakkında bilgi verilmiş, kentsel tasarım süreçleri, materyalleri, yeni yaklaşımlar anlatılmış ve tanımlanmış kentsel tasarım projesi yapılırken dikkat edilmesi gereken alanlar yazılmıştır. Üçüncü bölümde disiplinler arası çalışmanın ne demek olduğu, kentsel tasarımda disiplinler arası çalışmanın neden gerekli olduğu, kentsel tasarımın hangi disiplinler ile nasıl çalışılacağı, kentsel tasarım aşamasında farklı disiplinler ile çalışılırken karşılaşılan sorunlara değinilmiş ve bu konular ile ilgili literatür araştırması yapılmıştır. Dördüncü bölümü kentsel materyal ve metot oluşturmuştur. Beşinci bölümde kale mahallesi örneği üzerinden bir bölgenin kentsel mekân tasarım ilkelerine göre disiplinler arası çalışma açısından incelenmiştir. Altıncı bölümü ise tez kapsamında yapılan tüm araştırmalar üzerinden elde edilen bulgular ve tartışma kısmı oluşturmuştur. Yedinci bölümde yapılan analizler ve tespitlerden çıkarılan sonuçlar yazılmış ve çıkarılan sonuçlara karşılık bazı öneriler sunulmuştur.

Kent planlamaMimarlıkPeyzaj mimarlığı+1
Osman Nasanlı
Siirt University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kent içi ulaşım modlarından biri olan bisikletin Midyat kent ölçeğinde incelenmesi

Son yıllarda kentlerde yaşanan trafik sorunları ve ulaşımda çevreci yaklaşımlar ile sürdürülebilir ulaşım sistemlerinin gereksinimi ortaya çıkmaya başlamıştır. Günümüzdeki sorunların artarak devam etmesi gelecek kuşakların yaşam kalitesini düşüreceği ve ilerde yaşanacak problemlerin çok daha büyük soruların habercisi olduğu farkına varılmıştır. Bu nedenle daha çevreci ve sürdürülebilir bir ulaşım sistemi ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Dünyada birçok kentte ulaşım sisteminin bir parçası haline gelen bisiklet ve bisiklet kullanımını arttırmaya yönelik ortaya konulan çalışmalar motorsuz bir ulaşım sistemini teşvik etmeye başlamıştır. Dünyada birçok hükümet, yerel yönetim ve sivil toplum kuruluşları bu yönde çalışmalar yapmaktadır. Ülkemizde de son yıllarda bisiklet kullanımı ve buna yönelik çalışmalar ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu çalışmanın amacı, sürdürülebilir ulaşımın bir parçası olan bisikletin ve bisiklet yollarının Midyat ilçe merkezinde değerlendirilmesidir. Kentte yaşayan bisiklet kullanıcılarının ihtiyaçları, kentin fiziksel özellikleri ve toplumun yapısı değerlendirilerek ele alınarak; mevcutta yapılmış olan bisiklet yolları ve sorunlarının çözülmesi, sürdürülebilirliğin sağlanması için tamamlayıcı nitelikte yeni güzergah tasarımları ve bisikletin kullanımını arttırmaya yönelik diğer bileşenlerin belirlenmesi ile bisiklet kullanımının kent içinde arttırılması hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: Bisiklet ulaşımı, Kent içi ulaşım, Midyat, Motorsuz ulaşım, Sürdürülebilir Ulaşım

BisikletKent planlamaMardin-Midyat+3
Emine Bilgiç
Siirt University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kent içi ulaşım problemlerinin Midyat kent ölçeğinde incelenmesi ve çözülmesi

Gelişmekte olan ülkelerde, gerek kırsaldan kente göç ile gerekse kentin kendi dinamikleriyle, kentsel nüfusu artmaktadır. Bu artış planlı olmaz ise, nüfusun artmasıyla birlikte, plansız gelişme, çarpık yapılaşma, yetersiz ulaşım sistemleri ciddi sorunlar oluşturmaktadır. Kalıcı olmayan ulaşım çözümleri, kentlerin büyümesiyle ciddi sorun haline gelmekte olup, bu sorunların çözülmesi büyük maliyetler gerektirmektedir. Planlamada en önemli sorun, kentin imar planı hazırlanırken yapılan analiz aşamasında kentin ilk gelişme alanını oluşturan merkez ve yakın çevresinde kentsel korunması gereken alanlar veya kentsel yenileme alanları kararı alınıp, ulaşım ve kentsel gelişme alanları olarak oluşturulmalıdır. Bu bağlamda ki karar doğrultusunda kentin ulaşım sisteminin analiz edilmesi önem kazanmaktadır. Yukarıdak ilkeye uygun yapılmayan planlamada, tespit ve sorunların çözümünde önemli olan araç ve nüfus sayısının artmasıyla mevcut ulaşım sistemleri yetersiz kalmaktadır. Ulaşım sistemlerinin sorun olmasının sebebi, ulaşım sisteminin başta değil, sorun olmaya başladıktan sonra çözümler üretilmeye çalışılması, kalıcı çözümler yerine geçici, günü kurtarmaya yönelik çözümlerin üretilmesidir. Oysa ki, ulaşım sistemleri için önceden, kent büyümeden önce önlem alınarak kalıcı çözümler üretilirse, ulaşım sorunu daha düşük maliyetle çözülür ve daha uzun ömürlü olur. Gelişen ve nüfusu artan kentlerde, özel araç kullanımı yerine toplu taşımanın özendirilmesi için çalışmaların yapılması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Gelişmekte Olan Kentler, Kent İçi Ulaşım, Kent İçi Ulaşım Çözümleri, Kent İçi Ulaşım Sorunları, Midyat, Toplu Taşıma

Akıllı kentlerKara yolu ulaşımıKent planlama+3
Reşit Çoşkun
Siirt University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kent kimliğinde yapısal estetiğin mevzuattaki karşılığı, uygulama esasları, denetimi ve öneri sistem modeli

Kentler, kuruldukları andan itibaren gelişmekte, kimlik kazanmakta ve belli bir olgunluğa ulaşmaktadırlar. Bu durum kentlerin ölçeklerine ve bulundukları coğrafyaya göre üzerindeki yapılar ve doğal oluşumlar sonucu bir siluet kazandırmaktadır. Kentlerdeki birbirinden bağımsız yapılaşma çabaları, sadece kendi içinde amacına hizmet vermekte, kentin içinde yer almakta fakat kent kimliğinden soyutlanmış bir ruh ile yaşamaktadır. Kentlerin ruhu, kimlikleri ile nefes almaktadırlar. Bu nedenle kent kimliğine aykırı tüm uygulamalar, kendi içlerinde modern, estetik ya da işlevsel değerlendirilseler dahi çevresiyle uyumsuz, kent estetiğine aykırı bir tutum sergilemektedir. Ülkemizde imar faaliyetleri, 3194 sayılı imar kanunu kapsamında genel başlıkta ele alındığında yapılaşma hareketlerine göre planlama, projelendirme, uygulama ve denetleme aşamaları olarak yürütülmektedir. Sürecin başlangıç aşaması olan planlama çalışmaları için kanun, birden fazla kamu kurumuna plan yapma ve onaylama yetkisi vermektedir. Her kurum kendi sorumluluk alan sınırları içerisinde planlarına uygun projelendirme yapmakta ve uygulamaya koymaktadır. Bu durum neticesinde birbirinden bağımsız birçok uygulamalar tamamlanmakta fakat kent içinde hiçbir harmonisi olmayan yapı ürünleri kendine yer edinmektedir. Çalışmada kentlerin estetik kaygıdan uzak, ekonomik temeller üzerine kurulu bir anlayışla kaybetmekte oldukları bu kimlik kaybı karşısında mevzuat, mimari tasarım, yapısal estetik, ekonomi ve çevre esaslı yapılacak düzenlemeler ve olması gereken kriterlerin irdelenmiş olup kamu yönetimince yapılması gereken çalışmalar ortaya konulmuştur. Özgün kent kimliğine ve kent siluetine sahip kentler ortaya konulup kimlik tahribatına uğramış, rant odaklı yaklaşımlarla kaybolan kent kimliklerinin tekrar kazanımı ve yenileme süreçleri anlatılmıştır. Kentin coğrafi, ekonomik, tarihi ve kültürel dokusu kentteki yapılaşma, dönüşüm ve gelişme faaliyetleri için temel dayanaklar olarak ele alınmıştır. Çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır. İmar mevzuatı ve yetkili idareler, korunması esas kentsel kimlik kavramı, ekonomik odaklı yapılaşma faaliyetleri ve yapılaşma çalışmaları için öneri sistem modeli ana başlıkları oluşturmaktadır. Çalışma ile başlangıçtaki planlama aşamasından en son yapı ürününün tamamlanma aşamasına kadar olan ve sonrasını kapsayan sürecin paydaşları, gereklilikleri ve kent kimliğine uyumu işlenmiş olup tüm süreci kapsayan öneri sistem modeli belirtilmiştir.

Kent planlamaKentsel dönüşümKentsel rant+2
Abdullah Türkmen
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kentleşmenin yerel yönetim ve çevre ile uyumu

Kentleşme, Teknoloji ve Sanayinin gelişmesi ile birlikte kontrolsüz bir yapılaşmanın meydana geldiği, sanayileşme sürecindeki krizler dolayısıyla hızla artan betonarme, çarpık kentleşme, doğa katliamı, çevre kirliliği ve doğal kaynakların hızla azalması neticesinde hayatımıza dahil olan kavramdır.Bütün bu olumsuz gelişmeleri engellemek, ya da onları planlı programlı bir şekilde insanların hayatlarına sunmak da yerel yönetimlerin asli görevleridir.Yerel yönetimler kentlilerinin hayatlarını kolaylaştırmak için doğru kararlar verme yetkisine sahip olan ve kentliler tarafından seçilen karar organlarıdır. Ancak bu seçilenler kararları alıyor iken çevreye zarar vermemek, doğal kaynakların sonsuz olmadığı bilinciyle hareket etmek zorundadırlar aksi taktirde gelecek nesiller bu günün bilinçsiz ve hoyratça kullanılan doğanın bedelini çok ağır ödemeye mahküm edilirler. Bu nedenle yerel yöneticiler son derece güvenilir ve şeffaf olmak durumundadır. Kullanılan alanlar, kullanılan doğal kaynaklar, bütçeler o kentin halkının ortak mirasıdar. Dolayısıyla Avrupa'nın bu konudaki tedbir ve uygulamalarının incelenmesi, dünya ülkelerinin bu konuda yaptıkları, hedefleri ve önerileri ile birlikte Türkiye'nin kendi sınırları içerisinde yapılan kentleşmenin yerel yönetim boyutu ile birlikte doğanın korunması için gerekli önlemler ve önerilerin tartışılması, Avrupa ve Dünya'daki bazı konferansların incelenerek tavsiyelerinin dikkate alınması, daha yeşil bir dünya, daha güvenilir ve seffaf bir yönetim şeklinin özelliklerine vurgu yapılacaktır. Anahtar Kelimeler: Kentleşme, Yerel Yönetim, Çevre

Kent planlamaKentleşmeYerel yönetimler+6
Sabiha Tüzünoğlu
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Elazığ'da Cumhuriyet Dönemi imar hareketlerinin değerlendirilmesi

Türkiye'nin kentsel gelişme süreci, Cumhuriyetin ilanı ile Ankara başta olmak üzere diğer Anadolu kentlerinde ekonomik, sosyal ve kültürel değişimlerin yaşanması ile başlamıştır. Türkiye'de 1950'li yıllarda sanayileşme sürecinin başlaması sonucu hızlı kentleşme etkisini göstermiştir. Türkiye'de demiryolu ve karayolu ulaşım ağının sistemli bir hale gelmesi sonucu kentler gelişme ve büyüme göstermiştir. Elazığ'ın kentleşme süreci ise, kentin ilk yerleşim yeri olan Harput'tan valilik ve diğer idari birimlerin mezraya (ova) taşınması ile başlamıştır. 1834'te Harput'un tabiat şartlarının elverişsiz olmasından dolayı mezraya taşınan kentte gelişim yavaş ilerlemiştir. 1934'te demiryolunun yapılması, daha sonra karayolunun gelişmesi ve Keban Barajı ile elektrik enerjisi sorununun çözülmesi sonucu sanayi yatırımlarının artması Elazığ'da kentsel gelişmeyi hızlandırmıştır. Bu çalışmada Anadolu'nun genç kentlerinden biri olan Elazığ'ın günümüze kadar gelişimi, değişimi ve dönüşümü incelenererek bu süreçlerdeki etmenler ele alınmıştır. Daha sonra Elazığ kentleşme süreci, imar planlar ve yatırım kararlarıyla birlikte incelenmiştir. Bu planlar incelenirken, alınan kararların olumlu ve olumsuz özelliklerinin Elazığ'ın kentselleşme sürecine yansıması üzerinde durulmuştur.

ElazığKent planlamaKentleşme+1
Nuriye Betedin
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kent planlamada ekolojik yaklaşımlar ve eko-kent örneklerinin değerlendirilmesi

Bu araştırma kapsamında ekolojik yaklaşım kavramı, planlamada ekolojik yaklaşımların nasıl ele alındığı ve bir eko-kentin ekolojik yaklaşımlarda hangi kriterler çerçevesinde geliştirildiği incelenmektedir. Bu araştırmada kavramların taraması yapılarak dünyada ve Türkiye'de var olan eko-kent örnekleri irdelenmekte ve bu örneklerin kriterleri incelenmektedir. Başarılı eko-kentlerin kriterleri doğrultusunda "başarılı bir eko-kent için olması gereken kriterler nelerdir?" sorusuna cevap aranmaktadır. Tezin birinci bölümünde araştırmanın konusu kapsamı ve yönetimine yer verilmektedir. Bu bölümde ortaya konulan bir hipotez, temel soru ve alt sorular yer almaktadır. Tüm bu hipotez ve sorular kapsamında ikinci bölümde kavramların tanımlarına yer verilmektedir. Ekolojik planlamanın kavramı, tarihi, hedefleri ve kriterleri üzerine araştırmalar yapılmaktadır. Bu araştırmalar neticesinde ortaya konulan kriterler çerçevesinde oluşturulan dört inceleme stratejisi ile Dünya'dan ve Türkiye'den örnekler incelenmektedir. Bu dört inceleme stratejisi; ulaşım, atık ve geri dönüşüm, ekosistem ve tasarruf ve yenilenebilir enerji kaynaklarıdır. Bu stratejiler çerçevesinde incelenen eko-kent projeleri üzerinde başarı kriterleri beşinci bölümde ortaya konmaktadır. Araştırmanın ikinci bölümünde kavramların araştırmaları yapılarak; "Ekolojik yaklaşımların önemi ve kriterleri nelerdir?" ve "Kent planlamada ekolojik yaklaşımların rolü nedir? Kente, insana, kentin ve insanın sağlığına katkıları nelerdir?" sorularına cevap aranmaktadır. Araştırmanın üçüncü bölümünde Dünya'da var olan eko-kent yaklaşımları ele alınarak başarılı eko-kent projelerinin incelenmesine yer verilmektedir. Bu inceleme neticesinde; "Kent planlamada Dünya'daki ekolojik yaklaşımlar nasıl ele alınıyor?" ve "Eko-kentlerde ne tür alt projeler uygulanıyor?" sorularına cevap aranmaktadır. Araştırmanın dördüncü bölümünde Türkiye'de var olan eko-kent tutumu ve planlanan eko-kent projelerinin incelenmesine yer verilmektedir. Bu inceleme neticesinde, "Kent planlamada Türkiye'deki ekolojik yaklaşımlar nedir? Türkiye'de planlanan eko-kent projeleri nelerdir? sorusuna cevap aranmaktadır. Araştırmanın beşinci bölümünde dünyada ve Türkiye'de incelenmiş olan eko-kentlerin başarı elde ettikleri projelerin; hangi kriterlere bağlı kalarak başarı elde ettikleri anlatılmak istenmektedir. Başarı elde etmiş olan bu eko-kentlerin incelenmesi neticesinde başarıya götüren kriterlerin ortaya konması hedeflenmiştir. Bu hedef ile birlikte tezin hipotezi olan "belirli kriterler çerçevesinde ele alınıp planlanmış olan ekolojik kent planlamalarının elde ettikleri başarı kenti ve doğal kaynakları iyileştirici ve koruyucu bir role sahiptir" tezi savunulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ekolojik Yaklaşım, Kent Planlama, Eko-kent Kavramı

EkokentEkolojiKent planlama+1
Sedanur Tekeci Şengül
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Planlama aşamasında kentsel işlevlerin alansal büyüklüklerinin belirlenmesine yönelik alternatif yöntem önerisi: Monte Carlo simülasyonu

Gayrimenkul sektörü, Türk ekonomisinde büyük pay sahibi olarak lokomotif görevini üstlenmesinin yanı sıra en dinamik sektör olarak da ön plana çıkmaktadır. Dolayısıyla sektör içinde hataların önüne geçilerek doğru zamanda doğru adımların atılabilmesi planlama aşamasında alınacak kararlarla paralellik gösterecektir. Fakat bu sürecin işleyişinde veya planlamasında yapılan hataların sonucunda birçok problem yaşanabilmektedir. Bunlar, tutarlı ve gerçek dinamiklere bağlı planlar üretilememesi ve proje geliştirme safhasında izlenen stratejilerdir. Her iki problemin de sonuç ürünü olarak; tarihi dokularda tahrip, trafik, insan ve yapı yoğunluğunda artış, ekolojik sorunlar, hava kirliliği, plansız ve orantısız büyüme gözlemlenmekte ve bu durum kentsel yaşam kalitesini düşürmektedir. Detaylı analizlerden uzak, piyasa dinamiklerini dikkate almayan planlar ile yatırımcıların kısa sürede yüksek kar beklentileri göz önünde bulundurulması gereken büyük bir çatışma alanıdır. Bu çalışmanın motivasyonu, bu çatışmaya çözüme yönelik bir yöntem önerisi denemesi getirilmesidir. Bu doğrultuda çalışmanın amacı, birçok parametreyi içinde barındırabilen Monte Carlo simülasyonu yönteminin planlama safhasında devreye girerek kentsel kullanım fonksiyonlarında alansal büyüklüklerin belirlenmesi için kullanılabilirliğinin test edilmesidir. İstanbul için otel, ofis ve alışveriş merkezi olmak üzere üç temel ticari fonksiyon üzerinde çalışılmıştır. Özellikle ticari fonksiyonların tercih edilmesinin sebebi, son yıllarda bu fonksiyonların kentsel gelişimde belirleyici rol oynamasıdır. Bu doğrultuda, üç fonksiyon için de 15 yıllık projeksiyonlar simüle edilerek stok ihtiyacı belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca mevcut stok ile simülasyon sonuçları karşılaştırılarak piyasa dinamiklerinden uzak kalmış planlamanın eksiklikleri vurgulanmıştır. Gayrimenkul sektöründe yapılaşma koşullarını belirleyen mevzuatlar bulunmaktadır. Sektöre ilişkin tüm uygulamalar bu mevzuatların ürünü olan imar planlarına göre yapılmaktadır. Proje geliştiriciler ise kendi bilgi ve becerileri doğrultusunda bu mevzuatlara ve bağlı planlara uyarak ortaya bir yapı çıkarmaktadır. Bu çalışmada, şehrin özellikle geleceğini ve nasıl gelişeceğini belirleyen büyük ölçekli planlarda bile lineer büyümesi vurgulanırken, kuzeye doğru hızlı ve kontrolsüzce büyüyor olmasının, bir başka deyişle yerel yönetimlerce ve geliştiricilerce planlamalara uyulmamasının yarattığı kaygıyla hareket edilmiştir. Ayrıca yakın tarihte şehirde birden çok merkez yaratılmaya çalışılması ve bu denemelerde yaşanan başarısızlıklardan kaynaklı olarak bundan sonraki süreçte daha sistematik ve numerik analizlere dayanan bir çözüm önerisi getirilmesi hedeflenmiştir. Monte Carlo Simülasyonu, eldeki parametrelerin belirlenen değişkenlik aralıklarında simüle edilerek sonuca gidilmesini sağlayan bir analiz yöntemidir. Daha önce gayrimenkul sektöründe pek tercih edilmeyen bu yöntem ile piyasada gerçekleşen veriler incelenmiştir. Belirleyici olduğu düşünülenlerin değişkenlik aralıkları analiz edilip tanımlanarak sisteme dahil edilmiştir. Böylece simülasyon çalıştırılmış ve üç ticari fonksiyon için de 1.000 adet tahmini değer oluşturulmuştur. Buradan yola çıkarak karar aşamasında daha çok seçeneğe sahip olup riskin azaltılmasının sağlandığı ve daha verimli bir analiz yapıldığı söylenebilir. Her üç fonksiyon için elde edilen sonuçların standart sapması, ortalama değeri, minimum ve maksimum değerleri incelenmiştir. Özellikle standart sapma parametrelerin değişim aralığına göre değişkenlik göstermektedir. Standart sapmaların düşürülebilmesi için daha hassas verilerle çalışılması gerekmektedir. Ancak Türkiye'de bu konuda sıkıntılar yaşanmaktadır. Hazırlanan simülasyona göre, 15 yıllık projeksiyonun sonunda İstanbul'da turizm sektöründe olması gereken yatak kapasitesi yaklaşık 112.000 olup mevcut stok 146.000 ile %31 fazladır. Bu alanda yatırımcıların kazanılmış hakları korunmak zorunda olduğu için bir azaltma söz konusu olmayacaktır. Ancak bundan sonraki süreçte kısıtlamalar uygulanmalıdır. Verilerin stabil olmaması sebebiyle simülasyona göre standart sapma 7.000 yatak çıkmıştır. Ofis pazarı için 15 yıllık projeksiyon incelendiğinde bir süre daha ofislerdeki doluluk oranlarının düşük kalacağı gözlemlenmiştir. Ancak uzun vadede İstanbul'un yaklaşık 1 milyon metrekare daha ofis ihtiyacı olduğu tespit edilmiş olup süreç içerisindeki büyüme politikalarıyla birlikte bu pazara yönelik analizler sürekli güncel tutulmalı ve hataya mahal verilmemelidir. Ekonomide yaşanan belirsizlik sebebiyle ülkedeki ticaret faaliyetlerinin fazla etkilendiği tespit edilmiştir. Bu sebeple standart sapma yaklaşık 1 milyon metrekare çıkmıştır. 15 yıl sonra mevcut stoğun yeterli olduğu gözlemlenebilir. 15 yıllık projeksiyon alışveriş merkezi pazarı için uygulandığında pazarın ihtiyacıyla mevcut stoğun birbiriyle uyum içerisinde olduğu gözlemlenmiştir. İstanbul'da mevcutta yaklaşık 4,6 milyon metrekare brüt kiralanabilir alan bulunmakta olup simülasyonun öngörüsü de bu değere yakın çıkmıştır. Fakat 15 yıl sonrası için üretilen tahmini rakam 5,4 milyon metrekare olup bu süreçte temkinli hareket edilmesi ve kontrollü olarak piyasa ihtiyaçlarının uygun şekilde karşılanması gerekmektedir. Alışveriş merkezi pazarı için veriler arasındaki uyum yüksek çıkmış olup standart sapma yalnızca 150 bin metrekare çıkmıştır. Bu değer İstanbul'da büyük ölçekli bir alışveriş merkezinin brüt kiralanabilir alanına eşittir. Çalışmanın motivasyonu ve amacı doğrultusunda, özellikle turizm sektöründeki verimsiz planlama açıkça gözler önüne serilmiş olup bundan sonraki süreç için her ölçekteki planda dikkatli olmak gerekir ve bu konu yatırımcı inisiyatifine bırakılmayacak kadar önemlidir. Ofis stoğunda da otel stoğunda olduğu gibi geri dönüş mümkün olmayıp anlık bir stok fazlası yaşanmaktadır. Ancak sektör için gelecek yılların umut vadettiği, yalnızca bir süre daha doluluk oranlarının düşük kalacağını söylemek mümkündür. Alışveriş merkezi sektörü ile piyasanın ihtiyaçları paralel seyretmektedir. Dikkatli hareket edildiği takdirde ekonomik açıdan verimli, yaşayanları da tatmin eden bir pazar yakalanmasının mümkün olacağı söylenebilir. Bu tez çalışması, Monte Carlo Simülasyonun piyasanın tepkisini planlama aşamasında devreye sokularak imar planlarında parametrik olmayan birçok verinin sisteme dahil edilmesini sağlanmış ve planlamaya farklı bir bakış açısı getirmiştir. Öte yandan geliştirici tarafından bakıldığında piyasanın sektöre verdiği cevabı daha net bir şekilde gösteren, geliştirme sürecinde göz önünde bulundurulması gereken sonuçlar sunmuştur. Böylece piyasa ihtiyaçlarına uygun projeler inşa edilmesi için yeni bir analiz yöntemi önerisi ortaya çıkmıştır. Bu çalışma ile şehir planlamacıları, kamu kuruluşları ve sektördeki diğer profesyoneller planlama aşamasında veya sektöre yönelik incelemelerinde analizlerini genişleterek gayrimenkul sektörüne farklı açıdan bakabilir ve yöntemi genişleterek birçok parametrik olmayan veriyi sisteme dahil ederek daha verimli sonuçlar elde edebilir. Aynı şekilde geliştiriciler için de gayrimenkul geliştirme sürecinde doluluk oranı yüksek, ziyaretçilerin tercih sebebi olan projeler geliştirmek adına ihtiyaca göre projedeki ünitelerin dağılımının planlamasının önünü açan bir yöntem düşünülebilir.

Alan planlamaGayrimenkul geliştirmeKent planlama+1
Kaşif Emre Tarakçıoğlu
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kentleşme politikalarının mülk sahipliğine etkileri: Van'da Cumhuriyet Caddesi örneği (1957-2010)

İnsanlık tarihinde, kentler önemli bir yer tutmaktadır. Kent salt durağan bir olgu değil dinamik bir yapı olarak toplumu ekonomik, siyasal ve kültürel yönleriyle değişime zorlar. Bu değişim süreci, kentleşme olarak tanımlayabileceğimiz; fiziksel olarak kentsel mekân, toplumsal olarak insan ilişkileri şeklinde dışa yansır. Kent, aynı zamanda birey ve devlet arasındaki tarihsel gerilimde sergilenen bir sahne durumundadır. Özgür birey ya da hukuki dayanaklarıyla özgürleşmiş bireylerden oluşan toplumsal yapı, ancak ve sadece kentleşme sürecinde verdiği mücadelelerle oluşmuştur. Kentleşme, aynı zamda toplumsal ve politik mücadeleler içermektedir. Kentleşme, kentsel planlama, kentsel mekân, kentsel sermaye ve rant ilişkilerini barındırır. Van kenti, 1. Dünya savaşı öncesinden başlayarak demografik düzenlemelerle "Modern Ulus Devlet"in yeni ulus inşası için uygun hale getirilmiştir. Bu dönemde dışarıdan tahkim edilen Türk nüfus yeni Van kentinin oluşumunu ve toplumsal belleğini inşa etmiştir. Bu tez çalışması, devlet politikaları ve uygulamaları çerçevesinde kentsel ve toplumsal planlamanın nasıl gerçekleştirildiğini görmek için 1957-2010 tarihleri arasındaki Van Cumhuriyet Caddesindeki mülkiyetin yeniden sahiplendirilmesi başta olmak üzere kamu ve özel mülkiyetin el değiştirmesinin tarihsel ve sosyolojik sonuçlarını saptamayı amaçlamaktadır. Bir durum (örnek olay) çalışması olan araştırma, doküman (tarihsel rapor, belge ve planlamalar) ve arşiv kayıtlarını (Van Tapu Kadastro İl Müdürlüğü Verileri) inceleyerek iddia edilen durumlar arasındaki ilişkiyi anlamaya çalışmıştır. Böylelikle, bu araştırmanın amacı; arşiv ve tarihsel kaynakları tarayarak elde edilen veriler ile Van kentinin geçirdiği tarihsel ve kentsel değişime, devletin örgütlü ve bilinçli planlama ve müdahalelerine, kentsel nüfus değişimine ve sermaye bağlamında mülkiyet sahiplendirmeye dikkat çekerek tartışmaktadır.

Ev sahipliğiKent planlamaKentleşme+5
Yakup Ataş
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Şehir coğrafyası açısından Vezirköprü (Samsun)

Tarihi süreç içerisinde Şinder (Şin: Köprü) ve Gedegra isimleriyle anılan Vezirköprü, Ankara devlet karayoluna 31 km'lik bir tali yol ile bağlanmaktadır. İlçenin kuzeyinde Durağan (Sinop), kuzeybatısında Saraydüzü (Sinop), güneybatısında Osmancık (Çorum), güneyinde Gümüşhacıköy (Amasya) ve Merzifon (Amasya), güneydoğusunda ve doğusunda Havza (Samsun), kuzeydoğusunda Bafra ve Alaçam (Samsun) ilçeleri bulunmaktadır. İlçe merkezi Vezirköprü Ovası'nın bitişiğinde, neojen havzası üzerine kurulu olup hafif meyilli bir topografyaya sahiptir. Şehir, 1. dereceden deprem kuşağında bulunmaktadır. Şehir içerisinden Uluçay ve Esenli çayları geçmektedir. İlçe merkezi deniz seviyesinden 300-390 m yükseklik aralığında bulunmaktadır ve 14,95 km²'lik bir alana sahiptir. Vezirköprü yöresi Karadeniz iklimi ile iç kısımların karasal iklim karakteri arasında geçiş kuşağında bulunmaktadır.Şehirsel fonksiyonları bakımından hizmet sektörünün ağır bastığı Vezirköprü şehir yerleşmesi, 2008 yılı adrese dayalı sayım sonuçlarına göre 25894 kişilik bir nüfusu barındırmaktadır. Nüfus, kırsal göçün ve doğurganlığın etkisiyle ? 11.77'lik bir artış hızına sahiptir. Şehirsel doku bakımından ışınsal dokunun etkisinde olan şehrin 21. yüzyılda, devlet yolunun etkisiyle doğrusal şehir dokusuna bürünmeye başladığı görülmektedir. Depremsellik ve zemin özellikleri, şehirsel gelişimde kısıtlılıklara neden olmaktadır. Vezirköprü şehir yerleşmesinde arazi kullanımı açısından konut alanları ve tarım alanları ön plandadır. Sanayi fonksiyonu bakımından ise orman ve tarıma dayalı sanayinin geliştiği şehirde geleneksel meslekler de mevcuttur.Bu araştırmada Vezirköprü yerleşmesinin Şehir Coğrafyası bakımından gösterdiği özellikler modern haritalama teknikleri ile desteklenerek araştırılmış ve yaşanan sorunlara çözüm üretilmeye çalışılmıştır.

Coğrafi özelliklerKent bilgi sistemleriKent coğrafyası+3
Koray Kor
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessEN

Kentsel planlama amaçlı çoklu doğal tehlike duyarlılık haritası üretimi: Ankara Mamak örneği

Multiple hazards may affect urban areas and integration of susceptibility maps about natural hazards are required for proper site selection and urban planning. Likewise, geological and geotechnical parameters, development expenditures and the spatial pattern of existent social and technical infrastructure should be considered for this aim. Up-to-date land use land cover (LULC) maps and the natural hazard susceptibility maps based on this data can be acquired from high-resolution satellite sensors. In this thesis, landslide and flood hazard potential are considered for combined hazard susceptibility assessment to be used for an urban settlement, Mamak, which is currently developing for disaster management purposes. The flood susceptibility map of Ankara City was generated in a prior research with the Modified Analytical Hierarchical Process (M-AHP) method. The landslide susceptibility map was generated with the logistic regression method in this thesis. LULC map was obtained from Sentinel-2 images with the Random Forest method as an image classification technique. The first and second topographic derivatives acquired by a digital terrain model (DTM) and lithology information produced by the General Directorate of Mineral Research and Explorations were employed for the generation of landslide susceptibility maps. A combined hazard susceptibility assessment was performed using the Mamdani Fuzzy algorithm and the outcomes were examined in the context of urban planning. According to the results, multi-hazard susceptibility assessment maps, which can be a base for city planning, can be created by combining a number of machine learning and expert-based learning methods.

Fuzzy inferenceGeographical information systemsNatural disasters+6
Tuğçe Yanar
Hacettepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilir kent planlamasında CBS tabanlı çok kriterli çevresel risk analizi: Ankara Gölbaşı örneği

İnsanoğlunun sosyal bir varlık olmasından dolayı bir araya gelerek yaşadıkları, uygarlıkların ortaya çıkışına zemin hazırlayan, nüfusun çoğunluğunun hizmet ve sanayi sektörlerinde çalıştığı, sınırlı doğal kaynaklara sahip yerleşim alanları olan kentler; her türlü etkiye karşı reaksiyon gösteren, kendilerine has özellikleri olan dinamik yapılardır. Günümüzde ekonomik, toplumsal ve teknolojik gelişmelere paralel olarak kentlerin büyümesi ve sayılarının artması sonucu ortaya çıkan kentleşme, kentlerin kendilerine özgü dokuları için değişim ve dönüşümün yanı sıra bazı durumlarda; hızlı nüfus artışı, kontrolsüz arazi kullanımı, çarpık yapılaşma ve hava kirliliği gibi tehditler oluşturabilmektedir. Hem kentleşmenin getirebileceği olumsuz durumların önlenmesi hem de daha kaliteli ve sağlıklı kent yaşamları için ortaya konulan sürdürülebilirlik kavramı ile uluslararası birçok organizasyon küresel çapta hedefler belirleyip planlar hazırlamıştır. Türkiye 'nin de üyesi olduğu Birleşmiş Milletler (BM)-HABİTAT Örgütü'nün her 20 yılda bir düzenlediği, en sonuncusunun 2016 yılında gerçekleştirildiği HABİTAT-III konferansında kent planlamalarının doğal ve yapılı çevreyle bütüncül, ekolojik ve sürdürülebilir olması vurgulanmıştır. Sürdürülebilir kent planları bölgenin karakteristik özelliklerine uygun ve ileride karşılaşılabilecek tehditlere karşı her türlü önlem alınmış şekilde hazırlanmalıdır. Bu hazırlık kentlerin doğal ve yapılı çevresinden, nüfusuna, enerji kullanımına kadar geniş bir perspektifte, kentin bütün bileşenlerini hem sayısal hem de niteliksel olarak işleme, yorumlama ve değerlendirme aşamalarını içerir. Böyle bir süreci en iyi şekilde analiz edip yöneterek alınacak kararlara yardımcı olacak araç ise Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) teknolojileridir. Bu çalışmada; Ankara ili Gölbaşı ilçesinde sürdürülebilir kent planlarında kullanılmak üzere çok kriterli bir çerçeve geliştirilmesi hedeflenmiştir. Çalışma alanının Özel Çevre Koruma Bölgesi (ÖÇKB) statüsünde olmasının yanı sıra yapılan sürdürülebilir kent planlamalarında yeşil kuşak sistemi içinde önemli hava koridorları üzerinde yer almakta ve kentin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda tez kapsamında çalışma alanındaki çevresel riskler tespit edilip, sistematik olarak tanımlanarak bir akış/diyagram çerçevesi hazırlanmış, sonrasında belirlenen ölçütlere verilen ağırlıklar doğrultusunda çok kriterli karar verme yöntemleri CBS aracılığıyla uygulanıp hazırlanan çerçeveye uygun olarak bölgenin risk haritası oluşturulmuştur. Risk haritasında yüksek riske açık olan bölgeler üzerinde yapılan ikinci bir analizle, değişen kriter ağırlıklarına göre çıkan sonuçlar yorumlanarak risk faktörleriyle değerlendirilmiştir. Bu çalışmayla ülkemizdeki her şehirde sadece bölgeye özgü kriterler ve ağırlıklar değiştirilerek risk analizleri yapılabilecek ve bu analizlerin sonuçlarıyla kent planlamalarında göre gerekli revizyonlar gerçekleştirilebilecektir.

Coğrafi bilgi sistemleriKent planlamaSürdürülebilirlik+1
Zeynep Sönmez
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Akıllı kent yaklaşımı ve Türkiye'deki büyükşehirler için uygulama imkânları

Yerleşik yaşama geçilmesinden bir süre sonra insan yaşamının odak noktası haline gelen kentler insan ile büyüyüp gelişen canlı bir organizma gibidir. 2014 yılı itibariyle ilk kez dünya nüfusunun yarısından fazlasının kentlerde yaşadığı düşünüldüğünde Mumbai, Şangay, Tokyo, New York ve İstanbul gibi kentlerde ulaşılan mutlak ve oransal büyüklüğün kentsel sorunları her zamankinden daha karmaşık hale getirdiği söylenebilir. Bu tezde, küresel sorunlar karşısında kentsel yaşamın iyileştirilmesi amacıyla geliştirilen birtakım planlama yaklaşımları ve girişimler kronolojik olarak ele alınmış ve akıllı kent yaklaşımının özellikle teknoloji ve yönetim alanındaki gelişmelerin bir sonucu olarak bu planlama yaklaşımlarının ve girişimlerin temel niteliklerini kapsayacak şekilde daha sonra ortaya çıktığı varsayımı üzerinde durulmuştur. Dünyada ve Türkiye'de öne çıkan akıllı kent stratejileri ve iyi uygulama örneklerinin incelendiği bu tezin amacı akıllı kent yaklaşımına kamu yönetimi perspektifinden bir çalışma kazandırılması ve Türkiye'deki büyükşehirler için iç durum değerlendirmesi ve dış çevre analizi yapılarak uygulama imkânlarının belirlenmesidir. Gerçekleştirilen SWOT analizi ile Türkiye'deki büyükşehirler için güçlü yan, zayıf yan, fırsat ve tehdit faktörlerinin tespiti yapılarak akıllı kent stratejileri için çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Bu bağlamda, küresel eğilimler kadar yerelin ve farklı paydaşların sürece katılımının dikkate alındığı, kurumlararası bütüncül ve koordineli akıllı kent projelerinin yürütülebilmesi için yasal düzenlemeler ve mali teşvikler gerekmektedir.

Akıllı kentlerBüyükşehirlerKent planlama+2
Oğuzhan Gürsoy
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Coğrafi bir yaklaşımla Kumasi'nin (Gana) kentsel sürdürebilirlik ve yaşanabilirlik analizi

Kentsel sürdürülebilirlik göstergeleri, kent plancılarının, şehir yöneticilerinin ve politika yapıcıların mevcut kentsel tasarımların, altyapıların, politikaların, atık bertaraf sistemlerinin, kirliliğin ve vatandaşların hizmetlerine erişimlerinin sosyo-ekonomik ve çevresel etkilerini ölçmesine izin veren araçlardır. Bu bakımdan, mevcut sorun ve baskıların teşhisine, dolayısıyla iyi yönetim ve bilim temelli tepkiler yoluyla ele alınacak kararların belirlenmesine yardımcı olmaktadır. Günümüz kentlerinde bu alanda çeşitli organizasyonlar ve araştırma grupları tarafından sayısız gösterge geliştirilmiş ve test edilmiştir. Bu araçlar içeriğinde uygulanabilir ve genelde halk sağlığı ve hizmetleri, yönetişim, ulaşım, gelir, istihdam ve ulaşım gibi sürdürülebilir kalkınma prensiplerini de barındırmaktadır. Kentler hızlı ve kontrolsüz büyümelerini sürdürürken, söz konusu araçlarla ekonomik ve fiziksel yoğunlaşmadan kaynaklanan çevresel ve sosyal eşitlik problemlerini çözerek kentleri daha yaşanabilir kılmaktadır. Bu çalışma, Gana'nın önemli kentlerinden biri olan Kumasi'nin mevcut kentleşme performansının ölçülmesinde sürdürülebilir kent göstergelerinin kullanılmasını öngörmektedir. Bu nedenle, kent yönetiminin ve ilgilenen kurumların kentin ekonomik ve sosyal kalkınmaya elverişli bir şekilde sürdürülebilir ve yaşanabilir olmasını ne derecede yönetebildiği yada yönetemediğini sorgulamaktadır. Kumasi örneğinden hareketle, Gana kentlerinin bu süreçte tanık oldukları dönüşüm aşamalarını ele almakta ve bu alanda yapılan ilk çalışma olmasıyla özel bir önem arz etmektedir. Çalışmanın ilk bölümlerinde Kumasi kentinin yerleştiği alanın ayrıntılı bir coğrafi analizine yer verilmiştir. Ardından, kentin sürdürülebilirliğinin seçilmiş yaşanabilirlik göstergeleri çerçevesinde değerlendirmeleri yapılmış ve alınması gereken önlemler vurgulanmıştır. Kumasi için önlemler olarak kullanılmıştır. Son bölümde ise, kentsel yaşanabilirlik ve sürdürülebilirlik anlamında Kumasi için iyileştirme önerilerinde bulunulmuştur.

GanaKent planlamaKentler+5
Abubakar Yaqub
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Neoliberal planlama ekseninde merkezi ve yerel yönetim yetki çatışmasının kanal İstanbul projesi üzerinden okunması

Türkiye'de ve dünyada, yaklaşık son kırk yıldır neoliberal ekonomi politikaları doğrultusunda kentler şekillenmektedir. Ülke ve kent yönetimlerinin neoliberalizme yaklaşımlarına göre yıllarca farklı şekillerde kentlere müdahale edilmiş ve bu süreçte planlama kurumları en önemli araç haline gelmiştir. 2001 ve 2008 krizlerine cevap olarak inşaat odaklı ekonomi modeli benimsenmiş olup bunu takiben İstanbul'da yoğun bir şekilde inşaat faaliyetleri yürütülmüştür. Bu dönemde merkezi yönetimin seçim beyannamesinde krize cevap olarak birçok mega proje ortaya atılmıştır. Neoliberalizmin dünyada yerelleşme eğilimine karşı Türkiye'de yaklaşık son kırk yıldır merkezi yönetime bağlı birçok farklı kurum bu projelerde söz sahibi olmuş, planlama parçacıl bir hale gelmiştir. 2019 yerel seçimleri öncesi İstanbul'da yerel yönetiminde merkezi yönetimle aynı siyasi parti tarafından yönetiliyor olması sebebiyle merkezi ve yerel yönetim bir arada kenti neoliberalizmin etkisinde inşaat odaklı olarak dönüştürmüştür. Kanal İstanbul ve Yenişehir Projesi de bu dönemde ortaya atılan ölçeği ve beklenen olumsuz etkileri sebebiyle en çok dikkat çeken projelerden biri olmuştur. Projenin planlama süreci 2019 yerel seçimleri öncesinde aynı siyasi partiye ait merkezi ve yerel yönetim işbirliği ile ilerlerken seçim sonrasında yerel yönetimin projeye karşıt düşüncedeki bir parti yönetimine geçmesi ile birlikte planlama süreci bir çatışma alanı haline gelmiştir. Süreçte yerel yönetim devre dışı kalarak İstanbul içerisinde çok büyük ölçekteki bir alanda yetkisiz hale gelmesiyle süreç merkezi yönetimin elinde devam etmiştir. Bu çalışmada ortaya çıkan bu yetki çatışmasını ortaya koymak adına neoliberal planlama etkisiyle inşaat odaklı gelişim modeli olarak ortaya atılan bu mega projenin ortaya atılmasındaki etkenlerin, sürecin aktörlerinin ve sonuçlarının anlaşılması adına neoliberal planlama kavramı üzerine araştırmalar yapılmıştır. Tez dahilinde Şehir Plancılar Odası, Mimarlar Odası ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde yer alan yetkililer ile yarı-yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Oluşan yetki çatışması, yapılan görüşmeler, proje üzerinden merkezi ve yerel yönetim tarafından hazırlanan imar planları, çed raporu, araştırma raporları ve yapılan açıklamalar üzerinden 2019 yerel seçimleri öncesi ve sonrası projenin planlama süreci üzerinden okunmaya çalışılacaktır. Anahtar kelimeler: Neoliberal Planlama, neoliberal otoriterleşme, inşaat odaklı gelişme, mega projeler, yetki çatışması

Kent planlamaMerkezi yönetimNeo-liberalizm+2
Nursemin Meral
Mimar Sinan Fine Arts University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Düzey II bölgelerinde kalkınma modeli oluşturmada coğrafi bilgi sistemlerinin rolü: Lucis modeli yaklaşımı

Sadece Türkiye'nin değil aynı zamanda Dünyanın en önemli metropollerinden biri olan İstanbul, başta jeo-stratejik konumu ve ekonomik imkânlarının çeşitliliği sayesinde bir çok alanda cazibe merkezi olmaya devam etmektedir. Her ne kadar ulusal kalkınma planı olan Onuncu Kalkınma Planında, mekânsal planlama ve uygulamanın yerinde gerçekleştirilmesi ve ortak karar alma süreçlerini güçlendiren bir yapının oluşturulması öngörülmüşse de, halen onlarca kurumun İstanbul'da farklı ölçeklerde ve konularda planlama yetkisi olduğu gerçeği ortadadır. Farklı kurumların kendi doğruları çerçevesinde hazırlamış oldukları bu planlar arazi kullanım çakışmalarına sebep olurken, zaten doğal işleyişinde hızlı bir nüfus artışına sahip olan kent; Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kanal İstanbul gibi makro projelerle de artık mevcut konut stokunun yetmediği, gün geçtikçe bu ihtiyacın daha da şiddetlenerek arttığı bir çıkmaza doğru sürüklenmektedir. Bu eğilim, başta kuzey ormanları olmak üzere havza koruma alanları, tarım alanları, sit alanları gibi doğal yaşam alanlarını tehdit eder hale gelmiştir. Bu tez çalışmasında farklı kurumların ürettiği planların çakışmaları dikkate alınarak en uygun alan kullanımlarını belirlemek için LUCIS (Land Use Conflict Identification Strategy) modeli kullanılmıştır. Özellikle büyümekte olan kentlerin karşılaştığı söz konusu problemin çözümüne yardımcı olabilecek bir model olan LUCIS modeli ile uygunluk analizleri yapılmıştır. LUCIS modeli, uygunluk analizlerine yeni araçlar sunmakta ve gelecekte görülmesi muhtemel alan kullanım uyuşmazlıklarını mekânsal olarak ortaya koymaktadır. Model, Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) yazılımı olan ArcGIS içerisinde yer alan ModelBuilder arayüzünü kullanmaktadır. Modelin daha iyi çalışması için, insanın mekânla olan ilişkisini özetleyen ve arazi kullanımlarını en genel şekilde tasnif eden yerleşim, tarım ve koruma alanları ile ilgili ulaşılabilen ve anlam ifade eden veriler kullanılmıştır. Modelde amaçlar, hedefler ve stratejiler oluşturularak fiziksel ve ekonomik açıdan en uygun alanlar CBS yardımı ile belirlenmiş ve mevcut alanlar ile karşılaştırılarak alternatif kullanım alanları önerilmiştir. Önerilen kalkınma modeli doğrultusunda, ülkemizdeki kentlerin en büyük sorunlarından biri olan yanlış arazi kullanımlarının önüne geçilebileceği umulmakta, sürdürülebilir kentsel gelişim ve doğa koruma arasında denge sağlanabileceği düşünülmektedir. Bu çalışma aynı zamanda Kalkınma Ajansları tarafından hazırlanan, Düzey II Bölgelerinin anayasası denilebilecek Bölge Planlarının hazırlanmasında yani kalkınma planlamasında; CBS kullanımıyla hızlı, etkili ve doğru bir şekilde verilerin değerlendirilebileceğini ve mekânı etkileyen birçok faktörün aynı anda göz önüne alınarak, alternatif çözüm yollarının bulunabileceğini göstermektedir. İstanbul'un sürdürülebilir bir çevreye sahip ve keyifle yaşanan bir şehir olabilmesi için; LUCIS ve benzeri modeller yardımı ile belli parametreler kullanarak uygun yerleşim alanları belirleyerek, kontrolsüz bir şekilde artan yerleşim alanı ihtiyacını belirli alanlara yönlendirmek gerekli ve mümkündür. Aksi takdirde bu çalışmanın sonuçlarında görüldüğü gibi sürekli artan yerleşim alanları, şehrin can damarları olan su havzalarını, tarım alanlarını ve orman alanlarını gün geçtikçe baskı altına alacaktır.

Bölgesel kalkınmaBölgesel kalkınma ajanslarıBölgesel planlama+7
İbrahim Taşdemir
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

İstanbul'da neoliberal kentleşme dinamikleri: Kamu yararı ve kentsel rejim analizi

1970'li yılların sonunda küresel piyasalardaki durgunluk ve beraberinde kapitalist sistemde yaşanan krizin etkilerinin azaltılması ve bir yeniden yapılandırma süreci olarak tariflenen neoliberalizm, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de 1980'li yıllardan itibaren etkisini göstermektedir. Neoliberal politikalar; devletin ve kent yönetimlerinin yapısından, kentleşme/planlama politika ve yaklaşımlarına, kent mekanından toplumsal yapılara kadar yaşamın her alanında süregiden bir değişim ve dönüşüme sebep olmaktadır. Neoliberal süreçte, planlama alanı ile ilişkili çeşitli yapılarda yaşanan değişim ve dönüşümlerin anlaşılması meslek alanının geleceği açısından önemli görülmektedir. Şehir planlama, niteliği gereği kamu ve toplum yararını esas alan bir kamu hizmetidir. 1980'li yıllarla birlikte, neoliberal politikaların etkisiyle planlamanın itibarsızlaştırıldığı, kamu yararının göz ardı edildiği uygulamaların arttığı, meslek alanının daraltıldığı yönündeki görüşler özellikle eleştirel düşünürler tarafından sıklıkla dile getirilmektedir. Günümüz dünyasında kapitalist kentler yalnızca metalaştırmanın gerçekleştiği alanlar olmanın ötesinde, bizzat kendileri yoğun olarak meta haline dönüş(türül)mektedir. Sermaye bakışıyla kent mekanları üretim, dolaşım ve tüketim ilişkilerinin düzenlendiği alanlar olmanın yanı sıra sermaye birikim süreçleri açısından ve değişim değerleri bağlamında önemli bir konumda görülmektedir. Bu anlamda, şehir planlamanın temel ilkesi ve esası niteliği taşıyan kamu yararı, kentsel müdahaleler ekseninde tartışmalı bir konu haline gelmektedir. Her alanda olduğu gibi planlama alanında da yönetim yapıları ve politik karar verme süreçleri karmaşık bir yapıya sahiptir. Ulusal ve yerel politik süreçlerin daha iyi anlaşılması ve analiz edilmesine yönelik çalışmalar 1960'lı yıllardan itibaren farklı yaklaşımlara sahip araştırmacılar tarafından sürdürülmektedir. 1980'li yıllarda geliştirilen ve geçmiş yaklaşımların bir sentezi niteliğini taşıyan kentsel rejim teorisi ilerleyen dönemlerde, kentsel politikanın işleyişinin açıklanmasında sıklıkla başvurulan kuramsal yaklaşımlardan biri haline gelmiştir. Kentsel rejim analizi, yerel düzeyden yararlanılarak daha geniş ölçeklerdeki politika süreçlerinin anlaşılmasını amaçlamaktadır. Bu çalışmada amaçlanan ise, bir kırılma noktası olarak 1980 yılından itibaren kentsel politika süreçlerinde yaşanan değişimi, kamu yararı açısından tartışmalı kentsel müdahaleler üzerinden kentsel rejim analizi yöntemi yardımıyla anlamaya çalışmaktır. 24 Ocak (1980) kararları ile neoliberal politikaların etkisi altına giren Türkiye'de, söz konusu politikaların kent mekanına yansımasının nitelik ve nicelik açısından en yoğun görüldüğü yer İstanbul'dur. Türkiye'de planlama alanını ilgilendiren yasal düzenlemeler, basında geniş yer tutan, kamu yararı açısından dava konusu edilen, kamu-özel sektör işbirliği içinde yürütülen, doğal, kültürel, tarihi, sosyal vb. zararlara yol açan İstanbul'daki tartışmalı kentsel müdahale süreçleri, merkezi ve yerel seçim süreçleri ile birbirinden farklılaşan siyasi dönemlerin yapısı çalışmada ele alınan başlıca konulardır. Tüm bu araştırma süreci boyunca elde edilen veriler ve ön bulgular ışığında, Beyoğlu kent merkezinin politika süreçlerindeki önemi ortaya çıkmıştır. Bu doğrultuda çalışmada, İstanbul'daki kentsel rejim değişiklikleri Beyoğlu örneği üzerinden analiz edilmektedir. Seçim dönemleri ve seçim sonuçlarına ilişkin yapılan değerlendirmeler sonucunda, 1980 sonrası için İstanbul kentsel yönetimlerinin 3 farklı dönemde ele alınabileceği ortaya konmuştur. Söz konusu dönemler, 1980-1990 dönemi, 1990-2000 dönemi ve 2000 sonrası dönem olarak belirlenmiştir. 2010 sonrası dönem ise, planlama alanını ilgilendiren önemli yasal ve kurumsal düzenlemelerin gerçekleştirilmesi ve özellikle İstanbul'da büyük ölçekli, tartışmalı kentsel müdahalelerin açıklanması/başlatılması açısından diğer dönemlerden ayrı bir özellik göstermektedir. Buna göre, Beyoğlu kentsel sit alanından, başlangıç yılları dikkate alınarak, dört dönem için sırasıyla Park Otel, Cercle d'Orient, Tarlabaşı Kentsel Yenileme, Taksim Meydanı Yayalaştırma ve Topçu Kışlası tartışmalı kentsel müdahaleleri seçilmiştir. Söz konusu kentsel müdahale süreçleri, yerel yönetişim modelinin bileşenleri olan gündem, koalisyon, kaynakların mobilizasyonu ve işbirliği şeması çerçevesinde analiz edilmektedir. Çalışmada, 1980-2016 yılları arasında yaşanan İstanbul'daki kentsel rejim değişiklikleri ortaya konmaktadır. Bunun yanında, tartışmalı kentsel müdahaleler üzerinden kamu yararı kavramının içeriğine ilişkin değerlendirmelere yer verilmektedir.

Kent planlamaKentsel planlamaKentsel politika+1
Seçil Özalp
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Enerji verimliliğinin kent ölçeğinde planlanması ve mekan ile etkileşimi Milas örneği

Bu çalışmada giderek önemi artan enerji verimliliği konusunun şehir planlama disiplini içinde ele alınmasına yönelik bir yöntem geliştirilmiş ve uygulaması yapılmıştır. Enerji verimliliği konusunun genel çerçevesinin aktarılmış ve şehir ölçeğinde ele alınmasının önemine vurgu yapılmıştır. Yapı ve yerleşim ölçeğinde enerji modelleri, performansa dayalı tasarım ilkeleri ve çalışmada kullanılan enerji modeli hakkında bilgi verilmiştir. Yapı fiziği, ısı transferinin temel prensipleri ve yapılarda ısı transferinin nasıl enerji akımlarına dönüştüğü ve yapılarda ısıtma, soğutma, aydınlatma, ekipman yüklerinin nasıl oluştuğu açıklanmıştır. Yapıların, kullanıcıların ısıl ve görsel konforları istenen düzeyde karşılanırken enerji ve kaynak tüketimlerinin minimum seviyelere indirecek şekilde nasıl tasarlanabileceği, yapılarda yapı tasarımına farklı disiplinlerin entegrasyonu ile kaynak ve enerji tüketimlerinde verimliliğin nasıl sağlanabileceği anlatılmıştır. Kent formunun, kentin fiziksel yapısının, özelliklerinin kent iklimini nasıl etkilediği, tasarım ve kent politikalarıyla kent ikliminin nasıl değiştirilebileceği; bu değişiklikler ile nüfusun açık ve kapalı mekanlardaki konforunu geliştirmenin, yapılarda yazın soğutma ve kışın ısıtma için gereken enerji ihtiyacını düşürmenin mümkün olduğu anlatılmıştır. Kentte istenen ısıl koşulları gerçekleştirmek için, kent tasarımcısının kent morfolojisi ve kentin farklı iklim koşulları altındaki ısıl performansı arasındaki bilmesi gereken ilişkiler açıklanmıştır. Çalışmada planlama aşamasında kullanılması öngörülen enerji verimliliğini esas alan bir yöntem önerilmiş ve test edilmiştir. Yöntem iki aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşama yapı ölçeğinde yapı parametrelerini ikinci aşama yerleşim ölçeğinde planlama parametrelerini esas almaktadır. Birinci aşamada yapı ölçeğinde bir yapının enerji performansına etki eden parametrelerden bir grup temel parametre seçilmiş ve bu parametreler için uygun değerler belirlenmiştir. Seçilen yapı parametreleri değerleri için Milas' ın özgün dokusunu esas alan gelişme planın enerji simulasyonları yapılmıştır. Simulasyon sonuçları değerlendirilerek yapı parametrelerinin enerji performansını ne kadar etkilediği irdelenmiştir. Değerlendirme sonucunda ikinci aşama simulasyonlarda kullanılmak üzere enerji verimliliğini açısından en iyi sonuçları veren yapı parametreleri değerleri tespit edilmiştir. Tespit edilen değerlerin plan notlarına eklenerek mimarlık, makine mühendisliği, inşaat mühendisliği gibi disiplinlerin analizlerinde dikkate alması öngörülmektedir. İkinci aşamada yerleşim ölçeğinde yerleşimin enerji performansına etki edebilecek planlama parametreleri seçilmiştir. Planlama parametrelerin belirlenen değerleri için Milas' ın özgün dokusunu esas alan plandan 1/1000 ölçekli yeni planlar türetilmiştir. Milas için tasarlanan gelişme planlarının, önerilen modele bağlı olarak enerji simulasyonu yapılmış, elde edilen sonuçlar yorumlanarak önceden belirlenen parametrelerin yerleşimin enerji performansına ne ölçüde etki ettiği belirlenmiştir. Plan notlarına eklenmek üzere sonuç performansı önemli oranda etkileyen parametreler saptanmıştır. Planların gün ışığı simulasyonları yapılarak planlama parametrelerinin, plandaki yapıların, yapıların katlarının günışığından faydalanma derecesi üzerindeki etkileri ortaya konulmuştur. Yapı katlarında iç hacimlerin yerleştirilmesinde günışığı simulasyonlarının sonuçlarının dikkate alınması önerilmektedir. Milas için tasarlanan üç ayrı dokuya sahip gelişme planlarının enerji simulasyonları yapılarak her bir dokuda oluşan oluşan toplam, ısıtma, soğutma enerjisi taleplerini incelenerek planların karşılaştırmaları yapılmıştır. Planların oluşturdukları enerji taleplerine göre değerlendirilmesi planların değerlendirilmesinde ve yeni planların geliştirilmesinde ek bir kriter olarak önerilmiştir.

Enerji planlamasıEnerji verimliliğiKent planlama
Kerem Beygo
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kırsal yerleşmelerde tasarım rehberi-süreç ve değerlendirmeler: Bursa örneği

Kırsal yerleşmeler sahip oldukları özgün dokuları doğal peyzajları, sivil mimari örnekleri ve toplumsal hayatıyla kendine özgü alanlardır. Bu alanlar medeniyet tarihinin ilk zamanlarından günümüze kadar gelenekselleşmekte ve günümüz kentlerinin de özünü oluşturmaktadır. Tarım devrimiyle insanın yerleşik hayata geçmesi ve üretim için kendine yer seçmesi, tarihsel süreç içinde deneme yoluyla tecrübe edilen bilgilerin üretimiyle günümüze ulaşmıştır. Kendi içinde yatay ve dikey ilişkiler geliştirerek yerleşmelere dönüşen bu alanlar, topografyayla uyumlu, vernaküler mimari örneklerine sahip, geçmişi günümüze taşıyan yerlerdir. Günümüzde kentlerde yaşanan hızlı ve kontrolsüz kentleşme, yetersiz altyapı ve sosyal mekanın yok olması kentlerdeki yaşam kalitesinin düşmesine yol açmıştır. Kentlerdeki monoton yaşantı ve yapı örneklerinin aksine, kırsal alanlar kendine özgü dokusu ve mimari karakterleri, bunun yanında sosyo kültürel zenginlikleriyle yöreden yöreye farklılıklar göstermektedir. Ancak ekonomik faaliyetlerin yoğunlaştığı ve hızlandığı kentler, artan nüfusun da etkisiyle kırlar üzerine baskı kurmaya başlamış, sanayi ve ticaret faaliyetler üzerine alınan kararlar ile gelişme adı altında kır mekanlarını tehdit etmeye başlamıştır. Kentlerde ki düzensiz kentleşme sorunları dolayısıyla negatif etkilenen toplumsal düzen ve yaşam standartları toplumu, doğal ve kültürel özellikleri açısından zengin olan kırsal bölgelere itmiş ve kırsal yaşam özlemini tetiklemiştir. Kırsal yerleşmeler kentlilerin günübirlik turizm faaliyetleri ve ikincil konutları için çekici yerler haline gelmiş ve dokuyu göz ardı edecek yapılaşmaların ve yatırımların hedefi haline gelmişlerdir. Buna bağlı olarak doğal, kültürel ve tarihi değerlerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalmışlardır. Kırsal alanda kentin etkilerinin dışında kendi içinde yüz yüze kaldığı sorunlar da kırsal alanı tehdit etmektedir. Dünya genelinde alınan tarım kararları, Türkiye'nin tarım politikaları nedeniyle köylerdeki tek geçim kaynağı olan tarım faaliyetleri de zayıflamış, yoksulluğa bağlı göçlerle köyler boşalmaya başlamıştır. Kentsel ve kırsal alanlar arasında yaşanan gelişmeler ve kırsal alanların durumu dolayısıyla kırsal alanın dokusunun, sosyokültürel yapısının ve doğal peyzajının korunması ve canlandırılması için gerekli olan adımların atılması şarttır. Köy envanterleri, köy tasarım raporları ve bunlara girdi verebilecek analiz ve tespit çalışmaları ve üretilecek uygulanabilir çözümler bu anlamda kritik bir öneme sahiptir. Kırsal alanların korunması ve kalitelerinin artırılması için geniş planlama çalışmalarına ihtiyaç duyulmakta, tasarım rehberleri çerçevesinde sadece fiziki mekan düzenlemeleri değil aynı zamanda, sosyo-ekonomik durum ve planlama anlamında da önerilere gereksinim olduğu anlaşılmaktadır. Günümüzde dünyada farklı ölçekler ve temalarda hazırlanan tasarım rehberleri bu amaçla yaygın bir şekilde hazırlanıp, koruma ve yönlendirme fonksiyonlarıyla uygulamaya konulmaktadır. Köy tasarım rehberleri esas itibariyle köydeki değişime rehberlik etmek ve yönetmek için yerel karaktere katkıda bulunan tüm özelliklerin bir değerlendirmesi ve bunlar hakkındaki sorunların belirlenmesi, durumun özetlenmesi ve önerilerin sunulmasıdır. Rehberi sadece yapılar açısından düşünmek yerine köy ve çevresini bir bütün olarak düşünüp ele almak daha etkin sonuçlar verecektir. Bu kapsamda bu çalışmada kırsal alanlarla ilgili literatür taraması ve güncel durumlarının araştırılmasından sonra çalışma alanı olan Bursa kırsalı üzerinde hem sosyo-ekonomik alanda hem de fizik mekanda incelemelerle kırsal yerleşme karakterlerinin bozulmasının nasıl önüne geçilebileceği araştırılmaktadır. Rehberi hazırlama esnasında araştırılacak birçok özellik ve sorulacak birçok soru olabilir. Bunlar çalışma alanına göre farklılık gösterebilir. Ancak uygulanacak metoda göre köyün profili ve yapısı ile bundan etkilenerek oluşan köy mekansal özellikleri inceleme adımlarının ana başlıkları olarak belirlenmiştir. Alan çalışması araştırma, gözlem ve odak gruplarla yapılan anket ve testlerle yürütülmüş, yerinde tespit çalışmaları video ve fotoğraflarla kayda alınmıştır. Yerel halka yüz yüze görüşmeler yapılarak ve odak gruplarla 'Place Standarts' inceleme metodu uygulanarak kullanıcıların köyleri hakkındaki algı ve görüşleri sunulmuştur. İnceleme adımlarından ilkinde köyün konum özellikleri, sosyoekonomik ve sosyokültürel özellikleri, doku ve peyzaj değerleri ortaya konmuş daha sonra fizik mekan ile ilgili tespitler ve ölçümlere yer verilmiştir. Elde edilen objektif ve algısal verilerden hareketle köylerin niteliği belirlenmiştir. Mevcut durum üzerinden köy mekanının kalitesinin artırılması, sosyal ve fiziksel mekanın özgün kalitelerinin korunması adına tasarım ilke ve kararları belirlenmiş belirlenen sorun ve potansiyellere uygulanabilir çözümler getirilmiştir. Ülkemizde kırsala alanlara üzerine getirilen mekansal ve ekonomik kararlar kırsal alan ve kır toplumlarını daha da güçsüz hale getirmektedir. Tasarım rehberleri, koruma planları ve bunlara girdi verecek çalışma metotları bu alanların korunması ve kalkındırılması için önerilen araçlardır. Çalışmanın bu bakımdan, tasarım rehberlerine girdi verecek koruma ve geliştirme yöntemleri sunacağı, kırsal alanlar hakkında yapılacak gelecek çalışmalar için tecrübe olacağı ve çalışma alanı olan bursa köyleri için envanter olacağı düşünülmektedir.

Kent planlamaKent rehberleriKentsel tasarım+3
Selman Küçükoğul
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İşyeri sahiplerinin perspektifindenkentlerde yayalaştırma projelerini etkileyen faktörler: Erzincan örneği

Günümüzde gelişen teknolojiyle beraber sayısı artan motorlu araçlar, kent hayatını olumsuz etkilemektedir. Bu probleme çözüm bulmak için yerel yönetimler yıllardır kent planlarında, trafik kurallarında ve ulaşım sistemlerinde birçok düzenlemeler yapmışlardır. Bunların en önemlilerinden olan yayalaştırma, giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Fakat kentlerde yıllardan beri var olan yapısal düzeni değiştirmek çok kolay olmadığından, yayalaştırmanın uygulanması da kolay değildir. Bu çalışmada yayalaştırma yaparken hangi faktörlerin göz önünde bulundurulması gerektiği incelenmiş ve bu faktörlerden hangilerinin yayalaştırmanın yapıldığı bölgedeki işyeri sahiplerinin yayalaştırmaya verdiği desteği etkilediği ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Öncelikle yayalaştırmayla ilgili literatür taranmış ve farklı yayalaştırma türleri incelenmiştir. Buradan yola çıkılarak bir kuramsal çerçeve ve araştırma modeli oluşturulmuştur. Modeli test etmek üzere, 5'li likert ölçeğiyle hazırlanmış bir anket kullanılmıştır. Katılımcıların belirlenmesi için veriyi toplayan kişinin belirli bir alanı seçtiği anket odak (focal) örneklem metodu 161 katılımcıya uygulanmıştır. Test edilen toplam 6 hipotezden 3'ü kabul edilirken, 3'ü kabul edilmemiştir. Anahtar Kelimeler: Yayalaştırma, Trafik, Kent, Motorlu Araçlar, Yaya, Yaya Bölgesi

Alt yapı projeleriErzincanKent merkezi+6
Abdulsamet Dinç
Avrasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi sürecinin konut tercihleri ve yer seçimi üzerindeki etkileri; Mardin örneği

Bu araştırmanın amacı, Covid-19 pandemisinin konut tercihleri üzerindeki etkilerini tanımlamaktır. Covid-19 pandemi sürecinin konut alanlarına ilişkin olası etkilerini ölçmeyi ve geleceğe dönük konut alanları tasarımında temel istek ve talepleri belirlemeyi ve salgına dayanıklı bir konut tasarımı geliştirmeyi amaçlamaktadır. Araştırmada niceliksel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Konut kullanıcılarının deneyimlerini belirlemeye yönelik olarak görüşme ve anket formu kullanılmıştır. Anket yoluyla pandemide konut konusunda ortak eğilim belirlenmiştir. Görüşme ve anket formlarının oluşturulmasında literatür taramasından faydalanılmıştır. Literatür kapsamında, geçmiş pandemiler ve bu pandemilerin toplum ve mimarlık üzerindeki etkileri ele alınmıştır. Araştırmanın içeriğini Mardin'de yaşayan bireyler oluşturmaktadır. 124 hane ile görüşme yapılmıştır. Araştırmada veri analizleri SPSS programında yapılmıştır. Anket verilerine göre Covid-19 pandemisi, konut kullanıcıların %74'nün konut tercihini etkilediğini ifade etmiştir. Covid sürecinden sonra katılımcıların %70'i müstakil ve bahçeli bir evde yaşamak istediğini belirtmiştir. Araştırma sonunda, pandemilere dirençli bir konut tasarımı için öneriler sunulacaktır. Bu yönüyle bundan sonra yapılacak konut tasarımlarına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Covid-19, Konut, Mardin, Pandemi

Bilgi mimarlığıHalk mimarisiKent mimarisi+5
Ahin Erkek
Mardin Artuklu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tarihi termal kentler nasıl planlanmalıdır? Denizli–Karahayıt için planlama stratejileri

Tarihi termal kentlere yönelik özel ve özgün planlama stratejileri geliştirilebilmesi için kavramsal ve kurumsal arka plan oluşturulması, uluslararası kurumsal mekanizmalara katılım ile farkındalık ve tanınırlık sağlanması önemlidir. Bu önem, uluslararası düzeyde termal kentler rekabetinden alınacak payın arttırılması ve yerel ekonomik kalkınma sağlanması için fırsat olarak değerlendirilmelidir. Bu tez çalışmasının amacı; termalizm ve termal kentler ilişkisi bağlamında kavramsal ve kurumsal analizler eşliğinde tarihi termal kentlerin jeolojik miras kaynağı olarak öneminin vurgulanarak, termal kentlerin gerek mekânsal ve işlevsel nitelik gerekse kurumsal örgütlenme açısından daha etkin ve verimli kullanılmasına–yönetilmesine yönelik termal kent planlama stratejilerinin geliştirilmesidir. Bu çerçevede, literatür taraması ve mevzuat bilgisi eşliğinde kavramsal analizler ve kurumsal analizler yapılarak, elde edilen sonuçlar Karahayıt termal kentine yönelik durum analizi bulguları ile birlikte değerlendirilmiştir. Yapılan değerlendirmeler sonucunda, Karahayıt termal kenti için planlama stratejiler üretilebilmesi mümkün olabilmiştir. Bu stratejiler, üç başlıkta ele alınmıştır. Birincisi, termal kent sınır ve statü tespiti, planlama–tasarım rehberi ve öncelikli müdahale konu ve alanlarına yönelik mekânsal ve işlevsel stratejilerdir. İkincisi, dış ve iç paydaşların işbirliğine yönelik paydaş planını tanımlayan katılım stratejileridir. Üçüncüsü ise ile alan yönetimi, ziyaretçi planı, jeotermal su yönetim planı, termal turizm eğitim planı, risk yönetim planı, enerji planı ve atık yönetim planı olmak üzere yönetim stratejileridir. Bu çalışma ile Karahayıt örneğinde küçük termal kentlerde yaşanan planlama–tasarım ve uygulama sorunlarına geniş kapsamlı ve bütüncül bakış açısı ile akademik–bilimsel temelli katkı konulabileceği düşünülmektedir.

Kent planlamaTermal turizm
Havva Sözeri
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00

Related subjects