Kompozit malzemeler
Bu konu başlığı altında 175 tez
Cam ve karbon elyaf kompozitlerde elyaf oryantasyonu, katman sayısı ve çekme hızının dayanıma etkisinin araştırılması
Teknolojik gelişmelerin çok hızlı ilerlediği son yıllarda, gereksinim duyulan malzemeler ve malzeme özellikleri sürekli değişmektedir. Yeni malzeme türleri imal edilmektedir. Bunların en önemlisi metal malzemelere nazaran yüksek mukavemet, hafiflik, korozyona karşı dayanıklılık ve iyi şekillenebilme gibi özelliklerden dolayı kompozit malzemelerdir. Bu çalışmada vakum infüzyon yöntemi ile karbon elyaf ve cam elyaftan levhalar üretilmiştir. Levhalar [0/90]8, [0/90]4, [+45/-45]8, [+45/-45]4 dizilimlerinde üretilmiştir. Üretilen levhalar ASTM D3039 standartlarına göre kesilmiştir. Karbon elyaf deney numunelerinin çekme testleri 1 mm/dak çekme hızında yapılmıştır. Cam elyaf deney numuneleri ise 1 mm/dak ve 10 mm/dak çekme hızlarında gerçekleştirilmiştir. Test sonuçlarından alınan bilgiler ile sonlu elemanlar metodunda nümerik doğrulama yapılmıştır.
Karbon fiber takviyeli kompozit bal peteği yapıların tasarımı, üretimi ve mekanik davranışlarının incelenmesi
Sandviç yapılar havacılık, uzay, otomotiv ve savunma sanayi gibi sektörlerde üstün mekanik özellikleri, yüksek enerji sönümleme kabiliyetleri ve yüksek özgül dayanımlarından dolayı yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu yapılar farklı yüzey malzemeleri ile köpük, kafes ve bal peteği gibi çekirdek yapıların bir araya getirilmesi ile oluşturulmaktadır. Bunlar arasında bal peteği çekirdek yapıları üstün mekanik özellikleri ve üretim kolaylığı gibi avantajlarından dolayı uygulamalarda sıklıkla tercih edilmektedir. Diğer taraftan, bal peteği çekirdek yapıların tasarım ve malzeme özelliklerinin mekanik davranış ve enerji sönümleme kabiliyetleri üzerinde oldukça önemli etkileri bulunmaktadır. Bu bağlamda, Nomex ve alüminyum gibi malzemelerden çeşitli geometrilerde üretilen bal peteği çekirdek yapıları uygulamalarda yaygın şekilde kullanılmaktadır. Ancak, ince cidarlı metalik bal peteklerinin burkulmaya yatkınlıkları bu yapıların en önemli zayıflığı olup, yüksek dayanım gerektiren uygulamalarda bu geleneksel yapılar genellikle arzu edilen performans isterlerini sağlayamamaktadırlar. Bu noktada, fiber takviyeli kompozit malzemeler yüksek dayanımlı ve düşük ağırlıklı bal peteği yapıların geliştirilmesi açısından paha biçilmez bir fırsat sunmaktadır. Bu motivasyonla hazırlanan bu tez çalışması kapsamında, karbon fiber takviyeli polimer (KFTP) kompozit malzemeden yüksek özgül dayanıma ve enerji sönümleme performansına sahip bal peteği yapıların tasarım, üretim ve testlerine odaklanılmış olup, bu yapıların çeşitli tasarım parametreleri dikkate alınarak mekanik ve enerji sönümleme davranışları deneysel olarak detaylı bir biçimde incelenmiştir. KFTP bal peteklerinin üretim sürecinde oluklu fiber kompozit levhaların düşük maliyetli ve seri bir şekilde üretime olanak veren kalıplama ve yapıştırma tekniği uygulanmıştır. KFTP kompozit bal peteklerinin üretimi 3K Twill [0/90] fiber yönelimli kumaş ve epoksi reçine kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Hücre topolojisinin bal peteği yapıların mekanik davranışlarına etkilerinin incelenmesi bağlamında tasarımlarda kare, daire ve altıgen olmak üzere üç farklı çekirdek topolojisi dikkate alınmış olup, bu yapılar alüminyum kalıplardan faydalanılarak üretilen oluklu levhaların epoksi reçine kullanılarak birleştirilmesiyle üretilmiştir. Ayrıca, duvar kalınlığı ve yükseklik parametrelerinin yapıların mekanik davranışlarına etkileri her bir parametrenin üç farklı değeri için incelenmiştir. Üretim sürecinin ardından, tasarlanan bal peteği yapıların mekanik davranışları ve enerji sönümleme özellikleri hem düzlem içi hem de düzlem dışı sanki-statik yüklemeler altında incelenmiştir. Bu bağlamda, dikkate alınan tasarım parametreleri özelinde 81 adet senaryo için testler gerçekleştirilmiştir. Her bir senaryo için en az üç tekrar yapılarak testler gerçekleştirilmiş ve tasarım parametrelerinin bal peteği yapıların mekanik davranışlarına ve enerji sönümleme performanslarına etkileri ortaya konmuştur. Bu bağlamda, dayanım, toplam sönümlenen enerji, özgül sönümlenen enerji, ortalama ezilme kuvveti, maksimum ezilme kuvveti ve ezilme kuvveti verimliliği gibi kriterler yapıların performansının incelenmesinde dikkate alınmıştır. KFTP bal peteği yapıların hem düzlem içi hem de düzlem dışı yükleme koşulları altındaki mekanik performansları ayrıca literatürdeki çeşitli gözenekli yapıların performanslarıyla kıyaslanmış ve üstün yönleri ortaya konmuştur. Elde edilen sonuçlar KFTP bal peteği yapıların hem düzlem içi hem de düzlem dışı yükleme koşulları altında yüksek mekanik dayanım ve enerji sönümleme performansına sahip olduklarını göstermiştir. Sonuçlar ayrıca uygun tasarım parametrelerinin seçimi ile kompozit bal peteği yapıların ezilme performanslarının dikkate değer ölçüde iyileştirilebileceğini göstermiştir. Elde edilen deneysel bulgular 155-283 kg/m3 yoğunluğa sahip KFTP bal peteği yapıların yaklaşık 61 MPa kadar dayanıma ve 192 J/gr kadar özgül enerji sönümleme kapasitesine sahip olduğu göstermiştir. Bu bulgular yüksek özgül dayanım ve enerji sönümü gerektiren uygulamalar bağlamında bu yapıların kullanılabilme potansiyelini ortaya koymuştur.
Atık plastik pet tozu ile döküm tipi polyester matrisli kompozite ilave edilen perlit ve pomzanın etkilerinin incelenmesi
Bu çalışmanın temel hedefi, doğada atık olarak bulunan polietilen tereftalat (PET) malzemelerinin belirli öğütme işlemlerinden geçirilerek sıvı halde bulunan döküm tipi polyester ile kompozit hale getirilmesi ve bu süreçte doğada saf olarak bulunan perlit ve pomza madenlerinin partükül boyutlarda eklenerek yeni bir kompozit malzeme oluşturulmasıdır. Oluşturulan bu kompozit malzemelerin, dayanımı ve kolay bulunabilirliği açısından ekonomik bir avantaj sağlaması amaçlanmaktadır. Araştırmada ayrıca, pomzanın mukavemetini artırmaya yönelik özelliklerinin belirlenmesi ve mevcut polimer malzemelere göre daha kararlı ve uzun ömürlü bir yapıya sahip olması, üretimde daha verimli bir malzeme oluşturulmasını hedeflenmektedir. Mikro yapıların incelenmesi için perlit ve pomza katkılı kompozit malzemenin atomik içyapısı, yüzey pürüzlülüğü ve mukavemet özellikleri SEM, EDX, XRD, TGA, FT-IR ve AFM testleri kullanılarak; mekanik davranışlarını incelemek için de sertlik, çekme, basma ve eğme testleri kullanılarak analiz edilmiştir. Bu bağlamda, belirli oranlarda perlit ve pomza takviyeli kompozit malzemeler, silikon kalıplara dökülerek kalıplanmıştır. Oluşturulan numuneler, farklı oranlarda perlit ve pomza içeren 9 gruba ayrılmıştır. Her gruptan seçilen bir numune üzerinde detaylı analizler gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulguları, polyester kompozitlerin mekanik özelliklerinin, kullanılan katkı malzemelerine ve bunların kombinasyonlarına bağlı olarak önemli ölçüde değişkenlik gösterdiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Mikrosertlik değerleri, matris numunesinin 6.42 Hv değerine karşılık, %50 atık plastik içeren numunede 61.55 Hv değerine ulaşarak yaklaşık 10 kat artış sergilemiştir. Çekme dayanımı açısından, çoklu katkı kombinasyonları en yüksek dayanımı göstermiş olup, 4 nolu numune 52 N/mm² çekme gerilmesi değerine ulaşarak matris numunesinin (30 N/mm²) değerini %73 oranında aşmıştır. Basma dayanımında ise, %50 atık PET içeren 4 nolu numune 95 N/mm² ile olağanüstü bir değer sergileyerek matris numunesinin (60 N/mm²) basma dayanımını %60 oranında artırmıştır. Eğme testlerinde, ham perlit katkılı 2 nolu numune 55 N kuvvet ile en yüksek eğme dayanımına ulaşmıştır. Bu sonuçlar, atık ve doğal katkı malzemelerinin polyester kompozitlerde yapısal dayanımı optimize etmek için umut vadeden alternatifler olduğunu, ancak hedeflenen uygulamaya yönelik en uygun malzeme özelliklerini elde etmek için katkı türü, oranı ve kombinasyonunun titizlikle ayarlanmasının kritik önem taşıdığını teyit etmektedir. Anahtar Kelimeler:Perlit, Pomza, Atık Plastik, Kompozit, Mekanik Özellik, Mikroyapı
Su arıtım sistemleri için yeni su sever katkılı kompozit membranların hazırlanması ve test edilmesi
Bu çalışmada, poli(2,2'–(m-fenilen)-5,5'-bibenzimidazol) (PBI), poli(2,5-benzimidazol) (ABPBI), poli(2,2'-(m-fenol)5,5'-bibenzimidazol) (PBIOH), farklı PBI terpolimerler, ZnO nanopartiküller ve HDTMA ile modifiye edilmiş montmorillonit (OMMT)'in katkı maddesi olarak kullanıldığı polisülfon (PSf) kompozit membranlar hazırlandı. Çeşitli oranlarda katkı içeren bu kompozit membranların yapı, morfoloji, performans ve kirlenme direnci özellikleri, IR, TG, DSC, SEM teknikleri ve çapraz akış ultrafiltrasyon testleri ile incelendi. Kompozit membranların, ham PSf membrana göre daha su sever, daha yüksek akış ve dışlama performansına sahip ve daha yüksek kirlenme dirençli olduğu görüldü. Yüksek oranlarda inorganik katkı içeren membranlar haricindeki tüm kompozit membranların, ham PSf membrana göre, sırası ile %40 ve %12 seviyelerine kadar daha gözenekli ve daha yüksek denge su içeriğine sahip oldukları belirlendi. Ham PSf membran için 69,6° olan temas açısının, PBI, PBIOH, ABPBI, terpolimer, OMMT ve ZnO katkılarının eklenmesi sonrasında, sırasıyla 51, 25, 38, 53, 28 ve 55°'ye düştüğü görüldü. Membranların saf su akışları, PBI, PBIOH ve ABPBI organik katkıları ile sırasıyla yaklaşık 1,6, 2,3 ve 2,0 kat daha yüksek hale geldi. İnorganik katkılı membranların saf su akışları, %0,5 oranına kadar artı, daha yüksek katkı oranlarında ise azaldı. BSA dışlama performansı, ham PSf membran için ~%36, PBI, PBIOH, ABPBI, terpolimer, OMMT ve ZnO katkılı membranlar için ise sırasıyla %69, 78, 59, 83, 62 ve 77 olarak belirlendi. Ayrıca, BSA dışlamasının pH'a bağımlı olduğu belirlendi. %1 PBI katkılı kompozit membranın akış geri kazanım oranı %94'tür ve bu sonuç, ham PSf membrana ait sonuçtan %20 daha yüksektir.
Farklı kumaş ve farklı yöntemlerle üretilmiş CTP kompozitlerin balistik davranışlarının incelenmesi
Cam Elyaf Takviyeli Plastik (CTP), takviye malzemesi olarak cam elyaf ile matriks malzeme olarak bir reçinenin birlikte kalıplanmasıyla elde edilen kompozit bir malzemedir.CTP kompozitlerin çeşitli üretim yöntemleri mevcuttur. Üretimler el yatırması gibi basit yöntemlerle yapılabildiği gibi reçine transfer yöntemi gibi seri üretim amaçlı kullanılan kalıplama yöntemleriyle de yapılabilmektedir. CTP kompozitler alternatifi oldukları malzemelere göre, hafiflik, montaj, tamir ve bakım kolaylığı gibi avantajları nedeniyle birçok sektörde uzun yıllardır artan bir şekilde kullanım alanları bulmaktadır.Bu araştırmada, takviye malzemesi olarak, 0 ? /90 ? yönlü-iki eksenli-cam elyaf dokuma kumaşlar, 0 ? /90 ? yönlü-iki eksenli-cam elyaf dikişli kumaşlar, 45 ? /90 ? /-45 ? yönlü-üç eksenli-cam elyaf dikişli kumaşlar ve 0 ? /45 ? /-45 ? /90 ? yönlü-dört eksenli-cam elyaf dikişli kumaşlar kullanılmıştır. Matriks malzemesi olarak , Polipol 3401-CTP tipi genel amaçlı polyester kullanılmıştır.Kompozit üretimleri, kapalı kalıpta soğuk pres ve el yatırması yöntemleriyle, 600mm 600mm 6mm boyutlarında ahşap kalıp kullanılarak gerçekleştirilmiştir.Takviye malzemesi olarak, 0 ? /90 ? yönlü-iki eksenli-cam elyaf dokuma kumaş, 0 ? /90 ? yönlü-iki eksenli-cam elyaf dikişli kumaş, 45 ? /90 ? /-45 ? yönlü-üç eksenli-cam elyaf dikişli kumaş ve 0 ? /45 ? /-45 ? /90 ? yönlü-dört eksenli-cam elyaf dikişli kumaş, matriks malzemesi olarak, Polipol 3401-CTP tipi genel amaçlı polyester kullanılarak, kapalı kalıpta soğuk pres ve el yatırması yöntemleriyle gerçekleştirilen 8 farklı üretimden elde edilen kompozitlerin özelliklerinin belirlenmesi amacıyla; yoğunluk ölçümü için (20 20)mm boyutlarında 40 adet, yakma testi, elyaf ve matriks hacim oranı belirlenmesi için (30 30)mm boyutlarında 40 adet, sertlik ölçümleri ve çekme testleri için (250 25)mm boyutlarında 40 adet, üç nokta eğme testleri için (110 15)mm boyutlarında 40 adet ve darbe testleri için (90 90)mm boyutlarında 96 adet numune hazırlanmış, testler gerçekleştirilerek kompozitlerin dayanım özellikleri ve makroyapıları incelenmiştir.Darbe dayanımı, malzeme tasarlanırken kullanım ömrünün belirlenmesinde önemli ancak zor tespit edilebilen özelliklerdendir. Darbe testi, bir malzemenin yüksek enerji yüklemelerine karşı dayanımını ve darbe yüklemesiyle hasar gördüğünde soğurduğu enerjiyi belirlemekte kullanılmaktadır.Bu çalışmada, dört farklı kumaş (0 ? /90 ? yönlü-iki eksenli-cam elyaf dokuma kumaş, 0 ? /90 ? yönlü-iki eksenli-cam elyaf dikişli kumaş, 45 ? /90 ? /-45 ? yönlü-üç eksenli-cam elyaf dikişli kumaş ve 0 ? /45 ? /-45 ? /90 ? yönlü-dört eksenli-cam elyaf dikişli kumaş) ve iki farklı üretim yöntemi (kapalı kalıpta soğuk pres yöntemi ve el yatırması yöntemi) kullanılarak üretilen polyester matriksli, cam elyaf takviyeli kompozitlere darbe testleri uygulanmıştır. Darbe testleri, yüksek hızlı darbe test cihazı (Instron Dynatup 9250 HV) kullanılarak 12 farklı enerji seviyesinde (25J, 50J, 75J, 100J, 200J, 300J, 400J, 500J, 600J, 700J, 800J ve 900J), 16mm çapında yarıküresel darbe ucuyla ve 25836g düşen ağırlık kullanılarak yapılmıştır.Darbe testlerinden sonra numunelerde oluşan hasarlar, tarama elektron mikroskobu ve ışık mikroskobu fotoğraflarıyla ve yüksek hızlı darbe test cihazı yazılımından (Impulse Data Acquisition) elde edilen; yük-zaman, enerji-zaman, yük-sapma ve hız-enerji-zaman eğrileri yardımıyla incelenmiştir.Mekanik testler ve darbe testleri sonuçlarına göre, kapalı kalıpta soğuk pres yöntemiyle, 0 ? /90 ? yönlü-iki eksenli-cam elyaf dokuma kumaşla ve Polipol 3401-CTP tipi genel amaçlı polyesterle üretilen elde edilen kompozitin en iyi dayanım değerlerine sahip olduğu belirlenerek; aynı üretim parametreleriyle, balistik amaçlı kurşungeçirmez yelek imalatının yapılabileceğine karar verilmiş ve kurşungeçirmez yelek üretimi gerçekleştirilmiştir.Kapalı kalıpta soğuk pres yöntemiyle, 0 ? /90 ? yönlü-iki eksenli-cam elyaf dokuma kumaşla ve Polipol 3401-CTP tipi genel amaçlı polyesterle üretilen kurşungeçirmez yeleğe, 9mm kalibreli Parabellum mermisi ile balistik atışlar gerçekleştirilmiştir.Balistik atışlar sonucunda, kurşungeçirmez yelek malzemesinde herhangi bir delinme olmamış ve atılan bütün mermiler kompozit malzeme içerisinde durdurulmuştur.Anahtar Kelimeler: CTP kompozit, balistik, darbe testi, cam elyaf kumaş.
Viskoelastik, anizotropik eğri eksenli uzaysal çubuk sistemlerin dinamik analizi
öz DOKTORA TEZİ VİSKOELASTİK, ANİZOTROPİK EĞRİ EKSENLİ UZAYSAL ÇUBUK SİSTEMLERİN DİNAMİK ANALİZİ Faruk Fırat ÇALIM ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALI Danışman : Yrd. Doç. Dr. Beytullah TEMEL Yıl : 2003, Sayfa: 160 Jüri : Yrd. Doç. Dr. Beytullah TEMEL : Prof. Dr. A. Kamil TANRIKULU : Prof. Dr. Naki TÜTÜNCÜ : Yrd. Doç. Dr. Hüseyin R. YERLİ : Yrd. Doç. Dr. M Osman ATAHAN Bu tezde, izotropik, anizotropik ve elastik, viskoelastik malzemeden yapılmış silindirik helisel çubukların zamanla değişen yükler altında dinamik davranışı Laplace uzayında teorik olarak incelenmiştir. Tabii burulmuş ve eğilmiş uzaysal çubukları idare eden denklemler Timoshenko çubuk teorisi kullanarak elde edilmiş ve silindirik helisel çubuklar için tekrar yazılmıştır. Formülasyonda, çubuk ekseninin eğriliği, dönme ataleti, eksenel ve kayma deformasyonu etkileri gözönüne alınmıştır. Laplace uzayında elde edilen skaler formdaki adi diferansiyel denklemler, problemin dinamik rijitlik matrisini hesaplayabilmek için tamamlayıcı fonksiyonlar yöntemi yardımıyla sayısal olarak çözülmektedir. Malzemenin viskoelastik olduğu durumda, elastik-viskoelastik anolojisi yardımıyla, malzeme sabitleri Laplace uzayında kompleks karşıtları ile yerdeğiştirilmektedir. Çözümlerde, Kelvin modeli uygulanmıştır. Elde edilen çözümler, Durbin'in sayısal ters Laplace dönüşüm yöntemi ile zaman uzayına dönüştürülmüştür. Bu çalışmada elde edilen sonuçların ANSYS ve literatürdeki mevcut sonuçlar ile uyum içinde olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler : Silindirik Helisel Çubuklar, Viskoelastik Cisimler, Kompozit Malzemeler, Sayısal Ters Laplace Dönüşümleri, Tamamlayıcı Fonksiyonlar Yöntemi.
FRP sargılı dikdörtgen kesitli betonarme kolonların yük taşıma kapasitelerinin farklı davranış modellerine göre irdelenmesi
Bu çalışmada lifle kuvvetlendirilmiş polimerlerle kuşatılmış dikdörtgen kesitli betonarme kolonların eksenel yük taşıma kapasitelerinin bulunması konu edilmiştir. İkinci bölümde ülkemiz için yeni sayılabilecek bir malzeme olan FRP'nin temel özellikleri anlatılmış, bu özellikler fiziksel ve mekanik özellikler olarak iki kısımda incelenmiştir. Üçüncü bölümde FRP ile kuşatılmış betonarme kesitlerdeki kuşatılmış kolon basınç dayanımının bulunmasını sağlayan matematiksel modellerin anlatılmasının ardından literatürde yer alan deneysel çalışmalar üzerinde bu modellerin önerdiği bağıntılar uygulanmış, sonuçlarının deneysel sonuçlarla uyumlu olup olmadığı incelenmiş, ve deneysel sonuçlara en yakın sonuçları veren matematiksel model belirlenmeye çalışılmıştır. Dördüncü bölümde literatürde yer alan ve eksenel yük taşıma kapasitesini veren iki analitik bağıntı irdelenmiştir. Bu bağıntılardaki kuşatma basıncının hesabı için bir önceki bölümde deneysel sonuçlara en yakın sonuçları veren matematiksel model kullanılmıştır. Örnekler üzerinde deneysel sonuçlarla analitik sonuçlar karşılaştırılmış ve kuşatma basıncını tarif eden iki bağıntıdan deneysel sonuçlara daha yakın sonuçlar veren bağıntı belirlenmiştir. Ardından Yapay Sinir Ağları genel hatlarıyla anlatılmış, 14 adet parametre yardımıyla bulunan FRP ile kuşatılmış kesitlerin eksenel yük taşıma kapasitesini veren bağıntının (Maalej, M., Tanwongsval S., Paramasivam P., 2002) daha az parametre ile belirlenebilmesi için hassasiyet değeri en yüksek olan parametreler; etkin parametreler araştırılmıştır. Üretilen 50 veri seti yardımıyla Yapay Sinir Ağları modellenmiş, eğitilmiş ve test edilmiştir. Üretilmiş model kullanılarak elde edilmiş hassasiyet analizleriyle 8 adet parametre belirlenmiş ve bu parametrelerin eksenel yük taşıma kapasitesinin bulunması için yeterli olup olmadıkları incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Lifle Kuvvetlendirilmiş Polimerler, Eksenel Yük Taşıma Kapasitesi, Yapay Sinir Ağları.
Çeşitli yüzey pürüzlendirme işlemleri ve temizleme ajanlarının PEKK-kompozit yapısının bağlanma dayanımı ve rengi üzerine etkisi
Bu çalışmamın amacı; çeşitli yüzey pürüzlendirme yöntemlerinin ve temizleme solüsyonlarının PEKK-kompozit yapısının bağlanma dayanımı ve rengi üzerine etkisini incelemektir. PEKK bloklardan 10 mm çapında 4 mm yüksekliğinde 196 adet disk elde edilmiştir. Elde edilen örnekler Asit (%9,5 Hidroflorik asit), Er-YAG lazer (150 mJ, 10 Hz, 1.5 W) Kojet (30 µm Al2O3) ve Kontrol (Yüzey işlemi uygulanmamış) olmak üzere rastgele 4 farklı yüzey işlem grubuna ayrılmıştır (n=48). Yüzey işlem uygulamalarının ardından tüm örneklerin yüzey pürüzlülük ölçümleri yapılmıştır. Tüm yüzey işlem gruplarından pürüzlülük ölçüm sonuçlarına göre ortalamaya en yakın olan her bir gruptan birer örnek seçilerek SEM (Taramalı elektron mikroskobu) analizleri yapılmıştır. Pürüzlendirme işlemi sonrası örneklere PEKK bond uygulanarak, teflon kalıp yardımıyla PEKK yüzeyine 3 mm çapında 4 mm yüksekliğinde pembe kompozit rezin bağlanmıştır. Her bir pürüzlendirme grubu örneklerin maruz bırakılacakları solüsyonlara göre 4'e ayrılmıştır. Gruplar; Corega, Protefix, Curaprox ve Distile su olacak şekilde sıralanmıştır (n=12). Örnekler 140 gün boyunca günde 8 saat olmak üzere protez temizleyicilerine maruz bırakılmıştır. Örneklerin solüsyonlarda bekletilmeden önceki ve bekletildikten sonraki renk ölçümleri spektrofotometre cihazı ile yapılmıştır. Renk parametreleri (L *, a *, b *, ΔE) CIE Lab (Comission Internationale de L'Eclairage) sistemine göre hesaplanmıştır. Makaslama bağlanma dayanımı testi için, örneklerde kopma meydana gelene kadar 1mm/dk yükleme hızıyla kuvvet uygulanmıştır. Kopma anındaki kuvvet kaydedilerek makaslama bağlantı dayanımı ölçülmüştür. Makaslama bağlantı testi sonrası başarısızlık tipleri adeziv, koheziv ve karışık olarak sınıflandırılmıştır. Gruplararası farkları belirlemek için İki Yönlü Varyans analizi (Two- way Anova) ve Tek Yönlü Varyans analizi (One- way Anova) grup içi farkları belirlemek için Post-Hoc Tukey HSD Çoklu Karşılaştırma Testi ve Tamhane's T2 testleri kullanılarak istatistiksel analizler yapılmıştır. Grup içi karşılaştırmalarda öncesi ve sonrası verilerde homojen dağılım var ise Bağımlı örneklem t testi, homojen dağılım yok ise Wilcoxon testi kullanılmıştır. Sonuçlar p≤0,05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Çalışma bulgularına göre; pürüzlülük değerleri ölçülen gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görülmüştür (p≥0,05). Gruplar kendi içerisinde değerlendirildiğinde ise HF asit ve Er-YAG ile yapılan pürüzlendirmenin istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmüştür (p≤0,05) ve iki grupta da istatiksel olarak pürüzlülük değerleri artmıştır. Kojet grubu pürüzlülüğü arttırmıştır fakat bu değişim istatiksel olarak anlamlı görülmemiştir (p≥0,05). Çalışmamız bağlanma dayanımı yüzey işlemleri açısından incelendiğinde, tüm yüzey işlem gruplarında, Kontrol grubuna kıyasla istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek bağlanma dayanımı değerleri izlenmiştir (p≤0,05). Bağlanma dayanımı ortalaması en yüksekten en düşüğe doğru HF asit, Kojet, Er-YAG lazer ve Kontrol grubuna aittir. Çalışmamızın bağlanma dayanımı değerleri, temizleme solüsyonları açısından incelendiğinde; Corega, Protefix ve Curaprox gruplarında bağlanma dayanımı değerleri açısından istatiksel olarak anlamlı farklılık izlenmemiştir (p≥0,05). Distile su grubundaki bağlanma dayanımı değerleri, diğer tüm temizleme solüsyonlarına göre anlamlı derecede daha düşük bulunmuştur (p≤0,05). Corega ve Curaprox grubuna ait örneklerin renk değişim değerleri (ΔE) istatistiksel olarak Protefix ve Distile su grubuna göre anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur (p≤0,05). Corega ve Curaprox ile hazırlanan temizleme solüsyonlarının PEKK- kompozit yapısının renk değişimi üzerindeki etkisi klinik olarak kabul edilemezken, Distile su ve Protefix solüsyonun etkisi klinik olarak kabul edilebilir sınırlar dahilindedir. Anahtar Kelimeler: Polieterketonketon (PEKK), Yüzey Pürüzlendirme, Temizleme Solüsyonları, Kompozit, SEM.
Farklı oranlardaki titanyum dioksit nanotüplerin bulk fill kompozitin mekanik ve antibakteriyel özellikleri üzerine etkisi
Amaç: Bu tez çalışmasının amacı; farklı oranlarda titanyum dioksit nanotüp eklenmesinin akışkan bulk fill kompozit rezinin, mekanik ve antibakteriyel özellikleri üzerine etkisinin in vitro laboratuvar şartları altında değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Titanyum dioksit nanotüpler, laboratuvar koşullarında hidrotermal yöntemle sentezlendi. Nanotüplerin karakterizasyonu; SEM (Taramalı Elektron Mikroskobu), FTIR (Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektroskopisi) ve Raman Spektroskopisi kullanılarak değerlendirildi. Akışkan bir bulk fill rezin olan Estelite Bulk Fill Flow'un içerisine; farklı oranlarda (%0,1, %0,5, %1) TiO2 nanotüp eklendi. Kontrol grubuna TiO2 nanotüp eklenmeyerek dört farklı grup oluşturuldu. Akışkan bulk fill kompozitin mekanik özelliklerini değerlendirmek amacıyla; Vicker's mikrosertliği, yüzey pürüzlülüğü, eğme dayanımı gibi testler uygulandı. Eğme dayanımı değerlendirilmesinde, kompozit rezinin kırılan yüzeyleri SEM ile incelendi. Ayrıca nanotüp ilavesinin S.mutans ve L.casei bakterilerine antibakteriyel etkinliğinin değerlendirilmesi, direkt kontakt test uygulanarak yapıldı. Çalışmada elde edilen bulgular değerlendirilirken, istatistiksel analizler için IBM SPSS Statistics 22 (IBM SPSS, Türkiye) programı kullanıldı. Ayrıca Mann Whitney U Testi, Shapiro Wilks, Kruskal Wallis testi, Dunn's testi, Friedman Testi ve Wilcoxon işaret testi kullanıldı ve anlamlılık p<0.05 düzeyinde değerlendirildi. Bulgular: Mekanik testlerin sonuçları değerlendirildiğinde; TiO2 nanotüp eklenmesinin kompozitlerin yüzeyinde hem polisaj öncesi hem de polisaj sonrasında pürüzlülükte değişim yaratmadığı, hem polisaj öncesi hem de polisaj sonrasında kompozit rezin içine %0.5 ve %1 TiO2 nanotüp eklemenin kompozitin mikrosertlik değerlerini arttırdığı, kompozitin alt yüzeylerinde değişim yaratmadığı (p>0.05), kompozit rezinlere polisaj uygulaması sonucunda, bütün gruplarda hem pürüzlülük hem de mikrosertlik değerlerinde artış gözlendiği (p<0.05), titanyum eklenmesinin eğme dayanımında değişiklik meydana getirmediği gözlendi (p>0.05). Antibakteriyel sonuçlar değerlendirildiğinde ise titanyum dioksit nanotüp eklenmesi, akışkan bulk fill kompozit rezinin S.mutans bakterisine karşı, antibakteriyel etki kazandırmadı (p>0.05). L.casei bakterisi içinse; %0.5 TiO2 nanotüp içeren grupta antibakteriyel etkinlik gözlendi (p<0.05). Sonuçlar: Titanyum dioksit nanotüp eklenmesi, akışkan bulk fill kompozit rezinin mekanik özelliklerinde olumsuz etki yaratmadan, üst yüzey mikrosertlik değerinde artış sağladı. Akışkan bulk fill kompozit rezinin L.casei bakterisine karşı antibakteriyel etkinlik elde edildi. Anahtar Kelimeler: nanotüp, akışkan bulk fill kompozit rezin, antibakteriyel ajan, S.mutans, L.casei, üç nokta eğme dayanımı, mikrosertlik, yüzey pürüzlülüğü
Mechanical properties of seramic particulate reinforced Al-Si based metal matrix composite materials fabricated by squeeze casting
ABSTRACT Advanced technology causes new applications to be developed in the materials science. It is also noticed that technological structure of materials became available from alloying point. Composites are widely used in automotive, aerospace, naval and medical industries. Development in the aerospace and automotive industries have influenced and forced traditional materials performance. For this reason, it can be said that composites are the materials of the future. To overcome problems in the different advanced technological applications and restrictions in the production cost are the main aims of researches. Therefore important parameters in composites are to select and improve proper casting method, and forming possibility. Al Si7 Mg2 aluminum alloy has been employed as a metal matrix, between the dimensions of 30-60 ym particulate silicon carbide (SiC) were used as reinforcement with % wt 5,10,15. AMCs have been fabricated by gravity and squeeze casting processes. After squeeze casting some composites are heated up to 400 °C and kept for one hour at this temperature and then these samples have been forged. Different production methods and various reinforcement rates were investigated from density, hardness, tensile stress, impact strength (charpy) and microstructures points. Composites produced by squeeze casting method showed significant increase in tensile stress and hardness. Compare to gravity casting, grain size in composites under pressure and high cooling rate were small. The main factor to develop the mechanical properties of this casting method is to increase strength between reinforcement are matrix bond. Especially macrospace after gravity casting almost decreased after squeeze casting. Also possible porosity between interface-reinforcement and interface-matrix can be prevented by squeeze casting method. It has been observed that hard brittle intermetallic structure percentage decreased at squeeze casting. Key Words: Composite, squeeze casting, metal matrix, silicon carbide, particle. Xll
Eğrisel yapıya sahip kompozit malzemeden hazırlanmış yapı elemanlarının statiğe uygun sınırdeğer probleminin fem ile incelenmesi
Bu çalışmada, eğrisel yapıya sahip kompozit malzemeler mekaniğinin Akbarov ve Guz' süreklilik teorisi çerçevesinde iki ve üç boyutlu sınırdeğer problemleri Sonlu Elemanlar Yöntemi ile araştırılmıştır. Adı geçen süreklilik teorisinde kabul edilen bazı kısıtlamalar, incelenen sınırdeğer problemleri için geliştirilmiş, bu problemlerin matematiksel formülasyonu verilmiş ve daha sonra formülasyonu yapılmış problemlerin sonlu eleman modellemesi yapılmıştır. Gerekli bilgisayar programlan oluşturularak doğruluğu analitik çözümleri bilinen problemlerle test edilmiştir. Daha hassas sayısal sonuçlar elde edilmesi için, incelenen sınırdeğer problemlerine uygun olarak Sonlu Elemanlar Yöntemi bazı açılardan geliştirilmiş, iki aşamalı karışık formülasyon kullanılmış, elde edilen sayısal sonuçların Zienkiewicz ve Zhu'nun tavsiye ettiği biçimde hata hesaplan yapılmış ve bunlardan sonlu eleman boyutlarının belirlenmesinde kullanılmıştır. İki aşamalı karışık formülasyon; ilk aşamada yerdeğiştirme esaslı sonlu eleman modellemesi sonucunda elde edilen süreksiz gerilme dağılımlannın, ikinci aşamada En Küçük Kareler Yöntemi' nin tezde geHştirilmiş formu uygulanarak süreldüeştirilmesi şeklinde tanımlanmıştır. Çalışmada araştırılan her bir sınırdeğer problemi, eğrisel yapıya sahip kompozit malzemeden hazırlanmış şerit ve plak şeklinde olan yapı elemanlarının, statik yüklemedeki gerilme ve yerdeğiştirme dağılımlarının, elastisite teorisinin kesin denklemleri çerçevesinde incelenmesine karşı gelmektedir. Üç boyutlu problemlerin incelenmesi Yan-Analitik Sonlu Elemanlar Yöntemi çerçevesinde yapılmıştır. Kompozit malzemenin yapısında yerel eğrilik olduğu durumda "sınır tabakası" tipinde bir yaklaşım teklif edilmiş ve bu yaklaşım başarıyla uygulanmıştır. Kompozit malzeme yapısındaki eğrilikler periyodik ve yerel olduğu durumlarda elde edilen sayısal sonuçlar geniş bir biçimde incelenmiş ve bunların yorumlan verilmiştir. Bu çalışmada geliştirilen sayısal yöntem, yaygın olarak kullanılan Bor ve Cam takviyeli kompozit malzemelerden hazırlanmış yapı elemanlarının statiğine uygun gelen sınırdeğer problemlerine de uygulanmıştır. Elde edilen sayısal sonuçlar grafikler halinde verilmiştir. Bu çalışmada yapılan araştırmalar eğrisel yapıya sahip kompozit malzemeler mekaniğinin, analitik ve yaklaşık-analitik çözümleri mümkün olmayan sınırdeğer problemlerinin incelenmesinde, sayısal yöntemlerin uygulanması açısından ilk girişimleri oluşturmaktadır. xı
El yatırma yöntemi ile lif takviyeli kompozit üreten bir işyerinde iş sağlığı ve güvenliği risklerinin değerlendirilmesi
Kompozitler, otomotiv, havacılık, gemi yapımı gibi endüstrilerde bunların yanında rüzgar türbini kanat üretiminde yenilenebilir enerji sektöründe, oltalar, beyzbol sopaları, yüzme havuzu panelleri ve depolama tankları dahil olmak üzere birçok endüstriyel uygulamada kullanılmıştır. Lif takviyeli kompozitler güçlü mukavemet ve rijitlik özellikleri nedeniyle çok değerlidir. Matris malzemesi olarak kullanılan vinilester, fenolik, epoksiler, polyester, metil etil keton peroksit, benzoil peroksit, sertleştiriciler ve çözücüler ile takviye malzemeleri olarak kullanılan Kevlar lifleri, cam ve karbon, petek ve köpükler insan vücudu için oldukça toksik olabilir. Lif takviyeli malzemeler kontrolsüz bir şekilde atıldığında çevre için çok toksik olabilir ve gelecekte büyük sağlık ve çevre sorunlarına neden olabilir. Üretim süresince çalışanlar havadaki sıvı matrisin, sertleştiricilerin ve çözücülerin / incelticilerin yanı sıra doğranmış lifler ve parçacıklar buharlarına maruz kalırlar. Kompozitlerin kesilmesi ve işlenmesi havadaki kompozit partiküllerin toksik inhalasyonlarını daha da artırarak büyük döküntüler, tahriş, cilt bozuklukları, öksürük, ciddi göz ve akciğer hasarı ve diğer ciddi hastalıklara neden olabilir. Bu tehlikeli maddelerin büyük kısmı, kompozit imalat ve işlemede kullanılan kimyasallar ve malzemeler için uygun kişisel koruyucu ekipman kullanılarak kontrol edilebilir. Kişisel koruyucu donanım kullanılmaması, el aletlerinin güvenlik donanımlarının kullanılmaması ve yönetimin yasal mevzuatlar çerçevesinde gerekli önlemleri almaması da ciddi bir risk oluşturmaktadır. Bu çalışma, el yatırma yöntemi ile lif takviyeli kompozit üreten bir işyerinde çalışanlar için iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin uygulanmasını sağlamak amacıyla yapılmıştır. Çalışma esnasında riskler tespit edilmiş ve bu risklere karşı hangi tür önlemlerin alınabileceğinin belirlenmiştir. Yapılan araştırmalardan sonra risklerin belirlenmesi için 5x5 Tipi (L Tipi) Karar Matrisi Metoduna başvurularak risk değerlendirme çalışması uygulanmıştır.
Aviyonik sistemlerde elektromanyetik kalkanlama ve hava araçları için karbon fiber kompozit malzeme geliştirilmesi
Havacılık ve savunma sanayinde artan rekabet, hava araçlarında kullanılan malzemelerin hem elektromanyetik girişim (EMI) kalkanlama özelliğine hem de üstün mekanik özelliklere sahip olmasını gerektirmektedir. Ayrıca, uçakların hafif malzemeler ile tasarlanması performanslarını arttırmak için önemlidir. Dolayısıyla, karbon fiber gibi hafif ve üstün mekanik özelliklere sahip takviye malzemeleri kullanarak, elektromanyetik kalkanlama açısından verimli kompozit malzemelerin geliştirilmesi güncel bir konudur. Bu tez çalışmasında elektromanyetik dalgaların aviyonikler üzerindeki olumsuz etkilerini azaltan bir karbon fiber kompozit malzemenin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Yapılan deneysel çalışmada, matris malzemesi olarak epoksi reçine ve takviye malzemesi olarak; tek yönlü ve çift yönlü karbon fiber kumaşlar kullanılmıştır. Ayrıca, üretilen bazı kompozitlerde daha yüksek kırılma noktası ve esneklik elde etmek için çift yönlü cam fiber kumaşlar takviye edilmiştir. Toplam sekiz kompozit plaka, elle yatırma yöntemi ile farklı oryantasyon ve katman sayılarında iki set olarak üretilmiştir. Birinci set ve ikinci set malzemelerin karbon fiber hacim oranı sırasıyla %45-%50 ve %35-%40 aralığındadır. Üretilen kompozit plakaların; oryantasyon açısı, katman sayısı ve fiber kumaş tipi gibi parametreleri için elektromanyetik dalga kalkanlama karakteristikleri incelenerek iyi kalkanlama değerleri veren kompozit malzemeler belirlenmiştir. Ölçüm için; Aaronia marka DFG 4060 model dalga jeneratörü, HF 60105 model spektrum analizör ve iki directional anten kullanılarak, 900 MHz ile 6000 MHz aralığında malzemelerin elektromanyetik kalkanlama etkinlikleri (EKE) ölçülmüştür. Çalışılan frekans aralığında 62.13 dB'e kadar EKE elde edilmiştir. Bu değer, literatürde iyi kalkanlama seviyesi olarak kabul edilmektedir. Dahası, ölçüm sonuçlarına göre; 0°'ye nazaran, karbon fiberin oryantasyon açısı 90° olduğunda EKE'nin çok daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. EKE'ye etki eden bir diğer parametre karbon fiber kumaşın tek yönlü veya çift yönlü olmasıdır çünkü çift yönlü kumaşın EKE'yi arttırdığı gözlemlenmiştir. Ayrıca, katman sayısının EKE üzerinde oryantasyon açısından daha az etkiye sahip olduğu saptanmıştır. Simülasyon kısmında, COMSOL Multiphysics yazılımıyla alüminyum, demir, FR-4 ve karbon fiber kompozit malzeme için elektrik alan büyüklükleri hesaplanarak EKE gözlemlenmiştir. Son olarak; F-16, F-22 ve F-117 uçak modelleri ile gerçekleştirilen simülasyonlarda, karbon fiberin gizlilik teknolojisi açısından hava araçlarında kullanılabileceği gösterilmiştir.
Kendi-kendini onaran karbon elyaf takviyeli polimer matrisli kompozit geliştirilmesi
Bu doktora tezinin temel amacı, EMAA (poli (etilen-metakrilik asit)), EVA (etilen vinil asetat) ve ABS (akrilonitril bütadiyen stiren) filamentleri ile dikiş prosesi uygulanarak üç boyutlu kendi kendini onarabilen karbon elyaf takviyeli kompozit malzeme geliştirilmesidir. Bu amaçla, önce EMAA, EVA ve ABS termoplastik polimelerinden 0,6, 0,8mm ve 1 mm çaplarında, filamentler üretilmiştir. Daha sonra karbon elyaf prepreg, bu filamentlerle dikilmiş ve ardından, basınçlı kalıplama yöntemi ile kompozit üretimleri gerçekleştirilmiştir. Üretilen kompozitlerin mekanik özellikleri çekme, eğilme ve Mod-I katmanlar arası kırılma tokluğu testleri ile, yapısal analizi FT-IR analizi ile ve morfolojik analizleri optik mikroskop ve taramalı elektron mikroskobu ile yapılmıştır. Ayrıca kompozitlerin kendi kendini onarma verimliliği hesaplanmıştır. Bu tezde elyaf takviyeli kompozit malzemelerin yapısı, önemi, karbon elyaflı kompozit malzemelerin üretim yöntemleri ve dikiş prosesinin kompozit malzemeler üzerindeki etkisinden bahsedilmiştir. Ayrıca kendi kendini onarabilen polimerlerin yapısı, proses parametreleri ve çeşitleri de detaylı olarak incelenmiştir. Mod-I katmanlar arası test sonuçları incelendiğinde, dikiş prosesinde filamentlerin çapları arttıkça kırılma tokluklarının artttığı gözlenmiştir. Onarma verimliliği en fazla, EMAA06 (%189), EMAA08 (%141) ve EMAA1 (%124) numunelerinde elde edilmiştir. Ayrıca EVA06 (%133), EVA08 (%115) ve EVA1 (%110) numunelerinde de onarma verimliliği sağlanmıştır. Fakat ABS06( %-53), ABS08 (%-64) ve ABS1 (%-67) numunelerinde, elde edilen sonuçlar gözönüne alındığında, ABS filamentleri ile onarmanın gerçekleşmediği sonucuna varılmıştır.
Titanat bağlayıcı ajanının odun tozu katkılı sert poliüretan köpük kompozitlerin özelliklerine etkisinin araştırılması
Poliüretan, kauçuğa alternatif bir malzeme olarak keşfedilmiş olup, iki ana madde olan poliol ve izosiyanatın reaksiyonuyla oluşmaktadır. Zaman içerisinde poliüretan malzemeler çeşitlenmiş ve özellikle yalıtım amacıyla sert poliüretan köpük sistemleri (PU) üretilmiştir. Genel yapılarında köpük hücreleri kapalıdır. Kimyasal yapılarından dolayı yanma dirençleri düşük ve termal bozunma eğilimleri yüksek olduğundan uygulama alanları sınırlıdır. Soğutucular, iç ve dış yalıtım gibi amaçlarla kullanılabilirler. Bu çalışmada PU köpük kompozit yapı içerisinde en az bir biyomalzeme kullanarak biyokompozit malzeme üretilmesi amaçlanmaktadır. Bu anlamda, odun tozu katkılı sert poliüretan köpük kompozit elde edilmesi planlanmaktadır. Bu amaçla, odun tozu olarak ıhlamur, kayın ve orta yoğunluklu lifli levha (MDF) tozlarının kullanılması hedeflenmiştir. Ayrıca, elde edilen köpük kompozit yapıların özellikle daha yüksek mekanik özelliklere sahip olabilmesi açısından titanat (Ti) bağlayıcı ajan ile odun tozları kaplanacaktır ve böylece çift aşamalı üretim gerçekleştirilecektir. Titanat bazlı bağlayıcı maddeler, titanyum içeren organometalik ara yüzey kimyasallarıdır ve polimerik kompozitleri güçlendirmek için kullanılırlar. Kompozitlerin mekanik özelliklerini geliştirirler ve kompozitlerin nem direncini arttırabilirler. Elde edilen ürünlerin kimyasal yapıları, mikroyapıları, ısıl özellikleri ve mekanik özellikleri incelenecektir. Elde edilen numunelerin test sonuçları değerlendirildiğinde FTIR sonuçlarında titanat ile kaplanmış ıhlamur, kayın ve MDF tozu katkılı PU köpük kompozitlerin spektrumları katkısız sert PU köpük ile benzer pikler sergilediği görülmektedir. PU köpüğe eklenen katkıların köpük ile etkileşime girmediği anlaşılmaktadır. Ayrıca, kaplama yapılmadan eklenen ıhlamur ve kayın tozları PU köpük yapısını daha iletken hale getirirken, titanat kaplı ıhlamur ve kayın tozlarının PU köpük yapısını daha yalıtkan hale getirmiştir. Buna karşın, MDF katkısı PU köpük yapısını daha iletken hale getirmiştir. İlaveten, ıhlamur katkılı PU köpük numunelerin çekme değerleri incelendiğinde yapıya katkı eklendiğinde değerlerde düşüş olduğu, kopma uzaması değerinde ise ağırlıkça %20 ve %30 numunelerde artış gözlenmiştir. Özellikle, titanat kaplı ıhlamur katkılı PU köpük numunelerde kopma uzaması değerindeki artış ağırlıkça %20 ve %30 numunelerde önemli ölçüde yükselmiştir. Kayın katkılı PU köpük numunelerin çekme değerleri incelendiğinde yapıya kaplamasız katkı eklendiğinde değerlerde %5-%20 bandında artış olduğu gözlenmiştir. Kopma uzaması değerinde ise kaplamasız ve Ti kaplı kayın katkılı numunelerde özellikle ağırlıkça %20 ve %30 numunelerde belirgin oranda artış gözlenmiştir. MDF katkılı SPK numunelerde yapıya kaplamasız katkı eklendiğinde değerlerde ağırlıkça %5 katkı oranında artış olduğu ancak katkı miktarı arttıkça düşüş yaşandığı, Ti kaplamada kaplamasız numunelere göre çekme değerlerinde artış olduğu gözlenmiştir. Katkılar genel olarak katkısız PU köpüğe kıyasla hücre çapının düşmesine sebep olmuştur ancak Ti kaplamalı numunelerde kaplamasız numunelere oranla çapının daha stabil kaldığı görülmüştür. Köpük içerisine eklenen katkılar çekirdeklenme noktası olarak görev almış ve bu nedenle oluşan gözenek sayısının artmasına sebep olmuştur.
Geri dönüşüm ABS'den yanmaya dayanıklı odun polimer kompozit üretimi
Bu çalışmada, lignoselülozik malzeme olarak mobilya firması atığı olan testere tozlarından alınmış kayın odun unu ve termoplastik polimer olarak da yine mobilya firmasından atık olarak temin edilmiş ABS polimeri kullanılarak ekstrüzyon yöntemiyle odun plastik kompozitleri üretilmiştir. Sıcak presleme ile levha ürertimi gerçekleştirilen OPK malzemenin performans özellikleri belirlenmiştir. Odun plastik kompozitlerin (OPK) performanslarını iyileştirmek için uyumlaştırıcı ve yangın geciktiriciler kullanılmış, ve levha üzerindeki etkileri incelenmiştir. Birinci kısımda uyumlaştırıcı takviyesi yapılarak odun plastik kompozitler üretilmiştir. Üretilen kompozit malzemelerin termal, mekanik ve fiziksel özellikleri üzerinde yapılan çalışmalar sonucunda yanmaya dayanıklı ABS ahşap polimer kompozit üretiminde orman endüstri atıklarından elde edilen odun unu ve atık ABS'nin alternatif hammadde kaynağı olarak başarılı bir şekilde değerlendirilebileceği gösterilmiştir. Yangın geciktirici ilavesiyle kontrol örneklerinin daha iyi yanmazlık özellikleri kazandırdığı belirlenmiştir. Ayrıca, borlu bileşikler (BB) ve amonyum polifosfat (APP) yangın geciktirici olarak da odun plastik kompozit (OPK) üretiminde değerlendirilmiştir. Çalışmanın ikinci kısmında mekanik dayanımın yüksek olduğu uyumlaştırıcı içermeyen numune gruplarına yangın geciktirici eklenerek üretilen odun polimer kompozitler üzerinde analizler yapılmış ve yangın geciktirici malzemelerin, numunelerin yoğunluk miktarını, su alma ve kalınlık artışı miktarlarını az da olsa arttırdığı görülmüştür. Ayrıca, yangın geciktirici malzemelerin, odun unu içermeyen numunelerde çekme, eğilme direncinin ve çekme, eğilme elastikiyet modülünün bir miktar artmasını sağlarken, odun unu içeren numunelerde ise az miktarda olmasına rağmen bir düşüş yaşandığı gözlemlenmiştir. Sonuç olarak, yapılan analizler ve testler ışığında atık ABS matrisli ve atık odun unu takviyeli yanmaz bir kompozit malzemenin üretilebileceği ortaya konmuştur. Bu çalışma, çevre kirliliği, atık dönüşümü ve alternatif malzeme ihtiyacı gibi konuların önemine dikkat çekmiş ve sürdürülebilirlik ile geri dönüşümün önemini vurgulamıştır.
Havacılık uygulamaları için biyomonomer içeren ablatif aerojel kompozitlerin üretimi ve karakterizasyonu
Havacılık ve uzay görevlerinde kullanılan malzemeler atmosfere yeniden girişleri esnasında şiddetli aerodinamik ısınmalardan dolayı yüksek sıcaklık ve basınçlara maruz kalmaktadır. Termal koruma sistemleri (TPS), uzay aracının dış yüzeyinde meydana gelen aerodinamik ısıyı aracın iç kısmına iletilmesini ve yüklerin (insanlar ve yükler) bu ısıdan etkilenmesini önleyerek bir ısı yalıtımı sağlamaktadır. Bu tez çalışmasında, termal koruma sistemlerinde kullanılan ablatif polimerik kompozitler için matris malzemesi geliştirilerek kompozitler üretilmiştir. Üretilen kompozitlerin ablasyon özellikleri ve ablasyon mekanizmaları incelenmiştir. Resorsinol-furfural reçinesi (FR), ilk önce çapraz bağ oranın etkisinin anlaşılması için farklı ağırlık yüzdelerinde hekzametilen tetramin ile sentezlenmiş sonra farklı ağırlık yüzdelerinde fenilboronik asit ile modifiye edilerek matris malzemeleri geliştirilmiştir. Matris malzemeleri, BET (Brunauer-Emmett-Teller), FTIR (Fourier dönüşümlü kızılötesi spektroskopisi), TGA (Termogravimetrik analiz) ve DSC (Diferansiyel taramalı kalorimetre) yöntemleriyle karakterize edilmiştir. Geliştirilen malzemelerin BET analizleri incelendiğinde artan çapraz bağ oranı ile arttığı fakat artan fenilboronik asit modifiyesiyle azaldığı bulunmuştur. FTIR pikleri incelendiğinde RF reçinelerin yoğun aromatik halkalara sahip olduğu görülürken, fenilboronik asit modifiyeli reçinelerde yeni boronat bağların oluştuğu görülmüştür. Matris malzemesinin borla modifiyelenmesi kömür verimini arttırmıştır. RF8 polimerinin kömür verimi 1000 °C'de %41,23 iken, ağırlıkça %25 fenilboronik asit ile modifiyelenerek hazırlanan matris malzemesinin (RFB25) kömür verimi %46,63 değerine çıkarılmıştır. Hazırlanan matris malzemeleri poliakrilonitril (PAN) temelli iğne ile delinmiş karbon fiber keçelere emprenye edilerek kompozitler üretilmiştir. Hazırlanan kompozitlerin SEM görüntüleri incelendiğinde RF matrisli kompozitlerde çatlak ve oyuk oluşumu gözlemlenirken, RFB matrisli kompozitlerde bu oluşumlar gözlemlenmemiştir. Ayrıca RFB matrisli kompozitlerde yer alan karbon fiber keçelerin üzerinde serbest fenilboronik asit parçacıkları olduğu görülmüştür. Kompozitlerin ablasyon özellikleri, oksiasetilen alev testi kullanılarak belirlenmiştir. Kompozitlerdeki fenilboronik asit ile modifiye edilmesi ile ablasyon direnci arttırılmıştır. RF8 matrisi ile hazırlanan kompozitin ortalama doğrusal ablasyon oranı (DAO), kütle ablasyon oranı (KAO) ve kömürleşme oranı (KO) sırasıyla 0,009 mm/sn,0,032 g/sn ve 0,235 mm/sn iken, en iyi ablasyon direncini sağlayan K-RFB25 kompozitinin DAO, KAO ve KO değerleri sırasıyla 0,007 mm/sn, 0,024 g/sn ve 0,165 mm/sn değerine düşürülmüştür. Kompozitlerin oksiasetilen testinde ön yüzeylerine gelen 2733,8-2070,9 °C sıcaklık değerine karşın arka yüzey sıcaklıkları 25,3-27,5 °C aralığında kalarak ısı bariyeri sağlamıştır.
MWCNT, GNP, H-BN, BNNT ile takviyelendirilmiş polifenilen sülfür (PPS) matrisli kompozitin özelliklerinin incelenmesi
Teknolojik ilerlemeler ve ağır çalışma koşulları, günümüzde kullanılan malzemelerin performans sınırları zorlanmaktadır. Bu durum, avantajlı özelliklere sahip kompozit malzemelerin geniş bir uygulama alanı bulmasını sağlar. Kompozit malzemelerin özellikleri eklenen takviye malzemesine, oranına ve uygulama yöntemine göre değişir. Malzeme boyutlarını nano ölçeğe düşürmek, güçlü bir faz-arayüzey etkileşimi sağlayarak kompozit malzemelerin özelliklerini geliştirir. Polimer nanokompozitler, benzersiz yapıları sayesinde çeşitli üstün özellikler ve birçok potansiyel uygulama alanı sunar. Polifenilen sülfür (PPS), hafifliği, yüksek mukavemeti, yüksek sıcaklıklara dayanımı, kolay erişilebilirliği ve üstün mekanik ile fiziksel özellikleri sayesinde özellikle havacılık endüstrisinde büyük ilgi görmektedir. Bir nanokompozit yapıda PPS termoplastik polimerinin, mekanik ve fiziksel özelliklerini daha da geliştirmek için nano takviyeler ile güçlendirilebilir. Nano takviyelerin matris içinde homojen dağılımı, mekanik, fiziksel, termal ve elektriksel iletkenlik özelliklerini iyileştirmek için çok önemlidir. Bu amaçla PPS polimerinin, mekanik, fiziksel ve iletkenlik özelliklerini iyileştirmek için çok duvarlı karbon nanotüp (MWCNT), grafen nanoplatelet (GNP), hekzagonal bor nitrür (h-BN) ve bor nitrür nanotüp (BNNT) ile takviye edilmiştir. Kompozit malzemeler, PPS matris malzemesinin farklı ağırlık oranlarında nano takviye malzemeler ile hem sıcak pres hem de enjeksiyon kalıplama ile üretimleri denenmiştir. Üretilen kompozit malzemelere çekme, darbe, üç nokta eğme, sertlik, DSC, TGA, DMA, SEM analizleri, termal ve elektriksel iletkenlik ölçümleri yapılmıştır. Kompozit malzemelerde, mekanik karıştırma sonrasında sıcak presli üretimlerinde aglomerasyonun oluşmasından dolayı mekanik özelliklerde düşüş gözlenmiştir. Termal iletkenlik özellikleri incelendiğinde, %10 ağırlıkça GNP eklendiğinde %490, %10 ağırlıkça MWCNT eklendiğinde ise %45 artış söz konusudur. Yarı iletken saf PPS'nin orta frekansta %10 ağırlıkça MWCNT eklendiğinde yaklaşık %222 oranında elektrik iletkenliği artarak iletken hale geldiği görülmüştür. Enjeksiyon kalıplama ile üretilen kompozitlerde öncesinde eriyik karıştırma yapıldığı için nano takviyeler PPS matrisi içerisinde SEM analizleri sonucunda homojen dağıldı gözlenmiştir. Bu da dört nano takviye malzemesi için de mekanik özekliklerin iyileşmesini sağlamıştır. Ayrıca termal iletkenlik değerinin ağırlıkça %10 MWCNT takviyelendirildiğinde %1375 oranında ciddi bir artışa sebep olduğu gözlenmiştir. Karbon ve bor bazlı nano takviyeli PPS kompozitlerinin üretimi için en uygun yöntemin eriyik karıştırma sonrası enjeksiyon kalıplama olduğu belirlenmiştir.
Kafelerin tasarımında ahşap kompozit malzemelerin kullanımının irdelenmesi: Adana örneği
Malzeme, mimari tasarımda kütle ve yüzeylerin ifade edilmesinde temel unsurdur. Tarih boyunca, geleneksel malzemeler olan ahşap ve taş, mimari tasarımda etkin olmuş ancak içinde bulunduğumuz çağda yeni malzeme arayışı artmıştır. İç mekan tasarımıda bu arayış neticesinde geliştirilen kompozit malzemelerden oldukça etkilenmiştir. Günümüzde, kullanılan doğal ahşap, plastik, taş, tekstil ve metal malzeme türlerinin yanısıra ahşap kompozit malzemeler iç mekan tasarımında öne çıkmaktadır. Özellikle farklı özelliklerin tek bir malzeme üzerinde toplanabilmesi ve istenilen renk, doku, form ve biçim özelliklerinin üretim aşamasında karşılanabilmesi ahşap kompozit malzemelerin tercih nedenleri olmaktadır. Ahşap kompozitler, iç mekânda yüzey kaplama malzemesi olarak kullanımının yanısıra mobilya üretiminde etkin biçimde kullanılmaktadır. Bu çalışmanın ikinci bölümünde ahşap kompozit malzemelerin tarihsel gelişimi, çeşitleri ve özellikleri incelenerek malzemelerin tanıtılması amaçlanmıştır. Üçüncü bölümde kafe mekânlarının gelişim sürecine değinilmiştir. Dördüncü bölümde tasarım ilkelerine değinilerek dünyadaki bazı kafe örneklerinde ahşap kompozit malzemelerin kullanımı araştırılmıştır. Son olarak beşinci bölümde ise araştırma alanı olarak seçilen Adana ilinin belirlenen bölgesinde kafe mekânları incelenerek ahşap kompozit malzemelerin tasarıma olan etkileri incelenmiştir. Anahtar kelimeler: Ahşap kompozit malzeme, kafe, tasarım
Endüstriyel kenevir liflerinden otomotiv sektörüne yönelik biyokompozit malzeme geliştirilmesi ve özelliklerinin incelenmesi
Biyokompozit malzemelerin üretilmesinde yaygın bir şekilde kullanılan bitkisel esaslı doğal liflerin hafiflik ve ekonomiklik yönüyle sağladığı üstünlüklerin yanında biyobozunur nitelikte olmaları bu tür liflerin kullanımını öne çıkarmaktadır. Günümüzde doğal liflerin kompozit malzeme üretiminde kullanımı ekolojik ve sürdürülebilir yaklaşımlar çerçevesinde hızla artış göstermektedir. Takviye elemanı olarak kullanılan bitkisel liflerin biyolojik olarak parçalanabilir ve geri dönüştürülebilir olmasının yanında, yüksek özgül mukavemet ve düşük yoğunluk gibi özelliklerinin bulunmasına ek olarak hammadde kaynaklarının yenilenebilir ve ekonomik olması sebebiyle biyokompozitlerin geliştirilmesine yönelik çalışmalar büyük önem arz etmektedir. Kenevir, cannabinaceae familyasından olup lif üretimi için kullanılan ve endüstriyel öneme sahip olan cinsi cannabissativadır. Bitkinin hızlı büyümesi ve ekonomik olmasının yanında liflerinin yüksek çekme mukavemeti ve düşük yoğunluğa sahip olması nedeniyle kompozit malzeme üretiminde takviye malzemesi olarak kullanılması önemli avantajlar sağlamaktadır. Bunun yanında çürümeye ve yangına karşı dayanıksız olması liflerin zayıf yönlerindendir.Tez çalışmasındabu çerçevede kenevir kumaşlara borik asit katkılanarak modifiye edilen lifler, takviye malzemesi olarak biyokompozit malzeme geliştirilmesinde kullanılmıştır.Vakum infüzyon yöntemi ile biyokompozit malzemeler üretilerek karakterize edilmiştir.Biyokompozit malzemelerin mekanik özelliklerini belirlemek için çekme ve eğilme testleri yapılmıştır. Isıl özelliklerinin belirlenmesi için termogravimetrik analiz (TGA/DTA) ve yanmazlık testi, lif-matris ara yüzey bağı, yüzey özellikleri ve kimyasal bileşimlerinin belirlenmesi için ise taramalı elektron mikroskobu (SEM-EDS) kullanılarak malzemelerin özellikleri ayrıntılı olarak incelenmiştir. Ayrıca biyomalzeme olarak değerlendirilmesi amacıyla malzemelerin su tutma davranışları belirlenmiştir.
Termik santral ve metalurjik tesis artıklarından yapay zeolit ve geopolimer malzemelerin eldesi
Bu çalışma termik santral ve metalurjik tesis artıklarından yapay zeolit ve geopolimer malzemelerin üretim olanaklarının araştırılması şeklinde 2 bölümden oluşmaktadır. Geopolimer yapı malzemelerinin üretiminde bazik aktivatör olarak sodyum hidroksit (NaOH) ve sodyum metasilikat (Na2SiO3) kullanılmıştır. Yates test tekniği ve Box Behnken deney dizaynı etkin parametreleri belirlemek için uygulanmıştır. Bazik ve asidik pomzalar ile kalsine perlit agregalar kullanılarak 11,69 ila 51,87 MPa tek eksenli basınç dayanımlarına sahip hafif (1263-1792 kg/m3) geopolimer betonlar elde edilebilmiştir. Ark fırın ve ferrokrom cürufları agrega olarak kullanıldığında daha yüksek dayanımlarda daha çok agrega içeren daha yüksek dayanım ve ağırlıklarda geopolimer betonlar elde edilmiştir. Beton örneklerin nokta yük dayanımları da belirlenmiştir. 28. günde beton örneklerin su emme, sonik hız ve Mohs sertlik değerleri saptanmıştır. Zeolit sentezi deneylerinde NaOH kullanılmıştır. Uçucu küllerden hidrotermal bazik liç işlemi ile yüksek katyon değiştirme kapasitesine (KDK) sahip Gismondin grubu zeolitler (zeolit Na-P1, Gismondin ve Garronit) elde edilirken, bazik füzyon tekniği uygulandığında Na-LSX ve Ca-Filipsit türü zeolitler üretilebilmiştir. Liç işlemi öncesi yüksek alan şiddetli yaş manyetik ayırma işlemi uygulanmış ve manyetik olmayan fraksiyon zeolit sentezlenmek üzere kullanılmıştır. Zeolitler XRD, XRF, SEM, EDS, DTA-TGA-DSC, M-H ve FTIR teknikleri kullanılarak karakterize edilmiş ve sonuçlar yorumlanmıştır.
Kompozit greft materyalinin (HA-TCP/COL) dental implant çevresinde onlay greft materyali olarak kullanımının yeni kemik oluşumuna etkisinin değerlendirilmesi
Son yıllarda implant cerrahisinin gelişmesiyle birlikte, kemik greft materyalleri kullanımı diş hekimliğinde daha fazla önem arz eder ve daha yaygın kullanılır hale gelmiştir. Değişen ve artan ihtiyaçlar araştırmacıların yeni kemik greft materyalleri geliştirilmesine yoğunlaşmalarına neden olmaktadır. Bu greft materyallerinden birisi de üç boyutlu kompozit greft (HA-TCP/Col) materyalidir. Doğal kemik dokusunun inorganik yapısını büyük oranda Hidroksiapatit (HA) oluştururken organik yapısını ise Tip 1 kollajen oluşturmaktadır. Bu yapıyı taklit etme amacıyla üretilen üç boyutlu kompozit greft materyallerinin başarılı sonuçlarıyla ilgili literatürde çalışmalar mevcuttur. Ancak kompozit greft materyalinin implant çevresinde onlay kullanımı ile ilgili literatürde yeterli sayıda çalışma gözlemlenememiştir. Bu deneysel çalışmada, implant çevresinde kompozit greft materyalinin onlay kullanımının sonuçları, onlay olarak otojen bone ring kullanımı sonuçlarıyla ve soket içerisinde kompozit greft kullanımı sonuçlarıyla karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Çalışmada toplam 4 adet erkek koyun kullanılmıştır. Koyunların pelvis bölgesinde 10 mm çapında ve 2 mm derinliğinde 4'er adet (onlay grupları), 10 mm çapında ve 6 mm derinliğinde 2'şer adet (soket grupları) defekt oluşturulmuştur. Her koyuna toplam 6 adet 3.7 mm çapında 10 mm boyunda implant yerleştirilmiştir. İmplantların çevresinde otojen ring blok greftler ve kompozit greftler uygulanmıştır. Tüm hayvanlar 12 haftalık iyileşme periyodunun ardından sakrifiye edilmiştir. İmplant ve çevresindeki greft yerleştirilen alan blok olarak çıkarılmış, elde edilen kesitlerle histomorfometrik inceleme yapılmıştır. Sonuçlar istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, üretilen kompozit greft materyalinin onlay olarak kullanımı otojen ring blok kullanımıyla karşılaştırıldığında, otojen greft grubu, kemik implant kontağı ve oluşan kemik hacmi açısından daha başarılı bulunmuş, ancak sonuçların istatistiksel olarak anlamlı bir fark ortaya koymadığı saptanmıştır. Ayrıca kompozit greft materyalinin onlay ve soket içerisinde implant çevresinde kullanımında da kemik implant kontak oranı ve oluşan yeni kemik hacmi açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark yaratmadıkları tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: İmplant, kompozit greft, onlay greftleme, otojen greft, histomorfometri Anahtar Sözcükler: İmplant, kompozit greft, onlay greftleme, otojen greft, histomorfometri
PEEK ve PEKK materyallerinin kompozit ile bağlantısına eroziv asitelerin etkisinin değerlendirilmesi
PEEK ve PEKK Materyallerinin Kompozit ile Bağlantısına Eroziv Asitlerin Etkisinin Değerlendirilmesi Bu çalışmanın amacı PEEK-kompozit ile PEKK-kompozit bağlantılarının karşılaştırılması ve intrensek, ekstrensek kaynaklı asitlerin bu bağlantıya etkisinin araştırılmasıdır. Her bir grup için PEEK (bredent, BioHPP Almanya) ve PEKK (Cendres Metaux, Fransa) disklerden farklı çözeltilere (distile su, hidroklorik asit, sitrik asit) daldırılmak üzere 5x5x13mm boyutlarında 10 ar adet örnek hazırlanmıştır. Tüm örnekler 0,2MPa basınç altında 10sn Alüminyum oksit tozuyla kumlanmış, Visio.link(bredent, Almanya) primer uygulanıp 320sn polimerize edilmiştir. Tüm örneklerin yüzeyine Crea.lign kompozit (bredent, Almanya) uygulanmış, 360sn polimerize edilmiştir. 1 litre %5'lik (pH 2.13) sitrik asit çözeltisi, 1 litre distile su içerisine 10 gram sitrik asit (ISOLAB Laborgeräte GmbH, Germany) ilave edilerek ve 1 litre 0,06M (pH 1,2) hidroklorik asit çözeltisi, 5ml hidroklorik asit (pH 0,6) ile 1 litreye kadar distile su karıştırılarak hazırlanmıştır. Çözeltinin pH'sını belirlemeden önce pH metrenin (526/538 pH metre, WTW, Almanya) pH'sını 4,01 ve 7,0 olan tamponlarla kalibre edilmiştir. Çözeltilere 37◦C'de günde 6 kez 5er dk toplam 8 gün daldırılan örnekler makaslama bağlanma dayanımı testiyle kırılmıştır. SEM-EDS verileri incelenmiştir. Grupların karşılaştırılması 2 yönlü ANOVA, Mann Whitney U testi ve takibinde Kruskal Wallis testi ile yapılmıştır. (α=0,05) En yüksek bağlanım değeri PEKK kontrol grubunda (15,6±0,6) elde edilirken en düşük ise PEEK hidroklorik asit (8,2±1,0) grubunda elde edilmiştir. PEKK in kompozitle bağlanım dayanımı BioHPP den yüksek çıkmıştır, Hidroklorik asit ve sitrik asit bağlanma dayanımını azaltmaktadır. Anahtar kelimeler: Poliarileterketon, Sitrik Asit, Hidroklorik Asit, Bağlanma dayanımı
Talk ve kalsit ilavesinin YYPE nin mekanik – kimyasal özelliklerine etkisi ve koruge borular için uygulanabilirliği
Altyapı boru hatlarında geleneksel malzemeler yerini, mekanik ve kimyasal özellikleri sebebiyle polimer ve polimer esaslı kompozit malzemelere bırakmaktadır. Altyapı boru malzemesi olarak kullanılan en yaygın polimer, özellikle basınçlı içme suyu, doğalgaz hatlarında polietilendir. Polietilen mekanik, kimyasal özelliklerinin yanında maliyeti ve ulaşılabilirliği sebebi ile tüm alt yapı borularında yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak iç hidrostatik basınç gerektirmeyen, trafik yükü gibi dinamik yüklerin etkin olduğu sistemlerde, özel bir tasarıma sahip koruge borular kullanılmaktadır. Bu tasarımın ana amacı boruların dayanımını arttırırken, hammadde ve işçilikten tasarruf sağlamaktır. Bu çalışmada yüksek yoğunluklu polietilen içerisine %10, %15, %20, %25, %30, %35, %40 oranında talk, kalsit ve talk + kalsit karışımı ilave edilmiştir. Elde edilen polimer kompozit malzemelere kimyasal testler uygulanarak, ilavelerin malzeme özelliklerine etkisi incelenmiştir. Kimyasal testler sonucunda dolgu ilaveleri, malzemelerin yoğunluk ve eriyik kütle akış hızını arttırdığı için polietilenin işçilik ve hammadde maliyetlerini azaltacağı gözlenmiştir. Hazırlanan numunelere uygulanan mekanik testler ile malzemelerin akma mukavemeti, elastisite modülü, % kopma uzaması, sertliği, darbe mukavemeti, eğme mukavemeti belirlenmiş ve ilavelerin etkisi incelenmiştir. Yapılan bu incelemeler sonucu optimum mekanik özellik gösteren karışımlar belirlenmiştir. Optimum özellik gösteren karışımlardan çift katmanlı koruge borular üretilmiştir. Üretilen koruge borulara, halka rijitliği, halka esnekliği, darbe ve ısıl kararlılık testleri uygulanarak, dolgu ilavelerinin koruge boru üretimine uygulanabilirliği incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Polimer, Polietilen, Talk, Kalsit, Koruge Boru, YYPE, Dolgu İlavesi