Education methods

206 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

İnsan kaynakları yönetiminde personel eğitiminde mizah ve karikatürün kullanılması perakendecilik sektöründe bir uygulama

Günümüzde meydana gelen teknolojik ve ekonomik gelişmelerle birlikte artan rekabet ortamı içerisinde firmalar için insan kaynağı giderek daha fazla stratejik bir anlam kazanmaya başlamıştır. Firmaların rekabet üstünlüğü sağlamadaki en önemli unsurlardan birinin insan kaynağı olduğunu fark etmeleriyle birlikte insan kaynağının eğitimi de aynı şekilde önem kazanmaya devam etmiştir. Şirket eğitimlerindeki amaç, çalışların mesleki ve teknik eksikliklerinin giderilmesidir. Eğitimlerdeki en önemli problem, işgörenleri eğitime isteklendirmek, eğitimlerin zaman israfından çıkarıp, etkili ve faydalı hale getirmektir. Araştırmada; eğitimin, insan kaynakları yönetimindeki önemi ve eğitimlerde kullanılabilecek mizah türleri incelenmiştir. Araştırmanın sonunda perakendecilik sektöründeki bir inceleme konmuştur. Türkiye'nin en büyük perakende firmasının 8 ildeki, 189 çalışanına eğitim verilmiş, eğitim alanlardan 100 kişiye eğitimde mizah ve karikatür kullanılırken, eğitim alan 89 kişiye verilen eğitimde mizah ve karikatür kullanılmamıştır. Araştırmanın amacı; mizah ve karikatür kullanılarak eğitim verilen grup ile mizah ve karikatür kullanılmadan eğitim verilen grup arasındaki eğitim memnuniyet farkının incelenmesidir. Ayrıca, mizah ve karikatürün eğitim sonunda yapılan sınavdaki başarıya etkisi incelenmiştir. Eğitimler sonunda, her bir katılımcıya eğitim memnuniyet anketi uygulanmış, her iki gruptaki eğitim memnuniyeti incelenmiştir. Eğitimde anlatılan konuları ihtiva eden 16 soruluk bir eğitim sonu sınavı yapılarak, işgörenlerin başarısı incelenmiştir. İncelemelerde Ki-Kare testi ve T-Testi uygulanmıştır. Sonuç olarak; yapılan analiz sonuçlarında; eğitimlerde mizah ve karikatürün kullanılmanın, eğitim memnuniyetini arttırdığı görülürken, mizah ve karikatür ile sınav başarısı arasında anlamlı bir ilişki olmadığını ve mizah, karikatür kullanılarak eğitim alanların daha başarılı olmadığı görülmektedir.

Eğitim yöntemleriKarikatürMizah+5
Serdar Dumansız
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklarda tablet bilgisayar yoluyla sunulan etkinlik çizelgesi ile dosyadan sunulan etkinlik çizelgesinin etkililiğinin karşılaştırılması

Özel eğitimin bir grubu olan otizm spektrum bozukluğu gösteren bireylerin eğitimleri gelişimsel açısından oldukça önemlidir. Bu çocukların eğitiminde kullanılan önemli eğitimsel araçlardan bir de etkinlik çizelgeleridir. Gelişen teknoloji özel eğitim gereksinimi olan bireylerin eğitimlerinde de önemli katkılar sunmaktadır. Geleneksel etkinlik çizelgeleri yerine tablet tabanlı etkinlik çizelgesi ile yapılan uygulamanın etkililiği araştırmanın amacıdır. Bunun için İstanbul ilinde bir özel eğitim kurumunda eğitim gören iki öğrenci katılımcı olarak belirlenmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkeni olarak 3 hedef davranış (tişört giyme, el yıkama ve uçak yapma ve boyama) belirlenmiştir. Araştırma modeli tek denekli deneysel desenlerden ABC desenine göre tasarlanmıştır. Uygulama sonucunda tablet ile yapılan etkinlik çizelgelerinin dosya ile yapılan etkinlik çizelgelerine göre daha etkili olduğu belirlenmiştir. İlerideki çalışmalarda tablet ile yapılan etkinlik çizelgelerinin kullanımında etkili olabilecek farklı değişkenlerin etkisi araştırılabilir.

Bilgisayar destekliBilgisayar destekli eğitimEtkinlik+6
Yurtsever Yılmaz
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Bütünleşik STEM eğitiminin akademik başarıya, problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerisine ve öğrenmede kalıcılığa etkisi

Bu araştırma, Bütünleşik STEM eğitiminin akademik başarıya, problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerisine ve kalıcılığa etkisini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Araştırma modeli olarak ön test-son test ve kalıcılık testli kontrol gruplu yarı deneysel modelin kullanıldığı bu çalışma, 2015-2016 Eğitim-Öğretim yılında bir devlet okulunun 6. sınıfına devam eden 44 öğrenci ile "Kuvvet ve Hareket", "Işık ve Ses", "Madde ve Isı" ve "Elektriğin İletimi" ünitelerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grupları; yapılandırmacı yaklaşım uygulanan Kontrol Grubu, Bütünleşik STEM eğitimi uygulanan Deney Grubundan oluşmuştur. Bütünleşik STEM eğitiminin öğrencilerin akademik başarı, problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerisi ve kalıcılığa etkisini tespit etmek için Akademik Başarı Testi, Problem Çözmeye Yönelik Yansıtıcı Düşünme Becerisi Ölçeği uygulanmıştır. Nicel verilerin analizi SPSS 24 paket programında normal dağılımlı veriler için t-Testi, normal dağılımlı olmayan veriler için Mann Whitney U testi uygulanarak yapılmıştır. Sonuç olarak, Bütünleşik STEM eğitiminin başarıyı ve problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerisini yapılandırmacı yaklaşıma göre anlamlı düzeyde artırmadığı belirlenmiştir. Ayrıca kalıcılığa da etkisi olmadığı tespit edilmiştir. Bütünleşik STEM eğitiminin anlamlı düzeyde olmasa da akademik başarıya olumlu yönde katkı sağladığı ortaya çıkmıştır.

Akademik başarıBaşarıBütünleşik eğitim programı+6
Gülcan Sarıcan
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de montessori eğitiminin adaptasyonu ve uygulaması

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye' de de yaşanan bilimsel, deneysel ve teknolojik gelişmeler toplumun her konuya olan bakış açısını, beklentilerini farklılaştırmıştır. Bu değişimler ailelerin eğitim anlayışlarını, isteklerini değiştirmiştir. Geleneksel eğitim anlayışının kabul görmediği günümüzde veliler alternatif okul arayışlarına girmişlerdir. 100 yılı aşkındır modası geçmeyen ve dünyanın dört bir köşesinde hala yankılanan ve etkisi giderek büyüyen Montessori felsefesi eğitimcilerin, ebeveynlerin dikkatini çekmektedir. 2000' li yılların başından bu yana yapılan araştırmalar, açılan Montessori okulları Türkiye'de de farklı eğitim sistemlerinin yer edindiğini göstermektedir. Her yeni sistem doğduğu coğrafyanın özünden, kültüründen ve inançlarından etkilenmektedir. Montessori sistemi ise sadece çocuğu merkeze alan bir sistemdir ve evrensel öğretileri vardır. Buna rağmen yine de hangi ülke olursa olsun bir sistemi içinde barındırırken kendi kültürünü, yaşayışını ve inançlarını harmanlamak ister. Türkiye'deki Montessori okulları sistemin metotlarına bağlı kalmakta ve eğitim uygulamalarında ise birbirlerinden farklılıklar göstermektedirler. Okul öncesi düzeyinde yaygınlık gösteren Montessori okulları, ilkokul düzeyinde de yeni yeni açılmaya başlamıştır. Fakat ilkokul düzeyindeki okulların hepsi Millî Eğitim Bakanlığı müfredatını uygulamakta sadece metodoloji olarak Montessori'yi kullanmaktadırlar. Nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması yaklaşımı ile desenlenen araştırmada veriler, yarı yapılandırılmış görüşme formlarıyla bir araya getirilmiştir. Araştırmanın katılımcıları İstanbul, Ümraniye'de özel bir eğitim kurumunda görev yapan beş ilkokul sınıf öğretmeni, beş ilkokulda öğrencisi olan veli, beş ilkokul öğrencisi olarak seçilmiştir. Araştırma için yapılan veri toplama 2020-2021 Eğitim- Öğretim yılını kapsayan aralıkta gerçekleşmiştir. Görüşmelerin bir kısmı yüz yüze eğitimin verildiği sürede yapılabilmiş, bir kısmı ise Covid-19 pandemisi sebebiyle telefonla, mail aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Veriler içerik analizi yöntemine ile incelenmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre katılımcıların görüşlerine dayanılarak tespitlerde bulunulmuş ve Montessori alanında gelecekte neler yapılabileceği konusunda önerilerde bulunulmuştur. Sonuçlar doğrultusunda önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Alternatif okullar, Montessori metodu, Montessori, ilkokul

EğitimEğitim sistemiEğitim yöntemleri+2
Şengül Karaca Göktaş
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Nefes ve ses denetiminin oyuncu performansına etkisi

T.C. Haliç Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tiyatro Anasanat Dalı Tiyatro Yüksek Lisans Programı Yüksek Lisans Tezi olarak hazırlanan bu çalışmanın amacı, bir tiyatro oyuncusunun nefes ve ses denetiminin performansına etkisini araştırmaktır. Çalışmanın Giriş Bölümünde çalışmanın amacı ve hedefleri tanıtılmıştır. İkinci Bölüm insan bedenindeki nefes sistemine ayrılmıştır. İnsanın nefes sistemi bu bölümde adım adım anlatılmıştır. Nefesin ağız ve burundan girdiği andan itibaren, hangi organlardan geçerek akciğere ulaştığına değinilmiştir. Bu bölüm aynı zamanda nefes çeşitlerinin ayrıntılı olarak anlatıldığı bölümdür. Sonraki bölüm, sesin oluşumunun anlatıldığı bölümdür. Sesin oluşumunu sağlayan vücuttaki sistemler tanıtıldıktan sonra, bu sistemlerin nasıl çalıştığı ve oyuncunun bu sistemlerden nasıl yararlanabileceğine değinilmiştir. Doğaldır ki, sesi en önemli iletişim aracı olan oyuncunun ses ile hangi rahatsızlıkların süregeldiğini bilmesi gereklidir. Bu yüzden bu bölümün sonu seste yaşanabilecek hastalıklara ayrılmıştır. Dördüncü Bölümün başlığı ise "Nefes ve Ses Denetiminin Oyuncu Performansına Etkisi"dir. Bu bölümde nefesin neden bir oyuncu için hayati önem taşıdığı, nasıl kullanması gerektiği ve ne gib okuyucuya sunulmuştur. Yine bu bölümde oyuncunun sesini kullanırken nelere dikkat etmesi gerektiği ve doğru kullanımın performansını nasıl etkileyeceği anlatılmıştır. Çalışmanın Beşinci Bölümü, bir oyuncunun nefes ve ses sistemini geliştirecek ve formda tutacak egzersizlere ayrılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tiyatro, oyuncu, nefes, ses

EğitimEğitim yöntemleriNefes+7
Aybüke Karakullukçu
Haliç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Müzik öğretmenliği anabilim dallarında geleneksel Türk sanat müziği dersinde uygulanan eğitim yöntemlerinin uzman görüşleri açısından karşılaştırmalı analizi

Bu araştırmada, müzik öğretmenliği bölümlerinde verilen Geleneksel Türk Sanat Müziği (GTSM) dersine giren öğretim elemanlarının izlediği yolların neler olduğunu belirlemeye çalışılmış, kullandıkları sistem, yöntem ve metotların neler olduğu, bunlar arasında benzerlik olup olmadığı konusunda uzman görüşleri alınmıştır. GTSM eğitiminin Arel - Ezgi - uzdilek ve meşk sistemleri üzerinde durularak uygulamalarındaki farklılıklar belirtilmeye çalışılmıştır. GTSM derslerine giren öğretim elemanlarına uygulanan görüşme formları değerlendirilerek analiz edilmiştir. Bu yönüyle bu araştırma nitel bir çalışmadır. GTSM eğitiminde var olan sistem ve yöntemlerin sabit bir metodu olmadığı gibi, uygulama kısmında da farklılıklar olduğu görülmüştür. Alınan sonuçlara göre GTSM derslerin de yer alan meşk yönteminin daha yoğun biçimde uygulanmasının daha yararlı olabileceği belirlenmiştir. Meşk yönteminin uygulanmasının yanında bilgisayar ortamlarındaki video ve ses kayıtları da, yöntemin daha nitelikli uygulanması konusunda yararlı olabileceği konusunda büyük oranda görüş birliği saptanmıştır. Uzman görüşlerinin ortak bileşenlerinden bir diğeri ise GTSM eğitimi için ayrılan sürenin yetersiz oluşudur.

Eğitim yöntemleriMesleki eğitimMüzik+4
İzzet Ceberut
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Alfabe farklılıklarının yabancılara Türkçe öğretimindeki etkisi

Bu araştırmanın amacı, farklı ülkelerden Türkiye'ye gelen ve Türkçe öğrenen yabancı uyruklu öğrencilerin alfabe farklılıklarının yabancılara Türkçe öğretimindeki etkisini belirlemek, bu bireylerin Türkçe öğrenirken karşılaştıkları alfabe kaynaklı sorunların hangi boyutlarda olduğunu ortaya koymak ve bu sorunların çözümüne yönelik önerilerde bulunmaktır. Alfabe farklılıklarının yabancılara Türkçe öğretimine etkisini belirlemeyi amaçlayan bu çalışma nitel araştırma yöntemine göre düzenlenmiş ve nitel veri toplama tekniklerinden gözlem, görüşme ve doküman inceleme kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Türkiye'deki 7 farklı üniversitenin Türkçe Öğretim Merkezlerinde öğrenim gören yabancı uyruklu 159 öğrenci ve 5 farklı üniversitede yabancılara Türkçe öğretimi alanında görev yapan 36 öğretim elamanı oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, çalışma grubunda yer alan öğrenci ve öğretim elamanlarına uygulanan yapılandırılmış görüşme formları, öğrencilerin seviyeleri göz önünde bulundurularak belirlenen ve dikte yöntemiyle öğrencilere yazdırılan metinler ve çalışma kapsamında araştırmacı tarafından yapılan gözlem aracılığıyla toplanmıştır. Toplanan verilerin analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Çalışma kapsamında elde edilen sonuçlara göre çalışma grubunda yer alan yabancı uyruklu öğrencilerden Arap alfabesini kullananların % 55.77'si, Kiril alfabesini kullananların % 71.43'ü, Latin alfabesini kullananların ise % 22.58'i alfabe farklılıklarının Türkçe öğrenmelerinde sorun oluşturduğunu düşünmektedir. Bununla birlikte çalışma grubunda yer alan öğretim elamanlarının % 91.67'si de alfabe farklılıklarının yabancılara Türkçe öğretimine etkisi olduğunu düşünmektedir. Yabancı uyruklu öğrencilerin Türkçe öğrenme sürecinde alfabe farklılıklarından kaynaklı yaşadığı sorunlar, öğrencinin ana diline ve ana dilinde kullandığı alfabeye göre değişkenlik göstermektedir. Kiril alfabesini kullanan öğrenciler, Türk alfabesinde yer alan sessiz harflerin, Arap ve Latin alfabesini kullanan öğrenciler ise sesli harflerin telaffuzunda sorun yaşamaktadır. Türk alfabesinde yer alan harflerin yazımını konusunda ise Arap ve Latin alfabesini kullananlar sesli harflerin yazımında, Kiril alfabesini kullananlar ise sessiz harflerin yazımında sorun yaşamaktadır. Anahtar Sözcükler Türkçe, Yabancılara Türkçe Öğretimi, Alfabe, Alfabe Farklılıklarının Etkisi.

AlfabeDil eğitimiEğitim+6
Rıdvan Demirci
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Taşıma merkezi okullarda ilköğretim ikinci kademe görsel sanatlar eğitimi dersine ilişkin problemler ve çözüm önerileri (Erciş ilçesi örneği)

Gündelik yaşamın vazgeçilmez parçası olan sanat eğitimi bilim ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte yeni bir boyut kazanmıştır. Okullarda verilmesi ön görülen görsel sanatlar eğitiminde topluma ve çevreye faydalı olan, kültürüne bağlı, estetik beğeniler sahip, yaratıcı ve üretken bireylerin yetişmesi öngörülmektedir. Ülkemizde uygulanan görsel sanatlar eğitimi dersi çeşitli problemler nedeniyle nitelik olarak farklılıklar gösterebilmektedir. Özellikle kent merkezlerinden uzak eğitim kurumlarında alt yapının yetersizliği ve donanım eksikliği gibi belirgin nedenler bulunmaktadır. Bununla beraber taşımalı eğitim veren kurumlarda görsel sanatlar eğitimindeki problemlerin sadece alt yapı ve donanım yetersizliğinden kaynaklanmadığı görülmektedir. Çalışmanın amacı "Erciş İlçesi örneği ele alınarak ilçedeki taşımalı eğitim merkezi okullarda ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin görsel sanatlar eğitimi dersinin uygulanabilirliğine yönelik problemler ve çözüm önerilerinden oluşmaktadır. Betimsel nitelikteki bu araştırmaya "Erciş ilçesindeki taşıma merkezli okullarda öğrenim gören 626 öğrenci katılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS-20 istatistik paket programı kullanılmıştır. Araştırmada ailenin sosyal, kültürel ve ekonomik durumunun Görsel Sanatlar dersine olan tutumu etkilediği, öğrencilerin derse karşı olan ilgi ve tutumları iyi durumda olduğu, Taşıma merkezli okullarda ulaşımı sağlayan araçlarda rehberlik hizmetleri bulunmadığı ve öğrencilerde yorgunluk meydana geldiği gibi sonuçlara varılmıştır.

EğitimEğitim sorunlarıEğitim yöntemleri+7
Elif Eke Ertaş
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türk müziği keman icrası başlangıç düzeyi eğitim modeli

Bu çalışmada konservatuarların müzik bölümlerinde okuyan keman öğrencilerinin, Türk müziği keman icrası başlangıç düzeyinde yaşamış oldukları sıkıntılardan yola çıkarak, TRT repertuarında en çok kullanılan on makama yönelik eserlerin çalımına kolaylık sağlaması amacıyla alıştırmalar yazılmıştır. Seçilmiş olan eserlerin her birinin makamına ve seyrine uygun esere hazırlayacağı biçimde alıştırmalar yazılmış olup, bu makamların sadece iki tanesi (Hicaz ve Buselik) üzerinden çalışma yapılmıştır. Bu alıştırmalar oluşturulmuş olan deney grubuna uygulanmış, kontrol grubuna ise öğretim elemanlarının kullanmış oldukları eğitim programları uygulanmıştır. Dört haftalık deney süreci video kaydı alınarak oluşturulan ölçek ile birlikte uzmanların değerlendirilmesine sunulmuştur. Çalışmanın başında hem deney hem de kontrol grubunun eşit şartlarda olduğu görülmüş, çalışmanın sonucunda ise alıştırmaların uygulandığı deney gurubu lehine sonuçlar elde edildiği tespit edilmiştir.

Eğitim yöntemleriKemanMüzik+4
Serdar Budak
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim kurumlarında okul yönetimine yansıyan disiplin sorunları okul yöneticilerinin çözüm yaklaşımları: Uşak ili örneği

Bu araştırmanın amacı, okul yönetimine yansıyan disiplin sorunlarını ve okul yöneticilerinin disiplin sorunlarına yönelik çözüm yaklaşımlarını saptamaktır. Araştırma nitel araştırma türünde gerçekleştirilmiştir. Okul yönetimine yansıyan disiplin sorunları doküman analizi yapılarak; okul müdürlerinin disiplin sorunlarına yönelik çözüm yaklaşımlarına ilişkin verileri toplamak için ise görüşme tekniği yapılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 26 okul müdürü oluşturmaktadır. Verilerin analizi betimsel analiz tekniği ile gerçekleştirilmiştir.Araştırmanın güvenirliliğini sağlamak için görüşme formu iki akademisyen (uzman) görüşü alınmıştır. Güvenirliği sağlamaya yönelik bir ikinci işlem olarak da okul müdürlerinin (birincil kaynaktan) görüşlerinin bulgular kısmında doğrudan aktarım yolu ile aynen gösterilmiştir.Araştırma kapsamındaki orta öğretim kurumlarında okul yönetimine en fazla yansıyan disiplin sorunlarının okulda kavga etmek, okulda sigara içmek, öğretmene saygısızlık ve törene katılmamak, dersin akışını ve düzenini bozucu faaliyette bulunmak, okulda olduğu halde özürsüz derse girmemek, okulda tütün ve tütün mamulleri taşımak ve kopya çekmek olduğu tespit edilmiştir. Disiplin sorunlarının okul türüne göre incelendiğinde, Genel liselerde; okulda kavga etmek, okulda sigara içmek ve dersin akışını ve düzenini bozucu faaliyette bulunmak olduğu görülmektedir. Anadolu ve Fen liselerinde en fazla görülen disiplin sorunlarının; okulda kavga etmek, okul yöneticilerinin verdiği görevi yerine getirmemek, dersin akışını ve düzenini bozucu faaliyette bulunmak, okul kurallarına uymamak, pansiyondan izinsiz ayrılmak, öğretmene uygunsuz söz söylemek kaba ve saygısız davranmak olduğu görülmektedir. Meslek liselerinde ise törene katılmamak, okulda kavga etmek, okulda olduğu halde özürsüz derse girmemek, okulda tütün ve tütün mamulleri taşımak, okulda sigara içmek, öğretmene saygısızlık, kopya çekmek, dersin akışını ve düzenini bozucu faaliyette bulunmak olduğu görülmüştür. Genel liselerde, Anadolu ve Fen Liselerinde okul yönetimine yansıyan disiplin sorunlarında ilk sırayı kavga etmek davranışı aldığı halde, Meslek liselerinde ilk sırayı törene katılmamak davranışının aldığı görülmektedir. Ayrıca dersin akışını ve düzenini bozucu faaliyette bulunma, okulda olduğu halde özürsüz derse girmeme, okulda tütün ve tütün mamulleri taşımak ve kopya çekmek gibi davranışların Meslek liselerinde diğer liselere oranla bariz bir şekilde fazla olduğu görülmektedir. Genel liselerde ve Meslek liselerinde görülen okulda sigara içmek ve öğretmene saygısızlık davranışlarının Anadolu ve Fen liselerine göre fazlalığı dikkat çekmektedir. Orta öğretim okullarında, okul disiplin kurullarında öğrencilere en çok kınama ve okuldan kısa süreli uzaklaştırma cezası verildiği tespit edilmiştir.Orta öğretim kurumlarında okul müdürlerinin okul yönetimine yansıyan disiplin sorunlarını çözmede en çok, öğrenciye pozitif yaklaşım, rehberlik hizmetlerinden destek alma, ceza uygulamalarını etkili kılma, öğrenci velileriyle ilişkileri etkili kılma, çevre unsurlarını etkili kılma, sosyal, kültürel, sportif faaliyetleri etkili kılma yaklaşımlarını benimsedikleri görülmektedir.Anahtar Kelimeler: Disiplin, okulda disiplin, okul müdürleri, disiplin yaklaşımları

DisiplinDisiplin suçlarıEğitim yöntemleri+5
Osman Cahit Duran
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Akran arabuluculuk eğitiminin ortaokul 5.sınıf öğrencilerinin hoşgörü eğilimlerine etkisi

Bu araştırmanın amacı, Akran arabuluculuk eğitimin ortaokul 5.sınıf öğrencilerinin hoşgörü eğilimlerine etkisini belirlemektir. Araştırma, karma araştırma yöntemlerinden açımlayıcı sıralı karma desende yürütülmüştür. Araştırmanın nicel kısmında solomon dört grup modelli deneysel desen kullanılmış olup, nitel kısmı ise temel nitel araştırma şeklinde desenlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Uşak İlinin Banaz İlçesinde bulunan bir devlet ortaokulda 2016-2017 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören 5.sınıf öğrencileri oluşmaktadır. Araştırmanın nicel boyutunda veri toplama aracı olarak Çalışkan ve Sağlam (2012) tarafından geliştirilen "Hoşgörü Eğilim Ölçeği" kullanılmıştır. Nitel boyutta ise odak grup görüşmesi yoluyla veriler toplanmıştır. Nicel boyutunda elde edilen verilerin çözümlenmesinde SPSS 22 paket programından yararlanılırken, betimsel istatistikler için yüzde, frekans testleri kullanılmış, fark testleri için bağımlı ve bağımsız gruplar için t-testi, tek yönlü varyans analizi, çoklu karşılaştırma testlerinden Dunnett C testleri kullanılmıştır. Odak grup görüşmesinden elde edilen veriler ise içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırma sonucunda akran arabuluculuk eğitiminin öğrencilerin hoşgörü eğilimleri üzerinde olumlu yönde etkilediği bulunmuştur. Yapılan karşılaştırma testlerinde öntestli ve öntestsiz deney grubu lehine istatistiksel anlamda bir fark tespit edilmiştir. Ayrıca, nicel boyutuna ilişkin alt problemlerine yönelik verilerin sonuçları incelendiğinde, araştırmaya katılan deney grubundaki öğrencilerin anne ve baba eğitim düzeylerinin, günlük televizyon izleme sürelerinin, günlük internet kullanma sürelerinin, aile gelir düzeylerinin, aile yapılarının ve kardeş sayısı değişkenlerinin öğrencilerin hoşgörü eğilimlerinde istatistiksel bir farklılık yaratmadığı görülmüştür. Gerçekleştirilen arabuluculuk eğitiminin kız öğrencilerin hoşgörü eğilimlerini erkeklere göre anlamlı bir şekilde arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın nitel boyutundaki verilerin sonucunda ise Odak Grup Görüşmesi A'dan altı tema, Odak Grup Görüşmesi D'den yedi tema elde edilmiştir. Bu temalardan; "Değer Öğretimi, Beceri Öğretimi, İçsel Motivasyon, Sorun Çözme ve Özerklik" her iki grup için ortak bir sonuç olup, A grubunda "Kavram Öğretimi" teması, D grubunda ise "İlkeler ve Öfke Kontrolü" temalarının ortaya çıktığı bulgusuna ulaşılmıştır. Gerçekleştirilen bu araştırmanın hem kullanılan desen hem de bağımlı değişkeni yönünden özgün olması sebebiyle bu alanda yapılacak araştırmalara ve literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Akran Arabuluculuğu, Hoşgörü Eğilimi, Sosyal Bilgiler, Değer Öğretimi

Akran aracılı öğretim yöntemiDeğerler eğitimiEğitim+5
Ali Gökalp
Uşak University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Günümüz Şırnak medreselerinde Arap dili eğitimi

"Günümüz Şırnak Medreselerinde Arap Dili Eğitimi" konulu çalışmamız, giriş ve iki bölümden meydana gelmektedir. Giriş kısmında islamiyetin doğuşu ile birlikte medreselerin ortaya çıkış aşamaları ve günümüze kadar varlığını sürdürürken uğradığı merhaleler kaleme alınmış ve ayrıca Şırnak Merkez ve ilçelerinde değişik zamanlarda medrese geleneğini devam ettiren âlimlerin kısaca hayatları anlatılmışır. Son olarak da merkez ve ilçelerinde aktif olarak devam eden medreseler hakkında kısa bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde günümüz Şırnak medreselerinde okutulan Arap Dili ve Belagatı kitapları ve içerikleri hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde de medreselerin fiziki yapısı ve uygulanan eğitim sistemi konu edinilmiştir. Son olarak da medreselerin günümüz eğitim sisteminden farklılıkları ve medreselerin eksiklikleri üzerinde durulmuştur.

ArapçaBelagatDil eğitimi+7
Abdurrahman Ocak
Şırnak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

El-'Arabiyyetu li'l-Câmi'ât (Akademik Arapça) adlı Arapça öğretim setinin muhteva ve yöntem açısından incelenmesi

Arapça Türkiye'de ikinci dil olarak öğretimi yapılan yabancı dillerden en çok tercih edilenidir. Bu dili öğrenme isteğinin altında yatan en önemli neden başta Kur'ân-ı Kerîm olmak üzere İslâmî kaynakların dili olmasıdır. Arapçayı öğretmek için Türkiye'de İlahiyat ve İslâmî İlimler fakültelerinde ve Fen Edebiyat fakültelerinin Arap Dili ve Edebiyatı ile Mütercim Tercümanlık bölümlerinin Arap dili alanındaki yükseköğretim programlarında belirlenen çeşitli kaynaklardan yararlanılmaktadır. Aynı zamanda Türkiye'de Arapça öğretimi için bu zamana kadar çeşitli dil öğretim metotları kullanılarak birçok Arapça öğretim seti hazırlanmıştır. Süleyman Kablan tarafından kaleme alınan el-'Arabiyyetu li'l-Câmi'ât (Akademik Arapça) adlı Arapça öğretim seti, Türkiye'de birçok yükseköğretim kurumunda ders kitabı olarak okutulmaktadır. Söz konusu öğretim seti, Arapça öğretiminde öğrenciye ilk, orta ve ileri düzey dil becerisi kazandırmaya çalışırken Arap ve Türk kültürüne önem veren bir kullanıma özen göstermiştir. Arapçayı öğrenmek isteyenlere, ilk defa bu sette uygulanan "sarmal yapı" sistemi gözetilerek hazırlanmış ve bir öğreticiye ihtiyacı en aza indirerek onlara dil öğrenim tecrübelerinin her alanında en iyi rehber olmayı hedeflemiştir. Bu çalışmada söz konusu öğretim seti muhteva ve yabancı dil öğretim yöntemi açısından incelenmiştir. Bu anlamda giriş, üç bölüm ve sonuçtan oluşan bu çalışma, genel itibariyle yabancı dil öğretiminde kullanılan yöntem, teknik ve yaklaşım ile ders kitapları ve yardımcı materyallerin dil öğretimindeki işlevine açıklık getirmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca ilgili öğretim setinin, muhtevasının incelenmesi, Arapça öğretimi yönünden değerlendirilmesi ve kullanılabilirliği açısından olumlu ve olumsuz yönlerinin belirlenip gerekli görülen yerlerde önerilerde bulunulması amaçlanmaktadır.

ArapçaArapça kelimelerDers kitapları+6
Büşra Kaçmaz
Şırnak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sesli düşünme yönteminin hemşirelik eğitiminde kullanımına yönelik niteliksel bir çalışma

Nitel tanımlayıcı tasarımlı bu araştırmada, hemşirelik lisans son sınıf öğrencilerinin hemşirelik eğitiminde sesli düşünme yöntemi kullanımına yönelik görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini 2020–2021 Öğretim Yılı Bahar Dönemi'nde Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi'nde öğrenim gören ve sesli düşünme yöntemini deneyimleyen 14 son sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Veriler, "Tanıtıcı Özellikler Formu", "Yarı Yapılandırılmış Soru Formu" kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın niteliksel verileri, MAXQDA 2020 programında tümevarıma dayalı analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Devamında kodlar temalaştırılmıştır. Sesli düşünme öğrenme deneyiminin öğrencilerde oluşturduğu hislere, sesli düşünme yönteminin olumlu ve olumsuz yönlerine ve sesli düşünme yönteminin hemşirelik eğitiminde kullanılmasına ilişkin öğrencilerin görüşleri olmak üzere üç ana tema oluşmuştur. Bu ana temalar altında "yeterlik geliştirme", "tutumsal öğrenme", "güvenirlilik ve etkililik", "öğrenme süreci", "tutumsal davranışlar kazandırma", "ortama bağlı etmenler" olmak üzere altı adet alt tema oluşturulmuştur. Araştırmanın sonuçları doğrultusunda sesli düşünme yönteminin hemşirelik eğitiminde kullanılması önerilmektedir.

Eğitim yöntemleriHemşirelerHemşirelik+4
Tuğba Güneş
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Oyunlaştırmayla zenginleştirilmiş bilgi okuryazarlığı hibrit eğitiminin öğrenci başarısına etkisi

Teknolojik gelişmelerle birlikte Z kuşağı öğrencilerinin hızla değişen öğrenme davranışları, öğrenme ortamlarında ve eğitim yöntemlerinde değişikliğe gidilmesini gerekli kılmıştır. Yeni nesil öğrencilerin öğrenme davranışlarına uygun eğitim ve öğretim programları ve yöntemler tasarlamak, öğrencilerin beklentilerinin karşılanması ve motivasyonlarının sağlanması ile mümkün olmaktadır. Dersin öğrenme çıktılarına ulaşılmasında öğrenme etkinliğinin daha verimli ve öğrenci odaklı geçmesini sağlayan yenilikçi yöntemlerden biri oyunlaştırmadır. Bu çalışma kapsamında oyunlaştırmayla zenginleştirilmiş hibrit Bilgi Okuryazarlığı (BOY) Dersinin öğrencilerin başarım durumu üzerindeki etkisini belirlemek ve derslerin oyunlaştırılmasına yönelik algı ve motivasyonlarını ortaya koymak amaçlanmıştır. Literatürdeki mevcut BOY eğitim ve öğretim programları, müfredatlar ve oyunlara dayanarak oyunlaştırılmış BOY programı tasarlanmıştır. BOY programının içeriği yedi farklı modül olarak hazırlanmıştır. Bu kapsamda, ŞARLOT Kütüphanede İşbaşında BOY oyunu ve animasyon videoları hazırlanmıştır. Oyunlaştırılmış BOY programının yanı sıra, geleneksel BOY programı da tasarlanmıştır. Uygulama, 2020-2021 akademik yılının güz döneminde Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri bölümünde ikinci sınıf öğrencileri ile 13 hafta boyunca gerçekleştirilmiştir. Deney grubu kapsamında 21 öğrenci, kontrol grubu kapsamında da 22 öğrenci olmak üzere toplamda 43 öğrenci çalışmaya katılım sağlamıştır. Deney grubuna oyunlaştırma ile zenginleştirilmiş hibrit eğitim yöntemleri uygulanırken, kontrol grubuna geleneksel eğitim yöntemleri uygulanmıştır. Eğitimin başarım üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla eğitim öncesinde ve eğitim sonrasında öğrencilere ön test ve son test uygulanmıştır. Ön test ve son test sonuçları oyunlaştırma ile zenginleştirilmiş hibrit eğitim alan deney grubunun yüksek düzeyde başarım sergilediğini göstermektedir. Bu durumun oyunlaştırılma ile zenginleştirilmiş hibrit program kapsamında oyun ve animasyon videoları ile pekiştirmenin sağlanmasıyla ilgili olduğu düşünülmektedir. Bulgular geleneksel eğitim yöntemlerinin oyunlaştırılmış yöntemlerle harmanlanmasının derslerde alınan verimi artıracağını ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Oyunlaştırma, Oyunlaştırmayla Zenginleştirilmiş Bilgi Okuryazarlığı Hibrit Eğitimi, Bilgi Okuryazarlığı, Öğrenci Başarısı, Geleneksel Yöntemler, Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü.

Bilgi okuryazarlığıBilgi okuryazarlığı eğitimiEğitim yöntemleri+5
Demet Soylu
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Okuma eğitimine diyalojik bir bakış

Bu çalışmada filozof, kültür kuramcısı ve dil bilimci Bakhtin'in görüşlerinin okuma eğitimine uyarlanabilirliği sorgulanmıştır. Kendisi de uzun yıllar edebiyat öğretmenliği yapan ve Mordovya Pedagoji Üniversitesinde ders veren Bakhtin'in, edebiyat eğitiminde biçem bilimi (stilistik) ve diyaloğun önemine vurgu yapan, İngilizceye Dialogic Origin and Dialogic Pedagogy of Grammar şeklinde çevrilen, muhtelif notlarının derleminden oluşan çalışması, bu araştırmanın temel dayanak noktasını oluşturmaktadır. Araştırmada öncelikle temel çerçeveyi sunmak, Bakhtin'in görüşlerinin eğitim alanındaki yerini belirtmek adına diyalojik pedagojinin tarihî ve kuramsal art alanı diğer eğitim felsefeleri ile birlikte verilmiş, ardından diyalojik pedagoji; Freire, Bakhtin ve Buber ekseninde ele alınmış ve Bakhtin'in eğitime dair görüşleri incelenmiştir. Akabinde Bakhtinyan perspektifte önemli yer kaplayan metin, metnin yapılanışı ve metinler arasılık gibi kavramlar ele alınmış, bu kavramların okuma eğitimiyle ilişkilendirilebilirliği okuma kuramları perspektifinden sorgulanmıştır. Daha sonra okuma eğitimiyle de iç içe olacak biçimde Bakhtin'in dil bilimine, estetiğe ve dil öğretimine dair görüşleri irdelenmiştir. Son olarak "diyalojik okuma" modeli açımlanmaya çalışılmış, bu minvalde Refik Halid Karay'ın "Eskici" adlı hikâyesi Bakhtinci bir bakışla analiz edilerek bir ders işleyiş ve etkinlik dizesi örnekçesi de ayrıca takdim edilmiştir. Bu bağlamda ilgili araştırmada nitel araştırma desenlerinden temel nitel araştırma kullanılmış, veriler toplanırken kaynak tarama tekniğinden yararlanılmış ve toplanan veriler doküman incelemesi yöntemi ile analiz edilmiş, böylece mevcut çalışmaların eklektik bir derlemi sunulmuş, ilgili alanyazın kapsamında özgün bir yorum getirilmeye çalışılmıştır.

Dil eğitimiDiyaloğa dayalı okumaEğitim felsefesi+5
Muhammed Eren Uygur
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Organik kimya laboratuvar uygulamalarında TGA (Tahmin – gözle- açıkla) destekli etkinliklerin çeşitli değişkenler üzerine etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, organik kimya laboratuvar dersinde Tahmin Et-Gözle-Açıkla (TGA) yöntemine dayalı olarak hazırlanan laboratuvar uygulamalarının kimya öğretmen adaylarının kimya laboratuvarına yönelik öz yeterlilik ve endişe düzeyleri ile kimya başarıları üzerine etkisini incelemektir. TGA yöntemiyle desteklenen laboratuvar uygulamalarında öğrencilerin öğrenecekleri bilgilerle önceden yapılandırdıkları bilgileri arasında ilişki kuracakları beklenmiştir. Bu şekilde hem teorik bilgilerin hem de pratik becerilerin bir arada kullanılmasının sağlanmasıyla laboratuvar ortamında çok yönlü öğrenme süreçlerinin olumlu bir şekilde sonuçlandırılması beklenmektedir. Bu görüşten hareketle TGA yöntemine dayalı olarak hazırlanan laboratuvar uygulamalarının kimya öğretmen adaylarının öz yeterlilik, endişe ve başarı düzeyleri üzerine etkileri araştırılmak istenmektedir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2020-2021 güz döneminde Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Kimya Eğitimi Anabilim Dalı'nda organik kimya laboratuvar dersini alan kimya öğretmen adayları oluşturmuştur. Araştırmanın nicel boyutunda ön-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Deney grubunda, çalışma kapsamı için belirlenen deneyler TGA yöntemine dayalı çalışma yapraklarıyla; kontrol grubunda ise geleneksel yöntemle (föylerle) yürütülmüştür. Çalışmada, veri toplama aracı olarak "Organik Kimya Başarı Testi" (Önen, Altundağ & Mustafaoğlu, 2015), "Kimya Laboratuvar Öz yeterlilik Ölçeği" (Alkan, 2016) ve "Kimya Laboratuvarı Endişe Ölçeği" (Azizoğlu & Uzuntiryaki, 2006) kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda ise deney grubundaki öğrencilerle uygulanan yönteme yönelik etkinlikler hakkında yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Bu şekilde Tahmin Et-Gözle-Açıkla yöntemiyle desteklenen organik kimya laboratuvar uygulamalarının öğrencilerin öz yeterlilik ve endişe düzeyleri ile organik kimya başarıları üzerindeki etkisinin ortaya çıkarılması ve yorumlanması sağlanabilmiştir.

Eğitim etkinliğiEğitim yöntemleriKimya+5
Tuğsem Pilevne
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Martha Graham tekniği ve modern dans eğitimi metot önerisi

Bu çalışmada, kodlanmış ilk Modern Dans tekniği olan ve güncelliğini sürdürerek ulusal/uluslararası alanlarda yaygın olarak kullanılan Graham Tekniğinin uygulama ve eğitim metodolojisini oluşturarak dansçı adayı, profesyonel dansçı ve alanında uzman eğitmenlere kılavuz niteliğinde Türkçe kaynak oluşturulması hedeflenmiştir. İlk bölümde Martha Graham'ın sanata bakışı, eğitmen ve koreograf olarak varoluşu ve tekniğinin oluşum ve gelişim süreci ile prensiplerine yer verilmiş, ikinci bölümde teknik, akış sırası ile egzersizler bazında incelenerek ve analiz edilerek anlatılmış, aşamaları belirtilmiş, örnek kombinasyonlar sayılar ve tempolar ile verilmiştir. Her hareket için egzersiz açıklaması sonunda belirtilen link ve karekodlar ile erişilebilecek görüntü kayıtları oluşturulmuştur. Çekya/Prag'da bulunan HAMU (Music and Dance Faculty of the Academy of Performing Arts in Prague) ve Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Bale Anasanat Dalı bünyesinde edinilen bilgi, deneyim ve gerçekleştirilen araştırmalar ışığında elde edilen sonuçlar son bölümde sunulmuştur.

DansDans eğitimiEgzersiz+3
Ayça Berkman
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kitlesel açık çevrimiçi derslerle ilgili yapılan araştırmaların incelenmesi: Tematik içerik analizi çalışması

Bu çalışmanın amacı, kitlesel açık çevrimiçi derslerle (KAÇD) ilgili olarak son 10 yılda yapılan araştırmaların sonuçlarını toparlayıcı bir bakış açısıyla bütünleştirebilmek ve böylece genel eğilimleri belirleyebilmek, ayrıca elde edilen bulgulardan hareketle KAÇD alan yazınının gelişimine katkıda bulunacak ileriye dönük öneriler geliştirebilmektir. Dolayısıyla nicel bir bakış açısıyla yürütülmüş olan bu araştırmada KAÇD'ler hakkında bir içerik analizi çalışması yapılmıştır. Bu çalışmada, bir içerik analizi türü olarak tematik içerik analizi kullanılmıştır. Web of Science veritabanı üzerinden yapılan taramada, ulaşılacak olan makalelerin SSCI, AHCI, SCI-E ve ESCI atıf indekslerinde taranması beklenmiştir. İnceleme sonucunda elde edilen 123 makale, belirlenen ölçütler bakımından ele alınmış ve içerikleri analiz edilerek sınıflandırılmıştır. Araştırma bulguları KAÇD çalışmalarının çoğunlukla üniversite öğrencileriyle veya KAÇD eğitimcileriyle gerçekleştirildiğini ortaya koymuştur. Bu araştırmada, genellikle küçük ölçekli ve daha az açık olan KAÇD'ler ile çalışmalar yapıldığı, bu KAÇD'lerin 200-500 öğrenen ile sınırlı olduğu görülmüştür. KAÇD araştırmalarında genellikle kuramsal temellerin vurgulanmadığı bulgusuna ulaşılmış, bu bulgu alan yazınla da desteklenmiştir. KAÇD araştırmalarında genellikle tarama türünde görgül araştırmaların yapıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu bulguya paralel olarak, araştırmalarda çoğunlukla betimsel istatistiklerin kullanıldığı ortaya konmuştur. KAÇD çalışmalarının % 20'sinin tasarım nitelikli çalışmalar olduğu görülmüştür ve burada tasarımdan kastedilenin KAÇD'lerin tasarlanması süreci olduğu bilinmektedir. Son olarak bu araştırmanın tarama sürecine dâhil edilen KAÇD çalışmaların çoğunluğunun henüz hiç atıf almamasından hareketle, alan yazında daha nitelikli araştırmalara gereksinim duyulduğu ifade edilebilir.

Bilgisayar destekli eğitimEğitim yöntemleriKitlesel açık çevrimiçi dersler+2
Burcu Haymana
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Simülasyona dayalı eğitimde farklı çözümleme yöntemlerinin hemşirelik öğrencilerinin bilgi ve performansına etkisi

Araştırma, simülasyona dayalı eğitimde farklı çözümleme yöntemlerinin hemşirelik öğrencilerinin bilgi ve performansına etkisini belirlemek amacıyla deneysel desende yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü'nde 2017-2018 Öğretim Yılı Bahar Dönemi'nde "Cerrahi Hastalıkları Hemşireliği Dersi" ne kayıtlı 83 hemşirelik 2. sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada tüm öğrenciler antikoagülan ilaç kullanımı konusunda standart hasta ile simülasyon eğitimine katılmıştır. Kontrol grubundaki öğrenciler sadece simülasyon uygulamasına katılmış, deney grubu 1'deki öğrencilerle simülasyon sonrası sözlü çözümleme, deney grubu 2'deki öğrencilerle ise videolu çözümleme oturumu yapılmıştır. Öğrencilerin bilgileri bilgi testi ile, performansları gerçek hastalarla yaptıkları uygulamaların değerlendirmesi ile yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, tüm grupların bilgi puanları simülasyon eğitiminden sonra anlamlı düzeyde artmıştır (kontrol grubu için p=0.025, deney grupları için p<0.001). Öğrencilerin gerçek hasta ile performans puanı ortalamaları kontrol grubundaki öğrencilerde 39.41±8.41, deney grubu 1'deki öğrencilerde 60.50±8.44, deney grubu 2'deki öğrencilerde ise 74.57±10.78 olarak hesaplanmıştır. Deney grubu 2'deki öğrencilerin performans puanlarının, deney grubu 1'den ve kontrol grubundan, deney grubu 1'deki öğrencilerin performans puanlarının kontrol grubundan yüksek olduğu tespit edilmiştir (p<0.001). Araştırmanın sonuçları doğrultusunda hemşirelik eğitiminde simülasyon yönteminin kullanılarak müfredata entegre edilmesi, sözlü ve videolu çözümleme oturumunun yapılması önerilmektedir.

Analiz yöntemleriBenzetim modeliBilgi+7
Hilal Tüzer
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Fen bilimleri öğretmenlerinin eğitimde müze kullanımıyla ilgili görüşlerinin incelenmesi

Eğitim alanında yapılan değişikliklerle birlikte öğrenme faaliyetlerine yeni bir boyut kazandırılmıştır. Artık eğitimde farklı teknikler geliştirilerek sınıf içi öğrenim ortamları geniş çerçeve kazanmıştır. Böylelikle informal eğitim ortamları gündeme gelmiş ve her alanda eğitim bu ortamlarda yapılmaya başlanmıştır. İnformal ortamlardan olan müzelerde de eğitim ve öğrenim faaliyetleri yaygınlaşmış ve özellikle bilim ve teknik müzelerine ziyaretler oldukça sıklaşmıştır. Bu araştırmanın temel amacı da, informal ortamlardan müzelerde fen eğitimininin nasıl olması gerektiği ve fen bilimleri öğretmenlerinin müze ziyaretlerini nasıl deneyimlediklerine ilişkin görüşlerini ortaya koymaktır. Araştırma nitel bir durum çalışmasıdır. Bu tez çalışması kapsamında yapılan mülakatların belirlenmesinde ölçüt örnekleme metoduna başvurulmuştur. Araştırmanın çalışma grubu, 2018-2019 öğretim yılı bahar yarıyılında Manisa'nın Turgutlu ilçesinde görev yapan, daha önce müze ziyareti gerçekleştirmiş ve araştırmaya gönüllü olarak katılan 20 fen bilimleri öğretmeninden oluşmaktadır. Bu araştırmada belirlenen temel ölçüt ise, sadece fen bilimleri öğretmenlerinin değil müze ziyareti yapmış fen bilimleri öğretmenlerinin alınmasıdır. Katılımcılarla bireysel görüşme yapılmıştır. Araştırma verileri yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırmacı ses kayıtlarını yazıya dökerek oluşturduğu veri setini defalarca okuyarak kategori, ana tema, tema ve kodları belirlemiştir. Yapılan analiz bir başka alanında uzman öğretim üyesi tarafından tekrar yapılarak ulaşılan kategori, ana tema, tema ve kodlar karşılaştırma yoluyla teyit edilmiştir. Araştırmanın bulguları ise "müzelere gidilmesine ilişkin görüşler," "müzelerin ziyaretlerinin planlanmasına ilişkin görüşler," "müze ziyaretinde karşılaşılan sorunlara ilişkin görüşler," "müze ziyaretinin gerçekleştirilmesindeki ortam," "müze ziyareti esnasında karşılaşılan sorunlara ilişkin görüşler" ve "müze ziyaretinin değerlendirilmesi" olmak üzere altı başlıktan oluşmaktadır. Bu bulgular doğrultusunda müze ziyaretlerinin öğrencilerin öğrenmelerini pekiştirdiği, nesneleri somutlaştırdığı, bilgiyi kalıcılaştırdığı ve iyi bir sosyalleşme sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin öğrenme sürecinden keyif aldığı, heyecanladığı ve müze ortamlarını sevdiği tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra öğretmenlerin ziyaret öncesi süreçte yıprandıkları, gezi öncesinde ve gezi sırasında sıkıntı yaşadıkları ve zorlandıkları, tüm öğretmenlerin bu süreci verimli geçirmediği görülmüştür. Yaşanan sıkıntıların müzelerden, müze görevlilerinden, öğretmenlerden, idareden ya da velilerden kaynaklanabildiği ortaya konmuştur. Çalışma sonucunda müzelerin yaygınlaşması gerektiği ve müzelerin eğitim işlevinin ön plana çıkması gerektiği, müze görevlilerinin yetkin ve yeterli sayıda olmaları gerektiği, müze ortamlarının etkileşimli öğrenme ortamları oluşturması yönünde geliştirilmesi gerektiği, müze ziyaretlerinin düzgün bir planlama çerçevesi içinde düzenlenmesi gerektiği, ziyaretler hususunda öğretmenlere destek olunması gerektiği ve müze ziyaretlerinin müfredatta yer edinmesi gerektiği belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Fen Bilimleri, müze, müzede eğitim.

Eğitim yöntemleriFen bilgisi dersiFen bilgisi eğitimi+5
Didem Cebeci
Ege University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Preeklampsili hastanın bakımının yönetiminde simülasyona dayalı eğitim yönteminin kullanımının hemşirelik öğrencilerinin memnuniyet ve anksiyete düzeyleri üzerine etkisinin incelenmesi

Preeklampsili Hastanın Bakımının Yönetiminde Simülasyona Dayalı Eğitim Yönteminin Kullanımının Hemşirelik Öğrencilerinin Memnuniyet ve Anksiyete Düzeyleri Üzerine Etkisinin İncelenmesi Amaç: Araştırma, preeklampsili hastanın bakımının yönetiminde simülasyona dayalı eğitim yönteminin kullanımının hemşirelik öğrencilerinin memnuniyet ve anksiyete düzeyleri üzerine etkisinin incelenmesi amacı ile ön test-son test kontrol gruplu, yarı deneysel çalışma olarak yapılmıştır. Yöntem: Araştırma, Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesinde 2017-2018 eğitim-öğretim yılı güz döneminde üçüncü sınıfta okuyan 102 hemşirelik öğrencisi ile yapılmıştır. Araştırma, girişim ve kontrol grubu olmak üzere iki grup üzerinden tasarlanmıştır. Araştırmada; girişim grubuna simülasyona dayalı eğitim yöntemi, kontrol grubuna ise vaka çalışması eğitim yöntemi uygulaması yapılmıştır. Çalışmada girişim grubuna uygulanan simülasyona dayalı eğitim uygulaması Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi bünyesinde araştırmacı tarafından oluşturulan simülasyon laboratuvarında, kontrol grubuna uygulanan vaka çalışması ise sınıf ortamında yapılmıştır. Öğrenciler gruplara ayrılırken basit rastgele örnekleme tekniğine göre gruplara ayrılmıştır. Girişim ve kontrol grubundaki öğrencilerin yaş, cinsiyet ve başarı ortalaması eşleştirmesi yapılarak (p>0.05) gruplar arasında homojen dağılım sağlanmıştır. Araştırma verileri toplanırken Demografik Veri Toplama Formu, Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri, Eğitim Yöntemlerinden Memnuniyet Anketi, Eğitim Uygulamasını Değerlendirme Formu ve Simülasyon Tasarım Ölçeği kullanılmıştır. Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotlardan frekans, yüzde, ortalama, standart sapma analizleri uygulanmıştır. Verilerin normal dağılıma uygunluğu olmadığı için niceliksel verilerin gruplar arası karşılaştırmalarında Mann Whitney U testi kullanılırken, uygulama öncesi ve sonrası verilerin değerlendirmesinde ise Wilcoxon İşaretli Sıra Testi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmada yer alan öğrencilerin %80.4'ü kadındır, %57.8'i 21 yaş aralığındadır. Hemşirelik mesleğini seçme nedenlerine bakıldığında öğrencilerin %58.8'i iş bulma olanağının fazla olduğu için seçtiği görülmüştür. Öğrencilerin %50'si hemşirelik bölümünde okumaktan kısmen memnundur. Araştırmaya alınan öğrencilerin %69.6'sı kendilerini başarısız olarak görmektedir. Araştırma sonuçlarına göre simülasyon eğitim yönteminin uygulandığı girişim grubunun eğitim yöntemlerinden memnuniyet anketi puan ortalaması istatistiksel olarak anlamlı derecede kontrol grubundan yüksek olarak saptanmıştır (p=0.000<0.001). Araştırmadan elde edilen bulgulara göre kontrol grubundaki öğrencilerin girişim grubuna göre simülasyona dayalı eğitim uygulaması sonrası durumluk kaygı envanteri puan ortalaması istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur (p=0.010<0.05; p=0.049<0.05). Sonuç: Araştırma verilerinden elde edilen bulgulara göre hemşirelik öğrencilerinin preeklampsili hastanın bakımının yönetiminde simülasyona dayalı eğitim yönteminden memnun olduğu ancak bu yöntem ile girişim grubundaki öğrencilerin, kontrol grubundaki öğrencilere göre anksiyete düzeylerinin daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak simülasyona dayalı eğitim yönteminin hemşirelik öğrencileri üzerinde yararlı olduğu öngörülmektedir. Anahtar kelimeler: Simülasyona dayalı eğitim; memnuniyet, anksiyete, hemşirelik, preeklampsi

AnksiyeteBenzetim modeliEğitim yöntemleri+6
Bilge Ceren Yılmaz
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Temel yaşam desteği eğitiminde simülasyon ve klasik eğitim yöntemlerinin karşılaştırılması

Amaç: Araştırmanın amacı, temel yaşam desteği eğitiminde simülasyon ve klasik eğitim yöntemlerinin karşılaştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Araştırma, randomize kontrollü deneysel bir araştırmadır. Araştırmanın evrenini, Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi'nde 2017-2018 eğitim öğretim yılı bahar döneminde 2. sınıfta öğrenim gören 302 hemşirelik öğrencisi oluşturdu. Evrenden örnekleme kaç kişinin alınacağı power (güç) analizi ile belirlendi. Araştırmanın örneklemini, randomizasyon yöntemi ile seçilen simülasyon grubunda 50 öğrenci ve klasik eğitim grubunda 50 öğrenci olmak üzere toplam 100 hemşirelik öğrencisi oluşturdu. Veriler, her iki grupta eğitimden önce ve sonra veri toplama araçları ile toplandı. Elde edilen verilerin istatistiksel analizleri için SPSS (Statistical Package for Social Sciences) 25.0 versiyon paket programı ve güç analizi için G-Power yazılımı kullanılarak yapıldı. Araştırma kapsamında oluşturulan formların geçerlilik analizlerinde kapsam geçerliliğini değerlendirmek üzere uzman görüşü alındı ve pilot uygulama yapıldı. Uzman görüşleri için "Kapsam Geçerlik İndeksi (KGİ) ve Kendall's W testi kullanıldı. Formların güvenirlik analizinde ise, Kuder Richardson 20 katsayısı kullanıldı.Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı bulgular; yüzde, ortalama, standart sapma ve ortanca olarak ifade edildi. Ön test ve son testte simülasyon ve klasik eğitim gruplarının temel yaşam desteği toplam puan ortalamalarının normal dağılıma uygunluğı Shapiro-Wilk testi ile değerlendirildi. Test sonucuna göre ön testte simülasyon ve klasik eğitim gruplarının temel yaşam desteği bilgi düzeyi ve uygulama becerisi toplam puan ortalamalarının normal dağılıma uygun olduğu belirlendi (p>.05).Simüle ve klasik eğitim grupları arasında nominal değişkenlerde dağılımların benzerliği testi için demografik değişkenler ve diğer niteliksel verilerin karşılaştırılmasında Pearson Ki-kare testi, numerik verilerin gruplararası karşılaştırılmalarında bağımsız gruplarda t testi (Independent Samples Test) kullanıldı. Eğitim öncesi ve sonrası grup içinde alınan puanların karşılaştırılmasında McNemar testi, temel yaşam desteği bilgi ve becerisi ile ilgili doğru yanıtlama ve beceri yeterliliği puanlarınınkarşılaştırılmasında Pearson Ki-kare testi kullanılmıştır. Eğitim öncesi ve sonrası temel yaşam desteği bilgi düzeyi ve uygulama becerisi puanlarının karşılaştırılmasında ve eğitimin etkinliğinin belirlenmesinde tekrarlı ölçümlerde varyans analizi ANOVA (Repeated Measures ANOVA) yapıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan tüm öğrencilerin yaş ortalaması 21.06±1.20'dır. Simülasyon grubunun % 20.0'ı erkek, % 80.0'ı kız; klasik eğitim grubunun ise, % 22.0'ı erkek, % 78.0'ı kızdır. Öğrencilerin mezun oldukları liseler değerlendirildiğinde; simülasyon grubundaki öğrencilerin % 2.0'ı sağlık meslek lisesi, % 98.0'ı diğer liseden; klasik eğitim grubundaki öğrencilerin ise, % 4.0'ı sağlık meslek lisesi, % 96.0'ı diğer liseden mezundur. Öğrencilerin çalışma durumu değerlendirildiğinde; simülasyon grubundaki öğrencilerin % 2.0'ının çalıştığı, % 98.0'ının çalışmadığı; klasik eğitim grubundaki öğrencilerin ise, % 4.0'ının çalıştığı, % 98.0'ının çalışmadığı belirlendi. Ön testte simülasyon ve klasik eğitim grubu temel yaşam desteği bilgi düzeyi toplam puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır (p=.474). Son testte ise, simülasyon ve klasik eğitim grubu temel yaşam desteği bilgi düzeyi toplam puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir (p=.018). Ön testte temel yaşam desteği uygulama becerisi toplam puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p=.142). Son testte ise, temel yaşam desteği uygulama becerisi toplam puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark vardır (p<.001). Simülasyon yöntemi ile verilen eğitimin temel yaşam desteği bilgi düzeyi üzerine orta düzeyde (Etki büyüklüğü: 0.058, p<.016), temel yaşam desteği uygulama becerisi üzerine ise yüksek düzeyde (Etki büyüklüğü: 0.315, p<.001) etkisinin olduğu saptanmıştır. Sonuç: Simulasyon grubundaki öğrencilerin temel yaşam desteği bilgi düzeyi ve uygulama becerisi klasik eğitim grubuna göre daha yüksektir. Simülasyon yöntemi ile verilen eğitimin temel yaşam desteği bilgi düzeyi ve uygulama becerisi üzerine etkisinin klasik eğitim yöntemi ile verilen eğitimden daha etkin olduğu saptanmıştır. Öğrenci hemşirelerin temel yaşam desteği konusunda gereksinimlerinin belirlenmesi, eğitimlerin güncellenmesi, eğitim sonrası öğrencilerinin memnuniyet düzeylerinin ölçülmesi, simulasyon eğitiminin kalıcılığınını değerlendirilmesi önerilir. Anahtar kelimeler: Temel yaşam desteği; simülasyon eğitimi; klasik eğitim; hemşirelik.

Acil hemşirelikBenzetim tekniğiBenzetim yöntemi+7
Tuğba Gültekin
Ege University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kardiyopulmoner resüsitasyon eğitiminde anlatım yöntemi ile mobil öğrenme yöntemi etkinliğinin karşılaştırılması

GİRİŞ VE AMAÇ: Bu çalışma hemşirelik öğrencilerinde mobil öğrenmenin kardiyopulmoner resüsitasyon bilgi gelişimine etkisi değerlendirmek amacıyla planlanmıştır. Çalışmanın alt amaçları ise, mobil öğrenme ve anlatım yolu ile öğrenme grupları arasında fark olup olmadığını değerlendirmek ve elde edilen sonuçların eğitim müfredatına rehber olmasını sağlamaktır. GEREÇ VE YÖNTEM: Çalışmaya, Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi 3.sınıfta öğrenim gören 60 kişi dâhil edildi. Veri toplama formu olarak; sosyodemografik bilgilerin sorgulandığı veri formu ve 40 sorudan oluşan, KPR ile ilgili genel bilgilerin, temel yaşam desteği ve ileri kardiyak yaşam desteği ile ilgili bilgilerin sorgulandığı, KPR'ye yönelik bilgi düzeyini saptama formu kullanıldı. BULGULAR: Bu araştırmaya Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi 3. Sınıfta öğrenim gören 60 kişi katılmıştır. Öğrencilerin %85'ini kadın, %15'ini erkekler oluşturmuştur. Çalışmamızda katılımcıların yaş ortalaması 21,8 ±0,9 (min:20-maks:24) yıldır. Anlatım yöntemi grubu kendi içinde değerlendirildiğinde; anlatımdan önce yapılan ön test, anlatımdan hemen sonra yapılan test, bir hafta sonra yapılan son test ve bir ay sonra yapılan tekrar test aşamalarında öğrencilerin almış oldukları puanlar arasındaki farkın istatiksel açıdan anlamlı olduğu tespit edilmiştir (p<0,001). Mobil öğrenme yöntemi grubu kendi içinde değerlendirildiğinde; ön test, son test ve tekrar test aşamalarında öğrencilerin almış oldukları puanlar arasındaki farkın istatiksel açıdan anlamlı olduğu tespit edilmiştir (p<0,001). İki grubun puan ortalamaları karşılaştırıldığında ise gruplar arasındaki farkın istatiksel açıdan anlamlı olmadığı belirlenmiştir. SONUÇ VE ÖNERİLER: Belirli aralıklarla güncellenen bilgilerle, teorik ve pratik eğitimlerin verilmesiyle öğrencilerin özgüvenlerinin artması, daha etkili kardiyopulmoner resüsitasyon yapılması ve bunun sonucu olarak da daha az nörolojik hasar ile birlikte daha fazla sağ kalım sağlanabilir. ANAHTAR KELİMELER: kardiyopulmoner resüsitasyon, hemşire, öğrenci

Anlatım yöntemiEğitim yöntemleriHemşireler+7
Nedime Hazal Erikli
Ege University · Institute of Health Sciences
2018
00

Related subjects