Comfort
99 theses under this subject heading
Yenidoğanlarda topuk kanı alınması sırasında Buzzy® ve Shotblocker® uygulamasının yenidoğanın ağrı ve konfor düzeyine etkisi
Bu çalışma yenidoğanlarda topuk kanı alınması sırasında Buzzy® ve Shotblocker® uygulamalarının yenidoğanın ağrı ve konfor düzeyine etkisini incelemek amacıyla yapıldı. Randomize kontrollü deneysel tasarımda gerçekleştirilen çalışma Nisan-Eylül-2025 tarihleri arasında Samandağ Devlet Hastanesi Yenidoğan servisinde yürütüldü. Araştırmada miadında doğan ve postnatal 0-28 günde olan 174 yenidoğan randomize olarak Buzzy® (n=58), Shotblocker® (n=58) ve kontrol (n=58) gruplarına atandı. Girişim öncesinde Buzzy® grubuna buz paketi ile titreşimli soğuk uygulama, Shotblocker® grubuna Shotblocker® uygulaması ve kontrol grubuna rutin uygulama yapıldı. Veriler "Bebek Bilgi ve Takip Formu", "Yenidoğan Bebek Ağrı Ölçeği (NIPSS)", "Yenidoğan Konfor Davranış Ölçeği" ve ses kayıtları kullanılarak elde edildi. Ölçümler işlem öncesi ve sonrası kayıt altına alındı. İşleme başlamadan önce ve işlem süresince bebeklerin ağlama süreleri ses kaydı alınarak değerlendirildi. Veriler istatistik programı kullanılarak uygun yöntemlerle analiz edildi. Yapılan analizler sonucunda, gruplara göre doğum şekli, gestasyonel yaşı, cinsiyet, doğum ağırlığı ve doğum boyu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı belirlendi (p>0,05). Buzzy® ve ShotBlocker® grubundaki bebeklerin işlem sonrası nabız değerleri (p<0.05), ağrı puanları (p<0.05) ve konfor düzeylerinin (p<0.05) kontrol grubuna göre daha düşük olduğu saptandı. SpO2 değeri ve ağlama süreleri açısından gruplararasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmadı. Sonuç olarak, topuk kanı alınması sürecinde Buzzy® ve ShotBlocker® uygulamalarının yenidoğanların ağrı ve konfor düzeylerine olumlu katkı sağladığı ortaya konmuş olup, bu yöntemlerin kullanılması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Ağrı, Konfor, Buzzy®, ShotBlocker®, Topuk Kanı.
Sezaryen ile doğum yapan kadınlara uygulanan progresif gevşeme egzersizleri ve transkütan elektriksel sinir stimülasyonunun akut ağrı, emzirme davranışı ve konfor düzeyine etkisi; Randomize kontrollü çalışma
Dünyada ve ülkemizde uygulama sıklığı giderek artan sezaryen ile doğum, doğum sonu yaşanabilecek bir çok sorunu da beraberinde getirmektedir. Sezaryen sonrası yaşanabilecek sorunlar arasında ağrı, emzirme sorunları ve konforda azalma önemli yer tutmaktadır. Sezaryen sonrası yaşanılan sorunların azaltılmasında farmakolojik yöntemlerin yetersiz kalması ve bir çok yan etkiye sahip olması nonfarmakolojik yöntemlere yönelimi arttırmaktadır. Bu araştırma sezaryen ile doğum yapan kadınlara uygulanan progresif gevşeme egzersizleri ve Transkütan Elektriksel Sinir Stimülasyonun akut ağrı, emzirme davranışı ve konfor düzeyine etkisinin değerlendirilmesi amacıyla randomize kontrollü çalışma olarak yapılmıştır. Örneklem sayısı PASS 11 programı ile hesaplanmış ve örnekleme alınan kadınlar gruplara randomizasyon planına göre atanmıştır. TENS grubunda 30, progresif gevşeme egzersizleri grubunda 30, TENS ve progresif gevşeme egzersizlerinin birlikte uygulandığı grupta 30 ve kontrol grubunda 30 olmak üzere örneklem seçim kriterlerine uygun 120 kadın araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırma, 20 Ağustos 2018-15 Nisan 2019 tarihleri arasında, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yürütülmüştür. Araştırma verileri; Veri Toplama Formu, Görsel Kıyaslama Ölçeği, LATCH Emzirme Tanılama Aracı, Emzirme Öz-Yeterlilik Kısa Form Ölçeği (Postnatal Şekli), Doğum Sonu Konfor Ölçeği ve Anne İzlem Formu aracılığı ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; sayı, yüzde ve ki-kare testleri; sürekli değişkenler için ortanca, "Wilcoxon İşaret testi", "Kruskall-Wallis H testi" uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre üç müdahale grubunda da (TENS uygulanan grup, progresif gevşeme egzersizleri uygulanan grup ve TENS ve progresif gevşeme egzersizlerinin birlikte uygulandığı grup) kontrol grubuna göre sezaryen sonrası ağrının anlamlı düzeyde azaldığı, emzirme özyeterliliği ve konforun arttığı belirlenmiştir (p<0,05). Emzirme davranışı ile ilgili olarak TENS uygulanan grupta emzirme davranışı üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir değişiklik olmamakla birlikte progresif gevşeme egzersizleri grubunda ve TENS ve progresif gevşeme egzersizlerinin birlikte uygulandığı grupta emzirme davranışının istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha iyi olduğu saptanmıştır (p<0,05). Sonuç olarak sezaryen sonrası ağrı, emzirme sorunlarının giderilerek konforun arttırılmasında TENS ve progresif gevşeme egzersizlerinin birlikte uygulanması en etkili yöntem olmakla birlikte TENS; ağrı, emzirme özyeterlilik ve konfor üzerinde, progresif gevşeme egzersizleri ise ağrı, emzirme davranışı, emzirme özyeterlilik ve konfor üzerinde etkilidir. Araştırma sonuçlarımıza göre sezaryen sonrası TENS ve progresif gevşeme egzersizlerinin birlikte ya da ayrı ayrı uygulanmasının ağrı yönetiminde, emzirme sorunlarının giderilmesinde ve konforun arttırılmasında güvenli birer nonfarmakolojik yöntemler olarak kullanılması önerilmektedir.
Septoplasti ameliyatı olan hastalara uygulanan masajın ağrı, yaşam bulguları ve konfor düzeyine etkisi
Bu deneysel çalışma, septoplasti ameliyatı olan hastaların ameliyat sonrası hafif ısı yayma, ovma ve yoğurma özelliği olan masaj aleti ile boyun, sırt , üst ve alt ekstremiteye yapılan masajın ağrı düzeyi, solunum hızı, nabız hızı, SpO₂ ve kan basıncı değerlerine ve konfor düzeyine etkisini araştırmak amacıyla gerçekleştirildi. Araştırmanın evrenini İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz Servisi'nde 2022 yılı içerisinde septoplasti ameliyatı olan hastalar, örneklemi ise 50 vaka 50 kontrol grubu oluşturdu. Çalışmanın verilerinin toplanmasında literatür ışığında hazırlanan demografik bilgilerden oluşan Hasta Bilgi Formu, Hasta Değerlendirme Formu, Sayısal Ağrı Değerlendirme Ölçeği, Genel Konfor Ölçeği, masaj aleti, ayaklı vital ölçer, pulse oksimetre kullanıldı. Araştırmaya ait veri analizleri, bilgisayar ortamında SPSS 28 paket programı ile bulguların yorumlanmasında frekans tabloları, tanımlayıcı ve ilişki arayıcı istatistikler kullanılarak yapıldı. Araştırmaya katılan hastaların masajda 5.dk, 30.dk, 60.dk SpO₂ değeri kontrol grubundan anlamlı (p < 0.05) olarak daha yüksek olarak, masajda 30.dk, 60.dk sistolik basınç değeri kontrol grubundan anlamlı (p < 0.05) olarak daha yüksek, masaj öncesi, masajda 5.dk, 30.dk, 60.dk nabız sayısı kontrol grubundan anlamlı (p < 0.05) olarak daha yüksek, masajda 30.dk, 60.dk ağrı şiddeti kontrol grubundan anlamlı (p < 0.05) olarak daha düşük, fiziksel konfor, psikospiritüel konfor, çevresel konfor, toplam konfor skoru kontrol grubundan anlamlı (p < 0.05) olarak daha yüksek olarak saptandı. Araştırmada vaka ve kontrol grubu arasında sosyo-kültürel konfor skoru anlamlı (p > 0.05) farklılık göstermemiştir. Vaka ve kontrol grubu arasında masaj öncesi, masajda 5.dk, 30.dk, 60.dk diyastolik basınç değeri anlamlı (p > 0.05) farklılık göstermemiştir. Vaka ve kontrol grubu arasında masaj öncesi, masajda 5.dk, 30.dk, 60.dk solunum sayısı anlamlı (p > 0.05) farklılık göstermemiştir. Cerrahi işlem sonrası yapılan masajın yaşam bulguları, ağrı şiddeti ve konfor düzeyine olan etkileri hemşirelik bakım prosedürlerin kalitesini arttırmaktadır. Bu nedenle çalışmanın daha geniş kitlede yapılması ve hemşirelerin farmakolojik yöntemlerin yanı sıra nonfarmakolojik yöntemleri kullanması önerildi. Bu konuda daha derinlemesine araştırma yapılması önerildi. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, Septoplasti Ameliyatı, Masaj, Yaşam Bulguları, Ağrı, Konfor.
Küçük konut yaşam alanlarında mekân organizasyonunun konfor koşullarına etkisi: Yeşilköy'de bir konut projesi örneği
Konutlar, günümüzde değişen sosyal, ekonomik ve kültürel değişimler sonucunda bireylerin ihtiyaçları ve istekleriyle doğru orantılı bir biçimde değişikliğe uğramaktadırlar. Merkeze yakın yerlerdeki arsaların değerlerinin yüksek olması, ulaşım ve erişim güçlüğü, çekirdek aile kavramının günümüzde daha çok var olması gibi nedenler, bizleri daha çok sınırlı metrekareli alanlarda yaşamaya zorunlu tutmaktadır. Değişen yaşam koşulları bireyleri etkilediği gibi doğal olarak onların yaşam alanlarını da etkilemektedir. Bu gibi nedenlerle ortaya çıkan küçük konutların önemi gün geçtikçe artarken bu tip konutlar daha sık görebildiğimiz bir konut çeşidi haline gelmiştir. Küçük konut yaşam alanlarında mekân organizasyonu kavramının kullanıcı konforu açısından incelenmesinde, tasarım verileri ve mekân organizasyonu ile birlikte, iç ortam konfor koşulları dikkate alınmalıdır. Çalışma kapsamında bu unsurlar küçük konut yaşam alanlarında incelenecektir. Yapılacak olan anket neticesinde, Yeşilköy'de Bir Konut Projesi kapsamlı bir şeklide incelenerek, anket sonuçları paralelinde değerlendirilip, konuya bahis olan küçük konut yaşam alanlarında mekan organizasyonunun konfor koşullarına etkisi detaylı bir şeklide ortaya konulacaktır. Araştırmanın kapsamı, içeriği ve bulguları, insanların küçük konut yaşam alanlarında mutlu, huzurlu ve sağlıklı olabilmeleri için gerekli konfor şartlarının yerine getirilmesi ve dikkate alınması gereken hususları açıkça ortaya koymaya çalışmaktır. Mekânları insanların kullandığı gerçeğini unutmadan, insanları doğrudan etkileyen konfor koşullarını ancak insan sağlığını göz ardı etmeden planlamak ve uygulamak, inşaatın her aşamasında yerine getirilmesi gereken bir olgu olduğunu unutmamak gerekir.
Perakende mağazacılıkta iç mekan çevre kalitesinin müşteriler üzerindeki etkisi: Giyim mağazaları örneği
Günümüzde, perakende ve mağaza kavramları birçok alanda önemli bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Mağaza, müşterilere çeşitli ürün ve hizmetleri sunan, genellikle fiziksel bir alanda faaliyet gösteren ticari bir kuruluştur. Mağazalar, insan sirkülasyonunun yoğun olduğu alanlardır. Mağazaların sayıları gün geçtikçe artmakla birlikte müşterilerin beklenti ve talepleri de artış göstermektedir. Mağaza ortamı, satın alma eyleminin ötesinde, müşteri algı ve davranışlarını da şekillendirmektedir. Bu durum ise, kullanıcı konforu, memnuniyeti ve deneyimleri açısından önemli bir sorumluluk doğurmaktadır. Konfor, bireylerin mekân içerisinde yaşadıkları rahatlık ve memnuniyet düzeyini ifade eden bir kavramdır. İç mekân çevre kalitesi ise, bir mekânın içindeki ısıl, işitsel, görsel ve iç hava kalitesi gibi konfor parametrelerini kapsayan bir terimdir. Bu parametrelerin doğru bir şekilde uygulanması iç mekânın müşteriler üzerinde olumlu bir etki yaratmasına olanak tanımaktadır. Dolayısıyla, mağazalarda iç mekân çevre kalitesinin sağlanması önemli hale gelmektedir. Bu bağlamda, mağazalarda müşteri konfor ve memnuniyeti gözetilerek, iç mekân çevre kalitesini iyileştirmeye yönelik çalışmalar planlanmalıdır. Bu araştırmada, mağazalardaki müşterilerin iç mekân çevre kalitesine ilişkin konfor ve memnuniyet düzeyini analiz etmek ve iç mekân çevre kalitesinin müşteriler üzerindeki etkisi incelenerek, güçlü ve zayıf yönleri tanımlanarak mağazacılık sektörünün iyileştirilmesine yönelik önerilerin ve kontrol listesinin sunulması amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında, mağaza, mağaza tasarımı, fiziksel mağaza ortamı bileşenleri, kullanıcı konforu, iç mekân çevre kalitesi ve konfor parametreleri araştırılmıştır. İstanbul Bakırköy lokasyonunda bulunan AVM giyim mağazalarından toplanan anket verileri, gözlem ve alan yazın taramaları çalışmanın bulgularını ortaya koymaktadır. Çalışma sonucunda ise, iç mekân çevre kalitesinin müşteriler üzerindeki etkisi belirgin bir şekilde ortaya konulmuş, iyileştirilmesi gereken alanların tespiti yapılarak öneriler sunulmuş ve kontrol listesi oluşturulmuştur
Dokuma kumaşlardaki ısı tutma yeteneğinin arttırılması
İnsan vücudu ile çevre arasında fizyolojik, psikolojik ve fiziksel uyumun memnuniyet verici durumda olmasını gösteren konforun, en önemli bileşenlerinden biri termal konfordur. Isıl açıdan konforlu giysiler vücudun ısı (sıcaklık ve nem) dengesini korurlar, farklı çevre koşulları ve aktivitelere bağlı olarak vücut ile çevresi arasında optimum ısı ve nem geçişini sağlarlar.Bu çalışmada, doğal ve yapay ipliklerden üretilen kumaşların ısıl konfor özellikleri araştırılmıştır. Bu amaçla, ısıl konfor araştırmalarında kumaşların fiziksel özellikleri incelenmiştir. Çalışma sonuçlarında, ısıldirenci belirleyen en önemli fiziksel özelliğin, kumaş kalınlığı olduğu, diğer parametrelerin ise ısıl direnci dolaylı olarak etkilediği gözlenmiştir.
Hemodiyaliz hastalarında sıcak ve soğuk kompres uygulamalarının kas krampları, yorgunluk ve hemodiyaliz konforuna etkileri: Plasebo kontrollü randomize çalışma
Bu çalışmanın amacı hemodiyaliz hastalarında intradiyalitik dönemde uygulanan sıcak ve soğuk kompres uygulamalarının kas krampları, yorgunluk ve hemodiyaliz konforuna etkisinin belirlenmesidir. Araştırma, randomize şekilde sıcak kompres (grup A=23), soğuk kompres (grup B=23) ve plasebo kontrol (grup C=23) gruplarına dağıtılan 69 hemodiyaliz hastası ile tamamlanmıştır. Araştırmanın müdahalesi kapsamında, 12 hemodiyaliz seansı boyunca araştırmacı tarafından Termo Jel Kompress® kullanılarak Grup A'daki hastalara sıcak, Grup B'deki hastalara soğuk; Grup C'daki hastalara oda ısısında plasebo uygulama yapılmıştır. Araştırmanın verileri uygulama öncesi veri toplama seansı (t0), uygulama seansları (t1-12) ve uygulama sonrası takip amaçlı izlem seansında (t13) Hasta Tanıtıcı Form, Kramp Epizotu Takip Çizelgesi, Piper Yorgunluk Ölçeği ve Hemodiyaliz Konfor Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Sıcak ve soğuk kompres uygulamaları, hastalarda kramp gelişimini ve yorgunluk şiddetini anlamlı derecede azaltmıştır (p<0,05). Aynı zamanda hemodiyaliz hastalarında konfor düzeyini anlamlı şekilde artırmıştır (p<0,05). Soğuk kompres uygulamaları karşılaştırıldığında, sıcak kompresin krampların önlenmesi, yorgunluk şiddetinin azaltılması ve konforun artırılmasında daha etkili olduğu ortaya çıkmıştır (p<0,05). Hemodiyaliz hastalarında kramp ve yorgunluğun yönetiminde ve konfor düzeyinin artırılmasında sıcak uygulama öncelikli olmak üzere sıcak ve soğuk kompres kullanımı önerilir. Anahtar Kelimeler: Hemodiyaliz, Hemşirelik bakımı, Kas Krampları, Konfor, Sıcak Uygulama, Soğuk Uygulama, Yorgunluk.
Kalp yetersizliği hastalarında konfor ile semptom şiddeti, öz-bakım davranışları ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Bu çalışma, kalp yetersizliği hastalarının konfor ile semptom şiddeti, öz-bakım davranışları ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma evreni Ankara Bilkent Şehir Hastanesi kardiyoloji servisleri ve koroner yoğun bakım ünitelerindeki kalp yetersizliği hastaları olarak belirlenmiştir. Örneklem sayısı güç analizi yapılarak mevcut kardiyoloji servisleri ve koroner yoğun bakım ünitelerindeki 123 kalp yetersizliği hastasından oluşmuştur. Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tasarıma sahip bu araştırma, Şubat 2022- Mayıs 2022 tarihleri arasında Hasta Tanılama Formu, Kalp Yetersizliği Semptom Durumu Ölçeği, Minnesota Kalp Yetmezliği ile Yaşam Anketi, Avrupa Kalp Yetersizliği Öz-bakım Davranışları Ölçeği-12 ve Genel Konfor Ölçeği kullanılarak yapılmıştır. Çalışmamızda kalp yetersizliği hastalarında konfor düzeyinin; hastaların yaşadığı semptom şiddeti ve yaşam kalitesi tarafından etkilendiği (p<0.05), öz bakımdan etkilenmediği (p>0.05) bulunmuştur. Semptom şiddeti ve yaşam kalitesinin konfor düzeyini %62,3 oranında açıkladığı bulunmuştur. Çalışmayan, yaşlı, bakım vereni olan, ileri evre, oksijen kullanan, hastaneye yatış ve acile başvuru sayısı fazla olanların konfor düzeyinin düşük olduğu saptanmıştır. Bu bağlamda kalp yetersizliği hastalarında; hasta merkezli bakım çerçevesinde, hemşirelerin konfor kuramının kullanımını yaygınlaştırması ve bakıma entegre etmesi önerilmektedir. Anahtar kelimeler: kalp yetersizliği, konfor, semptomlar, öz-bakım, yaşam kalitesi
Enhancing user experience of 3D displayed virtual scenes with content analysis and minimizing effects of virtual reality sickness
Providing a depth-rich Virtual Reality (VR) experience to users without causing discomfort remains to be a challenge with today's commercially available head-mounted displays (HMDs), which enforce strict measures on stereoscopic camera parameters for the sake of keeping visual discomfort to a minimum. However, these measures often lead to an unimpressive VR experience with shallow depth feeling. We propose the first method ready to be used with existing consumer HMDs for automated stereoscopic camera control in virtual environments (VEs). Using radial basis function interpolation and projection matrix manipulations, our method makes it possible to significantly enhance user experience in terms of overall perceived depth while maintaining visual discomfort on a par with the default arrangement. In our implementation, we also introduce the first immersive interface for authoring a unique 3D stereoscopic cinematography for any VE to be experienced with consumer HMDs. We conducted a user study that demonstrates the benefits of our approach in terms of superior picture quality and perceived depth. We also investigated the effects of using depth of field (DoF) in combination with our approach and observed that the addition of our DoF implementation was seen as a degraded experience, if not similar.
Kanser tanısı almış çocukların ebeveynlerinde spiritüel iyi oluş, bakım yükü ve konfor ilişkisi ve etkileyen faktörler
Ebeveyn, bireylerin sağlığının korunması ve sürdürülmesinde önemli bir yere sahiptir. Hastalığın sağaltımında ebeveyn veya bireylerin spiritüel gereksinimlerinin desteklenmesi gerekir. Çocuk hasta söz konusu olduğunda hastalık sürecinin olumsuz sonuçları yada hastalık sürecinde ortaya çıkan olumsuz durumlarda spiritüalite, ebeveyne pozitif baş etmede yarar sağlar. Son yıllarda spiritüel sağlık gibi konulara ağırlık verilmeye başlanmıştır. Bu çalışma, kanser tanisi almiş çocuklarin ebeveynlerinde spiritüel iyi oluş, bakım yükü ve konfor ilişkisi ve etkileyen faktörleri incelemek amacıyla yapılan tanımlayıcı bir çalışmadır. Araştırma, İzmir "Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Tülay Aktaş Çocuk Onkoloji" Bilim Dalı polikliniğinde 11 Haziran- 11 Eylül 2018 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırma, kanser tanısı almış çocuğun birinci derece yakını (anne-baba) olan, iletişim sorunu olmayan, 18-65 yaş arasında olan, okumayı ve yazmayı bilen, örneklem seçim kriterlerine uyan ve katılmayı kabul eden ebeveynlerle yapılmıştır. Araştırmada, örneklem büyüklüğünü Haziran 2018- Eylül 2018 tarihleri arasında polikliniğe ayaktan başvuran kanser tanısı almış çocukların ebeveynleri oluşturmuştur. Araştırma 102 ebeveyn ile gerçekleştirilmiştir. Veriler; "Birey Tanıtım Formu (BTF), Üç-Faktörlü Spiritüel İyi Oluş Ölçeği (SİOÖ), Zarit Bakıcı Yükü Ölçeği (ZBYÖ), Genel Konfor Ölçeği (GKÖ)" kullanılarak toplanmıştır. Araştırmaya katılmayı kabul eden ebeveynlerden "Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formu" ile yazılı ve de sözlü onam alınmıştır. Elde edilen veriler ''Statistical Package for Social Science (SPSS) 20'' programı kullanılarak tanımlayıcı analizler, ''Bağımsız Gruplarda T testi'', ''Tek Yönlü Varyans analizi'', ''Kruskal Wallis Varyans analizi'', ''Mann-Whithney U testi'', korelasyon analizleri yapılarak değerlendirildi. Yaş grubu 21-56 arası olan ebeveynlerin SİOÖ puan ortalaması 120.19 ± 12. 94, ZBYÖ puan ortalaması 40, 21 ± 11. 49, GKÖ puan ortalaması 2.79± 0, 036 olarak bulunmuştur. Ebeveynlerin yaş grubu, medeni durum, eğitim durumu, ekonomik durum, çocuk yaş grubu, çocuk kanser tanısı, ebeveynlerin bakımda karşılaştıkları güçlükler ve maneviyatlarına göre SİOÖ, ZBYÖ ve GKÖ puan ortalamalarında bir fark bulunamamıştır (p>0.05). Ebeveynlerin cinsiyet ve ekonomik durumlarına göre ZBYÖ puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). Ebeveynlerin, çocukların kanser tanı süreleri ve bakım gereksinimi olan başka çocuğunun olması durumlarına göre GKÖ puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0. 05). Ebeveynlerin SİOÖ ve ZBYÖ arasındaki ilişki anlamsız bulunurken (p>0.05), SİOÖ ve GKÖ arasındaki ilişki pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı bulunmuştur (p=0.006, r= 0.271). ZBYÖ ve GKÖ puan ortalamaları arasındaki ilişki negatif yönde düşük düzeyde anlamlı bulunmuştur (p=0.003, r= -0.295). Ebeveynlerin yaş ortalamaları ve çocukların yaş ortalamaları ile SİOÖ, ZBYÖ ve GKÖ puan ortalamaları arasındaki ilişki anlamsız bulunmuştur (p>0.05). Çocukların kanser tanı süreleri ile ebeveynlerin GKÖ puan ortalamaları arasındaki ilişki pozitif yönlü orta düzeyde anlamlı bulunmuştur (p=0.002, r= 0.301*). Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, 21-56 yaş arasındaki ebeveynlerin spiritüel açıdan bilgilendirilmeleri, manevi açıdan destek sağlanması ile spiritüel iyilik düzeyinin arttırılabileceği düşünülmektedir. Olumsuz bir deneyim yaşayan ebeveynler için başa çıkma yöntemleri ile desteklenmesi, gerekli ise uzman görüşü alarak desteklenmesinin spiritüel iyiliği arttıracağı bu doğrultuda da bakım yüklerinin hafifleyeceği ve konfor düzeylerininde artacağı düşünülmektedir.
Huzurevinde yaşayan yaşlılarda spiritüel iyi oluş, konfor ilişkisi ve etkileyen faktörler
Türkiye'de ve Dünya'da artan yaşlı nüfusuyla birlikte yaşlı sağlığı, kaliteli sağlıklı yaşlanma, spiritüel sağlık gibi konulara ağırlık verilmeye başlanmıştır. Bu çalışma huzurevinde yaşayan yaşlıların spiritüel açıdan iyilik hallerinin konforlarına etkisini incelemek amacıyla yapılan tanımlayıcı bir çalışmadır. Araştırma 11 Haziran-05 Aralık 2018 tarihleri arasında İzmir Narlıdere Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi'nde yürütülmüştür. Araştırmaya katılmayı kabul eden, en az üç haftadır kurumda yaşayan, iletişim kurabilen, demans, major depresyon veya nörolojik hastalık tanısı almamış, 65-84 yaş arasındaki örneklem seçim kriterlerine uyan yaşlılarla yapılmıştır. Veriler; "Yaşlı Tanıtım Formu" (YTF), "Üç-Boyutlu Spiritüel İyi Oluş Ölçeği" ve "Genel Konfor Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Araştırmaya katılmayı kabul eden yaşlı bireylerden "Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formu" ile yazılı ve de sözlü onam alınmıştır. Araştırma verileri (SPSS) 22 programı kullanılarak tanımlayıcı analizler, korelasyon ve regresyon analizleri yapılarak değerlendirildi. 65-74 yaş arası yaşlıların spiritüel iyi oluş puan ortalamaları 124.7±7.6 olarak bulunmuştur. 65-74 yaş arası yaşlıların spiritüel iyi oluş puan ortalamaları, 75-84 yaş arası yaşlıların ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). Yaşlıların sosyodemografik özelliklerine göre spiritüel iyi oluş ölçeği ve alt boyut puan ortalamaları, genel konfor ölçeği ve alt boyut puan ortalamaları arasında bir fark bulunmamıştır (p>0.05). Olumsuz bir deneyim yaşadıklarını belirten yaşlıların, olumsuz bir deneyim yaşamayanlara göre spiritüel iyi oluş ölçeği, aşkınlık ve doğayla uyum alt boyut puan ortalamaları daha düşük bulunmuştur (p<0.05). Huzurevinde 6-11 yıl arasında yaşayan yaşlıların ise genel konfor ölçeği sosyokültürel alt boyut puan ortalamasında anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, 75-84 yaş ileri yaşlılık dönemi yaşlıların spiritüel açıdan bilgilendirilmeleri, manevi açıdan destek sağlanması spiritüel iyilik düzeyinin arttırılabileceği düşünülmektedir. Aynı zamanda olumsuz bir deneyim yaşayan yaşlılar için başa çıkma yöntemleri ile desteklenmesi, gerekli ise uzman görüşü alarak desteklenmesinin spiritüel iyiliği arttıracağı düşünülmektedir. Kurumda 6-11 yıl arasında yaşayan yaşlıların sosyokültürel açıdan daha aktif hale getirilmesi için desteklenmeleri önerilmektedir.
İki farklı sıcaklıkta intravenöz sıvı infüzyonunun vücut sıcaklığına ve sıcaklık konfor düzeyine etkisi
Amaç: Ameliyat sonrası hipotermik hastalara iki farklı sıcaklıkta (vücut sıcaklığı=36ºC ya da oda sıcaklığı=20-25ºC) intravenöz sıvı infüzyonunun hastaların vücut iç sıcaklığı değişimine ve sıcaklık konfor düzeyine etkisini incelemektir. Yöntem: Araştırma randomize kontrollü, deneysel olarak planlanmıştır. Araştırma Şubat 2019 – Haziran 2019 arasında E. Ü. Hastanesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezine bağlı Üroloji kliniğinde kapalı TUR-P operasyonu geçiren ve hekim tarafından intravenöz sıvı tedavisi olarak 1000 ml %09'luk İzotonik Sodyum Klorür solüsyonu istem edilen hastalar ile yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini, seçim kriterlerine uyan 54'ü vücut sıcaklığı grubu, 51'i oda sıcaklığı grubundan oluşan toplam 105 erkek hasta oluşturmuştur. Araştırmanın veri toplama araçları olarak kan ve serum ısıtıcı tıbbi cihaz, damla ayar seti, timpanik membran termometresi ve google play store ortam termometresi uygulaması kullanılmıştır. Veri toplamada; Hasta Tanıtım Formu, Hasta İzlem Formu, Sıcaklık Konfor Ölçeği kullanılmıştır. Uygulama grubundaki hastalar için intravenöz sıvının ısıtılması "Bestman Bfw-1000 Kan ve Serum Isıtıcı Tıbbi Cihaz" ile gerçekleştirilmiştir. İnfüzyon başlar başlamaz ve her 60 dk.'lık periyotlarda, vücut sıcaklığı ölçümü timpanik termometre ile yapılmıştır. Her 120 dk.'lık periyotlarda sıcaklık konforu sorgulanarak veri toplama formuna kayıt edilmiştir. Veri çözümlemesi SPSS 25.0 programı ile gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Yaş ortalaması bakımından vücut sıcaklığı grubundaki hastalar 67.44±10.50 yıl'dır. Araştırmaya katılan hastalarda gruplar arası 60., 120., 180., ve 240. dakikada vücut sıcaklığı ortalamaları bakımından anlamlı fark bulunmuştur ve vücut sıcaklığı ortalaması vücut sıcaklığı grubundaki hastalarda yüksek bulunmuştur (p<0.05). Vücut sıcaklığı grubundaki hastaların sıcaklık konfor ölçeği genel toplam puan değeri 60.28±6.48, oda sıcaklığı grubundaki hastaların sıcaklık konfor ölçeği genel toplam puan değeri 54.19±7.93' tür (p<0.05). Gruplar arasında infüzyondan 120 dakika sonra ve 240 dakika sonra hastaların sıcaklık konfor ölçeği puan ortalamalarında anlamlı fark bulunmuştur (p<0.05). Sonuç: Sonuçlar operasyon sonrası vücut sıcaklığında verilen İV sıvıların oda sıcaklığında verilen İV sıvılara oranla, vücut sıcaklığını ve sıcaklık konfor düzeyinde artmaya yol açtığını ve istatistiksel olarak farkın anlamlı olduğunu göstermektedir (p<0.05). Dolayısıyla, TUR-P operasyonu sonrası vücut sıcaklığında ısıtılarak verilen inravenöz sıvının hem vücut iç sıcaklığını hem de sıcaklık konfor düzeyini arttırmada etkili bir hemşirelik girişimi olduğu saptanmıştır.
Mekanik ventilasyon desteğinde olan hastalarda ayak masajı uygulamasının dispne, anksiyete ve konfora etkisi
Mekanik Ventilasyon Desteğinde Olan Hastalarda Ayak Masajı Uygulamasının Dispne, Anksiyete Ve Konfora Etkisi Bu çalışma, mekanik ventilasyon desteğinde olan hastalarda ayak masajı uygulamasının dispne, anksiyete ve konfora etkisini incelemek amacıyla yapılmış randomize kontrollü (ön test – son test kontrol gruplu) deneysel bir araştırmadır. Araştırma, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Kliniğinin Yoğun Bakım Ünitesinde 20 Kasım 2017 – 27 Nisan 2018 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini, araştırmanın örneklem seçim kriterlerine uyan 7'si uygulama ve 4'ü kontrol olmak üzere toplam 11 hastayla oluşturmuştur. Araştırmanın verileri, Hasta Tanıtım Formu (HTF), Hasta Kayıt Formu (HKF) ve Görsel Kıyaslama Ölçeği (GKÖ) uygulanarak toplanmıştır. Araştırmaya katılan hastalar üç gün boyunca takip edilmiştir. Kontrol grubundaki hastalara; herhangi bir girişim uygulanmamış, birinci gün randomizasyon sonrası HTF, HKF ve GKÖ, 10 dakika sonra HKF ve GKÖ tekrar uygulanmıştır. Kontrol grubundaki hastalara, ikinci ve üçüncü gün de HTF, HKF ve GKÖ, 10 dakika sonra HKF ve GKÖ tekrar uygulanmıştır. Ayak masajı grubundaki hastalara birinci, ikinci ve üçüncü gün her gün aynı saatte; HTF, HKF ve GKÖ; 10 dakikalık masaj uygulaması sonrası; HKF ve GKÖ uygulanmıştır. Verilerin analizinde; ayak masajı grubundaki hastaların masaj öncesi ve sonrası dispne, anksiyete ve konfor puan ortalamaları ve sistolik kan basıncı, diyastolik kan basıncı, kalp hızı, solunum hızı, oksijen saturasyonu, FiO2, PaO2, PaO2 / FiO2 için puan ortalamaları arasındaki fark Mann Whitney U Testi , grupların günler arasındaki ortalama farklar ise Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi analizleri ile incelenmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, ayak masajının hastalarda dispne ve anksiyeteyi azalttığı, konfor düzeyini arttırdığı saptanmış olup, kontrol grubu ile arasındaki farklar istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Çalışma bulguları sonucunda, kolaylıkla öğrenilebilen, uygulanabilen maliyeti olmayan ve girişimsel bir işlem gerektirmeyen ayak masajı uygulamasının dispne ve anksiyeteyi azaltıcı, konforu arttırıcı etkisinden dolayı rutin hemşirelik bakım aktivitelerine dahil edilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Yoğun Bakım, Mekanik Ventilasyon, Ayak Masajı, Dispne, Anksiyete, Konfor, Hemşirelik
Miyofasiyal ağrı sendromu olan bireylerde tetik nokta enjeksiyonu sırasında uygulanan inhaler aromaterapinin ağrı, anksiyete, konfor ve kortizol düzeyine etkisi
Araştırma; miyofasiyal ağrı sendromu (MAS) olan bireylerde tetik nokta enjeksiyonu sırasında uygulanan inhaler aromaterapinin ağrı, anksiyete, konfor ve kortizol düzeyine etkisini incelemek amacıyla plasebo-randomize kontrollü olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini; Eylül 2017-Mart 2018 tarihleri arasında Ege Üniversitesi Algoloji Polikliniği'ne başvuran MAS tanısı almış, ilk kez tetik nokta enjeksiyonu yapılacak ve örnekleme alınma kriterlerine uyan 22 aromaterapi, 22 plasebo ve 22 kontrol olmak üzere 66 hasta oluşturmuştur. Miyofasiyal ağrı sendromu olan bireylere tetik nokta enjeksiyonu sırasında; aromaterapi grubuna difüzör ile lavanta yağı, plasebo grubuna kokusuz bebe yağı inhalasyonu uygulanmıştır. Kontrol grubuna rutin tedavi dışında herhangi bir uygulama yapılmamıştır. Araştırma verileri; Birey Tanılama Formu, Görsel Analog Ölçek (Visuel Analog Scale-VAS), Durumluk Kaygı Envanteri, Distress Termometresi, Genel Konfor Ölçeği, Hasta ve Hekim Memnuniyet Skalası ve kortizol için tükürük örneği alınarak yüz yüze görüşme tekniği ile toplanmıştır. Verilerin analizi; bilgisayar ortamında Statistical Package for Social Science (SPSS) paket programı, kortizol değerlerinin analizi ise; Graphpad Prism v7 programı kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin değerlendirmesinde numerik verilerin normal dağılıma uygunluğu shapiro-wilk testi ile değerlendirilmiş, tanımlayıcı istatistikler sayı ve yüzde, ölçüm verileri ortalama ve standart sapma değerleri ile gösterilmiştir. Bağımsız örneklerde t testi, tek yönlü varyans analizi, Pearson korelasyon analizi, ki-kare, Kruskal Wallis, Wilcoxon, Friedman ve Mann Whitney U testleri kullanılmıştır. Sonuçlar %95'lik güven aralığında, p<0.05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Çalışma sonunda; örneklemi oluşturan hastaların yaş ortalaması 48.8±11.35 olup, %78.8'i kadındır. Hastaların ağrı puan ortalamaları incelendiğinde; aromaterapi grubunda plasebo ve kontrol grubuna göre işlem ortası ve işlem sonrası anlamlı şekilde azalmakta iken plasebo ve kontrol grubunda artmaktadır (p<0.05). Hastaların anksiyete düzeyleri incelendiğinde, aromaterapi grubundaki hastaların işlem sonrası ölçüm medyanının, işlem öncesi ölçüm medyanından anlamlı olarak düşük olduğu (p<0.05), ancak plasebo grubunda ve kontrol grubunda bireylerin işlem öncesi ve sonrası ölçüm durumluk kaygı medyan ölçümleri arasında anlamlı fark bulunmadığı saptanmıştır (p>0.05). Ayrıca aromaterapi grubundaki bireylerin distress termometresi işlem sonrası ölçüm medyan değeri anlamlı olarak düşerken, plasebo ve kontrol grunundaki bireylerin anlamlı olarak artmaktadır. Aromaterapi, plasebo ve kontrol gruplarında genel konfor ölçeği işlem öncesi ve sonrası ölçüm ortalamaları karşılaştırıldığında aromaterapi grubunda işlem sonrası toplam ortalaması anlamlı olarak yüksek iken plasebo ve kontrol gruplarında anlamlı derece düşüktür (p<0.05). Hasta (8.3±1.46) ve hekimin (9.0±0.00) aromaterapi uygulamasından memnuniyet düzeyi yüksek bulunmuştur. Hastaların yaşam bulgularında ise; her üç grubun işlem öncesi ve sonrası vücut sıcaklığı ve satürasyon düzeylerinde anlamlı ilişki saptanmamıştır (p>0.05). Aromaterapi grubunda kontrol grubuna göre, işlem sonrası solunum sayısı, kalp hızı ve diyastolik kan basıncı işlem öncesine göre anlamlı olarak düşükken (p<0.05), sistolik kan basıncında bir anlamlılık saptanmamıştır (p>0.05). Ancak plasebo ve kontrol grubunun işlem sonrası sistolik kan basıncı değerleri anlamlı olarak yüksek bulunmuştur (p<0.05). Aromaterapi, plasebo ve kontrol grupları arasında ve grup içinde işlem öncesi ve işlem sonrası tükürük kortizol sonuçlarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamaktadır (p>0.05). Bu çalışmanın sonucu olarak; miyofasiyal ağrı sendromu olan bireylerde tetik nokta enjeksiyonu sırasında uygulanan aromaterapinin ağrı şiddetini, anksyete ve stres düzeyini azaltabildiği, konfor düzeyini ve hasta memnuniyetini arttırdığı görülmektedir. Bu olumlu etkiler göz önüne alındığında bağımsız bir hemşirelik müdahalesi olarak kullanılabileceği düşünümektedir. Anahtar kelimeler: Miyofasiyal ağrı sendromu; Aromaterapi; Hemşirelik; Ağrı; Anksiyete; Konfor; Kortizol
Huzurevinde yaşayan yaşlılarda sırt masajı ve el masajının konfor ve anksiyeteye etkisi
Bu çalışma, huzurevinde yaşayan yaşlılarda sırt masajı ve el masajı uygulamasının konfor ve anksiyeteye etkisini incelemek amacıyla yapılmış randomize kontrollü (ön test –son test kontrol gruplu) deneysel bir araştırmadır. Araştırma, İzmir (Basınsitesi) Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi ve İzmir Gürçeşme Zübeyde Hanım Huzurevi'nde 15 Ekim 2015-1 Mayıs 2016 tarihleri arasında yaşayan araştırmanın örneklem seçim kriterlerine uyan, 15'i sırt masajı, 15'i el masajı ve 15'i kontrol olmak üzere toplam 45 yaşlıyla yürütülmüştür. Yaşlılara ilişkin verilerin toplanmasında; "Yaşlı Tanıtım Formu (YTF)", "Genel Konfor Ölçeği (GKÖ)", " Durumluk Anksiyete Ölçeği (DAÖ) " ve ''Yaşamsal Bulgular İzlem Formu (YBİF)'' kullanılmıştır. Araştırmaya katılan yaşlılar üç gün boyunca takip edilmiştir. Kontrol grubundaki yaşlılara; herhangi bir girişim uygulanmamıştır. Birinci gün randomizasyon sonrası YTF, GKÖ, DAÖ, YBİF ve 10 dakika sonra tekrar YTF, GKÖ, DAÖ ve YBİF uygulanmıştır. Kontrol grubundaki yaşlılara, ikinci ve üçüncü gün de ilk görüşmede YBİF ve 10 dakika sonra GKÖ, DAÖ ve YBİF uygulanmıştır. Sırt masajı ve el masajı grubundaki yaşlılara birinci gün; YTF, GKÖ, DAÖ, YBİF; 10 dakikalık masaj uygulaması sonrası; GKÖ, DAÖ, YBİF; ikinci gün; YBİF,10 dakikalık masaj uygulaması sonrası; GKÖ, DAÖ, YBİF; üçüncü gün; YBİF, 10 dakikalık masaj uygulaması sonrası; GKÖ, DAÖ, YBİF uygulanmıştır. Verilerin analizinde günler arasındaki fark tekrarlayan ölçümlerde varyans analizi ve Kruskal Wallis varyans analizi, sırt masajı ve el masajı grubundaki yaşlıların masaj öncesi ve sonrası konfor ve anksiyete puan ortalamaları arasındaki fark Paired-sample t testi, grupların günler arasındaki ortalama farkları ise Bonferroni ve Least Significant Difference (LSD) analizleri ile incelenmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, sırt masajı ve el masajının huzurevinde yaşayan yaşlılarda konfor düzeyini arttırdığı, anksiyeteyi azalttığı saptanmış olup sonuçlar anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Çalışma bulguları sonucunda, kolayca öğrenilebilen, maliyeti olmayan, her yerde kolaylıkla uygulanabilen girişimsel bir işlem gerektirmeyen masaj uygulamasının konforu arttırıcı ve anksiyeteyi azaltıcı etkisinden dolayı huzurevinde yaşayan yaşlılara rutin hemşirelik bakım aktivitelerine dahil edilmesi önerilmektedir.
Hemodiyaliz hastalarının uyku kaliteleri ve konfor düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi
Araştırma, hemodiyaliz hastalarının uyku kaliteleri ile konfor düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı ilişki arayıcı tipte gerçekleştirilmiştir. Araştırma, Aralık 2021-Ocak 2022 tarihleri arasında Kayseri il merkezinde bulunan ikisi kamu biri özel merkez olmak üzere üç hemodiyaliz merkezinde tedavi gören 126 böbrek yetmezliği hastası ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri Hasta Tanıtım Formu, Pitssburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ) ve Hemodiyaliz Konfor Ölçeği (HKÖ) kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde güvenirlik analizi, tanımlayıcı istatistikler, bağımsız gruplarda t testi, ANOVA Varyans analizi, Pearson Korelasyon Analizi ve Lineer Regresyon analizi kullanılmıştır.Araştırmada, anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmaya katılan hemodiyaliz hastalarının %54'ünün kadın, yaş ortalamasının 57.12±13.33 ve %37.3'ünün 55-69 yaş aralığında, %60.3'ünün evli, %34.1'inin okur yazar, %82.5'inin çalışmadığı, %20.6'sının sigara ve %1.6'sının alkol kullandığı, %28'sinin 1-5 yıl arasında böbrek yetmezliği tanısı aldığı, %48.6'sının böbrek yetmezliği dışında kronik hastalık tanısı aldığı saptanmıştır. Araştırmada, hemodiyaliz hastalarının çoğunluğunun bir yıldan fazla süredir hemodiyalize girdiği, tamamının hemodiyaliz seans süresinin 4 saat olduğu, %95.2'sinin haftada 3 kez hemodiyalize girdiği ve %42.1'inin özel merkezde hemodiyalize girdiği, hemodiyalize bağlı en çok yorgun hissetme/enerjide azalma, kas krampları, uykuyu sürdürmede zorlanma, uykuya dalmada zorlanma, kaşıntı, kaygılı hissetme ve üzgün hissetme yaşadıkları saptanmıştır.Araştırmada, hemodiyaliz hastalarının PUKİ'nden ortalama 13.17±3.20 puan ve HKÖ'nden ortalama 31.35±6.26 puan aldıkları, hastaların uyku kalitesinin kötü düzeyde konforunun ise iyi düzeyde olduğu belirlenmiştir. Araştırmada, hemodiyaliz hastalarının PUKİ toplam puanı ile HKÖ toplam puanları arasındaki korelasyon değeri negatif yönde ve düşük düzeyde (r=-0,297; p<0.005) anlamlı olduğu; hemodiyaliz hastalarındaki uyku kalitesindeki düşüşün konfor düzeyini anlamlı bir şekilde azalttığı belirlenmiştir. Araştırmada, hemodiyaliz hastalarının uyku kalitesi değişkeni ile hemodiyaliz tedavisi sürecindeki konfor değişkeni arasında anlamlı bir ilişki olduğu, hastaların uyku kalitesi düzeyi ile hemodiyaliz tedavisi sürecindeki konforun toplam varyansının %10.4'ünü açıkladığı, hemodiyaliz hastalarının kötü uyku kalitesinin hemodiyaliz tedavisi sürecindeki konforu -0.028 kat azalttığı ancak bu etkinin anlamlı olmadığı belirlenmiştir (p>0.05). Sonuç olarak; hemodiyaliz hastalarındaki uyku kalitesi düzeyi ile hemodiyaliz konfor düzeyi arasında anlamlı ve düşük düzeyde ilişki olduğu belirlenmiştir. Araştırmada, hemodiyaliz hastalarının kötü uyku kalitesinin hemodiyaliz tedavisi sürecindeki konforu azaltıcı bir etki gösterdiği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler : Böbrek Yetmezliği, Hemodiyaliz, Hasta, Konfor, Uyku Kalitesi.
Prematüre retinopati muayenesinde dinletilen okyanus sesinin fizyolojik parametreler, ağrı ve konfor düzeyine etkisi: Randomize kontrollü çalışma
Bu çalışma Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi'nde, Prematüre Retinopati muayenesinde dinletilen okyanus sesinin ağrı, konfor ve fizyolojik parametreler üzerinde etkisini belirlemek amacıyla tek kör, paralel grup, randomize kontrollü deneysel tasarımda yapılmıştır. Çalışma Konya'da bulunan bir Üniversite Hastanesi'nin Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi'nde Mart 2021-Haziran 2023 tarihleri arasında yürütülmüştür. Örneklem seçiminde tabakalı randomizasyon yöntemi kullanılmış olup müdahale (n:21), kontrol (n:23) olmak üzere toplam 44 prematüre bebek çalışmaya dahil edilmiştir. Müdahale grubundaki prematüre bebeklere ROP muayenesinden 1 dakika önce okyanus sesi dinletilmeye başlanmıştır ve işlemden sonra 5. dakikada okyanus sesi kapatılmıştır. Kontrol grubuna herhangi bir ses dinletilmemiştir. ROP muayenesi video kaydına alınmış ve görüntüler araştırmacılar dışında, birbirine kör iki gözlemci tarafından incelenerek işlemden 2 dakika öncesi, işlemden 1 dakika ve 5 dakika sonrasında prematüre bebeklerin ağrı ve konfor değerlendirmeleri yapılmıştır. Veriler Bebek Bilgi Formu, Fizyolojik Parametre Takip Formu, Prematüre Bebek Ağrı Profili Ölçeği-Revize Formu (PIPP-R), Prematüre Bebek Konfor Ölçeği (PBKÖ) ile toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra bağımsız gruplarda Ki-kare Testi, Mann Whitney U Testi, bağımlı gruplarda Wilcoxon Signed Ranks Testi ve tekrarlı ölçümlerde Friedman Testi, gözlemciler arasındaki uyumu değerlendirmede sınıf içi korelasyon katsayısı analizi (ICC-Intraclass Correlation Coefficent), etki büyüklüğünün değerlendirilmesinde Cohen d ve %95 güven aralığı kullanılmıştır. Müdahale ve kontrol grubundaki prematüre bebeklerin işlem sonrası 1. dakikadaki ağrı düzeyleri (9,40±2,45; 8,34±2,64) ile 5. dakikadaki ağrı düzeyleri (6,14±2,94; 5,19±3,67) arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı bulunmuştur (p>0,05). Konfor düzeyinin değerlendirilmesinde müdahale ve kontrol grubunun işlem sonrası 1. ve 5. dakikalardaki konfor puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık olmadığı (p>0,05) belirlenmiştir. Kalp atım hızı ve oksijen satürasyonu parametrelerinde her iki grupta da stabilizasyonun sağlandığı ancak gruplar arasında farkın anlamlı olmadığı saptanmıştır (p>0,05). Sonuç olarak prematüre bebeklere ROP muayenesi sırasında sadece okyanus sesi dinletilmesinin ağrı, konfor ve fizyolojik parametreler üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı bulunmuştur. ROP muayenesinde okyanus sesi dinletmenin etkinliğini inceleyen ve farklı müzik müdahaleleri ile karşılaştıran daha fazla çalışmaların yapılması önerilmiştir. Bu çalışma Clinical Trials veri tabanına kayıtlıdır (NCT05203159). Anahtar Kelimeler: Ağrı, Hemşire, Prematüre bebek, Prematüre retinopatisi, Yenidoğan yoğun bakım.
Radyasyonlu alanlarda görevli sağlık çalışanlarının termal konfor şartlarının değerlendirilmesi
Bu çalışma hastane binasında radyasyon yayan cihazların bulunduğu radyasyon onkolojisi, nükleer tıp ve radyoloji kliniklerinde çalışan sağlık görevlilerinin termal konfor şartlarının iş sağlığı ve güvenliği yönünden değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda Trabzon ilinde bulunan üç hastanenin kliniklerinde sıcak ve soğuk iklimlendirme dönemlerinde objektif ve subjektif ölçümler yapıldı. Termal konfor parametreleri olan iç ortam sıcaklık, bağıl nem, ortalama radyan sıcaklık, hava akış hızını belirlemek için akredite kuruluş tarafından termal konfor cihazı ile ölçüm yapıldı. Termal konfor şartlarını değerlendirmesinde Fanger'in geliştirdiği 7 noktalı termal duyum skalası, PMV ve PPD indeks metodunu kullandık. ASHRAE 55-2010 ve TS EN İSO 7730-2005 bölgesel termal konfor kriterlerine göre analitik değerlendirme ve yorumu yapıldı. Sağlık görevlilerine (doktor, hemşire, sağlık fizikçisi, teknisyen) demografik, mesai, termal duyum ölçek sorularından oluşan termal konfor anketi uygulanmıştır. Saha çalışmamızda objektif ve subjektif ölçümler eş zamanlı olarak yapıldı. Fiziksel ölçümler ve subjektif verilerin ortalama değerleri literatür ile karşılaştırılmıştır. Analizler SPSS istatistik 26 versiyonu ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sağlık görevlilerinin algıladıkları termal konfor (AMV) ile ölçülen termal konfor (PMV) arasında farklılık olduğunu, sağlık görevlilerinin termal değişikliklerine karşı farklı stratejilerinin olduğunu, termal konfor algısının görev çeşidine, kişisel özelliklere göre değiştiğini göstermiştir.
Primipar kadınlarda postpartum anksiyetenin doğum hafızasına ve doğum sonu konfor düzeyine etkisi
Bu araştırma primipar kadınlarda postpartum anksiyetenin doğum hafızası ve doğum sonu konfor düzeyine etkisini belirlemek amacıyla yapıldı.Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı türde olan çalışmanın örneklemini Süleyman Demirel Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi ile Isparta Şehir Hastanesi'nde Kadın Doğum Servisinde yatan 224 lohusa oluşturmuştur. Araştırmanın verileri Tanıtıcı Bilgi Formu, Postpartum Spesifik Anksiyete Ölçeği, Doğum Hafızası ve Hatırlama Ölçeği ve Doğum Sonu Konfor Ölçeği kullanılarak yüz yüze görüşme tekniği ile elde edildi. Primipar kadınların Postpartum Spesifik Anksiyete Ölçeği puan ortalaması 74.74±16.29 olduğu ve Postpartum Spesifik Anksiyete Ölçeği puanı ile eğitim durumu, gelir durumu, meslek, eşin eğitim düzeyi, eşin mesleği, sigara kullanımı, gebelik planlaması, doğum sonu destek varlığı, destek aldığı kişi ve bebek cinsiyetinden memnuniyet durumu arasında anlamlı fark bulundu. Doğum Hafızası ve Hatırlama Ölçeği puan ortalaması 88.1±17.77 olup yaşanılan yer, meslek, eşin eğitim düzeyi, eşin mesleği ve doğumu yaptıran kişi arasında anlamlı bir fark bulundu. Doğum Sonu Konfor Ölçeği puan ortalaması 125.6±14.77 olup gelir düzeyi, sosyal güvence durumu, eşin eğitim düzeyi, doğum şekli arasında anlamlı bir fark bulundu. Postpartum Spesifik Anksiyete Ölçeği puanı ile Doğum Hafızası ve Hatırlama Ölçeği puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif yönlü zayıf bir ilişki elde edildi. Postpartum Spesifik Ankisyete Ölçeği ile Doğum Sonu Konfor Ölçeği arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif yönlü orta düzeyde bir ilişki elde edildi. Doğum Hafızası ve Hatırlama Ölçeği ile Doğum Sonu Konfor Ölçeği arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü zayıf düzeyde bir ilişki elde edildi. Sonuç olarak, primipar kadınların anksiyete düzeylerinin orta düzeyde olduğu, primipar kadınların anksiyetesi arttıkça doğum hafızalarının ve doğum sonu konfor düzeylerinin azaldığı belirlendi.
Yenidoğanlar için tasarlanan portatif terapötik bebek yuvasının yenidoğanların venöz kan alımı sırasındaki fizyolojik parametrelerine, konfor ve ağrı düzeylerine etkisi
Tek merkezli, tek kör, randomize kontrollü deneysel nitelikte olan bu çalışma, yenidoğanlar için geliştirilen portatif terapötik bebek yuvasının (PTBY) venöz kan alımı sırasında fizyolojik parametrelerine (kalp tepe atımı, solunum sayısı, oksijen saturasyonu), konfor ve ağrı düzeylerine etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın verileri 01 Mayıs-30 Eylül 2022 tarihleri arasında, Dr. Sami Ulus Kadın Doğum Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Çocuk Acil Servis kan alma biriminde toplanmıştır. Araştırmada, yenidoğanlardan kan alma işlemi sırasında, ağrı düzeylerini değerlendiren bir çalışmanın sonuçları kullanılarak yapılan güç analiz ile örneklem büyüklüğü saptanmıştır. %95 güven aralığında, d= 0.80 etki büyüklüğünde, %5 hata payı ile araştırmaya 80 term yenidoğan (deney grubu=40, kontrol grubu=40) alınmıştır. Araştırma iki aşamada gerçekleştirilmiştir. İlk aşamada PTBY geliştirilmiş, ikinci aşamada etkinliği değerlendirilmiştir. PTBY geliştirme aşamasında sırasıyla; yuvanın tasarımı, üretimi için gerekli malzemelerin temini, üretimi, standardizasyonu ve ön uygulaması yapılmıştır. Standardizasyon sürecinde veriler Işık ve Ses Standardizasyon Formu kullanılarak toplanmıştır. PTBY'nin etkinliğinin değerlendirildiği aşamada ise; deney grubundaki yenidoğanlar kan alma işlemi süresince yuva içerisine yerleştirilmiştir. Kontrol grubuna herhangi bir girişimde bulunulmamıştır. Tüm süreç video kaydına alınmıştır. Yenidoğanların kan alma işleminden 2 dakika önce, işlem sırasında ve işlemden 2 dakika sonrasında fizyolojik parametrelerinin, konfor ve ağrı düzeylerinin değerlendirilebilmesi için video kayıtları alanında deneyimli iki hemşire tarafından izlenmiştir. Bu aşamada veriler, Tanıtıcı Bilgi Formu, Fizyolojik Parametre İzlem Formu, Yenidoğan Konfor Davranış Ölçeği (ComfortNeo) ve Yenidoğan Bebek Ağrı Ölçeği (NIPS) kullanılarak toplanmıştır. Veriler IBMM SPSS 24 paket programında analiz edilmiştir. Tanımlayıcı veriler; kategorik değişkenlerde frekans ve yüzde değerler, nicel değişkenlerde ortalama, standart sapma, medyan, birinci ve üçüncü çeyreklik değerleri kullanılarak sunulmuştur. Kategorik değişkenlerin analizi Ki-kare (X2) testi ile değerlendirilmiştir. Nicel değişkenlerin analizinde, grupların karşılaştırılmasında bağımsız gruplarda t testi kullanılmıştır. Tekrarlı ölçümler ve çalışma gruplar arasında genel bir değerlendirme yapmak için tekrarlı ölçümlerde tek yönlü karma desenli varyans analizi ve farkın hangi ölçümler arasında olduğunun belirlenmesinde post hoc testlerden Bonferroni testi kullanılmıştır. Gözlemcilerin değerlendirmeleri arasındaki uyum korelasyon katsayısı (ICC) ile değerlendirilmiştir. Gözlemciler arasındaki uyum istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Araştırmada deney ve kontrol gruplarındaki yenidoğanların tanımlayıcı özelliklerinin benzer olduğu belirlenmiştir (p>0.05). Venöz kan alma işlemi öncesi grupların kalp tepe atımı, solunum sayısı, oksijen saturasyon ortalamaları, NIPS ve ComfortNeo puan ortalamaları benzer bulunmuştur (p>0.05). İşlem sırasında ve sonrasında ise deney grubundaki yenidoğanların, kontrol grubuna göre kalp tepe atım sayısı ve solunum sayısı ortalamaları düşük, oksijen saturasyon ortalamaları yüksek, NIPS ve ComfortNeo puan ortalamaları düşük bulunmuştur (p<0.05). Yenidoğanlar için geliştirilen PTBY'nin, venöz kan alımı sırasında yenidoğanların fizyolojik parametrelerini stabilize ettiği, konforlarını artırdığı ve ağrı düzeylerini azalttığı belirlenmiştir.
Rehber eşliğinde minivida uygulamasının hasta konforu ve klinik başarı açısından etkinliğinin değerlendirilmesi
Amaç: Çalışmamızın amacı direkt minivida uygulamasına göre rehber eşliğinde minivida uygulamasının etkinliğini hasta konforu ve klinik başarı açısından karşılaştırmaktır. Yöntem: Split-mouth tasarlanan çalışmamıza üst birinci premolar çekim endikasyonuna sahip maksimum ankraj gereksinimi bulunan 34 hasta dahil edilmiştir. Hastaların ikinci premolar ve birinci molar diş kökleri arasına kanin distalizasyonu aşamasında 1,5 mm çap ve 8 mm uzunluğundaki minividalar ankraj amacıyla uygulanmıştır. Basit randomizasyon yöntemiyle hangi tarafta rehber eşliğinde minivida uygulanacağına karar verilmiştir. Rehber, 0.021x0.025 ve 0.019x0.025 inç paslanmaz çelik teller ve 0.022 slot double tüp kullanılarak manuel olarak hazırlanmıştır. Direkt ve rehber eşliğinde minivida uygulamalarının süre, konfor ve tekrarlanabilirlik açısından etkinliğini karşılaştırmak amacıyla minivida uygulamasından hemen sonra hastalara ilk izlenim anketi doldurtulmuştur. Ağrı düzeyini değerlendirmek için hastalardan bir ay boyunca VAS değerleri alınmıştır. Ayrıca her iki uygulamaya ait klinik işlem süreleri kaydedilmiştir. Minividaların başarı oranını değerlendirmek amacıyla hastalar kanin distalizasyonu boyunca takip edilmiştir. Veriler istatiksel olarak analiz edilmiştir. Bulgular: İlk izlenim anketi kapsamında sadece algılanan süre parametresi açısından uygulamalar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0,001). Algılanan süreye benzer şekilde klinik işlem süresi de rehber eşliğinde minivida uygulamasında daha fazla bulunmuştur (p<0,05). Her iki uygulama arasında VAS değerleri ve minivida başarı oranları açısından anlamlı bir farklılık gözlenmemiştir. Sonuç: Rehber eşliğinde minivida uygulaması konfor, tekrarlanabilirlik ve ağrı açısından direkt uygulamaya benzer sonuçlar göstermiştir. Rehber kullanımı minivida başarı oranını anlamlı derecede etkilememiştir. Anahtar Kelimeler: Ağrı, başarı, konfor, minivida, rehber
Müzik eşliğinde izletilen sanal gerçeklik gözlüğünün epizyotomi onarımı sırasında kadınların algıladığı ağrıya, yaşam bulgularına ve doğum sonu konforuna etkisi
Amaç: Bu araştırma, müzik eşliğinde izletilen sanal gerçeklik gözlüğünün epizyotomi onarımı sırasında kadınların algıladığı ağrıya, yaşam bulgularına ve doğum sonu konforuna etkisini incelemek amacı ile yapıldı. Gereç ve Yöntem: Araştırma randomize kontrol gruplu, deneysel olarak, "Necip Fazıl Şehir Hastanesi Kadın Doğum ve Çocuk Ek Hizmet Binası"na Ekim 2020-Ocak 2021 tarihleri arasında doğum yapmak için başvuran, primigravid, mediolateral epizyotomi açılan ve araştırma koşullarını sağlayan, araştırmaya katılmayı kabul eden 84 kadın oluşturmaktadır (Çalışma 40/Kontrol 44). Çalışma grubundaki kadınlara steril sanal gerçeklik gözlüğünün (SGG) ile doğa manzarasına eşlik eden acemaşiran makamında müzik, epizyotomi uygulaması süresince izletilip dinletilmiş, kontrol grubundaki hastalara ise işlem sırasında herhangi bir uygulama yapılmamıştır. Verilerin toplanmasında "Gebe Tanıtıcı Bilgi-Travay ve Epizyotomi Takip Formu", "VAS ağrı skoru", "Doğum Sonu Konfor Ölçeği" ve "SGG Uygulaması Soru Formu" kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizi, IBM SPSS Statistics 25.0 (IBM Corporation, Armonk, NY, US) paket programında yapılmıştır. Verilerin analizinde Kolmogorov-Smirnov, Student's T, Mann Whitney U ve Friedman testleri kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Araştırma sonuçlarına göre; Algılanan epizyotomi tamir süresinin daha kısa olduğu tespit edilmiştir (p<0,001). Kontrol grubuna göre çalışma grubunun gerek epizyotomi onarımı esnasında (K:7/Ç:5) gerekse epizyotomi onarımı sonrasında (K:4/Ç:2) VAS ağrı skoru düzeyleri istatistiksel anlamlı olarak daha düşük tespit edilmiştir (p<0,001). Kontrol ve çalışma grupları arasında sırasıyla epizyotomi onarımı öncesi, epizyotomi onarımı esnası ve epizyotomi onarımı sonrası yaşam bulguları ölçümlerinde istatistiksel olarak anlamlı herhangi bir farklılık saptanmamıştır (p>0,05). Çalışma grubunda doğum sonrası konfor puanları (Ç: 4,20±0,36/ K 3,99±0,55) istatistiksel anlamlı olarak daha yüksek tespit edilmiştir (p=0,032). Sonuç: Sanal gerçeklik gözlüğüyle algılanan görüntüler ve dinletilen müzik sayesinde algılanan epizyotomi tamir sürenin daha kısa olduğu, bu görüntülerin ve dinletilen müziğin epizyotomi onarımı sırasında ve sonrasında oluşan ağrının yönetimine yardımcı olduğu ve kadınların doğum sonu konforunu arttırdığı sonuçlarına ulaşıldı. Anahtar kelimeler: Ağrı Yönetimi, Ebelik, Epizyotomi, Sanal Gerçeklik.
Serebral palsili çocuğu olan ebeveynlere uygulanan kolcaba konfor kuramı'na göre yapılandırılmış destekleyici yaklaşımın çocuğun konfor, yaşam kalitesi ve ebeveynin öz etkinliğine etkisi
Amaç: Bu çalışma serebral palsili çocukların ebeveynlerine Kolcaba Konfor Kuramı'na göre verilen yapılandırılmış destekleyici yaklaşımın çocuğun konfor, yaşam kalitesi ve ebeveynin öz etkinliğine etkisini değerlendirmek amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma randomize kontrollü deneysel, tek kör bir çalışmadır. Araştırma, 11 Ekim 2021 – 11 Kasım 2022 tarihleri arasında randomize kontrollü olarak rehabilitasyon merkezlerine eğitim-terapi almak amacıyla gelen, 8-16 yaş arası SP'li çocukların ebeveynleri ile yapıldı. Örneklem, çalışma grubu (n=35), ve kontrol grubu (n=38) olmak üzere 73 ebeveynden oluştu. Çalışma grubundaki ebeveynlere Serebral Palsili Çocuğu Olan Ebeveyn Eğitim-Destek Kitapçığı'nda yer alan eğitim başlıklarında tanımlanan gereksinimlere uygun olarak eğitim-destek verildi. Kontrol grubuna merkezlerin rutinlerinde yer alan uygulamalar yapıldı. Araştırma verileri Çocuk ve Ebeveyn Bilgi Formu, Gereksinimleri Belirleme Formu, Konfor Davranışları Kontrol Listesi (KDKL), Çocuklar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği Ebeveyn Formu (ÇİYKÖ) ve Öz Etkinlik Ölçeği ile toplandı. Çalışma grubundaki çocukların konfor ve yaşam kalitesi ile ebeveynlerin öz etkinliği eğitimden önce, eğitimin dördüncü haftası ve eğitimden iki ay sonra değerlendirildi. Kontrol grubunun verileri çalışma grubu ile aynı zamanda toplandı. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, Pearson ki-kare, Fisher kesin ki-kare, Student-t ve ANOVA testi kullanıldı. Bulgular: Çalışma grubundaki çocukların eğitimin dördüncü haftasındaki ve iki ay sonraki KDKL puan ortalamaları, kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde yüksekti (p<0,05). Çalışma ve kontrol grubundaki çocukların KDKL puan ortalamaları arasındaki fark; tekrarlı ölçümler için ANOVA testine göre, grup (F=12,727; p≤0,001), zaman (F=8,051; p<0,001) ve grup zaman etkileşimi (F=15,672; p<0,001) etkisi açısından istatistiksel olarak anlamlı bulundu. Çalışma grubundaki çocukların eğitimden iki ay sonra ÇİYKÖ puan ortalamaları kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde yüksekti (p<0,05). Çocukların ÇİYKÖ puan ortalamaları incelendiğinde, tekrarlı ölçümler için ANOVA testine göre, grup (F=3,079, p>0,001) ve zaman (F=1,525; p>0,001) etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı bulundu. Ancak grup zaman etkileşimi (F=10,48; p<0,001) ortak etkisi açısından anlamlı fark vardı. Çalışma grubundaki ebeveynlerin eğitimin dördüncü haftası ve iki ay sonraki öz etkinlik puan ortalamaları kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde yüksekti (p<0,05). Ebeveynlerin öz etkinlik puan ortalamaları arasındaki farkın; tekrarlı ölçümler için ANOVA testine göre, grup (F=10,608; p<0,05) ve grup zaman etkileşimi (F=0,496; p<0,001) etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulundu. Ancak zaman (F=0,496; p>0,001) etkisi açısından anlamlı fark bulunmadı. Sonuç: Serebral palsili çocuğu olan ebeveynlere Kolcaba Konfor Kuramı'na göre verilen yapılandırılmış destekleyici yaklaşımın çocukların konforunu, yaşam kalitesini ve ebeveynlerin öz etkinliğini arttırdığı görüldü. Kolcaba'nın Konfor Kuramı'na göre verilen yapılandırılmış destekleyici yaklaşımın özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde eğitim-terapi alan SP'li çocukların ebeveynlerine uygulanması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik bakımı, konfor, kuram, öz etkinlik, serebral palsi, yaşam kalitesi.
Doğum sonrası konforun annelerin güvenlik hislerine etkisi
Amaç: Bu araştırmanın amacı doğum sonrası konforun annelerin güvenlik hisleri üzerine yordayıcı bir faktör olarak incelenmesidir. Gereç ve Yöntem: Araştırma prospektif, analitik-kesitsel tipte gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini Nisan-Aralık 2021 tarihleri arasında Nazilli Devlet Hastanesi Doğum Servisi'nde yatan, vajinal yolla ve sezaryen ile doğum yapmış anneler oluşturmuştur. Örnekleme evrenden gelişigüzel örnekleme ile seçilen, araştırmanın dahil edilme kriterlerine uyan, 200 sezaryen, 200 vajinal yolla doğum yapmış toplam 400 anne dahil edilmiştir. Verilerin toplanmasında araştırmacılar tarafından annelerin sosyodemografik ve obstetrik özelliklerini sorgulamak amacıyla hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ile "Doğum Sonrası Konfor Ölçeği" (DSKÖ) ve "Annelerin Doğum Sonu Güvenlik Hisleri Ölçeği" (ADSGHÖ) kullanıldı. Veriler; tanımlayıcı istatistikler (sayı, yüzde) ile ifade edilmiş, iki ortalama arasındaki farkın önemlilik testi, korelasyon, çoklu regresyon ve ki kare analizleri ile test edilmiştir. Bulgular: Araştırmaya katılan annelerin; en çok %48,3'ünün ortaokul mezunu, %81,5'inin ilçe merkezinde yaşamakta, yaş ortalamaları 27,01 ± 5,19'dur. Annelerin %71,3'nün son gebeliğini istediği ve canlı doğum sayısı ortalamalarının 2,06 0,93 olduğu tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan annelerin DSKÖ puan ortalamaları incelendiğinde; konfor toplam puan ortalamasının 3,03±0,19, fiziksel konfor alt ölçeğinin 3,38±0,29, psikospiritüel konfor alt ölçeğinin 1,47±0,20, sosyokültürel konfor alt ölçeğinin ise 4,02±0,34 olduğu belirlenmiştir. ADSGHÖ toplam puan ortalaması 65,82±6,63, alt ölçeklerinden güçlendirici davranışlar puan ortalaması 22,28±3,18, genel iyilik puan ortalaması 17,55±2,15, aileye bağlılık puan ortalaması 15,28±1,78, emzirme puan ortalaması10,71±2,05 olarak hesaplanmıştır. Yapılan analizlerde DSKÖ toplam puanının ADSGHÖ toplam puanını %16,6 (R 2 =0,166) oranında 10 yordadığı, psikospiritüel ve sosyokültürel konfor alt ölçeklerinden alınan puanlar eklendiğinde bunun%31'e (R 2 =0,310) yükseldiği saptanmıştır. Sonuç: Annelerin doğum sonrası güvenlik hislerini konfor düzeyleri %16,6 oranında yordamaktadır. Buna psikospiritüel ve sosyokültürel konfor eklendiğinde yordama oranı %31'e yükselmektedir. Doğum sonrası anne ve yenidoğan sağlığının yükseltilmesinde yeterli konforun sağlanmasına yönelik ebelik bakımının sağlanması önemlidir. Anahtar Kelimeler: Doğum sonrası dönem, Ebelik, Güvenlik hisleri, Konfor.