Kromatografi-sıvı

56 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

P maddesi ve kalsitonin gen-ilişkili peptid'in çeşitli analitik yöntemlerle ölçülmesi

Bu çalışmada sıçan beyin, beyin sapı dokusunda P maddesi ve Kalsitonin gen-ilişkili peptid'in Sıvı Kromatografisi-Tandem Kütle Spektrometrisi ve Enzim Bağlı İmmunosorbent Analiz yöntemiyle analizi gerçekleştirilmiştir. C8 kolon (150x2.1 mm, 3.5 µm) ve %0.2 formik asit içeren su-asetonitril gradiyent hareketli faz sisteminde ayrılan P maddesi ve Kalsitonin gen-ilişkili peptid için kütle spektrometri optimizasyon parametreleri belirlenmiş, ardından yöntemin validasyonu gösterilmiştir. P maddesi ve Kalsitonin gen-ilişkili peptid için pozitif polaritede elde edilen kütle spektrumu ve sırasıyla m/z 674.3→[600+254.4] ve 952.2→1214.0 iyon geçişleri kullanılmıştır. Doğrusal aralık P maddesi için 5.85-438.52 ng/mL, Kalsitonin gen-ilişkili peptid için 0.21-155.28 ng/mL'dir. Yöntemin tayin sınırları P maddesi için 5.85 ng/mL, Kalsitonin gen-ilişkili peptid için 0.21 ng/mL'dir. Yöntemin doğruluğu P maddesi için %98'den büyük, Kalsitonin gen-ilişkili peptid için %87'den büyük geri kazanım ile, tekrar edilebilirliği ise gün içi ve günler arası P maddesi için %15'den küçük, Kalsitonin gen-ilişkili peptid için %11 bağıl standart sapma ile gösterilmiştir. Bu yöntem sıçan beyin ve beyin sapı dokularına uygulanmıştır. Yöntemin beyin dokusundaki doğruluğu P maddesi için %97'den büyük geri kazanım ile, kesinliği ise %7'den küçük bağıl standart sapma ile gösterilmiştir. Beyin sapı dokusundaki doğruluğu P maddesi için %98'den büyük, Kalsitonin gen-ilişkili peptid için %95'den büyük geri kazanım ile, kesinliği ise Substance P için %7'den küçük, Kalsitonin gen-ilişkili peptid için %13'den küçük bağıl standart sapma ile gösterilmiştir. Doku numunelerinin (n=6) analizine göre, beyin sapı dokusundaki P maddesi ve Kalsitonin gen-ilişkili peptid bazal endojen derişimler sırasıyla 415.10±124.80 ng/g, 132.07±196.77 ng/g olarak, beyin dokusundaki P maddesi derişimi ise 57.95±38.01 ng/g olarak hesaplanmıştır. Beyin dokusunda Kalsitonin gen-ilişkili peptid düzeyi yöntemin tayin sınırının altında kaldığı için hesaplanamamıştır. Enzim Bağlı İmmunosorbent Analiz yöntemiyle, P maddesi ve Kalsitonin gen-ilişkili peptid için kit prosedürleri kullanılarak beyin ve beyin sapı dokusundaki derişimleri incelenmiştir. P maddesi düzeyi beyin ve beyin sapında belirlenememiştir. Kalsitonin gen-ilişkili peptid düzeyi ise beyin sapında 2351.24±292.49 ng/g, beyinde 1567.96±55.47 ng/g olarak belirlenmiştir.

Enzime bağlı immünosorbent testiEnzime bağlı immünosorbent testiKalsitonin+7
Neva Alasağ
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Bazı gentiana türlerinin farmakognozi yönünden incelenmesi

Gentiana türleri halk arasında sindirimi kolaylaştırıcı, antidiyabetik, antiinflamatuvar, hepatoprotektif ve antihipertansif gibi pek çok tıbbi amaçla kullanılmaktadır. Gentiana asclepiadea L., G. brachyphylla Vill., G. cruciata L., G. gelida Bieb., G. olivieri Griseb., G. pyrenaica L., G. septemfida Pallas., G. verna L. subsp. pontica (Soltok.) Hayek, G. verna L. subsp. balcanica Pritchard ve ülkemiz için endemik olan G. boissieri Schott et Kotschy ex Boiss. türlerinden elde edilen ekstre ve fraksiyonların LC/MS-IT-TOF ile analizlerinde; sekoiridoitler; gentiopikrozit, sverozit, svertiamarin, loganin, svertianolin, norsvertianolin, 3'-asetil sverozit, flavon glikozitleri; östomoruzzit viteksin ve orientin bellidin, bellidifolin ve ksanton-C glikozitleri; mangiferin ve oleanolik asit tespit edilmiştir. Biyolojik aktivite sonuçlarına göre; G. boissieri, G. brachyphylla, G. cruciata metanol ekstreleri belirgin DNA hasarı koruyucu; G. cruciata, G. asclepiadea ve G. boissieri metanol ekstreleri yüksek metal şelatlayıcı; G. verna subsp. pontica metanol fraksiyonu yüksek ABTS•+ radikal katyon renksizleştirici; G. brachyphylla etil asetat ve metanol fraksiyonları yüksek DPPH• serbest radikal süpürücü antioksidan aktivite; G. pyrenaica, G. brachyphylla ve G. verna subsp. pontica metanol ekstreleri ile G. pyrenaica, G. brachyphylla metanol fraksiyonları çok yüksek MAO-A ve MAO-B inhibitör; G. olivieri metanol ekstresi çok yüksek BChE inhibitör ve orta düzeyde COX-2 inhibitör etki göstermiştir. Ayrıca Gentiana ekstrelerinin genotoksik etkiye sahip olmadığı görülmüştür. Tez kapsamında, G. boissieri, G. brachyphylla, G. gelida, G. pyrenaica, G. verna subsp. balcanica ve G. verna subsp. pontica türlerinin antioksidan, antiinflamatuvar, antikolinesteraz etkileri; G. asclepiadea, G. cruciata, G. boissieri, G. brachyphylla, G. gelida., G. olivieri ve G. septemfida türlerinin MAO-A, MAO-B inhibitör etkileri ve G. asclepiadea hariç diğer türlerin genotoksik etkileri ilk kez çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Gentiana sp., LC/MS-IT-TOF, antioksidan, MAO, BChE inhibitör.

AntioksidanlarBitki özütüButirilkolinesteraz+7
Hülya Tuba Kıyan
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2017
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

İki bin yirmi bir yılında Gaziantep adli toksikoloji laboratuvarı'na gönderilen narkotik olgularda yeni psikoaktif maddelerin analizi

Yeni Psikoaktif maddeler (NPS) Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi tarafından "saf halde veya preparat formunda suistimal edilen, Uyuşturucu İlaçlara ait Sözleşme (1961) veya Psikotrop Maddeler Sözleşmesi (1971) tarafından kontrol edilmeyen, fakat halk sağlığı açısından tehdit oluşturan maddeler" olarak tanımlamıştır. "Yeni" terimi maddenin yeni sentezlenmiş olması gerekliliğini değil, yıllar önce sentezlenmiş olsa da, maddenin piyasaya yakın zamanda sürülmüş olmasını ifade eder. NPS olarak sınıflandırılan çok sayıda madde olması, bu maddelerin uyuşturucu piyasasına giriş ve çıkışının hızlı olması, kullanıcıların maddelerin içeriği konusunda yanlış bilgi sahibi olması veya maddenin içeriği konusunda hiç bilgisinin olmaması, değişken ve sıklıkla bilinmeyen potense sahip olmaları gibi etkileri ve riskleri göz önüne alındığında büyük bir tehlike arz etmektedirler. Çalışmamızda uyuşturucu/uyarıcı madde tetkiki için savcılık veya mahkemelerce kolluk kuvvetleri aracılığıyla Gaziantep Üniversitesi Adli Toksikoloji laboratuvarımıza gönderilen 250 katılımcının idrar ve kan örneklerinden sıvı kromotografi ardışık kütle spektrometrisi (LC/MS/MS) cihazında yapılacak kantitatif analizle NPS olarak kabul edilen 5F-EMB PICA, MDMB-4-en PINACA, İsotonitazen, 3-Floroamfetamin, 2-Metilamfetamin, Flualprazolam maddelerinin 2021 yılında toplam 3 aylık süredeki kullanım sıklığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu analiz dışında kullanıcılara uyuşturucu kullanım alışkanlıklarıyla ilgili sorular içeren bir anket uygulanmıştır. Çalışmaya katılan gönüllülerin % 94'ünün erkek, yaş ortalamasının 28,2 ± 6,37, madde kullanımına başlama yaşlarının ortalamasının 19,51 ± 7,25, yıl bazında madde kullanım sürelerinin 6,34 ± 5,77 olduğu tespit edilmiştir. 250 gönüllünün % 18,4'ünde MDMB-4-en PINACA maddesi tespit edilmiş, çalışma kapsamındaki diğer NPS grubu maddelere rastlanmamıştır. Tüm idrar örneklerinin % 18, kan örneklerinin % 12,4'ünde MDMB-4-en PINACA tespit edilmiştir. Literatürde hakkında fazla bilgi bulunmayan MDMB-4-en PINACA maddesinin kısa bir zaman diliminde de olsa bölgemizdeki kullanım sıklığını belirlemesi açısından önemli olduğunu düşünmekteyiz. Bu maddenin, toksikolojik inceleme yapan laboratuvarların sistematiklerine eklenmesi gerektiğine inanmaktayız.

Adli toksikolojiGaziantepKromatografi-sıvı+5
Mustafa Uğur Şaştım
Gaziantep University
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Rosmarinus türlerinde bulunan bazı diterpenoid bileşiklerin plazmada sıvı kromatografik analizleri ve biyoyararlanımlarının incelenmesi

Bu çalışmada başta antikarsinojenik etki olmak üzere çok çeşitli tıbbi etkileri olduğuna dair bilimsel çalışmalar bulunan, başta Rosmarinus türleri olmak üzere Lamiaceae familyasından değişik türlerde de var olan karnosol ve karnosik asit adlı iki diterpenoid bileşiğin insan plazmasında miktar tayini yapılabilmesini sağlayan her iki bileşik için yeni birer yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) metodu geliştirilmiştir. Bu amaçla plazma numunelerinden sıvı sıvı ekstraksiyon tekniği ile ekstre edilen maddeler; karnosol için ters faz kromatografi, C18 (250 mm × 4,6 mm × 5 μm) kolon ve metanol-%2 o-fosforik asit karışımından oluşan bir mobil fazla gradient akış profili ve 1,2 mL/dk akış hızıyla, karnosik asit için ise C18 (150 mm × 4,6 mm × 5 μm) kolon ve metanol-%2 o-fosforik (90:10 (h/h)) asit karışımından oluşan bir mobil fazla izokratik akışta ve 1 mL/dk akış hızıyla ayrılmışlardır. Her iki bileşikte UV dedeksiyonda 230 nm de tayin edilmiştir. Geliştirilen yöntemler ICH kriterleri çerçevesinde seçicilik, doğruluk, kesinlik, gözlenebilme sınırı (LOD), tayin sınırı (LOQ), sağlamlık ve dayanıklılık bakımından valide edilmiştir. Karnosol ve karnosik asite ait yöntemlerin sırasıyla doğrusallık sınırları 1-20 ng/mL ve 0.25-8 ng/mL, kalibrasyon sonucu elde edilen doğru denklemlerinin korelasyon katsayıları 0.9942 ve 0.9906'dır. Karnosole ve karnosik aside ait yöntemlerin gün içi ve günler arası kesinliklerini gösteren % RSD değerleri sırasıyla en fazla 5,71 ve 5,13'dür. Ayrıca, her iki bileşik de retansiyon zamanlarında preparatif HPLC kullanılarak toplanmış ve tandem kütle spektrometrik dedektörlü HPLC ve IR yöntemleriyle yapıları aydınlatılmıştır. Geliştirilen yöntemler sağlıklı gönüllü üzerinde Rosmarinus officinalis L. ekstresinin oral yolla verilmesinin ardından her iki bileşiğin farmakokinetik parametlerinin (Cmaks, tmaks, t1/2 ve AUC0-t, AUC0-∞) hesaplanmasında kullanılmıştır.

DiterpenlerFarmakognoziFarmakokinetik+3
Burhan Ceylan
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Obsesif kompulsif bozukluğu olan hastaların kanlarında olası biyobelirteçlerin protein düzeyinde araştırılması

OKB'nin heterojenliği ve spesifik nörotransmitterler için tasarlanmış sınırlı farmakoterapi yaklaşımları nedeniyle tüm hastalar adına umut verici olamamaktadır. Dolayısıyla bu hastalığın altında yatan mekanizmaları daha iyi anlamak amacıyla Liquid chromatography-mass spectrometry (LC-MS/MS) yöntemiyle anlamlı farklılık gösteren proteinlerin OKB ile olası ilişkisinin araştırılması hedeflenmiştir. Çalışmaya DSM-5 kriterlerine göre Obsesif Kompulsif Bozukluk tanısı almış 14 hasta ve 10 sağlıklı kontrol dahil edilmiştir. Katılımcılara Yale-Brown Obsesyon Kompulsiyon Ölçeği, Obsesif İnanışlar Ölçeği (OİÖ-44), Üstbiliş Ölçeği-30 uygulanmıştır. Katılımcılardan bir kereliğine mahsus olmak üzere EDTA kaplı mor kapaklı kan tüplerine 10 cc peripheral kan alımı yapılmıştır. Alınan bu kanlar, plazma izolasyonu için Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı'ndaki moleküler biyoloji laboratuvarına iletildi. Kanlar, 3500 rpm hızda 10 dakika boyunca +4o koşullarında sentrifüjlenerek üst tabaka olan plazma içeren süpernatant temiz mikroeppendorf tüplere aktarıldı. İzole edilen tüm plazma örnekleri geniş çaplı protein analizi LC-MS/MS based proteomiks çalışmasına kadar -80o'de muhafaza edilmiştir. Tüm plazma örneklerinin toplanmasının ardından proteomiks çalışması için İstanbul Medipol Üniversitesi REMER Proteomiks Birimi'ne soğuk zincirde transfer edilmiştir. Bu çalışmada Bezmialem Vakıf Üniversitesi Bilimsel Araştırmalar ve Projeler (BAP) biriminin desteğinden yararlanılmıştır. Sonuçlar ise hem istatistiksel olarak anlamlılık hem de kat değişimi açısından aralarında farklılıklar değerlendirildiğinde ise Plastin-2 (LCP1), Kanca protein 1 (HOOK1), Apolipoprotein L1 (APOL1), Ig gamma-2 zincir C bölgesi (IGHG2), Apolipoprotein D (APOD), Seruloplasmin (CP) proteinleri anlamlı olarak kat değişimi göstermiştir (p ≤0,05, ≥1.4-kat değişimi).

BiyobelirteçlerKanKromatografi-sıvı+5
Serra Nimet Esencan
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

İki endemik sideritis türü üzerinde fitokimyasal ve biyoaktivite çalışmaları

Bu çalışmada ülkemiz için yüksek endemizm gösteren Sideritis cinsine ait iki tür olan Sideritis congesta P.H. Davis et Hub.-Mor. ve Sideritis stricta Boiss. & Heldr. apud Bentham için fitokimyasal ve biyoaktivite çalışmaları yürütülmüştür. İki bitkinin topraküstü kısımlarından maserasyon ile metanol (MeOH) ekstreleri ayrı ayrı hazırlanmış, ardından sıvı-sıvı geri-ekstraksiyon ile petrol eteri (PE), diklorometan (DCM), etilasetat (EtOAc) ve butanol (BuOH) ekstreleri elde edilmiştir. Seçilen ekstrelerde (MeOH, PE, DCM ve BuOH) sitotoksik aktivite WST-1 hücre proliferasyon testi ile MCF-7 ve MDA-MB-231 meme kanseri hücre hatları ile MCF-10A fibrokistik meme epitelyal hücre hattında test edilmiştir. Test edilen ekstreler içinde S. congesta için DCM ekstresi, S. stricta için DCM ve PE ekstreleri diğer ekstrelerden daha aktif olarak gözlenmiştir. S. stricta BuOH ekstresi, tüm ekstreler içinde en yüksek ekstraksiyon verimine sahip olduğu için ve S. congesta DCM ekstresi diğer ekstrelerden daha aktif bulunduğu için çeşitli kromatografik yöntemlerle saflaştırma işlemine tabi tutulmuştur. S. congesta DCM ekstresinden linearol, 7-epikandikandiol ve foliol; S. stricta BuOH ekstresinden ise 4'-O-metilhipolaetin-7-O-[6'''-O-asetil- β-D- allopiranozil -(1→2)- 6''-O-asetil]- β-D- glikopiranozit (F1), izoskutellerain-7-O-[6′′′-O-asetil-β-D-allopiranozil-(1→2)-6′′-O-asetil-β-D-glikopiranozit] (F2), 4′-O-metilizoskutellerain-7-O-[6′′′-O-asetil- β-D-allopiranozil -(1→2)-6′′-O-asetil- β-D- glikopiranozit] (F3), 3'-O-metilhipolaetin-7-O-[6'''-O-asetil- β-D- allopiranozil-(1→2)-6''-O-asetil- β-D- glikopiranozit] (F4), saflaştırılmıştır. Saflaştırılan maddelerin yapı tayini 1D ve 2D-NMR ile MS spektroskopik yöntemleri kullanılarak yapılmıştır. Sıvı-sıvı ekstraksiyonla elde edilmiş PE, DCM, EtOAc ve BuOH ekstrelerinde fenolik maddelerin tespiti ve miktar tayini LC-HRMS ile gerçekleştirilmiştir. Her iki bitkinin alt ekstrelerinin analizi en zengin fenolik madde içeriğinin EtOAc ve müteakiben BuOH ekstrelerinde olduğunu göstermiştir. S.congesta ekstrelerinde p-kumarik asit ve verbaskozit, S. stricta eksrelerinde ise verbaskozit ve klorojenik asit yüksek miktarda saptanmıştır. S. congesta DCM ekstresinden izole edilen linearol ve 7-epikandikandiol maddeleri için WST-1 testi gerçekleştirilmiş ve ekstrede linearolün yüksek miktarda bulunmasına rağmen aktivite göstermediği, dolayısıyla ekstrenin aktivitesinden sorumlu olmadığı, buna karşın 7-epikandikandiol 72 saat inkübasyon ile MCF-7, MDA-MB-231 ve MCF-10A hücre hatlarında orta-iyi derecede aktivite gösterdiği bulunmuştur (IC50 değerleri sırasıyla 12.39, 31.96 ve 11.90 µM bulunmuştur). Saflaştırılmış diterpenler (linearol, foliol ve 7-epikandikandiol) ile F2, F3 ve F4 flavonoid glikozitlerinde sitotoksik aktivite tayini resazurin testi ile CCRF-CEM ve çoklu ilaca dirençli CEM/ADR5000 lösemi hücre hatları kullanılarak da yapılmıştır. Flavonoid glikozitleri seçilen hücre hatları üzerinde aktif bulunmazken test edilen diterpenlerden en aktifi 7-epikandikandiol olarak saptanmıştır (IC50 değeri her iki hücre hattı için sırasıyla 16.83 ± 1.00 µM ve 31.52 ± 3.00 µM). Tez kapsamında Sideritis congesta, Zingiber officinale (zencefil), Tilia sp. (ıhlamur) ve Cinnamomum sp. (tarçın) bitkilerinin ekstreleri kullanılarak şurup formülasyonu hazırlanmış ve formülasyona giren bitkilerin geleneksel kullanımları doğrultusunda üst solunum yolları enfeksiyonu ile ilişkili semptomların azaltılmasında kullanılabileceği belirtilmiştir.

Bitki özütüDağ çayıEndemikler+6
Rümeysa Yücer
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yenilebilir deniz yosunları ulva rigida ve grateloupia turuturu türleri üzerine fitokimyasal araştırmalar

Yenilebilir deniz yosunları biyoaktif antioksidanlar, çözünür diyet lifleri, proteinler, mineraller, vitaminler, fitokimyasallar ve çoklu doymamış yağ asitleri bakımından oldukça zengindir. Deniz yosunları gıda veya ilaç endüstrilerinde başlıca jelleştirici ve yoğunlaştırıcı ajan olarak kullanılsa da, yapılan son araştırmalar tamamlayıcı tıp potansiyellerini ortaya çıkarmıştır. Ulva rigida Ulvophyceae sınıfının Ulvaceae familyasına ait, "Deniz marulu" olarak adlandırılan yeşil bir makroalgdir. Grateloupia turuturu ise, Florideophyceae sınıfının Halymeniaceae familyasına ait, Asya kökenli yaygın olarak "Şeytanın dili otu","Jinuari" (Korece) ve "Ratanho" (Portekizce) olarak adlandırılan kırmızı bir makroalgdir. Bu tez çalışmasında yenilebilir deniz yosunlarından Ulva rigida ve Grateloupia turuturu türlerinin kimyasal içeriği ve biyolojik aktiviteleri araştırıldı. İlgili alglerin hekzan, diklorometan-metanol (1:1), metanol ve su ekstreleri hazırlandı ve kimyasal içerikleri GC-MS ve LC-MS yöntemleriyle belirlendi. Ayrıca hazırlanan bütün ekstrelerin MCF-7 ve MDA-MB231 insan meme kanseri hücreleri ve CCD-1079-Sk insan fibroblast sağlıklı deri hücreleri üzerindeki sitotoksik etkileri, Staphylococcus aureus, Escherichia coli bakteri türleri ile Candida albicans mantar türü üzerindeki antimikrobiyal etkileri, asetilkolinesteraz (AChE) ve butirilkolinesteraz (BuChE) enzimleri üzerindeki enzim inhibisyon etkiler incelendi. Sitotoksisite deneylerinin sonuçlarına göre sağlıklı hücreler üzerinde toksisitesi en düşük olan ekstre G. turuturu'nun MeOH ekstresi (IC50: 140,5 µg/mL) olarak belirlenirken, MCF-7 ve MDA-MB-231 meme kanseri hücreleri üzerinde toksisitesi en yüksek olan ekstre G. turuturu'nun DCM:MeOH (1:1) ekstresi (IC50: 28,7 µg/mL) olarak belirlendi. Ekstrelerin ilgili bakteri ve mantar türleri üzerindeki antimikrobiyal etkinlikleri 125 µg/mL olarak tespit edildi. AChE enzimini en iyi inhibe eden ekstreler her iki alg türünde de hekzan ekstresi olarak belirlenirken ekstreler BuChE enzimine karşı inhibitör özellik göstermediler.

AntikolinezterazAntimikrobiyal ajanlarDeniz yosunları+7
Begüm Zengin
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2022
00
Pharmacy SpecialtyOpen AccessTR

Vitex agnus-castus L. bitkisinde bulunan agnusit bileşiğinin plazmada sıvı kromatografik analizi ve biyoyararlanımının incelenmesi

Bu çalışmada Vitex agnus-castus L. bitkisinde bulunan ve başta östrojenik etki olmak üzere çeşitli farmakolojik etkileri olduğuna dair bilimsel çalışmalar bulunan agnusit adlı bileşiğin farmasötik preparatlarda ve insan plazmasında miktar tayininin yapılabilmesini sağlayan yeni bir yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) metodu geliştirilmiştir. Bu amaçla plazma numunelerinden sıvı-sıvı ekstraksiyon tekniği ile ekstre edilen madde; C18 (150 mm × 4,6 mm × 5 μm) kolon ve metanol:su (% 0,1 formik asit) (35:65, h/h) karışımından oluşan bir mobil fazla izokratik akışta ve 0,6 mL/dk akış hızıyla ayrılmıştır. Analit UV dedeksiyonla 258 nm'de tespit edilmiştir ve alıkonma zamanı 9,7 ± 0,01 dakikadır. Geliştirilen yöntem seçicilik, doğrusallık, doğruluk, tekrarlanabilirlik, gözlenebilme sınırı (LOD), tayin sınırı (LOQ), sağlamlık ve dayanıklılık açısından ICH kriterlerine göre valide edilmiştir. Yöntemin doğrusallık sınırları 5-125 µg/mL, kalibrasyon sonucu elde edilen doğru denkleminin korelasyon katsayısı 0,9915'tir. Yöntemin gün içi ve günler arası kesinliğini gösteren % RSD değerlerinden en yükseği 6,35'tir. Geliştirilen yöntemin klinik uygulanabilirliğini test etmek amacıyla, sağlıklı gönüllüye hayıt ekstresi içeren Castonex® kapsül oral yolla tek doz verilmiş, ardından yöntem bileşiğin farmakokinetik parametrelerinin (Cmaks, tmaks, t1/2 ve AUC0-t, AUC0-∞) hesaplanmasında kullanılmıştır. Plazmada agnusit analizinin yanısıra, bileşiğin preparattaki miktarı sulu standart çözeltilere ait doğru denklemi ile hesaplanmış ve sonuçlar kıyas yöntemi ile elde edilenlerle % 95 olasılık düzeyinde kıyaslanmıştır.

AgnusitBiyoyararlanımFarmakokinetik+3
Derya Egeli
Bezmialem Vakıf University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Etanol metaboliti etil glukuronitin saçta belirlenmesi

Alkol ülkemizde kullanımı gittikçe yaygınlaşan maddelerden biridir. Alkolün; trafik kazaları, yaralama-yaralanma, doğal ölümler ve diğer adli olgularda kolaylaştırıcı bir faktör olduğu bilinen bir gerçektir. Alkolizm olarak adlandırılan alkol bağımlılığı, en sık karşılaşılan bağımlılık türlerinden biridir. Alkol bağımlılığının olumsuz etkileri kişi ve toplumlar üzerinde ekonomik ve sosyal problemler oluşturmaktadır. Alkol alındıktan uzun bir süre sonra kullanımının belirlenmesi klinik ve adli uygulamalarda önem kazanmaktadır. Son zamanlarda kan ve idrar gibi biyolojik örneklerin yanı sıra saç toksikolojik analizlerde rutin olarak kullanılmaktadır. Saçın kolay elde edilmesi, invaziv bir yöntem olmaması, saklama ve nakil kolaylığı ve kişinin madde kullanımı ile ilgili geriye dönük bilgi vermesi kıl analizlerine avantaj sağlamaktadır.Bu çalışmada saç örneklerinde EtG'in belirlenebilmesi için sıvı kromatografi - tandem kütle spektrometresi cihazı kullanılarak yeni bir metot geliştirilmiştir. Ayrıca polar maddelerin analizi için HILIC (Hydrophilic Interaction Liquid Chromatography) kolon kullanılmış ve böylece saç örneklerinin hepsinde EtG yüksek duyarlılıkla belirlenmiştir. Belirleme ve miktarlandırma limit değerleri sırasıyla 0.05 pg/mg ve 0.18 pg/mg olarak bulunmuştur.Elde edilen sonuç ile saçta belirlenen EtG konsantrasyonunun kişilerin günlük alkol tüketimi hakkında bilgi verebileceği gösterilmiştir.

AlkolizmEtanolGlükuronatlar+2
Fadile Yaldız
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı'nda alkol analizi yapılan örneklerde etanol biyobelirteçlerinden etil glukuronit (ETG) ve etil sülfat (WTS)' ın belirlenmesi

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalında Alkol Analizi Yapılan Örneklerde Etanol Biyobelirteçlerinden Etil Glukuronit (EtG) ve Etil Sülfat (EtS) 'ın Belirlenmesi Dünya genelinde alkol kullanım bozukluğu sosyolojik, psikolojik, medikal ve adli soruna neden olarak bir çok insanın hayatını dolaylı veya doğrudan etkilemektedir. Adli Bilimlerde alkol alımının tespiti önemli bir konudur. Trafik kazaları başta olmak üzere, cinsel saldırı suçu, intihar ve cinayet gibi adli olaylarda alkol alımının gösterilmesi büyük önem taşımaktadır. Ancak alkol alındıktan kısa bir süre sonra kan ve diğer vücut sıvılarındaki miktarı tespit edilemeyecek düzeye inmektedir, bu durum Adli Bilimlerde birçok olayın çözülmesini zorlaştırmaktadır. Tüm bu nedenlerden dolayı etanol alımının tespit edilmesinde sadece vücut sıvılarında etanol tespit etmek yerine, etanol metabolitlerini de analiz etmek gerekmektedir. Kronik ve yoğun etil alkol alımının gösterilmesinde indirekt metabolitlerin ((alanine aminotransferase (ALT), aspartate aminotransferase (AST), γ-glutamyl transferase (GGT), Mean corpuscular volume (MCV), carbohydrate-deficient transferrin (CDT)) tespit edilmesi esasına dayanan yöntemin bazı kısıtlılıkları vardır aynı zamanda yöntem yeterince duyarlı ve özgül değildir. Etil alkol minör metabolitlerinden Etil Glukuronit ( EtG) ve Etil Sülfat (EtS) ise duyarlılıkları ve özgüllükleri yüksek olduğundan son yıllarda alkol alımının tespitinde kullanılması yaygınlaşmıştır Bazı riskli meslek gruplarında iş kazalarının önlenmesi amacıyla, akut ve kronik alkol alımının gösterilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu durumda da etanol minör metabolitlerini tespit etmek önem kazanmaktadır. Bu çalışmada Ç.Ü Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı'na alkol analizi için gönderilen kan örneklerinde sıvı kromatografisi tandem kütle spekrometresi (LC-MS-MS) yöntemi ile EtG ve EtS miktarları kantitatif olarak hesaplanarak, kan alkol konsantrasyonları ile karşılaştırılmıştır Anahtar kelimeler: Etanol, Etil Glukuronit, Etil Sülfat, Kan, LC-MS/MS

Adli tıpAlkollerBiyobelirteçler+5
Hüseyin Dengiz
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Investigation of aflatoxin M1 presence in goat cheeses retaield at open bazaar

The aim of this study was to detect the presence of Aflatoxin M1 (AFM1) in goat cheeses produced without used starter culture and retaield in open bazaar by ELISA and Liquid Chromatography-Mass Spectrophotometer (LC-MS) techniques. The mean contamination rate was between 5,68 – 18,57 ng/kg (ppt) in 20 from 82 (24,40%) goat cheese samples analyzed by ELISA. Then, 10 cheese samples randomly chosen from 20 samples contaminated with AFM1 and analyzed by LC-MS. None of the cheese samples contained AFM1 levels above the Turkish legal limit (250 ng/kg) according to ELISA results. According to the data, 10 randomly selected cheese samples contaminated with AFM1 were not over the detectable levels (≥200 ng/kg) analyzed by LC-MS. Consequently, the AFM1 contamination levels determined in this study in goat cheese were not considered to pose a serious public health hazard.

Aflatoxin M1Enzyme-linked immunosorbent assayPublic health+6
Mehmet Akyol
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Zeytin, zeytinyağı ve zeytin yaprağında bulunan bazı fenolik bileşiklerin tayinleri için elektrokimyasal ve kromatografik yöntemlerin geliştirilmesi

Bu çalışmada, zeytin, zeytinyağı ve zeytin yaprağında bulunan bazı fenolik bileşiklerin tayinleri için elektrokimyasal ve kromatografik yöntemlerin geliştirilmesi amaçlanmaktadır. Dünya genelinde doğal antioksidanlara (gıdaların biyoaktif bileşenleri gibi) karşı giderek artan bir ilgi oluşmaktadır. Zeytin (Olea europaea L.) meyvesi, yağı ve yaprağı ile birlikte antioksidan kaynağı olan fenolik bileşikler bakımından oldukça zengindir. Diğer taraftan, zeytin ağacı ülkemizin bulunduğu coğrafi konum ve sahip olduğu iklim özellikleri sayesinde ülkemizde bolca yetişmektedir. Bu nedenle mükemmel derecede antioksidan kaynakları olan ve ülkemiz açısından önemli ticari değere sahip sofralık zeytin, zeytinyağı ve zeytin yapraklarında söz konusu fenolik bileşiklerin nicel tayinleri için analitik yöntemlerin geliştirilmesi önem arz etmektedir. Güçlü bir antioksidan olan oleuropein yalnızca oleaceae familyasına ait bitkilerde bulunur. Çalışmada öncelikle, oleuropein tayini için çok duvarlı karbon nanotüp ile modifiye edilmiş camımsı karbon elektrot kullanılarak gerçekleştirilen bir elektrokimyasal yöntem önerilmiştir. Yalın camımsı karbon elektrot ile karşılaştırıldığında, oleuropein yükseltgenme pik akımı, modifiye elektrot üzerinde yaklaşık 340 kez artmıştır. Önerilen teknik valide edilmiş ve valide yöntem bir zeytin yaprağı ekstraktında oleuropeinin tayini için başarıyla uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlar, LC-ESI-MS/MS yöntemi ile elde edilen veriler ile uyum içerisindedir. Çalışmada daha sonra, 31 fenolik bileşiğin analizleri için LC-ESI-MS/MS kullanılarak gerçekleştirilen basit bir yöntem valide edilmiştir. Valide yöntemin analitik özellikleri, söz konusu yöntemin zeytin yaprağı örneklerinde bulunan fenolik bileşiklerin rutin analizlerinde oldukça kullanışlı olduğunu açıkça göstermektedir.

Adsorptif sıyırma voltametrisiBitki fenolikleriKromatografi-sıvı
Mustafa Cittan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Flukonazolun farmasötik katı formlarında 1h-nmr spektroskopisi yöntemi ile miktar tayini ve diğer yöntemlerle karşılaştırılması

Türkiye'de flukonazol etken maddesini içeren ve başta Candida Albicans enfeksiyonları olmak üzere mantar enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılan ilaçlarda flukonazol miktarlarının tayini için farklı analiz yöntemleri uygulanmıştır.Bu çalışmada, flukonazolun miktar tayini için 1H-NMR, HPLC ve UV yöntemleri olmak üzere üç yöntem kullanılmış ve bu yöntemler laboratuvardaki standart flukonazol numunelerine ve flukonazolun beş ayrı ticari formuna uygulanmıştır.Üç ayrı yöntemin sonuçları istatistiksel olarak değerlendirilmiş ve kendi aralarında çabukluk, kolay uygulanabilirlik ve ekonomik yönden üstünlük kriterlerine göre karşılaştırılmıştır.

Candida albicansFlukonazolKromatografi-sıvı+4
Tuğba Dinç
Gazi University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Meningiom ve glioma olgularında D vitamini düzeylerinin araştırılması

D vitamini kalsiyum metabolizmasında ve kemik gelişiminde görevli olan bir hormondur. Son zamanlarda yapılan çalışmalarda D vitamininin proliferasyon, farklılaşma ve hayatta kalma gibi farklı birçok hücre fonksiyonunda rol oynadığı bulunmuştur. Bunun sonucunda, birçok kanser tipinde anti-kanser ajanı olarak çalıştığı düşünülmektedir. Bu nedenle sunulan çalışmada, santral sinir sisteminin en sık görülen tümörleri olan ve yaklaşık %70'lik bir bölümünü oluşturan meningiom ve glioma ile serumda sirküle eden 25(OH)D3 miktarlarının ilişkisi incelenmiştir. Çalışmada, 83 meningiom, 105 glioma ve 193 kontrol bireyinden alınan serum örneklerinde LC-MS/MS (sıvı kromatografisi sıralı kütle spektrometresi) yöntemiyle 25(OH)D3 miktarları belirlenmiştir. Meningiom, glioma ve kontrol grubu örneklerinin D vitamini konsantrasyonlarının ortalama-medyan değerleri sırasıyla 13-11 ng/ml, 15-12 ng/ml ve 18-15 ng/ml olarak bulunmuştur. Tümör tipi, derecesi ve cinsiyete göre oluşturulan 26 alt gruba tek yönlü, non-parametrik ANOVA testi olan Kruskal-Wallis testi uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, hem hasta hem de kontrol popülasyonunda orta düzeyde D vitamini eksikliği saptanmıştır. Tüm çalışma kohortunda erkeklerde kadınlara göre çok daha yüksek oranda 25(OH)D3 saptanmıştır. Bu durum, her iki hasta popülasyonu için cinsiyet faktörünü ortadan kaldırmak için farklı kontrol grupları kullanılması gerektiğini göstermiştir. Araştırmada meningiom, meningiom kontrol, glioma ve glioma kontrol serum örneklerinde 25(OH)D3 konsantrasyonları sırasıyla 11, 15, 12 ve 17 ng/ml olarak bulunmuştur. Buna göre, meningiom grubu, kontrol grubuna göre %26, glioma ise %30 daha az bulunmuştur. Bu farklılık istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Meningiom ve glioma grupları arasındaki farkın ise anlamlı olmadığı saptanmıştır. Sonuç olarak, yapılan çalışmalarda D vitamininin etki ettiği yolaklarda rol alan birçok molekülün aynı zamanda meningiom ve glioma oluşumuna da etki ettiği ve bu çalışmada tümör gruplarında kontrol gruplarına kıyasla daha düşük seviyelerde 25(OH)D3 bulunduğu göz önüne alınırsa, daha büyük kohortlarla validasyonu sağlandığı takdirde, bu hasta gruplarında D vitamini yönünden koruyucu önlem alınması yoluna gidilebilir.

Antineoplastik ajanlarGliomaKromatografi-sıvı+6
Zeynep Zülfiye Yıldırım
Acıbadem University · Institute of Health Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Lansoprazol etken maddesine ait safsızlıkların ultra performanslı sıvı kromatografisi tekniği ile tayini ve tayin yönteminin analitik validasyonu

Lansoprazol etken maddesine ait safsızlıkların ultra performanslı sıvıkromatografisi tekniği ile tayini ve tayin yönteminin analitikvalidasyonuBu çalışmada lansoprazol etken maddesinin safsızlıkları için?Avrupa Farmakopesi? 7. baskı referans alınmıştır. Gerekli optimizasyonlaryapılarak belirtilen safsızlıklar için UPLC cihazı kullanılarak bir safsızlıkyöntemi geliştirilmiş ve valide edilmiştir.Hareketli faz olarak 0.010M NaH2PO4 çözeltisi ve Asetonitrilile bir gradient akış sistemi oluşturulmuştur. Waters H-CLASS UPLC cihazıkullanılarak, sabit faz olarak Acquity UPLC BEH C18 1.7 ?m, 2.1 × 100mm kolon seçilmiştir. Software yardımı ile UV dedektörün dalga boyu 285nm olarak ayarlanmıştır. Kolon sıcaklığı 25°C, otomatik örnekleyicisıcaklığı ise 10°C'dir. Her çözelti için enjeksiyon hacmi 3.0 ?L'dir. Çözücüolarak 1 hacim trietilamin ile 60 hacim saf su karıştırılmış, pH değeri%85'lik fosforik asit ile 10.5 ± 0.05'e ayarlanmıştır. Daha sonra bu çözelti40 hacim asetonitril ile karıştırılmıştır.Lansoprazol, safsızlık A, safsızlık B, safsızlık C, safsızlık D,safsızlık E ve safsızlık F pikleri için alıkonma zamanları sırasıyla 3.655,2.915, 3.963, 4.537, 1.462, 1.582 ve 3.165 dak.'dır.Tayin alt limiti safsızlık A için 0.000042 mg/mL, safsızlık Biçin 0.000064 mg/mL, safsızlık C için 0.000066 mg/mL, safsızlık D için0.000073 mg/mL, safsızlık E için 0.000029 mg/mL, safsızlık F için0.000043 mg/mL'dir. Elde edilen validasyon sonuçlarına dayanarak, lansoprazoletken maddesinin safsızlıkları için, UPLC cihazı kullanılarak, hızlı, seçici,doğru, tekrarlanabilir ve duyarlı bir tayin yöntemi oluşturulmuştur.Anahtar Kelimeler: Lansoprazol, safsızlık, ultra performanslı sıvıkromatografisi, validasyon

Antiülser ajanlarGastrik asitKromatografi-sıvı+2
Mehmet Çalıkoğlu
Gazi University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Meme kanseri hücrelerinde seramidaz inhibisyonu ve hücre içi seramid seviyelerinin belirlenmesi

Hücrelerin kontrolsüz bir şekilde büyümesiyle doku ve organlarda kanser oluşmaktadır. Normalde hücreler belirli bir düzende çoğalır, büyür ve ölür. Ancak kanser, bu düzeni bozar ve hücreler kontrolsüz bir şekilde çoğalmaya devam eder. Kanser hücreleri diğer dokulara yayılma yeteneğine sahiptir. Dünya genelinde ve ülkemizde kadınlar arasında en yaygın görülen kanser türlerinden biri, meme kanseridir. Meme kanseriyle mücadelede kullanılan kemoterapi, radyoterapi, cerrahi ve hormonal tedaviler önemli adımlar olsa da, mevcut tedaviler yeterli değildir ve daha etkili yeni tedavi yöntemleri ve ajanlarının geliştirilmesi gerekmektedir. Son yıllarda, sfingolipid metabolizması ile kanser arasındaki ilişki önemli bir odak noktası haline gelmiştir. Özellikle hücresel sinyal iletim ağında kontrol mekanizmalarını düzenleme kapasiteleri nedeniyle sfingolipidler, kanser ve diğer birçok hastalığın tedavisi için terapötik stratejiler geliştirmek adına potansiyele sahip moleküllerdir. Sfingolipid metabolizmasında seramid ve sfingozin-1-fosfat, birbirine dönüşebilen moleküllerdir. Hücre içindeki seramid miktarının artması, hücreyi apoptoza (programlanmış hücre ölümü) yönlendirken, sfingozin-1- fosfat seviyelerinin yüksek olması, hücrenin sağkalımını teşvik etme eğilimindedir. Bu bilgiler ışığında, seramid molekülünün metabolizmasında önemli role sahip seramidaz enziminin, seranib-2 inhibitörü ile baskılanması ve LC-MS/MS metodu kullanılarak hücre içi seramid seviyelerinin ölçülmesi, sfingolipid metabolizması üzerine odaklanan araştırmalar için daha güvenilir bilgiler sunabilir ve yeni terapötik ajanların geliştirilmesine yönelik önemli bir katkı sunabilir.

Hücre canlılığıHücre dizisiKanser hastaları+6
Nazlıcan Bozkurt
Eskişehir Technical Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır ve Batman' da toplanan teucrium multicaule bitkisinin kimyasal ve biyolojik aktivite yönünden incelenmesi

Amaç: Diyarbakır ve Batman'dan toplanan T. multicaule bitkilerinin kök ve toprak üstü kısımlarının etanol ekstrelerinin toplam fenolik ve toplam flavonoid miktar, antioksidan ve antikolinesteraz aktiviteleri araştırıldı. Bitkilerin kimyasal içeriklerinin sıvı ve gaz kramotografisiyle belirlenmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: T. multicaule bitkilerinin etanol ekstrelerinin toplam fenolik ve flavonoid miktarları, 1,1-Difenil-2-pikrilhidrazil (DPPH) serbest ve 2,2'-Azino-bis (3-etilbenzotrazolin-6-sülfonat) (ABTS) katyon radikali giderimi, metal kelat ve Bakır (II) iyonu indirgeme antioksidan kapasitesi (CUPRAC) yöntemleri ile antioksidan ve Ellman metoduyla antikolinesteraz aktiviteleri belirlendi. Fenolik ve uçucu yağ içerikleri sırasıyla sıvı kromatografi-yüksek rezolüsyonlu kütle spektrometresi (LC-HRMS) ile gaz kromatografisi-kütle spektrometresi (GC-MS) cihazları ile analizi edildi. Bulgular: En yüksek toplam fenolik ve flavonoid miktarının Diyarbakır'dan toplanan T. multicaule bitkisinin kök (TMDK) ekstresinde olduğu, DPPH serbest ve ABTS katyon radikal giderim aktiviteleri en yüksek olarak bulundu. CUPRAC yöntemine göre en yüksek aktiviteyi Batman' da toplanan T. multicaule kök (TMBK) ekstresi gösterdi. Metal kelat aktiviteleri saptanmadı. Ekstrelerin asetilkolinesteraz (AChE) enzim inhibisyonu aktivitesinin olmadığı, bunun aksine bütün ekstrelerin orta-zayıf derecede butirilkolinesteraz (BChE) enzimini inhibe ettiği tespit edildi. GC-MS analiz sonucuna göre Diyarbakır'dan toplanan T. multicaule bitkisinin major bileşenleri germakren D, β-karyofilen ve 1-okten-3-ol iken, Batman'dan toplanan T. multicaule bitkisinin ise germakren D, β-karyofilen ve bisiklogermakren olduğu tespit edildi. Bitkilerin LC-HRMS analizde en çok bulunan bileşiklerin verbaskozit, (-)-epigallokateşingallat, hederagenin ve hiperozit olduğu belirlendi. Sonuç: Diyarbakır'da toplanan T. multicaule kök ekstresinin yüksek antioksidan potansiyelinin fenolik ve flavonoid içeriğinin yüksek olmasından kaynaklandığı söylenebilir. T. multicaule bitkisinin LC-HRMS ve GC-MS cihazları ile kimyasal içerikleri, antioksidan ve antikolinesteraz aktiviteleri ilk kez çalışıldı.

Alzheimer hastalığıAntioksidan kapasiteAntioksidanlar+5
Irmak Tanaman
Dicle University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Isolation of Secondary metabolites fromsalvia pseudeuphratica, determination of antioxidant and antialzheimer activities and investigation of chemical contents by lC-MS /MS and GC-MS

Aim:Turkey due to take place in the middle of different climates, and is rich in plant species and variety diversity. It is one of the leading countries in the exportation of tea plants and spices worldwide and it is interesting to note that Lamiaceae (Labiatae) family is the first place among the traded species. In addition, Lamiaceae plants, which have an important place in alternative medicine, are an important family for our country. High biological and pharmacological activities of species belonging to this family have been known for years. Therefore, it is aimed to determine the chemical contents and activities of Salvia pseudeuphratica species which will be examined for the first time. Material and Method: In this study, chloroform and ethanol extracts of Salvia pseudeuphratica were prepared and the antioxidant, anticholinesterase, antityrosinase and antiurease enzyme activities were investigated in the light of the chemical profile of the extracts, the secondary metabolites were purified by the use of preparative HPLC and other classical chromatographic methods and the structures were analyzed by spectroscopic methods.After determining the antioxidant activity of the isolated compoundsand anticholinesterase enzyme activities were also determined. In addition, prepared ethanol extracts of leaves, branches, flowers, roots and whole parts of the plant were analysed for quantifying some compounds by LC-MS/MS and petroleum ether extract of the plant were prepared and fatty acid profile of the plant was determined by using GC-MS/MS. Results:As a result, 21 different compounds were obtained from active ethanol extracts prepared from root and aerial parts of Salvia pseudeuphratica. Conclusion:Thus, the chemical contents and the above-mentioned activities of the Salvia pseudeuphratica species examined for the first time the results are brought to the scientific world. Key words:Salvia pseudeuphratica, isolation, antioxidant, enzyme activity, LC-MS / MS, GC-MS / MS. This study was supported by TUBITAK(Project No: 114Z801).

AntioxidantsEnzymesChromatography-liquid+2
Evin Aygün Tuncay
Dicle University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kekik olarak kullanılan Thymus fallax ve thymus kotschyanus var. kotschyanus bitkilerinin kimyasal i̇çerikleri, antimikrobiyal, antioksidan ve antialzheimer aktivitelerinin belirlenmesi

Amaç: Thymus cinsi genel olarak yemeklere tat ve koku verici amaçla kullanılır ve tıbbi ve ekonomik önemi olan bitkiler sınıfındandır. Birçok biyolojik ve farmakolojik aktivitesi bilinen Thymus cinsine ait T. fallax ve T. kotschyanus var. kotschyanus bitkilerinin LC-MS/MS ve GC-MS cihazları ile kimyasal içeriklerinin belirlenmesi; antioksidan, antikolinesteraz ve antimikrobiyal aktivitelerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: : T. fallax ve T. kotschyanus var. kotschyanus bitkilerinin kök ve toprak üstü etanol ekstrelerinin LC-MS/MS ile fenolik, GC-MS ile uçucu yağlarının içerikleri belirlendi. Tüm ekstrelerin toplam fenolik ve flavonoit içerikleri sırasıyla pirokatekol ve kersetine eşdeğer olarak belirlendi. Antioksidan aktiviteleri (β-karoten renk giderimi, DPPH serbest, ABTS katyon radikali giderimi ve Cuprac yöntemleri), antikolinesteraz aktiviteleri (asetil- ve bütiril-kolineteraz yöntemleri) ve ile antimikrobiyal aktiviteleri (minimum inhibisyon konsatrasyonu) belirlendi. Bulgular: T. fallax kök ekstresi en yüksek toplam fenolik içeriğe, T. kotschyanus var. kotschyanus toprak üstü ekstresi en yüksek toplam flavonoit içeriğe sahip olduğu belirlendi. DPPH serbest radikal giderim yönteminde T. fallax toprak üstü ekstresi, ABTS katyon radikal giderim yönteminde kök ekstresinin yüksek aktivite gösterdiği belirlendi. Thymus kotschyanus var. kotschyanus toprak üstü ve kök kısımlarının antimikrobiyal aktivite sonuçlarına göre Candida tropikalis' karşı iyi aktivite gösterdiği belirlendi. GC/MS analizine göre T. kotschyanus var. kotschyanus bitkisinin major bileşenleri karvakrol (%48,5) ve timol (%22,5) iken T. fallax bitkisinin ise bisiklogermakren (%21,5) ve germakren D (%16,5) olduğu tespit edildi. LC-MS/MS analizine göre; T. fallax toprak üstü ve kök, T. kotschyanus var. kotschyanus toprak üstü ekstrelerinde kinik asit, rozmarinik asit ve nikotiflorin, T. kotschyanus var. kotschyanus kök ekstresinde fumarik asit, kinik asit ve kafeik asit ve major bileşenler olarak tespit edildi. Sonuç: T. fallax'ın yüksek fenolik içeriğinden kaynaklı yüksek antioksidan potansiyele sahip olduğu söylenebilir. Bitkilerin antikolinesteraz aktivitesi ve LC-MS/MS ile kimyasal içeriği ilk kez bu tezde çalışıldı. Böylece kimyasal içerikleri ve yukarıda belirtilen aktiviteleri belirtilen bitki türlerinden elde edilen sonuçlar bilim dünyasına kazandırılmıştır.

Alzheimer hastalığıAntienfektif ajanlarAntioksidanlar+4
Eyyüp Tuncay
Dicle University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ülkemizin doğu bölgesinde halk arasında kullanılan bazı yabani kekik türlerinin kimyasal ve biyolojik yönden incelenmesi

Amaç: Labiatae familyasında yer almakta olan Laphanthus, Origanum, Salvia, Satureja, Thymus ve Ziziphora cinsleri Türkiye`de bir kısmı endemik olmak üzere oldukça zengin türler ile temsil edilmektedir. Türkiye'de halk arasında kekik ve çay olarak anılan bu bitkiler yıllardan bu yana ticari amaçla kullanılmaktadır. Ancak son yıllarda yapılan çalışmalar sonucunda tıbbi bitkiler olarak tedavi amaçlı da kullanılmaya başlanmıştır. Bu çerçevede bölgemizde yetişen L. turcicus, O. acutitens, O. munzurensis, O. onites, O. vulgare subsp. gracile, O. vulgare subsp. vulgare, S. absconditiflora, S. euphratica, S. avromanica, S. boissieri, S. hortensis, S. macrantha, T. cilicicus, Z. capitata ve Z. clinopodioides türlerinin kimyasal ve biyolojik yönden detaylı bir şekilde incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada halk arasında daha çok kekik ve çay olarak kullanılan 15 türün uçucu yağ ve etanol ekstreleri hazırlanarak antioksidan, antikolinesteraz, antitirozinaz ve antiüreaz enzim aktiviteleri araştırılmış ve ekstrelerin kimyasal profili GC-MS ve LC-MS/MS ile belirlenmiştir. Ayrıca hazırlanan ekstrelerin toksik ve sitotoksik etkileri MTT yöntemi ile belirlenmiştir. Bulgular: Farklı bölgelerden toplanan 15 tane bitki örneğinin uçucu yağ içeriği GC-MS/FID cihazı ile tespit edilmiştir. Çalışılan 15 örneğin uçucu yağının bileşimi %80,33 ile %97,54 arasında aydınlatılmıştır. LC-MS/MS sonuçlarına baktığımızda ise bazı türlerin özellikle rozmarinik asit bakımından oldukça zengin olduğu görülmektedir. Çalışılan türlerin genel olarak toprak üstü ekstrelerinin total fenolik ve flavonoit içerik bakımından toprak altı ekstrelerin daha zengin olduğu belirlenmiştir. Genel olarak çalışılan tüm örneklerin orta-yüksek derecede antioksidan potansiyele sahip olduğu belirlenmiştir. Sonuçlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde standart galantamin düzeyinde asetil ve butiril-kolinesteraz enzim inhibe edici aktivite gösteren örnekler bulunduğu gibi genel olarak orta düzeyde antikolinesteraz gösterdikleri tespit edilmiştir. Türlerin antiüreaz ve antitirozinaz enzim aktivitelerinin ise düşük olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Böylece halk arasında kekik ve çay olarak kullanılan 15 türün kimyasal içerikleri ve biyolojik aktiviteleri incelenerek sonuçlar bilim dünyasına kazandırılmıştır.

Analitik kimyaAntioksidanlarEnzim aktivasyonu+6
Mehmet Veysi Çağlayan
Dicle University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kromatografik tekniklerle tabletlerde flurbiprofen analizi ve bozunma kinetiğinin incelenmesi

Çalışmada, Non-steroid Anti-İnflammatuvar ilaçlar grubunun bir üyesi olan flurbiprofenin ticari tabletlerde analizi yapılmıştır. Analizler için yüksek performanslı sıvı kromatografisi, kapiler elektroforez ve yüksek performanslı ince tabaka kromatografisi kullanılmıştır. Kullanılan kromatografik tekniklerde flurbiprofen analizi için uygun hareketli fazlar belirlenmiştir.Flurbiprofenin farklı stres şartları altında bozunma davranışlarını incelemek için ICH (International Conference of Harmonization) tarafından belirlenen kriterler kullanılmıştır. Bozunmanın en fazla olduğu ortamda farklı süre ve sıcaklıklarda çalışılarak flurbiprofenin bozunma kinetiği incelenmiştir. Bozunma kinetiğinin incelenmesinde analizler yüksek performanslı ince tabaka kromatografisi cihazı kullanılarak yapılmıştır. Kinetik sonuçlardan elde edilen veriler kullanılarak oda sıcaklığında flurbiprofenin bozunmasıyla ilgili termodinamik sabitler hesaplanmıştır.

Kantitatif analizKapiler elektroforezKromatografi-ince tabaka+3
Ersin Kılınç
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Tam kanda siklosporin A düzeyi ölçümünde sıvı kromatografi sıralı kütle spektrometre yönteminin, antikor bağlı manyetik immunassay yöntemle karşılaştırılması

Siklosporin A (CsA) 11 amino asit içeren halkasal yapıda bir polipeptittir ve güçlü bir immünsüpresif ilaçtır. Organ ve kemik iliği transplantasyonu sonrası red reaksiyonunun önlenmesinde kullanılır. Ayrıca otoimmün hastalıklar ile graft-versus-host hastalığı tedavisinde de kullanılır. Siklosporin A etkinlik ve toksisite arasında dar bir terapötik aralık sergiler. Siklosporin A renal, hepatik ve immünolojik komplikasyonlara neden olabilir ve bunlardan bazıları ciddi yan etkilerdir. Böbrek yetmezliği ve lenfoma gibi artmış malignite riski önemli yan etkilerdendir. Ek olarak, CsA'nın bireyler ve etnik gruplar arasındaki farmakodinamik ve farmakokinetik çeşitliliği geniştir. Siklosporin A kan düzeyi izlenimi bu yüzden zorunlu bir gerekliliktir. Biyolojik numunelerde CsA ilaç düzeyi izlemi için immünassay, yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) ile kombine edilmiş ultraviyole dedektör (HPLC-UV) ve HPLC ile kombine edilmiş kütle dedektör (LC/MS/MS) gibi analitik teknikler mevcuttur. Bu çalışmanın amacı kan CsA ilaç düzeyinin belirlenmesinde kullanılan bir immünassay yöntem olan antibody conjugate magnetic immünassay (ACMIA) yöntemini immünsüpresif ilaç izlenimi için daha sensitif ve daha selektif bir metot olan sıvı kromatografi-tandem mass spektrometre (LC/MS/MS) ile karşılaştırmaktır. Çeşitli hastalıklardan dolayı CsA ilacı kullanan 50 hasta çalışmaya dahil edildi. Her hastadan 2 tam kan tüpü alındı ve ACMIA ile LC/MS/MS yöntemi ile analiz edildi. Çalışmada iki yöntem arasında korelasyon katsayısı 0.857 olarak bulundu. Regresyon analizinde ise iki yöntem arasındaki denklemde [LC/MS/MS metodu (x) ve ACMIA (y) ekseni] eğim 1.437 kesim noktası 25.66 ve R2 0.735 olarak bulundu. İki yöntem arasında sistematik bir hata bulundu ve genel olarak LC/MS/MS yönteminin ACMIA yöntemine göre %42 oranında daha düşük okuma yaptığı gözlendi. Tandem mass spektrometre yöntemi çeşitli immünsüpresif ilaçları birlikte analiz edebilmektedir ve bu durum ilaç izlemi için gereken maliyeti düşürmektedir. Tandem mass spektrometre yöntemi daha önce kullanılan immunassay yönteme göre immünsüpresif ilaçlar için daha sensitif, daha selektif ve daha geniş bir lineer aralığa sahiptir. Sonuç olarak bu yöntem tam kanda immünsüpresif ilaç düzeyi izlemi için immünassay yöntemlere alternatif olarak kullanılabilir. Anahtar Sözcükler: Siklosporin A, sıvı kromatografi-tandem mass spektrometre, antikor bağlı manyetik immunassay, terapötik ilaç düzeyi izlemi

Doz-cevap ilişkisi-ilaçKromatografiKromatografi-sıvı+5
Murat Ar
Dicle University
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Renal transplantasyon ve 1,25-(OH)2-vitamin D3

Renal transplantasyon sonrası greft yaşam süresinin uzaması nedeni ile metabolik komplikasyonlarla daha sık oranda karşılaşılmaya başlanmıştır. Bunlar arasında kemik ve mineral metabolizması hastalıkları önemli yer tutar. Kronik böbrek yetmezlikli hastaların büyük bir kısmında vitamin D yetersizliği ve eksikliği bildirilmektedir. Bu hasta grubunda D vitamininin sıvı kromatografi-ardışık kütle spektrometresi (LC-MS/MS) gibi güvenilir ve referans bir yöntemle ölçülmesi önemlidir. Bu çalışmanın amacı renal transplant alıcılarında D vitamini, kalsiyum, fosfor metabolizması ile greft fonksiyonları arasındaki ilişkiyi ortaya koymak ve 1,25(OH)2D3'ün LC-MS/MS yöntemiyle ölçümünü yapabilmektir. Bu çalışmaya, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Organ Nakli Merkezi'nde, canlı vericiden böbrek nakli yapılmış ortalama yaşı 40.30±12.86 olan, 30 (10 kadın-20 erkek) hasta dahil edilmiştir. Hastaların nakil öncesinde (NÖ) ve nakil sonrası (NS) 6.ayda alınan serum örneklerinde kreatinin, BUN, kalsiyum, fosfor, alkalen fosfataz, glukoz, albumin, PTH, 25(OH)D ve 1,25(OH)2D3 düzeyleri ölçülmüştür. Ayrıca Chronic Kidney Disease Epidemiology Collabo¬ration (CKD-EPI) formülü ile eGFR değerleri hesaplanmış ve elde edilen sonuçlar karşılaştırılmıştır. Plazma 1,25(OH)2D3 analizi elektrospray iyonizasyon (ESI) kaynaklı LCMS-8040 triple kuadrupol ardışık kütle spektrometresinde (Shimadzu Corporation, Japan) çoklu reaksiyon izleme (MRM) yöntemi ile yapılmıştır. İstatistiksel analizler için SPSS 20.0 programı kullanılmıştır. Hastaların 1,25(OH)2D3 düzeylerinde NS 6. ayda NÖ'ye göre istatistiksel olarak anlamlı bir artış gözlenirken (p= 0.0001), 25(OH)D düzeylerinde anlamlı bir fark bulunamamıştır (p=0.102). NS 6. ayda kalsiyum ve GFR düzeylerinde artış gözlenirken (p= 0.0001), fosfor, PTH, kreatinin, BUN ve ALP düzeylerinde azalma gözlenmiştir (p=0.0001, ALP için p=0.011). Hastaların D vitamini değerlendirmelerinde, NÖ'de %13.3 yetersizlik, %36.7 eksiklik ve %50 ciddi eksiklik; NS 6. ayda ise %26.7 yetersizlik, %50 eksiklik ve %23.3 ciddi eksiklik tespit edilmiştir. Ülkemizde böbrek nakli yapılmış hastalarda vitamin D yetersizliği veya eksikliği görülme sıklığını gösteren çalışmalar yeterli değildir. Çalışmamızda D vitamini eksikliği ve yetersizliği oranları literatür verilerinden daha fazla bulunmuştur. Greft fonksiyonunu olumsuz yönde etkileyebilecek D vitamini eksikliğinin belirlenmesi, renal transplant alıcılarında greft ömrünü korumaya yönelik D vitamini takviyesi gibi tedavilerin kullanmına öncülük ederek transplantasyon hastalarının yaşam süreleri ve yaşam kaliteleri üzerinde olumlu bir artış sağlayabilir. Anahtar Kelimeler: renal transplantasyon, 1,25(OH)2D3, D vitamini, LC-MS/MS

Böbrek hastalıklarıBöbrek nakliBöbrek yetmezliği-kronik+6
Bilge Karatoy Erdem
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Agomelatinin sıvı kromatografi yöntemi kullanılarak tabletlerden analizi

Agomelatin, 2000'li yılların başında geliştirilen, melatonerjik reseptör agonisti ve 5-HT2C reseptör antagonisti olan bir ilaç molekülüdür. Yetişkinlerde major depresif atakların tedavisi için kullanılmakta olan uyku üzerine olumlu etkiler gösterebilen antidepresan bir ilaçtır. Bu çalışmanın amacı tabletlerdeki agomelatinin miktar tayini için ucuz, basit ve duyarlı bir analitik yöntem geliştirmektir. Deneysel çalışmalarda temel olarak yüksek performanslı sıvı kromatografisi tekniği kullanılmakla birlikte yöntem geliştirme basamaklarında UV ? görünür bölge spektrofotometrisinden de yararlanılmıştır. Analizlerde kullanılan C18 ? bağlı monolitik silika ve C18 ? bağlı "fused-core" silika kolonların kromatografik performansları ve elde edilen analitik verilerin karşılaştırılması gerçekleştirilmiştir. Sonuçlar istatistiksel olarak değerlendirilmiş ve uluslararası validasyon uygulamalarına göre yöntem geçerliliği sınanmıştır. Bu çalışma sonunda rutin tablet analizlerinde güvenle kullanılabilecek yeni bir yöntem önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Agomelatin, yüksek performanslı sıvı kromatografisi, tablet analizi, farmasötik analiz.

AgomelatinAnalitik analizKromatografi-sıvı+3
Mehmet Emre Özdemirhan
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2013
00

Related subjects