Cult

74 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Hatay halk kültüründe defne ağacı

Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan ve çok kültürlü bir yaşamın izlerini taşıyan Hatay, halk kültürü açısından oldukça zengin bir şehirdir. Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü birçok bitki türünün yetiştiği Hatay'da maki türleri arasında yer alan defne ağacı da oldukça yaygındır. Bu çalışmanın amacı, Hatay halk kültüründe defneye dair halk inanışlarını, anlatılarını, defne ürünlerinin geleneksel yöntemlerle yapımını ve kullanım amaçlarını ortaya çıkarmak, işlevsel özelliklerini belirlemek, küreselleşmeyle birlikte kaybolmaya yüz tutmuş maddi ve manevi kültür unsurlarını kayıt altına alarak geleneksel kültürün korunması ve yaşatılmasına katkı sağlamaktır. Bu amaçla başta Antakya olmak üzere Hatay'ın ilçelerine saha araştırması gerçekleştirilmiş, görüşme ve gözlem (katılımlı/katılımsız) tekniklerinden yararlanılmıştır. Sahada 90 kaynak kişiye ulaşılmış, elde edilen veriler işlevsel teori kapsamında analiz edilmiştir. Kutsallığı eskilere dayanan ağaç kültünün bir yansıması olarak defne ağacı etrafında çeşitli inanış ve pratikler gelişmiş, Hatay halk kültürüne çeşitlilik katmıştır. Geleneksel üretim tekniğiyle ve yörede toplanan defne meyvesiyle üretilen Hatay Defne Sabunu coğrafi işaret ürünü olarak tescil edilmiştir. Defnenin gerek halk anlatıları gerekse halk ekonomisine katkı sağlayan ürünleriyle yöre halkı için önem arz edişi SOKÜM (Somut Olmayan Kültürel Miras Sözleşmesi) kapsamında değerlendirilebileceği fikrini de ortaya çıkarmaktadır. Çalışma neticesinde defneye dair bazı uygulamaların, sözlü kültürde yaşayan ve halkın belleğinde yer etmiş olan anlatıların, yağ ve sabun üreticiliğinin işlevselliğini ve önemini koruduğu bazı inanış ve pratiklerin ise önemini yitirdiği görülmüştür. Çok yönlü yapısıyla kentin simgesi haline gelen defne yöre halkı için işlevini ve önemini korumaya devam etmektedir. Anahtar Kelimeler: Halk Kültürü, Ağaç kültü, Hatay, Defne, İşlevsel teori, SOKÜM

AğaçlarDefneHalk inançları+3
Arife Özcan
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Azerbaycan ve Türkiye halk kültüründe ateş kültü

Dört unsurdan biri olan ateş, insanoğlunun hayatında çok önemli bir yerde durmaktadır. Tarihin ilk sayfalarından bugüne kadar insana hem korku hem güven kaynağı olmuştur. Dört unsur, kendisinde var oluştan başlayan ve bu gün de devam eden hayatın gizli kodlarını tutmaktadır. Bu gizli kodlar uzun zaman aşamasında insan tarihi geliştikçe zenginleşmiş, her halk için geçmişine bir ayna tutmuştur. Zamanla kült haline dönüşen ateş, farklı zaman dilimlerinde ilgi çekmiş ve kodların çözülmesi için kaynak olarak görülmüştür. Türk Halk Kültürü Bilimi'nin de çok araştırılmış konularından biri olan ateş, kültürel kodların öğrenilmesinde büyük önem arz etmektedir. Kült ve kültür olarak çok zengin bir konu olması onun üzerinde yeniden farklı açılardan çalışmaların yapılmasına imkan sağlamıştır. Azerbaycan ve Türkiye halk kültüründe ateş kültünün incelenmesi kültürel kodlardaki ortak ve farklı açıların ortaya konulması açısından önem arz etmektedir. İster eski dinlerde isterse de eskiden gelen, halkın yarattığı edebiyat örneklerinde ateş kültünün önemli bir yeri vardır. Ateşin insanoğlunun doğum, yaşantı ve ölümünde sahip olduğu rolü onu geçmiş, şimdi ve gelecekteki sonsuzluğunu simgelemektedir. Bu sebeple yaşam var oldukça ateş kültü her zaman yaygın bir etkide olacak ve yeni kültürel kodların ortaya çıkmasına zemin hazırlayacaktır. Çalışma esnasında her iki ülkenin kültüründeki ortak ve farklı kodların tespit edilecektir. Diğer taraftan Azerbaycan Halk Kültürü Bilim'ine ateş kültü ile ilgili ilk bütüncül çalışmayı sunarak akademik ve kültürel katkıda bulunmaya çalışılacaktır. Türkiye Halk Bilimi için ise Azerbaycan'la karşılaştırma şeklinde incelenen ateş kültü çalışmasıyla katkıda bulunmak amaçlanıyor. Çalışmayı önemli kılan faktörler vardır. Şöyle ki yapılacak olan çalışma ateş kültünün önemini ve yerini ortaya koymakla kalmayacak, bu kültün yaşantımızda varlığını hangi şekilde devam ettirdiğini ve ya hangi sebeplerden günümüze ulaşmadığını ortaya koyacaktır. Diğer önemli faktör, sırf iki ülkeyi kapsayacak ateş kültü çalışmasının yapılmamış olmasıdır. Araştırma esnasında Halk Bilimi veri ve yöntemleri kullanılacaktır. Konu hem coğrafi genişlik, hem de tarihi derinlik içerisinde ele alınacaktır. İki ülkede ateş kültünü kapsayacak bu çalışma gelecekte bu konuyla ilgili yapılacak başka çalışmalar için kaynak olmakla beraber, yönlendirici bir rol oynayacaktır. Azerbaycan'da ateş kültüyle ilgili çalışmalara katkı sağlayacaktır. Ateş kültünün karşılaştırma şeklinde incelenmesinde bir ilk olacaktır. Ateş kültünün sırf Azerbaycan ve Türkiye'deki ortak ve farklı yanlarını konu edinen bir çalışmaya tesadüf edilmemiştir. Bu yüzden bu çalışma Türkiye Halk Bilim'ine de katkı sağlayacaktır. Anahtar kelimeler: Ateş, Azerbaycan, Türkiye, halk kültürü, kült, kültür

AteşAzerbaycanHalk bilimi+4
Nargız Garayeva
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hititler'de ocak kültü

Ateş ve onu kontrol altına almak amacıyla kurulan ocak; bir taraftan, insanın yemek pişirme, ısınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılarken, diğer yandan yakma ve yok etme niteliği ile ona karşı korkuyla karışık saygı duyulmasına, ocağın kutsal bir güç olarak görülmesine neden olmuştur. Anadolu'da ocağın kutsiyetini gösteren somut verileri, Neolitik Çağ'dan günümüze kadar olan geniş süreçte takip edebilmekteyiz. Çatalhöyük'ün Geç Neolitik Çağ (M.Ö. 6500-6000) tabakasında görülen, boğa başlarıyla çevrili aynı zamanda duvar resimleriyle süslü mekânlarda bulunan sabit ocaklar, insanoğlunun inanç sisteminde önemli bir rol oynamıştır. Erken Tunç Çağ'ında özenle hazırlanmış ve kültsel birer obje olarak nitelendirebileceğimiz, antropomorfik ve zoomorfik ikonlarla bezenmiş taşınabilir ve sabit ocaklar da; bu inancın Erken Tunç Çağı'nda ki temsilcisıi konumundadır. Bu tip ocakların etrafında gerçekleştirilen kültsel seremonilerin izlerini, Bronz Çağı'nın önemli uygarlıklarından biri olan Hititler'e ait çivi yazılı belgeler aracılığıyla takip edebilmekteyiz. Ocak kavramı; aile, ev ve devleti temsil etmektedir. Hititçe çivi yazılı belgelerde devleti temsil eden en önemli güç olan kralın varlığı ve gücünün devamlılığı, ocağın içerisinde ateşin yanması ve sönmesi gibi ifadelerle vurgulanmıştır. İncelediğimiz kurban törenleri, bayramlar, mitolojiler, büyü ve fal uygulamaları ve çeşitli ritüelleri anlatan Hititçe çivi yazılı belgeler, ocağın kültsel boyutunu ön plana çıkarmaktadır. Bu belgelere göre etrafında ve içerisinde kült pratiklerinin uygulandığı ocak, tanrılara ulaşmak için kullanılan kutsal bir araçtır. Ocağın etrafında veya içerisinde gerçekleştirilen kurban eylemleri, Tanrıça veya Tanrı ile iletişim kurmanın en kısa yoludur. İçerisine atılan nesneleri yakıp yok etmesi ile istenmeyen durumun ortadan kalkmasını sağlayan, büyü malzemesi olarak kullanılan kutsal bir yapıdır. Bunun yanında, ocağa atılan obje ile hastalığın yok olacağı inanışı ile ocağın iyileştirici özelliği ortaya çıkmaktadır. Ocak Tanrısı olan Kamruşepa'nın sağlık tanrısı olarak da adlandırılması bu görüşü desteklemektedir. Hititçe çivi yazılı belgelerde geçen isimli ocak tanrılarının varlığı, ocak kavramının Hitit inanç sistemindeki önemini göstermektedir. Hitit dünyasında hayatın her safhasında karşımıza çıkan ocak kültünün izlerini, birleştirici coğrafya ve jeokültürel bellek esasında geleneksel Anadolu kültürüne ait bazı pratiklerde de takip etmek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Ateş, Ocak, Hititler, Kült, Atalar Kültü.

AteşEski ÇağEski Çağ tarihi+4
Aslı Çizikci
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Karia'nın Arkaik ve Klasik Dönemlerinde ana tanrıça kültleri

Güney Batı Anadolu coğrafyasını kapsayan Karia Bölgesi'nin temel alındığı bu tezde, bölgenin Arkaik ve Klasik dönemlerine ait tanrıça kültleri incelenip tartışmaya açılmış ve konu, mitoslar, ritüeller, tapınaklar, açık hava tapınakları ve tanrıça imgeleri doğrultusunda değerlendirilmiştir. Özellikle Hellenistik Dönem'in siyasal ve ekonomik koşullarıyla birlikte, iç içe geçmeye başladığını gördüğümüz ana tanrıça kültlerinin birbirlerinden bağımsız bir şekilde izah edilebilmesi, dönemin kültürel yapısını anlayabilmemiz için büyük önem arz etmektedir. Çoğu kez bir kültür etkinliği içinde değerlendirilen kültler, sanıldığının aksine, antik dönem boyunca siyasal, sosyal ve ekonomik eylemlerin hep odağında yer almıştır. Dolayısıyla bir kültün anlaşılması, aynı zamanda hem toplumsal yapının, hem siyasal düzenin hem de ekonomik gücün anlaşılmasıyla eşdeğer bir rol üstlenmektedir. Ayrıca başlığa taşıdığımız konu, Karia özelindeki belli başlı tanrıça kültleri üzerinden Arkaik ve Klasik dönemlerin inanç algısını tartıştığı için, pek çok soruna değinmeyi de zaruri kılmaktadır. Bu sorunların başında, kültler söz konusu olduğunda bilim insanlarının yararlanacakları metotların karmaşık yapısı gelmektedir.

AnatanrıçaArkaik DönemKaria bölgesi+3
Asil Arslanlar
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel Türk dininin İslam tasavvuf kültüründeki izleri

Tezimizin incelediği ana tema İslam'dan önceki Türk dininin ne olduğu ile birlikte bu inancın günümüze yansıyıp yansımadığı hususudur. Geleneksel Türk dininin Türklerin yaşayışlarını, adetlerini ve tutumlarını ne şekilde etkilediği araştırmamız için önem arz etmektedir. Bu inanç bilhassa İslam dinine birçok yönden etki ettiğinden ötürü biz araştırmamızı İslam tasavvufu ile sınırlandırmış bulunmaktayız. Bu hususta incelediğimiz tasavvufî gruplar ise daha çok Türklerin arasında ortaya çıkıp yayılma gösteren yapılardır. Araştırmanın genel olarak sorduğu soru ise bir toplumun geçmiş dönemlerdeki kabul ettiği inancın daha sonrasında benimsenen yeni dinin içerisine hangi yollar ile dahil olduğu konusu ve Türklerin inanç tarihi açısından bu durumun gerçekleşip gerçekleşmediği hususudur. Özellikle tasavvufun hoşgörülü ve müsamahakar yönü ile gizemci ve mistik tarafı eski inancın tasavvuf perdesi altına girmesini sağlamıştır. Araştırmada karşılaştırma yöntemi kullanılıp geleneksel Türk dini ile tasavvufun benzeyen tarafları mukayese edilerek ortak yönleri tespit edilmiştir. Ayrıca "Kam" ile "Veli"nin birbirini andıran yaşantıları, tavırları ve tutumları da izah edilmiştir. Geleneksel Türk dini içerisindeki mitolojik unsurlara yer verilerek destanlar ve masalların içinde gizlenen bu unsurların tasavvufî öğelere nasıl dönüştüğü örneklendirilmiştir. Tarikatların bir kısım ritüellerini ve inanışlarını etkisi altına alan eski Türk inancının, Müslüman Türkler üzerindeki izleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Aynı zamanda hangi tarikatın ne şekilde bir tesir altında kaldığını sınıflandırarak ifade ettik. Geleneksel Türk dininin bir kısım rakamlara yüklediği anlamın halk inanışlarına ve halkın, kaynağını tasavvuftan alan uygulamalarında yer ettiğini belirttik. Bununla birlikte geleneksel Türk dini içerisinde Türklerin yaşamlarının her aşamasında karşılaşılan kültlere ve onların mevzubahis kültleri, İslam ile tanıştıktan sonra da koruduklarına değinilmiştir. Anahtar Sözcükler: Dinler Tarihi, Geleneksel Türk Dini, Şaman, Kült, Tasavvuf

Dinler tarihiEski Türk dinleriEski Türkler+7
İnci Zehra Gökdere
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Geçmişten günümüze hekate tapınımı

İnançlar, tarih boyunca insanoğlu üzerinde öylesine etkili olmuştur ki zamanı geldiğinde servetlerinden, besin kaynaklarından ve hayatlarından vazgeçmelerine neden olduğu gözlemlenmiştir. Bu öylesine fanatik bir tutkudur ki insanoğlunun tarih boyunca geçirdiği evrim sürecinde her zaman hayatlarının merkezinde yer aldığını söylemek mümkündür. Bu tutku; ahlaki düzeni, huzuru, normları, statüyü, yaşama tutkusunu, bilimi vb. birçok şeyi beraberinde getirdiği söylenebilir. İnsanoğlunun tarih boyunca kaydetiği her gelişmenin altında mutlaka yatan bir inanç sisteminin de var olduğu söylenilebilir. Bu duruma her şeyi katabilirsiniz; bilim, ticaret, siyaset, hukuk vb. Bu inanç sistemlerinin tarih boyunca esnemeler ve daralmalar gösterdiği gözlemlenmektedir. Bu esnemeler ve daralmalar insanoğlunun gereksinimlerine göre farklılık gösterebilir. İlk başlarda şifacı olarak karşımıza çıkan ana tanrıça Hekate daha sonrasında negatif özellikleriyle büyücü ve cadı olarak tanımlanmıştır. Hekate'nin antik dönemlerdeki yoğun tapınımı ve birçok antik kaynakta kendisinden söz etirmesi nedeniyle tanrıça geçmişten günümüze kadar aktif bir şekilde tapınım görmüş ve görmeye de devam ettiği gözlemlenmektedir. Orta Çağın halen yaşayan efsaneleri ve skolastik düşünce yapısında, tanrıça büyücü ve cadı formu ile popüler olduğu gözlemlenmektedir. İlk ortaya çıkışından itibaren tanrıça hakkında günümüze kadar hem antik kaynakların hem de modern kaynakların çoğunluğu ve bu kaynaklarda görülen tutarsızlıklar ve fikir ayrılıkları bu tanrıçanın kültünü bulanıklaştırmış ve anlamamızı zorlaştırmıştır. Bu çalışmada tanrıçanın antik dönemlerdeki tapınımı, antik kaynaklardaki ve modern kaynaklardaki konumu, ortaya çıkışı, gelişimi ve günümüzdeki tapınımı incelenmiştir. Ayrıca, Hekate'nin günümüzde nasıl popüler kültür malzemesi haline geldiği süs eşyalarından edebiyata kadar her alanda ne şekilde kullanıldığı bu çalışma kapsamında gösterilmeye çalışılmıştır. Yine bu çalışmada tanrıça adına yapılan günümüz tapınımlarının nerelerde ne şekilde ve hangi gruplar arasında olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Bu çalışma tanrıçanın geçmişten günümüze kadar olan yolculuğuna ışık tutarak bu doğrultuda bilgiler verilmeye çalışılmış ve literatüre katkı sağlaması amaçlanmıştır.

Arkeoloji eğitimiEtnoarkeolojiKült
Emrah Urtekin
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Ziyaret fenomeni açısından Hatay ve çevresi örneği

Bu çalışmada Hatay ili sınırları içinde bulunan ziyaret yerleri incelenmiştir. Araştırma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, tezin amacı, önemi, ziyaret fenomeni, kutsal kavramı üzerinde durulmuştur. Ayrıca tezde geçen anahtar kavramlar (şeyh, dede, baba, v.b.) hakkında bilgi verilmiş, Hatay ve Antakya adının nereden geldiği konusu irdelenmiş, Hatay'ın coğrafi konumu, yapısı ve jeopolitiğiyle ilgili kısa bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise Hatay'da bulunan ziyaret yerleri tanıtılmış, bulundukları yer, fiziki yapısı ve yapılan ritüeller konusunda bilgiler verilmiştir. Bu bölümde ziyaretler genel ve yerel ziyaretler olmak üzere iki kısımda incelenmiştir. "Genel Ziyaret Yerleri" başlığı altında; bulunduğu çevre dışından ziyaretçi alan türbeler incelenmiş olup "Yerel Ziyaret Yerleri" başlığı altında ise yalnızca bulundukları çevrede bilinen, tanınan ziyaretler ele alınmıştır. Ayrıca Yerel Ziyaretler de Hızır, şıh- şeyh, baba- dede, nebi, şehit, ehl-i beyt, üçler-yediler-kırklar-dokuzlar, kız-kadın, yedi uyurlar, Kizmen-Danyel, Şem'un Safa ziyaretleri şeklinde başlıklar altında incelenmiştir. Bundan başka ağaç, su, dağ-taş-mağara-köprü ziyaretleri de ayrı başlıklar halinde konuya dâhil edilmiştir. Hatay'da bulunan Hristiyanlara ait ziyaret yerleri de konunun dışında bırakılmamıştır. Üçüncü bölümde Hatay ilindeki ziyaretler etrafında oluşan kültler üzerinde durulmuştur. Bu kültler atalar kültü, ağaç kültü, su kültü, taş-kaya kültü, dağ kültü, ev-mağara kültü, kurban-adak kültü ve Hızır kültü başlıkları altında incelenmiştir. Bu tez çalışması Hatay ili ziyaretleri etrafında varılan belli başlı sonuçların yer aldığı sonuç bölümü ile tamamlanmıştır.

HatayKutsal yerlerKült+2
Zeynep Gül Küçük
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

İngilizce ders kitaplarında somut olmayan kültürel mirasın yeri

Bu çalışmada İngilizcenin ikinci dil ya da yabancı dil olarak öğretiminde kullanılan ders kitaplarında somut olmayan kültürel mirasın yeri incelenmektir. Çalışmada ders kitaplarında genel olarak kültürel öğelere ne kadar yer verildiği sorusuna cevap vermenin yanı sıra özellikle somut olmayan kültürel mirasın incelenen ders kitaplarında ne ölçüde yer aldığı da ortaya konulmaktadır. Nitel araştırma yöntemlerinden doküman inceleme tekniğini benimseyen çalışmanın odağında Norveç, Avusturya, Hindistan, Japonya ve Türkiye'de kullanılmakta olan İngilizce ders kitapları yer almaktadır. Söz konusu ülkelerin seçiminde göz önünde bulundurulan kriterler ise UNESCO somut olmayan kültürel miras listesine kabul edilmiş değerlere sahip olmak, UNESCO somut olmayan kültürel mirası koruma sözleşmesini kabul etmiş ya da tanımış olmak ve "Education First (EF)" tarafından sunulmakta olan İngilizce yeterlik seviyesi indeksidir. Çalışma kapsamında Türkiye'den yerel basım İngilizce ders kitabı seti ve diğer ülkelerden ikişer yine yerel basım İngilizce ders kitapları incelenmiştir. İncelenen kitaplar farklı seviyeler için hazırlanmış olup basım yılları da farklılaşmaktadır. Kitapların basım yılları seçilen ülkelerin UNESCO Kültürel Mirası Koruma Sözleşmesini kabul etme ya da tanıma tarihlerinden sonradır. Ayrıca bir kıyaslama yapabilmek adına çalışmaya uluslararası kullanım için hazırlanmış olan bir İngilizce ders kitabı da ilave edilmiştir. Verilerin analizinde Kachru (1985)'nun Üç Çevre Modeli ve Somut Olmayan Kültürel Miras Boyutları temel alınmıştır. İncelenen on iki (12) İngilizce ders kitabında genel olarak iç çevre ülkelerinin sözcüksel temsilinin diğer çevrelere kıyasla daha fazla olduğu görülmüştür. İç çevreyi genişleyen çevre takip etmektedir. Kitaplarda dış çevrenin temsil oranının oldukça düşük olduğu elde edilen bulgular arasındadır. Somut Olmayan Kültürel Miras (SOKÜM) boyutlarının temsil durumlarında ise en çok sözlü gelenekler ve anlatılar boyutuna ait öğelerin yer aldığını ve bu boyutu doğa ve evrenle ilgili uygulamaların takip ettiğini söylemek mümkündür. Kitaplarda toplumsal uygulamalar, ritüeller, şölenler boyutuna ait öğeler yer alırken en az gösteri sanatları ve el sanatları boyutlarının temsil edildiği elde edilen bulgular arasındadır. İngilizcenin hitap ettiği kitlenin büyüklüğünü düşündüğümüzde temel ders materyali olarak kullanılan ders kitaplarının kültürel açıdan daha çok çeşitlilik sağlaması ve somut olmayan kültürel miras öğelerinin korunması ve aktarılmasına katkı sağlayabilmeleri için içeriklerinin tüm bu unsurlar göz önünde bulundurularak düzenlenmesi önem arz eden bir durumdur. Anahtar Kelimeler: İngilizce Öğretimi, Somut Olmayan Kültürel Miras, İngilizce Ders Kitapları.

Ders kitaplarıDil-kültürKült+5
Esin Dündar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Likya Bölgesi'nde Bey dağları ve yakın çevresi kırsal kült alanları

Bu tez çalışması kapsamında Türkiye'nin güneybatısında yer alan Likya Bölgesi'nin Bey Dağları kırsalı ve yakın çevresindeki kırsal kült alanları incelenmiştir. Çalışmada bölgedeki kutsal alanlar ve kültler, ikonografik özellikler ve arkeolojik veriler göz önüne alınmıştır. Araştırma kapsamında Likya Bölgesi ve kırsal yerleşimleri esas alınmıştır. Bu amaçla kutsal alanlarda bulunan arkeolojik kalıntılar yerinde incelenmiş, ayrıca bugüne kadar alanda yapılan araştırma ve çalışmalarla bağlantılı kaynakçalardan yararlanılmıştır. Bölgede çok daha fazla kült alanı olduğu bilinmekle birlikte, bu tür merkezler, tapınım gören tanrılar ve bu alanlarla bağlantılı yapı ve kültür ürünleri Likya Bölgesi'nde bugün ve daha ileriki dönemlerde yapılacak araştırma ve çalışmalarla daha net olarak ortaya konabilecektir.

Arkeolojik alanlarArkeolojik yerleşimBey dağları+2
Süleyman Karamıklı
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Manisa ili Akhisar ilçesinde evliya kültü

Manisa'nın il merkezi dışında en büyük nüfusa sahip olan Akhisar ilçesi, hem coğrafi konumu hem de sahip olduğu tarihî dokusuyla asırlardır farklı devletler ve medeniyetler tarafından kontrol altına alınmaya çalışılmıştır. 14. yüzyılda Saruhan Bey tarafından fethedilen Akhisar, 1412 yılında Osmanlı Devleti hâkimiyetine girmesinden itibaren de Saruhan Sancağı'nın bir parçası olmuştur. Anadolu'nun Müslümanlaştırılması ve Türkleşmesinde önemli rol oynayan dervişler Akhisar ilçesinin iskânında da önemli rol oynamış; bu kişilerin ölümünden sonra halkın duyduğu sevgi ve bağlılık, evliya kültünün doğmasını sağlamıştır. Manisa'nın sufî kimliği göz önünde bulundurulduğunda Akhisar ilçesi de köklü bir evliya geleneğini yansıtmış; ancak bu yönde herhangi bir çalışma yapılmamıştır.Bu çalışmada Akhisar'da velîliğin nasıl algılandığı, bu kişilerle ilgili hangi anlatıların geliştiği velîlerin yattığına inanılan türbe ya da yatırlarda hangi halk inanışları oluştuğu tespit edilecektir.Çalışmanın başlangıcında; konuyla ilgili araştırma, derleme yapan çalışmalar tespit edilip bu bibliyografyaların künyeleri tespit edilecektir. Herhangi bir tarihî belgeye rastlanılamayan yatırlar için saha taraması yapılacak gözlem ve mülakat teknikleriyle halk arasında anlatılan menkıbe, efsane ve inanç anıları derlenecektir. Elde edilen bulgular görsellerle zenginleştirilecek, hangi yatırda hangi uygulamanın olduğu analiz edilecektir.

EvliyalarHalk bilimiKült+4
İsmail Candan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Antandros örneğinde sunu olarak hydriskoi

Bu tez, Antandros Antik Kenti 2006 yılı kazılarında1 Dereboyu (şimdiki adıyla Sur Sektörü) sektöründe açığa çıkarılmış olan, minyatür hydria buluntularının bir kısmının teknik ve ritüel açıdan incelenmesini amaçlamıştır. İlk bölümde Antandros'un MÖ 8. yüzyıl sonlarından günümüze kadar kısa tarihî çerçevesi çizilmiştir. Henüz yayını yapılmamış olan 2018 kazı sezonu çalışmaları ışığında kentin MÖ 2. binde iskân gördüğü anlaşılmıştır. Kentin yerleşimcilerinin kimlikleri ve tarihçelerine de değinilmiştir. Diğer taraftan Antandros'un ilk olarak 19. yüzyılda keşfedilmesi ile başlayan araştırma ve çalışmalar hakkında ayrıntılı bilgiler verilmektedir. İkinci bölümde minyatür hydriaların ele geçtiği Dereboyu I-II sektörleri tanıtılmış, alandaki mimarî ve seramik kalıntılar hakkında bilgiler verilmiştir. Minyatür hydrialar tipolojik olarak incelenmiş, teknik bir değerlendirmeden geçirilmiştir. Sınıflandırma ve karşılaştırmalı analizler sonucunda, MÖ 4.-2. yüzyıllar arasında kullanıldığı anlaşılan minyatür hydrialar ve diğer buluntuların, söz konusu tarihler içindeki kronolojik dizinleri ve işlevleri ortaya çıkarılmıştır. Üçüncü bölümde ise, öncelikle hydriaların ele geçtiği kutsal alanın niteliği ve yapısı hakkında tartışmalı bölüme yer verilmiş, minyatür hydriaların konumuna göre oikos, baitylos gibi olgular üzerinde durulmuştur. Ayrıca kutsal alanın kimlik sorunlarına değinilmiş, Demeter başta olmak üzere Artemis, Apollon, Kybele, Zeus gibi Antandros'ta tapınım gören tanrı ve tanrıçaların kültlerine dair veriler değerlendirilmiştir. Kültlerin siyaset ile ilişkisi, din olgusunun yönlendirici etkilerinden bahsedilmiştir. Son olarak Yunan Dünyası'nda hydriaların yeri ve kullanım alanları hakkında Antandros örnekleri de verilerek yorumlayıcı bir yaklaşım denenmiştir. (Anahtar Kelimeler: Antandros, Minyatür hydria, Demeter, Kutsal alan, Kült)

AntandrosAntik şehirlerArkeolojik yerleşim+7
Ertuğrul Kıraç
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Asklepios kültü ile düşler ve tedavi

Hellen uygarlığının ilk dönemlerinde tıp uygulamalarının genellikle dinsel temele dayandığı görülmektedir. Muhtemelen sebebini bilemediği hastalıkları doğaüstü güçlerle açıklayan antik dönem insanları, hastalık ve sağlık hakkında bilime dayanan bir bilgiye sahip değildi. Hellenler sağlık tanrısı Asklepios'un iyileştirici gücüne inanmaktaydı. Bu sebeple bu dönemde sağlık tanrısı adına kurulmuş olan yüzlerce tapınak bulunmaktadır. Bugünkü sağlık kuruluşlarının öncüleri diyebileceğimiz Asklepieionlarda hastalara uygulanan tedavi doğaüstü özellikler taşımaktadır. Tedavinin en önemli özelliği hastanın düş uykusuna yatırılmasıdır. Düşle tedavi ise inancı güçlü olan bir toplumun göstergesidir. Tanrı Asklepios adına kurularak hizmet vermiş ve MÖ V. yüzyıldan MS II. yüzyıla dek Hellenistik dünyanın en gözde tedavi merkezleri olan tapınaklardan en bilinenleri, Epidauros, Atina, Bergama, Kos, Delphi, Trikka Asklepieionlarıdır. MÖ VI. yüzyıldan itibaren ise dönemin felsefi akımlarının da etkisiyle, Hellen tıbbında deneyim ve gözleme önem verilmeye başlandığı görülmektedir. Asklepieionlarda kutsal güçlerle ve onun yardımcıları din adamlarıyla iletişime geçen hastalara uygulanan tedavi yöntemleri, hastanın göreceği düşler temeline dayanmaktaydı. Bu tezin amacı, düşün oluşturduğu fiziki tedavinin ilk örneği olan Asklepios Kültü ile birlikte süregelen "tapınak tıbbı"nda uygulanmış düşle tedavi yöntemlerinin incelenmesidir. Bilimsel bir sentez için tapınak tıbbı zamanında yazılmış ve o zaman hakkında daha sonraları oluşturulmuş kaynaklarla birlikte hastalar tarafından Asklepios'a adanmış, ulaşılabilen sunulara dair kayıtlar değerlendirilmiştir.

AsklepiosEski ÇağEski Çağ tarihi+4
Hilal Altun
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Manisa (merkezde)`da veli kültü

* * EK-4 ÖZET Türkler İslamiyet'e girdikten sonra yeni bir medeniyet dairesine dahil olmuşlardır. Bu bağlamda yeni dinlerine, daha önceden kültürlerinde mevcut olan bir takım unsurları taşımışlardır. Bu senkretik yapının en önemli oluşumlarından birini Velî kültü meydana getirmektedir. Saruhanoğulları tarafından fethedilen Manisa, daha sonra Osmanlı yönetimine girmiş olup köklü bir tasavvuf geleneğinden söz etmek mümkündür. Gerek eski Türk kültürünün getirileri gerekse bu şehirdeki köklü tasavvuf geleneği şehirde pek çok türbe ve yatırın ortaya çıkmasına ve etkisini günümüze değin sürdürmesine yol açmıştır. Geçmişte kırk kadar olan yatır sayısı, bugün yirmi üç tanedir. Manisa halkı özellikle maddi istekleri için bu yatırları ziyaret etmekte ve bez bağlama, mum yakma, hayır dağıtma, kanlı kurban adama gibi uygulamalar yapmakta; bu şahısların baklanda çeşitli anlatmalar meydana gelmektedir. Çalışmamızda velî kültünü oluşturan uygulama ve anlatmalar tespit ve tahlil edilmeye çalışılmıştır.

EvliyalarKültKült edebiyatı+3
Gürol Pehlivan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Şanlıurfa adak ve ziyaret yerleri

Şanlıurfa Türkiye genelindeki iller dikkate alındığında kutsal mekan bakımından çok zengin bir yöredir. Hz. Adem, Hz. Eyyüb, Hz. İbrahim, Hz. İsmail ve Hz. İshak Peygamberlerin burada yaşadığı söylenmektedir. Bundan dolayı da il ?Peygamberler Şehri? olarak adlandırılmaktadır. Hem il genelinde, hem de ilin tüm ilçe ve köylerinde bir adak yeri, türbe veya yatır ya da kutsal sayılan bir ağaç veya taş bulmak mümkündür. Şanlıurfa ili ile ilgili yapılan bu çalışmada öncelikle ilin genel özelliklerine değinilerek, adak ve ziyaret yerleri ile ilgili temel kavram ve terimler açıklanmıştır. Çalışmanın asıl kısmında ilk olarak Şanlıurfa'daki adak ve ziyaret yerlerinin ilçe ve köylerine göre dağılımı yapılmıştır. Buradaki kutsal sayılan mekanlar menkıbesinin olup olmama durumuna göre tasnif edilmiştir. Menkıbeler veli kültü bağlamında değerlendirilmiş ve bunlar içerisinde yer alan belli başlı motifler incelenmiştir. Çalışmanın diğer bölümünde ise bu adak ve ziyaret yerleri işlevleri bakımından sınıflandırılmıştır.

Adak yerleriKültMenkıbe+2
Ayşe Karakoç
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Hitit döneminde Anadolu'da Istar-Sauska Kültü

ÖZET Yüksek Lisans Tezi HİTİT DÖNEMİNDE ANADOLU‟DA IŠTAR-ŠAUŠKA KÜLTÜ Okan DEMİR Kastamonu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı Danışman: Yrd. Doç. Dr. Fahri MADEN Mezopotamya kökenli Ištar kültü Anadoluya önce Asurlu tüccarlar tarafından getirilmiştir. Koloni Çağının Anadoluda aktif olduğu M.Ö. 1950-1725 arası yılllarda tanrıça Ištar‟a dair bilgiyi, Kültepe‟deki (Kaniš) çivi yazılı tabletlerden ve başta Kültepe olmak üzere dönemin önemli ticaret merkezlerinden çıkarılarılan ikonografik buluntulardan edinilmektedir. Bununla birlikte, Ištar kültünün Anadolunun yerli halkarı arasında yayılmayıp, Asurlu tüccarlar arasında sınırlı kaldığı anlaşılmaktadır. M.Ö. II. binyılın ikinci yarısından itibaren Anadolu ve Kuzey Suriye‟yi kapsayan bir coğrafyada İmparatorluk kuran Hititlerin oluşturdukları dinsel yapıda çevre halkların inanışlarından önemli ölçüde etkilenmişlerdir. Eski Hitit dönemine ait yazılı ve ikonografik buluntularda Ištar kültüne değil bilgilerin çok kısıtlı olmasından hareketle, bu dönemde Ištar kültünün Hitit panteonunda yer almadığı sonucuna ulaşılabilinir. İmparatorluk döneminde, Güney Anadolu, Kuzey Suriye ve Kuzey Irak‟ı kapsayan bölgede yaşayan Kafkas kökenli Hurrilerin Hitit egemenliği altına girmesi, Mezopotamya inanışlarından büyük ölçüde etkilenmiş olan bu halkın, Mezopotamya kültürünü Anadolu topraklarına taşıyıcısı konumuna getirmişlerdir. Hurri yorumuyla Ištar-Šauška kültünün İmparatorluk döneminde ve sonrasında Hitit panteonunda önemli bir yer işgal ettiği ikonografik nitelikteki buluntulardan ve siyasi ve dinsel metinlerden anlaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Hititler, Hurri, Ištar, Šauška, Anadolu, din, kült 2016, sayfa 84

AnadoluAnadolu uygarlıklarıDin+4
Okan Demir
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Eski Türk inancında doğa algısı ve Türk-İslam toplumuna yansımaları

Eski Türk dini Gök Tanrı ve Şamanizm sentezi sonucunda oluşan bir inanç sistemini oluşturmaktadır. Gök Tanrıcılık, tek bir Tanrı etrafında şekillenen sistem halindedir. Ancak Şamanizm bir din olarak kabul edilmemektedir. Bu bakımdan Şamanizm, Gök Tanrı dini altında yer alan ritüeller inancı olarak görülmektedir. Bu iki unsur ise eski Türk inanç sistemini doğa ile yakın ilişkiye sevk etmiştir. İnanç temelinde doğa unsurlarına kutsallık verilmiş ve ritüeller ile bu durum ortaya konulmuştur. Doğayı kutsal kabul eden bu inanç ekseninde Türkler su, ağaç, dağ, orman ve diğer doğa unsurlarını Tanrı işareti saymışlardır. Türklerin İslamiyet'i kabul etmesi ile de bazı doğa inanışları devam ettirilmiştir. Günümüzde hala daha bu inanışların etkisini görmekteyiz. Bu bağlamda eski Türk dininin İslamiyet sonrası Türkler için ne tür etkilerde bulunduğu genel olarak ele alınmaktadır. Ayrıca konu özele indirgenerek eski Türk inancının temelleri sayılan doğa kültlerinin Müslüman olan Türklerde nasıl izler bıraktığı ve gidilen uygulamalar irdelenerek önemi belirtilmektedir.

DoğaEski Türk inançlarıEski Türkler+7
Oğuzhan Balaban
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Güney Kazakistan'da atalar kültü

Güney Kazakistan bölgesi, tarihî süreç içerisinde çeşitli Türk boylarının ve devletlerinin yurdu olmuş, medeniyetin merkezine dönüşmüş ve pek çok tarihî-kültürel mirasın ortaya çıktığı ve günümüze kadar ulaştığı önemli bir bölge hâline gelmiştir. Sayram, Otırar, Türkistan gibi kadim şehirlerin içinde bulunduğu Güney Kazakistan Eyaleti'nde pek çok kutsal ziyaret yeri, mezar, yatır ve türbe vardır. Bu tez çalışmasında Türk milletinin kadim yurtlarından biri olan ve günümüzde yüz ölçümü bakımından dünyada dokuzuncu sırada yer alan, Türk dünyasının en geniş toprağa sahip ülkesi Kazakistan'ın Çimkent şehri ile Güney Kazakistan Eyaleti (Türkistan Eyaleti) bölgesindeki mezar, yatır, türbe ve dinî ziyaret yerleri atalar kültü bağlamında incelenmiştir. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan alan araştırması metodu kullanılmıştır. Türbedarlar, ziyaretçiler ve ilgili bölgede ikamet eden insanlardan oluşan kaynak kişilere önceden hazırlanmış sorular sorulmuş, verdikleri cevaplar ve aktardıkları bilgiler kendilerinin rızasıyla ses kayıt cihazına kaydedilmiştir. Derlemeler bittikten sonra kaydedilen bilgiler, görüşme ve gözlem tekniğiyle elde edilen veriler ile yazılı kaynaklardan ulaşılan materyaller incelenmiş ve yorumlanmıştır. Ataların kimliği, hakkında anlatılan rivayetler, mezar ve türbelerinin ziyaret edilme sebepleri ve onların etrafında oluşan inanmalar ile uygulamalar dikkate alınarak, Güney Kazakistan bölgesindeki kültleşen atalar: 1) İslamiyetle birlikte ortaya çıkan atalar; 2) Boy ataları; 3) Meslek ataları; 4) Tabiat unsurlarıyla ilişkilendirilen atalar olmak üzere dört ana başlık altında sınıflandırılmıştır.

Atalar kültüHalk bilimiHalk edebiyatı+5
Yerzhan Argynbayev
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bursa/Gemlik'te su kültü ve iyeleri

Su, yaratılışın özüdür. Mitlerde anlatılan evrenin toprağı su içerisinden çıktığı gibi insanın özünü oluşturan da sudur. Evrenle bütünleşen su kutsallık kazanmıştır. Gemlik ve köylerinde su kültü ve su iyesi üzerine derleme çalışması gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalarda su kültünün; yağmur duasına, halk hekimliğine ve geçiş dönemlerine yansıdığı tespit edilmiştir. Yağmur duasındaki ritüellerin kaynağı bilinmese de eski Türklerdeki yağmur çağırma ritüellerinin günümüze yansıması halidir. Halk hekimliğinde ise insanlar deneme – yanılma sayesinde buldukları tedavi yöntemlerinde su kültü ön plana çıkmıştır. Tedavi yöntemlerinde suyun kutsallığından faydalanıldığı tespit edilmiştir. Ek olarak su, eşik görevi görmektedir. Eşik ise evrenin ve insanın geçişini göstermektedir ve bu geçişte yardımcı olan sudur. Geçiş esnasında kötü ruhlara karşı korunmasız olan kişiyi su korumaktadır. Gemlik'te tespit edilen bir diğer konu ise "su iyeleri"dir. Su iyeleri, koruyucusu olduğu bölgeyi korumaktadır ve bu bölgelere yapılan hakaretlere karşı insanları cezalandırmaktadır. Bu yüzden Gemlik halkı kendilerini korumak için sudan izin alma ya da suyu kirletmeme gibi çeşitli uygulamalara gitmişlerdir. Su iyelerinin insanları cezalandırmalarından yöre halkında çeşitli adlandırmalara sebep olmuştur. Bu adlandırmalar genellikle iyi-kötü olarak farklılaşmıştır. Çalışma yapılan köylerde kötü ve insanlara zarar verdiği düşünülenlere "cin, üç harfli, şeytan, çinka" (Çinka, Laz köylerinde verilen Lazca isimdir.) isimleri verilirken; iyi, güzel ve zarar vermeyenlere ise genellikle "su perisi" adı verdikleri gözlemlenmiştir. Köylerde genellikle akan su (dere, nehir vb.) kenarında var olduğuna inanılan iyelerin, isimleri farklılık gösterse de betimlemeleri benzerlik göstermektedir. Ay ışığında beliren sarı saçlı su iyesi (su perisi) hemen hemen her köyde yer almaktadır. Akan sular dışında insan eliyle yapılan yapıları da su iyeleri korumaktadır. Çeşmelerin, hamamların, değirmenlerin ve su kuyularının koruyucu ruhları su iyeleridir. Su iyelerinin bu bölgelerde var olduğu inancı, insanlar üzerinde belli bir kuralları ve uygulamaları ortaya çıkarmıştır. Gemlik köylerinde ise yer alan uygulamalar yine kendilerini korumak ve iyelerin kendisine zarar vermesini engellemek amacıyla yapılmaktadır. Tezin amacı geçmiş dönemlerde özellikle su iyeleri üzerine tez kapsamında çalışmanın yer almamasıdır ve bu çalışma hem Gemlik hem de su kült ve iyeleri üzerine yapılan nadir çalışmalardan biridir. Gemlik ilçesine bağlı köyler ve beldelere gidilerek derleme (saha çalışması) yapılmıştır.

Bursa-GemlikHalk bilimiHalk hekimliği+7
Esen Nur Daş
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu'da su kültü ve Letoon kutsal alanı

İnsanoğlu, tarih boyunca bulunduğu coğrafya ve siyasi koşullara bağlı olarak tanrısal bir gücün varlığına inanmış olup; inancı gereğince arınmanın ve yeniden doğuşun simgesi olarak "suyu" görmüş ve suyu kişileştirerek ona bir kimlik kazandırmıştır. Anadolu da "su" ile ilgili olan inançların arkeolojiye çeşitli dönemlerde yansımalarının saptandığı bir coğrafyadır. Bu çalışmada Anadolu'da su kültünün niteliği ve onun varlığını gösteren veriler incelenmekte; ayrıca bu bağlamda Letoon Kutsal Alanı özelinde de konu ele alınmaktadır. Muğla İlinin Seydikemer İlçesi'nin Kumluova Mahallesi'nde bulunan Letoon Kutsal Alanı, Leto-Apollon-Artemis tapınakları, nymphaionu, portikoları, tiyatrosuyla ve Eliyanalardan bu yana dinsel inanışların mimari yapılara yansımalarının izlenebildiği, Likya Bölgesi'nin önemli dinsel merkezidir. Letoon Kutsal Alanı'nda yer alan kaynak suyu etrafında gelişen kutsallık kavramı, tarihi dönem ve uygarlıklar boyunca insanların ihtiyaçlarının karşılanmasının yanısıra "suyun" dinsel ve kamusal alan ve yapılardaki yerini yansıtması bakımından dikkat çekici görülmektedir. Çalışmamızda Letoon Kutsal Alanında "suyun" kazandığı değer ve önem ile bunun nasıl değerlendirildiği, mimariye yansımaları ele alınmaktadır.

Arkeolojik alanlarArkeolojik yerleşimKutsal yerler+5
Tuğçe Kocael
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Bitlis'ten derlenen efsanelerin psiko-sosyal ve arketipsel tahlili

Mitik düşünceden kaynağını alan derin anlam dizgeleri sözlü kültür ürünlerinde kendisine yer bulur. İnsanoğlunun yaşamsal kodlarını barındıran bu ürünler, arkaik düşüncenin yaşama bakışını geleceğe taşır. Sözlü kültür ürünlerinden olan efsaneler, bilinmeyen karşısında insanın giriştiği kaynak/temel arama çabasının şekillendirdiği başat türlerdendir. Varlığını sağlam temeller üzerine kurmayı amaçlayan toplumlar geçmişin deneyimleriyle tutum ve davranışlarını şekillendirmeye çalışırlar. Efsaneler ise bu aşamada muhtevasında barındırdığı yaşamsal kodlar, felsefik yapı ve kültürel değerlerle geçmiş ile gelecek arasında köprü vazifesi üstlenir. Efsaneler yatay boyutta yatır ve türbe gibi doğal sağaltım merkezlerinin korunması, toplumun psikolojik olarak rahatlaması gibi eylemler dizgesine sahiptir. Dikey boyutta ise efsanelerin dinî, tarihî ve inançsal arka plan kültürünün yansımaları olduğu görülür. Bu yönüyle efsaneler tüm yönlere açılabilen anlamlar ağına sahiptir. Efsaneler kişisel bilinçaltının izlerini seyretmemizi sağlamakla birlikte kolektif bilinç dışının kodlarını arketipsel semboller aracılığıyla görüntü düzeyine ulaştırır. Bu bakımdan efsaneler bireyden topluma ve yerelden evrensele uzanan değerler sistemini barındırır. Efsanelerin görünür düzlemdeki yansımalarını insanoğlunun çevresiyle kurduğu ilişkinin pratik eylemler dizgesi olarak görmek mümkündür. Ancak efsanelerin sahip olduğu evrensel kodlar örtük anlam dizgelerinde saklıdır. Efsanelerin psiko-sosyal analizi, görünür düzlemin arka planında yatan sebeplerini; arketipsel yöntemle incelenmesi ise evrensel kodların açığa çıkartılmasını sağlar. Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan Bitlis, geçiş yolları üzerinde bulunmasından dolayı tarihsel süreç içerisinde farklı uygarlıklara ev sahipliği yapmıştır. Şehir, bu yapısından ötürü kültürel açıdan oldukça zengindir. Özellikle kaynağını mitik dönemden alan yöre efsaneleri, sözü edilen kültürel zenginliğin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Çalışmamızda toplumsal tecrübe gömüsü niteliğinde olan yöre efsaneleri saha çalışmaları neticesinde derlenerek kayıt altına alınmıştır. Böylelikle sözlü kültür geleneği içerisinde yok olup gitme tehlikesi altında olan Bitlis efsaneleri, kayıt altına alınarak ölümsüzleştirilmiş ve kültürel mirasa kazandırılmaya çalışılmıştır. Derlenen efsaneler; oluşum, dönüşüm, tabiat unsurları, hayvanlar, dinî, tarihî, yerleşim yerlerinin adları ve olağanüstü varlıklarla ilgili konularda olmak üzere sekiz ana başlık altında tasnif edilmiştir. Tasnife tabi tutulan efsaneler tek boyutlu değil, psiko-sosyal ve arketipsel olarak çok yönlü olarak tahlil edilerek toplumsal erişime sunulmaya çalışılmıştır. Çalışma kapsamında ele alınan Bitlis efsaneleri; "Ben", gölge, anima ve animus, iç benlik, persona, kahraman, asi, anne, yetim, gezgin, kurban, masum ve hilebaz arketipleri başlıkları altında çözümlenmiştir. Yörede anlatılan efsaneler, binlerce yıllık birikimin ürünü olan gelenek ve göreneği, halk inanışlarını ve değerleri kültürel bellekte yaşatır. Böylelikle efsaneler eğitimde ve toplumsal bilincin gelişmesinde doğal bir kaynak işlevi görür. Ayrıca Bitlis efsaneleri, medya ve reklamlar aracılığıyla tanıtılarak bölgenin kültürel turizmine de katkı sağlamaktadır. Bitlis efsanelerinin kültürel arka planında eski Türk inancının, Şamanizm'in ve İslâmiyet'e bağlı inanışların izlerini görmek mümkündür. Aynı zamanda efsane metinleri dikey boyutlu olarak incelendiğinde atalar kültü, ağaç kültü, hayvan kültü, dağ kültü, su kültü, taş kültü, ateş kültü, toprak kültü ve mağara kültüne bağlı mitik değerlerin yansımaları görülmektedir. Bitlis efsanelerinin özelde Türk kültürü ile olan ilişkisi, genel anlamda ise evrensel değer kodlarıyla olan bağları ortaya çıkartılmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak çalışmamızın Bitlis'in kültür turizmi potansiyelini arttırabileceği, değerler eğitimi açısından pedagojik bir araç olarak kullanılabileceği ve genç kuşaklar tarafından millî ve manevi değerlerin benimsenmesine katkı sunabileceği kanaatindeyiz. Anahtar Kelimeler: Bitlis, Efsane, Arketip, Psiko- Sosyal, Kültür, Kült

ArketipBitlisEfsaneler+7
Oğuz Doğan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Kapadokya'da Zeus kültü

EpitetKültNevşehir-Kapadokya+1
Meral Hakman
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Eski Anadolu'da sikke tipleri ışığında ana tanrıça mater ikonografisi

Tarih öncesi dönemden, günümüze kadar gelen Ana Tanrıça Kybele, Anadolu'nun en önemli ve en eski Tanrıçasıdır. Doğanın doğurganlık ve besleme nitelikleri onunla dile getirilmiş zamanla, bolluk, verimlilik ve ürün kaynağı olma niteliği kazanmıştır. Kökleri Orta Anadolu'ya dayanan ve Kubileya, Matar ya da Meter adı ile bilinen ana tanrıça kültü, ilerleyen zamanlarda Yunan ve Roma medeniyetlerinde yerini Kybele'ye bırakmıştır. Tez çalışmasının esas konusunun oluşturan Ana Tanrıça Meter ya da Magna Mater kültü, özellikle Phrygler döneminde tüm Anadolu'ya yayılmış ve kendini sanat eserlerinde ya da dönemin darphanelerinde basılan sikkelerde göstermiştir. Çalışmanın ilk bölümünde Neolitik dönemden Roma dönemine kadar olan zaman içerisinde yer alan Ana Tanrıça kültü ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölüm, çalışmanın ana bölümünü oluşturmaktadır. Bu bölümde Ana Tanrıça Meter figürü kullanılarak basılmış olan sikkeler bir katalog halinde sunulmuştur. Toplam 59 adet sikkeden oluşan bu katalogda Bithynia, Phrygia, Ionia, Kilikya, Karia, Lydia, Likya, Mysia, Galatia ve Pamphylia bölgelerinde bulunmuş olan Hellenistik Dönem ve Roma Dönemi'ne ait sikkeler yer almaktadır.

AnatanrıçaAnatanrıça kültüEski Anadolu+5
İlyas Tekin
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
10
DoctorateOpen AccessTR

Kırgız Atalar Kültü ve Kırgız Atalar Kültünün yaşayan kültüre etkileri

Bu çalışmada Kırgız Türklerinin İslam dinine kadarki ve İslam dininden sonraki dini inançları; bu inançlar çerçevesinde teşekkül eden dinî kültür ve oluşan bu kültürün hayata bakış açılarını nasıl etkilediği ele alınmıştır. Öncelikle çalışmamıza daha geniş bir bakış açısı kazandırması amacıyla ?Kırgız Türklerinde Din ve Kült? başlığı altında, Kırgızların İslam dinine kadarki dini inançları olan Gök Tanrı Dini, Atalar Kültü, Bakşı Kültü, Tabiat Kültü, Totemin İzleri anlatılmış ve örneklerle ortaya konmuştur. Bunun devamı olarak Kırgızların İslam dinini kabul ettikten sonra günümüze kadarki dini hayatı ayrıntılarıyla verilmiştir. Özellikle SSCB döneminde Kırgızların dini inançlarının gereklerini yerine getirmekte yaşadıkları sıkıntılar ele alınmıştır. Ayrıca Kırgız Türklerinin kültürel hayatlarının bir parçası olan geçiş dönemlerindeki dini törenlerin üzerinde ayrıntılı olarak durulmuş ve söz konusu törenlerin halk edebiyatı ürünlerine yansımalarını gösterebilmek için Manas başta olmak üzere diğer destanlardan örnekler verilmiş, ata ruhlarının ve ata mezarlarının önemi anlatılmıştır. Kırgızistan'ın muhtelif bölgelerinde bulunan ata mezarları, adak yerleri, bu yerlerle ilgili inançlar ve bu ziyaretgâh yerlerinin tarihî dönemlerde ve günümüzdeki durumu ayrıntılarıyla verilmiştir. Ayrıca sözü geçen evliya kültlerinin Kırgız Sözlü Kültür Geleneğine ait ürünlere birer motif olarak yansıması metinlerle örneklendirilerek değerlendirilmiştir. Orta Asya'nın kadim halkı olan Kırgız Türkleri çok eski tarihlerden bugüne kadar birçok önemli siyasi, sosyal olay yaşamalarına rağmen milli kimliklerini, milli değerlerini, dini inançlarını eski dinin izlerinin kalıntılarıyla beraber korumuş, kuşaktan kuşağa aktarmayı başarmışlardır denilebilir.

DinDin kültürüGelenekler+7
Mayramgül Dıykanbayeva
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Demir çağda kutsal fahişe figürü: Kökeni, ikonografisi ve yayılımı

Çağdaş zihinlerimize göre, ''kutsal'' ve ''fahişe'' sözcükleri birbiriyle çelişkili kavramlardır. ''Kutsal'' sözcüğü, ilahi bir ruha kendini adamayı akla getirirken, ''fahişe'' ise, insan bedeninin kirletilmesini düşündürmektedir. Tarihsel süreç içerisinde Tanrıça: Sümer'de İnanna, Akad'larda İştar, Fenikeli'lerde Astarte, Yunanistan'da Aphrodite, Roma'da Venüs adını taşıyarak yüzyıllar boyu çeşitli toplumların efsanelerinde yaşamıştır. Sümerlilerin yaratmış olduğu tanrıça kendinden sonraki birçok toplumun panteonunda kendine yer bulmuş ve varlığını devam ettirmiştir. Toplumlar kadınlarda görmek istedikleri bütün nitelikleri, tanrıçanın şahsında toplamışlar, onu yüceltmiş, ona tapmış ve hakkında yığınlarla şiir, hikâye yazarak ölümsüzleştirmişlerdir. O, güzelliğin, çekiciliğin, şefkatin, hırsın, kavganın, önderliğin, kurnazlığın ve en önemlisi bereketin ve çoğalmanın sembolü olmuştur. Aşkı ve seksiyle, insanlara, doğaya yenilenme, çoğalma gücü vermiş, adına yapılan tapınaklarda, onun yerine seks görevi yapmak için toplumların en saygın kadınları yarışmıştır. Demir Çağ'da; Anadolu-Kıbrıs arasında, bütün Levant ve Batı Akdeniz boyunca yayılmış olan "Astarte-Aphrodite Kültü"nün seramikler üzerindeki yansıması olarak karşılaştığımız "Kutsal Fahişe Figürü" bu tezin konusunu oluşturmaktadır. Demir Çağ ve öncesinde "Kutsal Fahişe Figürü"nün kökenini oluşturan tanrıçalara ait kültler tanıtılmış ve bu kültlere ait yazılı ve arkeolojik kanıtlar ayrıntılı olarak incelenmiştir. İncelenen kültürlerdeki arkeolojik malzemelerin ikonografileri ele alınarak geçiş bölgeleri tespit edilmiştir. "Lotus" ve "Kutsal Fahişe Figürü" ilişkisi arkeolojik buluntularla ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Demir Çağ, Kutsal Fahişe Figürü, İnanna, İştar, Astarte, Aphrodite.

Demir ÇağıFigürKutsal fahişe+3
Mehmet Akçınar
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00

Related subjects