Cult

83 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Aiolis'te kültler

Bu çalışmanın amacı, eskiçağda Aiolis bölgesinde yaşamış olan toplulukların dinsel yaşamına ilişkin bilgilerin bir araya getirilerek, bu bilgiler temelinde dinin gerek bireysel gerekse toplumsal düzeyde nasıl rol oynadığına ilişkin betimlere ulaşılmasıdır. Çalışmanın mekânsal kapsamını, antik kaynaklarda Aiol göçüyle ilişkilendirilen Aiolis bölgesi oluşturmaktadır. Bölge temelindeki bu sınırlama, aynı zamanda bölge içerisindeki dinsel inançların belirli bir doku gösterip göstermediği sorusunun cevabını aramaya da hizmet eder. Ancak yöneltilen soru, bölgedeki dinsel hayatın coğrafi sınırla karakter kazandığı gibi bir önkabule işaret etmemelidir. Bölgedeki en erken arkeolojik bulgular MÖ 8. yüzyıla tarihlendiğinden, bu tarih ile antik çağın sonu arasında kalan dönem zamansal sınırlarımızı belirler.

AioliaAiolis bölgesiArkeoloji+3
Esen Kaya
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Arkaik Dönem eski Yunan dünyasında kahramanlık kültü

Kökeni Myken Dönemi'ne kadar giden ve tarihsel süreç içinde birçok türüyle karşılaşılan kahramanlar, Arkaik Dönem'de bir kült sisteminin parçası olur. Kahramanlık kültünün ortaya çıkışı ve uzun süre geniş bir coğrafyada etkili oluşu, onun işlevsel özellikleri sayesindedir. Gücün simgesi ve toprağın sahibi olarak görülmeleri, antik Yunan kentlerinde hem kent içinde hem de kentler arasında bir hak elde etme mücadelesine dönüşür. Siyasi ve ekonomik işlevlere zamanla dini çıkarlar da eklenir. Böylece kahramanlık kültü, çeşitli ihtiyaçları karşılamak üzere belirli aralıklarla tekrar eden ritüel pratiklerin olduğu dini bir nitelik kazanır. Antik dönemdeki birçok gizem kültünde rastlanan kutsal alan, sunak, kurban etme, yapılan davranışları belirli aralıklarla tekrar eden bir düzen içinde sunan anlayış burada da mevcuttur. Bu anlayışın doğası gereği yapılan her hareket bir ritüelin parçası olarak görülmüş, bazı davranışların açıklanması ya da kutsal alan ve tapınaklarda bazı yerlere girilmesinin yasaklanması kültü ilgi çekici ve korkutucu olmasını sağlamıştır. Doğaüstü güçlerinin olduğuna inanılması bunu güçlendirmiştir. Arkaik Dönem destan ve şiirlerinin konusunu oluşturan, çoğu zaman üstün yeteneklerinin övüldüğü kahramanlar ve hikayeleri, mitsel öğelerin altında tarihsel bir gerçekliğe sahiptir. Bu abartılmış gerçeklik, Arkaik Dönem Yunan medeniyeti hakkında az sayıda kaynağın olduğu bu dönem için oldukça değerlidir. Kahramanlık kültü, antik Yunan dini ve mitolojisinin önemli bir unsurudur. Anahtar Kelimeler: Arkaik Dönem, Antik Yunan dini, Antik Yunan mitolojisi, gizem kültleri, kahramanlık kültü

Antik YunanArkaik DönemEski Çağ+7
Berna Şirvan
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kurt kültü üzerine yapılan çalışmaların bibliyografya denemesi

Tezimizin konusu Türk ve Moğollarda ortak bir inanış olgusu olan kurt/bozkurtla ilgili yayınlar ve bu yayınların analizidir. Tezimizde kurt/bozkurt inanışını doğrudan ve dolaylı olarak ele alan yayınlar bir araya getirilmiş ve bazı yayınların analizi yapılmıştır. Bu amaçla Türk ve Moğollarda kurt ile ilgili yazılmış kitap, makale ve tezler bir araya getirilmiştir. Kurt/bozkurdun yanı sıra Türk ve Moğol kültüründe köpeğe dair inanışların da olduğu da bilinmektedir. Bu yüzden çalışmanın bibliyografya kısmında Türk ve Moğollara ait olan köpek kültünün yer aldığı eserlere de yer verilmiştir. Türkiye'de Moğol kültürüne dair çalışmaların çok yeni olması sebebiyle, bu çalışmanın Moğol kültürü ile ilgili yapılacak yeni çalışmalar için bir kaynak olması ve Türkiye'de yapılan Mongolistik çalışmalarına bir katkı sağlaması hedeflenmiştir.

BibliyografyaKurtKült+3
Sevgi Dal
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kemalpaşa Tahtacı kültürü: Çınarköy örneği

Çınarköy, İzmir'in Kemalpaşa ilçesine bağlı bir Tahtacı köyüdür. 1950'li yıllardan önce bir Tahtacı yerleşim bölgesi değilken, Nif Dağı'nın eteklerinde yer alması ve bu bölgenin ormancılık mesleği için uygun bir coğrafyaya sahip olması sebebiyle, Çınarköy geçimini bu meslekten sağlayan Tahtacılar tarafından ilgi görmüş ve 1950'li yıllardan itibaren giderek bir Tahtacı köyü haline gelmiştir. Günümüzde orman işçiliğini büyük ölçüde bırakmış olsalar da, Çınarköylüler Tahtacı inanç pratiklerini ve geleneklerini büyük ölçüde sürdürmeye ve gelecek kuşaklara aktarmaya devam etmektedirler. Literatür tarama, gözlem ve yarı yapılandırılmış görüşme tekniklerine dayanan bu çalışma ile haklarında çok fazla araştırma bulunmayan Çınarköy Tahtacılarının inançları ve geleneklerini açığa çıkarmak hedeflenmektedir ve gelecekte bu kültürle ilgili başka çalışmaların da yapılması umut edilmektedir. Keywords: Animation, Movie, Gender, Walt Disney, Disney

AlevilerAlevilikKült+7
Senem Ersin Genç
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Dini motivasyonlu terörle hukuki mücadele politikası: Japonya'nın Aum Shinrikyō ile mücadele örneği

Dini motivasyonlu bir terör örgütü olan Aum Shinrikyō, 1995 yılında Tokyo metrosuna kimyasal silahla saldırarak adını duyurmuştur. Bu kapsamda tezde, dini bir hareket olarak başlayan Aum Shinrikyō'nun bir külte akabinde de terör örgütüne dönüşüm süreci, terör türleri arasındaki yerinin tespiti, diğer terör örgütlerinden farklılaşan özellikleri ve Japonya'nın başvurduğu mücadele yöntemleri ele alınmıştır. Başlangıçta bir yoga kursu olarak faaliyete başlayan Aum Shinrikyō zamanla kendi başına kitle imha silahları dahi üretebilecek kabiliyete erişmiş olup geniş kitlelerin hayatına kasteden eylemler gerçekleştirmiştir. Buna rağmen Japonya bu denli tehlike oluşturan bir terör örgütüyle mücadelesini temel hak ve özgürlükleri kısıtlamadan, dini oluşumları yasallaştırarak denetim altında tutmuştur. Bu yöntem ile terör örgütünü kontrol altına almış ve eylem yapamayacak hale getirmiştir. Aum Shinrikyō'nun devamı niteliğinde olan Aleph gibi dini oluşumlarla da mücadelesini hukuki yollarla sürdürerek yeni bir terör örgütünün filizlenmesini engellemiştir. Türkçe literatürde dini motivasyonlu terör örgütleri veya suç örgütleri ile mücadele konusunda, İslam Dini ile ilişkilendirilen örgütler dışında bir başka yapı incelenmemiştir. Dolayısıyla bu alanda ulusal literatürde bir boşluk olduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda çalışmanın amacı dini motivasyonlu terörle mücadele kapsamında Japonya'nın terörle mücadele politikasına açıklık getirmektir. Nitel dokümantasyon incelemesi yöntemiyle gerçekleştirilen bu tez çalışmasında Japonya'nın Aum Shinrikyō ile hukuki mücadelesinde getirdiği hukuki düzenlemeler, Aum Shinrikyō'nun ardılı sayılan dini oluşumların tâbi tutulduğu denetimler ve Tokyo metrosu saldırısına ilişkin yargılama süreci ele alınmıştır. Araştırma sonunda Japonya'nın dini motivasyonlu bir terör örgütüyle etkin bir mücadele ettiği, bu mücadelede hukuk ve insan hakları değerlerine bağlı kaldığı bulgusuna ulaşılmıştır.

Aum ShinrikyoDinDini unsurlar+7
Namık Berke Alpcan
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Eski Anadolu coğrafyasında dağ kültü

Dağlar oldukça büyük kütleleri, heybetli görüntüleri, yaşam alanı olmaları, barınma, korunma ve avlanma olanağı sağlamaları gibi birçok hayati özellikleri nedeniyle ilk insandan günümüze önem arz etmiş, dünya mitolojilerinde kutsal olarak görülmüş ve kültleştirilmiş yeryüzü oluşumlarıdır. Dağlar neredeyse tüm inanışlarda farklı nedenlerle önemli yer işgal eden bir öge olmuştur. Zaman zaman tanrısal bir mekân, zaman zaman vahyin geldiği yer ve tanrılara götüren bir yol, zaman zaman da evrenin kozmik merkezi olarak algılanmıştır. Kendilerine verilen değer nedeniyle, ayinlerin yüksek dağ başlarında gerçekleştirilmesi ve insanların dağ başlarına gömülmesi normal kabul edilmiştir. Gizemli konumu, göğe doğru yüksekliği ile dikkatleri üzerine çeken dağların sahip olduğu bu özellik, onları tarihi çağların tamamında cazibeli kılmıştır. Eski Anadolu'nun coğrafi olarak özel bir konumu bulunmaktadır. Ayrıca aşılması güç ancak belirli noktalarından geçitler ile geçilebilen paralel doğrultuda uzanan dağlar silsilesine sahip olduğu da bilinmektedir. Anadolu'da yaşayan muhtelif toplumlar da diğer toplumlar gibi, dağlara çeşitli anlamlar yüklemişler ve zamanla bu dağların kült olmasını sağlamışlardır. Bu nedenle dağ kültü açısından Eski Anadolu coğrafyası oldukça zengin bir birikime sahiptir. Eski Çağ Anadolu coğrafyasında yaşanan tarihi olaylara ve inançsal davranışlara tanıklık yapan bu dağlar sayesinde bölgenin zengin bir kültür ve inanç birikimine sahip olduğu değerlendirilmektedir. Bu çalışmanın amacı, dağ kültünün Eski Anadolu coğrafyasında yaşayan toplumların hayatındaki yerini, önemini ve işlevini incelemektir. Araştırma kapsamında Eski Çağ Anadolu kavimlerinin dağ ile olan ilişkileri inanç başta olmak üzere sosyal, tarihi ve kültürel boyutlarda çok yönlü olarak ele alınmış ve dağ kültü üzerine değerlendirmeler yapılarak ilgili alana katkı sağlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kült, Dağ Kültü, Dağ-Tanrı, Eski Anadolu İnançları, Eski Anadolu Dağları.

AnadoluAnadolu uygarlıklarıDağ kültü+4
Taha Özgür
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Hititçe çiviyazılı kaynaklara göre Tetešhapi ve kültü

Hititlerin metin küllliyatını, tarihi metinler, devlet anlaşmaları, mektuplar, kanunlar, idari metinler, mitler, dualar, arınma ritüelleri, kehanetler ve daha fazlası oluşturmaktadır. Ancak, bu kategorinin büyük bir kısmı bayram ritüel metinlerine aittir. Bayram ritüel metinlerinin geniş kapsamlı dizininin inşa edilmesi, Hititoloji sahasına her ne kadar fayda sağlasa da bazen zorluklarla doludur. Örneğin, mevsimsel bayramlar birçok güne yayılmakta ve birden fazla kült kentini içermektedir. Basmakalıp cümleler ve pasajlardan oluşan bu bayram metinlerindeki küçük fragmanların başka bir bayram metnine ait olduğunu ispat etmek ise son derece zorlayıcıdır. Ancak, genel kapsamda bayram ritüellerini değerlendirdiğimizde tanrıları memnun etmek, ülkenin refah ve bolluğu için onlarla iletişime geçmek amacıyla tanrıları anarak onlara zengin ziyafetler sunulması, kurbanlar verilmesi, dans, müzik ve eğlencenin yer aldığı kültsel öğelerin bulunduğunu açıkça görebilmekteyiz. Hatti kökenli tanrıça Tetešhapi'nin bayramı, eski Hitit unsurlarını içinde barındıran dans, müzik ve eğlencenin yoğun olduğu bir bayramdır. 61 tablet ve 89 fragmandan oluşan bu bayram metinleri Eski, Orta, Yeni ve Geç Yeni Hitit'e tarihlendirilmektedir. Eski Hitit geleneğine atıfta bulunan purulli(ya)- ve KI.LAM bayramlarında da adı geçen tanrıça Tetešhapi, vahşi doğanın koruyucu tanrıçası (potnia theron) olarak görülmektedir. Tanrıça Tetešhapi'nin bayramının hangi mevsimde kutlanıldığına dair metinlerde net bir bilgi olmasa da ilkbaharda kutlanan purulli(ya)- ve KI.LAM bayram metinlerini tanrıça Tetešhapi'nin bayram metinleri ile karşılaştırdığımızda bazı ortak unsurlardan yola çıkarak tanrıça Tetešhapi'nin bayramının ilkbaharda kutlanılan bir bayram olduğunu açıkça görmekteyiz. Tanrıça Tetešhapi'nin bayramının başrolünde, NIN.DINGIR rahibesinin bulunduğunu ve onun tuhkanti- ile ortak hareket etmesinden yola çıkarak bu rahibenin statüsünün kraliyet ailesi üyelerininkine benzediğini ifade edebiliriz. Çünkü, KI.LAM bayramında, NIN.DINGIR rahibesi kral ve kraliçe ile hareket ederken tanrıça Tetešhapi bayramında ise bağımsız bir şekilde karşımıza çıkmaktadır. En az yedi gün süren bu bayramda avcılık unsurlarının yanı sıra dans, müzik ve eğlencenin önemli olduğunu tanrıça Tetešhapi'nin bayram metinlerinden öğrenmekteyiz. Aynı zamanda, Hattuša'dan Tawiniya'ya süren bir kült yolculuğu, birçok tanrı adının geçmesi ve tuhkanti-'nin varlığı Tetešhapi'nin bayramının devlet kültüne ait bir bayram olduğunu kanıtlamaktadır. Bu bayram metinlerinden de anlaşılacağı üzere, dans ve Hatti şarkıları çok önemli ve sıra dışıdı bir konumdadır. Dans, NIN.DINGIR rahibesi tarafından tek başına veya "fakir adamın kızı" olarak bilinen genç bir kadınla ve belirli bir düzen içerisinde gerçekleştirilmiştir. Bir diğer dikkat çeken unsur ise Hititçe kaynaklarda çok sık rastlayamadığımız bir ilahın kendi cümleleridir. Tanrıça Tetešhapi'nin cümlelerini ise bu bayram metinlerinde görmekteyiz. Bu durum, tanrıça Tetešhapi bayramını diğer bayramlardan ayıran en önemli özelliktir. Sonuç olarak, bugüne kadar bir araya getirilmemiş tanrıça Tetešhapi bayram metinleri göstermektedir ki söz konusu bu metinler diğer bayram metinlerine nazaran benzersiz yönlere sahiptir. Son olarak, tanrıça Tetešhapi'ye dair tüm bilgi ve belgeleri detaylıca inceleyip bir bütün haline getirdiğimiz bu çalışmamızın Hititoloji sahasına bir katkı sağlayacağını düşünmekteyiz.

BayramlarHitit metinleriHititler+5
Zekiye Nihan Kırçıl
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Epigrafik belgelerin ışığı altında Küçükasya'daki Roma askerlerinin dinsel yaşamları

Bu yüksek lisans tezi, askerler tarafından dikilmiş adak yazıtlarına odaklanarak Roma'nın Asia'daki genişlemesinin başlangıcından Principatus döneminin sonuna kadar olan sürede Küçük Asya'da konuşlanmış veya burada yaşamış olan muvazzaf ve emekli askerlerin dinsel yaşamını incelemeyi amaçlamaktadır. Bahsi geçen epigrafik belgelerin detaylı analizi yoluyla tez, Küçük Asya'daki farklı rütbe ve birliklere mensup olan Roma askerlerinin sıklıkla adak sundukları hem geleneksel Roma tanrı ve tanrıçalarını hem de birbirinden farklı sıfatlarıyla Küçük Asya'nın yerel kutsal varlıklarını ortaya koymaktadır. Söz konusu epigrafik belgeler ayrıca askerler arasında imparatorluk kültüne ilişkin olarak yürütülen ibadet yöntemlerine de ışık tutmaktadır. Dahası, çalışma askerlerin dinsel yaşamı için kilit rol oynayan kutsal mekânlar olan çeşitli tapınakların ve başlıca dinsel yaşamlarını yürüttükleri Roma karargâhlarının önemini vurgulamaktadır. Ayrıca çalışma, bazı sunuların askerlik hizmetini tamamlamış emekliler tarafından gerçekleştirildiğini göstererek, sahip oldukları dinsel inançlara olan bağlılıklarının emeklilikleri sırasında devam ettiğini ortaya koymaktadır. Askerler arasındaki dinsel uygulamaları yönetmede komutanların rolü de araştırılmaktadır. Çalışmanın üzerinde durduğu tarih aralığı başlıca Principatus dönemi olmakla beraber askerlerin dinsel uygulamalarıyla ilişkili bazı antik gelenekler ve inançlar hakkında Principatus döneminden öncesine uzanan bir tarihsel arka plan sunulmaktadır. Bu çalışma genel olarak Roma İmparatorluğu'nun sosyal ve kültürel tarihi hakkında daha geniş bir araştırmaya katkıda bulunarak, Roma askerlerinin dinsel yaşamları ve Küçük Asya ile kurdukları dinsel etkileşimleri hakkında bilgi ve değerlendirmeler sağlamayı amaçlamaktadır.

Askeri hayatDinDini hayat+7
Mete Enes Can Öztürk
Mimar Sinan Fine Arts University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Anadoluda Prytaneionlar ve Hestia kültü

Hestia kültü ile sembolize edilen prytaneionlar antik dönem şehir planlamacılığında önemli bir rol üstlenen ve şehrin önde gelen kurumlarından biridir. Ancak günümüze ulaşan verilerin yetersizliği, diğer çalışmalara göre geride kalmasına ve hakkında çok az bilgiye sahip olmamıza neden olmuştur. Bu çalışmada yapı ve kültünün özellikle Anadolu kapsamında tüm yönleriyle ele alınması hedeflenmiştir. Yapının ortaya çıkışı ve gelişimi üzerine gerçekleştirilen incelemeler sonucunda köklerinin prehistorik dönemlere kadar uzandığı, dinamik ve zengin bir gelişim göstererek Roma İmparatorluk Dönemi sonlarına kadar sürdüğü anlaşılmıştır. Anadolu'da kanıtlanmış ve muhtemel prytaneion örnekleri incelendiğinde, yapı için ortak bazı özellikler tespit edilmiştir. Örneğin prytaneionlar agora ya da kutsal alan sınırları içerisinde konumlanan, bir avlu ve iki ana oda (Hestiatorion ve Hestia Salonu) ile karakterize edilen tipik bir 'ev mimarisinin' daha büyük boyutlu tasarlanmış hali olarak tanımlanabilir. Ayrıca yapı fonksiyonlarında görülen çeşitlilik, yapının dini ve siyasi kimliği ile bağlantılıdır ve yapıyı tanımlamada önemli bir role sahiptir. Ocağın kişiselleştirilmiş tanrıçası Hestia, hem özel aile evi hem de devletin evi olan prytaneionların koruyucusudur. Tanrıça hakkında bilinenler günümüz verilerine göre sınırlıdır. Evrensel nitelikte olan Hestia kültü, antik Anadolu, Yunanistan ve Roma'ya kadar dağılım göstermektedir.

AnadoluAnatanrıça kültüAntik mimari+3
Emine Çelik
Pamukkale University · Arkeoloji Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

İÖ 1. binyılda Anadolu'da anikonik tapınım

Anikonizm, insanların tanrı ya da tanrıçaları tasavvur ve tasvir etme biçimlerinden biri için kullanılan bir terimdir. Anikonik tapınımda tanrının, insan ya da hayvan gibi figürlerle gösterilmesine ihtiyaç yoktur. Bunların yerine dağ, taş, ağaç, su, ateş gibi doğa unsurları ya da kutsal boşluk birer tanrı olarak tapınım görür. Bugüne kadar özellikle Yakındoğu ve Ege kültürleri hakkında yapılan çalışmalar sayesinde bilgi sahibi olduğumuz bu konu, maddesel anikonizm, boşluk anikonizmi ve element anikonizmi şeklinde sınıflandırılmıştır. Bu çalışma yüksek dağ silsileleri, yoğun ve çeşitli bitki örtüsü, zengin yer altı ve yer üstü su kaynaklarıyla anikonizme son derece uygun olduğu anlaşılan Anadolu'da, konu hakkında kapsamlı ve bütünsel herhangi bir çalışmanın bulunmaması nedeniyle gerekli görülmüştür. Çalışmamızda Anadolu'da İÖ 1. binyıla tarihlenen dağ, mağara, orman/ağaç gibi tapınım alanları, su ve ateş gibi tapınım elementleri, stel, baitylos, omphalos, ahşap direk/xoanon, basamaklı anıt, niş gibi tapınım nesneleri anikonizm kapsamında irdelenmiştir. Konuya dahil edilen tüm bu unsurlar, Anadolu'da Prehistorik Dönemlerden itibaren varlık süren kültürler ve bu kültürler arasındaki etkileşim de dikkate alınarak kronolojik olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca bugüne kadar çeşitli araştırmacılar tarafından Anadolu'da gerçekleştirilen bilimsel arkeolojik çalışmalarla tanıtılan veriler arasında anikonik olarak tanımlayabileceğimiz örnekler, Anadolu'daki kültür bölgelerine göre irdelenmiştir.

AnadoluAnikonizmKült+3
Nihan Aydoğmuş
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hatay halk kültüründe defne ağacı

Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan ve çok kültürlü bir yaşamın izlerini taşıyan Hatay, halk kültürü açısından oldukça zengin bir şehirdir. Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü birçok bitki türünün yetiştiği Hatay'da maki türleri arasında yer alan defne ağacı da oldukça yaygındır. Bu çalışmanın amacı, Hatay halk kültüründe defneye dair halk inanışlarını, anlatılarını, defne ürünlerinin geleneksel yöntemlerle yapımını ve kullanım amaçlarını ortaya çıkarmak, işlevsel özelliklerini belirlemek, küreselleşmeyle birlikte kaybolmaya yüz tutmuş maddi ve manevi kültür unsurlarını kayıt altına alarak geleneksel kültürün korunması ve yaşatılmasına katkı sağlamaktır. Bu amaçla başta Antakya olmak üzere Hatay'ın ilçelerine saha araştırması gerçekleştirilmiş, görüşme ve gözlem (katılımlı/katılımsız) tekniklerinden yararlanılmıştır. Sahada 90 kaynak kişiye ulaşılmış, elde edilen veriler işlevsel teori kapsamında analiz edilmiştir. Kutsallığı eskilere dayanan ağaç kültünün bir yansıması olarak defne ağacı etrafında çeşitli inanış ve pratikler gelişmiş, Hatay halk kültürüne çeşitlilik katmıştır. Geleneksel üretim tekniğiyle ve yörede toplanan defne meyvesiyle üretilen Hatay Defne Sabunu coğrafi işaret ürünü olarak tescil edilmiştir. Defnenin gerek halk anlatıları gerekse halk ekonomisine katkı sağlayan ürünleriyle yöre halkı için önem arz edişi SOKÜM (Somut Olmayan Kültürel Miras Sözleşmesi) kapsamında değerlendirilebileceği fikrini de ortaya çıkarmaktadır. Çalışma neticesinde defneye dair bazı uygulamaların, sözlü kültürde yaşayan ve halkın belleğinde yer etmiş olan anlatıların, yağ ve sabun üreticiliğinin işlevselliğini ve önemini koruduğu bazı inanış ve pratiklerin ise önemini yitirdiği görülmüştür. Çok yönlü yapısıyla kentin simgesi haline gelen defne yöre halkı için işlevini ve önemini korumaya devam etmektedir. Anahtar Kelimeler: Halk Kültürü, Ağaç kültü, Hatay, Defne, İşlevsel teori, SOKÜM

AğaçlarDefneHalk inançları+3
Arife Özcan
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Azerbaycan ve Türkiye halk kültüründe ateş kültü

Dört unsurdan biri olan ateş, insanoğlunun hayatında çok önemli bir yerde durmaktadır. Tarihin ilk sayfalarından bugüne kadar insana hem korku hem güven kaynağı olmuştur. Dört unsur, kendisinde var oluştan başlayan ve bu gün de devam eden hayatın gizli kodlarını tutmaktadır. Bu gizli kodlar uzun zaman aşamasında insan tarihi geliştikçe zenginleşmiş, her halk için geçmişine bir ayna tutmuştur. Zamanla kült haline dönüşen ateş, farklı zaman dilimlerinde ilgi çekmiş ve kodların çözülmesi için kaynak olarak görülmüştür. Türk Halk Kültürü Bilimi'nin de çok araştırılmış konularından biri olan ateş, kültürel kodların öğrenilmesinde büyük önem arz etmektedir. Kült ve kültür olarak çok zengin bir konu olması onun üzerinde yeniden farklı açılardan çalışmaların yapılmasına imkan sağlamıştır. Azerbaycan ve Türkiye halk kültüründe ateş kültünün incelenmesi kültürel kodlardaki ortak ve farklı açıların ortaya konulması açısından önem arz etmektedir. İster eski dinlerde isterse de eskiden gelen, halkın yarattığı edebiyat örneklerinde ateş kültünün önemli bir yeri vardır. Ateşin insanoğlunun doğum, yaşantı ve ölümünde sahip olduğu rolü onu geçmiş, şimdi ve gelecekteki sonsuzluğunu simgelemektedir. Bu sebeple yaşam var oldukça ateş kültü her zaman yaygın bir etkide olacak ve yeni kültürel kodların ortaya çıkmasına zemin hazırlayacaktır. Çalışma esnasında her iki ülkenin kültüründeki ortak ve farklı kodların tespit edilecektir. Diğer taraftan Azerbaycan Halk Kültürü Bilim'ine ateş kültü ile ilgili ilk bütüncül çalışmayı sunarak akademik ve kültürel katkıda bulunmaya çalışılacaktır. Türkiye Halk Bilimi için ise Azerbaycan'la karşılaştırma şeklinde incelenen ateş kültü çalışmasıyla katkıda bulunmak amaçlanıyor. Çalışmayı önemli kılan faktörler vardır. Şöyle ki yapılacak olan çalışma ateş kültünün önemini ve yerini ortaya koymakla kalmayacak, bu kültün yaşantımızda varlığını hangi şekilde devam ettirdiğini ve ya hangi sebeplerden günümüze ulaşmadığını ortaya koyacaktır. Diğer önemli faktör, sırf iki ülkeyi kapsayacak ateş kültü çalışmasının yapılmamış olmasıdır. Araştırma esnasında Halk Bilimi veri ve yöntemleri kullanılacaktır. Konu hem coğrafi genişlik, hem de tarihi derinlik içerisinde ele alınacaktır. İki ülkede ateş kültünü kapsayacak bu çalışma gelecekte bu konuyla ilgili yapılacak başka çalışmalar için kaynak olmakla beraber, yönlendirici bir rol oynayacaktır. Azerbaycan'da ateş kültüyle ilgili çalışmalara katkı sağlayacaktır. Ateş kültünün karşılaştırma şeklinde incelenmesinde bir ilk olacaktır. Ateş kültünün sırf Azerbaycan ve Türkiye'deki ortak ve farklı yanlarını konu edinen bir çalışmaya tesadüf edilmemiştir. Bu yüzden bu çalışma Türkiye Halk Bilim'ine de katkı sağlayacaktır. Anahtar kelimeler: Ateş, Azerbaycan, Türkiye, halk kültürü, kült, kültür

AteşAzerbaycanHalk bilimi+4
Nargız Garayeva
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hititler'de ocak kültü

Ateş ve onu kontrol altına almak amacıyla kurulan ocak; bir taraftan, insanın yemek pişirme, ısınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılarken, diğer yandan yakma ve yok etme niteliği ile ona karşı korkuyla karışık saygı duyulmasına, ocağın kutsal bir güç olarak görülmesine neden olmuştur. Anadolu'da ocağın kutsiyetini gösteren somut verileri, Neolitik Çağ'dan günümüze kadar olan geniş süreçte takip edebilmekteyiz. Çatalhöyük'ün Geç Neolitik Çağ (M.Ö. 6500-6000) tabakasında görülen, boğa başlarıyla çevrili aynı zamanda duvar resimleriyle süslü mekânlarda bulunan sabit ocaklar, insanoğlunun inanç sisteminde önemli bir rol oynamıştır. Erken Tunç Çağ'ında özenle hazırlanmış ve kültsel birer obje olarak nitelendirebileceğimiz, antropomorfik ve zoomorfik ikonlarla bezenmiş taşınabilir ve sabit ocaklar da; bu inancın Erken Tunç Çağı'nda ki temsilcisıi konumundadır. Bu tip ocakların etrafında gerçekleştirilen kültsel seremonilerin izlerini, Bronz Çağı'nın önemli uygarlıklarından biri olan Hititler'e ait çivi yazılı belgeler aracılığıyla takip edebilmekteyiz. Ocak kavramı; aile, ev ve devleti temsil etmektedir. Hititçe çivi yazılı belgelerde devleti temsil eden en önemli güç olan kralın varlığı ve gücünün devamlılığı, ocağın içerisinde ateşin yanması ve sönmesi gibi ifadelerle vurgulanmıştır. İncelediğimiz kurban törenleri, bayramlar, mitolojiler, büyü ve fal uygulamaları ve çeşitli ritüelleri anlatan Hititçe çivi yazılı belgeler, ocağın kültsel boyutunu ön plana çıkarmaktadır. Bu belgelere göre etrafında ve içerisinde kült pratiklerinin uygulandığı ocak, tanrılara ulaşmak için kullanılan kutsal bir araçtır. Ocağın etrafında veya içerisinde gerçekleştirilen kurban eylemleri, Tanrıça veya Tanrı ile iletişim kurmanın en kısa yoludur. İçerisine atılan nesneleri yakıp yok etmesi ile istenmeyen durumun ortadan kalkmasını sağlayan, büyü malzemesi olarak kullanılan kutsal bir yapıdır. Bunun yanında, ocağa atılan obje ile hastalığın yok olacağı inanışı ile ocağın iyileştirici özelliği ortaya çıkmaktadır. Ocak Tanrısı olan Kamruşepa'nın sağlık tanrısı olarak da adlandırılması bu görüşü desteklemektedir. Hititçe çivi yazılı belgelerde geçen isimli ocak tanrılarının varlığı, ocak kavramının Hitit inanç sistemindeki önemini göstermektedir. Hitit dünyasında hayatın her safhasında karşımıza çıkan ocak kültünün izlerini, birleştirici coğrafya ve jeokültürel bellek esasında geleneksel Anadolu kültürüne ait bazı pratiklerde de takip etmek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Ateş, Ocak, Hititler, Kült, Atalar Kültü.

AteşEski ÇağEski Çağ tarihi+4
Aslı Çizikci
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Seyitömer Höyük Erken Tunç Çağı boğa kültü

Bu çalışmada, Kütahya ili, Çelikler Seyitömer Elektrik Üretim Anonim Şirketi sahasında bulunan Seyitömer Höyük'te Erken Tunç Çağı Boğa Kültünü anlamak için kazı çalışmaları neticesinde bulunan boğa figürinleri ve ocaklar incelendi. Seyitömer Höyük konumu gereği, Anadolu ile Mezopotamya arasındaki köprünün önemli ayaklarından biri olduğunu gösteren buluntular içermektedir. Özellikle Seyitömer Höyük ETÇ III B evresine ait saray yapısı içinde ele geçen mühürler ve beraberindeki diğer buluntular (metal iğneler, boncuklar) Mezopotamya ayağını, ETÇ III tabakasına ait mimari öğelerden biri olan ocaklar ise Batı Anadolu ayağını oluşturan öğeler arasındadır. Seyitömer Höyüğün bu denli stratejik bir durak konumuna sahip olmasının temelini ise ETÇ III tabakalarında yoğun olarak karşımıza çıkan kalıplar, fırınlar ve atölyelerde üretilen yoğun seramik üretiminin oluşturduğunu söylemek mümkündür. Çalışma kapsamında incelenen boğa figürinleri ve ocaklar, Seyitömer Höyük ETÇ III tabakasında bir boğa kültünün varlığından bahsetmek için yeterli veriyi oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Seyitömer Höyük, Erken Tunç Çağı, boğa figürini, kutsal ocak.

Arkeolojik kazılarBoğalarErken Tunç Çağı+4
Bayram Uygun
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Karia'nın Arkaik ve Klasik Dönemlerinde ana tanrıça kültleri

Güney Batı Anadolu coğrafyasını kapsayan Karia Bölgesi'nin temel alındığı bu tezde, bölgenin Arkaik ve Klasik dönemlerine ait tanrıça kültleri incelenip tartışmaya açılmış ve konu, mitoslar, ritüeller, tapınaklar, açık hava tapınakları ve tanrıça imgeleri doğrultusunda değerlendirilmiştir. Özellikle Hellenistik Dönem'in siyasal ve ekonomik koşullarıyla birlikte, iç içe geçmeye başladığını gördüğümüz ana tanrıça kültlerinin birbirlerinden bağımsız bir şekilde izah edilebilmesi, dönemin kültürel yapısını anlayabilmemiz için büyük önem arz etmektedir. Çoğu kez bir kültür etkinliği içinde değerlendirilen kültler, sanıldığının aksine, antik dönem boyunca siyasal, sosyal ve ekonomik eylemlerin hep odağında yer almıştır. Dolayısıyla bir kültün anlaşılması, aynı zamanda hem toplumsal yapının, hem siyasal düzenin hem de ekonomik gücün anlaşılmasıyla eşdeğer bir rol üstlenmektedir. Ayrıca başlığa taşıdığımız konu, Karia özelindeki belli başlı tanrıça kültleri üzerinden Arkaik ve Klasik dönemlerin inanç algısını tartıştığı için, pek çok soruna değinmeyi de zaruri kılmaktadır. Bu sorunların başında, kültler söz konusu olduğunda bilim insanlarının yararlanacakları metotların karmaşık yapısı gelmektedir.

AnatanrıçaArkaik DönemKaria bölgesi+3
Asil Arslanlar
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Gizli tehlile: Dini kültler ve terörizm

In the modern world, there may be as many as millions of different religious groups. While some of those groups are well-known religious groups whose aims and features are known, others have features similar to those of cults. Some of these cult-like religious groups hold large amounts of power in terms of bureaucracy, finances, and manpower. Although most of these groups do not pose any danger, they have the potential to cause serious danger in the event that they transform into terrorist organizations. In this thesis, the dangers of the cult-like religious groups has compared to traditional terrorist organizations and advantages that cult-like religious groups have in the event of their transformation into terrorist organizations are analyzed together with the transformation processes of those religious groups that do turn into terrorist organizations. Aum Shinrikyo is used as an illustrative example and the precautions that states can take against this sort of organization while staying within the general principles of law are discussed.

Aum ShinrikyoReligionReligious groups+3
Kürşad Kağan Ergün
Antalya Bilim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Asklepios Kültü ve Anadolu'daki Asklepionlar

Prehistorik Çağ'dan itibaren insanoğlu birçok hastalık ve salgınla karşılaşmıştır. Gözle görülebilen hastalıklara tedavi yöntemleri bulmayı başaran insan zaman içerisinde sebeplerini bulamadığı ve açıklık getirmediği hastalıklar konusunda oldukça aciz kalmıştır. Antik Çağ'ın din adamları ve büyücüleri tedavi edemedikleri salgın hastalıkların tanrılar tarafından gönderilmiş bir ceza olduğuna inanmışlardır. Bu hastalıkların tedavisi için de tanrıdan medet ummuşlardır. Çünkü hastalıkları yok edecek kişiler yine tanrılar olmuştur. Birçok tanrı ve tanrıça özellikle hastalık ve şifa dağıtmada yetkili olmuşlardır. Tanrı Apollon'dan sonra dönemin en iyi sağlık tanrısı Asklepios'tur. Asklepios, hastaları teşhis etmede ve iyileştirmede göstermiş olduğu başarılarla kısa sürede büyük bir üne sahip olmuş ve Apollon'un oğlu ünvanını alarak, sağlık tanrısı kabul edilmiştir. Şifa tanrısı Asklepios'un kültü, antik çağların en popüler kültlerinden biri haline gelmiştir. Asklepios kültü, M.Ö. 5. yüzyılda Epidauros'ta ortaya çıkmış ve M.S. 4. yüzyılın sonlarına kadar devam etmiştir. Asklepios kültü, M.Ö. 370 yılında Anadolu topraklarına, M.Ö. 291 yılında ise salgın hastalıklar sebebiyle Roma'ya getirilmiştir. Greko-Romen dünyasında hızla yayılan Asklepios Kültü için 300'den fazla kült alanı inşa edilmiştir. Ancak bu Asklepionların birçoğu henüz keşfedilmemiştir. En dikkat çeken tapınaklar arasında ise; Epidauros, Trikka, Kos, Rodos, Knidos, Troizeni, Atina, Delfi ve Pergamon sayılabilir. Anadolu'da Asklepios kültünün geniş bir alana yayıldığı anlaşılmaktadır. Yapılan çalışmalar sonucunda Pergamon Asklepionu dışında Antik Dünya'ya ait yeni şifa merkezleri keşfedilmiştir. Bu merkezlerden en önemlileri, Pergamon'nun 18 km kuzeydoğusunda yer alan Alliaoni ve Tekirdağ'a 15 km uzaklıkta bulunan Heraion Teichos'tur. Ayrıca, Symrna (İzmir), Ephesos (Selçuk), Nikaia (İznik), Aigeai (Adana Yumurtalık'da) ve Eirenopolis kentlerinde (Haruniye-Düziçi) henüz Asklepion olduğu kesin kanıtlanmamış bazı mimari yapı bulunmaktadır. Bu yerlerin şifa merkezi olduğunu gösteren bazı kanıtlar olduğu söylenmektedir. Buna ek olarak ünlü mimar Vitruvius (M.Ö. 90-20), Troia Bölgesi'nde (Çanakkale) ve Tralles'te (Aydın) bir Asklepion Tapınağı bulunduğundan bahsetmiştir. Lokalizasyonları hakkında bazı iddialar olan Hadrianoutherai (Balıkesir), Hadrianoi (Orhaneli) ve Hadrianeia (Dursunbey) kentlerinde diğer tanrı kültlerinin olduğu gibi Asklepios'un kültü de bulunmaktadır. Bu çalışmada antik kaynaklar, ele geçen çok sayıdaki epigrafik buluntular, plastik eserler, tıp aletleri, mimari kalıntılar ve numizmatik buluntular ışığında Anadolu topraklarında yer alan Asklepios Kültü hakkında önemli bilgiler bir araya toplanmaya çalışılmıştır.

AnadoluAntik ÇağAsklepeion+5
Zeynep Şahin
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Arkeolojik ve epigrafik buluntular ışığında Priene'deki kültler

Hellenistik Dönem'den Roma İmparatorluk Dönemi sonuna kadar Priene Antik Kenti'nde varlığı kanıtlanan kültler, kutsal alan ve yapılar, kült personeli, ritüel, bayram ve adaklar ile kültü yüksek ihtimal dâhilinde olan ya da sadece saygı duyulan tanrı ve tanrıçalar tezin konusunu oluşturur. Bu çalışmada mimariden heykele, sikkeden yazıta çok çeşitli arkeolojik, nümizmatik ve epigrafik buluntular benzer örnekler ışığında değerlendirilmiştir. Ionia bölgesinin önemli ve en iyi korunmuş kentlerinden birisi olan Priene'deki mevcut tanrılar ve kültler ilk kez bir bütünlük içerisinde incelenmiş, tanrıların kökenleri, tapınım görme sebepleri, kültlerin kutsal alan ve yapılarla ilişkileri, ritüeller, kült personeli, bu görevlilerin seçimi, görev ve sorumlulukları aydınlatılmaya çalışılmıştır. Tanrı kültlerinin yanı sıra kahraman, kral ve imparator kültüne dair bulgular da değerlendirilmiştir. Bu konuda kentte yapılan kazılarda bulunan arkeolojik, epigrafik ve nümizmatik buluntular incelenmiştir. Priene'de kutsal alanlarda ve kent içerisinde farklı noktalarda açığa çıkarılan buluntuların kentteki dağılımından olası bir sonuca varılmaya çalışılmıştır. Tez çalışmasının ilk bölümünde Priene kentinin coğrafi konumu ve sınırları, tarihsel gelişimi ve araştırma tarihçesi hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde Hellenistik ve Roma İmparatorluk Dönemleri'nde Priene'de varlığı kanıtlanan kültler arkeolojik, epigrafik ve nümizmatik buluntular başlıkları altında ele alınıp değerlendirilmiştir. Bu ikinci bölümde ilk alt başlıkta Tanrıçalar, ikincisinde Tanrılar, üçüncüsünde Mısırlı Tanrılar Kültü, dördüncüsünde Herakles Kültü, beşincisinde Büyük İskender Kültü, altıncısında Roma İmparator Kültü ve son alt başlıkta Ev Kültü buluntular ışığında anlatılmıştır. Tezin ekler kısmında kültlerle ilgili kentte bulunan yazıtlar katolog halinde düzenlenmiştir. Priene'de bulunan yazıtlar ve çeşitli arkeolojik ve nümizmatik malzeme, Hellenistik ve Roma Dönemi'nde kentin Ionia bölgesindeki diğer birçok kentle benzer inanış ve uygulamalara sahip olduğunu ama bunun yanısıra ünik özellikleri de bulunduğunu belgeler.

Arkeolojik eserlerEpigrafiKurban+7
Göknur Çetinkaya
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel Türk dininin İslam tasavvuf kültüründeki izleri

Tezimizin incelediği ana tema İslam'dan önceki Türk dininin ne olduğu ile birlikte bu inancın günümüze yansıyıp yansımadığı hususudur. Geleneksel Türk dininin Türklerin yaşayışlarını, adetlerini ve tutumlarını ne şekilde etkilediği araştırmamız için önem arz etmektedir. Bu inanç bilhassa İslam dinine birçok yönden etki ettiğinden ötürü biz araştırmamızı İslam tasavvufu ile sınırlandırmış bulunmaktayız. Bu hususta incelediğimiz tasavvufî gruplar ise daha çok Türklerin arasında ortaya çıkıp yayılma gösteren yapılardır. Araştırmanın genel olarak sorduğu soru ise bir toplumun geçmiş dönemlerdeki kabul ettiği inancın daha sonrasında benimsenen yeni dinin içerisine hangi yollar ile dahil olduğu konusu ve Türklerin inanç tarihi açısından bu durumun gerçekleşip gerçekleşmediği hususudur. Özellikle tasavvufun hoşgörülü ve müsamahakar yönü ile gizemci ve mistik tarafı eski inancın tasavvuf perdesi altına girmesini sağlamıştır. Araştırmada karşılaştırma yöntemi kullanılıp geleneksel Türk dini ile tasavvufun benzeyen tarafları mukayese edilerek ortak yönleri tespit edilmiştir. Ayrıca "Kam" ile "Veli"nin birbirini andıran yaşantıları, tavırları ve tutumları da izah edilmiştir. Geleneksel Türk dini içerisindeki mitolojik unsurlara yer verilerek destanlar ve masalların içinde gizlenen bu unsurların tasavvufî öğelere nasıl dönüştüğü örneklendirilmiştir. Tarikatların bir kısım ritüellerini ve inanışlarını etkisi altına alan eski Türk inancının, Müslüman Türkler üzerindeki izleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Aynı zamanda hangi tarikatın ne şekilde bir tesir altında kaldığını sınıflandırarak ifade ettik. Geleneksel Türk dininin bir kısım rakamlara yüklediği anlamın halk inanışlarına ve halkın, kaynağını tasavvuftan alan uygulamalarında yer ettiğini belirttik. Bununla birlikte geleneksel Türk dini içerisinde Türklerin yaşamlarının her aşamasında karşılaşılan kültlere ve onların mevzubahis kültleri, İslam ile tanıştıktan sonra da koruduklarına değinilmiştir. Anahtar Sözcükler: Dinler Tarihi, Geleneksel Türk Dini, Şaman, Kült, Tasavvuf

Dinler tarihiEski Türk dinleriEski Türkler+7
İnci Zehra Gökdere
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hatay/Dörtyol bağlamında ocak kültü

Türk kültürü içerisinde ateş ve ocak kavramları birçok öneme sahiptir. Ateş ve ocak geleneğinin İslamiyet öncesi Türk toplumlarında ve İslamiyet sonrası Türk toplumlarında etkin bir şekilde kullanıldığı bilinmektedir. Bakıldığında günümüz toplumları içerisinde ateş ve ocağın kullanımlarında değişiklikler olsa da halen kullanıldığı görülmektedir. Türk Mitolojisi içerisinde ateş ve ocak kavramlarının kutsal bir yere sahip olduğu görülmekte ve insanların hayatlarının önemli safhaları olan doğum, düğün, ölüm gibi zamanlarda ateş ve ocağı kullandıkları bilinmektedir. Bununla birlikte eski yılın bitip, yeni bir yılın başlangıcında yapılan törenlerde ateş ve ocak önemli bir yere aittir. Ateşin temizleyicilik özelliği ile insanları günahlardan arındırdığı ve bunun yanı sıra hastalıklara karşı tedavi edici özelliği olduğu da bilinmektedir. Ateş ve ocak kavramlarının hayatın her anında kullanılması sebebi ile Türk toplumları içerisinde büyük bir öneme ve kutsiyete sahip olduğu bilinmekte ve bu sebepten dolayı ateş ve ocağa belli dönemlerde törenler düzenlenerek kurbanlar sunulmaktadır. Bakıldığında ocak kavramı ateş ile ayrı düşünülmemektedir. Ocağın birçok farklı anlamları bulunmakla beraber, biz bu anlamları çalışmamız içerisinde ayrıntılı olarak vermiş bulunmaktayız. Çalışmamız da asıl ele almış olduğumuz ocak kavramı, insanları geleneksel yöntemlerle tedavi eden ve soya bağlı olarak bu geleneği sürdürme çabası içerisinde olan kişilerin, bu geleneği nasıl ve ne şekilde uyguladıkları hakkında bilgi vermektedir. Anadolu'nun birçok bölgesinde bulunan ocaklar gibi çalışmamız içerisinde ele aldığımız Hatay Dörtyol'daki ocaklarda, 21. yüzyılın gelişen ve değişen teknolojisine ve tıp dünyasına rağmen insanlar tarafından bazı hastalıkların tedavisi için etkin bir şekilde kullanıldığı görülmektedir. Bu bağlamda saha araştırması yaparak Hatay Dörtyol ilçesinde bulunan ocaklar ile görüşme yapma fırsatı elde etmiş ve bu kişilerin ocaklık geleneğini nasıl devam ettirdiklerini, hastaları nasıl tedavi ettiklerini ayrıntılı bir şekilde inceleme fırsatımız olmuştur.

AteşHalk bilimiHalk hekimliği+5
Yavuz Selim Keskin
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Tunceli'de tabiat kültleri

Eski Türk toplulukları, tabiatta mevcut olan varlıkların gizli bir mahiyet taşıdığına inanmaktaydı. Bu varlıkların insanları işitebildiği, onlara iyilik ya da kötülük yapabildiği inanışları mevcuttu. Bu inanışlar, İslamiyet sonrasında çoğunlukla yok olmuştur fakat hayatımızdan tamamen çıkmış değildir. Özellikle Anadolu'da tabiat kültlerine olan inanışlar hâlâ devam etmektedir; insanlar hâlâ ağaçlara çaput bağlayıp, şifalı olduğuna inanılan sulardan içip çeşitli dileklerde bulunmaya devam etmektedirler. Bu çalışmada; tabiat kültlerinin Tunceli ilinde geçmişte ve bugün nasıl yaşamakta, ne gibi ritüellerle varlıklarını sürdürmekte olduğu sorularına yanıt aranacaktır. Tunceli ili, içinde bulunduğu coğrafya itibarıyla tabiatla iç içe olduğu için tabiat kültleri hâlâ bu topraklarda yaşamaktadır. Tıpkı eskiden olduğu gibi bölgede yaşayan insanlar dağlara, sulara, ağaçlara saygı duymakta, onlardan çeşitli konularda medet ummaktadırlar. Dileklerinin yerine gelebilmesi ya da bu doğa kavramlarından zarar gelmemesi için çeşitli ritüeller yapılmakta, adaklar adanmakta, ziyaret yeri olarak kabul edilen mevkilere gidilmektedir. Tabiat kültlerine ait materyalin daha fazla bulunacağı düşüncesiyle alan çalışması için Tunceli ili seçilmiştir.

DoğaEski Türk inançlarıEski Türkler+6
Gözde Bahar Çevik
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Nikaia ve hinterlandında Hellenistik ve Roma dönemi kültleri

Nikaia'nın Hellenistik ve Roma kültleri hakkında şimdiye kadar kapsamlı bir çalışma yapılmadığından dolayı, tanrı/tanrıçalar, İmparator kültleri ve 'Doğal kült alanları', yüksek lisans tezi kapsamında araştırılmıştır. Nikaia ve egemenlik sahasında bulunan betimli ve yazıtlı adak stelleri, heykeller ile sikkeler incelenmiştir. Sonuç olarak ise, bölgede inanılmış olan tanrı ve tanrıçalar tespit edilmiş, ne tür bir İmparator kültünün mevcut olduğuna ve bölge halkının bu tanrılara neden inandıklarna dair açıklık getirilmiştir.

Arkeolojik alanlarArkeolojik eserlerHelenistik Dönem+4
Mine Özkılınç
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mysia Olympos'undaki kültler

Mysia Olympos'u Bursa'nın ilçelerinden olan Orhaneli, Büyükorhan, Harmancık ve Keles'i kapsayan alanda bulunmaktadır. Uzun yıllar boyunca bölge insanları için kutsal bir yeri olmuştur. Antik dönemde tanrıların mekanı olarak kabul edilen dağ Hristiyanlık Dönemi'nde keşişler tarafından ilgi görmüş ve günümüze kadar önemini korumaya devam etmiştir. Bu çalışma ile bilimsel araştırma yöntemleri kullanılarak bölgede bulunan arkeolojik eserler, sikkeler ve yazılı eserler incelenerek hangi tanrı ve tanrıçaların yoğunlukta tapınım gördükleri, hangi yerel isimleri aldıkları ve nasıl tasvir edildikleri incelenmiştir. Bunun yanında bölgede ele geçen arkeolojik buluntular ve yüzey araştırması ile tespit edilen yapı kalıntıları ışığında bölgedeki kutsal alanlar araştırılmış ve bu kutsal alanların baş tanrı ya da tanrıçalarının hangileri oldukları tespit edilmeye çalışılmıştır.

Arkeolojik eserlerArkeolojik yerleşimBursa-Orhaneli+6
Asiye Gözde Arı
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Geçmişten günümüze hekate tapınımı

İnançlar, tarih boyunca insanoğlu üzerinde öylesine etkili olmuştur ki zamanı geldiğinde servetlerinden, besin kaynaklarından ve hayatlarından vazgeçmelerine neden olduğu gözlemlenmiştir. Bu öylesine fanatik bir tutkudur ki insanoğlunun tarih boyunca geçirdiği evrim sürecinde her zaman hayatlarının merkezinde yer aldığını söylemek mümkündür. Bu tutku; ahlaki düzeni, huzuru, normları, statüyü, yaşama tutkusunu, bilimi vb. birçok şeyi beraberinde getirdiği söylenebilir. İnsanoğlunun tarih boyunca kaydetiği her gelişmenin altında mutlaka yatan bir inanç sisteminin de var olduğu söylenilebilir. Bu duruma her şeyi katabilirsiniz; bilim, ticaret, siyaset, hukuk vb. Bu inanç sistemlerinin tarih boyunca esnemeler ve daralmalar gösterdiği gözlemlenmektedir. Bu esnemeler ve daralmalar insanoğlunun gereksinimlerine göre farklılık gösterebilir. İlk başlarda şifacı olarak karşımıza çıkan ana tanrıça Hekate daha sonrasında negatif özellikleriyle büyücü ve cadı olarak tanımlanmıştır. Hekate'nin antik dönemlerdeki yoğun tapınımı ve birçok antik kaynakta kendisinden söz etirmesi nedeniyle tanrıça geçmişten günümüze kadar aktif bir şekilde tapınım görmüş ve görmeye de devam ettiği gözlemlenmektedir. Orta Çağın halen yaşayan efsaneleri ve skolastik düşünce yapısında, tanrıça büyücü ve cadı formu ile popüler olduğu gözlemlenmektedir. İlk ortaya çıkışından itibaren tanrıça hakkında günümüze kadar hem antik kaynakların hem de modern kaynakların çoğunluğu ve bu kaynaklarda görülen tutarsızlıklar ve fikir ayrılıkları bu tanrıçanın kültünü bulanıklaştırmış ve anlamamızı zorlaştırmıştır. Bu çalışmada tanrıçanın antik dönemlerdeki tapınımı, antik kaynaklardaki ve modern kaynaklardaki konumu, ortaya çıkışı, gelişimi ve günümüzdeki tapınımı incelenmiştir. Ayrıca, Hekate'nin günümüzde nasıl popüler kültür malzemesi haline geldiği süs eşyalarından edebiyata kadar her alanda ne şekilde kullanıldığı bu çalışma kapsamında gösterilmeye çalışılmıştır. Yine bu çalışmada tanrıça adına yapılan günümüz tapınımlarının nerelerde ne şekilde ve hangi gruplar arasında olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Bu çalışma tanrıçanın geçmişten günümüze kadar olan yolculuğuna ışık tutarak bu doğrultuda bilgiler verilmeye çalışılmış ve literatüre katkı sağlaması amaçlanmıştır.

Arkeoloji eğitimiEtnoarkeolojiKült
Emrah Urtekin
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2024
00

Related subjects