Kültürel turizm
Bu konu başlığı altında 116 tez
Burdur ilinde kültür turizmi: Çekici faktörler ve engeller
Bu araştırmada, Burdur ilinde kültür turizminin gelişmesini teşvik etmek amacıyla üç konu üzerinde durulmaktadır. Araştırmanın ilk amacı, Burdur ilinin kültür turizmi potansiyelini ortaya koymak için Burdur ilinde yer alan kültürel çekicilikler ile Burdur ilini kültür turizmi açısından çekici kılan faktörleri ele almaktır. Araştırmanın ikinci amacı ortaya konulan kültür turizmi potansiyelinin turizm alanında kullanılmasını engelleyen faktörleri tespit etmektir. Araştırmanın üçüncü amacı ise yapılan görüşmelerden ve saha çalışmalarından hareketle, Burdur ilinde yer alan kültürel miras değerlerinin sürdürülebilirliğini temel alan ve kırsal kalkınmayı destekleyen kültür turizminin gelişmesini teşvik edecek öneriler getirmektir. Araştırmanın verileri, Burdur ilinde turizm alanında faaliyet gösteren turizm paydaşları ile yapılan görüşmeler ile Burdur ili genelinde bulunan kültür varlıklarının yer aldığı alanlara yönelik 2022-2023 yılları içerisinde yapılan arazi çalışmalarından elde edilmiştir. Görüşme yolu ile elde edilen veriler, Burdur ilinde turizm alanında çalışan turizm paydaşları arasından amaçlı örneklem ve kartopu örnekleme yöntemi ile seçilen 61 turizm paydaşı ile 2022 yılı içinde, Mayıs ve Aralık ayları arasında yapılan görüşmelerden elde edilmiştir. Elde edilen veriler, ilk olarak manuel olarak içerik analizine tabi tutulmuş ve daha sonra MAXQDA 2020 programına yüklenerek, bu program aracılığı ile kodlamalar gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonrasında Burdur ilinde kültür turizminin geliştirilmesi açısından ili çekici kılan özellikler ve kültür turizminin gelişmesini engelleyen faktörlere dair turizm paydaşlarının görüşleri ile ilgili ana temalar, alt temalar ve kodlar belirlenmiştir. Sonraki aşamada ise elde edilen bulgular, Hiyerarşik Kod Alt Kod Modeli aracılığı ile görselleştirilerek analiz edilmiştir. Araştırmada Burdur ilinin sahip olduğu somut ve somut olmayan kültürel miras zenginliği, coğrafi özellikleri ve doğal çekicilikleri gibi başlıca özelliklerin Burdur ilini kültür turizmi açısından çekici kıldığı ancak altyapı ve üstyapı yetersizlikleri, tanıtım ve pazarlama yetersizlikleri, kamusal-idari problemler, insan kaynağı yetersizlikleri, koruma problemleri, politika oluşturma ve planlama yetersizlikleri gibi engelleyici faktörler nedeniyle, bu potansiyelin turizme kazandırılamadığı tespit edilmiştir. Elde edilen bulgulardan hareketle araştırmanın son aşamasında, kültür turizmi aracılığı ile Burdur ilinde kırsal kalkınmayı desteklemek, yerel halkı ve diğer turizm paydaşlarını sürece dahil etmek ve ildeki kültürel değerlerin korunması ile sürdürülebilirliğini sağlamaya yönelik öneriler getirilmiştir. Bu kapsamda kültürel ve doğal miras öğelerini bütüncül bir şekilde ele alan kültür rotası önerileri getirilmiştir.
Kültür rotalarının yerel kalkınmaya etkisi: Batı Antalya Bölgesi Likya Yolu örneği
Bir bölgede var olan kaynakları verimli bir şekilde yönetmek, ekonomik canlılığı artırmak ve hayat standartlarını yükseltmek için yerel yönetimler, toplumsal gruplar ve özel sektör gibi çeşitli aktörlerin birlikte hareket ettiği sürecin kendisi yerel kalkınma olarak tanımlanmaktadır. Turizm sektörü yerelde yeni iş fırsatları ortaya çıkarma anlamında etkili olmakta, geliştiği bölgelerde konaklama, ulaşım ve hizmet sektörlerinin de gelişmesine katkı sağlamaktadır. Bu bağlamda sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması amacıyla dünya ve ülkeler çapında kalkınmayı birçok sektör üzerinden destekleyen kuruluşların var olduğu bilinmektedir. Kültürel turizmin geliştirilmesi, turizmi canlandırmak, ülkenin kültürel mirasını tanıtmak ve korumak açısından büyük avantajlar sağlamaktadır. Bir bölgede var olan kültürel değerlerin turizm kapsamında değerlendirilmesi ve kültürel mirasın korunması için pek çok araç bulunmaktadır. Bunlardan birisi de kültür rotalarıdır. Kültür rotalarının turizm sektörü bağlamında değerlendirilmesi, rota üzerinde ekonomik yatırımların artmasına sebep olmakta, yerel ve bölgesel kalkınmaya katkı sağlamaktadır. Bu kapsamda kültür rotalarının oluşturulması, tanıtılması ve ekonomik yatırımlar ile desteklenmesi amaçlarıyla kurulan kuruluşların var olduğu bilinmektedir. Söz konusu bu kuruluşların bölgedeki yerel paydaşları turizm sektörü kapsamında bir araya getiren ekonomik yatırım projeleri bulunmaktadır. Bu tez çalışması, kültür rotaları ile yerel kalkınma arasında var olan ilişkiyi anlatmayı amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında kalkınma ve turizm kavramları derlenmiş, kalkınmaya destek vermek amacıyla kurulmuş kuruluşlar incelenmiş, dünyada ve Türkiye'de var olan kültür rotalarının araştırması yapılmıştır. Avrupa'da kültür rotalarının oluşturulması ve tanıtılması ile Türkiye'de kültür rotalarının oluşturulup tanıtılması süreçleri birbiri ile karşılaştırılmıştır. Ulusal, bölgesel ve yerel çapta kültür rotalarına verilen destek mekanizmaları irdelenmiştir. Likya Yolu kültür rotası üzerinde gerçekleşen turizm aktiviteleri ve ekonomik yatırımlar araştırılmış, bulgular üzerinde rotanın bölgeye olan katkısı çalışma sonucu olarak verilmiştir.
Hizmet kalitesi ile yenilenme arasındaki ilişkinin incelenmesi: Hatay Arkeoloji Müzesi örneği
Hizmet kalitesi, bir kurum veya işletmenin başarıya ulaşmasında belirleyici bir kriter olarak görülmektedir. Müzelerde sunulan hizmetlerin ziyaretçiler tarafından nasıl algılandığının bilinmesi, müzelere güçlü veya zayıf yönlerini görme ve kalitenin iyileştirmesi konusunda önemli bir katkı sağlamaktadır. Bireyler çeşitli zamanlarda yenilenmek, eğlenmek, farklı şeyler deneyimlemek ve kendilerini geliştirmek amacıyla farklı rekreasyon aktivitelerine katılmaktadır. Bu aktivitelerden bir tanesi de müze ziyaretidir. Araştırmanın ana amacı, Hatay Arkeoloji Müzesi ziyaretçilerinin hizmet kalitesi algıları ile yenilenme düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın amacı doğrultusunda veri toplama aracı olarak anket tekniği kullanılmıştır. Anket verileri 17.09.2020-16.11.2020 tarihleri arasında tesadüfi olmayan kolayda örneklem yöntemine göre toplanmıştır. Anket uygulanırken Covid-19 salgının getirdiği riskler nedeniyle araştırma verilerinin bir kısmı yüz yüze, bir kısmı ise çevrimiçi ortamda elde edilmiştir. Araştırma kapsamında 404 anket formundan elde edilen veriler doğrultusunda analizler gerçekleştirilmiştir. Verilere frekans analizi, geçerlilik ve güvenirlik testleri, normallik testi, korelasyon ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Katılımcıların Hatay Arkeoloji Müzesi'ne yönelik hizmet kalitesi algıları ile yenilenme düzeyleri arasında pozitif yönlü ve istatistiki açıdan anlamlı bir ilişki olduğu, ayrıca hizmet kalitesi algılarının yenilenme düzeyleri üzerinde pozitif yönde ve istatistiki açıdan anlamlı bir etkisinin bulunduğu tespit edilmiştir.
İstanbul-Şile ilçesi liman çevresinin turizm potansiyelinin belirlenmesi
Bu çalışmada Şile ilçesinin sahip olduğu turizm potansiyeli ve ne şekilde değerlendirilmesi gerektiğini belirlemek amaçlanmıştır. Şile ilçesine ziyarete gelen turistlerin görmek istediklerini ve Şile ilçesinin eksiklerini anket yöntemiyle tespit edilmiştir. Şile ilçesi turizm için oldukça verimli ve uygun bir bölgedir. Yapılan çalışma bu potansiyelin en verimli şekilde kullanılmasını amaçlamaktadır. Yıl içinde gelen turistlerin Şile ilçesinde görmek istedikleri ve bu alanlarda yapılan çalışmaları tespit etmek için Şile ilçesini kapsayan bir anket çalışması uygulanmıştır. Şile bezi, Kültür ve Sanat Festivali, balıkçılık, hayvancılık gibi gelir kaynakları da araştırılmıştır. Şile ilçesi için önem taşıyan yapıların halk tarafından nasıl kullanılması gerektiğini anket yöntemiyle tespit etmek hedeflenmiştir.
Adıyaman ilinin kültür turizmi potansiyeli ve alternatif kültür rota önerisi
Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Adıyaman aynı zamanda Türkiye turizminde de özel bir yere sahiptir. Konumundan dolayı geçmişten günümüze birçok askerî ve ticari faaliyetin odağında olan il, başta Kommagene uygarlığının tarihî mirası olmak üzere turizm açısından çekiciliğe sahiptir. Ancak söz konusu çekiciliklere yönelik gerçek anlamda bir potansiyel çalışması yapılamadığı için turizm alanındaki karar vericiler çoğu zaman lokal çalışmalar yapmak suretiyle ilin turizmini yönetmeye çalışmaktadırlar. Tam da bu nedenle ele alınan bu araştırma, bu amaca hizmet etmek için gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda çalışma temelde iki ayrı perspektiften ele alınmıştır. Bunlardan ilki ilin turizm potansiyelini ortaya koymak, diğeri ise alternatif kültür rotası belirleme çalışmaları yapmaktır. Bu kapsamda, Adıyaman'ın kültür-turizm potansiyelinin belirlenmesi, rotaların tasarlanması, uygun yolların belirlenerek alternatif rota oluşturulması ve oluşturulan rotanın haritalanması gerçekleştirilmiştir. Çalışma alanının; konaklama, ulaşım, altyapı gibi durumları belirlenerek bu imkânların geliştirilmesine yönelik öneriler oluşturulmuştur. Kentin turizm imajı nedir sorusuna cevap aranmış ve bu yönde kimlik kazanması için gerekli çözüm önerileri geliştirilmiştir. Ayrıca sürdürülebilir bir turizm yaklaşımı ile doğal ve kültürel varlıkların korunmasına yönelik çözüm önerileri sunulmuştur. Çalışma güzergâhımızda tümülüsler, anıt mezarlar, köprüler, lejyon yolları, hamamlar, camiler, eski ticaret yolları, kesme ve yığma tepeler, eski çağlardan kalan mağara yerleşmeleri ve mağara mezarları bulunmaktadır. Hazırlanan rota haritası çalışma sahası için ilk olma özelliği taşımaktadır. Ayrıca daha sonra hazırlanacak Adıyaman ve çevre iller için oluşturulacak rota haritaları ve tanıtımları açısından da örnek teşkil edecektir. Bu tez çalışması üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde kültür rotası kavramının tarihsel gelişimi, ikinci bölümünde Adıyaman ilinin genel özellikleri ve turizm potansiyeli hakkında bilgi verilmiş, üçüncü bölümünde ise anket uygulamasıyla elde edilen veriler analiz edilerek değerlendirmelerde bulunulmuştur. Adıyaman ilinin kültür turizmi potansiyelini belirleyerek alternatif kültür rota önerisinde bulunmak üzere yapılan anket çalışmasının evreni olarak Adıyaman ili, örneklem olarak da Adıyaman 18 yaşını doldurmuş kültür varlıklarının tamamını veya birkaçını gören yerel halk olarak belirlenmiştir. Çalışma 18 yaşından büyük ve her öğrenim seviyesine uygun bireylere uygulanmıştır. Anket; 188'i erkek, 162'si kadın olmak üzere toplam 350 katılımcıya uygulanmıştır. Sonuç kısmında özellikle Kommagene Kültür Yolu'nun doğa ve kültür turizmi odaklı turistik kullanımlarının geliştirilmesi ve Kommagene Kültür Yolu'nun bir kültür rotası olarak değerlendirilmesine yönelik olarak birtakım öneriler getirilmiştir.
Müze deneyimleme kalitesinin genel memnuniyete etkisi: Van (Urartu) müzesi ziyaretçilerine yönelik bir araştırma
Bu çalışmanın amacı, Van (Urartu) Müzesi ziyaretçilerinin müze deneyimi kalitesinin memnuniyet düzeyleri üzerindeki etkisini araştırmaktır. Çalışmanın evrenini Van (Urartu) Müzesi'ni ziyaret eden yerel ziyaretçiler oluşturmaktadır. Araştırmanın yapıldığı dönemde müzeye ziyaret edenlerin sayısı belirlenemediğinden örneklemeye başvurulmuştur. Bu çerçevede kolayda örnekleme yoluyla ve %95 güven aralığı dikkate alınarak toplam 410 kişinin araştırmaya katılımı sağlanmıştır. Veriler yüz yüze anket tekniği ile toplanmıştır. Geçerliliği ve güvenirliği daha önce kanıtlanmış olan ölçeklerin kullanıldığı çalışmalardan elde edilen ilgili veriler kullanılmış olup veriler SPSS 21 ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda; Van Müzesi ziyaretçilerinin kalitesine ilişkin algılarının genel olarak olumluya yakın olduğu görülmüştür. Başka bir deyişle müze personelinin ziyaretçilere kısmen yardım etme konusunda hevesli olduğu; müzenin kısmen yaşlı, engelli ve çocuklara uygun olduğu; müzedeki imkânların, donanımın ve personelin dış görünüşünün iyi olduğu; müzedeki iletişim düzeyinin ve tüketim maddelerinin yeterli olduğu saptanmıştır. Buna bağlı olarak araştırmaya katılan ziyaretçilerin müzeyi ziyaret etmekten memnun kaldıkları ortaya çıkmıştır. Çalışmada müze deneyim kalitesine ilişkin algı cinsiyet ve medeni durum açısından farklılıklar gösterirken; ziyaretten elde edilen memnuniyetin demografik değişkenlere bağlı olarak anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Araştırmada; müze deneyimi kalitesine ilişkin algı ve alt boyutları ile ziyaretçi memnuniyeti arasında çeşitli düzeylerde pozitif ilişki olduğu tespit edilmiştir. Buna bağlı olarak yapılan etki analizinde; müze deneyimi kalitesinin ziyaretçi memnuniyetini etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca yapılan çoklu etki analizinde; müze deneyimi kalitesinin empati alt boyutu dışında; heveslilik, fiziksel özellikler, iletişim ve tüketim maddeleri alt boyutlarının ziyaretçi memnuniyetini etkilediği tespit edilmiştir. Sonuç olarak müzelerdeki hizmet kalitesinin ziyaretçilerde uyandırdığı algının, memnuniyetin sağlanmasında belirleyici bir rol oynadığı kanıtlanmıştır.
Konaklama işletmelerinde algılanan hizmet kalitesinin müşteri memnuniyetine etkisi: Van'ı ziyaret eden İranlı turistlere yönelik bir araştırma
Bu çalışma, Van ilinde konaklayan İranlı turistlerin algıladıkları hizmet kalitesinin müşteri memnuniyetine etkisini incelemeyi amaçlamıştır. Nicel araştırma yöntemi ve ilişkisel tarama modeli kullanılarak, 210 İranlı turiste yüz yüze anket uygulanmıştır. Hizmet kalitesi, Parasuraman ve diğerleri tarafından geliştirilen SERVQUAL ölçeğiyle (somut özellikler, güvenilirlik, heveslilik, güven, empati) ölçülmüş; memnuniyet ise Silik (2018) çalışmasından uyarlanan bir ölçekle değerlendirilmiştir. Veriler SPSS ile analiz edilmiş, Cronbach's Alpha değerleri (hizmet kalitesi: 0,966; memnuniyet: 0,955) ölçeklerin yüksek güvenilirliğini göstermiştir. Bulgular, hizmet kalitesinin tüm boyutlarının müşteri memnuniyetini pozitif yönde etkilediğini ortaya koymuştur (R² = 0,763). Empati (β = 0,845) en yüksek etkiye sahipken, heveslilik (β = 0,718) en düşük ancak anlamlı etkiyi göstermiştir. Korelasyon analizleri, özellikle empati ve güven arasında güçlü bir ilişki olduğunu belirtmiştir (r = 0,833). Çalışma, konaklama işletmelerinin müşteri memnuniyetini artırmak için empati, güven ve güvenilirlik boyutlarına odaklanılması gerektiğini önermektedir. Sınırlılık olarak, örneklemin yalnızca Van'daki İranlı turistlerle sınırlı olması belirtilmiş; gelecekte farklı destinasyonları ve nitel yöntemleri içeren çalışmalar önerilmiştir. Bu bulguların, konaklama sektöründe hizmet kalitesini iyileştirerek rekabet avantajı sağlamak isteyen işletmeler için yol gösterici olduğu düşünülmektedir.
İstanbul Yarihi Yarımadası'nda müzecilik ve müze turizmi
Bu araştırma İstanbul Tarihi Yarımadası'nda müzeler, müzecilik ve müze turizmini konu edinmiştir. Araştırmada, turizm, turist, müze, müze turizmi kavramları incelenmiş; Dünya'da ve Türkiye'de turizm sektörü, Türkiye'nin turizm politikası, Dünya'da ve Türkiye'de müzecilik, müze turizminin gelişimi ortaya konulduktan sonra, İstanbul Tarihi Yarımadası'nda müzeler ve müze turizmi ele alınmıştır. Türkiye'deki müzelere bakıldığında Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı 199 müze, Kültür ve Turizm Bakanlığı denetiminde faaliyet gösteren ise 239 özel müze bulunmaktadır. Bu müzelerden Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı 18 müze, Kültür ve Turizm Bakanlığı denetiminde faaliyet gösteren 112 özel müze ise İstanbul'da bulunmaktadır. Türkiye'deki müze ziyaretçilerine bakıldığında ziyaretçilerin yaklaşık %69'unu yabancıların, %31'ini Türkiye vatandaşlarının oluşturduğu görülmektedir. Müze ziyaretlerindeki en büyük payı alan yer ise %44 ile İstanbul'dur. Bunda İstanbul'da yer alan Topkapı Sarayı Müzesi ve Ayasofya Müzesi'nin Türkiye'de en çok ziyaret edilen müzeler olması oldukça etkili olmuştur. (Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017). Bu oranlara bakıldığında müzelerin Türkiye ve İstanbul turizmine önemli bir katkısından söz edilebilir. Bu araştırmada, İstanbul Tarihi Yarımadası'nda Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı 8 müzede ve Kültür ve Turizm Bakanlığı denetiminde faaliyet gösteren 1 özel müzede, gelen yerli ve yabancı ziyaretçilerin müzelere karşı güdü ve davranışlarını ölçmek amacıyla anket yapılmıştır. Yapılan anketlerden elde edilen veriler ışığında, müzelerin ve müzeciliğin mevcut durumu ortaya konulmuş, müzelere gelen turist sayısını ve müzelerin turizm sektörü içerisindeki önemini artırmak için uygulanabilecek önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Turizm, Müzeler, Müze Turizmi, İstanbul Tarihi Yarımadası, İstanbul.
Turizm paydaşlarının Şırnak inanç turizmine yönelik algıları
Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan Şırnak ili geçmişten günümüze Ezidi, Süryani, Ermeni, Hristiyan, Nasturi, Yahudi, Müslüman inançlarına sahip toplumlara ev sahipliği yapmış olduğundan, inanç turizmi açısından önemli bir yere sahiptir. Çalışmanın temel amacı, turizm paydaşlarının, Şırnak inanç turizmi potansiyeline yönelik algılarını ortaya koymaktır. Bu amaç çerçevesinde, nitel araştırma yöntemlerinden durum deseni kullanılmıştır. Literatür kısmında doküman incelemesi, veri toplama aşamasında ise yüz yüze görüşme tekniği kullanılmıştır. Örnekleme seçimi için amaçlı örneklem tekniklerinden maksimum çeşitlilik ve ölçüt örnekleme teknikleri kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcıları Şırnak'ta özel ve kamu sektöründen inanç turizmi paydaşları ile görüşülmüştür. Araştırma kapsamında, 17 turizm paydaşından veri elde edilmiştir. Katılımcılardan elde edilen veriler içerik analizi ile değerlendirilmiştir. İçerik analizi için MAXQUDA 2020 nitel veri analiz programından faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda; paydaşlar Şırnak'ın inanç turizmi potansiyelinin etkin bir şekilde kullanılamadığı algısına sahip olduğu tespit edilmiştir. Paydaşlar tarafından bu durumun nedenleri; olumsuz şehir algısı, halkın bilinçsiz olması, ekonomik sorunlar, altyapı-üstyapı sorunları ve bürokrasi engeli olarak ifade edilmiştir. Şırnak ilinin sahip olduğu inanç turizmi potansiyelinin daha etkin bir şekilde kullanılması için birtakım önerilerde bulunulmuştur.
Kişiliğin turizm gelişimini destekleme üzerindeki etkisinde duygusal dayanışmanın aracılık rolü: Mardin'de bir araştırma
Turizm, bir bölgeye ekonomik olarak katkı sağlayan önemli bir sektördür. Ancak turizm, turizm faaliyetlerinin gerçekleştiği bölgelerin gelişmesini sağlarken, bir yandan da o bölgeyi sosyo-kültürel, ekonomik, sosyo-psikolojik ve çevresel etkileriyle olumlu ve olumsuz yönleriyle de etkilemektedir. Meydana gelen bu etkilere en çok o bölgede ikamet eden yerel halk maruz kalmaktadır. Bu sebeplerden yerel halkın turizmi nasıl algıladığı ve turizme bakış açısı oldukça önemlidir. Yerel halkın beklentilerini, taleplerini ve ihtiyaçlarını dikkate almak turizm planlayıcıları için gerekli ve aynı zamanda önemlidir. Bu bağlamda bu çalışmanın amacı; Yerel halkın kişilik özelliklerinin turizm gelişimini desteklemede duygusal dayanışmanın aracılık rolünü ortaya koymaktır. Bu amaç çerçevesinde nicel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Bu kapsamda ilgili literatürden yararlanılarak anket formu oluşturmuş ve Mardin'de yaşayan halktan 2022 yılı mayıs-haziran aylarında kolayda örnekleme yöntemiyle çevrimiçi (internet üzerinden) ve yüz yüze 519 katılımcıya ulaşılarak veriler toplanmıştır. Araştırma verileri toplandıktan sonra faktör analizi, güvenirlilik analizi, korelasyon analizi, regresyon analizi ve aracılık analizleri yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre duygusal dayanışma boyutlarından; ziyaretçilere karşı hoşgörünün, kişilik boyutlarından; dışa dönüklük, öz denetimlilik ve yumuşak başlılık boyutları ile turizm gelişimini destekleme boyutu arasındaki ilişkide aracılık etkisinin olduğu, nörotiklik ve deneyime açıklık boyutları ile turizm gelişimini destekleme boyutu arasındaki ilişkide ise aracılık etkisinin olmadığı görülmektedir. Duygusal dayanışma boyutlarından; duygusal yakınlığın, kişilik boyutlarından; dışa dönüklük, öz denetimlilik, nörotiklik ve deneyime açıklık boyutları ile turizm gelişimini destekleme boyutu arasındaki ilişkide aracılık etkisinin olduğu, yumuşak başlılık boyutu ile turizm gelişimini destekleme boyutu arasındaki ilişkide ise aracılık etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Çalışmada son olarak bulgulardan yola çıkarak sonuçlara ve turizm sektörü ile turizm araştırmacılarına yönelik önerilere yer verilmiştir.
Sürdürülebilirliğin yerel turistlerin ekoturizm algısı üzerine etkisi: Kültür turizmi destinasyonu olarak Mardin örneği
Turizm, ülkelerin ekonomilerine yatırım yapmasına, iş olanakları yaratmasına ve ülkeler arasındaki ticareti arttırmasına olanak sağlayan dünya ekonomisinde önemli bir sektör haline gelmiştir. Ayrıca, turizm, ülkelerin kültürel ve doğal varlıklarını tanıtmasına ve koruma altına almasına yardımcı olmaktadır. Bu sektörün gelişmesiyle birlikte bazı ekonomik, sosyo-kültürel ve çevresel olumsuz etkilerde ortaya çıkabilmektedir. Turizmin olumlu ve olumsuz etkileri üzerinde en çok etkisi bulunan kişilerin orayı ziyaret eden turistlerin olduğu düşünülebilir. Böyle bir durumda turizm faaliyetlerine yönelik, bir bölgeyi ziyaret eden turistlerin algılarının ölçülmesi önemli ve değerli bir konu haline gelmiştir. Destinasyonların sürdürülebilir turizm gelişimi için uluslararası örgütler tarafından hazırlanan çeşitli sürdürülebilirlik göstergelerini tartışan akademik araştırmalar olmasına rağmen, bu çalışmaların çoğu ziyaretçilerin bakış açısını göz ardı ederek arz yönüne odaklanmaktadır. Dolayısıyla, destinasyonlarda sürdürülebilirlik girişimlerinin başarısı için ziyaretçilerin desteğini almak esas olduğundan, bu bireylerin sürdürülebilirliğin farklı yönlerini nasıl algıladıklarını anlamaya ihtiyaç vardır. Bu bağlamda, kültürel ve tarihi zenginlikleri farklı dini inanışların bir arada yaşadığı turizm açısından önemli yer olan Mardin ili turistik açıdan da önemli bir araştırma konusu haline gelmiştir. Bu çalışmada sürdürülebilirlik ve ekoturizm arasında ilişkiyi incelemek; yerel turistlerin sürdürülebilirliğe ve ekoturizme ilişkin algılarını ortaya koymak ve sürdürülebilirliğin ekoturizm üzerindeki etkisini ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırmada yapılan analizler sonucunda, sürdürülebilirlik ve ekoturizm boyutları arasında pozitif doğrusal yüksek düzeyde korelasyon olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca sürdürülebilirliğin boyutlarının ekoturizm boyutları üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu görülmüştür. Yerel turistlerin sürdürülebilirliğe ve ekoturizme ilişkin algılarının ortalamasına ilişkin yapılan farklılık analizleri incelendiğinde ise daha çok olumlu yönde katılım gösterdikleri görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilirlik, Ekoturizm, Sürdürülebilir Turizm, Sürdürülebilir Kültür Turizmi, Mardin.
Frig Yolu'nun turizm ve kültür rotası açısından değerlendirilmesi
Türkiye'de kültür rotalarının sayısı artmakla birlikte 2018 yılı itibarıyla uluslararası standartlarda geliştirilen toplam 21 kültür rotası bulunmaktadır. Bu rotalardan birini de 2013 yılında tamamlanan ve bu çalışmanın konusu olan Frig Yolu oluşturmaktadır. Frig Yolu, sahip olduğu birçok doğal ve kültürel varlıklar ile hem yurt içinden hem de yurt dışından birçok turistin ilgisini çekmektedir. Bu çalışmanın amaçları, Frig Yolu'nu kültür rotası kavramı kapsamında ele alarak bu rota üzerinde bulunan Frigler ve ardından gelen diğer uygarlıklar tarafından inşa edilen kültürel varlıklar ile doğal güzellikler hakkında ayrıntılı bilgiler sunmak ve bunun yanında Frig Yolu'nu yürüyen turistlerin demografik özelliklerini, seyahat alışkanlıklarını, seyahat motivasyonlarını, genel memnuniyet düzeylerini ve davranışsal niyetlerini ortaya çıkarmaktır. Bu amaçlar doğrultusunda ilgili literatür taraması yapıldıktan sonra Frig Yolu'nu yürüyen turistlere yönelik bir yapılandırılmış soru formu düzenlenmiştir. Frig Yolu'nu yürüyen 236 kişiden elde edilen veriler kapsamlı bir şekilde analiz edilmiştir. Yapılan araştırma sonucunda Frig Yolu rotasını yürüyenlerin kendilerini gezgin olarak tanımlayan, eğitim ve gelir düzeyi yüksek, ağırlıklı olarak orta yaş grubunda, genellikle arkadaş gruplarıyla 1-2 gün konaklayan ve daha önce Türkiye'deki diğer kültür rotalarını yürüyen turistlerden oluştuğu görülmüştür. Frig Yolu'nun yeni sayılabilecek bir kültür rotası olmasına karşın katılımcıların büyük çoğunluğu tarafından beklentileri karşılayan, tekrar ziyaret edilmek istenen ve başkalarına tavsiye edilmek istenen bir rota olduğu ortaya çıkmıştır. Frig Yolu'nu yürüyen turistlerin seyahat motivasyonlarının ise sakinlik arayışı, deneyim arayışı, kişisel gelişim, dünyayı tanıma ve bağımsız seyahat etme boyutlarında incelenebileceği tespit edilmiştir. Bu boyutların turistlerin demografik özelliklerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir. Bu araştırmanın, turizm alanındaki karar vericiler açısından, alternatif turizm kapsamında yeni bir çekim merkezi sayılabilecek Frig Yolu ile ilgili etkili kararlar alınmasında ve uygulamaya dönük somut adımlar atılmasında yardımcı bir kaynak olması planlanmaktadır. Bunun yanı sıra turizm alanında faaliyet gösteren işletme sahiplerine ve girişimcilere hedef pazarı daha iyi tanımaları ve buna uygun olarak ürün geliştirmelerine yardımcı olacak bilgileri sunması bakımından uygulamaya dönük katkılar sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Kültür Rotası, Kültürel Miras, Dağlık Frigya Bölgesi, Frig Yolu, Seyahat Motivasyonu, Seyahat Alışkanlıkları.
Kentsel kültürel turizmde ağ toplumu ve paylaşım kültürünün turizm coğrafyası yaklaşımıyla değerlendirilmesi: İzmir örneği
Turizmle ilişkili erken formların (inanç, sağlık, çeşitli sportif ve ekonomik etkinlikler vb.) tarihi oldukça eskiye (Antik Mısır ve Klasik Yunan) dayandırılsa dahi modern turizmin erken formları ve öncüleri sayılabilecek faaliyetler, 16-19 yüzyılları arasındaki genç soylular tarafından gerçekleştirilen ve büyük tur olarak adlandırılan seyahatlerdir. Modern öncesi turizm faaliyetleri olarak adlandırılan bu dönem, Endüstri Devrimi'nin beraberinde getirdiği sosyal, siyasal, ekonomik ve teknolojik gelişmeler neticesinde sonlanmış ve kitle turizminin öncüsü olan her şey dâhil paket turlarla karakterize olan modern turizm dönemi başlamıştır. Modern dönem, turizmin endüstriyelleşmesini beraberinde getirmiş ve endüstri haline gelen her iş kolu gibi uzmanlaşmış alanlarda mal ve hizmet tedarik eden pazar yapılarının gelişmesini sağlamıştır. Modern turizm endüstrisinin ulaşım, konaklama, yeme-içme ve aktivite arzını oluşturan-karşılayan paydaşlar, küresel ölçekte yaygınlık kazanmış ve turizm faaliyetlerini modern toplumların karakteristik bir özelliği haline getirmiştir. Modern dönemden postmodern döneme geçiş, mal ve hizmet arzının paydaşlar tarafından oluşturulduğu geleneksel pazar yapılarına alternatif oluşturmaktadır. Alternatif yaratılan pazar yapılarından bir tanesi de modern turizm endüstrisidir. Modern turizm faaliyetlerinde seyahatle ilişkili her türlü gereksinimlerini geleneksel paydaşlardan edinen bireyler, Web 1.0'dan Web 2.0'a geçişle birlikte postmodern hayatın en önemli dinamiklerinden biri haline gelen sosyal medya araçları üzerinden seyahat öncesi, esnası ve sonrasında maddi-manevi ihtiyaç duyabilecekleri her türlü mal ve hizmeti akranlarından-eşlerinden karşılayabilecek konuma yükselmiştir. Postmodern bireylerin birer üre-tüketiciye dönüşerek ulaşım, konaklama, yeme-içme ve aktivite arzını karşılaması ve oluşturulan bu arzın sıradan insanlar tarafından talep edilmesi postmodern turizm faaliyetlerinin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Ağ toplumu ve paylaşım kültürünün yatay ve dikey yönde yaygınlık kazanması, postmodern turizm faaliyetlerinin küresel ölçekte gelişimini ve farklı coğrafyalara hızla yayılmasını beraberinde getirmiştir. Bu çalışmanın temel amacı, iletişim alanındaki yeni gelişmeler (Web 1.0'dan Web 2.0'a geçiş) vasıtasıyla postmodern dünyamızın ayrılmaz bir parçası haline gelen sosyal medya ve beraberinde getirdiğini yeniliklerin (ağ toplumu ve paylaşım kültürü) yeni turizm ağının oluşumu, gelişimi ve yayılmasındaki etkilerini ortaya koymaktır. Tez dört bölümden oluşturulmuş ve oldukça yeni bir çalışma konusu olması nedeniyle ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Böylelikle ülkemiz turizm literatürüne güncel ve özgün bir çalışma ile katkıda bulunulması hedeflenmiştir. Paylaşım kültürünün turizmle ilişkili üç unsuru (ulaşım, yeme-içme, aktivite) genelinde ve konaklama özelinde yapılan bu çalışma, küresel ölçekte en büyük ücretsiz oda paylaşım platformu olan CouchSurfing'in İzmir yansımaları üzerinde yoğunlaşmıştır. Yapılan nicel (398 çevrimiçi anket) ve nitel (8 yarı yapılandırılmış görüşme) alan çalışması kapsamında çalışmanın temel amacı ve bununla ilişkili sorgulamaların tamamı gerçekleştirilmiş ve ele edilen veriler, alt başlıklar halinde verilmiştir. Çalışma neticesinde eğitim seviyesi yüksek Y kuşağı bireylerinin domine ettiği, yerel ve turistin konumlarının değiştiği, paylaşım kültürünün-ekonomisinin yaşam tarzına dönüştüğü, turizmin kişisel gelişim temelli görüldüğü, sosyo-kültürel öğelerin birincil motivasyon kaynağı olduğu, akranlar-eşler arasında uzun soluklu ilişkilerin kurulduğu ve seyahatin birleştirici-bütünleştirici yanının ortaya çıkarıldığı yeni bir turizm ağının varlığı saptanmıştır. Ayrıca geleneksel turizm koridorunun dışına çıkıldığı, konaklama arzının niceliksel-niteliksel olarak arttığı-çeşitlendiği, sürdürülebilir turizm faaliyetlerinin desteklendiği ve turizm faaliyetlerinde ikinci demokratikleşme dalgasının yaşandığı tespit edilmiştir.
Somut kültürel miras turizmi açısından Mersin ili Bizans devri yapıları
Bu tez çalışması, somut kültürel miras açısından Mersin ilinde yer alan Bizans Devri yapılarını konu almaktadır. Çalışmanın amacı, somut kültürel miras turizmi açısından Mersin ili Bizans Devri yapılarını belirleyerek, rota önerileri oluşturup Mersin ilinin turizmine katkı sunmaktır. Tez çalışmasında nitel araştırma yöntemi kullanılmış olup yerinde gözlem, fotoğrafla belgeleme ve SWOT (GZFT) analizi tekniklerinden yararlanılmıştır. Literatür araştırmasında bölgedeki Bizans Devri yapılarına ait envanter ve veri tabanı, konu ile ilgili makaleler, yayınlanmamış tezler ve resmi web siteleri incelenmiştir. Yerinde incelenen yapılar fotoğraflanarak güncel veriler oluşturulmuştur. Anadolu'nun pek çok bölgesi arkeolojik açıdan hâlâ keşfedilmeye devam etmektedir ve Kilikya Bölgesi de bu bölgelerden biridir. Roma Devri'nde yaşamış olan Strabon'un "Geographika" adlı eserine göre Kilikya Bölgesi, Anamur'dan başlayıp Amanos Dağları'na kadar uzanan coğrafyayı kaplamakla birlikte Ovalık ve Dağlık olarak iki bölüme ayrılmaktadır. Dağlık bölüm Anamur'dan başlayıp Soloi-Pompeiopolis'e kadar, Ovalık bölüm ise Soloi-Pompeiopolis'den başlayıp Amanos Dağları'na kadar uzanmaktadır. Kilikya Bölgesi'nin Dağlık ve Ovalık kısımlarını kendi sınırları içinde barındıran tek il olma özelliği gösteren Mersin ili, tarih sahnesinde önemli bir yer edinmiştir. Mersin sınırları içinde kalan Ovalık ve Dağlık Kilikya bölgelerinde Hellenistik Devir, Roma ve Bizans izlerine çokça rastlanmaktadır. Somut kültürel miras açısından çok verimli olan Mersin ili araştırılması, incelenmesi ve değerlendirilmesi gereken önemli bir ildir. Sonuç olarak, Mersin ili Bizans Devri somut kültürel miras eserlerinin güncel durumlarının belirlenmesi sonucunda önerilen kültür rotaları ile Mersin ilinin kültür turizmine katkı sağlanması ön görülmektedir.
Silifke'nin kültür turizmi potansiyeli açısından değerlendirilmesi
Silifke zengin bir kültürel ve tarihi alt yapıya sahiptir. Bunu destekleyecek olan doğal güzellikleri bulunmasına rağmen, ilçe hak ettiği ilgiyi görmemektedir. Silifke'nin sahip olduğu somut ve somut olmayan kültürel değerlerin açığa çıkarılıp tanıtılmaması ve kapsamlı bir planlama yapılmaması önemli bir problemdir. Araştırmada Mersin ili Silifke İlçesi'nde bulunan katılımcıların, Silifke ilçesinin kültür ve turizm potansiyeli açısından görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden fenomenolojik araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2023 yılı Ocak ve Şubat aylarında Silifke ilçesinde ikamet eden yerel halktan, araştırmaya gönüllü olarak dâhil olan 35 katılımcı oluşturmaktadır. Katılımcıların araştırmaya dâhil edilmesinde, Silifke ile ilgili yaşantısı bulunan, ilçede uzun yıllar yaşamış olan ya da ilçenin idari birimlerinde görev yapmış kişilerin olmasına dikkat edilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen ve uzman görüşleri doğrultusunda oluşturulan görüşme formu kullanılmıştır. Görüşme formunda Silifke ilçesinin kültür ve turizm potansiyelinin ortaya çıkarılmasına yönelik yedi soruya yer verilmiştir. Araştırma verilerinin analizinde nitel veri analiz yöntemleri kullanılmıştır. Bu kapsamda öncelikle veriler, görüşme formundaki sorular doğrultusunda kategorize edilmiştir. Verilerin düzenlenmesi sonucunda her bir soru ile ilgili 35 katılımcıdan elde edilen verilerin kodlaması yapılmıştır. Sorunun içeriğine bağlı olarak farklı kodlamalar ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda veri içerik analizi tekniği ile analiz edilmiştir. Araştırmada Silifke'nin tarihi, coğrafi ve kültürel özellikleri içeren zengin bir turizm potansiyeline sahip olduğu belirlenmiştir. Silifke'nin kültür ve turizm merkezi olmasına ilişkin algılarda kültür, tarih ve arkeoloji gibi özelliklerin önemli olduğu, kültür ve turizmi açısından öne çıkan güçlü yönlerinin yoğurt, Göksu deltası, Yörük kültürü ve tapınaklar gibi tarihi yapıların olduğu belirlenmiştir. Ancak sahip olduğu bu özelliklerin ihmal, bilinçsizlik ve zaman gibi unsurlar nedeniyle yeterince kullanılamadığı ve zenginlikleri yansıtamadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda turistlerin Silifke'yi tercih edebilmesi bakımından yerel halk, yöneticiler ve araştırmacılara önemli sorumluluklar düşmektedir.
Sustainability in cultural tourism destinations from the perspective of tourists
Sustainability is turning into a major idea for tourism destinations and the literature has recognized the significance of sustainable development for any tourism destination. Since marketing is an important driver of sustainability practices, it is vital for the destinations that are trying to become more sustainable to be able to market these attributes to their target markets. Although tourists are recognized as an important stakeholder for sustainable tourism, their attitudes toward sustainability in tourism destinations and the importance that they give to certain sustainability attributes as opposed to others are under-researched topics in the literature. Therefore, this study aims to investigate Turkish tourists' perceptions of the importance of sustainability attributes in tourism destinations and to determine the tourists' willingness to pay for these aspects. Socio-cultural, economic and environmental dimensions of sustainability are considered, as the study provides a comprehensive model of sustainability attributes of destinations from the perspective of tourists. The investigation combines qualitative procedures, intended to acquire insights into the topic, and quantitative methodology, aimed at obtaining the views of Turkish cultural tourists. A scale is created to measure the importance given to sustainability attributes. Findings indicate that tourists give most importance to cultural and environmental protection and they are more willing to spend more for the environmental attributes. According to the results obtained, recommendations for the communication of sustainability attributes of tourism destinations are provided.
Ekoturizm kapsamında Eskişehir ili hiking ve trekking rotaları
Dünya genelinde ve Türkiye'de tek düze ( deniz, kum, güneş) bir turizm algısı benimsenmekte ve dolayısıyla kaynakların hızla yok olmaya başladığı görülmektedir. Kitle turizminin yarattığı tahribatın önlenmesi amacı, kişilerin doğaya duyduğu özlem, çevre kirliliği, şehirlerin stresli yaşamı, gelişmekte olan toplumlar da dâhil görece farkındalığın ve bilinç seviyesinin artması klasik turizm anlayışına tepki olarak yeni ihtiyaçlar ortaya çıkarmaktadır. Alternatif turizmin örneklerinden olan Ekoturizm, tüketme üzerine kurulu anlayışlar yerine, sürdürülebilirliği temel alan bir turizm çeşididir ve Ekoturizmin unsurları içinde doğa yürüyüşleri önemli bir yer tutmaktadır. İnsanların otellere ya da birçok farklı konaklama işletmelerine kapanmaktansa hareket etme, yeni yerler keşfetme, güzel manzaralar izleme, sağlık, esenlik, kendini dinleme gibi konulara yönelimleri bu talebi arttırmaktadır. Bu ihtiyaçlardan yola çıkıldığında, yapılan araştırmalar sonucunda Eskişehir ilinin çeşitli seviye ve zorluklarda, yılın her mevsiminde tercih edilebilecek birçok yürüyüş rotasına sahip olduğu görülmektedir. Ekoturizmin bir alt başlığı olarak, doğa yürüyüşlerinin fiziksel ve zihinsel sağlığa faydaları baz alındığında, hiking ve trekking faaliyetlerinin daha fazla tanınması ve yaygınlaşması; turizme olan katkılarının yanı sıra entelektüel, farkındalık seviyesi yüksek sağlıklı bir toplum yaratma açısından da önem arz etmektedir. Bu çalışmada, bir ekoturizm çeşidi olan Hiking ve Trekking faaliyetlerinin Eskişehir ili sınırları içinde incelenerek ekoturizme katkılarının araştırılması, rotaların haritalar üzerinde gösterilerek yerli ve yabancı ziyaretçilere rehber olması, parkurların tanıtılması ve rotaların bulunduğu bölgeler hakkında bilgi vermek amaçlanmıştır. Çalışmada, Coğrafi Bilgi Sistemleri araçları ile alan taraması yapılmış elde edilen bulgular haritalandırılmıştır. Rotalar; Bozdağ Bölgesi, Türkmen Dağı Bölgesi, Eskişehir Kent Ormanı Rotası, Şehir İçi Tarihi Rota, ve Yazılıkaya (Frig Vadisi) Rotası olmak üzere 5 bölümde incelenmiştir. Sonuç olarak, Eskişehir ilinde mevcut rotalar dışında yeni rotalar ile bu rotalar üzerinde pek çok turistik çekicilik tespit edilmiş ve kullanılması önerilmiştir.
Turizm planlamasında bir antik kentten yerel beklentiler; Tyana alan araştırması
Tyana antik kenti geçmişten bugüne birçok uygarlığa, dine ve insanlığa ev sahipliği yapmıştır. Fakat günümüze kadar yapılan çalışmalarda Tyana'nın sahip olduğu kültürel miras değeri yeterince ortaya çıkarılmamıştır. Turizmde önemli bir konuma sahip olan Tyana antik kenti yerel halk tarafından da beklenilen değer ve potansiyeli gösterememektedir. Bu çalışmada Tyana antik kentin çevresinde yaşayan yerel halkın görüşleri ve bakış açısı ile turizme kazandırılması amaçlanmıştır. Araştırma yöntemi olarak röportaj yöntemi kullanılmıştır. Yerel halk ile yüz yüze görüşme sağlanmış ve röportajların analizi yapılmıştır. Analiz sonuçları bulgular kısmında verilmiştir. Sonuçlara bakıldığında yerel halkın Tyana antik kentini yeterince tanıtılmadığı ve turizme kazandırılmadığından mağdur olduğu kanısına varılmıştır.
Tourism accommodation in heritage sites: Kandovan in Iran
Tourism is receiving more attention every day because of its impact on the development of communities. Since the beginning, tourism has continuously grown due to its benefits. Historical and cultural monuments are one of the main factors in attracting tourists. Historical monuments represent the history and civilization of each region. Discovering the region's culture and history motivates tourists, attracts them to that region, and introduces them to diverse cultures. Many people travel to various places to see and understand the history and culture of the region. The expansion of tourism naturally increases the need for infrastructure. Architecture plays a prominent role in the tourism industry. Architecture has a direct role in providing infrastructure to meet tourists' needs and preserve the region's values and culture. One of the most critical infrastructures in tourism is accommodation. This research is conducted to investigate the role of accommodation in the controlled development of tourism in heritage areas through bibliographic research and field observations. Also, studying and analyzing cultural heritage areas and accommodation infrastructure investigates how tourism can be developed while preventing the damage or destruction of heritage and cultural regions and how the accommodation infrastructure can be provided for heritage areas. It can be found that the identity and character of a cultural heritage area are significant in the construction of accommodations, and it can, in addition to providing accommodation to tourists, develop tourism and preserve the values of the heritage area.
Tarihsel süreç içerisinde Gümüşhane krom vadisi ve çevresinin turizm olanakları açısından değerlendirilmesi
Farklı medeniyetlere ait kültürel yapıların ortaya çıkması, turizm kavramını günümüzde daha popüler bir konu haline getirmekte ve kültürel faaliyetlerin çeşitlenmesine de katkı sağlamaktadır. Bu çalışmada da tarihsel niteliğiyle önemli bir yere sahip olan Gümüşhane ili Krom Vadisi ve çevresindeki tarihi dini yapılar incelenmiştir. Dini yapıların tercih edilme amacı bölgenin birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve etnik kökenini oluşturan gizli Hristiyan halkının bölgede inşa ettiği şapel ve kiliselerin yoğunlukta olmasıdır. Zamansal süreç içerisinde Osmanlı devletinin bu bölgede hakimiyet kurması ile birlikte bu yapılar değişime uğramış ve dini inanışlara göre farklılıklar göstermiştir. Tarihi M.Ö. 400 yılına dayanan ve arkeolojik açıdan büyük bir öneme sahip olan bu bölge 3. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak kabul edilmiştir. Vadi boyunca tescilli 17 kilise ve şapel bulunmakta olup, çalışmada birbirini gören başlıca 7 kilise incelenmiştir. Alanda yapılan incelemeler, gözlemler ve bölgeyi bilen halk ile yapılan anket çalışmaları sonucu dini yapılar değerlendirilmiş ve bölgenin turizm açısından tanınırlığını arttırmak için çözüm önerileri geliştirilerek, 7 kilise üzerinde alternatif yürüyüş rotası önerilmiştir. Alanın turizm açısından değerlendirilmesi için yapılan bu çalışmanın Gümüşhane ilinin tanınırlığını artıracağı ve tarihi değere sahip bu alanın Dünya Miras alanı olabileceği düşünülmektedir.
Aeneas Avrupa Kültür Rotası'nın turizm açısından değerlendirilmesi: Paydaş görüşleri
Kültür, toplulukların geçmişine ışık tutması ve gelecek kuşaklara aktarılmasından dolayı her zaman önemli bir kavram olmuştur. Kültür rotası olarak bilinen kavram da üzerinde antik kentleri, tarihi alanları ve önemli kişilerin geçtiği güzergahları barındırdığı için kültürel zenginliğe katkıda bulunmaktadır. Kültür rotası, geçmişte askeri, dini, ticari ve sosyal amaçlarla kullanılan ulaşım güzergahları ile bugün daha çok turistik amaçlarla geliştirilen güzergahların kültürel ve doğal mirasın korunması ve tanıtımı konusunda giderek işlevsel hale gelmesiyle güzergâh kavramı, kültürel rota şeklinde tanımlanmaktadır. Avrupa Konseyi tarafından sertifikalandırılan toplam 45 tane rota bulunmaktadır. Aeneas Avrupa Kültür Rotası da bu rotalardan biridir. Aeneas Rotası, Truvalı kahraman Aeneas'ın uğradığı limanlar ile arkeolojik bölgelerden oluşan, Türkiye dahil 5 ülkeyi (Arnavutluk, İtalya, Yunanistan ve Tunus) kapsamaktadır. Türkiye'den başlayan ilk deniz rotası olma özelliği ile birlikte 2021 yılında Avrupa Konseyi tarafından tescillenmiştir. Bu bağlamda bu araştırmanın amacı Aeneas Avrupa Kültür Rotası'nın kültür turizmine kazandırılmasında turizm paydaşlarının görüşlerini turizm açısından değerlendirmektir. Bu amaç kapsamında, nitel bir araştırma yöntemi olan görüşme tekniği kullanılmıştır. Görüşme sorularında yapılan analiz için maksimum çeşitlilik seçilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kültür Rotası, Kültürel Miras, Aeneas, Turizm
Destinasyonların gastronomik değerlerinin arttırılmasında güvenli gıda takip sistemi ve coğrafi işaretin önemi -Balıkesir ili örneği
Artan dünya nüfusu, değişen iklim koşulları, salgın hastalıklar ve kıtlık gibi nedenlerden dolayı doğal kaynakların tüketilmesi ve gıda ürünlerinin endüstrileşmesi, gıda tüketimi alışkanlıklarının değiştirerek güvenli gıdaya ulaşmayı her geçen gün zorlaştırmaktadır. Değişen koşullar, yerel kaynaklı ve üretim aşamaları bilinen nitelikli gıda ürünlerine yönelimi arttırmaktadır. Bu noktada yerel kalkınmanın en önemli enstrümanlarından biri olan coğrafi işaretler, ürün özelliklerini ve proses aşamalarını net olarak belirlediği için güvenli gıda algısını birlikte getirmektedir. Ülkemizde son yıllarda popüler hale gelen coğrafi işaretli ürünlerin sayısının artması, bu ürünlerin taklit tağşişli benzerlerinin piyasaya sürülmesini beraberinde getirmektedir. Hileli ürünlerin ortaya çıkması, ürünlerde emek sahibi olan yerel halkın ekonomik yapısına ve kültürüne olumsuz etki etmektedir. Bu olumsuzlukların engellenmesi için, ürünlerin coğrafi işaretle koruma altına alınmasıyla birlikte takip sisteminin oluşturulması, taklit tağşişi önleme konusunda etkili bir uygulama olarak görülmektedir. 'Türkiye'yi Doyuran Şehir' olarak tanımlanan Balıkesir bereketli topraklarıyla tarımsal ve hayvansal ürünlerin kaynağı olarak bilinmektedir. Ürün kaynakları ve bölge kültürünün harmanlanmasıyla oluşan nitelikli yöresel ürüne ev sahipliği yapmaktadır. Et ve süt ürünleri başta olmak üzere birçok yöresel ürününü coğrafi işaretle koruma altına alan şehir, 'Balıkesir Kuzu Eti Takip Sistemi' ile farklılık yaratarak taklit tağşiş hilelerine karşı diğer coğrafi işaretli ürünler için örnek bir uygulama olarak görülmektedir. Bu kapsamda yapılan çalışmada, 'Balıkesir Kuzu Eti'nin takibi için oluşturulan sistemin, taklit tağşişin önlenmesi ve ürününün izlenebilirliği'nin sağlanmasıyla birlikte destinasyonun gastronomik değerinin arttırılmasındaki etkisi ana problem olarak alınmıştır. Takip sistemi içerisindeki kuzu etinin, tedarik zincirini oluşturan üretici, kesimhane, restoran, kasap, market zincirleri ve tüketiciler tarafından tercih edilmesindeki etkisi ölçülmeye çalışılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde araştırmanın; problem, amaç, önem, varsayımlar, sınırlılıklar ve daha önce yapılan güvenli gıda takip sistemine ilişkin çalışmalara yer verilmiştir. Çalışmanın bir sonraki bölümünde destinasyon kavramı ve destinasyonların gastronomik değerlerinin arttırılması hakkında literatür taraması yapılarak bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde coğrafi işaret ve güvenli gıda kavramlarıyla birlikte mevcut ürün takip sistemlerinden bahsedilirken dördüncü bölümde 'Coğrafi İşaretli Balıkesir Kuzu Eti Güvenli Takip Sistemi' ele alınmıştır. Beşinci bölümde araştırmanın yöntemi hakkında genel bilgilere yer verilmekte ve altıncı bölümde bulgular ve yorumlar tartışılmaktadır. Son bölümde ise elde edilen bulgular doğrultusunda araştırmanın sonuç ve önerilerine yer verilmiştir. Gerçekleştirilen çalışma sonucunda elde edilen bulguların 'Güvenli Gıda Takip Sistemi' ile entegre edilen coğrafi işaretlerin, üreticinin en büyük problemlerinden biri olan taklit tağşişlere karşı ürünü gerçek anlanma koruma altına aldığı görülmektedir. Destinasyonları gastronomik değerini arttırmak ve yerel kalkınmaya doğrudan fayda sağlamak adına, mevcut coğrafi işaretli ürünler için takip sisteminin kurulmasının olumlu etkiler sağlayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Aynı zamanda bu çalışmanın, destinasyonların gastronomik değerlerini arttırmak için coğrafi işaretli ürünlere takip sistemi oluşturma amaçlı kullanımı ile ilişkili çalışmalarda bir kaynak oluşturacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Balıkesir, Güveli Gıda Takip Sistemi, Coğrafi İşaret, Kuzu Eti Takip Sistemi, İzlenebilirlik LACAKTIR.
Türkiye'de tarihsel çevrenin korunmasına ve turizme UNESCO dünya mirası kriterlerinin etkileri ve katkıları
İnsanlığın yaşadığı bütün yıkımlar, başta savaşlar olmak üzere, üretimlerinin de yok olması anlamına gelmektedir. En basit tanımıyla yaptıklarımız ve ettiklerimiz olarak ifade edebileceğimiz kültür de bu yıkımlardan etkilenmekte ve insanlık olarak mirasımızı, bir başka ifadeyle maddi ve manevi birikimlerimizi yitirmekteyiz. UNESCO (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu) İkinci Dünya Savaşı sonrası, insanlığın bir daha benzeri yıkımlar yaşamaması için çalışmak üzere kurulmuş uluslararası bir örgüt olarak misyonunda; kültürün dahil olmadığı hiçbir gelişmenin sürdürülebilir olamayacağı, sadece insan merkezli karşılıklı saygı ve kültürler arası diyaloğun kalıcı barışı sağlayacağı belirtilmektedir. Bununla birlikte, yaşadığımız dünyada kültürel ve doğal mirası korumak, iklim değişikliği ve yoksullukla mücadele etmek, eşitsizliği gidermek ve çatışmalara son vermek için iş birliğinin önemi vurgulanmıştır. UNESCO misyonunun önemli bir aracı (aynı zamanda amacı) tarihsel çevreyi korumak olarak belirlenmiştir. Bunun yanında barışı sağlamak ve yeryüzünde insanların yaşam kalitesini artırmak için yoğun iş birliği yapılan konulardan birinin turizm olduğu ifade edilmiştir. Çalışmamızın konusuna ilham veren yaklaşım UNESCO'nun misyonu olmuştur. Dünya mirası kriterleri, UNESCO misyonunun gerçekleşmesini sağlayan önemli bir araçtır. UNESCO Dünya mirası listesine dahil olmak için söz konusu alanların üstün evrensel değere sahip olması (OUV) ve 10 seçim kriterinden bir tanesini karşılaması gerekmektedir. Bu kriterlerce çizilen evrensel çerçeve ile belirlenen Dünya Mirası Listesi ise hem tarihsel çevrenin korunmasına hem de iş birliği alanı olarak turizme önemli etki ve katkılar yapmaktadır. Ülkemizde de tarihsel çevrenin korunması ile ilgili olarak evrensel ilkelere uyum ve etkin uygulama seviyesine erişebilmek için kamu, sivil ve akademi kurumlarınca pek çok çalışma yapılmaktadır. Bunun en önemli nedenlerinden biri, üzerinde yaşadığımız toprakların sahip olduğu medeniyet birikimi ve evrensel kültüre karşı sorumluluklarımızdır. Öte yandan ülkemizin önemli bir turizm endüstrisi de mevcuttur. Turizmin gelişmesi ve değişimiyle ortaya çıkan yeni durumda var olan kültür ve turizm iş birliği veya etkileşiminin önemi artmıştır. Söz konusu iş birliğinin tarihsel çevreye ilişkin hassasiyet ve sorumluluklar çerçevesinde sürdürülebilirlik ilkesiyle yürütülmesi gereklidir. Tarihsel çevrenin korunması ve turizm iki zıt alan gibi görünmekle beraber günümüzde farklı disiplinlerin yardımıyla evrensel ilkeler ve uluslararası kabul görmüş metin ve uygulamalar nedeniyle iş birliği alanları olarak kabul edilir. Çalışmamızda, UNESCO Dünya Mirası Kriterleri tarihsel çevrenin korunmasında önemli bir motivasyon oluşturup bu kriterlerin etkisiyle belirlenen Dünya Miras Alanlarının tarihsel çevre koruma ve kültür turizmiyle etkileşimi araştırılmıştır. Günümüzde, UNESCO sözleşmesi kültürel miras (insan etkileşimleri) ile çevremizi (doğal miras) koruma ihtiyacı arasındaki evrensel denge arzusuna öncülük etmektedir. Konumuzla ilgili olarak, UNESCO'nun hedefi koruma bilincinin artması ve turizm gelişimidir. Evrensel değer ve insanlığın mirası kavramları koruma bilinci kavramının destekleyicileridir. UNESCO, söz konusu misyonunu normatif ve zorlayıcı eylemlerle yerine getirirken, Dünya Mirası Alanlarına yönelik olarak güvenilirlik, koruma, kapasite geliştirme ve iletişimi öne çıkarmakta; turizmi önceleyerek söz konusu değer ve kavramların zayıflatılmalarını önlemek için de yerel halkın önceliğini resmi olarak teyit etmektedir. Bu çerçeveden hareketle tez konusunun amacı ülkemizde UNESCO Dünya Mirası Kriterleriyle somutlaşan UNESCO misyonunun tarihsel çevrenin korunmasına ve bulundukları destinasyonun kültür turizmi hareketine yaptıkları etki ve katkıları inceleyerek; kültür ve turizm alanlarının iş birliğinin niteliğini ortaya çıkarmaktır. Günümüzde, kültür ve turizm alanlarında artan ve çeşitlenen bir iş birliği mevcuttur. Bu iş birliğinin çeşitli etki ve faydaları bu alanlarla ilgili görevleri bulunan UNESCO, UNWTO (Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü), EU (Avrupa Birliği) gibi uluslararası kuruluşlarca da belirtilmekte; yapılan ortak projeler, konferanslar v.b. sonucunda sahadaki uygulamalara ışık tutması için evrensel ilke ve kurallar belirlenmektedir. Bu noktada kültür, turizm ve çevre ile ilgili olarak hassasiyetleri gözetmek, korumak, geliştirmek ve işbirliğini artırmak hususları öne çıkıyor. UNESCO'ya göre Dünya Mirası Kriterleri hem bir kültürel koruma aracı hem de sürdürülebilirlik anlayışıyla karşılıklı saygıyı artıran, kültürlerarası diyaloğa katkı veren ve barışın teminatı olarak görülmektedir. Bu misyonun araçlarından biri olarak kültürel, doğal veya karma varlıkların Dünya Mirası Listesine dâhil olmasıyla ortaya çıkan en önemli sonuçlardan biri de turizmdir. UNWTO da turizmle ilgili bir kuruluş olarak turizmin olumsuz etkilerini azaltmak, toplumsal faydasını artırmak ve tarihsel çevreyle ilgili uluslararası hedefleri de karşılamak için söz konusu alanlardaki iş birliğini önceliği haline getirmiştir. İki kuruluş da birlikte sürdürülebilir turizm anlayışını yaygınlaştırmak için iş birliği içindedir. Bu yönde akademik alanda da disiplinler arası bir yaklaşımla yapılan çalışmaların arttığı gözlenmektedir. Gelinen aşamada UNESCO Dünya Mirası Listesine girmek için çabaların arttığını görürken, aynı zamanda tarihsel çevre koruma bilincinin de yaygınlaştığını gösteren bir eğilim mevcut. Bütün bu gelişmelerin söz konusu iş birliğinin sonucu olduğu düşünülmektedir. Dünyadaki eğilim bu yönde iken kültürel ve doğal varlıklar açısından zengin olan ve aynı zamanda önemli bir turizm ülkesi Türkiye'nin de bu çalışmanın konusunun çerçevesini oluşturan tarihsel çevre ve kültür turizmi hassasiyetlerini gözetme, söz konusu alanlar arasındaki ilişki ve iş birliğinin niteliğini kavrama ve buna yönelik yönetim vizyonunu uygulamaya geçirme önceliği bulunmalıdır. Çalışmamızda: Giriş bölümünde konu, kapsam, önem, araştırma soruları, sınırlılıklar ve çalışmanın yöntemi açıklanmıştır. Birinci bölümde tarihsel çevre ve koruma anlayışı ele alınmış, kavramsal temeli oluşturulmuştur. Tarihsel çevreyi koruma anlayışımızın geldiği nokta ve disiplinlerarası bakış açısıyla turizm ile yapılan iş birliğinin niteliğinin üzerinde durulmuştur. UNESCO Dünya Mirası Kavramı ve Kriterlerinin incelendiği ikinci bölümde çalışmamızın konusuna da ilham olan UNESCO misyonunun somut araçları ve ilgili kavramlar, tarihsel süreç ve anlayış irdelenmiştir. Dünya mirası kriterlerinin yarattığı çerçeve anlayış ve Dünya Mirası Alanlarının turizme etkisi vurgulanmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde Turizmin gelişimi ve tarihsel çevre ile etkileşimi, dördüncü bölümde de Türkiye'de Tarihsel Çevre ve Turizm Politikaları incelenerek ülkemizdeki durum anlatılmış; UNESCO misyonunun altını çizdiği ve tezimizin konusuyla sınırlı olarak ortaya konan evrensel ilke ve yaklaşımın Türkiye'deki yansımaları tespit edilmeye çalışılmıştır. Sonuçta; Dünyadaki gelişmeler uyarınca ve konuyla ilgili uluslararası örgütlerin de desteklediği gibi genel anlamda kültür ve turizm arasındaki iş birliği alanı tarihsel çevre ve turizm arasında kültür turizmi veya miras turizmi olarak adlandırabileceğimiz bir olguyla somutlaşmaktadır. Bunun öncülüğünü UNESCO misyonu çerçevesinde Dünya mirası kriterleri ve Dünya mirası listesinde bulunan varlıklar yapmaktadır. Söz konusu iş birliği uluslararası literatürde, bir biyoloji terimi olmakla beraber sosyal bilimlerde de sıkça kullanılan, "sinerji" terimiyle ifade edilmektedir. Bu nitelendirmenin, yine bir biyoloji terimi olan "simbiyotik" ilişki olduğu konusunda yaygın bir görüş de mevcuttur. İki alanın "ortak yaşamı" uyarınca birbirlerine daha fazla fayda sağlayabileceği görüşü giderek yerleşmektedir. Bütün bu gelişmeler kültür, turizm ve çevreye ilişkin global hedef ve sorumlulukları da kapsamaktadır/kapsamalıdır. Dünyanın karşı karşıya olduğu global sorunlar tarihsel çevre ve turizm konularını da yakından ilgilendiriyor. Bu nedenle, konumuza ilişkin alanlara yönelik yönetimsel sistemlerin de evrensel ilke ve sorumluluklar uyarınca gözden geçirilmesi, yeniden değerlendirilmeleri zorunlu hale gelmiştir. Ülkemizde turizm algısının baskın olarak kitle turizmi ağırlıklı olması nedeniyle çalışmamıza esas teşkil eden kültür ve turizm iş birliğinin zaman zaman turizmin zorlayıcı etkisiyle misyonunu yerine getiremediğine şahit olunmaktadır. Bundan kaçınmanın yolu ise turizmin çok çeşitli yapısı ve özelliği göz önünde tutularak farklı disiplinlerin de bu alanda çalışmasını teşvik edip bütün yaşamı ilgilendiren bir alan olduğu gerçeğinin ortaya konulması olacaktır. Böylece turizm ve tarihsel çevre etkileşiminde sorumluluklar ve sürdürülebilirlik ilkeleri öne çıkarak her iki alanın da faydalanacağı ve yeryüzünün ve insanın ihtiyaçlarının birlikte gözetileceği bir anlayışın yerleşmesi için zemin oluşturulabilir.
Mardin'in kültürel miras unsurlarının korunması ve turizm amaçlı kullanılmasına yönelik paydaş algısı
Kültürel mirasın korunması ve turizm amaçlı kullanımına yönelik bu çalışma Mardin kültürel mirasının turizme kazandırılarak korunması konusunda bilinçlenmeyi sağlamak için yapılması gerekenleri anlatmak ve bu bağlamda turizmde kendini geliştirmiş insanların düşüncelerini belirlemek amacıyla yazılmıştır. Kültürel miras kavramının alan yazında çerçevesinde tanımı ve sınırları, somut ve somut olmayan kültürel miras, kültürel mirasın önemi, kültürel mirasın korunması ve korunmasında karşılaşılan zorluklar gibi turizmle alakalı konu kapsamında ele alınan kavramlar dikkate alınıp araştırmanın yapıldığı alana ait alan yazın taraması yapılmıştır. Çalışmanın amacına uygun olarak Mardin'de turizm sektöründe yer alan 17 kişi örneklem grubunu oluşturmaktadır. Araştırmada yöntem olarak nitel görüşme tekniği kullanılmıştır. Katılımcılardan elde edilen bilgiler değerlendirilerek bazı önerilerde bulunulmuştur. Araştırma bulgularına bağlı olarak Mardin'in turizm açısından kıymetli kültürel miras unsurlarına ev sahipliği ettiği, her mevsimde turizm aktivitelerinin varlığına karşın bu unsurların yeterince öneminin anlaşılmadığı sonucuna ulaşılmıştır.