Polical party manifests
116 theses under this subject heading
Tek parti hükümetlerinin Güneydoğu Anadolu politikaları (1930-1945)
Cumhuriyetin ilanından sonra özellikle yeni rejimin, inkılapları tam olarak anlatamamasından ve bölgede aşiret ve şeyhlik düzeninin direncinden kaynaklanan nedenlerle önemli bir güvenlik sorunu ortaya çıkarmışsa da alınan sert önlemlerle bu sorunlar giderilmeye çalışılmıştır. Ancak ortaya çıkan bu güvenlik sorununun arkasında sosyal ve iktisadi sebepler de görülmüştür. II. Dünya Savaşı dönemi Türk hükümetlerinin bölgeye yönelik politikaları savaş tehdidi çerçevesinde şekillenmiştir. Bununla birlikte bölgenin temel sorunu olan güvenlik sorununu etkileyen sosyal ve iktisadi sebeplerin de ortadan kaldırılmasına yönelik politikalar üretilmiştir. Çünkü savaş döneminin bütün imkânsızlıklarına rağmen bölgeye yönelik başlatılan yatırımların devam ettirilmesinde, devlet mekanizmasının bölge vatandaşlarının temel ihtiyaçlarını karşılama görevini ciddiyetle yerine getirme gayretinde bu anlayış ön plana çıkmaktadır. Genel anlamda değerlendirecek olursak 1930-1945 yılları arasından tek parti hükümetlerinin Güneydoğu Anadolu bölgesine yönelik politik yaklaşımları bölgenin ülke ile bütünleşmesine yönelik olmuştur
Adalet Partisi- CHP ilişkileri (1961-1962)
Cumhuriyet'in ilanıyla Türkiye, demokrasi açısından yeni bir döneme girmiştir. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra değişen koşullar ile beraber çok partili hayata geçilmiş ve 1950 yılından itibaren 10 yıllık Demokrat Parti iktidarı başlamıştır. Ancak 27 Mayıs 1960 darbesi ile DP'nin iktidarı sona ermiştir. 7 Temmuz 1960'da durdurulmuş olan siyasi faaliyetler, 6 Ocak 1961'de Kurucu Meclisin açılmasıyla 13 Ocak 1961 tarihinde yeniden başlamıştır. 11 Şubat 1961'de Adalet Partisi başta olmak üzere birçok yeni siyasi parti kurulmuştur. Adalet Partisi, ilk teşkilatını 27 Şubat 1961'de İzmir'de kurmuş ve parti ülke çapında teşkilatlanmak üzere yurt gezileri düzenlemiştir. Bu dönemde CHP de aynı şekilde yurt içi gezileri düzenlemiş ve 24 Ağustos'ta CHP 15'inci kurultayını yapmıştır. Nitekim 15 Ekim'de genel seçimler yapılmış ve bu seçimlerden sonra yeni bir düzene geçilmiştir. Siyasi partiler arasındaki görüşmelerden sonra CHP-AP arasında Cumhuriyet tarihinin ilk koalisyon hükümeti kurulmuştur. Bu dönemde DP'li milletvekillerinin af meselesi, AP'nin en önemli gündemi olmuştur. Nitekim af meselesi, mecliste huzursuzluklara yol açmış ve koalisyon yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Ortaklar arasında ilk görüş ayrılığı memur ve mebus maaşları konusu olmuştur. Tedbirler Kanunu ve 147 öğretim üyesinin üniversitelere dönmeleri koalisyon hükümetinin en önemli kazanımları olarak görülürken, 22 Şubat darbe girişimini yapanların affedilmesi koalisyonun sonunu getirmiş böylece AP-CHP iş birliği 1 Haziran 1962 itibariyle sona ermiştir. Anahtar Kelimeler: 27 Mayıs Darbe Girişimi, Adalet Partisi, CHP, Seçimler, Koalisyon
Türkiye'de iktidar değişimlerinin eğitim programlarına yansımaları üzerine bir inceleme (1936-1986)
Bu çalışmada Türkiye'de tek parti dönemi, çok partili hayata geçiş ve sonrasındaki iktidar değişimleri, 1960 darbesi ve 1986 yılına kadar olan koalisyon dönemleri ile değişen ilkokul programları arasındaki ilişkinin siyaset, iktidar ve öğretim programları kavramları çerçevesinde incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma, nitel araştırma desenlerinden biri olan doküman analizi olarak tasarlanmıştır. İktidar değişimleri, koalisyon dönemleri ve 1960 darbesinin, ilkokul programları ile ilişkisi doküman analiziyle incelenmiştir. Bu kapsamda 1936, 1948, 1962 ve 1968 yılları ilkokul programları üzerinde durulmuştur. Bunun yanı sıra siyasi parti programlarından elde edilen veriler betimsel analiz ile irdelenmiştir. Araştırmanın veri setini oluşturan birincil dokümanlar ilkokul programları, siyasi partilerin seçim beyannameleri, bu partilerin parti programları ve hükümet programlarıdır. Türkiye siyasi tarihini anlatan belgeseller, kitaplar, gazeteler vb. belgeler ise ikincil dokümanlar olarak belirlenmiştir. Araştırma sonucunda Türkiye'de ilkokul programlarının değişmesi ile ülkenin siyasi dokusunda yaşanan değişiklikler arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Tek partili hayattan, çok partili hayata geçilmesi gibi önemli siyasi değişiklikler ile birlikte, ilkokul programda değişikliğe gidilmiştir. Türkiye'de koalisyon dönemlerinde, 1962 Programı hariç (bu dönemde neden programın değiştiği 1960 darbesi ile açıklanmaya çalışılacaktır), ilkokul programlarının değiştirilmediği gözlemlenmiştir. Son olarak bir siyasi parti, meclise ciddi bir çoğunlukla geldiğinde yine ilkokul programlarının değiştiği görülmüştür. Bu değişikliklerin tamamı, seçimden ya da darbeden, aslında kısaca belirtmek gerekirse iktidarın el değiştirdiği andan itibaren yaklaşık 2-3 yıl içinde yapılmıştır.
Türkiye'de çok partili dönemde bürokrasinin TBMM'de temsili ekseninde siyasete etkisi
Türkiye'de çok partili dönemde bürokrasinin siyaset kurumuna ciddi biçimde nüfuz ettiği ve demokratik siyaseti şekillendirdiği iddia edilmektedir. Bürokrasinin siyaset kurumuna iddia edildiği gibi ciddi bir şekilde etki edip etmediğini belirlemek amacıyla, bürokrasinin siyasetteki etkisinin TBMM'de temsil oranı ile doğru orantılı olduğu düşüncesinden yola çıkarak, 1946'dan 2015'e kadar geçen süreçte gerçekleştirilen toplam 17 genel milletvekili seçimlerinde seçilen tüm milletvekillerinin mesleki kökenleri incelenmiştir. Bürokrat kökenli milletvekilli, komisyon üyesi, bakan, başbakan ve cumhurbaşkanı oranlarına bakarak bürokrasinin siyasetteki etkinliği araştırılmıştır. 17 dönemin sonuçları birlikte değerlendirildiğinde bürokrat kökenli milletvekillerinin TBMM'deki ve özellikle Bakanlar Kurulu'ndaki temsil oranlarının dikkat çekici bir şekilde yüksek olduğu görülmüştür. 17 dönemin bürokrat kökenli milletvekili ortalaması % 41.3 gibi yüksek bir oranda bulunmuştur. 17 dönemde TBMM'de kurulan tüm komisyonlarda görev yapan milletvekillerinin % 39.8'nin bürokrat kökenli milletvekili olduğu saptanmıştır. 17 dönemde atanan toplam 1181 bakanın 678'inin (% 57.4) bürokrat kökenli milletvekili olduğu anlaşılmıştır.
Demokrat Parti dönemi tutan – tutmayan devrimlerin tartışması ve sonuçları
Bu tez çalışmasının amacı, 1923'te kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin en ana unsurlarından olan devrimlerin 1950'li yıllardaki Demokrat Parti dönemi iktidarında da ne kadar devam ettirilebilip, ettirilemediğidir. Hangi devrimlerin hayatını sürdürdüğü, hangi devrimlerin ise tasviye süreci yaşadığı incelenecektir. Cumhuriyet'in kuruluşunun ardından toplumun en önemli dayanağı olan devrimler, altı ilke Mustafa Kemal Atatürk tarafından hayata geçirilmiştir. Bu altı ilke, kurucu parti olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin de altı ok olarak sembolü olmuştur. İlk başlarda toplumun belirli kesimlerince kabul gören bu devrimler, 1923-1938 Kemalist dönem olarak adlandırılan Cumhuriyet'in kuruluşundan Atatürk'ün vefatına kadar olan bu dönemde etkisini daha geniş tabana yaymayı başarmıştır. Ancak Atatürk'ün vefatının ardından Kemalist rejimin devrimleri zamanla duraklama devri yaşamaya başlamıştır. İsmet İnönü döneminde 1946 yılında çok partili hayata geçilmesinin ardından çokça tavizler verilmeye başlanmıştır. İktidarın korunabilmesi adına özellikle laiklik ilkesini sekteye uğratacak hamleler yapılmış, milli ekonomi modelini oluşturan devletçilik ilkesine uymayan bazı uygulamalar gerçekleştirilmiştir. 1950 yılında Demokrat Parti'nin iktidara gelmesiyle birlikte ise bu devrimlerin içi iyice boşaltılmaya başlanmıştır. Özellikle laiklik, cumhuriyetçilik ve de devletçilik ilkelerinden çokça ödünler verilmiştir. Bu süreçte bu devrimler, tasfiye sürecine doğru ilerlemiştir. Bu devrimlerin toplumu yansıtmadığı iddia edilmiş, topluma mal olan ve de olmayan devrimler diye ikiye ayrılır hale getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet Halk Partisi, İsmet İnönü, Demokrat Parti, Atatürk Devrimleri
AKP'nin neoliberal bağlamında kadın istihdam politikasının medyaya yansıması
Dünyada hızla yükselen neoliberal süreç ülkemizde 1980 'li yıllarla birlikte başlamış ve bununla beraber, bu dönemde ılımcı-islamcı kesimin postmodern dünya algısı ve küreselleşmeye duyduğu sempati de daha fazla anlam kazanmaya başlamıştır. Bu bağlamda Adalet ve Kalkınma Partisi zinde bir aktör olarak ortaya çıkmıştır. AKP liberallerin desteğini almış ve diğer yandan neoliberalizmi tüm gücüyle hayata geçirmeye çalışmıştır. Sağlıktan özelleştirmeye, yeni şirketlerin hızla el değiştirmesi ve sosyal güvenlik kazanımlarının tasfiye edilmesine dek uzanan bir sürecin ana aktörü olarak siyasette yer almıştır. Pek çok sosyal düzenlemenin yapıldığı bu dönemde AKP 'nin çıkarmış olduğu Kadın İsdihdam Paketi bu çalışmanın ana temasını oluşturmaktadır. Seçim sonuçları değerlendirildiğinde Türkiye'de yaklaşık %50'lik bir başarı grafiği yakalayan bir partinin oy verenlerinin neredeyse yarısının kadın olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Bu bağlamda araştırmada, "AKP'nin Neoliberal Politikaları Bağlamında Kadın İstihdam Politikası ve Medyaya Yansımaları" başlığı doğrultusunda; AKP'nin neoliberal politikalarının analiz edilmesi çerçevesinde, kadın istihdam politikasına yönelik yasal düzenlemelerin ortaya konulması ve bu düzenlemelerin çalışan kadınlar tarafından nasıl değerlendirildiğinin bulunmasına yönelik bir çalışmadır.
Stratejik politik pazarlama, Y kuşağına yönelik politik pazarlama stratejlerinin geliştirilmesi
Demokratik yönetim ve devlet yaşam tarzının ayrılmaz unsuru olan siyasal partilerin programlarının seçimler öncesi hedef seçmen kitlesine belli strateji ve politikalarla anlatımı ve desteğinin alınması giderek önem kazanmaktadır. Kitle partilerinin genelde kemikleşmiş ideolojik seçmen kitlesi dışında kararsız ve partilerin seçim öncesi uyguladığı seçim propagandası ve çevresel faktörlerin (ekonomik, milli vb.) etkisi ile oy verecek olan seçmen kitlesinin oyunu kazanma aşamasında politik pazarlama araç ve stratejileri belirleyici olmaktadır. Bu seçmen kitlesi gün geçtikçe artmakta ve partilerin hedef seçmen kitlesi olarak gün geçtikçe artarak devam etmektedir. Dışa açılmış ve çevresel etkilerin giderek arttığı seksenli yıllar ve sonrasında Türkiye'de de siyasi partiler kamuoyu araştırmaları ile seçmen özellikleri ve grupları ile ilgili anketler ile güçlü ve eksik taraflarının tespiti ve uygulanacak seçmen davranışlarını yönlendirebilecek etkileyici propaganda araçları ile desteklenmiş bir seçim stratejisi ile başarıya ulaşma konusunda uzman şirketler ile çalışmaya başlamışlardır. Bu başarının seçim sonrası da bir sonraki seçimlerde kitlenin konsolide edilerek güçlü bir şekilde desteğinin alınması içinde devamı gerekmektedir. Seçmenin öncelik ve ağırlıkları değişeceğinden bu tür araştırma ve uygulamaların düzenlilik arz etmesi başarının lider dışındaki en önemli aracı olduğu kanaatindeyim. Bu tezin amacı politik çerçevenin tanımlanması ve hangi tür araçlar ile seçmen kararını parti lehine çevirme ve kazanma yollarını ortaya koymaktır. Bu kapsamda kitle iletişim yolları ve teknikleri önem arz etmektedir.
BJP in social media: A multiple time analysis of ideology in terms of populism and nationalism
The BJP (Bharatiaya Janata Party) of India has achieved unprecedented electoral success in its last two terms, resulting in two consecutive wins with a large majority. This success, both in national and local elections, is often credited to their successful use of social media in mobilizing people on their behalf. For this reason, the national election in 2014 and subsequent local election at the federal level was termed the first "social media election" in India. There is an effort to see and connect the BJP's use of social media and its success with the global rise of populism and their inclination to use alternative media. On the other hand, most of the literature previously produced regarding the BJP considered the BJP as a nationalist or right-wing nationalist political party. This study attempts to analyze the BJP's social media articulation and decide if they are nationalist or populist. To do this, different timeframes are observed, as well as if it creates any variation or stability in the BJP's articulation in terms of its ideological position. The research shows that most of the fluctuation is related with shorter layer of time, while there is a stability in their imagination of longer time. Keywords: populism, nationalism, BJP, social media, multiple time
Demokrat Parti Dönemi'nde İstanbul'da sosyo-kültürel değişim
Türkiye'de 1950 seçimleri sonrası Demokrat Parti'nin iktidarda olduğu yeni bir dönem yaşanmıştır. 1950-1960 yılları arasında Demokrat Parti yönetiminde İstanbul, sosyo-kültürel açıdan önemli değişimlere uğramıştır. Siyasi açıdan Amerika ve Batılı ülkelerle yakınlaşma politikasının yaşanması sosyal ve kültürel yönden gelişmelerin ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Özellikle İstanbul'da bu değişimin oldukça belirgin bir şekilde hayata geçirildiğini görüyoruz. 6-7 Eylül 1955 olayları sonrasında İstanbul sosyo-kültürel anlamda büyük değişimlere uğradı. Gayrimüslim vatandaşlarımızın başka ülkelere gitmesi neticesinde belirgin bir boşluk oluştu. Hükümet, konu ile ilgili önlemler almaya çalışarak, zararların karşılanması için çalışmalar başlattı. Yine de bu vatandaşlarımız özellikle de Rumların bir bölümü olaylardan önemli ölçüde etkilendi. Ellili yıllarda İstanbul moda, sanat ve alışveriş merkezi olarak ön planda yer almaya devam etmiştir. Dünya modasının yakından takip edildiği bu dönemde kadın dergileri belirleyici rol oynadı. Bu dönemde yeme içme kültüründe de bazı değişimler görüldü. Müzik, sinema ve tiyatro gibi alanlarda da İstanbul ellili yıllarda değişimin rahatlıkla gözlenebildiği bir şehir olarak karşımıza çıkmaktadır. Ellili yıllarda sanat dâhil pek çok alanda Batı'nın sanat anlayışından etkilenmiş olmakla birlikte geleneksel değerlerinde muhafaza edilmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır. Ellili yıllarda İstanbul'un nüfusunun artması birçok sorunu da beraberinde getirdi. Aynı zamanda şehrin modernleşmesi ve dikkat çekici tarihi eserlerin ön plana çıkarılması için imar faaliyetlerinde bulunuldu Bu dönemde sosyal ve kültürel açıdan Amerika'nın ve Batı kültürünün etkisi değişimde belirleyici rol oynamış olsa da Türk kültürüne ait değerlerin de muhafaza edilmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır. Adnan Menderes ve Demokrat Parti iktidarı bazı eksiklikler yaşanmış olsa da modernleşmeyi ve gelişimi büyük ölçüde desteklemiştir. Bu çalışma Demokrat Parti döneminde İstanbul'da sosyo-kültürel açıdan yaşanan değişimleri etkileyen faktörleri, gelişmeleri ve sonuçlarını incelemek üzere hazırlanmıştır. Anahtar Kelimeler :Adnan Menderes, İstanbul, Demokrat Parti Dönemi, 1950-1960.
Türkiye'de İslamcılık ve kalkınma ilişkisi: Milli Görüş Hareketi
Kalkınma düşüncesi, ilerleme, gelişme, büyüme ve modernleşme kavramlarının ideolojik düzlemde yeniden üretilmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Azgelişmiş olgusundan hareketle tanımlanan kalkınma kavramının düşünsel ve tarihsel arka planı, gelişmiş ülkeler seviyesine ulaşmaktır. Azgelişmiş bir ülke olarak Türkiye'de, kalkınma tartışmaları nasıl bir kalkınma olacağı problematiği üzerinden farklı siyasal hareketler tarafından tartışılmıştır. Siyasal bir hareket olarak ilk defa Osmanlı İmparatorluğu'nda ortaya çıkan İslamcılık, Cumhuriyet döneminden sonra 1960'larda kalkınma söylemi ile farklı bir siyasal alanı oluşturmuştur. Mili Görüş Hareketi olarak adlandırılan Siyasal İslamcı hareketin ideolojik çizgisini kalkınma düşüncesi belirlemiştir. Bu bağlamda kalkınma düşüncesinin Milli Görüş Hareketiyle yakın ilişkisi vardır. Milli Görüş Hareketi, maddi kalkınma, manevi kalkınma, Adil Düzen ve sürdürülebilir kalkınma düşüncesiyle birlikte azgelişmişlik sorununa ve modernleşme hareketlerine alternatif çözüm arayışının bir ürünüdür. Buradan hareketle çalışmamızın amacı Milli Görüş Hareketi'nde kalkınma söyleminin tarihsel ve maddi koşullar bağlamında incelenmesidir. Anahtar Kelimeler : Kalkınma, İslamcılık, Necmettin Erbakan, Milli Görüş Hareketi, Maddi ve Manevi Kalkınma, Adil Düzen.
Demokrat Parti döneminde Diyarbakır'da asayiş politikaları
Diyarbakır, tarihin her döneminde kültürel kaynaşmaların geçiş noktası olmuş ve bu durum Diyarbakır'a önemli bir kimlik kazandırmıştır. İlkçağ medeniyetlerine ev sahipliği yapmış ve aynı zamanda kültür alış-verişinin sağladığı avantajla bölgede uzun süre varlığını devam ettirmiştir. Diyarbakır, bu özelliği günümüze kadar sürdürmüş ve günümüzde de önemli bir merkez olma özelliğini korumaya devam etmektedir. Bu bağlamda Diyarbakır, Demokrat Parti (DP) iktidarı için önemli bir şehir olarak görülmüş ve durum partinin Diyarbakır'daki yapılanma faaliyetlerine ayrıca önem vermiştir. DP, on yıllık iktidarı boyunca Diyarbakır'da önemli çalışmalar gerçekleştirmiştir. Özellikle önceki dönemlerden farklı bir siyaset izleyen DP, bu bölgeleri kazanmanın daha uygun olacağı düşüncesiyle hareket etmiş ve genel olarak parti siyasetinin izlemiş olduğu politika olmuştur. Diyarbakır bağlamında on yıllık süre içinde DP'nin halkın huzur ve güvenliği açısından uygulamış olduğu politikalar partinin uzun bir süre daha varlığını korumasına katkısı olmuştur. Bu çalışmada DP'nin Diyarbakır'daki faaliyetleri ve çalışmaları neticesinde alınan sonuçlar incelenmiştir. Özellikle konunun esas kısmını oluşturan asayişin sağlanması noktasında DP'nin izlemiş olduğu politika sayesinde kendine taraftar toplaması oldukça önemli bir kazanım sağlamıştır. Diyarbakır özelinde DP dönemi güvenliğin sağlanmasına yönelik olarak devletin almış olduğu tedbirlerin halk üzerinde etkisi ve bu etkinin DP'nin bu bölgede aktif bir siyaset izlemesini sağlamıştır. Bu bağlamda cinayet, kaçakçılık, yaralama, uyuşturucu ile mücadele DP'nin en önemli çalışmaları arasında gösterilebilir. Asıl amaç halkın huzur ve güvenliğinin sağlanması olmuştur. Bu çalışmada 1950-1960 yıllarını kapsayan DP iktidarının Diyarbakır üzerindeki etkisi araştırılmış ve dönemin çalışmaları özellikle yerel basının konuya yaklaşımı ışığı altında bu konunun aydınlatılmasına çalışılmıştır.
CHP parti müfettişlik raporlarına göre İzmir (1935-1950)
9 Eylül 1923 tarihinde kurulan Cumhuriyet Halk Partisi 1923 yılından 1946 yılına kadar Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin siyasi hayatında tek başına söz sahibi olarak yönetimi üstlenmiştir. Tek başına iktidarda olmanın doğuracağı parti içi ve parti dışı muhalefet sıkıntılarının olumsuz sonuçlarını engellemek, parti teşkilatı ve çalışmaları üzerinde denetim ve kontrol sağlamak, partinin merkezi otoritesini sağlamlaştırmak amacıyla 1923 yılında Parti Müfettişliği adıyla bir teftiş mekanizması kurulmuştur. Ülke birden fazla ilden oluşan mıntıka bölgelerine ayrılarak çeşitli alanlarda müfettişler ve milletvekilleri tarafından teftişlerinin yapılması sağlanmıştır. Her parti müfettişi bölgesini iki kez teftiş etmekle görevlendirilmiştir. Parti Müfettişliği kurumunun önemi kısa sürede artmış ve ülke içerisinde hem denetimin merkezi hem de halkın isteklerinin ve şikayetlerinin sesi olmuştur. 1932 yılında kurulan Halkevlerinin de denetimini sağlayan bölge müfettişlikleri ülkede her alanda yaşanan sorun ve sıkıntıları denetleyebilme gücüne sahip olmuşlardır. 1935 yılında yapılan düzenleme ile bu kurum daha etkin hale getirilmiştir. Bu çalışma, 1935-1950 yılları arasında parti müfettişleri ve İzmir milletvekilleri tarafından yapılan teftişler sonucunda oluşturulan raporlar ışığında İzmir ilinin parti örgütlenmesi, Halkevi çalışmaları, sosyal, kültürel, ekonomik, eğitim, spor ve sağlık gibi alanlardaki çalışmaları hakkında bilgi vermektedir.
Türk milliyetçiliğinin dönüşümü: Milliyetçi Hareket Partisi ve Büyük Birlik Partisi Ayrımı (1992-2018)
Milliyetçilik, siyaset biliminin en çok tartışılan konularından biridir. Birçok siyaset bilimci; "milliyetçilik devrinin kapanmış olduğunu" düşünmüştür. Ancak bu zamana kadar milliyetçilik, modası geçmeyen bir ideoloji olmuştur. Özellikle Türk milliyetçiliği kendine has özeliği nedeniyle incelenmiştir. Türk milliyetçiliği, milliyetçiliğin ortaya çıktığı 18. yy. öncesinde de Türk milletinde var olmuştur. Fakat Osmanlı İmparatorluğu, Gerileme Dönemi'nde milliyetçilik ile beraber İslamcılık ve Batıcılık akımlarının etkisiyle devletin beka sorununa çözüm olmak istemiştir. Bu durum, Türkiye Cumhuriyeti için de geçerli olmuştur. Türkiye'de Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), 50 yıldan fazla süredir milliyetçi bir parti hüviyetindedir. 1980 Askeri Darbesi'nden sonra milliyetçiliğin yavaş yavaş İslamileştirilmesi neticesinde bir yol ayrımına gelinmiştir. Bundan dolayı iki ayrı kimlikli milliyetçi parti oluşmuştur. Bunlar; MHP ve Büyük Birlik Partisi (BBP) olmuştur. Bu çalışmada, söz konusu iki siyasi partinin fikir, değer ve kimlikleriyle Türk siyasetinde 2018 yılına kadar olan süreci incelenmektedir. Bu tezde, nitel araştırma yöntemlerinden "karşılaştırmalı durum analizi" kullanılacaktır.
The reasoning on Necmettin Erbakan's discourses
Discourses are the leading factors that affect political attitudes and behaviors. The reasoning in Necmettin Erbakan's discourses has an importance in Turkish political scene and it is also important for raising future politicians of Turkey. The method of this post-graduate thesis is content analysis. Since the reasoning in Erbakan's discourses was primarily analysed, it was the first subject matter that adressed in the thesis. As for the second chapter, the political discourse by the subject matter was explained. Definition of political discourse and its coexistence with reasoning that appeal to people's mind are perhaps the most essential needs of Turkish political life. The first two chapter were intended for presenting the ways of preserving mind from making mistakes, being able to give the right decision by analyzing reasoning and ratiocination in political discourse. In the third chapter, the examples from Necmettin Erbakan's life and discourses were discussed. General informations were given in this chapter in order to shed light on chapter four. In the framework of the general informations given in the first three chapter, the content anaylysis done by analyzing Necmettin Erbakan's assembly speech on April 22, 1996 in chapter four. In the content analysis part, discourses of Necmettin Erbakan's were analyzed in terms of reasoning. In conclusion, Necmettin Erbakan's ability in political discourse is remarkable. His definition of topics by sectioning them in different sections, his frequently usage of scientific data and his persuasion-orianted efforts are exceptional. It is remarkable that he divided the topics into sections, made comparisions between statistics and scientific data and made use of comparisions frequently in his speech. Keywords: Political communication, Political discourse, Reasoning.
Yönetişim ve söylem bağlamında bir içerik analizi çalışması: Siyasi parti örneği
21.yüzyıl bilgi toplumunda yönetişim olgusu, örgütlerde yönetim felsefesinin tekrar düşünülmesine yol açmaktadır. Örgütlerde, kararların alınmasında yönetim fonksiyonun önemli bir işlevi bulunmaktadır. Yönetim, endüstri devriminden bu yana örgütlerin merkezinde yer alan yürütücü bir güç olarak bulunmaktadır. Örgütlerin, günümüzde teknolojinin gelişimi ve küreselleşme ile beraber değişime uğrayan sosyo-ekonomik alanlarda dış çevre koşullarından bağımsız olarak hareket etme olanakları kalmamıştır. Örgütler ancak dış çevre koşullarıyla, paydaşlarıyla ve onların faaliyetleriyle uyumlu oldukları zaman varlıklarının sürdürülebilirliğini sağlayabilmektedir. Örgütün sürdürülebilirliğinin sağlanabilmesi için yönetişimin ilkeleri dahilinde örgütün tüm paydaşlarının yönetime katılma fikrine dahil edilmesi gerekmektedir. Çünkü örgütlerin devamlılığını sağlayıcı tek dinamik unsur yönetim faaliyetleri değildir. Yönetişim ilkelerinin iletişim gücüyle birleştirilmesi ve paydaşlara yayılması oldukça büyük önem arz etmektedir. Bu bağlamda örgütlerin, yönetişim ile yönetme gücünü paylaşması kendi varlıklarının korunması için de gerekli olmaktadır. Modern toplum, ulus devletlerin oluşumu ile birlikte toplumu temsil eden siyasal partiler ve siyasal alanın örgüt yapılarından bir tanesidir. Siyasi partiler, toplumun temsilcisi olarak siyasal alanda bulunmaktadırlar. Bu görüşlerden yola çıkarak, bu tez çalışmasında yönetişimin ilkeleri ve siyasi parti söylemleri örgüt bakış açısıyla incelenmektedir. Birinci bölümde, örgüt ve yönetim unsurlarının gelişimi, yönetişim kavramı ve ilkelerinin irdelenmesi ele alınmaktadır. İkinci bölümde, siyasi parti kavramı ve özellikleri ile söylem olgusu açıklanmaktadır. Üçüncü bölüm ise tezin araştırma bölümünü oluşmaktadır. Bu bölüm, bir siyasi partinin seçim bildirgesinin söylemleri bağlamında incelenmesini kapsamaktadır. Sonuç olarak, ekonomi, hukuk ve paydaş temelli söylemlere ulaşılmaktadır.
Avrupa Birliği'nde aşırı sağ partilerin iklim değişikliğine bakışları
İklim değişikliği giderek etkilerini daha çok hissettirmekte ve buna bağlı olarak uluslararası kamuoyunda daha fazla konuşulmaktadır. Antroposen çağı olarak isimlendirilen ve insanın doğayı etkileme gücünün muazzam boyutlara ulaştığı bu dönemde bireylerin ve devletlerin bu konudaki tutumları ve eylemleri giderek önem kazanmıştır. Bu doğrultuda Avrupa Birliği'nde giderek etkilerini arttıran kimi yerlerde iktidar oluşumunda yer alan ve çoğunlukla iklim değişikliğinin gerçekliğine ve uygulanan politikalara negatif yaklaştığı düşünülen aşırı sağ partilerin bu konu hakkındaki tutumları da önem kazanmıştır. Bu kapsamda bu çalışma Avrupa Birliği içerisinde 2019 yılındaki Avrupa Parlamentosu seçimleri sonucunda Kimlik ve Demokrasi Grubunu oluşturan 10 partinin iklim değişikliğine yönelik tutumlarını incelemektedir. Hem iklim değişikliğinin hem popülist aşırı sağ fenomeninin ilerleyen süreçte giderek önem kazanacağı düşünüldüğünde ileride ne gibi çıktılar ile karşılaşılabileceği ve nasıl dönüşümler yaşanacağı noktasında düşünmemiz gerekmektedir. Bu doğrultuda bu tezde partilerin programları ve açıklamaları ile iklim değişikliği politikaları incelenmiş ve aralarındaki benzerlik ve farklılıklar ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır.
Cumhuriyet Halk Partisinde Kemal Kılıçdaroğlu dönemi ve sosyal demokrasi (2010-2017)
Bu çalışmada Cumhuriyet Halk Partisinde Kemal Kılıçdaroğlu döneminin ideolojik kimliğinin, parti politikalarının ve liderin söylemlerinin sosyal demokrat ideoloji çerçevesinde analiz edilmesi amaçlanmaktadır. Kılıçdaroğlu CHP'de 1960'larda ortanın solu ile başlayan sosyal demokratlaşma sürecine hız vererek bu doğrultudaki ideolojik dönüşümü tamamlamaya çalışmaktadır. Deniz Baykal'ın liderliği dönemine kıyasla daha açık ve kararlı bir şekilde sosyal demokrasinin evrensel değer ve ilkeleri doğrultusunda bir siyaset izlemektedir. Bu bağlamda çalışmada Kılıçdaroğlu'nun partinin ideolojik kimliğinde yer alan sosyal demokrasiyi kurumsal ve söylemsel düzeyde hayata geçirmeye çalıştığı ve partiyi sosyal demokratlaştırmayı hedeflediği öne sürülmüştür. Türkiye'de sağ ve sol kesim tarafından CHP'nin sosyal demokratlaşmasının önünde partinin kurucu ideolojisini bir engel olarak gösterme eğilimi vardır. Bu görüşün aksine CHP'de ise Kemalizm'in, sosyal demokrat kimlik açısından bir olumsuzluk teşkil etmediği düşüncesi hakimdir. Kılıçdaroğlu, her ne kadar sosyal demokrasiye öncelik verse de CHP'nin kurucu kimliği ile sosyal demokrasiyi buluşturmaya çalıştığı görülmektedir. Fakat CHP'nin kendi içindeki örgütsel problemleri ile birlikte Türk siyasetinin laiklik sorunsalı ve Kürt sorunu gibi yapısal meseleleri, Türkiye'deki siyasal kültür ve sosyolojik yapı partinin sosyal demokrat kimliği açısından tartışmalı bir durum yaratmaktadır, sosyal demokrasinin siyaset pratiğini, mümküniyet koşullarını ve CHP eliyle iktidara gelmesini zora sokmaktadır. Kılıçdaroğlu, bütün bu sorunlara karşı sosyal demokrat bir zeminde çözüm üretmeye çalışsa da seçim sandıklarına yansıyan sonuç bu konuda başarısız olduğu yönünde bir algı yaratmaktadır.
Türkiye'de Ak Parti dönemi yerel yönetim reformlarının hanehalkı yoksulluğu üzerine etkileri
Türk siyasi yaşamında yirmi yıldır iktidarda olan Adalet ve Kalkınma Partisi yoksulluk problemini her daim gündeminde bulundurmuş, seçim beyannamelerinde, parti iç tüzüğünde yoksulluk sorununu çözmeye çalışacağını belirtmiştir. Günümüz dünyasında nerdeyse tüm iktidarlarının mücadele içinde olduğu hanehalkı yoksulluğuna; Ak Parti hükümetinin uygulamış olduğu yerel yönetim reformlarının ne şekilede etki ettiği bu tez çalışmasında incelenecektir. Yerel yönetim birimleri olan il özel idaresi, belediye ve köylerin uygulanan reformlarla yoksulluk çalışmalarındaki değişim tespit edilmeye çalışılacaktır. Ak Parti'nin iktidarda kaldığı onsekiz yıl (2002-2020) TÜİK verileriyle karşılaştırmalı olaral ele alınıp yoksulluk sorunu istatistiksel veriler ışığında değerlendirilecektir. Bu çalışma yoksulluk sorununa yapılan müdahaleler, değişen ve gelişen sorunlara cevap verebilmesi açısından incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Yerel Yönetimler, Hanehalkı Yoksulluğu, Ak Parti, Reform, Sosyal Politika
Rethinking state and civil society: Two educational policies during the Justice and Development Party era
In the early years of the Justice and Development Party regime, educational policymaking was a collaborative and inclusive process with input from civil society organizations (CSOs). In the following years, the state shifted its approach to selective inclusion and refrained from inclusive policymaking. Thus, the state preferred hasty policymaking, in which a limited number of CSOs were included and government-friendly CSOs were supported. Among the many changes in education policies, the difference between the curriculum reform (2003-2005) and the system change (2012) clearly highlight the changing relationship between the state and educational civil society. Analyzing these two policy periods, this thesis tries to determine how and why the relationship between the state and educational civil society changed. In answering these questions, semi-structured interviews with state officials and CSO representatives were conducted and document research was employed. This research claimed that through formal and informal institutional changes, the state altered the power of existing educational institutions. The democratic reversal of the party led to a change in the relationship between educational civil society and the state. The state's limited capacity in education paved the way for the selective inclusion of CSOs in the policymaking process. Therefore, the state remained open to government-friendly CSOs and built capacity for these organizations to offset its limited capacity.
Bir siyasal partinin ötesinde: AKP makinesi ve örgütsel kapasitesi
Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) has been in power in Turkey since 2002. Since the beginning, the party successfully managed to increase its effect on the politics. The AKP also has not lots its popular vote base despite the fact that the party adopted different policies and discours-es. Studies mostly focused on the AKP's ideology, economic policies and foreign policy agenda. Especially the party's economic policies are taken into consideration to explain its effect on its constituents. However, from its foundation to today, AKP has chosen to appeal to the people when it has faced a threat against its legitimacy and existence. The par-ty has a confidence to organize voters/citizens during moments of cri-sis. This thesis argues that AKP's one of the most important aspects is its ability to organize different segments of the society. From this point this thesis delves into the characteristics of the AKP's grassroots organ-ization which is one of the missed angles by the researches conducted about the AKP. Theories about political parties have explained the role of political par-ties as organizing popular vote base for either representing a certain ideology on the state level or satisfying personal ambitions of politicians. However, in this thesis I argue that the AKP moved beyond a political party on the account of its disciplined and ceaselessly working grassroots organization. Considering the history of political Islam in Turkey, this thesis further asserts that the AKP professionalized a cer-tain organizational model which it inherited from Milli Gorus Move-ment.
The effect of political business cycles on the structural change
This research provides evidence of political business cycles in Turkey between the 1960s and 2020s. Several political color dummy variables are employed with different dependent variables. While a shift from right-wing party to left-wing party increases the growth of academic freedom and spending of the ministry of culture and health, it lowers military expenditure and spending on religious affairs. However, if the government is formed as a coalition with several parties, it creates an increase in the growth of the transfer expenditure. Then we questioned the impact of the cycle on the total factor productivity and reallocation of labor from low-productivity sector to high- productivity ones. The results of structural change-related models indicate a shift toward the left-wing party increases total factor productivity and between component of labor productivity in the industry, but it lowers the agricultural employment and between component of agriculture. While structural models indicate the presence of an effect, not all of the VAR models do.
Adalet Partisi'nin kadın milletvekilleri ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki faaliyetleri (1961-1980)
Kadınların hak mücadelesinin en önemli mihenk taşlarından olan siyasal hakların kazanılması Türkiye'de dünyanın birçok ülkesinden önce gerçekleşmiştir. Ülkemizde kadınların sosyal ve siyasal alanda hak ettikleri yere gelmeleri süreci Osmanlı İmparatorluğu dönemine kadar uzansa da asıl olarak Cumhuriyetin ilanı ile büyük bir hız kazanmış ve kadınlar siyasal haklarına kavuşmayı başarmıştır. Kadınlar, 1930'da Belediye Seçimlerinde, 1933'te Köy Muhtar Heyetlerinde ve nihayet 1934'te milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını elde etmişlerdir. 1935 yılında gerçekleşen seçimlerde 18 kadın milletvekili Meclise girmeyi başarmıştır. Bundan sonra siyasi olarak bir değişim içine giren Türkiye Cumhuriyeti çok partili yaşama geçmiştir. Türkiye siyasetinde önemli bir yere sahip olan Demokrat Parti (DP) dönemi boyunca kadınlar siyaseti yakından takip etmişler ancak Meclisteki sayıları sürekli bir düşüş göstermiştir. 27 Mayıs Askeri Müdahalesi sonrası siyasi faaliyetlere tekrar izin verilmesiyle kurulan ve DP'nin devamı olarak kabul gören Adalet Partisi (AP) yine bir askeri müdahale ile 12 Eylül 1980 Askeri Müdahalesi ile kapatılmıştır. Bu dönemde, AP adına Meclise giren yedi kadın milletvekili partileri ile birlikte çok önemli siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik olaylara şahitlik etmişlerdir. Meclis komisyonlarında görev alan, kanun tekliflerinde bulunan bu kadın vekillerin hemen hemen hepsi iyi derecede eğitim almış, birden çok yabancı dil bilen nitelikli kişilerdir. Kadın hakları ve kadın sorunları ile yakından ilgilenen bu vekiller her fırsatta söz alarak kendilerine haklarını teslim eden Atatürk'e şükranlarını sunmayı unutmamışlardır. ANAHTAR KELİMELER: Adalet Partisi, Seçim, Kadın Milletvekilleri, Kadın, Kadın Hakları.
Türkiye'de Milli Görüş partilerinde milliyetçilik anlayışı
Milliyetçilik ideolojisi farklı kuramsal düzlemlere sahip, içerik bakımından zengin ve eylemsel olarak güçlü bir görüştür. Her toplumun gelişimine, toplumsal yapısına, kültürüne ve siyasi geleneklerine bağlı olarak değişen milliyetçilik anlayışının, ortak bir tanımda ifade edilemeyeceği gibi doğuşunun ne zaman olduğu hususunda net bir tarih vermek de oldukça zordur. Modernleşme süreci olarak adlandırılan dönemin ürünü olan Fransız Devrimi, milliyetçilik düşüncesinin görünür kılınmasındaki en önemli süreç olarak kabul edilmektedir. Bu tarihten itibaren olgunlaşan 'millet' kavramı dünya devletlerine ve toplumlarına nüfuz etmeye başlayarak, ulus devlet inşa hareketlerine önayak olmuştur. Türk milliyetçiliği 19. yüzyılda filizlenmeye başlamıştır. Milliyetçilik, Türkiye'de hem merkez hem de çevre partilerin fikir zeminlerinde yer etmiş hem de yurttaşlar için 'kendini tanımlama' aracı haline dönüşmüştür. Türk siyaseti de pek çok farklı milliyetçilik söylemine ve anlayışına şahit olmuştur. Türkiye'deki radikal sağ akımlardan birisi, İslami dayanaklara sahip siyasal bir düzen fikri çerçevesindeki Millî Görüş Hareketi de milliyetçilik ideolojisinin barındığı bir akımdır. Millî Görüş Hareketi, içinde milliyetçi unsurlar barındıran İslami ve muhafazakâr izler taşıyan bir anlayıştır. Yeni bir kimlik ve ulus inşa edilebilmesi gayesinde olan hareket, milli kimlik ile ümmet kimliğini kaynaştırmayı hedefler. Türk milliyetçiliği ile İslamiyet iç içe geçirilerek sunulmuştur. Bu durum Millî Görüş adına yeni bir milliyetçilik anlayışı demektir. Bu sebeple çalışmada, Millî Görüş Hareketi'nin siyasi partilerinin parti programları, seçim beyannameleri ve partililerin söylemleri incelenerek milliyetçi unsurlar tespit edilmeye çalışılmıştır.
Soğuk Savaş dönemi sonrası Amerika Birleşik Devletleri Cumhuriyetçi başkanlarının dış politika perspektiflerinin realizm kuramı çerçevesinde değerlendirilmesi
Soğuk Savaş, Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği arasındaki iki kutuplu dünya düzeninin hâkim olduğu dönemi kapsar. Soğuk Savaş döneminin 1990'lı yılların başlangıcında bitmesiyle beraber ABD'nin küresel bir hegemonya gücünü üstlendiği, tek kutuplu dünya düzenine geçiş yaşandı. Bunun en temel nedenleri; SSCB'nin dağılması ve siyasal egemenliğinin sona ermesi, yeni devletlerin kurulmasıyla beraber politik istikrarın korunması yönündeki girişimlerin artması, ABD'nin gelişmiş ülkelerle rekabet edebilecek konuma erişmesi, demokrasi geleneğini sürdürmesi ve küresel piyasa ekonomisinde rol oynamasıdır. Bu çalışma ABD'nin iki ana partisi olan Demokrat Parti ve Cumhuriyetçi Parti arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları ele almaktadır. Çalışmanın asıl amacı ise ABD'nin özellikle Soğuk Savaş sonrası uluslararası arenada benimsediği realist perspektifin Cumhuriyetçi başkanlar döneminde dış politikadaki yansımalarını açıklamaktır. Bu bağlamda, Cumhuriyetçi Parti'ye mensup başkanlardan Ronald Reagan, George H. W. Bush, George W. Bush ve Donald Trump'ın dış politika kararları incelenecektir. Çalışmada Cumhuriyetçi başkanların seçilmesinin temel sebepleri realist kurama dayandırılarak açıklanmaktadır. Tarihsel örnekler özellikle dış politikada Cumhuriyetçi başkanların Demokrat başkanlara kıyasla dış politikada daha aktif rol üstlendikleri ve daha radikal kararlar almaya meyilli olduklarını göstermiştir. Dolayısıyla çalışma ABD'nin dış politikada Cumhuriyetçi başkanlar döneminde Demokrat başkanlara kıyasla daha etkin olduğuna odaklanmaktadır. Anahtar Kelimeler: ABD, Başkanlık, Cumhuriyetçi Parti, Realizm, Soğuk Savaş.