Giresun
116 theses under this subject heading
Doğu Karadeniz Bölgesinde(Trabzon, Giresun ve Bayburt illerinde) girişimci profili üzerine bir araştırma
Bu araştırmayla Doğu Karadeniz Bölgesinde yer alan Trabzon, Giresun ve Bayburt illerinde hizmet ve imalat sektöründe faaliyette bulunan girişimcilerin şirket kurmasında etkili olan faktörleri analiz edilip, bölgenin girişimci yapısının ortaya konulması amaçlanmıştır. Araştırmanın veri toplama aracı üç bölümden oluşmuştur. Birinci bölümünde, işletme kurma kararlarını etkileyen faktörleri belirlemek için 25 soru, ikinci bölümünde kişisel özellikleri ölçmek için 20 soru, üçüncü bölümünde ise demografik bilgilere ilişkin verileri tespit etmek için 25 soru sorulmuştur. Araştırmanın sonucunda girişimcilerin çok büyük çoğunluğunun erkek girişimcilerden olduğu ortaya çıkmıştır. Girişimcilerin kırsal bölge sayılabilecek köy, kasaba veya küçük ilçelerde doğdukları halde, köyden kente göç niteliği de diyebileceğimiz, il ve büyük kentlerde işlerini kurdukları ve yaşamlarını devam ettirdikleri görülmüştür. Girişimcilerin; genç yaşlarında ilk işletmelerini kurduğunu, çoğunluğunun işletme sahibi olduğu ve mevcut işlerini kurmadan önce başka işletmelerde çalışmadıklarını söyleyebiliriz. Ayrıca girişimcilerin kuruluşlarının şirket türlerinin çoğunluğunun limited şirket ve şahıs şirketi olduğu, bunun yanında profesyonel yönetim şeklinin işletmelerde yaygın olmadığı ve profesyonel yönetimden çok, aile içi yönetime yöneldiği ortaya çıkmıştır. Girişimcilerin girişimci kişilik özellikleri ile çocuk sayıları değişkeni arasında anlamlı bir farkın olduğu belirlenmiştir. Tek çocuğu olan katılımcıların puanlarının beş ve üzeri çocuğu olanların puanlarından anlamlı düzeyde yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Doğu Karadeniz, Girişimci, Girişimci Profili, Demografik Özellik.
Psikolojik cinsiyet kimliğinin tüketicilerin reklama karşı tutumları ve satın alma davranışları üzerindeki etkisini belirlemeye yönelik giresun ilinde bir uygulama
Küreselleşen dünyada, rekabetin artmasıyla birlikte piyasada varlığını sürdüren işletmeler, yoğun bir yarış içine girmişlerdir. Böyle bir ortamda işletmeler; yeni müşteriler çekmek, satışlarını arttırıp karı yükseltmek, tanıtımlarını yapmak amacıyla reklama başvurmaktadırlar. Ortaya çıkan bu talebin sonucunda, ülkemizde de reklamcılık sektörü giderek artan bir hızla gelişme göstermektedir. Dünyadaki ve ülkemizdeki reklam sektöründe, cinsiyet kavramını ön plana çıkartan bir strateji uygulanmaktadır. Cinsiyet, tüketici davranışlarını tespit etmek amacıyla geleneksel pazarlamada da uzun zamandan beri kullanılmaktadır. Fakat hızla değişen dünyamızda, tüketici davranışlarını yorumlayıp anlayabilmede geleneksel yapının dışına çıkılma ihtiyacı doğmuştur. Bundan dolayı tüketicilerin satın alma davranışlarını etkilemek adına, reklamlarda biyolojik cinsiyetten farklı olarak, "psikolojik cinsiyet" kavramı da son zamanlarda adından sık bir şekilde bahsettirmektedir. Bu kavram, pazarlamacılara tüketici davranışlarındaki farklılıkları anlayabilme ve karışıklıkları çözebilme konusunda yardım edebilecek bir etken olarak karşımıza gelmektedir. Bu çerçevede yapılmış olan bu çalışmada, psikolojik cinsiyet kimliğinin tüketicilerin reklama yönelik tutum ve satın alma davranışları üzerine etkisi ölçülmeye çalışılmıştır. Reklamlara ilişkin anket uygulamasıyla tüketicilerin psikolojik cinsiyetlerinin reklamlara verdikleri tepkiyi ve tüketicilerin ilgilenim seviyelerinin satın alma davranışını etkileyip etkilemedikleri araştırılmış ve gereken analizlerin yapılmasıyla bir takım anlamlı ilişkiler olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Reklam, Psikolojik Cinsiyet kimliği, Tüketici Davranışları, İlgilenim,
Karadeniz bölgesinde kadın girişimciliği üzerine bir inceleme: Giresun ili örneği
Dünya tarihinde kadınlar toplumsal ve ekonomik olarak önemli katkılarda bulunmuşlardır. Ancak kadın emeğinin dünya genelinde uzun bir dönem boyunca maddi bir karşılığının olmadığı; I.Sanayi Devrimi ve devam eden endüstriyel gelişmeler, küreselleşme ve işletmelerin sayısının hızla artmasıyla birlikte kadınların daha çok iş hayatına katıldıkları görülmektedir. Eğitim düzeyi artan ve farkındalık kazanan kadın çalışanlar farklı sektörlerde var olmakla birlikte, ne yazık ki erkek çalışanlarla aynı ücret ve haklara sahip olmada zorluklar yaşadıkları da bir gerçektir. Kadınlar sadece çalışan olarak değil, işveren olarak da iş dünyasında etkin rol oynamaktadır. Kadın girişimcilerin sayısı hem dünyada hem de Türkiye' de giderek artmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Karadeniz Bölgesi'nde kadın girişimciliğinin incelenerek, Giresun ili örneğinde kadın girişimcilerin durum analizinin gerçekleştirilmesidir. Çalışmanın evrenini Giresun il merkezinde faaliyet gösteren kadın eczacılar (39)ve Giresun Barosuna kayıtlı kadın avukatlar (144) oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemi ise sınırlılıklar sebebiyle 87 kadın eczacı ve avukat olarak tespit edilmiştir. Çalışmadan elde edilen veriler, literatürde yer alan çalışmaların sonuçları ile örtüşecek biçimdedir ve katılımcıların benzer sorunlar yaşadığı görülmüştür. Kadın girişimciler; girişimlerine başlarken sermaye bulma, destek görme, girişimleri sırasında iş aile dengesini kurabilme konularında sorunlar yaşanmaktadır. Diğer taraftan katılımcılar Giresun ilinde faaliyet göstermeyi bir dezavantaj olarak değerlendirmemiştir. Anahtar Kelimeler: Kadın Girişimciliği, Giresun, Karadeniz Bölgesi, İş dünyası
Özel hastane yardımcı sağlık personelinde duygusal zekânın duygusal emek davranışına etkisi: Giresun ili örneği
Duyguları anlama ve yönetme yeteneği olarak da tanımlanabilen duygusal zeka konusunun bir işletmenin gösterim kurallarını sergilemek anlamına da gelebilen duygusal emek konusu ile ilişkili olduğuna dair son yıllarda yapılan çalışmalarda önemli bir artış görülmektedir. Fakat literatürde farklı sektörlerde çalışmalar yapılmasına karşın özel hastane yardımcı sağlık personelinde duygusal zekanın duygusal emek davranışlarına etkisi ile ilgili çalışmaya rastlanılmamıştır. Bu araştırmanın amacı duygusal zekanın duygusal emek davranışları üzerindeki etkisinin belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda Giresun ilinde hizmet vermekte olan özel bir hastanede yardımcı sağlık personeli çalışanlarında duygusal zeka ve duygusal emek ölçekleri uygulanarak veriler elde edilmiştir. Duygusal zeka seviyesinin ölçülmesi amacıyla onaltı ifade ve dört alt boyuttan oluşan Wong ve Law duygusal zeka ölçeği, duygusal emek seviyesinin ölçülmesi amacıyla on üç ifade ve üç alt boyuttan oluşan Diefendorff vd. (2005) tarafından geliştirilen duygusal emek ölçeği kullanılmıştır. Yapılan regresyon analizi sonrasında ilk aşamada duygusal zeka alt boyutlarının yüzeysel davranışa etkisi incelenmiş F sig. (p=0.546) değeri 0.05 üzerinde bir değer aldığından dolayı duygusal zekanın alt boyutlarından hiçbirinin duygusal emek alt boyutlarından yüzeysel davranış ile ilişkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. İkinci aşamada duygusal zekâ ölçeğinin alt boyutları ve duygusal emek ölçeğinin derin davranış boyutuna ilişkin regresyon analizi yapılmış F sig. değeri (p=0.001) olduğundan dolayı duygusal zekanın alt boyutlarından en az bir tanesinin derin davranışa etki ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Duygusal zekanın alt boyutlarından "başkalarının duygularını değerlendirme" boyutunun derin davranışa istatistiksel olarak anlamlı (p=0.017) bir etki ettiği, diğer boyutların etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Üçüncü aşamada duygusal zekâ ölçeğinin alt boyutları ve duygusal emek ölçeğinin doğal (samimi) davranış boyutuna ilişkin regresyon analizi yapılmış F sig. değeri (p=0.000) olduğundan dolayı duygusal zekanın alt boyutlarından en az bir tanesinin doğal (samimi) davranışa etki ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Duygusal zekanın alt boyutlarından "duyguların kullanılması" boyutunun doğal (samimi) davranışa istatistiksel olarak anlamlı (p=0.015) bir etki ettiği, diğer boyutların etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Duygusal Zeka, Duygusal Emek, Giresun, Yardımcı Sağlık Personeli
Çalışanların iş güvenliği farkındalıkları ile iş motivasyonunun güvenli davranış üzerine etkisi: Giresun ilinde bir uygulama
İş hayatında karşılaşılan en büyük problemlerden biri kuşkusuz iş kazalarıdır. Yapılan araştırmalar iş kazalarının %98'lik diliminin önlenebilir olduğunu göstermektedir. İş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının temelini oluşturan çalışanların iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri ile iş güvenliği farkındalıklarının artırılması, iş kazalarının da önlenmesinde anahtar rol oynayacaktır. Bu tez çalışması kapsamında, imalat sektörü çalışanlarının iş sağlığı ve güvenliği farkındalıklarının ve iş motivasyonlarının güvenli davranışları üzerindeki etkisinin ortaya konması amaçlanmaktadır. Araştırma Giresun ili imalat sektörü konveyör fabrikasında görev alan çalışanlarla yürütülmüş olup yargısal örnekleme yöntemiyle 91 kişiye ulaşılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Anket formu 4 bölümden ve 38 sorudan oluşmaktadır. Araştırmanın sonuçları SPSS 22.0 programında analiz edilmiş, frekans tablolarından, faktör analizinden, güvenilirlik testlerinden ve regresyon analiz sonuçlarından elde edilen bulgular yorumlanarak çözüm önerileri sunulmuştur.
Hastane temizlik çalışanlarının biyolojik etkenlere yönelik bilgi tutum ve davranışları ile güvenlik kültürü algısı arasındaki ilişkinin incelenmesi: Giresun il örneği
Sağlık sektörü Türkiye'de iş kazaları ve meslek hastalıkları açısından yüksek riskli sektörlerden biridir. Sağlık çalışanlarının çalışma alanlarında en çok karşılaştıkları risk faktörlerinden biri de biyolojik etkenlerdir. Sağlık hizmeti sunan kuruluşlarda, biyolojik etkenlere yönelik mevcut risk ve tehlikelerin önlenmesinde iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları oldukça önem arz etmektedir. İş sağlığı ve güvenliği alanında teknik donanıma yönelik alınan tedbirlerin, iş kazalarının önlenmesi açısından yeterli olmadığı ve kişisel faktörlerin de etkili olduğu bilinmektedir. Özellikle çalışanların güvensiz riskli davranışlarının iş kazalarının meydana gelmesinde önemli bir yere sahip olduğu görülmektedir. Güvensiz davranışların değiştirilmesi ile çalışanların güvelik konusundaki tutum, inanç ve algıları olumlu yönde geliştirilerek, kültürel bir farkındalık oluşturmak suretiyle iş kazalarının önüne geçilebilecektir. Bu çalışmanın amacı, hastane temizlik çalışanlarının güvenlik kültürü düzeylerini tespit etmek ve güvenlik kültürü algısının çalışanların biyolojik etkenlere yönelik bilgi, tutum ve davranışları üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Çalışma Giresun ili merkez ve ilçelerinde bulunan kamu hastaneler birliğine bağlı 13 adet hastanede çalışan 565 temizlik çalışanının katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aşamasında Demografik Bilgi Formu, Biyolojik Etkenlere Yönelik Bilgi, Tutum ve Davranışlar Formu ile Güvenlik Kültürü Ölçeği kullanılmıştır. Çalışma ortamlarında güvenliğin sağlanmasında yönetimin tutum ve davranışının çalışanlar üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Güvenlik kültürü algısının oluşturulmasında ise, eğitimin önemli bir etken olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca riskli davranışlar içeren mesleki uygulamalar ile kadercilik değişkeni arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilmiş, kaderci yaklaşımın iş kazası riskini artırabileceği görülmüştür. Diğer taraftan bazı demografik verilere yönelik değişkenler ile güvenlik kültürüne yönelik değişkenler arasında anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Sonuçta hastane temizlik çalışanlarının biyolojik etkenlere yönelik iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarında, güvenlik kültürü bilincinin yeterince özümsenmediği sonucuna varılmıştır.
Giresun ilindeki büyükbaş hayvan yetiştiricilerinin bilgi kaynaklarının hayvanların beslenmeleri üzerine etkileri
Amaç: Bu çalışmada, Giresun ilindeki büyükbaş hayvan yetiştiricilerinin bilgi kaynaklarının hayvan beslenmesi üzerine etkileri açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmanın materyalini, oransal örnekleme yöntemi ile belirlenen Giresun ilindeki büyükbaş hayvan yetiştiriciliği yapan 99 işletmeyle yapılan anketler oluşturmuştur. Üreticilerin davranış ve karar süreçlerini incelemek için Doğrusal Olmayan Kanonik Korelasyon (DOKKA) yöntemi ile grafikler elde edilmiştir. Bulgular: Sosyo-ekonomik açıdan bakıldığında %58,59 unun 35-60 yaş aralığında, %85,86'sı erkek, %36,37'si ilköğretim mezunu, %62,63'ü orta gelir seviyesinde, %90,91'i herhangi bir örgüte kayıtlı ve %80,81'inin de hayvancılık konulu herhangi bir kursa katılmadığı belirlenmiştir. İşletmelerin %64,65'i hayvancılık için olmazsa olmaz yem olarak samanı göstermişlerdir. İşletmelerin %43,43'ü hayvanlarına verimlerine bakılmaksızın aynı miktarda yem verdiklerini ifade etmiştir. Aynı zamanda, işletmelerin %80,81'i besleme programlarını kendilerinin yaptığını bildirmiştir. Bilgi kaynaklarını ise %81,82 ile TV ve %72,73 ile internetten sağladıkları belirlenmiştir. Sonuç: Sonuç olarak, işletmelerin süt verimlerinin az olmasından dolayı yetiştiricilerin elde ettikleri sütleri genellikle işledikten sonra bireysel pazarlamaya yöneldikleri anlaşılmıştır. Araştırmaya katılan yetiştiricilerin bilgi kaynaklarından yararlanma durumlarına bakıldığında herhangi bir yeniliği uygulamaya karar verirken uygulamanın ucuz olması ve gelirlerini artıracak olması düşüncesinin yetiştiricileri teşvik ettiği görülmektedir. İhtiyaç duydukları bilgiye en kolay internet ve televizyon kanallarından ulaştıkları anlaşılmış, tarımsal yayım ve kitapların yeterince kullanmadıkları anlaşılmıştır. Genel olarak değerlendirildiğinde hayvan sayısı az olan işletmelerin bilgi kaynaklarının yetersiz olduğundan söz edilebilir.
Ortaokul ve lisede öğrencilerin beden eğitimi ve spor dersine yönelik tutumları ile beslenme alışkanlıklarının incelenmesi (Giresun Çamoluk örneği)
Bu araştırmanın temel amacı ortaokul ve lise öğrencilerinin beden eğitimi ve spor dersi ile beslenme tutumlarını belirlemek ve ikisi arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın gerçekleştirilmesi için Giresun/Çamoluk'ta ortaokul ve lise kademesinde eğitim-öğretim gören yaş ortalaması 14 olan 84 (%48) kız ve 89 (%43) erkek toplam 173 öğrenci gönüllü olarak katılmıştır. Çalışma kapsamında katılımcılara çalışma ve anket hakkında bilgi verilmiştir. Katılımcılara sırasıyla Kişisel Bilgiler Formu, Beden Eğitimi Dersi Tutum Ölçeği (BETÖ), Sağlıklı Beslenmeye İlişkin Tutum Ölçeği (SBİTÖ) uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizi SPSS for Windows (23.0) istatistik paket programı kullanılarak yapılmıştır. Gruplar arası karşılaştırmada bağımsız örneklem t-testi kullanılmıştır. Ayrıca değişkenlerin ilişki düzeylerinin belirlenmesinde Pearson-Korelasyon testi uygulanmıştır. İstatiksel anlamlılık düzeyi (p < 0.05) olarak kabul edilmiştir. Beden Eğitimi Tutum Ölçeği (BETÖ) skoru ortalaması kızların 156.41 ± 14.4 olarak bulunurken erkeklerin skor ortalaması 160.53±12.8 olarak kızlara oranla daha yüksek bulunmuştur (p < 0.05). Sağlıklı Beslenmeye İlişkin Tutum Ölçeği (SBİTÖ) skoru ortalaması kızların 77.56 ± 10.4 olarak bulunurken erkeklerin skoru ortalaması 78.85 ± 8.6 olarak kızlara oranla daha yüksek bulunmuştur (p < 0.05). BETÖ toplam puanının, SBİTÖ toplam puanı arasında (r= .388**, p < 0.01) orta düzeyde anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Sonuç olarak, okul türüne göre beden eğitimi ve spor tutumu genel puan ortalamasında ortaokulun liseye göre daha iyi olduğu tespit edilmiştir. Beden eğitimi ve spor dersi tutumu ile sağlıklı beslenmeye ilişkin tutum ölçeğinde erkeklerin kızlara oranla daha iyi olduğu tespit edilmiştir. Bu doğrultuda beden eğitimi ve spor dersi ile sağlıklı beslenme alışkanlıklarının arasında pozitif yönde ilişki olduğunu söylenebilir. Böylece beden eğitimi ve spor dersine yönelik tutum iyileştikçe sağlıklı beslenmeye yönelik tutum da iyileşmektedir. Mevcut sonuçlar muhtemel bir etki analizine kapı aralamaktadır. Ayrıca beden eğitimi ve spor dersine yönelik tutum ile beslenme alışkanlığı arasında olan pozitif ilişki, muhtemel bir yapısal eşitlik modellemesi çalışmasına da fırsat tanımaktadır. Bu sebeple gelecekte daha büyük ve temsil gücü daha yüksek veri grupları ile yapılacak olan çalışmaların faydalı olacağı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Beden eğitimi ve spor, Beslenme, Tutum.
1434 sayılı Giresun Şer'iye Sicil Defteri'nin transkripsiyonu ve değerlendirmesi
Şer'iyye Sicilleri, kadıların görevleri gereği aldıkları kararların, merkezden gönderilen belgelerin ve sorumlulukları altındaki kaza, nahiye, kasaba ve köylerdeki önemli olayların kayıtlarını tuttukları defterlerdir.Tutuldukları dönemin sosyal, ekonomik, kültürel ve hukuki durumunu tespit etmede birinci el kaynaklar olarak yerel tarih araştırmalarındaki en önemli kaynaklardır. Ayrıca genel durum hakkında da bilgi vermektedirler. Çünkü Osmanlı Devleti'nde çok küçük farklılıklarla aynı hukuk ve bürokrasi hâkim olmuştur.Bu çalışmada transkripsiyonu ve değerlendirmesi yapılan defter 1434 Sayılı Giresun Şer'iyye Sicil Defteri'dir. 19 Receb 1316- 13 Muharrem 1317 (M. 1898- 1899) tarihleri arasındaki kayıtlar bulundurmaktadır.Defterdeki belgelerde miras, boşanma ve nafaka talebi en çok karşılaşılan konulardır. Bunların dışında tereke dökümü, vasi ve nasb tayini, veraset isbatı, mütevelli tayini, rüşd isbatı, tecavüz gibi dava konuları ile ilgili belgeler de mevcuttur.Arazi anlaşmazlıkları ile ilgili davalarda mevki isimleri, bazı köylerin isimleri, lakaplar ve kullanılan eşya isimleri halkın konuşma dilindeki haliyle kaydedilmiştir.Anahtar Kelimeler: Kadı, Şer'iyye sicili, Osmanlı Devleti, Hukukî durum
Turizmde destinasyon imajı ve Giresun ili üzerine bir araştırma
Bu çalışmada Giresun iline seyahat eden turistlerin sahip oldukları destinasyon imajına etki eden faktörlerin ve sahip oldukları imaj ile ziyaret sonrası oluşan imaj arasındaki ilişkinin belirlenmesi ve aynı zamanda ortaya çıkan ilişkinin turistlerin bireysel özelliklerine, seyahat tutumlarına ve destinasyon özelliklerini algılamalarına göre farklılık gösterip göstermediğinin de ortaya konulması amaçlanmıştır.
Kırım Halk Oyunları ile Giresun Halk Oyunlarının karşılaştırmalı incelemesi
Bir toplumun geçmişten geleceğe taşıdığı önemli mirasların başında kültür mirasları gelmektedir. Çalışmamızda, Karadeniz Havzası'nda göçler yolu ile bir dönem yaşam sürmüş Kırım Türkleri ile Giresun yöresi anonim halk kültür ürünlerini, halk oyunlarını, müzikal benzerliklerini ve kültürel yapılarını konu almaktadır. Çalışmamızın ilk kısmında Kırım Tarihi, Kırım Bölgesi'nden Anadolu'ya yapılan göçler ile Doğu Karadeniz Bölgesi'nden Kırım'a yapılan göçler ele alınmıştır. Kırım'da Türk kültürü, Kırım ve havalisinde dil özellikleri, atasözleri ele alınmış, anonim halk edebiyatı ürünlerinden örneklere yer verilmiş, Kırım Halk Müzikleri ve Oyunları ile Kırım Türklerinde "cırlar", "yırlar" kavramları ele alınmıştır. Tezimizin sonraki kısmında ise Karadeniz'in önemli beldelerinden biri olan Giresun'un tarihi ve kültürü hakkında bilgiler verilmiş, Kırım Halk Oyunları ile Giresun Halk Oyunları'nın karşılaştırmalı bir incelemesi yapılmış, Kırım Kaytarması ile Giresun Horonları ve Karşılamasının benzer ve farklı yönlerine temas edilmiş, Kırım ve Giresun Halk Oyunları'ndaki figürlerin benzerlikleri ve farklılıkları ile Kırım ve Giresun Müziği'nin ritim, melodi ve motif yapılarındaki benzer ve farklı yönler konu edinilmiştir.
Giresun ili kentsel konut mimarisi
Bu tez çalışmasında Giresun ilinde yer alan geleneksel kent konutları incelenmiştir. Kırsalda yer alan konutlar malzeme, teknik, süsleme vb. bakımlardan birtakım farklılıklar göstermesi nedeni ile kapsam dışı bırakılmıştır.Bu çalışma sonucunda tasarım ve planlama bakımından Giresun il merkezi ile Görele ve Tirebolu ilçelerinde yer alan konutların genel özellikleri tespit edilerek, bu kentlerdeki yapı tipleri belirlenmiştir. Böylece Giresun ilindeki geleneksel konutların sivil mimarlık çalışmalarındaki yeri ve önemi ortaya çıkarılmıştır.
Giresun ili Keşap ilçe merkezinde yaşayan yaşlılarda ağrı prevalansı ve ağrıyla baş etme yöntemleri
Araştırma, yaşlıların ağrı prevalansını ve ağrıyla baş etme yöntemlerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Araştırmanın örneklemini Giresun ili Keşap ilçe merkezinde yaşayan 255 yaşlı oluşturdu. Araştırma Mart 2015 - Haziran 2015 tarihleri arasında ev ziyaretleri gerçekleştirilerek yapıldı. Veriler, Kişisel Bilgi Formu, Geriatrik Ağrı Ölçeği ve Ağrıyla Başa Çıkma Ölçeği kullanılarak toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde, sayı, yüzdelik, ortalama, Oneway Anova, Kruskall Wallis, Student t testleri kullanıldı. Araştırmaya alınan yaşlıların herhangi bir nedenle son bir ayda deneyimlediği ağrı prevalansı %92.5, kronik ağrı prevalansı ise %73.7 olarak saptandı. Yaşlıların Geriatrik Ağrı Ölçeği puan ortalamaları 55.03±25.80 olarak belirlendi. Yaşlıların Ağrıyla Başa Çıkma Ölçeği alt boyutlarının puan ortalamaları; Kendi Kendine Başa Çıkma 18.71±6.89, Çaresizlik 11.11±5.69, Bilinçli Bilişsel Girişimler 12.20±4.56 ve Tıbbi Çare Arama 9.69±5.68 puan bulundu. Yaşlıların Geriatrik Ağrı Ölçeği ve Çaresizlik puan ortalamaları ile yaş, cinsiyet, eğitim, medeni durum, ekonomik durum, yaşlının bakımından sorumlu olan kişi, günlük aktivitelerinde desteğe gereksinim duyma ve kronik hastalık arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulundu (p<0.05). Kendi Kendine Başa Çıkma puan ortalamaları ile eğitim; Bilinçli Bilişsel Girişimler puan ortalamaları ile cinsiyet, eğitim, günlük aktivitelerinde desteğe gereksinim duyma; Tıbbi Çare Arama puan ortalamaları ile yaş, medeni durum, ekonomik durum, yaşlının bakımından sorumlu olan kişi, günlük aktivitelerinde desteğe gereksinim duyma ve kronik hastalık arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulundu (p<0.05). Sonuç olarak, yaşlılarda ağrı prevalansının yüksek olduğu, ileri yaşlılık, düşük eğitim düzeyi, kadın cinsiyet, kötü ekonomik durum gibi sosyodemografik değişkenlerin yaşlıların daha fazla ağrı hissetmelerine, ağrıyla baş etme durumunu olumsuz etkilemesine ve kendilerini daha çaresiz hissetmelerine yol açtığı belirlendi.
Giresun'da adak inancı ve adak yerleri
Giresun'da Adak İnancı ve Adak yerleri adı altında hazırladığımız tez, adak kavramının dayandığı kökenleri, yayılanını ve gelişimini inceledikten sonra uygula ma alanları ile uygulama sebeplerini de ihtiva eden saha araştırmasından teşekkül etmiştir. Giresun'un tarihi ve coğrafyası üzerinde durulduktan sonra "adak" kavramına zemin teşkil eden "Eski Türk İnançlarına Genel Bir Bakış" başlığı altında Gök-Tanrı inancı, ayrıca diğer kültler ve "adak"la olan ilgileri ele alınmıştır. Adağın İslami çer çevedeki gelişiminde önemli bir faktör olan "veli kültü" ayrıca incelenmiştir. Bütün bunlardan sonra "adak" kavramı ve adak yerlerinin belli başlı özellik leri üzerinde durulmuştur. Yukarıda anlatılan teorik bilgilerin ışığında, Giresun'daki adak yerleri birçok özellikleri üzerinde durularak derlenmiştir. Derleme yapılırken adak yerlerinde tespit edilen eski Türk inançları ve veli kültü verileri ortaya konulmuştur. Bu veriler en son bölümde, bir çizelge ile adak yerlerine göre verilmiştir. Ekler bölümünde incelenen adak yerlerinin fotoğrafları sırasıyla yer almakta dır. Tezimiz sosyal açıdan önem arz eden adak kavramının özelliklerini ortaya koyması ve bu kavramla ilgili bir takım hurafelerin belirlenmesi açısından önemlidir. Ayrıca evliya kültüne bağlı adak yerlerinin incelenmesi sonucu Türk-İslam sentezi nin ve milli kültürümüzün temeli olan velilerimizin fonksiyonları ortaya konulmuş tur.
Giresun-Espiye sahil yolu inşaatı (Km: 1+030-1+170) sağ yamacının mühendislik jeolojisi açısından incelenmesi
Ülkemizin en çok yağış alan bölgesi olan Karadeniz Bölgesinin doğu bölümü, yamaçların dik eğimli olması nedeniyle kütle hareketlerinin oluşumuna fazlaca yatkınlık gösterir. Bu çalışmada, Giresun-Espiye karayolunun Km: 1+030 - 1+170 meydana gelmiş heyelanın duraylılığı mühendislik jeolojisi açısından incelenmiştir. Heyelan alanının 1/10000 ölçekli jeoloji haritası hazırlanmış ve litostratigrafi birimleri yaşlıdan gence doğru; Çağlayan Formasyonu (Üst Kretase) ve Alüvyon (Kuvaterner) olarak ayırtlanmıştır. Stabilite hesabı yapılacak olan bölgedeki zeminlerin mühendislik özelliklerinin belirlenmesi amacıyla alınan zemin örneklerinin laboratuar deneyleri ile fiziksel özellikleri, dane dağılımı, kil cinsleri, içsel sürtünme açısı ve kohezyonu belirlenmiştir. Yamaçların jeolojik kesitleri çıkarılmış, muhtemel kayma düzeyleri belirlenmiş ilgili mühendislik özellikleri de kullanılarak Basitleştirilmiş Janbu yöntemlerine göre bilgisayar destekli geri analiz hesapları yapılarak güvenlik sayıları belirlenmiştir.
Sosyal refah devletinde sağlık harcamaları ve Türkiye'deki sağlık harcamalarının genel bir analizi: Giresun örneği
Sosyal refah, günümüzde küreselleşme ile beraber etkisi azalsa da, hiçbir zaman gündemden düşmeyen bir olgudur. 1942 yılında Beveridge Raporu ile başlayan anlayış, ekonomik krizler ve 2. Dünya Savaşı sonrası kendine devlet politikalarında daha fazla yer bulmuş ve gelişmiş medeniyet olma yolunda atılması gereken en önemli adımlardan biri olarak kabul görmüştür. Sosyal refah devletinin en önemli özellikleri; müdahaleci, düzenleyici ve geliri yeniden dağıtıcı olmasıdır. Sosyal refah devleti olmanın gereklerinden biri olan sağlık harcamaları hemen hemen tüm ülkelerde önemli harcama kalemlerinden birinioluşturmaktadır. 2010 yılında, Avrupa Birliği üye devletleri sağlık harcamalarına GSYİH içindeortalama olarak % 9 pay ayırmıştır ve gelişen teknoloji, nüfusun artması ve yaşam süresinin artması gibi nedenler sonucunda sağlık harcamaları artmaya devam edecektir. Çünkü, sağlık hizmetlerinde sosyal refah anlayışının en basit yansıması bile herkese sağlık hizmeti sunmadan geçmektedir.Sağlık politikalarının amacı ise; kaynağı olan insanın refahını yükseltmektir. Toplumu oluşturan bireylerin sağlığının iyileştirilmesi, toplumun da yaşam kalitesininin artmasına sebep olacaktır. Yaşam kalitesinin artması sağlık sektörünü de doğrudan etkileyecektir. Refah devletinin varlığını kanıtlayan daha iyi yaşama olgusu, sağlık harcamalarını da arttıracaktır.Anahtar Kelimeler: Sosyal Refah Devleti, Sağlık Harcamaları, Türkiye?deki Sağlık Harcamaları
Giresunlu gazilere göre Kıbrıs Barış Harekâtı
Bu çalışmada Kıbrıs Barış Harekâtı'na katılan Giresunlu Gazilerin anıları ile I. ve II. Kıbrıs Barış Harekâtı anlatılmıştır. Gazilerin biyografilerine, savaş öncesi ve sonrası durumlarına yer verilmiştir. Osmanlı Devletinin Kıbrıs'ı 1571 yılında fethetmesi Rumlara özerklik tanınmasını da beraberinde getirmiştir. Birinci Dünya Savaşından sonra idarenin İngilizlere geçtiği zamanlarda, Yunanlılar, soydaşlarının yaşadığı yerlerde kendilerine ait olmayan toprakların hâkimiyetini sağlamak anlamına gelen ENOSİS (Kıbrıs'ın Yunanistan'a Bağlanması) fikrini oluşturmuştur. Rumlar Enosis isteklerini acımasız yöntemlere başvurarak uygulamaya başlamış, bunu yaparken de dünya kamuoyunu kendi yanında durması için etkilemeye çalışmıştır. Adadaki Türkler göçe zorlanmış ve katledilmiştir. Kıbrıs planları için Rumlar EOKA (Kıbrıslıların Milli Mücadele Örgütü) örgütünü kurmuş Türkler ise kendilerini savunmak için TMT (Türk Mukavemet Teşkilatı) örgütünü kurmuştur. BM Güvenlik Konseyi'ne gidip isteklerini belirtmişlerdir. Türkler Lozan Antlaşmasını göz önüne alarak Rumların isteğini reddedip bir Macmillan planı olan taksim fikrine sıcak bakmışlardır. İki tarafın da isteği kabul edilmemiş ve ortak bir anlaşmaya varılarak 1960 yılında Türkiye-Yunanistan-İngiltere ortaklığının bulunduğu Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kurulmasına karar verilmiştir. 1963 yılında Rumlar planlarını tekrar uygulamaya başlamış, anlaşmayı ihlal etmişlerdir. 1964'te Adaya Barış Gücü askerleri getirilip Yeşil Hat çizilmiş fakat Rumlar 1974 yılına kadar tacizlerine devam etmişlerdir. Sürekli artan olaylar ve 15 Temmuz 1974'te Cumhurbaşkanı Makariosa yapılan darbe ile birlikte Türkiye, 20 Temmuz 1974 ve 14 Ağustos 1974'te adaya asker çıkarmıştır. Harekât sebebi olarak yaşananların Enosisi temsil ettiğini söylemiştir. Harekât sonunda adanın yüzde otuzluk kısmı Türklerin idaresine geçmiştir. Bu çalışmada Kıbrıs Muharebesi'nde bulunan 32 Giresunlu Gazi ile görüşülmüştür ve görüşmeler kayıt altına alınmıştır. Gazilerin harekât anıları, harekât sonrası psikolojik durumları, Kıbrıs halkı hakkında düşünceleri anlatılmıştır. Gazi yakınlarının harekât sırasında yaşadıkları ve Giresun halkının harekât için yapılan yardımlara katkıları, yerel basında Kıbrıs Harekâtı'nın yankıları da ele alınmıştır.
Giresun efsaneleri
Bu çalışmanın konusu Giresun'da anlatılan efsânelerdir. Buna göre çalışmamız iki ana bölümden oluşur: 1.Efsâneler hakkında teorik bilgilerin, 2.Efsâne metinleri, Şu ana kadar birçok ilimizde anlatılan efsâneler derlenerek yazıya geçirilmiş ve üzerinde çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Giresun ve çevresinde oldukça fazla efsâne anlatılmasına rağmen bugüne kadar, bitirme tezlerindekiler hariç, her hangi bir çalışma yapılmamıştır. Bitirme tezlerindeki efsânelerin çoğu da yazılı kaynaklardan alınmışlardır. Giresun da anlatılan efsâneleri çalışarak, bunları yazıya geçirmeyi ve ilim aleminin hizmetine sunmayı amaç edindik. Zira gelişen teknoloji karşısında bu ürünler her gün biraz daha yok olmaktadır. Tezimiz genel olarak efsâne metinlerinden oluştuğu için çalışmamızın çoğunu sahada yaptık. Çalışmamızda yer alan ve sözlü kaynaklardan alınmış efsânelerin genelini kaynak kişilerle sohbet havası içerisinde not alarak yaptık. Bu çalışma yapılırken memleketimizde daha önce yapılmış efsânelerle ilgili birçok çalışma gözden geçirilmiştir. Bu çalışma, iki ana bölüm, sonuç ve bibliyografyadan oluşmaktadır. Giriş kısmında efsânelerin derlenmesiyle ilgili bilgiler, birinci bölümde efsânenin tanımı, özellikleri, diğer türlerle ilişkisi, efsâne üzerine yapılan çalışmalar ve efsânenin toplumdaki yeri vs. konularda bilgi verilmektedir. îkinci bölümde Giresun ve çevresinden derlediğimiz 170 efsâne metni ve bunların epizotları bulunmaktadır. Efsânelerin 51 'i yazılı kaynaklardan alınırken diğerlerinin hepsi sözlü kaynaklardan derlenmiştir. Efsâne metinlerinden sonra "Sonuçve Öneriler", "Kaynak Kişiler. Listesi" ve "Bibliyografya" bulunmaktadır. XIII
Giresun yöresinde alpin zona yakın saf doğu ladini (Picea orientalis (L.) link.) meşcerelerinin, meşcere kuruluşları, artım-büyüme ilişkileri ve silvikültürel öneriler
ÖZET Bu araştırma, Giresun yöresindeki Alpin zona yakın saf Doğu Ladini (Picea orientalis) meşcerelerinin meşcere kuruluşlarını, artım-büyüme ilişkilerini ortaya koymak ve bu meşcerelerde uygulanabilecek silvikültürel müdahaleleri belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma ile ilgili olarak Giresun yöresinde biri orman sınırı ile ağaç sının arasında, biri de ormanın gevşekleşen kapalılığım koruyarak ulaşabildiği orman sınırında olmak üzere toplam 10 noktada 20 adet örnek alan belirlenmiştir. 8 örnek alanda meşcerelerin düşey ve yatay profilleri çıkarılmıştır. Örnek alanlarında çap ve yıllık ortalama çap artımı parametreleri belirlenerek bunlar regresyon denklemleriyle ilişkiye getirilmiştir. Her örnek alana ait çap kademesi-ağaç sayısı, boy kademesi-ağaç sayısı ve yaş kademesi-ağaç sayısı grafikleri oluşturularak, meşcere kuruluşları hakkında tespitler yapılmıştır. Ömek alanlarda meşcere değer sınıfları hesaplanarak meşcereler gövde niteliği bazında değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, Alpin zona yakın saf Doğu Ladini meşcerelerinin ekonomik değerinin, koruma değeri yanında çok düşük bir öneme sahip olduğu tespit edilmiştir. Gövde niteliği bakımından bu meşcereler düşük kalitede, yakacak ürün olarak değerlendirilebilecek bireylerden oluşmaktadır. Anahtar Kelimeler: Doğu Ladini, Alpin Zon, Meşcere Kuruluşları, Meşcere Değer Sımfı
Giresun yöresinde normal kapalı saf doğu ladini (picea orientalis (L.) link.) meşcerelerinin, meşcere kuruluşları, artım-büyüme ilişkileri ve silvikültürel öneriler
Bu araştırma, Giresun yöresindeki normal kapalı saf doğu ladini (Picea orientalis (L.) Link)meşcerelerinde meşcere kuruluşunu, artım-büyüme ilişkilerini ortaya koymak ve bunlara bağlı olarak yapılabilecek silvikültürel müdahaleleri ortaya koymak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma için Giresun yöresinde müdahale görmemiş veya mümkün olduğunca az müdahale görmüş normal kapalı saf doğu ladini meşcerelerinden 21 adet örnek alan seçilmiştir. Bu alanlardan 9'unda yatay ve düşey meşcere profilleri çıkarılmıştır. Örnek alanlardan çap, boy, yaş, gövde kaliteleri ve son 10 yıllık halka kalınlıkları ölçülmüştür. Ölçülen değerlerle çap-boy ve çap çap artımı arasındaki ilişki regresyon modeli ile ortaya konmuştur. Ayrıca ağaç sayısı-çap dağılımı, ağaç sayısı-boy dağılımı ve ağaç sayısı-yaş dağılımı elde edilmiştir. Bunlardan, meşcere kuruluşlarının ayırt edilmesinde yararlanılmıştır. Sonuç olarak Giresun yöresi normal kapalı saf doğu ladini meşcerelerinin % 95 eşit yaşlı kuruluşa benzer ve % 5 değişik yaşlı kuruluşa benzer oldukları tespit edilmiştir. Ancak her iki kuruluş içinde gövde kaliteleri bakımından düşük nitelikte yapacak ve yakacak ürün verebilecek kalitede oldukları sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Doğu Ladini, Normal Kapalılık, Meşcere Kuruluşları. V
1447 no'lu Giresun Şer'iye sicili (transkripsiyon ve değerlendirme)
02. Özet Tezimizin konusunu teşkil eden olan 1447 nolu Giresun kadı sicili 1326/1908- 1327/1909 yıllan arasındaki mahkeme kayıtlarını ihtiva etmektedir. Hadiseler kronolojik sırayla kaydedilmiş olup, bazen kronolojiden uzaklaşıldığı da vakidir. Sicil kayıtlarının niteliği hakkında şunlar söylenebilir. Mahkeme kayıtları hadiselerin teorisinden ziyade pratik ve yaşanmış taraflarını bizlere bildirmektedir. Dolayısıyla sicilde karşılaştığımız nikâh, borç-alacak, boşanma, mülk alım ve satımı, miras ve vakıflarla ilgili birçok kayıtlar bize o günün gerçeklerini göstererek Osmanlı Devleti'nin kanunlara yaklaşımı ve uygulaması hakkında gerçekçi bilgiler vermektedir. İncelenen yıllarda Giresun'da değişik etnik köken ve dinî gruplardan insanların olması Osmanlı Devleti'nin bu gruplara karşı politikası hakkında da bilgi edinmemizi kolaylaştırmaktadır. Bu çalışma ile 1447 nolu Giresun Kadı Sicili araştırmacıların istifadesine sunulmaktadır. Sicildeki ham bilgiler değerlendirildiğinde ortaya çok önemli ve faydalı eserler çıkacağı umulmaktadır.
Milli Mücadele'de Savaştepe (1919-1923)
Giresun Nahiyesi; Osmanlı Devleti dönemindeki idari yapılanmaya göre Karesi Sancağı'nın merkez kazası Balıkesir'e bağlı bir yerleşimdir. 15 Mayıs 1919'da İzmir'in işgaliyle Batı Anadolu başlayan Milli Mücadele hareketinde, Balıkesir'de yaşanan gelişmelerden doğrudan etkilenmiştir. Bu süreçte Balıkesir Kongrelerine delegeler gönderilmiş, nahiyede Kuvayı Milliye Heyeti oluşturulmuştur.Yunan işgalinin İzmir-Kuzey istikametinde yayılması üzerine Balıkesir Kongrelerinde, Akhisar'dan Ayvalık'a kadar cephe hattı oluşturuldu. Bu hat üzerinde bulunan Soma Cephesi'nin ikmal merkezi Giresun Nahiyesi'dir. 22 Haziran 1920'de İzmir-Kuzey istikametinde başlayan Yunan saldırısı sonucunda Akhisar ve Soma cephelerinde kuvvetlerimiz yenilmiştir. Yunan ilerleyişine karşı nahiyenin güneyinde yer alan Çomaklı mevkiinde Giresun Muharebesi yapılmış kuvvetlerimiz burada da bozulunca Bursa'nın doğusuna kadar geri çekilmiştir.İşgal döneminde de nahiye halkı Milli Mücadele'ye katkısını sürdürmüştür. Halkın bu katkılarına ve burada yapılan savaşlara binaen nahiyenin adı Cumhuriyet döneminde Savaştepe olarak değiştirilmiştir.
Küçük ve orta ölçekli orman endüstri işletmelerinde kalite faaliyetlerinin belirlenmesi (Giresun İli örneği)
Son yıllarda dünyada yaşanan küreselleşme olgusu gerek gelişmiş gerekse gelişmekte olan ülkelerin ortak birer ekonomik bütünleşmeye gittiklerinin bir göstergesidir. Nitekim insanlar refah seviyelerini arttırabilmek için ulusal sınırlarının dışında da ekonomik faaliyette bulunmaktadırlar. Aynı zamanda dışa açılmayan ülke ekonomileri kendi içinde kapalı kalarak sonuçta çöküşe uğramaktadırlar. Araştırmamızda ülkemizde üretim yapan küçük ve orta ölçekli orman endüstri işletmelerinin kalite uygulamaları açısından hangi aşamada oldukları incelenmiştir. Amaç Gümrük Birliğine girdiğimiz günümüz Türkiye'sinde bu işletmelerin dış pazar ile rekabet edebilecek güçte, kalite standartlarında olup olmadığının veya kalite uygulamaları açısından hangi aşamada olunduğunun tespitidir. Diğer bir amaç ise işletme yönetici ve sahiplerinin kaliteli üretim yapma olgusuna yaklaşımları ile işletme içi ilişkilerin kalite kontrol faaliyetlerine etkisinin incelenmesidir. Çalışmada Giresun ilinde faaliyet gösteren 65 adet küçük ve orta ölçekli orman endüstri işletmesi üzerinde anket uygulanmıştır. Anket uygulanan işletmeler rastgele seçilmiştir. Sonuçta çıkan değerler tablo ve şekillerle belirlenmiş ve gösterilmiştir. İstatistiksel yöntem olarak ki-kare metodu uygulanmıştır. Baza değerlendirmelerde ise anket sonucunda alman cevaplar önemlilik puanlan ile değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre ülkemizin orman ürünleri sanayi olarak sahip olması gerektiği ekonomik gücün altında olduğu görülmektedir. Daha çok küçük ölçek bazında siparişe göre üretim yapan orman endüstri işletmelerinin kalite standartlarım arttırmak için gerek kendi aralarında yapacakları ortaklıklar gerekse devletin ve özel teşviklerin yardımıyla orta ve hatta büyük ölçekli hale getirilmeleri gerekmektedir. En önemlisi orman ürünleri sanayiinde faaliyet gösteren küçük ve orta ölçekli işletme sahibi ve/veya yöneticileri esnaf ve sanatkar zihniyetinden çıkarak sanayici işadamı kimliğine bürünmeleri gerekmektedir. Anahtar Kelimeler : Küçük ve Orta Ölçekli Orman Endüstri İşletmeleri, Anket Yöntemi, Kalite Faaliyetleri, Kalite Kontrol VI
Sürdürülebilir kentsel kalkınma ve katı atık yönetiminde ağ yönetişimi: Giresun ili örneği
Geleneksel kamu yönetimi yaklaşımı sonrası ortaya çıkan kavramlar incelendiğinde, bazı farklılıklar olmakla birlikte, farklı taraflar arasında işbirlikleri üzerinden ortak noktaların olduğu anlaşılmaktadır. Özellikle sorunların daha fazla karmaşık hale gelmesiyle işbirliğinin yeni bir türünü yansıtan ağ tarzı örgütlenmeler, teoride ve pratikte ön plana çıkmaktadır. İfade edilenler çerçevesinde bu çalışmanın sorunsalı; kamusal alanda gündeme gelen sorunların daha fazla karmaşık yapıya bürünmesiyle (wicked problem), devlet otoritesi altında hizmet sunan kurumların, piyasada yer alan aktörlerin veya STK'ların, tekil olarak, ortaya çıkan karmaşık sorunlara karşı başarılı olamadıkları, bu yüzden karmaşık sorunların etkin yönetiminin bir aracı olarak, farklı tarafların ağ yapısı içinde hareket etmelerine ihtiyaç duyulmasıdır. Vurgulanan sorunsaldan hareketle çalışmanın temel amacı; sürdürülebilir kentsel kalkınmanın önemli bileşenlerinden biri olarak görülen kentsel katı atıkların yönetimini, yönetişim perspektifinden hareketle, örgütlenmenin yeni bir türünü yansıtan ağ yönetişimi modeli çerçevesinde incelemektir. Belirlenen temel amaç çerçevesinde araştırma sürecinde iki temel sorunun cevabı aranmıştır: 1. Bir bağımsız değişken olarak ağ yönetişimi modeli, kamusal sorunların çözümlenmesine nasıl bir katkı sunmaktadır?, 2. Türkiye'de kentsel atıkların yönetiminde sürdürülebilirlik yaklaşımı ve bu yaklaşıma yönelik taraflar arasında ağlar ne düzeyde kullanılmaktadır? İfade edilen sorular kapsamında çalışmada; eleştirel literatür incelemesi, içerik analizi, Q-Metod ve yarı yapılandırılmış mülakat yöntemlerinden yararlanılmıştır. Araştırmanın genel sonuçlarına göre; kamusal politikaların karmaşıklaşması ağ yönetişimi gibi yönetim modellerini gündeme getirmektedir. Bu bağlamda ağlar; açık organizasyon, yatay yapı ve işleyiş, gönüllülük esaslılık, esneklik, tarafların bir birine bağlılığı ve karşılıklı fayda gibi ayırıcı özellikleriyle diğer yönetim ve örgütlenme yaklaşımlarından ayrılmaktadır. Diğer taraftan sürdürülebilir kentsel katı atık yönetiminin, çok aşamalı ve çok taraflı yapısıyla karmaşık bir durumu yansıttığı, bu açıdan ağ yönetişimi modelinin uygulama alanı bulabileceği anlaşılmaktadır. Gerçekleştirilen örnek olay araştırması ile de; belediyelerin ve STK'ların atık yönetimine önem vermekle birlikte, atıkların sürdürülebilir yönetimi açısından taraflar arasında sınırlı işbirliklerinin olduğu, il genelinde atığın vahşi depolama alanı üzerinden gündeme geldiği, bu anlamda merkezi idarenin temsilcisi konumunda bir aktör olarak Vali'nin ön plana çıktığı tespit edilmektedir. Fakat Giresun merkez ilçe düzeyinde ortaya çıkan bayat ekmek ayrıştırma ve değerlendirme deneyimlerinin, ağ yönetişimi modeli özelliklerini barındırdığı, bu anlamda önemli olduğu görülmektedir.