Marka hakkı

55 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Marka hakkına karşı işlenen suçlar ve yaptırımları

Marka bir mala veya bir hizmete ilişkin olup, bu mal veya hizmeti, yabancı menşeli başka mal ve hizmetlerden ayıran bir işaret ya da mal ile hizmetlerin kaynağını veya kalitesini göstermek açısından sahibine mutlak haklar sağlayan ve ayırt edici niteliğe sahip olan işaret şeklinde tanımlanabilir. Ve marka özellikle XX. yüzyılda kapitalizmin gelişmesi ile birlikte firma ve şirketlerin piyasalarda yer edinmelerini sağlayan en önemli unsurlardan birisi olmuştur. Markanın bu denli önemli bir unsur olmasından mütevellit ülkemizde de marka hukuku önem arz etmektedir. Arz ettiği önem nedeniyle marka hem 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile hem de 5833 Sayılı Kanun ile koruma altına alınmıştı. Bu düzenlemeler kapsamında Anayasa Mahkemesi 2002/92 Esas ve 2004/25 Karar Numaralı, 02.03.2004 Tarihli Kararı ile 556 Sayılı KHK' nın marka hakkına tecavüz niteliği taşıyan düzenlemeleri olan m. 9/I (b), 9/II (b), 61/(a) ve 61/(c) hükümlerini Anayasa'ya aykırı bularak iptal etmiş ve Anayasa'ya aykırılık gerekçesi olarak da suçta ve cezada kanunilik ilkesini belirtmişti. Bu iptal kararlarının yürürlüğü, kanunda boşluk doğabileceği gerekçesiyle altı ay (6 ay) ertelenmişti. 6 aylık geciktirici yürürlük süresinin dolması halinde söz konusu fiillerin cezai anlamda nasıl korunacağı sorunu ortaya çıkmıştı. Kanun koyucu, bu nedenle (Kanun Tarihi: 21.01.2009, R.G: 28.01.2009, Sayı: 27124) 556 sayılı KHK' nın ilgili maddelerini değiştiren 5833 Sayılı Kanun'u kabul etti. Söz konusu 5833 Sayılı Kanun, mülga KHK' da yer alan ve m. 61/A'da suç ve ceza içeren hükümleri tek madde altında toplamış bulunmaktaydı. Bu nedenle, tam bir ceza normu içermekte olup, suçta ve cezada kanunilik ilkesi de sağlanmış bulunmaktaydı. Marka hakkına karşı işlenen suçlar mülga 556 Sayılı KHK' nın 61/A maddesinde yer almaktaydı. Bu madde 21.01.2009 tarihinde 5833 Sayılı Kanun ile köklü bir değişikliğe uğramış ve yeniden kaleme alınmıştı. Bu değişikliğin temel sebebi önceki hükmün 5237 Sayılı TCK'nın beşinci ve geçici birinci maddelerine aykırı hükümler içermesiydi. 5833 Sayılı Kanun ile de hem maddi ceza hukukuna hem de yargılama hukukuna ilişkin temel değişikliklere gidilmişti. Ancak 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile bahsi geçen KHK ve 5833 Sayılı Kanun yürürlükten kalkmış, Sınai Mülkiyet Kanunu ile marka hakkı ve diğer fikri ve sınai haklar daha güçlü bir şekilde koruma altına alınmıştır. Böylelikle marka hakkı mevzuatında birlik sağlanmaya çalışılmış ve suçta ve cezada kanunilik ilkesiyle de tam anlamıyla bağdaşan bir düzenleme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Fikri Mülkiyet Hakkı, Marka Hakkı, Marka Hakkına Tecavüz Halleri, Marka Suçu, 556 Sayılı KHK,

Ekonomik suçlarMarka hakkıMarka hakkını ihlal+4
İlknur İşler
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türk hukukunda marka hakkı ve marka hakkına karşı işlenen suçlar

Marka suçları 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 30. maddesinde üç suç tipi şeklinde yedi bent olarak, marka hakkına tecavüze ilişkin cezai hükümler başlığı altında düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile marka suçlarına ilişkin daha önce yer alan yasal düzenlemelerde ki eleştirilere büyük ölçüde çözüm getirildiği söylenebilir. Markanın özellikle ticari hayatta kapladığı alanın artması ile gerek marka hakkı sahipleri gerek markayı kullanan tüketicilerin gerekse de ticaret piyasasının korunması için markanın cezai düzenlemelere konu olması zorunluluğu doğmuştur. Bu çerçevede yasa koyucu kanuni düzenleme de üç tip marka suçuna yer vermiş ve bu suçlara ilişkin ayrı ayrı cezalar öngörmüştür. Yine yasa koyucu ancak markanın tescilli olması ve şikâyetin bulunması halinde soruşturma ve kovuşturmanın yapılabileceğini hükme bağlamıştır. Bunların yanı sıra tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirleri ve de etkin pişmanlığında bu suçlara uygulanması mümkündür. Anahtar Kelimeler: Marka suçları, Markaların korunması, Marka İhlaline Karşı Cezai koruma, Marka İhlallerinin Yaptırımı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu.

Cezai sorumlulukFikri ve sınai mülkiyet haklarıKanunlar 6769 sayılı+4
Dilan Ensari
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında marka hakkına tecavüz halinde hukuki ve cezai sorumluluk

Bu yüksek lisans tezinin amacı, 6769 sayılı Sınai ve Mülkiyet Kanunu kapsamında, markanın tescili, korunması ve marka hakkının ihlali halinde, marka sahiplerinin hukuki sorumlulukları ile marka hakkını ihlal eden kişilere yönelik cezai sorumlulukların ele alınmasıdır. Tez çalışmasının konusunu oluşturan marka hakkının genel çerçevesinin ele alındığı birinci bölümde ulaşılan sonuçlarda Türkiye'nin marka hakkının korunması hakkında 1883 tarihli Paris Konvansiyonu, WIPO kuruluş sözleşmesi, Dünya Ticaret Örgütü gibi birçok uluslararası sözleşmeye katıldığı görülmüştür. Bunun yanında markanın tanımı unsurları, markanın elde edilmesi, markanın ret sebepleri ve çeşitleri, markanın fonksiyonları, marka türleri ve markanın tescil aşamaları hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde ise 10.01.2017 tarihli 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile marka hakkının korunması hakkında yürürlüğe sokulan daha önceki KHK'lardan farklı olarak sınai ve mülkiyet hukukuna daha kapsamlı bir yapı kazandırıldığı görülmekle birlikte, tez konusuna ilişkin olarak 6769 sayılı kanunla marka hakkının korunması, marka hakkının ihlali hali ve marka hakkının ihlalini içeren fiiller ve marka hakkını ihlalinin internet yoluyla yapılması gibi durumlar birlikte ele alınmıştır. Buna göre marka hakkına tecavüzü içeren fiillerin varlığı durumunda 6769 sayılı kanun kapsamında hukuki sorumluluklar, hukuki tedbirler ve cezai hükümlerle öngörülen dava çeşitleri incelenmiş ve yüksek mahkemelerin marka hakkının ihlali kapsamında açılan davalara ilişkin kararları ve içtihatları ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Marka hakkı, Mülkiyet, Sınai hak

Cezai sorumlulukEkonomi hukukuHukuki sorumluluk+4
Ayhan Şahan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Marka hukukunda kullanıma dayalı öncelik hakkı

Ülkemizde marka hakkı kural olarak tescil yoluyla kazanılır (tescil ilkesi). Fakat buna rağmen markasını tescilsiz olarak kullanmakta olan kişilerin sayısı hiç de az değildir. Kanunkoyucu tescilsiz olarak kullanılan markaları tamamen korumadan yoksun bırakmamış ve SMK m. 6/3'ü düzenlemiştir. Bu maddeye göre, başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine marka başvurusu reddedilecektir. Bu marka başvurusunun reddedilmesinin nedeni SMK m. 6/3 kapsamında elde edilen kullanıma dayalı öncelik hakkıdır. Çalışmanın ilk bölümünde marka hakkı ve çeşitleri konusunda bilgi verildikten sonra marka hukukunda hakkın doğumuna ilişkin ilkelere yer verilerek kullanıma dayalı öncelik hakkının marka hukuku içindeki konumu gösterilmektedir. Bu arada hakkın doğumuna ilişkin diğer ilkelere de yer verilerek bunlarla olan ilişkisini ortaya koymak ve diğer ilkelere ilişkin çeşitli sorunlara çözüm getirilmesi amaçlanmaktadır. Hakkın doğumuna ilişkin ilkelere yer verildikten sonra hukukumuzda hangi sistemin benimsendiği tartışılmaktadır. SMK m. 6/3'e bakıldığında maddenin aslında çok açık olmadığı ve uygulanmasında çeşitli sorunlar olduğu görülmektedir. Tezin ikinci bölümü bu sorunlara çözüm bulmak ve maddenin uygulanma esaslarına açıklık getirmek amacındadır. Bu sebeple ilk olarak, SMK m. 6/3 kapsamına özellikle ticaret sırasında kullanılan işaretlerden hangilerinin girdiği tespit edilmeye çalışılmıştır. İkinci olarak, SMK m. 6/3'ün gerekçesinde de ifade edildiği üzere madde kapsamına giren işaretlerin markasal kullanımı, markasal kullanımdan ne anlaşılması gerektiği gibi hususlar ele alınmaktadır. Üçüncü olarak, 'işaret üzerinde hak elde etmiş olma' ve 'sonraki markanın kullanımını yasaklatma hakkı' kavramları üzerinde durulmaktadır. Son olarak SMK m. 6/3'te yer almasa da varlığı doktrince kabul edilen 'belli bir bilinirliğe sahip olma' şartı incelenmektedir. Tezin üçüncü ve son bölümünde ise ilk olarak kullanıma dayalı öncelik hakkı sahibinin hakları incelenmektedir. Sonraki başlıkta önceki tarihli tescilsiz işaretin tecavüz teşkil eden sonraki marka karşısındaki durumu değerlendirilmektedir. Bu başlık altında özellikle, daha önce yargı kararlarıyla kabul edilmiş olan ve SMK ile birlikte ilk kez pozitif düzenlemeye konu olan önceki tarihli hakların etkisi konusuna değinilmektedir. Daha sonra ilkinin tam tersi durum olan, tescilli marka varken tescilsiz işaretin sonradan kullanılması durumu incelenmiştir. Nihayet çalışmanın son kısmında, kullanıma dayalı öncelik hakkının kullanılmasının sınırı olan sessiz kalma suretiyle hak kaybı konusuna yer verilmektedir.

Fikri ve sınai mülkiyet haklarıKullanım hakkıKullanıma dayalı öncelik hakkı+6
Ahmet Selçuk
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
10
Master'sOpen AccessTR

Marka ve ticaret unvanı arasında karıştırılma tehlikesi

Kişiler, ticari faaliyetlerinde karlılıklarını artırmak ve mevcut ticari varlıklarını korumak adına marka ve ticaret unvanı gibi ayırt edici ad ve işaretler kullanırlar. Marka ve ticaret unvanı, ticari hayattaki önemleri sebebiyle birçok ihlale konu olmaktadır. Söz konusu ihlallerin önemli bir kısmı, ticaret unvanının ayırt edici kısmının marka içerisinde, markanın ise ticaret unvanı içerisinde kullanılması ve tescilinden kaynaklanır. İhlaller sonucunda, taciri ve doğal olarak işletmeyi ayırt eden ticaret unvanı ile işletmenin mal ve hizmetlerini ayırt eden marka arasında karıştırılma tehlikesi oluşur. Karıştırılma tehlikesi oluşması durumunda marka ve unvan sahibine, işaret üzerindeki menfaatlerini güvence altına almak adına birtakım haklar tanınmıştır. Bu hakların kullanılması sonucunda, işaret üzerinde yatırım ve emeği bulunan hak sahibinin kişisel menfaati ve yanılması engellenen ilgili kişilerin toplumsal menfaatleri korunur. Tez çalışmamızda, marka ve ticaret unvanı arasında karıştırılma tehlikesinin hangi durumlarda ortaya çıkacağı, karıştırılma tehlikesine ilişkin hukuki çözüm yolları ile mevzuattaki eksiklikler ve bunlara ilişkin çözüm önerileri ayrıntılı şekilde incelenmiştir. İnceleme sırasında, konu hakkında yazılmış yerli ve yabancı eserler, makaleler, tezler, mahkeme kararları ve hakem kararları esas alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Marka, Ticaret Unvanı, Karıştırılma Tehlikesi, Mal, Hizmet, Sektör.

HizmetKarıştırılma ihtimaliMarka+6
Muhammet İkbal Karadaş
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleri çerçevesinde sınai mülkiyet haklarında tükenme ilkesi

Sınai mülkiyet hakları hak sahibine birtakım yetkiler tanımaktadır. Bu yetkilerden biri de sınai mülkiyet hakkı sahibinin ürünlerini piyasaya sunma konusundaki tekel hakkıdır. Tekel hakkına sahip olan sınai mülkiyet hakkı sahibi, ürünün piyasaya sürülmesinden sonra da piyasa faaliyetlerine müdahale etmek isteyebilir. Tekel hakkının sınırsız olması rekabeti ve serbest ticaret ortamını etkileyebileceğinden sınırlandırılması gerekmektedir. Kanun koyucu6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu md. 152'de hak sahibinin bu anlamdaki tekel hakkını sınırlandırmıştır. Buna göre hak sahibi, ürün SMK md. 152'deki koşullarla piyasaya sürüldükten sonra piyasa hareketlerine müdahale edemeyecektir. Böylelikle serbest ticaret ortamı korunmakta ve sınai mülkiyet hakları ile rekabet arasında denge sağlanmış olmaktadır. SMK m. 152 anlamında hakkın tükenmesi ilkesi tüm sınai mülkiyet hakları bakımından ortak bir madde olarak düzenlenmiştir. 6769 sayılı SMK ile ülkemizdeki kabul edilen coğrafi tükenme rejimi uluslararası tükenme rejimi olarak kabul edilmiştir. Buna göre paralel ithalat ülkemizde serbesttir. Paralel ithalat; hak sahibi ya da onun yetki verdiği kişiler tarafından piyasaya sürülen orijinal malın, üçüncü kişilerce ilgili hak sahibinin rızasına gerek olmaksızın hukuka uygun olarak diğer kanallardan ülkeye ithal edilmesi ve satılmasıdır. Paralel ithalatın ülke ekonomisine olumlu ve olumsuz etkileri vardır. Bu etkiler çalışmamızda incelenmiş, diğer coğrafi rejimlerle karşılaştırılıp bir sonuca varılmaya çalışılmıştır. Tez çalışmamızın birinci bölümünde sınai mülkiyet haklarına ilişkin olarak genel bir anlatım yapılmıştır. İkinci bölümde ise tükenme ilkesi ile ilgili kavramlar anlatılmış, SMK anlamındaki sınai mülkiyet haklarının tükenmesi ayrı ayrı incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sınai Mülkiyet Hakları, Marka, Patent, Tükenme İlkesi.

Fikri ve sınai mülkiyet haklarıMarkaMarka hakkı+4
Sefa Bedirhan Bolat
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Markaların internet alan adı olarak kullanılmasından kaynaklanan uyuşmazlıkların çevrimiçi (Online) uyuşmazlık çözüm yöntemi ile çözümü

Kullanıcı kitlesinin artmasıyla birlikte internet küresel bir pazar haline gelmiştir. Bu küresel pazarda yer edinmek isteyen gerçek ve tüzel kişiler, kendi işletmelerini diğer işletmelerden ayırıcı, onları tanıtıcı ibarelerden oluşan alan adlarını tescil ettirmek istemişlerdir. Ayırt edicilik ve işaret unsurunun ikisini de içinde barındıran markalar, alan adı tescillerinde sıkça tercih edilmektedir. Küresel düzeyde internet alan adı tescilinde ilk gelen ilk alır ilkesinin uygulanması nedeniyle, haklı ya da haklı olmayan sebeplerle marka hakkına sahip olmayan kişilerin markalara ilişkin ibareleri internet alan adı olarak almalarına olanak sağlanmıştır. Bu nedenle internet alan adlarından kaynaklı uyuşmazlıkların temelini markaların internet alan adı olarak kullanılmasından kaynaklı uyuşmazlıklar oluşturmaktadır. Öte yandan uygulamada sıklıkla karşılaşıldığı üzere, bir ülkede tescilli bir markanın başka bir ülkede yerleşik veya başka bir ülke vatandaşı tarafından tescil edilmesi durumunda internet alan adlarından kaynaklı uyuşmazlıklar uluslararası nitelik kazanabilmektedir. Zaman, masraf ve etkinlik özellikleri nedeniyle internet alan adlarından kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde geleneksel uyuşmazlık çözüm yollarına nazaran UDRP (Uniform Dispute Resolution Policy) kuralları çerçevesinde gerçekleştirilen çevrimiçi (online) uyuşmazlık çözüm yöntemi daha etkili bir yöntemdir. Bu çalışmada markaların internet alan adı olarak kullanılması halinde doğabilecek uyuşmazlıkların çözümünde etkin bir yol olan online uyuşmazlık çözüm yolu ve bu yola başvuru usulü örnek uyuşmazlıklarla açıklanmaya çalışılmıştır.

Alan adlarıFikri mülkiyet hukukuFikri ve sınai mülkiyet hakları+4
Kıymet Çağla Akyol
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

556 sayılı KHK hükümlerine göre ilaç markaları

Günümüzün ağır rekabet koşulları, üreticilerin güçlü bir marka yaratmaları hususunda zorlayıcı olmakta tüketiciler açısından güçlü bir marka sadakati yaratırken mevcut tüketicileri de korumak işletmelerin asıl sorunu haline gelmiştir. İlaç sektörü de rekabetin yaşandığı, pazarda büyük paya sahip, gelişen ve ürün bazında çeşitliliği fazla olan bir sektör olması sebebiyle ilaçların tüketiciye hangi isimle nasıl sunulduğu ayrı bir önem arz etmektedir.İsviçre Mahkemesinin aldığı bir kararında ilaç markaları içerdikleri ham maddenin markada belirtilmesinden dolayı zayıf marka olarak nitelendirilmektedir. Türkiye de ise Sağlık Bakanlığı 1979 yılından beri ilaç ruhsatları için markada üç harfin farklılığını kabul edip ruhsat verebilmektedir. İlaçlarda INN adının kullanılması zorunluluğunun bulunması marka ismi yaratılırken markayı iltibasa daha açık hale getirmektedir.İlaç markalarında Sağlık Bakanlığı'nın ruhsatlandırma sürecindeki rolü ile TPE' nin KHK hükümlerine göre ilaç markalarına karşı yapılan itirazların değerlendirilmesindeki işlevi değerlendirildiğinde iki farklı kurumun aslında karşılıklı fikir teatisi yaparak koordineli bir şekilde görevlerini yerine getirmeleri gerekirken uygulamada iki kurumun da birbirinden bağımsız hareket ettikleri ve bunun sonucunda ilaç markaları konusunda yargıya taşınan uyuşmazlık sayısının arttığı gözlemlenmiştir.İlaç markalarının KHK hükümlerine göre incelendiği bu çalışmada konu dört bölüm olarak incelenmiştir.Tezimizin birinci bölümünde, marka kavramı ve fonksiyonları, markaların sınıflandırılması, markanın içereceği işaretler, marka üzerindeki hakkın özelliği açıklanmaya çalışılmıştır. Türk Hukukunda marka tescil sistemi ile KHK' da tescil engelleri olarak düzenlenen mutlak ve nisbi red sebepleri ayrı ayrı incelenerek, bu tescil engellerini ilk itiraz merci olarak inceleyen TPE' nin yapısı hakkında bilgi verilmiş, ilacın tanımı ve ilaçların isimlendirilmesi süreci açıklanmış ve ilaç piyasasında marka tercihlerinin belirlenme aşamaları ayrı ayrı başlıklar altında ele alınarak incelenmiştir.Tezimizin ikinci bölümünde, ilaç markalarının tescil aşamaları ve ilaçların ruhsatlandırılması ile tüm bu süreçlerde TPE ve Sağlık Bakanlığ'ının uygulamaları ayrı ayrı incelenmiştir.Tezimizin üçüncü bölümünde, ilaç markalarıyla ilgili yaşanılan hukuki uyuşmazlıklar tespit edilmiştir. Son olarak da ilaç markaları ile ilgili Yargıya intikal eden uyuşmalıklara ilişkin ilk derece mahkemeleri ile Yargıtay kararlarından örnekler sunulmuştur.

Kanun hükmünde kararnamelerMarkaMarka hakkı+3
Özge Piri
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türk ve Avrupa Birliği Hukukunda marka hakkının korunmasının kapsamı

556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 9. maddesinde, marka tescilinden doğan hakların kapsamı düzenlenmiştir. Buna göre, söz konusu hükümde öncelikle marka sahibinin tescilden doğan haklara münhasıran sahip olduğu hususu belirtilmiş olup, bu çerçevede marka sahibinin önlenmesini talep edebileceği fiiller 1. fıkrada üç bent halinde sayılmıştır. Devamında, maddenin 2. fıkrasında ise, doktrine göre numerus clausus olmayan bir şekilde sayılmış olan ve 1. fırka kapsamında belirlenen haller kapsamında kabul edilen ve bu sebeple de yasaklanabilen haller beş bet halinde sıralanmıştır. Son fıkrada ise, ilgili maddede belirtilen hakların, markanın tescil edilmesinden sonra kullanılabileceği, zira markadan kaynaklanan hakların üçüncü kişilere karşı markanın tescilinin ilanından sonra hüküm ifade ettiği kabul edilmektedir. Marka sahibinin, markasının kullanılmasına müdahale edemediği ve engelleyemeyeceği durumlar olduğu gibi, bazı hallerde de marka tescilinden doğan koruma kendiliğinden sınırlandırılmış veya sona ermiş olabilmektedir. İlk olarak bazı hallerde, üçüncü kişilerin markayı kullanımları yasal kullanım olarak kabul edilmekte olup, bu kullanımların tecavüz oluşturmadıkları düzenlenmiştir. KHK'nın 12. maddesinde düzenlenen marka hakkının kapsamında kabul edilen istisna, KHK'nın 10. maddesinde düzenlenen markanın sözlük veya başvuru eserlerinde kullanılabilmesi hakkı ve KHK'nın 13. maddesinde düzenlenen marka hakkının tükenmesi ilkesi, bu hallerden en önemli ve esaslılarını oluşturmaktadır. Diğer yönüyle baktığımızda ise, markanın kullanmama sebebiyle koruma dışı kalması, markanın hükümsüz kılınması sebebiyle geçmişe etkili olarak marka hakkının korunmasının ortadan kalkması, marka hakkının sona ermesi ve sessiz kalma yoluyla hak kaybı, zamanaşımı veya inhisari lisans verilmesi yoluyla gerçekleşebilen diğer sınırlandırma hallerinin gerçekleşmesi halinde ise, marka sahibinin artık marka tescilinden kaynaklanan bir hakkı ve dolayısıyla da korumasının söz konusu olmadığı kabul edilmektedir.Anahtar Sözcükler1. Marka koruması2. Koruma kapsamı3. Tescilden doğan haklar4. Koruma istisnası5. Tecavüz oluşturmayan haller

Avrupa Birliği hukukuKorunmaMarka hakkı+1
Güldeniz Doğan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

(556 Sayılı KHK. Hükümlerine göre) marka hakkına tecavüz halleri ve marka hakkının hukuki yoldan korunması

Markalar, mal veya hizmetleri birbirinden ayırarak ticari hayatta önemli bir görev ifa eder. Gerçekten, markalar aynı alanda çalışan işletmelerin ürettikleri malları veya yürüttükleri hizmetleri birbirinden ayırarak bunların o mal ve hizmetleri talep eden kişiler tarafından karıştırılmasının yaratacağı olumsuz sonuçları ortadan kaldırır. Markalar, ayrıca alıcılara mal veya hizmetler arasında seçim yapma imkanı da sağlar.Marka hukukunda temel amaç, marka sahiplerini, rakiplerinin rekabetine karşı korumaktır. Marka hakkına tecavüz fiilleri haksız fiil veya onun özel bir türü olan haksız rekabet olarak karşımıza çıkabilir. Marka hakkına tecavüzün haksız rekabet teşkil ettiği hallerde, TTK. 56 vd. maddeleri de uygulama alanı bulabilir. Marka hakkının özellikleri dikkate alınarak onun diğer haksız rekabet fiillerinden de ayrı olarak düzenlenmesi görüşü hakim olmuştur. Nitekim, Türk hukukunda da marka hakkının özel olarak korunduğunu görmekteyiz.Marka hakkına tecavüz halleri KHK.' nın 61. maddesinde dört bent halinde sınırlı olarak sayılmıştır.KHK.' nın 61. maddesinin (a) bendine göre, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 9. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka hakkına tecavüz sayılmaktadır.Markayı taşıyan işaretin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde, alan adı, yönlendirici kod veya anahtar sözcük olarak kullanılması yanında, örneğin bir web sayfasına link verme şeklinde kullanılarak marka hakkına tecavüz mümkündür. KHK.' da bu konuda isabetli olarak sınırlayıcı bir sayım yapılmamıştır, çünkü, elektronik ticaret ve internet sürekli gelişen bir alandır ve her geçen gün yeni uygulamalar ortaya çıkmaktadır.KHK.' nın 61. maddesinin (b) bendinde, marka sahibinin izni olmaksızın markayı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek fiili de, marka hakkına tecavüz olarak kabul edilmiştir.Markanın aynısının veya benzerinin kullanılması veya markanın taklit edilmesi dışında markayı taşıyan ürünlerin ticari amaçla elde bulundurulması ve lisans yoluyla verilmiş hakları genişletmek veya devretmek fiilleri de marka hakkına tecavüz teşkil emektedir.556 sayılı KHK.' da marka haklarına tecavüzü düzenleyen 61. ve 9. maddelerin bazı hükümlerinin sürekli olarak Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi, daha sonra yeniden çıkarılan yasalarla aynı hükümlerin yeniden 556 sayılı KHK.' ya konulması, ancak bu hükümlerin cezaların kanuniliği ilkesi gereğince kanunla düzenlenmesi gereken ceza maddesi olan 61/A maddesinin KHK. ile düzenlenmesi nedeniyle ceza maddesinin atıf yaptığı 61. ve 9. maddelerin bazı hükümlerinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesinin önüne geçilmesi için, ayrıca yukarıdaki tespit ve değerlendirmelerimiz de dikkate alınarak şu anda TBMM.' de görüşülmekte olan Markalar Kanunu Tasarısının bir an önce kanunlaştırılması gerekmektedir.

Hukuksal korunmaKanunlarKoruma kanunları+6
Ecevit Kerem Söyler
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Marka hakkına tecavüz sayılan haller ve marka sahibinin hakları

Marka hukukumuzda temel düzenleme olan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu(SMK), 16.12.2016 tarihinde TBMM' de kabul edilmiş ve 10.01.2017 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'yi (KHK) yürürlükten kaldırmıştır. Bu Kanun hazırlanırken Avrupa Birliği (AB) marka mevzuatı dikkate alınmış ve AB mevzuatında son yıllarda yapılan değişiklikler büyük ölçüde hukukumuza da alınmıştır. Bir fiilin marka hakkına tecavüz teşkil edip etmediğinin belirlenmesi, bir tarafta tescilli marka sahibinin hukuken korunması gereken menfaati ile diğer tarafta marka sahibi dışındaki ticari aktörlerin serbest ticaret yapmaktaki menfaati arasındaki dengenin sağlanması, marka hakkının kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ve hukuki açıklığın sağlanması açısından önem taşımaktadır.SMK ile marka hukukunda yapılan değişiklikler arasında, marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnalarına ilişkin hükümler de bulunmaktadır. Mülga KHK döneminde, marka hakkına KHK ile getirilen sınırlamalar dışında, doktrinde ileri sürülen ve yargı kararlarıyla kabul edilen bazı ilkeler bulunmaktaydı. Bunlardan bazıları SMK ile hukuki düzenleme içine alınmıştır. Öte yandan KHK döneminde tecavüz kabul edilmeyen, ancak SMK ile kabul edilen tecavüz fiilleri bulunmaktadır. AB mevzuatı ile uyum sağlanması amacıyla, AB Marka Tüzüğü ve Yönergesi dikkate alınarak düzenlenen SMK ile marka hukukumuzda yapılan bu değişiklikler öncesindeki ve sonrasındaki durumun değerlendirilmesi ve marka hakkına tecavüz teşkil eden ve etmeyen fiillerin bütün olarak ele alınması gerekmektedir.

DavalarEl koymaMarka+4
Furkan Fatih Sancak
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Fikri Mülkiyet Hakları kapsamında hakim durumun kötüye kullanılması

Bu çalışmanın konusu, fikri mülkiyet hakları kullanılarak hakim durumun kötüye kullanılması faaliyetlerinin hangi hallerde rekabete aykırı olarak değerlendirilebileceğidir. Avrupa Topluluğu ve Türk Hukuku'nda fikri mülkiyet hakları kullanılarak hakim durumun kötüye kullanılmasının varlığının tespit edilebilmesi için birçok şartın aynı anda gerçekleşmesi gerekmektedir. Söz konusu çalışmada, hem Avrupa Birliği rekabet hukukunda hem de Türk rekabet hukukunda fikri mülkiyet hakkı kullanımının, fikri mülkiyete sahip kişi ya da işletmenin pazarda hakim durumda olması halinde hakim durumun kötüye kullanılması teşkil edebileceği haller görülmüştür. Diğer taraftan Türk rekabet hukukunun gelişimi için, AT rekabet hukuku ile karşılaştırmalı olarak inceleme yapılmıştır.Bu çalışmanın ilk bölümünde, fikri mülkiyet hakları sayılarak tanımlarına yer verilmiş ve fikri mülkiyet haklarının AB Hukukunda ve Uluslararası Sözleşmelerde ne şekilde düzenlediği ele alınmıştır.İkinci bölümde, Türk ve AB Hukukunda hakim durumun kötüye kullanılması kavramı, hakim durumun ortaya çıkabilmesi için aranan şartlar ve hakim durumun kötüye kullanılması halleri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise, fikri mülkiyet hakları kullanılarak hakim durumun kötüye kullanılması ilk önce AB düzenlemeleri incelenmiş, daha sonra ise Türk hukukundaki düzenleme göz önüne alınmıştır. Bu şekilde tez konusu, hem Türk Hukuku hem AB Hukuku karşılaştırmalı olarak ele alınmak suretiyle incelenmiştir.Anahtar Sözcükler1. Hakim Durum2. Fikri Mülkiyet Hakları3. Rekabet4. Marka ve Patent5. İlgili Pazar

Endüstriyel tasarımFikri ve sınai mülkiyet haklarıHakim durum+6
Ayça Türkcan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık sektöründe marka yaratma ve hastane seçiminde markanın etkisi

Sağlık sektöründe marka oluşumu ve markanın hastane seçimine etkisi adlı tez çalışmasında çeşitli boyutlarıyla ortaya çıkan marka kavramının herhangi bir ürünün ya da hizmetin özel adı olarak kazandığı anlam ve bir iz, bir kimlik olmasının dışında manevi değerleri de vurgulanmıştır. Kanun tarafından da koruma altına alınan marka artık günümüzde sektörler bazında rekabetin de bir koruyucusudur.Tüm sektörlerde olduğu gibi, tercih edilebilirliği belirleyen en büyük faktör düşünsel ve duygusal olarak biriktirdiklerimizdir. Deneyimlerimiz, duyduklarımız, yaşımız, eğitimimiz, gelirimiz, tüm sosyal ve ekonomik faktörler marka tercihinde rol oynamaktadır.Marka nasıl ve ne sürede oluşur, bu oluşumun elemanları, etkenleri ve engelleri nelerdir. Bunların hepsi detaylı bir planlama gerektirir. Tüm aşamaların her basamağı markanın konumlanmasının ve kalıcılığının temellerini oluşturmaktadır.Çalışmada önce, marka kavramı genel bir bakış açısıyla incelenmiş, markanın dayandığı tüm kavramlar irdelenmiştir. Markanın oluşumuyla birlikte tescil ettirilmesiyle rekabete karşı korunmasından ve ayrıca reklam ve tanıtımlar için markanın öneminden bahsedilmektedir.Uzun ve detaylı bir süreç olan marka yaratım ve geliştirme aşamaları da çalışmada değerlendirilmiş ve bu süreç sonrasında marka gelişiminin takibine yönelik faktörler irdelenmiştir.Tüm bu markalaşma adına yaşanan sürecin hem sektörel hem de markanın kendi tanımsal niteliklerinden kaynaklanan zorlukları da gözlemlenmiştir.Çalışmanın araştırma bölümünde ise sağlık sektöründe marka kavramına ve marka kavramının unsurlarının algılanmasına yönelik analizler yapılmış, değişik meslek grupları, yaş ve gelir seviyesindeki katılımcılarla marka kavramına bakış ve markanın öneminin değerlendirilmesine yönelik bulgular değerlendirilmiştir.Bu bulgularda; eğitim seviyesinin yükselmesi, gelirdeki artış markalı hizmet tercihinin artışına neden olmakta, markanın unsurlarından renk, iç dizayn, tasarım gibi faktörlerinde yaş gruplarına ve cinsiyete göre farklılık gösterdiği gözlemlenmektedir. Hastanenin olanaklarıyla ve hastane hakkında çıkan haberlerle kurumun zihinlerdeki algısına etkisinin analizleri yapılarak, araştırma bölümünde değerlendirilmiştir.

HastanelerMarkaMarka hakkı+4
Ebru Şule
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Markanın tescili ve tescilin hukuki sonuçları

Sınaî mülkiyet hakları, bunlara sahip her işletmenin yararlandığı ve özel koruma altına alınmasını istediği takdirde ise, gerekli tescil işlemini yaptırmak zorunda olduğu haklardır.Mal ve hizmet kalitesini markası ile tanıtan bir işletme, dünyada sahibinin veya şirketin adı ile değil, markasıyla tanınır. İşletmenin hangi ülkede ve kime ait olduğu değil, markanın hangi ülkelerde tanındığı ve tercih edildiği önemlidir. Tanıma ve tercih etme talebi markaya olan güvene dayanmaktadır.Dünyada tanınan markalar, tanınan işletmelerden ve bunların sahiplerinden daha öndedir. İşletmelerin değeri, ?marka değeri? ile ifade edilmektedir. Markalar, işletmelerin dışında, tıpkı bir ticarî meta gibi, çok büyük rakamlarla alıcı bulabilmektedir.Markalar savaşı, bir markanın diğerlerine göre daha fazla tanınır, daha fazla güvenilir ve tercih edilir olabilmesi için yapılmakta; bunun için, kalite ve hizmete yönelik teknoloji yatırımı, reklam tanıtımı gibi konularda, büyük harcamalar söz konusu olmaktadır.Markanın korunması, piyasada iş yapmanın gereklerinden biridir. İşletmelerin, kendilerini müşterilerine tanıtmaları, piyasada yer tutmaları, rekabet etmeleri koruma altına alınmış markalarla mümkün olabilir. Markaların korunması, marka taklitlerinin önüne geçilmesi, markanın sadece o markayı yaratan firma tarafından kullanılabilmesi, haksız rekabetin önlenmesi gibi hususlar açısından fevkalâde önemlidir.Markanın, MarkKHK açısından korunmasının sağlanabilmesi içinse, tescil edilmiş olması gerekmektedir.Tezde, bu önemli konunun açıklanmasına çalışılmıştır. Açıklamalar üç bölüm altında toplanıp, ilk bölümde ?marka? ile ilgili genel bilgiler verilmiş, ikinci bölümde ?markanın tescili? ve üçüncü bölümde ?tescilin hukukî sonuçları? açıklanmıştır.Anahtar Sözcükler1.Marka2.Markanın tescili3.Tescilin hukuki sonuçları

MarkaMarka hakkıMarka hakkını ihlal+3
Zeynep Bahadır
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Marka hakkı ve tescilli marka üzerindeki hakkın korunması

ÖZET iktisadi hayatın vazgeçilmez bir unsuru olan markalar; ayırdetme, mense gösterme, garanti, himaye ve reklam gibi fonksiyonlar ifa eder. Markanın tefrik edici vasıfları; tanıtıcılık ve başka Ürünlerden ayırt edebilme noktalarında kendini gösterir. Markaların çeşitli yönlerden tasnif edilmesi mUmkündlir. Ayrıca markanın mense - mahreç işaretleri, ticaret unvanı ve isletme adı ile kalite işaretleri gibi isim ve işaret lerden farklı bir mahiyete sahip olduğu görülmektedir. Marka Üzerindeki hakkın hukuki mahiyetine ilişkin baş lıca teoriler ; şahsiyet hakkı, isim üzerindeki hak, mülkiyet hakkı ve maddi olmayan mal üzerindeki hak teorileridir. Marka üzerindeki hak, konu ve süre bakımından sınırlı olup, faydalanma, inhisar, devir ve lisans hakları ile çeşitli dava haklarından oluşan bir muhtevaya sahiptir. Marka hakkı sahibinin temel mükellefiyetleri, markayı aynen, aralıksız ve bizzat kullanma ile değişiklikleri tescil ettirme mükellefiyetleridir. Marka sicilden feragat ve mahkeme kararı ile terkin edilebileceği gibi, belli hallerde re'sen de terkin edilebilir.Markanın devir, rehin, haciz ve Üzerinde lisans hakkı tanınması gibi işlemlere konu alması mümkündür. Markaların tescilinde serbesti, mecburilik ve karma sistem olmak üzere Uc sistemin varlığından sözedilebilir. Tescil, sekil ve muhteva bakımından sınırlanmıştır, Hak sahibi dışındaki kimselerin markayı ya da benzerini kullanması ve haksız olarak kullanılan markayı taşıyan malın piyasa sürülmesi ile tüm bu fiillere iştirak edilmesi marka hakkına tecavüz teşkil eder. Marka hakkının korunmasına yönelik davalar; tazminat, tecavüzün ref'i ve men 'i davaları ile kaydın sildirilmesi (terkin) davasıdır.

Haksız rekabetMarkaMarka hakkı+3
Yusuf Ziya Taşkan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1995
00
Master'sOpen AccessTR

Marka hakkına karşı işlenen suçlar ve yaptırımları

Sanayileşme sürecinden bu yana artan rekabet ortamı ticari hayattaki birçok pazarlama ve satış kuralını değiştirmiş, mal ve hizmet sağlayıcıları için piyasada fark yaratma ve çoğunluk tarafından tanınma arzusu ön plana çıkmıştır. Bu bağlamda, üretim sahipleri yönünden kendi sundukları mal ve hizmetlerin diğerlerinden ayırt edilmesi, dolayısıyla daha güçlü bir bilinirlik elde edilmesi amacıyla markalaşma süreci başlamıştır. Marka hakkı elde edilmesi, aynı zamanda bu hakkın etkin bir şekilde korunması ve güvence altına alınması ihtiyacını da ortaya çıkarmıştır. Süreç içerisinde özel hukuk bağlamında sağlanan ekonomik güvencelerin yetersiz kalması ve ihlallere karşı caydırıcılığın arttırılması için ceza hukuku yönünden de bir takım tedbirler alma yoluna gidilmiştir. Tez çalışmasında, markaların tarihsel süreçteki gelişimine değinilerek, marka hukukunun genel esasları, unsurları ve marka hakkına karşı gerçekleştirilen suç niteliğindeki eylemlerin (bundan böyle marka suçu olarak adlandırılacaktır) Ceza Hukuku yönünden tabi olacağı yaptırımlar incelenmiştir. Marka suçları, mevcut 6769 Sayılı Sınaî Mülkiyet Kanunu kapsamında incelemeye alınmış, Yüksek Mahkeme kararları ve içtihatların bu bağlamdaki değerlendirmelerine yer verilerek konunun tüm açılardan irdelenmesine çalışılmıştır.

MarkaMarka hakkıMarka hakkını ihlal+2
Emrah Bulut
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Marka Hukuku'nda Önceye Dayalı Haklar

Fikri ve sınai haklar ülkelerin teknolojik, ekonomik ve bilimsel gelişiminde çok önemli ve kritik bir rol kazanmış olup, bağlı olarak ülkelerin geleceğini de biçimlendirmektedir.Bu tez çalışmasında, çeşitli ayırt edici işaretler ve markalar, Marka Hukuku ilkeleri 556 Sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kararname, Türk Ticaret Kanunu gibi ilgili genel kanunlar ve Temmuz 2012'de yürürlüğe girecek olan Yeni 6102 sayılı TTK çerçevesinde incelenmiş ve karşılaştırılmıştır.Ticaret unvanları, işletme adları ve markalar bazen kendi içlerinde karma ilişkiler içinde görülebilmektedir. Böyle davaların analizi için daha geniş bir bakış açısı, haksız rekabet ve ayırt edici işaretler hakkındaki bilgiye hakim olmak gereklidir.Türk Fikri Mülkiyet hukuku ve içinde yer alan Marka Hukuku bu alandaki Avrupa Hukuku ve evrensel hukuk ilkeleriyle uyum içindedir. Yakın zamanda, Kara Avrupa'sı Hukuku'ndan adapte edilmiş olan, 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu yürürlüğe girmiş olacak ve resmin bütünü tamamlanacaktır. Bu bakımdan tez çalışması hem mevcut TTK'ya hem de beklenen yeni TTK'ya yollama yapmış bulunmaktadır.İlk bölümde, ayırt edici işaretler, tarihçe, ayırt edici işaretlerin özellikleri, yasal temelleri ve onların korunmasını ele alınmaktadır. Ardından çekirdek konu olan ?öncelik? konusu, Marka Hukuku ilkeleri çerçevesinde incelenmiştir. Bu bağlamda, ilgili Yargıtay kararları da incelenmiş ve değerlendirilmiştir.Marka, üretici veya satıcıların mallarına kimlik kazandırmaya, bir birinden ayırt etmeye yarayan bir sözcük, sembol ya da cümlecik olabilmektedir. Markanın güncel ekonomide hem firmaların mal ve hizmetlerinin ayırt edilmesinde, hem de tüketicilerin yanıltıcı işaret kullanımı ve uygulamalarına karşı korunmalarında kritik rolü bulunmaktadır. Bir girişimci, Dünyada marka ile tanınan mal ve hizmetlerinin kalitesini artırmak ve tanıtmak için marka kullandığı gibi diğer rakiplerinden ayrılmak için ticaret unvanı ve işletme adı da kullanabilmektedir.Karıştırma olasılığı (iltibas) ve sulandırma iki ana marka davası sebebidir ancak haksız rekabet oluşturan pek çok dava sebepleri de mevcuttur. Ortak Hukukta haksız rekabet davalarının karşılığı `passing off', `tres passing off' ve `köken karıştırma' davalarıdır. Bir marka tecavüz davasında, ilgili tüketici kesiminde iltibaslı kullanıma karşı başarı sağlanabilmesi için tacir veya şirket markasının ticarette kullanımı bakımından öncelik hakkı sahibi olduğunu gösterebilmesi gereklidir. Böylece bir işaret veya tescilin önceki ticari anlamda kullanımı, diğerlerine karşı benzer işaret bakımından üstünlük sağlamakta olup, uygun korumayı elde edebilmek için kritik önemdedir. Ticarette kullanmanın tanımı, fiilen iyi niyetle yapılan ve sadece bir marka hakkının rezerv edilmesini amaçlamayan kullanma olarak yapılabilir.Bu tezin amaçlarından biri tescilli markaları, ticaret unvanlarını, coğrafi işaretleri, işletme adlarını, alan adlarını ve tescilsiz markaları ve bunların birbirleri ile ilişkilerini incelemektir. Diğer çekirdek konu olan marka hukukunda öncelik konusu da esaslı biçimde incelenmiştir. Kimin önce geldiği, tercih edileceği ve nasıl öncelik alındığı açıklanmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Marka, ticaret unvanı, alan adı, şirket adı, öncelik ve üstünlük, marka tescili, Yargıtay Kararları

Fikri ve sınai mülkiyet haklarıKanunlar 6102 sayılıMarka+5
İlhami Güneş
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Sınai hakların cebrî icrası

Devredilebilen ve ekonomik değere sahip olan sınai hakların, cebrî icraya konu olabilmesi, haciz edilebilmesi ve de haciz sonucunda paraya çevrilebilmesi mümkündür. Sınai haklarla ilgili düzenlemelerde bu prosedür hakkında ayrıntılı hükümlere yer verilmemiştir. Bu süreçte İcra ve İflâs Kanunu?nun ilgili hükümleri uygulanacaktır Bu çalışmada sınai hakların cebrî icra sürecine konu olmaları ve sürecin ayrıntıları irdelenmiştir. Bu çalışmanın konusu iki ana başlık altında incelenmiştir. Çalışmanın en geniş bölümünü oluşturan markanın cebrî icrada gösterdiği özellikler başlığı altında marka hakkında genel bilgiler, bilhassa markanın cebrî icra prosedüründeki durumu, iflâsın, konkordatonun ve iflâs ertelemesinin marka üzerindeki hukuki etkileri değerlendirilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise diğer sınai hakların cebrî icrada gösterdiği özellikler, patent ve faydalı modeller, endüstriyel tasarımlar, entegre devre topografyaları ve ıslahçı hakları olarak ayrı ayrı başlıklar altında değerlendirilmiştir. Bu çalışmada sınai hakların cebrî icra prosedüründeki hukuki durumları öncelikli olarak marka üzerinden değerlendirilmiştir. Diğer sınai haklar başlığı altında sınai hakların cebrî icra prosedüründeki gösterdikleri özellikler marka ile aynı oldukları durumlarda tekrara düşmemek amacı ile yeniden incelenmemiştir. Bunun yanı sıra sınai hakların cebrî icraya konu olmaları sürecinde uygulamada karşılan birtakım hukuksal nitelikli problemler de incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Marka, Patent Haczi, Markanın Haczi, Cebrî İcra, Sınai Haklar

Cebri icra hukukuFikri ve sınai mülkiyet haklarıHaciz+4
Cansu Atıcı
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
10
Master'sOpen AccessTR

Markanın tescili

Sınai mülkiyet hakkı içerisinde yer alan marka, işletmelerin mal ve/veya hizmetlerini birbirinden ayırt etmeye yarayan işaret olarak tanımlanmaktadır. Bu kapsamda marka, bir fikir ürünü olup gayri maddi mallar üzerinde kurulabilmektedir. Markanın işlevsel konumunun mahiyeti, korunması hususunu da aynı derecede önemli kılmaktadır. Markanın hukuken korunması, tescil ile mümkündür. Bu kapsamda ülkemizde tescil işlemi, ilgili işaretin ayırt edici ve sicilde gösterilebilir olmasına bağlıdır. İki kriteri de sağlayan her işaret, tescil edilebilmektedir. Her ne kadar markanın geniş bir korumadan yararlanması tescile bağlanmış ise de, marka sahiplerinin tescil zorunluluğu bulunmamaktadır. Dolayısıyla marka sahipleri, markalarını sicile tescil ettirmeksizin de kullanabilme imkânına sahiptir. Böyle bir durumda marka, Sınai Mülkiyet Kanunu çerçevesinde değil, Türk Ticaret Kanunu'nun haksız rekabet hükümleri kapsamında korunmaktadır. Yani tescil edilmeyen markalar tamamen korunmasız bırakılmamakta, sadece koruma kapsamı daha dar olmaktadır. Markaların korunması, ülkesellik ilkesi doğrultusunda sadece tescilin gerçekleştirildiği ülke çapında olmaktadır. Bu ilke doğrultusunda, bir markanın Türkiye'de korunması, TÜRKPATENT nezdinde tescil edilmesine bağlıdır. Rüçhan hakkı ise, bu ilkenin bir istisnasını oluşturmaktadır. Buna göre, Paris Sözleşmesine üye ülkelerden birinde tescil edilen veya tescil için başvurusu yapılan bir marka, altı ay süreyle birliğe üye diğer ülkelerde de tescilde öncelik hakkına sahip olmaktadır. Ticaretin uluslararası alana yayılması, korumanın ülkesel çerçevede sınırlandırılması, marka ile ilgili uluslararası düzenlemelerin yapılması zorunluluğunu doğurmuştur. Bu kapsamda Paris Sözleşmesi, TRIPS, TLT, Nice Anlaşması, Viyana Anlaşması, Madrid Anlaşması ve markanın uluslararası tesciline ilişkin Madrid Protokolü gibi birçok düzenleme yapılmıştır. Türkiye ise, birçoğuna taraf olması sonucu iç mevzuatını bu hususta revize etmiştir. 2017 yılında SMK' nın kabulü ile birlikte marka hukuku, kapsamlı olarak düzenlenmiştir.

MarkaMarka hakkıMarka tescili+3
Duygu Taşkın
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Paris Sözleşmesi'ne göre tanınmış marka ile Türkiye'de belirli bir tanınmışlık düzeyine ulaşmış markanın korunması

Paris Sözleşmesi kapsamında tanınmış marka Sınai Mülkiyet Kanunu m.6/4'de düzenlenirken; Sınai Mülkiyet Kanunu anlamında tanınmış marka ise Sınai Mülkiyet Kanunu m.6/5'de düzenlenmiştir. İki düzenleme arasındaki en temel fark, bir tanınmış markanın SMK m.6/5 korumasından yararlanabilmesi için Türkiye'de tescilli olması şart iken; SMK m.6/4 korumasından yararlanabilmesi için Türkiye'de tescilli olmasının şart olmamasıdır. Ayrıca belirtmek gerekir ki, SMK'da düzenlenen "haklı neden" savunması kavramı 556 sayılı KHK'da düzenlenmemişti. Bu yönüyle Türk hukuku açısından yeni bir kavramdır ve çalışmamızda detaylı bir şekilde yer bulmuştur. Bu çalışmada Paris Sözleşmesi kapsamında tanınmış marka ve Türkiye'de tanınmışlık düzeyine ulaşmış marka kavramı, bu markaların korunması bilimsel öğretideki görüşler ve yargı kararları ışığında incelenmiştir. Bu hususta özellikle, OHIM, EUIPO ve CJEU kararlarından yararlanılmıştır.

Fikri ve sınai mülkiyet haklarıMarkaMarka bilinirliği+7
Asena İrem Okudur
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tescilli markanın kullanılma yüklentisi

Marka, işletmeler arasında rekabette gittikçe artan bir öneme sahiptir. Bugün yatırımcıları risk üstlenmekteki ikna edici unsurlardan biri de yatırım alanındaki markanın gücüdür. Ekonomik ve ticari hayatta bu denli öneme sahip olan markanın korunması konusu da buna paralel olarak artan bir öneme sahiptir. Ancak markanın korunması açısından belli şartların gündeme gelmesi de kaçınılmaz olmuştur. Bu şartlardan en önemlisi de işletmeyi diğer işletmelerden ayırt etmede kullanılan tescil edilmiş bir markayı kullanılma yüklentisidir.Tescilli markanın kullanılma yüklentisi 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname' nin 14. maddesi hükmünde ifadesini bulmuştur. Söz konusu maddenin birinci fıkrasında markanın, tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde, haklı bir neden olmadan kullanılmaması veya bu kullanıma beş yıllık bir süre için kesintisiz ara verilmesi halinde, markanın iptal edileceği belirtilmiştir. Ancak bu maddenin amacının marka sahibine markasını ara vermeden sürekli kullanma zorunluluğu yüklemek olduğu düşünülmemelidir. Başka bir deyişle kararname koyucu tescilli marka sahibine markasını maddede belirtilen süreden kısa bir süre olmak kaydıyla kullanmaması halinde markasının korunacağını taahhüt ederek beş yıllık bir hoşgörü süresi vermektedir. Böylece marka sahibi, söz konusu hoşgörü süresi sayesinde markasının hukuki güvenceye sahip olacağına inanarak ticari ve ekonomik hayatta markadan elde etmeyi umduğu maddi ve manevi çıkarları elde edebilmektedir. Buna ek olarak marka sahibi, kararnamenin 14. maddesinin 2. fıkrasında 4 bent halinde sayılan markayı kullanma hallerinden birini yerine getirmek kaydıyla markasını kullandığı kabul edilerek hukuki korumanın sınırları genişletilmektedir. Marka sahibi markasını aynen kullanmaya zorlanmayarak, kararnamede sayılan hallerden birini yerine getirmek kaydıyla markasını kullandığı kabul edilmekte ve kullanım yüklentisi yerine getirilmiş olmaktadır.Ancak söz konusu beş yıllık sürenin geçirilmesi halinde marka sahibi bir takım yaptırımlarla karşılaşmaktadır. Bu husus kararnamenin 42. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde ifadesini bulmaktadır. Bu maddeye göre kararnamenin 14. maddesinde belirtilen kullanım yüklentisine uyulmaması halinde marka iptal edilecektir. Ancak, 5 yılın dolması ile davanın açıldığı tarih arasında ciddi biçimde kullanma hükümsüzlük nedeni sayılmamaktadır. Ayrıca dava açılacağı düşünülerek kullanma gerçekleşmiş ise, mahkeme davanın açılmasından önceki üç ay içerisinde gerçekleşen kullanmayı dikkate almayacaktır.Bu nedenle çalışmamızda önemli bir yere sahip olan markanın kullanılma yüklentisi incelenmiştir. Bu inceleme yapılırken ulusal kapsamda kullanma ile yetinilmeyip uluslararası kapsamda markanın kullanma yüklentisinin yerine getirilmesi hususu da incelemeye tabi tutulmuştur.

Marka hakkı
Burcu Kahveci
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Marka hakkına tecavüz halinde açılabilecek hukuk davaları ve geçici hukuki himaye tedbirleri

Marka üzerindeki hak, sahibinin izni olmadan markanın kullanılmasını önleme yetkisi veren ayni etkileri olan mutlak bir haktır. Marka hakkı, mülkiyet hakkı değildir; marka soyuttur, eşya niteliğinde değildir. Üzerinde markanın basılı olduğu eşya, Eşya Hukuku?na konu olurken üzerindeki tescilli marka, 556 Sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname?ye göre ayrıca değerlendirilir. Marka hakkı hak sahibine inhisarı yetkiler malvarlığına ilişkin haklar ve sınırlı manevi haklar sağlar. Malvarlığına ilişkin haklar; markanın kullanılması, devredilmesi, kiralanması, lisans verilmesi, rehnedilmesi, franchise verilmesi sonucu hak sahibine sağladığı menfaatlerdir. Tezimizin birinci bölümünün birinci kısmında, marka hakkına tecavüz konusunun daha iyi açıklanması için; marka kavramının tanımına ve fonksiyonlarına yer verilmiştir. kinci kısımda; özellikle MarkKHK?daki bazı maddelerin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi sonucu meydana gelmiş olan hukuk boşluğunun 5833 Sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (Kanun Tarihi:21.01.2009, Resmi Gazete:28.01.2009, Sayı:27124) ile söz konusu boşluğu doldurması konusuna değinildikten sonra konuyla ilgili olan marka hakkına tecavüz halleri ve haksız kullanım şekilleri ayrıntılı olarak incelenmiştir. kinci bölümde; marka hakkına tecavüz halinde; marka hakkı sahibinin başvurabileceği hukuk davalarına yer verilmiş ve özellikle tazminat davaları ve bu davalarda tazminat hesaplama yöntemleri ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Üçüncü bölümde; marka hakkına tecavüz halinde talep edilebilecek geçici hukuki himaye tedbirleri, çeşitleri ve bunlardan konumuzla ilgili olan ihtiyati tedbir talebi incelendikten sonra son kısımda, marka hukukunda ihtiyati tedbir talebi ve gümrükte el koyma konuları ayrıntılı olarak açıklanmıştır.

DavalarHukuksal korunmaMarka hakkı+4
Emine Elif Erol
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu bağlamında Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış markaların koruma kapsamı

Tanınmış marka kavramı, fikri haklar tarihinde ilk olarak Paris Sözleşmesi hükümleri ile hukuki korumaya konu olmuş ve tanınmış markaya Paris Birliği içerisinde güçlendirilmiş koruma sağlanmıştır. Paris Sözleşmesi'nin 1'inci mükerrer 6'ncı maddesi ile tanınmış markaların, koruma talep edilen ülkede tescilli olmasalar dahi Birlik içerisinde korunacaklarına ilişkin bir asgari koruma standardı temin edilmiş ve Birlik ülkeleri bu asgari koruma standartlarını yabancı marka sahibine yerli ile eşit muamele ederek sağlamayı taahhüt etmişlerdir. Tanınmış markalar, marka hukukuna egemen olan temel ilkelerden tescil ilkesi, ülkesellik ilkesi ve sınıf esasına dayalı koruma ilkesinin istisnası konumundadırlar. Paris Sözleşmesi'nin orijinal metni ile tescilsiz yabancı markaya aynı ya da benzer mallar ile sınırlı bir koruma sağlanmıştır. 1995 yılında akdedilen TRIPS Anlaşması ise Paris Sözleşmesi'nin tamamlayıcısı niteliğindedir ve Paris Sözleşmesi'nin 1'inci mükerrer 6'ncı maddesi ile sağlanan tanınmış marka korumasını, hizmet markalarını ve farklı mal ve hizmetleri de kapsama alacak şekilde genişletmiştir. Sınai Mülkiyet Kanunu ile Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış markalar, marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenmiştir. Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış markanın koruma kapsamı, tanınmış markanın kapsadığı aynı ya da benzer mallar ve hizmetlerle sınırlı tutulmuştur. Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış markaya ülkemizde nispi tescil engeli ve hükümsüzlük nedeni olma şeklinde koruma tanınmıştır. Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış markanın kullanıma karşı korunmasına ilişkin Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında bir koruma öngörülmemiştir, ancak genel hükümler dairesinde haksız rekabet hükümlerine göre korumanın önünde bir engel bulunmamaktadır. Anahtar Kelimeler: Marka, Tanınmış Marka, Paris Sözleşmesi, TRIPS Anlaşması, Sınai Mülkiyet Kanunu.

Fikri mülkiyet hukukuFikri ve sınai mülkiyet haklarıKanunlar 6769 sayılı+4
Melis Abacıoğlu Viskuşenko
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Topluluğu Adalet Divanı ve Yargıtay kararları ışığında markada iltibas

Günümüzde, marka hakkına tecavüz sıklıkla ve birçok şekilde görülmekle beraber, bu tecavüz genellikle iltibas suretiyle gerçekleşmektedir. Marka hakkına iltibas suretiyle tecavüz edilmesinde, iki marka arasında karışıklığa yol açılmaya çalışılmakta ve tüketicileri yanıltmak amaçlanmaktadır. Böylece, markalar arasında karışıklığa yol açan taraf kendi mal veya hizmetinin satın alınmasını sağlamaktadır. Marka hakkına iltibas yoluyla tecavüz, diğer tecavüz hallerinden daha zor tespit edilen ve daha zor önlenebilen bir durumdur. Bu nedenle, iltibas kavramının açıklığa kavuşturulması ve marka hakkına iltibas yoluyla tecavüzün nasıl gerçekleştirildiğinin ve nasıl tespit edilebileceğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu çalışmanın ana amacı, marka hukukunda iltibas kavramının açıklığa kavuşturulması ve marka hakkına iltibas yoluyla tecavüzün nasıl gerçekleştirildiğinin ve nasıl tespit edileceğinin Yargıtay kararları ve Avrupa Topluluğu Adalet Divanı kararları ışığında belirlenmesidir. Anahtar Kelimeler: Marka, Marka Hukuku, Marka Hakkı, Marka Hakkına Tecavüz, İltibas

Adalet DivanıMarkaMarka hakkı+6
Ekin Özkan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00

Related subjects