Zaman serileri analizi
131 theses under this subject heading
Döviz kuru ile sorunlu krediler ilişkisi: Türkiye örneği
Küresel konjonktürde, sorunlu krediler, banka bilançolarının aktif kalitesinin bir göstergesi olarak ifade edilmektedir. Özellikle, Türkiye gibi, bankacılığın finansal sistemdeki yerinin oldukça önemli olduğu ülkelerde, banka aktiflerinin kalitesinde bozulma meydana gelmesi, finansal piyasaların yanı sıra tüm ekonomiyi etkilemektedir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de son yıllarda kur şoklarıyla yeniden gündeme gelen döviz kurları ile sorunlu krediler ilişkisinin 2005:Q4-2017:Q4 dönemi için ARDL analiz yöntemiyle araştırılmasıdır. Çalışmada, öncelikle kredi ve sorunlu krediler ele alınmış olup, sorunlu kredilerin Türk bankacılık sektöründeki durumu incelenmiştir. İkinci bölümde döviz kuruyla ilgili temel kavramlar, döviz kuru rejimleri ve döviz kurunu etkileyen faktörler üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde, döviz kuru ile sorunlu krediler ilişkisine yönelik teori ve literatür araştırmasına yer verilmiştir. Yapılan literatür araştırmasında, döviz kuru ile sorunlu krediler arasında güçlü bir ilişkinin olduğu anlaşılmıştır. Son bölümde ise çalışmaya ait ampirik bulgulara yer verilmiş olup, ele alınan değişkenler arasındaki ilişki ekonometrik olarak incelenmiştir. Çalışmada analiz yöntemi olarak ARDL sınır testi yaklaşımı kullanılmıştır. ARDL yöntemiyle, değişkenler farklı düzeylerde durağan hale gelseler dahi eşbütünleşme ilişkisi tespit edilebilmektedir. Aynı zamanda, ARDL analizi kapsamında kurulan hata düzeltme modeli, hem kısa dönem hem de uzun dönem için değişkenlerle ilgili bilgi vermektedir. ARDL analiz yönteminin diğer bir özelliği ise az sayıda gözlem içeren serilerle çalışıldığında bile sapmasız ve tutarlı sonuçlar vermesidir. Çalışmanın analiz kısmında, ARDL eş bütünleşme testi kapsamında, öncelikle sınır testi uygulanmış ve çalışmada ele alınan değişkenler arasında eş bütünleşme ilişkisi olduğu belirlenmiştir. Eş bütünleşme ilişkisi tespit edildikten sonra ARDL modeli kurulmuş ve değişkenler arasındaki ilişki uzun ve kısa dönem için analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, hem uzun hem de kısa dönemde, reel efektif döviz kuru artınca, sorunlu kredilerin de arttığı sonucuna ulaşılmıştır.
Türkiye'de döviz kurları ile dış ticaret dengesi arasındaki ilişki
Küreselleşen dünyada, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin kritik düzeyde bir ekonomik sorunu olan dış ticaret açığı ve bu açığa yol açan etmenler çalışmalara konu olmuş ve olmaya devam etmektedir. Bu çalışmanın amacı, reel efektif döviz kuru ile dış ticaret dengesi arasındaki ilişkinin araştırılmasıdır. Bu çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde dış ticaret ile ilgili genel çerçeve ortaya konmaktadır. İkinci bölümde, reel efektif döviz kuru kavramı, teoriler ve etkileri değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde, literatür araştırmasına yer verilmiştir. Dördüncü bölümü ise çalışmanın temel amacı olan ekonometrik uygulama bölümü oluşturmaktadır. Türkiye'de 2003:Q1-2018:Q3 dönemi ele alınmış, durağanlık analizleri yapılmış, kısa ve uzun dönem analizleri için ARDL yönteminden faydalanılmıştır. TÜFE bazlı (2003=100) reel efektif döviz kuru: RDK, ekonomik büyüme: GSYH ve mal dengesi: DA değişkenleri ARDL analiz yöntemine dâhil edilmiştir. Bu analiz sonucuna göre, değişkenler arasında eşbütünleşme ilişkisi olduğu saptanmıştır ve ARDL modeli kurulmuştur, modelin açıklama gücü 0.91 gibi yüksek bir değer çıkmış ve anlamlı bulunmuştur. Uzun dönemde RDK serisi ile DA bağımlı değişkeni arasında anlamlı bir ilişki olsa da kısa dönemde bu ilişki anlamlı bulunamamıştır. DA değişkeni uzun dönemde RDK'den etkilense de kısa dönemde etkilenmemektedir. Ayrıca son olarak modelin kararlılığına bakmak için de CUSUM ve CUSUMSQ grafikleri incelenmiş ve değişkenlere yönelik herhangi bir kırılmanın olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
İnovasyonun ihracat ve büyümeye etkisi: Türkiye örneği
Ülkelerin uluslararası ticarette rekabet edebilmesi için, inovasyon faaliyetlerine ağırlık vermeleri elzem hale gelmiştir. Bu çalışmada, Türkiye' deki inovasyonun ihracata ve reel GSYH' ye olan etkisi araştırılmıştır. Çalışmanın ekonometrik bölümünde 1988-2018 dönemini kapsayan yıllık verileriyle inovasyonun, ihracata ve büyümeye olan etkisi analiz edilmiştir. Değişkenlere sırasıyla birim kök testleri uygulanmış, hepsinin aynı mertebeden durağan olduğu sonucuna varılmıştır. Johansen eşbütünleşme testi uygulanmış, inovasyon değişkeni olarak yurt içi patent başvuruları ve yurt dışı patent başvuruları alınmış ve uzun dönem ilişkisinin varlığı tespit edilmiştir. Elde edilen neticelere göre, yurt içi patent başvurularının ve yurt dışı patent başvurularının ihracata ve büyümeye olan etkisi negatif olduğu sonucuna varılmıştır. Daha sonra EngleGranger eşbütünleşme testi uygulanmış: İnovasyon değişkeni olarak toplam patent başvuruları ve toplam ticari marka başvuruları alınmıştır. Değişkenler arasında herhangi bir ilişki tespit edilememiştir. Analize kontrol değişkenler eklenerek tekrardan Engle- Granger eşbütünleşme testi yapılmıştır. Test sonuçlarında toplam ticari marka başvurularının ihracata ve reel GSYH' ye etkisinin ise pozitif yönde olduğu tespit edilmiştir.
Borsa İstanbul'da (BIST) hisse senedi fiyatlarının spektral analizi
Bu tez çalışmasında Borsa İstanbul'un (BIST) Spektral Analiz Tekniği ile analizi yapılmıştır. Birinci bölümde, tasarruf ve yatırım ilişkileri, menkul kıymetler, borsalar ve spektral analizle ilgili temel kavramlar açıklanmıştır. İkinci bölümde ise, zaman serileri ve spektral analiz teorik olarak anlatılmıştır. Spektral analiz tekniğinin, günlük hayatta yaşanan belli bir döngüye sahip olaylar için yeni ve farklı bir gösterim ve analiz tekniği sunmasından ötürü, oldukça karmaşık matematiksel eşitliklerin anlaşılabilirliğini sağlamak için konu ayrıntıları ile anlatılmıştır. Üçüncü bölümde, Borsa İstanbul'un verileri, spektral analiz tekniği ile analiz edilmiştir. Yaklaşık 30 yıllık bir geçmişe sahip İstanbul Borsası'nın geçen bu süre içinde farklı faktörlerin etkisinde olması nedeniyle, uygulamanın yapılması kolay olmamıştır. Zaman serileri dolayısıyla da spektral analiz tekniği, ekonomik döngüleri trend, konjonktür, mevsimsel olarak adlandırılan değişik zaman süresindeki periyodik bölümlere ayırmaktadır. Türkiye'de bu 30 yıl süre içerisinde ekonomik sistem değişime uğramış, Serbest Piyasa Ekonomisi daha belirginleşmiştir. Çalışmada, bu süreçlerin İstanbul Borsası'nın yapısı üzerindeki etkileri incelenmiştir. Sonuç bölümünde ise, çalışmanın sonuçları değerlendirilmiştir. Spektral analiz tekniğinin Borsa İstanbul'a uygulanabilirliği sağlanmış ve periyodik bileşenler tespit edilmiş, özellikle rassal dalgalanma olarak görülen pek çok olayın alsında bir döngüsel olaydan oluştuğu tespit edilmiştir. Borsa İstanbul'un spektral analiz grafiği, gelişmiş ülke borsaları üzerine yapılan çalışmalar ile karşılaştırılmıştır. Ayrıca, spektral analiz yönteminin Türkiye'de gelişebilmesi için, nelerin yapılması gerektiği belirtilmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: BİST 100, Borsa İstanbul, Ulusal 100 Endeksi, Zaman Serileri, Spektral Analiz, Fourier Dönüşümü
Doğrusal ve doğrusal olmayan zaman serileri analizinin seçilmiş bazı makroekonomik değişkenler üzerine uygulaması
Günümüzde iktisadi değişkenlerin seyrinin belirlenmesi ve ileriye yönelik gösterecekleri değişimin yönü, karar alıcılar ve politika belirleyicileri için oldukça önem kazanmıştır. Oluşturulacak hedeflerin veya planlamalarının öngörüsünde doğruluk ve tutarlılık gerekmektedir. Son dönemde kullanımı yaygınlaşan Yapay Sinir Ağları ve Yapay sinir ağlarına dayalı hibrit modelleme teknikleri, bu anlamda başarılı bir analiz aracı olarak karşımıza çıkmaktadır. Geleneksel zaman serisi modelleri, otoregresif koşullu değişen varyans modelleri, Markov rejim değişimi modelleri, eşik ve geçiş modelleri tek başına değişkenlerin öngörülmesinde hibrit yapılara göre yetersiz kalmaktadır. Bu doğrultuda tezde ispatlanmak istenen hipotez, "makroekonomik değişkenlerin öngörülmesinde hibrit tekniklerin en güvenilir ve tutarlı sonuçlar üreteceği" yönünde olmuştur. Bu tez çalışmasında, Türkiye ekonomisinin zaman serilerinin farklı özelliklerini içeren 7 makroekonomik değişkeni analiz edilmiştir. Çalışma dönemi 01/01/1997-31/10/2020 için ele alınmış ve tahminler gerçekleştirilmiştir. 01/01/2020-31/10/2020 dönemi için gerçekleştirilen öngörü değerleri gerçek seri değerleri ile karşılaştırılmıştır. Çalışma üç ana başlıkta ele alınmıştır. İlk bölümde zaman serilerinin özellikleri ve yapay sinir ağı teorisinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde yukarıdan bahsedilen modellere ilişkin teorik yapılar ele alınmıştır. Son bölümde de BIST 100 Endeks getirisi, işsizlik oranı, enflasyon, reel para arzı, reel efektif döviz kuru, ihracat ve net dış borç stoku değişkenleri için gerekli tahminler ve karşılaştırmalar yapılmıştır. Çalışmada ele alınan tüm seriler için hibrit model sonuçları; serinin yapısına bağlı gerçekleştirilen model tahminleri ve yapay sinir ağına dayalı model sonuçlarından daha başarılı olmuş olup gerçeğe en yakın değerleri elde etmiştir. Bu anlamda, karar vericiler için yapay sinir ağlarına dayalı hibrit modellerin makroekonomik değişkenlerin öngörü performansını arttırabilecek şekilde kullanılabileceği belirlenmiştir.
Enerji ithalatının ödemeler bilançosu dengesine etkisi: Türkiye örneği
Ekonomik gelişmişliğin en önemli göstergesi üretimdir. Ülkeler için büyük önem taşıyan üretimin en önemli girdisi ise, enerjidir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde büyüme oranlarındaki artışlar enerji ihtiyacının artmasına neden olmaktadır. Dünya enerji ihtiyacının büyük bir kısmını petrol ve doğalgaz gibi fosil kaynaklardan karşılanmaktadır. Bu enerji kaynakları yeryüzünde düzensiz bir dağılıma sahiptir. Türkiye gibi enerji kaynakları bakımından yetersiz olan ülkeler, enerji ihtiyaçlarının büyük bir kısmını ithal ederek karşılamaktadırlar. Enerjide dışa bağımlı olan bu ülkelerin yüksek enerji ithalatı, cari açık vermesine neden olmaktadır. Çalışmada, Türkiye'nin enerji ithalatı ile ödemeler bilançosu dengesi arasındaki ilişki, zaman serisi analiz yöntemleriyle incelenmiştir. Analizlerde, cari işlemler dengesi bağımlı değişkeni, petrol ve doğalgaz ithalat miktarı, sanayi üretim endeksi, GSYH ve reel efektif döviz kuru bağımsız değişkenlerine ait 2007Q1-2021Q3 dönemi çeyreklik veriler kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, doğalgaz ve petrol ithalat miktarı ile sanayi üretim endeksi değişkenlerinin cari işlemler dengesini olumsuz etkilediği saptanmıştır. Türkiye'nin enerji ithalatının azaltılması, yenilenebilir enerji kaynakları ve mevcut enerji üretim tesisleri ile dağıtım kanallarının iyileştirilmesi ve geliştirilmesi cari açığı azaltacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Enerji İthalatı, Ödemeler Bilançosu Dengesi, Zaman Serisi Analizi
Enflasyon ve temel makroekonomik göstergeler arasındaki ilişki: G7 ülkeleri ile Türkiye arasında bir karşılaştırma
Enflasyon kavramı toplumun geneli tarafından kimi zaman doğru, kimi zaman yanlış olarak fakat her zaman olumsuz anlamda kullanılan bir kavramdır. İktisat biliminde fiyatlar genel seviyesinin sürekli artışı olarak tanımlanan enflasyon, yüksek oranlarda seyrettiği durumlarda ekonomi için zararlı bir olgudur. Fiyatlar genel seviyesinde, ekonomik aktörlerin kararlarını etkilemeyecek düzeyde yaşanan yükselişler ise ılımlı enflasyon olarak tanımlanır ve bu durumda fiyat istikrarının sağlandığı kabul edilir. Çift rakamlı enflasyon oranlarının yüksek enflasyon olarak kabul edildiği günümüzde, yüksek enflasyonun pek çok ekonomik göstergeyi olumsuz yönde etkilediği görülmektedir. Bu anlamda, bu çalışmanın amacı enflasyonun temel makroekonomik göstergeler ile olan ilişkisinin ortaya konmasıdır. Bu çalışmada gelişmiş ülkeler olarak kabul gören G7 ülkeleri ve gelişmekte olan bir ülke olan Türkiye için 1991-2019 arası döneme ait yıllık veriler alınarak enflasyonun ekonomik büyüme, işsizlik, dışa açıklık ve doğrudan yabancı yatırımlar ile olan ilişkisi araştırılmıştır. Enflasyonun söz konusu temel makroekonomik göstergeler ile olan ilişkisinin ortaya konması adına dört farklı model kurulmuştur. Bu amaçla G7 ülkelerine ait seriler ele alınarak bu ülke grubu için panel veri analizi yapılmıştır. Türkiye'ye ait seriler ele alınarak zaman serisi analizi yapılmıştır. Panel veri analizinde enflasyonun ekonomik büyüme ve işsizlik ile anlamlı bir ilişkisinin olmadığı, dışa açıklıktan negatif yönde etkilendiği ve doğrudan yabancı yatırımları negatif yönde etkilediği sonuçları elde edilmiştir. Türkiye için yapılan zaman serisi analizinde ise enflasyonun ekonomik büyüme, işsizlik ve doğrudan yabancı yatırımları negatif yönde etkilediği, dışa açıklıktan ise pozitif yönde etkilendiği sonucu elde edilmiştir.
Türkiye ekonomisinde cari işlemler dengesi ve büyümenin karşılıklı etkileşimi (Zaman serisi analizi)
Türkiye ve Türkiye gibi birçok gelişmekte olan ülkelerde, son yıllarda, iktisat literatüründe cari denge ve ekonomik büyüme konuları arasındaki ilişki birçok araştırmacı tarafından çalışma konusu olmuştur. Bu konunun bu kadar önemsenmesinin en büyük sebebi, Türkiye ve Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin ekonomik büyümeye önem vererek ihracat oranlarını artırmak istemesi fakat ihracat yapılırken hammadde temini ve üretim yapılması için gereken ürünlerin ithalat yoluyla sağlanmasının cari dengede olumsuz etki yapıp yapmadığının araştırılmasıdır. Yapılan analiz ve araştırmaların bir bölümünde, cari denge ve büyüme değişkenlerinin birbirleriyle etkileşimleri ve etkileşimlerin hangi yönde oldukları cevaplanmaya çalışılmıştır. Benzer şekilde, cari açıklar için yapılan diğer çalışmalarda, cari açığın sürdürülebilirliği konusu araştırmacılar tarafından yoğun şekilde analiz yapılsa da bu konuda kesin bir sonuca ulaşılamamıştır. Bazı yüksek cari açık veren ülkelerde "sürdürülebilir cari açık" bulunurken, bazı düşük cari açık veren ülkelerde "sürdürülemez cari açık" sonuçları ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada ise, Türkiye için cari açık ve milli gelir arasındaki ilişkiyi açıklamak amacıyla zaman serisi analizi kullanılarak 1998Q1-2021Q2 dönemleri için VAR analizi ve Gramer nedensellik testi uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, cari işlemler açığından milli gelire doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi bulunmaktadır. Sonuç olarak bizim analiz sonuçlarımıza göre, Türkiye ekonomisi cari açık vererek büyümeyi sağlayabilmektedir.
Vadeli işlem piyasaları ve spot piyasalar arasındaki volatilite yayılımı: Gelişmekte olan ülkeler örneği
Bu çalışmanın amacı Türkiye ve gelişmekte olan ülkelerin (Yunanistan, Hindistan, Güney Afrika, Polonya, Brezilya, Çin, Güney Kore, Malezya, Meksika) vadeli işlem piyasaları ile spot piyasaları arasındaki volatilite yayılımını incelemek üzere çeşitli ekonometrik modeller kurmaktır. Bu bağlamda Türkiye için Borsa İstanbul'da işlem gören spot ve vadeli BİST 30 endeksi ve diğer gelişmekte olan ülkeler için de ülkelerin spot ve vadeli işlem endeksleri 2012-2021 dönemlerine ait günlük veriler kullanılarak vadeli işlem piyasaları ile spot piyasaların getiri volatilitelerini açıklayan uygun modeller her ülke için ayrı ayrı kurulmuş ve bununla birlikte spot ve vadeli işlem piyasalarındaki volatilite ilişkilerin yönü tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada öncelikli olarak spot ve vadeli işlem endeksleri için birim kök testleri yapılmıştır. Bunu takiben zaman serisi analizi olan ARCH LM testine ve sonrasında GARCH ve EGARCH modellerine başvurulmuştur. GARCH modellerinde volatiliteye etki eden şoklar kalıcı bir etki oluşturmamış olup endekste meydana gelebilecek bir şokun endeksi uzun vadede etkilemediği ve kısa vadede ortadan kalktığı, EGARCH modellerinde ise negatif şokların pozitif şoklardan daha fazla etki ettiği görülmüştür. Her ülke için uygun volatilite modelleri seçildikten sonra, ülkelerin vadeli ve spot piyasa getiri volatiliteleri aralarında ilişki nedensellik testi ile yapılmıştır. Analizden elde edilen bulgular incelendiğinde, çalışmada yer alan tüm ülkeler için vadeli ve spot piyasa arasında çift yönlü volatilite ilişkisinin varlığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, bu çalışmada Türkiye ve örneklem içinde yer alan gelişmekte olan ülkelerin vadeli işlem piyasaları ile spot piyasalar arasındaki getiri volatilitesi günlük veriler kullanılarak ampirik olarak sınanmıştır. Bu analiz, vadeli piyasalarla ilgili hipotezlerin doğruluğunu test etmek ve ileriye dönük düzenlemelerde yardımcı olmak için yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar, vadeli işlem piyasalarının spot piyasalarla arasındaki ilişkiyi anlamak için önemli bir araç olarak kullanılabileceğini göstermektedir.
Monitoring of land surface subsidence in Zonguldak coal mining field in the northern Turkey using multi temporal sar interferometry
This thesis examines the availability of finding out the ground surface deformation which occur in long time period with slow displacements by using multi temporal satellite SAR images. A case study is applied on Zonguldak underground coal mine areas using two techniques as Persistent Scatterers Interferometry (PSI) and Small Baseline (SB). The results of these techniques are compared and discussed.In Turkey Zonguldak and Bartın provinces are the only mining area that underground hardcoal mine is produced. This mine has a national economy vauable especially for at iron-steel industry and energy production. Mining activities have been started in the mid-19th. Century and is still active at five regions under Turkish Coal Enterprises (Türkiye Taşkömürü Kurumu - TTK) auditing. These mining are namely Kozlu, Karadon, Üzülmez and Armutçuk which are located in Zonguldak province, and Amasra mine region which is located in Bartın province.In this region mining has been continued more than 150 years and during this period approximately 400 million ton hardcoal is produced. Constant and dense production of coal mine caused subsidence at the surface of mine region. However, settlements and environment are suffered due to mining where urbanization is located on. This situation effected negatively human life as life losses. It also effected people economically as many buildings became useless and people lost their properties.Furthermore, in this region many landslide hazard is happening and also sinkholes occur resulting from having karstic properties at the geological structure. Additionally these mining activities trigger the natural hazards and increase the vulnerability. In last years the amount of coal mine production has been decreased and due to this fact government aimed to increase the production. New reserve survey was complited up to -1200 m from the surface by TTK. An amount of 1.3 billion tone reserve of coal was disclosured by the end of 2011.In this study coal mines in Zonguldak city as Kozlu, Karadon and Üzülmez regions are chosen as study area to investigate the deformation which occured in long time period. Kozlu mining is the first mining area and also is the only mine where production is continued under sea. Coal production is processed at different levels under the surface in these three mines. Production is continued under surface level as -630 m, -540 m and -250 m deep in Kozlu, Karadon and Üzülmez respectively.The investigation is concerned on the behalf of to address these facts:a) Residential areas are under a significant danger because of constant surface subsidenceb) Long term subsidence phenomena has not been monitored before. Previous techniques are used for short terms and have not been used for all mining areas. It is aimed to find out the deformation which occur both in urban and rural areas.c) InSAR technique gives a golden opportunity to monitor deformation which happend in long time period and also provide analysis of evolution of displacement in time.For these purposes 33 C-band satellite SAR images of ERS-1 and ERS-2 are acquired between 1993 and 2001 years. Also C-band 29 descending ENVISAT images are acquired between 2003 and 2010, and 17 ascending ENVISAT images are gathered between 2004 and 2010. Moreover, 23 L-band ALOS/PALSAR SAR images are acquired for the long term InSAR analyses between 2007 and 2010. PSI and SB approaches are applied for all these four dataset.PSI and SB approaches are applied for all these four dataset. For the PSI approach in each data set one image is chosen as master and interferograms are computed with this master image. For the SB processes all images are matched each other to compute interferograms. In SB applications InSAR pairs are computed with a threshold of temporal and geometrical baselines. Deformations are determined as mm/year. As an result it is find out that subsidence pattern at Kozlu is monitored with all ERS, ENVISAT and PALSAR processes. Results have consistency with previous DInSAR results. In the results of ERS and ENVISAT deformation is more clear at urbanized part of Kozlu city over the mine. Also at Karadon and Üzülmez deformation is identified with less dense pattern. PALSAR results gave dense deformation pattern both at urbanized Kozlu and at rural Karadon and Üzülmez. PSI results identified more points than SB results in all applications. Higher deformation is monitored in SB results at rural areas.In this study surface subsidence caused by underground hardcoal mining at Zonguldak region is investigated. For this intention multi-temporal and multi-track satellite SAR images are acquired. The evolution of subsidence phenomena for 17 years is revealed with InSAR method. Beside subsidece and potential subsidence areas which were identified by TTK new areas where deformation is monitored are found out. It is obvious that this region requires continuous monitoring. In conclusion, a footer information was prepared which can be useful for further risk analyses researches.Key words: InSAR, surface subsidence, multi temporal SAR, time series, coal mining
Türkiye ithalatının Ridge regresyonla analizi
Yanlı tahmin yöntemlerinden Ridge Regresyon ve Temel Bileşenler Regresyon; yansız tahmin yöntemlerinden En Küçük Kareler metodu ve zaman serileri analizi yöntemleri elimizdeki ekonometrik modele uygulanmıştır. Elde edilen sonuçların güvenilirliğini anlamak için sonuçlar birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Veri kümesinden, öncelikle En küçük kareler yöntemi ile bir model elde edilmiştir. Uygulama sırasında, çoklu bağlantı problemi olduğu saptanmıştır. Veri kümesinin çoklu bağlantı problemi olduğundan, ridge regresyon analizi uygulanmıştır. Elde edilen model ile en küçük kareler yöntemiyle elde edilen modeller karşılaştırılmıştır. Daha sonra aynı veri kümesi için zaman serisi analizi ve temel bileşenler regresyon analizi yapılmıştır. Ridge regresyon analizi sonucunda elde edilen sonuçlar ile temel bileşenler regresyon analizi sonuçlarının birbirleriyle paralellik gösterdiği görülmüştür. Ridge regresyon analizi sonuçları ve diğer analizlerden elde edilen sonuçlar birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Ridge regresyon analizi sonuçlarının iktisat teorisini desteklediği görülmüştür. Sonuç olarak elde edilen analizler sonucunda nispi fiyatın, ithalatı önemli miktarda etkilemediği görülmüştür. Bu uygulamalar için, Excel 2003, SPSS 11.5, Eviews 5 ve NCSS 2007 kullanılmıştır. Eldeki veri seti için uygulanan ridge regresyon analizinin sonucunda ithalatın, nispi fiyattan çok etkilenmediği görülmüştür. Aynı zamanda temel bileşenler regresyon analizi sonuçlarıyla da benzerlik gösterdiği ve dolayısıyla sonuçlarına güvenilebileceği şeklinde yorumlanmıştır. Anahtar kelimeler: Ridge regresyon, çoklu bağlantı, en küçük kareler yöntemi, doğrusal regresyon, doğrusal olmayan regresyon, zaman serileri, temel bileşenler regresyon
Zaman serisi analizi yöntemi üzerine bir uygulama
Tek boyutlu zaman serisi yöntemi kullanılarak bir sistemin dinamiği hakkında bilgi edinilmesi tekniği gözden geçirilmiştir. Bu amaçla, anestezi altında solunum yapan bir farenin trakesel hava akışının pnömokardiyografi ile kaydedilmiş olan zaman serisi verisi kullanılmıştır.Çalışmada ilk olarak bazı temel kavramlar özetlenmiştir. Ardından çözümlemede kullanılan algoritmaların temelindeki yöntemler anlatılmıştır. Daha sonra, faz uzayının yeniden yapılandırılması için gereken yerleştirme parametreleri belirlenmiştir. Yerleştirme gecikmesinin hesaplanmasında otokorelasyon fonksiyonu ve karşılıklı bilgi yöntemi kullanılmıştır. Yerleştirme boyutunun hesaplanmasında ise sahte en yakın komşu yöntemi kullanılmıştır. Bu parametrelerle yapılandırılan yerleştirme uzayında sistemi temsil eden çeker çizdirilmiştir. Çeker için yapılan boyut hesaplamalarında kesirli sayı elde edilmiş olup, çekerin fraktal geometrili olduğu bulunmuştur. Son olarak, Liapunov üstelleri incelenmiş ve sistemde kaosun varlığına işaret eden pozitif üstel varlığına rastlanmıştır. Sayısal sonuçların ve grafiklerin elde edilmesinde Dataplore, Nonlinear Dynamics Toolbox (NDT), Visual Recurrence Analysis (VRA) ve FD3 adlı dört ayrı yazılımdan yararlanılmıştır.
İktisadi büyüme yönüyle turizm sektörünün ekonomik etkileri ve fayda artırıcı politikalar
Dünya ekonomilerindeki büyüme hızının artması, ulaşım ve iletişimdeki gelişmelerle birlikte turizm sektörünün dünyada diğer sektörlere paralel olarak geliştiği görülmektedir. Ekonomilerin hızlı gelişimi ve turizm sektörünün büyüme hızının artması, ülke ekonomileri için yeni politikalar oluşturma zorunluluğunu ortaya koymuştur. Türkiye'de de 1980 yılında serbest piyasa ekonomisine geçilmesiyle turizm sektörü, Türkiye ekonomisinin gelişmesi açısından en önemli sektörlerden biri haline gelmiştir. Turizm sektörü, ülkelerin ekonomik kriz dönemlerinde döviz girişi sağlayarak dış ticaret açıklarının kapatılmasında ve/veya azaltılmasında önemli bir rol oynamaktadır. Benzer şekilde istihdamın artırılmasında, ödemeler dengesideki cari açığın kapatılmasındada etkili olmaktadır. Bu nedenle, turizmden elde edilen gelirlerin ekonomiye olan katkılarının artırılabilmesi için ulusal bir turizm politikası izlenmesi gerekmektedir. Bu politikaya paralel olarak ülkemize gelen turistlerin değişen ihtiyaç ve isteklerini dikkate almak ve kaliteden ödün vermeden alternatif turizm faaliyetlerini geliştirmek gerekmektedir. Bu çalışmada turizmin büyümedeki rolü, tarihsel süreç içerisindeki seyri, turizmin ekonomiye katkıları, ekonomi üzerindeki etkileri ve mevcut sorunlara yönelik öneriler ortaya konmuştur. Yapılan zaman serisi analizinde 2002-2014 yıllarına ilişkin turizm gelirleri, gayri safi yurtiçi hasıla ve dış ticaret açığı verileri kullanılarak aralarındaki ilişki test edilmiştir. Çalışma için kurulan modelde, bağımlı ve bağımsız değişkenlere ilişkin kat sayılar elde edilip, Granger Nedensellik Testi ile aralarındaki nedensellik ilişkisi ortaya konmuştur. Anahtar kelimeler: Turizm ekonomisi, Gayri safi yurtiçi hasıla, İktisadi büyüme, Zaman serisi analizi
Türkiye'de uygulanan ekonomi politikalarının hizmet sektörüne etkisi: 2000-2014
Türkiye'de ve dünyada uygulanan ekonomi politikaları incelendiğinde GSYH'yı etkilediği gözlemlenmiştir. Hizmet sektörünün alt sektörü de uygulanan ekonomi politikalarından doğrudan etkilenir. Özelde Türkiye ekonomisi genelde ise dünya ekonomisi incelendiğinde hizmet sektörünün GSYH'deki payı sürekli olarak artış göstermiştir. Gelişen ekonomi ile uygulanan ekonomi politikaları yıllar içerisinde değişiklik göstermiştir. Bu değişiklikler sonucunda tarım sektörünün GSYH içerisinden aldığı pay azalırken, sanayi sektörünün GSYH'deki payında önemli değişiklik olmamıştır. Ancak hizmet sektörünün aldığı pay artmıştır. Bu artış hizmet sektörünün alt sektörlerinden olan eğitim, sağlık ve turizm sektörlerinde de yaşanmıştır. Ülke gelişmişlik düzeyinin artması için ise ekonomik istikrar ile birlikte alt sektörlere yapılan harcamalar daha titiz yapılmalıdır. Bu çalışmada hizmet sektörünün ve alt sektörlerinin gelişimi, ekonomiye etkileri, sorunların çözümüne ait öneriler ortaya konulmuştur. Yapılan zaman serisi analizinde 2000-2014 dönemi Türkiye'de uygulanan ekonomi politikalarının hizmet sektörü ve hizmet sektörünün alt sektörlerinden olan eğitim, sağlık ve turizm sektörü üzerindeki etkisi zaman serisi yöntemi ile analiz edilmiş olup özellikle Turizm yatırımlarındaki artış GSYH üzerinde doğrudan ve pozitif etkisi olduğu gözlenmiştir.
Turizm ve ekonomik gelişme:Türkiye ekonomisi üzerine bir uygulama
Günümüzde dünya nüfusunun belirli bir kısmı iç dünyalarını zenginleştirmek için doğal ve kültürel çevre içinde yaşama amacı ile ülke içi ya da ülkeler arası seyahat etmektedirler Turizm birçok aktivite ve bölümü bünyesinde barındıran çok boyutlu bir endüstridir Dünya Turizm ve Seyahat Konseyi ( WTTO ) verilerine göre 2012 yılında turizm sektörünün küresel GSYİH' ya doğrudan katkısı 2 trilyon dolar olup küresel istihdama katkısı ise doğrudan ve dolaylı 265 milyon kişi olmuştur. Türkiye turizm sektörü ise 2014 verileri ile yıllık 38 milyon ziyaretçi ve 35 milyar dolar turizm geliri beklemektedir ve dünyada 6. sıraya yerleşmiş bulunmaktadır. Turizm sektörü sürdürülebilirlik ilkelerinin benimsenmemesi halinde nüfusu hızla artan ve doğal kaynakları hızla tükenen ve kirlenen dünyamızda, iklim değişikliğinden en olumsuz etkilenecek sektörlerdendir. Ülkemizin de dahil olduğu Akdeniz çanağı çevresinde yer alan ülkeler gelişmiş ülkelere göre daha olumsuz etkilenecektir. Turizm sektörünün her yıl % 3-4 büyüyeceği dikkate alınırsa bu büyümenin sürdürülebilir olması önem kazanmaktadır. Bu çalışmada Türkiye'de turizm sektörünün ekonomik büyüklükleri 1969-2012 dönemi için ele alınarak, sektörün GSMH ve istihdam içerisindeki yeri ve önemi anlatılmış, zaman serisi analiz yöntemi kullanılarak turizm gelirlerinin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Turizm sektörü, ekonomik büyüme, hollanda hastalığı, zaman serisi analizi
The econometric analysis of seasonal time series: Applications on some macroeconomic variables
In this paper, it has been mainly aimed to treat the scope of the seasonality - which is an important component of time series - in all its bearings by making analyses on some macroeconomic time series (such as inflation, growth, unemployment, consumption, gdp, exports etc.) to evaluate the structural properties of these series under seasonality. The conducted analyses include Seasonal Autoregressive Integrated Moving Average (SARIMA) modelling, seasonal integration tests based on the study of Ilmakunnas (1990), seasonal unit root tests for quarterly and monthly data under the various auxiliary regression models, deterministic and stochastic seasonality tests and seasonal cointegration. The analyses of seasonal unit roots have been conducted fundamentally with the most popular approach developed by Hylleberg, Engle, Granger and Yoo called HEGY apart from the OCSB, DHF tests. There are some important implications of the results obtained for these applications: firstly, if a series has unit roots at which frequencies, filters corresponding to those frequencies should be applied to the series in interest in order to make it stationary. On the other hand, monthly HEGY seasonal unit root applications have revealed that even though the data are available on monthly basis, they may not include any seasonal unit roots at seasonal frequencies. In addition, it is not certain to say that all Turkish macroeconomic series display only one type of seasonal behaviour. Thus, they can have both a deterministic and stochastic structure. Keywords: HEGY procedure, seasonal unit roots, deterministic-stochastic seasonality, seasonal integration, seasonal cointegration
Effect of healh tourism on economic growth in Turkey: 2003-2016 period
Health tourism is one of the travels people have started to go to various parts of the world. In other words, people temporarily stay in another country for the implementation of various health-care and developmental treatments outside their country. Health tourism is a sector in which human labor is intensively performed. Growth of the health tourism industry in developing countries like Turkey is an opportunity to increase national income. Indeed, in a country where human capital exists, with an important employment provider with in the service sector, The development of health tourism provides the great opportunity fore conomic growth through foreign exchange in flows to the country's economy. Every year, when about 600 million health tourist seven visit from cross continental countries to get health care around the world and consequently a profit volume of over 100 billion dollars were considered, health tourism gives us a significant amount of information about the size with in the service sector. In this study, it is aimed to examine effects of healh tourism on economic growh in Turkey between 2003-2016 period. Time series analysis method was used in this study. Eviews 9.0 program was utilized for analysis. Firstly, time path and correlations graphs of the variables were drawn. Then, ADF and PP unit root test was applied. As a result of ensuring stabilitiy, Maki cointegration test was applied to investigate the long-term relationship. The Toda- Yamamota and Hacker Hatemi-J Boostrap causality tests were conducted to determine the direction of the causation. As a result, according to the econometric analyzes, effects of healh tourism on economic growth were supported. Similarly, contributions of tourism incomes on economic growh have been seen. Keywords: Health Tourism, Economic Growth, Gross Demestic Product, Time Series Analysis
Havacılık sektöründe bir talep tahmini ve filo atama çalışması
Küresel hava yolu endüstrisinin dünya ekonomisinde büyük bir önemi bulunmakta, her yıl milyonlarca insanın hayatında belirleyici bir rol oynamaktadır. Havacılık sektörü turizm ve sanayi sektörleriyle yoğun olarak iş birliği içinde olması sebebiyle diğer sektörlere kıyasla ekonomik değişimlerden ve uluslararası gelişmelerden daha kolay etkilenmektedir. 2020 yılında küresel salgın olarak ilan edilen Koronavirüs Hastalığı, önceki krizleri ardında bırakarak havacılık endüstrisine büyük bir şok yaşatmıştır. Ülke bazında uygulanan seyahat kısıtlamaları ve yolcu talebindeki benzeri görülmemiş düşüş, çoğu hava yolu şirketinin faaliyetlerini durdurmaya yol açmış, bazı hava yolu şirketlerini ise iflas noktasına sürüklemiştir. Sektör hızla toparlanmaktadır ancak henüz 2019 yılı seviyelerine dönülememiştir. Böyle hassas bir endüstride olası bir kriz dönemi ve kriz dönemi sonrası toparlanma sürecinin iyi bir planlama süreci ile yürütülmesi gerektiği ortadadır. Bu tez çalışması ile kriz dönemi ve kriz dönemi sonrası hava yolu operasyonlarının planlanması için hava yolu yöneticilerine yardımcı olacak bir karar destek sisteminin oluşturulması amaçlanmıştır. Önerilen karar destek sisteminde hava yolu planlama süreçlerinin tüm adımlarında yer alan ve süreci belirleyen yolcu sayılarının tahmin edilmesi ve tahminlenen döneme göre filo atama probleminin çözülmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda Uzun Kısa Süreli Bellek (LSTM) ve Box-Jenkins yöntemi olan SARIMA modeli ile yolcu sayıları tahmin edilmiştir. Kullanılan veri setinde daha iyi performans gösteren Box-Jenkins yöntemi ile örneklem dışı öngörü yapılmıştır. Ardından, elde edilen öngörüler girdi olarak kullanılarak günlük hava yolu kazancını enbüyükleyen filo ataması matematiksel modeli geliştirilmiştir. Modelleme sonucunda haftalık uçuş-filo çizelgeleri ve hava yolu kazancı elde edilmiştir. İncelenen uçuş firmasının analiz periyodu boyunca yaptığı gerçek filo atama sonuçları ile önerilen karar destek sisteminden elde edilen filo atama sonuçları kazanç kriteri açısından karşılaştırılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, önerilen karar destek sisteminin yolcu sayısı tahminlemede ve filo ataması problemini çözümünde etkin olduğu ortaya konulmuştur.
Teorik ve ampirik kanıtlarla Türkiye'de savunma harcamaları - ekonomik büyüme ilişkisi
Soğuk Savaşın bitmesi ardından 11 Eylül terörist saldırıları dünyanın birçok bölgesinde başta etnik, dini ve milliyetçi çatışmalar yaşanmasına neden olmuştur. Türkiye'nin jeopolitik ve jeostratejik konumu, zengin enerji kaynaklara sahip olması, Ortadoğu'ya yakın olması ve doğu-batı arasında köprü vazifesi görmesi nedeniyle tarih boyunca küresel güçlerin ilgi odağında olmuştur. Bu bağlamda Türkiye, iç ve dış tehdit, terör saldırılarından doğrudan veya dolaylı olarak etkilenmektedir. Türkiye, terör saldırıları karşısında devletin bağımsızlığı ve bütünlüğü korumak için mili gelirden önemli bir payı savunma harcamalarına ayırmaktadır. Milli gelirden savunma harcamaları için bir pay ayrılması ekonomi üzerinde farklı etkilere neden olmaktadır. Savunma harcamaları ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki birçok araştırmacının dikkatini çekmiş olup, konuya çeşitli tekniklerle yaklaşan önemli sayıda çalışma bulunmaktadır. Ancak savunma harcamaların ekonomik büyümeyi, verimliliği ve diğer makroekonomik göstergeleri tetikleyip tetiklemediği konusunda bilim adamları arasında bir fikir birliği yoktur. Bu çalışmanın amacı, 1990-2021 yılları arasında Türkiye'de savunma harcamalarının ekonomik büyüme üzerindeki olası etkilerini Barro'nun (1990) modelini kullanarak incelemektir. Araştırmada değişkenler arasındaki eşbütünleşme ilişkisini test etmek için gecikmesi dağıtılmış otoregresif (ARDL) ve Bayer- Hanck (2013) yöntemleri kullanılmıştır. Ardından ARDL ve dinamik sıradan en küçük kareler (DOLS) modeline dayalı uzun dönem katsayı tahmini yapılmıştır. Çalışma sonucunda savunma harcamalarının büyüme üzerinde negatif yönde etkili olduğu tespit edilmiştir. Nüfus, beşerî sermaye ve brüt sabit sermaye yatırımları ile büyüme arasında ise pozitif bir ilişki bulunmuştur. Sonuç olarak, Türkiye'de 1990-2021 dönemleri arasında Askerî Keynesyen yaklaşımının yerine Neo-Klasik yaklaşımının geçerli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Barro (1990) Modeli, Ekonomik Büyüme, Savunma Harcamaları, Zaman Serisi
Eğitim harcamalarının ekonomik büyüme üzerindeki etkisi (Türkiye örneği)
Ülkeler arasında ekonomik büyüme ilgili karşılaştırmalar yapılırken birçok farklı kriter kullanılmaktadır. Bu kriterler parasal ölçeğe dayalı unsurlar olabileceği gibi sosyal alanda özellikle beşeri sermayeye ilişkin kriterler de olabilmektedir. Sosyal sermaye içinde ise en önemli etken eğitim harcamalarının aldığı paydır. Bu nedenle eğitim harcamaları emek verimliliği üzerinde oluşacak etkinin temel yapısını oluşturmaktadır. Eğitim harcamalarının ekonomik büyüme içindeki payının nasıl şekillendiği ve etkisinin nasıl olacağının belirlenmesi bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Bu çalışmada, eğitim harcamaları ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin açıklanması için Zaman Serileri Analizi kapsamında Vektör Otoregresif (VAR) Model oluşturulmuş, Türkiye'nin 1997-2017 yılları arasına ait 21 yıllık verileri kullanılmıştır. Gayri Safi Yurtiçi Hasıla, Eğitim Harcamaları, Okullaşma Oranı, Eğitim Endeksi, Araştırma ve Geliştirme Harcamalarının Gayri Safi Yurtiçi Hasıla İçindeki Payı, Kamu Harcamalarının Gayri Safi Yurtiçi Hasıla İçindeki Payı, Eğitim Harcamalarının Gayri Safi Yurtiçi Hasıla İçindeki Payı değişkenlerinden yararlanılmıştır. Analiz sonucunda GSYH değişkeni ile eğitim harcamları değişkeni arasındaki ilişkinin anlamlı olduğu yani eğitim harcamalarındaki değişimlerin ekonomik büyümenin nedeni olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Türkiye'de intihar üzerinde etkili olan sosyoekonomik faktörler: Bir zaman serisi analizi
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre intihar, gelişmiş ülkelerde ilk on ölüm nedeni arasında yer almaktadır. Uluslararası istatistikler incelendiğinde, ülkeden ülkeye değişmekle birlikte intihar oranının dünya genelinde bir artış eğiliminde olduğu görülmektedir. İstatistiklere bakıldığında, Türkiye'de intihar edenlerin sayısının zaman içinde arttığı görülmektedir. Bununla birlikte, kaba intihar hızı açısından diğer ülkelerle karşılaştırıldığında, Türkiye'nin intihar hızı düşük ülkeler arasında yer aldığı söylenebilir. Ülkelerin kültürleri, dini inançları, gelenekleri, refah düzeyleri ve toplumsal yapılarının intihar eğilimleri üzerinde etkili olabildiği genel kabul görmekle birlikte intihar vakalarının dünya genelinde artış göstermesi ve intiharın epidemiyolojik yapısı intihar konusuna bir halk sağlığı sorunu olarak yaklaşılmasının ve bireyleri intihara götüren faktörlerin belirlenmesinin acil ve etkili çözümler üretilmesi açısından önemini ortaya koymaktadır. Bu çalışmanın amacı, çeşitli sosyo-ekonomik faktörler ile intihar olgusu arasında bir ilişki olup olmadığını Türkiye örneğinde araştırmaktır. Böylece hem yöntemsel açıdan hem de Türkiye'de intihar olgusunun ampirik olarak değerlendirilmesi açısından varolan boşluk bir ölçüde doldurulmaya çalışılmaktır. Bu doğrultuda, veri derleme imkânları ve ilgili ampirik literatür çerçevesinde kişi başına gelir, işsizlik, boşanma, alkol tüketimi, iş gücüne katılım, enflasyon ve kentleşmenin intihar üzerindeki etkileri zaman serisi analiz yöntemleri kullanılarak belirlenmeye çalışılmıştır.
G-8 ülkelerinde ve Türkiye'de savunma harcamaları ve ekonomik büyüme ilişkisi: Panel veri ve zaman serisi analizi
Ekonomi literatüründe, henüz netliğini kazanmamış konulardan biri, savunma harcamalarının ekonomik büyüme üzerinde etkisinin olup olmadığıdır. Her ülkenin yapısal farklılığı, politik durumu, jeopolitik konumu nedeniyle savunma harcamaları birbirinden farklılık göstermektedir. Bu nedenle, literatürdeki araştırmaların sonuçları birbirinden farklı çıkmaktadır. Bu araştırmanın amacı, G-8 ülkeleri ve Türkiye'nin savunma harcamaları ve ekonomik büyüme ilişkisinin incelenmesidir.
Türkiye'de sektörlerin dış ticaret ve istihdam payları: Türkiye otomotiv sektörü örneği
Tarım, sanayi ve hizmet sektörü gibi ana sektörler Türkiye ekonomisi açısından büyük önem taşımaktadır. Bu ana sektörlere ek otomotiv sektörü de diğer bazı sektörler arasında lokomotif görevi gördüğü için önemlidir. Cumhuriyet'in ilanından 1950 yılına kadar tarım sektörü milli gelir, istihdam ve dış ticarette ilk sırada yer alırken 1950 yılından sonra durum değişmeye başlamıştır. Günümüzde dış ticarette imalat sanayi sektörü ilk sırada yer alırken istihdamda ve milli gelirde hizmet sektörü ilk sırada yer almaktadır. Kısacası Türkiye'de sektörel açıdan değişim yaşanmıştır. Otomotiv sektörü analizi sonuçlarına bakıldığında otomotiv sektörü istihdamı ve toplam istihdam arasında çift yönlü, otomotiv sektörü istihdamı ile kurumsal olmayan nüfus arasında tek yönlü, otomotiv sektörü ithalatı ile toplam ithalat arasında da tek yönlü nedensellik ilişkisine ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Otomotiv Sektörü, Dış Ticaret, İstihdam, Zaman Serisi Analizi, Sanayi
Çevrim karşıtı ve çevrim yanlısı maliye politikaları: Avrupa Birliği üyesi ülkeler ve Türkiye üzerine uygulamalı bir analiz
18. yüzyıla dayanan geçmişi ile iş çevrimleri ve Keynesyen iktisadi düşünceden teorik temellerini alan maliye politikası uygulamaları, günümüz iktisat yazınında da yoğun bir biçimde incelenen iki önemli araştırma sahasını oluşturmaktadır. İş çevrimleri, en geniş anlamı ile toplam ekonomik faaliyette meydana gelen istikrarsızlıkları açıklamak üzere geliştirilen teoriler bütünü olarak ifade edilebilir. Maliye politikası ise teorik anlamda en genel tanımı ile toplam ekonomik faaliyet düzeyinde gözlemlenen istikrarsızlıklara devletin müdahale yöntemi, araçları ve zamanlamasını pozitif ve normatif iktisat yaklaşımları ile inceleyen teoriler toplamı olarak betimlenebilir. İki kavram arasındaki ilişki, ilk defa Gavin ve Perotti (1997) tarafından, ampirik analiz yöntemleri aracılığı ile incelenmiştir. Maliye politikası ve iş çevrimlerinin ilişkisinin incelenmesi noktasında ilham verici bu çalışmanın ardından, iktisat yazınında hızla gelişen ve çeşitlenen bir araştırma alanı oluşmaya başlamıştır. İş çevrimleri ve maliye politikasının arasındaki bağlantıyı incelemeye çalışan bu yazın; heterojen ülke grupları, veri seti uzunluğu, ekonometrik yöntem, tercih edilen değişkenlerin çeşitliliği ve gelişmiş tahmin yöntemleri ile birlikte önemli ölçüde teorik ve ampirik çeşitliliği de içerisinde barındırmaktadır. Ayrıca iş çevrimlerine dair teorik fikirlerin gelişim sürecinin detaylı bir biçimde incelenmesi ile birlikte, iktisadi düşünce ekollerine ait görüşlerin birikimli ilerleyişi de ortaya konulmaktadır. Bu kapsamda maliye politikası aracılığı ile yapılan müdahalelerden beklenen, ekonomik faaliyette gözlemlenen istikrarsız dalgalanmaları, kararlı denge noktasına yani uzun dönem denge konumuna doğru yönlendirmesidir. Keynesyen Düşünce, maliye politikasının, beklenen bu etkiyi yaratabilmesinin çevrim karşıtı maliye politikası uygulamaları ile mümkün olduğunu savunmaktadır. Ancak maliye politikasının toplam ekonomik faaliyet düzeyindeki mevcut istikrarsızlığa özgü hassasiyetleri dikkate almadan çevrim karşıtı bir biçimde tasarlanması durumda da etkinsiz sonuçlara yaratacağına dair kuvvetli argümanlar bulunmaktadır. Bu çalışma kapsamında Avrupa Birliği üyesi ülkelerde 2000-2020 dönemi ve Türkiye'de 1990-2020 döneminde maliye politikası uygulamaların çevrimsel davranışları sırasıyla dinamik panel veri analizi ve zaman serisi analizi yöntemleri ile analiz edilmeye çalışılmıştır. Yapılan analizler hem Avrupa Birliğinde çevrim yanlısı Türkiye'de ise çevrim karşıtı maliye politikası uygulamaları olduğuna işaret etmektedir. Ulaşılan sonuçlardan hareketle karşılaştırmalı bir biçimde Avrupa Birliği ve Türkiye'de maliye politikasının güçlü ve zayıf yönlerine dair tespitler yapılmıştır.