Medya
Bu konu başlığı altında 675 tez
Gazetelerdeki Suriyeli sığınmacı temsili: Öne çıkarma ve çerçeveleme yaklaşımları ile içerik analizi
Bu çalışmada, siyasal iletişim literatüründe tanımlandığı üzere öne çıkarma (priming) ve çerçeveleme (framing) yaklaşımları temel alınarak Suriyeli sığınmacıların Türkiye'deki yaygın gazetelerdeki temsili incelenmiştir. Örneklem olarak, literatürdeki gazetelerin ideolojik mesafe tasnifi ve tiraj verileri esas alınmak kaydıyla Hürriyet, Yeni Şafak ve Sözcü gazeteleri sırasıyla ana akım (main stream), hükümet yanlısı (pro – government) ve muhalif (opposition) olarak belirlenmiştir. Gazetelerin basılı yayınları yerine daha fazla veri imkanı sağladığı düşünüldüğünden internet sitelerindeki 2016 yılını kapsayan Suriyeli sığınmacılar ile ilgili haberleri veri olarak alınmış ve içerik analizi metoduyla incelenmiştir. Araştırma sırasında elde edilen bulgulardan anlaşılmıştır ki, gazeteler konuyla ilişkili haberlerini hükümet gündemine (agenda) göre yapmaktadır. Dolayısıyla vakasal (episodic) çerçevelemenin (framing) hakim olduğu haberlerde gazeteler ideolojik mesafelerine yakın tonlama ile haberlerini aktarmaktır. Söz konusu durum Suriyeli sığınmacıların gündemlerinin (agenda) ön planda olmamasından dolayı hem hükümet açısından farkına varılmamış bir durum için çözüm üretememesine hem de kamuoyunun konuya dair farkındalığının oluşmamasına neden olmaktadır. Ayrıca çalışmada, gazetelerin duygusal bakış açısı katmak üzere insan odaklı (human – interest) çerçeveleme kullandığı ve kendi haberlerinde bile Suriyeli sığınmacılara yönelik terimsel bir karmaşıklık olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Medya - Gazeteler, Suriyeli Sığınmacılar, Temsil, İçerik Analizi, Öne Çıkarma (Priming) - Çerçeveleme (Framing).
Medya'nın yatırımcı davranışları üzerindeki etkisi: Türkiye piyasalarında 15 Temmuz'dan günümüze yatırımcı davranışları üzerine bir çalışma
Bu çalışma, Türkiye'de 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrası Türkiye ekonomisinin ve Türkiye piyasalarında faaliyet gösteren yerli ve yabancı yatırımcıların algısının medya tarafından etkilendiğini aktarmayı amaçlamaktadır. Özellikle sosyal medya gibi yeni jenerasyon medya platformlarının yaygınlaşması, bilgiye olan erişimi hiç olmadığı kadar hızlanmıştır. Bu hız ile beraber aktarılan verilerin doğruluğu her geçen gün azalmaktadır. Bütünüyle bu hal, yatırımcıların ekonomi algısını bozmakta ve yatırım kararlarını olumsuz etkilemektedir. Bu durumun, yatırımcı davranışlarını ekonomi için olumsuz yönde etkilemesinin temel sebebi, şeffaf veri akışı olmayan bir piyasada belirsizliklere sebebiyet vermesidir, bu belirsizlikler yatırımcıların bireysel karar vermelerini engellemekte ve sürü davranışı sergilemelerine neden olmaktadır. 15 Temmuz'u takip eden süreçte, medya, Türkiye ekonomisi ve ülke istikrarı için belli yönlerden faydalı olmuş, ancak bu fayda bu platformlarda yayılan çeşitli olumsuz verilerin ve bilgilerin, negatif etkisinde gölgelenmiştir. Bu çalışmanın ulaşmak istediği hedef, medyanın yatırımcı davranışları üzerinde ciddi bir etkisinin olduğunu kanıtlamaktır. Bu bağlamda literatürde benzer bir çalışmanın olmaması sebebiyle, literatürdeki bir boşluğu doldurmayı hedeflemektedir.
Türkiye'nin Suriye'de düzenlediği askeri operasyonlar ve Türk medyasının operasyonları kavramsallaştırması: Popüler jeopolitik bir bakış açısı
Bu tez Türkiye'nin 2016-2019 yılları arasında Kuzey Suriye'de düzenlediği üç sınır ötesi harekâtta (Fırat Kalkanı Harekâtı, Zeytin Dalı Harekâtı ve Barış Pınarı Harekâtı) terör örgütleri ile mücadele yürütülen ya da kontrol altına alınan bölgelerin kendilerini iktidara göre farklı şekilde konumlandıran (muhalif, merkez, iktidara yakın) üç gazete (Cumhuriyet, Habertürk, Sabah) tarafından nasıl alansallaştırıldıklarını karşılaştırmayı amaçlamaktadır. Bunu yaparken eleştirel jeopolitik kuramsal çerçeve olarak ele alınmış ve medyanın coğrafi bilgiyi nasıl üretip yaydığını sorgulayan popüler jeopolitik söylem ile bu gazetelerin bu harekâtlar için geliştirdikleri söylemler mukayese edilmiştir. Tez üç farklı gazetenin aynı harekâtı alansallaştırırken farklı söylemler ürettiği gibi aynı gazetenin farklı harekâtlar için farklı söylemler üretebildiğini de göstermiş, eleştirel jeopolitiğin bilgi-iktidar ilişkisinin söylemi etkilediği varsayımından hareketle harekât bölgeleri için geliştirilen farklı söylemlerin gazetelerin iktidara göre konumlanışlarından etkilendiklerinin altını çizmiştir.
Media shaping identity in post-colonial context in Swing Time by Zadie Smith
Dans Zamanı, bir roman olarak, okuyucusunu kullanılan dil vasıtası ile yaşanabilecek her çeşit insani tecrübeyi değerlendirip bunlar üzerine konuşabileceği bir alana davet eder. Bildungsroman içerisinde yer alan en büyük faktör olan Kişilik Gelişim Süreci‟ni, insanlara sömürgecilik sonrası ve postmodern dönem bakış açısıyla ilgili teorilerden faydalanarak çok iyi yansıtır. Zadie Smith‟in ikinci en büyük uğraş odağı olan görecelik kavramı ise roman tarafından okuyucusunun tarafına yansıtılır. Roman gelişme sürecini okuyucusuna öyle bir şekilde sunar ki; okuyucu hiçbirşeyin aslında mutlak betimleme biçimiyle sunulmadığı izlenimine kapılır ve bu da kesinlik sınırlarının genişlemesine sebebiyet verir. Bu nedenden dolayı, karakterlerin bazılarının sahip olduğu Melezlik, Kişilik Bölünmesi ve Taklitçilik gibi kolonileşme sonrası dönemin bakış açısı ve terimlerini kapsayan ortak özellikleri beraberinde onlara belirli bir yere ait olamama hissiyatını da getirir. Bu ait olamayış duygusu sadece karakterlerin kendi ruhsal alemlerinde ve zihinlerinde bir savaş yaşamalarına sebep olmaz, aynı zamanda da okucuya şu soruyu edebi sınırlar çerçevesinde yöneltir: „‟Kim olduğumuza bakıldığında, ya da kim olamayacağımız bize başkaları tarafından söylendiğinde, hatta ve hatta kim olabileceğimizi hayal ettiğimizde, ait olduğumuz yerin yolunu nasıl buluruz?‟‟ Bu soru kendi içerisinde çözümlenebilmesi durumunda, okuyucusuna romanda karakterlerin verdikleri kararları sebeplerini apaçık bir şekilde ortaya çıkartarak, bu kararların onları nereye götürdüğüyle beraber, yaptıkları bu yolculuğun sonunun gerçekte onları ait oldukları yere götürüp götürmediğine de odaklanır. Ve yazar ise bu çalışmayı yine bu karakterlerin bütün bu özelliklerini ortaya çıkarmak amacıyla sunmuştur. Anahtar Kelimeler: Bildungsroman, Melezlik, Taklitçilik, Zadie Smith, Sömürgecilik Sonrası, Postmodernizm
Diyanet TV çizgi filmlerinin din eğitimi açısından incelenmesi
Bu çalışmanın konusu, Diyanet TV çizgi filmlerindeki sözel ifadelerin din eğitimi açısından incelenmesidir. Çalışmada, Diyanet TV çizgi filmlerinin dinî unsur içerip içermediğini ve çizgi filmlerde hangi dinî tasavvurların gelişimine öncelik verildiğini incelemek amaçlanmaktadır. Araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi kullanılmıştır. Veri analizinde ise, içerik analizine başvurulmuştur. Youtube Diyanet Çocuk Kanalında sırasıyla en çok izlenen 5 çizgi film olan "Harfler Köyü", "Hümeyra", "Yusuf'un Dünyası", "Şeker Hoca" ve "Dedemin Öyküleri" çizgi filmleri araştırmaya dâhil edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; tüm çizgi filmlerde toplamda en çok unsur "Diğer" kategorisinde tespit edilmiştir. Çizgi filmlerde Melek ve Kader kategorilerine ilişkin unsura rastlanılmamıştır. Toplamda en çok unsur bulunduran çizgi film, Yusuf'un Dünyası'dır. Çizgi filmlerde, çocukların dinî gelişimini destekleyecek pek çok kelime basit ve anlaşılır bir biçimde açıklanmıştır. Ayrıca abdest, namaz ve oruç ibadeti ile ilgili birçok içerik bulunmaktadır. Buna karşın, çizgi filmlerde Kelime-i Şehâdet, Zekât ve Hac için herhangi bir unsura yer verilmemesi eksiklik olarak değerlendirilmiştir. Yine Kitap kategorisine ilişkin unsurların yetersiz olduğunu ve çocuklara Kutsal Kitabın ilahiliğini ve önemini anlatacak bir mahiyete sahip olmadığını söylemek mümkündür. Bir diğer eksiklik ise; vatan ve millet temasının neredeyse hiç işlenmemiş olmasıdır. Çizgi filmlerde Allah lafzının sıkça kullanılması, bilgi yüklü anlatımlar yerine peygamberlerin hayatlarından öyküler anlatılması, bayram ve özel günlerin sevinç ve mutluluk temalarıyla işlenmesi ve cami sevgisinin konu edilmesi çocukların dinî gelişimi açısından faydalı bulunmuştur. Yusuf'un Dünyası'nda günah ve ölüm/öldürmek; Şeker Hoca çizgi filminde günah ve haram kelimelerinin kullanılması, çocukların din eğitimi açısından kötü olabileceği sonucuna varılmıştır.
Medya kültüründe görsel algının sanata etkisi: Deprem örneği
21. yüzyılda sanat, medya ve iletişim teknolojileri aracılığıyla kitle iletişimde yeniden şekillenerek toplumun tüm kesimlerine ulaşmıştır. İnsanlığın bilim ve teknolojideki olağanüstü gelişmeleri sayesinde kendisine yeni alanlar açan sanat, medya aracılığıyla yaşam algımızda köklü değişimler yaratmıştır. Yaşamımızın her alanında etkisini hissettiğimiz medya, toplumun tüm kesimlerine ulaşarak görsel imgeler yoluyla toplumda yeni kültürel değerler oluşturmuş ve geleceğe yön vermiştir. Bu gelişmelere önemli derecede katkı sağlayan sanatçılar, dijital teknolojiyi kullanarak sanat üretirken kendileri de bu değişim ve gelişimin bir parçası olmuştur. Bu gelişmelerin ortaya koyduğu teknolojik süreç sanatsal yaratı alanını belirlerken, bu etkinin sanatçıyı eyleme dönüştürücü gücü sanatta önemli bir olgu olarak ortaya çıkmıştır. Bu sürecin sonucunda medyanın gerçeklikle olan ilişkisi sorgulanmış ortaya çıkan yeni durumun, sanatçının üretim algısındaki değişimine etkisi, deprem örneği üzerinden araştırılmıştır. Bu çalışma, medyanın sanat ile ilişkisi üzerinden, medya aracılığıyla yaratılan sanal gerçekliğin görsel algı bağlamında sanata, sanatçıya ve topluma etkilerini sorgulamayı amaçlamaktadır. Medyanın ağ toplumunun yapılanmasındaki etkileri sorgulanırken bu zeminden beslenen sanatçıların etkilenişleri, ürettikleri eserler üzerinden okunabilir. Ayrıca 2000'li yılların sanatçılarının, kendilerini ifade ediş biçimlerinde, düşünce ve sorgulama yapılarında kendi amaçlarını ve toplum değerlerini yapılandırırken medyanın hangi karakteristik özelliklerinden yararlandıkları ve kavramsal ilişkileri araştırılmıştır. Bu alanlara açıklık getirmesi amaçlanan araştırmada, pek çok yabancı kaynağın yanında, hazırlanmış makaleler, yüksek lisans ve doktora tezleri, kitaplar, dergiler ve elektronik yayınlar literatür taramaları ışığında derinlemesine incelenmeye çalışılmıştır.
Popüler kültür örneği olarak Socrates Dergi ve Türkiye'deki spor kültürü
Spor, 20. ve 21. Yüzyılda rekabete dayalı bir performans eyleminden sıyrılarak toplumsal alanda önemli konuma yerleşen bir kavram haline geldi. Son yüzyılda sporun kitleleri bir araya getirmesiyle ekonomik, kültürel, politik ve toplumsal birçok sorunu içermeye başladı. Kitlelerin toplumsallaşma sürecinde sporla olan ilişkisinin artması, sporun etki alanını genişletti. Bu anlamda, sporun toplumsal süreçlerle ve kitlelerle olan ilişkisi spor kültürü kavramını ortaya çıkardı. Bahsi geçen spor kültürü kavramı bu tezin konusunu oluşturmaktadır. Sporun kitleler arasında yayılması, medya aracılığıyla popülerleşmesi sporun popüler kültür örneği olarak gösterilmesine neden olmuştur. Bu bağlamda spor kültürü ve spor medyası popüler kültürün bir parçası olarak kabul edilmiş ve gündelik hayatta azımsanamayacak düzeyde kendisine yer edinmiştir Spor kültürünü ve spor medyasını popüler kültür bağlamında incelemekse bu alandaki toplumsal ilişkilerin, kültürel üretimlerin oluşturduğu sorunlar açısından önemli veriler ortaya çıkarmaktadır. Buradan hareketle, spor medyasının yarattığı spor kültürünün nasıl olduğunu, hangi bağlamlarda ele alındığını; değişimleri ve dönüşümleri popüler kültür üzerinden analiz etmek mümkündür. Bu tez çalışmasında, spor kültürü ve spor medyası açısından verimli bir alan olan Socrates Dergi incelenmiştir. Türkiye'deki spor medyası içinde alternatif medya örneği olarak kabul edilen Socrates Dergi'nin farklı bir spor kültürü üretme varsayımından hareketle; spor kültürüyle olan ilişkisi analiz edilmiş ve yarattığı spor kültürünün bileşenleri ortaya koyulmuştur. Çalışma, niteliksel araştırma metodolojisi benimseyen betimsel analiz yöntemine dayanmaktadır. Örneklem olarak Socrates Dergi'nin 2015-2023 yılları arasında yayınladığı basılı içeriklere bütüncül bir yaklaşım getirilerek seçilmiş metinler ve ülkedeki baskın spor kültürü arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Çalışmada Socrates Dergi'nin baskın spor kültürü içerisinde alternatif bir yerde konumlandığı ve derginin alternatif bir spor kültürü üretebildiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler Kültür, Popüler Kültür, Spor Kültürü, Spor Medyası, Socrates Dergi
Kadın sporcularda medya tutumu ile beden memnuniyetsizliği arasındaki ilişkide şişmanlık konuşmalarının düzenleyici rolü
arasındaki ilişkide şişmanlık konuşmalarının düzenleyici rolünün incelenmesi olarak belirlenmiştir. Araştırmaya takım sporları veya bireysel sporlarda aktif olarak en az iki yıldır yarışmalara katılım gösteren toplam 297 kadın sporcu katılmıştır. Araştırma verilerini toplamak amacıyla katılımcılara Şişmanlık Konuşmaları Ölçeği, Beden Memnuniyetsizliği Ölçeği ve Görünüme Yönelik Sosyo-Kültürel Tutumlar Ölçeği-4 uygulanmıştır. Veriler SPSS 27 ve Lisrel programı ile analiz edilmiştir. Çalışmada normallik testi sonucu doğrultusunda uygun test yöntemi seçilmiştir. Ölçek puanları için yapılan normallik testi, örneklem sayısı büyük olacağı için Kolmogorov-Smirnov testi ile yorumlanmıştır. Ayrıca verilerin dağılımlarına ilişkin karar sürecinde çarpıklık ve basıklık değerlerinden de yararlanılmıştır. Verilerin analizi sürecinde değişkenlerin birbirleriyle ilişkilerini belirlemek için ilk olarak Pearson korelasyon analizi, ölçüm araçlarının araştırmamıza ilişkin geçerliliğinin belirlenmesi amacıyla DFA, medya tutumu ve beden memnuniyetsizliği ilişkisinde şişmanlık konuşmalarının düzenleyici rolünü test etmek amacıyla process macro analizi yapılmıştır. Araştırma çerçevesinde kadın sporcularda medya tutumunun beden memnuniyetsizliğini belirlemede şişmanlık konuşmalarının düzenleyici rolü belirlenmesi sağlanarak spor ve egzersiz psikolojisi literatürüne katkıda bulunulmuştur.
İletişim teknolojileri çağında ebeveynlik pratikleri: Erken çocukluk döneminde medya kullanımı
Bu tez çalışmasında 21. yüzyılın dijital göçmenlerinin, doğumlarıyla birlikte teknolojiyle tanışan dijital yerli evlatlarının, medya kullanımı yönetmekteki stratejileri ve pratikleri incelenmiştir. Çalışmada çocukluk, medya ve ebeveyn ilişkisi, ebeveyn aracılığı teorisi ışığında çok boyutlu olarak değerlendirilmiştir. Dijital okuryazarlığın, çocukların medyaya erişim, katılım ve medyadan korunma haklarının uygulanmasında ve dijital eşitsizliklerin yumuşatılmasındaki rolü de irdelenmiştir. İletişim teknolojileri çağında ebeveynlerin çocuklarının medya kullanımını yönetim pratiklerine odaklanan bu çalışmada sahada 40 ebeveyn ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılarak, 0-6 yaş çocukların medya kullanımı ve ebeveynlerin aracılık stratejileri eleştirel nitel analize tabi tutulmuştur. Erken çocukluk döneminde medya ile eğitim, eğlence ve iletişim bağlamında "sınırlı" ve "sınırları aşmaya eğilimli" bir ilişki kurulduğu anlaşılmıştır. Ebeveynlerin medya aracılık pratikleri kendilerine, çocuklara ve ortama bağlı faktörlerin etkileriyle değişip dönüşürken, kısıtlayıcı aracılık ve birlikte kullanım yöntemlerini çoğunlukla, aktif aracılık ve izleme yöntemlerini ise daha az kullandığı anlaşılmıştır. Çalışmayla sahada ebeveynlerin medya aracılık kuralları, yöntemleri, bunları şekillendiren faktörler ve pratikler incelenerek, değişen ve dönüşen ebeveynlik pratikleri döngüsü ortaya koyulmuştur.
Olağanüstü kriz ve beden
Sosyal ve toplumsal kriz dönemleri, bu dönemlerin yönetim biçimleri doğrudan sanatı, sanatçıların üretimlerini ve nesne olarak bedenin temsilini etkilemektedir. Bedenin toplumsal yapıyla olan etkileşiminin somutlaşma biçimlerinin bir yönünü de iktidarla olan ilişkisi oluşturmaktadır. "Olağanüstü Kriz ve Beden" başlıklı bu araştırmada, kriz dönemlerinin beden ve sanat üzerindeki etkileri, olağanüstü hâl uygulamaları ve sanat tarihindeki örnekler üzerinden incelenmiştir. Krizlerin insan yaşamına etkisi, beden temsilleri ve sanatsal tutumlar üzerinde belirgin değişimler yaratmıştır. Kriz dönemlerinde gerçekleşen sanat üretimleri, dönemin ruhunu ve sanatçının bakışını yansıtan önemli ögelerdir. Kriz dönemleri insan yaşamında, beden temsilinde ve sanat hareketlerinde önemli değişimlere yol açarken, sanatçıların bu süreçlerde sergiledikleri tutum ve krizleri ele alış biçimleri oldukça önemlidir. Tezin yazım sürecinde, pandemi, ekonomi ve çeşitli iktidar krizlerinin hâkim olduğu günümüzde, yaşanan krizlerin beden ve toplum üzerindeki etkileri geçmişte yaşanan benzer durumlardan referanslar alarak incelenecektir. Yapılacak incelemelerle birlikte olağanüstü krizlerin beden üzerindeki yansımalarını ve etkilerini, medya, iktidar ve beden üçgeninde değerlendirerek, geçmiş ve şimdiki dönemden sanat eserleri incelemeleriyle birlikte sanatçının kriz ortamındaki rolünü aramak amaçlanmaktadır.
Ana akım medyada yer alan eğitim haberlerinin söylem seçkinleri açısından analizi
İletişim ve ulaşım olanaklarının gelişmesi ile ana akım medyanın halk kitlelerine erişimi kolaylaşmıştır. Erişimin kolaylaşması kamuoyu üzerinde kabul edilebilir bir etkinin oluşmasını sağlamıştır. Medya, bu etki alanı içinde eğitim ile ilgili kamuoyu üzerindeki etkisini önemli ölçüde artırmıştır. Ayrıca insanların eğitim konularında müracaat ettiği bir kaynak olarak da karşımıza çıkmaktadır. Toplumun tamamını ilgilendiren eğitim konusun¬da, gazete, televizyon ve internet medyasında birçok haber yer almaktadır. Gaze¬teler, eğitim ile ilgili özel sayfalar ayırmakta, bün¬yelerinde sadece eğitim konusunda yazan köşe ya¬zarları bulundurmakta ve eğitim ile ilgili ek yayınlar çıkarmaktadırlar. Aynı şekilde televizyon yayıncılığı da biçim değiştirerek, gerek program açısından, gerek habercilik açısından sınırlarını oldukça genişletmiştir. Bu geniş çerçevenin temelinde söylem seçkinleri de yer almaktadır. Bu çalışma eğitim haberlerinde yer alan söylem seçkinlerinin analizi şeklinde gerçekleştirilmiştir. "Ana akım medyada yer alan eğitim haberlerinin söylem seçkinleri açısından incelenmesi" konulu çalışma 4 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm eğitim medya ilişkisi, medya, ana akım medya ve eğitim-haber ilişkisi, söylem ve söylem seçkinleri tanımlamaları yapılmış, medya içindeki rolü ve toplumsal etkileri belirlenmiştir. İkinci bölümde, ana akım medya kapsamında 3 ulusal gazete çevrimiçi sitelerinde, içinde söylem seçkini bulunan ve bulunmayan eğitim haberleri 2 ay süreyle takip edilmiştir. İçinde söylem seçkini bulunan haberler incelenerek toplum ve birey üzerindeki etkileri belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde eğitim haberlerinde kullanılan söylem seçkinlerinin analizinden elde edilen bulgulara yer verilmiştir. Bu bulgular üzerinden yapılan yorumlarda ise söylem seçkinlerinin söylemlerinin toplum ve birey üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Sadece söylem seçkinlerinin belli dönemlerde sınav, okul tercihleri, öğrenci gibi öne çıkan konularda bilgi vermek amacıyla haber içinde kullanıldıkları görülmüştür. Dördüncü bölüm sonuç ve öneriler bölümüdür. Bu bölümde söylem seçkinlerinin ve söylemlerinin analizinden elde edilen bulgulara dayanan sonuçlar bulunmaktadır. Bu sonuçlar doğrultusunda söylem seçkinlerinin kullandığı söylemler üzerine öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Söylem Seçkinleri, Söylem, Ana Akım Medya, Haber, Eğitim
Sosyal medyanın işe alım süreci üzerindeki rolü ve etkisi: İstanbul Avrupa Bölgesi perakende sektöründe bir uygulama
Teknolojik değişim, özellikle bilgi işlem teknolojisindeki değişimin kişisel ve iş yaşamına olan etkileri gün geçtikçe artmaktadır. İş yaşamında insan kaynakları yönetimi alanında da teknolojik gelişmelerin etkisi giderek artarken, bu etkinin yoğun yaşandığı alanlarından biri de sosyal medyadır. Sosyal medya olarak ifade edilen Facebook, Twitter, LinkedIN, Instagram, Google Plus gibi uygulamalar özellikle insan kaynakları yönetimi biriminin işe alım süreçlerini yeniden ele almalarını ve işe alım stratejilerini yeniden gözden geçirmelerine neden olmuştur. Son yıllarda gerek dünya gerekse ülkemizin demografik yapısı yani nüfus içindeki çalışan yapısının giderek Y kuşağına doğru değişim yaşadığı bir gerçektir. Bu nedenle işletmeler ve beraberinde insan kaynakları yöneticileri ihtiyaç duyduğu doğru adayı bulabilmek amacıyla bu kuşağın yoğun olarak yer aldığı sosyal medyayı aktif bir şekilde kullanmaktadır. Bu amaçla çalışmada hem sosyal medyanın önemi hem de sosyal medyanın insan kaynakları yönetiminde işe alım süreci üzerindeki rolü ve etkisi ortaya konulmaya çalışılmış ve yapılan araştırma ile konu ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal medya, işe alım, facebook, linkedIN.
Radyonun iletişimsel eylem gücü: Sabah kuşakları
Kitle iletişim araçları yazılı basından başlayarak, elektronik kitle iletişim araçlarına oradan da günümüzde hızla gelişimini sürdüren sosyal medyaya kadar, farklı şekillerde var olan ama her zaman dördüncü kuvvet olduğu düşünülen konumunu korumaktadır.Elektronik kitle iletişim araçlarının ilklerinden olan ve 20. Yüzyılın ilk çeyreğinde insanlığın yaşamına katılan radyo, Birinci Dünya Savaşı'nın ardından yeniden şekillenen siyasal yapı içinde önemli bir görev üstlenmiştir.Bu dönemde radyonun siyasal ve iletişimsel eylem gücü olduğunun farkına varılmış, eğitimden, politikaya, sağlıktan, kültüre kadar devletler tarafından her alanda yapılan çalışma radyo aracılığıyla topluma yayılmaya çalışılmıştır. Yine, radyonun iletişimsel eylem gücünün etkisi ve katkısıyla, özellikle 20. yüzyılda son şeklini almaya başlayan ulus-devlet yapısı daha da güçlendirilmeye çalışılmıştır. Teknolojinin gelişmesiyle medyanın artık, televizyon, bilgisayar ve nihayet yeni medya gibi geniş bir yelpazede tanımlanmaya başlamasıyla, kimilerine göre radyo artık bir müzik kutusu haline gelmiş ve siyasal iletişim gücünü kaybetmiştir. Kimilerine göreyse radyo halen etkin bir kitle iletişim aracı olarak siyasal iletişimin bir parçası olarak önemli bir işlevini sürdürmeye devam etmektedir. Bu çalışmada da radyo yayıncılığının iletişimsel eylem gücünün devam ettiği savından yola çıkılarak bir sonuca ulaşılmaya çalışılmıştır.Çalışmada, kitle iletişim araçlarının iletişimsel eylem gücü ile radyo yayıncılığının Türkiye'de ve dünyada kitleleri etkileme gücü üzerinde durulmuş ve Nihat'la Muhabbet radyo programı dinleyicilerinden anket yoluyla alınan cevaplar son bölümde istatistiki olarak yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Dördüncü Kuvvet, Medya, Radyo, Nihat'la Muhabbet, İletişim.
Sosyal medyada tüketicide pozitif tutumun oluşturulmasında içerik pazarlamanın etkisi
1950'lerde bilgisayar sistemlerinin gelişmeye başlamasıyla birlikte internet çağının devreye girmesi ve günümüzde küreselleşmenin de etkisiyle sosyal medyada insanlar zaman ve mekân sınırlaması olmadan etkileşimlerini sağlayabilmektedirler. Klasik reklamlara göre ürün ve hizmetleri daha cazip hale getirerek, hedef kitlelere ulaşarak, farkındalık yaratıp kitleleri harekete geçirmek, yayınlanacak kanalların seçilip dağıtılması gibi faaliyetleri kapsayan tüm süreç, sözel ve görsel veriler içerik pazarlama olarak tanımlanmaktadır. Günümüzde etkin ve maliyetinin düşük olmasından dolayı, markanın pazarda lider konuma geçmesinde içerik pazarlama, pozitif tutum oluşturulması açısından önemlidir. Bu araştırmada, tüketici davranışlarında pozitif tutum oluşturarak kalıcı marka bağlılığı yaratmak için, sosyal medya aracılığı ile marka ve değerlerle ilgili farkındalık yaratılmasında içerik pazarlamanın etkisinin ölçülmesi hedeflenmiştir. İçerik pazarlamanın sosyal medya kullanıcıları üzerinde pozitif tutum oluşturarak, ürünü satın almaları, başka kullanıcılara önermeleri ya da beğenilen içeriği diğer sosyal medya mecralarında paylaşmaları ve kullanıcılar arasında yaratılan etkileşim ile oluşan pozitif ilişki oluşturması beş hipotez olarak belirlenmiştir. Belirlenen hipotezlerin araştırılması amacıyla 5' li Likert Ölçeğine uygun olarak hazırlanan anket, üç yüz seksen beş kişiye uygulanmıştır. Katılımcıların demografik özelikleri olarak yaşları, eğitim düzeyleri, meslek grupları ve cinsiyetleri dikkate alınmıştır. Ayrıca da yaş gruplarının eğitim durumları, içerik niteliği ve satın alma ölçütlerinin yaş gruplarıyla karşılaştırılması ve etkileşimin eğitim durumu ile karşılaştırılması bulgular arasında değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, sosyal medyada hazırlanan içeriğin niteliği ile satın alma, paylaşım, önerme ve etkileşim arasında doğrusal bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayni pozitif ilişki paylaşım, önerme, paylaşım, etkileşim, önerme, etkileşim, satın alma, paylaşım ve önerme, etkileşim arasında da gözlemlenmiştir. Cinsiyet gruplarına göre yapılan hipotez incelemesi sonucunda her iki grup için satın alma, etkileşim, paylaşım ve önerme değerleri eşit çıkmasına rağmen, erkekler ve kadınlar arasında içerikten etkilenme değerleri farklılık göstermiştir. Yaş gruplarına yönelik hipotez incelemesinde, önerme, etkileşim ve paylaşım değerleri arasında fark belirlenmemesine karşın, satın alma değerleri ve içerik değerleri arasında farklılıklar belirlenmiştir. Eğitim durumuna göre yapılan hipotez incelemesi sonucunda, eğitim gruplarında etkileşim değerleri arasında farklılıklar belirlenmesine rağmen, gruplar arasında satın alma, içerik, paylaşım ve öneri değerlerinde farklılık gözlemlenmemiştir. Pazarda yaşanan yoğun rekabet ve internet kullanımının yaygınlığı ile içerik pazarlamanın önemi gün geçtikçe artmaktadır. Firmaların marka farkındalığı ve marka bağlılığı yaratarak pazar hedeflerine ulaşmaları için içerik pazarlamanın kullanımına yönelik bu araştırmanın katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Technoculture and hyperreality in Don Delillo's Americana, Great Jones Street, and White Noise
In 21st century, many postmodernist authors, theorists and critics explain and argue in their works that the contact with the 'reality or real' have been lost in various respects, and people have been fascinated with this loss, and that the sense of historicity has disappeared or forced to be replaced with other ways or forms of historicity, and that consumer society dominates over the masses, and that the copy or copy of copy defines the sense of 'reality or real', and that media technologies and mass media have a domineering power over the guidance of people's lives. Most specifically, the masses around the globe in the 21st century are forced to consume through media and their contents such as advertisements, movies, interviews and so forth. The consumption is transformed into insatiable desires and wishes rather than needs. Furthermore, individuals forget their 'authentic self' and identities, and adopt the self and identity of the masses. The effects of late capitalism and culture industry, the death or end of the subject are reflected in the plays and novels of Don DeLillo, a contemporary American writer. In this respect, this dissertation argues causes and effects of the physical and psychological states of the characters in White Noise, Great Jones Street and Americana based on postmodern concepts such as technoculture and hyperreality. In addition, this argument will be supported by the postmodern theory in general terms, and with Jean Baudrillard's Simulation theory, his theories of the consumer society and the masses, Marshall McLuhan's media theory and specifically 'hot' and 'cool' media, Zygmunt Bauman's 'liquidity', and 'need', 'desire', and 'wish' and François Lyotard's Postmodern Condition more specifically.
Personel seçim probleminin çok kriterli karar verme teknikleri aracılığıyla çözülmesi: Medya sektöründe bir uygulama
İçinde bulunduğumuz bilgi çağında teknolojik, ekonomik, siyasal ve sosyal gelişmeler kurumların ve işletmelerin nitelikli insan kaynağına olan ihtiyacını artırmıştır. Çalışmada, personel seçme ve yerleştirme sürecinde çok kriterli karar verme teknikleri kullanılarak işe en uygun adayın veya adayların seçilebileceği iki modelin önerilmesi amaçlanmıştır. Öncelikle, medya üretimi sektöründe yer alan bir medya grubunda çalışacak haber editörünün hangi kriterlere göre işe alınacağı uzmanların görüşleri alınarak saptanmıştır. Sonrasında ise bu kriterlerin önem dereceleri, alanında tecrübeli insan kaynakları uzmanlarına ve şirket yöneticilerine anket aracılığıyla sorulmuş, elde edilen veriler Analitik Hiyerarşi Süreci (AHP) ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda önem sırasına göre ortaya çıkan deneysel 15 aday MAUT ve GRA yöntemleriyle değerlendirilerek, aralarından en uygun olan kişi/kişiler belirtilmiştir. AHP, MAUT ve GRA çok kriterleri karar verme teknikleridir. Genellikle karmaşık karar problemlerinin analizinde kullanımları yaygındır. Özellikle GRA yönteminin personel seçiminde karar vericiye işe alım kriteri oluşturma imkânı vermesi hem işveren hem de adaylar açısından sürecin daha az maliyetle yürütülmesine katkıda bulunmaktadır. Çünkü personel seçim süreci sonunda en iyi adaydan ziyade ilgili pozisyona en uygun adayın seçilmesi daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Kullanılan bu yöntemler, alternatiflerin sıralanmasında ve en uygun alternatifin seçiminde karar vericilere yardımcı olmak adına kullanılabilir.
Cihatçı hareketlerin medya kullanımlarının semiyotik incelemesi: DEAŞ örneği
IŞİD, güvenlik güçleri ve sivillere 2014'ten bugüne kadar saldıran bir terör örgütüdür. Öncelikli hedefi yeni bir ülke kurmak olan örgüt, ülkeleri hedef almış ve diğer terör örgütlerinin yöntemlerinden farklı olarak yeni bir yol izleyerek şehirleri fethetmeye çalışmıştır. IŞİD, El Bab, Rakka, Palmira, Musul, Sirte, Derna ve Bingazi gibi şehirleri işgal etmiştir. Ancak bazı bölgelerden koalisyon güçlerinin ve hatta Türkiye'nin güvenlik güçlerinin saldırısı ile çekilmiştir. Fakat aynı zamanda Avrupa'da bombalama saldırılarına da devam etmektedir. İslamofobinin yeniden dirilişi, Müslüman karşıtı fikirleri tekrar alevlendirmiştir. İslam ve Kuran'a atıfta bulunan cihatçı örgüt, diğer inançları kabul etmemekte ve Batı düşüncesine karşı çıkmaktadır. IŞİD sosyal medyayı son derece iyi kullanmakta ve savaşçılarını dünyanın farklı bölgelerinden bulmaktadır. Sosyal paylaşım siteleri tarafından yayınlanan işkence ve propaganda videoları ile büyük tepkiler yaratmıştır. Bu çalışmanın amacı, şu ana kadar sosyal medyanın en iyi kullanıcısı olan örgütle ilgili şu soruları tartışmaktır: IŞİD neden ve nasıl savaşçılarını toplamaktadır? Avrupa ülkelerindeki statüleri nedir? Amaçları ve planları nelerdir? Ekonomik olarak ne kadar güçlülerdir? Türkiye Cumhuriyeti'nin devam eden sınır ötesi ve IŞİD'e karşı iç operasyonlar nedeniyle, resmi kaynaklardan bilgi akışı sınırlıdır. Bu nedenle, bu çalışmada sosyal medya kaynakları ve çeşitli kaynak kitaplar kullanılmıştır. Ayrıca, derinlemesine görüşmeler gazeteciler ve yazar ile yapılmış ve stratejik araştırma merkezlerinden gelen veriler kullanılmıştır.
Role of big data analytics in managing and orienting media organizations; Case study - Arabic media organization in Istanbul
In this thesis a discussion about the role of Big Data analytics results in managing and orienting media organizations is been conducted, in the last decade a new term appeared on the surface of technology and business world "Big Data", Leading organizations and companies in various sectors of technology and business have begun to take an interest in this term and research to benefit more from it in developing their business and decision making process, at the end of last century business field by its organizations and leaders was the first to invest and motivate scientist to improve and develop the internet, because they believed that the internet will increase their opportunities in the business world, nowadays the same leaders and organizations mentality are motivating and pushing up scientist to improve and develop Big Data analytics, more talks in recent years about AI (artificial intelligent) IOT (internet of thing) ML (machine learning) and more new terms like CHATBOTS that will lead business for a new era. This data revolution gives many opportunities for managers and decision-makers, at the same time they face the challenges of dealing with the data expanding, so the relation between Big Data and orienting and leading organization is one of the most important topics to be studied and discussed these days. The study focused on managing and directing organizations and decision making depending on the Big Data analytics especially in media industry organizations, for this purpose Arabic media organizations have been chosen, two news platform (press) and two TV channels, four of them have offices in Istanbul, there main followers and audience is Arabs in the Arabic world. The media industry identified in general and concentrate on management process in that industry, what is the main decisions usually made by the managers and decision makers? and how could Big Data affect those decisions like hiring employees, budgeting changes, focusing on specific subjects,and making some readers personas to write for them, data gathered from social media accounts and the main website for media organizations is the main source of data in this study, in some cases the analytics and the results need to take in consideration few public data like population, also some online analytic tools and software's that used by the organizations to analyze data taking into consideration the analytic tools by social media platforms itself. As a conclusion the study argues that there is an increasing role of using analytics results to improve decision making in media organizations, but it's still not the main factor in decision making process, also the intuition and experience is very basic features for decision making and still the main factor of decision making, but if the facts and insights using Big Data analysis added, the decision maker will increase the accuracy of his decisions. The study indicates the important effect of the Big Data in guiding the decisions of organizations and their positive role in the development of production and increase the efficiency and profits of these organizations. Keywords: Big Data, analysis, internet, social media, management, decision making, AI, IOT, ML.
Kurumsal iletişim araçlarının iş tatminine etkisi: İstanbul'da medya kuruluşlarında medya çalışanları üzerine bir araştırma
Bu çalışma medya sektöründe istihdam eden medya çalışanlarının kurumsal iletişimi gerçekleştirme aşamasında faydalandığı kurumsal iletişim araçlarının iş tatminiyle arasındaki etkinin incelenmesi için gerçekleştirilmiştir. Bu amaç doğrultusunda İstanbul ilindeki kamu ve özel medya kuruluşlarında 150 kişi ile görüşülmüştür.Bunlardan 100 kişinin verileri analize tabi tutulmuştur.Veriler anket yöntemi ile elde edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen veriler IBM SPSS Statistics 21.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırmada kullanılan yöntem, kolayda örnekleme yöntemi olarak tercih edilmiştir Yapılan istatistiksel analizlerin neticesinde kurumsal iletişim araçları ile iş tatmini alt boyutları arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.
Medya sektöründe spor tartışma programlarının hazırlanması üzerine kalite fonksiyon göçeriminin uygulanabilirliğinin incelenmesi
Günümüzde en çok kullanılan kavramlardan biri olan medya artık kitle iletişim araçlarının neredeyse hepsini kapsamaktadır. Medya sektöründe birçok alanda programlar hazırlanmaktadır. Spor tartışma programları bunlardan biridir. Spor tartışma programları, farklı dallarda gelişim gösteren spor olaylarının hedef kitleye aktaran medyatik programlardır. Genel olarak insanların dikkatini çeken spor programlarında birçok yorum, sonuç ve röportaj vardır. Kalite fonksiyon göçerimi, basit bir şekilde kullanıcı isteklerini yönetebilir ve ölçülebilir sayısal rakamlara dönüştürmeye yarayan ve bu şekilde hizmet ve üretim parçalarının, alt sistemlerin ve sonucunda istenen prosesin kalitesinin yükseltilmesine yardım eden bir uygulamadır. Kalite fonksiyon göçerimi temel olarak bir firmanın, bir sürecin kalite düzeyinin daha iyi bir noktaya taşınmasına, işletmeyi ya da süreci geliştirme gereksinimlerine bakmasını sağlar. Uygulama ile matrisler ve çizelgeler çıkartılarak kalite yönetimi sağlanır. Özet olarak, medya sektöründe spor tartışma programlarının hazırlanmasında çalışanların istekleri dikkate alındığında kalite fonksiyon göçerimi uygulamasının başarılı bir şekilde uygulandığı görülmektedir. Program kalitesinin daha iyi bir şekilde yükseltilmesi için etkin ve güçlü iletişim, kaliteli, ergonomik, temiz ve estetik malzeme, bütçenin ve ücretin iyi hesaplanması, hedef kitlenin beklentileri ve yayın saat diliminin uygun olması koşullarında gerçekleştirilecek en ufak bir iyileşmenin program kalitesini olumlu bir şekilde etkilediği görülmektedir.
Medyanın kaygı durumu üzerine etkisi
Bu araştırmada endüstri toplumunda bir patoloji olarak ele alınan kaygı durumunu medya içeriklerinin ne derece etkilediği psikanalitik perspektiften incelenmesi amaçlanmaktadır. Medya gücünü gün geçtikçe daha çok hissettirmekte ve insanlar üzerindeki etkisini devam ettirmektedir. Sürekli tüketime yönlendirilen toplum, tüketim döngüsüne yetişemediği ölçüde kaygılanmaktadır. Toplumda kendisine bir yer edinmek isteyen, diğerlerinden ayrı olmak istemeyen birey, sosyal medya ile reklamı yapılan ürün, mal ya da hizmetleri tüketmeye çalışmaktadır. Çalışma da kaygının kuramsal ve kavramsal olarak ne anlama geldiği, tüketim ve tüketim kültürü olguları kavramlarına yer verilmiştir. Kaygı durumunun, tüketim üzerine etkilerinin sosyal medya aracılığı ile yaygınlaşması incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kaygı, Medya, Tüketim, Tüketim Kültürü, Tüketici, Reklam
Medyanın siyaset üzerindeki rolü: 12 Eylül ve 15 Temmuz karşılaştırması
Egemen güçler, siyasi yapılar ve liderler çok sayıda insana aynı anda ulaşabilmek adına radyo, televizyon ve gazeteler gibi kitle iletişim araçlarını kullanmaktadır. Medya bu anlamda kitlelerin algılarının şekillenmesinde en önemli rolü oynamaktadır. Egemen güçler gelişen imkanlarla birlikte insanlara daha kolay ulaşabilir, fikirlerini insanlara daha kolay iletebilir ve medyayı kendi amaçları doğrultusunda yönlendirebilir hale getirmiştir. Kitle iletişim araçları geçmişten bugüne reklam, propaganda ve siyasal iletişim aracı olarak işlev görmüştür. Türkiye'de 12 Eylül Askeri Darbesi ve 15 Temmuz Darbe Girişimi sırasında ve onu takip eden diğer günlerde gazeteler dahil tüm iletişim araçları ile bir algı yönetim süreci yaşanmıştır. Toplumsal psikolojiyi derinden etkileyen olaylarda medya araçlarının yüklendiği rol çok ağırdır ve insanların olaylara bakış açısını şekillendirmektedir. Bu çalışmada, "Hürriyet gazetesinin farklı dönemlerde ortak bir toplumsal olay olan darbe girişimi karşısında yaklaşım ve söylem farklılıkları var mı?'' sorusu, ilgili dönemlere dair incelenen vitrin sayfa haberleri ile cevaplanmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda iki ayrı dönemde Hürriyet gazetesinin olayları takip eden 15 gün içerisindeki vitrin sayfa haberleri biçimsel ve içeriksel olarak incelenmiş, analiz edilen toplam 188 haber, aradaki farklılık ve aynılıklara göre sayma ve tanımlama yöntemiyle tablolaştırılmıştır.
Gelenekselden dijitale TV yayıncılığının dönüşümü: Medya çalışanları üzerine bir araştırma
Televizyon, kitle iletişim araçları içerisinde birden fazla duyuya hitap edebilme özelliğiyle insanlar tarafından uzun yıllar boyunca çok fazla ilgi gören bir araç olmuştur. Ancak internet teknolojisinin yaygınlaşması, yakınsak teknolojilerin gelişmesini hızlandırmış bunun sonucu olarak da kullanıcının içeriğe ulaşma şekli tamamen değişmiştir. Televizyon özellikle de son yıllarda çok daha fazla kullanıcı tarafından takip edilmeye başlanan dijital medya platformları karşısında güç kaybetmiştir. Dolayısıyla da geleneksel televizyon yayıncılığı eski gücünü geri kazanmak adına bir değişim ve dönüşüm çabası içine girmiştir.
Spor gazetelerinin futbol milliyetçiliği üzerindeki etkileri: Fotomaç ve Fotospor örnekleri
Futbol Milliyetçiliği kendini yıllardır özellikle belirli dönemlerde yenilemekte olan bir olgu olmuştur. Özellikle siyasi, sosyal veya ekonomik geçmişi olan müsabakaların öncesinde veya sonrasında oluşan fanatizm ve holiganizm gibi etmenler aslında birer futbol milliyetçiliği öğeleridir. Bu futbol milliyetçiliği öğelerinde yazılı ve görsel basınının da zaman zaman ortak olması rekabeti tetiklemektedir. Bu bahsedilen rekabet saha dışına çıkarak futbol milliyetçiliği öğelerini meydana getirmektedir. Milliyetçilik, futbolun istenildiği zaman içine sokulan bir değer olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle uluslararası oynanan karşılaşmalarda milli değerler ön planda tutularak maçların önemi gerek futbolculara gerekse de taraftara aşılanmaya çalışılmaktadır. Sadece uluslararası alanda değil yerel lig kulüplerinin müsabakalarında da bu yöntem genellikle yazılı ve görsel basında tercih edilmektedir. Bu çalışmada kolayda örnekleme yöntemi kullanılarak Fotomaç ve Fotospor gazetelerinin futbol milliyetçiliği içeren vitrin sayfaları incelenmiştir. Futbolun doğasında milliyetçilik hislerinin ne derece var olduğu ve bu varoluşu medyanın vitrin sayfalarına nasıl taşıdığı sorularının cevaplarının arandığı araştırma kısmında 10 adet Fotomaç ve 10 adet Fotospor gazete vitrin sayfası ele alınmıştır.