Erkekler

Bu konu başlığı altında 184 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eşleri cezaevinde olan kadınların yaşam durumlarının sosyal hizmet bakış açısı ile incelenmesi

Yakınları cezaevinde olan kişilerin; ekonomik, psikolojik ve sosyal açıdan birçok soruna sahip oldukları bilinmektedir. Eşleri cezaevinde olan kadınlar, bu sorunları yaşayan mahkûm yakınlarının başında gelmektedir. Türkiye'de mahkûm yakınları ile ilgili yapılmış az sayıda çalışmaya rastlanmıştır. Bu nedenle bu çalışma, literatüre katkı sağlamak ve eşleri cezaevinde olan kadınların yaşam durumlarıyla mevcut sorun ve ihtiyaçlarını belirleyerek, ilgili sosyal politikaların oluşmasına rehberlik edebilmek amacıyla hazırlanmıştır. Çalışma, nitel araştırma yaklaşımıyla tasarlanmıştır. Çalışma kapsamında, İstanbul ve Ankara illerinde yaşayan ve eşleri cezaevinde olan toplam 17 kadın ile derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Görüşmecilere kartopu örnekleme yöntemiyle ulaşılmıştır. Görüşmelerde eşleri cezaevinde olan kadınların; çocukluk yaşamları, evlilik süreçleri, evlilik yaşamları, eşlerinin suça karışma süreçleri, eşlerinin cezaevine girmesi sonrası yaşamlarında meydana gelen değişimler ve ne tür hizmetlere ihtiyaç duydukları hakkındaki görüşleri alınmıştır. Görüşmecilerin çoğunluğu ilkokul mezunu ya da hiç okula gitmemiş kişilerdir. Birçoğu çalışmamakta ve devletten aldıkları sosyal yardımlarla geçinmektedirler. Çoğu görüşmecinin ekonomik durumu, eşlerinin cezaevine girmesinden önce iyi değildir, ancak eşlerinin cezaevine girmesi ile birlikte daha da kötüleşmiştir. Birçok görüşmeci, eşinin cezaevine girdiği ilk dönemde psikolojik açıdan sorunlar yaşadığını, ancak zamanla özellikle de çocukları olduğu için kendilerini toparladıklarını ifade etmişlerdir. Görüşmecilerin birçoğu eşlerini iyi özellikleri ile tanımlamaktadırlar, ancak çoğunun evliliğinde; aldatma, alkol-madde kullanımı, eş sorumsuzluğu, şiddet gibi ciddi yapısal problemler mevcuttur. Görüşmeciler açısından eşlerini cezaevinde ziyaret etmek; ekonomik açıdan maliyetli, ulaşım açısından zorlayıcı ve psikolojik açıdan yıpratıcıdır. Görüşmeciler, eşleri cezaevinde olduğu için toplum içerisinde bir kadın olarak çeşitli zorluklarla karşılaştıklarını ifade etmişlerdir. Görüşmecilerin eşlerinin yokluğu sürecindeki destek mekanizmaları; çocukları, aileleri, eşlerinin aileleri, arkadaşları ve devlettir, ancak hiçbirisi aldığı desteği yeterli görmemektedir. Görüşmecilerin ekonomik ve psikolojik açıdan daha fazla desteklenmeye ihtiyacı vardır. Görüşmecilerin geleceğe dair en temel beklentileri eşlerine kavuşmak ve sorunların olmadığı yeni bir hayata başlamaktır.

Ceza infaz kurumlarıErkeklerHükümlüler+3
Şükran Kolay Çepni
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1980 Dönemi sonrası kadın yazarlarımızın romanlarında erkeklik olgusunun yansımaları (Adalet Ağaoğlu, Ayla Kutlu, Leyla Erbil, Erendiz Atasü)

1980 sonrası Türk Edebiyatı'nın önemli yazarlarından olan Adalet Ağaoğlu, Ayla Kutlu, Erendiz Atasü ve Leyla Erbil'in romanlarındaki erkeklik olgusunun yansımalarının incelenmesi amaçlanan bu tez çalışmasında, toplumsal cinsiyet kalıplarına dayalı erkeklik anlayışını, erkeklik olgusunun yansımasını ve bu olgunun meydana getirdiği erkeklik görünümleri üzerinde durulmuştur. Toplumsal cinsiyet, ataerki, erk ve erkek-lik kavramı ve hegemonik erkeklik kalıplarının merkeze alındığı bu tez çalışmasında, çalışmaya kaynaklık eden yazarların romanlarındaki erkeklik görüntülerinden ayrı ayrı bahsedilmiştir. Erkek kahramanların hem sosyal hem de psikolojik durumları, toplumsal rolleriyle bir çatışma halinde olan bu erkeklik kurguları romanlardaki erkek karakterler hakkında yeni bir erkeklik inşası oluşumunu gerekli kılmıştır. Tez başlığından hareketle erkeklik olgusunun yansımalarından söz etmek, toplumda eril düşünceden bağımsız, erkeklik norm ve kalıpları dışında hareket eden erkeklerin de toplumsal kimlik arayışı içinde olduğuna, kendilerine ait bir erkeklik inşa ettiklerine vurgu yapılmasıyla doğrudan ilintilidir. Bu çalışmada 1980 sonrası kadın yazarlarımızın (Adalet Ağaoğlu, Ayla Kutlu, Erendiz Atasü, Leyla Erbil) romanlarındaki erkeklik kurguları incelenmiştir. Bu incelemede coğrafya – yazar – eser – kahraman arasındaki ilişki ise yazarların romanlarda oluşturduğu erkeklik kurguları, roman alıntılarından hareketle açıklanmıştır. Bu çalışma 1980 sonrası kadın romancılar perspektifinden çizilmiş olan erkeklik görüntülerinin özelliklerini belirleyen ve bu noktada erkekler aracılığıyla toplum olarak "tabu"laştırılmış erkeklik kavramının da ana hatlarını ortaya çıkaran bir inceleme çalışması olmayı amaçlamaktadır.

Atasü, ErendizAğaoğlu, AdaletErbil, Leyla+5
Kübra Evci
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Futbolda erkeklik ve şiddet: Nefer taraftar grubu örneği

Bu çalışmanın amacı; futbol taraftarlarının (saha içi ve saha dışındaki futbol ile ilişkili faaliyetlerde) erkeklik kültürünün, gözlenen şiddet ile olan ilişkisini araştırmaktır. Araştırmanın örnekleminin oluşturulmasında yargısal örnekleme yöntemiyle Eskişehirspor taraftar gruplarından biri olan Nefer grubu seçilmiştir. Nefer taraftar grubuna üye taraftarlar arasında kolayda örnekleme yöntemiyle 348 taraftara internet ortamında Google Drive formları aracılığıyla ulaşılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda, BEM Cinsiyet Rolü Envanteri ve Şiddet Kültürü Ölçeklerinden yararlanılmıştır. Verilerin bilgisayar ortamına aktarılması ve analizinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçme araçlarının geçerlik ve güvenirlik analizleri için Açımlayıcı Faktör Analizi(AFA) yapılmış ve Cronbach alpha katsayıları hesaplanmıştır. Elde edilen verilerin analiz edilmesinde t-testi, ANOVA ve Pearson Korelasyon analizlerinden yararlanılmıştır. Elde edilen bulgular incelendiğinde; erkeklik kültürü ile şiddeti onaylama arasında ve şiddete maruz kalma ile şiddeti onaylama arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Bunun yanında katılımcıların şiddeti onaylama düzeyleri yaş gruplarına ve eğitim durumlarına göre anlamlı şekilde farklılaştığı ortaya konulmuştur. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular, Türkiye'deki futbol ile ilintili şiddetin anlaşılması ve önlenmesi hususunda yararlı olabilecek teorik öngörülerin, pratik bulgular ile de desteklenebileceği sonucuna katkı sağlamıştır.

Cinsel kimlikErkeklerFutbol+5
Muhammet Nurullah Çakmak
Anadolu University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erkek basketbolcularda dört haftalık solunum kas antrenmanının performansa etkisi

Bu çalışmanın amacı erkek basketbolcularda dört haftalık solunum kas antrenmanının aerobik ve anaerobik performansa etkisini incelemektir. Çalışmaya toplam 20 basketbolcu (deney:10, yaş:28,10±4,51 yıl; kontrol:10, yaş:18,70±0,95 yıl) katıldı. Deneklerin solunum kas antrenmanı (SKA) öncesi spirometreyle solunum fonksiyonları, respiratuar basınçölçer cihazı ile solunum kas kuvvetleri belirlendi. SKA, POWER breathe Classic (mavi) model ile maksimal inspiratuar basınç (MİP) değerinin % 40'ına eşdeğer olacak şekilde haftalık 1 birim (10 cmH2O) artırım sağlanarak deney grubuna sabah ve akşam günün aynı saatlerinde olmak üzere haftanın 5 günü günde 2 kez tekrarlanmak koşuluyla 4 hafta uygulandı. Her antrenman biriminde sporcu 30 dinamik nefes alıp verme işlemi yaptı ve günde 60 nefes döngüsünü tamamladı. Anaerobik güç parametreleri wingate bisiklet ergometresi ile, aerobik kapasiteleri de Yo-Yo Aralıklı Toparlanma Seviye 1 test protokolüyle hesaplandı. Gruplar arası tüm parametrelerin ön-son testleri arasındaki karşılaştırması için bağımlı T testi (Paired Sample T Testi), ortalama farkın gruplar arasındaki analizi içinde bağımsız T testi (Independent Sample T Test) kullanıldı. SKA sonrası deney grubunda FVC (lt) ve FEF Max'ta ki (lt/sn) değişim istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0,05). Diğer solunum fonksiyon değerlerinde yüzdesel artış görülmesine rağmen anlamlı bir sonuç bulunmamıştır (p>0,05). Yüzdesel olarak en fazla artış İC (% 42,22), FEF Max (% 35,26) ve MİP (% 22,33) değerlerinde görülmüştür. Kontrol grubunda sadece SVC ve MİP'te anlamlı değişim görülmüştür (p<0,05). Deney grubunda anaerobik güç göstergelerinden Mininum Power dışında bütün değerlerde anlamlı farklılık belirlenmiştir (p<0,05). Ayrıca Time to Peak'te % 34,03 ve Peak Power da % 5,66 düzeyinde yüzdesel artış meydan gelmiştir. Kontrol grubunda Wingate testi sonrasında tüm parametrelerde anlamlı bir değişim gözlenmemiştir (p>0,05). SKA sonrası deney grubunda VO2maks ortalama değerinde % 14,74 (p<0,008) ve kontrolde ise % 7,50 oranında artış görülmüştür (p<0,006). Sonuç olarak solunum kas antrenmanının; solunum fonksiyonlarını, solunum kas kuvvetini, anaerobik ve aerobik kapasiteyi düzenli antrenman yapanlara göre pozitif yönde etkilediği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Aerobik Kapasite, Anaerobik Güç, Basketbol, Solunum Kas Antrenmanı,

Aerobik güçBasketbolBasketbolcular+7
Adem Çevik
Hitit University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Trampolin ve mat zeminde uygulanan pliometrik egzersizlerin erkek bireylerde kas hasarı, dikey sıçrama ve denge üzerine etkileri

Bu araştırmanın amacı; trampolin ve mat zemin üzerinde uygulanan 8 haftalık pliometrik egzersiz programının dikey sıçrama ve dinamik denge performansı, kreatin kinaz (CK) enzim aktivitesi, serumda testosteron konsantrasyonları, serum kortizol seviyesi üzerine etkilerini incelemektir. Ayrıca bir diğer amacı ise, egzersiz periyodundan sonra 2 haftalık antrenmansızlığın sportif performans üzerine etkilerini incelemektir. Araştırmaya 18-25 yaş aralığında 42 erkek birey gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcılar rastgele [Trampolin Grubu (TG); n=15 ve Mat Zemin Grubu (MZG); n=15; Kontrol Grubu (KG); n=12] olarak 3 gruba ayrılmıştır. TG ve MZG 8 hafta süreyle, haftada 2 gün pliometrik egzersizler yaparken, KG yalnızca ısınma ve soğuma protokolünü gerçekleştirmiştir. Araştırmada egzersiz öncesi ve sonrası olmak üzere katılımcılara dikey sıçrama ve dinamik denge performans ölçümleri yapılmıştır. Farklı zeminlerde gerçekleştirilen pliometrik egzersizler neticesinde kas hasarını saptayabilmek için egzersizden hemen önce ve egzersizin 24, 48 ve 72 saat sonrasında, testosteron ve kortizol hormonu seviyelerindeki değişikleri incelemek için ise 8 haftalık egzersiz öncesi ve sonrası kan örnekleri alınmıştır. İstatistiksel analizlerde normal dağılım göstermeyen veya homojen olmayan verilerin gruplar arası karşılaştırılması için Kruskal-Wallis testi kullanılmıştır. Normal dağılım gösteren ve homojen olan verilerin gruplar arası karşılaştırılmalarında ise tek yönlü varyans analizi (ANOVA) testi ve çift yönlü varyans analizi (Two Way ANOVA) testi kullanılmıştır. İstatistiksel analiz sonuçlarına göre, uygulanan pliometrik egzersizler ardından oluşan kas hasarı düzeylerinde deney grupları arasında anlamlı fark bulunmamıştır (p>0,0167). MZG ve TG dinamik denge performans değerlerinde anlamlı artışlar meydana gelirken (p<0,05), dikey sıçrama performans değerlerinde de anlamlı artışların olduğu bulunmuştur (p<0,01). Deney grupları arasında dikey sıçrama ön test ile antrenmansızlık performans değerlerinde TG lehine anlamlı fark saptanmış (p<0,01), dinamik denge performans değerlerinin tümünde TG değerlerinde anlamlı artış olduğu bulunmuştur (p<0,05). Kronik kortizol düzeylerinde gruplar arasında fark bulunmamıştır (p>0,05). TG ve KG kronik testosteron düzeylerinde anlamlı düşüşler belirlenmiş (p<0,05), MZG kronik testosteron düzeyinde ise anlamlı fark saptanmamıştır (p>0,05). Sonuç olarak, egzersiz gruplarının CK değerlerinde anlamlı bir farkın saptanmadığı, TG'nin dikey sıçrama ve dinamik denge performansı ve daha sonraki antrenmansızlık süreçlerindeki anlamlı pozitif sonuçları doğrultusunda, pliometrik egzersizlerde mini trampolin zeminin tercih edilebileceği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Dinamik denge, Dikey sıçrama, Kas hasarı, Kortizol, Pliometrik, Testosteron.

DengeDikey sıçramaEgzersiz+6
Burak Gündoğan
Hitit University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erkek sağlık çalışanlarında sigara içme davranışı, sigarayı bırakmanın belirleyicileri ve sağlık okuryazarlığı arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Bu çalışma, erkek sağlık çalışanlarında sigara içme davranışı, sigarayı bırakmanın belirleyicileri ve sağlık okuryazarlığı arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Kesitsel türdeki bu araştırma Haziran-Ağustos 2021 tarihleri arasında Amasya iline bağlı Merzifon, Suluova ve Gümüşhacıköy ilçelerindeki birinci ve ikinci basamak sağlık kurumlarında görev yapan, 18 yaş ve üzeri, 250 erkek sağlık çalışanı ile tamamlanmıştır. Araştırmanın verileri SPSS 22.0 programı aracılığı ile yüzdelik, ortalama, ki-kare testi, Fisher's exact testi, Anowa ve normal dağılım göstermeyen verilerde Kruskal Wallis H test ve Mann Whitney U Test ile binary lojistik regresyon ve doğrusal regresyon analizi kullanılarak değerlendirilmiştir. Analizlerde p<0,05 değeri istatistiksel açıdan anlamlı kabul edilmiştir. Araştırma grubunun sağlık okuryazarlığı genel indeks puan ortalaması 41,1±5,1'dir. Sağlık okuryazarlığı düzeyinin %50,8 oranı ile yeterli olduğu, yeterli sağlık okuryazarlığı düzeyinin sigara içenlerde %48,9, sigara içmeyenlerde %53,5 olduğu belirlenmiştir. Sigara içen erkek sağlık çalışanlarının sağlık okuryazarlığı düzeyi; lisansüstü eğitim alanlarda en fazla olup (p<0.000), hekim/diş hekimi grubunda diğer ünvanlara göre daha yüksek bulunmuştur (p<0.000). Sigara içen katılımcıların Fagerström nikotin bağımlılık puan ortalaması 3,2±2,7 olarak bulunmuştur. Nikotin bağımlılık puanları ile sigaraya ilk başlama yaşları arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif yönde ilişki belirlenmiştir (p<0,000). Sigara içen erkek sağlık çalışanlarının %55'i düşük, %25,5'i orta, %19,5'i yüksek derecede nikotin bağımlısı olduğu tespit edilmiştir. Sağlık algısını orta olarak belirtenlerin %44,4'ünün yüksek düzeyde nikotin bağımlısı olduğu görülmüştür (p<0,05). Yalnızlık, stres, öfke nedeniyle sigara içme nedenleri ile nikotin bağımlılığı düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlılık belirlenmiştir (p<0,05). Erkek sağlık çalışanlarının tütün politikalarını caydırıcı bulmadığı görülmüştür (p<0,05). Sigarayı bırakma öz-yeterliliği düşük olanların %39,5'nin yüksek düzeyde nikotin bağımlısı olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Sağlık okuryazarlığı düzeyi mükemmel olan katılımcıların %51,4'ünün, yeterli olanların %42,9'unun iki ay içerisinde sigarayı bırakamayacağı saptanmıştır (p<0,000). Sonuç olarak, erkek sağlık çalışanlarında sigara içmenin ve sigarayı bırakmann risklerine karşı düşük farkındalığın sağlık okuryazarlığı düzeylerinden etkilendiği belirlenmiştir.

ErkeklerSağlık okuryazarlığıSağlık personeli+1
Pelin Uyar
Hitit University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

10-14 yaş erkek futbolcu ve badmintoncularda bazı fiziksel fizyolojik ve biyomotorik özelliklerinin karşılaştırılması

Fatma, K. 10-14 Yaş Erkek Futbolcu Ve Badmintoncularda Bazı Fiziksel, Fizyolojik ve Biyomotorik Özelliklerinin Karşılaştırılması. Dumlupınar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Kütahya, 2012. Bu çalışmada, 10-14 yaş grubundaki okullar arası müsabakalara katılan futbolcu ve badmintoncuların bazı fiziksel, fizyolojik ve biyomotorik özeliklerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Yapılan bu araştırmada, Eskişehir Mehmet Gedik İlköğretim Okulu15 futbolcu ve Eskişehir Cengiz Topel İlköğretim Okulu 15 badmintoncu olmak üzere toplam 30 sporcu konu edilmiştir. Çalışmada; sporcuların fiziksel, fizyolojik ve biyomotorik özelliklerini belirlemek amacıyla yaş, vücut ağırlığı, uzunluk ölçümleri, genişlik ölçümleri, çevre ölçümleri, deri altı yağ oranları, kalp atım sayısı, sistolik kan basıncı, diastolik kan basıncı, 30 metre sürat testi, uzun atlama, esneklik ve el kavrama kuvveti ölçüldü. Futbolcu ve badmintoncularda ölçümler sonucunda elde edilen bulgular arasındaki farklılıklar SPSS for Windows 17.0 paket programında tanımlayıcı istatistik ve bağımsız gruplarda t- test uygulanarak değerlendirildi. Bu araştırma sonucunda elde edilen sonuçlara göre futbolcu ve badmintoncuların istirahat diastolik kan basıncı değerleri arasında farkın istatistiksel olarak önemli olduğu (p<0,05), diğer fiziksel, fizyolojik ve biyomotorik özellikler arasındaki farkın istatistiksel olarak önemli olmadığı bulunmuştur (p>0,05).Anahtar Kelimeler: Fiziksel, Fizyolojik Ve Biyomotorik Ölçümler, Futbolcu, Badmintoncu

BadmintonErgenlerErkekler+6
Fatma Karaca
Kütahya Dumlupınar University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Genç erkek basketbolcularda aktif ve pasif toparlanmanın şut performansına akut etkisi

Bu çalışmanın amacı; basketbolcularda aktif ve pasif toparlanmanın şut performansına akut etkisinin incelenmesidir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden deneysel model kullanılmıştır. Çalışmaya Gaziantep ilinde U16 kategorisinde 7 yıldır basketbol oynayan sporculardan 12 erkek sporcu dahil edilmiştir. Araştırmada veri toplama araçları olarak RAST testi ve AAHPERD basketbol hızlı şut testi kullanılmıştır. Üç antrenmana ayrılan çalışma randomize bir şekilde planlanmış olup dinlenme yapılmayan günde sporcular RAST testi sonrasında dinlenme verilmeden AAHPERD basketbol hızlı şut testine geçmiştir. RAST testinde ve şut testinde elde edilen veriler kaydedilmiştir. Aktif toparlanma yapılan günde ise RAST testi sonrası aktif dinlenme yapan sporcular yine AAHPERD basketbol hızlı şut testine geçmiştir ve veriler kaydedilmiştir. Pasif toparlanma yapılan günde ise RAST testi sonrası pasif dinleme yaptırılmış ve AAHPERD basketbol hızlı şut testine giren sporcuların verileri kaydedilmiştir. Elde edilen veriler uygun istatistiksel yöntemler kullanılarak SPSS 25.00 paket programında analiz edilmiştir. Verilerin analizi sonucunda dinlenmesiz yapılan şut performansı ile aktif ve pasif toparlanma sonrası yapılan şut performansları karşılaştırıldığında aktif ve pasif toparlanma lehine anlamlı farklılığa rastlanmıştır (p ≤ 0.05). Buna karşın aktif ve pasif toparlanma arasında ise şut performansları açısından anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır. Sonuç olarak yorgunluk sonrası dinlenmesiz güne göre aktif ve pasif toparlanma yapılan günlerde şut performansının arttığı görülmüştür. Ancak aktif ya da pasif toparlanma yapmanın şut performansına akut olarak farklı bir etki göstermediği görülmüştür.

BasketbolBasketbolcularDinlenme+5
Mevlüt Alına
Gaziantep University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Oreochromis (Cichlidae) türlerinde sentetik androjen hormonu kullanılarak ve melezleme ile erkek döl elde edilmesi üzerine bir araştırma

34 SUMMARY This study has been carried out to produce monosex ( male) individuals for controlling the over population and increasing the total production. The atudy has been carried out as two part. Hormone treatment which waa the first one was carried out in the time period of 15.8.1991 and 30.5.1991 at Laboratories of Faculty of Fisheries and Fisheries Research Station of Agricultural Faculty. In this part, newly hatched larvae of Q. aureus which were smaller than 11 mm were used. They were stocked as 55 individuals in 10 aquarium ( 62x30x30 cm) and fed hormone treated feed in different concentration ( 0, 20, 25, 30, 35, 40, 45, 50, 55, 60, 65 mg hormone /kg feed). The androgen hormone used this part was a domestic product called sustanon. This part continued 45 days. Second part of the study was carried out in the time period of 1.5.1992 and 15.11.1992. In this part, 0. aureus males and females were crossed with 0. ni lot icus males and females. Hybrids produced by these ways were stocked with two replication each containing 50 individuals in concentrate tanks. The results and conclusions of this study can be summarize as follows: 1. In the first part, during the first 45 days of the research, high mortalities changing from 69 % to 83.6% were observed in some groups, in which the reasons were unknown. For this reason, statistical analysis were not done. But, this hormone were concluded as being unsuitable for this aim. But, it is also a reality that androgens are very effective for eex reversing. 2. In the second part, male 0. aureus and female fi- ni loticus were crossed and 93% of male fry obtained as a result. It is an expected result. It waa concluded that 0. aureus and 0. ni loticus are prominent species for producing35 male tilapia fry. 3. Two groups which ons of them obtained by crossing male 0. aureus with female 0. ni loticus, another one female 0_. aureus with male 0. ni lot i cue were compared in terms of growth as length and body weight and first group were found significantly different ( P< 0.05). It wae concluded that, all male tilapia should be used for commercial fish culture. 4. It is known fact that crossing in between two species does not give the same results all times. Because, the biological mechanisms of the sexuality are under effects uf many controlling factors such as the differences of species and varaities, enviroment etc. These mechanisms of this phenomenon should be investigated in detail for more success in this subject.

CichlidaeCichlidaeErkekler+6
Tülay Altun
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1993
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The role of copaptin in changes secondary hypogonadism in men with and without type 1 and 2 DM

This investigation is conducted to study the role of copeptin peptide in changes of the secondary hypogonadism in men with and without type 1 and type 2 of diabetes mellitus and study the correlation between copeptin and some of the biochemical parameters in men with and without Type 1and 2 diabetes mellitus. The results showed that the mean of the copeptin concentration in a blood sample of the three tested groups varied in their levels of copeptin. The results pointed out that the mean of HbA1C levels in the serum of DM2 and DM1 patients were significantly higher than in healthy persons, which recorded 9.30 and 8.06 % as compared to the control group which recorded 5.33 % respectively, the elevated in HbA1C level was associated with increases in copeptin levels considers as a biomarker of diabetes mellitus disease. We found that the elevated copeptin level is associated with the increase in lipid profile such as total triglycerides, total cholesterol HDL and LDL in diabetes patients. The results revealed that the mean CRP levels in serum of DM2 and DM1 patients were significantly higher than in healthy persons, which recorded 12.34 pg/mL and 10.44 pg/mL as compared to the control group which recorded 4.72 pg/mL respectively. The copeptin is considers as a biomarker seems to reflect the disease severity in diabetes patients.

CopeptinDiabetes mellitusDiabetes mellitus-type 1+4
Asraa Fawzı Madhı Daham
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Women's and men's views and knowledge on male participation in reproductive health in iraq

Reproductive health for women is essential to mothers, babies, families, and the community as a whole. The study was planned in a descriptive cross-sectional design to describe and compare women's and men's views on male participation in reproductive health in Iraq. The study was conducted in Iraq in a women's ward on the third floor of a private nursing home hospital. The women of the sample were in the consulting clinic in Baghdad teaching hospital / Medical City in Baghdad between 1 February 2022 and 10 July 2022. Samples for this study were collected through individual interviews. The sample sizes consisted of 100 Iraqi married men and 100 women. Data analysis in this study was conducted by using SPSS version (22.0). The study used frequency, percentage, t-tests, and Chi-square to investigate the comparative study. This study concluded that the female participants had more knowledge and information about the justifications for abortion and family planning (FP) methods than the males. Most participating men know 73% but do not participate in reproductive health 60%. In this work, the violence in Iraq was also studied, and it was found that it is high. 47% of females strongly agree that violence against women is high in Iraqi society, and 37% of males agree that violence against women is high. Moreover, the most common type of violence in Iraq is verbal (65%), followed by physical violence (55%), as investigated in the views of the study. However, there is no significant difference between the reproductive health issue and the mean score of females and males (t=1.011, p=0.313). The study concluded that most of the participating men have the knowledge, but they do not participate in reproductive health, and the study also concluded that violence is high in Iraqi society, and the females and males agreed that determining the number of children in the family is the responsibility of both sexes and that the role and patterns of the family for both sexes similar. The study concluded that men are often able to use family planning methods, and participants stressed the need to take measures to protect against STDs. It is recommended to spread awareness about reproductive rights and reproductive health for males and females and to increase male participation in reproductive health in Iraq.

Level of knowledgeThoughtMen+5
Muna Abdulwahıd Omar Al-gburı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gençlerde gebelik öncesi doğum korkusu ve etkileyen risk faktörlerinin incelenmesi

Araştırma gençlerde gebelik öncesi doğum korkusu ve etkileyen risk faktörlerinin incelenmesi amacıyla tanımlayıcı tipte yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, Çankırı Karatekin Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde öğrenim gören 1368 genç kadın, 353 genç erkek olmak üzere toplamda 1721 kişi oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini dahil edilme kriterlerine uygun olan 326 kişi oluşturmuştur. Araştırma Nisan 2022-Haziran 2022 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanmasında, tanıtıcı bilgileri içeren Veri Toplama Formu, Kadın Gebelik Öncesi Doğum Korkusu Ölçeği (KGÖ-DKÖ) ve Erkek Gebelik Öncesi Doğum Korkusu Ölçeği (EGÖ-DKÖ) kullanılmıştır. Araştırma kapsamında toplanan verilerin analizinde kategorik değişkenler için frekans analizi (sayı, yüzde, ortalama), sayısal değişkenler için ise tanımlayıcı istatistikler (ortalama, standart sapma) analizler kullanılmıştır. Çalışmaya katılan genç kadınların Kadın Gebelik Öncesi Doğum Korkusu Ölçeği'nden aldıkları toplam puan ortalamaları 37,86±11,03'dır. Çalışmaya katılan genç erkeklerin Erkek Gebelik Öncesi Doğum Korkusu Ölçeği'nden aldıkları toplam puan ortalamaları 35,54±10,03'dür. Araştırmada, genç kadınlarda aile gelir durumu ve ilerde eş ile birlikte doğum öncesi eğitimi alma isteği değişkenlerine göre gebelik öncesi doğum korkusu arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkinin olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Genç erkeklerde ise hemşirelik bölümünde öğrenim gören ve gelecekte çocuk sahibi olmak isteyenlerin gebelik öncesi doğum korkularının daha düşük olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Araştırma sonucunda, gençlerde (kadın ve erkeklerde) gebelik öncesi doğum korkusunun benzer ve orta düzeyde bir korku olduğu saptanmıştır. Dolayısıyla, gençlerin doğum korkularını etkileyen faktörlerin belirlenmesi, gerekli önlemlerin alınarak ortaya çıkabilecek doğum korkularının azaltılması, gebelikte doğum korkusunun azaltılmasında eş desteğinin öneminin sağlık profesyonellerince gençlere açıklanması ve bu yönde gerekli eğitim/danışmanlık faaliyetlerinin yapılması önerilmektedir.

Doğum korkusuErkeklerGebelik+3
Selime Sevde Kaymaz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Assessment of knowledge and attitudes concerning risk factors and early detection of prostate cancer among males attending urology outpatient in Al-Zahraa Teaching Hospital

Background: Prostate cancer, one of men's deadliest illnesses, is the second most frequent malignancy and the second largest cause of cancer fatalities. The aetiology of prostate cancer is unclear, although risk factors include age, family history, race, male hormones, diabetes, obesity, a westernised lifestyle, and infections. Early prostate cancer detection improves therapy and reduces deaths. Early diagnosis and screening face several hurdles. Low awareness, a negative attitude towards screening, the cost, misinformation regarding prostate cancer, and the shame of being diagnosed are some of the obstacles. Objectives: to assess male knowledge and attitudes on prostate cancer risk factors and early detection and to assess the association between men' socio-demographic variables and knowledge and attitudes about prostate cancer risk factors and early diagnosis. Material and Methods: A descriptive design study was carried out in Urology Outpatient Clinic of Wasit city hospitals in Iraq, the present study started from November 1st, 2022 to February 1st, 2023. A non-probability (Accidental sample) of 132 patients who agreed to participate was included in the study. The researcher constructed and developed instruments in order to achieve the desired study objectives. Reliability of the instrument was determined through the use of the Cronbach's alpha coefficient, While the instrument validity is determined throughout a panel of experts. Results: The results of the present study showed that mean score of patients' total knowledge 43.07 and attitudes was 21.28.It appeared that there is a statistically significant differences between total knowledge scores of participants and their marital status and education level, and it showed that was statistically significant differences between total scores of attitudes and periodic screening for prostate cancer. The study appeared that high positive associations between knowledge and attitudes of prostate cancer (p < 0.05). Conclusions: This study shows that statistically significant relationship between knowledge and marital status and education level, the study showed that statistically significant relationship between patient attitudes and periodic screening for prostate cancer, and there was a high positive association between knowledge and attitudes toward prostate cancer.

KnowledgeMenEarly diagnosis+7
Alı Hamzah Fareed Fareed
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Kuran-ı Kerimdeki erkekler ayetleri objektif bir çalışma / The aim of study on the verses for mens in the Qur'an

Bu özet, Kur'an-ı Kerim'deki erkek ayetleri hususunda yazmış olduğumuz tez hakkındadır. Tezimiz, Kur'an'daki erkek mefhumu üzerine odaklanmıştır. Tez başlığımız belirli bir Kur'ani kelime (erkek) ile alakalı olduğu için, çalışmanın türünün spesifik olması gerekiyordu. Araştırmanın gerekleri doğrultusunda, çalışma ve araştırma sorunsallığı ile alakalı olarak tezimiz nesnel araştırma yöntemine dayanmıştır. Kadının zıttı bir cinsiyet şeklinde toplum içinde genel bir mefhum olarak kullanılan erkeklik mefhumu, çağımız insanları arasında çokça karıştırılan kavramlardandır. Bu karışıklık, Müslümanların arasında yayılmıştır. Bu durum, nesillerin geleceğine ve bu nesillerin kullandığı mefhumların anlamlarına ve İslami değerlere kötü bir şekilde yansımaktadır. Bu nedenle, özellikle kökleri sağlam, güçlü fikirleri ve saf kaynakları olan bir toplum olduğumuz için, bu entelektüel, davranışsal ve eğitimsel ikilemi tedavi etmek adına dayanışma içinde olmamız gerekiyor. Çalışma, toplum hayatındaki bu mühim yönün araştırılmasını seçmiştir. Çalışmanın doğası gereği, Kur'an-ı Kerim'deki erkek kelimesinin geçtiği yerler de ele alınmıştır. Çalışma giriş ve üç bölüme ayrılmıştır. Girişte erkek kelimesinin kelime ve terim anlamlarını açıkladık. İlk bölümde ibadetler, şahsi davranışlar ve erkeklerin özellikleri ile alakalı ayetleri ele aldık ve üç konuya ayırdık. İkinci bölümde Ulu'l-Azm peygamberleri ele aldık ve dört konuya ayırdık. Üçüncü bölümde Kur'an-ı Kerim'de adı geçmeyen diğer peygamberleri ele aldık ve üç konuya ayırdık. Sonuç bölümünde en önemli bulguları ve tavsiyeleri zikrettik. Ardından kaynakça kısmını ekledik. Anahtar Kelimeler: ( Ayet, Erkek, Sıfatlar, Ulu'l-Azm, Nebiler ).

Mahmood Sabah Mahmood Aldulaımı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Evaluation of renal function tests and electrolytes in males with repeated smoking and alcohol abuse

The phenomenon of excessive smoking and alcohol usage is very frequent around the globe, despite acknowledging its downsides to human health in general and to adolescent health in particular. Alcoholic cigarette smoking greatly increases morbidity and mortality from infectious illnesses and the risk of a variety of diseases. The purpose of current research is to reveal the impact of heavy smoking and alcohol usage on renal function tests and electrolytes in men. Experimental participants aged between 30-65 years smoked for 10 years at least, Venous blood samples were taken, and assess the biochemical parameters for kidney function tests and electrolytes for repeated smoking and alcohol consumption in males. Depending on the results of the current study, it has been discovered that alcohol consumption was associated with a decline in kidney function, there are several possible explanations for the inverse relationship between alcohol consumption and decline in kidney function. To begin with, polyphenolic compounds found in alcoholic beverages have antioxidant and anti-inflammatory properties, both of which may have renal protective effects. Alcohol has both negative and positive impacts on renal function. Glomerular and tubulointerstitial damage are possible side effects, especially in people who already have kidney disease or who drink too much alcohol.

Alcohol drinkingKidney function testsElectrolytes+2
Mohammed Houran Abed
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erkek öğrenci hemşirelerin bakım verirken yaşadığı zorlukların belirlenmesi

Bu araştırma erkek öğrenci hemşirelerin bakım verirken yaşadığı zorlukların belirlenmesi amacıyla kesitsel ve tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini; İç Anadolu Bölgesinde bulunan ve araştırmaya izin veren 7 üniversitede öğrenim gören, klinik uygulamaya çıkmış ve araştırmaya katılmayı kabul eden 300 erkek öğrenci hemşire oluşturmuştur. Araştırma 01.10.2019/01.11.2019 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın yapılabilmesi için etik kuruldan, kurumlardan yazılı izin, erkek öğrenci hemşirelerden sözlü izin alınmıştır. Veriler araştırmacı tarafından literatür doğrultusunda hazırlanmış olan "tanıtıcı özellikler formu" ve "öğrencilerin bakım verirken yaşadığı zorluklar formu" kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı ve yüzdelik testleri Ki-kare testleri kullanılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin yaş ortalamaları 21,30 ± 2,00 olup %38,3'ünün 2. sınıf, %30,7'sinin 3. sınıf ve %31,0'ının 4. sınıf olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin %73,3'ünün mesleği ilk 5. sırada tercih ettikleri ve %47,0'ının kısmen isteyerek mesleğe geldiği saptanmıştır. Öğrencilerin %60,0'ının bazen stresli olduğu ve %55,0'inin klinik stres yaşadığı bulunmuştur. Erkek öğrenci hemşirelerin; kliniklerde kadın hastalarla çalışırken %72,0 oranında bakım sırasında utangaçlık-çekingenlik hissetmeleri, erkek hastalarla çalışırken %44,7 oranında kendilerine güvenmemeleri, hasta yakınlarıyla çalışırken %67,0 oranında sürekli hastalarının yanında olmak istemeleri, meslektaşlarıyla çalışırken %76,7 oranında fiziksel güç gerektiren görevlerde iş yükünün erkek hemşirelere bırakılması, hekimlerle çalışırken de %37,7 hekimlerin streslerini kendilerine yansıttıkları konularında sorun yaşadıklarını belirtmişlerdir. Öğrencilerin sınıf düzeyi, mesleği isteyerek seçme, kendini tanımlama durumu, aile tutumu, klinik stres yaşama durumu ve stresle baş etme yöntemleri gibi özelliklerinin klinikte yaşadığı zorlukları etkilediği bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak, erkek öğrenci hemşirelerin çoğunlukla hasta ve hasta yakınlarıyla sorun yaşadıkları, hekimlerle ve meslektaşlarıyla daha az sorun yaşadıkları belirlenmiştir. Araştırmanın farklı bölgelerde daha geniş popülasyonda yapılması önerilir.

Bakım verenlerBakım verme yüküCinsiyet+7
Habibe Zeybek
Yozgat Bozok University
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Reklamlarda erkeklik imgesinin yeniden üretimi

Bu çalışmanın amacı, toplumsal cinsiyet rollerinin değişmesiyle birlikte televizyon reklamlarında erkek imgesinin yeniden inşasını araştırmak üzerine odaklanmıştır. Kültür endüstrisi ve tüketim kültürünü yaymada önemli bir araç olan reklamlar, erkek kimliğindeki değişikliklerinde en büyük yansıtıcı durumundadır. Reklamlar tarafından ele alınan toplumsal cinsiyet rollerinin bireyler tarafından içselleştirilip, gündelik hayata adapte edilmesi daha kolaydır. Özellikle en yaygın ve en etkileyici özelliğe sahip olan kitle iletişim araçlarından biri olan televizyon reklamları ile topluma hitap etmek daha tercih edilir bir yöntem durumundadır. Reklamlarda erkek imgesinin yeniden inşasını örneklendirebilmek amacıyla literatür taraması yapılarak, ele alınan çalışmanın inceleme bölümde söylem analizi ve göstergebilim tekniği kullanılmış, televizyon reklamları aracılığıyla erkek imgesinin yeniden inşası ayrıntılı olarak irdelenmiş, değişen ihtiyaç ve yaşam tarzları reklamlara yansıyan göstergelerle yorumlanmaya çalışılmıştır. Bu perspektifte, sosyal değişikliklerin erkek imge açısından reklamlara yansıyışı ve televizyon reklamlarında yeniden inşa edilen erkek imgesi analiz edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Reklam, Kültür Endüstrisi, Tüketim Kültürü, Toplumsal Cinsiyet Rolleri, Erkek İmge.

Cinsel kimlikErkeklerErkeklik+4
Pınar Gökpınar
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Wingate anaerobik güç testinde farklı yüklerin sedanter erkeklerde solunum fonksiyonlarına akut etkileri

Bu çalışmanın amacı, farklı yükler ile uygulanan Wingate anaerobik güç testinde solunum fonksiyonlarının değişiminin incelenmesidir. Çalışmaya 18-24 yaşları arasında toplam 16 sedanter erkek denek (n: 16, yaş: 23.81 ± 1.22) gönüllü olarak katıldı. Deney dizaynı olarak randomize plasebo-kontrollü ve tek körlü çapraz deney tasarımı kullanıldı. Deneklere Wingate anaerobik güç testi prosedürü gereğince vücut ağırlıklarının %2.50, %5.00, %7.50 ve %10.00 olarak farklı yükler ile 4 akut egzersiz uygulaması yapıldı. Deneklerin farklı yüklerdeki egzersizlere, hangi yüke tabii olacağını bilmeden, randomize olarak katılmaları sağlandı. Akut egzersiz uygulamaları arasında 24 saatlik dinlenme verildi. Her akut egzersiz uygulaması öncesinde ve sonrasında solunum fonksiyon testleri yapıldı. Bu testler ile FVC, FEV1, FEV1/FVC, PEF, FEF%25, FEF%50, FEF%75, FEF%25-75, PIF, MVV, ERV, IRV, TV, VCIN ve VCEX özellikleri elde edildi. Her yükün öncesinde ve sonrasında ölçülen değerlerin karşılaştırılması için bağımlı T testi kullanıldı. Uygulamalarda elde edilen yüzdesel değişimlerin uygulamalar arasında karşılaştırılması için tekrarlı ölçümlerde tek yönlü varyans analizi ve LSD testi uygulandı. %2.50 yük uygulamasında solunum fonksiyonlarında anlamlı bir değişim görülmedi (p>0.05). Özellikle %10.00 yük uygulamasında tüm solunum fonksiyonlarında anlamlı farklılıklar gözlendi (p<0.05). Uygulamalar karşılaştırıldığında, %10.00 ve %7.50 yükler ile uygulanan Wingate anaerobik güç testlerinin solunum fonksiyonlarını %5.00 ve %2.50 yükleri kullanılan uygulamalardan daha fazla etkilediği belirlendi. Sonuç olarak, Wingate anaerobik güç testi ağır yükler ile uygulandığında solunum fonksiyonlarını önemli ölçüde etkilediği söylenebilir.

Anaerobik güçErkeklerSolunum+5
Muhammet Hakan Mayda
Gaziantep University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Polikliniği'ne başvuran erkek hastaların cinsel sağlığının SHIM sorgulama formu ile değerlendirilmesi (SHIM:Sexual health inventory formen)

Amaç: Bu çalışma ile polikliniğe başvuran 18 yaş üstü erkeklerde cinsel sağlığın değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: Ocak 2014-Haziran 2014 tarihleri arasında 250 erkek hastaya SHIM (Sexual Health Inventory for Men) sorgulama formu uygulandı ve cinsel sağlığa etki eden farklı parametreler karşılaştırıldı. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS 19.0 paket programı kullanılarak analiz edildi. Ki Kare test istatistiği kullanılmış olup tüm testlerde istatistiksel önem düzeyi 0.05 olarak alınmıştır. Bulgular: Tüm hastaların yaş ortalaması 45,19 ± 13,752 (min. 19 – maks. 78) idi. Cinsel sağlığa etki eden farklı parametreler karşılaştırıldı. Cinsel sağlığın, düzenli spor aktivitesi, cinsel ilişki, gece ve sabah sertleşmesi sıklığı ve az miktarda alkol ile olumlu etkilendiği; yaş, cerrahi özgeçmiş, sistemik hastalıklar ve ilaç kullanımı ile olumsuz etkilendiği saptanmıştır. Edinilen bulgular arasında, şiddetli düzeyde ED'u olan hastaların % 89,5'i 51 ve üzeri yaştaydı, % 42,1'inde sabah ereksiyonu hiç olmuyordu, % 84,2'sinde sistemik hastalık vardı ve % 47,4'ü kardiyovasküler ilaçlar kullanıyordu. Sonuç: Farklı değişkenlerin erkek cinsel sağlığına etkisi detaylı olarak incelenmiş, yaşam tarzı değişiklikleri ve alışkanlıkların genel sağlığı olduğu gibi cinsel sağlığı da etkilediği saptanmıştır. İstatistiksel değerlendirme ile SHIM parametrelerine göre ED oranlarının literatür ile uyumlu olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: erkek cinsel sağlığı, erken boşalma, sertleşme problemi, SHIM, üroloji

AdanaCinsellikEjakülasyon+5
Soner Öztürk
Çukurova University
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Vücut geliştirme sporu yapan erkek sporcuların kaslı olma dürtüsü ve ergojenik destek ürünleri kullanımının incelenmesi

Bu çalışmanın amacı; Vücut geliştirme sporu yapan erkek sporcuların kaslı olma dürtüsü ve ergojenik destek ürünleri kullanımının incelenmesidir. Çalışma Türkiye'nin çeşitli illerinde fitnes alanında hizmet veren spor salonlarına üye 18 yaş ve üzeri 500 erkek vücut geliştirme sporcularının katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada kapsamında veriler; demografik bilgi formu, Kaslı olma dürtüsü ölçeği (KODÖ) ve Sporda besinsel ergojenik destek tutum ölçeği (SBEDÜYTÖ) kullanılarak elde edilmiştir. Çalışmada verilerin analizi için, Kruskal Wallis-H test, Pearson ki-kare testi, Pearson Korelasyon Katsayısı hesaplanmış ve anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmaya katılan sporcuların KODÖ toplam ve alt boyutlarından elde edilen puanların ortalaması sırasıyla ölçek ortalamaları sırasıyla 47,7±14,3, 23,9±8,1, 13,2±4,4 ve 10,6±4,6'dur. Sporcuların SBEDÜYTÖ yer alan fayda, yan etkiler ve etik, doğal beslenme alt boyutlarından aldıkları puan ortalamaları sırasıyla 3,5±0,8, 2,3±0,8 ve 2,7±0,7'dir. KODÖ'nin kaslı olma tutumu (KOT) (0,88), kaslı olma antrenman davranışı (KOAD) (0,80) ve kaslı olmaya yönelik yeme ve takviye kullanımı KOYTK (0,76) ile yüksek düzeyde, SBEDÜYTÖ fayda alt boyutuyla (0,35) orta düzeyde, yan etkiler ve etik alt boyutuyla (0,26) ile doğal beslenme alt boyutuyla (0,13) ile negatif zayıf yönde istatistiksel olarak anlamlı ilişkiye sahip olduğu görülmektedir. Sporcuların eğitim düzeyi ile KOT ve fayda; meslek durumuna göre ise KOT, KOAD, KODÖ toplam ve fayda alt boyutlarından aldıkları toplam puanların ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak; sporcuların kaslı olma dürtüleri orta düzeyde olmakla birlikte besin destek ürünlerine yönelik, eğitim düzeyi arttıkça yönelim de artmaktadır. Verilere göre sporcular destek ürünlerinin kullanımında serbestlikten yana olduğu anlaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Vücut geliştirme, Ergojenik destek ürünleri, Kaslı olma dürtüsü.

ErgojenikErkeklerKaslar+4
Tuğçe Çığ
Yozgat Bozok University
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme

Toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme kadın ve erkeklerin ihtiyaçlarının eşit ve adil karşılanmasını, yükümlülüklerinin de aynı şekilde hakça dağıtılmasını öngören bir bütçeleme anlayışıdır. Toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme sadece kadınlara yönelik ayrı bir bütçeyi öngörmemekte, farklı kesimlerin farklı ihtiyaçları olabileceğini göz önünde bulundurarak kamu kaynaklarının toplumun bütününce eşit olarak kullanılabileceği bir bütçeleme anlayışını ifade etmektedir. Toplumların değişen ihtiyaçlarına paralel olarak bütçe sistemleri de değişmiş ve günümüze kadar pek çok bütçeleme sistemi kullanılmıştır. Bütün bu bütçe çeşitlerinin ortak tarafı devletin kamu yararını gerçekleştirmek, en etkin sonuca ulaşabilmek için gelir toplaması ve harcamalar yapmasıdır. Gelir ve harcamaları dengede tutan bütçeler sosyal politikaların gerçekleştirilebilmesi için de araç olarak kullanılmaktadır. Dünyada da küreselleşmenin, bilim ve teknolojide yaşanan gelişmelerin etkisiyle kamu yönetimi alanında yeni reformlar yapılmaya başlanılmıştır. Toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme daha etkin ve daha verimli bir kamu hizmeti sunulabilmesi için yapılan reform konularından biridir. Devlet bütçesinde cinsiyete yönelik düzenlemelere ilk yer veren ülke Avustralya olmuştur. Ardından tüm dünyada bu alanda çalışmalar artmıştır. Türkiye'de Avrupa Birliği'ne (AB) tam üye olabilmek için sosyal, siyasal, ekonomik ve hukuksal alanlarda önemli reformlar gerçekleştirmektedir. Türkiye'nin AB süreci eğitim, sağlık, yargılama, insan hakları gibi birçok alanda köklü değişiklikler yapmayı gerektirmektedir. AB müktesebatında insan haklarının bir parçası olan kadın haklarının korunması, dezavantajlı durumda bulunan kadınların statüsünün düzeltilmesi, mevcut cinsiyet eşitsizliklerinin giderilmesi ülkemizde toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme anlayışının bütün plan ve programlara yansıtılmasıyla mümkündür. Sosyal, siyasal, ekonomik alanlarda yapılacak düzenlemelerde bir araç olarak kullanılan bütçenin toplumsal cinsiyete duyarlı bir bakış açısıyla ele alınması bu açıdan önem taşımaktadır. Çalışmamızda öncelikle bütçe ve sosyal bütçeleme kavramlarını anlattıktan sonra toplumsal cinsiyete duyarlı bütçelemeden, dünyadaki uygulama örneklerinden ve son olarak da Türkiye'deki toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme anlayışıyla ilgili gelişmelerden bahsedilecektir.

BütçeBütçelemeCinsel kimlik+3
Neslihan Yıldız
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yüzme egzersizinin genç erkeklerde solunum fonksiyonları ve solunum kaslarına akut, kronik ve kombine etkileri

Yapmış olduğumuz bu çalışmada amaç, yüzme egzersizinin solunum fonksiyonlarına ve solunum kaslarına akut, kronik ve kombine etkilerini belirlemektir. Bu amaç ile 30 genç erkek (15 deney grubu, 15 kontrol grubu) çalışmaya dahil edilmiş ve deney grubuna 8 hafta süre ile yüzme egzersizi uygulanmıştır. Deney grubu 8 haftalık periyottan bir gün önce ve bir gün sonra 100m serbest stil yüzme performansı sergilemiştir. Deney grubunun yüzme performansından hemen önce ve hemen sonra, kontrol grubunun ise 8 haftanın başında ve sonunda solunum fonksiyonları ve solunum kas kuvvetleri ölçülmüştür. Elde edilen veriler Repeated Measures One Way ANOVA, LSD, Independent Sample T test ve Paired Sample T testleri ile analiz edilmiştir. Yüzme egzersizinin akut olarak solunum kas kuvvetini ve solunum fonksiyonlarını olumsuz etkilediği (p<0.05), kronik olarak ise olumlu etkileri olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Kombine etkiye bakıldığında ise kronik adaptasyonun akut etkinin olumsuz çıktılarını azalttığı görülmüştür (p<0.05). Sonuç olarak yüzme egzersizi solunum kas kuvveti ve solunum fonksiyonlarını akut olarak olumsuz, kronik ve kombine olarak da olumlu etkilediği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Yüzme, Antrenman, Solunum

AntrenmanErkeklerSolunum+5
Ömer Faruk Yılmaz
Gaziantep University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Onbeş - yirmi yaş arası erkek sporcularda ivmelenme ve ortalama maksimal sürat performansının el ve ayak dominansı ile çıkıştaki ayak pozisyonuna göre analizi

Yetenekli futbolcuların seçiminde ve antrenman programlarının oluşturulmasında el ve ayak tercihleri dikkate alınmaktadır. Bu çalışmada, 15-20 yaş arası adölesan erkek futbolcularda ivmelenme ve ortalama maksimal sürat performansında el, ayak dominansı ile çıkıştaki sağ veya sol ayağın geride olup olmamasına bağlı değişim incelenmektedir. Çalışmanın örneklemini, Adana Amatör Futbol Spor Klüplerinde U-15 ve U-19 yaş kategorisinde olan toplam gönüllü 173 sporcu oluşturmuştur. Ortalama değerler sırasıyla; yaş için 16.09±1.32 yıl, boy uzunluğu için 73.23±7.53 cm ve vücut ağırlığı için 61.98±9.33 kg ve Beden Kütle İndeksinin (BKİ) ortalama değeri 20.56±2.10'dur. Katılımcıların 15 m, 30 m, 45 m ve 60 m süratleri ölçülmüştür. Dinamometre ile sağ ve sol el kavrama kuvvetleri alınmıştır. Veri analizleri Kruskal Wallis, Mann Witney U testi ile Spearman sıralı korelasyon analizleri yapılmıştır. Bu çalışmanın sonuçları, ortalama 30 m, 60 m sürat değerlerinin çift ellilerin lehine, sağlak ve solaklardan daha yüksek olduğunu göstermektedir. Ayak tercihi ile çıkıştaki ayak pozisyonuna göre sürat farklılaşmamaktadır. El tercihleri ve ortalama 15 m, 45 m ortalama maksimum sürat ile farklılık gözlenmezken, 30 m ve 60 m sürat performansı ile 0.05 anlamlılık düzeyinde farklılık gözlenmiştir. El tercihi; sol el kavrama kuvveti, 15 m, 30 m, 45 m ortalama maksimum sürat ve 60 m ile 0.05 düzeyinde ilişkilidir. Ayrıca, sağ ve sol el kavrama kuvveti değişkeni sırasıyla 15 m; 30 m; 60 m ve ortalama 45 m ortalama maksimum sürat ile 0.01 düzeyinde ilişkili bulunmuştur. Sonuç olarak, çift ellilerin sürat koşularındaki üstünlüğü, adölesan sporcularda hem yetenek seçiminde hem de antrenman programlarının değerlendirilmesinde simetrik kuvvet gelişiminin önemli olduğunu düşündürmektedir. Anahtar Kelimeler: El, ayak tercihi, sürat koşusu, elkavrama kuvveti.

AyakElEl tercihi+7
Gülşen Doğan
Çukurova University
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sedanter erkeklerde aerobik egzersizin solunum fonksiyonları ve aerobik kapasite üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı, sedanter erkeklerde 8 haftalık aerobik egzersiz programının solunum fonksiyonları ve aerorbik kapasite üzrerine etkisini incelemektir. Araştırmaya, Gaziantep ilinde 18-23 yaş arasında toplam 24 erkek sedanter birey gönüllü olarak katıldı. Katılımcılar randomize yöntem ile deney grubu (n=12, yaş:21.86±2.78) ve kontrol grubu (n=12, yaş: 22.51±2.32) olarak iki farklı gruba ayrıldı. Deney grubu 8 hafta boyunca haftada 3 gün aerobik egzersiz programına katıldı. Kontrol grubuna herhangi bir egzersiz programı uygulanmadı. . Egzersiz öncesi ve sonrası vücut ağırlığı (VA), vücut kitle indeksi (VKİ), vücut yağ yüzdesi (VYY), istirahat kalp atım sayısı (İKAS), Maksimal oksijen tüketimi (VO2max), vital kapasite (VC), zorlu vital kapasite (FVC), zorlu ekpirasyon volümü (FEV1), zorlu ekspirasyon oranı (FEV1/FVC %) ve maksimum istemli solunum (MVV) ölçümleri yapıldı. Solunum parametreleri M.E.C. Pocket Spiro USB-100 cihazı ile ölçüldü. VO2max MEC PFT Ergospirometre sistemi ile ölçüldü. Vücut ağırlıkları ve boy uzunlukları ve N.A.N. marka cihaz kullanılarak ölçüldü. Verilerin istatistiksel analizi için grup içi karşılaştırmalarda Paired Sample t test, gruplar arası karşılaştırmalar için Independent Sample t testi kullanıldı. Anlamlılık seviyesi p<0.05 olarak belirlendi. Deney grubunun ağırlık, VKİ, VYY, İKAS, VO2max, VC, FVC, FEV1, FEV1/FVC % ve MVV değerlerinde istatistiksel olarak anlamlılık bulundu (p<0.05). Kontrol grubunun ağırlık ve VYY değerlerinde anlamlılık bulundu (p<0.05). Diğer verilerinde anlamlılık bulunmadı. Gruplar arasında deney grubu lehine ağırlık, VKİ, VYY, İKAS, VO2max, VC, FVC, FEV1, FEV1/FVC % ve MVV değerlerinde istatistiksel olarak anlamlılık bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak, sedanterlere uygulanan aerobik egzersizin egzersizin solunum fonksiyonları ve aerobik kapasite değerleri üzerinde olumlu etkisi olduğu düşünülmektedir. Düzenli ve planlı olarak yapılan aerobik temelli egzersizler solunum fonksiyonları ve aerobik kapasiteyi pozitif yönde etkileyeceği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Aerobik Egzersiz, Solunum Fonksiyonları, VO2max, Sedanter.

Aerobik güçEgzersizErkekler+2
Gamze İşleyen
Gaziantep University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00

İlgili konular