Tıbbi bitkiler
Bu konu başlığı altında 184 tez
Eryngium campestre ekstresinin deri kanseri üzerine etkilerinin araştırılması
Apoptozisin kanserin gelişimi ve tedavisindeki önemi büyüktür. Çalışmamızın materyali olarak seçilen Eryngium campestre bitkisinden elde edilen bileşikler ile yapılmış az sayıda çalışma mevcut olmakla beraber, bu çalışmalar bitkinin bazı kanser türleri üzerinde aktif olabileceğini göstermiştir. Bu bilgilerden hareketle Eryngium campestre ekstresiyle muamele edilen cilt kanseri hücrelerinde kaspaz-3, Bax, Bcl-2, wee1, grp78, GADD153, ve AIF protein düzeyleri ve aktivitelerini incelemeyi amaçladık. Hücre kültürünün kullanıldığı çalışmada ELISA yöntemi ile kaspaz-3, Bax, Bcl-2, wee1, GADD153, AIF ve grp78 protein düzeyleri ve aktiviteleri incelendi. Çalışmamızda veriler %95 güvenle SPSS 21 versiyon kullanılarak analiz edildi. Grup kıyaslamaları için Mann Whitney U testi kullanıldı. Çalışma sonunda wee1, Bax, kaspaz-3, GADD153 ve AIF, grp78 protein düzeyleri ve aktiviteleri değerlendirildiğinde kontrole kıyasla anlamlı şekilde arttığı ve Bcl-2 değerlerinin azaldığı tespit edildi (p<0,01). Sonuç olarak; Eryngium campestre bitkisinden elde edilen bileşikler ile kanser tedavisinde kullanılma potansiyeli olabilecek yeni ilaçların geliştirilebileceği, bu amaçla in-vivo ve faz çalışmalarının yapılması gerektiği kanaatine varıldı.
Halk tarafından sıkça kullanılan bazı bitkilerin antibakteriyel etkilerinin araştırılması
Bu çalışmada, çörek otu (nigella sativa), badem (Prunus Dulcis), chia (Salvia hispanica), defne (Laurus Nobilis L.), sarı kantaron (Hypericum Perforatum) ve hindistan cevizi (Cocos Nucifera) bitkilerinden elde edilen uçucu ve sabit yağların, tüp dilüsyon yöntemi kullanılarak, Gram pozitif bakterilerden Staphylococcus aureus, Gram negatif bakterilerden Escherichia coli ile Pseudomonas aeruginosaya karşı antimikrobiyal etkinlikleri değerlendirilmiştir. Çalışmada elde edilen sonuçlara baktığımızda, E.coli üzerine farklı değerlerde etki etmiştir. Prunus Dulcis; 25 µl/ml, salvia hispanica; 12,5 µl/ml, nigella sativa 25 µl/ml, laurus nobilis; 25 µl/ml, cocos nucifera; 12,5 µl/ml, hypericum perforatum; 25 µl/ml oranlarda antibakteriyel etki göstermiştir. S.aureus üzerine prunus dulcis; 25 µl/ml, salvia hispanica; 25 µl/ml, nigella sativa; 0,21 µl/ml, laurus nobilis; 12,5 µl/ml, cocos nucifera; 12,5 µl/ml, hypericum perforatum; 25 µl/ml oranlarda antibakteriyel etki göstermiştir. P.auregunosa üzerine ise prunus dulcis; 25 µl/ml, salvia hispanica; 25 µl/ml, nigella sativa; 25 µl/ml, laurus nobilis; 25 µl/ml, cocos nucifera; 25 µl/ml, hypericum perforatum; 25 µl/ml oranlarda etkinlik gösterdiği görülmüştür. Bitkilerin hem Gram-pozitif hem de Gram-negatif bakterilere karşı anti-bakteriyel aktiviteye sahip oldukları gösterilmiştir. Bu sonuçlar, bakteri türlerine karşı antibakteriyel aktivitelerden sorumlu ümit verici bileşikler bulma olasılığı açısından bitki türlerinin seçilmesi için bir kılavuz görevi görebilir. Anahtar Kelimeler: Nigella Sativa, Prunus Dulcis, Salvia Hispanica, Laurus Nobilis, Antibakteriyel Etki.
Bazı ferula uçucu yağlarının kimyasal bileşimi, biyolojik aktivite, ın vıtro sitotoksisite ve genotoksisite yönünden incelenmesi
Günümüzde doğal kaynaklı ürünlere ilginin artmasıyla bilimsel alanda bu yöndeki çalışmalar da hız kazanmıştır. Uçucu yağlar, eski çağlardan günümüze kadar kullanılagelen aromatik sıvılardır. Koku, tat maddesi olarak kullanımlarının dışında farklı biyolojik aktiviteleri nedeniyle sağlık alanında da kullanımları bulunmaktadır. Ferula L. cinsi Apiaceae familyasının en önemli cinslerinden biridir. Türkiye'de 17, Asya'da 177, dünyada ise 180-185 türü bulunmaktadır. Bu çalışmada Ferula hermonis Boiss., F. brevipedicellata Peşmen ex M. Sağıroğlu & H. Duman ve F. rigidula DC. uçucu yağlarının analizleri eş zamanlı olarak GK ve GK/KS ile gerçekleştirilmiştir. F. brevipedicellata ve F. rigidula uçucu yağlarının ana bileşikleri α-pinen (%68.9 ve %73.0, sırasıyla), β-pinen (%5.3 ve %4.0, sırasıyla) ve naftalen (%4.3 ve %8.5, sırasıyla); F. hermonis uçucu yağının ana bileşikleri ise α-pinen (%64.1), naftalen (%8.3) ve trans-verbenol (%4.8) olarak belirlenmiştir. Uçucu yağların mikrodilüsyon yöntemi ile antimikrobiyal aktiviteleri belirlenmiş, mikroorganizmalara göre değişen orta ya da zayıf derecede aktivite tespit edilmiştir. DPPH● radikali ile yapılan serbest radikal süpürücü etki tayini sonucunda uçucu yağların 0.5 mg/mL ve daha düşük konsantrasyonlarda antioksidan aktivite göstermediği saptanmıştır. Uçucu yağların sağlıklı bir hücre hattı olan NIH3T3'e (ATCC® CRL-1658™, fare embriyonik fibroblast hücreleri) karşı sitotoksisiteleri belirlenmiştir. Aktivite deneyleri ve sitotoksisite testi sonucunda umut vadedebileceği düşünülen F. rigidula uçucu yağına uygulanan Ames MPFTM 98/100 testi sonucunda, uçucu yağın test edilen dozlarda mutajenik olmadığı belirlenmiştir. Bu çalışma F. hermonis, F. brevipedicellata ve F. rigidula uçucu yağlarının antioksidan aktivite ve sitotoksisite; F. brevipedicellata ve F. rigidula uçucu yağlarının kimyasal bileşimlerinin belirlenmesi ve antimikrobiyal aktivite; F. rigidula uçucu yağının genotoksisite değerlendirilmesi açısından ilk olma özelliği taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Ferula sp., uçucu yağ, antimikrobiyal, antioksidan, NIH3T3, Ames MPFTM 98/100
İnönü ve Mihalgazi (Eskişehir) ilçe ve köylerinde etnobotanik araştirmalar
Bu araştırma Eskişehir'in İnönü ve Mihalgazi ilçelerindeki bitkilerin halk arasında çeşitli kullanılışlarını saptamak amacıyla yapılmıştır. Şubat 2014 – Nisan 2015 tarihleri arasında 48 gün boyunca İnönü ilçesi ve bağlı bulunan 12 köy ile Mihalgazi ilçesi ve bağlı bulunan 4 köy ve 1 belde ziyaret edilmiştir. Bu bitkilerin yöresel adları, kullanılan kısımları, kullanılışları, hazırlanışları, uygulanış şekilleri ve uygulama süreleri hakkında bilgiler derlenmiştir. Toplanan örnekler Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Herbaryumu'nda (ESSE) saklanmaktadır. Bu çalışmanın sonucunda 124 taksonun kullanımı tespit edilmiştir. Bunlardan 87'si tıbbi olarak, 61'i gıda olarak, 6'sı baharat olarak, 7'si kozmesötik ve kozmetik olarak, 21'i hayvan hastalıklarında, 13'ü hayvan yemi olarak, 8'i boyama amaçlı, 8'i yakacak olarak, 33'ü diğer amaçlarla kullanılmaktadır. Literatürde etnobotanik kullanımına rastlanmayan 15 takson ilk defa çalışmamızca tespit edilmiştir. Ayrıca 5 endemik takson rapor edilmiştir. Anahtar kelimeler: Eskişehir, Etnobotanik, İnönü, Mihalgazi, Tıbbi bitki, Türkiye
Achillea sivasica Çelik & Akpulat uçucu yağının kimyasal, enantiyomerik ve biyolojik aktivite açıcından araştırılması
Çalışmanın kapsamında endemik Achillea sivasica Çelik & Akpulat bitkisinin uçucu yağ ve ekstreleri üzerinde fitokimyasal ve biyolojik aktivite araştırmaları gerçekleştirildi. Bitkinin çiçek, yaprak ve kök kısımlarından uçucu bileşenleri elde edilerek Gaz Kromatografisi/Kütle Spektrometrisi ve Gaz Kromatografisi-Alev İyonlaşma Dedektörü teknikleri ile kimyasal kompozisyonları aydınlatıldı. Bitki kısımlarından elde edilen uçucu yağlarda toprak üstü kısım, çiçek ve yaprakta sırasıyla -pinen (%11.5, %9.3, %6.7), -pinen (%7.0, %3.0, %6.9) , 1,8 sineol (%18.0, %22.1, %6.7) ve kafur (%7.6, %4.1, %9.0), -bisabolol (%7.5,% 4.3, %6.6), germakren D (%4.8, %3.5, %2.0) ve -ödesmol (%3.1, %3.9, %3.6) ana bileşikler olarak tespit edildi. Çiçek ve yaprak sabit yağ asitlerin arasında linoleik (%26.9, %16.9), linolenik (%13.2, %56.2), oleik (%20.9, %3.9) ve palmitik asit (%22.2, %17.3) ana bileşik olarak saptandı. Enantiomer bileşiklerin enantiomerik oranları ana bileşikler dikkate alınarak şiral kolonda araştırıldı. Bitkiden farklı polaritedeki çözücüler ile elde edilen ekstrelerde toplam fenol ve toplam flavanoid bileşenlerin miktarları değerlendirildi. Uçucu yağ ve ekstrelerin antioksidan ve antitirozinaz etkileri in vitro deneylerde araştırıldı. Metanol ve etil asetat ile elde edilen yaprak ekstrelerin lipit peroksidasyonu inhibe etme özelliği (AOA%: MeOH 53.9, EtAc 55.8), bakır indirgeme kapasitesi (TE mM: MeOH 0.94, EtAc 0.46) ve antitirozinaz (KAE mg/g: MeOH 5.5, EtAc 6.2) etkilerinin en yüksek olduğu tespit edildi. Bu çalışma Achillea sivasica bitkisi üzerinde yapılan ilk fitokimyasal ve biyolojik aktivite araştırmasıdır. Anahtar Kelimeler: Achillea sivasica, uçucu yağ, enantiyomer, ekstre, aktivite, GC/MS.
Moringa stenopetala ekstrenin farmakolojik etkileri
Moringa stenopetala çok amaçlı kullanımı olan bir bitki, yaygın olarak gıda desteği ve hipertansiyon, baş ağrısı, mide rahatsızlıkları, astım, diyabet ve sıtma gibi çeşitli rahatsızlıkların tedavisi için halk hekimliğinde kullanılmaktadır. Bu bitkinin en önemli kullanım alanlarından birisi de ağrı tedavisidir. Bu tez kapsamında, M.stenopetala yapraklarının %80 metanol ekstresinin analjezik etkisi ve etki mekanizmasının araştırılması amaçlanmıştır. Her iki cinsiyetten Swiss albino fareler rastgele onbir gruba ayrıldı. Negatif kontrol grubuna 0,1ml serum fizyolojik oral olarak verildi. Pozitif kontrol olarak Dipron (500mg/kg) kullanılırken, M. stenopetala yapraklarından elde edilen % 80 metanol ekstresi 50, 100 ve 200 mg/kg doz oral olarak uygulandı. Maddeler uygulanmadan önce ve uygulandıktan 45 dk. sonrasında fareler sıcak plaka, kuyruk daldırma ve asetik asit kıvranma testlerine tabi tutulmuştur. Analjezik etki mekanizmasını incelemek amacıyla, nalokson (opioid antagonisti, 5mg/kg, i.p.), ketanserin (5-HT2 reseptör antagonisti, 1mg/kg, i.p.) ve yohimbin (α2 reseptörü antagonisti, 1 mg/kg,i.p.) varlığında 100mg/kg M. stenopetala %80 metanol ekstresi uygulandı. M. stenopetala ekstresi tüm deneysel ağrı modellerinde önemli bir analjezik etki göstermiştir. Sıcak plaka ve kuyruk daldırma testlerinde analjezik etki mekanizmasını incelemek amacıyla uygulanan antagonistlerden ketanserin ve yohimbin varlığında analjezik etkinlikte anlamlı bir geri dönüş görülürken nalakson uygulamasında geri dönüş gözlenmemiştir. Kıvranma testinde ise nalakson ve yohimbin uygulaması yapılan gruplarda analjezik etki anlamlı düzeyde antagonize olmuştur. Bu tez kapsamında, oral uygulanan MSE'nin test edilen dozlarda hem periferik hem de santral antinosiseptif etkisi olduğu ortaya konmuştur. MSE'nin santral antinosiseptif etkisinde noradrenerjik ve serotonerjik yolakların anlamlı derecede rol oynadığı görülürken, opioderjik sistemin ise kısmen etkisi olduğu belirlenmiştir. Periferik antinosiseptif etkiyi belirlemek için kullanılan kıvranma testinde ise opioderjik ve noradrenerjik yolağın daha etkili olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak M. stenopetala bitkisi hem içerisindeki antinosiseptif etkisinde rol oynayan maddeler açısından değerlendirilebileceği hem de bu bitki daha ileri çalışmalarla ağrı tedavisinde kullanıma sunulabileceği düşünülmeketedir
Kütahya çevresi tek yıllık Silene L. (Caryophyllaceae) türleri üzerinde taksonomik, anatomik ve tıbbi araştırmalar
Bu çalışma Kütahya ve çevresindeki tek yıllık Silene L. türlerini tespit etmek amacıyla 2010-2012 yılları arasında çalışma bölgesinden toplanan örnekler üzerinde yapılmıştır. Yapılan bu araştırmada Silene L. cinsinin tek yıllık türleri belirlenmiş ve bu türlerin morfolojik ve tıbbi özellikleri, kök, gövde ve yaprak anatomisi ile bu türlerin yayılışı hakkında bilgiler verilmiştir. Araştırma sonucunda Kütahya ve çevresinde 4 farklı Silene L. türü tespit edilmiştir. Bunlar; Silene squamigera Boiss. subsp. squamigera, Silene conoidea L., Silene conica L., Silene subconica Friv. türleridir.
Zayıflama amaçlı kullanılan tıbbi çaylar üzerinde farmakognozik araştırmalar
Obezite, sağlık için risk oluşturan, yaşam kalitesini bozan ve ömrü azaltan aşırı veya anormal yağ birikimi ile karakterizedir. Bu yağ, adipoz dokuda ve karaciğer, iskelet kasları gibi diğer organlarda birikir. Aşırı kilo ve obezite, alınan kaloriler ile harcanan kaloriler arasındaki dengesizlik nedeniyle oluşan ciddi bir sağlık sorunudur ve özellikle tip 2 diyabet, kardiyovasküler hastalıklar, kanser vb. çeşitli başka hastalıklara sebep olabilir. Obezite tedavisinde yer alan cerrahi yöntemlerin, kullanılan tıbbi ürünlerin pahalı olması ve çeşitli yan etkilere sebep olması, kişileri tedavi için yeni alternatiflere yöneltmiştir. Bu bağlamda, kilo vermeye yönelik tercih edilen diyet temelli tedaviler ve bitkisel bazlı ilaçlar, geleneksel tıpta ve tamamlayıcı ve alternatif tıp sistemlerinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Tıbbi bitkiler anti-obezite etkilerini 5 temel mekanizma yoluyla gerçekleştirirler. Bu mekanizmalar; iştahı kontrol etmek, termojenez ve lipid metabolizmasını uyarmak, pankreatik lipaz aktivitesini inhibe etmek, adipojenezi önlemek ve lipolizi teşvik etmektir. Bitkilerin çeşitli kısımlarından hazırlanan bitkisel (tıbbi) çaylar, asırlardır beslenmede, sağlığa faydalı etkileri için ve obezite gibi pek çok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. Toplumda, sağlık üzerinde olumlu etkiler oluşturduğu iddialarından dolayı artan bitkisel çay tüketimiyle birlikte bir dizi halk sağlığı sorunu da gündeme gelmiştir. Bu nedenle bitki çayının güvenliğini ve etkinliğini sağlamak için kalite kontrol çalışmaları ve klinik çalışmalar çok önemlidir. Yapılan bu çalışmanın amacı, piyasada zayıflama amaçlı olarak satışa sunulan bitkisel çayların içeriğinin makroskobik ve mikroskobik yöntemler kullanılarak tespit edilmesi, içlerinde belirtilen/doğru bitkiler olup olmadığının ispatlanması ve örneklerde sık kullanılan bitkilerin obezite üzerine etkisini araştırmaktır. İstanbul'daki çeşitli eczaneler, aktarlar, marketler ve internetten alınan 20 paket bitkisel form çay karışımının içerik tespiti stereo mikroskop kullanılarak yapılmıştır. İncelemeler sonucunda bitkisel form çay karışımlarında en çok tercih edilen 6 bitki olarak Prunus avium L. (Kiraz), Erica spp. (Funda), Foeniculum vulgare Mill. (Rezene), Rosmarinus officinalis L. (Biberiye), Camellia sinensis (L.) Kuntze (Yeşil çay) ve Cassia spp. (Sinameki türleri) tespit edilmiştir. Sık kullanıldığı tespit edilen bu bitkilerin obezite ile ilişkisinin yer aldığı çalışmalar derlenmiştir. Çalışma sonucunda paketlerde beyan edilen bitkilerle, incelenen içeriğin çoğunlukla örtüşmediği tespit edilmiş olup paket üzerinde isimleri yer almayan çeşitli bitki türleri, parçaları bulunmuştur. İncelemeler sonucunda bazı paketlerde kirlilik, taş, ip, böcek kalıntılarına rastlanmıştır. Özellikle açık paketli çayların bulundukları ortamdan dolayı kontaminasyona maruz kalabileceği bulunmuş ve satıcıların zayıflama çayı adı altında sattığı ürünlerin içeriklerinden çoğunlukla haberdar olmadığı ve bitkilerin saklanma koşullarına çok fazla önem vermediği tespit edilmiştir. Paketlerin çoğunda kalite kontrol standartları gereği etiket bilgisine yer verilmiş olup, etiketler üzerinde çayların kullanım önerileri ve uyarılar da mevcuttur. Bununla birlikte, kalite kontrol konusunda internet ve aktardan alınan ürünlerde, diğer ürünlerden daha fazla problemler de olduğu gözlemlenmiştir. Zayıflama amaçlı kullanılan tıbbi çaylar üzerinde gerekli klinik ve kalite kontrol çalışmaları yapılmalı, sağlık profesyonellerine danışılmadan bu tarz ürünler kullanılmamalıdır.
İşletme ölçeğinde çeşitli tıbbi ve aromatik bitkilerin kurutulmasına yönelik bir araştırma
Bu araştırmada, tıbbi nane (Mentha piperita L.), kantaron (Hypericum perforatum L.) ve İsparta gülü (Rosa damescena Miller) gibi çeşitli tıbbi ve arotnatik bitkilerin kurutulması amacıyla Çukurova I ve Çukurova II adı verilen iki adet raflı kurutucunun tasannu yapılarak, imal edilmiştir. Kurutucuların optimum çalışma koşullarının belirlenmesi amacıyla farklı yükleme kapasitelerinde tıbbi nane (Mentha piperita L.) ile 6, kantaron (Hypericum perforatum L.) ile 3 ve İsparta gülü (Rosa damescena Miller) ile 8 kurutma denemesi yapılmıştır. Optimum kurutucu kapasitesinin belirlenmesinde kurutma sûresi, yakıt tüketimi, kurutucu verimi, özgül ısı ve elektrik enerjisi tüketimi, yıllık kurutma kapasitesi, klasik geriödeme süresi ve net şimdiki değer gibi teknik ve ekonomik performans faktörlerinden yararlanılmıştır. Çukurova I kurutucusuyla 46±4°C kurutma havası sıcaklığında yapılan denemeler sonucunda optimum kurutucu kapasitesinin tıbbi nanede (Mentha piperita L.) 145 kg, kantaronda (Hypericum perforatum L.) ise 120 kg olduğu saptanmıştır. Çukurova I kurutucusuyla optimum kapasitede çalışılması durumunda sistemin geri ödeme süresi ve net şimdiki değerinin tıbbi nanede (Mentha piperita L.) 0,10 yıl ve 179985 $, kantaronda (Hypericum perforatum L.) ise 0,0283 yıl ve 669410 $ olduğu belirlenmiştir. Çukurova II kurutucusuyla yapılan İsparta gülü (Rosa damescena Miller) kurutma denemeleri sonucunda optimum kurutma koşullarının 52-53°C kurutma havası sıcaklığı ve 320 kg yükleme miktarı olduğu belirlenmiştir. Çukurova II kurutucusuyla optimum kurutucu kapasitesinde gül çiçeği kurutulması durumunda sistemin geri ödeme süresi ve net şimdiki değer faktörlerinin 0,16 yıl ve 471405 $ olduğu saptanmıştır. Araştırma sonuçlan, yerel olarak kolay bulunabilen malzemelerden oldukça ucuza maledilen bu kurutucuların ekonomik olarak karlı sistemler olduğu ortaya koymuştur. Tıbbi ve aromatik bitkilerin hasat sezonu dışında kalan zamanlarda diğer ürünlerin kurutulması durumunda kurutma sistemlerinin ekonomik karlılığının önemli oranda artması beklenilmektedir. Anahtar Kelimeler: Raflı Kurutucu, Kurutucu Verimi, özgül Isı Enerjisi Tüketimi, Ekonomik Analiz, Tıbbi ve Aromatik Bitkiler
İstanbul aktarlarında satılan bitkisel drogların kullanım alanlarının belirlenmesi ve bazılarının standartlara uygunluğunun araştırılması
Ülkemiz zengin florası nedeniyle tıbbi bitkiler yönünden büyük bir potansiyele sahiptir. Günümüzde önemi her geçen gün artan tıbbi bitkiler, ülkemizde farklı yörelere göre değişik isimlerle anılmakta ve kullanılmaktadır. Bu çalışmada İstanbul aktarlarında bulunan ve çeşitli amaçlarla kullanılan 248 adet bitki incelenerek Türkçe isimlerine göre alfabetik sıraya göre dizilmiş ve daha sonra bitkilerin bileşimleri etkili maddeleri ve kullanılışları ile yöresel isimleri verilmiştir. Ayrıca, 16 bitkinin uçucu yağ oranları belirlenerek, bunlardan dokuz bitkinin (Pimpinella anisum, Rosmarinus officinalis, Laurus nobilis, Thymbra spicata, Cuminum cyminum, Coriandrium sativum, Mentha piperita, Eucalyptus globulus ve Foeniculum vulgare) TSE standartlarına uygun olduğu, iki tanesinin (Eugenia caryophyllata ve Zingiber officinale) standarda uygun olmadığı saptanmış, incelenen bitkilerden beş tanesinin (Salvia triloba, Achillea millefolium, Âpium graveolens, Lavandula officinalis ve Myrtus communis) standardına ulaşılamamıştır. Anahtar Kelimeler: Geleneksel Tedavi, Aktar, Tıbbi Bitkiler
Yetiştiriciliği yapılan bazı akvaryum balıkları (Cyprinidae ve Poecilidae)'nda rastlanılan ektoparazitler, histopatolojileri ve sağaltım uygulamaları
öz DOKTORA TEZİ YETİŞTİRİCİLİĞİ YAPILAN BÂZI AKVARYUM BALIKLARI (CYPUİNİDAE VE POECİLİDAE)>ND A RASTLANILAN EKTOPÂRAZİTLER, HİSTOPATOLOJİLERİ VE SAĞALTIM UYGULAMALARI C.Erkin KOYUNCU ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SU ÜRÜNLERİ ANABİLİM DALI Danışman:Prof.Dr.İbrahimCENGİZLER Yıl: 2002 Sayfal07 Jüri: Prof.Dr.İbrahim CENGİZLER ProfJDr.Necdet AYTAÇ Yrd.Doç.Dr.Suat DİKEL Yrd.Doç.Dr. Aysel SAHAN Yrd.Doç.Dr.Selmin DÜZEL Bu çalışma Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi ve Mersin Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesinin Balık Hastalıkları Bölümlerinde yapılmıştır. Çalışma Akvaryum balığı yetiştiriciliği yapılan işletmelerden Cyprinidae familyasından {Carasius auratus), Poecilidae familyasından da (Poecilia reticulata, Poecilia îatipina, Xiphophorus kelleri, Xiphophorus maculatus) türleri üzerinde yürütülmüştür. Araştırma boyunca her ay ortalama 10'ar adet olmak üzere ve ani ölümler görülen işletmelerde alman örneklerle birlikte değişik yaşlarda ve büyüklüklerde toplam 1440 ad& bank kontrol edilmiştir. Parazitlerin konakçıda bulunduğu yerlere, oluşturduğu dokusal bozukluklara, semptomlara ve morfolojik yapılarına göre ayrı ayrı tanımlanmaları yapılmıştır. Araştırmada bölgede Carasius auratus balıklarına Oodinium pilluaris, Costia necatrix, Ichtyopthirius multifilis, Chilodonella hexastichus, Trichodina nigra, Dactylogyrus extensus, Gyrodactylus hullatarudis, Lernaea cyprinacea ve Argulus foliaceus, Poecilia reticulata, Poecilia latipina, Xiphophorus kelleri, Xiphophorus maculatus balıklarına da Oodinium pillularis, Ichtyopthirius multifilis, Trichodina nigra, Gyrodactylus bullatarudis Lernaea cyprinacea parazitlerinin zarar verdiği saptanmıştır. Bu parazitlerden Gyrodactylus bullatarudis, Lernaea cyprinacea Oodinium pillularis, ve Costia necatrix bu çalışma sonucunda saptanmıştır. Tıbbi bitkilerin akvaryum balık parazitlerine karşı kullanımı bu araştırma ile başlatılmış bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Akvaryum balıklan, Ektoparazitler, Histopamoloji, Tıbbi bitkiler
Pınarbaşı (Kayseri) yöresinde bitkilerin ilaç, baharat, boya ve gıda olarak kullanımlarının araştırılması
Bu çalışmada Pınarbaşı ve Kayseri florasında doğal olarak bulunan tıbbi ve çeşitli amaçlarla kullanılan bitkilerin taranması yapılarak bunların bileşimleri etki ve kullanılışları ve diğer isimleri hakkında bilgiler verilmiştir.Yörede yapılan inceleme gezileri ve literatür çalışmaları sonucunda 241 cins 1440 bitki türünün varlığı tespit edilmiştir.Bu araştırmada Pınarbaşı ve Kayseri yöresinin tıbbi ve diğer amaçlarla kullanılan bitkiler yönünden zengin bir potansiyele sahip olduğu anlaşılıştır.241 cins bitkinin tamamından ilaç olarak faydalanılmakta, bunun yanısıra 24'ü boya,27'si gıda,9'parfümeri ve kozmetikte,1!i herbisir,5'i insektisit, 11'İ baharat,6'sı hayvan yemi olarak da kullanılmaktadır.Tür sayısı zenginliği bakımından Acantholimon (13 tür),Achillea (21 tür),Allium (23 tür) Alyssum (20 tür)Anthemis(18tür)Artemisia (10 tür)Asperula (10 tür) Astragalus (110 tür) Campanula (23 tür ),, Carex (17 tür). Centsurea (41 tür), Cirsium (11 tür). Convolvulus (12 tür), Dianthus (14 tür). Euphorbia (19 tür), Galium (27 tür), Gysophila (14 tür), Hypericum (23 tür). Inula (10 tür), Juncus (13 tür), Lathyrus (11 tür), Linaria (10 tür), Linum (10 tür), Muscari (9 tür), Nepeta (12 tür), Onobrychis (18 tür). Orchis (14 tür),, Orobanche (15 tür). Papaver (11 tür), Pholomis (12 tür), Potentilla (13 tür). Ranunculus (16 tür), Rumex (3 tür), Salvia (34 tür), 5corzonera (17 tür), Scrophularia (20 tür), Sedum (12 tür). Silene (4i tür), Stachys (17 tür), Tanecetum (14 tür), Taraxacum (10 tür), Teucrium (11 tür). Thymus (15 tür), Trifolium (13 tür). Trigonella (14 tür), Verbascum (37 tür), Veronica (31. tür) cinsleri üstünlük göstermiştir.
Tıbbi aromatik bitkilerin peyzaj mimarlığında kullanımı
Tıbbi ve aromatik bitkilerin birçok kullanım alanı olmakla birlikte peyzaj mimarlığında bu bitkilerin yeri ve önemi tam olarak açıklanamamıştır. Bu çalışmanın amacı doğrultusunda tıbbi ve aromatik bitkiler hakkında bilgi verilmiş, peyzaj tasarımlarındaki kullanım alanlarını belirlenmiş ve Çankırı Karatekin Üniversitesi serasında tıbbi ve aromatik bitkiler bahçesi uygulanması esas alınıp bu bitkiler hakkında hem üniversite öğrencilerini hem de yerel halkı bilinçlendirmek esas alınmıştır. Peyzaj mimarlığında kullanılan bu bitkilerin sağladığı yararlarda göz önünde bulundurulmalıdır. Bu kapsamda, literatürde yer alan çeşitli kaynaklar incelenerek çalışmanın içeriği oluşturulmuş, Türkiye'de bulunan tıbbi ve aromatik bahçe örnekleri değerlendirilmiştir. Sonuç olarak Türkiye tıbbi ve aromatik bitki yetiştirilmesi kapsamında büyük bir öneme sahiptir.
Bazı tıbbi ekstraktlarının ekmeklik buğday (Triticum aestivum L.) tohumlarının çimlenme ve gelişmeleri üzerine allelopatik etkileri
Biyolojik bir terim olan allelopati, organizmanın ürettiği bir veya daha fazla biyokimyasalların diğer organizmanın canlılık, büyüme ve üremesi üzerindeki etkilerini kapsamaktadır. Allelokimyasallar olarak bilinen bu maddeler negatif veya pozitif etki yapabilirler. Bu çalışma, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren bazı tıbbi bitkilerin etanolik ekstraktlarının buğday tohumlarının çimlenme ve büyümesi üzerindeki allelopatik etkileri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla tıbbi bitkilerin etanolik ekstraktlarının farklı derişimleri (0, 1, 3, 10, 30 ve 100 mg/ml) ekmeklik buğday tohumlarının çimlenme ve gelişmesi üzerine allelopatik etkileri 7 gün süresince incelenmiştir. Bitki ekstraktlarının derişimine bağlı olarak çimlenme oranları incelendiğinde, melisa ekstraktında 1-100 mg/ml' lik derişimlerde çimlenme oranı kontrole göre azaldığı belirlenmiştir. Ihlamur ekstraktlarının 3-30 mg/mL' lik derişimlerinde çimlenme oranı kontrole göre azalırken, 100 mg/mL'lik derişiminde ise çimlenme gözlenmemiştir. Papatya ekstraktlarının 1-100 mg/ml'lik derşimlerinde çimlenme oranı kontrole göre azalmıştır. Biberiye ekstraktlarının 1-3 mg/ml'lik derişimlerinde çimlenme oranı kontrole göre azalırken, 10-100 mg/ml'lik derişimlerinde çimlenme gözlenmemiştir. Fide büyüme ve gelişiminin de bitki ekstraktlarından etkilenmiştir. Bu da test edilen bu ekstraktlarının buğdayda allelopatik etkiye sahip olduğunu gösterebilir. Anahtar Kelimeler: Allelopati, Etanolik Ekstrakt, Bitki, Ekmeklik Buğday
Yozgat ili ve bazı ilçelerinin etnobotanik özellikleri
Bu çalışmada, Yozgat ili ve bazı ilçelerinde insanların bitkilerden nasıl yararlandıkları, ne için kullandıkları ve bu bilgileri sonraki nesillere nasıl aktardıkları araştırılmıştır. Bu çalışma yapılırken yöre halkı ile yüz yüze görüşmeler yapılmış, hazırlanan anket soruları yöneltilmiştir. Genç ve orta yaşlı kişilerin etnobotanik hakkında bilgilerinin olmadığı düşünülerek genellikle 35 yaş ve üzeri kişiler seçildi. Bu kişiler mahalli idare amirleri ve orada yaşayan çiftçiler, çobanlar, bitki toplayan ve kullanan kişilerden oluşturuldu. Bu bağlamda 14 ilçe, yaklaşık 100 köy ve bu köylerde yaşayan yaklaşık 500 kişi ile yapılan görüşmeler sonucu 127 bitki taksonunun kullanıldığı ve bunlardan 20 tanesinin çay 75 tanesinin gıda-tıbbi amaçlı ve 30 tanesinin ise farklı amaçlar için kullanıldığı tespit edilmiştir. Bu kişilerden alınan bilgiler ışığında çevre illerle karşılaştırmalar yapıldı. Çalışmanın yöre için önemli bir veri oluşturacağı düşünülmektedir. Bu çalışmalar sırasında pandemi süreci yaşandığı için birçok zorlukla karşılaşıldı.
COVID-19 pandemi sürecinde yaşlıların bitkisel ürün kullanma durumlarının belirlenmesi
Araştırma COVID-19 pandemi sürecinde yaşlıların bitkisel ürün kullanma durumlarının belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı türde yapılmıştır. Araştırmanın örneklem grubunu Kırşehir il merkezinde bulunan Aşıkpaşa Aile Sağlığı Merkezlerinde kayıtlı 65 yaş ve üzeri 268 birey oluşturmuştur. Veriler, araştırmacılar tarafından ilgili literatür incelenerek oluşturulan "Veri Toplama Formu" kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde, sayı, yüzde, ortalama ve KiKare testi kullanılmıştır. Yaşlıların %18,3‟ünün COVID-19 tedavisi için, %64,6‟sının COVID-19‟dan korunmak için ve %77,2‟sinin COVID-19 dışında herhangi bir nedenden dolayı bitkisel ürün kullandığı belirlenmiştir. COVID-19 pandemi öncesinde ve sonrasında en çok kullanılan bitkisel ürünler turunçgiller, sarımsak, sirke, nane, ıhlamur ve kuşburnu olup bu bitkisel ürünlerin COVID-19 pandemi sürecinde kullanım sıklıklarının artığı belirlenmiştir. Yaşlıların %61,9‟u bitkisel ürünler hakkında arkadaş ve komşularından bilgi edindiğini, %44,8‟i pandemi sürecinde bitkisel ürünlere ayrılan bütçede artış olduğunu belirtmiştir. Çalışan yaşlıların çalışmayan yaşlılara göre, sağlık kurumuna ulaşımda sorun yaşamayan yaşlıların sorun yaşayanlara göre bitkisel ürün kullanım oranın daha yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Yaşlılardan COVID-19‟a yakalananların ve COVID-19 şüpheli hasta olarak hastane veya evde karantinada kalanların bitkisel ürün kullanımları daha yüksek olarak belirlenmiştir (p<0,05). Sağlık profesyonellerinin COVID-19 pandemi sürecinde bitkisel ürün kullanımına yönelik veri toplaması ve bitkisel ürün kullanımı için etkili danışmanlık stratejileri uygulamaları önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Bitkisel ürünler, COVID-19, yaşlı.
Bazı endemik tıbbi aromatik bitkilerin element içeriklerinin araştırılması
Bu çalışmada bazı endemik Tıbbi Aromatik bitkilerin içerdikleri element düzeylerinin belirlenmesi ve elde edilen sonuçların Ulusal ve Uluslararası standartlarla karşılaştırılması ve insan sağlığı açısından riskinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada Moritanya'da aktarlardan satın alınan Acacia senegal L. Willd (Arap zamkı), Psoralea plicata, Acacia nilotica L. Willd (Dikenli akasya), Hordeum vulgare L. (Arpa), Senna alexandrina (Sinameki), Balanites aegyptiaca L. Delile. (Çöl hurması) Tamarindus indica L (Demir hindi), Maytenus Senegalensis bitkilerinin, makro mineral (Ca ve Mg), eser element (Zn, Cu, Mn ve Fe) ve ultra eser element (Al, Pb, Cr, Co, Cd ve Ni) tayinleri yapılmıştır. tayinleri yapılmıştır. Bitki örneklerini çözmek için optimize edilen şartlar altında mikrodalga çözünürleştirme yöntemi uygulamıştır. Bitki örneklerindeki mineral ve eser elementlerin tayinlerinde Yüksek Çözünürlüklü Sürekli Işın Kaynaklı Alevli Atomik Absorpsiyon Spektrometresi (HR CS-FAAS) kullanılmıştır. Yöntemin doğruluğu, standart referans madde NIST SRM 1570a (Trace Elements in Spinach Leaves) kullanılarak sınanmıştır. Sertifikalı değerler ile elde edilen sonuçlar arasında bağıl hata %5'den daha az olarak belirlenmiştir. İncelenen tıbbi bitkilerdeki element düzeyleri, Ca için (0,51-16,13 mg g-1), Mg için (2,63–6,49 mg g-1), Al için (11,2–200,8 μg g-1), Zn için (6,5–28,2 μg g-1), Fe için (5,6–453,1 μg g-1), Ni için (1,1–6,4 μg g-1), Mn için (11,0–301,5 μg g-1), Cu için (0,7–9,0 μg g-1) aralığında belirlenmiştir. Cr, Pb, Cd ve Co seviyeleri ise tüm örneklerde gözlenebilme sınırının altında bulunmuştur. Bitki türlerindeki element düzeyleri Ulusal ve Uluslararası standartlar ile karşılaştırılarak Tahmini Haftalık Alım Düzeyi (EWI) ve Hedef Tehlike Oranı (THQ) hesaplanmıştır. Çalışılan elementler için EWI değerlerinin Tolere Edilebilir Haftalık Alım Miktarları (PTWI) değerlerinden düşük olduğu tespit edilmiştir. THQ değerleri 1'den küçük (Al elementi hariç) hesaplanmıştır. Böylece analizi yapılan bitki türlerinin tüketilmesi halinde tüketici açısından kanser harici sağlık problemlerinin ortaya çıkma olasılığının düşük olacağı kararına varılmıştır.
Farklı tuz konsantrasyonlarının Hyssopus officinalis L.(Züfa otu) bitkisinin çimlenmesi üzerine etkileri
Bu çalışma; farklı tuz konsantrasyonlarının (0, 50, 100, 150 ve 200 mM NaCl) züfa otu (Hyssopus officinalis L.) tohumlarının çimlenme ve çıkışı üzerine etkilerini belirlemek amacıyla, 2022 yılında Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Laboratuvarı'nda yürütülmüştür. Çalışma tesadüf parselleri deneme desenine göre 4 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Çalışmada çimlenme oranı, kökçük uzunluğu, sapçık uzunluğu, kökçük yaş ve kuru ağırlığı, sapçık yaş ve kuru ağırlığı tespit edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, farklı tuz konsantrasyonlarının, incelenen tüm özellikler üzerinde % 5 düzeyinde önemli olduğu bulunmuştur. Züfa otunun yetiştirilmesinde uygulanan tuz konsantrasyonundaki artışlar çimlenme oranı, kökçük ve sapçık uzunluğu, kökçük ve sapçık yaş ve kuru ağırlığında önemli ölçüde azalmaya neden olmuştur. En düşük değerler 150 mM NaCl dozunda elde edilmiş olup 200 mM NaCl uygulamasında çimlenme olmamıştır. Araştırma bulgularına göre züfa otu, çimlenme evresinde orta düzeyde tuza toleranslı bir tür olarak değerlendirilebilir. Elde edilen sonuçların gerek züfa otunun yetiştiriciliği gerekse züfa otu ile ilgili yapılacak diğer çalışmalara kaynak oluşturabileceği düşünülmektedir. Ekim, 2022, 71 Sayfa Anahtar Kelimeler: Hyssopus officinalis, tuz, çimlenme, tıbbi bitki
Osmaneli (Bilecik) çevresinde tarımsal biyoçeşitlilik ve etnobotanik araştırmaları
Bu çalışma; Osmaneli (Bilecik) Çevresinde halkın faydalandığı doğal ve tarımsal bitkileri belirlemek ve bu bitkilerin kullanım çeşitliliğini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Çalışma 2012 ve 2014 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Çalışma, kapsamında Osmaneli ilçe merkezinde bulunan 4 mahalle ve ilçeye bağlı 27 köy gezilmiştir. Araştırma esnasında 115 kaynak kişi ile görüşülmüştür. Yörede yürütülen etnobotanik çalışmalar sonucunda; 62 familyaya ait 161 bitki taksonunun yöre halkı tarafından kullanıldığı tespit edilmiştir. Bu bitkilerden 147'si doğal, 14'ü ise yetiştirilen kültür bitkileridir. Yetiştirilen bitkilerin bazıları aynı zamanda yörede doğal olarak da bulunmaktadır. Bu bitkilerden; 82'si gıda, 44'ü tıbbi (37'si insan hastalıkları tedavisinde, 7'si hayvan hastalıkları tedavisinde), 22'si hayvan yemi, 31'i el sanatlarında (15'i ağaç işlerinde, 10'u süpürge olarak, 6'sı boya elde etmede), 12' si yakacak, 43'ü de diğer yararlı bitkiler (28'i süs bitkisi, 9' u ipek böcekçiliğinde, 6'sı arı bitkisi) olarak kullanılır. Ayrıca bu bitkilerden; sakız, çay, yağ elde etme amacıyla, çocuk oyunlarında, çit bitkisi olarak, zehir olarak, nazara karşı vb. birçok alanda kullanımı olan, efsane ve hikayelere konu olan, 49 bitki taksonu kayıt altına alınmıştır. Ayrıca kullanımı ve yöresel ismi tespit edilen bu bitkilerden 8'i endemik taksondur. Yörede tıbbi olarak kullanılan bitkilere ait 31 reçete kaydedilmiştir. En fazla takson içeren ilk 5 familya sırasıyla; Rosaceae (12), Asteraceae (11), Liliaceae (9), Lamiaceae (8) ve Brassicaceae (6) olarak belirlenmiştir. Yörede yapılan çalışmalarda 16 bitki taksonuna ait etnobotanik veriler tarafımızdan ilk kez kayıt altına alınmıştır. Ayrıca daha önce farklı yörelerdede kullanılışı tespit edilmiş 46 bitkinin bilinen faydalanma yöntemlerine yeni kullanım yöntemleri ilave edilmiştir. Çalışmada tarımsal biyoçeşitlik kapsamında yapılan incelemelerde kimi yok olmaya yüz tutmuş, kiminin ekim alanları iyice daralmış, kimi taşıdığı ticari değerden dolayı ekim alanlarını korumuş 103 tane yerel tarımsal çeşit kayıt altına alınmıştır.
Centaurea urvillei'nin toxoplasma gondii üzerindeki etkisi
Çalışmamızda; Türkiye'de ex vivo kültür yöntemiyle üretilen T.gondii parazitinin, Vero hücrelerinde ex vivo kültivasyon yöntemiyle virulans özelliklerini yitirmeden üremesini sağlamak ve bu parazit üzerine Centaurea urvillei bitkisinin anti paraziter ilaç etkinliğinin araştırılması amaçlanmıştır. Centaurea urvillei bitkisi Eskişehir ilinden toplandı, kurutuldu ve ekstraksiyon için kullanılabilecek kısımları alınarak metanol, n-hekzan ve kloroform çözeltilerinde çözdürülürek ekstreler hazır hale getirildi. Ardından Vero ve L929 hücreleri pasajlanmak üzere çözdürülmüştür. Tripan mavisiyle boyanarak hücre sayımı gerçekleştirildi. Diğer yandan Toxoplasma gondii bulunduğu sıvı azot tankından çıkarılıp çözdürülmüştür. Tripan mavisiyle boyanıp parazit sayımı yapılmıştır. Centaurea urvillei bitkisinin L929 hücreleri üzerinde in-vitro sitotoksik değerlendirmesi yapılmıştır. CC50 değerleri n-hekzan, metanol, kloroform ve primetaminin sırasıyla 110,4 µg/ml, 99,6 µg/ml, 157,7 µg/ml ve 189,8 µg/ml olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak Centaurea urvillei bitkisinin sitotoksik aktivite göstermediği belirlenmiştir. Ardından T.gondii'nin ex-vivo kültivasyonu yapılmıştır. Vero hücresine T.gondii izolatının ekimi yapılmıştır ve 72 saat inkübasyona bırakılmıştır. 72 saat sonunda enfeksiyon gerçeklemiş olup C.urvillei bitkisinin T.gondii üzerindeki etkisine bakmak üzere farklı konsantrasyonlarda değerlendirmesi yapılmıştır. Enfeksiyon gerçekleşmiş olan Vero hücrelerine kontrol ilacının ve ekstrenin eklenmesinden sonra 48 saat inkübe edilmiştir. Sonrasında Giemsa ile boyanmış ve ışık mikroskobuyla her kuyucuk içindeki takizoit sayısı belirlenip, %anti-takizoit(inhibüsyon) aktivitesi hesaplanmıştır. IC50 değeri de belirlendikten sonra anti paraziter etkinliğinin olup olmadığını belirlemek için seçicilik indeksi (SI) bulunmuştur ve Centaurea urvillei bitkisinin T.gondii üzerinde anti paraziter aktivite gösterdiği istatiksel olarak anlamlı bulunmuş olup, T.gondii üzerindeki etkisi ileride yapılacak olan ilaç çalışmalarında bir basamak olarak görülebilir.
Bir 19. yy. (H. 1257) metni olan Ma-Hazar'ın dil incelemesi: İmlâ, ses bilgisi ve şekil bilgisi özellikleri incelemesi-metin
Bu çalışmamız Manisa İl Halk Kütüphanesi Yazma Eserler bölümünde MHK 5332 numarada kayıtlı olan Ebûbekir Nusret'in 18. yüzyılda telif ettiği Ma-hazar adlı eseri üzerinedir. İncelediğimiz nüsha 19. yüzyılda Abdülkadir el-Besim tarafından istin-sah edilmiş olan yazmadır.Ma-hazar hazır olan her ne varsa? anlamına gelir. Eserde yer alan konular; tıp bilimleri, farmakoloji, hastalıkların tedavisi, ilaç tarifleri ve ilaçların kullanma usulleri-dir. Müellif, eserinde tavsiye ve tedavilerinden yararlanan hasta vakalarından örneklere de yer vermiştir.Eserde hastalıklar için tarif edilen ilaçların - terkip, macun ve sular - dışında nüsha (muska) tarifleri de vardır. Bu nüshaların bir bölümünde vefkler bulunur. Vefklerde ayet ve ayet bölümleri, Arap harfleri ve rakamlar yer alır.Eserin dili, tıp terimleri ve bazı Arapça ve Farsça kelimeler dışında sade ve anlaşı-lır.Bu çalışmada Ma-hazar'ın çeviri yazısı yapılmış, eserin imlâ özellikleri, şekil bil-gisi ve ses bilgisiyle ilgili özellikleri incelenmiştir.Çalışmamızın asıl amacı 19. yüzyıl Osmanlı Türkçesinin özelliklerini görmek ve göstermek, 18. yy.'da tıp - tedavi alanında yazılmış metni tanıtmak olmuştur.
Adana ili kentsel alanda tıbbi ve aromatik bitkiler tüketim yapısı ve tüketici davranışları
Dünyada olduğu gibi ülkemiz florasında da kendiliğinden yetişen tıbbi ve aromatik bitkiler, halk arasında tedavi, gıda, çay, baharat, kozmetik ihtiyaçlarını gidermek için, yaprak, gövde, kök, çiçek, tohum ve filiz gibi kısımları, kaynatarak, suda bekleterek, yağ içerisinde bekletip özünü yağa vermesini sağlayarak ve birkaç bitkiyi karıştırarak değişik karışımlar elde etmek yoluyla kullanmışlardır. Tüketiciler bu ürünleri doğadan toplayarak, kendileri yetiştirerek, aktarlardan veya internetten temin ederek vb kullanırlar. Bu çalışmada Adana ili kentsel alandaki tüketicilerin tıbbi ve aromatik bitki kullanımlarını, kullanım alanlarını etkileyen faktörleri ve bilgi düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamındaki veriler, Basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle 594 kişi ile yapılan tüketici anketi aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmada yüz yüze anket yoluyla toplanan verilerin değerlendirilmesi ve analizinde "Excel" ve "SPSS istatistik programı kullanılmıştır. Bu programlar kullanılarak değişkenlerin frekans dağılımı, yüzdeleri elde edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre ankete katılan tüketicilerin %56'2si kadın, %43.8'i erkek olduğu, yaş durumlarına bakıldığında %92.8'inin 30 yaş üzerinde oldukları, eğitim durumu olarak %62.9'u ilk ve orta öğretim mezunu olduğu görülmektedir. Tüketicilerin % 98.7'si tıbbi ve aromatik bitkileri ihtiyaç zamanı ve her zaman kullandıklarını, tüketicilerin %51.1'i tıbbi ve aromatik bitkileri beslenme, %47.7'si ilaç alanında kullandığını, kullandıkları ürünleri faydalı bulduklarını, daha çok sindirin ve solunum yolu hastalıkları tedavisinde kullandıkları görülmektedir. Anahtar kelimeler: Tıbbi Bitkiler, Aromatik Bitkiler, Baharatlar, Alternatif Tıp
Salep bitkisinde farklı GA3 dozlarının yumru verimine etkisi
Tıbbi ve endüstriyel olarak önemli bir bitki olan salepte, farklı dozlarda GA3 uygulamalarının verim ve kalite üzerine etkileri araştırılmıştır. Araştırma 2024-2025 yetiştirme sezonunda Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Uygulama alanında 6 uygulamalı ve 4 tekerrürlü tesadüf blokları deneme desenine göre kurulmuştur. Dikimden sonra 6 farklı (0-50-100-150-200-250 ppm) dozda giberellik asit uygulanmıştır. Uygulamalara dikimden itibaren 51. günde başlanmış ve on beş gün aralıklarla toplam yedi kez tekrarlanarak hasat zamanına kadar devam edilmiştir. Çalışma sonunda uygulamalar arasında incelenen özellikler bakımından istatiksel olarak önemli düzeyde farklılıklar saptanmıştır. Elde edilen ortalama sonuçlara göre en yüksek bitki boyu (36.70 cm), yaprak genişliği (1.51 cm ) ve taze bitki ağırlığı (9.61 gr/bitki ) 150 ppm GA3 uygulamasından elde edilirken, yaprak sayısı (11.62 adet/bitki) ve bitkideki çiçek sayısı (7.35 adet/bitki) 250 ppm GA3 uygulamasından elde edilmiştir. Yumruya ait özellikler ise bitki başına yaş yumru ağırlığı (2.17 gr/bitki) ve yumru verimi (350.81 kg/da) 50 ppm GA3 uygulamasından ve toplam yumru sayısı (15.25 adet/bitki) 200 ppm GA3 elde edilirken, yumru uzunluğu (2.54 cm) ve bitki başına kuru yumru ağırlığı (1.32 gr/bitki) kontrol uygulamasından elde edilmiştir. GA3 uygulamalarının uygun dozda bitki morfolojik özelliklerine ve yumru veriminde artış gösterebileceği sonucuna varılmıştır.
Soya küspesinden (Okara) tıbbi ve aromatik bitkilerle hazırlanan ürünlerin duyusal karakterizasyonu
Soya ve ürünlerinin yüksek besin içeriği, bünyesinde bulundurduğu vitamin, mineral, demir gibi bir çok madde ve hastalıkları önleyici etkileri bir çok çalışmayla kanıtlanmıştır. Soya fasülyesinin en değerli yan ürünlerinden birisi olan okara, soya sütü üretimi esnasında ortaya çıkan bir üründür ve genelde ülkemizde hayvan yemi veya atık olarak kullanılır. Bitkisel protein ihtiyacını karşılamak ve bertaraf problem engellemek, ülkemiz ekonomisine ve dünya gastronomisine katkı sağlamak amacı ile Okara'nın kullanılması önemlidir ancak soya ve ürünlerinin istenmeyen tat ve diğer özellikleri tercih edilmemesine sebep olmaktadır. Bu nedenlerden dolayı çalışmada Okara'nın sahip olduğu olumsuz özellikleri gidermek ve tüketimini yaygınlaştırmak amacı ile taze okaradan atıştırmalık galetalar hazırlanarak "Lezzet Profil Analizi" yöntemi ile uzman panelistlerin duyusal değerlendirmesine sunulmuştur. Elde edilen sonuçlara göre genel beğeni düzeyi en yüksek olan örnek tıbbi ve aromatik bitkilerle revize edilerek ikinci kez uzman panelistlerin değerlendirmesine sunulmuştur. Temel Bileşen Analizi (PCA) ile yapılan değerlendirmeler sonucunda tıbbi ve aromatic bitkilerden dereotu ve kekik eklenerek hazırlanan 'Kekikli Okaralı Galeta' ve 'Dereotlu Okaralı Galeta' örnekleri olumsuz parametre skorlarından düşük puan almış ve genel beğeni skorlarından sırasıyla 8,39 puan ve 8,52 puan almıştır. Ürünün olumsuz parametrelerin düşük puan almış olması ve olumlu parametrelerin puanlarının yüksek olması çalışmanın amacına ulaştığını göstermektedir. Okara ile hazırlanacak ürünlerin sayısı arttırılarak ürünün gastronomi sektöründe kullanılmasının ülkemiz gastronomisi ve ekonomisine katkılar sunacağı görüşündeyiz.