Mixed methods
77 theses under this subject heading
Kaynaştırma uygulamalarına devam eden işitme kayıplı öğrencilerin sosyal uyumlarının incelenmesi
Araştırmanın amacı kaynaştırma uygulamalarına devam eden işitme kayıplı öğrencilerin sosyal uyum düzeylerinin ve uyum düzeylerini etkileyen etmenlerin belirlenmesidir. Amaç doğrultusunda karma yöntem kullanılmış, araştırma açımlayıcı sıralı desen olarak desenlenmiştir. Araştırmanın ilk kısmında sınıfında işitme kayıplı öğrenci bulunan, ilkokulda sınıf ve İngilizce öğretmenlerine, ortaokuldaysa Matematik ve Türkçe öğretmenleriyle çalışılmıştır. Sonuçta 75 öğretmene ulaşılmış, öğretmenlerden Güçler ve Güçlükler Anketi ve Sosyal Beceri Derecelendirme-Öğretmen Formlarını doldurmaları istenmiştir. Araştırmanın ikinci kısmında, ilk kısmındaki veriler sonucunda belirlenen 20 öğretmen ile yarı-yapılandırılmış görüşmeler yürütülmüştür. Ölçeklerden ve görüşmelerden elde edilen sonuçlar, işitme kayıplı öğrencilerin sınıflarda gruba girememe, kavga etme ve yalnız kalma gibi uyum sorunları yaşadıklarını göstermektedir. Öğrencilerin gösterdikleri problem davranışlar ve sosyal yönden eksikliklerinin olması uyum sorunları yaşamalarına neden olmaktadır. Yaşadıkları bu uyum sorunları sonucunda kendilerini grubun dışında bırakmaktadırlar. Öğretmenler işitme kayıplı öğrencilerinin en az bir yakın arkadaşı olduğunu belirtseler de genellikle yalnız olduklarını ortaya koymaktadırlar.
İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin bilinçli tüketicilik durumlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin bilinçli tüketicilik durumlarını incelemektir. Araştırma, nitel ve nicel veri toplama yöntemlerinin bir arada kullanıldığı karma yöntem yaklaşımıyla desenlenmiştir. Araştırmada, karma yöntem desenlerinden kısmen karma sıralı baskın desen kullanılmıştır. Araştırmanın uygulaması 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Eskişehir ili Tepebaşı ve Odunpazarı ilçelerinden 15 ilkokulun 4. sınıf öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında 478 öğrenciden Bilinçli Tüketicilik Düzeyi Ölçeği aracılığıyla nicel, 15 öğrenci ve 3 sınıf öğretmeninden yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla nitel veriler elde edilmiştir. Araştırmanın nicel verileri çözümlenirken, gruplar arası karşılaştırmalarda Mann Whitney U ve Kruskal Wallis H testlerinden yararlanılmıştır. Yapılan analiz sonuçlarının yorumlanmasında anlamlılık düzeyi 0.05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmanın nitel verileri tematik analiz tekniği yoluyla çözümlenmiş ve araştırma soruları temel alınarak elde edilen bulgular tanımlanmış ve yorumlanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara dayalı olarak şu sonuçlara ulaşılmıştır: İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin "her zaman" biçiminde ifade edilen üst düzey bilinçli tüketiciliğe sahip oldukları anlaşılmıştır. İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin bilinçli tüketicilik düzeylerinin okulun bulunduğu sosyoekonomik çevreye, annenin ve babanın eğitim düzeyine, ailenin aylık gelir düzeyine, annenin ve babanın mesleki durumuna ve harçlıklarını biriktirme durumuna göre anlamlı bir biçimde farklılaştığı; cinsiyete ve elde ettiği harçlığın miktarına göre anlamlı bir biçimde farklılaşmadığı belirlenmiştir. Öğrencilerin bilinçli tüketiciliği, para harcama, tasarruf yapma ve dolaylı biçimde bilinçli tüketiciliğe yönelik sergilenen olumlu davranışlarla ilişkilendirdikleri görülmüştür. Öğrencilerin bilinçli tüketicinin sergilemesi gereken davranışları, alışveriş öncesi davranışlar, alışveriş anı davranışlar, tasarrufa yönelik davranışlar, haklarını korumaya yönelik davranışlar ve tüketici bilincinin göstergesi olan davranışlar bağlamında değerlendirdikleri belirlenmiştir. Öğrenciler tüketici olarak sahip oldukları hakları tanzim edilme, şikâyette bulunma ve mal ve hizmetlerin serbestçe seçilmesi hakkı olarak ifade etmişlerdir. Sosyoekonomik çevrenin öğrencilerin bilinçli tüketicilik düzeyleri üzerinde etkili bir değişken olduğu; orta ve üst sosyoekonomik çevredeki ilkokullarda öğrenim gören öğrencilerin alt sosyoekonomik çevredeki ilkokulda öğrenim gören öğrencilere göre bilinçli tüketicilik, bilinçli tüketici davranışları ve hakları konusunda daha kapsamlı bilgi sahibi oldukları belirlenmiştir. Öğretmenlerin tüketici eğitimi bakımından ilkokul dördüncü sınıf öğretim programlarını, ders kitaplarını ve teknolojik içeriği yetersiz gördükleri; tüketici eğitiminin disiplinler arası bir yaklaşımla ya da ayrı bir ders olarak verilmesi, öğrencilere somut yaşantılar sağlanması, aile eğitimine ve okul-aile işbirliğine önem verilmesi gerektiğini ifade ettikleri belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: İlkokul, bilinçli tüketim, tüketici sosyalleşmesi, karma yöntem
Okul öncesi dönem çocuklarının okula uyum süreci ile ebeveynlerinin çocuk yetiştirme tutumları arasındaki ilişki
Araştırmanın amacı okul öncesi dönem çocuklarının okula uyum süreci ile ebeveynlerinin çocuk yetiştirme tutumları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma karma yöntem desenlerinden, açımlayıcı sıralı karma yöntem deseni ile yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 2014-2015 eğitim öğretim yılında Eskişehir il merkezindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı anasınıflarında eğitim gören çocuklar, çocukların öğretmenleri ve aileleri oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini belirlerken, olasılığa dayalı örnekleme yaklaşımlarından sistematik örneklemeden yararlanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında örneklem grubunu, 380 çocuk, çocukların aileleri ve öğretmenleri oluştururken, nitel kısmının katılımcılarını ise okula uyum problemi yaşadığı belirlenen 9 çocuk,9 aile ve 9 öğretmen oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Okula Uyum Öğretmen Değerlendirme Ölçeği", "Ebeveyn Tutum Ölçeği", "Yarı-Yapılandırılmış Öğretmen Görüşme Formu" ve "Yarı-Yapılandırılmış Ebeveyn Görüşme Formu" kullanılmıştır. Öncelikle öğretmenlerden sınıflarındaki her bir çocuk için Okula Uyum Öğretmen Değerlendirme Ölçeğini, ailelerden de Ebeveyn Tutum Ölçeğini doldurmaları istenmiştir. Daha sonra Okula Uyum Öğretmen Değerlendirme Ölçeği puanlarına göre en düşük puana sahip 9 çocuk belirlenmiş ve bu çocukların aile ve öğretmenleri ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel bölümünde, annelerin çalışma durumları ve çocukların cinsiyeti ile çocuk yetiştirme tutumları arasında bir fark olup olmadığına bağımsız örneklemler için t testi ile bakılmıştır. Ayrıca, annelerin çalışma durumları ile çocukların cinsiyeti ve okula uyumları arasında bir fark olup olmadığını bulmak için t testi yapılmıştır. Anne ve babaları ile yaşayan çocuklar ile diğer ailelerde (dağılmış aile vb.) yaşayan çocukların okula uyumları arasındaki farka bakmak için Mann-Whitney U Testi kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin çözümlenmesinde betimlemenin daha ön planda tutulduğu betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda çalışmaya katılan ebeveynlerin demokratik ve aşırı koruyucu tutum puan ortalamalarının yüksek, otoriter ve izin verici ebeveyn tutum puanlarının ise düşük olduğu belirlenmiştir. Aynı zamanda araştırmaya katılan çocukların okula uyum puanlarına göre 24 (%6,31)'ünün okula uyum problemi yaşadığı, 356 (%93,69)'sının ise okula uyum sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Annelerin çalışma durumları ile çocuk yetiştirme tutumları arasındaki farka bakıldığında annelerin çalışma durumları ile aşırı koruyucu ebeveyn tutumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu ve çalışmayan annelerin, çalışan annelere göre daha koruyucu bir ebeveyn tutumu sergiledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Annelerin çalışma durumları ile çocukların okula uyumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmemiştir. Ayrıca, çocukların cinsiyeti ile ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumları arasında da istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Anne babaları ile yaşayan çocuklar ile diğer ailelerde yaşayan çocukların okula uyumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmamasına rağmen, testin anlamlılık değeri ve sıra ortalamasına bakıldığında anne babasıyla birlikte yaşayan çocukların farklı yerlerde yaşayan çocuklara göre okula daha uyumlu oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerle yapılan görüşmeler sonucunda, öğretmenlerin okula uyumu tanımlarken daha çok uyumlu çocukların özelliklerinden söz ettikleri görülmüştür. Ayrıca, çocukların okula uyumlarını sağlamak için bir takım çalışmalar yaptıklarını ve bu süreçte ailevi bazı problemlerle karşılaştıklarını dile getirmişlerdir. Öğretmenler çocukların okula uyumunu kolaylaştırmak için okulun ilk günlerinde genellikle basit etkinlikler yaptıklarını, çocuklarla sohbet ettiklerini ve okula uyum çalışmaları yaptıklarını belirtmişlerdir. Bununla birlikte kendisiyle görüşme yapılan öğretmenlerden bir bölümü sınıfında okulu sevmeme, okula gelmek istememe davranışını gösteren çocuklar olduğunu ailevi sorunlar, anneye aşırı bağımlı olma ve okula devamsızlık yapma gibi nedenlerden kaynaklanan sorunlar yaşadıklarını ifade etmişlerdir. Öğretmenlerin çocuklarla okulda veya evde yaşadıkları hakkında sohbet ettiklerini, okuldan şikâyet eden çocukları olmadığını ancak okul saatleri içerisinde "eve gitmeye ne kadar zaman kaldı?" gibi sorular soran ya da herhangi bir neden belirterek etkinliği bırakmak veya sınıftan çıkmak isteyen çocuklar olduğunu belirtmişlerdir. Öğretmenlerin tamamı çocukların okul ya da çalışanlarla ilgili herhangi bir sorun yaşamadıklarını belirtirken bazı çocukların sınıfta arkadaşları ile sorunlar yaşadıklarını dile getirmişlerdir. Öğretmenler ebeveynlerle çoğunlukla çocukları okula bırakırken ve daha az oranda veli toplantıları aracılığı ile iletişim kurduklarını bununla birlikte genellikle her gün görüştüklerini belirtmişlerdir. Ebeveynlerle yapılan görüşmeler sonucunda, ebeveynler çocukların kendileri tarafından okul saatleri içerisinde bırakılıp-alındığını belirtmişlerdir. Bununla birlikte, ebeveynlerin bir bölümü çocuklarının evde oyuna dalma, uyku problemi (sabahları uyanamama), gitmemek için bahaneler üretme gibi nedenlerden okula gitmek istemediklerini dile getirmişlerdir. Çocukların yıl içerisinde okul değişikliği yapmadıklarını belirten ebeveynler çocukları ile eve geldikten sonra sohbet etmeye çalıştıklarını ancak çocukların okulda yaptıkları hakkında çok fazla konuşmak istemediklerini dile getirmişlerdir. Ebeveynlerin tümü çocuklarının okulu, öğretmenini ve arkadaşlarını sevdiğini okul ve çalışanlar ile ilgili herhangi bir sorun yaşamadığını belirtmişlerdir. Ancak ebeveynlerin küçük bir bölümü çocuklarının arkadaşları ile sorun yaşadığını belirtmişlerdir. Ebeveynlerden bir bölümü öğretmenlerle her gün, bir bölümü ise işi oldukça veya çocukla ilgili bir şey olduğunda ya da veli toplantılarında görüştüklerini söylemişlerdir. Ebeveynlerin tümü öğretmenlerin kendileri ile olan iletişiminden memnun olduklarını belirtmişlerdir. Araştırmanın bulguları doğrultusunda ailelere, eğitimcilere, araştırmacılara ve eğitim politikacılarına yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Okul öncesi eğitim, Erken çocukluk eğitimi, Ebeveyn tutumu, Okula uyum, Karma yöntem.
Dijital çağda ebeveynlik davranışları FoMo ile dijital ebeveynlik arasındaki ilişkinin karma yöntemle incelenmesi
Amaç: Bu araştırmanın amacı, 5–12 yaş aralığında çocuğu bulunan ebeveynlerde FoMO düzeyleri ile dijital ebeveynlik pratikleri arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu ilişkinin ebeveyn deneyimlerinde nasıl anlamlandırıldığını ortaya koymaktır. Materyal ve metot: Araştırma, açıklayıcı sıralı karma yöntem deseniyle yürütülmüştür. Nicel aşamaya Türkiye genelinden 421 ebeveyn katılmıştır. Nicel veriler, Gelişmeleri Kaçırma Korkusu Ölçeği ve Sosyal Medya Ebeveynlik Ölçeği aracılığıyla toplanmış; betimsel istatistikler, bağımsız örneklemler t-testi, tek yönlü varyans analizi, Pearson korelasyon analizi ve basit doğrusal regresyon analizleriyle çözümlenmiştir. Nitel aşamada, nicel bulguları açıklamak amacıyla seçilen 10 ebeveynle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmış ve veriler tematik analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir. Bulgular: Nicel bulgular, FoMO düzeyi ile ebeveynlerin sosyal medya kullanımı, öğrenen ebeveynlik, rol model olma ve sharenting davranışları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler bulunduğunu; dijital güvenlik boyutu ile anlamlı bir ilişki bulunmadığını göstermiştir. Basit doğrusal regresyon analizleri, FoMO'nun arabuluculuk, öğrenen ebeveynlik, sharenting, ebeveynlerin sosyal medya kullanımı ve rol model olma alt boyutlarını anlamlı düzeyde yordadığını; buna karşılık dijital güvenlik boyutunu anlamlı biçimde yordamadığını ortaya koymuştur. Nitel bulgular ise ebeveynlerin dijital medya deneyimlerinin suçluluk, yetersizlik, sosyal kıyaslama, kontrol kaybı, mahremiyet kaygısı ve görünürlük ihtiyacı gibi duygusal ve sosyal süreçlerle iç içe geçtiğini göstermiştir. Sonuç: Bulgular birlikte değerlendirildiğinde, FoMO'nun ebeveynlerde yalnızca bireysel bir dijital kaygı biçimi olmadığı; dijital ebeveynlik pratikleriyle ilişkili duygusal ve ilişkisel bir dinamik olarak işlev gördüğü sonucuna ulaşılmıştır. Bu doğrultuda dijital ebeveynlik eğitimlerinde ebeveynlerin sosyal medya kullanımları, sosyal karşılaştırma eğilimleri ve dijital kaygılarının da ele alınması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: dijital ebeveynlik, FoMO, karma yöntem, sharenting, sosyal medya ebeveynliği
Türkiye'de din ve sosyal sapma
Suç ve din kavramları, insanların yaşamları üzerinde doğrudan etkiye sahip olan önemli konular arasındadır. Yapılan çalışmalar, suç ve din ilişkisi hakkında hem olumlu hem de olumsuz sonuçlar elde etmiştir. Bu çalışmada, nitel derinlemesine görüşmeler ve Dünya Değerler Araştırması 2019'dan elde edilen ikincil verilerin nicel analizi kullanılarak karma yöntem uygulanmıştır. Nitel yöntem için 21 kişi ile kartopu örnekleme yöntemi kullanılmış, nicel yöntem için 2000'den fazla katılımcının verileri regresyon analizi ile incelenmiştir. Nitel ve nicel bulgular, din ve sosyal sapma arasında negatif bir ilişki olduğunu göstermiştir. Ayrıca bu tez, farklı inançlara, sosyo-kültürel yaşam tarzlarına ve dini rollere sahip insanlar arasında bile suç ve din arasında negatif bir ilişkinin olduğunu ortaya koymuştur. Bulgular, toplumun sosyal uyumunu teşvik etmek ve sosyal sapkınlığı azaltmak için bu ilişkiye daha fazla odaklanılması gerektiğini göstermektedir. Dolayısıyla, dinin, toplumda olumsuz sonuçlara neden olabilecek sosyal sapmayı önlemekte önemli bir rol oynayabileceği vurgulanabilir.
Sınıfında Suriyeli öğrenci bulunan sınıf öğretmenlerinin çokkültürlü eğitime ilişkin görüşlerinin ve tutumlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, sınıfında Suriyeli öğrenci bulunan sınıf öğretmenlerinin çokkültürlü eğitime ilişkin görüşlerinin ve tutumlarının incelenmesidir. Araştırma, karma yöntem desenlerinden biri olan yakınsayan paralel desen kullanılarak hazırlanmıştır. Araştırmanın evrenini, 2021-2022 yılında Gaziantep ili merkez ilçelerinin resmi ilkokullarında görev yapan ve sınıfında Suriyeli öğrenci bulunan sınıf öğretmenleri oluşturmuştur. Araştırmanın nicel bölümünün örneklemini 501 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Nicel veriler, "Öğretmenlerin Çokkültürlü Eğitim Tutum Ölçeği (ÖÇTÖ)" ile toplanmıştır. Araştırmanın nitel bölümünde ise veriler, ölçüt örnekleme yöntemine göre belirlenmiş ve sınıfında Suriyeli öğrenci bulunan 16 sınıf öğretmeni ile yapılan görüşmeler ile toplanmıştır. Araştırma sonucunda, sınıf öğretmenlerinin çokkültürlü eğitime ilişkin tutumlarının kısmen yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Sınıfında Suriyeli öğrenci bulunan sınıf öğretmenlerinin çokkültürlü eğitime ilişkin tutumları; yaş, medeni durum, eğitim düzeyi, mesleki kıdem, ailede farklı etnik kökenden birey bulunma ve herhangi bir yabancı dil konuşabilme değişkenleri açısından anlamlı farklılık göstermiştir. Bununla birlikte öğretmenlerin farklı kültürel unsurları bir zenginlik olarak görüp onlarla empati kurması, farklı kültürleri tanıması veya anlamaya çalışması, farklı kültürlere saygı ve hoşgörü ile yaklaşması çokkültürlü eğitime karşı tutumlarını olumlu yönde etkilemektedir. Öğretmenlerin farklı kültürlerden gelen öğrencilerle ve velileriyle iletişim problemleri yaşaması, verdikleri eğitimin karşılığını yeterince alamamaları, farklı kültürlere sahip öğrenciler arasında çatışmalar ve sorunlar yaşanması ise öğretmenlerin çokkültürlü eğitime ilişkin tutumlarını olumsuz biçimde etkilemektedir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda, öğretmenlerin çokkültürlü eğitime ilişkin araştırmalar yapmaları ve çokkültürlü eğitimin kendilerine ve öğrencilerine neler katabileceği hakkında bilgi edinmeleri bu konudaki tutumlarını pozitif yönde geliştirmeleri açısından önerilebilir. Aynı zamanda öğretmenlerin bu konuda lisansüstü eğitime yönlendirilmeleri konuya ilişkin teorik ve pratik bilgi edinmelerini sağlayabilir.
Matematik öğretiminde probleme dayalı öğrenmenin karma-meta yöntemi ile değerlendirilmesi
Bu araştırmada matematik eğitiminde probleme dayalı öğrenme yönteminin karma meta yöntem bağlamında incelenmesi hedeflenmiştir. Karma meta yöntem kapsamında meta-analiz ve meta-tematik analizler yoluyla literatürde konuya ilişkin yapılmış deneysel veya yarıdeneysel çalışmalar çeşitli analiz ve tekniklerle farklı boyutlarda ele alınmıştır. Meta-analiz kapsamında matematik eğitiminde probleme dayalı öğrenme yönteminin kullanıldığı nicel çalışmalardan istatistiksel değerler alınarak genel etki büyüklüğü hesaplanmıştır. Yapılan analizler sonucunda probleme dayalı öğrenme yönteminin matematik alanındaki akademik başarısı üzerinde pozitif yönde ve geniş düzeyde etkiye (g=0.86) sahip olduğu saptanmıştır. Ulaşılan çalışmalar bağlamında belirlenen araştırmanın bağımsız değişkenleri kapsamında yapılan incelemeler sonucunda ise çalışmaların; yapıldığı öğrenim kademeleri, uygulama süreleri, örneklem büyüklüğü ve yayın türleri araştırmanın genel etki büyüklüğünde anlamlı bir farka rastlanılmamıştır. Doküman analizine dayalı meta-tematik analiz sürecinde çalışmalarda yer alan birincil veriler incelenerek verilerden elde edilen kodlar sonucunda "bilişsel boyuta etkisi, duyuşsal boyuta etkisi, sosyal boyuta etkisi ve olumsuz yönleri" temaları oluşturulmuştur. Ulaşılan sonuçlar kapsamında öğrencilerin probleme dayalı öğrenme ile matematiğe karşı olumlu tutum geliştirdikleri ve yönteme dair olumlu dönütler verdiği görülmüştür. Bu bağlam doğrultusunda meta-analiz ve meta-tematik analiz süreçlerine ilişkin bulguların tutarlı ve birbirlerini destekler nitelikte oldukları görülmektedir.
Koro dizilişlerinin müziksel sonuçlara etkisi
Bu araştırmanın temel amacı, klasik ve karma düzen söyleme biçimleri sonucunda geleneksel ve farklı yapıda oluşturulan ?koro dizilişlerinin? seslendirilmedeki müziksel sonuçlara etkisi bakımından, korolardaki sanatsal başarı ölçütlerine ne derecede etkisi olduğunun incelenmesidir.Koro dizilişleri üzerine teknik yapıda uygulamaların azca yapılması, ayrıca bilimsel bir yayın olarak da incelenmemiş olmasından dolayı, araştırmanın ayrı bir önem, değer ve sorumluluk taşıdığı düşünülmektedir.Araştırma kapsamında, 2004 yılından bu yana teknik anlamda klasik ve karma biçimde söylemelerle ÇOMÜ Eğitim Fakültesi G.S. E.B Müzik Eğitimi A.B.D Korosu ile koral yapıda ?Dertli Kaval? eseri ile ses ? video kaydı ve fotoğraf çekimleri yapılmıştır. Kayıtlarda müziksel sonuçları etkilememek için akustik anlamda etkili olmayan bir salon tercih edilmiştir. Kayıtlar ortalama beş saat içinde tamamlanmış ve hiç tekrar edilmeden kayıtlar gerçekleştirilmiştir.Kayıtlarda, amaçları birbirinden farklı yapıda altı çeşit koro dizilişi ile seslendirme yapılmış, dizilişlerin fotoğrafları çekilmiştir. Elde edilen kayıtlar ve fotoğraflar, değerlendirmeler için altı uzman koro şefine bire bir görüşmeyle dinletme ve fotoğraf incelemeleri yaptırılmıştır. Değerlendirmede, koro şefleri birinci bölümde yer alan altı çeşit diziliş biçimlerini bilmeden, ikinci bölümde dizilişleri video ve fotoğraf kayıtlarını inceleyerek toplam on üç başlık altında sanatsal başarı ölçütlerine etkisi bakımından puanlamış, ayrıca görüş bildirmişlerdir.Elde edilen veriler doğrultusunda, klasik ve karma yapıda söyleme biçimleriyle oluşturulan koro dizilişlerinin, seslendirmede müziksel sonuçlara etkisinin mutlak olduğu ortaya çıkmıştır. Elde edilen veriler ışığında, karma biçimdeki dizilişlerde, klasik biçim dizilişlerine göre daha başarılı seslendirmeler elde edildiği ortaya çıkmıştır.Bundan dolayı karma biçimde teknik açıdan başarılı seslendirmeler elde edebilen koraların, farklı yapıda dizilişler elde edebileceği belirlenmiştir. Böylece yaygın olarak geleneksel anlamda ?klasik koro diziliş? modelinden daha etkili olacak olan, koro müziğinin sahne üzerinde sunumunu zenginleştirmede dinleyici üzerinde de daha etkili olacak olan; eser türlerine, akustik ve konser türlerine göre görsel - estetik biçimde dizilişler elde edilebileceği ve koroların her tür dizilişteki yerleşim düzenlerinde sanatsal anlamda da başarılı seslendirmeler yapılabileceği ortaya konmuştur.Anahtar Kelimeler: Koro, Koro Dizilişleri, Klasik Düzen, Karma Düzen
Fen bilgisi 4. sınıf öğretmen adaylarının nanobilim ve nanoteknoloji hakkındaki tutumları ölçülmesi
Bu araştırmanın amacı fen bilgisi 4.sınıf öğretmen adaylarının nanobilim ve nanoteknolojiye yönelik tutumlarını belirlemektir. Araştırmada nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin beraber kullanıldığı karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmada açımlayıcı sıralı karma yöntem deseni ve yarı yapılandırılmış görüşme formundan faydalanılmıştır. Fen bilgisi 4. sınıf öğretmen adaylarının nanobilim ve nanoteknolojiye yönelik tutum ölçümlerinin belirlenmesi amacıyla Şenel Özer ve Eser Elçin tarafından 2018 yılında geliştirilerek ve uygulanması yapılmış "Nanoteknoloji Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Şenel Özer ve Eser Elçin (2018) tarafından 25 maddesi sonunda Cronbach alfa (α) katsayısı 0,91 olarak hesaplanmıştır. Araştırmada 2019-2020 eğitim-öğretim dönemi güz yarıyılında Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Programı 75 fen bilgisi 4.sınıf öğretmen adayına 5 hafta süresince araştırmacı tarafından "Nanoteknoloji Hakkında Bilgilendirme" eğitimi sunum anlatımı yapılmıştır. Araştırmanın verileri ise tek grup öntest-sontest yoluyla anket uygulaması yapılarak toplanmıştır. Bununla beraber "Nanoteknoloji Hakkında Bilgilendirme" eğitimi sunum anlatımına katılmış olan öğretmen adayları arasından seçilmiş beş öğretmen adayı ve katılmamış olan beş öğretmen adayı ile yarı yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Araştırmanın sonuçları incelendiğinde, fen bilgisi öğretmen adaylarının katıldığı "Nanoteknoloji Hakkında Bilgilendirme" konulu sunum anlatımının olumlu yönde etki ettiği görülmektedir. Demografik değişkenler açısından incelendiğinde, sadece cinsiyet değişkeni açısından ölçek alt boyutlarında olumlu tutum lehine anlamlı bir farklılık meydana gelimiştir ancak diğer değişkenlerde olumlu tutum lehine anlamlı farklılık meydana gelmemiştir. Nitel veri analizi sonuçlarına göre fen bilgisi 4.sınıf öğretmen adaylarının konu ile ilgili mevcut bilgileri olduğu takdirde kendilerinin konuya olan ilgi ve meraklarının arttığını ve tutumlarına yansıdığını belirtmişlerdir. Fen bilgisi öğretmen adaylarından konuya dair bilgilendirme sunumu almayan bazı öğretmen adaylarının nanoteknoloji konusunda mevcut bilgileri ile kendilerini yetersiz hissettiklerini ve tutumlarına bu yönde yansıdığını söylemişlerdir.
Okul öncesi öğretmenlerinin uzaktan eğitim deneyimleri: Bir karma yöntem çalışması
Bu çalışmanın amacı, okul öncesi öğretmenlerinin uzaktan eğitim deneyimlerinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda, araştırma karma yöntem türlerinden nicel ve nitel veri toplama tekniklerinin sıralı olarak kullanıldığı açımlayıcı sıralı desen olarak tasarlanmıştır. Bu doğrultuda, araştırmada, okul öncesi öğretmenlerinin uzaktan eğitime yönelik algılarını belirlemek amacıyla nicel araştırma yöntemlerinden biri olan tarama deseni; okul öncesi öğretmenlerinin uzaktan eğitim ile ilgili görüşlerini belirlemek amacıyla ise nitel araştırma yöntemlerinden biri olan durum çalışması kullanılmıştır. Araştırma kapsamında incelenen durum ise okul öncesi öğretmenlerinin uzaktan eğitim deneyimleridir. Araştırmanın çalışma grubunu Türkiye'nin farklı illerinde ve farklı kurum türlerinde (bağımsız anaokulu, özel anaokulu, resmi ana sınıfı, özel ana sınıfı) çalışmakta olan ve araştırmaya gönüllü olarak katılan okul öncesi öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Okul Öncesi Öğretmenlerinin Uzaktan Eğitim Algıları Ölçeği" ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Ölçeğin geçerlik çalışmaları için AFA kapsamında 300 öğretmene ulaşılırken; DFA kapsamında ise 417 öğretmene ulaşılmıştır. Görüşmeler ise, Türkiye'nin 7 farklı coğrafi bölgesinden 15 okul öncesi öğretmenle gerçekleştirilmiştir. Ölçek öğretmenler tarafından Google Formlar uygulaması üzerinden doldurulmuştur; görüşmeler ise öğretmenler ile Zoom uygulaması üzerinden yapılmıştır. Araştırma kapsamında nicel verilerin analizinde, betimsel istatistik değerlerden, ANOVA'dan ve bağımsız gruplar t testinden; nitel verilerin analizinde ise içerik analizinden yararlanılmıştır. Araştırmadan elde edilen nicel verilerin analizi sonucunda, okul öncesi öğretmenlerinin uzaktan eğitim algılarının orta düzeyin altında olduğu ve okul öncesi öğretmenlerinin uzaktan eğitim algılarının yüksek lisans yapma durumu, çalıştıkları okul türü, çalıştıkları kurum türü, mesleki deneyimleri ve uzaktan eğitim verilen süre değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen nitel verilerin analizi sonucunda ise öğretmenlerin uzaktan eğitime kıyasla yüz yüze eğitim türünü tercih ettikleri, salgın sürecinde uzaktan eğitimde çocuklarda teknoloji kullanım süresinde artış gibi sorunlar görüldüğü, hem öğretmenler hem de çocukların uzaktan eğitimde teknolojik cihaz eksikliği, bağlantı sorunları, materyal eksikliği vb. çeşitli sorunlar yaşadıkları ve öğretmenlerin uzaktan eğitimde Google Meet, Microsoft Team, Zoom, WhatsApp vb. çeşitli uygulamaları ve EBA'yı kullandıkları tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmenler, uzaktan eğitimin okul öncesi döneme uygun olmadığını ancak doğal afet, salgın vb. olağanüstü dönemlerde eğitim faaliyetlerinin sürdürülmesi ve çocuk-çocuk, çocuk-öğretmen iletişiminin sürdürülmesi gibi yararlar sağladığını, uzaktan eğitimde en çok çocukların sosyal duygusal gelişim alanlarını ve öz bakım becerilerini desteklemeye yönelik etkinlikler planladıklarını ve MEB 2013 Okul Öncesi Eğitim Programı'nın esneklik özelliği sayesinde uzaktan eğitim etkinliklerini planlarken ihtiyaç duydukları kazanım ve göstergeler ile kavramlara yer verdiklerini belirtmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda, okul öncesi dönemde uzaktan eğitim sürecinin etkililiğini artırmaya yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Senaryo temelli Scratch öğretim programının öğrencilerin bilgi işlemsel düşünme becerilerine, problem çözme ve programlama ünitesi erişilerine etkisi
Bu araştırmanın genel amacı; Hedef Temelli Senaryo Öğrenme (HTSÖ) tasarımı ile geliştirilmiş Scratch öğretim programının 6. Sınıf öğrencilerinin BİD becerilerine ve problem çözme ve programlama ünitesi erişilerine etkisinin farklı değişkenlere göre incelenmesi ve bu geliştirilen programın öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesidir. Araştırmada yapı olarak karma yöntemin keşfedici ardışık desen müdahale modeli kullanılmış, bu kapsamda hem nicel desenler hem de nitel desenler işe koşulmuştur. Araştırmanın nicel boyutunda 2X3 (deney, kontrol grubu X ön test, son test ve kalıcılık testi) yarı-deneysel model kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda ise eylem araştırması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın nicel örnekleminde tabaka örneklem kullanılarak Milas ilçesindeki sosyoekonomik düzeylerin farklı üç ortaokulun 6.sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Nitel çalışma grubunda ise bu okullarda görevli, gönüllü üç bilişim öğretmeni ve 6. Sınıf öğrencisi 19 kişi oluşturmuştur. Uygulama kapsamında bilişim teknolojileri öğretmenlerine problem çözme ve programlama ünitesinin öğretiminin iyileştirilmesine yönelik uygulayıcı öğretmen eğitimi düzenlenmiştir. Bu eğitim sonrası deney ve kontrol gruplarında 8 haftalık müdahale programı uygulanmıştır. Bu programda deney grubu öğrencilerine HTSÖ ile tasarımlanmış öğretim programı uygulanırken, kontrol grubuna ise mevcutta kullanılan MEB programı uygulanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Bilgi İşlemsel Düşünme Öz Değerlendirme (BİDÖD) Ölçeği, Scratch Projesi Değerlendirme Dereceli Puanlama Anahtarı, Akademik Başarı Testi, ve Nitel veri toplama araçları kullanılmıştır. Araştırmada BİDÖD ölçeği ve akademik başarı testi müdahale programının öncesinde, sonrasında ve programın bitişinden 6 hafta sonrada kalıcılığı belirlemek için kullanılmıştır. Nicel veri analizinde tekrarlı ölçümlerde çok değişkenli kovaryans analizi testi (MANCOVA), Friedmann testi ve betimsel istatistiki araçlar kullanılmış, nitel verilerin analizinde de içerik analizi ve betimsel analiz teknikleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularında; HTSÖ ile öğrenim gören deney grubu öğrencileri ile kontrol grubu öğrencilerinin akademik başarı son test ve kalıcılık testi puanlarında deney grubu lehine anlamlı fark bulunmuştur. Çalışmada bu durum farklı değişkenler içinde kontrol edilmiştir. Bu değişkenler sosyoekonomik okul düzeyi, cinsiyet ve ekran kullanım sıklığıdır. Bulguların bu değişkenlere göre farklılaştığı görülmüştür. Deney ve kontrol grubu öğrencilerinin BİD öz değerlendirme ölçeği son test ve kalıcılık testi ortalama puanlarına göre olan anlamlı fark bulunmazken, test puanları arasında deney grubunun puanlarının farklılaştığı ve yalnızca soyutlama alt ölçeği puanlarına göre gruplar arasında anlamlı farkın olduğu tespit edilmiştir. Scratch proje değerlendirme dereceli puanlama anahtarı puanlarına göre de deney grubunun puanlarının kontrol grubuna göre daha yüksek olduğu, bu durumun aracın alt boyutları olan programlama, BİD, proje geliştirme ve görsel tasarım boyutlarında da daha yüksek olduğu, sosyoekonomik üst düzey okul öğrencilerinin puanlarının da tüm alt boyutlarda diğer okullardan daha yüksek puan elde ettiği belirlenmiştir. Öğrenci ve öğretmenlerin HTSÖ'ye yönelik görüşlerinde bu yöntemi geleneksel yöntemlere göre çok daha etkili bulduklarını, süreçte hem öğretmenin hem de öğrencinin daha aktif olduğunu, ilgi, motivasyon sorunu yaşamadıklarını, bu derste öğrendikleri bilgileri gerçek hayatta da kullanabileceklerini ifade ederek olumlu görüşler belirtmişlerdir.
Hayat bilgisi dersi öğretim programının CIPP modeline göre değerlendirilmesi
Bu araştırma, 2018 yılında güncellenen Hayat Bilgisi Dersi 3. Sınıf Öğretim Programı'nı CIPP modeline göre değerlendirilmek amacıyla yapılmıştır. Bu araştırma hem nicel hem de nitel araştırma yöntem ve tekniklerinin kullanıldığı karma yöntem çalışmasıdır. Araştırmada karma yöntem desenlerinden yakınsayan paralel desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda genel tarama deseni, nitel boyutunda ise durum çalışması yöntemlerinden biri olan bütüncül tek durum deseni kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verileri Nevşehir ili genelindeki 318 sınıf öğretmeni ile 534 öğrenciden elde edilmiştir. Görüşme verileri Nevşehir ili Kozaklı ilçesinde görev yapan 22 sınıf öğretmeninden toplanmıştır. Gözlemler Nevşehir ili Kozaklı ilçesindeki 4 farklı okuldaki 4 farklı 3. sınıf şubesinde gerçekleştirilmiştir. Doküman analizi kapsamında 2018 Hayat Bilgisi Öğretim Programı ve Pasifik Yayınlarına ait Hayat Bilgisi 3. Sınıf Ders Kitabı incelenmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda öğretmenlerin programa ilişkin görüş düzeylerini belirlemek amacıyla Hayat Bilgisi Öğretim Programını CIPP Modeline Göre Değerlendirme Ölçeği geliştirilmiştir. Geliştirilen 36 maddelik 4 faktörlü ölçeğin güvenirliği 0,969 olarak hesaplanmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda öğrencilerin genel başarı düzeylerini belirlemek amacıyla geliştirilen 45 maddelik başarı testinin KR-20 güvenirlik katsayısı 0,918 olarak hesaplanmıştır. Araştırmanın nitel boyutu için veri toplamak amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu ve yapılandırılmış gözlem formu geliştirilmiştir. Bütün nicel ve nitel veriler 2021-2022 eğitim ve öğretim yılının 2. döneminde toplanmıştır. Ölçek ile elde edilen verilerin analizi SPSS 23 programı aracılığı ile t-testi, ANOVA testi ve basıklık-çarpıklık değerleri hesaplanarak yapılmıştır. Başarı testi ile elde edilen verilerin analizi Excel programı aracılığıyla öğrencilerin testten aldıkları puanların aritmetik ortalaması, standart sapma değeri ile maksimum ve minimum puanlar hesaplanarak yapılmıştır. Görüşme formu ile toplanan verilerin analizinde, nitel veri analiz yöntemlerinden birisi olan betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırma kapsamında yapılandırılmış gözlem formu ile elde edilen verilerin analizinde, gözlem formunda yer alan her bir öğretmen davranışı için gözlem formundaki derecelendirmeye göre frekans, yüzde ve aritmetik ortalama değerleri hesaplanmıştır. Bu araştırma kapsamında ele alınan dokümanların incelenmesinde içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, toplanan veriler doğrultusunda programın bağlam ve ürün boyutlarının kısmen yeterli olduğu, girdi boyutunun yetersiz olduğu ve süreç boyutunun ise yeterli olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Program genel olarak değerlendirildiğinde, Hayat Bilgisi Dersi 3. Sınıf Öğretim Programının kısmen yeterli olduğu söylenebilir. Ayrıca bu çalışma ile elde edilen nitel ve nicel verilerin birbiri ile örtüştüğü ve birbirlerini önemli ölçüde desteklediği söylenebilir.
Okul öncesindeki özel gereksinimli çocukların sosyal becerilerine ilişkin anne, baba ve öğretmen görüşleri: Karma yöntem çalışması
Araştırmanın Genel Amacı; Anne, baba ve öğretmen görüşleri doğrultusunda okul öncesine devam eden 48-72 aylık özel gereksinimli çocukların sosyal beceri düzeylerini belirlemek ve bunu etkileyen etmenler hakkındaki görüşlerini tespit etmektir. Nicel ve nitel yöntemlerin bir arada kullanıldığı karma yöntemlerden açıklayıcı desen kullanılmıştır. Gaziantep ilinde resmi ve özel okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 48-72 aylar arasındaki özel gereksinimli 70 çocuğun anne, baba ve öğretmenlerinden oluşan 210 kişiye Sosyal Beceri Değerlendirme Ölçeği uygulanmıştır. Anne ve babaların çocuklarının sosyal beceri düzeylerini öğretmenlerine göre daha olumlu değerlendirdikleri istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermiştir. Ayrıca, otizmli çocukların sosyal becerilerinin diğer yetersizlik türlerine göre daha düşük değerlendirildiği de tespit edilmiştir. Ölçeği yanıtlayan katılımcılar arasından aykırı örneklem ile belirlenen sekiz anne, bir baba ve yedi öğretmen ile bireysel görüşmeler yapılmıştır. Anne, baba ve öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda özel gereksinimli çocukların sosyal becerilerine ilişkin deneyim ve algıları, sosyal becerilerini etkileyen faktörler ve sosyal becerilerin desteklenmesine yönelik gereksinim ve öneriler temaları elde edilmiştir. Sonuç olarak, otizmli çocukların sosyal beceri yetersizliklerinin diğer yetersizliklere oranla daha belirgin olduğu, bu nedenle anne, baba ve öğretmenlerin özel gereksinimli çocukların okul öncesi eğitime katılmalarını destekledikleri ve okul öncesi eğitimde kaynaştırma uygulamalarının niteliğinin yükseltilmesini bekledikleri görülmüştür. Anahtar kelimeler; Sosyal Beceri, Özel Gereksinimli Çocuk, Okul Öncesi Eğitim, Kaynaştırma, Karma Yöntem.
Kişiler arası ilişkilerde duygu düzenleme psikoeğitim programının genç yetişkinlerin kişiler arası ilişki boyutlarına ve duygu düzenleme beceri düzeylerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, Kişiler Arası İlişkilerde Duygu Düzenleme (KİDD) Psikoeğitim Programının genç yetişkinlerin duygu düzenleme becerileri ve kişiler arası ilişki boyutları üzerindeki etkisini incelemektir. Bu araştırmada karma araştırma yöntemlerinden çok aşamalı desen kullanılmıştır. Araştırmanın birinci aşamasında, genç yetişkin bireylerin kişiler arası ilişkilerinde sıklıkla yaşadıkları duygular, duygu düzenleme tarzları, duygu düzenlemenin/düzenleyememenin etki ve sonuçları, duygu düzenleme konusundaki ihtiyaçları nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi kullanılarak incelenmiştir. Doküman analizi çalışmasından elde edilen bulgular, alan yazındaki ilgili yaklaşımlar ve araştırma bulgularından hareketle genç yetişkin bireylere yönelik psikoeğitim programı geliştirilmiştir. Psikoeğitim programı, araştırmacı tarafından farklı yaklaşım ve modeller eklektik ve sistematik bir şekilde bir araya getirilerek geliştirilmiştir. İkinci aşamada, psikoeğitim programının genç yetişkinlerin duygu düzenleme becerileri ve kişiler arası ilişki boyutları üzerindeki etkisini incelemek için nicel araştırma desenlerinden ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Üçüncü aşamada, psikoeğitim programının genç yetişkin bireyler üzerindeki uzun dönemli etkileri nitel araştırma yöntemlerinden odak grup görüşmesi yoluyla belirlenmiştir. Birinci aşamada gerçekleştirilen nitel araştırmada kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi kullanılmış ve araştırmaya 58 kadın (%81,69) ve 13 erkek (%18,31) olmak üzere toplam 71 genç yetişkin katılmıştır. Çalışmanın ilk aşamasında yapılan nitel araştırmada, çevrimiçi kişiler arası ilişkilerde duygu düzenlemeye ilişkin ihtiyaçları belirleme formu kullanılmıştır. İkinci aşamada yapılan nicel araştırmanın çalışma grubunu belirlemede kriter örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bu çalışma, deney grubunda 8 ve kontrol grubunda 12 olmak üzere toplam 20 genç yetişkin ile gerçekleştirilmiştir. İkinci aşamada gerçekleştirilen nicel araştırmada veriler Duygu Düzenleme Ölçeği (DDÖ), Kişiler arası İlişki Boyutları Ölçeği (KİBÖ) ve Duygu Düzenleme Becerileri Ölçeği (DDBÖ) ile toplanmıştır. Üçüncü aşamadaki odak grup görüşmesi, psikoeğitim programı uygulamasını tamamlayan deney grubundaki 7 katılımcıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın son aşamasında ise odak grup görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın birinci ve üçüncü aşamasında gerçekleştirilen nitel araştırmalarda elde edilen nitel veriler, içerik analizi yoluyla analiz edilmiştir. İkinci aşamadaki nicel araştırmanın hipotezlerinin test edilmesinde parametrik olmayan testlerden Fridman testi, Wilcoxon İşaretli Sıralar testi ve Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Araştırmanın birinci aşamasındaki doküman analizinden elde edilen bulgular; kişiler arası ilişkilerde yaşanan duygular, duygu düzenleme tarzları, duygu düzenlemenin etki ve sonuçları ve ihtiyaçlar olmak üzere dört kategori altında toplanmıştır. İkinci aşamada yapılan nicel araştırma sonucunda; psikoeğitim programının katılımcıların bilişsel yeniden değerlendirme stratejisini kullanma, kişiler arası ilişkilerdeki empati ve duygu farkındalığı, duygu düzenleme becerileri düzeyini artırmada, bastırma stratejisi kullanma düzeyini azaltmada etkili olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte, psikoeğitim programının katılımcıların kişiler arası ilişkilerdeki onaybağımlılık düzeyini azaltmada ve başkalarına güven düzeyini artırmada etkili olmadığı saptanmıştır. Çalışmanın üçüncü aşamasında gerçekleştirilen odak grup görüşmesi sonucunda, psikoeğitim programının duygu düzenleme, kişiler arası ilişkiler ve benlik üzerinde uzun dönemli etkilerinin olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Kişiler arası ilişkiler, duygu düzenleme, genç yetişkin, psikoeğitim programı, karma yöntemi araştırması.
Gelişim yetersizliği olan 0-36 arasındaki çocukların anneleri için geliştirilen rutinlere dayalı erken müdahale programı [RUDEP]: Karma yöntemler araştırması
Bu araştırmanın amacı, annelerin günlük rutinleri içindeki gereksinimlerini belirleyerek geliştirilen rutinlere dayalı erken müdahale programıyla 0-36 aylık gelişim yetersizliği gösteren çocukların annelerine koçluk uygulamasıyla fırsat öğretim uygulamasını annelerin günlük rutinler içinde kullanmalarına ve çocuklarının bu rutinlerdeki sosyal iletişim davranışları edinmelerine olan etkileri incelemektir. Araştırma, keşfedici karma yöntemler araştırması deseni I. ve II. araştırma olarak yürütülmüştür. I. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışmasıdır. I. araştırmaya gelişim yetersizliği olan 11 çocuğun annesi katılmıştır. Nitel araştırmada yarı-yapılandırılmış görüşmelerle annelerin sosyo-ekonomik destekleri ve rutinlere dayalı gereksinimleri belirlenmiştir. Annelerin sosyo-ekonomik görüşleri incelendiğinde sosyal destekleri yetersiz bulmuşlardır. Çocuklarının gelişimini desteklemekte yetersiz hissetmişlerdir. Annelerin rutinlere dayalı görüşleri incelendiğinde günlük rutinlerde zorlandıkları, çocukların gelişim ve öğrenmelerini desteklemek amacıyla bilgi edinmeye, oyun, vakit geçirme ve yemek rutinlerinde desteklenmeye ihtiyaçları vardır. II. araştırmada ise tek-denekli araştırma modellerinden katılımcılar arası çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. I. araştırmanın katılımcıları arasından benzer gereksinimleri olan otizm spektrum bozukluğu olan dört çocuk ve anneleri II. araştırmanın katılımcıları olmuştur. Annelerin gereksinim doğrultusunda geliştirilen "Rutinlere Dayalı Erken Müdahale Programı [RUDEP]" gelişim yetersizliği olan çocukların annelerine koçluk uygulamasıyla sunulan fırsat öğretim uygulamasını oyun rutini içinde kullanabilmelerinde etkili olmuştur. Çocukların oyun rutini içinde sosyal iletişim davranışlarının sıklığı artmıştır. Anneler uygulamayı vakit geçirme ve atıştırmalık rutinlerine genellemişlerdir. Anneler uygulama sona erdikten sonra 1., 3., ve 6. haftalarda da başlama düzeyinin üzerinde uygulamayı sergiledikleri görülmüştür. Sosyal geçerlik bulguları, annelerin RUDEP'in etkili olduğunu ifade etmişlerdir. RUDEP uygulandıktan sonra annelerin rutinlerindeki memnuniyet düzeyleri artmıştır. RUDEP'in gelişim yetersizliği tanılı çocukların annelerinin görüşleri doğrultusunda geliştirilmesi ve gün içinde fırsat öğretim uygulanamasını edinerek rutinlerde kullanabildiğini göstermiştir.
"El Ele 1-2-3" etkinlik kitaplarının okul öncesi eğitim programına ve öğretmen görüşlerine göre incelenmesi
Bu araştırmada, MEB tarafından okul öncesi eğitim kurumlarına eğitim materyali olarak gönderilen El Ele kitap setinin, Milli Eğitim Bakanlığı 2013 Okul Öncesi Programı'na uygunluğu ve okul öncesi öğretmen görüşlerine göre incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada karma yöntem izlenmiştir. Buna göre, çalışmada hem nitel hem de nicel veriler toplanmıştır. El Ele kitaplarının incelenmesinde doküman analiz yöntemi kullanılarak içerik analizi yapılmıştır. El Ele kitapları hakkında okul öncesi öğretmen görüşlerinin alınmasında tarama modeli ve fenomenolojik desen kullanılmıştır. Araştırma kapsamında amaçlı örnekleme ve kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi seçilmiştir. Nitel veriler 13 katılımcı, nicel veriler ise 211 katılımcıdan toplanmıştır. Araştırmada üç farklı veri toplama aracı kullanılmıştır. Öğretmen görüşlerine ilişkin nitel veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen 10 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Ayrıca öğretmen görüşlerinin toplanması için kullanılan bir diğer veri toplama aracı ise araştırmacı tarafından literatür kaynaklardan uyarlanarak hazırlanan "El Ele 1-2-3 Kitap Anketi" kullanılmıştır. Geliştirilen bu anket 5 demografik soru, 43 ana sorusundan oluşmaktadır. El Ele 1-2-3 kitaplarının değerlendirilmesi amacıyla Akgül Alak (2016) tarafından geliştirilen "Program Temel Özelliklerini Değerlendirme Envanteri, Kazanım ve Göstergeler Envanteri, Kavram Değerlendirme Envanteri, Yönerge ve Resim Değerlendirme Envanteri" araştırmaya uyarlanarak kullanılmıştır. Bu envanterler kullanılarak programın temel özellikleri, kazanımlar, kavramlar, yönerge ve resimler açısından El Ele 1-2-3 kitap seti incelenmiştir. Araştırmada elde edilen veriler kodlanarak içerik analizi, yüzde ve frekanslar hesaplanarak istatiksel analiz yapılmıştır. Araştırma sonuncunda El Ele kitaplarının MEB 2013 OÖEP'nın özelliklerini yeterli düzeyde taşımadığı, tüm gelişim alanlarına, kavramlara, kazanım-göstergelere yeterli sayıda yer verilmediği, okul öncesi öğretmenlerinin de eksik bulduğu ve revize edilmesini istediği tespit edilmiştir. El Ele kitaplarının kullanımına geliştirilerek, güncellenerek, yaş gruplarına ayrılarak ve eksiklikler giderilerek devam edilmesi önerilmektedir.
Okul öncesi öğretmenlerinin sosyobilimsel konulara yönelik tutumlarının ve görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmada okul öncesi öğretmenlerinin sosyobilimsel konulara yönelik tutumlarının ve görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nitel ve nicel yöntemlerin bir arada kullanıldığı karma yöntem yaklaşımlarından açıklayıcı ardışık desen tercih edilmiştir. Nicel veriler Topçu (2010) tarafından geliştirilen "Sosyobilimsel Konulara Yönelik Tutum Ölçeği" ile, nitel veriler ise araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış "Sosyobilimsel Konulara Yönelik Öğretmen Görüşme Formu" ile toplanmıştır. Elde edilen nicel verilerin analizinde SPSS 26 sürümü, nitel verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, cinsiyet, mesleki deneyim, öğrenim durumu ve sosyal medya kullanımı değişkenlerinin tutum üzerinde etkili olduğu ve öğretmenlerin genel olarak olumlu tutuma sahip oldukları görülmüştür. Öğretmenlerin sosyobilimsel konulara yönelik kendilerini yeterli hissetmelerinin yanı sıra sosyobilimsel konular arasından en çok çevre kirliliği, çocuk istismarı ve hava kirliliği konuları hakkında bilgi sahibi oldukları ve alternatif tıp, çocuk istismarı ve genetik kopyalama konularına ilgi duydukları belirlenmiştir. Ayrıca öğretmenlerin çevre kirliliği, hava kirliliği ve çocuk istismarı konularını okul öncesi eğitime dahil ettikleri ve okul öncesi dönemin gelişim özelliklerine uygun olmadığı gerekçesiyle kürtaj, nükleer enerji, genetik kopyalama gibi bazı sosyobilimsel konulara okul öncesi eğitimde yer vermedikleri sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırmaya dahil olan öğretmenlerin tutum ve görüşlerine ilişkin elde edilen bulgular neticesinde önerilere yer verilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Sosyobilimsel Konular, Okul Öncesi Öğretmeni, Tutum, Görüş, Karma Yöntem, Yarı Yapılandırılmış Görüşme
Sınıf öğretmenlerinin iş performansını etkileyen faktörlerin incelenmesi: Bir Q metodu araştırması
Bu araştırmanın amacı sınıf öğretmenlerinin iş performansını etkileyen faktörleri ortaya koymaktır. Bu çalışmada, karma yöntem araştırmalarından nitel yönü baskın keşfedici sıralı desen kullanılmıştır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu ve Q metodu ile toplanmıştır. Nitel görüşme yapılan öğretmenlerin çalıştığı okulların seçiminde ve Q metodunun uygulandığı okul ve öğretmenlerin seçiminde maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcıları 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Van ili İpekyolu ve Tuşba ilçelerinde görev yapmakta olan toplam 72 sınıf öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırma bağlamında 19 sınıf öğretmeni ile nitel görüşmeler yapılmıştır; Q metodu çalışmasına ise 53 sınıf öğretmeni dahil edilmiştir. Görüşmelere ve Q metoduna katılan öğretmenlerin farklı kişiler olmasına dikkat edilmiştir. Görüşme yoluyla elde edilen veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. Q metodundan elde edilen veriler "PQMethod 2.35" programı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen nitel bulgulara göre en çok kurumsal ve yönetimsel faktörlerin sınıf öğretmenlerinin iş performansı üzerinde olumlu etkiye sahip olduğu; sistemsel faktörlerin ise sınıf öğretmenlerinin performans düşüklüğü yaşamasına neden olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen Q metodu bulgularına göre sınıf öğretmenlerinin iş performansını etkileyen faktörlere ilişkin benzer görüşlere sahip oldukları görülmüştür. İş performansını etkileyen faktörler arasında ise en çok genel mesleki yeterliklere vurgu yapılmıştır. Öğrenci seviyesinin ve ders içeriğine hakim olmanın öğretmenlerin iş performansında etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlardan yola çıkılarak araştırmacılara ve uygulayıcılara önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Sınıf Öğretmeni, İş Performansı, İş Performansını Etkileyen Faktörler, Karma Desen, Q Metodu
Fiziksel kısıtlamaya ilişkin hasta yakınlarının görüşlerinin karma yöntem ile değerlendirilmesi
Araştırma, hasta yakınlarının fiziksel kısıtlamaya ilişkin görüşlerini değerlendirmek amacıyla karma tipte tasarlanmıştır. Araştırmanın evrenini Düzce Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde yatan ve fiziksel olarak kısıtlanan(Dahiliye, Göğüs Hastalıkları, Dahiliye Yoğun Bakım Ünitesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Yoğun Bakım Ünitesi, KVC Yoğun Bakım Ünitesi, Beyin ve Sinir Hastalıkları Yoğun Bakım Ünitesi) hastaların yakınları oluşturmuştur (N:984). Örneklem ise %95 güven, %91 güç ve %5 duyarlılıkla fiziksel kısıtlaması olan ve araştırmaya katılmaya gönüllü hastaların yakınlarından oluşmuştur (n:277). Nitel örneklemini ise derinlemesine bilgi elde edebilmek ve farklılıkları ortaya koyabilmek için amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılarak görüşülen 22 hasta yakını oluşturmuştur. Örneklem genişliğine karar vermede veri doygunluğu dikkate alınmıştır. Araştırma için ilgili kurum izinleri alınmış olup, veriler Ocak 2018-Aralık 2018 tarihlerinde toplanmıştır. Araştırmanın nicel verileri, "Veri Toplama Formu" ile nitel verileri ise yüz yüze görüşme yöntemi ile "Bireysel Derinlemesine Görüşme Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde non-parametrik veri analizleri (Monte Carlo, Chi Square-X2-Ki Kare) ve içerik analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre erkek hastaların daha çok kısıtlandıkları, bilinci kapalı olan hastalara daha fazla fiziksel kısıtlama uygulandığı, yoğun bakım ünitelerinde fiziksel kısıtlama kullanım oranının diğer servislere göre anlamlı derecede yüksek olduğu, hasta yakınlarına kısıtlama ile ilgili verilen bilgilerin yeterli olmadığı ve alternatif yöntemlerin de uygulanması gerektiği, hasta yakınları tarafından tedavi amacıyla yapılan fiziksel kısıtlama uygulamasına olumlu bakıldığı, ancak hastalarda görülen komplikasyonların(dolaşımda bozulma, kas gücünde azalma, osteoporoz, basınç yaralanması, deri bütünlüğünde bozulma, ajitasyon, uykusuzluk, deliryum, beden imajında bozulma, duyuda yoksunluk vb.) gelişmesi bakımından olumsuz olarak algılandığı belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Fiziksel Kısıtlama, Hasta Yakını, Karma Yöntem
Eğitim kurumlarında işyeri ruhsallığının geliştirilmesine yönelik deneysel bir uygulama
Bu araştırmanın amacı işyeri ruhsallığı çerçevesinde tasarlanan Okul Ruhsallık Programı'nın (ORP) öğretmenlerin ruhsallık düzeyleri üzerindeki etkisini incelemek ve öğretmenlerin bu programa ilişkin görüşlerini belirlemektir. Çalışmada işyeri ruhsallık konusu incelenmiş ve araştırmacı tarafından hazırlanan 6 haftalık ORP uygulanmıştır. Çalışma nitel ve nicel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanılmasından oluşan karma araştırma olup çalışmada açımlayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Çalışma grubunu 2016–2017 eğitim-öğretim yılında Şanlıurfa ilinde görevli, deney (N=19) ve kontrol (N=19) gruplarında yer alan 38 öğretmen oluşturmaktadır. Nicel verilerin toplanmasında İşyeri Ruhsallığı Ölçeği (Özğan, 2017) kullanılmış, nitel veriler için de yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır. Katılımcıların ORP'ye ilişkin algı ve tutumlarını belirlemek için ORP Değerlendirme Formu ve ORP'nin 6 haftalık video kayıtları analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda ORP'nin toplam ölçek puanı boyutunda anlamlı bir farka yol açmadığı saptanmıştır. Boyutlar bazında sonuçlar incelendiğinde ise ön test ve son test sonuçlarına göre ORP'nin "Aşkınlık, Anlamlı İş" boyutlarında anlamlı bir farka yol açtığı görülürken "Özalgı ve Örgütsel Değerler" boyutlarında herhangi bir farka yol açmadığı belirlenmiştir. ORP sonuçlarına ve etkililiğine ilişkin katılımcılar ile yapılan görüşmelerde ORP'nin katılımcılar üzerinde "Hayat, Okul içi İlişkiler, Özbenlik, Amaçlar, Anlam" temalarında olumlu etkilere yol açtığı görülmüştür. Katılımcılar ORP'yi faydalı bulduklarını, bu program çerçevesinde yapılan etkinliklerin işlerine anlam kattığını, ruhsal farkındalıklarını artırdığını, ruhsal olgular ile daha derinden tanıştıklarını, okul içi çalışmalarında ve ilişkilerinde amaç bütünlüğü ve gerçek anlam bilinci kazandıklarını belirtmişlerdir. Çalışma bulguları kapsamında ayrıca katılımcılar açısından nicel ve nitel verilerin karşılaştırmalı analizi, ORP değerlendirme formu ve video kayıtlarından elde edilen veri sonuçları, katılımcıların ORP'yi tavsiye etme nedenleri, programa ilişkin önerileri ve tanımları sunulmuştur.
Ortaokul öğrencilerinin eleştirel düşünme eğilimleri ile okuma becerileri arasındaki ilişki
Eleştirel düşünme; bireyin öğrendiği, duyduğu, gördüğü herhangi bir durum karşısında sorgulayıcı bir bakış açısıyla düşünmesidir. Okuma; yazınsal veya görsel bir metin dizgesini algılama, çözme ve anlama işlemidir. Okuma süreci, eleştirel düşünmeyi de beraberinde getirir çünkü okuma sürecinde okunulanı anlamlandırma ve zihinde yapılandırma için okunulanlar, analiz ve değerlendirme sürecine tabi tutulur. Bu doğrultuda bireyin eleştirel olarak düşünmesi gereklidir. Bireyin kendisinde var olan eleştirel düşünme becerilerini kullanması için bu becerilere yönelik bir eğilim duyması gereklidir çünkü eğilimler, becerilerin kullanılmasının önünü açar. Bu araştırmanın amacı ortaokul öğrencilerinin eleştirel düşünme eğilimlerinin okuma becerileriyle arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Karma yaklaşımda açımlayıcı sıralı desende gerçekleştirilen araştırmada nicel veriler ilişkisel tarama modeliyle, nitel veriler olgubilimsel desende toplanmıştır. Araştırmanın nicel boyutunun örneklemi, amaçlı örnekleme türlerinden tabakalı amaçsal örnekleme çerçevesinde belirlenmiştir. Bu doğrultuda araştırma, Tokat ili merkezindeki 3 eğitim bölgesinden okul türlerinin evrendeki yerine göre 9 devlet ortaokulu ile gerçekleştirilmiştir. 15 yaş grubu esas alındığından araştırma, 7 ve 8. sınıflar üzerinden (ölçek uygulamaları ve nitel görüşmeler hariç) gerçekleştirilmiştir. Her eğitim bölgesinden 3 okul belirlenmiş, belirlenen okullardan eğitim bölgesi içerisindeki en yüksek nüfuslu okullarda her sınıf düzeyinde 3, daha düşük nüfuslu okullarda her sınıf düzeyinde 2 sınıf belirlenerek uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Bu doğrultuda araştırma; 9 ortaokul, 42 sınıf, 1242 öğrenci üzerinden gerçekleştirilmiş ancak öğrencilerin tamamına ulaşılamadığından ve bazı kâğıtlar geçersiz sayıldığından araştırma, 1165 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen Ortaokul Öğrencileri İçin Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği ve PISA tarafından geliştirilen Okuma Becerileri Başarı Testi kullanılarak toplanmıştır. Veri analizinde katılımcıların cinsiyetleri, sınıf düzeyleri, anne ve baba eğitim durumları, anne ve baba çalışma durumları, aile tipleri, kardeş sayıları, okul öncesi eğitim alma durumları ve aldıkları eğitimin süresi, kendilerine ait kitaplıklarının olma durumu, günlük kitap okuma süreleri, günlük teknoloji kullanım süreleri, aileleriyle geçirdikleri zamanın verimliliği, sosyal etkinliklere aktif olarak katılma durumları, öğretmen tipleri ve ailelerinin maddi gelirleri değişken olarak kullanılmıştır. Araştırma analizleri SPSS ve LISREL programları ile gerçekleştirilmiştir. Analizler sonucunda elde edilen veriler alan yazından hareketle yorumlanmıştır. Nicel verilerin desteklenmesi amacıyla 2019-2020 yılında Tokat ilinde bir devlet ortaokulunda öğrenim gören 16 ortaokul öğrencisi ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. 5-8. sınıflar arasında, her sınıf düzeyinden bir erkek ve bir kız öğrenci ile gerçekleştirilen çalışma, yeni veri gelmemesi ve çalışmanın doyuma ulaşması sebebiyle 16. katılımcıda sonlandırılmıştır. Ayrıca 1165 öğrenciden eleştiri ve okuma kavramlarına yönelik algılarını belirlemek amacıyla anılan iki kavrama yönelik metafor formları alınmıştır. Elde edilen veriler alan yazından hareketle yorumlanmıştır. Araştırmanın sonunda ortaokul öğrencilerinin eleştirel düşünme eğilimleriyle okuma becerileri arasında anlamlı ilişkiler tespit edilmiş ve eleştirel düşünme eğiliminin okuma becerilerini yordadığı tespit edilmiştir. Katılımcılara yönelik değişkenlerle gerçekleştirilen analizlerde her değişkenin eleştirel düşünme eğilimi ve okuma becerileri üzerinde anlamlı farklılaşmalar meydana getirdiği, bu kavramlarla ilişkili olduğu ve bu değişkenler bazında eleştirel düşünme eğiliminin okuma becerilerini yordama düzeyinin değiştiği saptanmıştır. Katılımcı görüşleri, elde edilen nicel bulguları desteklemiştir.
Sosyal bilgilerde miras eğitiminin öğrencilerin somut kültürel mirasa karşı tutumlarına ve akademik başarılarına etkisi
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim 6. sınıf Sosyal Bilgiler dersinde miras eğitiminin öğrencilerin kültürel mirasa karşı tutumlarına ve akademik başarılarına etkisini incelemektir. Araştırmada karma yöntem (mixed method) desenlerinden aşamalı açıklayıcı desen kullanılmıştır. Buna göre önce nicel veriler toplanmış daha sonra nitel veriler toplanmıştır. Nitel bulgular nicel bulguları desteklemede kullanılmıştır.Araştırmanın nicel boyutu öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desende tasarlanmıştır. Araştırmanın deneysel kısmı 2010?2011 eğitim öğretim yılının bahar döneminde yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu Sincan Atatürk İlköğretim Okulu 6. sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Çalışma grubu 76 öğrenciden oluşmuştur. Deney grubunda 38 öğrenci ve kontrol grubunda 38 öğrenci yer almıştır.Araştırmanın nitel boyutunda ise, nitel araştırma yöntemlerinden odak grup görüşmesi ve doküman incelemesinden yararlanılmıştır. Bu doğrultuda, deney grubundan seçilen 30 öğrenci ile odak grup görüşmeleri gerçekleştirilmiştir. Doküman incelemesinde ise 360 doküman analiz edilmiştir.Araştırmada dört çeşit veri toplama aracı kullanılmıştır. Nicel boyutla ilgili olarak somut kültürel miras tutum ölçeği ve somut kültürel miras akademik başarı ölçeği kullanılmıştır. Nitel boyutla ilgili olarak 10 sorudan oluşan mülakat formu ve 11 farklı etkinlikle ilgili toplam 360 doküman kullanılmıştır.Araştırmada nicel verilerin analizinde SPSS 18.0 paket programı kullanılmıştır. Bu doğrultuda, verilerin çözümlenmesinde tek yönlü varyans analizi, bağımsız gruplar t-testi ve bağımlı gruplar t-testi kullanılmıştır. Nitel verilerin çözümlenmesinde ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır.Araştırmanın nicel bulgularına göre Sosyal Bilgiler dersinde miras eğitiminin öğrencilerin somut kültürel mirasa karşı tutumlarını olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir. Benzer şekilde Sosyal Bilgiler dersinde miras eğitiminin öğrencilerin somut kültürel mirasa yönelik akademik başarılarını artırdığı görülmüştür. Sosyal bilgiler ders kitabına dayalı olarak ders işlenen kontrol grubunda ise somut kültürel mirasa yönelik tutumlarında olumlu bir değişme olmadığı ortaya konulmuştur. Benzer şekilde kontrol grubundaki öğrencilerin somut kültürel mirasa yönelik akademik başarılarında da bir artış gerçekleşmemiştir. Deney ve kontrol grupları son testler açısından karşılaştırıldığında ise hem tutum hem de akademik başarı açısından deney grubunun lehine anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir.Araştırmanın nitel bulguların göre, miras eğitimi alan öğrencilerin somut kültürel mirasa yönelik olumlu bir tutum sergiledikleri, somut kültürel mirasın korunması gerektiğini, somut kültürel mirasın geçmiş hakkında bilgi kaynağı olduğunu, kültürü yansıttığını ve gelecek nesillere aktarılması gerektiğini ifade etmişlerdir. Bunun yanında miras eğitimi ile ilgili olarak etkinlikler yaparken merak duyduklarını ve eğlendiklerini, bu etkinliklerin Sosyal Bilgiler ders kitabında yer almadığını, etkinliklerin deneye benzediğini vurgulamışlardır. Etkinliklerde yapılan uygulamaları günlük yaşamları ile ilişkilendirdikleri görülmüştür. Öğrenciler alan gezilerinden memnun kaldıklarını, geziler sırasında heyecan duyduklarını, kendilerini geçmişte hissettiklerini ifade etmişlerdir. Geziler sırasında gördükleri somut kültürel mirasa yönelik olumsuz insan davranışlarından etkilendikleri görülmüştür. Bu bağlamda, nitel bulgulardan elde edilen sonuçların nicel sonuçları desteklediklerini ifade edebiliriz.
Evaluation of institution management and service quality of youth centrs in Turkey
In this study, the perceived quality of service of the Youth Centers affiliated to the Ministry of Youth and Sports was examined. For this purpose, the physical environment, interaction and output quality dimensions of Youth Centers were examined according to the perceptions of members. The research has been conducted with mixed method. The research universe in the quantitative section constitutes 1200 members in 7 centers (Elazığ, Diyarbakır, Antalya, Denizli, Nevşehir, Bursa, Samsun) in Turkey. In this context, 715 members were taken to the sample of the researcher. In the qualitative part, 23 volunteer participants were included in the study. Quantitative data were collected with a 45-item Scale of The Perceived Service Quality Scale for youth Centers and personal information form. Qualitative data were collected through a semi-structured interview form with five questions. In the analysis of quantitative data, t test, one way ANOVA, percent, frequency and Scheffe test techniques were used. Content analysis method was applied in the analysis of qualitative data. According to the quantitative findings obtained from research data; The perception of the physical environment and the interaction quality of youth center members are differ in term of age variable and the perceptions of output quality of youth center members differ significantly in terms of education status. According to qualitative findings, physical environment quality is was generally perceived as inadequate. Interaction quality was perceived as positive. Output quality was perceived at the level of providing personal, social and academic contributions to the participants. Keywords: Youth, Service Quality, Institution Management, Youth Center, Mixed Method
Sorunlu müşteri davranışlarının işgören intikam davranışları üzerindeki etkisinde başa çıkma stratejilerinin rolü: Karma yöntem çalışması
Bu araştırmada, otel işletmelerinde sorunlu müşteri davranışlarının çalışanların intikam davranışları üzerindeki etkisinde başa çıkma stratejilerinin rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda araştırmada, nicel ve nitel sonuçları değerlendirerek en uygun açıklamayı sağlayabilmek için karma yöntem metotlarından açıklayıcı ardışık desen kullanılmıştır. İlk olarak nicel araştırmanın veri toplama sürecinde kullanılacak anket formunda yer alan ölçekler Türkçeye uyarlanmış ve 45 katılımcıyla pilot çalışma uygulaması gerçekleştirilmiştir. Daha sonrasında, araştırmanın anket formları Antalya destinasyonundaki 33 adet beş yıldızlı otel işletmesinde 802 katılımcıya uygulanmıştır. Toplanan veriler SPSS paket programına aktarılmış ve analize hazır hale getirmek için veri seti oluşturulmuştur. Araştırma kapsamındaki model ve hipotezlerin tanımlayıcı istatistiksel analizleri yapılmış ve araştırma modelinin doğrulanması için doğrulayıcı faktör analizi (DFA) uygulanmıştır. Araştırmanın bağımsız değişkeni sorunlu müşteri davranışlarının doğrudan etkileri ve düzenleyici değişken olan başa çıkma stratejilerinin rolünün incelendiği analizde Hayes (2018) tarafından geliştirilmiş olan Process Macro Model 2 kullanılmıştır. Analiz sonuçlarında, müşterilerin sözlü tacizler karşısında çalışanların intikam davranışında bulunmadıkları ama diğer iki sorunlu müşteri davranışına karşı intikam davranışı sergiledikleri ortaya konulmuştur. Başa çıkma stratejilerinden destek almanın sözlü taciz üzerinde anlamlı bir rolü olduğu ancak diğer sorunlu müşteri davranışları üzerinde anlamlı rolü olmadığı tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçların daha anlamlı bir şekilde açıklayabilmek ve destekleyebilmek için nitel araştırmaya geçilmiştir. Bu doğrultuda, nicel araştırmanın yürütüldüğü otel işletmelerindeki 12 yöneticiyle yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak toplantılar yapılmıştır. Nitel araştırma bulguları nicel bulguları desteklenmesinde ve açıklanmasında etkili olarak ilgili literatüre katkı sağlamaktadır.