Cep telefonu

Bu konu başlığı altında 116 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ergenlerde cep telefonu problemli kullanımı ile bilinçli farkındalık ve stresle başa çıkma stillerinin belirlenmesi

Hızlı gelişen teknolojinin ürünü olan cep telefonlarının bilinçsiz ve aşırı kullanımı gelişimsel dönemler arasında önemli bir yere sahip olan ergenlik dönemindeki bireyleri olumsuz olarak etkilemektedir. Olumsuz etkilerin belirlenmesi, önlenmesi için farkındalık ve stresle başa çıkma stilleri önemli yer edinmektedir. Araştırmada ergenlerin cep telefonu problemli kullanımı ile bilinçli farkındalık ve stresle başa çıkma stillerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla araştırma kesitsel tipte tanımlayıcı bir araştırma olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini Hatay ili Antakya ilçesine bağlı liselerde 2017-2018 öğrenim döneminde öğrenim görmekte olan 28.144 öğrenci oluşturmaktadır. Örneklemini ise tabakalı örnekleme yöntemi ile belirlenen 6 lisede öğrenim gören 789 öğrenci oluşturmuştur. Verileri toplamada sosyodemografik veri formu, cep telefonu problemli kullanım ölçeği (PU), bilinçli farkındalık ölçeği ergen formu (BFÖ-E), ergenler için başa çıkma ölçeği (EBÇÖ) kullanılmıştır. Verilerin değerlendirmesinde sayı, yüzdelik, Anova, Student t, Mann Whitney U, Kruskal Wallis ve spearman korelasyon testleri kullanılmıştır. Araştırmaya katılan ergenlerin PU toplam puanı 29.34±13.86, BFÖ-E toplam puanı 60.04±15.17, EBÇÖ aktif başa çıkma toplam puanı 6.32±2.52, kaçınan başa çıkma toplam puanı 4.87±2.23, olumsuz başa çıkma toplam puanı 2.60±1.87 olarak belirlenmiştir. Ergenlerin %85,4'ünün cep telefonu sahibi olduğu, %63,7'sinin ilk cep telefonunu 11-14 yaşlar arasında edindiği belirlenmiştir. Kız ergenlerin PU toplam ve EBÇÖ aktif başa çıkma puan ortalamaları erkeklere göre daha yüksektir. BFÖ-E ile PU toplam, sonuçlar, sosyal iletişim, bağımlılık, kaçınan başa çıkma ve olumsuz başa çıkma arasında negatif yönde, sonuçlar ve PU toplam puanları ile olumsuz başa çıkma alt ölçeği arasında negatif yönde zayıf anlamlı, sonuçlar, sosyal ilişkiler, bağımlılık ve PU toplam puanları ile kaçınan başa çıkma alt ölçeği arasında pozitif yönde zayıf anlamlı ilişkiler gözlenmiştir. Ergen sağlığını korumak, geliştirmek ve problemleri belirleyerek gerekli önlemleri almak için bilinçli farkındalık ile başa çıkma tarzları konusunda eğitimler verilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Ergenler, Cep Telefonu Problemli Kullanımı, Bilinçli Farkındalık, Stres, Başa Çıkma.

Başa çıkmaBilinçli farkındalıkCep telefonu+3
Arzu Çalışkan
Hatay Mustafa Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Tıp fakültesi öğrencilerinde akıllı telefon bağımlılığı ile dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu ve uyku kalitesi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Amaç: Akıllı cep telefonlarının işlevleri her geçen gün gelişmektedir. Akıllı cep telefonlarının kullanım sıklığı da ülkemizde ve dünyada giderek artmaktadır. Bunun sonucunda da bazı kişilerde bağımlılık belirtilerinin görülmesi ile birlikte davranışsal bir bağımlılık türü olarak akıllı cep telefonu bağımlılığı kavramı gündeme gelmiştir. Bu çalışmada amacımız, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerindeki akıllı telefon bağımlılığı ve dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, depresyon ve uyku kalitesi arasında olabilecek ilişkiyi belirlemektir. Yöntem: Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde okuyan ve akıllı cep telefonu bulunan 200 öğrenci çalışmamıza dahil edildi. Çalışmaya katılan tüm bireylere sosyodemografik veri formu, akıllı telefon bağımlılığı ölçeği, erişkin dikkat eksikliği hiperaktivite ölçeği, beck depresyon ölçeği ve Pitssburgh uyku kalitesi indeksi uygulandı. Veriler yüzdelik ve istatistiksel olarak değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya alınanların yaş ortalaması 23,26±2,22, Katılımcıların %57,5'i 15-20 yaş aralığında ilk telefonlarını edinmişlerdi. % 67,5'i telefonu internet erişimi amacı ile kullanıyordu. Bunların %73,0'ı da sosyal ağ içindi. Kadınlarda erkeklere göre BDÖ skorlarında anlamı fark bulundu (p= 0,047). ATBÖ'ye göre katılımcıların % 32'si bağımlıydı. PSQI'ya göre de % 51,5'da uyku kalitesi kötüydü. ATBÖ'ye göre bağımlı olan grupla olmayanlar arasında BDÖ, ASRS ve PSQI skorlarında anlamlı fark bulunmadı. ASRS'ye bakıldığında DEHB olanlarda, olmayanlara göre BDÖ ve PSQI skorları anlamlı derecede fazla bulundu (cf 0,036, p= 0,05). BDÖ'ye baktığımızda Depresyon olanlarda, olmayanlara göre ASRS ve PSQI anlamlı derecede yüksek bulundu (p= 0,001, p< 0,001). PSQI'ya bakıldığında uyku kalitesi kötü olanlarda, olmayanlara göre ASRS ve BDÖ skorları anlamlı derecede yüksek bulundu (p= 0,001, p< 0,001). ATBÖ ile ASRS arasında hafif düzeyde pozitif korelasyon, ASRS ile BDÖ ve PSQI arasında orta düzeyde pozitif korelasyon, BDÖ ile PSQI arasında orta düzeyde pozitif korelasyon tespit edildi. Sonuç: Çalışmamızda tıp fakültesi öğrencilerinde akıllı telefon bağımlılığı olanlar ile olmayanlar arasında Depresyon, DEHB ve Uyku kalitesi arasında istatiksel olarak anlamlı fark saptayamadık. Anahtar kelimeler: Akıllı cep telefonu bağımlılığı, depresyon, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, uyku

Akıllı telefonlarBağımlılıkCep telefonu+6
Bilge Uzun
Hatay Mustafa Kemal University
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Z kuşağının tüketim değerleri: Cep telefonu ürünü üzerinden nitel bir araştırma

Birbirine yakın tarih aralıklarında dünyaya gelmeleri sebebiyle ortak deneyimler paylaşan kuşaklar, benzer özellikler gösteren insan topluluklarından oluşmaktadır. Bu topluluklar birçok yönden yaşadıkları dönemin izlerini yansıttıklarından dolayı tüketim davranışlarının da kendi içlerinde benzerlik göstermesi beklenmektedir. Zaman geçtikçe ve dünya üzerinde yeni gelişmeler yaşandıkça tüketim olgusunun farklı kuşaklar arasında değişkenlik gösterdiği görülmektedir. Büyük oranda gelişmiş teknolojinin etkisiyle yaşamları şekillenen Z Kuşağının günümüz dünyasındaki satın alma davranışlarını anlamlandırmak da bu doğrultuda önemli bir konu başlığıdır. Tüketicilerin hangi sebeplerle satın aldıklarını belirlemek adına kullanılan tüketim değerleri teorisi, tüketiciler tarafından ürün ve hizmetlere atfedilen değerler hakkında bilgi sağlamaya yardımcı olmaktadır. Buradan hareketle çalışmanın amacı Z Kuşağının tüketim değerlerini ortaya koyabilmektir. Nitel araştırma temelinde gerçekleştirilen bu çalışmanın örneklemini Muğla'nın Menteşe ilçesinde yaşayan Z Kuşağı bireyleri oluşturmaktadır. Araştırma örnekleminin belirlenmesinde kolayda örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Çalışmanın verileri görüşme yöntemi ile toplanmış olup, veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Yapılan görüşmeler sonunda elde edilen verilerin çözümlenmesinde betimsel analiz tekniğinden faydalanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre Z Kuşağı tüketicileri cep telefonu satın alma tercihlerinde başta fonksiyonel değer olmak üzere yenilik değeri ve durumsal değeri ön planda tutmaktadır. Duygusal değerin satın alma tercihlerinde kısmen fonksiyonel değere bağımlı olarak anlam kazandığı, sosyal değerin ise oldukça düşük bir etkiye sahip olduğu görülmektedir.

Cep telefonuTüketimTüketim değeri+1
Şemsettin Ozan Çelebi
Muğla Sıtkı Kocman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Turizmde akıllı telefon kullanımının teknoloji kabul modeli kapsamında değerlendirilmesi

Teknoloji alanındaki gelişmeler tüm hizmet sektörlerinde olduğu gibi turizm işletmelerinde de etkili olmuştur. Yapılan çalışmalar, turizm işletmelerinde internet teknolojilerinin pazarlama alanında sıklıkla kullanıldığını göstermektedir. İnternet teknolojilerinin turizm pazarlamasında kullanım araçlarından biri de akıllı telefonlardır. Turizm işletmelerinin akıllı telefonlar üzerinden birtakım uygulamalarla, sosyal medya araçları yardımıyla veya doğrudan internet sitesi üzerinden bilgilendirmeler ile tüketicilere ulaştığı bilinmektedir. Bu çalışmanın amacı, turizm işletmelerinin akıllı telefonlar yoluyla gerçekleştirdikleri pazarlama faaliyetlerine ilişkin tüketici niyet ve davranışlarını teknolojinin kabulü bağlamında belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda çalışmada, Açıköğretim Sistemi Türkiye Programları'na kayıtlı 546 öğrenci ile araştırma gerçekleştirilmiştir. Verilerin elde edilmesinde anket tekniğinden yararlanılmıştır. Elde edilen veriler, faktör analizi, varyans analizi, t testi ve regresyon analizi ile test edilmiştir. Araştırmada, kullanıcıların akıllı telefonları ile gerçekleştirdikleri turizm ile ilgili faaliyetlerinde teknolojiyi kabullerinin performans beklentisi, çaba beklentisi, sosyal etki, kullanım kolaylığı, fiyat değeri, hedonik motivasyon ve alışkanlıklar boyutlarından oluştuğu belirlenmiştir. Katılımcıların davranış niyetleri ve kullanım davranışları ile yaş, akıllı telefon kullanım deneyimi, akıllı telefonda kullanılan işletim sistemi ve akıllı telefonun boyutu arasında ilişkiler saptanmıştır. Araştırmada ayrıca, akıllı telefonlar ile gerçekleştirilen turizm ile ilgili işlemlerde kullanıcıların davranış niyeti ve kullanım davranışına performans beklentisi, kolaylaştırıcı koşullar, hedonik motivasyon ve alışkanlıkların etki ettiği bulgularına da ulaşılmıştır.

Cep telefonuMobil pazarlamaPazarlama+7
Emre Atik
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Aile Hekimliği polikliniğine başvuran 18 yaş ve üzeri bireylerde akıllı telefon bağımlılığı düzeyinin incelenmesi

Bu çalışma, 1.8.2022-1.2.2023 tarihleri arasında polikliniğimize başvuran 130 hasta ile yapılmıştır. Hazırlanan anket formu, yüz yüze görüşme yöntemi ile doldurularak veriler toplanmış; bu sayede katılımcıların akıllı telefon bağımlılık düzeylerini saptamak ve bağımlılık düzeylerinin sosyodemografik özellikleriyle ilişkisini ortaya koymak amaçlanmıştır. Katılımcıların %50,8'i (n=66) erkek, %49,2'si (n=64) kadın; yaş ortalamaları ise 32,8±12,1 olarak bulundu. Katılımcıların akıllı telefon bağımlılık ölçeğinden aldığı ortalama puanı 77,8±27,6 bulundu. Katılımcıların yaşları ile akıllı telefon bağımlılık ölçeği puanı arasında zayıf düzeyde, negatif yönlü istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmaktadır (p<0,001). Katılımcıların %67,7'si (n=88) bekardır. Bekarların akıllı telefon bağımlılık ölçeği puan ortalamaları evlilere göre daha yüksektir (p<0,001). Katılımcıların %41,5'i (n=54) öğrencidir. Öğrencilerin akıllı telefon bağımlılık ölçeği puan ortalamaları çalışan ve emeklilere göre daha yüksektir (p=0,007). Katılımcıların %56,2'sinin (n=73) geliri giderine eşitti. Geliri gidere eşit olanların, diğer gelir gruplarına göre akıllı telefon bağımlılık ölçeği puan ortalaması daha yüksektir. Katılımcıların cep telefonu değiştirme sıklıklarına bakıldığında %59,2'sinin (n=77) 4 yıl ve üstü süre arayla cep telefonlarını değiştirdiği görülmüştür. Değiştirme aralıkları uzadıkça akıllı telefon bağımlılık ölçeği puanı azalmaktadır. Bu çalışma örneklemimiz için akıllı telefon bağımlılığı düzeylerini göstermiştir; ancak, bağımlılık tanısı koyabilmek için ölçeğin belirli bir kesim noktası olması gerekir. Akıllı telefonların aşırı kullanımı ruh sağlığını olumsuz etkilemektedir. Aile hekimlerinin bu bozukluk konusunda yeterli bilgiye sahip olmaları, bu bozukluğu tanımaları ve uygun tedavi yaklaşımları sergilemeleri büyük önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: akıllı telefon bağımlılığı, bağımlılık, aile hekimliği, cep telefonu

Aile hekimliğiAkıllı telefonlarBağımlılık+2
Muzaffer Yüce
Eskişehir Osmangazi University
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cep telefonu problemli kullanım (PU) ölçeğinin Türkçe'ye uyarlanması: Geçerlik ve güvenirlik çalışması

Bu araştırma, Cep Telefonu Problemli Kullanımı Ölçeği (PU)'nin Türk toplumu için geçerlik ve güvenilirliğini değerlendirmek amacıyla yapılmış metodolojik türde bir araştırmadır. Araştırma, 2011-2012 Eğitim Öğretim Yılı Bahar Döneminde, İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesinde okuyan 387 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada ölçeğin yanı sıra öğrencilerin tanımlayıcı özelliklerini belirlemeye yönelik soru formu kullanılmıştır. Test-tekrar test güvenilirliğini değerlendirmek için, ilk uygulama yapıldıktan 3 hafta sonra, 118 kişiye ikinci uygulama yapılmıştır. Orjinali Almanca olan ölçek, grup çevirisi ve geri çeviri teknikleri kullanılarak Türkçe'ye çevrilmiştir. Ölçeğin Türkçe formu kapsam (içerik) geçerliğini saptamak üzere 10 uzman tarafından değerlendirilmiştir. Uzman önerileri doğrultusunda gerekli düzeltmeler yapılmış ve ölçeğin kapsam (içerik) geçerlik indeksi (KGİ) değeri 0.89 bulunmuştur. Alınan uzman görüşleri ve yapılan düzeltmelerden sonra, örneklem grubuyla benzer özellik gösteren 20 öğrenciye pilot uygulama yapılmıştır. Önerilen değişiklikler sonunda ölçek son durumuna ulaşmıştır. Ölçeğin yapı geçerliliğini test etmek için açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri yapılmış ve tüm ölçek varyansının % 45'ini açıklayan üç faktörlü yapı elde edilmiştir. Ölçeğin güvenilirlik analizleri için hesaplanan Cronbach Alfa değeri 0.854, ölçeğin toplam puan için test-tekrar test korelasyon katsayısı 0.86 bulunmuştur. Ayrıca ölçeğin ön-test ile tekrar?test toplam puan ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (t =1.02, p = 0.30). Elde edilen bu değerler sonucunda PU ölçeği Türkçe formu geçerli ve güvenilir kabul edilmiş olup; ölçeğin daha geniş ve farklı örneklemlerde kullanılması önerilmektedir.

BağımlılıkCep telefonuErgenler+2
Çiğdem Tekin
İnönü University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Alaca ilçe merkezindeki lise öğrencilerinde akıllı telefon bağımlılığı ve psikososyal faktörler

Bu çalışma ile Alaca İlçe merkezindeki lise öğrencilerinde akıllı telefon bağımlılığının ve psiko-sosyal faktörlerin belirlenmesi amaçlandı. Kesitsel türdeki bu araştırma, Eylül 2018-Haziran 2019 tarihleri arasında yapıldı. Çalışma kapsamına 18 yaş altındaki 655 öğrenci dâhil edildi. Araştırma verilerinin toplanmasında kullanılan anket formunda öğrencilerin sosyo-demografik özelliklerini sorgulayan bilgi formu, akıllı telefon bağımlılığının belirlenmesinde Akıllı Telefon Bağımlılığı-Kısa Formu, öz-saygı düzeyinin belirlenmesinde Coopersmith Öz-Saygı Envanteri ve depresyon düzeylerinin belirlenmesinde Çocuklar İçin Depresyon Ölçeği kullanıldı. Araştırma için Hitit Üniversitesinden Etik Kurul onayı alındı. Araştırmanın verileri SPSS 21.0 programı aracılığı ile bağımsız gruplarda t testi, One-Way Anova (Post-hoc Tukey), Ki-kare testi ve Pearson Korelasyon analizi kullanılarak değerlendirildi. Değerlendirmelerde p<0,05 değeri anlamlı kabul edildi. Araştırma grubunun %58'i erkek, %42'si kız olup yaş ortalamaları 15,7±1,2 yıldı. Tüm öğrencilerin %41,8'inde, kız öğrencilerin %44'ünde erkek öğrencilerin %40,3'ünde akıllı telefon bağımlılığı riski saptandı (p>0,05). Öğrencilerin yaş grupları depresyon üzerinde etkili bulundu (p<0,05). Sigara içimi, fast-food tüketimi ve öğün atlama açısından akıllı telefon bağımlılığı riski daha yüksekti (p<0,05). Telefonunun görünüşü ile internette fazla geçirilen sürenin, akıllı telefonun günlük kontrol edilme sıklığı ve akıllı telefonla geçirilen sürenin artmasıyla akıllı telefon bağımlılığı riskinin arttığı tespit edildi (p<0,05). Akıllı telefon kullanımına ilişkin görme ile sorun yaşayanlarda akıllı telefon bağımlılığı riski ve öz-saygı anlamlı ölçüde daha yüksekti (p<0,05). Olumsuz aile ilişkileri, baskıcı aile tutumu, zayıf öğretmen-öğrenci ilişkisi ve düşük akademik başarı akıllı telefon bağımlılığı riskini artırıcı etkiye sahipti (p<0,05). Akıllı telefon kullanımıyla ilgili ailesiyle sorun yaşayanların oranı %31,5 olup bu öğrencilerde akıllı telefon bağımlılığı riski ve öz-saygı anlamlı ölçüde yüksekti (p<0,05). Kendisini akıllı telefon bağımlısı olarak değerlendirenlerin oranı %16,2 olup bu öğrencilerde akıllı telefon bağımlılığı riski ve öz-saygı daha yüksekti. Akıllı telefon bağımlılığı ile akıllı telefonun kontrol edilme sıklığı, akıllı telefonla ilgilenme süresi, günlük internet süresi ve öz-saygı arasındaki ilişki anlamlı bulundu (p<0,05). Bu çalışmada lise öğrencileri arasında akıllı telefon bağımlılığı riskinin yüksek olduğu, akıllı telefon bağımlılığı riskinin psiko-sosyal faktörlerden etkilendiği belirlenmiştir.

Akıllı telefonlarBağımlılıkCep telefonu+3
Burcu Daysal
Hitit University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Deprem sonrası post travmatik stres bozukluğu belirtileri ile nomofobi ilişkisi

Amaç: Cep telefonları, insanların birbirleri ile iletişim kurmasını ve güncel haberleri takip etmeyi sağlayan en önemli araçlardan biridir. Teknolojik gelişmeler nedeniyle telefonların fazla kullanımı beraberinde bazı biyopsikososyal sorunlar da getirmiştir. Cep telefonundan ayrı kalma korkusu olarak da tanımlanan nomofobi de bunlardan birisidir. Travma sonrası stres bozukluğu belirtileri yaşayan kişiler huzursuzluk, irritabilite ve anksiyete semptomları gösterebilirler. Travmaya maruz kalmış kişilerin, ihtiyaç duyduklarında telefonla iletişim kurma ve erişilebilir olma isteği ve ihtiyacının daha fazla olabileceği düşünülmektedir. Bu nedenle, travma sonrası stres bozukluğu belirtilerinin nomofobi düzeylerini artırabilecek bir risk faktörü olduğu düşünülmüştür. Bu çalışma, travma sonrası stres bozukluğu belirtileri ile nomofobi arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Çalışma kapsamında 25.04.2023-25.06.2023 tarihleri arasında Ekin Aile Sağlığı Merkezi'ne başvuran, 18-65 yaş arası, okur-yazar, gönüllü 329 kişi çalışmaya katılmıştır. Çalışmayı sürdüremeyecek seviyede bişilsel işlev kaybı olanlar ve mental ya da fiziksel kısıtlılığı olan kişiler dışlanmıştır. Katılımcılar sosyodemografik veri formu, Türkçe Nomofobi Ölçeği ve DSM-5 için Travma Sonrası Kontrol Listesi (PCL-5) ölçeklerini doldurdu. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalaması 39,52±11,72 yıl olup, kadınların oranı % 52,6 erkeklerin oranı % 47,4 olarak gerçekleşmiştir.Çalışmamızda nomofobi ölçeğinden alınan puanlar incelendiğinde 2 katılımcıda (%0,6) nomofobi olmadığı, 128 katılımcıda (%39,02) hafif düzeyde, 141 katılımcıda (%42,98) orta düzeyde, ve 58 katılımcıda (17,68) aşırı düzeyde nomofobi olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların PCL-5 puanı ortalaması 2,98 olup katılımcılarda orta düzeyde bir stres bozukluğu gözlenmiştir. Katılımcılarda nomofobi ve PCL-5 puanları arasında orta düzeyde pozitif korelasyon bulunmuştur. Sonuçlar: Bu çalışma deprem sonrası travma sonrası stres bozukluğu ve nomofobi arasındaki ilişkiyi incelemiş ve bulgular travma sonrası stres bozukluğu semptomlarının nomofobi düzeyini artırabileceğini göstermiştir. Bu kapsamda, bu iki önemli konuyu anlamak ve çözümlemek için gelecekteki çalışma ve politika önerilerinin daha kapsamlı olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Deprem, Nomofobi, Travma Sonrası Stres Bozukluğu

Akıllı telefonlarCep telefonuDeprem+3
Korhan Kanat
Hitit University
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mobil iletişim sekötründe üniversite öğrencilerinin cep telefonu markası-GSM operatörlerini tercih ve kullanımları üzerine bir araştırma

Mobil iletişim sektörü günümüzde dünyanın en büyük sektörleri arasında yer alırken, mobil iletişim sektörünü oluşturan cep telefonu ve GSM firmaları bu sektörle birlikte gelişimlerini göstermektedirler.Cep telefonu fikrinin hayata geçirilmesinden bu yana kullanıcıların günlük yaşamlarını ceplerine sığdırabilecek kadar geliştiği ve bireylerin cep telefonlarını yanlarından ayırmadığı, bütçesi ne olursa olsun herkesin sahip olduğu cihazlar haline gelmişlerdir. Ülkemizde 1994 yılında giren cep telefonu kullanıcılarına iletişim sağlayan GSM firmaları ilk başlardan 80 bin aboneye sahip olurken şimdilerde 67 milyonu aşkın abone profiline sahiptir. Günümüzde abone sayısı artış oranının düşmesi ile birlikte pazar olgunluk dönemine girmiş ve GSM firmalarının yeni müşteri kazanmasının giderek zorlaştığı bir pazar haline gelmiştir. Türkiye genç nüfus potansiyelinin yüksek olduğu bir ülke olarak mobil iletişim sektöründe hedef kitle olarak gençlerin önemli bir potansiyele sahip olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Mobil İletişim, Cep Telefonu Tercihleri, Cep Telefonu Kullanımları, GSM Operatörleri Tercihleri, Dumlupınar Üniversitesi

Cep telefonuCep telefonuGSM+7
Veli Barulay
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

BassDifüzyon Modeli: Türkiye'de akıllı telefon satışlarının öngörülen ortalama pazar payları

1960 yıllardan günümüze kadar uzanmış difüzyon modellerinden karma difüzyon modeli olarak adlandırılan Bass Difüzyon Modeli (BDM), literatürde en çok kullanılan modellerden biri olmuştur. Bu model, yenilikçi ve taklitçi adı verilen müşterilerin etkileşiminden hareketle yeni ürünlerin ilk satışlarını öngörmeyi amaçlar. Bu yapılan çalışmada da Türkiye'de satış yapan sekiz firmanın akıllı telefonlarının pazar paylarını dikkate alarak, SEKK tahmin yöntemi ve BDM yardımıyla, çıkarabilecekleri yeni akıllı telefonların pazar payları yüzdelik olarak öngörülmek istenmiştir. Elde edilen veriler ışığında, LG firmasına ait yeni akıllı telefonun piyasada daha uzun kalacağı öngörülmüştür. Taklitçi müşteriler tarafından en çok satın alınacak yeni akıllı telefonun Lenovo markasına, yenilikçi müşteriler tarafından en çok satın alınacak yeni akıllı telefonun da Avea markasına ait öngörülmektedir.

Akıllı telefonlarCep telefonuPiyasa payı+4
Melih Kara
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

New technique for chemiluminescence determination of iron level in thalassemia patient by mobile phone

The current study aims to Creation of a brand-new instrument to assess chemiluminescence intensity. A brand-new photosensor was employed as a light, and the new gadget has the advantages of great sensitivity, low cost, simplicity of design, and ease of usage. The experimental section consists of the design of a new instrument for Chemiluminescence and Bioluminescence by using the direct reaction between luminol and hydrogen peroxide and the determination of optimum conditions of the new device. The light intensity from the oxidation of Luminol was measured by using the Remote XY program installed in a mobile phone which gives data as a results analysis for chemical interaction. The linearity, detection limit (3σ×noise), and correlation coefficient were R = 0.9997. It was conducted experiments on 25 samples of Thalassemia patients with the device. The measurement results of the homemade device developed to measure iron in the blood of thalassemia patients were compared with those of the colorimetric Cromatest kit array. It was found that the results were almost similar.

Cellular phoneChemiluminescence methodLuminol+2
Nıdhal Hatıf Hammood Al-mansoorı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Uzun süreli cep telefonu kullanımının testis histopatolojisi üzerine etkilerinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmada cep telefonunun yaydığı düşük yoğunluklu elektromanyetik dalgaların sıçan testisleri üzerinde histopatolojik ve ultrastrüktürel anlamda değişikliklere yol açıp açmadığını araştırmayı amaçladık.Yöntem ve Gereçler: Deneylerde Wistar Kyoto cinsi (200-300 g) erkek sıçan kullanıldı. Sıçanlar kontrol ve elektromanyetik alana maruz bırakılan grup olmak üzere iki gruba ayrıldı. Kontrol grubunda yer alan 15 adet sıçanın bulunduğu kafeslere SAR değeri 1,58 olan 2 adet, deney grubunda yer alan 30 sıçanın bulunduğu kafeslere SAR değeri 1,58 olan 4 adet cep telefonu yerleştirildi. Kontrol grubundaki sıçanların kafesindeki cep telefonları kapalı halde tutuldu. Çalışma grubundaki sıçanların kafeslerine yerleştirilen cep telefonları ise haftanın yedi günü aktif halde tutuldu. Üçüncü ayın sonunda sıçanlar isofloran anestezisi altında sakrifiye edilerek testisleri alındı. Hem kontrol hem de deney grubunda çıkarılan testis ağırlıkları hassas terazi ile tartıldı. Her sıçanın testisinin bir yarısı histopatolojik inceleme için diğer yarısı ise elektron mikroskopik incelemesi için ayrıldı. Histopatolojik inceleme amacıyla oluşturulan her bir kesitte 50 adet seminifer tübül Johnsen skorlama sistemine göre randomize skorlandı. Yine her kesitte 10 adet seminifer tübül çapı randomize olarak ölçüldü. Seminifer tübül çapları ve testis ağırlıkları parametrik olmayan Mann Whitney U testi ile karşılaştırıldı. Johnsen skorlarının kontrol ve çalışma gruplarında benzer şekilde dağılıp-dağılmadığını test etmede Ki kare testi kullanıldı.Bulgular: Elektromanyetik alana maruz bırakılan ve bırakılmayan gruplarda testis ağırlıkları, seminifer tübül çapları ve Johnsen skorlarının histopatolojik incelemesinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamadı. Ancak yapılan elektron mikroskopi incelemede çalışma grubundaki testislerdeki membrana propria kalınlığında ve kollajen lif miktarında artış, kapiller damarlarda genişleme gözlendi. Sertoli hücrelerinin sitoplazması içerisinde yaygın vakuolizasyon, elektron dens yapılarda artış ve iri lipit damlacıklarının varlığı dikkat çekici bulgulardandı.Sonuç: Uzun süreli elektromanyetik alana maruz bırakılan sıçanların histopatolojik incelemesinde testis ağırlıkları, seminifer tübül çapları ve Johnsen skorlarında anlamlı bir değişiklik görülmemiş olup, yapılan ultrastrüktürel incelemede testislerdeki membrana propria kalınlığında ve kollajen lif miktarında artış, kapiller damarlarda genişleme ve Sertoli hücre sitoplazmasında yaygın vakuolizasyon saptanmıştır. Ultrastrüktürel incelemede meydana gelen değişikliklerin kliniğe yansıyacak etkilerinin anlaşılabilmesi için daha uzun süreli çalışmalara ihtiyaç vardır.Anahtar Sözcükler: Cep telefonu, sıçan testisi, elektromanyetik alan

Cep telefonuElektromanyetik alanlarHistopatoloji+2
Serkan Çelik
Çukurova University
2011
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Kentsel olmayan bölgede ilköğretim 5-8.sınıf öğrencilerinde bilgisayar ve internet kullanım durumlarının araştırılması

Amaç: Kentsel olmayan bölgedeki ilköğretim 5,6,7 ve 8. sınıf öğrencilerinin bilgisayar ve internet kullanım sıklığını, nedenlerini ve amaçlarını tanımlayarak, internet bağımlılığını etkileyen bazı değişkenleri ortaya koymaktır. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma, Adana ilinin Pozantı ilçesi ile Mersin'in Çamlıyayla ilçesinde ilköğretim 5-8.sınıflarında öğrenim gören 10-16 yaş grubundaki öğrencilerde bilgisayar ve internet kullanım durumlarını incelemek, internet bağımlılığını etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yapılan kesitsel bir araştırmadır. Çalışmaya evreni oluşturan, her iki ilçede bulunan merkez, köy ve yatılı bölge okullarını kapsayan toplam 8 okuldaki tüm 5-8.sınıfta okuyan 1402 öğrencinin dahil edilmesi planlandı ve Pozantı'dan 923, Çamlıyayla'dan 378 olmak üzere toplamda 1301 (% 92,8) öğrenciyle çalışma gerçekleştirildi. Anket formu, araştırmacı tarafından geliştirilen demografik ve bilgisayar - internet kullanım alışkanlıklarına ilişkin 46 soruluk Ögrencilerin İnternet Kullanım Düzeyleri ve Amaçları Anketi ile 20 soruluk Young'ın İnternet Bağımlılık Ölçeği 'nden oluşmaktaydı. İstatistiksel değerlendirmeler için SPSS 20.0 for Windows paket programı, istatistiksel analiz olarak Ki-kare testi, Bağımsız iki grup arası T- testi, Varyans analizi kullanıldı ve p değerinin <0,05 olması anlamlı olarak değerlendirildi. Bulgular: Çalışmadaki öğrencilerin 671'i (% 51,6) kız, 630'u (% 48,4) erkektir ve yaşları ortalaması 12,69 ±1,15'dir. Öğrencilerin % 54,3'ünün evinde bilgisayar, % 38,3'ünün evinde internet bağlantısı, % 26,2'sinin kendisine ait internet bağlantılı cep telefonu bulunmaktaydı. Öğrencilerin % 95,0'i ödevlerini yaparken internetten faydalanmakta, % 87,2'si internetten oyun oynamakta, % 46,6'sı internetten sohbet (chat) etmekte, % 29,4'ü internette görüntülü görüşmekte ve %15,8'i internetten alışveriş yapmaktadır. Kendisine ait e-maili olanlar % 54,1 iken, kendisine ait internet sayfası (Facebook, Twitter, Web vb.) olanlar ise % 49,6 'dır. Çalışma grubundakilerin İnternet Bağımlılık Ölçeğinden(İBÖ) aldıkları puanların ortalaması 19,30± 14,07'dir. Öğrencilerin 2'si (% 0,2) "İnternet Bağımlısı" olup, "Sınırlı Semptom Gösterenler" 34 (% 2,6) kişidir. Çalışma grubundaki erkeklerin, 14 yaş ve üzerindekilerin, ebeveyni okul bitirmemiş veya lise-üniversite mezunu olanların, babası memur olanların, ailesini ekonomik durumunu 'çok iyi' olarak belirtenlerin, evinde internet bağlantısı bulunanların, internet bağlantılı cep telefonu olanların, cep telefonundan internete bağlananların, internet kullanmayı internet kafeden öğrenenlerin, internet kullanımı konusunda kendisini başarılı görenlerin, ödevlerini yaparken uzun süre internetten faydalananların, internette uzun süre oyun oynayanların, kendisine ait e-maili ve internet sayfası (Facebook, Twitter, Web vb.) olanların, internette sohbet (chat) ve görüntülü görüşme yapanların ve internette alışveriş yapanların İBÖ puan ortalamaları diğerlerinden anlamlı olarak yüksek bulunurken; köy okullarında okuyanların, okul başarısını 'çok iyi' olarak işaretleyenlerin, bilgisayarı olmayanların ve internette hiçbir siteyi ziyaret etmediğini belirtenlerin İBÖ puan ortalamaları anlamlı olarak daha düşüktü. Ayrıca öğrencilerin bilgisayar kullanma süresi (yılı), internete bağlandıkları yerlerin sayısı, ailede internet bağlantılı cep telefonuna sahip kişi sayısı, hem hafta içi hem de hafta sonu (tatillerde) internet kullanım saati ve internette oynadıkları oyun türlerinin sayısı arttıkça İBÖ puan ortalamaları da artmaktadır. Sonuç: Çalışmanın sonuçlarına göre çalışma bölgesinde internet bağımlılığı yaygınlığı düşük bulunsa da, öğrencilerin internet karşısında harcadıkları zamanın artması, internette vakit geçirdikleri sitelerin artması, internete ulaşım kolaylığı, tablet, cep telefonu vb. gibi taşınabilir elektronik aletlere sahip olma internet bağımlılık puanlarını arttıran başlıca etkenlerdir. Öğrencilerin internet bağımlısı olmamaları için ailelere, öğretmenlere ve topluma bu konuda büyük görevler düşmektedir. Anahtar sözcükler: internet, internet bağımlılığı, akıllı telefon, ilköğretim öğrencileri

BağımlılıkBilgisayar kullanımıCep telefonu+5
Ahu Sarı
Çukurova University
2015
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimEN

The smart phone addiction, internet addiction, and emotional intelligence related features in attention deficit hyperactivity disorder

ABSTRACT The Smart Phone Addiction, Internet Addiction, and Emotional Intelligence Related Features in Attention Deficit Hyperactivity Disorder Aim: In this study, we aimed to investigate the sociodemographic and clinical features associated with smartphone addiction, internet addiction, and emotional intelligence in adolescents with attention deficit hyperactivity disorder. Methods: Sixty-nine (46%) girls and 81 (54%) boys (totally 150), aged between 12-18 years, diagnosed with Attention Deficit Hyperactivity Disorder were included in the study. The Kiddie Schedule for Affective Disorders and Schizophrenia for School-Age Children--Present and Lifetime Version, the sociodemographic data form, the Smart Phone-Internet Usage Assesment Form, Conners' Parent and Teacher Rating Scales, Family Assessment Device, DSM-IV-Based Screening and Rating Scale for Disruptive Behavior Disorders, Young Internet Addiction Scale, Smartphone Addiction Scale, Bar-on Emotional Quotient Inventory, and Stroop Test were used. Results: Of all cases, 63 (42.0%) were classified as smartphone addicted, 36 (24%) as internet addicted. DSM-total scores in Conners' Parent Scale were higher in smartphone-addicted and internet addicted (p=0.008, p=0.010, respectively). The mean emotional intelligence score was lower in smartphone-addicted and internet addicted (p=0.044, p=0.042, respectively). Conclusion: The smartphone addiction and internet addiction have very similar characteristics, in adolescents with attention deficit hyperactivity disorder. The emotional intelligence affected the clinical pictures of attention deficit hyperactivity disorder, internet addiction, and smartphone addiction. Key words: Adolescence, Attention Deficit Hyperactivity Disorder, Emotional Intelligence, Internet Addiction, Smart Phone Addiction

DependencyMobile phoneEmotional intelligence+4
Gamze Yapça Kaypaklı
Çukurova University
2017
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

4-6 yaş çocukların ekran kullanımının, ebeveyn ekran kullanımı ve aile işlevleri ile ilişkisi

4-6 Yaş Çocukların Ekran Kullanımının, Ebeveyn Ekran Kullanımı ve Aile İşlevleri ile İlişkisi Amaç: Bu çalışmanın amacı okul öncesi çocukların ekran kullanım alışkanlıklarının ebeveynlerin ekran kullanım alışkanlıkları ve aile işlevleri ile ilişkisinin araştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı kesitsel tipteki çalışmada, gerekli izinler alındıktan sonra Adana Sarıçam ilçesindeki tüm anaokullarına tarafımızca oluşturulan anketler dağıtıldı. Sınıf öğretmenleri aracılığıyla ebeveynlere ulaştırılan anketlerden eksiksiz doldurulanlar (n=198) analiz edildi. Aile işlevleri "Aile Değerlendirme Ölçeği" ile değerlendirildi. Ekran süreleri, tablet, televizyon, cep telefonu ve bilgisayar karşısında geçirilen süreler toplanarak hesaplandı. Bulgular: Çocukların %57,6'sının hafta içi, %76,3'ünün hafta sonu ekran kullanım sürelerinin iki saatin üzerinde olduğu saptandı. Çocuğun yaşının, annenin çalışma durumunun, anne-baba eğitiminin ve devam edilen okulun çocukların ekran sürelerini etkilediği bulundu. Ebeveynlerden %88,9'u ekran konusunda aile içi kurallarının olduğunu, %62,6'sı çocuklarının yemek yerken ekran karşısında olduğunu, %44,4'ü çocuklarının kendine ait bir ekranının olduğunu, %90,9'u aile veya çocuk hekimlerinden ekran kullanımı konusunda herhangi bir öneri almadıklarını bildirdi. Ekran konusunda aile içi kuralların olmamasının, çocukların kendilerine ait ekranlarının olmasının, hekimlerin ekran kullanımı konusunda öneride bulunmamasının çocukların ekran kullanım sürelerini arttırdığı saptandı. Çocukların ekran kullanım süreleri ile ebeveynlerin ekran kullanım süreleri arasında pozitif yönde orta derecede ilişki saptandı. Aile işlevleri ile çocukların ekran kullanım süreleri arasında ilişki bulunamadı. Sonuç: Ebeveynlerin ekran kullanım alışkanlıkları ile çocuklarının ekran kullanım süreleri arasındaki güçlü ilişki göz önüne alındığında, bu yaş grubunda birçok teması olan aile hekimlerinin bunu fırsata çevirebilecekleri ve daha aktif rol alabilecekleri düşünülmüştür. Bu doğrultuda ülkemizde birinci basamağa yönelik hazırlanmış olan rehberlere ekran kullanımı konusunda danışmanlık hizmetinin eklenmesi bu konuda farkındalığı ve uygulanabilirliği arttırabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: okul öncesi çocuk, ekran süresi, ebeveyn, aile işlevleri

Aile işlevleriAna-babaBağımlılık+7
Emine Çelik
Çukurova University
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmen adaylarının siber aylaklık davranışları ve nedenlerinin incelenmesi

Öğretmen adaylarının ders sırasında siber aylaklık davranışlarını ve nedenlerini incelemek amacıyla yapılan bu araştırma tarama modelinde, betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini 2017-2018 öğretim yılında bir devlet üniversitesinin Eğitim Fakültesi'ndeki Temel Eğitim, Matematik ve Fen Bilimleri, Türkçe ve Sosyal Bilimler, Güzel Sanatlar Eğitimi ve Eğitim Bilimleri Bölümlerine devam eden öğretmen adayları oluşturmaktadır. Örneklemi oluşturmak amacıyla tek şubesi olan bölümlerde tüm sınıf düzeyleri, birden fazla şubesi olan bölümlerde her sınıf düzeyinden randomla belirlenen birer şube seçilmiştir. Araştırma verileri Siber Aylaklık Etkinlikleri Ölçeği (SAEÖ), Siber Aylaklık Nedenleri Ölçeği (SANÖ) ve Kişisel Bilgi Formu (KBF) kullanılarak toplanmıştır. Veri toplama araçları uygulama yapılan günlerde sınıfta olan bütün öğrencilere ulaştırılmış, toplam 918 öğretmen adayı gönüllü olarak araştırmaya katılmıştır. Veri analizinde SPSS istatistik programı kullanılmıştır. Betimsel istatistikler (frekans, yüzde, aritmetik ortalama) yapıldıktan sonra veriler üzerinde Mann Whitney U-Testi ve Kruskal Wallis H testleri uygulanmıştır. Araştırma sonucunda öğretmen adaylarının ders sırasında nadiren siber aylaklık yaptıkları, siber aylaklığın genellikle sosyal ağlara ve haber sitelerine girme şeklinde gerçekleştiği saptanmıştır. Erkek öğretmen adaylarının siber aylaklık yapma düzeyi kadınlardan daha yüksek bulunmuştur. Ders sırasında cep telefonuyla ilgilenme ve internete girme sıklığı arttıkça öğretmen adaylarının siber aylaklık düzeyleri de artmıştır. Fen bilimleri, sosyal bilimler ve Türkçe öğretmen adaylarının siber aylaklık düzeyi diğerlerinden daha yüksek olmuş, üst sınıflara doğru öğretmen adaylarının siber aylaklık düzeyleri de yükselmiştir. Yaş ve sınıf düzeyi öğretmen adaylarının siber aylaklık yapma nedenlerinde anlamlı bir farklılık yaratmamıştır. Bununla birlikte erkek öğretmen adaylarının siber aylaklığa yönelmelerinde öğretmenle ilgili faktörler daha fazla rol oynamıştır. Araştırma sonuçlarına göre kadın öğretmen adayları meslek dersleri ve seçmeli derslerde, erkek öğretmen adayları alan bilgisi derslerinde daha çok siber aylaklık yapmaktadır. Anahtar Kelimeler: Siber aylaklık, siber aylaklık nedenleri, öğretmen adayları, cep telefonu, internet kullanımı

Aday öğretmenlerCep telefonuSanal kaytarma+4
Yusuf Tarık Tatlı
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sağlıklı bireylerde akıllı telefon kulanımının ağrı, depresyon, uyku, yaşam kalitesi ve fiziksel aktivite arasındaki ilişkinin incelenmesi

Teknolojinin gelişmesi ve iletişim öneminin de artmasıyla bir bilgisayarın yapabileceği birçok fonksiyonu yerine getirebilen akıllı telefonlar yaşamımızın vazgeçilmez parçası olmuştur. Bilinsiz ve aşırı kullanım durumunda fiziksel ve ruhsal problemlere neden olabilmektedir. Bu çalışmanın amacı sağlıklı bireylerde akıllı telefon kullanımı ile ağrı, duygu durumu, uyku, yaşam kalitesi ve fiziksel aktivite arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmaya akıllı telefon kullanan 308 sağlıklı birey dahil edildi. Bireylerin sosyodemografik bilgileri kişisel bilgi formu ile değerlendirilmiştir. Akıllı Telefon Bağımlılık Ölçeği- Kısa Form (ATBÖ-KF) ile akıllı telefon kullanımı, Visual Analog Skala (VAS) ile ağrı düzeyleri, Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi (PUKİ) ile uyku kaliteleri, Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) ile depresyon düzeyleri, Boyun Özürlülük İndeksi (BÖİ) ile boyun fonksiyonel durumları, Oswestry Özürlülük İndeksi (OÖİ) ile bel fonksiyonel durumları, Kısa Form 36 (SF-36) ile yaşam kaliteleri ve Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi- Kısa Form (UFAA-KF) ile de fiziksel aktivite düzeyleri değerlendirilmiştir. Veriler SPSS 22.0 programı ile analiz edildi ve istatistiksel analizlerde p <0,05 anlamlı kabul edildi. Verilerin analiz sonuçlarına göre ATBÖ-KF ile PUKİ, BDÖ, BÖİ, OÖİ ve boyun ağrısı (VAS) arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki; SF-36, UFAA-KF ile de negatif yönde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir (p<0,05). ATBÖ-KF ile bel ağrısı (VAS) arasında ise anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir (p>0,05). Sonuç olarak akıllı telefonun aşırı kullanımı durumunda yaşam kalitesi, uyku kalitesi ve fiziksel aktivite düzeyinde azalmalar görülürken, depresyon düzeyleri, boyun ağrısı, bel ve boyundaki özürlülük düzeylerinde artış olduğu gözlendi. Akıllı telefonun kullanımı üzerine bilinçlendirme çalışmaları yapılması gerektiği kanaatindeyiz.

Akıllı telefonlarAğrıCep telefonu+4
Aylin Demir
Kırşehir Ahi Evran University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Akıllı telefon ve konvansiyonel yakın aktivitenin yakın refleksler ve binokülarite üzerindeki etkisi

Amaç: Yaygınlaşan akıllı telefon kullanımı, oküler fonksiyonlar üzerinde basılı metin okuma (kitap) gibi konvansiyonel aktivitelere göre benzer veya farklı yönde etki ediyor olabilir. Bu çalışmada akıllı telefonların akomodasyon, konverjans ve binokülarite ölçümleri üzerine olası etkilerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Yöntem: Yirmili yaşlarda, oküler fonksiyonlar açısından uygun 50 erişkin, öncelikle akomodatif konverjan/akomodasyon oranı (AK/A), akomodasyon amplitüdü (AA), pozitif ve negatif rölatif akomodasyonlar(PRA& NRA), konverjans ve diverjans amplitüdleri (PFV& NFV), konverjans yakın noktası(KYN) ve heteroforya varlığı, binokülarite ölçümleri yapılarak kontrol grubu oluşturuldu. Aynı gönüllüler sabit aydınlatılmış bir oda ve sabit bir pozisyonda 40 cm mesafeden 30 dk boyunca bir kitap okumaları istenerek ölçümler tekrarlandı, bu ölçümler kitap okuma grubu olarak kaydedildi. Bir başka oturumda ise aynı gönüllüler aynı şartlarda tek bir telefondan 30 dk boyunca bir film izlenmesi istenerek ölçümler tekrarlandı ve telefon yakın aktivite grubu olarak kaydedildi. Kitap okuma grubu, telefon grubu ve kontrol grubu değerleri birbiri ile kıyaslandı. Bulgular: Tüm grupların karşılaştırılması sonucunda; AK/A oranı, sağ ve sol göz için AA ve yakın PFV değeri her iki yakın aktivite ile istatistiksel olarak anlamlı düzeyde azalmıştır (p<0,001, p<0,01, p<0,01 ve p=0,018). İki aktivite arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. Konverjansın yakın noktasının değeri ve ekzoforyası olan kişilerin ekzoforya şiddeti her iki yakın aktivite ile istatistiksel olarak anlamlı düzeyde artmıştır (p<0,001). İki aktivite arasında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu. Negatif rölatif akomodasyon ve uzak NFVdeğerinin karşılaştırılması sonucunda kontrol grubu ile kitap okuma aktivesi arasında istatistiksel olarak anlamlı fark gözlenmezken, telefon aktivitesi sonrası ölçülülen NRA değerleri kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde azalmıştı (p<0,001 ve p= 0,011). 67 Sonuç: Günümüzde yakın dijital aktivite kitap okuma yakın aktivitesinin yerini almaya başlamıştır. Akıllı telefon yakın aktivitesi NFV ve NRA değerlerinde azalma, ekzoforya şiddetinde artışa neden olmuştur. Çalışmamızın telefon kullanımı açısından günlük hayat yakın aktivitesinin küçük bir kısmını yansıttığı göz önünde bulundurularak, foryanın manifest kaymaya dönüşümü gibi olası yan etkiler açısından hastalarımızın bilgilendirilmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Akıllı Telefon, Yakın Görme Kompleksi, Füzyonel Verjans, Binokülarite, Dijital Göz Yorgunluğu

Akıllı telefonlarCep telefonuGörme+3
Duygu Güler
Aydın Adnan Menderes University
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kişilik özelliklerinin risk algıları üzerindeki etkisinin tüketici davranışları açısından incelenmesi Şırnak il merkezide cep telefonu kullanıcıları üzerine bir araştırma

Tez çalışmasında kişilik özelliklerinin risk algılamaları üzerindeki etkileri tespit edilmiştir. Buna bağlı olarak tez çalışması beş bölümden oluşmaktadır. Kavramsal çerçeve ve ilgili araştırmalar kısmında kişilik, beş faktör kişilik modeli, tüketici davranışları ve risk algıları ile ilgili başlık ve alt başlıklar, literatür araştırmaları sonucunda teorik olarak açıklanmıştır. Ana temaya bakıldığında tüketici, istek ve ihtiyaçlarını gerçekleştirirken eylemin kesinliği tahmin edemez ve muhtemel sorunlar ortaya çıkar, bu durumda risk algıları gerçekleşir. Araştırmada da tüketicilerin cep telefonu satın alma durumlarında, kişilik özelliklerinin hangi riskleri algıladığını tespit etmek amacıyla, Şırnak il merkezinde 357 kişi üzerinde anket çalışması yapılmıştır. Araştırma sonucunda kişilik özelliklerinden duygusal dengesizlik kişilik özelliğinin, risk algılarından olan; performans riski, psikolojik risk, zaman riski, fiziksel risk, finansal risk ve sosyal risk gibi riskler üzerine anlamlı ve pozitif yönlü ilişkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Kişilik özelliklerinden olan uyumluluk kişilik özelliğinin de risk algılarından olan sosyal risk algısı üzerinde anlamlı ve negatif yönlü bir ilişkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kişilik, Risk Algısı, Tüketici Davranışları, Beş Faktör Kişilik Modeli

Cep telefonuKişilik özellikleriRisk algılaması+3
Erdinç Tekin
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Manisa Celal Bayar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin sıkışmışlık hissi ve telefon bağımlılığı düzeylerinin incelenmesi

Bu çalışmada, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi'nde bulunan öğrenci katılımcıların sıkışmışlık hissi ve telefon bağımlılığı düzeylerinin incelenmesidir. Çalışmada araştırma yöntemi olarak nicel araştırma yöntemlerinden kolaydan örnekleme modelinden yararlanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu Manisa Celal Bayar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi, 97 kadın 193 erkek öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel bilgi formu, Akıllı Telefon Bağımlılığı (Kısa Form) ölçeği ve Sıkışmış Hissetme ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 25.0 paket programı kullanılmıştır. Normallik sınaması analizlerinde basıklık ve çarpıklık değerleri (+1,5 ve -1,5) dikkate alınırken (Tabachnick ve Fidell, 2013); homojenlik sınamasında Levene testi uygulanmıştır. Normal dağılım gösteren değerler için parametrik testlerden ikili karşılaştırmalar için Independent T testi, ikiden çok karşılaşma için One Way Anova testi kullanılmıştır. Ayrıca Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularında akıllı telefon bağımlılığının cinsiyet ve sınıf değişkenine göre anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Sıkışmış hissetmenin alt boyutu olan dışsal faktörler de t testi analizi sonucunda; yaş değişkenine göre anlamlı bir farklılık saptanmıştır. Sıkışmışlık hissi alt boyutlarının kendileri arasında yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Sıkışmışlık hissi alt boyutları olan dışsal faktörler ve içsel faktörler akıllı telefon bağımlılığı ile orta düzeyde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Sonuç olarak, bu çalışmada Manisa Celal Bayar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin sıkışmış hissetme ve telefon bağımlılığı arasında orta düzeyde pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sıkışmışlık hissi alt boyutları arasında yüksek düzeyde anlamlı ilişkinin, dışsal faktörler ve içsel faktörler ortalamalarının artmasının akıllı telefon bağımlılığının artmasını etkilediği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Üniversite, Öğrenci, Sıkışmışlık Hissi, Telefon Bağımlılığı

Akıllı telefonlarBağımlılıkCelal Bayar Üniversitesi+6
Sinem Can Erçok
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu tanılı ergenlerde akıllı telefon kullanım düzeyi ile dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu semptom şiddeti ilişkisi

AMAÇ: Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) dikkat dağınıklığı, hareketlilik ve dürtüsellik belirtileri ile kendini gösteren nörogelişimsel bir bozukluktur. Günümüzde gelişen teknolojiyle birlikte akıllı telefon kullanım sıklığının da giderek artması ve DEHB'li hastalarda başta madde bağımlılıkları olmak üzere internet, kumar gibi bazı davranışsal bağımlılıkların sık görülmesi DEHB'nin başka bir davranışsal bağımlılık türü olan akıllı telefon bağımlılığında risk faktörü olabileceğini gündeme getirmiştir. Bu çalışmada amacımız DEHB semptom şiddetinin akıllı telefon bağımlılığında yordayıcı bir faktör olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği sorusuna cevap aramaktır. GEREÇ ve YÖNTEM: Araştırmaya DEHB tanısı almış veya bu bozuklukla takip edilmekte olan 12-18 yaş arası 98 ergen dahil edildi. Çalışmada Sosyodemografik Veri Formu, Akıllı Telefon Bağımlılık Ölçeği Kısa Formu, Conners Ebeveyn Değerlendirme Ölçeği kullanıldı. BULGULAR: Çalışmamızda 98 olgunun 35'i (%35,7) akıllı telefon bağımlılığı açısından riskli bulundu. Cinsiyetler arasında akıllı telefon bağımlılığı açısından anlamlı fark bulunmadı (p=0,322). DEHB alt tipleri kıyaslandığında da akıllı telefon bağımlılığı açısından aralarında anlamlı fark bulunmadı (p=0,586). Anne yaşı, baba yaşı ve eğitim durumları, babada psikopatoloji bulunması gibi sosyodemografik faktörlerle akıllı telefon bağımlılığı arasında ilişki saptanmazken, annede psikopatoloji bulunması akıllı telefon bağımlılığı ile ilişkiliydi (p=0,025). Yine akıllı telefon kullanım süresi ile akıllı telefon bağımlılığı ilişkili olup 4 saatten fazla telefonla vakit geçirenlerin ölçek puanları 0-2 saat (p=0,001) ve 2-4 saat (p=0,031) arasında vakit geçirenlere oranla anlamlı derecede yüksekti. Conners alt ölçekleriyle akıllı telefon bağımlılığı arasındaki ilişki incelendiğinde; Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği ile Conners Öğrenme (r=0,282, P=0,005), Kaygı (r=0,258, P=0,010) ve toplam puanları (r=0,259, P=0,010) arasında pozitif yönde zayıf bir anlamlı korelasyon saptandı. Davranış bozuklukları, hiperaktivite ve psikosomatik belirti alt ölçekleriyle Akıllı Telefon Bağımlılık Ölçek puanları arasında anlamlı korelasyon saptanmadı. SONUÇ: Araştırmamızda DEHB semptom şiddeti arttıkça akıllı telefon bağımlılık riskinin de yükseldiği bulunmuştur. Ayrıca elde ettiğimiz verilere göre annede psikopatolojinin eşlik ediyor olması, ergenlik döneminde akıllı telefonla daha uzun süre vakit geçirilmesi de akıllı telefon bağımlılığı açısından risk faktörüdür. DEHB'nin klinik özelliklerinin, örneğin alt tiplerinin ve eşlik eden komorbiditelerin akıllı telefon bağımlılığına etkilerine yönelik ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.

Akıllı telefonlarBağımlılıkBelirti ve semptomlar+4
Funda Dandıl
Gaziantep University
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cep telefonunun karaciğer gelişimi üzerine teratojenik etkileri

Cep telefonu, tüm dünyada giderek yaygınlaşan bir iletişim aracı haline gelmiştir. Bu durum beraberinde elektromanyetik radyasyonun artışına da sebep olmuştur. Cep telefonunun embriyonal ve fetal dönemde sebep olduğu olası zararlı etkileri hakkında yeterli çalışma bulunmamaktadır. Bu durum konunun önemini ortaya koymaktadır. Bu çalışmanın amacı hamilelik dönemindeki sıçan fetüslerinin karaciğerleri üzerindeki cep telefonu radyofrekansı etkilerini araştırmaktır. Bu çalışmada 24 tane dişi Wistar Albino sıçan kullanılmıştır. Sıçanlar kontrol, sham, F- ve F + olmak üzere dört gruba ayrılmıştır. Kontrol grubundaki sıçanlar cep telefonu radyofrekansına maruz bırakılmadılar, diğer yandan sham grubunu oluşturmanın amacı deney düzeneğinin çalışmadaki olası etkilerini ortaya çıkarmak için bu gruptaki sıçanlar cep telefonu radyofrekansına maruz bırakılmadılar. F- grubundaki sıçanlar özel havalandırmalı kutularda radyofrekansa maruz bırakılmışlardır, buna karşın F+ grubundaki sıçanlar ise alüminyum kaplı bir Faraday kafesinde radyofrekansa maruz bırakıldılar. Gruplar karşılaştırıldığında kontrol grubu ve diğer grupların yenidoğanlarının karaciğer dokularında ışık mikroskobik düzeyde morfolojik olarak herhangi bir dejenerasyona rastlanmadı.

Cep telefonu
Yılmaz Rumevleklioğlu
Gaziantep University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mobil telefon radyasyonun erkek genital kanallarında oluşturabileceği yapısal değişimler

Günümüzde; cep telefonu, kablosuz telefonlar ve telsizgibi elde taşınabilen haberleşme araçları oldukçayaygın olarak kullanılmaktadır. Kişisel haberleşmede kullanılan bu araçlar çalışırkenözellikle kullanıcının baş bölgesineçok yakın mesafede tutulurlar. Bu nedenle bu araçların yoğun kullanımına bağlı olarak kullanıcılar zararlı düzeyde EMA? a etkin kalmışlardır.Teknolojinin hızla değişmesininbir parçası olarak ülkemizde de mobil iletişim araçları; özellikle cep telefonları kullanımı yaygınlaşmış, GSM (Global System for Mobile Communications) operatörlerinin kapsama alanlarını genişletmeleri ve kullanıcısayısının artmasına bağlı olarak servis sunduklarıbaz istasyonları sayı ve yaygınlığı artmıştır. Bunun sonucunda bu iletişim sistemlerinden kaynaklanan manyetik alanlardan etkilenen insan sayısı da artmıştır. 1990?lı yıllarda GSM operatörleri sadece 900megahertz (MHz) radyofrekans (RF) dalgaları ile yayın yapmakta iken yıllar içinde bu konuda beklentilerin artması ile 1800 MHz RF dalgaları kullanılmıştır. Günümüzde rayofrekans dalga şiddeti 2100 MHz değerine ulaşmıştır.Bu çalışmanın amacı,üçüncü nesil cep telefonlarının oluşturduğu 2100 MHz elektromanyetik alana etkin bırakılan sıçanların ductusepididimis ve ductusdeferenste meydana getirebileceği yapısal değişimlerin incelenmesini sağlamaktır.131Çalışmamızda 8 haftalık 36 adet Wistar Albinocinsi erkek sıçanlar kullanıldı. EMA uygulaması, sıçanların konulduğu kafesin yaklaşık 5 cm uzaklığa yerleştirilen EMA jeneratörü ile günde 30 dakika (Türkiye? de tahmin edilen günlük ortalama konuşma süresi), haftada 6 gün olmak üzere 4 ve 8 hafta boyunca yapıldı. Uygulamanın sonunda sıçanlara yapılan yüksek doz ketamin-ksilazin enjeksiyonuile ötenazileri gerçekleştirildi. Ötenazi sonrası sıçanlar sakrifiye edilerek, ductusepididimis ve ductusdeferens dokuları alınıp tartılarak ağırlıkları kaydedildi. Organların değerlendirilmesi için dokulara histokimyasal olarak Hematoksilen-eozin ve Masson trikrom boyamaları ve immünohistokimyasal olarak apoptozisin belirlenmesi için caspase-3 ve vaskülarizasyonun belirlenebilmesi için VEGF immunohistokimyasal boyamaları yapıldı.Yapılan değerlendirmelerde, 1 ay boyunca günde 30 dakika 2100 MHz radyofrekans elektromagnetik alan (RF-EMA) uygulanan sıçan ductusepididimise ait bazı kanallarda spermatozoongözlenmezken, bazı kanallarda da spermatozoon yoğunluğunda azalma olduğu dikkati çekti.Kanallar arası intersitisyel bağ dokuda ödematöz alanlar, bağ dokusu kaybı ve hasarı izlendi. Ayrıca kanallar arası intersitisyel bağ dokuda kontrol ve sham gruplarınagöre göreceli olarak vaskülarizasyonun ileri derecede artmış olduğu gözlendi. Aynı grupta yapılan caspase-3 immunohistokimya boyamasında 1 ay kontrol ve sham gruplarına göre epididimisi oluşturan kanallar arasındaki intersitisyel bağ dokusunu oluşturan yapılarda immünreaktivitenin ( caspase-3 tutulumu) artmış olduğu izlendi.VEGF ile immunohistokimyasal boyama yapılmış sıçan ductus epididimis dokularının incelenmesinde 1aylık EMA uygulaması yapılmış gruplarda 1ay kontrol ve sham gruplarına göre ductusepididimisi oluşturan peritübüler bağ dokusu içindeki damarların endotel hücrelerinde immunreaktivitenin ( VEGF tutulumu) artmış olduğu izlendi132Ductusdeferens ile yapılan değerlendirmelerde, 1 ay boyunca günde 30 dakika 2100 MHz radyofrekans elektromagnetik alan (RF-EMA) uygulanan sıçan ductusdeferens dokularında pseudostratifiye stereosilyalı epiteli oluşturan hücrelerin düzenleniminde 1 ay kontrol ve sham gruplarına göre bozulma, hücre çekirdeklerinde yer değiştirmeler, lamina propriyayı oluşturan gevşek bağ dokusunda ayrılmalar dikkati çekti. Caspase-3ile immunohistokimyasal boyama yapılmış sıçan ductus deferens dokularının incelenmesinde 1 ay kontrol, 1 ay sham ve 1 ay uygulama gruplarında belirgin bir fark izlenmedi. VEGF ile immunohistokimyasal boyama yapılmış sıçan ductus deferens dokularının incelenmesinde, 1 ay uygulama grubunda damar endotel hücrelerindeki immünreaktivitenin kontrol 1 ay ve sham 1 ay grubundaki immünreaktiviteye göre artmış olduğu dikkati çekti.2 ay boyunca günde 30 dakika 2100 MHz radyofrekans elektromagnetik alan (RF-EMA) uygulanan sıçan ductusepididimisine ait kanalların bazılarında spermatozoon kaybı gözlendi. epitel hücrelerinin düzenleniminde bozulma yüksekliğinde yer,yer azalmalar, stereosilya kaybı izlendi. Kanallar arası intersitisyel bağ dokuda ödematöz alanların varlığı ve 2 aylık kontrol ve sham grubuna göre kanlanmanın arttığı belirgin olarak gözlendi. Aynı grupta caspase-3ile immunohistokimyasal boyama yapılmış sıçan ductus epididimis dokularının incelenmesinde , 2 ay kontrol ve 2 ay sham grubuna göre ductusepididimisi oluşturan kanallar arası intersitisyel bağ dokusunda artmış immünreaktivite gözlendi. Yine aynı grupta VEGF ile immunohistokimyasal boyama yapılmış sıçan ductus epididimis dokularının incelenmesinde 2 ay kontrol ve sham gruplarına göre ductusepididimisi oluşturan peritübüler bağ dokusu içindeki damarların endotel hücrelerinde immunreaktivitenin ( VEGF tutulumu) artmış olduğu izlendi.1332ay boyunca 2100 MHz RF-EMA etkin bırakılan uygulama grubuna ait sıçan ductus deferens ile yapılan değerlendirmede pseudostratifiye stereosilyalı epitel ile altındaki lamina propriyada ayrılmalar ve düzenlenim bozuklukları dikkati çekti. Caspase-3ile immunohistokimyasal boyama yapılmış sıçan ductus deferens dokularının incelenmesinde 2ay kontrol, 2 ay sham ve 2 ay uygulama gruplarında caspase-3 immunohistokimya boyamada gruplar arasında immünreaktivite farkı gözlenmedi. VEGF ile immunohistokimyasal boyama yapılmış sıçan ductus deferens dokularının incelenmesinde 2 ay uygulama grubunda ise 2 ay kontrol ve 2 ay sham grubuna göre VEGF immünreaktivitesi damar endotel hücrelerinde belirgin olarak dikkati çekti.Çalışmamızda deney gruplarının ductus epididimis ve ductus deferensağırlıkları karşılaştırıldığında çalışma sonucunda gruplar arasında istatistiksel olarak ağırlık bakımından anlamlı bir değişikliğin olmadığı gözlendi.Sonuç olarak, üçüncü nesil cep telefonlarının oluşturduğu 2100 MHz? lik EMA? nın erkek genital kanallarında yapısal bazı değişikliklereneden olduğu gözlend

Cep telefonuGenitalia-erkekRadyasyon+3
Canan Erdemli
Gazi University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cep telefonu radyasyonunda melatonin kullanılmasının testis dokusuna olası koruyucu etki

Bulunduğumuz ortamda çevre, gürültü ve elektromanyetik kirlilik gibi sorunlar yaşamı olumsuz etkilemektedir. Son yıllarda cep telefonu kullanımındaki artış beraberinde, yeni baz istasyonlarının kurulmasını gündeme getirmiştir. Yaşadığımız alanda elektrik akımı taşıyan kablolar, radyo ve televizyon vericileri, cep telefonları ve baz istasyonları, yüksek gerilim hatları, trafolar, mikrodalga yayan ev aletlerinin yarattığı elektromanyetik alan, elektromanyetik kirliliği oluşturmaktadır. EMA kaynakları arasında, özellikle cep telefonları vebaz istasyonları bulunmaktadır. 21. yüzyılın başlarında ise günümüzde yaygın olarak kullanılan üçüncü nesil telefonlar üretilmeye başlanmıştır. Yoğun bir şekilde etkin kalınan bu elektromanyetik dalgalar ve bununla ilgili olarak cep telefonlarının biyolojik etkileri son zamanlarda bilimsel çalışmalara konu olmaya başlamıştır. Biyolojik sistemlerde prooksidan/antioksidan dengenin bozulmasıyla oluşan oksidatif stres, birçok patolojik durumla ilişkilendirilmektedir. Epifiz bezinin esas salgısı olan melatoninin antioksidanlar içerisinde en güçlü radikal tutucu olduğu öne sürüldüğünden, MEL?e olan ilgi artmakta ve antioksidan özelliği gün geçtikçe önem kazanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, elektromanyetik alana kronik etkin kalmanın testis dokusunda oluşturabileceği yapısal değişimler ve bunlara melatoninin koruyucu etkisinin incelenmesini sağlamaktır. Çalışmamızda 24 Wistar albino cinsi erkek sıçan 4 eşit gruba ayrıldı. 90 günlük deney süresince; kontrol grubuna hiçbir uygulama yapılmaz iken, 2.gruba her gün deri altımelatoninuygulaması, 3.gruba her gün30 dakika 2100 MHz radyasyonuygulaması, 4.gruba ise radyasyon uygulamasından 40dk önce deri altı melatonin ve 30 dakika radyasyon uygulaması yapıldı. Çalışma süresince deneklerin vücut ağırlıkları her gün ölçülerek kaydedildi. Deney bitiminde yüksek doz anestezi altında feda edilen deneklerden testis dokusu alındı, ağırlıkları ölçüldü ve histolojik izleme yöntemlerinden geçirildi. Değerlendirme için alınan kesitlere Hematoksilen-Eozin, Masson trikrom ve PAS boyaları uygulandı ve ışık mikroskobunda resimleri çekildi. Yapılan değerlendirmede; Hematoksilen ? Eozin ile yapılan boyama sonucunda, kontrol grubuna ait testis dokusunda normal testis dokusu yapısı gözlenirken, melatonin uygulanan grupta kontrol grubuyla benzer yapıların yanında, spermiyogenez aşamasını geçiren spermatidlerin lümene doğru yayıldığı, bunların yuvarlak ve uzamış şekilli oldukları ilgiyi çekti. Radyasyon uygulanan grupta ise seminifer tübüllerde düzenli yapının bozulduğu yer yer ödemsi görünüm ve ayrışmalar dikkati çekti. Belirgin ödeme karşı spermatogenik epitel boyunun oldukça kısa olduğu da ayırtedildi. Lümende olgun spermiyumlar son derece azdı. Radyasyon+melatonin uygulaması yapılan grupta seminifer tübül yapısının radyasyon grubuna karşı korunduğu; epitel boyunun kontrole benzer görünümde olduğu görüldü. Masson trikrom boyası bulgularında ise; kontrol ve melatonin grubundaki bulgular Hematoksilen-Eozin boyamasındaki testis dokusu örneklerine eşteşti. Radyasyon uygulanan grupta seminifer tübülleri oluşturan hücrelerdeki tüm yapısal değişimler ve epitel boyunun kısalması belirgindi. Radyasyon +melatonin uygulanan grupta da tüplerdeki dejenerasyonun azaldığı dikkat çekti.İstatistiksel olarak da; radyasyon uygulanan grupta seminifer tübül çapının genişlediği ve epitel boyunun azaldığı belirlendi. PAS boyaması bulguları değerlendirildiğinde; kontrol ve melatonin grubunda bazal membran belirgin olarak ayırt ediliyordu. Radyasyon uygulanan grupta seminifer tüplerin şekillerinin bozulmasına koşut olarak bazal membranın kıvrıntılı seyir gösterdiği yer yer kalınlaştığı dikkati çekti. Radyasyon+ melatonin uygulanan grupta ise bazal membranın yer yer kalınlığını koruduğu izlenirken yapının oldukça normal olduğu ayırt ediliyordu. İstatistiksel olarak da, radyasyon ve radyasyon+ melatonin gruplarında bazal lamina kalınlığının arttığı belirlendi. Işık mikroskobik ve istatistiksel bulgular birbirlerini destekliyordu. Sonuç olarak yüksek doz cep telefonu radyasyonunun testis histolojik yapısına, özellikle spermatogenezis ve spermiyogenezis düzeyinde etkili olduğu belirlenirken, melatoninin koruyucu özellik gösterdiği kanısına varıldı. Anahtar Kelimeler : Cep telefonu, Radyasyon, Melatonin, Testis

Cep telefonuElektromanyetik alanlarMelatonin+3
Özlem Leblebici Altındağ
Gazi University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2013
00

İlgili konular