Şirketler
117 theses under this subject heading
Şirketlerin işveren markası uygulamaları: Bankaların sürdürülebilirlik raporları üzerine bir araştırma
Dünyada yaşanan değişimin hem insan hayatına hem de işletmelerin çalışma tarzına yansıması, çeşitli meslek kollarının ortaya çıkması, çalışanlar için çeşitli iş fırsatlarının doğması gibi faktörler işveren markası kavramının doğmasına ve popüler hale gelmesine neden olmuştur. İşveren markası kavramının, işletmenin iç ve dış paydaşlarının algısına dayanması nedeniyle işveren markası kapsamında yapılan uygulamaların net ve anlaşılır bir şekilde ifade edilmesi oldukça büyük önem taşımaktadır. Bu noktada, işletmelerin hem iç hem de dış paydaşları ile ilişkilerine ve iletişimine aracılık eden sürdürülebilirlik raporları önem kazanmaktadır. Bu araştırmada, 2017 yılı BIST sürdürülebilirlik endeksinde yer alan 63 şirket arasından seçilen 7 bankanın sürdürülebilirlik raporlarında, işveren markasını ortaya koyan uygulamalar tespit edilmeye çalışılmıştır. Seçilen 7 bankanın sürdürülebilirlik raporları nitel araştırma yöntemi olan içerik analizi ile incelenmiştir. Elde edilen bilgilere göre, işveren markası boyutlarının tamamını karşılayan Akbank, Türkiye Sınai ve Kalkınma Bankası, Yapı ve Kredi Bankası olduğu varsayılmıştır, işveren markası boyutları ayrı ayrı ele alındığında da, bankalar arasında farklılaşmalar bulunmaktadır.
Sosyal medyada kurum kimliği yönetimi: Türkiye'nin en büyük 500 şirketi üzerine bir araştırma
Sosyal medya hem bireyler hem de kurumlar açısından günümüzün en önemli iletişim araçlarından biri haline gelmiştir. İşletmeler, organizasyonlar ve kuruluşlar sosyal medyayı hedef kitleleri ile iletişim kurmada önemli bir araç olarak görmeye başlamıştır. Yapılan araştırmalar, kurumsal sosyal medya kullanımının her sene artmakta olduğunu ortaya koymaktadır. Ancak, sosyal medyada yer almaktan daha önemli olan bu ortamın nasıl kullanıldığıdır. Sosyal medyanın sağladığı avantajlardan faydalanmak ve kurum imajını artırmak amacıyla kurumların kendilerini, diğer bir ifade ile kurumsal kimliklerini sosyal medyada doğru bir şekilde temsil etmeleri büyük önem taşımaktadır. Bu çalışma, kurumların sosyal medyada kimliklerini nasıl yansıttıklarını ve yönettiklerini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaç doğrultusunda, 2013 yılında Fortune tarafından belirlenen Türkiye'nin en büyük 500 şirketi içerisinden alınan örneklemin resmi Facebook hesabı, içerik analizi yöntemi ile değerlendirilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na göre şirketin kendi paylarını iktisap etmesi
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, anonim ve limited şirketlerin kendi paylarını iktisap etmesi konusunda, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu?nda benimsenen kural olarak şirketin kendi paylarını iktisap edememesine ilişkin sistemi bertaraf etmiş ve anonim ve limited şirketlerin kendi paylarını iktisap etmesine Kanunda belirtilen şartlara ve sınırlamalara uymak şartıyla izin vermiştir. Ayrıca Kanun, anonim şirketlerle ilgili düzenlemelerde, payların iktisabının bir nevi zorunluluk arz ettiği durumlar açısından, anonim şirketin kendi paylarını iktisap etmesinin sınırlandırmalarına ve şartlarına ilişkin bir kısım istisnalar kabul etmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, bu sistemi esas itibariyle, Avrupa Ekonomi Topluluğu?nun 13 Aralık 1976 tarihli 77/91 sayılı İkinci Şirketler Yönergesi?ndeki kurallardan esinlenerek kabul etmiştir. Anonim şirketin kendi paylarını iktisap etmesi, Kanunun 379 ilâ 389 uncu maddeleri arasında düzenlenmiştir. Limited şirketin kendi paylarını iktisap etmesi ise, Kanunun 612 nci maddesinde ele alınmıştır. Bu çalışmada, anonim ve limited şirketlerin kendi paylarını iktisap etmesinin şartları, istisnaları ve sonuçları ele alınmıştır. Bu konular incelenirken ihtiyaç duyuldukça, mehaz düzenlemelere değinilmiştir. Ayrıca bir şirketin kendi paylarını iktisap etmesinin sebepleri ve sağladığı faydalar, şirketin kendi paylarını iktisap etmesi durumunda ortaya çıkabilecek sakıncalar ile şirketin kendi paylarını iktisabının hangi yollarla gerçekleşebileceği ele alınmıştır. Tüm bunlar ele alınmadan önce, anonim ve limited şirketler açısından pay ve pay senetleri hakkında, çalışmanın konusu açısından faydalı olabileceği düşüncesiyle, çalışma konusu kapsamında olmak üzere kısa bilgiler sunulmuştur.
Dijital dönüşümün şirketlerin ekonomik faaliyetlerine katkısı
Endüstri 4.0 ile gerçekleşecek olan şirketlerin dijitalleşmesindeki ana amaç; kaynak verimliliğinin sağlanarak, üretkenliğin ve ürün çeşitliliğinin artırılarak, optimizasyon ve akıllı üretim teknikleri ile ürün ve hizmet üretiminin daha düşük maliyet ile daha kaliteli bir şekilde organize edilmesi sonucu şirketlerin rekabet gücünü artırmalarıdır. Tez kapsamında; endüstri 4.0 ile ilgili tanımlamalar, bu kavramın önemi, dijitalleşme de herbirinde farklı bir önemi olan endüstri 4.0 teknolojileri, bunların tanımlamaları ve şirketlerde kullanımlarına yönelik örnekler verilmiştir. Farklı sektörlerin dijitalleşme stratejileri ve öncelikleri farklı olması nedeni ile tek bir sektöre odaklanmak yerine imalat, otomotiv, lojistik, gıda ve tarım, eğitim, perakende, finans ve bankacılık, telekomünikasyon ve medya, reklamcılık gibi farklı uygulamalara ve farklı ihtiyaçlara sahip sektörlerin genel anlamı ile dijital dönüşümleri tartışılmış ve global ölçekte bazı girişimlerden bahsedilmiştir. Ayrıca, tez çalışmasında şirketlerin dijitalleşmesi ile birlikte ekonomik, çevresel, sosyal süreçlerde bazı fırsatlar tartışılmış aynı zamanda bu dijital dönüşümün ihracata etkilerinden ve bazı stratejilerden ilgili raporlar yorumlanarak bir değerlendirme yapılmıştır.
Aile şirketlerinde kurumsallaşma ve yönetimin devri: Uşak OSB'nde örnek uygulama
Aile şirketleri ülke ekonomisinin büyümesinde önemli katkı sağlayan kuruluşlardır. Aile şirketlerinin bir çalışma konusu olarak ortaya çıkması ile birlikte bu işletmelerde kurumsallaşma ve yönetimin sonraki kuşaklara devri hususu gündeme gelmiştir.Bu çalışmamızda aile şirketlerinde kurumsallaşma ve yönetimin devri ilişkisi araştırılmış ve ortaya çıkan sorunlara çözüm önerileri getirilmiştir.Anahtar Kelimeler: 1) Kurumsallaşma, 2) Aile Şirketleri, 3) Yönetimin Devri
Örgütsel faktörlerin kurumsal kaynak planlaması ve örgütsel performans üzerindeki etkisi: İMKB şirketleri üzerine araştırma
Rekabet üstünlüğü elde etmek isteyen işletmeler uyguladıkları kurumsal kaynak planlaması yazılımlarından ciddi başarı beklemektedirler. Kurumsal kaynak planlaması uygulamalarının maliyetli karmaşık ve zaman alıcı bir sürece sahip olması, bu uygulamaların yüksek düzeyde başarısız olmasına neden olmuştur.Çalışmanın amacı, kurumsal kaynak planlaması yazılımlarının başarılı bir biçimde uygulanması için dikkate alınması gereken örgütsel faktörleri tanımlamak ve örgütsel faktörlerin kurumsal kaynak planlaması uygulama başarısı üzerindeki etkisini ve KKP uygulama başarısının örgütsel performansa yansımalarını analiz ederek önerilerde bulunmaktır.Bu kapsamda çalışmada kurumsal kaynak planlaması başarısını etkileyen stratejik yönetim seviyesindeki örgütsel faktörlere odaklanılmıştır. Bu faktörler, Üst yönetim desteği, CEO-BT mesafesi, iş süreçlerinin büyümesi ve stratejik niyettir. Çalışmamız aynı zamanda KKP başarısının örgütsel performansa yansımalarını da incelemiştir. Çalışmamız Türkiye'de faaliyette bulunan ve İstanbul menkul kıymetler borsasında (İMKB) hisseleri işlem gören işletmeleri üzerine yapılan bir uygulamayla açıklanmıştır. Çalışmamız son dönemlerde yoğun kullanım alanı bulan KKP uygulama başarılarına yönelik katkılarda bulunmayı hedeflemektedir.
Institutional and organizational underpinnings of corporate social responsibility and corporate governance practices: BIST listed companies, 2010-2017
New institutionalism attaches importance to institutional effects in explaining the adoption or diffusion of organizational practices. Although isomorphism and decoupling are commonly studied concepts, studies examining both of these are rare. In addition, organizational practices are often examined individually in the literature, and the consequences of their differences are not considered. In this thesis, in order to conceptualize the deficiencies in the literature and to contribute to these issues with empirical analysis, this thesis examines the adoption and decoupling of two different organizational practices. These practices are corporate social responsibility and corporate governance. Since these are different practices, their adoption is thought to be shaped by different institutional and organizational antecedents. In addition, it is assumed that decoupling in different applications is determined by different predictors. In this exploratory research, empirical data were collected for companies listed in Borsa Istanbul (BIST) for the years 2010-2017. Data on the institutional and organizational antecedents of these practices regarding the extent to which these companies have adopted and implemented corporate governance and corporate social responsibility were collected and analyzed longitudinally. Empirical findings show that the antecedents of adoption and practice differ, and that the antecedents of each differ also between the practices that we examine.
İslam hukukunda borcun şirketlerin sermayesi üzerindeki etkisi
Çağımızda borca dayalı işlemler ciddi anlamda artmış ve görmezden gelinmesi imkânsız bir gerçeklik halini almıştır. Öyle ki, çoğu kimse ya borçlu ya da alacaklı bir vaziyete gelmiştir. Aynı durum ticarî kuruluşlar için de geçerlidir. Bu araştırmanın problemi, şirket borçlarının sermaye üzerinde nasıl bir etkiye sahip olduğudur. Zira şirketler, ticâri faaliyetlerini yürütmek üzere çoğu zaman borçlanmak suretiyle dış finansman sağlama yoluna gitmektedirler. Daha da ötesi sırf borca dayalı işlemlerde bulunmak üzere kurulmuş olan veya sermayesi salt borçtan müteşekkil olan şirketler de mevcuttur. Bu çalışmada sermaye kavramı, sermaye türleri, borç kavramı, borç türleri, İslam hukuku açısından caiz olan borçlanma çeşitleri ve borcun şirketlerin sermayeleri üzerindeki etkileri ele alınmıştır. Bu manada öncelikle borçlanmanın hükmü ortaya konulmaya çalışılmış, kimi borçlanma türlerinin caiz olmadığı, kimisinin caiz olduğu beyân edilmiştir. Bununla birlikte borç satışından söz edilmiş ve birçok formunun bulunduğu izah edilerek bazısının İslam hukuku açısından caiz olduğu, bazısının caiz olmadığı açıklığa kavuşturulmuştur. Tezin asıl konusunu teşkil eden borcun şirket sermayeleri üzerindeki etkisi incelenirken, borcun hisse alım satımına etkisi ve ortak giriş çıkışına etkisi gibi temel hususların yanı sıra manevî varlıkların sermayeye etkisi, değersiz alacakların sermayeye etkisi, sermaye güvenliği ve iflasın sermayeye etkisi gibi konular ele alınmıştır. Bunlar ele alınırken de özellikle sermayeye dair zekât konularına temas edilmiştir. Çalışmada varılan en önemli sonuçlardan biri, aşırı borçlanmanın yüksek oranda olumsuz etkilere sahip olduğu, bu nedenle borçlanmanın belirli kural ve sınırlar dâhilinde yapılması gerektiğidir.
Kurumsal eşbiçimsellik, pazarlar, firma kaynakları ve gelişmekte olan ekonomilerde şirket gruplarının farklı iş kollarına girmesi: Türk şirket grupları üzerine bir çalışma
IV ABSTRACT INSTITUTIONAL ISOMORPHISM, MARKETS, FIRM RESOURCES, AND BUSINESS GROUP CORPORATE DIVERSIFICATION IN EMERGING ECONOMIES: A STUDY OF TURKISH BUSINESS GROUPS Bahattin KARADEMİR Ph.D. Thesis, Department of Business Supervisor: Prof. Dr. Hüseyin ÖZGEN Co-advisor: Prof. Dr. Richard N. OSBORN September 2004, 164 pages This study focuses on business group corporate diversification patterns of Turkish Business Groups. For the purposes of this study, three stream of works which are institutional-based, market-based, and resource-based view of the business groups are reviewed. The institutional-based view emphasizes role of institutions in the emergence and the functioning of the business groups. The market-based view emphasizes the role of markets in the emergence and the functioning of business groups. The resource-based view emphasizes role of organizational assets in the emergence and functioning of the business groups. In general research results provide support for the relationships between institutional context, markets, organizational resources, and business group corporate diversification. Diversification level of the business groups established in different institutional time periods varies due to the institutional settings differed between these periods. Business groups that have emerged after liberalization are less diversified than those that have been founded under state-domination. Diversification level of the business groups varies by the existence of a bank within the business group. Diversification level of business groups is positively associated with the size of business groups. Diversification level of business groups is directly associated with the time business groups are founded. Finally, implications of the research are discussed. Keywords: Business groups; Turkish Family Holdings; Business group corporate diversification; Emerging Economies; Turkey.
فرائد اللآلئ للعلامة يحيى بن عبد الله فخر الدين الرومي في الفقه الحنفي(ت: 864ه) من باب الشركة إلى باب العتق (دراسةً وتحقيقاً)
This thesis investigated a section of the book "Farad Al-La'ali" which wroted by the sufi hanafi jurist sheikh Yahya bin Abdullah Fakhr al-Din al-Adranwi (d. 864 AH): from the chapter of al-Sharikah (partnership) to the chapter of al-Itiq (manumission). The book is a summary of the fatwas of Hanafi jurisprudence, arranged on the chapters of jurisprudence that collected from the explanations and fatwas. The importance of this book comes from being specific to issues that people share and need all the time and they ask scholars and specialists about them. It also included strange, rare and controversial fatwas of the Hanafi jurists. The study followed the historical descriptive approach in presenting the biographical and scholarly biographies of the author and the political, social and educational aspects of his era, while the scientific method used in the investigation and commentary on the book: such as writing the text, justify the text with diacritics, comparing the copies, attributing the sayings, and extracting the issues and documenting them. The most important conclusion of the study was: The author The author quoted more than a hundred books of precious hanafı sources most of them are still in manuscript form, not printed yet and some of them are lost. Likewise, most of the author's mental and logical reasoning when rooting for the researched jurisprudential issues, and his citation of the texts of the Qur'an and Sunnah are few. As well as the creativity of the Sheikh in dividing the book into chapters, and put the issues into sections to make it easier to benefit from, he was also proficient in dealing with jurisprudential issues and choosing the most correct of the sayings according to evidence and utility. The author also put forward a lot of important fatwas on issues of partnership, waqf, marriage, divorce, breastfeeding and manumission in a way that benefits specialists, students and Judicial and legislative specialists. Keywords: Jurisprudence(fiqh), Faraed Al-La'ali, Yahya Al-Roumi, al-Sharikah (partnership), al-Itiq (manumission)
The relationship between financing structure and some financial performance indicators
Having sufficient financial resources is essential for companies to practice their activities effectively. They are the key factors for companies' survival and continuity in the market. The subject of the financial structure and its effect on financial performance has been paid more attention recently. The optimal mix of financial structure has become one of the most important issues of companies' operating systems. This study is applied to some companies in Iraq. The study tested the effect of financial structure on financial performance in a sample of Iraqi companies. The importance of this study is to provide pieces of evidence about the effectiveness of the financial structure in these companies. The study hypothesis is that the financial structure of Iraqi companies has a positive and significant effect on their financial performance. The study used monthly time series data from 2003-2020 that was taken from the Ministry of Industry and Minerals in Iraq. The SSPS programming was used to run five linear regression models. The models test the effect of financial structure on the financial performance of each company and of all companies together. The results of these models indicate that the financial structure has a very limited effect on the financial performance of Iraqi companies. These results support the study hypothesis.
Şirketlerde yatay birleşme ve devirler: Türkiye üzerine bir uygulama
Tez çalışmamızın amacı Türkiye'de 2004-2006 yılları arasında yaşanan yatay şirket birleşmelerinin, piyasa yapısında yarattığı değişime koşut olarak fiyatlar üzerindeki etkisini dolaylı yoldan saptamak suretiyle, pazar gücü yaratıp yaratmadığı konusu ve tüketici artığında birleşme kaynaklı değişimin yönü üzerinde bir sonuca ulaşmaktır.Yatay birleşmelerin değerlendirilmesinde odak noktayı oluşturan geleneksel yaklaşım ile verimlilik artışı yaklaşımının öngörüleri çerçevesinde birleşmeye katılmamış rakip firmaların sermaye piyasası verileri ile sektörel yoğunlaşma seviyeleri kullanılarak pazar gücü hipotezi test edilmiş ve çalışmaya dâhil edilen yatay birleşmelerin tekel gücü yarattığı yönünde önemli bulgulara ulaşılmıştır.Bunun yanında, belirli varsayımlar altında, tüketici artığında olumsuz bir değişim olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ancak, tüketici artığındaki azalmanın boyutları bilinmediğinden yatay birleşmelerin net refah etkisi konusunda değerlendirme yapılmamıştır.
Türk, Amerikan, İngiliz ve Fransız şirketlerinin web siteleri aracılığı ile gerçekleştirdikleri kurumsal sosyal sorumluluk iletişimi üzerine bir araştırma
Bu çalışma, Türk, Amerikan, İngiliz ve Fransız şirketlerinin şirket Web siteleri üzerinden ne ölçüde Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) iletişimi gerçekleştirdiklerini ve bu iletişimin içeriğini karşılaştırmaktadır. Özellikle, bu çalışma şirket web sitelerindeki KSS ilkeleri (yaklaşımları), süreçleri ve paydaş konularını incelemektedir. Sonuçlar, dört farklı ülkedeki şirketlerin sosyal sorumluluk sahibi olarak tanınmak ve bu yönde çaba harcamak için aynı düzeyde istekli olmadıklarını ortaya çıkarmıştır. Ayrıca, Türk şirketlerinin, genel olarak KSS faaliyetlerinin web siteleri üzerinden iletişimini batılı şirketlere oranla daha az gerçekleştirdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Buna rağmen spor müsabakaları ve takımlarına sponsor olmak, eğitim ve çevre konuları gibi bazı KSS konuları ve alanlarında Türk şirketlerinin web sitelerinde yoğun olarak içerik paylaşdıkları tespit edilmiştir.
Şirket akademileri uygulamaları ve yetenek yönetimine etkisi: Allianz Akademi ve İnci akademi
Koşulların ve kuralların her geçen gün değiştiği günümüz şartlarında, bilgili olma, teknolojik gelişmeleri takip etme, kurumsal ve bireysel başarı için son derece önemli bir duruma gelmiştir. Bilginin sürekli olarak yenilenmesi hızlanarak değişen dünyaya ayak uydurmak için kritik bir konuya dönüşmüştür. Şirketler, bilginin devamlılığının sağlanması, bilgi ve becerileri en etkin şekilde kazandırabilmesi için bir çok yöntemi denediği görülmekle birlikte bu konuda farklı arayışlara da devam etmektedirler. Son dönemde şirketler bu anlamdaki sorunlarının çözümlerini şirket akademilerine yönelerek aramışlardır. Bu tezin amacı, şirket akademilerinin Türkiye'de algılanma biçimlerini, hangi aşamalarda olduklarını, aksiyon alma durumlarını, akademi amaçlarını ve bu amaçlar kapsamında uyguladıkları yöntemleri ve planlamaları değerlendirmektedir. Tez üç bölümden oluşmaktadır. Kavramsal çerçeveyi oluşturan ilk iki bölümde şirket akademileri ve yetenek yönetimi olguları anlatılmıştır. Üçüncü bölüm tezin uygulama bölümüdür. Bu bölümde Allianz Akademi ve İnci Akademi ele alınarak, şirket akademilerinin vizyonları, eğitim ve gelişim için yapmış oldukları çalışmalar ve yetenek yönetimi incelenmiştir. Çalışma kapsamında Türkiye'de bulunan iki şirket akademisi incelenmiş ve yetenek yönetimine olan etkileri değerlendirilmiştir. Araştırmada her bir çalışana yetenek yönetimi süreci için fırsat tanıyan Allianz Akademi, süreçleri verimli ve etkin değerlendirebildiği ve faaliyet alanı nedeniyle bütün çalışanlar için yetenek sürecinin gözlenmesinin zor olduğu bir organizasyon yapısını vurgulayan İnci Akademi'nin ise bu süreçler ile ilgili yeni eğitim programları üzerinde çalıştıkları görülmüştür.
Kurumsal yönetim uygulamaları ile bağımsız denetçi seçimi arasındaki ilişkinin incelenmesi: Borsa İstanbul'da bir araştırma
Bu çalışmanın amacı, şirketlerin kurumsal yönetim uygulamaları ile bağımsız denetçi seçimi arasındaki ilişkiyi Türkiye örnekleminde araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda, 2018-2020 yılları arasında Borsa İstanbul imalat sektöründe işlem gören şirketlere ait 475 firma-yıl verisi lojistik regresyon modeli ile analiz edilmiştir. Çalışmada bağımsız denetçi seçimini temsilen, denetim firmasının Dört Büyük (Big4) olup olmama durumu tayin edilmiştir. Ayrıca, şirketlerin kurumsal yönetim uygulamaları ile bağımsız denetçi seçimi arasındaki ilişki, denetim firmasının kamu yararını ilgilendiren kuruluşlara verdiği denetim hizmeti sayısı ve bağımsız denetim hizmetinden elde edilen denetim geliri açısından da incelenmiştir. Çalışmanın bulguları, bağımsız denetim firmasının Dört Büyük olması durumu ile yabancı yatırımcı ve yönetim kurulu üye sayısı değişkenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki olduğunu göstermektedir. Denetim firmasının kamu yararını ilgilendiren kuruluşlara verdiği denetim hizmeti sayısı ile kurumsal yatırımcı, yabancı yatırımcı ve yönetim kurulundaki kadın üye oranı değişkenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki olduğu da tespit edilmiştir. Son olarak; bulgular, bağımsız denetim hizmetinden elde edilen denetim geliri ile yabancı yatırımcı, yönetim kurulu üye sayısı ve yönetim kurulundaki kadın üye oranı değişkenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki olduğuna işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Yönetim, Bağımsız Denetçi, Bağımsız Denetçi Seçimi
Anonim şirket payının rehni
Anonim şirketin sermayesi paylara bölünmüş olduğundan; paylar başlı başına ekonomik değer olarak kullanılabilmektedir. Anonim şirket payı, teminat olarak önemli bir araçtır. Anonim şirket payı üzerinde rehin tesis edilerek, alacaklıya aynî teminat sağlanmaktadır. Anonim şirket payının rehni bir tür taşınır rehnidir. Anonim şirket payının rehni, rehin hukuku ve şirketler hukukunu ilgilendirir. Bu sebeple hem rehin hukuku hem de şirketler hukuku hükümleri uygulanır. Rehin hakkının kuruluşu, rehne uygulanacak hükümler ve rehnin kapsamı belirlenirken; her iki alanda yer alan doktriner görüş ayrılıklarının değerlendirilmesi gerekmektedir. Şirketler hukukundan kaynaklanan bazı haller, payı etkilemekte ve dolayısıyla rehin alacaklısının menfaatini ilgilendirmektedir. Bu hallerde oluşan yeni yapıda, rehnin durumu değişiklik gösterebilmektedir. Rehnin sona ermesi bakımından da şirketler hukukundan doğan haller önem arz etmektedir. Anonim şirket payının rehni, rehin hukukundan kaynaklanan sebeplerle de sona ermektedir.
Limited şirket sözleşmesi
Limited şirket 1892 yılında herhangi bir tarihi model alınmaksızın ilk olarak Almanya'da ortaya çıkmış bir şirket türüdür. Limited şirket ilk ortaya çıkışında saf sermaye şirketi olan anonim şirket ile saf şahıs şirketi olan kollektif şirket arasında bir ara form olarak tasarlanmıştır. Türk hukukuna ise Fransa örneğinden 1926 yılında alınmıştır. Gerek Türk hukukunda gerek karşılaştırmalı hukukta limited şirket, ara tür olma özelliğini kısmen korusa da, anonim şirketlere yakınlaştırılmıştır. Bu durum Türk hukukunda daha belirgindir. Gerçekten özellikle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile birlikte emredici hükümler ilkesi benimsenmiş ve müdürlerin seçiminde özden organ ilkesinden vazgeçilmiştir. Limited şirketin iktisadi hayattaki işlevi ülkemiz için oldukça önem taşır. Zira limited şirket Türk hukukunda en fazla tercih edilen ticaret şirketi konumundadır. Limited şirkette hâkim olan sorumluluk rejimi, limited şirketin anonim şirkete nazaran daha kolay kuruluşu ve şirket sözleşmesinin daha serbest oluşturma imkânı bu tercihte rol oynamaktadır. Çalışmamız limited şirketin anayasası niteliğindeki şirket sözleşmesini konu edinmektedir. Şirket sözleşmesi limited şirketin temelini oluşturur ve onun kurulmasını sağlar. Limited şirket sözleşmesinin çifte niteliğinden söz edilir. Zira o hem şirketin organizasyonunu şekillendiren bir organizasyon sözleşmesidir hem de katılımcıları için haklar ve yükümlülükler doğuran bir borç sözleşmesidir. Çalışmamızda limited şirket sözleşmesi bütüncül bir şekilde ele alınmaktadır. Özellikle emredici hükümler ilkesi başta olmak üzere şirketler hukukundaki ilkeler ışığında şirket sözleşmesinin içeriğinin ne şekilde oluşturulabileceği çalışmamızın temel konusunu oluşturur. Bunun için öncelikle limited şirketin ve şirket sözleşmesinin temel esasları ortaya konmakta ve emredici hükümler ilkesi ışığında her bir kayıt özelinde gerekli açıklamalar yapılmaktadır. Ayrıca limited şirket sözleşmesini doğrudan ilgilendiren şirket sözleşmesinin değişikliği ve yorumlanması gibi konular da çalışmamızda yer almaktadır. Anahtar kelimeler: Limited Şirket, Şirket Sözleşmesi, Emredici Hükümler İlkesi, Şirketler Hukuku
Şirket özellikleri ile bağımsız denetim firması seçimi arasındaki ilişkinin incelenmesi: BİST-100 şirketleri üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın amacı, Borsa İstanbul 100 endeksinde işlem gören şirketlerin karakteristik özelliklerinin bağımsız denetçi seçimi üzerinde etkisinin olup olmadığının araştırılmasıdır. Bu amaç doğrultusunda, 2016-2021 yılları arasında Borsa İstanbul 100 endeksinde işlem gören ve finansal olmayan şirketlere ait 468 firma-yıl verisi lojistik regresyon analizi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmada bağımsız denetçi seçimini, şirketin almış olduğu denetim hizmetinin dört büyük denetim firması tarafından verilip verilmeme durumu temsil etmektedir. Analiz sonuçlarına göre, toplam aktiflerin logaritması ve kaldıraç oranı ile dört büyük denetim firması seçimi arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir ilişki tespit edilmiştir. Halka açıklık oranı, halka açılma yaşı ve yönetim kurulu bağımsız üye sayısı ile dört büyük denetim firması tercihi arasında istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönlü bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Kar ya da zarar açıklama durumu, aktif karlılık oranı, firma yaşı ve yönetim kurulu üye sayısı ile dört büyük denetim firması seçimi tercihi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir.
Denetim komitesi özelliklerinin finansal raporlama şeffaflığına etkisi: Kurumsal yönetim endeksinde yer alan şirketler üzerine bir araştırma
Kurumsal yönetim uygulamalarının yetersiz olmasının ve düşük kalitedeki finansal raporların neden olduğu muhasebe skandalları neticesinde sermaye piyasalarında şirketlerin sunmuş oldukları finansal bilgilere duyulan güven azalmıştır. Paydaşların haklarını güvence altına alabilmek ve kamu güvenini yeniden kazanabilmek adına şeffaflık düzeyi yüksek finansal raporların hazırlanması bir gereklilik olmuştur. Bu bağlamda, denetim komitesinin kurumsal yönetim anlayışı içerisinde sorumlulukların yerine getirilmesinde ve finansal raporlama sürecinin iyileştirilmesinde kilit rol oynadığı ileri sürülmektedir. Bu noktadan hareketle; bu çalışmanın amacı, denetim komitesi özellikleri ile şirket tarafından sunulan finansal raporların şeffaflık düzeyi arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, 2007-2021 yılları arasında Borsa İstanbul Kurumsal Yönetim Endeksi'nde işlem gören finansal olmayan kuruluşlardan elde edilen 402 firma/yıl verisi en küçük kareler yöntemi ve sabit etkiler modeli ile analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları, denetim komitesinde kadın üyenin varlığı ve denetim komitesinin yıl içerisinde gerçekleştirdiği toplantı sıklığı ile sunulan finansal raporların şeffaflık düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü ilişkinin olduğuna işaret etmektedir. Ayrıca denetim komitesinin üye sayısı ile sunulan finansal raporların şeffaflık düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif yönlü bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Diğer taraftan çalışmanın bulguları, denetim komitesinin tecrübesi ve uzmanlığı ile finansal raporların şeffaflık düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilemediğini göstermektedir. Araştırmanın sonuçları; politika yapıcılara, yatırımcılara ve muhasebe meslek mensuplarına denetim komitesi özelliklerinin kurumsal raporlama süreçlerinin izlenmesinde söz konusu komite etkinliği ile ne yönde ilişkili olduğu konusunda kanıtlar sunmaktadır. Anahtar kelimeler: Kurumsal yönetim, denetim komitesi, finansal raporlama şeffaflığı.
The impact of private military companies on hybrid warfare: Wagner in Ukraine, Syria, and Libya
This dissertation intends to identify the underlying dynamics of the impact of PMCs in hybrid warfare by building on focused literature on PMCs and the broad literature on the role of non-state armed actors in hybrid warfare. Relying on an in-depth examination of Russian PMC Wagner, this research adopts a qualitative research method fostered by a cross-case study design and interactive data analysis methods through a series of semi-structured interviews. The analytical framework focuses on the PMCs' instruments of power at the operational and tactical levels and the logic and motives behind the combat contract, which are translated to specific behavioral operational patterns and roles. The application of the analytical and methodological frameworks has resulted in a set of conclusions describing typical interactions of PMCs in hybrid warfare, which helps understand hybrid conflict dynamics in practical applications. Wagner provides the premium package of battlefield services at the operational level in Syria, Libya, and Ukraine with different capacities. The degree of used capacities differs based on the rationale behind the intervention in the conflict, which ultimately defines the autonomy of the PMC and hence the degree to which PMCs operate as proxies obedient to their sponsor. The findings aim to take primary steps in filling the knowledge gap surrounding this prominent actor, which is expected to build further awareness of how PMCs activities on battlefields can be labeled in practice and theory.
İlişkili taraf açıklamaları ve Türkiye'deki şirketler üzerinde ampirik bir çalışma
Finansal tablo kullanıcıları için finansal raporların şeffaf ve güvenilir olması önemlidir. Şeffaflığı arttırmak için açıklanması gereken bilgiler arasında ilişkili taraf işlemleri de bulunmaktadır. İlişkili taraf işlemleri ile ilgili ülkemizde çeşitli kanunlar ve düzenlemeler bulunmaktadır. Bu kanunlar ve düzenlemeler çerçevesinde ilişkili taraf işlemlerinin en doğru şekilde açıklanması beklenmektedir. Fakat bazı durumlarda şirketler kendi çıkarları doğrultusunda ilişkili taraf işlemlerini kötüye kullanabiliyorlar. Yapılan çalışmalar incelendiğinde, yabancı literatürde yapılmış ilişkili taraf işlemlerine ilişkin bazı ampirik çalışmaların sonuçlarına göre şirketlerin ilişkili taraflarla yaptıkları işlemler sonucunda kazançlarının farklı yönlerden etkilendiği ve şirketlerin bu yolla kazançlarını arttırıp azalttıkları görülmüştür. Türkiye'deki literatür incelendiğinde ilişkili taraf işlemlerine ilişkin yeterince ampirik çalışmalar bulunamamıştır ve Türkiye'deki şirketler üzerinde yapılacak çalışmanın diğer ülkelerdeki ile benzer olup olmadığı merak konusu olmuştur. Bu çalışmanın amacı Türkiye'deki işletmelerin ilişkili taraf işlemlerinin artışındaki ya da azalışındaki kriterleri ve işletmenin raporladığı ilişkili taraf işlemlerinin işletmenin kârlılığı ile ilişkili olup olmadığını açıklamaktır. Bu kapsamda BİST'te işlem gören 285 şirketin 2015-2018 yılları arasındaki verileri alınarak t testi, anova testi ve regresyon analizi ile analizler yapılmıştır. Analizler sonucunda ilişkili taraf işlemlerinin artış ve azalışında etkili olan bazı kriterler ortaya konulmuş ve ilişkili taraf işlemlerinin kârlılık üzerindeki etkisi ölçülmüştür.
Borsa İstanbul'da işlem gören şirketlerde finansal analiz
Yatırımcılar yatırım kararı alırken şirketlerin geçmiş yıllarda sergilediği finansal performansı incelerler. Şirketin geçmiş yıllarda gösterdiği finansal performansı gelecek yıllarda da devam edeceği varsayılır. Şirketlerin varlıkları, gelirleri, kârı ve kârlılığı her geçen yıl artıyorsa gelecek yıllarda da aynı trendi izlemesi beklenir. Geçmiş yılların finansal tablo verileri şirketlerin finansal durumunu değerlendirmek için oldukça önemlidir. Finansal tablolar finansal tablolar analiz teknikleriyle analiz edilmektedir. Bu çalışmanın amacı yatırımcıların yatırım kararları alırken şirketlerin finansal analizini yaparak finansal performanslarını değerlendirmelerine katkı sağlamaktır. Borsa İstanbul'da Kâğıt ve Kâğıt Ürünleri, Basım ve Yayın sektöründe işlem gören 13 şirket çalışmanın uygulamasında kullanılmaktadır. Şirketlerin finansal verilerinin güncel olması amacıyla 2015-2019 dönemine ait son beş yıllık finansal tablo verileri kullanılmıştır. Çalışmada finansal tablo analiz tekniklerinden oran analizi, dikey analiz ve trend analizi yöntemleri kullanılmaktadır. Oran analizinde likidite, faaaliyet devir hızı, mali yapı ve karlılık oranlarından olmak üzere 20 oran kullanılmaktadır. Dikey ve trend analizinde nakit ve nakit benzerleri, ticari alacaklar, stoklar, dönen varlıklar, duran varlıklar, kısa ve uzun vadeli yabancı kaynaklar, öz kaynaklar, hasılat, satışların maliyeti, brüt kâr, esas faaliyet kârı ve net kâr hesapları kullanılmaktadır. Analiz sonucunda sektörün finansal performansının 2015-2018 döneminde her yıl artan bir trend gösterdiği, 2018 yılında zirve yaptığı ve 2019 yılında düştüğü tespit edilmektedir.
Limited şirketlerin vergi borçlarından dolayı kanuni temsilci ve ortakların sorumluluğu ve analizi
Limited Şirketten tahsil edilemeyen vergi alacakları dolayısıyla kanuni temsilci ve ortaklar takip edilirken idareler kanunları farklı yorumlayabilmekte, kanuni temsilci ve ortaklar sorumluluklarını bilememekte ve yargı kararlarını takip edemeyebilmektedir. Bu durum idareler açısından boşa zaman ve emek kaybına, kanuni temsilci ve ortaklar açısından ise şirket borçlarından sorumlu olmalarına neden olabilmektedir.Çalışmamızda vergi kanunları Danıştay kararları ile birlikte analiz edilerek limited şirket kanuni temsilci ve ortaklarının hangi aşamalardan geçerek vergilendirilmesi gerektiği incelenmiştir.Çalışmamızın birinci bölümünde; kamu alacağı kavramı, özellikleri çeşitleri ile kamu alacaklıları ve borçluları, bazı yabancı ülkelerdeki kamu borçlarından kanuni temsilci ve ortaklarının sorumluluğu incelenmiştir.İkinci bölümünde; limited şirketlerin ortak ve kanuni temsilcilerinin ödevleri, sorumluluklarında geçirdiği aşamalar ile kanuni düzenlemelerine ilişkin açıklamalar yapılmıştır.Üçüncü bölümde ise; Limited Şirketin vergi borcu nedeniyle kanuni temsilci ve ortaklar tarafından açılan davalar sonucu verilen kararlar incelenmiş. Bu kararlardan kanuni temsilci ve ortakların takibinde en çok karşılaşılan sorunlar seçilerek gruplamalar yapılmış, bu sorunların çözümüne yönelik olarak Danıştay'ın vergi dava dairelerinin görüşleri doğrultusunda öneriler getirilmiştir.Anahtar Sözcükler:1. Limited Şirket2. Kanuni Temsilci3. Ortak4. Vergi Borcu
Varlık yönetim şirketleri
Varlık yönetim şirketleri, bankalar Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ve diğer finansal kuruluşların sorunlu varlıklarını satın alıp çözümleyen, ya da bu varlıkların çözümlenmesi amacıyla söz konusu kuruluşlara danışmanık ve aracılık hizmeti veren; sermaye piyasası mevzuatının öngördüğü izinleri aldığı takdirde sermaye piyasasında da faaliyet gösterebilecek finansal kuruluşlardır. Şirketin anonim şirketi statüsünde kurulması sonucu, Bankacılık Kanunu ve Varlık Yönetim Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmeliğin özel hükümleri yanında Türk Ticaret Kanunun anonim şirketi düzenleyen hükümleri de uygulama alanı bulacaktır.Şirketin kuruluş ve faaliyete geçme aşamaları ayrılmış; kuruluşları ile ana sözleşme değişiklikleri Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, faaliyete geçmesi ise Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu iznine bağlanmıştır. Ayrıca şirket ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu arasındaki ortaklık ilişkisi de düzenlenmiştir. Bu kapsamda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun paylarının en az yüzde yirmisine sahip bulunduğu varlık yönetim şirketinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'dan devraldığı alacaklarla ilgili Bankacılık Kanunu m.132/8 ve 138/5 hükümlerinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na tanınan hak ve yetkilerden yararlanacağını da öngörülmüştür. Hüküm ile hukuk devleti ilkesine aykırı sonuçlar doğmaması için bu alacakların fon alacağı olarak değerlendirilmemesi gerekmektedir.İlgili düzenlemelerde varlık yönetim şirketlerin faaliyet konusu sorunlu varlıklar ile sınırlanmamıştır. Uygulamada hangi alacakların ne ölçüde sorunlu hale geldiği Bankalarca Kredilerin ve Diğer Alacakların Niteliklerinin Belirlenmesi ve Bunlar İçin Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ve banka ve diğer finansal kuruluşlar tarafından benimsenen karşılık ayırma ilkeleri çerçevesinde anlaşılabilecektir. Varlık yönetim şirketlerinin Yönetmelik ile sınırlı olarak sayılan faaliyetleri genel olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ve diğer finansal kuruluşların varlıklarının satın alınması, tahsil edilmesi, yeniden yapılandırılması ve satılması ile bu hususlarda aracılık ve danışmanlık yapılmasıdır. Anılan faaliyetler kapsamında gerçekleştilebilecek işlemlerin hukuki nitelikleri ise oldukça çeşitli olup, tipik sözleşmeler yanında atipik sözleşme türlerine de dahil olabilmektedir. Hukuki niteliği ne olursa olsun söz konusu ilişkiler bakımından ortaya çıkabilecek hukuki sorunlar ise, sözleşme öncesi ve sonrası aydınlatma yükümlülüğü ile bankacılık sırrının korunması konuları etrafında toplanabilecektir.