Modern painting art
91 theses under this subject heading
20.yy. resim sanatında popüler imge anlayışı
20. yüzyılın başlarından itibaren demokratikleşme ve endüstrileşme hareketlerinin etki alanını genişletmesiyle birlikte, popüler kültürün yükselişine eşlik eden artan oranda kitle iletişim imkanları, tüketimi özendirici politikalar, kitle kültürünün sanat alanındaki etkisi ve topluma yansımasıyla ortaya çıkan yeni bakış açıları, özellikle modern resim sanatı üzerinde etkisini göstermiştir. Bu çalışma, popüler kültürün ortaya çıkışıyla modern resim sanatında meydana gelen kaçınılmaz değişimleri analiz etmeyi ve resmi oluşturan imgenin 20. Yüzyılda ortaya çıkan sosyal, entellektüel ve kültürel hareketlerden ne şekilde etkilenerek bir değişime uğradığını incelemeyi amaçlamaktadır. Bu hedefini gerçekleştirebilmek amacıyla, popüler kültürün dönüşümünü, kültürel çevreyi incelemekte ve imgenin farklı formlara dönüştüğü bu yolculuğunu Kübizm, Soyut Dışavurumculuk, Pop Art, Dadaizm, Yeni Dadaizm'in yanısıra; Video Art ve Dijital Art gibi yeni sanat ortamlarını ele almaktadır. Bu çalışmanın önemi, temel anlamda imgenin belirli bir süreç içinde uğradığı değişimleri analiz eden ve özellikle de geçtiğimiz yüzyılı hedef alan çalışmaların az miktarda olmasıdır.
Resimsel bir ifade aracı olarak ışık boyama
18. yüzyılla birlikte ışığa duyarlı kimyasalların gelişmesi ve 19. yüzyılın ilk yarısında ilkel örneklerine rastlanmaya başlanan fotoğraf makinesiyle ışık "yakalanabilir" olmuştur. Bu gelişme ışık algısının değişmesinde rol oynamış ve ışığı yakalayabilecek teknolojiler sayesinde ışıkla form vermek/oluşturmak sanatın konularından biri olma şansı elde etmiştir. Fotoğraf ve sinema teknolojisi alışılmamış yollarla buna olanak sağlarken hem bu yeni malzemeden yararlanmak hem de form üzerinde boya resimde olduğu kadar kontrol sağlamak isteyen sanatçılar, ışığı boya, fotoğraf filmini tuval gibi kullanmaya çalışmıştır. Pek çok farklı isimle anılmaya başlayan ışık boyama için döneminde Picasso ve Matisse gibi sanatçılarla medya tanınırlığı sağlanmaya çalışılsa da ışık boyama sanatçılarının, görünmez bir boyayı görünmez bir tuvale sürmeye benzettiği tekniğin yaygınlaşmasında Picasso'nun ışığı(!) dahi yeterli olmamıştır. Dijital fotoğraf çağı ise pek çok hafızada fotoğraf makinesiyle yapılan ışıklı numara olarak kaldığı söylenebilecek ışık boyamayı yeni bir döneme taşımıştır. Film çağından (analog çağdan) sonra dijital çağ, ışık boyamanın görünmez kaldığı süreyi kısaltan, bir "kurtarıcı" olmuştur. Neredeyse bir buçuk asır öncesiyle karşılaştırıldığında, 21. yüzyılda görülen, elektrikli ışık kaynaklarının zenginliği ise disiplin mi, teknik mi olduğuna karar verilememiş bu "alanı"; ışığı, zamanı ve hareketi forma dönüştüren, tanımlanmamış ve pek tanınmamış bir yığın haline getirmiştir. Araştırma bu yığını olabildiğince açıklamaya ve çoğu zaman devrin hilecisi Photoshop'la karıştırılan ışık boyamaları çözümlemeye çalışmıştır. Işık boyamanın resimsel bir ifade biçimi olarak kullanılabileceği, ağırlıklı olarak form oluşturmakta sunduğu olanaklar perspektifinden incelenmiş, ışık boyamanın biçimsel etkileri ve uygulama yöntemleri bu kapsamda değerlendirilmeye tabi tutulmuştur. Bu değerlendirme ve incelemeler doğrultusunda ışık boyamanın bir resim yapma yöntemi olabileceği savunulmuştur.
Türk sanatında düş, bellek ve gerçeküstücülük
İnsanların bilinçaltının sırlarını, inceliklerini, düşlerin gizemini çözmek, insanlar için hep merak konusu olmuştur. Gerçeküstücü eylemin ön planında olan düştür. Çünkü insanlığın bu zamana kadar hep merak ettiği ve yorum yaptığı bir konudur. Kişinin asıl benliğini oluşturan öğeler, hep bastırılmıştır. Bunların üzerindeki baskı kalktığı zaman ortaya çıkan dışavurumlar sanata yansıtılmıştır. Burada asıl önemli konu Gerçeküstücü eylemde nesnenin değiştirilmesi unsurudur. Nesnenin dönüştürülmesi, değiştirilmesi meselesi düşlerde de ortaya çıktığı gibi Gerçeküstü akımın oluşumunda önemli katkısı vardır. İmgeye dış dünyanın baskısıyla verilen tanımlar Gerçeküstücü düşüncede tamamen değiştirilmiştir; nesneler sanatçının iç dünyasına göre dıştan bir etki olmadan tanımlanmaya başlanmıştır. İnsanın iç dünyası sürekli bir fantezi dünyasıdır. Sanatçılar buradaki sentezi dışa aktarmaya çalışarak insanın iç dünyasını anlamaya ve ona yönelmeye başlamışlardır. Sanatçının kişiliği eseri aracılığıyla derinliğini yansıtır, tarz ve kişilikleriyle şekillenen sanat eseri gitgide daha dışavurumcu bir hal almış, bilinçaltının artık dışa yansıma için yol aradığı psikolojik durum kendini göstermiştir. Düş dünyasına nüfuz eden bilinçaltı artık sanat hayatına da nüfuz etmeye başlamıştır. Mantık ve estetik yargının engellediği ruhsal sanat ortamı, bu olguların göz ardı edilmesiyle kendini rahatça yansıtma gücünü elde etmiştir. Artık fizik ötesi bir âlem içerisinde yeni bir evren anlayışı Gerçeküstücü bir tavırla insan hayatına nüfuz etmektedir. Düşsel durum insanın kendini daha iyi kavramasına, hayal gücü dünyasını keşfetmeye olanak sağlamıştır. Gerçeküstücülük bu amacı görünür kılarak sunmuştur. Otomatizm, büyü, mistisizm, mizah, gerçeküstücü nesnelerle fantastik olanı arayan ve bu tekniklerle asıl gerçekliğe ulaşmaya çabalayan sanatçılar arzu ve isteklerini dışa yansıtarak belleklerindekileri boşaltmış ve iç dünyanın çözümüne ulaşmaya çalışmışlardır. Biçim ve renk olgularından ziyade Gerçeküstücülükte esas alınan öge duygudur. Çağdaş Türk Sanatında oluşmaya başlayan akımlar Güzel Sanatlar Akademisi'nden bir grup sanatçının yurtdışına gidip oradaki sanat ortamlarıyla kaynaşmasıyla ve yeni ağlarla yeni sanat çevrelerini tanımasıyla oluşmuştur. Bu bağlamda yeni sanat anlayışları Türk Resmine hâkim olmaya başlamıştır. Bunlardan biri de Gerçeküstücülüktür. Gerçeküstücülük ile birlikte fantastik ögelerden ve farklı sanat akımlarından da yararlanan Türk Sanatçılar, Çağdaş Sanatı geliştirmede ve uygulamada önemli adımlar atmışlardır. Bu sanat akımında önemli olan nokta düşler ve bilinçaltının derinliklerinde yatan sırlardır. Amaç bilinçaltının usun boyunduruğundan çıkartılarak insanı daha iyi tanımlamaya, onun sınırlarını aşmaya yöneltmektir. İnsanın iç dünyasını, fantezilerini ön plana çıkarmaya çalışan sanatçılar, nesnelere bambaşka anlamlar yükleyerek, doğayı yorumlamışlardır.Etkilendiği akım yıkıcı olmasına rağmen, Gerçeküstücülük yıkıcı bir faaliyet değil, yapıcı bir ifade aracı olarak kendini göstermiştir. Türk Sanatçılar bu bağlamda Batı Sanatını inceleyerek Türk Resminde o etkiyi oluşturmuşlardır.
Çağdaş Türk resim sanatında soyutlamacı resim anlayışı ve Seyyit Bozdoğan
Bu araştırmanın amacı Türk ve Dünya Resim sanatına damga vurmuş, dönemlere göre farklı anlayışlar benimseyerek Türk ve Dünya Resim Sanatına zenginlik katan Seyyit Bozdoğan ve eserlerini Türk Resim sanatı açısından irdelemek ve okuyucuyu bu açıdan bilgilendirmektir. Çalışmada araştırma yöntemlerinden literatür taraması kullanılmış ve sanatçı ile görüşme(röportaj) yapılmıştır. Röportaj sorularının hazırlanmasında araştırmacı tarafından bir soru havuzu oluşturulmuş soru havuzunda bulunan sorular danışmanın değerlendirmesine sunulmuştur. Danışman onayıyla, 13 soru röportaj soruları olarak belirlenmiştir. Seyyit Bozdoğan'ın hayatı, sanat yaşamındaki doğuşu, gelişimi, zaman içinde etkileşim yaşadığı ve sanatına yön veren akım türleri ve sanatsal diğer özellikleri irdelenerek oluşturduğu sanat eserleri karşılaştırılmıştır. Sanat eserlerini meydana getirirken kullandığı teknik bilgiler ile toplumsal olgulara eleştirel bakan yapısı yerine, son dönem işleri dikkate alınarak incelenmiş ve bulgular eşliğinde Türk ve Dünya resim tarihindeki etkileri ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Çağdaş, Soyut, Sanat, Resim.
1950 sonrası Türk resim sanatında doku
Araştırmada 1950 sonrası Türk resim sanatında doku öğesi kuramsal bir çerçevede incelenmiştir. Ayrıca resimlerinde dokunun öğesini kullanmasıyla öne çıkan sanatçıların doku öğesine ilişkin görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır.Araştırmanın birinci bölümünde; doku'nun tanımı, dokuların ortak özellikleri, dokuların algılanması, dokuların oluşumları açıklanmış ve doku çeşitleri olarak; doğal doku, görsel (yapay) doku, güncel doku, optik doku ve dinamik dokulara yer verilmiştir. 1950 sonrasında Türk resim sanatına değinilmiş, Türk resim sanatında dokunun kullanımı, yeri ve öneminden bahsedilmiştir.Araştırmanın ikinci bölümünde, araştırmanın modeli, katılımcılar, veri toplama süreci, verilerin analizi ve yorumlanması yer almaktadır. Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir.Araştırmada, amaçlı örnekleme yöntemi ile Türk resim sanatında, tuval resminde doku unsuru ile dikkat çeken altı sanatçı, örneklem olarak belirlenmiştir. Resimlerinde doku öğesine yer vermelerinden dolayı Devrim Erbil, Mehmet Güleryüz, Halil Akdeniz, Erkan Özdilek, Ahmet Yeşil ve Ünsal Kınıklı ile yapılan görüşmelere yer verilmiştir.Bu araştırmada, araştırmanın problemi doğrultusunda hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme soruları kullanılmıştır. Verilerin analizleri yapılırken, içerik analizinden yararlanılmıştır. İçerik analizinde temelde yapılan işlem, birbirine benzeyen verileri belirli kavramlar ve temalar çerçevesinde bir araya getirmek ve bunları okuyucuların anlayabileceği bir biçimde düzenleyerek yorumlamaktır. Araştırmada, tanımlanan bulgular araştırmacı tarafından açıklanmış, ilişkilendirilmiş ve yorumlanmıştır. Bulguların yorumlanmasında, katılımcıların görüşlerinden doğrudan alıntılar yapılmıştır.Araştırmanın üçüncü bölümünde, görüşme yapılan sanatçıların, dokunun önemine ilişkin görüşleri, 1950 sonrası Türk resim sanatında doku unsurunun tuval resminde değişimine ilişkin görüşleri, Avrupa resim sanatçılarıyla Türk resim sanatçılarının yapıtlarındaki doku farklılıklarına ilişkin görüşleri, sanatçıların kendi resimlerindeki doku ve kullandıkları malzemelere ilişkin görüşleri yer almaktadır.
Geleneksel Türk sanatlarının 1970 sonrası çağdaş Türk resmine yansıması
Bu araştırma Geleneksel Türk Sanatlarının 1970 Sonrası Çağdaş Türk Resmine Yansıması konusunu içermektedir. Araştırmada, geleneksel Türk sanatlarından minyatür ve hat sanatının çağdaş Türk resim sanatına yansıtılarak özgün sanat oluşturma süreci, gelişimi ve geleneksel sanatları günümüz sanat anlayışıyla yorumlayarak tuvallerine yansıtan sanatçıların örnek eserleri ele alınmıştır. Bu araştırmada geleneksel sanatların Türk resim sanatındaki plastik ve simgesel açıdan kullanımı ve Türk ulusallığını resimlere aktarılmasındaki rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Tarama modelinde desenlenen araştırma, 1970 sonrasında geleneksel Türk sanatlarının etkilerini yapıtlarına taşıyan sanatçılardan Erol Akyavaş, Ömer Uluç, Ergin İnan, Devrim Erbil ve Süleyman Saim Tekcan'ın sanat anlayışları ve örnek eserleri ile sınırlıdır.Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, Türk resim sanatının minyatürden sonraki batılılaşma aşamalarında, sanatçıların geleneksel Türk sanatlarına sahip çıkarak resimlerine gerek motif gerekse biçim ve kompozisyon açısından etkilerini yansıttıkları görülmektedir. Böylelikle sanatçılar, milli bir karakter oluşturma çabalarıyla Türk resmine katkı sağlamışlardır. 1970 sonrasında Batı'nın da etkisi ile gelişen resim sanatına Kavramsal Sanatların girmesi ile geleneksel yaklaşımlar geri planda kalmış, geleneksellikten uzaklaşılmıştır. Batılı sanat anlayışını benimseyen Türk ressamlarının 20. yüzyılın sonuna doğru ise kendi kültür ve sanat miraslarını inceleme, araştırma ve hatırlatma gereksinimi duydukları görülmektedir. 1970 sonrası sanatçılarından olan Erol Akyavaş ve Devrim Erbil, Matrakçı Nasuh'un kent tasvirlerinden ve geometrik disiplininden yararlanarak minyatür tekniğinden etkilenmiş. Ömer Uluç, Ergin İnan ve Süleyman Saim Tekcan ise geleneksel Türk sanatı olan hüsn-ü hat sanatından etkilenerek eserler üretmişlerdir. Bu sanatçılar geleneksel Türk sanatını batılı teknik anlayışıyla oluşturarak Türk resmini yeni bir senteze ulaştırmışlardır.Tez bağlamında adı geçen sanatçıların örnek eserlerinin incelenmesi sonucunda;geleneksel Türk sanatlarının, Türk resim sanatının bütün dönemlerinde etkili olduğu ve bu etkinin evrensel bir sanat dili yaratılması çabasının karşısında gelişen ulusal bir sanat yaratma eğiliminde somutlanmış olduğu görülmektedir. Bu durum açıkça kendini sanatçılarımızın yapıtlarında göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Kültür, Gelenek, Geleneksel Sanatlar, Çağdaş Türk Resim Sanatı
Modern sonrası sanat yaklaşımları ve Türk resmine etkisi
Bu araştırma, ?Modern Sonrası Sanat Yaklaşımları ve Türk Resmine Etkisi? konusunu içermektedir. Araştırmanın amacı, modern sonrası olarak ifade edilen postmodern süreçte oluşan sanat yaklaşımlarının Türk resmi üzerindeki etkilerinin incelenmesidir. Bu dönemde yeni sanat yaklaşımları konu, teknik ve uygulamalar açısından ele alınmıştır. Batı?da 1960 sonrasında meydana gelen sanat yaklaşımlarının Türkiye sanat ortamına etkileri, tuval resmi yanında diğer güncel yaklaşımlara yönelen sanatçılar ve yapıtları, kuramsal çerçevede incelenmiştir. 1980 sonrası Türkiye?de meydana gelen sosyo-ekonomik, teknolojik, siyasal değişimler ve bunlardan yola çıkarak sanat ortamını belirleyen etkenler ele alınmıştır. Araştırma geleneksel tuval resmi ve klasik heykel anlayışından uzaklaşarak günümüzde yerleştirme ve Kavramsal Sanat yaklaşımlarını ele alan sanatçılara yer verilmesi bakımından önemlidir. Tarama modelinde desenlenen bu araştırmanın sınırlılıkları modern, postmodern kavramlarının irdelenmesi ve bu kavramların Batı?da ortaya çıkması sonucu Türkiye?de oluşan yansımaları üzerinedir. Araştırma Türkiye?de 1980 sonrası dönemde dikkat çeken, tuval resmi yanında diğer güncel yaklaşımlara yer veren sanatçılar ile sınırlıdır.Sonuç olarak; Türkiye?de 1980 sonrası dönemde tuval resmi sorgulanarak, izleyiciye yeni malzemelerle farklı yaklaşımlar sunulmuştur. Minimalizm, Kavramsal Sanat, enstalasyon, fotoğraf, video, happening ve Performans Sanat yapan sanatçılar uluslararası sergiler ve bienallerde yerlerini almışlardır. Sanatçılar artık nesnel bir biçimde sanat nesnesini tek başına sergilemek yerine, sanatı geleneksel çizgisinin dışına çıkarmışlardır. Bu sanatçılar sadece resim ve heykele alternatif yaklaşımlar sunmakla kalmayıp aynı zamanda sanatın tanımını da genişletmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Modernizm, Postmodernizm, Modern Sonrası Sanat Yaklaşımları
Çağdaş Türk resim sanatı içinde Devrim Erbil'in yeri ve önemi
ÖZET ÇAĞDAŞ TÜRK RESİM SANATI İÇİNDE DEVRİM ERBİL'İN YERİ VE ÖNEMİ HAYLAMAZ, Ayşe Yüksek Lisans Tezi, Resim Ana Sanat Dalı Tez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Pınar YAZKAÇ Temmuz, 2014, 150 sayfa Bu araştırma "Çağdaş Türk Resim Sanatı İçinde Devrim Erbil'in Yeri ve Önemi" konusunu içermektedir. Araştırmada Çağdaş Türk resim sanatının tarihsel gelişimi ile birlikte Devrim Erbil'in yaşamı ve sanat anlayışı ele alınmıştır. Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Bu modele dayalı nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile gerçekleştirilmiştir. Devrim Erbil ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşmede sanatçıya on üç adet soru yöneltilmiş, bu sorular; sanatçının yaşamı, eğitim hayatı, sanat anlayışı, çalışma tarzı, ileriye dönük planları ve tavsiyeleri şeklinde gruplandırılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, günümüzün yaşayan sanatçılarından biri olan Devrim Erbil, sanat anlayışındaki özgünlük ve üretkenlik, seçtiği temalardaki ve üslubundaki ısrar gibi özellikleriyle Çağdaş Türk resim sanatı içinde önemli yeri olan bir sanatçıdır. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nin, Devrim Erbil'in sanat anlayışının şekillenmesinde önemli bir role sahip olduğu görülmüş, sanatçının bu dönemdeki hocaları ve atölye ortamı incelenmiştir. Resim çalışmalarının yanında; baskı, halı resim, marküteri, pleksi, seramik, mozaik, vitray gibi çalışmalarından örnekler verilmiştir. Bu çalışmalarında sanatçının üzerinde ısrarla durduğu çizgi ve ritim gibi plastik eleman ve ilkeler olduğu görülmüştür. Çoğunlukla uzaktan bir bakış açısıyla resmettiği görünümlerinde minyatür etkileri söz konusu iken, sanatçı geleneksellikle modernizmi harmanlayarak Türk resim sanatı içinde kendi uslübunu oluşturmuştur. Anahtar Kelimeler: Çağdaş Türk Resim Sanatı, Devrim Erbil
2000 sonrası çağdaş sanatta Türk manzara resmi ve özgün denemeler
2000 Sonrası Çağdaş Sanatta Türk Manzara Resmi ve Özgün Denemeler adlı çalışmada, insanların doğa üzerindeki olumsuz etkilerinin, resim sanatına ve araştırmacının kendi çalışmalarına yansıması ele alınmıştır. Avrupa'daki sosyolojik değişimler özellikle sanayi devriminden sonra değişen düşünce ve hayat biçimlerinin gerek batı sanatındaki manzara sanatçılarının doğaya bakış açısı gerekse ülkemizde cumhuriyet öncesi, cumhuriyet sonrası başat sanatçılarının manzara resmi alanındaki ilerleme süreci günümüze kadar ele alınmıştır. Çalışmasının ilk bölümünde manzara resminin tanımı, tarihçesi ve farklı ülkelerde tarihi süreç içerisinde önemli sanatçılar ele alınmıştır İlk bölüm de yer alan klasik manzara, Rönesans döneminden empresyonizm, post ve neo empresyonizme kadarki zaman dilimine kadar ki belli başlı önemli sanatçılar ve eserleri örnek verilmiştir. İkinci bölümde ise Türk resim sanatında yer edinmiş belli başlı sanatçılar ve eserlerinde kullandığı teknikleri ve künyelerine kısaca değinilmiştir. Üçüncü bölümde ise sanatçının kendi çalışmaları genel olarak doğanın insanlar tarafından tahrip edilme hali başat bir konu olarak sunulmuştur. Araştırma kapsamında resmedilen ilk çalışmalarda insan, hayvan figürlerine yer verilmiştir. İnsanlar tarafından doğanın tahrip edildiği resimlerde ön plana çıkan önemli bir unsur dur. Manzara resim anlayışının tarihsel akışı içinde aldığı geleneksel yaklaşımların yerine yeni bir konu bağlamında, sanatçı tarafından kendiliğinden oluşturulmuş farklı anlatımlara yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Manzara Resmi, Doğa, Doğa Tahribatı, İzleyici.
Bir süreç olarak sanatsal yaratımın Zen Disiplini ve Kuantum Teorisi ile ilişkilendirilmesi
Metin ; Zen Disiplini,Kuantum Teorisi ve Sanatsal Yaratım Süreçlerinin ortak noktaları olan "Makro ve Mikro Doğa" kavramlarının yorumlanmasından yola çıkılarak hazırlandı. Metnin ilk bölümünde; Zen Disiplini'nin tarihi ve ilkelerine , ikinci bölümünde; Kuantum Teorisi'nin tarihine ve teoriyi oluşturan önermeler bütününe ve üçüncü bölümde ise ; yaratım kavramının nedenlerine ve Yaratım sürecine değinildi. Metnin son iki bölümünde ise Zen Disiplini, Kuantum Teorisi ve Sanatsal Yaratım konularında yapılan araştırmalardan elde edilen bulguların karşılıklı değerlendirilmesi ve sonuç bölümü yer almaktadır.Anahtar Kelimeler : Boşluk, Atom-üzeri ve Atom-altı, Determinizm, Sezgi, Döngü, Olasılık, Kaos,Düzen
Analyzing abstract paintings in contemporary Iraqi art
Abstract art is considered one of the most important movements in contemporary art. This thesis primarily investigates the recent developments in Iraqi abstract painting, and comprises four chapters. Chapter one mentions the research problem, research aim and method. Chapter two provides a theoretical background to the topic, by addressing the definitions of abstraction, and also the philosophical and historical perspectives, most important features as well as the most famous artists of the abstract movement. Iraqi abstract art in terms of history and its pioneers is introduced in this chapter as well. The last section is dedicated to the review of previous studies. Chapter three is the core of the thesis, and deals with a detailed description and analysis of 20 Iraqi abstract paintings as a selected sample for the research, using a systematic analytical tool. At the end of it, the results of the analysis are discussed. Chapter four presents the conclusion based on the analysis. The main conclusions could be summarized as follows: the Iraqi artists became acquainted with the style of the abstract art movement through the influence of Western artists; despite the international style, the Iraqi artists were able to establish an Iraqi identity in most of the paintings; expressions of wars, tragedies and sadness were represented in most of the works of Iraqi artists; these Iraqi paintings are characterized by deconstruction, dispersal and reconstruction using a clear abstraction.
Modern Irak resminin yetenekli bir temsilcisi: Muhazem al-Nasiri
This master's thesis examines the stylistic features and thematic characteristics of Muzahem Al-Nasiri's paintings within the broader context of Iraqi art. Through a comprehensive analysis of his works, including a compilation of images sourced from web, books, and catalogs, this research explores the intricate interplay of style, form, and content in Al-Nasiri's artistic expressions. With a focus on the artist's preference for working on female figures, the analysis uncovers a distinct artistic style that merges traditional and modern elements, showcasing Al-Nasiri's exquisite brushwork, thoughtful composition, and skillful use of color. The thematic exploration in his paintings reveals a deep connection to Iraqi cultural heritage, intertwining historical narratives, sociopolitical commentary, and personal experiences. The incorporation of Islamic design vocabulary and cultural symbols enhances the artistic identity of Iraq within a global artistic landscape. Situating Al-Nasiri's works within the larger Iraqi art context, this research highlights the significance of his contributions in preserving cultural identity, responding to evolving artistic trends, and offering a nuanced portrayal of femininity and the role of women in Iraqi society. Key conclusions of this thesis include the recognition of Muzahem Al-Nasiri as a prominent figure in Iraqi art, with his paintings representing a captivating blend of tradition and innovation. The analysis reveals his meticulous attention to detail, capturing the beauty and grace of female figures while addressing broader societal and cultural themes. The findings contribute to a deeper understanding of Al-Nasiri's artistic achievements, emphasizing his role in the narrative of Iraqi art history. The research also underscores the importance of further exploration of other influential Iraqi artists and the preservation and documentation of Iraqi art to foster cultural exchange, promote artistic dialogue, and shape a vibrant and inclusive artistic ecosystem. By examining the unique stylistic features, thematic preoccupations, and cultural symbolism inherent in Muzahem Al- Nasiri's paintings, this thesis offers valuable insights into the artist's contributions and their significance within the broader Iraqi art landscape. The transformative power of his works is evident, reflecting a rich tapestry of Iraqi cultural heritage and reinforcing the artistic identity of Iraq in a global context. Keywords: Modern Iraqi art, painting, Muzahem Al-Nasiri, style
Çağdaş resim sanatında desen ve deformasyon
Sanat insanın kendini en iyi ifade etme biçimi olarak tarihsel gelişimi içerisinde farklı anlayış ve kavramlar üzerinde meydana geldiği bilinmektedir. Buna bağlı olarak sanat tarihinin başlangıcından itibaren insanlar, iletişim aracı olarak yazıdan önce çizgi, sembol ve şekilleri kullanmıştır. Mağara duvarlarına ve yüzeylerine yapılan bu desenler, modern dönemin ikinci yarısına kadar olan süreçte sanatçılar tarafından boya resminin bir ön taslak, eskiz ve hazırlık aşaması olarak kalmıştır. Desen sanatçıların kişisel üslup arayışlarıyla birlikte gözlemlerini aktarırken duygu ve düşüncelerini ifade etmek istemeleri sonucu gelişim göstermeye başlamıştır. Bundan kaynaklı sanatçının doğada var olan nesneleri ve imgeleri duygusal yönden algılayıp tekrar biçimlendirmesi sonucu deformasyonlar da ortaya çıkmaya başlamıştır. Sanatçıların üslup arayışlarına girmeleri, zaman içerisinde gelişen toplumsal olayların var olması, teknolojinin gelişmesi ve günümüz sanatında sınırsız malzemenin sanata dahil edilmesi ile desen ifade aracı olarak ele alınmıştır. "Çağdaş Resim Sanatında Desen ve Deformasyon" konulu bu tezde, desenin ilk oluşumundan günümüz resim sanatına kadar sanatçıların, yeni üslup arayışları ve yaratma olguları bağlamında farklı disiplinler açısından ele alınmıştır. Bu doğrultuda yaratıcı bireylerin, "deformasyon (biçim bozma)" yaratım sürecine etkisi ve çizilen formların deformasyon yoluyla betimlenmesi bu tezin özünü oluşturmaktadır. Ortaçağ temel alınarak, modern döneme kadar sanatçıların biçimleri, biçim bozumuna uğratmaları, örnek desenler üzerinden incelenmiştir. Desen, çağdaş sanatın getirmiş olduğu olanaklarla, yaratıcı bireylerin farklı malzemeleri ifadeyi daha güçlü hale dönüştürmek için kullandığı bilinmektedir. Bu doğrultuda, sanatçıların biçimleri estetik kaygı gütmeden çizmeleri, beraberinde deformasyonunda kullanımını arttırmış, düşünceler ve kavramlar eserlerde daha ön planda tutulmuştur. Çağdaş sanatta, desen ve desende deformasyon, sanatçıların bazı çizimleri üzerinden akımlar göz önünde bulundurularak araştırılmıştır.
Çağdaş sanatta çirkinlik bağlamında kadın bedeni
Çirkinlik, hem dişil hem de eril canlılar ile ilgili bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Çirkinlik genel olarak her kültürün kendi değer anlayışına göre belirlediği bir kavram olarak karşımıza çıkmakta ve felsefi, tıbbi, sosyolojik ve edebi literatürlerde daha çok kadına yöneltildiği görülmektedir. Önceki dönemlerde kadının aşağı türden bir varlık olarak benimsenmesi 20. yüzyıl da saygısızlık ve kabul edilemez bir durum olarak görülmüştür. Ancak çelişkili bir biçimde kadın, artık güzelliğiyle kıymetlendirilmese de kadın fiziği değer kazanmıştır. Fotoğrafın icadı, sinemanın doğuşu, kitle iletişim araçlarının gelişmesi gibi birçok etmen kadın bedeninin sembolik bir unsur olmasını sağlamaktadır. Buna bağlı olarak, çirkinliğin doğası gereği biyolojik kökende kişilerde var olan özellik olmasının yanı sıra biyolojik olarak ötekilere benzemediği kişilerde toplumun belirlediği güzellik durumuna uymadığı için dışlanması ve dışlanmayla birlikte o kişi de travmatik durumlar ortaya çıkmaktadır. Medyanın afişe etme kültürü insanın ötekileştirilmesine, yaftalanmasına yönelik bir tutum içerisindedir. Bu bağlamda; hayvan, taş, bitki gibi doğaya ait olan neden yaftalanmıyor ? Ya da insan için hangi ön bellek dahilinde bu tarz bir dışlama yapılıyor ? Çağdaş sanatta çirkin kadın bedeninin işleniş biçimlerine bakıldığında, sanatçıların kadın bedeninin metalaşmasına yönelik eleştirel türde üretim yaptıkları görülmektedir. Bu bağlamda, sanatçıların çalışmalarında kadın bedenini "ideal olma" gerekliliğinin dışına çıkarıp, kadın bedenini biçimsizleştirici unsurların yer aldığı görülmektedir. Bu çalışmanın amacı; kusursuzluk, mükemmellik, ideal güzellik gibi toplumun kadın bedeni üzerinden dikte ettiği normlara karşı çağdaş sanatın kadın bedenini bozarak ve biçimsizleştirerek sanatsal olarak eleştirme biçimlerini irdeleme ve bu bağlamda sanatçı çalışmaları incelemektir. Araştırmanın yöntem çerçevesi, çağdaş sanatta yapılan çalışmaların incelenmesi, literatür taraması, kadın bedeni üzerinden oluşturulan ideal güzellik algısını yapıbozuma uğratarak sanatçı gözünden sunulmasıdır. ' Çağdaş Sanatta Çirkinlik Bağlamında Kadın Bedeni' isimli tez çalışması üç ana başlık altında incelenmiştir. Çalışma kapsamında öncelikle "çirkin kavramı" incelenmiş olup, bu bölüm altında; "çirkinlik bağlamında beden", "çağdaş sanat öncesi çirkin beden kavramının sanata yansımaları", "öteki bağlamında çirkin beden" ve bu bölümün alt başlıkları olarak da "çirkin bedenin ucube olarak sanatta ele alınması" ve "kadın bedeninin arzu nesnesine dönüştürülmesi" konularına yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde; "çirkinliğin kadın bedeni üzerinden çağdaş sanatta ifade ediliş biçimleri" ana başlığı altında; " kadın bedeninin çirkinlikle ilişkilendirilmesi", "çirkinliğin kadın bedeni üzerinden çağdaş sanatta ele alınışı", "arzu nesnesine dönüşen kadın bedeninin çağdaş sanatta inceleniş biçimleri" incelenecek olup; çalışmanın üçüncü ve son bölümünde ise; "çirkinliğin uygulama çalışmalarında ifade edilişi"ne yer verilecektir. Anahtar Sözcükler: Çirkinlik, Kadın, Beden, Biçimsizlik, Çağdaş Sanat
Çağdaş resim sanatında ezoterik sembollerin göstergebilimsel çözümlemesi
İnsanlık, var olduğundan bu yana dünya üzerindeki pek çok olguyu, neden var olduğunu, içinde yaşadığı fauna ve florayı, duygu, düşünce ve yaşama dair pek çok sorunsalı sorgulamakta olan bir canlıdır. Düşünsel veya eylemsel boyutta kendi sorularının cevabını arayan insanoğlu realizmden başlayıp, mistisizme kadar giden geniş bir yelpazede çıkarımlar yapmaya çabalamıştır. Ancak bu uğurda ortaya koymuş olduğu cevapların, her zaman bir antitezinin var olmuş olması yaşama dair bir dilemmanın da var olmasına neden olmuştur. Kimi insan toplulukları kutsallık atfettikleri bu cevaplara mutaassıpça bağlanırken, kimileri ise cevapların gerçek/hakiki manalarını yalnızca kabullendikleri doktrinler ile sorgulamaktadırlar. Mistisizm yüklenmiş cevaplar ve anlamsal çıkarımlar toplumların veya grupların kendi öğretileri içerisinde özel bir yer tuttuğu da muhakkaktır. Tamda bu düzenin özelliklerini taşımakta olan Ezoterizm; saklı/sır tutulan düşünce sistemleri ve farklı birçok pratik bilgi formuyla ilişkilendirilmekte olan bir öğretim sistemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Yaşamın her alanına sirayet etmekte olan Ezoterizm; içsel olana dönüş, arınma, şifalanma sağlayan bir sanat yaklaşımı olarak düşünülmekteyken, efsunlu, gizli yönleriyle geçmişte de olduğu üzere günümüz sanatına da yansımaktadır. Zira sanatçı birey sanatsal yaratım süreci esnasında, inisiyatik eğitim alan bir bireyin yaşadığı ruhani arınmayı deneyimlemektedir. Sanatçının farklı malzeme ve teknikler kullanarak gerçekleştirmekte olduğu eserlerde, semboller doğrultusunda alımlayıcıda farklı bir değişim ve uyanış sürecine dahil olmaktadır. Bu bağlamda "Çağdaş Resim Sanatında Ezoterik Sembollerin Göstergebilimsel Çözümlemesi" isimli çalışmada; İlkel dönemlerden günümüze kullanılmakta olunan sembollerin, Çağdaş sanatçıların eserlerinde ezoterik anlamları açısından yansımaları irdelenmektedir.
Çağdaş soyut sanatta düşünsel ve biçimsel incelemeler
"Çağdaş Soyut Sanatta Düşünsel ve Biçimsel İncelemeler" isimli bu tez çalışmasında, birinci bölümünde Modernizm dönemi itibariyle soyut sanatın tarihsel süreçleri araştırılmış, soyut sanat ile ilgili kavramlar, örnek görsel ve farklı kaynaklarla açıklanmıştır. 1911 yılında Münih'te Kandinsky'yle birlikte soyutlama ortaya çıkmıştır. Artık nesne kavramı elenip, salt kavramlarla nesnesiz soyut sanat ortaya çıkmaktadır. İsmail Tunalı'ya göre soyut sanatın açıklaması 'nesne ötesi', 'duyu üstü', 'mutlak' gibi bir varlığa ulaşılmasıydı. Soyut sanat saf olanın peşinde denirken bunun 'birey üstü' değil, tam anlamıyla 'birey içi' yani 'bireysel' olduğu vurgulanmak istenmiştir. İkinci bölümde soyut sanatın biçimsel süreçleri araştırılıp, Otomatizm ve Varoluşçuluk felsefesine dayanılarak günümüz sanatında soyut sanat üretimlerinin gelişimleri sanatçı örnekleriyle detaylandırılmıştır. Sanat tarihi boyunca biçim, içeriğin yani özün yapısı olmak durumundaydı. Soyut sanattaki biçim olgusuna ulaşana kadar içeriksiz biçimin hiçbir anlamı yoktu. Fakat soyut sanat itibariyle nesnel dünyanın içinde nesnelerin temelinde yatan "kavram" ortaya konulmak istenmiştir. Nesnelerin görüntüsü soyutlanmaya çalışılıp, renkler ve soyutlanmış biçimler üzerinde sanatçılar kendi iç dünyalarına odaklanmaya başlamışlardır. Modern dönemde, sanat alanında kullanılmaya başlanılan Otomatizm metodu 'bilinçaltından yansıyan bir eylem' olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsan, kendi özünü yaratabilen tek varlıktır ve sadece insan da varoluş 'öz'den önce gelir. Sanatçılar, yaratıcılık ve yaratma cesareti ile 1940'lar da başlatmış olduğu 'öz'e inmeyi soyut düşünceyle gerçekleştirmişlerdir. Üçüncü bölümde içsel dünyanın görsel yansımaları bağlamında uygulamaların dayandırıldığı kavram ve psikoloji alanında farklı kaynaklardan yararlanılarak örneklerle incelenmiştir. Her sanatçının alımlayıcıya aktarmak istediği, bireysel olarak değişmektedir.
Çağdaş Türk Resim Sanatı'nda toplumsal gerçekçilik sanat anlayışı (1940-1970)ve güzel sanatlar eğitimi bölümü resim-iş öğretmenliği anabilim dalı'nda okuyan öğrencilerin resimlerine yansıması
Bu araştırma ile Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Anabilim Dalı Resim-iş Öğretmenliği Bölümü, Ana Sanat Atölye 4. Sınıf (4R1-4R3) öğrencilerinin, Türk Resim Sanatında ?Toplumsal Gerçekçilik? Sanat Anlayışı ile ilgili aldıkları bilgi doğrultusunda, içinde yaşadıkları toplumun, sosyal, ekonomik, kültürel ve çevresel sorunları hakkındaki duygu ve düşüncelerini, resim yolu ile ne derece ifade edebildikleri belirlenmeye çalışılmıştır.Araştırma 2011-2012 Eğitim- Öğretim yılı ikinci döneminde Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Anabilim Dalı Resim-iş Öğretmenliği Bölümü, Ana Sanat Atölye 4. Sınıf (4R1-4R3) öğrencileri ile yapılmıştır. Toplamda 20 öğrenci ile yapılan bu çalışma sonucunda ortaya çıkan eserler araştırmanın verisini oluşturmuştur.Uygulamaya başlamadan önce literatür taranmış ve gerekli hazırlıklar yapılmıştır. Araştırmaya katılan 20 kişilik öğrenci gurubu, atölye ortamında daha rahat ve verimli çalışabilmeleri için 10'ar kişilik iki guruba ayrılmıştır. Her guruba Toplumsal Gerçekçilik Sanat Anlayışı hakkında konu anlatımı yapılmış, konuyla ilgili görsel materyaller gösterilmiştir. Daha sonra öğrencilere konuyla ilgili araştırma yaptırılarak, ilgili sanat anlayışına uygun resim yapmaları istenmiştir. Öğrencilerin yaptığı bu resimler, uzman görüşü alınarak oluşturulmuş kriterlere göre değerlendirilmiştir. Değerlendirmelerin sonucunda katılımcıların konuya uygun çalışmalar yaptıkları renk, biçim ve anlatım bakımından kendilerine anlatılan sanat anlayışına uygun eserler ürettikleri görülmüştür. Yapılan bu resimlerin, katılımcıların içinde yaşadıkları toplumun, sosyal, ekonomik, kültürel ve çevresel sorunlarını vurgular nitelikte olduğu ve insanların dikkatini konuya çekme bakımından da başarılı olduğu gözlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Türk Resim Sanatı, Gerçekçilik, Toplum, Toplumsal Gerçekçilik.
Hat, ebru, resim sanatıyla uğraşan ve uğraşmayan bireylerin psikolojik iyi oluş ve mental iyi oluş düzeyleri üzerinde dindarlığın aracı rolü
Bu araştırma, hat, ebru ve resim sanatları üzerinden görsel sanatlarla ilgilenmenin bireylerin psikolojik iyi oluş düzeylerine etkisini incelemek ve bu etkide dindarlığın oynadığı aracı rolü değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bireyler, yaşamlarını anlamlandırma sürecinde ya kendileriyle ya da kendilerinden üstün bir varlıkla bağlantı kurma eğilimindedir. Sanat, bu bağlantının kurulmasında önemli bir araç olarak ortaya çıkmakta ve bireylerin duygu ve düşüncelerini ifade etmesine katkı sağlamaktadır. Sanat; hayal gücü ve ifade yetisinin bir ürünü olarak bireysel duyguların dışa vurumu şeklinde tanımlanmakta olup, her ne kadar evrensel bir tanımı bulunmasa da genel olarak bireylerin içsel duygu ve düşüncelerini bilinçli bir şekilde yansıttıkları bir ifade biçimi olarak kabul edilmektedir. Bu araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden biri olan kesitsel ilişkisel tarama modeli temel alınarak yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini, Türkiye'de ikamet eden, hat, ebru ya da resim sanatlarından biriyle uğraşan ve uğraşmayan yetişkin bireyler oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemini, belirtilen sanat dallarıyla aktif olarak ilgilenen 145 birey ile bu sanatlarla ilgilenmeyen 115 kişiden oluşan kontrol grubu meydana getirmiştir. Toplamda 260 katılımcı araştırmaya dahil edilmiştir. Katılımcılara "Warwick-Edinburgh Mental İyi Oluş Ölçeği (WEMİOÖ)", "Psikolojik İyi Oluş Ölçeği (PİOÖ)" ve "Dinsel Bağlılık Ölçeği (DBÖ)" uygulanmış, elde edilen verilerin analizinde Bağımsız Gruplar t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (One Way ANOVA), Tukey ve Games-Howell Post-Hoc Testleri, Pearson Korelasyon Analizi, Hayes Process Macro (Model 6) ve Bootstrap Yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonuçları, demografik değişkenler açısından yapılan değerlendirmelerde bazı değişkenlerin sanatla ilgilenme durumuna göre farklı etkiler gösterdiğini ortaya koymuştur. Sanatla ilgilenmeyen bireylerde yalnızca gelir düzeyinin mental iyi oluş üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu; diğer demografik değişkenlerin psikolojik ve dinsel iyi oluş üzerinde anlamlı bir etkisinin bulunmadığı belirlenmiştir (p>.05). Sanatla ilgilenen bireylerde ise eğitim düzeyinin mental iyi oluş, gelir düzeyinin psikolojik iyi oluş üzerinde anlamlı etkiler gösterdiği; uğraşılan sanat dalının ise dinsel bağlılık düzeylerinde anlamlı farklılık yarattığı saptanmıştır (p<.05). Cinsiyet, yaş ve sanatla ilgilenme süresi değişkenlerinin tüm iyi oluş türleri üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmamıştır (p>.05). Genel olarak, sanatla ilgilenen bireylerin mental iyi oluş, psikolojik iyi oluş ve dinsel bağlılık düzeyleri, sanatla ilgilenmeyen bireylere kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur (p<.05). Bu sonuç, sanatla ilgilenmenin bireyin ruh sağlığını ve manevi yönelimlerini olumlu yönde desteklediğini ve hat, ebru ve resim sanatlarının iyi oluş üzerindeki yapıcı rolünü ortaya koymaktadır.
Çağdaş sanatta bedene yansıyan iz kavramı
Değişen dünya, toplumsal yapılar, ekonomi, teknoloji, düşünceler ya da inançlar beden üzerinde egemenlik kurma çabasında olmuş ve varlıklarını belli ederek bedeni biçimlendirmişlerdir. Tarihsel süreçte yaşanan tüm gelişmeler sanat tarihine yansımış ve sanatın temel konusu olan beden farklı anlamlara ve biçimlere sokulmuştur. Sanat tarihi boyunca sanata konu olan beden imgeleri çağdaş sanat ile birlikte doğrudan sanatın malzemesi haline gelmiştir. Bedeni bir anlatım aracı olarak kullanmaya başlayan sanatçılar başkalarının ve kendi bedenleri üzerinde oluşturdukları, bedenin nesneler üzerinde oluşturduğu izlerle yaşadıklarını ya da toplumun yaşadıklarını ifade etmişlerdir. Çalışmada beden ve iz kavramı konulara ayrılmış ve konuyla ilgili çalışmalar incelenmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde beden kavramına yer verilerek bedeni etkileyen kavramların bedeni biçimlendirmelerine ve beden üzerindeki izlerine değinilmiştir. Sonraki bölümde iz kavramından bahsedilerek bu kavram ile bedendeki izlerin görünürlüğü ele alınmıştır. Tezin ana bölümünde ise çağdaş sanatta ele alınan iz kavramı üzerinden bedende oluşan, oluşturulan izler, bedenin oluşturduğu izler ve bu izlerin çağdaş sanata yansımaları ele alınmıştır. Bu amaçla "bir şeyin geçtiği veya daha önce bulunduğu yerde bıraktığı belirti, bir şeyin dokunmasıyla geride kalan belirti, bir olay, bir durum veya yaşayıştan kalan belirti, eser, " anlamına gelen iz kavramından yola çıkılmış ve bunun yanı sıra süreç olarak da ele alınmıştır. Ayrıca çeşitli durumlar karşısında kişinin yaşamında, hafızasında bıraktığı izler ya da bir yere ait olmama, iz bırakmama, ötekileşme- yabansı olma durumları gibi süreçler de sanatçıların eserleriyle birlikte ele alınarak görsel sanatlar içinde yorumlanmıştır. Son olarak araştırma süresince gerçekleştirilen çalışmalar sunulmuş ve iz ile beden kavramı vurgulanmıştır. Anahtar Sözcükler: Beden, iz, çağdaş sanat, süreç
Çağdaş sanatta bir ritüel olarak evlilik
Tarih boyunca birçok sanatçı, kendilerine özgü anlatım diliyle 'evlilik' konusunu ele almıştır. Bu araştırma; arkeolojik bir kazı olarak "ritüel"i ele alarak "evlilik" kavramını sosyoloji, psikoloji, ekonomi, din ve sanat bağlamında ele almaktadır. Evlilik konusu öncelikle toplumda yer eden anlamından çok uzaklaşmadan, kendi ritüel anlamlarını koruyarak çağdaş sanatın çoklu anlatım biçimleriyle ele alınmıştır. Bununla birlikte sanat tarihinde geçmiş dönemlerden de evlilik konusuyla bağlantılı yapıtlar ve analizler ele alınan konular arasındadır. Ritüel nesneleri başlığı altında evlilik; enstalasyon, video, famaj, heykel ve renkli tekniklerle sanatın döneme uygun anlatım olanaklarıyla, çağdaş bir üslupla plastik anlatıma dönüştürülmüştür. Ayrıca toplumların yaşamlarının bir parçası olan evlilik ritüellerinin, sanatsal anlatımda kullanılmasının dışında kendi geleneksel anlamlarının araştırılması da konunun kuramsal yönden incelenmesi ve konunun zenginleşmesi açısından önemli taşımaktadır. Tez çalışması boyunca ele alınan uygulama çalışmalarının çoğunda bir tanık olarak değil de hikâyenin yaşayanı olarak otoportre anlayışında bir yaklaşımla evlilik üzerine çalışmalara yer verilmiştir. Ritüel, kişi performanslarını akılsallaştırma başlığı altında Mc Donaldslaştırma evrimine uğratmaktadır. Araştırmada kuramsal yönden ve uygulama çalışmaları aşamasında tüketim toplumundaki roller, eril ve dişil kişi üzerinden okunacaktır. Toplumsal kimliklerin aile ağı ve ata-anaerkil yapının içinde maruz kaldığı durumların irdeleneceği bu çalışmada, toplumun kişiyi ritüel kurallarıyla nasıl yeniden ürettiğine zaman zaman eleştirel bir yaklaşımla değinilmektedir. Anahtar Sözcükler: Evlilik, Ritüel, Çağdaş Sanat, Toplumsal Rol, Ata-Anaerkil Yapı
Görsel sanatlarda perde imgesi
Bu tezin amacı, sanatta perdenin ve perde imgesinin hangi anlamlarda kullanıldığına bir ışık tutmaktır. Gündelik hayatta kullanılan perde ve sanat tarihi içerisinde görülen ve günümüzde de sanat eserlerinde kullanılan perde imgesi üzerine araştırma yapılmış, bu araştırmalardan elde edilen bulgular sıralanmıştır. Bu bulgulara göre perde ilk olarak sanat tarihinde görüldüğü şekliyle, sonrasında sanattaki muhtemel anlamları ile sonrasında çağdaş sanattaki kullanımı ile ele alınmıştır. Son olarak da bu tez başlığı altında gerçekleştirilen sanatsal uygulamalardaki kullanımı ile perde hem imge hem de kavram olarak irdelenmiştir. Tez araştırması içerisinde gölge tiyatrosundaki perdede imgenin yansıtıldığı araç olan perdeden günümüzdeki sinema perdesi ve projeksiyonun perdesine kadar gelen süreçler birer durak gibi ele alınmıştır. Gölge tiyatrosunda hareket eden imgeler bulunmaktadır. Hayal perdesi olarak da adlandırılan gölge oyununun var olabilmesini sağlayan yüzeyin perde ile ilişkisi araştırılmıştır. Bu imgelerin oluşabilmesi için gerekli olan ışıktır. Işık sayesinde perdeye gölge düşer ve iki boyutlu bir gösteri düzenlenir. Buradaki gölge ve perde ilişkisinin etkisi Platon'un mağara alegorisinde de bulunmaktadır. Platon'un mağara alegorisinde gölgelerin düştüğü zeminin bir perde olduğu üzerinde durulmaktadır. Buradan hareketle resmin bir perde olarak ele alınmasının yanı sıra, resim sanatında perdenin bir öğe olarak resme girdiği örneklerin bulunması ve sıralanması gerçekleştirilmiştir. Sonrasında da camera obscuranın perdesi, fotoğrafın bir perde olarak durumu ve sinemanın perdede yansıması ele alınmıştır. Sinema perdesinde art arda gelen görüntülerin bir bütün olarak izlenilmesi perdede hareket kazanmaktadır. Araştırmanın konusu olan Perde İmgesi üzerine çalışmış sanatçılar ve perde olarak sayılabilecek eserler incelenmiştir. Perdenin saklanmak, ortaya çıkarmak, yansıtmak ve örtünmek gibi anlamlarda nasıl kullanıldığı verilmeye çalışılmıştır. Bu türden sorgulamalar da tezin sanatsal uygulamalar kısmında işlenilmiştir.
Söylen kavramı üzerinden plastik çözümlemeler
"Söylen Kavramı Üzerinden Plastik Çözümlemeler" başlıklı raporda, söylenlerin toplumlarda nasıl var olduğu ve ilerleyen süreçlerde değişim geçirerek, toplumların kendi söylenlerini nasıl var ettiklerine yönelik örneklere yer verilmiştir. Bir başlık olarak "Güncel Söylenler" birinci bölümde güncel mit yaratmanın bilinci üzerinde durulmuş ve LeviStrauss'un mit analizine göre mitleri birbirine birçok şekilde bağlayarak, yeniden kodlayarak yeni mitler oluşturulabilir. Devamında, çağdaş sanatta söylen kavramının yansımaları üzerinde durulmuştur. Bu incelemeyi yaparken de Dionisien felsefesiden yararlanılmış ve söylen kavramına göndermede bulunan doğrudan mitolojik imgeleri betimleyen ve kendi mitini oluşturan sanatçılara örnek verilmiştir. İlerleyen bölümlerde bir diğer başlık, çağdaş sanatta kişisel mitolojik anlatımlar bölümünde, genel tarihsel bir bakışla Harald Szemann'ın sanat tarihine kazandırdığı "kişisel mitoloji" kavramı anlatılmış ve örnek oluşturabilecek sanatçı çalışmalarına yer verilmiştir. Bu bağlamda kişisel mitolojiler perspektifinden yola çıkarak kendi üretmiş olduğum çalışmalar eklenerek, sanat üretimimin arka planındaki düşünsel bağlantılar aktarılmaya çalışılmıştır. Tezin ikinci bölümünde, eski çağ söylenleriyle günümüz söylenleri arasında bir köprü kurarak mitolojik kaynaklardan hareketle, kadın imgesinin mitsel kökeni incelenmiş ve Anatanrıça'dan, ataerkil erkek tanrıya geçişte ki kadının statüsündeki düşüşüyle fahişe tanrıçalardan Bakire Meryem'e gelişi, özelde kadının adım adım mutlak bir bedene ve cinsel metaya nasıl dönüştüğü üzerine durulmuştur. Bugün kadın ekseninde dönen bu dönüşüm mitolojiden miras kalarak günümüz söylencelerine yansıyarak ortak söylenceleri oluşturmaktadır. Çalışmanın son başlığı olan "Çağdaş Sanatta Tekinsizlik Bağlamında Kadın Söylenceleri" bölümünde toplumsal cinsiyet bağlamında ele alabileceğim tekinsizlik kavramıyla da ilişkilendirilebilecek sanatçı çalışmaları üzerinden bir söylen okuması yapılması amaçlanmıştır. Güncel söylen meselesi bağlamında ilişkilendirilebilir sanat üretimleri araştırılarak bu konuya yaklaşımlar örneklerle desteklenmeye çalışılmıştır. Son olarak güzellik söyleni bağlamında uygulama çalışmaları bölümünde günümüz güzellik söyleni çizgisinde ürettiğim çalışmalara yer vererek bir yol izlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Söylen, Güncel söylenler, Tekinsizlik, Kişisel mitolojiler, Güzellik söyleni
Çağdaş Türk resim sanatında Kastamonu taşbaskı motiflerinin tasarımsal kullanımı
"Çağdaş Türk Resim Sanatı'nda Kastamonu Taşbaskı Motiflerinin Tasarımsal Kullanımı" adlı tezde; kültürel öğelerin ve/veya uygulamalarının, gelecek nesillere aktarılmasıyla Türk kültür ve sanatına sağlanabilecek edinimlerin önemi vurgulanmaktadır. Süreç içerisinde ulaşılabilecek değerler itibariyle, ulusal kültüre ve kültürlerarası ilişkilere akademik yaklaşımlar bazında farklı bir kapı aralanması ve yeni bakış açıları kazandırılabilmesi amaçlanmaktadır. Bu araştırma, Kastamonu Taşbaskı motiflerinin geleneksel ve tasarımsal çalışmalarda kullanılmasını kapsamaktadır. Akademik önerilerle ve çalışmalarla desteklenerek fonksiyonel sonuçlara ulaşılabilmesi; Çağdaş Türk Resim Sanatı'na ve kültürel aktarımlara farklı bir yön kazandırabilir. Araştırmanın hipotezini; sanatçının yaşayarak özümsediği ve çıkarımlarını çalışmalarına aktardığı kültürel öğeler ve uygulamalar belirlemektedir. Yabancı ve Türk sanatçıların yanı sıra 'kültürel inanışlara dayalı motifler'e yer vermeleriyle farklılık oluşturan çağdaş Türk sanatçıları da ele alınmıştır. Sanatçılar, ilgili dönem ve günümüze değin ulaşabilmiş eserleriyle sınırlandırılmıştır. Görsel tasarım olarak, resim ve baskı sanatı alanlarına yer verilip diğer sanat alanları dahil edilmemiş ancak gerekli durumlarda dolaylı değinmelerde bulunulmuştur. Tez kapsamındaki konu, literatür taraması ve döküman incelemesi yöntemiyle değerlendirmeye alınmıştır. Araştırma ve uygulama sürecinde, atölye kapsamında yer alan ürünlerdeki Taşbaskı motifler, farklı malzemeler kullanılarak yeni bir yaklaşımla resim sanatıyla buluşturulmuş ve araştırma, tasarımsal çalışmalarla desteklenerek tez tamamlanmıştır.
Hız kavramı ve teknolojik gelişmeler bağlamında günümüz sanatı
Hız ve teknoloji başından beri karşılıklı ilişki içinde bir birlerini var etmişlerdir. Bu tez çalışmasında günümüz sanatında hız ve teknoloji bağlamındaki yaşanan süreç araştırılmış ve örneklendirilmiştir. Sanat da hız ve teknolojik gelişmeler sonucunda yaşanan ilk önemli kırılma noktası, fotoğraf makinesinin keşfiyle başlayan temsil sorununun yaşanması ve ekranın yüzeysel sanallığında temsil, estetik ve imgenin dağılmasıyla perspektifin dağılması, biçimin parçalanmasını beraberinde getirmiştir. Pisuar'la başlayan hazır-yapıt'ın sanata dönüşmesi sanatın gelişim sürecini hızlandırmış, sanat malzemesinin çeşitliliğini arttırırken sanatın özgünlüğünün ve halesinin kaybolmasına neden olmuştur. Artık sanat yüceliğini yitirmiş, herşeyin sanat olabileceği ve sanat, telafisi mümkün olmayan bir boşluğa tanıklık edeceği döneme girmiştir. Teknolojik gelişmeler, yaşadığımız yüzyılı görsel bombardımana tutarken duyularımız arasındaki oranların değişimine neden olmuştur. Bu görsel, işitsel bombardımanlar her şeyin hızlı yaşanmasını ve tüketilmesini sağlarken bellek yitimi yaratmıştır. Hız ve teknolojinin motoru plastik sanatlarda bir şeylerin geri döndürülemez şekilde kaybolmasına neden olmuştur. Sanat, hız ve teknoloji karşısında kendini yenileyememiş, motorize olan imgede, algı, odak, perspektif kalmamıştır. Böylece tüm bunların sonucunda sanat bir kazaya uğramış ve bu kaza sonrasında başlatmış olduğu süreç ele almıştır. Günümüzde sanat yapmak özgür, zor, bir o kadar da sancılı bir sürece girmiştir. Bu tez çalışmasında, bu sürecin hız ve teknolojik özellikler bağlamında çeşitli sanatçıların çalışmaları örneklendirilmiş ve irdelenmiştir. Bu saptamalardan sonra ulaşılan sonuç; bu denli hızlı ve ileri teknolojik gelişmelerin dışında kalmak gün geçtikçe imkansızlaşmaktadır. Çağımızın olanakları çoğulcu sanat ortamını ve sanat üretiminin çeşitliliğini attırmıştır. Ancak sanatçının yapması gereken; kendi çağının imkan ve koşullarını değerlendirmek, sanatın günümüze kadar süre gelen birikiminden faydalanmak, günümüzde sanat adına yapılan çalışmaları takip etmek, araştırmak, çokça düşünüp uygulamak ve bunu yaparken kendi gerçeğinden geçerek samimi olmaktır.Türkçe Anahtar Kelimeler: 1- Günümüz Resim Sanatı 2-Teknoloji 3-Hız-Mekan 4-Simülasyon 5-Web Sanatı