Mother-child interaction

68 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Eve dayalı olarak gerçekleştirilen etkileşim temelli erken çocuklukta müdahale programının (ETEÇOM) otizm spektrum bozukluğu tanılı çocuklar ve anneleri üzerindeki etkililiği

Geçmişten günümüze değin çocuk gelişimi üzerine yapılan araştırmalar, ebeveyn davranışlarının çocuklarının gelişimi üzerinde çok önemli etkileri olduğunu göstermektedir. Özellikle çocukluk döneminin ilk yıllarında, çocukları ile olan etkileşiminde daha duyarlı ve yanıtlayıcı olan ebeveynlerin, çocukların bilişsel, iletişim ve sosyal-duygusal gelişimleri üzerindeki olumlu etkileri, duyarlı ve yanıtlayıcı olmayan ebeveynlerle karşılaştırıldığında altı kat daha fazladır. Bu olumlu etkiler, gerek normal gelişim gösteren çocuklar, gerek erken doğmuş ve gelişimi risk altında bulunan çocuklar ve gerekse yetersizlikten etkilenmiş çocuklar için geçerlidir. Dolayısıyla araştırmacılar genellikle birincil bakıcılar durumunda olan anneler ile çocuklarının etkileşimini daha nitelikli hale getirmeye yönelik programların geliştirilmesini ve uygulanmasını önermektedir. Ebeveynlere yanıtlayıcı etkileşim stratejilerini kullanmayı öğreterek ebeveyn-çocuk etkileşiminin niteliğini arttırmayı hedefleyen programlardan bir tanesi de Etkileşim Temelli Erken Çocuklukta Müdahale Programıdır (ETEÇOM). ETEÇOM'un Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) tanılı çocuklar ve anneleri üzerinde de olumlu etkileri olduğunu gösteren araştırmalar olmakla birlikte bunların sınırlı sayıda olduğu görülmektedir. Dolayısıyla bu araştırmada eve dayalı gerçekleştirilen ETEÇOM'un OSB tanısı almış çocuklar ve anneleri üzerindeki etkilerini incelemek amaçlanmıştır. Ayrıca çalışmaya katılan annelerin programa ilişkin görüşleri de alınmıştır. Araştırma yaşları 3 ile 5 arasında değişen OSB tanısı almış altı çocuk ve anneleri ile her bir katılımcı anne-çocuk çiftinin kendi evinde, anne, çocuk ve uygulamacının katıldığı bireysel oturumlar şeklinde gerçekleştirilmiştir. Her bir katılımcı anne-çocuk çifti ile haftada bir öğretim oturum düzenlenmiş ve ortalama 10 haftalık bir sürede program tamamlanmıştır. Karma araştırma yöntemi ile desenlenen araştırmada hem nicel hem de nitel veri toplama yöntemleri kullanılmıştır. Tek grup ön test son test modeline göre anne ve çocuklarının etkileşimsel davranışları Ebeveyn Davranışını Değerlendirme Ölçeği-Türkçe Versiyonu (EDDÖ-TV) ve Çocuk Davranışını Değerlendirme Ölçeği-Türkçe Versiyonu (ÇDDÖ-TV) ölçekleri ile değerlendirilmiş ve ön test ile son test arasında anlamlı bir farklılığın olup olmadığına bakılmıştır. Ayrıca video analizi, gözlem, saha notları, günlükler ve görüşmeler şeklinde nitel veri toplama teknikleri kullanılarak da programın anneler ve çocukları üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın hem nicel hem de nitel verilerinden elde edilen bulgular, ETEÇOM programının çalışmaya katılan OSB tanılı altı çocuk ile annelerinin etkileşimsel davranışları üzerinde olumlu etkileri olduğu göstermiştir. Ayrıca nitel veriler incelendiğinde katılımcı çocukların bazı gelişimsel davranışlarında da değişiklikler olduğu gözlenmiştir. Anneler ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelerde ise, anneler çocukları ile olan etkileşimlerine ve ETEÇOM programına yönelik olumlu görüşler bildirmişlerdir. Anahtar Sözcükler: Ebeveyn-çocuk etkileşimi, ETEÇOM, otizm spektrum bozukluğu, yanıtlayıcı etkileşim

Ana-çocuk etkileşimiAnnelerErken müdahale eğitim programı+5
Özlem Toper Korkmaz
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İşitme kayıplı bir çocuğun çeşitli bağlamlarda kullandığı iletişimsel işlevlerin incelenmesi

Durum çalışması olarak desenlenen bu araştırmanın amacı işitme kayıplı bir çocuğun çeşitli bağlamlarda kullandığı iletişimsel işlevlerin incelenmesidir. Araştırmanın katılımcıları takvim yaşı iki yaş dört ay olan işitme kayıplı bir çocuk, annesi ve iki kardeşidir. Araştırmanın verileri çeşitli bağlamlarda gerçekleşen doğal etkileşimlerin gözlemlerinin video kamera ile kayıtları, anne ile yapılan görüşmeler, araştırmacı günlükleri, ürünler ve belge incelemeler yoluyla toplanmıştır. Toplanan veriler süreç içerisinde ve sonunda araştırma sorularını cevaplayacak şekilde gerektiğinde betimsel, gerektiğinde tümevarımsal olarak analiz edilmiştir. Video kamera ile kayıt edilen gözlemler araştırmacılar tarafından daha önceden yapılmış olan iletişimsel işlev sınıflamaları temel alınarak oluşturulan işevuruk iletişimsel işlev tanımlamalarına göre betimsel olarak analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları işitme kayıplı çocuğun çeşitli doğal bağlamlarda çeşitli iletişimsel işlevleri kullandığını göstermiştir. Çocuğun bu iletişimsel işlevleri sözel ve/veya sözel olmayan davranışlarla sergilediğini göstermiştir. İşitme kayıplı bir çocuğun çeşitli bağlamlarda kullandığı iletişimsel işlevleri inceleyen bu araştırmanın ulusal alan yazına katkıda bulunacağı düşünülmektedir. İşitme kayıplı çocukların ailelerine ve öğretmenlerine çocuklardaki iletişimsel işlev kullanımı ile ilgili olarak yol gösterici olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: İşitme kayıplı çocuklar, İletişimsel işlev, Anne çocuk etkileşimi.

Ana-çocuk etkileşimiİletişimsel işlevİşitme engelli çocuklar+1
Esra Kazan
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Prematüre / düşük doğum ağırlığı olan çocuğa sahip anneler ile normal gelişim gösteren çocuğa sahip annelerin çocuklarıyla olan etkileşimlerinin karşılaştırılmalı olarak incelenmesi

Bu araştırmanın amacı gelişimsel gerilik riski altındaki prematüre / düşük doğum ağırlığı (DDA) olan çocuklar ve annelerinin normal gelişim gösteren çocuklar ve anneleri arasındaki (1) etkileşim davranışlarını betimlemek, (2) anne etkileşim davranışlarının kendi içindeki ilişkilerini ve çocukların etkileşim davranışlarını anlamlı bir şekilde etkileyen anne davranışlarının neler olduğunu, (3) prematüre / düşük doğum ağırlığı ile doğan çocuk-anne çiftlerinin etkileşimsel davranışlarının normal gelişim gösteren çocuk-anne çiftlerininkinden farklılık gösterip göstermediğini ortaya çıkartmaktır. Araştırma Tekirdağ ili sınırları içindeki yaşları 10-29 ay arasındaki 10 prematüre / DDA ile doğan anne-çocuk çifti ve 10 normal gelişim gösteren anne-çocuk çifti ile gerçekleştirilmiştir. Ailelerden randevu alındıktan sonra evlerine gidilmiş ve veri toplama amacıyla demografik bilgi formu kullanılarak annelerden çocuk ve anne hakkında bilgi toplanmış ve anne-çocuk çiftlerinin serbest oyun etkileşimi video kaydına alınmıştır. Ziyaret edilen her evde çocukların gelişim ve ilgilerine uygun olabilecek oyuncak ve materyaller standart olarak kayıt öncesinde hazırlanmıştır. Araştırmacı 20 dakika boyunca müdahale etmeksizin yapmış olduğu kaydın ilk 5 ve son 5 dakikasını değerlendirmeye almamış, arada kalan 10 dakika Ebeveyn Davranışlarını Değerlendirme Ölçeği- Türkçe Versiyonu (EDDÖ-TV) ve Çocuk Davranışlarını Değerlendirme Ölçeği- Türkçe Versiyonu (ÇDDÖ-TV) ölçekleri kullanılarak araştırmacı ve ikinci bir kodlayıcı tarafından çözümlenmiştir. Kodlayıcılar arasındaki güvenirlik oranı % 90 olarak bulunmuştur. Elde edilen veriler SPSS paket programı 21. versiyonundan yararlanılarak analiz edilmiştir. Anne etkileşim davranışlarının kendi içindeki ilişkilerini ve çocukların etkileşim davranışlarını etkileyen anne davranışlarının neler olduğunu ortaya koymak için parametrik olmayan korelasyon analizi seçeneklerinden Kendall's tauTesti kullanılmıştır. Her iki gruptaki çocuk-anne çiftlerinin etkileşimsel davranışlarının farklılık gösterip göstermediğini bulmak için Bağımsız Örneklemler Mann Whitney U Testi'nden yararlanılmıştır. Bunun yanı sıra, anne- çocuk etkileşim davranışlarını betimlemek için de frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapma hesapları yapılmıştır. Bu araştırmadan elde edilen istatistiksel analizler sonucunda anne-çocuk çiftlerinin etkileşimsel davranışları betimlenmiş; annelerin kendi içindeki etkileşim davranışları ve çocuk davranışları üzerinde anlamlı ilişkileri olan anne etkileşim davranışları açıklanmış; prematüre/düşük doğum ağırlığı ile doğmuş olan çocuk ve anne çiftleri ile normal gelişim gösteren çocuk-anne çiftlerinin etkileşim davranışlarında farklılık olmadığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Sözcükler: Anne - çocuk etkileşimi, düşük doğum ağırlığı ile doğan çocuklar, prematüre

Ana-çocuk etkileşimiAnnelerAnneler+7
Meral Öztürk
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Çok ileri dereceli işitme kayıplı çocuğu olan işiten bir annenin etkileşim davranışlarının aile eğitimi bağlamında incelenmesi

Bir eylem araştırması olan bu araştırmanın amacı, çok ileri dereceli işitme kayıplı bir çocuğun annesinin etkileşim davranışlarının aile eğitimi bağlamında incelenmesidir. Araştırmanın katılımcıları çok ileri dereceli işitme kayıplı bir çocuk, onun annesi ve aile eğitimlerini yürüten öğretmen/araştırmacıdan oluşmaktadır. Araştırmanın verileri, aile eğitimleri bağlamında anne-çocuk etkileşimlerinin videoteyp kayıtları, anneyle yapılan görüşmeler, izleme toplantıları ile geçerlik güvenirlik toplantıları ses kayıtları ve araştırmacı günlükleri yoluyla öğretmen/araştırmacı tarafından toplanmıştır. Toplamda sekiz aile eğitimi yapılmıştır ve annenin etkileşim davranışlarını incelemek amacıyla anne-çocuk etkileşimine ayrılan on dakikalık bölümlere tümevarım analizi uygulanmıştır. Annenin etkileşim davranışlarında değişikliklerin incelenmesi amacıyla da, ikinci, dördüncü, altıncı ve sekizinci aile eğitimlerinde anne-çocuk etkileşimi bölümlerinin temsili videoteyp kaydı olmasına karar verilmiştir. İşitme kayıplı çocukların eğitimi ve araştırmaları alanında çalışan aile eğitimi uzmanı ile eylem araştırmaları uzmanı, bu araştırmanın geçerliliğini sağlamışlardır. Aile eğitimlerinin uygulanmasında hazırlık ve uygulama aşamaları, annenin etkileşim davranışlarında ve uygulamada görülen problemlerin çözümü aşamaları aile eğitimi uzmanı tarafından izlenmiş ve uygulamaya yönelik çözüm önerileri geliştirilmiştir. Aile eğitimi uzmanının değerlendirmeleri ve geçerlik güvenirlik toplantıları sonucunda eylem planları ortaya çıkmıştır. Öğretmen/araştırmacı bir sonraki aile eğitimini bu eylem planına göre planlamış ve uygulamasını yapmıştır. Bu döngü sonucunda ortaya çıkan veriler yine bu döngü çerçevesinde eleştirel bir şekilde yorumlanmıştır. Aile eğitimi uygulamalarında oluşturulan ortam ve uygulama biçimi kuramsal çerçevesini sosyal etkileşim ve sosyo-kültürel tarihsel gelişim kuramlarından almaktadır. Bu sebeple, aile eğitimi uygulamaları da yine aynı kuramlardan beslenen doğal/işitsel sözel yaklaşım ve aile merkezli yaklaşım ilkeleri çerçevesinde yürütülmüştür. Sistematik ve döngüsel olarak, annenin etkileşim davranışlarının incelendiği bu eylem araştırmasında yürütülen aile eğitimleriyle birlikte annenin etkileşim davranışlarında olumlu gelişmeler meydana gelmiştir. Annenin işitme kayıplı çocuğuyla olan etkileşiminde, etkileşimi olumsuz etkileyen davranışlarının azaldığı, etkileşimi destekleyen davranışlarının arttığı görülmüştür. Aile eğitimi bağlamında gerçekleştirilen bu araştırmanın, anne-çocuk etkileşimi ve aile eğitimiyle ilgili ulusal ve uluslararası alan yazına katkıları olacağı düşünülmektedir. Aynı zamanda, Türkiye'de işitme kayıplı çocukların aile eğitimleri uygulaması alanında çalışan uygulamacı ve araştırmacılara yararlı olabilir. Anahtar sözcükler: İşitme kayıplı çocuklar, anne-çocuk etkileşimi, aile eğitimi, erken müdahale

Aile eğitimiAna-çocuk etkileşimiAnneler+7
Emel Ertürk Mustul
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklar ve babalarının etkileşimsel davranışlarının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan çocuklar ve babalarının etkileşimsel davranışlarının incelenmesidir. Araştırma, OSB olan çocuklar ile babalarının etkileşimsel davranışlarının incelenmesine yönelik betimsel ve ilişkisel bir çalışmadır. Araştırmanın çalışma grubunu 30 OSB olan çocuk-baba çifti oluşturmaktadır. Çalışmada baba ve çocuklara ilişkin demografik veriler, bilgi formu ile toplanmıştır. Baba-çocukların etkileşimleri ise 15-25 dakikalık serbest oyun bağlamında video kaydına alınmıştır. OSB olan çocuk ve babalarının etkileşimsel davranışlarını analiz etmek amacıyla Ebeveyn Davranışlarını Değerlendirme Ölçeği- Türkçe Versiyonu (EDDÖ-TV; Diken, 2009) ile Çocuk Davranışlarını Değerlendirme Ölçeği- Türkçe Versiyonu (ÇDDÖ-TV; Diken, 2009) kullanılmıştır. Araştırma sonuçları; hem babaların OSB olan çocuklarıyla olan etkileşimlerinde, ortadan düşük düzeye doğru etkileşimsel davranışlar sergilediklerini ortaya koymuştur. Babaların duyarlı-yanıtlayıcı olma ve duygusal ifade edici olma davranışları arttıkça, çocukların etkileşimsel davranışları olumlu yönde artarken, babaların başarı odaklı-yönlendirici olma davranışları arttıkça çocukların etkileşimsel davranışları azalmıştır. Ayrıca araştırmada babaların eğitim ve yaş gibi demografik özellikleri ile çocukların etkileşimsel davranışları arasında ilişki bulunmuştur.

Ana-çocuk etkileşimiBaba-çocuk etkileşimiEbeveyn davranışı+3
Saime Arslan
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Anne baba ilgisinin okul öncesi dönem çocuklarının öz düzenleme becerisi üzerindeki etkisi

Bu çalışma, anne baba ilgisinin okul öncesi eğitime yeni başlayan 48-66 ay çocukların öz düzenleme becerisi üzerindeki etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla araştırmaya katılan çocukların anne babalarına anne baba ilgisini geliştirmeye yönelik eğitim programı örneği hazırlanmaya çalışılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 eğitim öğretim yılında Bura İli Nilüfer İlçesinde MEB'e bağlı bağımsız bir anaokuluna devam eden 40 çocuk ve onların anne (40) babaları (40) olmak üzere toplam 120 kişi oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak; "Çocuğa Yönelik Anne Baba İlgisi Ölçeği" ve "Okul Öncesi Öz Düzenleme Ölçeği (OÖDÖ)" kullanılmıştır. Ayrıca katılımcılara yönelik bilgi edinmek için "Genel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Çalışmada ön test, son test ve kalıcılık testi kontrol gruplu yarı deneysel araştırma deseni kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde deney ve kontrol grubu karşılaştırmaları için "İlişkili Ölçümler İçin Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi" kullanılmıştır. Araştırmaya katılan çocukların Okul Öncesi Öz Düzenleme Ölçeği'nden elde ettikleri puanların cinsiyete göre farklılık gösterip göstermediğine "Mann-Whitney U Testi", anne babanın yaşı, öğrenim durumu, evdeki birey sayısı, kaçıncı çocuk, aile gelir düzeyi değişkenleri ile arasındaki ilişkiyi incelemek için "Kruskall-Wallis H Testi" kullanılmıştır. Anne baba ilgisi de aynı değişkenler açısından incelenmiş ve aynı analizler uygulanmıştır. Bulgular ışığında; anne baba ilgisinin okul öncesi eğitime yeni başlayan 48-66 ay çocukların öz düzenleme becerisi üzerinde etkisi olduğu, olumlu anlamda gözlenen bu etkinin ise anne baba ilgisindeki artıştan kaynaklı olduğu görülmüştür. Öz düzenleme becerileri ve anne baba ilgisindeki artışın etkisinin uzun süreli olup olmadığını incelemek için son testten bir ay sonra kalıcılık testi uygulanmış ve analizinde anlamlı bir farklılık görülmüştür. Sonuç olarak; anne baba ilgi puanları ve öz düzenleme becerisi puanları arasındaki Korelasyon Testi Analizleri de dikkate alındığında; anne baba ilgisinin okul öncesi eğitime yeni başlayan 48-66 ay çocukların öz düzenleme becerilerine olumlu etkisinin olduğunu göstermekle birlikte anne baba ilgisine geliştirmeye yönelik verilmeye çalışılan eğitiminde anne baba ilgisini geliştirmede etkili olduğuna dikkat çektiği söylenebilir.

Ana-babaAna-baba tutumuAna-çocuk etkileşimi+4
Saliha Eren
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Educational Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kanser hastası çocuğu olan ailelerin dayanıklılık, travma sonrası büyüme ve hastalık sürecine ilişkin deneyimleri

Bu araştırmanın amacı çocukluk çağı kanser hastalığı sürecindeki aile deneyimlerini derinlemesine incelemektir. Bu amaç doğrultusunda çalışmanın örneklemini 12 aileden her iki ebeveyn olmak üzere 24 ebeveyn ve 8 aileden 7-18 yaş aralığında 6 kız ve 6 erkek kardeş oluşturmuştur. Bu çalışma nitel araştırma desenlerinden fenomonolojik yaklaşıma dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Nitel veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu yaklaşımına dayalı olarak ve yüz yüze görüşme yöntemiyle elde edilmiştir. Elde edilen veriler tümevarım yoluyla ve içerik analizi yaklaşımıyla analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre, aile üyeleri tanıya çeşitli davranışsal ve duygusal tepkiler vermiş ve bazı aileler sağlık kurumunu değerlendirip yeni bir kurum aramışlardır. Hastalığın tanılanması ve sonraki süreçte aileler yaşamlarını yeniden düzenlemişlerdir. Bu bağlamda aile üyeleri hasta çocuk odaklı yaşamaya başlamış, yeni sorumluluklar almış ve/veya var olan sorumlulukları artmıştır. Ayrıca aile üyeleri zor duygularını gizlemek zorunda kalırken diğer aile üyelerine yönelik duygusal destek vermek, yaşamlarını izole etmek, ev içi koruyucu tedbirler uygulamak, işten ayrılmak ve başka bir şehre taşımak zorunda kalmışlardır. Aileler yaşamlarında yaptıkları değişikliklerin yanında farklı kaynaklardan ortaya çıkan zorlanma ve stresörlerle karşılaşmışlardır. Bunlardan ilki, aile üyelerinin süreçte davranışsal ve duygusal tepkiler vermeye devam etmesi; ikincisi, ebeveyn çocuk (kardeş) ilişkileri ve eş/ebeveyn ilişkilerinde ortaya çıkan zorlanmalarla ilişkili olmuştur. Üçüncüsü, hasta çocuğun tutum ve davranışları, duyguları ve normal yaşamının kaybı biçimindeki hasta çocukla ilgili zorlanmalar olmuştur. Dördüncüsü, tedavi yan etkileri, kayıplar ve acı verici uygulamalar biçimindeki hastalık ve tedavinin ikincil etkilerinin oluşturduğu zorlanmalardır. Beşincisi, tedavi giderleri, iş yaşamındaki bozulma ve maddi kayıplar şeklindeki finans ve iş konularıyla ilişkilidir. Altıncısı, hasta çocuğun etiketlenmesi, ebeveynlere öneri ve olumsuz örneklerin ifade edilmesi, durum hakkında soru sorulması ve insanların uzaklaşması, uzun vadede yalnız kalma biçiminde toplum kaynaklı zorlanmalardan oluşmaktadır. Son olarak ise, hastalıkta zaman zaman yaşanan kötü gidiş, başka çocukların kaybı ve özel bir tedavi için ekonomik kaynak bulma ihtiyacı süreçte karşılaşılan stresörlerle ilişkili olmuştur. Ayrıca bu süreçte hem ebeveynler hem de kardeşler finans gerektiren konular ve aile bütünlüğünün sağlanması yönünde gereksinim belirtmiş; buna ek olarak ebeveynler sosyal duygusal destek ve umut aşılayan deneyimler ve kardeşler de hasta çocuğun iyileşmesi ve ebeveynlerin duygularını paylaşması yönünde gereksinim belirtmişlerdir. Aile üyeleri sahip oldukları destek kaynakları ve kullandıkları başa çıkma stratejilerinin oluşturduğu koruyucu süreç ve faktörler ile karşılaştıkları zorlanmaları dengelemeye, başa çıkmaya ve toparlanmaya çalışmışlardır. Destek kaynaklarından ilkini; aile bağlılığı, aile esnekliği, aile anlamları ve etkili iletişim biçimindeki aile içi güçler oluşturmaktadır. İkincisi, geniş ailenin sağladığı sosyal-duygusal destek, diğer çocukların bakımı, tedaviye katılım, yemek ve temizlik konuları, para desteği, araç ve kıyafet sağlama biçiminde gruplanan desteklerden oluşmaktadır. Üçüncüsü, sağlık hizmeti sunan takımın özenli-saygılı tutumu, umut aşılaması, rehberlik ve bilgilendirme sağlamasından oluşmaktadır. Dördüncüsü, kanser hastası çocuğu olan ebeveynlerin sağladığı bilgi-rehberlik ve dayanışma ile yönlendirmeden oluşmaktadır. Beşincisi, ebeveyn/ailenin sosyal çevresinin sağladığı sosyal-duygusal destek, para yardımı, ev bakımı ve araç sağlama; kardeşlere yönelik arkadaş ve öğretmenlerin sağladığı sosyal-duygusal destek ve statülü kişilerin ilgisi biçimindeki toplumsal desteklerden oluşmuştur. Altıncısı, iş yerinin sağladığı çalışma esnekliği, avans para desteği ve yardım kolisi göndermesinden oluşmuştur. Sonuncusu ise devlet kurumlarının sağladığı para yardımı ve yardım kolisi ile bazı sivil toplum kurum ve kuruluşlarının hasta çocuk için sağladığı okul olanağı, düzenlediği programlar ve gerçekleştirdiği giyecek, yiyecek ve para yardımlarından oluşmuştur. Aile üyeleri sahip oldukları kaynaklar ve kendilerine sağlanmış desteklerin yanında bu süreçle başa çıkmak için aktif olarak çaba göstermiş ve değerlendirme-odaklı, problem-odaklı ile duygu-odaklı başa çıkma biçimi altında gruplanan çeşitli davranışları kullanmışlardır. Hem ebeveynler hem de kardeşlerin en az kullandığı başa çıkma biçimi problem-odaklı başa çıkma olmuştur. Özellikle ebeveynler olumlu bakış açısı ve dini bakış açısı biçimdeki değerlendirme odaklı başa çıkma ile dini ritüeller biçimindeki duygu-odaklı başa çıkma davranışlarını daha fazla kullanırken, kardeşler sosyal-duygusal destek kullanımı, sosyalleşme ve aktiviteler ve zihin odağını değiştirme biçimindeki duygu-odaklı başa çıkma davranışlarını daha çok kullanmışlardır. Aile üyeleri karşılaştıkları zorluklara rağmen travma sonrası büyüme çerçevesinde değerlendirilen kişilerarası ilişkiler, kişisel algılar, yaşamın değeri ve maneviyat konularında olumlu değişiklikler bildirmişlerdir. Sonuç olarak bu çalışma literatürde bildirilen kanserle ilgili deneyimleri desteklemektedir. Bununla birlikte, sonuçlar aile ve aile üyelerinin karşılaştıkları zorluklar konusunda ayrıntılı bilgi sağlarken, ailelerin ve aile üyelerinin bu zorluklar karşısında sahip olduğu kaynaklar ve kullandıkları başa çıkma davranışlarını da ortaya koymuş, ayrıca böylesi zorlayıcı bir yaşam koşulunda aile üyelerinde olumlu değişikliklerin gerçekleştiğini göstermiştir.

AileAna-çocuk etkileşimiBaba-çocuk etkileşimi+6
Feyruz Usluoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Okul öncesi çocukların matematik gelişimlerinin ev ve okul matematik çevresi bağlamında incelenmesi

Erken matematik becerileri, çocukların daha sonraki okul hayatındaki matematik başarılarını önemli ölçüde etkilemektedir. Çocukların örgün eğitime başladığında sahip oldukları matematik becerileri birbirinden farklıdır ve bu farklılık çocuğun ilkokul ve ortaokulda matematik başarısını yordamaktadır. Çalışmalar bu farklılığın kaynağı olarak çocuğun bireysel özelliklerinin dışında; ebeveynleriyle evde yaptıkları etkinlikler, ebeveyn-çocuk etkileşimi ve okuldaki etkileşimleri gibi çocuğun erken dönemdeki deneyimlerine işaret etmektedir. Bu araştırmanın amacı, okul öncesi dönem çocuklarının kullandıkları matematik dilinin ve matematik yeteneğinin; annelerin kullandıkları matematik dili, annelerin evde matematik etkinliklerine katılımı, ev matematik çevresi ve öğretmenlerin kullandıkları matematik dili tarafından ne oranda yordandığını belirlemektir. Bu araştırmanın örneklemini, 2017-2018 öğretim yılında Adana il merkezinde yer alan Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi anaokullarına devam eden 49-60 ay aralığındaki (M = 56.35 ay) 40 çocuk, onların anneleri (40 anne) ve öğretmenleri (16 öğretmen) oluşturmaktadır. Araştırmada ilk olarak yaşlarına uygun gelişim gösterip göstermediklerine karar vermek için çocuklara Gazi Erken Çocukluk Değerlendirme Aracı uygulanmış, normal gelişim gösteren çocuklar araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmada verileri toplama amacıyla Kişisel Bilgi Formu, Ev Matematik Çevresi Değerlendirme Aracı, Anne Babaların Matematik Etkinliklerine Katılımı Ölçeği ve Erken Matematik Yeteneği Testi-3 (TEMA-3) kullanılmıştır. Ölçme araçları, araştırmacı tarafından katılımcılara yüz yüze görüşmeler yoluyla uygulanmıştır. Ayrıca çocukların, annelerin ve öğretmenlerin konuşmalarında kullandıkları matematik dilini tespit edebilmek amacıyla dil örnekleri alınmıştır. Dil örnekleri, katılımcılara takılan ses kayıt cihazı ve yaka mikrofonu kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın pilot çalışması 2017 yılının Mayıs ve Haziran aylarında, veri toplama süreci ise Ekim 2017- Haziran 2018 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Çocuklar, anneler ve öğretmenlerden elde edilen dil örnekleri, çalışma kapsamında oluşturulan kodlama şeması kullanılarak analiz edilmiştir. Ardından, her katılımcının her bir kategoride kullandığı matematik sözcüklerinin sayısı hesaplanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler, Korelasyon ve Regresyon analizleri kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan Korelasyon, Regresyon ve Hiyerarşik Regresyon analizi sonucunda, annelerin kullandıkları matematik dilinin, her bir kategoride çocukların kullandıkları matematik dili ile istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönde ilişkili olduğu bulunmuştur. Ayrıca öğretmenlerin konuşmalarında zaman kavramına yer vermesi ile çocukların konuşmalarında zaman kavramına yer vermesi arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Öte yandan, öğretmenlerin konuşmalarında sınıflandırma kavramına yer vermesi ile çocukların konuşmalarında sınıflandırma kavramına yer vermesi arasında istatistiksel olarak anlamlı ancak negatif yönlü bir ilişki olduğu saptanmıştır. Ayrıca çocukların kullandıkları matematik dilinin yordayıcılarını tespit etmek amacıyla yapılan istatistiksel analizler sonucunda; annelerin kullandıkları matematik dili, annelerin evde matematik etkinliklerine katılımı, çocukların ev matematik çevresi ve öğretmenlerin kullandıkları matematik dili değişkenleri arasından yalnızca annelerin kullandıkları matematik dilinin, çocukların kullandıkları matematik dilini anlamlı şekilde yordadığı bulunmuştur. Çocukların yaşları kontrol edildiğinde annelerin matematik etkinliklerine katılımının, annelerin kullandıkları matematik dili ile birlikte çocukların matematik yeteneğini anlamlı şekilde yordadığı ve varyansın %39'unu açıkladığı belirlenmiştir. Değişkenlerin hiyerarşik regresyon modeline katkısı ayrı ayrı incelendiğinde, çocukların matematik yeteneğini yordamada annelerin matematik etkinliklerine katılımının, annelerin matematik dili kullanmasından daha önemli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Ana-çocuk etkileşimiAnnelerMatematik başarısı+6
İrem Gürgah Oğul
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Engelli çocuğa sahip çiftlerin başa çıkma davranışlarının evlilik uyumları üzerindeki diyadik etkisinin incelenmesi

Ailelerin engelli bir çocuğa sahip olmalarının ebeveynler arasında stres yaratan bir durum olabileceği ve eşlerin yaşadıkları stresle başa çıkmak için başvurdukları yöntemlerin evlilik uyumlarını açıklamada önemli olduğu bilinmektedir. Bu araştırmanın amacı, engelli çocuğa sahip çiftlerin stresle başa çıkma davranışları ve evlilik uyumları arasındaki ilişkinin ikili (dyadic) olarak incelenmesidir. Bu amaçla engelli çocuğa sahip çiftlerin başa çıkma davranışlarının çiftlerin hem kendi evlilik uyumları (aktör etkisi) hem de eşlerinin evlilik uyumları (partner etkisi) ile ilişkisini ortaya koyabilmek amacıyla Aktör Partner Karşılıklı Bağımlılık Modeli kullanılmıştır. Korelasyonel araştırma modeline sahip olan bu çalışmada, araştırma grubu ölçüt örnekleme yöntemi ile belirlenmiş ve araştırma sırasında evlilikleri devam eden, engelli bir çocuğu olan ve araştırmaya katılmayı her iki eşin de kabul ettiği katılımcılar örnekleme dahil edilmiştir. Araştırmanın örneklemini 105 çift (210 birey) oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Kişisel Bilgi Formu, Çift Başa Çıkma Envanteri ve Yenilenmiş Çift Uyum Ölçeği aracılığıyla elde edilmiştir. Veriler SPSS 22.0 ve AMOS 21.0 aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırmada kadın ve erkeklerin evlilik uyumu üzerinde toplam çift başa çıkma, pozitif çift başa çıkma ve negatif çift başa çıkma değişkenlerinin aktör ve partner etkilerinin inceleneceği üç ayrı model test edilmiştir. Test edilen birinci modelde eşlerin sahip olduğu toplam çift başa çıkma puanlarının artmasının kendilerinin (aktör etkisi) ve partnerlerinin evlilik uyumlarını arttırmakta olduğu sonucuna ulaşılmıştır (partner etkisi). İkinci modelde; eşlerin pozitif çift başa çıkma puanlarının artmasının kendi evlilik uyumlarını arttırmakla birlikte (aktör etkisi) eşlerinin de evlilik uyumu arttırdığı görülmüştür (partner etkisi). Üçüncü modelde ise eşlerin negatif çift başa çıkma puanları arttıkça kendi evlilik uyum puanlarının azaldığı (aktör etkisi) ancak bu durumun eşlerinin evlilik uyumu üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı bulunmuştur (partner etkisi). Özetle, araştırmanın bulguları çiftlerin stresle başa çıkma davranışları ile evlilik uyumları arasında anlamlı aktör ve partner etkileri olduğunu göstermiştir. Elde edilen bulgular ilgili alanyazın bağlamında tartışılmış ve teori, araştırma ve uygulama açısından araştırmanın etkileri sunulmuştur. Ayrıca, araştırmacı ve uygulamacılar için araştırma sonuçlarına dayalı önerilerde bulunulmuştur.

Ana-çocuk etkileşimiBaba-çocuk etkileşimiBaşa çıkma+7
Mehmet Göktaş
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Gelişimsel yetersizliğe sahip olan çocukların annelerine yönelik hazırlanan 'oyun oynama becerilerini destekleme programının' etkililiğinin incelenmesi

Bu çalışmada geliştirilen Oyun Oynama Becerilerini Destekleme Programının (OBEDEP), 0-6 yaş aralığında gelişimsel yetersizliği olan çocukların annelerinin oyun becerileri üzerindeki etkililiğini incelemeyi amaçlanmıştır. Öntest-sontest kontrol gruplu deneysel desenle gerçekleşen araştırmada Oyun Oynama Becerilerini Destekleme Programı (OBEDEP)'nın etkililiği araştırılmıştır. Araştırma grubu Diyarbakır ilinde yer alan bir özel özel eğitim ve rehabilitasyon kurumuna devam eden gelişimsel yetersizlik tanısı alan 0-6 yaş arasında 2 kız 12 erkek olmak üzere toplam 14 çocuğun annelerinden oluşmaktadır. Çalışmanın verileri Oyun Oynama Becerilerini Destekleme Programına Dayalı Kontrol Listesi (OBEDEP-KL) aracılığı ile toplanmıştır. Uygulamada kullanılan programın annelerin oyun becerileri üzerindeki etkililiğini test etmek için araştırma grubunu oluşturan anneler, deney ve kontrol grubu şeklinde ikiye ayrılmıştır. Deney grubundaki annelere 8 hafta boyunca haftada bir kez ve 40+40 dakika OBEDEP uygulanmıştır. Hem deney hem de kontrol grubundaki annelerin 1. ve 8. Haftada OBEDEP-KL ile oyun becerileri değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler IBM SPSS 22 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizi, veriler normal dağılıma uygun olmadığı için non-parametrik testlerden Mann Whitney U ve Wilcoxon Signed Ranks Testi ile yapılmıştır. Bu araştırmada OBEDEP' e katılan deney grubundaki annelerin oyun becerileri ile programa katılmayan kontrol grubundaki annelerin oyun becerileri arasındaki farkın anlamlı olduğu bulunmuştur. Deney grubunu oluşturan gelişimsel yetersizliği olan çocukların annelerinin oyun becerileri müdahale öncesi ve sonrası olumlu anlamda farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Oyun eğitimi uygulanan annelerin eğitimi almayan annelere göre oyun becerilerinde olumlu yönde gelişmeler olduğunu belirtmek mümkündür.

Ana-çocuk etkileşimiAnne eğitimiAnneler+5
Şermin Aygürt
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

48-72 aylık çocukların duyguları anlama becerisi ve annelerin duyguları sosyalleştirme davranışları arasındaki ilişki

Bu çalışmada okul öncesi dönemdeki 48-72 aylık çocukların duyguları anlama becerileri ile annelerin çocukların olumsuz duygularına yönelik duyguları sosyalleştirme davranışları arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmaya Ankara ilinden okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 210 çocuk ve anneleri katılmıştır. Çocukların duyguları anlama becerisi duyguları tanıma, duyguları isimlendirme ve duygusal bakış açısı (stereotipik durumlar ve stereotipik olmayan durumlar) kapsamında Duyguları Anlama Testi (Affect Knowledge Test) ile ölçülmüştür. Duyguları Anlama Testinden önce testin duyguları tanıma bölümüne yönelik olarak çocukların alıcı dil becerilerindeki hazır bulunuşluklarını belirlemek için Türkçe Alıcı ve İfade Edici Dil Testinin (TİFALDİ) Alıcı Dil Alt Testi uygulanmıştır. Annenin mesleği, öğrenim düzeyi ve ailenin sahip olduğu gelir düzeyi Annenin Demografik Özellikleri Formu, çocuklar hakkında bilgi edinme ise Bilgi Formu ile değerlendirilmiştir. Annelerin çocukların olumsuz duygularını sosyalleştirme davranışları ise anneler tarafından doldurulan Çocukların Olumsuz Duygularıyla Başaçıkma Ölçeği ile (Coping with Negative Emotions Scale) değerlendirilmiştir.Çalışmada çocukların duyguları anlama becerileri ve annelerin destekleyici olan ve destekleyici olmayan tepkileri çocukların içinde bulunduğu aya ve cinsiyeti, annenin öğrenim düzeyi, mesleği ve ailenin gelir düzeyi gibi değişkenler açısından ele alınmıştır. Duyguları Anlama Testinin Türkçe uyarlaması için Doğrulayıcı Faktör Analizi yapılmıştır. Çocukların duyguları anlama becerisinin ve annelerin destekleyici tepkileri ile destekleyici olmayan tepkilerinin, çocukların içinde bulunduğu aya ve cinsiyetine göre farklılığını değerlendirmek için iki faktörlü ANOVA, farkın hangi gruptan kaynaklandığını belirlemek için post hoc testlerinden Dunnett C uygulanmıştır. Çocukların duyguları anlama becerisinin ve annelerin destekleyici tepkilerinin ve destekleyici olmayan tepkilerinin annelerin mesleği, öğrenimi ve ailenin sahip olduğu gelir düzeyine göre farklılığını incelemek için tek faktörlü ANOVA yapılmış, farkın hangi gruptan kaynaklandığını belirlemek için Scheffe testi yapılmıştır. Çocukların duyguları anlama becerisi ile annelerin çocukların olumsuz duygularına yönelik sosyalleştirme davranışları arasındaki ilişki ise Pearson Korelasyon katsayısı ile incelenmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre çocukların duyguları anlama becerisi çocukların içinde bulunduğu aya göre farklılık gösterirken, cinsiyete bağlı farklılık göstermemiştir. Çocukların duyguları anlama becerisi annelerin mesleği, öğrenim düzeyi ve ailenin gelir düzeyine göre de farklılık göstermemiştir. Annelerin sosyalleştirme davranışları kapsamında, destekleyici olan ve destekleyici olmayan anne tepkileri ise çocukların cinsiyetine ve içinde bulunduğu aya göre anlamlı bir farklılık ortaya koymamış, destekleyici olmayan anne tepkilerinin çocukların içinde bulunduğu ayın temel etkisine göre anlamlı bir biçimde farklılaştığı, ancak bu etkinin oldukça küçük olduğu görülmüştür. Annelerin sosyalleştirme davranışlarında destekleyici tepkiler annelerin mesleğine, öğrenim düzeyine ve ailenin sahip olduğu gelir düzeyine göre farklılık göstermemişken, destekleyici olmayan anne tepkileri annelerin mesleğine, öğrenim düzeyine ve ailenin sahip olduğu gelir düzeyine göre farklılık göstermiştir. Çocukların duyguları anlama becerileri ile annelerin çocukların olumsuz duygularına yönelik sosyalleştirme davranışları arasında bir ilişki bulunmamıştır.

Ana-babaların duyguları sosyalleştirme davranışlarıAna-çocuk etkileşimiAna-çocuk ilişkisi+8
Şükran Kılıç
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Anneden-kızına evde cinsel sağlık eğitimi programının etkililiğinin incelenmesi

Bu araştırma ?Annelere Uygulanan Cinsel Sağlık Eğitimi Programının(AK-ECSEP) Anne-Kızın Cinsel Konularla İlgili Bilgileri, Hissettikleri ve Tutumları Üzerindeki Etkisinin İncelenmesi ? amacıyla yapılmıştır.Araştırmanın örneklemini 2009-2010 eğitim ve öğretim yılında Zonguldak il merkezinde bulunan M.E.B' na bağlı Zonguldak Kız Teknik ve Meslek Lisesi 9.sınıfta öğrenim gören,30 öğrenci ve annesi olmak üzere toplam 60 kişi oluşturmuştur. Araştırmada ön test, son test ve kontrol gruplu araştırma deseni kullanılmıştır.Araştırmacı tarafından hazırlanan cinsel sağlık eğitim programı deney grubu anne-kız çiftine 10 hafta sürdürülmüştür. Program konuları?Yetişkinliğe Aralanan Kapı! Ergenlik, Bedenimi Bilmeliyim, En Tehlikeli Virüs! Bilgisizlik ve Korunmayı Öğreniyorum? olmak üzere 4 bölümde ele alınmıştır. Program; her bir eğitim bölümünün içeriğine uygun olarak araştırmacı tarafından tasarlanmış eğitim materyalleri ile desteklenmiştir. Kontrol grubu anne-kız çiftine herhangi bir cinsel eğitim programı uygulanmamıştır.Eğitimden önce deney ve kontrol grubu annelere sosyo demografik özelliklerini belirlemek amacıyla ?Kişisel Bilgi Formu? uygulanmıştır. Araştırmaya katılan deney ve kontrol grubu anne-kız çiftinin cinsel sağlık bilgilerini, cinsel konularla ilgili hissettiklerini ve tutumlarını belirlemek için araştırmacı tarafından hazırlanarak güvenilirlik çalışması yapılan ?Cinsel Sağlık Eğitimi Bilgi Formu ve Cinsel Konularla İlgili Hissettikleri/Tutumları Formu? kullanılmıştır. Bu anketler deney grubu anne-kız çiftine cinsel eğitim programından önce ön test, programın uygulanmasından sonra son test olarak verilmiştir. Aynı anketler kontrol grubu anne-kız çiftine de ön test ve son test olarak uygulanmıştır.Verilerin analizinde; Shapiro-Wilk testi, Mann-Whitney U testi, Wilcoxen işaret testi Kruskall-Wallis H testi kullanılmıştır.Deney ve kontrol gruplarının son test sonuçlarına göre, deney grubu annelerin tüm eğitim konularında son test cinsel sağlık bilgi puanlarının arttığı, eğitim konuları açısından ?Üreme Organlarının Anatomisi ve Fizyolojisi? ile ?Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar? bilgi puanlarında anlamlı bir farklılığın olduğu saptanmıştır(p<0.05). Kontrol grubu annelerin ?Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar? bilgi puanı dışındaki eğitim konularında anlamlı bir farklılığın olmadığı bulunmuştur(p>0.05). Deney grubu kızların tüm eğitim konularında son test cinsel sağlık bilgi puanlarının arttığı, eğitim konuları açısından?Ergenlik Dönemi, Üreme Organlarının Anatomisi ve Fizyolojisi ve Gebelikten Korunma Yöntemleri? bilgi puanlarında anlamlı bir farklılığın olduğu saptanmıştır(p<0.05). Kontrol grubu kızların son test cinsel bilgi puanlarında anlamlı bir farklılığın olmadığı bulunmuştur(p>0.05).Deney grubu annelerin son test çocuklarına cinsel konularla ilgili bilgi verirken, ?Endişelenme, Sıkılma ve Utanma? hissettiklerine ilişkin oranlarda anlamlı bir düşüş, ?Memnun Olma ve Rahat Hissetme? oranlarında ise anlamlı bir artış olduğu saptanmıştır. Kontrol grubu annelerin çocuklarına cinsel konularla ilgili bilgi verirken, hissettiklerine ilişkin oranlar arasında anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Deney grubu kızların son test bulgularına göre, annelerine cinsel konularla ilgili soru sorarken, ?Korkma, Sıkılma, Pişman Olma Bazı Meraklarını Gizleme ve Utanma hissettiklerine ilişkin oranlarda anlamlı bir düşüş, ?Rahat Hissetme? oranlarında ise anlamlı bir artış olduğu saptanmıştır. Kontrol grubu kızların cinsel konularla ilgili bilgi verirken, hissettiklerine ilişkin oranlar arasında anlamlı bir farklılık görülmemiştir.Deney grubu annelerin son test çocuklarının cinsel konularla ilgili soruları karşısında olumsuz tutum gösterme oranlarında anlamlı bir düşüş, olumlu tutum gösterme oranlarında ise anlamlı bir artış olduğu görülmüştür. Kontrol grubu annelerin çocuklarının cinsel konularla ilgili soruları karşısında, olumlu ve olumsuz tutum oranları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Deney grubu kızların son test bulgularına göre, annelerinden cinsel konularla ilgili bilgi alırken, olumsuz tutum gösterme oranlarında anlamlı bir düşüş, olumlu tutum gösterme oranlarında ise anlamlı bir artış olduğu görülmüştür. Kontrol grubu kızların annelerinden cinsel konularla ilgili bilgi alırken, olumlu ve olumsuz tutum oranları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.Anahtar Kelimeler: Cinsel Sağlık Eğitimi, Cinsel Eğitim Programı, Ergenlik

Aile eğitimiAna-çocuk etkileşimiAnneler+2
Funda Kıran Yılmaz
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kaynaştırma öğrencilerinin annelerine premack ilkesinin öğretilmesinin, öğrencilerin ev ödevlerini tamamlamalarına etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada, kaynaştırma öğrencilerinin annelerine premack (nene) ilkesinin öğretilmesinin, öğrencilerin ev ödevlerini tamamlamalarına etkisini incelemek amaçlanmaktadır.Bu araştırmada niteliksel araştırma yöntemlerinden eylem (öğretmen) araştırması yöntemi kullanılmıştır.Bu araştırmanın deneklerini, Özel Adnan Ağır Özel Eğitim Okuluna devam eden, rehberlik ve araştırma merkezi tarafından hafif düzeyde zihinsel engelli olarak tanılanmış ve kaynaştırmaya yönlendirilmiş öğrencilerin beşinin annesi oluşturmaktadır.Araştırmada verilerin toplanabilmesi için, aile bilgi formu, kavramlara ilişkin ölçüt bağımlı ölçü aracı, işlemlere ilişkin ölçüt bağımlı ölçü aracı, öğretim öncesi ve sonrası farkındalık belirleme formu, aile görüşmeleri ödev kontrol çizelgeleri, genelleme formu, süreklilik formu ve sosyal geçerlilik formu kullanılmıştır.Araştırmanın deney sürecinde, geliştirilen aile eğitim programının uygulanması öncesinde araştırma kapsamına dâhil edilen 5 annenin, araştırmada kazanması amaçlanan kavram ve işlem süreçlerinde ön test düzeyleri üç ayrı oturumda belirlenmiştir. Annelerin ön test düzeylerinin belirlenmesinin ardından, gruba 2 oturumluk aile eğitim programı uygulanmıştır. Daha sonra deneklerden biriyle ürün çalışması yapılmıştır.Araştırmada, araştırma verileri tablo olarak gösterilmiş ve tablolar niteliksel olarak yorumlanmıştır.Araştırma sonunda elde edilen bulgular şu şekildedir;- Aile Eğitim Programının uygulanmasından sonra, araştırmanın denekleri olan anneler; pekiştireç ve nene ilkesi kavramlarının ve işlem süreçlerinin alt amaçlarının hepsini gerçekleştirmiştir. Bu nedenle, Aile Eğitim Programının, annelerin kavramların ve işlem süreçlerinin kazanılmasına yol açtığı izlenimi edinilmektedir.- Araştırma deney süreci bittikten 7, 14 ve 21 gün sonra alınan süreklilik verilerinde annelerin pekiştireç ve nene ilkesi kavramlarının ve işlem süreçlerinin alt amaçlarının hepsini gerçekleştirmiştir. Bu nedenle, Aile Eğitim Programının, annelere uygulanmasında kazanılan kavramların ve işlem süreçlerinin, 7, 14 ve 21 gün sonra süreklilik gösterdiği izlenimine varılmıştır.- Aile Eğitim Programının uygulanmasından sonra annelere uygulanan genelleme formundan elde edilen verilere göre, annelerin nene ilkesini üç farklı beceriye genelledikleri izlenimine varılmıştır.- Aile Eğitim Programının, annelere uygulanmasından sonra deneklerden birinin çocuğuyla yapılan ürün çalışmasında F.nin bir hafta boyunca ödevlerini yaptığı izlenmiştir. Bu nedenle Aile Eğitim Programının çocuklardan birinin ödev yapmasını artırdığı izlenimine varılmıştır.- Anneler bu çalışma sonunda; çalışmadan memnun olduklarını, çalışmayı başka ailelere de önereceklerini, ayrıca programın ödev yaptırmak için etkili bir yöntem olduğunu, bu program sırasında ödev yaptırırken yaptıkları yanlışlıkları gördüklerini ifade etmişlerdir.Anahtar Kelimeler: Aile Eğitimi, Ev Ödevi, Premack İlkesi

Aile eğitimiAile içi ilişkilerAna-baba eğitimi+7
Melike Sabancı
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönem çocuğuna sahip annenin çocuk yetiştirme tutumu ile çocuğun dinleme becerisi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Yapılan araştırmanın, annenin çocuk yetiştirme tutumunun çocuğun dinleme becerisi arasındaki ilişkiyi incelemektir. 2015-2016 eğitim-öğretim yılı Mersin ilinin Erdemli ilçesine bağlı Limonlu, Kumkuyu, Esenpınar mahallelerinde bulunan, M.E.B'e bağlı ana sınıfındaki çocuklara ve annelerine uygulanmıştır. Çocuk özellikleri: 5 yaş 6 ay, 6 yaş 6ay aralığı, anne özellikleri: lise mezunu, çiftçilik yapan, 23-34 yaş. Bu özelliklere uyan 47 çocuk ve annesiyle çalışılmıştır. Bu 47 anneye "ebeveyn tutum ölçeği" uygulanmış ve bu annelerin çocuklarına da "dinleme becerileri" testi uygulanmıştır. Uygulanan ebeveyn tutum ölçeği 46 maddeden oluşmaktadır. Bunlardan 17 tanesi demokratik tutuma, 9 tanesi izin verici tutuma, 9 tanesi aşırı koruyucu tutuma ve 11 tanesi de otoriter tutuma ait maddelerdir. Ebeveyn tutum ölçeği 5'li likert tarzındadır ve şu şekildedir: Her zaman böyledir (5), çoğunlukla böyledir (4), bazen böyledir (4), nadiren böyledir (2), hiçbir zaman böyle değildir (1) . Çocuklara uygulanan dinleme becerisi testi ise harita şeklindedir. Haritada ev, kuşlar, göl, deniz, ağaç, köpekler, çadır, ev, orman ve gemi vardır. Başlangıç ve bitiş yerleri "x" ile gösterilmektedir. Çocuğun kavramları bilip bilmediği kontrol edilir, bilmiyorsa öğretilir ve çocuktan tekrar söylemesi istenir. Kavramaları söylerken de eliyle ismini söylediği nesneyi göstermesi beklenir. Testi uygulayan kişinin elinde harita ile ilgili 9 tane yönerge vardır ve bu yönergeleri sırasıyla çocuğa söyler ve çocukta yönergeye uygun haritada bir rota oluşturur ve yönergelerle haritayı çizerek bitirir. Burada amaç söyleneni dinleme, dinlediğini anlama ve anladığını uygulamaktır. Her doğru çizilen rota için "1" puan verilir. 5 puan ve altı başarısız, 6-7 doğru orta, 8 ve üzeri ise başarılı sayılır. Araştırma sonucunda, annenin demokratik, otoriter, izin verici alt boyutları ve araştırmaya katılan çocukların dinleme becerisi arasında istatiksel olarak ilişki bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Dinleme becerisi, Okul öncesi dönem, Annenin çocuk yetiştirme tutumu

Ana-baba tutumuAna-çocuk etkileşimiAnneler+4
Gülhan Çetinel
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Zihinsel yetersizliği olan çocuklara sahip annelerin olumsuz otomatik düşüncelerinin incelenmesi

Bu araştırmada, zihinsel yetersizliği olan çocuklara sahip annelerin olumsuz otomatik düşüncelerini etkileyen faktörler araştırılmıştır. Örneklem; Adana Yüreğir Rehberlik ve Araştırma Merkezine eğitsel tanılama hizmetleri amacıyla gelen zihinsel yetersizliği olan çocuğa sahip 90 anneden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak Otomatik Düşünceler Ölçeği kullanıldı. Bulgular; çocuğun yetersizlik düzeyi (hafif, orta ve ağır) ve cinsiyetine göre annelerin otomatik düşünceleri arasında anlamlı bir fark yoktur (p>0.05). Travma sonrası büyüme gösteren annelerin otomatik düşüncelerinin alt ölçek puanlarında (kendine yönelik, şaşkınlık ve kaçma, kişisel uyumsuzluk, yalnızlığa yönelik) ve toplam puanda anlamlı olarak daha düşük çıktığı saptanmıştır (p<0.05). Zihinsel yetersizliği olan çocuğun ilk tanılamasından sonraki geçen süre arttıkça, annelerin otomatik düşüncelerinin alt ölçek puanında (kendine yönelik) anlamlı olarak arttığı saptanmıştır (p<.05). Sonuç; Annelerin otomatik düşünce düzeyi zihinsel yetersizlik şiddeti ve diğer tanımlayıcı özelliklere göre değil; çocuklarının zihinsel yetersizlik tanısı alması ile başlayan süreçte olumlu yönde değişim gösteren annelere göre anlamlı olarak farklılık göstermektedir.

Ana-çocuk etkileşimiAnnelerOlumsuz düşünme+2
İlyas Çevirgen
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
10
Master'sOpen AccessEN

Playing minds: Parental pretend play input and infants' pretense and vocabulary development

Early pretend play interactions with parents contribute to children's pretend play skills and vocabulary development. This longitudinal study investigated parents' pretend play input to their infants during free play when infants were 14 and 20 months. We also examined infants' pretend play skills at 14 months and vocabulary knowledge at 14 and 20 months through a parental report. Results showed that at 14 months, infants' pretend play and receptive vocabulary knowledge were related. Parental pretense input, both its quality and quantity, concurrently supported 14-month-olds' pretense over and above infants' age and parents' general language input. Furthermore, at 14 months, the interaction of parents' and infants' pretend play concurrently contributed to infants' receptive vocabulary knowledge beyond infants' age and parents' general language input. However, parents' pretense input at 14 and 20 months was negatively related to 20-month-olds' expressive vocabulary knowledge. Last, parents adjusted their pretense based on their infants' pretense at 14 months, yet this relation did not hold when infants' vocabulary was considered. Parents tailored the quality but not the quantity of their pretend play input at 20 months in response to their infants' expressive vocabulary knowledge at 14 and 20 months. These findings suggest early interactions between infants' exposure to parental pretend play input and their pretense and vocabulary development; thus, playing minds.

Mother-child interactionFather-child interactionInfant+6
Erim Kızıldere
Koç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı gelişen çocukların annelerinde algılanan stigma, aile stresi ve aleksitimi

Bu çalışmada, çocuğunda otizm spektrum bozukluğu (OSB), zihinsel yetersizlik (ZY), özel öğrenme güçlüğü (ÖÖG) tanısı olan annelerin algıladıkları stigma, aile stresi ve aleksitimi düzeylerini karşılaştırmak amaçlanmıştır. Ayrıca algılanan stigma, aile stresi ve aleksitimi arasındaki ilişkinin incelenmesi hedeflenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 eğitim yılında, İstanbul ilinde özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde eğitim gören OSB, ZY tanısı olan çocukların anneleri, karşılaştırma grubunu ÖÖG olan çocukların anneleri oluşturmuştur. Araştırmada 262 anne yer almıştır. Çalışmaya alınan bireylerin sosyodemografik özellikleri ile ilgili bilgileri "Sosyodemografik ve Klinik Veri Formu" kullanılarak yüz yüze görüşme ile araştırmacı tarafından doldurulmuştur. Katılımcıların algıladıkları stigma Ebeveynlerde Ruhsal Hastalıklarda İçselleştirilmiş Damgalanma Ölçeği (ERHİDÖ) ile, aile stresi Aile Stresini Değerlendirme Ölçeği (ASDÖ) ile, aleksitimi düzeyleri Toronto Aleksitimi Ölçeği (TAÖ-20) ile, çocukların otizm derecesi Çocukluk Otizmi Değerlendirme Ölçeği (CARS) ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda; çocuğunda ÖÖG tanısı olan annelerin ERHİDÖ, ASDÖ, TAÖ-20 toplam puanları ve alt test puanları, çocuğunda OSB ve ZY olan annelerin puanlarına göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur. ERHİDÖ toplam puanlarında çocuklarında ağır düzeyde OSB olan annelerin puanları çocuğunda ZY ve ÖÖG olan annlerin puanlarına göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. İçselleştirilmiş damgalanma, aile stresi ve aleksitimi puanları arasında anlamlı düzeyde pozitif yönde ilişki bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Otizm, damgalanma, aile stresi, aleksitimi

AleksitimiAna-çocuk etkileşimiAnneler+6
Bahar Akoğlu
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Annesi çalışan ve çalışmayan okul öncesi dönem çocuklarının anksiyete, depresyon ve sosyal beceri düzeylerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, annesi çalışan ve çalışmayan okul öncesi dönem çocuklarının anksiyete, depresyon ve sosyal beceri düzeylerini incelemektir. Araştırmanın örneklemi, Muş il merkezinde oturan 4-6 yaş arasındaki okul öncesi dönem çocuklarından oluşmaktadır. Araştırma 261 (%80.3) anne, 64 (%19.7) baba olmak üzere 325 ebeveyn ile yürütülmüştür. Katılımcılara, Çocuklarda Anksiyete ve Derpesyon Ölçeği (ÇADÖ-Y), Sosyal Becerileri Değerlendirme Ölçeği (SBDÖ) ve Aile Bilgi Formu uygulanmıştır. Çocukların anksiyete, depresyon ve sosyal beceri düzeylerinin demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemek amacıyla ikili karşılaştırmalarda t-testi (Mann-Withney U test), çoklu karşılaştırmalarda ise varyans analizi (Kruskal Wallis-H test) ve korelasyon testi (Spearman Correlation Test) yapılmıştır. Araştırma sonuçları, annenin çalışma durumu ile çocukların obsesif kompulsif bozukluk ve kendini kontrol etme becerileri arasında bir ilişki olduğunu göstermiştir. Algılanan ekonomik durum ve çocukların gün içinde teknolojik aletlerle geçirdikleri süre değişkenleri ile anksiyete, depresyon ve sosyal beceriler arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Bunların yanında; ebeveyn eğitim düzeyi ve meslek değişkenleriyle obsesif kompulsif bozukluk, yaygın anksiyete, kendini kontrol etme ve dinleme becerileri arasında anlamlı bir ilişki bulunurken; ailenin yapısı, akrabalık bağı ve çocukla geçirilen süre değişkenleri ile anksiyete, depresyon ve sosyal beceri düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Son olarak, çocukların sosyal becerileri arttıkça anksiyete ve depresyon düzeylerinin azaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma neticesinde elde edilen sonuçlar, lüteratür ışığında tartışılarak gerekli sonuç ve öneriler sunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Çalışan Anne, Okul Öncesi Dönem, Anksiyete, Depresyon, Sosyal Beceri

Ana-baba tutumuAna-çocuk etkileşimiAnksiyete+6
Murat Genç
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

DEHB'li çocuğa sahip olan ve olmayan annelerin öfke kontrolü ve stresle başa çıkma becerilerinin karşılaştırılması

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) bireylerde aşırı hareketlilik hali ile birlikte dürtüselliğin görüldüğü bir patolojik bozukluktur. Bu rahatsızlık bireylere etki ettiği derecede bireye bakım verenlere de etki etmektedir. Bu noktada etkilenen temel kişiler annelerdir. Yapılan bu araştırmanın amacı, DEHB tanısı alan ve almayan çocukların annelerindeki öfke yönetimi ve stresle başa çıkma becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu amaçla yürütülen araştırma, 05.01.2015-30.06.2015 tarihleri arasında kamuya bağlı bir hastanede yaşları 26 ile 52 yıl arasında değişen toplam 80 anne ile yapılmıştır. Araştırmanın sonunda DEHB tanısı almış çocukların annelerinde sürekli öfke tarzları ölçeği puanları, çocuğu DEHB tanısı almamış olan annelere göre daha düşük bulunmuş; bununla birlikte bu annelerin stresle baş etmede değişik tarzlar benimsedikleri görülmüştür. DEHB tanısı almış çocukların annelerinde hastalığın getirdiği zorluklarla başa çıkmada öfke puanları daha düşük bulunurken; bu annelerin stresle başa çıkma tarzlarının bunda etkili olduğu düşünülmektedir. Öte yandan eğitim, annenin yaşı, çocuğun yaşı ve maddi durum gibi değişkenler de annelerin öfke yönetimi ve stresle başa çıkma becerilerini etkileyen etmenler olarak saptanmıştır. Yapılan analizler sonucu elde edilen bulgular var olan yazılı literatür ışığında tartışılmış olup; kendinden sonraki araştırmalar için yol gösterici olabilecek yeni bilgiler içermektedir. Anahtar Kelimeler : Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu, DEHB, Öfke Kontrolü, Stresle BaĢa Çıkma

Ana-çocuk etkileşimiAnnelerHiperaktiviteli dikkat eksikliği bozukluğu+4
Eren Trabzon
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerdeki çocuk yetiştirme tutumlarının ilköğretim çağındaki çocuklarda karşılaşılan davranış problemlerine etkisi

Bu araştırmanın amacı, annelerdeki çocuk yetiştirme tutumları ile ilköğretim çağındaki çocuklarda görülen davranış problemleri üzerine etkisinin incelenmesidir. İstanbul il sınırları içinde bulunan bir özel okuldaki eğitimlerine devam eden rastgele yöntemle seçilmiş 60 kız ve 68 erkek, toplam 128 çocuğun annesi araştırmaya katılmıştır. Çocukların annelerine " Aile Hayatı ve Tutum Ölçeği (PARI) " ve " Çocuk ve Gençler İçin Davranış Değerlendirme Tutum Ölçeği" uygulanmış, örneklem grubu oluşturması için Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. İstatistiksel analiz için Mann-Whitney U ve Spearman kolerasyon katsayısı kullanıldı. Annelerdeki yetiştirme tutumları ile çocuklarda karşılaşılan davranış problemleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Annelerin aşırı kontrolcü annelik düzeyi arttıkça çocukların anksiyete/depresyon, sosyal içe dönük, düşünce sorunları ve içe yönelim düzeylerinde; demokratik tutum düzeyi arttıkça çocukların sosyallik düzeylerinde; baskı ve disiplin düzeyi arttıkça da çocukların saldırgan davranışlar, sosyal sorunlar ve dışa yönelim düzeylerinde artış olduğu görülmüştür. Bu bulgular, literatürdeki yayınlar ışığında tartışılmış ve psikoloji alanında hizmet veren kişilere ve ebeveynlere kılavuz olmak amacıyla tartışma bölümünde ifade edilmiştir. Anahtar Kelimeler : Anne Babalardaki Çocuk Yetiştirme Tutumları, Çocuklardaki Davranış Problemleri

Ana-baba tutumuAna-çocuk etkileşimiDavranış bozuklukları+3
Cansu Ersoy
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Otizmli çocuğa sahip ailelerde anne-çocuk ve baba- çocuk etkileşiminin incelenmesi

Bu araştırmada 36-72 ay arasında otizmli çocuğa sahip olan anne (n=12) ve babaların (n=12) çocukları ile olan etkileşimsel davranışlarının ne düzeyde olduğunu belirlemek, anne-çocuk ve baba-çocuk etkileşiminde anneve babaların çocuklarıyla etkileşim düzeyleri arasında eğitim durumu, çocuğun cinsiyeti ve çocukta otizm görülme olasılığı açısından fark olup olmadığını değerlendirmek amaçlanmıştır. Tarama modelinde betimsel bir çalışma olarak planlanan araştırmanın çalışma grubunda 36-72 aylık otizmli çocuğa sahip 12 anne-baba çifti yer almıştır. Araştırma verileri anne ve babaların çocukları ile etkileşimleri sırasında video kaydı alınarak toplanmıştır. Ebeveyn etkileşim davranışları Ebeveyn Davranışı Değerlendirme Ölçeği-Türkçe Versiyonu (EDDÖ-TV; Diken, 2009) kullanılarak puanlanmıştır. Elde edilen veriler bir istatistik programı aracılığı ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular sonucunda, otizmli çocuğa sahip annelerin ve babaların çocuklarıyla etkileşimlerinde EDDÖ-TV duygusal ifade edici olma ve duyarlı yanıtlayıcı olma alt ölçeklerinden düşük puan aldıkları belirlenmiştir. Anneler ile babaları EDDÖ-TV başarı odaklı ve yönlendirici olma alt ölçeğinden ise yüksek puan aldıkları, dolayısıyla fazlasıyla başarı odaklı oldukları görülmüştür. Anne-çocuk etkileşiminde, çocuklarda otizm görülme olasılığı, çocukların cinsiyeti ve annelerin eğitim durumu, baba-çocuk etkileşiminde çocuklarda otizm görülme olasılığı, çocukların cinsiyeti ve babaların eğitim durumu arasında anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır.Araştırma bulguları, otizmli çocuğa sahip anne ve babaların etkileşimsel davranışları konusunda ilgili araştırmalar çerçevesinde tartışılmış ve ileri araştırmalara yönelik önerilere yer verilmiştir.

Ana-çocuk etkileşimiBaba-çocuk etkileşimiOtistik bozukluklar
Hazan Oğuz
Akdeniz University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Bebeklerinde doğumdan önce Down Sendromu tanısı alan anne/babalarda dini başa çıkma

Hamilelik sürecinde tespit edilebilen down sendromu, yapılan testler sonucunda(üçlü ve dörtlü test, CVS, Amniyosentez) risk faktörü ortaya konmaktadır. Risk oranın fazla çıkması ailelerde travma etkisi yaratmaktadır. Doğumdan önce bu haberle sarsılan anne ve babalar ne yapacaklarını bilemedikleri bir belirsizlikle karşı karşıya kalmaktadır. Bu belirsizlikle birlikte; travma sonrası stres bozukluğu, anksiyete (kaygı) ve depresyon gibi psikolojik rahatsızlıklar yaşanmaktadır. Araştırmada, ortaya çıkan stres ve gerilim ile baş etmede dinin etkililiğini ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yönteminden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği uygulanmıştır. Bu teknikte derinlemesine inceleme fırsatı sunan anlaşılır, kolay ve açık uçlu sorular oluşturulmuştur. Araştırmada kartopu örneklem yöntemi kullanılarak 16 katılımcı anne ve babadan veri toplanmıştır. Ebeveynlerin sosyodemografik özellikleri içeren "Kişisel Bilgi Formu" ile bilgiler elde edilmiştir. Ses kayıt cihazı ile kayıt altına alınan mülakat sorularının cevapları bilgisayar ortamına (Word) aktarılarak analize uygun hale getirilmiştir. Bu veriler, uygun temalar altında toparlanarak, betimsel ve içerik analizi yapılmıştır. Anne babaların tanıyı öğrendiklerinde verdikleri duygusal tepkiler için 5 farklı kod oluşturulmuştur. Bunlar; şok, üzüntü, korku-endişe, şaşkınlık ve inkâr etmedir. Bebeklerinde down sendromu tanısı alan ebeveynlerin dini anlamlandırma biçimleri kader, imtihan, özel seçilme, ceza-vebal, ödül-lütuf ve affedilme-cennete girme vesile gibi temalar altında değerlendirilmiştir. Aynı zamanda down sendromu tanısını öğrenen ebeveynlerde dini başa çıkma etkinlikleri; dua, ibadet, şükür, Allah'tan ümit kesmeme, adak adama ve türbe ziyaretleri gibi unsurlar adı altında analiz edilmiştir. Sonuç, bebeklerine down sendromu tanısı konulan vezor süreçten geçen anne ve babaların çocuklarını kabullenmelerinde, yaşadıkları gerilim ve stresin azalmasında dini anlamlandırma sistemleri ve dini başa çıkma unsurlarının fayda sağladığı görülmüştür.

Ana-çocuk etkileşimiBaba-çocuk etkileşimiBebekler+7
Mahsen Bengi
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Manevi içerikli gelişim destek programının otizm spektrum bozukluğu olan çocuk sahibi ebeveynlerin umutsuzluk, dini başa çıkma ve psikolojik iyi oluş düzeylerine etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı manevi içerikli gelişim destek programının otizmli çocuğu olan ebeveynlerin umutsuzluk, dini başa çıkma ve psikolojik iyi oluş düzeylerine etkisinin nicel ve nitel yöntemler aracılığıyla incelenmesidir. Çalışma karma model araştırma desenlerinden olan açıklayıcı sıralı desene göre tasarlanmıştır. Araştırmanın nicel boyutu deney ve kontrol gruplu ön test, son test ve izleme testi modelinde deneysel desene dayanmaktadır. Araştırmanın nitel boyutunda ise Manevi İçerikli Gelişim Destek Programına katılan ebeveynlerle bireysel görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunda 30 ebeveyn (15 deney – 15 kontrol) yer almıştır. Araştırmanın verileri Beck Umutsuzluk Ölçeği, Kısa Dini Başa Çıkma Ölçeği, Psikolojik İyi Oluş Ölçeği, kişisel bilgi formu ve yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde parametrik olmayan Mann-Whitney U Testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Nitel veriler ise betimsel analizle çözümlenmiştir. Deneysel işlem sürecinde kontrol grubuna herhangi bir işlem uygulanmazken deney grubuna 10 seanstan oluşan manevi içerikli gelişim destek programı uygulanmıştır. Araştırmanın nicel bulgularına göre Manevi İçerikli Gelişim Destek Programına katılan ebeveynlerin program sonrasında kontrol grubundaki ebeveynlere göre umutsuzluk ve olumsuz dini başa çıkma düzeylerinde anlamlı bir azalış, olumlu dini başa çıkma ve psikolojik iyi oluş düzeylerinde ise anlamlı bir artış gerçekleşmiştir. Bununla birlikte ebeveynlerin izleme ölçümlerinde umutsuzluk düzeylerindeki azalış ve olumlu dini başa çıkma ile psikolojik iyi oluş düzeylerindeki artış kalıcılığını korurken olumsuz dini başa çıkma düzeylerindeki azalış ise devamlılık göstermemiştir. Araştırmanın nitel bulgularına göre deney grubunda yer alan ebeveynler yaşamlarıyla ilgili sevgi, sorumluluk ve öz kabul çerçevesinde bir anlam oluşturduklarını dile getirmişlerdir. Katılımcılar program sayesinde hem umutsuzlukla başa çıkabilecekleri psiko-sosyal ve manevi destek kaynaklarını öğrendiklerini hem bilişsel çarpıtmalarının yol açtığı olumsuz duygu, düşünce ve davranışlarını fark ettiklerini hem de manevi çatışmalarını çözerek çocuklarıyla olan problemli ilişkilerini düzelttiklerini belirtmişlerdir.

Ana-çocuk etkileşimiBaba-çocuk etkileşimiDini başa çıkma+7
Mehmet Emrullah Duran
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dini gruplara mensup ebeveynlerin yetişkin çocuklarının gözüyle tarikat ve cemaatler

Tarikatlar ve cemaatler tarih boyunca içinde bulundukları toplumları muhtelif yönlerden etkileyerek derin izler bırakmışlardır. Bu açıdan her ne kadar zaman zaman tartışma konusu olsalar da toplumun tarihsel ve sosyolojik birer gerçeğidir. Toplumsal değişme dönemlerinde toplumdaki diğer kurumlar gibi tarikat ve cemaatler de etkilenerek değişime ve dönüşüme uğrarlar. Türkiye'de yaşanan toplumsal değişimin bir sonucu olarak, mevcut tarikat-cemaat formu, asırlar önceki görünümünden oldukça farklılaşmıştır. Bugün, gelenekle irtibatını koparmamakla beraber değişime de uyum sağlayan yapılar olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Toplumsal yapı üzerindeki etkileri olumlu olduğu kadar olumsuz görünümlere de sahiptir. Bu durum aynı zamanda toplumda tarikat ve cemaatlere yönelik farklı bakış açılarını ortaya çıkarmıştır. Araştırmamızda tarikat ve cemaatler, ebeveynleri dini grup mensubu olan gençlerin gözüyle incelenerek; dini grupların müntesipleri üzerindeki etkileri, toplumdaki olumlu ve olumsuz fonksiyonlarının neler olduğu ve aile içi ilişkilere etkisi gibi sorunsallar açıklanmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden derinlemesine mülakat tekniği ile yapılan bu çalışmada yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Ebeveynleri bir dini grup mensubu olan 18 yaş üstü bireylerle görüşülmüştür. Araştırmanın bulguları betimsel çözümlemeden yararlanılarak analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda, dini grupların anne babalar üzerindeki etkisinin farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Ebeveynlerin karakterlerinin ve dindarlık algısının, çocuklarıyla iletişim kurma biçimlerini şekillendirdiği görülmüştür. Bu durum bazı ailelerde çatışmaların yaşanmasına sebep olmuştur. Ayrıca ebeveynlik biçimlerinin çocukların dine ve dini gruplara yönelik bakış açılarını etkilediği tespit edilmiştir.

Aile içi ilişkilerAna-çocuk etkileşimiBaba-çocuk etkileşimi+7
Sultan Dede
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00

Related subjects