Mother-child interaction

106 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Şüpheli kadın ölümlerinde annelerin kayıp ve başa çıkma deneyimleri

Bu tez çalışmasının temel amacı; şüpheli kadın ölümlerinde annelerin kayıp sonrası sürecindeki deneyimlerini ve başa çıkma süreçlerini derinlemesine anlamaktır. Bu hedefe ulaşmak için nitel bir çalışma yürütülmüştür. Çalışma örneklemini şüpheli bir şekilde hayatını kaybetmiş kadınların annesi olan beş katılımcı oluşturmaktadır. Anneler ile yarı-yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiş ve elde edilen veriler fenomenolojik yaklaşım temelinde çözümlenmiştir. Analizler sonucunda annelerin deneyimleri iki üst tema altında toplanmıştır. Bunlar sırasıyla (1) kayıp sonrası deneyimler ve (2) kayıp sonrası başa çıkma deneyimleridir. Söz konusu temalar ilgili literatür ışığında tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Şüpheli Kadın Ölümleri, Kayıp Sonrası Deneyimler, Başa Çıkma Süreci, Fenomenolojik Yaklaşım

Ana-çocuk etkileşimiAnnelerBaşa çıkma+5
İrem Tuğçe Moray
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Annesi erken yaşta evlenen çocukların 'Erken evliliğe' bakışları üzerine nitel bir araştırma

Bu araştırmanın temel amacı annelerinin erken evliliği ile kurulan ailedeki çocukların erken evliliğe ilişkin değerlendirmelerini annelerinin bu deneyimi bağlamında keşfetmektir. Nitel araştırma deseni kullanılan bu araştırmanın katılımcıları kartopu tekniği ile ulaşılan, annesi erken yaşta evlenmiş 14-17 yaş aralığındaki 15 çocuktan oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama tekniği olarak çevrimiçi(online) ve yüzyüze derinlemesine görüşme; veri toplama aracı olarak ise yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Katılımcılarla görüşmeler 13 katılımcı ile çevrimiçi ortamda kamera açılmadan, iki katılımcı ile ise uygun buldukları mekanda yüzyüze gerçekleştirilmiştir. Derinlemesine görüşmeler, analitik ve yansıtıcı notlar ile katılımsız gözlem notları verilerin tematik analizinde kullanılmıştır. Analiz sonucunda çocuğun, erken evliliği tarif etmesine; annesinin erken evliliğini anlamlandırmasına; annesinin evliliğini erken olması bağlamında değerlendirmesine ilişkin temalara ulaşılmıştır. Ayrıca annesinin evliliğinin nedenlerini ve sonuçlarını; kendisine, annesinin tavsiye verme(me)sini; çocuğun, böyle bir evlilik yapmayı kendisi açısından değerlendirmesini içeren temalar keşfedilmiştir. Bunun yanı sıra günümüzde bu evliliklerin varlığına ve sürmesine; böyle evlilikleri önlemeye ve önerme(me)ye ilişkin çocukların görüşlerini içeren temalar belirlenmiştir. Sonuç olarak erken evlilik ile kurulan ailedeki çocukların, böyle bir evlilik pratiğini sürdürmeyen ve ailelerine bağımlı bireyler olmadıkları ifade edilebilir. Bu araştırma ailelerinin/annelerinin ise çocuklarının erken yaşta evlenmeleri yerine hayallerini ve hedeflerini başarmalarına destek olduklarını örneklendirmiştir. Bu bağlamda annenin erken evliliği ile kurulan ailedeki çocuğun ve çocuğun gözünden annesinin/ailesinin çocuk olmaya yüklediği anlam, erken evliliğin sosyal problem olarak görülmesinde ve benimsenmemesinde önemlidir. Bir çocukluk deneyimi olan annelerinin erken evliliğinin inşasında çocuk olmaya ve dolayısıyla çocukluğa atfedilen anlamı sorgulama, eleştirme, evlilik için ideal olanı tarif etme, erken evlilikleri önermeme ve engellenmesi gerektiğini düşünme bağlamında bu çocuklar kendi yaşamlarının ve toplumun önemli bir faili olarak görülebilir.

Ana-çocuk etkileşimiAnnelerAnnelik+3
Filiz Yıldırım
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerin teknoloji ve sosyal medya kullanımının anne çocuk ilişkisi açısından incelenmesi

Anne ile çocuğun arasındaki ilişki çocuk gelişiminin temelini oluşturmaktadır ve bu ilişki birçok farklı değişkenden etkilenebilmektedir. Günümüzde teknoloji ve sosyal medyanın yaygınlığı giderek artmaktadır. Anne çocuk ilişkisi de teknoloji ve sosyal medyanın etkisinde kalabilmektedir. Bu çerçevede bu araştırma 5-6 yaş çocuğa sahip annelerinin teknoloji ve sosyal medya kullanımı ile anne-çocuk ilişkisini incelemeyi amaçlamıştır. Çalışma grubunu Ankara ili Mamak, Yenimahalle, Çankaya ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı devlet ve özel anaokuluna devam eden 5-6 yaş grubu çocuklarının 401 annesi oluşturmaktadır. Araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu ve geçerlilik güvenirlik çalışması yapılmış olan Ebeveyn-Çocuk İlişkisi ölçeği ile veri toplama işlemi sağlanmıştır. Veriler istatistiki paket program aracılığı ile analiz edilmiş, ölçeğin yakınlık ve çatışma alt boyutlarından elde edilen puanların belirlenen bağımsız değişkenler kategorilerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterip göstermediğini incelemek amacıyla bağımsız gruplar t testi ve tek yönlü varyans analizi ANOVA analizi kullanılmıştır. Yakınlık ve çatışma alt boyuta ait puan dağılımlarının normal olmaması durumunda, kategori sayısı iki ise ilişkisiz örneklemler Mann Whitney U testi, kategori sayısı ikiden fazla ise Kruskall Wallis testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre annenin öğrenim düzeyi arttıkça çocuğu ile olan ilişkisinde daha az çatışma yaşadığı, annenin sahip olduğu çocuk sayısı arttıkça çocuğu ile daha çok çatışma yaşadığı, annenin ve çocuğun ekran süresi arttıkça anne-çocuk çatışmasının da arttığı, teknoloji ve sosyal medyanın anne-çocuk ilişkisine etkili olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.

Aile içi ilişkilerAna-çocuk etkileşimiAna-çocuk iletişimi+6
Büşra Tohlu
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Parental effect on YLs' motivation and attitude towards English language learning

The aim of this study is to find out the effect of parents on YLs' motivation and attitude towards English language learning. The researcher conducted this study in İnegöl, Bursa. The school the study was conducted in was a private primary school. The participants of this study were seventy-four 4th grade students. These students participated voluntarily. For data collection, seventy-four participants responded to the questionnaire items about motivation and attitude and parental effect on learning English. Further data were collected by using semi-structured interviews. For this data collection, the researcher chose twenty students randomly and also the participants again responded to the questions voluntarily. The data collected from the questionnaire were analysed by using the SPSS programme. Thematic content analysis was used to analyse the data collected from the interviews. The results indicated that YLs have positive attitudes and are positively motivated. In addition to this, statistical results show medium, positive correlation. That means that there is a relationship between motivation and attitude towards English language learning and parental effect (r = .357). The results of the qualitative data are supporting these statistical results. Most of the students found English-knowing parents advantageous for their own English language learning process.

ParentsParents attitudeMother-child interaction+7
Pınar Keskin
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üstün zekâlı çocuklarda zekâ bölümüne (IQ) olası etkili faktörlerin incelenmesi

Üstün zekânın zamanında fark edilememesi, uygun eğitim sağlanamaması gibi sebepler yüzünden böylesine önemli nitelikte olan yeteneklerin yitirilmesi toplumlar için büyük bir kayıp olacaktır. Kaynak çalışmalarında da belirtildiği gibi yüksek işlevli zihinsel becerilere sahip olan çocuklar ülkemizin kalkınması açısından önemli birer hazinedir. Bu farkındalıkla gerçekleştirmiş olduğumuz çalışmamızda geleceğimizin teminatı olan çocukların zeka bölümlerinde hangi değişkenlerin etkili olduğu incelenmiştir. Buradan hareketle bu çocukların zekâ bölümü (IQ) gelişimi üzerinde; okul türü(özel, devlet), anne-baba eğitim durumu, sınıf düzeyi, kardeş sayısı, kardeş sırası, yaşanılan ilçe ve bölge, anne babanın ilişki durumu (birlikte ya da ayrı yaşıyor) değişkenlerinin incelendiği nicel bir çalışmadır. Araştırmanın örneklem grubunda; TÜZDER'e başvuran 4-14 yaş arasındaki 672 katılımcıdan 4-6 yaş arasındaki öğrencilere Stanford Binet Zekâ Testi, 6-14 yaş arasındaki öğrencilere ise Wisc-R zekâ testi uygulanmıştır. Bu katılımcıların 226'sı kız (%33.6), 446'sı erkektir (%66.4). Veriler SPSS 21.0 programında analize uygun hale getirilmiş, bağımsız t test ve tek yönlü varyans analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda zekâ bölümü (IQ) ile okul türü (devlet-özel), anne-baba eğitim durumu, sınıf düzeyi, kardeş sırası değişkenleri arasında bir ilişki bulunurken; yaşanılan ilçe ve bölge, anne babanın ilişki durumu (birlikte ya da ayrı yaşıyor) ve kardeş sayısı değişkenleri arasında bir ilişki bulunmamıştır.

Ana-çocuk etkileşimiBaba-çocuk etkileşimiEbeveyn-çocuk ilişkisi+3
Tunahan Coşkun
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Otizm spektrum tanısı konulmuş çocuğa sahip ailelerin psikolojik süreçlerinin stres ve tükenmişlik bağlamında incelenmesi

Otizm tanısı almış çocukların rehabilite edilmesinde ebeveynlerin pek çok belirleyici rolleri bulunmaktadır. Otizmli çocukların ailelerin psikolojik süreçlerinin stres ve tükenmişlik düzeylerinin incelenmesi bu araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Otizmli çocuklar ve ailelerine yönelik araştırmada İstanbul Ataşehir ve İstanbul Kadıköy ilçelerindeki özel eğitim okullarındaki 103 aileyle görüşmeler yapılmıştır. Araştırmada 'Kişisel Bilgi Formu', 'Aile Stresini Değerlendirme Ölçeği' ile 'Maslach Tükenmişlik Ölçeği" kullanılmış ve veriler SPSS: programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonuçları, otizmin ebeveynler tarafından inkar edilmesinin rehabilitenin önünde bir engel niteliği taşıdığını, kabullenmenin ise otizm rehabilitesinin ilk adımı olarak kabul edildiğini ortaya koymuştur. Çalışmada ayrıca engel düzeyi hafif olan çocuklar ile engel düzeyi ağır olan çocukların duygusal tükenme, tükenmişlik, karamsarlık, ana-baba ve aile sorunları ile aile stres ortalamalarının benzer düzeyde olduğu; buna karşın işlev yetersizliği, kişisel başarı ve duyarsızlaşma konusunda hafif OSB tanılı çocukların lehine olacak şekilde farklılaştığı yönünde sonuçlara ulaşılmıştır. Çalışmanın Ataşehir ve Kadıköy bölgesindeki 103 aileden oluşması, ulaşılan sonuçları sınırlı hale getirmektedir. Anahtar Kelimeler: OSB, OSBli Çocuklar, Ebeveynler, Stres, Tükenmişlik.

AileAna-çocuk etkileşimiBaba-çocuk etkileşimi+6
Tuğçe Hilal Kurt
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Zihinsel ve fiziksel yeti eksikliği olan çocukların anneleri ile yeti eksikliği olmayan çocukların annelerinin anksiyete ve depresyon düzeylerinin karşılaştırılması

Yeti eksikliği, bedensel, zihinsel ve ruhsal özelliklerinden belirli bir oranda ve sürekli olarak fonksiyon ve görüntü kaybına sebebiyet veren organ yokluğu veya bozukluğu neticesi kişinin normal yaşam gereklerine uyamama durumu olarak açıklanabilmektedir. Yeti eksikliği olan bireyler ve aileleri özel yaşam, eğitim, sağlık, istihdam, ulaşım, çevre, konut ve toplum kaynaklı sorunlarla karşılaşabilmektedirler. Yeti eksikliği olan bireylerin aileleri yeti eksikliğini kabul edememekte ve bu eksikliklerden dolayı ortaya çıkan sorunlarla baş etme konusunda sıkıntılar yaşanmaktadır. Bu çalışmada çocuklarında yeti eksikliği olan anneler ile çocuklarında yeti eksikliği olmayan annelerin depresyon düzeyleri Beck ve Zung depresyon ölçekleri ile anksiyete düzeyleri ise Beck anksiyete ölçeği ile ölçülmüştür. Çocuklarında zihinsel ve fiziksel yeti eksikliği olan annelerin depresyon puan ortalamaları ile çocuklarında yeti eksikliği olmayan annelerin depresyon puan ortalamaları arasında anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Anksiyete puan ortalamaları arasında ise anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Depresyon, anksiyete, anne, yeti eksikliği, fiziksel yeti eksikliği, zihinsel yeti eksikliği.

Ana-çocuk etkileşimiBedensel engelli çocuklarDepresyon+3
Ayşe Deveci
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Engelli çocuğa sahip anne ve babaların kişilik özellikleri ile stres, empati ve depresyon düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, engelli çocuğa sahip anne ve babaların kişilik özellikleri ile stres, empati ve depresyon düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini, İstanbul ili Beyoğlu ilçesinde bulunan Mehmet Oyal Özel Eğitim Uygulama Okulu, Halıcıoğlu İşitme Engelliler Okulu ve İstanbul ilinde bulunan diğer özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde çocukları eğitim alan 320 anne-baba oluşturmaktadır. Katılımcılara demografik bilgi formu, Beş Faktör Kişilik Envanteri, CES Depresyon Ölçeği, Stres ve Empati Ölçekleri uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS (Statistical Package For Social Sciences) 22.0 istatistik programı kullanılarak analiz edilmiş, verilerin analizinde, Cronbach Alpha ve Gutman Güvenilirlik Analizleri, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı Analizi, Regresyon, t-testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, engelli çocuğa sahip anne ve babaların kişilik boyutlarından özdenetim/sorumluluk ile yumuşak başlılık değişkenleri arasında olumlu yönde anlamlı ilişki vardır. Engelli çocuğa sahip bireylerin kişilik özelliklerinin depresyon, stres ve empati düzeylerini yordadığı görülmüştür. Duygusal tutarsızlık boyutunda cinsiyetler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Buna göre kadınlar duygusal tutarsızlık boyutunda erkeklerden daha yüksek puan almışlardır. Katılımcıların medeni durumlarına göre yapılan karşılaştırmalarda evli ve dul/boşanmış katılımcıların 'öz-denetim/sorumluluk' boyutunda farklılaştığı, evli katılımcıların özdenetim düzeylerinin dul ya da boşanmış olan katılımcıların özdenetim düzeylerinden anlamlı olarak daha yüksek olduğu bulunmuştur. Katılımcıların depresyon ortalamalarının cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla yapılan t-testi sonucunda annelerin babalara göre depresyon ortalamaları daha yüksek bulunmuştur. Katılımcıların stres ortalamalarının cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla yapılan t-testi sonucunda babaların annelere göre stres ortalamaları daha yüksek bulunmuştur. Eğitim düzeyleri açısından katılımcıların dışadönüklük boyutunda farklılık gösterdiği bulunmuştur. Buna göre ortaokul, lise ve üniversite mezunu olanlar ilkokul mezunu olanlardan daha yüksek düzeyde dışadönük bulunmuştur. Öte yandan, lise mezunu olanların ilkokul mezunlarına göre, üniversite mezunlarının da ortaokul ve lise mezunlarına göre gelişime daha açık oldukları bulunmuştur. Ek olarak, eğitim düzeyine göre katılımcıların depresyon puanlarında anlamlı düzeyde farklılaşma olduğu, lise mezunlarının ortaokul, ilkokul ve üniversite mezunlarından anlamlı düzeyde daha yüksek depresyon puanı aldıkları görülmüştür. Engelli çocuğa sahip bireylerin ekonomik durumları ile ilgili karşılaştırmalar yapıldığında orta ve iyi ekonomik duruma sahip ebeveynlerin düşük ekonomik durumda olanlardan daha dışadönük oldukları görülmüştür. Bu bulgular ışığında engelli çocuğa sahip anne-babaların kişilik özelliklerinin yanında demografik özelliklerinin de depresyon, empati ve stres faktörleri ile ilişkili olduğu görülmektedir.

Ana-çocuk etkileşimiAnnelerBaba-çocuk etkileşimi+6
Fatih Bal
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesine devam eden 5 - 6 yaş grubu öğrencilerin benlik kavramlarının annelerinin yaşam doyumları bağlamında incelenmesi

ÖZETBu araştırmanın amacı, okul öncesine devam eden 5-6 yaş grubu öğrencilerin benlik kavramları ile annelerinin yaşam doyumları arasındaki ilişkiyi incelemek ve öğrencilerin benlik kavramlarının çeşitli demografik özelliklerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını sınamaktır. Bu amaçla çocukların benlik kavramları; annelerinin yaşam doyumları ve çeşitli bağımsız değişkenler (cinsiyet, yaş, kardeş sayısı, doğum sırası, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyleri ve annelerinin yaşlarına) açısından incelenmiştir. İlişkisel tarama modeli niteliğindeki bu araştırmanın çalışma grubunu; 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılında, resmi ve özel okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden toplam 115 öğrenci ve onların anneleri oluşturmaktadır. Verilerin analizinde, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Tekniği, Bağımsız Grup t Testi, Mann Whitney-U Testi, Kruskal Wallis-H Testi tekniklerinden yararlanılmıştır.Araştırmadan elde edilen sonuçlar, okul öncesine devam eden 5-6 yaş grubu öğrencilerin benlik kavramları ile annelerinin yaşam doyumları arasında doğrusal ancak anlamlı olmayan bir ilişkinin olduğunu göstermektedir. Ayrıca, çocukların bağımsız değişkenlerinden cinsiyet ve yaş değişkenine göre anne kabul düzeylerinin değiştiği, okul türüne göre benlik kavramlarında anlamlı farklılıklar olduğu görülmüştür. Buna karşın annenin yaşı, kardeş sayısı, doğum sırası, anne eğitim düzeyi ve baba eğitim düzeyi değişkenlerine göre çocukların benlik kavramlarının farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak, araştırma bulguları çerçevesinde elde edilen sonuçlar tartışılmış ve yine bulgular ışığında çeşitli önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Dönem, Benlik Kavramı, Yaşam Doyumu

Ana-çocuk etkileşimiAnnelerBenlik algısı+4
Yeşim Kılıçaslan
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

7 - 11 yaş arası özel eğitim gören zihinsel engelli öğrenci annelerinin stres belirtileri ve sosyal kaygı düzeyi açısından karşılaştırılması

Engelli ailelerinin özellikle annelerin yaşadıkları ruhsal sorunların anlaşılması onlara ve çocuklarına daha iyi hizmet verebilmek için gereklidir. Engelli insanlar hayatlarını tek başlarına idare edemedikleri için aile fertlerinin desteğine özellikle annelerinin destek ve korumalarına ihtiyaç duyabilmektedir. Bu durum annelerin normal bir çocuğa sahip olmakla üstlenmeleri gereken sorumluluktan daha fazla sorumluluk üstlenmeleri anlamına gelmektedir. Engelli bir çocuğa sahip olmanın getirdiği duygusal, fiziksel, ekonomik, sosyal yük annenin normal şartlarda yaşayabileceği stresi daha da yoğun yaşamasına sebep olmaktadır. Hatta pek çok engelli annesi ruhsal ve fiziksel rahatsızlıklara maruz kalmaktadır. Ancak engelli annelerinin stres ya da ruhsal rahatsızlıklar yaşamasının tek nedeni engelli bir çocuğu sahip olmak değildir. Araştırmalar engelli bir çocuğa sahip olmanın dışında stres ve ruhsal sorunları etkileyebilecek pek çok faktör olduğunu bildirmektedir. Bu bilgilerden yola çıkarak bu araştırmanın amacı 7-11 yaş arası özel eğitim gören zihinsel engelli öğrenci annelerinin stres belirtileri ve sosyal kaygı düzeyi açısından karşılaştırılmasıdır. Araştırmanın örneklemini İstanbul Bağcılar'daki özel eğitim merkezlerinde eğitim alan 108 zihinsel engelli çocuk annesi oluşturmuştur. Katılımcılara Kişisel Bilgi Formu, Stres Belirtileri Ölçeği ve Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği uygulanmış, elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 17.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Gruplar arası karşılaştırmayı esas alarak karşılaştırma türü ilişkisel tarama ve korelasyon türü ilişkisel tarama yöntemi uygulanmıştır. Sonuç çıkarıcı istatistiklerden tek yönlü anova, T-testi ve Regresyon Analizi uygulanmıştır. Elde edilen bulgular %95 güven aralığında 0,05 anlamlılık düzeyinde yorumlanmıştır.Araştırma sonucunda elde edilen bulgular değerlendirildiğinde, zihinsel engelli çocuk annelerinin stres ve sosyal fobiye maruz kaldıkları tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan zihinsel engelli öğrenci annelerinin stres belirtilerinin sosyal fobi düzeyinden etkilenme durumunu test etmek için yapılan regresyon modeli istatistiksel olarak anlamlıdır (F=13,063; p=0,000<0,05). Elde edilen bulgulara göre zihinsel engelli çocuk annelerinin stres ile sosyal fobi puanları arasında .33 düzeyinde pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur (r=.33; p= 0,000<0,05). Buna göre stres puanı arttıkça sosyal fobi puanı da artmakta, sosyal fobi puanı arttıkça stres puanı da artmaktadır. Bu bulgular ışığında gerek eğitim kurumlarında gerekse sağlık kurumlarında zihinsel engelli çocuk anneleri ile ilgili değerlendirmeler yapılırken annelerin stres yaşamalarının dışında başka ruhsal rahatsızlıklar da yaşayabileceği dikkate alınmalıdır. Gerek bu araştırma gerekse literatürdeki pek çok araştırma zihinsel engelli çocuk annelerinin yaşadığı stresin sadece çocuklarının yaşadıkları engelden dolayı değil başka pek çok sebepten dolayı yaşanabileceğini göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Zihinsel engelli çocuklar, stres, sosyal fobi, anneler

Ana-çocuk etkileşimiAnnelerPsikolojik sorunlar+7
Mesur Erez
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuğun benlik kavramının olumluluğu, annenin mükemmeliyetçiliği ve anne kabul red algısı arasındaki ilişkilerin incelemesi

Bu çalışmanın amacı, annenin mükemmeliyetçiliğinin çocuğunun benlik kavramına olan etkisinde anne kabul-red algısının biçimlendirici etkisini incelemektir. Bu amaçla yaş ortalamaları 39.7 olan 150 anneye "Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği", araştırmaya katılan annelerin yaş ortalamaları 12.6 olan 150 çocuğuna ise "Piers-Harris Çocuklar İçin Öz Kavramı Ölçeği" ve "Ebeveyn Kabul Red Ölçeği Anne Kısa Formu" uygulanmıştır. Yapılan analizlerin sonuçlarına göre annenin kendine yönelik mükemmeliyetçiliği ve toplumsal beklentiye yönelik mükemmeliyetçiliğinin, çocuğun benlik kavramının olumluluğu ile olan ilişkisinde anneden algılanan sıcaklık-duygulanım, düşmanlık-saldırganlık, umursamazlık-ihmal ve farklılaşmamış reddin biçimlendirici değişken olmadığı bulunmuştur. Diğerlerine yönelik mükemmeliyetçiliğin ise anne kabul-reddin alt boyutları arasında yer alan sıcaklık alt boyutu ile bir arada biçimlendirici etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Araştırmanın bulgularına bakıldığında, annenin mükemmeliyetçiliği ile çocuğun öz-kavramı arasındaki ilişki incelendiğinde kendine yönelik mükemmeliyetçilik ve diğerlerine yönelik mükemmeliyetçiliği çocuğun benlik kavramının olumluluğunu negatif yönde yordadığı saptanmıştır. Annenin kendine yönelik mükemmeliyetçilği ve diğerlerine yönelik mükemmeliyetçiliği arttıkça öz-kavramın olumluluğu azalmaktadır. Toplumsal beklentiye yönelik mükemmeliyetçiliğin ise çocuğun benlik kavramı üzerinde yordayıcı bir etkiye sahip olmadığı saptanmıştır. Çalışmanın sonuçları yapılmış benzer çalışmalar ile ve teorik bilgi ile karşılaştırılmıştır.

Ana-çocuk etkileşimiAnnelerBenlik kavramı+4
Gözde Özçiçek Kala
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Zihinsel veya bedensel engelli çocuğa sahip annelerin stresle başa çıkma yöntemlerinin çocuğun engel türüne (zihinsel/bedensel) göre karşılaştırılması

Araştırmanın amacı İstanbul'un Eyüp Sultan ilçesinde yaşayan zihinsel engelli ve bedensel engelli çocuğa sahip annelerin stresle başa çıkma yöntemlerinin karşılaştırılmaktır. Bu kapsamda İstanbul'un Eyüp Sultan bölgesinde bulunan iki rehabilitasyon merkezinde eğitim almaya devam etmekte olan 1-22 yaş aralığında engelli çocuğu olan 88 zihinsel engelli çocuğun annesi ve 82 bedensel engelli çocuğun annesi araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Bu çalışma ile zihinsel engelli veya bedensel engelli çocuğa sahip annelerin stresle başa çıkma yöntemlerinin çocuğun engel türüne (zihinsel/bedensel) göre karşılaştırılmıştır. Çalışmanın evrenini Onuray Doğanay Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi ve Özel Akar Yeşilırmak Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi ve Özel özel eğitim görmekte olan 1 ile 22 yaş zihinsel engelli ve bedensel engelli bireylerin anneleri oluşturmaktadır. Bu kapsamda 97 zihinsel engelli bireyin annesi ve 114 bedensel bireyin annesine tek tek ve yüz yüze şekilde sözlü ve yazılı bilgilendirme yapılıp katılımcı anneden kişisel bilgi formu ve stresle başa çıkma yöntemleri ölçeğini doldurulması istenmiştir. Araştırmanın örneklemini ise çalışma evreninden %95 güven aralığı %5 düzeyinde hata payıyla hesaplanarak basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılarak seçilen Onuray Doğanay Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi ve Özel Akar Yeşilırmak Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi özel eğitim gören 211 zihinsel engelli ve bedensel engelli bireylerin anneleri oluşturmaktadır. Verileri değerlendirmek için SPSS (Statistical Package for the Social Science) programının SPSS.15. versiyonu kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, sosyodemografik değişkenler arasında yer alan yaş, çalışma durumu, çocuk sayısı, sosyal güvence, eşle akrabalık durumu, engelli çocuğun yaşı ve anneye sosyal destek değişkenleri bakımından bedensel ve zihinsel çocuk sahibi annelerin stresle başa çıkma düzeylerinin anlamlı farklılık gösterdiği görülmüştür. Sonuçlara göre, ileri yaşta olmak, çalışmamak, düşük gelir düzeyine sahip olmak, 3 ve daha fazla çocuk sahibi olmak, sosyal güvencenin olmaması, eşle akrabalık durumu olmak, engelli çocuğun 13-22 yaş arasında olması, aileye destek olan kişilerin olması düşük düzeyde stresle başa çıkma becerileri olduğunu göstermektedir. Ayrıca, zihinsel ve bedensel engelli çocuk sahibi annelerin stresle başa çıkma boyutlarında anlamlı farklılık olmadığı saptanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular, annelerin stresle başa çıkma düzeylerini olumsuz düzeyde etkileyebilecek sosyo-demografik ve engelli çocuk sahibi olmaya ilişkin değişkenlerin söz konusu olduğunu göstermektedir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, çalışmanın tekrarlanabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Ebeveynlik, Ebeveyn Stresi, Engellilik

Ana-çocuk etkileşimiAnnelerBedensel engelli çocuklar+7
Fatma Tunç Demirtaş
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Otizm spektrum bozukluğu olan çocuğa sahip annelerin ve normal gelişim gösteren çocuğa sahip annelerin yaşam kalitesi ve aleksitimi düzeylerinin karşılaştırılması

Bu araştırmanın amacı, otizm spektrum bozukluğuna sahip çocukları olan anneler ile normal gelişim gösteren çocuğa sahip annelerin aleksitimi ve yaşam kalitesi düzeylerinin karşılaştırılarak incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini, İstanbul ili Rehberlik ve Araştırma Merkezleri'ne bağlı Rehabilitasyon Merkezleri'nde özel eğitim almakta olan ve otizm spektrum tanısı olan çocuğa sahip 228 anne ile normal gelişim gösteren çocuğa sahip 137 anne oluşturmaktadır. Çocukların yaş aralığı 3-16 aralığında değişmektedir. Araştırmanın verileri Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalite Ölçeği (Whoqol Bref-tr), Toronto Aleksitimi Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan Demografik Bilgi Formu ile elde edilmiştir. Otizmi olan çocuğa sahip anneler ile normal gelişim gösteren çocuğa sahip anneler arasında Toronto Aleksitimi Ölçeği puan ortalamaları açısından bir fark olup olmadığını araştırmak için yapılan T-testi sonucunda; otizmli çocuğa sahip annelerin Duyguları Tanıma Zorluğu, Duygularını İfade Zorluğu ve Aleksitimi toplam puanlarının normal gelişim gösteren çocuğa sahip annelerin puanlarından anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptanırken, Dışa Vuruk Düşünce puanlarının anlamlı düzeyde farklılık göstermediği belirlenmiştir. Yaşam Kalitesi Ölçeği için yapılan analizlere göre ise; otizmli çocuğa sahip annelerin Fiziksel Alan, Ruhsal Alan, Çevre Alanı ve Sosyal Alan puanlarının normal gelişim gösteren çocuğa sahip annelerin puanlarından anlamlı düzeyde düşük olduğu saptanmıştır. Araştırmanın bir diğer bulgusuna regresyon analizi sonuçlarına göre; her iki gruptaki annelerin aleksitimi düzeylerinin, yaşam kalitesi düzeylerini negatif yönde anlamlı düzeyde yordadığı belirlenmiştir.

AleksitimiAna-çocuk etkileşimiAnneler+4
Abdullah Gazi Karataş
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Özel eğitime gereksinimi olan zihinsel engelli çocukların annelerinin başa çıkma becerileri ile psikolojik dayanıklılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Özel eğitime ihtiyacı olan zihinsel engelli çocukların bakımları oldukça zordur. Zihinsel engeli olan çocukların bakımını çoğunlukla anneler üstlenir ve bu durum annelerin psikolojik açıdan yıpranmalarına neden olmasının yanında başa çıkma becerileri ve psikolojik dayanıklılık açısından yeterli olmalarını gerektirir. Özel eğitim ihtiyacı olan zihinsel engelli çocukların başa çıkma becerileri ve psikolojik dayanıklılıkları arasındaki ilişkinin açıklanması bu çalışmanın temel amacı olarak belirlenmiştir. Bu amaç gereğince 370 annenin katılımını içeren bir araştırma yapılmıştır. Ulaşılan sonuçlara göre annelerin başa çıkma stratejileri algı düzeyi arttıkça psikolojik dayanıklılıkları da aynı oranda artmaktadır. Çalışmada ayrıca özel eğitim ihtiyacı olan zihinsel engelli çocukların annelerinin başa çıkma becerileri arttıkça kendilik algısı ve sosyal yeterlilik düzeyinin artış gösterdiği yönünde sonuçlar elde edilmiştir. 370 farklı özel eğitim ihtiyacı olan zihinsel engelli çocuk annesiyle yapılan görüşmeler sonrasında bu sonuçların elde edilmesi, çalışmanın sınırlılıklarını meydana getirmektedir.

Ana-çocuk etkileşimiAnnelerBaşa çıkma+3
Esra Pınar
Haliç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Doğal yollarla çocuğu olan ve olamayan bireylerde ölüm kaygı düzeyinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, öncelikle bireylerin çocuk sahibi olma nedenlerini incelemek ardından doğal yollarla çocuğu olan ve olamayan bireylerin ölüm kaygı düzeylerini belirleyerek; çocuk sahibi olma yönteminin ölüm kaygısı açısından farklılık yaratıp yaratmadığını incelemektir. Ayrıca ölüm kaygısı çocuğun varlığı (doğal yollarla çocuğu olamayanlar için) ve diğer çeşitli değişkenler açısından değerlendirilmiştir. Çalışma nicel araştırma yöntemi ile gerçekleştirilmiş olup hem betimsel hem de ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini, amaçsal örnekleme yöntemlerinden kartopu örnekleme yöntemi ile seçilen doğal yollarla çocuğu olan ve olamayan bireyler oluşturmaktadır. Doğal yollarla çocuğu olan 154 kişi ve doğal yollarla çocuğu olamayan 146 kişi olmak üzere toplamda 300 kişiye çevrim içi anket yoluyla ulaşılmıştır. Veriler, "Kişisel Bilgi Formu" ve "Thorson-Powell Ölüm Kaygısı Ölçeği" kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler (aritmetik ortalama, standart hata, standart sapma, frekans, yüzde, varyans) ve parametrik testler (iki grup arasındaki fark için student t-testi, ikiden fazla grup arasındaki fark için tek yönlü varyans analizi) kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre; ölüm kaygısının ve alt boyut puanlarının çocuk sahibi olma yöntemi durumuna göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Buna göre doğal yollarla çocuğu olamayan bireylerin doğal yollarla çocuğu olan bireylere göre ölüm kaygılarının anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca doğal yollarla çocuğu olamayan bireyler arasında hiç çocuğu olmayanların, çocuğu olanlara göre ölüm kaygılarının anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Analizler neticesinde ölüm kaygısı düzeyinin bireyin cinsiyeti, dindarlık, yaratıcıya yönelik ifade biçimi ve yakınını kaybetme değişkenleri açısından anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir.

Ana-çocuk etkileşimiBaba-çocuk etkileşimiKaygı+5
Sevgi Demir
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Intergenerational transmission of narcissistic symptoms through parental control: The protective role of father involvement

Although several studies have investigated the transmission of mental disorders from parents to their children, how parental narcissism impacts on children psychological health has received limited attention. Existing studies either did not collect data from multiple informants or stayed at the theoretical level. Thereof, the main aim of the current thesis was to investigate intergenerational transmission of narcissistic features from mothers to late adolescents through maternal psychological control; and to examine how paternal involvement moderated the proposed relationship. Accordingly, data was obtained from 200 mother-late adolescent dyads to test five different moderated mediation models depending on the types of narcissism. Results indicated positive significant main effects of maternal narcissism on the late adolescents' narcissism scores only when the same narcissism subtypes were shared by the mother-offspring dyad. By contrast, when mothers and late adolescents had different narcissism subtypes, the obtained relationships between mother and child narcissism scores emerged as negatively significant. In contrast to our expectations, psychological control and father involvement did not indicate any significant effect in none of the moderated mediation models. Findings and limitations of the study were discussed in line with the relevant literature.

Parents controlMother-child interactionFather involvement+3
Bilal Arpacıoğlu
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Otizm spektrum bozukluğu olan çocuğa sahip anneler ile sağlıklı çocukların annelerinin tükenmişlik düzeylerinin ve stresle başa çıkma modellerinin incelenmesi

Otizm spektrum bozukluğu, nedeni tam anlamıyla bilinmeyen, farklı alanlarda meydana gelen güçlük ve anormallikler ile oluşum gösteren gelişimsel bir bozukluğudur. Bu tanı ilk defa literatüre Leo Kanner tarafından 1943 yılında kazandırılmıştır. Her otizm spektrum bozukluğu tanısına sahip çocuklar aynı özellikleri göstermemektedir. Derecesine göre farklılık gösterebilmektedir. Otizm spektrum bozukluğuna sahip çocukların anneleri, çocuklarının yaşadıkları sorunlar karşısında nasıl davranacaklarını, sorunların çözümünde hangi yolu izleyeceklerini bilememekte olmaları ve bu sorunların kendi yaşantılarını hangi boyutta etkileyeceklerini öngörememeleri endişeye neden olmaktadır. İstanbul ilinde özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde eğitim alan ve uygulama okullarında eğitim gören otizm spektrum bozukluğu tanısı almış 2-16 yaş arasında çocukların anneleri ile normal gelişim gösteren çocukların annelerinin tükenmişlik seviyelerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırma kapsamında, İstanbul ilinde yaşayan otizm spektrum bozukluğu tanısı konmuş çocuk ve sağlıklı çocuğa sahip anneler ile 141 kişiye yüz yüze görüşme tekniği ile online ortama dayalı anket uygulanmıştır. Veri toplama işlemi; Annelerin yaşadığı tükenmişliği ölçmek Maslach ve Jackson (1981) tarafından geliştirilen Maslach Tükenmişlik Ölçeği (Maslach Burnout İnventory) ve Stres belirtilerini ölçmek için; DasGupta (1992; akt. Hovardaoğlu,1997) tarafından stres belirtilerini saptamak amacıyla geliştirilen belirti listesinin Türkçe formu ve araştırmacının hazırlamış olduğu Demografik Bilgi Formu kullanılarak gerçekleştirilmiştir.

Ana-çocuk etkileşimiAna-çocuk ilişkisiAnneler+7
Tuğba Bodur
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Otizm spektrum bozukluğu olan çocukların anneleri ile normal gelişim gösteren çocukların annelerinin zihin kuramı, bağlanma ve duygu düzenleme stratejileri bakımından karşılaştırılması

Bu araştırmanın amacı, otizmli ve Normal Gelişim Gösteren (NGG) çocukların annelerinin zihin kuramı işlevleri, bağlanma biçimleri ve duygu düzenleme becerileriyle ilişkisinin incelenmesidir. Çalışmanın evrenini Otizmli çocukların anneleri ve NGG çocukların anneleri oluşturacaktır. OSB çocukların annelerine Algı Aba Terapi Merkezi ve Mavi İlmek Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nde anket çalışması yapılması planlanmaktadır. Bu çalışmada veriler uygulanacak anketler aracılığı ile toplanmıştır. Araştırmada NGG çocukların oluşturacağı kontrol grubu, benzer yaştaki öğrencilerin bulunduğu çeşitli ilköğretim okullarında okuyan çocukların annelerinden oluşmaktadır. Çalışma kapsamında 56 otizmli çocuk annesi ile 53 NGG çocuk sahibi annesi araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırma için, Otizmli çocukların annelerine araştırma değişkenlerini ölçmek amacıyla anketler uygulanacaktır. Öncesinde bilgilendirilmiş onamları alınan katılımcılara anket uygulaması yapılarak, vermiş oldukları yanıtlara ilişkin numerik verilerin girişi yapılmış ve girişleri yapılan veriler bilgisayarda "Statistical Package for Social Sciences (SPSS 23) yazılımı ile değerlendirilmiştir. Katılımcıların demografik değişkenlerini incelemek amacıyla betimleyici istatistiksel yöntemler kullanılacaktır. Araştırma değişkenleri arasındaki ilişki ve demografik değişkenler bakımından farklılaşma düzeyini incelemek amacıyla örneklemin normal dağılması halinde ikili bağımsız grup bulunan değişkenler için "Bağımsız Örneklem t Testi" uygulanmıştır. Normal dağılım göstermemesi halinde Mann Whitney U Testi ve Kruskal Wallis H Testi uygulanmıştır. İlişkinin incelenmesi amacıyla Pearson Korelasyonu uygulanmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda, otizmli çocuk sahibi anneler ve NGG çocuk sahibi annelerde zihin kuramı işlevleri açısından anlamlı farklılık saptanmamıştır. Duygu durum düzenleme güçlüklerinden açıklılık alt boyutu otizmli çocuk sahibi annelerde yüksek; kabulsüzlük ve stratejiler alt boyutları ise NGG çocuk sahibi annelerde anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. Korelasyon bulgularına göre, otizmli çocuk sahibi annelerin yaşı ile kaçınan bağlanma alt boyutu arasında negatif yönlü korelasyon saptanmıştır. Otizmli çocuk sahibi annelerin yaşı ile duygu düzenleme güçlüğü açıklık alt boyutu pozitif yönlü ve anlamlı ilişkili bulunmuştur. Araştırma bulgularının, otizm tanısı almış çocuk sahibi anneler ve NGG annelerin bağlanma stilleri, zihin okuma işlevleri ve duygu düzenleme güçlüğü arasındaki ilişkilerdeki farklılıkların anlaşılması açısından önemli bulgular sunduğu düşünülmektedir. İleri çalışmalarda, demografik özellikler bakımından yakın niteliklere sahip ve daha geniş örneklem gruplarıyla araştırma yürütülebileceği düşünülmektedir. Ayrıca, özel gereksinimli çocuklar olarak tanımlanan otizm spektrum bozukluk tanısı alan çocukların aldıkları eğitime ek olarak birincil bakım veren olan annelere yönelik psikososyal müdahalelerin yürütülmesine yönelik araştırma bulgularının yardımcı olabileceği düşünülmektedir.

Ana-babaya bağlanmaAna-çocuk etkileşimiAnneler+7
Sevcan Türedi Kaymak
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 sürecinde Otizm Spektrum tanısı olan çocukların annelerinin depresyon, sağlık anksiyete ve tükenmişlik düzeylerinin incelenmesi ve sağlıklı çocukların anneleri ile karşılaştırılması

Araştırmanın amacı, COVID-19 sürecinde otizmli çocuğu olan annelerin depresyon, sağlık anksiyetesi ve tükenmişlik düzeyleri ile normal gelişim gösteren çocukların ailelerin depresyon, sağlık anksiyetesi ve tükenmişlik düzeylerinin karşılaştırılmasıdır. COVID-19 hastalığı Çin'in Wuhan kentinde Aralık 2019'da ortaya çıkmış, bu hastalık Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından pandemi olarak bildirilmiştir. Hastalığın teşhisinde genel ve kişiye özel birçok belirtiler saptanmış olup genel olarak tanımlanan semptomları arasında ateş, öksürük, boğaz ağrısı, yorgunluk, tat alma duyusunda değişiklik yer almaktadır. Tüm dünyayı etkisi altına almış bu virüs özel gereksinimli çocukları ve bakım verenlerini de zorlu bir sürece süreklemiştir. Bu çalışma OSB tanısı konan 60 ve normal gelişim gösteren 80 çocuğun anneleri ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada annelerin depresyon düzeylerini ölçmek için Beck Depresyon Ölçeği, sağlık anksiyetesinin düzeyini ölçmek amacıyla Sağlık Anksiyetesi Ölçeği, tükenmişlik düzeylerini ölçmek amacıyla ise Maslach Bakım Veren Tükenmişlik Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmamızda bağımlı değişkenler (depresyon, sağlık anksiyetesi ve tükenmişlik) otizm teşhisi almış çocukların anneleri ve normal gelişim gösteren çocukların anneleri ile kıyaslanmıştır. COVID-19 sürecinde OSB'li çocukların annelerinin yaşadıkları depresyon, sağlık anksiyetesi ve tükenmişlik düzeyleri daha yüksek bulunmuş ve sağlıklı çocukların annelerine göre anlamlı farklar saptanılmıştır. Annenin eğitim durumuna göre sağlık anksiyetesi bulgularının eğilimin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak ikili grupların karşılaştırıldığı bu araştırmada OSB tanısı almış çocukların annelerinde depresyon, tükenmişlik ve sağlık anksiyetesinin puanlarına bakılmış olup normal gelişim gösteren çocukların annelerinden daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Buna ek olarak çocuğun cinsiyeti, ölçekler ile bir ilişki içerisinde değildir. Pandemi sürecinde annenin çalışma durumunun da depresyon, sağlık anksiyetesi ve tükenmişlik puanları üzerinde bir etkisi yoktur. Anahtar Kelimeler; Otizm, depresyon, sağlık kaygısı, COVID-19, tükenmişlik, anneler

Ana-çocuk etkileşimiAna-çocuk ilişkisiAnneler+7
Eda Yavuz
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Mental retardasyon tanısı almış çocukların annelerinde depresyon ve kaygının incelenmesi

Mental retardasyonu olan bir çocuğun ebeveyni olmak psikolojik, sosyal, ekonomik ve ailevi sorunları da beraberinde getirebilmektedir. Dünyaya gelen çocuğun öncül bakım verme sorumluluğunu çoğunlukla anneler üstlenmektedir. Bu durum annelerin psikolojik etkilenmelerine neden olmaktadır. Bu kapsamda araştırmada, mental retardasyonu olan çocukların annelerinde sosyodemografik özellikler ile depresyon ve kaygı düzeyinin incelenmesi ve karşılaştırılması amaçlanmaktadır. "Nedensel karşılaştırma araştırma yöntemi"ne uygun olarak hazırlanan araştırmanın evrenini, İstanbul ilinde mental retardasyon tanısı alan çocukkların anneleri oluşturmaktadır. Örneklemini ise, İstanbul ilinde faaliyet göstermekte olan Boğaziçi Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nde mental retardasyon tanısı ile eğitim alan 4- 18 yaş arası çocukların anneleri oluşturmaktadır. Araştırmaya mental retardasyonu olan 4- 18 yaş arası 227 çocuğun annesi katılım sağlamaktadır. Araştırma bulgularına göre, annelerin yaş, kendine vakit ayırma, çocuk sayısı, aylık gelir düzeyi ve engel durumu değişkenlerine göre depresyon ve kaygı düzeylerinde farklılıkların görüldüğü saptanmıştır. Çocuğun özel eğitim alma süresi, yaşı, cinsiyeti, annenin medeni durumu, eğitim düzeyi ve bakım desteğinin varlığı değişkenlerine göre ise depresyon ve kaygı düzeylerini yordamadıkları görülmüştür.

Ana-çocuk etkileşimiAna-çocuk ilişkisiAnneler+3
Gözde Andıç
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

0-6 yaş otizmli çocuğu olan annelerde bağlanma, savunma mekanzimaları, aleksitimi ile suçluluk ve utanç duyguları arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı, 0-6 yaş grubu otizm tanısı almış çocuğu olan annelerin bağlanma, aleksitimi, savunma mekanizmaları ve suçluluk ve utanç düzeyleri arasındaki ilişkinin anlamlı olarak farklılık gösterip göstermediği incelemektir. Araştırma çalışma grubu, toplamda 0-6 yaş döneminde otizm tanısı almış çocuğa sahip 140 anneden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Sosyodemografik Veri Formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Ölçeği ,Savunma Biçimleri Envanteri, Suçluluk ve Utanç Ölçeği ve Toronto Aleksitimi Ölçeği kullanılmıştır. Yakın İlişkilerde Yaşantılar Ölçeği 12 madde, Suçluluk ve Utanç Ölçeği 16 madde, Savunma Biçimleri Envanteri 26 madde ve Toronto Aleksitimi Ölçeği 20 maddeden oluşmaktadır. Araştırmada veri analizi tekniği olarak regresyon kullanılmıştır. Veriler SPSS Programı ile analiz edilmiştir. 0-6 yaş grubunda otizm spektrum bozukluğu tanısı almış çocuğa sahip annelerin kaygılı bağlanma stili, aleksitimi alt boyutlarını pozitif yönde ilişki görülmektedir. Diğer bir ifadeyle annelerin kaygılı bağlanma düzeyleri arttıkça duygu tanıma güçlüğü düzeylerinin arttığı bulunmuştur. Annelerin kaygılı bağlanma stili, immatür ve nevrotik savunma düzeyleri arasından anlamlı bir ilişki bulunmaktadır ve pozitif yönde ilişki görülmektedir. Annelerin kaygılı bağlanma stili, utanç ve suçluluk alt boyut düzeylerini pozitif yönde ilişki görülmektedir. Buna göre kaygılı bağlanma oranı arttıkça suçluluk ve utanç düzeyleri de artmaktadır. 0-6 yaş grubunda otizm spektrum bozukluğu tanısı almış çocuğa sahip annelerin kaçınma bağlanma stili, aleksitimi alt boyutlarını pozitif yönde ilişki görülmektedir. 0-6 yaş grubunda otizm spektrum bozukluğu tanısı almış çocuğa sahip annelerin kaçınma bağlanma stili, immatür ve nevrotik savunma düzeylerini pozitif yönde ilişki görülmektedir. Son olarak araştırmanın "0-6 yaş grubunda otizm spektrum bozukluğu tanısı almış çocuğa sahip annelerin kaçınma bağlanma stili, utanç ve suçluluk alt boyut düzeylerini pozitif yönde ilişki görülmektedir fakat kaçınma bağlanma düzeyinin suçluluk negatif davranış değerlendirmeleri ve suçluluk onarımı negatif yönde ilişki görülmektedir. Bu sonuca göre kaçınma bağlanma düzeyi arttıkça suçluluk negatif davranış düzeyi azalmaktadır. Anahtar Kelimeler: Aleksitimi, savunma biçimleri, bağlanma stilleri, suçluluk, utanç, otizm

AleksitimiAna-çocuk etkileşimiAnneler+7
Deniz Çiftçi
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

15-18 yaş çocuğu olan annelerin dijital ebeveynlik farkındalığı ve internet bağımlılığı düzeyi ile çocuğunun internet bağımlılığı düzeyi arasındaki ilişki

15-18 yaş aralığında çocuğu olan ve çalışan annelerin dijital ebeveynlik farkındalıkları ele alınarak internet bağımlılığı düzeyi ile çocuğunun internet bağımlılığı düzeyi arasındaki ilişki incelendi. Ebeveynin internet bağımlılık düzeyinin çocuğunun internet bağımlılık düzeyini etkileyip etkilememesi bu araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Bu araştırmanın evrenini 15-18 yaş aralığında 183 çocuk ve anneleri oluşturmaktadır. Çevrimiçi anketler yoluyla araştırmaya katılmayı kabul eden 183 kişiden 'Demografik Bilgi Formu', 'Dijital Ebeveynlik Tutum Ölçeği', 'İnternet Bağımlılığı Ölçeği' ve 'Aile Çocuk İnternet Bağımlılığı Ölçeği 'ni yanıtlamaları istendi. Anket soruları katılımcılara yöneltilerek dijital ebeveynlik tutumunun etkileri ve ebeveyn internet bağımlılığı düzeyi ile çocuğunun internet bağımlığı arasındaki ilişki incelendi. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 25.0 programı ile analiz edildi. Veriler değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotları (sayı, yüzde, min-maks değerleri, ortalama ve standart sapma) kullanıldı. Ölçeklerin güvenilirliğini test etmek amacıyla "Güvenilirlik Analizi" yapıldı. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre ebeveyn internet bağımlılığı ile çocuğun internet bağımlık düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulundu. Dijital ebeveynlik farkındalığı düzeyi ile ebeveynin internet bağımlılığı düzeyi arasında anlamlı bir farklılık bulundu. Dijital ebeveynlik farkındalığı ile çocuğun internet bağımlılığı arasında da anlamlı bir farklılık bulundu. Fakat çocuğun internet bağımlık düzeyi ile annenin yaşı, annenin eğitim düzeyi ve ailenin geliri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunamadı.

Ana-çocuk etkileşimiAnnelerDijital ebeveynlik+7
Elif Çelikbaş
İstanbul Gelişim University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlik tutumlarını etkileyen faktörler: Çocukluk çağı travmaları ve güncel ebeveyn çocuk ilişkileri

"Ebeveynlik Tutumlarını Etkileyen Faktörler: Çocukluk Çağı Travmaları ve Güncel Ebeveyn Çocuk İlişkileri" başlıklı bu araştırma, ebeveynlerin çocukluk çağı travmalarının (ÇÇT) çocuk yetiştirme tutumları üzerindeki etkisini ve ebeveyn-çocuk ilişkisi bağlamında nasıl şekillendiğini incelemektedir. Çalışmada, ebeveynlerin çocuklarına yönelik tutumları ile çocuklukta yaşanan travmatik deneyimler arasındaki ilişki ele alınmıştır. Ayrıca, ebeveynlerin çocuklarıyla olan ilişkilerinin çocuk yetiştirme tutumlarına etkisi değerlendirilmiş; ebeveynlerin cinsiyeti, yaşı, medeni durumu, eğitim seviyesi ve gelir düzeyi gibi demografik faktörlerin ebeveynlik tutumları üzerindeki farklılaşmaları analiz edilmiştir. Araştırma, 372 ebeveynin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden çoklu regresyon analizi, ANOVA ve Post-Hoc testleri yapılarak ebeveyn tutumları ile bağımsız değişkenler arasındaki ilişkiler test edilmiştir. Elde edilen bulgulara bakıldığında, çocukluk çağı travmalarının ebeveynlerin otoriter ve koruyucu tutumlarını artırdığı, demokratik tutumları ise farklı şekillerde etkilediği saptanmıştır. Özellikle fiziksel ihmal, fiziksel istismar, duygusal istismar, cinsel istismar ve duygusal ihmalin, ebeveynlik tarzları üzerinde belirleyici olduğu görülmüştür. Ebeveyn-çocuk ilişkisinin çocuk yetiştirme tutumları ile doğrudan ilişkili olduğu bulunmuş; olumlu ebeveyn-çocuk ilişkisinin demokratik tutumu desteklediği, çatışmanın ise otoriter tutumu artırdığı gözlemlenmiştir. Demografik değişkenler açısından incelendiğinde, annelerin daha demokratik, babaların ise daha otoriter ebeveynlik tutumu sergilediği belirlenmiştir. Yaş değişkenine göre 30-39 yaş grubundaki ebeveynlerin demokratik, 60 yaş ve üzerindeki ebeveynlerin otoriter, 40-49 ve 50-59 yaş grubundakilerin koruyucu tutumlarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Medeni durum ve aylık gelir değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık bulunmazken, eğitim seviyesi açısından ilköğretim mezunu ebeveynlerin daha yüksek koruyucu tutum sergilediği ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, ebeveynlerin çocukluk çağı travmalarının, çocuk yetiştirme stilleri üzerinde kalıcı etkiler bırakabileceği, ancak ebeveyn-çocuk ilişkisinin niteliğinin bu süreci büyük ölçüde şekillendirdiği belirlenmiştir. Bu doğrultuda, ebeveynlerin travmatik geçmişlerinin farkında olmalarını sağlamak, ebeveynlik becerilerini desteklemek ve aile içi iletişimi güçlendirmek amacıyla psikoeğitim programları ve destekleyici müdahalelerin artırılması önerilmektedir.

Ana-baba çocuk ilişkileriAna-çocuk etkileşimiEbeveyn-çocuk ilişkisi
Pınar Yanpar
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Nadir hastalığı olan çocukların ailelerinde yılmazlık ile ilişkili etkenlerin incelenmesi: Bir model önerisi

Nadir hastalıklar, genel nüfusta az sayıda kişide görülen, çoğunlukla genetik olarak aktarılan ve kronik olan bir halk sağlığı sorunudur. Nadir hastalıklar aile sistemlerinde strese yol açmaktadır. Ailenin karşılaştığı bu stres karşısında sorun çözme becerilerine sahip olmaları, etkili başa çıkma mekanizmaları geliştirmeleri ve denge halini sağlamaları gereklidir. Bu çalışmanın temel amacı, nadir hastalığı olan çocukların ailelerinde yılmazlık düzeyinin, aile yılmazlığıyla ilişkili etkenlerin ve deneyimlerin incelenmesidir. Çalışma karma yöntem deseninde gerçekleştirilmiştir. Nadir Hastalıklar Ağı'na kayıtlı 219 aile üyesine çevrimiçi ortamda sosyodemografik soru formu, Aile Yılmazlık Ölçeği ve Pozitif Ruh Sağlığı Ölçeği uygulanmış; veriler SPSS aracılığıyla analiz edilmiştir. Bağımsız Örneklem t Testi, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonu, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Kruskal Wallis H Testi ve lojistik regresyon yapılmıştır. Nitel kısımda fenomenolojik yaklaşım kullanılmış ve 18 aile (46 aile üyesi) ile yarı yapılandırılmış görüşme formu yardımıyla çevrimiçi ortamda derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Veriler, MAXQDA aracılığıyla analiz edilmiştir. Çoğunlukla çekirdek aile olduğu, ebeveynlerin orta yetişkinlik döneminde bulunduğu, orta-alt gelir seviyesinde yer aldıkları; çocukların düzenli olarak sağlık hizmetlerine gereksinim duyduğu, ilaç tedavisi, özel beslenme planı, fizyoterapi, özel eğitim gibi imkanları kullandıkları belirlenmiştir. Aile yılmazlık ölçeğinden alınan ortalama puan 137.47±22.34'dir. Buna göre ailelerin yılmazlık düzeyi yüksek bulunmuştur. Lojistik regresyon analizi sonuçlarına göre Modelin R2 değeri .275 olarak hesaplanmış ve modelin doğru sınıflama yüzdesi ise 69.9 olarak belirlenmiştir. Çekirdek ailede çocuğun bakımının daha çok anne tarafından gerçekleştirildiği, kardeşlerin bu süreçte aciliyet duygularını yoğun olarak yaşadığı, kök aile üyeleri tarafından desteklenmeye gereksinim duyulduğu, ekonomik kaynakların nadir hastalığın yönetiminde önemli olduğu, tinselliğin yoğun olarak kullanıldığı, ailenin sosyalleşme gereksinimi içinde bulunduğu ve psikososyal hizmetlere ihtiyaç duyduğu belirlenmiştir. Aile yılmazlığını etkileyen faktörler arasında aile üyelerinin yaşı, eğitim düzeyi, nadir hastalıkla ilgi yeterince bilgi sahibi olma durumu, yüksek pozitif ruh sağlığı, prososyal tutum ve problem çözme becerisinin olduğu ortaya konulmuştur. Araştırmanın sonucunda aile yılmazlığı çerçevesine dayanan "Nadir Hastalıklar Destek Birimi" model önerisi sunulmuştur.

AileAna-çocuk etkileşimiBaba-çocuk etkileşimi+7
Merve Deniz Pak Güre
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00

Related subjects