Muğla
Bu konu başlığı altında 68 tez
Üretim işletmelerinde safha maliyet yönteminin önemi: Muğla ilinde arıcılık sektörü üzerine bir uygulama
Muhasebe, işletmelerin en önemli fonksiyonlarından biridir. İşletmelerin objektif belgelere göre gerçekleştirilen işlemlerinin kayıt altına alınması, sınıflandırılması ve özetlenmesini sağlar. Doğru bir muhasebe sistemine sahip olmak işletmelerin geleceği açısından oldukça önemlidir. Üretim işletmelerinde işletmenin işlevine uygun olarak seçilmiş maliyet muhasebesi, işletmelerin maliyetleri ile ilgili doğru ve güvenilir bilginin sağlıklı bir şekilde ortaya konmasını sağlayacaktır. Maliyet yöntemlerinin doğru şekilde belirlenmesi ve sağlıklı bir şekilde ortaya konulması günümüzde üretim işletmelerinde büyük sorunlar teşkil etmektedir. Bu çalışmanın amacı; üretim işletmelerinde kullanılan maliyet yöntemlerinin çeşitli yönleriyle tartışılmasıdır. Çalışmanın amacı, temel petek sektörünün üretim ve maliyet yapısını ortaya koyarak, örnek işletme için en ideal maliyet yöntemi ile birim maliyeti hesaplayabilmektir. Bu amaçla gelişmekte olan bir sektör olan arıcılık ürünleri, balmumu ve temel petek ürünlerinin üretimini yapan sektörün yapısını ortaya koyarak, maliyetlerin doğru bir biçimde tespit edilmesi ve doğru kararlar alınması için gerekli olan safha maliyet sisteminin, Muğla'da faaliyet gösteren XYZ üretim işletmesinde nasıl uygulanacağı anlatılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Maliyet Muhasebesi, Maliyet Yöntemleri, Safha Maliyet Yöntemi, Arıcılık, Temel Petek
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Polikliniğine başvuran diyabetik hastaların pnömokok ve influenza aşı farkındalığının değerlendirilmesi
Amaç: Çalışmamızda diyabet tanısı almış hastaların pnömokok ve influenza aşısı farkındalıklarını, aşı yaptırma oranlarını, aşılar hakkında bilgi kaynaklarını, aşı yaptırmama nedenlerini ortaya koymayı amaçladık. Gereç ve yöntem: Çalışmamızda 1 Mart 2021 ile 1 Nisan 2021 tarihleri arasında Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç hastalıkları polikliniğine başvuran diyabetes mellitus tanısı almış 274 katılımcıya aşılanma ile ilgili anket uygulandı. Bulgular: Çalışmaya katılanların %44,5'i kadın, %55,5'i erkek ve yaş ortalaması 59,08 ±13,3'tür. Çalışmaya katılan hastaların pnömokok aşısı yaptıranların oranı %45,6 ve grip aşısı yaptıranların oranı %38,3 olarak tespit edilmiştir. Hastalara aşı olması gerektiğine yönlendiren bilgi kaynakları sorulduğunda grip için %53,3 doktor,%37,1 televizyon, pnömokok için ise %76,8 doktor ve %14,4 televizyon olarak saptanmıştır. Bilgi kaynağı doktor olan hastalara doktor branşı sorulduğunda sırayla grip için %92,9 aile hekimliği ve pnömokok için ise %86,4 olarak aile hekimliği tespit edilmiştir. Grip aşısı yaptırmama nedenleri sorgulandığında hastaların %33,7'si aşı olmam konusunda beni yönlendiren olmadığı için,%13,6'sı grip aşısı hakkında bilgim yok,%32,5'i gerekli olduğu düşünmüyorum yanıtlarını vermişlerdir. Pnömokok aşısı yaptırmama nedenleri sorgulandığında hastaların %43,6'sı aşı olmam konusunda beni yönlendiren olmadığı için,%16,1'i pnömokok aşısı hakkında bilgim yok,%26,8'i gerekli olduğu düşünmüyorum yanıtlarını vermişlerdir. Sonuç: Diyabetik hastalarda influenza ve pnömokok aşı farkındalığı konusunda yaptığımız çalışmada elde ettiğimiz sonuçlar istenilen hedeflerden daha düşük oranda bulunmuştur. Doktorların özellikle aşıları önermesinin aşı farkındalığını ve aşılanma oranını arttıracağını tespit ettik. Anahtar kelimeler: Aşı, pnömokok, influenza, diyabetes mellitus, farkındalık
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Polikliniğine başvuran tip 2 diyabetik hastaların diyabet öz yönetiminin değerlendirilmesi
Bulgular: Bu çalışmada Tip 2 diyabetik hastalarının diyabet öz yönetimlerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırmamız, kesitsel bir çalışma olarak planlanmış olup Mart-Nisan 2021 tarihleri arasında, Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları polikliniğine başvuran 377 Tip 2 Diyabet tanılı hasta üzerinde, katılımcılarla birebir anket uygulaması ile veri toplanarak yapılmıştır. Diyabete yönelik değerlendirmenin yapılması amacıyla araştırmacı tarafından literatür taranarak hazırlanan sosyodemografik form ve Tip 2 diyabetli kişilerde diyabet öz yönetim ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler uygun istatistiksel yöntemlerle değerlendirilmiş ve tüm analizlerde istatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılan hastaların yaş ortalaması 62,1 ± 12,2 yıl olup katılımcıların %55,4'ü erkek ve %44,6'sı kadın olarak saptanmıştır. Katılımcıların %80,6'sı evli, %44,9'ü ilkokul mezunu, %44,8 emekli, vücut kitle indeksi (VKİ) ortalaması 29,7±4,9, %44,6'sı obez olarak bulunmuştur. Katılımcıların diyabet öz yönetim ölçeğinden aldığı puanlar karşılaştırıldığında; cinsiyet, eğitim seviyesi, VKİ durumu, ailesinde diyabet hastalığı olanlar, diyabet eğitimi alma, diyabet tanı süresi, diyabete ek başka kronik hastalık varlığı, diyabet tedavi şekli, tedaviyi düzenli kullanımı, grip aşısı yaptırma, zatürre aşısı yaptırma, son 1 yılda diyabetle ilgili hastaneye başvuru ve pandemi döneminde diyabet takipleri açısından anlamlı fark saptanmıştır (p<0,05). Sonuç: Çalışmamızdan sonuç olarak tip 2 diyabetli hastalarında diyabet özyönetiminin diyabetin önemli bir basamağı olduğu, hastaların her muayene sırasında diyabet eğitimlerinin verilmesi önemlidir. Anahtar Kelimeler: Tip 2 diyabet, öz yönetim, diyabet öz yönetim ölçeği
Muğla ilinde doğal olarak yayılış gösteren sığla (Liquidambar orientalis Mill.) bitkisinin mineral beslenme ve ağır metal kapsamları açısından araştırılması
Bu çalışmada Muğla ilinin Marmaris, Köyceğiz ve Fethiye ilçelerinde doğal olarak yayılış gösteren endemik bir tür olan Sığla (Liquidambar orientalis Mill.) bitkisinin beslenme durumu ve ağır metal kapsamlarının araştırılması amaçlanmıştır. Her bir lokasyonda 2 farklı örnekleme noktası (otoyol kenarı ve otoyola 50 m uzaklık) belirlenmiştir. Örnekleme noktalarında hem toprak (0-30 cm) hemde yaprak örnekleri alınmıştır. Her bir örnekleme noktasının GPS ile koordinatları kaydedilmiştir. Toprak örnekleri incelendiğinde, toplam N kapsamı %0.04- %0.32 arasında değişim gösterdiği belirlenmiştir. Ayrıca, toprak makro elementlerden alınabilir P ve yarayışlı Ca değerleri genel anlamda referans aralığı içerisinde yer aldığı tespit edilmiştir. Toprak mikro element düzeylerine bakıldığında ise Fe içeriği tüm örnekleme noktalarında yüksek bulunmuştur. Mn, Zn ve Cu kapsamları incelendiğinde ise belirlenen sınır değerleri içerisinde yer aldığı görülmüştür. Bununla birlikte, toprak ağır metal içeriklerine bakıldığında Köyceğiz ve Marmaris örneklerinde Cr ve Ni değerleri oldukça yüksek olduğu tespit edilmiştir. Analizleri yapılan sığla bitkisi yaprak örneklerinin besin element içerikleri Ca 1.09-2.04 ppm, Mg 0.39-0.87 ppm, K değeri 1.22-1.98 ppm, P değeri ise en düşük 0.14 ppm iken en yüksek 0.37 pmm olduğu tespit edilmiştir. Yaprak mikro element içeriklerine bakıldığında Fe 202.38- 385.52 ppm, Mn ise 31.91- 100.50 ppm, Zn 17.6- 65.19 ppm, Cu değeri 4.18- 19.64 ppm B ise 21.10- 74.35 ppm arasında değerlere ulaşılmıştır. Yapraklardaki Cd, Co, Cr, Ni ve Pb kapsamları sırasıyla; 0.04-0.09 ppm, 0,4-1.80 ppm, 2.85-6.87 ppm, 9.28-40.49 ppm ve 0.52-1.15 ppm aralığında olduğu belirlenmiştir. Her ne kadar bazı mikro ve ağır metallerin sınır değerler üzerinde bulunduğu tespit edilmiş olsa da, araştırma konusu bitkilerin metabolik olarak bu yüksek değerlerden olumsuz etkilendiklerine dair herhangi bir fiziksel bulguya rastlanılmamıştır. Anahtar Kelimeler: Sığla (Liguidambar Orientalis Mill.), Toprak, Mineral Beslenme, Ağır Metal
Üniversite öğrencilerinin, genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO) ile ilgili bilgi düzeyleri ve tutumlarının incelenmesi: Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi örneği
Araştırma, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar ile ilgili bilgi düzeylerini ve bu ürünlere yönelik tutumlarını saptamak amacıyla yapılmıştır. 2020-2021 eğitim öğretim yılında aktif olan 330 öğrenci çalışma kapsamına alınmış, araştırma verileri SPSS 22.0 istatistiksel paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmaya 111 Beslenme ve Diyetetik bölümü öğrencisi (%33.6), 90 Fizyoterapi ve Rehabilitasyon bölümü öğrencisi (%27.3), 90 Hemşirelik bölümü öğrencisi (%27.3) ve 39 Sağlık Yönetimi bölümü öğrencisi (%11.8) dahil edilmiştir. Katılımcıların %47.8'i genetiği değiştirilmiş organizmayı gen katkılı gıda, %25.3'ü hormonlu gıda ve %9.9'u ilaç katkılı gıda olarak tanımlamıştır. Katılımcıların %35.3'ü Genetiği Değiştirilmiş Organizmaları internetten, %22.0'si televizyondan, %11.0'i bu konuda aldıkları Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar dersinden öğrendiklerini belirtmişlerdir. Katılımcıların %65.2'si Türkiye'de genetiği değiştirilmiş ürünlerin ithal edildiğini, %52.7'si ise gıda amaçlı olmayan transgenik ürünlere izin verilmemesi gerektiğini belirtmişlerdir. Katılımcıların %68.8'i genetiği değiştirilmiş hayvan ve bitkilerden elde edilen ürünlerin insan sağlığına zarar vereceğini ve katılımcıların %72.7'si GDO'nun genetik bozukluklara neden olabileceğini düşündüklerini beyan etmişlerdir. Çalışmaya katılanların %72.7'si genetiği değiştirilmiş ürünleri bilmeden tüketmekten endişe duyduklarını ifade etmişlerdir. Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar ve bunların ürünleri konusunda geleceğin sağlık profesyonellerinin bilgilerinin yetersiz olduğu görülmüştür. Katılımcıların genetiği değiştirilmiş ürünler ve biyogüvenlik konusunda yoğun endişeye sahip oldukları tespit edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara yönelik sonuçlar değerlendirilmiş ve uygun öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Genetiği Değiştirilmiş Organizma, biyoteknoloji, sağlık, bilgi tutum
Öğretim elemanlarının kültürel zekalarının incelenmesi (Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi örneği)
Bu araştırmanın amacı Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim elemanlarının kültürel zekalarının üstbiliş, biliş, motivasyonel ve davranışsal boyutlarını ortaya koymaktır. Bu amacın yanı sıra kültürel zekanın bu boyutları çerçevesinde akademik unvanlarına göre öğretim elemanlarının görüşleri arasında bir farklılık olup olmadığı da incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde görev yapmakta olan yedi Prof. Dr., dokuz Doç. Dr., beş Dr. Öğretim Üyesiöğ ve altı Araştırma Görevlisi oluşturmaktadır. Bu örneklemdeki öğretim elemanlarının 12'si kadın, 15'i erkektir. Araştırmada veri toplama amacı ile Kültürel Zekâ ölçeğinden yola çıkılarak hazırlanan bir yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen veriler içerik ve betimsel analizi kullanılarak incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda araştırmaya katılan öğretim elemanlarının üstbilişsel boyutta kültürel zekâ seviyelerinin yüksek olduğu, bilişsel boyutta ise öğretim elemanlarının farklı kültürlerin benzeşen ve farklılaşan yönlerine dair bilgi sahibi olmadaki başarılarının düştüğü, motivasyonel boyutta çokkültürlü ortamlarda ya da farklı kültürlerden bireyler ile etkileşimde başarılı oldukları ve davranışsal boyutta dilsel ve yarıdilsel davranışlarını ortama uygun şekilde kontrol edebildikleri görülmüştür.
Yabancı dil ağırlıklı beşinci sınıf İngilizce öğretim programına ilişkin öğretmen görüşeri
Bu çalışmanın amacı, Muğla ilinde Yabancı Dil Ağırlıklı Beşinci Sınıf İngilizce Öğretim Programı'nın bu programın uygulandığı ortaokullarda görev yapmakta olan öğretmenlerin görüşleri temel alınarak incelenmesidir. İnceleme dört yıldır uygulanmakta olan programın güçlü yönleri, uygulama sürecinde karşılaşılan sorunlar, ders kitabı sorunları, okul imkanları, temel dil becerilerinin gelişimi, programın öğrenci başarısına olan katkısı ve sürdürülebilirliğine ilişkin öğretmen görüşleri üzerinden gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Çalışma grubunun belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme kullanılmıştır. Araştırmanın verileri görüşme tekniği yoluyla toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi ile kodlanmış, kodlardan kategorilere ve temalara ulaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar; öğrenci odaklı uygulamaların dile ilişkin önyargıları kırma, özgüven gibi öğrenci özelliklerini geliştirdiği, öğrenme-öğretme sürecinde farklı uygulamalara yer verildiği, programa öğrenci seçiminde sorunlar yaşandığı, öğrencilerin İngilizce öğrenmeye ilişkin önyargılarının süreci olumsuz etkilediği, programın içerik olarak yoğun olduğu, hem ders kitabı hem de dijital ders kitabıyla ilgili sorunların olduğu, programın dil öğrenmeye olumlu katkılarının olmakla birlikte dört temel becerinin gelişiminin dengeli şekilde gerçekleştirilemediği, yazma becerisinin diğer becerilere göre daha zayıf kaldığı, konuşma ve özellikle dinleme becerisinin ölçme değerlendirilmesine ilişkin sorunlar yaşandığı şeklindedir. Ayrıca programın daha etkili biçimde sürdürülebilmesi için sınıflara öğrenci seçiminin belli kriterlere göre yapılması, programın uygulanmasında ortak bir anlayış geliştirilmesi, kazanım ve tema yoğunluğunun gözden geçirilmesi, programa uygun bir ders kitabının geliştirilmesi öğretmenlerin ortaya koyduğu temel önerileri arasındadır. Anahtar kelimeler: yabancı dil eğitimi, yabancı dil ağırlıklı İngilizce öğretim programı, temel dil becerileri
Otel işletmelerinde yeşil örgüt iklimi ve yeşil davranışın iş tatminine etkisi: Muğla örneği
Rekabetin artması ile yeni girişimlerde bulunan işletmelerin yönetim yapılarında köklü değişiklikler yaparak çevreye duyarlı yönetim anlayışını benimsedikleri görülmektedir. Bireyler ve çevre ile etkileşim halinde bulunan otel işletmeleri de yönetim anlayışlarını değiştirmektedir. Otel işletmeleri bireylerin geçici konaklama, yeme-içme, eğlence ve bazı sosyal ihtiyaçlarının karşılandığı işletmelerdir. Rekabetin fazla olduğu otel işletmelerinde çevreye verilen zarar da artmaktadır. Otel işletmeleri çevreye verilen zararlar karşısında yönetim ve uygulamalarında çevreye karşı yeni politikalar izlemektedir. İşletmenin yönetim yapısından başlayarak en alt birimlerindeki çalışanları dahil çevreye yönelik davranışların geliştirilmesi hedeflenmektedir. Bireylerde oluşturulmaya çalışılan çevreye yönelik bilincin yayılması ve diğer işletmelerle rekabet edilmesi de sağlanmaktadır. Otel işletmeleri bu hedefleri gerçekleştirebilmek için yeşil örgüt iklimini benimsemektedir. Yeşil örgüt ikliminin bir işletme içerisinde benimsenmesi ve çalışanlarında oluşturulan çevre bilinci ile sürdürülebilirliğin sağlanması ve kıt kaynakların kullanımının en aza indirilerek çevreye verilen zararın önlenmesi amaçlanmaktadır. Bu tez çalışması ile otel işletmelerinde yeşil örgüt iklimi ve yeşil davranışın, iş tatmini üzerine etkisi incelenmektedir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniği kullanılarak toplam 383 geçerli veriye ulaşılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde tanımlayıcı analizler ve farklılık testleri uygulanmış olup açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi ile ölçeklerin geçerlilikleri sınanmıştır. Hipotezlerin test edilmesinde regresyon analizinden yararlanılmıştır. Regresyon analizi sonuçlarına göre, yeşil örgüt iklimi çalışanların yeşil davranışlarını anlamlı ve olumlu etkilemektedir. Çalışanların zorunlu yeşil davranışları iş tatminini anlamlı ve olumlu etkilerken, gönüllü yeşil davranışları iş tatminini etkilememektedir. Yeşil örgüt iklimi çalışanların iş tatminini anlamlı ve olumlu etkilemektedir. Demografik özelliklerden cinsiyet, yaş, eğitim, otel türünün yeşil davranışlarda bulunma üzerinde etkili olduğu ve anlamlı bir farklılık yarattığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Yeşil Örgüt İklimi, Yeşil Davranış, İş Tatmini, Otel İşletmeleri, Turizm
Lider üye etkileşimi ve psikolojik güçlendirmenin örgütsel özdeşleşme üzerinde etkisi: Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi örneği
Değişimin hız kazandığı günümüzde, örgütler için insan unsuru büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle örgütler verimliliği arttıran stratejiler üretmeye çalışmaktadır. Örgütsel özdeşleşmenin, verimliliğin arttırılmasında önemli bir rol oynadığı ifade edilebilmektedir. Örgüt ile çalışanlar arasındaki duygusal bağ olarak tanımlanan örgütsel özdeşleşme, örgüt içinde çalışanların memnuniyet ve performansını etkileyerek örgütsel başarıyı etkileyebilmektedir. Bu nedenle bu araştırmanın amacı, lider üye etkileşimi, psikolojik güçlendirme ve örgütsel özdeşleşme değişkenleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu amaç doğrultusunda araştırmada, lider üye etkileşimi, psikolojik güçlendirme ve örgütsel özdeşleşme arasındaki ilişkiler kavramsal olarak incelenmiş ve oluşturulan hipotezler test edilmiştir. Araştırmada veriler anket tekniği kullanılarak elde edilmiştir ve elde edilen tüm veriler SPSS Statistics Base 22.0 programı ile incelenmiştir. Anket çalışmasında lider-üye etkileşimi için Liden ve Maslyn (1998) tarafından geliştirilen ve Türkçe uyarlaması Baş, Keskin ve Mert (2010) tarafından yapılan "LMX" ölçeği, örgütsel özdeşleşme için Mael ve Ashforth (1992) tarafından geliştirilen ve Türkçe uyarlaması Tüzün (2006) tarafından yapılan "Örgütsel Özdeşleşme Ölçeği" ve Spreitzer'in (1995) geliştirdiği Sürgevil, Tolay ve Topoyan tarafından (2013) Türkçeye uyarlanan "Örgütsel Adalet" kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi'nde görev yapan 298 akademik ve idari personel oluşturmaktadır. Elde edilen verilere faktör, korelasyon ve regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırma bulguları sonucunda; lider üye etkileşimi ve örgütsel özdeşleşme arasında, psikolojik güçlendirme ve örgütsel özdeşleşme arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: lider-üye etkileşimi, psikolojik güçlendirme, örgütsel özdeşleşme
Muğla ilinde rekreasyonel amaçlı kullanılan bazı kumlu plajlardaki mikro ve makro plastiklerin bolluk ve çeşitliliklerinin belirlenmesi
Bu çalışma kapsamında, Muğla ilinde rekreasyonel amaçlı kullanılan 8 farklı plajdaki (Ölüdeniz Kumburnu Plajı, Sarıgerme Plajı, İztuzu Plajı, İçmeler Plajı, Aktur Plajı, Akyaka Plajı, Bitez Plajı ve Yahşi Plajı) mikro ve makro plastiklerin renk, şekil, boyut ve polimer yapılarına göre miktarları ve olası kaynaklarının araştırılması amacıyla 2 farklı sezonda (yaz ve kış) alınan plaj kumu örnekleri incelenmiştir. Kum örnekleri 50×50 cm2 alana sahip bir quadrat kullanılarak kesitin, yüzeyden ~ 3-4 cm derinliğe kadar olan kısmından yaklaşık 3 kg kum örneği alınarak laboratuvara taşınmıştır. Kum örneklerinden mikro ve makro plastiklerin ekstraksiyon işlemleri uluslararası standartlara göre gerçekleştirilmiş ve mikroplastikler mikroskop altında incelenerek renk, şekil ve boyut gruplarına göre sayımları yapılmıştır. Ayrıca tespit edilen mikroplastiklerin polimer tipleri Zayıflatılmış Toplam Yansıma – Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektrometresi (ATR-FTIR) ile belirlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre, yaz sezonunda maksimum mikroplastik miktarı Ölüdeniz Kumburnu Plajı'nda (360 ± 237,66 partikül kg-1 ka), makroplastik miktarı ise Aktur Plajı'nda (11,80 ± 6,37 partikül kg-1 ka) tespit edilmiştir. Kış sezonunda ise maksimum mikro ve makro plastik miktarları Aktur Plajı'nda belirlenmiştir (mikroplastikler için 358,33 ± 397,24 partikül kg-1 ka, makroplastikler için 12,50 ± 16,01 partikül kg-1 ka). Yaz ve kış sezonunda belirlenen mikroplastikler toplam üzerinden değerlendirilmiş olup iki sezonda da şekil yönünden fibril, renk yönünden ise mavi renkli partiküllerin yoğunlukta olduğu tespit edilmiştir. Makroplastikler için ise iki sezonda da şekil yönünden fragment, renk açısından ise beyaz renkli partiküllerin yoğunlukta olduğu ortaya konmuştur. Boyut yönünden mikroplastikler, 0,1 µ - 1 mm ve 1 mm - 5 mm olmak üzere iki farklı boy grubunda incelenmiş ve iki örnekleme sezonunda da 1 mm - 5 mm boy aralığındaki mikroplastiklerin yoğun olduğu belirlenmiştir. ATR-FTIR ile yapılan analizler sonucunda iki sezonda da düşük yoğunluklu polietilen (DYPE) ve ataktik polipropilen (aPP) türlerinin yoğunlukta olduğu saptanmıştır. Elde edilen veriler Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) ile haritalandırılmış ve istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. İstasyon gözetmeksizin iki sezon arasında mikroplastikler yönünden istatistiksel olarak farklılık bulunmamıştır. Ancak, yaz sezonunda Ölüdeniz Kumburnu Plajı ile diğer tüm plajlar arasında mikroplastikler açısından anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Kış sezonunda ise Aktur Plajı ile Ölüdeniz Kumburnu Plajı dışındaki diğer tüm plajlarla arasında anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Ayrıca kış mevsiminde rüzgâr hızı ile plajlardaki mikroplastik birikimleri arasında pozitif ve anlamlı bir korelasyon tespit edilmiştir. Mevcut çalışmanın gerçekleştirildiği alan, yüksek nüfuslu şehirlerden, sanayi bölgelerinden ve büyük ticari limanlardan uzak önemli bir turizm merkezidir. Bu bağlamda buradaki mikroplastik kirliliğini etkileyebilecek en önemli unsurlar yaz döneminde turizm faaliyetleri sonucunda artan nüfus, atıksu arıtım tesislerinin deşarj suları, dalga, rüzgâr ve nehirlerle taşınımdan kaynaklandığı düşünülmüştür.
Rekabeti etkileyen faktörler açısından Muğla ilinde zeytinyağı üreten işletme topluluğunun incelenmesi
Tez çalışmasının temel amacı, Michael E. Porter tarafından geliştirilen beş güç modeli çerçevesinde zeytinyağ üretimi gerçekleştirilen işletmelerin rekabet güçlerini etkileyen faktörleri incelemekti. Bu kapsamda Muğla İlinde faaliyet gösteren toplam 82 işletme üzerinde bir tarama araştırması yürütüldü. Tarama araştırması sürecinde zeytinyağ üretimi gerçekleştiren iki farklı iş modeline sahip işletme kategorisi olduğu tespit edildi. Bu iki farklı iş modeline sahip işletmeler yağhaneler ve butik işletmeler olarak isimlendirildi ve beş güç modeli karşılaştırmalı bir biçimde bu iki farklı işletme kategorisi açısından değerlendirildi. Araştırma bulguları, bu iki kategorideki işletmelerin temel özelliklerini ve özellikleri açısından temel farklılıkları ortaya koymakla birlikte, aynı iş kolunda farklı iş modelini benimseyerek faaliyet gösteren işletmelerin rekabetçiliklerini beş güç modelindeki faktörlerin farklı biçimlerde etkileyebileceğini göstermektedir. Tez araştırması ayrıca Türkiye'deki zeytinyağ imalatı gerçekleşen işletmelerin rekabetçiliklerini beş güç modeli temelinde inceleyen öncü çalışmadır.
Siyasal tutumları oluşturan ve değiştiren faktörler: Muğla örneği
Birey kavramı açılımları ve siyasi önemi açısından; günlük dilde oldukça geniş bir anlam ifade etmesine rağmen genellikle ihmal edilmekte ve tek bir insan olarak algılanmaktadır. Ancak kavram tek bir insandan fazlasını içermektedir. Bireyler yaşadığı çevresindeki varlığını ve etkinliğini kanıtlama ihtiyacı duydukları için doğdukları andan itibaren başta aileleriyle başladıkları daha sonra ise genişleyen çevreleri doğrultusunda tutumlarını belirlemektedir. Bireylerin zaman içerisinde değişen ve değişmeyen tutumları oluşabilmektedir. Siyaset alanında bireyin rolü büyüktür. Birey varsa siyaset vardır. Bu anlamda siyasetin psikolojisini ele almak büyük önem taşımaktadır. Çünkü bireyin psikolojisi siyasi davranışlarını, tutumlarını ve katılımlarını etkilemektedir. Siyasi katılımdaki tutumları değiştiren farklı nedenler vardır. Bireyin karakteristik özellikleri doğrultusunda belirlediği tutumlar dışında cinsiyetinin, yaşının, eğitiminin, mesleğinin, medya ve kitle iletişim araçlarının yani çevresinin etkisiyle belirlediği ve değiştirdiği tutumları da bulunmaktadır. Geniş bir alanı kapsayan siyaset alanında siyasal tutumları inceleyebilmek adına öncelikle siyasal katılım kavramı incelenmelidir. Çalışmada da buna önem verilmiş, siyasal katılım sonrasında siyasal tutumlar incelenmiştir. Çalışmayı desteklemek amacı ile de Muğla ili ölçeğinde anket yapılmıştır. 2019 Yerel Seçimleri örnek alınarak siyasal tutumların oluşumu ve değişiminde etkili olan faktörlerin neler olduğuna dair bir çalışma yapılmıştır. Çalışmada karşılaştırmalı bir yöntem benimsenmiştir. Hedef kitlenin belirlenmesinde rassal yöntem ve teknikler kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Siyasal Tutum, Siyasal Katılım, Birey, Demokrasi, Muğla
Ülkemizi geçiş bölgesi olarak kullanan düzensiz göçmenlerin Muğla ilini tercih etme nedenleri ve karar süreçleri
Göç çağı olarak adlandırabileceğimiz modern dünyada düzensiz göç olgusunda artış söz konusudur. Göç yolları üzerinde yer alan Türkiye de bu göç sürecinden nasibini almaktadır. 2015 yılı ve sonrasındaki gelişmelerin yanı sıra Türkiye'nin Asya, Avrupa ve Afrika Kıtalarının kesişim noktasında olması Türkiye'yi göç yolu haline getirmiştir. Sosyo-ekonomik açıdan gelişmemiş ülkelerden gelen düzensiz göçmenler gelişmiş batı ülkelerine Türkiye üzerinden ulaşmaktadırlar. Ülkemize düzensiz göçmenlerin gelme hikâyesi 1980'li yıllara dayanmaktadır. 1980'li yıllardan sonra ülkemiz göç veren ülke konumundan göç alan ülke konumuna geçmiştir. Bu çalışmanın konusu küresel köy haline gelen günümüz dünyasında artış gösteren düzensiz göç olgusudur. Bu çalışmada nicel ve nitel veriler birbirini dışlamayacak şekilde kullanılmıştır. Bu çalışmada ülkemizi geçiş bölgesi olarak kullanan düzensiz göçmenlerin Muğla ilini tercih etme nedenleri ve karar süreçleri araştırılmıştır.
Yaşlı bireylerin beslenme durumları ve yeme farkındalıklarının saptanması; Muğla örneği
YAŞLI BİREYLERİN BESLENME DURUMLARI VE YEME FARKINDALIKLARININ SAPTANMASI; MUĞLA ÖRNEĞİ Bu araştırma yaşlı bireylerde beslenme durumu ve yeme farkındalığı düzeylerini tanımlamak ve aralarındaki ilişkiyi incelemek amacıyla tanımlayıcı araştırma olarak planlanıp yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini Muğla il merkezi ve ilçelerinde Tazelenme Üniversitesine kayıtlı 60 yaş ve üstü bireyler oluşturmuştur. Bu çalışma toplam 234 (80'i erkek, 154'si kadın) birey üzerinde yürütülmüştür. Çalışma verileri bireylerin sosyo-demografik bilgilerine yönelik sorular ile Mini Nütrisyonel Değerlendirme Testi-Kısa Formu ve Yeme Farkındalığı Ölçeğinin yer aldığı bir form aracılığıyla online olarak elde edilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen veriler Windows ortamında Statistical Package for the Social Sciences 22.0 paket programı ile değerlendirilmiş ve tüm hesaplamalarda p<0.05 anlamlı kabul edilmiştir. Çalışma sonucunda erkeklerin %41.3'ü, kadınların %41.6'sı beden kütle indeksi sınıflamasına göre normal aralıkta bulunmuştur. Beden kütle indeksi sınıflamasına göre zayıf bireylerin hepsinin malnütrisyonlu olduğu, normal bireylerin %9.3'ünde ve II. derece obez olanların %27.3'ünde malnütrisyon riski olduğu bulunmuştur. Bireylerin (%97.9) yeme farkındalığının yüksek olduğu saptanmıştır. Yeme farkındalığı ile yaş arasında bir ilişki yokken, yaş ile Mini Nütrisyonel Değerlendirme Testi-Kısa Formu toplam puanı arasında negatif bir ilişki bulunmuştur. Beden kütle indeksi ile Mini Nütrisyonel Değerlendirme Testi-Kısa Formu arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki varken, beden kütle indeksi ile yeme farkındalığı asında negattif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bireylerin Mini Nütrisyonel Değerlendirme Testi-Kısa Formu puanı ile Yeme Farkındalığı Ölçeği puanı arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (r=-0.12; p=0.07). Toplumda yaşayan yaşlı bireylerde malnütrisyon ve malnütrisyon riskini önlemek amacıyla belirli aralıklarla beslenme taraması yapılması ve yaşlı bireylerde pek çok faktörden etkilenen beslenme durumuna etki eden faktörü her yönüyle incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca yaşlı bireylerde obezite tedavilerine alternatif olabilecek, yeme farkındalığı eğitimlerinin dâhil edilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Yaşlı, Beslenme durumu, Yeme farkındalığı
6360 Sayılı Yasa ile büyükşehir olan Muğla İlinde yerel kamu hizmetlerinin dönüşümünün Marmaris İlçesi özelinde incelenmesi
Metropoliten kentlerin yönetimi, kamu yönetiminin önemli sorun alanlarından bir tanesidir. Türkiye'de bu alanda ilk somut adım 1984 yılında İstanbul, Ankara ve İzmir'de büyükşehir belediyeleri kurulmasıyla atılmıştır. İlerleyen yıllarda büyükşehir belediyesi kurulan il sayısı artmış ve 2000'li yıllara gelindiğinde Türkiye'de toplam 16 büyükşehir belediyesi kurulmuştur. Daha sonra 2012 yılında yürürlüğe giren 6360 sayılı Yasa ile birlikte on üç büyükşehir belediyesi kurulmuştur. 2013 yılında ise Ordu ilinde de büyükşehir belediyesi kurularak, büyükşehir belediyesi sayısı 30'a yükseltilmiştir. 6360 sayılı Yasa ile büyükşehir belediyesi kurulan illerden biri de Muğla'dır. Bu tez çalışması, Muğla ilinde yerel kamu hizmetlerinde yaşanan dönüşümün Marmaris ilçesi özelindeki etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu kapsamda Marmaris Belediyesi'nin yıllık faaliyet raporları incelenmiştir. Elde edilen bulgular ile birlikte Yasa'nın Marmaris ilçesindeki etkisi siyasi, mali ve teknik boyutlarıyla değerlendirilmiştir. Son olarak elde edilen bulgular ışığında Yasa'nın uygulamada yaşanan sorunları tespit edilerek öneriler getirilmeye çalışılmıştır.
Otel işletmelerinde örgütsel sosyalizasyonun, duygusal emek ve örgütsel bağlılık üzerindeki etkileri: Muğla ilinde bir araştırma
Emek-yoğun özellik gösteren otel işletmelerinde işgören devir hızının yüksek ve maliyetli olması, istihdam edilen işgörenlerin örgütsel sosyalizasyon durumları ve duygusal emek ile örgütsel bağlılık düzeylerinin yüksek olması, rekabet hȃlinde olan işletmelerin sektörde var olabilmesi ve varlıklarını sürdürebilmesi büyük bir öneme sahiptir. Otel işletmelerinde, müşterilere sunulan hizmetin kalitesi ve müşteri memnuniyetinin sağlanması, hizmet sektöründe aktif olarak performans sergileyen ve müşteriler ile yüz yüze olan işgörenlerin belirleyici bir faktör olması; otel işletmelerinin rekabet edebilmeleri ve kȃrlılık oranlarını artırmaları bakımından otel işletmelerinde istihdam edilen işgörenler önemli bir yere sahiptir. Bununla birlikte, rekabet üstünlüğü elde etmek isteyen otel yöneticilerinin, işgörenlerinin örgütsel sosyalizasyonu sağlaması ve duygusal emek durumları ile örgüte olan bağlılıklarını arttırmaları fayda sağlayıcı unsurlar arasında yer almaktadır. Yapılan bu araştırmanın amacı, Muğla ilinde faaliyet gösteren otel işletmelerinde örgütsel sosyalizasyonun, duygusal emek ve örgütsel bağlılık üzerindeki etkilerinin ortaya konulmasıdır. Öte yandan otel işletmelerinde çalışan işgörenlerin örgütsel sosyalizasyon, duygusal emek ve örgütsel bağlılık düzeylerinin de tespit edilmesi yapılan bu araştırmanın diğer amaçlarını oluşturmaktadır. Araştırma 2017 yılının Haziran, Temmuz ve Ağustos ayları içerisinde, Muğla ilinde bulunan otel işletmelerinde çalışan 400 işgören üzerinde anket uygulamasıyla gerçekleştirilmiştir. Anket uygulaması sonucunda elde edilen verilerin analizi yapılarak aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanmış ve verilerin gruplandırılmasında faktör analizinden yararlanılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda otel işletmelerinde işgörenlerin örgütsel sosyalizasyonun, "eğitim ve gelecek beklentisi", "anlama" ve "iş arkadaşları desteği" olmak üzere üç boyuttan oluştuğu tespit edilirken, işgörenlerin, duygusal emeklerini oluşturan boyutların "derin davranış", "yüzeysel davranış" ve "doğal (samimi) davranış" olmak üzere üç boyuttan oluştuğu; işgörenlerin örgütsel bağlılıklarını oluşturan boyutların ise "duygusal bağlılık", "devam bağlılığı" ve "normatif bağlılık" şeklinde yine üç boyuttan oluştuğu görülmüştür. Otel işletmelerinde çalışan işgörenlerin, örgütsel sosyalizasyonun "yüksek" düzeyde olduğu tespit edilirken, duygusal emek ve örgütsel bağlılıklarının "orta" düzeyde olduğu belirlenmiştir. Yapılan korelasyon analizi sonucunda ise, otel işletmelerinde örgütsel sosyalizasyon, duygusal emek ve örgütsel bağlılık arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.
Muğla yöresi köpeklerinde leishmania türlerinin moleküler ve serolojik olarak belirlenmesi
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından 1980 yıllarının başından beri önemi vurgulanan leishmaniasis, malaria ve lenfatik filariasis'den sonra üçüncü vektör kaynaklı en önemli hastalık olarak değerlendirilmektedir. Hastalığın dünyanın pek çok yerinde visseral leishmaniasis (VL), kutanöz leishmaniasis (KL), diffuz deri leishmaniasis (DCL) ve mukokutanöz leishmaniasis (MCL) gibi değişik formları görülmektedir. Türkiye'de ise KL ve VL formları en sıklıkla görülen formlar olarak bilinmektedir. Türkiye'de KL'ye yol açan tür daha çok L. tropica iken VL'ye yol açan tür ise L. infantum olarak bildirilmektedir. Ancak son yıllarda yapılan çalışmalarda KL vakalarında VL öyküsü olmaksızın L. infantum türünün izole edildiği, yine VL vakalarında KL öyküsü olmaksızın L. tropica türünün tespit edildiği ifade edilmektedir. Bu çalışmada da Muğla yöresinde, Veteriner kliniklerine getirilen 69 dişi ve 62 erkek köpekten kan alınarak Leishmania spp. varlığının moleküler ve serolojik yöntemle araştırılması amaçlanmıştır. Köpeklerden EDTA içeren antikoagulanlı tüplere alınan kanlardan moleküler testlerde kullanılmak üzere DNA izolasyonu yapılmış ve izole edilen DNA örneklerinde PZR yöntemi ile Leishmania spp. tespiti yapılmıştır. Aynı zamanda alınan kanlardan serum çıkartılarak, serolojik olarak IFAT testi ile değerlendirilmiştir. Çalışma sonunda 131 köpekten alınan serum örneklerine uygulanan IFAT ile 49 köpekte (%37.4) anti-Leishmania antikor titresinin 1:64 ve üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Moleküler değerlendirmede ise dokuz köpekte (%6.87) PZR yöntemiyle Leishmania spp. bulunmuştur. Çalışma bölgesindeki 18 farklı yerleşim alanında toplam 131 köpeğin değerlendirilmesinde KVL'in seroprevalansı %37.4 olarak belirlenirken, moleküler prevalans %6.87 tespit edilmiştir.
Cumhuriyet Halk Partisi parti müfettişlik raporlarına göre Batı Anadolu Halkevleri
Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk partisi ve devrimci bir partidir. Kurulduğu günden itibaren ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel anlamda birçok adım attı. Yeni kurulan devletin toplumsal yapısı bu süreçte Cumhuriyet Halk Partisi ile tam bir bağ kuramadı. Çok partili hayata geçiş denemelerinin başarısız olması, 1929 ekonomik buhranı, dünyadaki siyasi gelişmeler, köy ile kent arasındaki farkın kapanmaması, devrimlerin hala daha toplum tarafından tam olarak benimsenmemesi Cumhuriyet Halk Partisi'nin yeni adımlar atmasına neden oldu. Bu adımlardan biri de Halkevlerinin açılmasıdır. Cumhuriyet Halk Partisi 19 Şubat 1932 tarihinde 9 şubeden oluşan Halkevleri açarak halk ile olan bağını tekrar güçlendirmeyi ve halkın sosyal ve kültürel gelişimini sağlamayı amaçlıyordu. Dil-Edebiyat ve Tarih Şubesi, Güzel Sanatlar Şubesi, Temsil Şubesi, Spor Şubesi, Sosyal Yardım Şubesi, Halk Dershaneleri ve Kurslar Şubesi, Kütüphane ve Neşriyat Şubesi, Köycülük Şubesi, Müze ve Sergi Şubesi olmak üzere 9 şubeden oluşan halkevlerine halk hangi ilgi ve yeteneği varsa katılacaktı. Her ilde, ilçede, kasabada, köyde açılacak olan bu kültür kurumunda bazı hususlar ön plana çıkıyordu. Bu hususlar bina, eleman ve para sorunuydu. Öncelikle bu kültür kurumunun açılması için en önemli nokta faaliyetlerin gerçekleşeceği bina durumudur. Bu eksiği gidermek için Türk Ocaklarından kalma binalar kullanılmıştır. Halkevleri bazı bölgelerde parti ile aynı binayı kullanmış ya da belediyenin tahsis ettiği yerlerde faaliyetlerini sürdürme olanağı bulmuştur. Bu kültür kurumu en ücra yerlere kadar ulaştırılmak isteniyordu. Fakat özellikle köylerde, kasabalarda ve hatta bazı il ve ilçelerde dahi halkevlerinin teşkilatlanması için eğitimli, kültürlü insan sayısının varlığına ihtiyaç duyulması faaliyetleri halka öğretecek olan eleman sorununu ve bu kurumun ısınma, aydınlatma, su temel ekonomik giderleri ve şubelerin çalışabilmesi için yapılacak olan masraflar para sorununu ortaya çıkarıyordu. Bunların dışında bazı yerlerde halkevleri teşkilatı oluşturmanın zorlukları bulunuyordu. Bu yüzden bu yerlerde de halkodası kurulma düşüncesi ortaya çıkıyordu. Cumhuriyet Halk Partisi, bu kültür kurumunun çalışmalarını daha yakından takip etmek, halkevinin amaçlarını gerçekleştirme yolunda kat ettiği mesafeleri görmek için teftiş etme gereğine ihtiyaç duymuş ve tüm illeri teftiş bölgelerine ayırarak milletvekillerini kendi seçim bölgeleri dışına göndererek ve il yönetim kurulları aracılığıyla Halkevlerini denetlemiş ve çalışmaları hakkında bilgiler almıştır. Aydın, İzmir ve Denizli illerinde Halkevleri faaliyetleri, Aydın, İzmir ve Denizli Halkevinin kurulmasıyla 19 Şubat 1932'de, Balıkesir, Muğla ve Manisa illerinde ise 24 Şubat 1933'te Balıkesir, Muğla ve Manisa Halkevlerinin kurulmasıyla başlamıştır. Bu Halkevleri içinden Balıkesir Halkevi 7, Muğla Halkevi 8 ve diğer halkevleri 9 şubesinin tamamını açmış, her alanda yıllar boyunca istikrarlı bir şekilde faaliyetlerini yürütmüş ve kendi Halkevi neşriyatlarını ve dergilerini çıkarmış tam teşekküllü Halkevleridir. Batı Anadolu Bölgesinde kültürel kalkınma atılımları Halkevlerinin ilk yıllarında bu illerde başlamıştır. Aynı zamanda bu illerin kazalarında, nahiyelerinde ve köylerinde kısa sürede Halkevi ve Halkodası örgütlenmesi gerçekleştirilmiş, illerin tüm idari bölgelerine bu faaliyetler yayılmıştır. CHP müfettişlik raporları, söz konusu Halkevlerinin eksiklerinin ve ihtiyaçlarının neler olduğunu tespit edip bu noksanlıkları gidermekte önemli birer dokümandır. Bu dokümanlara Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, CHP Fonunda ulaşılmıştır. Teftiş raporlarında Halkevlerinin faaliyetlerinin neler olduğunu, hangi şubelerinin teşkil edildiği, Halkevi binasının faaliyetleri yürütebilmek açısından elverişli olup olmadığı, mali durumunun faaliyetler açısından yeterli olup olmadığı bütüncül bir anlayışla ortaya konmuştur. Esasında bu Halkevleriyle ilgili CHP'nin her sene çıkardığı Halkevi faaliyet raporlarından bilgi sahibi olabiliriz. Ancak bu raporları incelediğimizde genel olarak Halkevlerinin faaliyetlerindeki başarılarından ve istatistiki verilerden bahsedilmiştir. Halkevlerinin eksiklikleri ve gereklilikleri hususunda herhangi bir bilgi verilmemiştir. Bu yönüyle teftiş raporları, Batı Anadolu'da faaliyetlerini yoğun olarak yürüten bu illerdeki Halkevi faaliyetlerinin neler olduğunu, eksikliklerinin ne olduğunu, nasıl bir maddi imkana sahip olduğunu ve binalarının yeterli olup olmadığını, şubelerinin teşkil edilip edilmediğini, faaliyetlerinde ne tür zorluklar yaşadığını ortaya koymak açısından bizlere farklı bir bakış açısı sunmaktadır.
Çalışma yaşamında kadın yöneticiler ve Muğla örneği
ÖZET Ülkeden ülkeye farklılıklar göstermekle birlikte kadın sayısal olarak toplumun yaklaşık yarısını oluşturduğu halde toplumu yönetme konusunda hâlâ yeterince hak ve söz sahibi olamamıştır. Kadınlar toplam nüfus içindeki oranları ölçüsünde iş gücüne katılamadıkları gibi iş gücü içerisinde yer aldıklarında da ikinci sınıf çalışan, yedek iş gücü muamelesi görmekten kurtulamamışlardır. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin hemen hemen tamamında kanunlarla uluslar arası sözleşme ve bildirgelerle kadının çalışması kâğıt üzerinde koruma altına alınmış olmasına rağmen kadınlar cinsiyete dayalı ayrımcılık uygulamalarına hâlâ maruz kalmaktadırlar. Cinsiyete dayalı mesleki ayrımcılığın bir örneği de kadınların yönetim kademelerine terfilerde karşılaştıkları engellerdir. Bu engeller çalışma hayatındaki kadın yönetici sayısını belirlemekle kalmayıp, kadın çalışanların tamamının da en önemli sorunları arasında yer almaktadır. Çalışma yaşamında işe alınmadan ücretlere, işten çıkarılmadan yükselmeye kadar çeşitli konularda ayrımcılık uygulamalarıyla karşılaşan kadını ve özellikle kadın yöneticiyi konu alan bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde; tezin konusu, amacı, önemi, yöntemi ve kavramsal çerçeve başlıklar halinde ele alınmıştır. Birinci bölümünün diğer ana başlığı ise "yönetim ve kadın" olarak ele alınmış; ilgili literatürden faydalanılarak yönetim, yönetici ve kadın yönetici tanımları üzerinde durulmuştur. Çalışmanın ikinci bölümünde; kadının statüsüne tarihsel bakış, Cumhuriyet öncesi kadın ve Cumhuriyet döneminde kadın ana başlıkları ile kadınların toplumsal yaşamdaki rolleri ve verilen haklar doğrultusundaki statüleri ele alınmıştır. Çalışma yaşamı ve kadın iş gücü ana başlığı altında kadınların iş gücüne katılımları, kadın ve erkek meslekleri ve çalışma yaşamında ayrımcılık konuları, alt başlıklar oluşturularak ayrıntılı olarakincelenmiştir. İkinci bölümde çeşitli yönleri ile ele alınan diğer bir konu da çalışma yaşamında kadın yöneticiler başlığı altında toplanmıştır. Bu konu ile ilgili olarak; yönetim statülerinde yer alanlar içerisinde kadın yönetici oranları, kamu sektöründeki kadın yöneticiler, eğitim, sağlık sektöründe kadının statüsü, kadının yükselmesi önündeki engeller, kadın akademisyenler ve yöneticiler içerisindeki oranları, özel sektörde kadın yöneticiler ve kadın yöneticilere yönelik ayrımcılık, ele alınan alt başlıklarla ayrıntılı olarak incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde ise; Muğla ilinde çalışmakta olan kadın yöneticiler ile ilgili alan araştırması anket tekniği kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Kadın yöneticilere uygulanan anketler neticesinde elde edilen veriler analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Çalışmanın sonunda da ulaşılan sonuçlara ve değerlendirmelere yer verilmiştir.
15-24 yaş arası gençlerin durumları ve gelecek beklentileri: Muğla ili örneği
Bu çalışma, "15-24 yaş arası gençlerin durundan ve gelecek beklentileri" adını taşımaktadır ve Muğla'daki gençler üzerinde uygulanmıştır. Gençlerin içinde bulundu ğu sorunların hangi düzeyde olduğu, sorunlarının nedenleri, sorunlarının çözümlenebil- me imkânları saptanmaya çalışılmıştır. Kişisel olgularla toplumsal olguları ilişkilendirme çabası, aile sisteminin de öne mi gözönünde bulundurularak sosyal-psikolojik nitelikte bir ele alışı zorunlu kılmış, sorunlar genel bir toplumsallaşma çerçevesi içinde incelenmiştir. Belirli bir yaş dilimi içinde "duygu, düşünce, davranış ve tutum olarak gelişme cabası harcayan kişi" olarak tanımlanan genç; ailesi, okul ve iş hayatı, yakın çevresi üe sürdürdüğü faaliyet ve ilişkileri sonucu edineceği davranış, tutum, düşünce ve bilgi birikimi; hem kendisinin hem de toplumun geleceğini biçimlendirecek unsurlarla top lum içinde önem kazanmaktadır. Gencin sağlıklı ve verimli kişilik özelliklerine sahip olması, yeterli ve nitelikli bir sosyalleşme çevresi içerisinde mümkün olabilir. Gençlikle ilgili olarak ortaya çıkan sorunların, toplumsal, ekonomik, siyasal ve kültürel yapıya uygun olarak getirilecek çözümlerle, içinde yaşanılan toplumun gelece ğini belirleyici ağırlıkta bir öneme sahip olduğu da görülmektedir. Araştırmanın temel amacı, genç nüfusun belli bir kesitini temsil eden bir grubun (Muğla'daki gençler) çok yönlü bir betimlemesini yapmaktadır. Bunu gerçekleştirmeye çalışırken, gençlik sorunlarını sadece Muğla'da bulunan gençlerin sorunları olarak de ğil, bu grubun değişen toplumun bir parçası olduğu da gözönünde tutularak, bunların sosyalleşme çevrelerinden kaynaklanan sorunlar çerçevesinde bağlantısının kurulabile ceğini ortaya koymaktadır. Temel aldığım varsayım şudur, "Ekonomik, toplumsal, kültürel ve siyasal etmen ler, gençlerin geleceğe ilişkin beklentilerini olumsuz yönde etkilemekte, geleceğe ka ramsar bakmalarına neden olmaktadır." "Gençlerin bugün içinde bulunduğu sorunların kaynağı, yetersiz bir sosyalleşme ve bunun yol açtığı bunalımdır", varsayımının sınandığı araştırma, çalışmamıza olumlu olarak katkıda bulunmuştur. Koşar HIZ
Hemodiyaliz sağlık çalışanlarında yaşam kalitesi (Muğla ili örneği)
Çalışmanın amacı; sağlık çalışanları arasında özellikli bir birim olan hemodiyaliz ünitesinde çalışan kesimin yaşam kalitesinin incelenmesidir. Bu amaçla çalışma, üç bölüm halinde planlanmış, birinci bölümde temel tanımlamalara ve bilgilere yer verilmiş, ikinci bölümde sağlıkta yaşam kalitesi ve bunu etkileyen faktörler incelenmiş ve üçüncü bölümde ise Muğla hemodiyaliz sağlık çalışanlarında 'yaşam kalitesi anketi' sonuçlar ele alınmıştır. Bu çalışmada kaynak taraması tekniğinden yararlanılmıştır. Çalışmanın özellikle sağlık çalışanları açısından incelendiği bölümlerinde, mesleki bilgi, deneyim ve gözlemlere de sıklıkla yer verilmiştir. Muğla il merkezi ve ilçelerinde, hemodiyaliz hizmeti veren özel ve kamuya ait merkezlerde, hemodiyaliz sağlık çalışanlarının yaşam kalitesine ait Short Form-36 (SF-36) anketi uygulanarak elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir. Çalışmada; çalışanların özel yaşantılarını etkileyen parametrelerin, çalışanların sosyo-demografik özellikler gibi fiziksel özelliklerinin, özellikle sağlık çalışanları için önemli bir konu olan iş deneyimi (diyalizde çalışma süreleri, sertifikası olması) konusunun ve çalışanların çalıştıkları kurumlarının beklenin tersine yaşam kalitesini etkilemediği saptanmıştır. Bunun temelini; genel olarak diyaliz hasta populasyonun sürekli aynı hastalardan oluşmasından dolayı benzer hizmetlerin sunulması ve bu hizmetlerin genel standartlarının denetleme kurulları tarafından sabitlenmiş olması oluşturur. Anahtar Kelimeler: YaĢam Kalitesi, Hemodiyaliz, Sağlık ÇalıĢanı, SF-36
Özel ve kamu sağlık kurumu yöneticilerinin motivasyonunu etkileyen faktörler (Muğla ili örneği)
Motivasyon, kurumlarda verimliliği arttıran en önemli olgulardan biridir. Tüm işletmelerin ortak hedefi çalışanların motivasyonunu yüksek tutarak ortak amaçlara en kısa sürede ulaşılmasını sağlamaktır. Bunu sağlamak için çalışanların istekli olması ve işi benimsemesi gerekir. Bu isteği sağlayan güç motivasyondur.Günümüzde, görev yaptığı kurum ile bütünleşmiş, görev ve sorumluluklarının bilincinde ve motivasyonu yüksek olan yöneticilerin kurumlarını daha kısa sürede hedeflerine ulaştırdığı, kurumun performans ve verimini arttıracağı bilinmektedir. Dünyamızda kaynakların sınırlı olduğu dikkate alınırsa eldeki en değerli kaynağın insan gücü olduğu görülür. Başarılı, tüm bilgi ve becerisini ortaya koyarak bir şeyler üretmenin hazzını yaşayan ve yaşatan insan, üretimde en değerli kaynak olarak görülmektedir. Kurumlarda bu tatmini ve başarıyı elde etmeyi sağlayacak yardımcı faktörlerin en önemlilerinden birisini de yöneticilerin motivasyonu oluşturmaktadır. Bu tez çalışmasında; Muğla ili özel ve kamu sağlık kurumu yöneticilerinin motivasyonunu etkileyen faktörler ele alınmıştır. Motivasyon faktörlerinin Muğla ili özel ve kamu sağlık yöneticilerini nasıl etkilediğini ve hangi faktör yada faktörlerin motivasyonlarında daha etkili olduğu açıklanmaya çalışılmaktadır.
Muğla kent merkezi geleneksel dokusunun araştırılması: Muğla-merkez, Ula ve Yeşilyurt evlerinin karşılaştırmalı değerlendirilmesi
Muğla, Türkiye'nin güneybatısında yer alan, Ege ve Akdeniz Bölgesi'nde toprakları olan bir ildir. Uzun kıyı şeridi olan Muğla'nın merkez ilçesinin denize kıyısı yoktur. Bu bakımdan kıyı ilçelerine göre, farklı fiziksel ve sosyo-ekonomik özellikler göstermektedir.Antik çağda Karia Bölgesi'nde yer alan Muğla, birçok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Bu bakımdan tarihsel süreçte burada yaşayan toplulukların farklı tarihsel ve kültürel birikimini taşımaktadır.Muğla dağlık bir bölge olduğundan, eski çağlardan beri yerleşimin çevre ile bağlantısı kopuktur. Demiryolu ve deniz ticaretinde gelişim göstermezken, kervan yolları üzerinde olduğundan ticaret etkinliğini sürdürebilmiştir. Muğla, özellikle Osmanlı Dönemi'nde dışarıyla bağlantısını zayıflatarak kendi içine dönük bir yerleşim durumuna gelmiştir.Muğla İli, Merkez İlçesi, diğer ilçelerinin yanında tarihi kent dokusunun yoğunluğu ve günümüze kadar yaşatılan gelenekselliği ile öne çıkmaktadır. Geleneksel Muğla Evleri, konut dokusunun damarları gibi organik gelişen ve yüksek bahçe duvarları ile sınırlandırılan dar sokakları, dik yokuşları, çıkmaz sokakları ile harmanlanarak çarpıcı bir tarihsel perspektif oluşturmaktadır.19. yy Muğla geleneksel konutlarının oluşumunda, iklim, topografya, sosyo-ekonomik etkenler önemli rol oynamıştır. Muğla Evi kavramını oluşturan Müslüman-Türk Evleri, doku bütününde çoğunluğu oluşturmaktadır. 19. yy ortalarında ve sonlarında yörede etkin olan Rum halkın Batı etkisindeki konutları da, yapı geleneğinde önemli bir yer tutar ve yüzyılın sonlarına doğru Müslüman-Türk evleri üzerindeki etkileri gözlenir.Muğla geleneksel konutları yalnızca kent merkezinde değil, benzer merkeze yakın yerleşimlerde de varlığını sürdürmektedir. Odak alan olarak seçilen Ula ve Yeşilyurt'taki evler incelendiğinde, her yerleşimin birbirinden farklı niteliklerinin konutlar yanısıra, belirli tip konutların doku bütünündeki dağılımı ve yoğunluğunda değişmelere neden olduğu gözlenmiştir.Muğla ve yakın çevresindeki yerleşimlerde tarihi çevre koruma politikalarının geliştirilmesi için var olan dokuların niteliklerinin algılanması, gerekli uygulamaların saptanmasında önemli bir adımdır. Muğla geleneksel dokusunun sürdürülebilir politikalarının geliştirilerek, çevre yerleşimlerle birlikte bütüncül korunmasının sağlanması gerekmektedir.
Muğla yöresinde işletilen doğaltaş potansiyelinin ve ocakların çevresel etkilerinin CBS ve uzaktan algılama teknolojileri kullanılarak analiz edilmesi
Türkiye'de mermer madenciliği antik çağlardan bu yana süregelen bir faaliyettir. Özellikle Türkiye'nin batısında bulunan Muğla yöresi ise ülkenin mermer üretiminde önemli bir role sahiptir.Muğla mermerlerinin öneminin yanında, madencilik faaliyetlerinden dolayı oluşan bitki örtüsündeki değişimlerin araştırılması günümüzde çevreye verilen önemin artması ile beraber araştırılması gereken bir konu olarak ortaya çıkmaktadır.Bu çalışmada, saha çalışmalarında yerinde alınan doğal taş numuneleri ile yapılan laboratuar deneylerinden elde edilen verilerle sınıflandırılmış bir envanter ortaya konmuştur.Bunun yanında, bu tezde mermer ocaklarının alansal olarak ve bitki örtüsündeki yıllara bağlı olarak değişimleri incelenmiştir. Araştırma için, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve Uzaktan Algılama (UA) teknolojileri ocakların çevreye olan etkilerini belirlemek amacıyla kullanılmıştır. Ocakların konumlarının belirlenmesi için MİGEM'den (Maden İşleri Genel Müdürlüğü) alınan maden ruhsat koordinatları ve araştırma için 2003 ? 2007 yılları arası çekilen uydu görüntüleri bu çalışmanın veri kaynağını oluşturmaktadır.