Muğla
70 theses under this subject heading
Sürdürülebilir tarımda toprak ve su kaynaklarının kullanılması ve korunması: Muğla ili örneği
Bu çalışmada sürdürülebilir bir tarım için doğal kaynaklardan toprak ve suyun tarımda kullanım şekli ve üreticilerinin toprak ve suyun kullanımı ve korunmasına yönelik davranışlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla çalışmada çiftçilerin sosyo-ekonomik özellikleri, işletmeye ait bilgiler, arazi özellikleri ve ürün dağılımı, üreticilerin ürün değerlendirme, satış ve finans durumları, toprakların kullanılması ve korunması, su kaynaklarının kullanılması ve korunması, çiftçilerin bu konular hakkındaki tutum ve davranışları tespit edilmiştir. Çalışmanın ana materyalini, Muğla ilinde yaşayan 118 üretici ile yüz yüze 2019 yılında yapılan anket yöntemiyle elde edilen veriler oluşturmuştur. Örnek hacmini belirlenmesinde basit tesadüfü örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Anket sonucu elde edilen veriler bilgisayar ortamına aktarılarak SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde oransal dağılımlar, Khi-kare ve çoklu uyum analizleri (Multiple Correspondence Analysis (MCA)) kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre görüşme yapılan çiftçilerin ortalama yaşın 54 olduğu tespit edilmiştir. Sebzelerin üretimini 500 m2-5 dekar arasında, kendi mülklerinde ve sulu ortamda yetiştirdikleri saptanmıştır. Elde ettikleri ürünün büyük bir kısmını doğrudan tüketiciye sattıkları ve ortalama gelirlerinin yıllık 73 000 TL olduğu belirlenmiştir. Toprağı kullanma amaçlarına bakıldığında ise büyük ölçüde geçimlik tarım yaptıkları ortaya çıkmıştır. Çitfçilerin, tarımsal ilaçlamada aile/komşu ve deneyimlerinden, ilaç bayilerinden, ziraat odalarından, tarım kredi kooperatiflerinden yararlandıklarını, hastalık ve zararlıların teşhisinde ise kendi bilgileri ya da ziraat mühendislerinden yardım aldıkları belirlenmiştir. Çiftçilerin sulama yaparken artezyen, kuyu, şebeke suyundan yararlandıkları yöntem olarak ise salma, şırlama, damla, yağmurlama sulama yöntemlerini kullandıkları ortaya çıkmıştır. Çiftçiler, yaptıkları ilaçlamaların toprağa ve suya etkisi olduğunu ve su kaynaklarının ise zamanla azalmakta olduğunu düşünmektedirler.
Muğla ili Köyceğiz ve Fethiye Anadolu sığla ormanlarının saproksilik böcek türleri
Bu çalışmada, Anadolu sığla ağacı Liquidambar orientalis ormanlarının saproksilik Coleoptera böcek çeşitliliğine katkısının ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Çalışma Köyceğiz ve Fethiye'de seçilen yaşlı (d çağı; 36.0-51.9 cm göğüs yüksekliği çapı) Anadolu sığla ormanlarında yapılmıştır. Böcekleri örneklemek amacıyla, her iki alandan 5'er ağaç seçilmiş ve her bir ağaçta ikişer tuzak tipi (pencere ve çukur tipi tuzak) kullanılmıştır. Tuzaklar mart ayında kurulmuş ve altı ay boyunca (nisan-eylül) ayda bir kere kontrol edilmiştir. Tuzaklara ek olarak, her iki alanda devrik ve dikili yaşlı ağaçlar incelenmiş ve 22 adet birey toplanmıştır. Ayrıca, temmuz ayında Fethiye'deki alanda ışık tuzağı metodu kullanılarak çoğunlukla Cerambycidae ve Elateridae familyalarından 23 adet saproksilik böcek yakalanmıştır. Örnekleme periyodunun sonunda 33 familyadan 109 türe ait 1 302 adet birey elde edilmiştir. 17 böcek türünün Türkiye faunası için yeni kayıt olduğu belirlenmiştir. Pencere tipi tuzaklarda 97 türden 1 219 adet birey, çukur tipi tuzaklarda 19 türden 38 adet birey yakalanmıştır. Fethiye'de kurulan tuzaklardan 71 türe ait 492 birey elde edilirken, Köyceğiz'de kurulan tuzaklardan 73 türe ait 765 adet birey elde edilmiştir. Curculionidae (555), Anobiidae (325) ve Tenebrionidae (104) en yaygın bulunan familyalardır. Tür sayısı en yüksek familyalar ise Anobiidae (15), Elateridae (14), Curculionidae (8) ve Tenebrionidae (8)'dir. Xyleborinus saxesenii (Scolytinae) 492 bireyle en yüksek birey sayısına sahip türdür. Euchiridae familyasından Propomacrus bimucronatus, IUCN'in kırmızı listesinde nesli tehdit altında olan Duyarlı (VU) sınıfında yer almaktadır.
Türkiye'de yaşlılık olgusu yaşlılara ilişkin tutumların kültürel temelleri üzerine bir alan araştırması Van-Muğla örneği
Bu çalışmanın konusu hem dünyada hem de Türkiye'de değişen nüfus yapısı ve artan yaşlı nüfus oranıyla birlikte önemli bir toplumsal gerçekliği içinde barındıran yaşlılık ve yaşlanma olgusudur. Yaşlılık, takvimsel yaşın artması sonucu bireyde görülen fiziksel, bilişsel ve sosyal düzeyde fonksiyonel yetersizlik ve düşüşlerin görülmesidir. Yaşadığımız çağda bilimsel ve teknolojik gelişmelerin ilerlemesi ve önem kazanması toplumun demografik yapısını da değiştirmiştir. İnsan ömrünün uzaması ve doğum oranlarının düşmesi, giderek Türkiye'deki yaşlı nüfusunu arttırmıştır. Bu nedenle diğer dünya ülkelerinde olduğu gibi Türkiye de hızla yaşlanan ülkeler arasına girmiştir. Araştırma, Türkiye'nin doğusu olarak nitelendirilen ve daha çok geleneksel tutum ve değerleri ile öne çıkmış Van ili ile Batı ili olarak kabul edilen görece modern, seküler bir yaşam tarzının hâkim olduğu Muğla ilinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma, Türkiye'nin iki önemli ili olan Van ve Muğla'da yaşayan bireylerin kültürel düzeyde yaşlılığa bakış açıları, yaşlılığa yükledikleri anlamlar, yaşlı bireylere ilişkin algı ve tutumlarını ele almayı amaçlamıştır. Araştırma kapsamında Türkiye'deki yaşlılara yönelik algı ve tutumlar nicel ve nitel veriler üzerinden incelenmiştir
Muğla bölgesindeki eczanelere başvuran kronik hastalığı olan bireylerden tıbbi bitki kullanımı konusunda bilgi alınması
Bitkisel ürünlerin tedavi amacıyla kullanılması binyıllar öncesine dayanmaktadır. Günümüzde de hala devam eden bitkisel ürünlerin kullanımı, özellikle son yıllarda artmıştır. Bitkisel tedavi her ne kadar olumlu sonuçlar verse de bu ürünleri bilinçsiz şekilde kullanılması istenmeyen sonuçlara neden olabilmektedir. Özellikle bu ürünlere hemen her yerde rahatça ulaşılabilmesi, bitkisel ürünlerin kullanımını arttırmaktadır. Kronik hastalığı bulunan kişiler, bu ürünleri çoğu zaman doktorlarına ya da eczacılarına danışmadan kullanmaktadır. Ancak kronik hastalığı olan bireylerde düzenli kullandıkları ilaçlar ile bitkisel ürünlerin etkileşimi tehlikeli sonuçlar doğurabilmektedir. Bu nedenle çalışmada eczanelere başvuran kronik hastalığı olan bireylerde tıbbi bitki kullanımı konusunda bilinç düzeylerinin ölçülmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Muğla'da yer alan eczanelere başvuran 115 kronik hastalığı bulunan bireyler üzerinde anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Bu anket çalışmalarının bulguları sonucunda eğitim durumu ve yaş değişkenlerinin bitkisel ürün kullanımında istatistiksel olarak önemli bir faktör olmadığı görülmüştür. Ayrıca doktorların ve hastaların bitkisel ürünleri kullanımı konusunda bilinçlenmeleri gerektiği anlaşılmıştır.
Muğla ili çevresinde yetişen narcissus tazetta L. subsp. tazetta L. bitkisi üzerinde farmakognozik çalışmalar
Amaryllidaceae alkaloitleri biyoaktivitesi yönünden kapsamlı olarak araştırılan ve çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanım potansiyeli olan sekonder metabolit grubudur. Amaryllidaceae familyasına ait olan Narcissus cinsi, doğal ilaç kaynağı olarak değerlendirilip, pek çok tür ve alt türü alkaloit profili açısından araştırılmaktadır. Bu tez çalışmasında ülkemizde Muğla ve çevresinde doğal olarak yetişen Narcissus tazetta subsp. tazetta L. alt türü üzerinde herhangi bir çalışma yapılmamış olması nedeniyle çiçekli dönemde toplanmış toprak üstü kısımları ve soğanları üzerinde fitokimyasal çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Drog örnekleri üzerinde, Avrupa Farmakopesi'ne göre kurutmada kayıp, bütün kül, sülfat külü, hidroklorik asitte çözünmeyen kül miktarı deneylerini içeren kalite kontrol çalışmaları yapılmıştır. Bu deneylerin sonuçları % değerler olarak verilmiştir. Ayrıca drog örnekleri üzerinde, total alkaloit miktar tayini titrimetrik bir yöntemle gerçekleştirilmiştir. Amaryllidaceae familyasının biyolojik aktivite açısından önemli olan alkaloitleri galantamin ve likorin, Narcissus tazetta subsp. tazetta bitkisinden hazırlanan toprak üstü ve soğan örneklerinde yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) kullanılarak kalitatif ve kantitatif olarak araştırılmıştır. Ek olarak, yine bu iki farklı drog örneğinin alkaloit profilini belirlemek amacıyla kapiler gaz kromatografisi-kütle spektroskopisi (GC-MS) yöntemi kullanılmıştır. Bunun sonucunda, Narcissus tazetta subsp. tazetta bitkisinin 23 adet alkaloit içerdiği saptanmıştır. İzolasyon ve yapı aydınlatma çalışmalarında, oda sıcaklığında kurutulmuş ve toz edilmiş total bitki materyalinden hazırlanan total alkaloit ekstresinin kolon kromatografisiyle fraksiyonlandırılması sonucu elde edilen fraksiyonlar, preparatif sütun kromatografisi, preparatif ince tabaka kromatografisi ve kristallendirme gibi farklı yöntemler kullanılarak saflaştırılmıştır. Elde edilen bileşiklerin yapıları modern spektroskopik yöntemlerle (1D, 2D NMR, MS) aydınlatılmıştır. Bu çalışmaların sonucunda, Narcissus tazetta subsp. tazetta bitkisinden, Amaryllidaceae alkaloitlerinin likorin alt grubundan (-)-likorin, (-)-psödolikorin, (-)-9-O-metilpsödolikorin, (+)-11-hidroksigalantin, (-)-narsissidin; homolikorin alt grubundan (+)-9-O-demetil-2-α-hidroksihomolikorin; montanin alt grubundan (-)-pankratinin-C ve galantamin alt grubundan (-)-galantamin adlı bileşikler izole edilmiştir. İzole edilen bileşiklerden daha önce in vitro Ellman metodu ile biyoaktivite çalışması yapılmamış olanlarda bu yöntemle mikroplaka deneyi uygulanarak asetilkolinesteraz ve bütirilkolinesteraz inhibitör aktiviteleri araştırılmıştır. Aktif olan tüm bileşiklerin IC50 değerleri hesaplanmıştır. Ayrıca izole edilen bileşikler için moleküler doking çalışması yapılarak kolinesteraz enzimlerinin aktif yöreleri içerisindeki bağlanma yönelimleri incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Narcissus tazetta subsp. tazetta; antikolinesteraz aktivite; izolasyon ve yapı aydınlatma çalışmaları, kalite kontrol çalışmaları
Yaşam tarzı ile restoranlarda sağlıklı beslenme davranışı arasındaki ilişkinin belirlenmesi: Muğla'ya gelen yabancı turistler üzerinde bir araştırma
Araştırmada, Muğla ilini ziyaret eden yabancı turistlerin yaşam tarzlarının belirlenmesi ve restoranlarda sağlıklı beslenme davranışına ilişkin görüşlerinin alınması; yaşam tarzı ile restoranlarda sağlıklı beslenme davranışları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Muğla ilini 2019 yılında ziyaret eden yabancı turist sayısının 3.266.650 olduğu tespit edilmiştir. Bu kapsamda olasılığa dayalı örnekleme yöntemlerinden basit tesadüfî yöntem ile seçilen katılımcılara anket uygulanmış, 332 adet geçerli anket formu elde edilmiştir. Araştırmanın sonucunda; yaşam tarzı ölçeğinin alt boyutlarından çabalayanlar, yenilikçiler ve hayatta kalanlar boyutlarının, katılımcıların cinsiyet durumuna göre farklılık gösterdiği ortaya çıkarılmıştır. Yaşam tarzı ölçeğinin alt boyutlarından çabalayanlar, düşünürler, yapıcılar ve başaranlar boyutlarını, katılımcıların yaş durumuna göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Yaşam tarzı ölçeğinin alt boyutlarından deneyimciler, çabalayanlar, inananlar, düşünürler ve başaranlar boyutlarının, katılımcıların medeni durumuna göre farklılık gösterdiği ortaya konmuştur. Ayrıca sağlıklı beslenme davranışı ölçeğinin alt boyutlarından olumlu beslenme alışkanlığı ve beslenme hakkında bilgi boyutlarının, katılımcıların cinsiyet durumuna göre farklılık gösterdiği ortaya çıkarılmıştır. Sağlıklı beslenme davranışı ölçeğinin alt boyutlarından olumlu beslenme alışkanlığı ve kötü beslenme alışkanlığı boyutlarının, katılımcıların yaş ve medeni durumuna göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Yapıcılar, başaranlar ve hayatta kalanlar ile olumlu beslenme alışkanlığı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki ortaya konmuştur. Deneyimciler, inananlar, düşünürler, yenilikçiler ve başaranlar ile beslenme hakkında bilgi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Deneyimciler, inananlar, yapıcılar, yenilikçiler, başaranlar ve hayatta kalanlar ile kötü beslenme alışkanlığı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir.
Muğla iline bağlı bilim ve sanat merkezlerinde verilen görsel sanatlar eğitimine yönelik yönetici, öğretmen, öğrenci ve velilerin görüşleri
Bu araştırmanın temel amacı, Muğla ilindeki Bilim ve Sanat Merkezleri'nde sunulan görsel sanatlar programlarının özel yetenekli öğrenciler için yeterliliği, merkezlerin fiziksel altyapısı ve maddi imkânlarının değerlendirilmesi, öğrenci tanılama ile seçme sınavlarının güvenilirliği; yönetici, öğrenci, öğretmen ve velilerin görüşlerine göre belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda, yöneticiler, öğretmenler, öğrenciler ve velilerin merkezlerdeki görsel sanatlar eğitimine ilişkin algıları ve farkındalıkları tespit edilmiştir. Merkezlerin görsel sanatlar alanındaki eğitim ve seçme sınavlarına yönelik yeterlilik düzeyini belirlemek ve tespit edilen bulgularla ilgili öneriler sunulmuştur. Çalışmada ayrıca Muğla ilindeki ilçeler arasındaki farklılıkların belirlenmesi ve özel yetenekli çocukların eğitimlerinin geliştirilmesi için öneriler sunulması hedeflenmiştir. Araştırma, 2022-2023 eğitim-öğretim yılı içerisinde Muğla'nın 6 Bilim ve Sanat Merkezinde (Muğla, Fethiye, Bodrum, Milas, Marmaris ve Köyceğiz) görev yapan 6 yönetici ve 8 görsel sanatlar öğretmeni, görsel sanatlar eğitimine devam eden 83 öğrenci ve 80 veli ile yürütülmüştür. Araştırmada, nicel araştırma yönteminin genel tarama modeli kullanılmıştır. Görsel sanatlar görüşme anketi başlıklı anket tüm katılımcılara uygulanmıştır. Araştırma süreci, anketin uyarlanması ve uygulanması, verilerin istatistiksel olarak analiz edilmesi ve yorumlanması şeklinde gerçekleştirilmiştir. Nicel verilerin istatistiksel olarak değerlendirilmesinde, betimsel istatistiksel frekans ve yüzde çözümlemeler, aritmetik ortalama, standart sapma, ilçe değişkenleri arasında anlamlı fark olup olmadığını belirlemek için KWH (Kruskal Wallis H-Testi) kullanılmıştır. Merkezlerdeki görsel sanatlar eğitimi, maddi olanak, fiziki donanım ve seçme ile tanılama boyutlarına göre kadınların erkeklere nazaran ankete daha olumlu yaklaştıkları, yaş faktöründe ise genç yaşlarda olan katılımcıların olgun yaştakilere göre daha olumlu yaklaştıkları, eğitim seviyesi yükseldikçe ise olumsuz bir tutum edindikleri görülmüştür. İlçelere göre bakıldığında çok büyük farklar olmamakla birlikte, bilim ve sanat merkezlerindeki görsel sanatlar eğitimi olumlu değerlendirilmiştir. Bu sonuçlar, cinsiyet, yaş ve eğitim gibi değişkenleri, bireylerin görsel sanatlar eğitimine olan tutumlarını az da olsa etkilediğini göstermektedir. Ankete katılanlar arasında yapılan bir araştırmaya göre, merkezlerdeki görsel sanatlar eğitimi, maddi olanak, fiziki donanım ve seçme ile tanılama boyutlarına göre kadınların erkeklere oranla daha olumlu bir tutum sergilediği görülmüştür. Yaş faktöründe ise genç katılımcıların, olgunlara oranla daha olumlu bir görüşe sahip olduğu tespit edilmiştir. Eğitim seviyesi yükseldikçe ise olumsuz bir tutum edinildiği görülmüştür. İlçelere göre bakıldığında, bilim ve sanat merkezlerindeki görsel sanatlar eğitimi yöneticilerinin Muğla ve Fethiye, öğretmenlerinin Marmaris, öğrencilerinin Marmaris, velilerinin ise Fethiye'de olumlu bulunduğu görülmüştür. Görsel sanatlar öğretmenleri, öğrenciler ve veliler arasındaki merkezlerde verilen görsel sanatlar eğitim programlarının tam gün eğitime dönüştürülmesinin, gerekli sosyal yaşam için zamanın sağlanması bakımından önemli olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, öğrencilerin sanat eğitimlerinin bütüncül olarak desteklenmesinin tüm katılımcılar açısından önemli olduğu ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin yükseköğrenimde konusunda uzman hocalardan ders alabilme, üniversitelerin fiziki imkânlarından yararlanabilme olasılığının arttırılması gerektiği vurgulanmıştır. Öğretmenler, öğrenciler ve veliler, merkezlerin maddi olanaklar ve fiziki donanım boyutuna ilişkin olarak yeterli araç gereç ve görsel sanatlar uygulamaları yapmak için yeterli iç ve dış mekân imkânlarına sahip olmadıklarını düşündüklerini belirtmişlerdir. Ancak yöneticiler, böyle bir fiziki imkânsızlığın olmadığını savunmuşlardır. Tüm katılımcıların ortak görüşü, merkezlerdeki görsel sanatlar seçimine ilişkin öğrenci tanılama yöntemlerinin yeterli ve uygun olmadığıdır. Özel yetenekli öğrencilerin tanılaması için gözlem ve portfolyo (ürün dosyası) gibi alternatif seçme yöntemlerinin eklenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca, öğretmenlerin ve yöneticilerin özel eğitim konusunda desteklenmesinin önemli olduğu belirtilmiştir.
Konaklama işletmelerinde çevre bilinci ve yeşil yönetim uygulamalarının işletme başarısına katkısı: Muğla ili üzerine bir araştırma
Günümüzde kirliliğin artması ve sahip olunan kaynakların hızla tükenmesi konaklama işletmelerini çevreye karşı daha duyarlı faaliyetlerde bulunmaya ve çevre dostu ürün ve hizmetler üretmeye yöneltmiştir. Sürdürülebilir turizm anlayışı esasına dayanan çevre bilinci ve yeşil yönetim faaliyetlerinin birlikte düşünülerek konaklama işletmelerinde uygulanması hem çevre kirliliğini azaltacak hem de doğadaki kaynakların korunarak insan yaşamının kalitesinin artması sağlanacaktır. Bu çalışmada, çevre bilinci ve yeşil yönetim anlayışına uygun faaliyetlerin uygulanıp uygulanmadığı ve yeşil yönetim anlayışını benimseyen konaklama işletmelerinin bu yönetim anlayışına uygun faaliyetlerde bulunmaları dolayısıyla işletme başarılarına ne gibi katkılar sağladığını ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Muğla İl sınırları içinde faaliyet gösteren butik otel, tatil köyü ve 3, 4 ve 5 yıldızlı konaklama işletmelerinin tepe yöneticileri üzerinde bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın amacına bağlı olarak öncelikle kavramlar ile ilgili geniş literatür taraması yapılmış ve teorik bilgiler aktarılmıştır. Daha sonra birinci elden veri toplama tekniği tercih edilerek oluşturulan araştırma anketi, konaklama işletmelerinin yalnızca tepe yöneticilerine uygulanmıştır. Araştırmanın analizlerine 242 işletme tepe yöneticisinden elde edilen veriler dâhil edilmiştir. Araştırma ölçeğinin birinci kısmında yer alan ifadelerden işletmelerin çevre konularında ödül alıp almama durumu, ISO kalite belgesinin olması, yeşil yıldızının olması ve Mavi Bayrağa sahibi olup-olmama durumlarının konaklama işletmelerinin başarıları üzerinde bir etkisi olup–olmadığının incelenmesi amacı ile bağımsız örneklem t-testi uygulanmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkileri belirlemek amacıyla yapılan korelasyon analizi sonucunda; yeşil yönetim uygulamaları ile tüm alt boyutları arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, yeşil yönetim uygulamaları ve tüm alt boyutları ile işletme başarı göstergeleri arasında yüksek kuvvette, pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler olduğu saptanmıştır. Değişkenlerin birbirleri üzerindeki etkilerini ortaya çıkarmak için regresyon analizleri yapılmıştır. Bu analiz sonucunda yeşil yönetim uygulamalarının üretim, insan kaynakları ve pazarlama alt boyutlarının işletme başarı göstergelerini pozitif yönde etkiledikleri tespit edilmiştir. Öte yandan, muhasebe-finans ve Ar-Ge alt boyutlarının ise işletme başarı göstergeleri üzerinde etkili olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcılara ait verileri benzerliklerine göre gruplandırmak amacıyla yapılan kümeleme analizine göre konaklama işletmeleri, yeşil yönetim uygulamaları ve işletme başarı göstergeleri açısından üç gruba ayrılmıştır. Katılımcı işletmelerin yeşil yönetim anlayışına uygun faaliyetleri değerlendirildiğinde; birinci grupta yer alan işletmelerin yeşil yönetim faaliyetlerini büyük ölçüde uyguladıkları, ikinci grupta yer alan işletmelerin ise her zaman uyguladıkları görülürken, üçüncü grupta yer alan işletmelerin kararsız kaldıklarını söylemek mümkündür. Doktora tezi olarak hazırlanmış bu çalışmanın, turizm sektöründe faaliyet gösteren konaklama işletmeleri tepe yöneticilerine uygulamada yol gösterici gibi önemli bir özelliğe sahiptir. Araştırma sonuçlarının gelecekteki bilimsel araştırmalar ve karşılaştırmalı analizler için farklı çıkarımlara kaynak olacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Çevre bilinci, yeşil yönetim, işletme başarısı, turizm.
Alt solunum yolu enfeksiyonu ile hastane yatışı yapılan, 2-5 yaş arası çocukların, anne sütü alımı açısından değerlendirilmesi
AMAÇ: Bu çalışmada, alt solunum yolu enfeksiyonuyla, hastane yatışı yapılan, 2-5 yaş arası çocukların, anne sütü alma açısından değerlendirilmesi ve anne sütünün alt solunum yolu enfeksiyonunda etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. GEREÇ ve YÖNTEM: 01.01.2016 ve 31.12.2021 tarihleri arasında, Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Hastalıkları polikliniklerine; pnömoni, bronşiolit tanılarıyla başvurup, hastaneye yatışı yapılan ve yatışı yapılmayıp, genel kontrol ya- da takip amacıyla polikliniğe başvuran, 2-5 yaş arası, randomize seçilen 908 olgunun dosyaları, retrospektif taranarak, anne sütü alma durumlarının karşılaştırılması amaçlandı. Olgulardan, elde edilen verilerin analizinde IBM SPSS Statistic 26 programı kullanıldı. Bu süreçte Ki-Kare, T-Testi, One-Way ANOVA ve Korelasyon testleri kullanıldı. BULGULAR: Olguların %41,9'u kız, %58,1'i erkektir. Araştırmaya dâhil edilen 2-5 yaş arası çocukların %22,4'ü 2 yaşında, %37,5'i, 3 yaşında, %27,3'ü 4 yaşında, %12,8'i 5 yaşındadır. Araştırılan olguların yaş ortalaması 3,30 ± 0,95'tir.18 aya kadar anne sütü alımı ve olguların hastane yatış durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı, zayıf düzeyde negatif korelasyon görülmüştür. (p<0,01 ). 18 aya kadar anne sütü alımı ve olguların hastane yatış süreleri arasında istatistiksel olarak anlamlı, çok zayıf düzeyde negatif korelasyon görülmüştür. (p<0,05). SONUÇ: Anne sütünün, pek çok faydası ve gerekliliğinin yanında, hastaneye yatış gerektiren alt solunum yolu enfeksiyonlarına karşı koruyucu olduğunu görülmüştür. Buna rağmen araştırmamızda elde edilen bilgilere göre toplam anne sütü alma süreleri ve ilk 6 ay sadece anne sütü alma oranları hedeflenen düzeylerin altındadır. Bu konuda gerekli bilgilendirme ve özendirme politikaları uygulanmalıdır. ANAHTAR KELİMELER: Anne sütüyle beslenme, pnömoni, bronşiolit, alt solunum yolu enfeksiyonu, Muğla
Muğla yöresinde eski Türk inançlarının izleri
Türk medeniyetinin en önemli kaynağı kültür, kültürü oluşturan en önemli unsurlardan bir tanesi de Türk milletine ait köklü inanışlardır. Bu inanışlar, Türk kültürünü oluşturan diğer kültür unsurları ile birleşip, tarihimizin bugününden geçmişine ve geleceğine uzanan büyük bir köprü vazifesi görmüşlerdir. Bu maksatla yaptığımız bu çalışma, Muğla Yöresinde hem Alevi-Bektaşi ahalinin, hem de Yörük-Türkmen sosyal yaşantısını inceleyerek, eski inanışların İslamiyet ile sentezlenerek günümüze kadar nasıl devam ettiğini ortaya koymaktadır. Bu amaçla tezimizin birinci bölümünde eski Türk dini sisteminin Muğla Yöresindeki atalar, kurban, adak ve saçı kültlerine yansımaları incelenmiştir. İkinci bölümde; kam geleneğinin Muğla Yöresindeki varlığı tespit edilmiş, elde edilen bilgilerle kamlık fonksiyonunun İslamiyet öncesinden günümüze kadar süren değişimleri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise; yine dağ, taş, su ve ağaç başlarında yapılan eren ziyareti, adak ve kurban, dilek tutma, ağaç kovuğundan geçme, çaput bağlama ve etrafında dönme gibi ritüeller, dördüncü ve son bölümde ise; geçiş dönemi ritüelleri bağlamında; doğan çocuğun göbek bağının saklanması, tuzlanması, aydaşı pişirme, adının verilmesi, çocuğu cinlerden ve perilerden korumak için muska ve hamayil yazdırılması, nazarlık takma, düğünlerde saçı saçmak, kına yakmak, ölen kişinin arkasından buhur yakma, mevlit okutma, 3, 7, 40 lokması döktürme gibi birçok inanç ve ritüeller ele alınmıştır.
Spor bilimleri alanında öğrenim gören öğrenciler ile mezunların kariyer planlama ve geliştirme durumlarının incelenmesi (Muğla Sıtkı Koçman üniversitesi örneği)
Spor Bilimleri Fakültesi mezunları ve öğrencilerinin kariyer planlama ve geliştirme durumlarında, istatistiksel anlamda farklılıklar ve ilişkilerin mevcudiyetinin incelenmesi bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Araştırmaya, bir kamu üniversitesinin öğrencileri ve mezunları gönüllü olarak katılmışlardır. Bu doğrultuda iki farklı evrene ulaşılmaya çalışılmış, Fakülte bünyesinde öğrenim gören 1236 öğrenciden sağlıklı veri toplanabilen 528 katılımcı öğrenci örneklemini, son 5 yılda mezun olan 1567 kişilik mezun evreninden sağlıklı veri toplanabilen 335 katılımcı ise mezun örneklemini oluşturmuştur. Araştırmanın bulgularına ulaşılmasını sağlayan verilerin elde edilmesi için Hızlı Büyük Beşli Kişilik Testi (Morsünbül, 2014), Kariyer Uyum Yetenekleri Ölçeği (Kanten, 2012), Mesleki Karar Pişmanlığı Ölçeği (Erdurcan ve Kırdök, 2017), Kariyer Stresi Ölçeği (Özden ve Sertel-Berk, 2017), Kariyer Kararlılığı Ölçeği (Akçakanat ve Uzunbacak, 2019) ve araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilere bağımsız örneklemler t testi, tek yönlü varyans ve korelasyon analizleri yapılmıştır. Spor bilimleri mezunlarının uyumluluk özelliğinin yükseldikçe mezuniyet ortalaması ve aylık kazancın yükseldiği, dışadönüklük özelliği azaldıkça lisansüstü eğitim seviyesinin yükseldiği, sorumluluk özelliğinin mezuniyet ortalaması ile olumlu ilişki içerisinde bulunduğu, duygusal denge özelliğinin arttıkça düzenli bir iş durumu ve aylık kazanç değişkenlerinde de olumlu değişimler olduğu ve son olarak deneyime açıklık özelliği arttıkça mezuniyet ortalamasının arttığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Spor bilimleri öğrencilerinin ise yaşları arttıkça daha uyumlu oldukları, yaş arttıkça dışadönüklük özellikleri, dışadönüklük özellikleri arttıkça da not ortalamalarının düştüğü, sorumluluk özelliği arttıkça not ortalamasının arttığı ve sınıf seviyesi arttıkça duygusal denge özelliğinin arttığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Çalışmanın sonuçlarının spor bilimlerinde yapılacak olan çeşitli kariyer çalışmalarına katkı sağlaması beklenmektedir.
Investigation of the moisture susceptibility characteristic of Mugla marble within hot mix asphalt
Due to the increment in commercial developments, new highway networks are being constructed each day. The effect of the raise in axle loads due to developments in technology and the variation in climate conditions caused by global warming, cause the reduction of performance in existing roads, service life, and the deformations in flexible pavement. Nowadays, researchers are making research on alternative sources because of the limited resources used in road construction. In this study, the Marshall Mix Design method for Hot Mix Asphalt mixtures was used to determine the optimum bitumen contents for all mixtures. The resistance against water-induced damage of bituminous mixtures prepared with three different types of aggregates (Limestone, Calcite based marble waste and Peridotite) has been evaluated with the utilization of two different types of bituminous binders (B50/70, B100/150). In this sense, traditional bitumen tests have been applied on B 50/70, and B 100/150 classified virgin (unmodified) binder and aggregate tests have been performed to determine the properties of aggregates (Limestone, Calcite based marble waste and Peridotite). The water-induced damage characteristics of hot mix asphalt (HMA) containing different aggregate types (Limestone, Calcite based marble waste and Peridotite) have also been investigated in this study. For this purpose, the addition of hydrated lime as an anti-stripping agent to the samples prepared with limestone, calcite and peridotite aggregate has been added to evaluate the performance of mixtures on water-induced damage. Stripping and water-induced damage properties of samples were evaluated by Nicholson Stripping Test (ASTM D 1664) and Modified Lottman Test (AASHTO T 283), respectively. Results indicated that the mechanical properties, tensile strength ratio and Marshall parameters of calcite-based marble waste and peridotite aggregate remain within the specification limits. Addition anti-stripping additives significantly increased the indirect tensile strength values and tensile strength ratio of all asphalt mixtures. The utilization of 1.5% hydrated lime in the wet addition method has shown a significant improvement in terms of moisture susceptibility. Calcite based marble waste prepared using hydrated lime additive showed less effect due to aggregate type than bituminous mixtures prepared without using the hydrated lime additive. By taking into consideration all the results, it is thought that waste aggregates can be used as an alternative to limestone aggregate and that waste aggregates will be recycled to the economy.
Mustafa Recai Güreli mülki ve siyasi hayatı (1884-1960)
Cumhuriyetin ilanından sonra ülkenin kalkınmasında ve çağdaşlaşmasında yerel yönetimler önemli bir yere sahip olmuşlardır. Çünkü yereldeki değişim ve dönüşüm önce halkın sonra da ülkenin çağdaşlaşmasında önemli bir göstergedir. Yereldeki bu değişimi ve dönüşümü sağlayacak en önemli mülki amirler ise o bölgenin valileridir. Bu bağlamda Cumhuriyetin ilanından sonra Anadolu'nun her alanda kalkınabilmesi için Atatürk; genç, dinamik, Atatürk İlke ve İnkılaplarına bağlı şahsiyetleri vali olarak değişik illere atamıştır. İşte bu kişilerden birisi de memleketin çeşitli bölgelerinde valilik yapmış olan Mustafa Recai Güreli'dir. Recai Güreli devlet görevine ilk defa asker olarak başlamıştır. 31 Mart Ayaklanmasını bastıran Hareket Ordusu ile İstanbul'a gelmiştir. Ayaklanmanın bastırılmasından sonra Anadolu'nun çeşitli yerlerinde jandarma komutanlığı yapmış, sonrasında ise mülki idareye geçerek kaymakamlık görevini sürdürmüştür. Merzifon, Vezirköprü, Ödemiş Kaymakamlıklarının ardından sırasıyla; 1933-1936 yılları arasında Tokat, 1936-1939 yılları arasında Muğla, 1939-1943 yılları arasında Balıkesir Valiliklerinde görev yapmıştır. Valiliği zamanında toplumun ekonomik ve kültürel bakımdan kalkınmasını sağlayarak halkı aydınlatmaya çalışmıştır. Yaptığı çalışmalarla halk tarafından çok sevilmiştir. Valilik görevlerinin ardından CHP'den TBMM'de VII. dönem Gümüşhane, VIII. dönem Tokat Milletvekillikleri görevlerini sürdürmüştür. Recai Bey VII. dönemde Dâhiliye Encümeni, VIII. dönemde ise TBMM Başkanlık Divanı İdare Amirliği görevlerini yapmıştır. Meclis toplantılarında toplumun her kesiminden insanın sorununa çözüm getirmek üzere çalışmalarda bulunmuştur. Sadece seçildiği bölgenin değil tüm ülkenin vekili olarak hareket etmiş ve halkın menfaatlerini savunmuştur. Recai Güreli 1950, 1954 ve 1957 seçimlerinde Muğla'dan milletvekili adayı olmuşsa da nispi seçim sistemine geçilmediği için seçilememiştir. Mustafa Recai Güreli 30.04.1960'ta Ankara'da vefat etmiş ve Cebeci Mezarlığı'na defnedilmiştir. Anahtar Kelimeler: Vali, Milletvekili, Mustafa Recai Güreli, Tokat, Muğla
Muğla'da Halk gazetesi (1929-1945)
Daha sonra doldurulacaktır.
Üretim işletmelerinde safha maliyet yönteminin önemi: Muğla ilinde arıcılık sektörü üzerine bir uygulama
Muhasebe, işletmelerin en önemli fonksiyonlarından biridir. İşletmelerin objektif belgelere göre gerçekleştirilen işlemlerinin kayıt altına alınması, sınıflandırılması ve özetlenmesini sağlar. Doğru bir muhasebe sistemine sahip olmak işletmelerin geleceği açısından oldukça önemlidir. Üretim işletmelerinde işletmenin işlevine uygun olarak seçilmiş maliyet muhasebesi, işletmelerin maliyetleri ile ilgili doğru ve güvenilir bilginin sağlıklı bir şekilde ortaya konmasını sağlayacaktır. Maliyet yöntemlerinin doğru şekilde belirlenmesi ve sağlıklı bir şekilde ortaya konulması günümüzde üretim işletmelerinde büyük sorunlar teşkil etmektedir. Bu çalışmanın amacı; üretim işletmelerinde kullanılan maliyet yöntemlerinin çeşitli yönleriyle tartışılmasıdır. Çalışmanın amacı, temel petek sektörünün üretim ve maliyet yapısını ortaya koyarak, örnek işletme için en ideal maliyet yöntemi ile birim maliyeti hesaplayabilmektir. Bu amaçla gelişmekte olan bir sektör olan arıcılık ürünleri, balmumu ve temel petek ürünlerinin üretimini yapan sektörün yapısını ortaya koyarak, maliyetlerin doğru bir biçimde tespit edilmesi ve doğru kararlar alınması için gerekli olan safha maliyet sisteminin, Muğla'da faaliyet gösteren XYZ üretim işletmesinde nasıl uygulanacağı anlatılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Maliyet Muhasebesi, Maliyet Yöntemleri, Safha Maliyet Yöntemi, Arıcılık, Temel Petek
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Polikliniğine başvuran diyabetik hastaların pnömokok ve influenza aşı farkındalığının değerlendirilmesi
Amaç: Çalışmamızda diyabet tanısı almış hastaların pnömokok ve influenza aşısı farkındalıklarını, aşı yaptırma oranlarını, aşılar hakkında bilgi kaynaklarını, aşı yaptırmama nedenlerini ortaya koymayı amaçladık. Gereç ve yöntem: Çalışmamızda 1 Mart 2021 ile 1 Nisan 2021 tarihleri arasında Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç hastalıkları polikliniğine başvuran diyabetes mellitus tanısı almış 274 katılımcıya aşılanma ile ilgili anket uygulandı. Bulgular: Çalışmaya katılanların %44,5'i kadın, %55,5'i erkek ve yaş ortalaması 59,08 ±13,3'tür. Çalışmaya katılan hastaların pnömokok aşısı yaptıranların oranı %45,6 ve grip aşısı yaptıranların oranı %38,3 olarak tespit edilmiştir. Hastalara aşı olması gerektiğine yönlendiren bilgi kaynakları sorulduğunda grip için %53,3 doktor,%37,1 televizyon, pnömokok için ise %76,8 doktor ve %14,4 televizyon olarak saptanmıştır. Bilgi kaynağı doktor olan hastalara doktor branşı sorulduğunda sırayla grip için %92,9 aile hekimliği ve pnömokok için ise %86,4 olarak aile hekimliği tespit edilmiştir. Grip aşısı yaptırmama nedenleri sorgulandığında hastaların %33,7'si aşı olmam konusunda beni yönlendiren olmadığı için,%13,6'sı grip aşısı hakkında bilgim yok,%32,5'i gerekli olduğu düşünmüyorum yanıtlarını vermişlerdir. Pnömokok aşısı yaptırmama nedenleri sorgulandığında hastaların %43,6'sı aşı olmam konusunda beni yönlendiren olmadığı için,%16,1'i pnömokok aşısı hakkında bilgim yok,%26,8'i gerekli olduğu düşünmüyorum yanıtlarını vermişlerdir. Sonuç: Diyabetik hastalarda influenza ve pnömokok aşı farkındalığı konusunda yaptığımız çalışmada elde ettiğimiz sonuçlar istenilen hedeflerden daha düşük oranda bulunmuştur. Doktorların özellikle aşıları önermesinin aşı farkındalığını ve aşılanma oranını arttıracağını tespit ettik. Anahtar kelimeler: Aşı, pnömokok, influenza, diyabetes mellitus, farkındalık
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Polikliniğine başvuran tip 2 diyabetik hastaların diyabet öz yönetiminin değerlendirilmesi
Bulgular: Bu çalışmada Tip 2 diyabetik hastalarının diyabet öz yönetimlerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırmamız, kesitsel bir çalışma olarak planlanmış olup Mart-Nisan 2021 tarihleri arasında, Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları polikliniğine başvuran 377 Tip 2 Diyabet tanılı hasta üzerinde, katılımcılarla birebir anket uygulaması ile veri toplanarak yapılmıştır. Diyabete yönelik değerlendirmenin yapılması amacıyla araştırmacı tarafından literatür taranarak hazırlanan sosyodemografik form ve Tip 2 diyabetli kişilerde diyabet öz yönetim ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler uygun istatistiksel yöntemlerle değerlendirilmiş ve tüm analizlerde istatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılan hastaların yaş ortalaması 62,1 ± 12,2 yıl olup katılımcıların %55,4'ü erkek ve %44,6'sı kadın olarak saptanmıştır. Katılımcıların %80,6'sı evli, %44,9'ü ilkokul mezunu, %44,8 emekli, vücut kitle indeksi (VKİ) ortalaması 29,7±4,9, %44,6'sı obez olarak bulunmuştur. Katılımcıların diyabet öz yönetim ölçeğinden aldığı puanlar karşılaştırıldığında; cinsiyet, eğitim seviyesi, VKİ durumu, ailesinde diyabet hastalığı olanlar, diyabet eğitimi alma, diyabet tanı süresi, diyabete ek başka kronik hastalık varlığı, diyabet tedavi şekli, tedaviyi düzenli kullanımı, grip aşısı yaptırma, zatürre aşısı yaptırma, son 1 yılda diyabetle ilgili hastaneye başvuru ve pandemi döneminde diyabet takipleri açısından anlamlı fark saptanmıştır (p<0,05). Sonuç: Çalışmamızdan sonuç olarak tip 2 diyabetli hastalarında diyabet özyönetiminin diyabetin önemli bir basamağı olduğu, hastaların her muayene sırasında diyabet eğitimlerinin verilmesi önemlidir. Anahtar Kelimeler: Tip 2 diyabet, öz yönetim, diyabet öz yönetim ölçeği
85 yaş ve üstü bireylerin yaşam deneyimleri: Bir sözlü tarih çalışması (Muğla örneği)
Bu araştırmanın amacı, Muğla ili örneğinde, 85 yaş ve üzeri bireylerin uzun yaşamalarını sağlayan sosyo-kültürel faktörlerin ortaya çıkarılmasını sağlamak ve bununla birlikte, uzun yaşamanın sosyo-kültürel nedenlerini ortaya koyacak teorik bir çerçevenin çizilmesidir. Muğla ilinde ömür beklentisi Türkiye ortalamasının 2 yıl üstünde olup yaşlı dostu bir kent olan Muğla'da uzun yaşamanın sosyo-kültürel nedenlerinin ortaya çıkarılması oldukça önemlidir. Bu doğrultuda araştırmamızın konusu da 85 yaş ve üstü bireylerin uzun yaşamalarının altında yatan faktörlerin neler olduğunu ortaya çıkarmaktır. Literatürde yapılan çalışmalar incelendiğinde 85 yaş ve üzeri bireylere yönelik, görgül araştırmalara dayanan son derece sınırlı çalışma olmakla birlikte Muğla ilinde bu tür bir çalışma bulunmamaktadır. Araştırma, Muğla da yaşamakta olan, ileri yaşlılar kategorisindeki 85 yaş ve üstü bireyler ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın literatür kısmında yaşlılık kavramına, yaşlılık teorilerine, ömür beklentisinin uzamasına ve ömür beklentisinin artmasıyla merak konusu olan uzun yaşam konusuna değinilmiştir. Çalışmanın yöntem kısmında sosyoloji alanında sıkça kullanılan nitel yöntem ve teknikleri kullanılmıştır. Buradan yola çıkarak 50 katılımcı ile sözlü tarih görüşmeleri gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmelerle birlikte eş zamanlı olarak verilerin analizi aşamasında gömülü teori yaklaşımı kullanılarak veriler kodlama işlemine tabi tutulmuştur. Sonuç olarak, görüşülen bireylerden elde edilen veriler doğrultusunda oluşturulan kodlamalar ile "Huzurlu ve Stressiz Yaşam", "Düzenli Yaşam", " Sorunlar ve Zorluklar", "Boş Zamanı Değerlendirme" ve "Kendini Geliştirme" başlıklı beş tema oluşturulmuştur. Bu temalar analiz kısmında detaylıca analiz edilmiştir ve sonuçları değerlendirilerek uzun yaşam üzerine teorik bir model sunulmuştur.
Muğla ilinde doğal olarak yayılış gösteren sığla (Liquidambar orientalis Mill.) bitkisinin mineral beslenme ve ağır metal kapsamları açısından araştırılması
Bu çalışmada Muğla ilinin Marmaris, Köyceğiz ve Fethiye ilçelerinde doğal olarak yayılış gösteren endemik bir tür olan Sığla (Liquidambar orientalis Mill.) bitkisinin beslenme durumu ve ağır metal kapsamlarının araştırılması amaçlanmıştır. Her bir lokasyonda 2 farklı örnekleme noktası (otoyol kenarı ve otoyola 50 m uzaklık) belirlenmiştir. Örnekleme noktalarında hem toprak (0-30 cm) hemde yaprak örnekleri alınmıştır. Her bir örnekleme noktasının GPS ile koordinatları kaydedilmiştir. Toprak örnekleri incelendiğinde, toplam N kapsamı %0.04- %0.32 arasında değişim gösterdiği belirlenmiştir. Ayrıca, toprak makro elementlerden alınabilir P ve yarayışlı Ca değerleri genel anlamda referans aralığı içerisinde yer aldığı tespit edilmiştir. Toprak mikro element düzeylerine bakıldığında ise Fe içeriği tüm örnekleme noktalarında yüksek bulunmuştur. Mn, Zn ve Cu kapsamları incelendiğinde ise belirlenen sınır değerleri içerisinde yer aldığı görülmüştür. Bununla birlikte, toprak ağır metal içeriklerine bakıldığında Köyceğiz ve Marmaris örneklerinde Cr ve Ni değerleri oldukça yüksek olduğu tespit edilmiştir. Analizleri yapılan sığla bitkisi yaprak örneklerinin besin element içerikleri Ca 1.09-2.04 ppm, Mg 0.39-0.87 ppm, K değeri 1.22-1.98 ppm, P değeri ise en düşük 0.14 ppm iken en yüksek 0.37 pmm olduğu tespit edilmiştir. Yaprak mikro element içeriklerine bakıldığında Fe 202.38- 385.52 ppm, Mn ise 31.91- 100.50 ppm, Zn 17.6- 65.19 ppm, Cu değeri 4.18- 19.64 ppm B ise 21.10- 74.35 ppm arasında değerlere ulaşılmıştır. Yapraklardaki Cd, Co, Cr, Ni ve Pb kapsamları sırasıyla; 0.04-0.09 ppm, 0,4-1.80 ppm, 2.85-6.87 ppm, 9.28-40.49 ppm ve 0.52-1.15 ppm aralığında olduğu belirlenmiştir. Her ne kadar bazı mikro ve ağır metallerin sınır değerler üzerinde bulunduğu tespit edilmiş olsa da, araştırma konusu bitkilerin metabolik olarak bu yüksek değerlerden olumsuz etkilendiklerine dair herhangi bir fiziksel bulguya rastlanılmamıştır. Anahtar Kelimeler: Sığla (Liguidambar Orientalis Mill.), Toprak, Mineral Beslenme, Ağır Metal
Üniversite öğrencilerinin, genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO) ile ilgili bilgi düzeyleri ve tutumlarının incelenmesi: Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi örneği
Araştırma, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar ile ilgili bilgi düzeylerini ve bu ürünlere yönelik tutumlarını saptamak amacıyla yapılmıştır. 2020-2021 eğitim öğretim yılında aktif olan 330 öğrenci çalışma kapsamına alınmış, araştırma verileri SPSS 22.0 istatistiksel paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmaya 111 Beslenme ve Diyetetik bölümü öğrencisi (%33.6), 90 Fizyoterapi ve Rehabilitasyon bölümü öğrencisi (%27.3), 90 Hemşirelik bölümü öğrencisi (%27.3) ve 39 Sağlık Yönetimi bölümü öğrencisi (%11.8) dahil edilmiştir. Katılımcıların %47.8'i genetiği değiştirilmiş organizmayı gen katkılı gıda, %25.3'ü hormonlu gıda ve %9.9'u ilaç katkılı gıda olarak tanımlamıştır. Katılımcıların %35.3'ü Genetiği Değiştirilmiş Organizmaları internetten, %22.0'si televizyondan, %11.0'i bu konuda aldıkları Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar dersinden öğrendiklerini belirtmişlerdir. Katılımcıların %65.2'si Türkiye'de genetiği değiştirilmiş ürünlerin ithal edildiğini, %52.7'si ise gıda amaçlı olmayan transgenik ürünlere izin verilmemesi gerektiğini belirtmişlerdir. Katılımcıların %68.8'i genetiği değiştirilmiş hayvan ve bitkilerden elde edilen ürünlerin insan sağlığına zarar vereceğini ve katılımcıların %72.7'si GDO'nun genetik bozukluklara neden olabileceğini düşündüklerini beyan etmişlerdir. Çalışmaya katılanların %72.7'si genetiği değiştirilmiş ürünleri bilmeden tüketmekten endişe duyduklarını ifade etmişlerdir. Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar ve bunların ürünleri konusunda geleceğin sağlık profesyonellerinin bilgilerinin yetersiz olduğu görülmüştür. Katılımcıların genetiği değiştirilmiş ürünler ve biyogüvenlik konusunda yoğun endişeye sahip oldukları tespit edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara yönelik sonuçlar değerlendirilmiş ve uygun öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Genetiği Değiştirilmiş Organizma, biyoteknoloji, sağlık, bilgi tutum
Öğretim elemanlarının kültürel zekalarının incelenmesi (Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi örneği)
Bu araştırmanın amacı Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim elemanlarının kültürel zekalarının üstbiliş, biliş, motivasyonel ve davranışsal boyutlarını ortaya koymaktır. Bu amacın yanı sıra kültürel zekanın bu boyutları çerçevesinde akademik unvanlarına göre öğretim elemanlarının görüşleri arasında bir farklılık olup olmadığı da incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde görev yapmakta olan yedi Prof. Dr., dokuz Doç. Dr., beş Dr. Öğretim Üyesiöğ ve altı Araştırma Görevlisi oluşturmaktadır. Bu örneklemdeki öğretim elemanlarının 12'si kadın, 15'i erkektir. Araştırmada veri toplama amacı ile Kültürel Zekâ ölçeğinden yola çıkılarak hazırlanan bir yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen veriler içerik ve betimsel analizi kullanılarak incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda araştırmaya katılan öğretim elemanlarının üstbilişsel boyutta kültürel zekâ seviyelerinin yüksek olduğu, bilişsel boyutta ise öğretim elemanlarının farklı kültürlerin benzeşen ve farklılaşan yönlerine dair bilgi sahibi olmadaki başarılarının düştüğü, motivasyonel boyutta çokkültürlü ortamlarda ya da farklı kültürlerden bireyler ile etkileşimde başarılı oldukları ve davranışsal boyutta dilsel ve yarıdilsel davranışlarını ortama uygun şekilde kontrol edebildikleri görülmüştür.
Yabancı dil ağırlıklı beşinci sınıf İngilizce öğretim programına ilişkin öğretmen görüşeri
Bu çalışmanın amacı, Muğla ilinde Yabancı Dil Ağırlıklı Beşinci Sınıf İngilizce Öğretim Programı'nın bu programın uygulandığı ortaokullarda görev yapmakta olan öğretmenlerin görüşleri temel alınarak incelenmesidir. İnceleme dört yıldır uygulanmakta olan programın güçlü yönleri, uygulama sürecinde karşılaşılan sorunlar, ders kitabı sorunları, okul imkanları, temel dil becerilerinin gelişimi, programın öğrenci başarısına olan katkısı ve sürdürülebilirliğine ilişkin öğretmen görüşleri üzerinden gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Çalışma grubunun belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme kullanılmıştır. Araştırmanın verileri görüşme tekniği yoluyla toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi ile kodlanmış, kodlardan kategorilere ve temalara ulaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar; öğrenci odaklı uygulamaların dile ilişkin önyargıları kırma, özgüven gibi öğrenci özelliklerini geliştirdiği, öğrenme-öğretme sürecinde farklı uygulamalara yer verildiği, programa öğrenci seçiminde sorunlar yaşandığı, öğrencilerin İngilizce öğrenmeye ilişkin önyargılarının süreci olumsuz etkilediği, programın içerik olarak yoğun olduğu, hem ders kitabı hem de dijital ders kitabıyla ilgili sorunların olduğu, programın dil öğrenmeye olumlu katkılarının olmakla birlikte dört temel becerinin gelişiminin dengeli şekilde gerçekleştirilemediği, yazma becerisinin diğer becerilere göre daha zayıf kaldığı, konuşma ve özellikle dinleme becerisinin ölçme değerlendirilmesine ilişkin sorunlar yaşandığı şeklindedir. Ayrıca programın daha etkili biçimde sürdürülebilmesi için sınıflara öğrenci seçiminin belli kriterlere göre yapılması, programın uygulanmasında ortak bir anlayış geliştirilmesi, kazanım ve tema yoğunluğunun gözden geçirilmesi, programa uygun bir ders kitabının geliştirilmesi öğretmenlerin ortaya koyduğu temel önerileri arasındadır. Anahtar kelimeler: yabancı dil eğitimi, yabancı dil ağırlıklı İngilizce öğretim programı, temel dil becerileri
Otel işletmelerinde yeşil örgüt iklimi ve yeşil davranışın iş tatminine etkisi: Muğla örneği
Rekabetin artması ile yeni girişimlerde bulunan işletmelerin yönetim yapılarında köklü değişiklikler yaparak çevreye duyarlı yönetim anlayışını benimsedikleri görülmektedir. Bireyler ve çevre ile etkileşim halinde bulunan otel işletmeleri de yönetim anlayışlarını değiştirmektedir. Otel işletmeleri bireylerin geçici konaklama, yeme-içme, eğlence ve bazı sosyal ihtiyaçlarının karşılandığı işletmelerdir. Rekabetin fazla olduğu otel işletmelerinde çevreye verilen zarar da artmaktadır. Otel işletmeleri çevreye verilen zararlar karşısında yönetim ve uygulamalarında çevreye karşı yeni politikalar izlemektedir. İşletmenin yönetim yapısından başlayarak en alt birimlerindeki çalışanları dahil çevreye yönelik davranışların geliştirilmesi hedeflenmektedir. Bireylerde oluşturulmaya çalışılan çevreye yönelik bilincin yayılması ve diğer işletmelerle rekabet edilmesi de sağlanmaktadır. Otel işletmeleri bu hedefleri gerçekleştirebilmek için yeşil örgüt iklimini benimsemektedir. Yeşil örgüt ikliminin bir işletme içerisinde benimsenmesi ve çalışanlarında oluşturulan çevre bilinci ile sürdürülebilirliğin sağlanması ve kıt kaynakların kullanımının en aza indirilerek çevreye verilen zararın önlenmesi amaçlanmaktadır. Bu tez çalışması ile otel işletmelerinde yeşil örgüt iklimi ve yeşil davranışın, iş tatmini üzerine etkisi incelenmektedir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniği kullanılarak toplam 383 geçerli veriye ulaşılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde tanımlayıcı analizler ve farklılık testleri uygulanmış olup açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi ile ölçeklerin geçerlilikleri sınanmıştır. Hipotezlerin test edilmesinde regresyon analizinden yararlanılmıştır. Regresyon analizi sonuçlarına göre, yeşil örgüt iklimi çalışanların yeşil davranışlarını anlamlı ve olumlu etkilemektedir. Çalışanların zorunlu yeşil davranışları iş tatminini anlamlı ve olumlu etkilerken, gönüllü yeşil davranışları iş tatminini etkilememektedir. Yeşil örgüt iklimi çalışanların iş tatminini anlamlı ve olumlu etkilemektedir. Demografik özelliklerden cinsiyet, yaş, eğitim, otel türünün yeşil davranışlarda bulunma üzerinde etkili olduğu ve anlamlı bir farklılık yarattığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Yeşil Örgüt İklimi, Yeşil Davranış, İş Tatmini, Otel İşletmeleri, Turizm
Lider üye etkileşimi ve psikolojik güçlendirmenin örgütsel özdeşleşme üzerinde etkisi: Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi örneği
Değişimin hız kazandığı günümüzde, örgütler için insan unsuru büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle örgütler verimliliği arttıran stratejiler üretmeye çalışmaktadır. Örgütsel özdeşleşmenin, verimliliğin arttırılmasında önemli bir rol oynadığı ifade edilebilmektedir. Örgüt ile çalışanlar arasındaki duygusal bağ olarak tanımlanan örgütsel özdeşleşme, örgüt içinde çalışanların memnuniyet ve performansını etkileyerek örgütsel başarıyı etkileyebilmektedir. Bu nedenle bu araştırmanın amacı, lider üye etkileşimi, psikolojik güçlendirme ve örgütsel özdeşleşme değişkenleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu amaç doğrultusunda araştırmada, lider üye etkileşimi, psikolojik güçlendirme ve örgütsel özdeşleşme arasındaki ilişkiler kavramsal olarak incelenmiş ve oluşturulan hipotezler test edilmiştir. Araştırmada veriler anket tekniği kullanılarak elde edilmiştir ve elde edilen tüm veriler SPSS Statistics Base 22.0 programı ile incelenmiştir. Anket çalışmasında lider-üye etkileşimi için Liden ve Maslyn (1998) tarafından geliştirilen ve Türkçe uyarlaması Baş, Keskin ve Mert (2010) tarafından yapılan "LMX" ölçeği, örgütsel özdeşleşme için Mael ve Ashforth (1992) tarafından geliştirilen ve Türkçe uyarlaması Tüzün (2006) tarafından yapılan "Örgütsel Özdeşleşme Ölçeği" ve Spreitzer'in (1995) geliştirdiği Sürgevil, Tolay ve Topoyan tarafından (2013) Türkçeye uyarlanan "Örgütsel Adalet" kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi'nde görev yapan 298 akademik ve idari personel oluşturmaktadır. Elde edilen verilere faktör, korelasyon ve regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırma bulguları sonucunda; lider üye etkileşimi ve örgütsel özdeşleşme arasında, psikolojik güçlendirme ve örgütsel özdeşleşme arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: lider-üye etkileşimi, psikolojik güçlendirme, örgütsel özdeşleşme