Hittites
68 theses under this subject heading
Hititler'de ocak kültü
Ateş ve onu kontrol altına almak amacıyla kurulan ocak; bir taraftan, insanın yemek pişirme, ısınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılarken, diğer yandan yakma ve yok etme niteliği ile ona karşı korkuyla karışık saygı duyulmasına, ocağın kutsal bir güç olarak görülmesine neden olmuştur. Anadolu'da ocağın kutsiyetini gösteren somut verileri, Neolitik Çağ'dan günümüze kadar olan geniş süreçte takip edebilmekteyiz. Çatalhöyük'ün Geç Neolitik Çağ (M.Ö. 6500-6000) tabakasında görülen, boğa başlarıyla çevrili aynı zamanda duvar resimleriyle süslü mekânlarda bulunan sabit ocaklar, insanoğlunun inanç sisteminde önemli bir rol oynamıştır. Erken Tunç Çağ'ında özenle hazırlanmış ve kültsel birer obje olarak nitelendirebileceğimiz, antropomorfik ve zoomorfik ikonlarla bezenmiş taşınabilir ve sabit ocaklar da; bu inancın Erken Tunç Çağı'nda ki temsilcisıi konumundadır. Bu tip ocakların etrafında gerçekleştirilen kültsel seremonilerin izlerini, Bronz Çağı'nın önemli uygarlıklarından biri olan Hititler'e ait çivi yazılı belgeler aracılığıyla takip edebilmekteyiz. Ocak kavramı; aile, ev ve devleti temsil etmektedir. Hititçe çivi yazılı belgelerde devleti temsil eden en önemli güç olan kralın varlığı ve gücünün devamlılığı, ocağın içerisinde ateşin yanması ve sönmesi gibi ifadelerle vurgulanmıştır. İncelediğimiz kurban törenleri, bayramlar, mitolojiler, büyü ve fal uygulamaları ve çeşitli ritüelleri anlatan Hititçe çivi yazılı belgeler, ocağın kültsel boyutunu ön plana çıkarmaktadır. Bu belgelere göre etrafında ve içerisinde kült pratiklerinin uygulandığı ocak, tanrılara ulaşmak için kullanılan kutsal bir araçtır. Ocağın etrafında veya içerisinde gerçekleştirilen kurban eylemleri, Tanrıça veya Tanrı ile iletişim kurmanın en kısa yoludur. İçerisine atılan nesneleri yakıp yok etmesi ile istenmeyen durumun ortadan kalkmasını sağlayan, büyü malzemesi olarak kullanılan kutsal bir yapıdır. Bunun yanında, ocağa atılan obje ile hastalığın yok olacağı inanışı ile ocağın iyileştirici özelliği ortaya çıkmaktadır. Ocak Tanrısı olan Kamruşepa'nın sağlık tanrısı olarak da adlandırılması bu görüşü desteklemektedir. Hititçe çivi yazılı belgelerde geçen isimli ocak tanrılarının varlığı, ocak kavramının Hitit inanç sistemindeki önemini göstermektedir. Hitit dünyasında hayatın her safhasında karşımıza çıkan ocak kültünün izlerini, birleştirici coğrafya ve jeokültürel bellek esasında geleneksel Anadolu kültürüne ait bazı pratiklerde de takip etmek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Ateş, Ocak, Hititler, Kült, Atalar Kültü.
Alaca Höyük'te Hitit İmparatorluk Dönemi yerleşim modeli ve mimarisi
Alaca Höyük Hitit İmparatorluk Dönemi Yerleşim Modeli ve Mimarisi" adlı bu çalışmada Çorum İli Alaca İlçesi Alaca Höyük Köyü sınırları içerisinde yer alan Alaca Höyük'ün 2. yapı katı (Hitit İmparatorluk Dönemi) mimarisi incelenmiştir. Bu bağlamda eski yıllarda açığa çıkarılmış olan yapıların çizimleri revize edilmiş ve dijital ortamda (AutoCAD) çizimleri tekrar yapılmıştır. Yeni dönem kazılarında açığa çıkarılan yapıların çizimleri ile beraber değerlendirilip topografik haritada kent modeli oluşturulmuştur. Hitit İmparatorluk Dönemi'nde Alaca Höyük'te açığa çıkarılan yapılarda kullanılan malzemeler ve bu malzemelerin temini araştırılmıştır. Mimaride kullanılan yapı öğeleri ve mimari yapım teknikleri ışığında dönemin yapıları tek tek değerlendirilmiştir. Yapılar değerlendirilirken; planı, kullanılan yapı malzemeleri, çıkan buluntu konteksi ve yapım teknikleri ışığında yapıların işlevi tespit edilmeye çalışılmıştır. Dönemin mimari yapıları Hitit çekirdek bölgesindeki merkezler ile karşılaştırılmıştır. Alaca Höyük kent dışı yapılarının özellikleri, işlevleri araştırılmış ve yapıların kent ile bağlantısı, diğer merkezler ile karşılaştırma yapılarak tespit edilmeye çalışılmıştır. Alaca Höyük'ün yerleşim olarak seçilmesinin nedenleri Coğrafi Bilgi Sistemleri ışığında; iklimsel yapısı, coğrafyası, jeolojik yapısı ve hidrojeolojisi gibi birçok faktör açısından araştırılmış, yerleşimin tercih edilme sebepleri tespit edilmiştir. Yazılı belgeler ışığında dönemin şehircilik anlayışı araştırılmıştır. Diğer merkezlerle karşılaştırmalar yapılarak Alaca Höyük kentinin özellikleri belirlenmiştir. Bütün bu çalışmalar sonucunda Alaca Höyük Hitit İmparatorluk Dönemi mimarisi ve kentin yerleşim planı hakkında edinilen bilgilerle sonuca ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Alaca Höyük, Hitit İmparatorluk Dönemi, Mimari, Kent
Hitit heykelleri
Hitit Devleti M.Ö 18. yüzyıl ile M.Ö. 12. yüzyıl arasında geniş bir yayılım alanına sahip olmuştur. Genel olarak Kızılırmak kavsi içinde yaşadıkları bilinse de ana nokta bu bölgeden ibaret olmakla birlikte zaman zaman batıda düşmanlarını Ege Adalarına kadar sürdükleri, güneyde Kizzuvatna bölgesinin onların vasalı olduğu, hatta Babil'e kadar ilerledikleri bilinmektedir. Haliyle kültürel anlamda geniş bir coğrafyayı da etkilediği ve bu bölgelerin kültürlerinden de etkilendikleri ortadadır. Kültür ve sanata dair etkileşimler sonucunda ortaya birçok kültürel miras ürünü çıkmıştır. Çalışmamız bu eserlerin bir kısmını oluşturan heykelcikler üzerine olacaktır. Çalışmamızın konusu günümüze kadar ortaya çıkan Hitit devletinin insan figürlü heykellerinin tipolojik olarak incelenmesi, tanrılar ve insanlar arasındaki tasvir farklılıklarının anlaşılabilmesi ve Hitit çivi yazılı metinlerinde anlatılan heykel tasvirleri ile ele geçen heykellerin benzerliklerinin ortaya konulması yönünde olacaktır.
Adana Arkeoloji Müzesi'nde bulunan Geç Hitit Dönemi stelleri
Anadolu topraklarında M.Ö. 1650-1200 yıllarında yaşamış olan Hititler kendine özgü, Yakındoğu'da benzeri olmayan ve birçok uygarlığın karışımı ile sentezlenmiş, yüksek düzeyde bir uygarlık yaratmışlardır. Hitit İmparatorluğu'nun M.Ö. 1200 yıllarında çeşitli etkenler nedeniyle yıkılmasının sonucunda M.Ö. 700 yıllarına kadar varlığını sürdürmüş olan Geç Hitit Şehir Devletleri kurulmuş ve bu şehir devletleri kendinden önceki ve çağdaşı diğer uygarlıkların sanatsal özelliklerinden etkilenerek ve de kendi özgünlüğünü de katarak günümüze kadar ulaşabilen tasvirli sanat eserleri bırakmışlardır.Geç Hitit Şehir Devletleri taş yontu sanatında gelişmişler ve özellikle bazalt malzemeden yapılmış olan birçok tasvirli sanat eseri üretmişlerdir. Söz konusu eserlerin üzerinde insan ve hayvan figürleri ile diğer tamamlayıcı nesne betimlemeleri gösterilmiştir. Bu tasvirli sanat eserleri ile Geç Hitit Şehir Devletleri'nin gelenekleri, ikonografisi, günlük alışkanlıkları ve yaşam biçimleri öğrenilmiş ve sanatsal özellikleri incelenmiştir. Geç Hitit Sanatı eserleri arasında yer alan steller üzerinde farklı statülere sahip birçok figür yaşamı içinde, duygularını ve diğer uygarlık sanatsal özellikleri ile gösterilmiştir.Geç Hitit Dönemi sanatsal özelliklerini gösteren steller arkeolojik kazılarla çok sayıda bulunmuştur. Bu stellerin çoğunluğu müzelerde bulunmaktadır. Bu çalışmada Adana Arkeoloji Müzesi'nde bulunan steller incelenmiştir. Steller müzeye satın alma yoluyla gelmiştir.Anahtar Kelimeler: Adana Arkeoloji Müzesi, Geç Hitit, Taş Eserler, Steller
Başlangıcından Tunç Çağlarının sonuna kadar Anadolu'da savunma sistemleri mimarisi
Bu tezin amacı Neolitik Dönemden başlayarak Geç Tunç Çağının sonuna kadar Anadolu'da var olan yerleşim yerlerindeki savunma olgusunun mantığını ve gelişimini takip etmektir. Bu konu bağlamında yerleşmeler tek tek incelenirken bölgesel özellikleri ve çevresel koşullar gibi olguların savunma sisteminin oluşumunda nasıl bir rol oynadığı da irdelenmiştir. En başından beri insanların neden kendilerine savunma hattı çektikleri ve bu savunma hattı gerçekten de yerleşmeyi savunmak için miydi? gibi sorulara cevap bulmak ilk bölümün ana mantığını oluşturmaktadır.Diğer bölümler ile beraber yavaş yavaş şekillenip belli bir düzene oturmaya başlayan savunma sistemlerinin merkezler arasında değişen teknik anlayışları ile beraber kullanılan farklı materyallerin savunma sistemi üzerinde nasıl bir etki yarattığını tespit etmek asıl hedef olacaktır.Çalışmanın sonlarına doğru ise Anadolu'da değişen dengelerin savunma mimarisine nasıl katkı sağladığına vurgu yapılacaktır. Bu dönem içinde Anadolu'da bir güç olan ve geniş bir bölgede egemenlik kuran Hitit İmparatorluğu'nun başkenti Hattuşa ile beraber ondan pek de aşağı bir öneme sahip olmayan diğer Hitit yerleşimlerinin savunma sistemlerini ve bunların Anadolu mimarlığına kattığı yenilikler takip edilmeye çelışılacaktır.
Mö. 2. ve 1. binyılda Kuzeydoğu Anadolu
Kuzeydoğu Anadolu'nun tarihi çağları ile ilgili olan bu çalışma bölgenin bulunduğu coğrafi konumdan dolayı ayrı bir önem arz etmektedir. Bölge tarih öncesi çağların en başından itibaren yerleşmeye uğramış, özellikle MÖ. 2. ve 1. binyılda Anadolu'nun iki büyük uygarlığı olan Hititler ve Urartular ile bir takım siyasi ilişkileri görülmüştür. MÖ. 2. binyılın ortalarında Hititlerle ilişkilerine rastlanan krallık Hayaşa, MÖ. 1. binyılın ilk çeyreğinde Urartularla ilişkilerine rastlanan krallık ise Diauehi'dir. Kuzeydoğu Anadolu'da MÖ. 15. yüzyılın sonlarından itibaren ismine rastlanan Hayaşa Krallığı'nın siyasi ve kültürel etkinlikleri, Hitit kayıtlarında yer almaları sonucu aydınlatılabilmiştir. Söz konusu veriler ışığında yüz elli yılı aşkın bir süre boyunca kuzeydoğu Anadolu'da varlıklarını devam ettirdiklerini bildiğimiz Hayaşalılar, Hititlerle olan siyasi ilişkilerine bağlı olarak etki alanlarını ve sınırlarını bu bölgelerin dışına doğru genişletmişlerdir. Bu krallık, Hititlerin istikrarlı bir şekilde izlediği kuzeydoğu politikası sonucu zaman zaman pasif durumda kalmışlar, zaman zaman da Hitit ülkesindeki karışıklıklardan faydalanarak güçlü düşmanlarını uzun süre uğraştırmışlardır. MÖ. 1. binyılın başlarında Kuzeydoğu Anadolu'ya hâkim olan krallık ise Urartu kayıtlarında Diauehi ve Asur kayıtlarında Dayaeni olarak geçen Diauehi Krallığı'dır. Urartu Devleti kuruluşunu tamamlar tamamlamaz, ekonomik zenginliklere ve stratejik bir konuma sahip olan kuzeydeki, bu topraklara yoğun seferler düzenlenmiştir. Bu bölgeye düzenlenen seferlerin ana amacı, kuzeyin önemli hammadde yataklarını, tarım ve hayvancılık merkezlerini ele geçirmektir. Bu politikalardan anlaşıldığı kadarıyla bölgeye düzenlenen seferler yağma adına değil bölgede kalıcı olmak adına gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada her iki krallığın kuzeydoğu Anadolu ile olan ilişkileri ayrıntılı olarak ele alınarak bölgenin tarihi çağlardaki durumu ortaya konulmaya çalışılacaktır.
MÖ. 2. ve 1. Binyılda Kapadokya bölgesi
Kapadokya MÖ. 2. Binyılda Anadolu'nun yazı ile tanışan ilk bölgelerinden biri ve ticaret kolonilerininde merkezi olmuştur. Asurlu tüccarlar; ticareti dinamik tutmuşlardır. Stratejik konumundan ötürü Kapadokya binlerce yıldan beri hâkimiyet altına alınmak için büyük mücadeleler içerisinde olmuştur. Asurlular, Hititler, Frigler Kapadokya'ya bugün ki adını vermiş olan Persler, Büyük İskender ve I.Ariarathes gibi devlet ve komutanlar başta olmak üzere birçokları bu bölgeye hâkim olmak istemişlerdir. I.Ariarathes MÖ. 323 senesinde Kapadokya Krallığının hâkimiyetini eline aldıktan sonra bölge için aydınlık bir dönem olmuştur. MÖ. 27 senelerinde Kapadokya Krallığı Roma eyaletinin hâkimiyeti altına alınmıştır. Roma hâkimiyetinde kaldığı süre içinde ise bölge son derece en gelişmiş dönemini yaşamıştır. Anahtar Kelimeler: Kapadokya, Asur, Hitit, Pers, Roma
Osmaniye kent müzesi koleksiyonunda bulunan bir grup metal eserin arkeometrik analizi
Bu çalışmamız, Osmaniye Kent Müzesi koleksiyonunda yer alan ve bağış yoluyla temin edilen bir grup metal eserin değerlendirilmesine yöneliktir. Koleksiyonumuzdaki kılıç, kama, hançer, ok ucu, bilezik parçası ve fibula parçasından oluşan, farklı dönemlere ait olan arkeolojik ve etnografik eserler ele alınmış olup bu tez çalışmasında bir arada tanıtılmaktadırlar. Taşınabilir X Işını Floresans (XRF) yöntemi ile eserlere zarar vermeden yüzeyden hasarsız yöntemle analiz çalışması gerçekleşmiştir. Eserlerin kimyasal içerikleri tespit edilerek, bu eserlerin oluşumunda kullanılan elementlerin oranları hakkında detaylı bilgilere ulaşılabilmiştir. 15 eser üzerinde yapılan analizde 4 eser Tunç olup, Bakır (Cu) % 67,37 ile %46,99 oranları arasında, Kalay (Sn) %29,92 ile %17,98 oranları arasındadır. Bu eserlerin az ve iz oranda demir içerdikleri görülmüştür. 11 eserlerin ana elementi Demir (Fe) olup değerleri %98,14 ile %56,64 oranları arasındadır. Çalışmamız, Anadolu'da kazılarla ortaya çıkarılan ya da münferit olarak bulunmuş metal eserlerin analiz çalışmaları yapılıp yayınlanmış olanlarından faydalanmak suretiyle madenciliğin geçirdiği aşamalara dair bilgilere ulaşmamıza katkı sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Madencilik, Madenler, Osmaniye, Hitit, Arkeometri
Hitit kültürünün günümüze yansımaları
Tarih boyunca farklı kültürlere ev sahipliği yapan Anadolu toprakları, ismini aldığı ve "güneşin doğduğu yer" anlamına gelen Antik Yunanca kökenli ἀνατολή (Anatoli) sözcüğünün anlamı açısından haklı bir gurur taşımaktadır. Kültürel ve dinsel kültür rotalarının merkezinde yer alan Anadolu, birçok uygarlığın şekillenmesinde önemli rol oynamıştır. Günümüz Anadolu gelenekleri ile yakından ilişkili bazı kültürel değerlerin, Anadolu'da M.Ö 2. binlerden itibaren değişmeden ve asimile olmadan aksine zenginleşerek günümüze kadar ulaştığı Hitit yazılı belgeleri ve tasvirli eserleri ile doğrulanabilmektedir. Kendilerini Hattililer'in devamı olarak gören, yazılı metinlerde de Hatti Ülkesi ve dillerini Kenişumnili/Neşumnili "Kaneşçe/Neşaca" şeklinde adlandıran Hititler, Anadolu'nun farklı bölgelerinde yerleşim yerleri kurmuşlar ve büyük bir imparatorluk haline gelmişlerdir. Bu tezin amacı, arkeolojik ve filolojik verilerden yararlanılarak Hitit kültürüne özgü ögelerin günümüze etkileri ve benzerlikleri hakkında bir değerlendirme yapmaktır. Çalışmamızda Hitit ve Anadolu tarihine kısaca değinildikten sonra Hitit kültürüne özgü olguların, çivi yazılı tabletlerde anlatılanların yanı sıra tasvirli sanat eserleri de ele alınarak değerlendirilmiştir. Ayrıca geçmişten günümüze toplumlar arası süregelmiş benzeşimler ve etkiler gösterilmiştir. Bu benzeşimleri ve etkileri gösterebilmek adına günümüz geleneklerini ortaya koyabilecek folklorik araştırmalardan da yararlanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hitit, Anadolu, din, büyü, fal, evlilik, ibadet, kurban, inanış, tapınım, gelenekler, görenekler, benzerlik.
Tek Parti Döneminde, Orta Asya ve Sümer-Hitit araştırmaları
Ulus devletlerin kuruluşları esnasında tarih ve arkeolojiye özel bir önem verdikleri ve meşruluklarını geçmiş uygarlıklara dayandırmaya çalıştıkları görülmektedir. Türkiye Cumhuriyet'in kuruluş aşamasında tarih, arkeoloji, antropoloji ve dilbilim gibi disiplinler yeni Türk devletinin meşruluğunun sağlanmasında önem kazanmıştır. Gene bu disiplinlerden Türk ulusunun bilincinin yeniden şekillendirilmesinde yoğun şekilde yararlanılmıştır. Türkiye'de bilhassa Tek Parti Dönemi'nde Orta Asya prehistoryası, Sümer ve Hitit medeniyetleri üzerine yapılan araştırmalarda da bu temel hedeflerin gözetildiği görülmektedir. Bu çalışmamızda bilim ve siyasetin iç içe geçtiği Tek Partili yıllarda Türkiye'de Sümer-Hitit ve onlara kaynaklık ettiği düşünülen prehistorik Orta Asya Medeniyet'inin nasıl algılandığı ve kitlelere nasıl tanıtıldığı üzerinde durulmuştur.
Hitit devlet teşkilatında askeri yapılanma
Tezimizde M.Ö. II. Binyıl Anadolu'sunda hüküm süren Hitit devletinin askeri yapısı ve savaşma becerisi hakkında bilgiler verilmeye çalışılmıştır.Bu çalışma, hüküm sürdüğü tarih boyunca Hititler'in, askeri organi-zasyonu, donanımı, eğitimi, savunma teknikleriyle Anadolu'nun eskiçağ askeri tarihinde oynadığını önemli rolü ortaya koymuştur. Devlet teşkilatında önemli bir yapıya sahip Hitit ordusunun her ne kadar temelinde süvari birliği ve deniz kuvvetleri olmasa da gerek piyadelerinin ve gerekse savaş arabala-rının profesyonelce eğitilmeleriyle ortaya güçlü ve disiplinli bir ordu çıkmıştır. Ana silahı mızrak, kılıç ve yaydan oluşan Hitit ordusunun savunma stratejisini ise kentleri çepe çevre saran surlar oluşturmuştur. Özet halinde sunduğum bu bilgiler arkeolojik kanıtlar, yazılı belgeler ve bu konuda hazırlanmış çalışmalardan faydalanılarak açıklanmıştır.Anahtar Kelimeler:1-Askeri Teşkilat,2-Hitit,3-Eskiçağ Tarihi
İç Anadolu Bölgesi Bronz Çağı Hitit Dönemi eserleri motif ve kompozisyonlarının takı tasarımında uygulanması
Bu araştırmada; Ankara ili Anadolu Medeniyetleri Müzesi ve Çorum(Çorum, Alacahöyük ve Boğazkale) Müzelerinde bulunan Bronz Çağı Hitit Uygarlığı?na ait eserleri,kompozisyon ve motif özellikleri ile inceleyerek belgelemek ilgili eserlerin motif ve kompozisyonlarından esinlenilerek takı tasarımında kullanmak ve Hitit kültürünü özgün tasarımlarla günümüze aktarmak amaçlanmıştır. Anadolu?da büyük bir uygarlığın temsilcisi olan Hitit Devleti, M.Ö. 1660?1190 yılları arasında Anadolu coğrafyasında hâkimiyetini sürdürmüştür. Hititler, bu 500 yıllık zaman dilimi içerisinde önemli sanat eserleri ortaya koymuşlardır. Bunlar kazılar sonucu ortaya çıkarılan mimari kalıntılar, anıtsal kapılar,seramik kaplar, madeni eşyalar ve heykeltraşlık eserleri olarak sıralanabilirler. Hititli sanatkârlar eserlerini meydana getirirken daha ziyade dini cepheye ağırlık vermişler; taş, pişmiş toprak, altın, bronz, gümüş, fildişi gibi malzemelerden yaptıkları çok sayıda eserlerle Anadolu?ya özgü bir sanat üslubu meydana getirmişlerdir. Bu araştırma kapsamında; Hitit Uygarlığı eserlerinin motif ve kompozisyonlarından esinlenilerek 2 adet yazı sanatı, 4 adet heykel ve kabartma sanatı, 4 adet mühürcülük sanatı, 2 adet çömlekçilik sanatı ve 3 adet maden sanatından olmak üzere toplam 15 eserden esinlenerek gümüş ve yarı değerli taşlarla üretilen ?Hitit takı koleksiyonu?hazırlanmıştır. Ayrıca araştırmada takı yapımı hakkında temel bilgiler verilmiş, yapılan takılardan bir tanesinin tasarım ve uygulama aşamaları ayrıntılı olarak analiz edilerek fotoğraflarla sunulmuştur. Bu araştırma ile geçmiş ve gelecek arasında bir bağ kurmak ve binlerce yıl önce yapılmış olan sanat eserlerinin kültürler arası aktarımı hedeflenmiştir.
Hitit döneminde Anadolu'da Istar-Sauska Kültü
ÖZET Yüksek Lisans Tezi HİTİT DÖNEMİNDE ANADOLU‟DA IŠTAR-ŠAUŠKA KÜLTÜ Okan DEMİR Kastamonu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı Danışman: Yrd. Doç. Dr. Fahri MADEN Mezopotamya kökenli Ištar kültü Anadoluya önce Asurlu tüccarlar tarafından getirilmiştir. Koloni Çağının Anadoluda aktif olduğu M.Ö. 1950-1725 arası yılllarda tanrıça Ištar‟a dair bilgiyi, Kültepe‟deki (Kaniš) çivi yazılı tabletlerden ve başta Kültepe olmak üzere dönemin önemli ticaret merkezlerinden çıkarılarılan ikonografik buluntulardan edinilmektedir. Bununla birlikte, Ištar kültünün Anadolunun yerli halkarı arasında yayılmayıp, Asurlu tüccarlar arasında sınırlı kaldığı anlaşılmaktadır. M.Ö. II. binyılın ikinci yarısından itibaren Anadolu ve Kuzey Suriye‟yi kapsayan bir coğrafyada İmparatorluk kuran Hititlerin oluşturdukları dinsel yapıda çevre halkların inanışlarından önemli ölçüde etkilenmişlerdir. Eski Hitit dönemine ait yazılı ve ikonografik buluntularda Ištar kültüne değil bilgilerin çok kısıtlı olmasından hareketle, bu dönemde Ištar kültünün Hitit panteonunda yer almadığı sonucuna ulaşılabilinir. İmparatorluk döneminde, Güney Anadolu, Kuzey Suriye ve Kuzey Irak‟ı kapsayan bölgede yaşayan Kafkas kökenli Hurrilerin Hitit egemenliği altına girmesi, Mezopotamya inanışlarından büyük ölçüde etkilenmiş olan bu halkın, Mezopotamya kültürünü Anadolu topraklarına taşıyıcısı konumuna getirmişlerdir. Hurri yorumuyla Ištar-Šauška kültünün İmparatorluk döneminde ve sonrasında Hitit panteonunda önemli bir yer işgal ettiği ikonografik nitelikteki buluntulardan ve siyasi ve dinsel metinlerden anlaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Hititler, Hurri, Ištar, Šauška, Anadolu, din, kült 2016, sayfa 84
Belgelere göre Hitit hukukunun dinsel dayanakları
Hitit Devleti Teokratik Monarşik bir yönetime sahip bir devlettir. Bu sebeple idare meşruiyetini tanrılara dayandırmaktadır. Bunun sonucu olarak kanun metinleri de tanrıların garantisi altındadır. Ayrıca suç ve günah kavramları iç içe geçmiştir ve kanunlara aykırı her davranış tanrılara karşı işlenmiş bir suçtur. Suçlu kişiler tanrıların karşısında da kirlidir ve bu kirlilik felaketlere sebep olur. Tezimizde bu bağlantıyı ortaya koyarak idari meşruiyetle birlikte hukukun toplum nezdinde uygulanabilirliği açıklanmıştır. Bu hukuki metinlerde tanrıların iradesi arasındaki ilişkiyi gösteren bazı unsurlar bulunmaktadır. Biz de bu unsurları kullanarak hukuki meşruiyetin ilahi bir irade ile pekiştirildiği ortaya koymaktayız.
Tatarlı Höyük 2007-2016 yılları kazılarında açığa çıkarılan Hitit Imparatorluk dönemi seramikleri
Ovalık Kilikya'nın doğusunda yer alan ve bölgenin en büyük yerleşimlerinden birisi olan Tatarlı Höyük, çevresindeki bol su kaynakları ve doğal geçitlere olan yakınlığı ile jeopolitik açıdan oldukça önemli bir konuma sahiptir. MÖ II. binin ortalarında Kizzuwatna ismiyle karşımıza çıkan Çukurova Bölgesi'nin Kuzey Suriye ve Mezopotamya topraklarına yakınlığı Hitit dünyasıyla ilişkilerini beraberinde getirmiştir. Bu etkileşimin sadece siyasal değil ekonomik, kültürel ve dinsel boyutları da bulunmaktadır. Özellikle II. Suppiluliuma ile başlatılan Hitit İmparatorluk Döneminde Çukurova Bölgesi Hitit siyasi yayılımının bir parçası olarak karşımıza çıkar. Tatarlı Höyük'te bu yayılımın bir yansıması olarak öne çıkan buluntu gruplarından birisi de seramiklerdir. Bu çalışmada IVa tabakasında ele geçen ve yaklaşık olarak MÖ 14-13.yy'lar arasına tarihlenen seramikler ayrıntılı bir tipolojik sınıflama ile ele alınmış ve büyük çoğunluğu monokrom olan bu seramiklerde kullanılan hamur grupları tespit edilerek, arkeometrik analizlerle mikromorfolojik yapıları ortaya konmuştur. Özellikle tabak, çanak ve testi formlarıyla yapılan tipolojik karşılaştırmalar bu seramiklerin Hitit çekirdek bölgesi içinde yer alan merkezlerle büyük oranda benzerlik taşıdığını göstermektedir. Höyükte IVa tabakasına tarihlenen seramik fırınının varlığı ve arkeometrik sonuçların ortaya koyduğu volkanik kayaçların bozunumundan elde edilen kil ve minerallerin varlığı, bölgenin jeolojik yapısı da dikkate alındığında yerel bir üretimi işaret etmektedir. Bunun yanı sıra daha az oranda görülen boyalı parçalar OTÇ'ndan beri süregelen Suriye-Kilikya geleneğinin etkisinde yerel özelliklerle karşımıza çıkmaktadır. Tekil örnekler olmakla birlikte Ege ve Kıbrıs dünyasıyla bağlantıları gösteren seramik parçalar MÖ 14. yy içerisinde Tatarlı Höyük'ün çevre kültürlerle bağlantılı bir yerleşim olduğunun kanıtlarını sunmaktadır. Yapılan bu çalışma ile Çukurova bölgesinde GTÇ IIa dönemi ile çağdaş olan Hitit İmparatorluk Döneminde, bölgenin seramik repertuarına ayrıntılı bir katkı sunulması amaçlanmış, yerleşimdeki Hitit etkisinin boyutları ortaya konulmaya çalışılmıştır.
Arkeolojik veriler ışığında geç Tunç Çağı'nda Orta Anadolu-Batı Anadolu ilişkileri
Geç Tunç Çağı Anadolu'sunun belirleyici gücü olan Hitit Devleti, yaptıkları askeri ve siyasi hamlelerle çevrelerindeki vasal ülkeleri kendisine bağlarken kültürel olarak da birçok etki bırakmıştır. Bu etkilerin izleri günümüzde arkeolojik verilerle kanıtlanmaktadır. Hitit Devleti'nin erken dönemden beri Batı Anadolu ülkeleri olan ilişkileri yazılı belgelerden anlaşıldığına göre zaman zaman düşmanca zaman zaman dostane bir şekilde ilerlemiştir. Orta Anadolu ve Batı Anadolu'da yapılan arkeolojik kazı çalışmalarında bulunan bazı eser grupları her iki bölge arasındaki iletişimin kültürel kanıtlarıdır. Yapılan tez çalışması kapsamında bu veriler değerlendirilerek bölgelerin birbirleriyle olan kültürel alış–verişinin sınırları detayları ortaya koyulmaya çalışılmıştır.
Anadolu'da Neolitik Çağdan Tunç Çağı sonuna kadar kabartma insan ve hayvan figürleriyle bezeli pişmiş toprak kaplar
Anadolu'da Erken Neolitik Dönem'den itibaren görülen, pişmiş toprak kapların üzerinin kabartma olarak yapılmış insan ve hayvan figürleriyle süslenmesi anlayışı, Eski Hitit Dönemi'nde doruk noktasına ulaşmaktadır.M.Ö. 2. bin yılın ilk yarısında, Asur Ticaret Kolonileri Çağı ve Eski Hitit dönemlerinde yaygın olarak görülen bu kapların, bu dönemde Mezopotamya ile girilen yoğun ticari ilişkilerin ve etkileşimin bir sonucu olarak karşımıza çıktığı kabul görmüştür.Bu tez çalışmasının amacı, özellikle vazo formlarında karşımıza çıkan bu bezeme anlayışının Erken Neolitik Dönem'den Geç Tunç Çağı sonuna kadar incelenmesi yoluyla, ele alınan dönemler boyunca bu kap tipinin tipolojik gelişiminde ve kullanım amacında bir sürekliliğin olup olmadığının incelenmesidir. Çalışma sırasında, ele alınan malzeme, Neolitik Dönem, Kalkolitik Dönem ve Tunç Çağı olmak üzere üç ana dönemde incelenmiştir. Kabartma figürlü kapların ele geçtiği yerleşimler ana dönem başlıkları altında ayrı ayrı ele alınmış ve mümkün olduğunca buluntular ele geçtikleri arkeolojik kontekstlerle birlikte değerlendirilmiştir. Kabartma figürler, oluşturdukları konu bütünlüklerine göre gruplara ayrılarak, incelenen her örnek için kataloglama çalışması yapılmıştır.
Hitit büyü ritüelleri
Çok çeşitli konuları içeren Hitit Devlet Arşivi'nde ritüel metinler oldukça büyük bir yer tutmaktadır. Bu ritüel metinlerin bir çoğunun giriş kısımlarında ve kolofanlarında ritüeli gerçekleştirenin cinsiyeti, mesleği, nereli olduğu ve ne için yapıldığı belirtildikten sonra kullanılan malzemeler sıralanmaktadır. Bu malzemelerin çeşitliliği ve miktarları ritüel sahibinin ekonomik ve sosyal statüsünü göstermektedir. Ritüellerin amacı ritüelleri yaptıran kurban sahibini büyü vasıtası ile temizlemektir. Bu kişilerin çoğunlukla kral, kral ve kraliçe, zengin kişiler ve yüksek rütbeli memurlar oldukları görülmektedir. Aynı zamanda ekonomik durumu iyi olmayan kişiler de ritüel yaptırmaktadır, ancak onlardan istenen malzemeler ekonomik durumlarına uygun olmaktadır. Ritüeli yapan görevliler de kurban sahibinin getirdiği ve ritüelde kullanılan malzemelerden bir kısmını almaktadırlar.Büyü ile ilgili çok sayıdaki Hitit metinleri, Hiti dünyasında büyünün çok önemli bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Her türlü hastalık ve rahatsızlık, kral, kraliçe ve diğer hanedan mensuplarının ölümü yeminin çiğnenmesi sonucu ölüm, adam öldürme, büyü, dedikodu, lanet, mezarların kirletilmesi, yakın akrabalar arasında cinsel ilişki, kral ve kraliçe için yapılmış temizlik ayinleri, tahta çıkma, aile bireyleri arasında geçimsizlik, arkadaşlar arasında kavga, askerlere sadakat yemini ettirilmesi, askeri bir yenilgiden sonra yapılan ayin, vekil kral atama ayini, ?ağız yıkama? ayinleri, üzüm bağlarının verimsizliği, çekirge salgını ve daha birçok olayda büyünün gücünden yararlanmak istenmiştir.Hitit iyi büyünün olumlu etkilerinin yanında kötü ( = kara ) büyünün de tehlikeli olduğu kabul edilmiştir. İyi büyü toplumun her kesiminde özellikle de kraliyet ailesinde uygulama alanı bulmuş, kara büyü ise yapanlara ölüm cezası verilecek kadar ciddi bir suç olarak kabul edilmiştir.Hitit Devletinde büyünün rolü Orta Hitit Dönemi'nden itibaren daha iyi bir şekilde belgelenmiştir. Hititlere büyü kavramı öncelikle, Anadolu'nun güneyinde ve güneydoğusunda Hurrice ve Luvice konuşulan bölgelerden özellikle Kizzuvatna'dan girmiştir.Hitit büyücülüğünün etnolojik yönden büyük bir önemi vardır. Çünkü büyü metinleri tek bir kavram değil, tüm eski Anadolu kavimlerinin inançlarını bize yansıtan ve aktaran çok değerli bir etnolojik derleme niteliğini taşımaktadır.Biz bu çalışmamızda Hititlerde büyünün ne kadar önemli olduğunu çivi yazılı belgelerden de sıklıkla örnekler vererek anlatmaya çalıştık. Bunun dışında tama yakın esas metinleri de ekleyerek çalışmamızı tamamladık.Anahtar Kelimeler1.Hitit2.Ritüel3. Büyü4.Din5.Tıp
Tunç ve Demir çağında Anadolu'nun güneyinde Orthostatin mimaride kullanımı ve işlevi
Anadolu yarımadası, özellikle de Anadolu' nun güney kesimi ideal iklimi, zengin maden yataklarına sahip olması ve kültürel geçiş güzergâhında (Mısır, Mezopotamya, Suriye, Anadolu ve Balkanlar) yer alması bakımından tarihöncesi devirlerden bu yana önemini korumaktadır. Tunç ve Demir Çağı'nda da devem eden söz konusu bu popülarite, mimarinin gelişiminde de etkili olmuştur. Duvar bedenlerinin alt kısımları, dış etmenlere ve neme karşı en zayıf bölüm olması bakımından orthostatlar ile korunmaya alınmıştır. Orthostatlar hem yapının statiğinin arttırılması hem de yapıya anıtsallık-görsellik kazandırılması amacıyla kullanılmıştır. Anadolu'da Orta Tunç Çağı' ndan beri mimaride kullanılan orthostatlar Levant ve Ege grubu olmak üzere hem fonksiyonel hem de biçimsel bakımından iki farklı tipte gelişim göstermiştir. M.Ö. 13. yy.' ın sonlarında hem iklimsel değişiklik hem de deniz kavimlerinin akınları sonucu Anadolu' nun siyasi yapısı tümüyle değişerek nihayetinde Hitit İmparatorluğu da yıkılmıştır. Kuzeyden güneye adeta bir domino etkisiyle görülen kültürel göçler neticesinde Anadolu' nun güney kesiminde yeni kültür bölgelerinin şekillenmesiyle sonuçlanmıştır. Demir Çağı' nda Hitit-Assur etkisiyle şekillenen orthostatlar, Geç Hitit sanatının en önemli mimari ürünlerindendir. Ağırlıklı olarak bazalt ve kireçtaşı malzemeden yapılar orthostatlar tapınaklar, kent kapıları, saray ve hilani yapıları, mezar yapısı, anıtsal cadde duvarları ve sivil mimari yapılarında kullanım görmüştür. Anahtar Kelimeler: Anadolu, orthostat, statik, anıtsallık, Hitit, Assur.
Sosyal bilgiler ders kitaplarında (2017-2018 dönemi) Hitit tarihinin tarih öğretimi açısından değerlendirilmesi
Tarih insanı içine alan toplumun değerlerini yansıtan, devletin ve toplumun sürekliliğini sağlayan önemli bir alandır. Tarihin bu yönü tarih öğretiminin olmazsa olmaz bir gereklilik olduğunu göstermektedir. Türkiye'de tarih öğretimi ilköğretimden itibaren başlamaktadır. Tarih öğretiminde farklı kaynaklardan yararlanılmaktadır. Öğretmen ve öğrenciye yardımcı temel kaynaklardan biri de ders kitaplarıdır. Ders kitaplarında program ve içeriğin hazırlanmasında Öğrencinin zihinsel ve fiziksel gelişiminin yanında eğitim bilimlerinin temel alındığı öğretim faktörleri de dikkate alınmalıdır. Sosyal bilgiler ders kitapları Hitit tarihi öğretimi açısından değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Hitit tarihi ile ilgili bölümler incelenirken 2017/2018 yılları arasında kullanılan ders kitapları dikkate alınmıştır. Araştırmamızda şu hususlar yer verilmiştir. Eğitim bilimleri ile ilgili Akademik kaynaklar, tarih öğretimi ile ilgili akademik kaynaklar ve bu alanda yapılmış çalışmalar, makaleler incelenmiştir. Talim terbiye kurulunun belirlediği hususlar da dikkate alınmıştır. Görsellerin ve metinlerin ünitenin bölüm ile ilgili kazanımlarını yansıtabilme durumları görsel ve metin üzerinden değerlendirilmiştir. Bütün bu çalışmalara bağlı olarak sosyal bilgiler ders kitaplarının,5, 6 ve 7. Sınıf düzeyinde tarih öğretimi açısından uygunluğu ele alınmıştır.
Hititlerin Anadolu'ya göçü ve çevre kültürlerle etkileşimi
? Hititlerin Anadolu'ya Göçü ve Çevre Kültürlerle Etkileşimi? adlı yüksek lisans tez .çalışmamızda konusu geçen kavmin göçü ile oluşan kültür etkileşimleri incelenmeye çalışılmıştır.Hititler yoğun biçimde Hatti, Mezopotamya ve Hurri etkileri altında kalmış oldukları halde ulusal kimliklerini yitirmemişler tersine bütün bu etkilerden yararlanarak özgün bir uygarlık yaratmışlardır.Hint- Avrupa dil grubundan olan Hititler, M.Ö. 2.binde Kafkasya üzerinden Anadoluya gelmişlerdir. Yerli ve göçmen halkları siyasi bir birlik altında toplayarak güçlü bir imparatorluk olmuşlardır. Çevre kültürlerle hem siyasi hem de ticari faaliyetler sonucunda çeşitli etkileşimlerde bulunmuşlardır.Hititler, Anadolu'nun güneydoğusu ile Kuzey Suriye bölgesinde yaşayan Hurriler ile din, mitoloji, sanat, yazı, at yetiştirme gibi pek çok Mezopotamya unsurunu kendi kültürlerine aktarmışlardır. Hititler kendi çivi yazılarında Akadça ve Sümerce yazı işaretlerini kullanmışlardır. Kendi tanrıları yanında Hatti, Hurri, Luwi ve hatta Asur tanrılarını da benimsemişlerdir. Bu yüzden Hitit Ülkesi için ?Bin Tanrılı Ülke? denmiştir. Hititler kendilerinden sonraki Luwi, Frig, Yunan ve Roma kültürlerindeki tanrı ve tanrıça kökenlerini oluşturmuşlardır.Hitit yasaları Mezopotamya yasalarına göre daha insancıldır, kısasa kısas değildir. Zararlar maddi olarak ödenecek şekilde düzenlenmiştir. Yine doğu kültüründe görülmeyen kadına sosyal statü ve değer Hititlerde kanunlarla güvence altına alınmıştır. İdare sisteminde önemli memuriyet isimlerinin pek çoğu yabancı kökenli olup, Asur Ticaret Koloni Çağındaki beylerden, Hurrilerden, Babil, Ugarit ve hatta Mısır'dan alınmıştır. Hitit döneminden beri hemen hemen değişmeyen, hizmet karşılığında toprak bağış sistemi Selçuklu, Bizans ve Osmanlı'ya dek uzanmıştır. Hititlerin Anadoludaki varlıklarından önceki sanat, büyük ölçüde Hatti etkilidir. Ancak hititler kendine özgü bir sanat geliştirmişlerdir. Geç Hitit fildişi kadın figürlerinde ?Arkaik Gülümseme? Akdeniz üzerinden Girit, Rodos, Samos yoluyla İonya, kıta Yunanistan sanatına aktarılmıştır. Mykenai'daki ünlü Aslanlı Kapı, Hattuşa'nın Aslanlı Kapısı ile, Peloponnes'te Tryns'te görülen tonozlu geçitlerin ve sandık duvarların Hititlerin mimari sistemi ile benzerlik göstermesi, Avrupanın ilk gelişkin kültürü olan Myken kültürünün Hititlerden etkilendiğini gösterir. Troia VI ve VIIa dönemindeki savunma duvarları ve koruma amaçlı kule eklentileri, Hitit etkisini gösterir. Bizans'ı ve sonraları İstanbul'u koruyan iç içe iki sur çemberinden ve aralarında hendeklerden oluşan sistemin Hitit başkenti Hattuşa surlarıyla büyük benzerlik gösterdiği görülür. Geç Hitit saraylarında görülen Bit-Hilani uygulaması, Selçuklu, Bizans ve Osmanlı mimarisinde görülür. Anadolu'da ilk kez su toplama havuzları ve göletler Hititler tarafından oluşturulmuştur.
Osmanlı öncesi Sivas ve yöresi yarihi
Sivas şehri ve yöresi, Neolitik dönemden Osmanlı hâkimiyetine geçinceye kadar tarihin her döneminde dikkat çekmiş bir bölgedir. Sivas, eskiçağda Perslerin hâkimiyeti altında iken (M.Ö. V. yüzyıl) ünlü Kral Yolu'nun güzergâhlarından biriydi. Bu yöre Bizans İmparatorluğu döneminde de ülkenin can damarı niteliğinde olan Anadolu'daki askeri yolun üzerindeydi. Bizanslıların, Selçuklu ordularının akınları ile Anadolu'nun doğusundaki topraklarının önemli bir kısmını kaybetmeleriyle birlikte, bu yöre imparatorluğun en önemli sınır kenti haline gelmiştir. Danişmendliler döneminde Sivas, bu beyliğin en önemli idare merkeziydi. Bu şehir Anadolu Selçukluları, özellikle de I. Alaeddin Keykubat (1220-1237) döneminde daha da büyüyerek uluslar arası bir ticaret ve kültür merkezi haline gelmiştir. İlhanlılar döneminde özel bir statüsü olan Sivas, Eratna ve Kadı Burhaneddin dönemlerinde bu beyliklerin merkezi seçilmiştir. Böylece Sivas şehri binlerce yıllık tarihi ve kültürel mirası ile Anadolu'nun en önemli şehirlerinden biri olmuştur.
Eski Asurca metinlerde geçen coğrafya adları
M.Ö. II. binin ilk çeyregi Anadolu ve Asur arasındaki ticari iliskilerin en yogun oldugu dönemdir. Koloni Çagı olarak da adlandırılan bu dönemde Asurlu tüccarlar, Anadolu'daki sehirlerin yakınlarında kurdukları karum ve wabartum adı verilen merkezlerde ticari faaliyetlerini gerçeklestirmisler ve yasamlarını buralarda sürdürmüslerdir. Anadolu'da Kültepe, Bogazköy, Alisar ve Kalehöyük; Kuzey Mezopotamya'da Asur ve Mari; Suriye'de ise T. Leilan ve Nuzi'de ortaya çıkarılan Eski Asurca çivi yazılı metinlerde bu dönemdeki Anadolu'nun ve kısmen Asur'un ekonomik, siyasi, sosyal, dinî ve cografi yapısı hakkında önemli bilgiler mevcuttur. ?Eski Asurca Metinlerde Geçen Cografya Adları? konulu tezimiz üç bölümden olusmaktadır. Birinci bölümde çivi yazılı belgelerde geçen yer adlarını tespit etmeye ve bunların Hitit ve Klasik dönemlerdekiler ile idantifikasyonunu ve mümkün oldugu takdirde bugünkü karsılıklarını ortaya koymaya çalıstık. Ayrıca metinlerden elde edilen bilgilere göre, sehirlerin ekonomik, siyasi ve dini yapılanmalarına temas ettik. Tezimizin ikinci bölümünde, çivi yazılı belgelerde geçen nehir adları üzerinde durduk. Sehir adlarına göre çok daha az olan bu nehirlerden sadece iki tanesi Anadolu'ya aittir. Bunlar Purattu (Fırat) ve diqlat (Dicle) nehirleridir. Ayrıca Anadolu'da ele geçen Eski Asurca belgelerde sadece Purattu (Fırat) ve Humatum nehir adları belirtilmektedir. Belgelerde geçen diger nehir adlarının Kuzey Mezopotamya ve Kuzey Suriye bölgelerine âit oldukları tespit edilmistir. Tezimizin üçüncü ve son bölümünde ise, dag adları ele alınmıstır. Sadece iki dag adı tespit edilebilmistir. Bunlardan ilki, Hitit metinlerinde de geçen ve Erciyes Dagı ile bir tutulan A?ka?ipa Dagı, digeri ise Amanos Dagları ile bir tutulan Humanum Dagı'dır. Anahtar Sözcükler 1. Koloni Dönemi 2. Anadolu 3. Kültepe 4. Kani? 5. Cografya Adları
Hitit İmparatorluk dönemi askeri ittifaklar ve siyasal diplomasi
Bu çalışma, Hititler'in diplomasi sistemini tarihsel ve kuramsal açıdan derinlemesine inceleyerek, antik dünyanın en gelişmiş dış politika uygulamalarından biri olan Hitit diplomasisinin yapısını, işleyişini ve etkilerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. MÖ 2. binyıl Anadolu'sunda kurulan Hititler, sadece askeri güçleriyle değil, aynı zamanda gelişmiş diplomasi teknikleri ve stratejik yaklaşımlarıyla da dönemin diğer büyük medeniyetleriyle ilişkilerini yönetmişlerdir. Bu bağlamda çalışma, Hitit diplomasisinin temel araçları olan yazılı antlaşmalar, elçi değişimleri, stratejik evlilikler ve vasallık sistemi gibi uygulamaları kapsamlı bir şekilde analiz etmektedir. Araştırma kapsamında, Hititlere ait yazılı kaynaklar, arkeolojik buluntular ve modern tarihsel literatür sistematik olarak incelenmiş, içerik analizi yöntemiyle diplomasi pratiklerinin tarihsel süreç içindeki gelişimi ve etkinliği değerlendirilmiştir. Çalışmada, Hitit diplomasisinin kriz ve çatışma durumlarında oynadığı barışçı rol, bölgesel istikrarı sağlama stratejileri ve bu pratiklerin sonraki dönem diplomasi anlayışlarına yansımaları ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Sonuçlar, Hititlerin diplomasi alanında hem hukuki hem de siyasi temelli kurumsallaşmış sistemler geliştirdiğini göstermektedir. Yazılı antlaşmaların bağlayıcı yapısı, elçilik kurumunun etkinliği ve stratejik evliliklerle oluşturulan ittifaklar, Hititlerin diplomasi anlayışının temel unsurları olarak ön plana çıkmaktadır. Ayrıca, vasallık ilişkileri ve bölgesel güç dengesi sağlama politikaları, Hitit diplomasisinin sürdürülebilir ve çok boyutlu yapısını desteklemiştir. Bu çalışma Hitit diplomasisinin tarihsel önemini vurgulamakla kalmayıp, aynı zamanda modern uluslararası ilişkilerde diplomasi uygulamalarının kökenlerine ışık tutmaktadır. Hititlerin diplomatik pratiklerinin, günümüz diplomasi anlayışında barışın tesis edilmesi, kriz yönetimi ve uluslararası iş birliğinin sağlanması açısından yol gösterici olduğu sonucuna varılmıştır. Böylece, bu araştırma, Hitit diplomasisinin sadece antik döneme özgü bir olgu olmadığını, çağlar ötesine uzanan ve evrensel değerler içeren bir diplomasi mirası olduğunu ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Hitit, Diplomasi, Evlilik, Antlaşma,İttifak.