Hittites

75 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Doğu Anadolu örnekleri kapsamında Akhaimenid Dönem'de Rhyton: Gelişim ve tipoloji

Rhyton formu MÖ II. binin başlarından daha öncesine giden bir kullanım geleneğine sahiptir. İçki kabı olmanın ötesinde libasyon gibi ritüel uygulamalarında kullanılan bu kabın her kültüre ve coğrafyaya göre değişen bir üretim üslubu söz konusudur. Genellikle metal, seramik ve cam örnekleri ile karşılaştığımız formun ilk olarak ne şekilde kullanıma girdiği, kendi içindeki form gelişim ve değişiminin nasıl olduğu araştırılması gereken bir husus olarak önem taşımaktadır. Rhytonlar Neolitik dönemden itibaren bir kullanım geleneğine sahip olup muhtelif amaçlarla kullanılmıştır. Genel olarak üretkenlik, bolluk ve çoğalmayı simgeleyen hayvan figürleri ile şekillendirilen bu törensel içki kaplarının üzerinde sıvının dışarı akışını sağlayan akıtma/boşaltma deliklerine veya küçük emziklere rastlanır. Rhyton yapımı Asur Ticaret Kolonileri ve Hitit Çağı'nda en yoğun dönemlerini yaşamıştır. Hitit Çağı'ndan sonra ise Roma dönemine kadar azalarak devam etmiştir. Özellikle Akhaimenid etkili rhytonlarla ilgili çalışmalar oldukça sınırlı olduğundan Akhaimenid Dönem rhyton formuna yönelik yayın ve değerlendirmeleri bir araya toplayarak, formun işlevsel ve tipolojik niteliğini araştırmak ve ilk kullanım geleneğinin bağlı olduğu kültür alanını belirginleştirmek öncelikli amacı oluşturmaktadır her çeşit arkeolojik malzemedeki betimlemeler bu çalışmada ele alınmıştır.

Akhaemenid DönemiArkeolojiArkeolojik alanlar+7
Ergün Evliyaoğlu
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş yorumlarla Hitit gaga ağızlı testiler

Bu çalışmada, Hitit Uygarlığı döneminde günlük kullanım eşyası, dinsel tören(libasyon) kabı, mezar hediyesi ve sunum kabı olarak kullanılan gaga ağızlı testilerden etkilenilerek günümüz seramik sanatında, Çağdaş sanat eserleri ortaya çıkartmak hedeflenmiştir. Konuyla ilgili olarak Hitit sanatı ve eserleri incelenmiş, dönemin seramik çalışmaları örnek görseller ile açıklanmıştır. Ağırlıklı olarak Hitit gaga ağızlı seramik testilerinin nasıl ve ne amaçla yapıldığı incelenmiş, gaga ağızlı yeni formlar ile dönemin en önemli uygulamaları; farkındalık yaratacak şekilde sanatsal formlara dönüştürülmüştür. Ana bölümde Hitit seramik sanatı, mimari yapıların oluşum ve yerleşim şekli, bu yerleşik yapıların neye göre oluşturulduğu ve Tanrılar için yapılmış tapınaklardan bahsedilmiştir. Hitit sanatından görseller paylaşılarak bu görsellerle ilgili bilgi verilmiştir. Hitit seramik sanatının oluşum süreci, seramiklerin türleri, yapım aşamaları ve bu seramiklerin kullanım amaçları örnek görseller verilerek açıklanmıştır. Anadolu'da güçlü izler bırakan Hitit uygarlığı böylelikle kendine özgü özellikleriyle geleceğe yeni eserlerin esin kaynağı olarak izler bırakmaya devam edecektir.

Hitit DönemiHitit sanatıHitit seramiği+5
Melek Tuncel
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yazılı kaynaklara göre Hititler devrinde kadın ritüelleri

Çalışmanın konusu olan kadınlar, tarihin başlangıcından bu yana birçok sosyal statüye sahip olmuşlardır. Antik dünyada, geldikleri topluma bağlı olarak kadınlara farklı davranılmış ve çoğu toplumda dezavantajlı hukuki kurallar konmuştur. Kadının sosyal statüsü ne kadar yüksek olursa, sahip olduğu ayrıcalıklar o kadar fazla olmuştur. Eski Anadolu medeniyetlerinde kadının statüsünü anlamamıza yardımcı olan olgulardan birisi de onlarla ilgili olan ritüellerdir. Tezimiz, Anadolu'da kadının gerçekleştirdiği ritüeller, büyü, dini metinler, tıp, doğum, cenaze ve bayram törenlerindeki rolü ve önemini beş bölümde incelemektedir. Birinci bölümde Asur Ticaret Kolonileri devrinde kadının yeri ve önemi, ikinci bölümde Hititlerde ritüel ve büyü kavramlarında kadının işlevi, üçüncü bölümde Hititler Devrinde dini metinlerde kadının temsili, dördüncü bölümde Hititlerde tıp ve doğum ritüellerinde kadının katılımı, beşinci bölümde ise Hititlerde cenaze ve bayram törenlerinde kadının gerçekleştirdikleri ritüeller irdelenmektedir. Çalışmamızda ritüellerin yapılış amacı, nasıl uygulandığı ve bu uygulama esnasında kadınların pozisyon ve rolleri hakkında bilgiler verilecektir. Ritüellerin, kadınların sosyoekonomik ve kültürel hayatında ne derece önemli olduğu da tespit edilmeye çalışılacaktır. Zamanla ritüel kavramı hangi şekilleri almıştır. Hitit toplumunda ritüellerin önem derecesi nedir? Ritüeller ne şekilde kullanılmıştır. Ritüel nedir? Bu kavramlar ilk hangi tarihte ortaya çıkmıştır? Bunlara değinilecek ve bahsedilen dönemde hayatın nasıl vazgeçilmez bir parçası olduğu kavranmaya çalışılacaktır. Bulunduğu coğrafyanın yaşam tarzına uygun olarak nasıl ve neden kullanıldığı incelenecektir. Netice olarak kadının sosyal statüsü, dini ve kültürel hayattaki yeri ve önemi gibi daha birçok alanda bilgiler verilmeye çalışılacak olup, kadının hem günlük hayattaki hem de ritüeller esnasında büründükleri rollere göre yaşayış tarzları farklı bir bakış açısıyla sunulacaktır. Yapılan ritüeller günümüzde olmasa da bahsedeceğimiz zamanın ne kadar önemli bir parçası olduğu ortaya konulacaktır. Hamilelikten doğuma, kraliçeden büyücü kadına kadar Hitit siyasi, sosyal, ekonomik ve dinsel hayatında yer alan her statüdeki kadının yeri ve önemi açıklanmaya çalışılacaktır. Tüm bu bağlamlar temel alınarak ritüeller çerçevesinde ele alınacak ve detaylıca incelenecektir. Anahtar Kelimeler: Eskiçağ, Anadolu, Hitit, Kadın, Ritüel

HititlerKadınlarRitüel+3
Mehmet Şahin
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yazılı kaynaklar ışığında Tuwanuva/Tyana

Niğde İli Bor İlçesi Kemerhisar Beldesi'nde yer alan Tyana Antik Kenti MÖ II. binyıldan günümüze kadar yerleşim görmüş önemli bir kent olarak karşımıza çıkmaktadır. Asurca tabletlerde Tuhana/Tuwana olarak geçen kent Hitit çivi yazılı metinlerde Tuwanuwa olarak bilinmektedir. Özellikle Geç Hitit Dönemine ait bilgilerin büyük kısmını başta sayıları 20 bini aşan kil tabletlerden ve ele geçen diğer arkeolojik buluntulardan öğrenmekteyiz. Asurluların Anadolu ile ticari münasebetleri yaklaşık 250 yıllık bir süreci kapsamaktadır. Tyana kenti bugün her ne kadar Roma ve Bizans dönemleri ile ön planda olsa da kentin tarihi geçmişi ve 2021 yılında ilk defa ele geçen arkeolojik buluntular, Asur Ticaret Kolonileri Çağı'ndan beri kesintisiz yerleşim gördüğünün kanıtı olarak karşımıza çıkmaktadır. Geç Hitit Döneminde en büyük krallıklardan biri olan Tabal Bölgesi, o dönemde siyasi güç elde etmiş kentlerden biri olarak görülmektedir. Tabal Bölgesi'nin başkenti antik kaynaklarda ve çivi yazılı belgelerde Tuwanuwa, Kral Warpalawas ise bu bölgenin kralı olarak bilinmektedir. Tyana kenti bugün kazı çalışmaları halen devam etmekte olup modern yerleşme ile iç içe olan antik kentin kalıntıları büyük ölçüde toprak altındadır. Tyana lokalizasyonunda klasik dönemler öncesi arkeolojik verilere bugüne kadar ulaşılmamış olması, kentin klasik dönemler öncesi kültür varlığında soru işareti bırakmıştır. Tez konusunu oluşturan arkeolojik buluntular ve antik kaynaklar aracılığı ile kentin klasik dönemler öncesine ışık tutacak önemli veriler bir araya getirilmiş ve tez çalışması içerisinde değerlendirilmiştir. Bununla beraber antik ve modern dönem yazarlarının kent ile ilgili verdikleri birçok bilgiyi antik kaynaklar aracılığı ile edinmekteyiz ve bu bağlamda yazılı belgelerin modern yüzünü oluşturan seyahatnameler hiç şüphesiz en önemli kaynaklar arasında yer aldığı açık bir gerçektir.

Antik ÇağAntik şehirlerArkeoloji+6
Kısmet Bacak
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Hititçe çiviyazılı kaynaklara göre doğa olayları

Hititler için doğa ve doğa olayları kuşkusuz büyük bir öneme sahipti. Doğa koşullarının iyi ya da kötü olması günlük yaşamlarını büyük ölçüde etkilemekteydi. Hitit dininin de doğa ile yakından ilgisi bulunmaktadır. Hitit tanrılarının hemen hepsi doğanın düzenini sağlamakla yükümlülerdi. İnsanlar da tanrıların bu düzenini devam ettirmeleri için tanrılara iyi davranmak ve onlara birtakım sunular yapmak durumundalardı. Aksi takdirde, tanrılar öfkelenebilir ve doğanın düzeni altüst olabilirdi. Bu doğrultuda Hitit metinlerinde birçok doğa olayı geçmektedir. Hitit arşivinde doğa olaylarının geçtiği metinlerin birçoğu su ile ilgili olanlardır. Gökyüzü, bulutlar, gök gürültüsü, yağmur ve bu olayların yönetici gücü olarak Fırtına Tanrısı'nın geçtiği metinler ağırlıktadır. Mezopotamya ve özellikle Eski Babil kökenli, gökyüzündeki Ay, Güneş ve yıldızlara göre yorumlanan kehanet metinleri de arşiv de büyük yer tutmaktadır. Hitit dünyasının doğaya bakış açıları mitolojik metinler ile daha yakından değerlendirilebilmektedir. Özellikle mitoslarda bir anda ortadan kaybolan tanrı hikâyeleri anlatılmakta, tanrının kayboluşu ve ard arda gelen doğa felaketleri sıralanmaktadır. Tanrının tekrar dönüşü ile ülke bolluk ve refaha erişmektedir. Tez çalışmamızı genel olarak değerlendirdiğimizde, Hititçe çiviyazılı kaynaklarda doğa olaylarının nasıl meydana geldikleri ve ne zaman oluştuklarına dair net bilgiler elde edememekteyiz. Hitit coğrafyası ve iklimi düşünüldüğünde kar gibi bir doğa olayının metinlerde geçmemesi oldukça şaşırtıcı bir durumdur. Deprem gibi bir doğa olayını Hititçe'de tam karşılayan bir sözcük bulunmamakla birlikte, tarafımızdan katkattenu- fiilinin depremi ifade ettiği düşünülmektedir.

BoğazköyDoğaDoğal afetler+5
Betül Tercan
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Hititçe çiviyazılı kaynaklara göre Tetešhapi ve kültü

Hititlerin metin küllliyatını, tarihi metinler, devlet anlaşmaları, mektuplar, kanunlar, idari metinler, mitler, dualar, arınma ritüelleri, kehanetler ve daha fazlası oluşturmaktadır. Ancak, bu kategorinin büyük bir kısmı bayram ritüel metinlerine aittir. Bayram ritüel metinlerinin geniş kapsamlı dizininin inşa edilmesi, Hititoloji sahasına her ne kadar fayda sağlasa da bazen zorluklarla doludur. Örneğin, mevsimsel bayramlar birçok güne yayılmakta ve birden fazla kült kentini içermektedir. Basmakalıp cümleler ve pasajlardan oluşan bu bayram metinlerindeki küçük fragmanların başka bir bayram metnine ait olduğunu ispat etmek ise son derece zorlayıcıdır. Ancak, genel kapsamda bayram ritüellerini değerlendirdiğimizde tanrıları memnun etmek, ülkenin refah ve bolluğu için onlarla iletişime geçmek amacıyla tanrıları anarak onlara zengin ziyafetler sunulması, kurbanlar verilmesi, dans, müzik ve eğlencenin yer aldığı kültsel öğelerin bulunduğunu açıkça görebilmekteyiz. Hatti kökenli tanrıça Tetešhapi'nin bayramı, eski Hitit unsurlarını içinde barındıran dans, müzik ve eğlencenin yoğun olduğu bir bayramdır. 61 tablet ve 89 fragmandan oluşan bu bayram metinleri Eski, Orta, Yeni ve Geç Yeni Hitit'e tarihlendirilmektedir. Eski Hitit geleneğine atıfta bulunan purulli(ya)- ve KI.LAM bayramlarında da adı geçen tanrıça Tetešhapi, vahşi doğanın koruyucu tanrıçası (potnia theron) olarak görülmektedir. Tanrıça Tetešhapi'nin bayramının hangi mevsimde kutlanıldığına dair metinlerde net bir bilgi olmasa da ilkbaharda kutlanan purulli(ya)- ve KI.LAM bayram metinlerini tanrıça Tetešhapi'nin bayram metinleri ile karşılaştırdığımızda bazı ortak unsurlardan yola çıkarak tanrıça Tetešhapi'nin bayramının ilkbaharda kutlanılan bir bayram olduğunu açıkça görmekteyiz. Tanrıça Tetešhapi'nin bayramının başrolünde, NIN.DINGIR rahibesinin bulunduğunu ve onun tuhkanti- ile ortak hareket etmesinden yola çıkarak bu rahibenin statüsünün kraliyet ailesi üyelerininkine benzediğini ifade edebiliriz. Çünkü, KI.LAM bayramında, NIN.DINGIR rahibesi kral ve kraliçe ile hareket ederken tanrıça Tetešhapi bayramında ise bağımsız bir şekilde karşımıza çıkmaktadır. En az yedi gün süren bu bayramda avcılık unsurlarının yanı sıra dans, müzik ve eğlencenin önemli olduğunu tanrıça Tetešhapi'nin bayram metinlerinden öğrenmekteyiz. Aynı zamanda, Hattuša'dan Tawiniya'ya süren bir kült yolculuğu, birçok tanrı adının geçmesi ve tuhkanti-'nin varlığı Tetešhapi'nin bayramının devlet kültüne ait bir bayram olduğunu kanıtlamaktadır. Bu bayram metinlerinden de anlaşılacağı üzere, dans ve Hatti şarkıları çok önemli ve sıra dışıdı bir konumdadır. Dans, NIN.DINGIR rahibesi tarafından tek başına veya "fakir adamın kızı" olarak bilinen genç bir kadınla ve belirli bir düzen içerisinde gerçekleştirilmiştir. Bir diğer dikkat çeken unsur ise Hititçe kaynaklarda çok sık rastlayamadığımız bir ilahın kendi cümleleridir. Tanrıça Tetešhapi'nin cümlelerini ise bu bayram metinlerinde görmekteyiz. Bu durum, tanrıça Tetešhapi bayramını diğer bayramlardan ayıran en önemli özelliktir. Sonuç olarak, bugüne kadar bir araya getirilmemiş tanrıça Tetešhapi bayram metinleri göstermektedir ki söz konusu bu metinler diğer bayram metinlerine nazaran benzersiz yönlere sahiptir. Son olarak, tanrıça Tetešhapi'ye dair tüm bilgi ve belgeleri detaylıca inceleyip bir bütün haline getirdiğimiz bu çalışmamızın Hititoloji sahasına bir katkı sağlayacağını düşünmekteyiz.

BayramlarHitit metinleriHititler+5
Zekiye Nihan Kırçıl
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Hitit tasvir sanatında bitki betimleri

M.Ö II. Binde Hitit Tasvirli Sanat Eserlerinde Bitki Betimleri konulu araştırmamızda döneme ait tasvirli sanat eserlerinde yer alan bitki motifleri incelenmiştir. Çalışmamızda M.Ö II. Bine ait Asur Ticaret Kolonileri ve Hitit yerleşimlerinde bulunmuş bitki motifli pek çok esere yer verilmiş ve bir corpus oluşturulmuştur. Ayrıca bitkilerin tipleri belirlenerek genel bir tipoloji yapılmıştır. Oluşturulan tipoloji sayesinde Hitit Dönemi bitki tipleri ile günümüz bitki tipleri arasındaki benzerlikler saptanmıştır. Hitit Tasvir sanatında bitkiler sevilen bir motif olarak kullanılmıştır. Eserler üzerinde yer alan bitki motifleri çoğunlukla Hitit Coğrafyasında yetişen yerel bitkilerdir. Doğal çiçek motifleri ve bodur bitkiler en fazla kullanılan motifler olmuşlardır. Hititlerin çevre kültürlerle siyasi ve ticari ilişkileri sonucu tasvirli sanat eserlerinde işlenen bitki motiflerine yeni tipler de eklenmiştir. Bunlar sıcak iklim bitkileridir. Hitit Dünyasında bitkilerin yerini ve önemini anlamamızı sağlayan en önemli bilgiler yazılı metinlerde yer almaktadır. Özellikle Kültepe metinleri ve Hitit Bayram Ritüellerini içeren metinler konuya ışık tutmaktadırlar. Bu metinlerde geçen bitki isimleri bitkilerin Hitit Döneminde nasıl ve ne amaçla kullanıldığına dair ayrıntılı bilgiler vermektedirler. Araştırmamız sonucunda Hitit Coğrafyasında yer almış pek çok bitkinin hala Anadolu topraklarında varlıklarını devam ettirdiklerini ve günümüz insanlarının da bitkileri Hititliler ile benzer amaçlar için kullandıklarını göstermiştir.

Bitki motifleriBitkilerHitit Devleti+6
Ayşe Tuba Özcan
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hitit diplomasisi

Diplomasi, milletler arası anlaşmazlıkları, savaşa başvurmadan barışçıl yollarla çözmeyi öngören bir dış politika aracıdır. Diplomasi, tarihin eski devirlerinden günümüze kadar devletlerin birbirleriyle olan ilişkilerinde birinci dereceden rol oynamaktadır. Bu durum toplumlar arası ilişkilerde, diplomasinin önemini bize göstermektedir. Çalışmamızın amacı, Hititler'in Diplomasi anlayışını tüm yönleri ile ortaya koymaktır. Bu nedenle çalışmada ilk olarak Hitit diplomasisi; birincil filolojik kaynaklar yani Hititçe çivi yazılı belgeler ve bu konu hakkında daha önce çalışmalar yapmış bilim insanlarının araştırmaları yani ikincil kaynaklar ışığında incelenmiştir. Bu doğrultuda öncelikle diplomasi kavramı tanımlanmış ve tarihsel gelişimi açıklanmıştır. Daha sonra, Hitit Devleti kurulmadan önce Anadolu'da varlığını devam ettirmiş şehir devletleri arasındaki diplomatik ilişkiler, söz konusu döneme ait belgeler ışığında ele alınmıştır. Hitit Devleti'ndeki diplomasi geleneği incelenirken, diplomasi ile ilgili temel kavramlar açıklanmış olup; bu kavramların Hitit Diplomasisi ile ilişkileri incelenmiştir. Hitit diplomasi geleneğinin oluşturulmasında, Hitit kral ve kraliçesi başta olmak üzere çeşitli devlet görevlileri ile dış politikayı yürütmekle görevli olan diplomatların önemli katkıları olmuştur. Çalışmamız kapsamında Hitit Devlet Arşivleri'nde ele geçmiş her türlü yazışma (mektup, genelge, ferman), diplomatik antlaşma metinleri (eşit devlet antlaşmaları ve vassal devlet antlaşmaları) ve mühürler diplomatik açıdan ele alınmıştır. Hitit Devleti, uluslararası alanda diplomatik barışı sağlamak için çeşitli dış politika uygulamaları geliştirmiştir. Söz konusu uygulamalar ise çalışmamızda; adalet ve eşitlik durumu, antlaşmalarda mülkiyet hakkı tanıma, antlaşmalara bağlılık ve devlet itibarını koruma başlıkları altında ele alınmıştır. Ayrıca çalışmamızda diğer önemli dış politika uygulamaları olan diplomatik evlilikler ve din olgusuna da ayrı başlıklar altında ayrıntılı şekilde yer verilmiştir. Hititler, uluslararası ilişkilerde yeni ittifaklar kurmak, mevcut ilişkilerini güçlendirmek ve vassal devletler üzerindeki hâkimiyetlerini artırmak amacıyla evlilik ve din kurumlarını kullanmayı adeta bir gelenek haline getirmişlerdir. Diplomatik evlilikler, Hitit Devleti'nin dış politikada uyguladığı dikkati çeken önemli, siyasi bir stratejidir. Hititler'de, din–devlet ilişkisinin, uluslararası ilişkilerin şekillenmesinde ve dış politikanın oluşmasındaki etkisi kanıksanamayacak derecede önemlidir. Hitit kralları tarafından yazdırılan siyasi içerikli belgelerde, dinin dış politikadaki etkisi sürekli hissettirilmiştir. Çalışmamız sonucunda, bir Eski Çağ devleti olan Hitit Devleti'nin diplomasiyi etkin ve aktif kullanmış olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca Hititler'in yaptıkları antlaşmalarda sözleşmenin kutsallığı ilkesini kullandıkları anlaşılmıştır. Gerek kullanılan yöntemler gerekse diplomasinin işlerliğini sağlayan kurum ve görevliler, Hitit Devleti'nin dünya diplomasi tarihine önemli katkılar yaptığını bizlere göstermektedir. Anahtar kelimeler: Hitit Devleti, diplomasi, antlaşma, elçi, diplomatik evlilik.

AntlaşmalarDiplomasiEvlilik+4
Ferda Gökce Turgut
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Hititler'de ocak kültü

Ateş ve onu kontrol altına almak amacıyla kurulan ocak; bir taraftan, insanın yemek pişirme, ısınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılarken, diğer yandan yakma ve yok etme niteliği ile ona karşı korkuyla karışık saygı duyulmasına, ocağın kutsal bir güç olarak görülmesine neden olmuştur. Anadolu'da ocağın kutsiyetini gösteren somut verileri, Neolitik Çağ'dan günümüze kadar olan geniş süreçte takip edebilmekteyiz. Çatalhöyük'ün Geç Neolitik Çağ (M.Ö. 6500-6000) tabakasında görülen, boğa başlarıyla çevrili aynı zamanda duvar resimleriyle süslü mekânlarda bulunan sabit ocaklar, insanoğlunun inanç sisteminde önemli bir rol oynamıştır. Erken Tunç Çağ'ında özenle hazırlanmış ve kültsel birer obje olarak nitelendirebileceğimiz, antropomorfik ve zoomorfik ikonlarla bezenmiş taşınabilir ve sabit ocaklar da; bu inancın Erken Tunç Çağı'nda ki temsilcisıi konumundadır. Bu tip ocakların etrafında gerçekleştirilen kültsel seremonilerin izlerini, Bronz Çağı'nın önemli uygarlıklarından biri olan Hititler'e ait çivi yazılı belgeler aracılığıyla takip edebilmekteyiz. Ocak kavramı; aile, ev ve devleti temsil etmektedir. Hititçe çivi yazılı belgelerde devleti temsil eden en önemli güç olan kralın varlığı ve gücünün devamlılığı, ocağın içerisinde ateşin yanması ve sönmesi gibi ifadelerle vurgulanmıştır. İncelediğimiz kurban törenleri, bayramlar, mitolojiler, büyü ve fal uygulamaları ve çeşitli ritüelleri anlatan Hititçe çivi yazılı belgeler, ocağın kültsel boyutunu ön plana çıkarmaktadır. Bu belgelere göre etrafında ve içerisinde kült pratiklerinin uygulandığı ocak, tanrılara ulaşmak için kullanılan kutsal bir araçtır. Ocağın etrafında veya içerisinde gerçekleştirilen kurban eylemleri, Tanrıça veya Tanrı ile iletişim kurmanın en kısa yoludur. İçerisine atılan nesneleri yakıp yok etmesi ile istenmeyen durumun ortadan kalkmasını sağlayan, büyü malzemesi olarak kullanılan kutsal bir yapıdır. Bunun yanında, ocağa atılan obje ile hastalığın yok olacağı inanışı ile ocağın iyileştirici özelliği ortaya çıkmaktadır. Ocak Tanrısı olan Kamruşepa'nın sağlık tanrısı olarak da adlandırılması bu görüşü desteklemektedir. Hititçe çivi yazılı belgelerde geçen isimli ocak tanrılarının varlığı, ocak kavramının Hitit inanç sistemindeki önemini göstermektedir. Hitit dünyasında hayatın her safhasında karşımıza çıkan ocak kültünün izlerini, birleştirici coğrafya ve jeokültürel bellek esasında geleneksel Anadolu kültürüne ait bazı pratiklerde de takip etmek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Ateş, Ocak, Hititler, Kült, Atalar Kültü.

AteşEski ÇağEski Çağ tarihi+4
Aslı Çizikci
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hatti ve Hitit sanatında kullanılan sembol ve mühürlerin seramik sanatında estetik bir unsur olarak kullanımının araştırılması

Anadolu Eski Taş Çağı'ndan itibaren birçok uygarlığı bünyesinde barındırmış zengin kültür yapısına sahip köklü topraklardır. Anadolu topraklarında her Uygarlık kendinden bir iz bırakmıştır. Hitit Devleti Anadolu'daki büyük bir uygarlığın temsilcisi olarak uzun yıllar boyunca varlıklarını sürdürmüştür. Büyük bir Krallık haline gelen Hititler, hakimiyetleri altına aldıkları devletlerin kültürünü, dilini, dinini, sanat anlayışlarını benimseyip kendi kültürlerine katmışlardır. Hatti Uygarlığının her alanından etkilenmiş ve bağdaşarak bir bütünlük oluşturmuşlardır. Hititlerin sanata büyük önem ve değer vermeleri, el sanatlarında oldukça ilerlemiş bir uygarlık olmalarını sağlamıştır. Hitit sanatında heykellerin kutsal varlık olarak görülmesi heykel sanatına büyük anlam ve önem katmıştır. Heykellerinde çoğunlukla tanrı ve tanrıça heykellerinin yanı sıra aslan, geyik, boğa gibi kutsal hayvanlara da yer vermişlerdir. Bu heykeller pişmiş toprak, altın, gümüş, bronz, fildişi ve kuvars gibi malzemelerden yapılmıştır. Hitit Uygarlığı denildiğinde akla ilk gelen 'Hitit Güneşi' sembolüdür fakat bu sembol Hatti kültüründen gelmektedir. Dinsel törenlerde alem ve sancak olarak elde taşınan Güneş Kursu sembolü, kral mezarlarında bulunan mezar kültüdür. Heykel sanatı dışında, mimarisi, kabartma sanatı, mühür sanatı da Hititlerin el becerilerinde ne kadar başarılı olduklarının birer kanıtıdır. Çeşitli şekillerde oluşturulan Hitit mühürleri ticaret için büyük önem taşımış ve imza amacı ile kullanılmıştır. Yapılan arkeolojik kazılarda oldukça farklı ve çeşitli mühürler ortaya çıkarılmıştır. Hititlerin sade ve şık sanat eserleri geçmişten günümüze kadar bir çok sanatçıya ilham kaynağı olmuş ve bu yönde Hitit sanatının sembol ve mühürlerini ele alarak estetik kaygılar içinde eserlerine aktarmışlardır. Bu yönde Hatti-Hitit Uygarlıklarının kültürü, sembolleri, sanatı, dili ve dini araştırılmış, toplanan veriler doğrultusunda oluşturulan tasarımlar, estetik kaygılar göz önünde bulundurularak seramik üzerine aktarılmıştır. Bu araştırmada nitel yöntemlerden, gözlem, görüşme ve genel tarama modelleri ile literatür taramadan yararlanılmıştır. İki bölümden oluşan bu araştırmada, birinci bölümde ''Hatti ve Hitit Uygarlıkları'' konusuna, ikinci bölümde ise ''Günümüz Seramik Sanatında Hitit Etkileri ve Seramik Eserlerinde Hitit İzlerini Taşıyan Türk Sanatçılar ve Tez Uygulama Örnekleri'' konuları ele alınmıştır. Bu araştırma sonucunda yapılan seramik sanatında Hitit mühür ve sembollerinin uygulama örneklerinin rol model olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Hitit Sanatı, Hitit Güneşi, Mühür, Türk Seramik Sanatçıları, Seramik

EstetikHattilerHitit figürleri+5
Meryem İçenli
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Alaca Höyük'te Hitit İmparatorluk Dönemi yerleşim modeli ve mimarisi

Alaca Höyük Hitit İmparatorluk Dönemi Yerleşim Modeli ve Mimarisi" adlı bu çalışmada Çorum İli Alaca İlçesi Alaca Höyük Köyü sınırları içerisinde yer alan Alaca Höyük'ün 2. yapı katı (Hitit İmparatorluk Dönemi) mimarisi incelenmiştir. Bu bağlamda eski yıllarda açığa çıkarılmış olan yapıların çizimleri revize edilmiş ve dijital ortamda (AutoCAD) çizimleri tekrar yapılmıştır. Yeni dönem kazılarında açığa çıkarılan yapıların çizimleri ile beraber değerlendirilip topografik haritada kent modeli oluşturulmuştur. Hitit İmparatorluk Dönemi'nde Alaca Höyük'te açığa çıkarılan yapılarda kullanılan malzemeler ve bu malzemelerin temini araştırılmıştır. Mimaride kullanılan yapı öğeleri ve mimari yapım teknikleri ışığında dönemin yapıları tek tek değerlendirilmiştir. Yapılar değerlendirilirken; planı, kullanılan yapı malzemeleri, çıkan buluntu konteksi ve yapım teknikleri ışığında yapıların işlevi tespit edilmeye çalışılmıştır. Dönemin mimari yapıları Hitit çekirdek bölgesindeki merkezler ile karşılaştırılmıştır. Alaca Höyük kent dışı yapılarının özellikleri, işlevleri araştırılmış ve yapıların kent ile bağlantısı, diğer merkezler ile karşılaştırma yapılarak tespit edilmeye çalışılmıştır. Alaca Höyük'ün yerleşim olarak seçilmesinin nedenleri Coğrafi Bilgi Sistemleri ışığında; iklimsel yapısı, coğrafyası, jeolojik yapısı ve hidrojeolojisi gibi birçok faktör açısından araştırılmış, yerleşimin tercih edilme sebepleri tespit edilmiştir. Yazılı belgeler ışığında dönemin şehircilik anlayışı araştırılmıştır. Diğer merkezlerle karşılaştırmalar yapılarak Alaca Höyük kentinin özellikleri belirlenmiştir. Bütün bu çalışmalar sonucunda Alaca Höyük Hitit İmparatorluk Dönemi mimarisi ve kentin yerleşim planı hakkında edinilen bilgilerle sonuca ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Alaca Höyük, Hitit İmparatorluk Dönemi, Mimari, Kent

AlacahöyükHitit DönemiHititler+3
Anıl Vural
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Hititçe askerî ritüel metinleri

Başrahip ve başkomutan unvanlarına sahip Büyük Kral tarafından yönetilen Hitit toplumu başlarına gelen kötülükleri, kirlilikleri, uğursuzlukları hatta hastalıkları tanrıların öfkesine bağlar ve bu öfkeyi tersine çevirebilmek amacıyla da davet ettikleri tanrılara çeşitli ikramlar ve kurbanlar sunardı. Hitit inancı gereği tanrılar bu ikramları yerler, içerler ve ar-dından Hitit Ülkesi'ne iyilikle bakarlardı. Rahipler ve kâhinler gibi dini görevliler ritüel ey-lemlerine dönüştürdükleri bu karşılıklı ilahi ilişkiyi yazıcılar vasıtasıyla kil tabletlere aktar-mışlar ve yeri geldiğinde bu kutsal metinler rehberliğinde ritüeller icra etmişlerdir. Nesiller boyunca kullanılabilmesi için de bu kutsal belgeleri, modern ismiyle Boğazkale olarak bili-nen Hitit başkenti Hattuša merkezli kraliyet arşivlerinde saklamışlardır. Özenli koruma sayesinde günümüze kadar ulaşabilen bu ritüel pratikleri arasında, Anadolu içinde ve dışında düşmanca tutum sergileyen krallıklara karşı ordunun, Hitit dev-letini koruma görevini yerine getirirken karşılaştığı olumsuz durumlarla başa çıkabilmek amacıyla başvurduğu askerî konular da önemli bir yer tutmaktadır. Bu askerî konular kap-samında ortaya koyduğumuz çalışmamızın amacı, Hitit dini ritüelleri arasında geçen askerî konuların araştırılması, tespit edilen askerî konulu ritüellerin tek tek analiz edilmesi ve elde edilen bilgilerin ortaya konmasıdır. Bu amaç doğrultusunda ulaşabildiğimiz Hitit askerî ri-tüelleri, disiplin ve beden terbiyesi yanında arınma ve düşmana beddua amacıyla da gerçekleştirilen askerî ritüeller, savaştan önce gerçekleştirilen askerî ritüeller, savaştan sonra gerçekleştirilen askerî ritüeller ve salgın hastalıklara karşı gerçekleştirilen askerî ritüeller olmak üzere dört ana konu başlığı altında değerlendirilmiştir. Bu konu başlıkları altında incelediğimiz her askerî ritüelin öncelikle transkripsiyon ve tercümesi verilmiştir. Ardından her ritüelin kapsamlı bir şekilde analiz edilebilmesi için ritüel metnin bibliyografik bilgisi, zamansal ve mekânsal içeriği, katılımcıları ve en önemlisi de amacı ortaya konulmuştur. Daha sonra ritüelde kullanılan objeler ve majik işlemler tespit edilmiştir. Her dini ritüelin yapısında mutlaka bulunan büyü metodları ve son olarak ritüelde öne çıkan terimler tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: 1. Hitit Ordusu 2. Büyü 3. Ritüel

Askeri hayatAskeri teşkilatEski Çağ+6
Sinan Öztürk
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Hititçe belgeler ve arkeolojik malzemeler ışığında Hititlerde aile yapısı

"Hititçe Belgeler ve Arkeolojik Malzemeler Işığında Hititlerde Aile Yapısı" başlıklı bu çalışmada M.Ö. II. binyılda Anadolu'da var olan farklı etnik kimlikleri tek bir otorite altında toplayan Hititlerde aile kavramı farklı yönleri ile bir bütün olarak ele alınmıştır. Çalışmanın hazırlanması esnasında Boğazköy Devlet Arşivi'nde yer alan kanun maddeleri, bürokratik yazışmalar, envanter metinleri, ritüel ve bayram metinleri, mitler ve arazi bağış belgeleri ve Hattuša (Boğazköy), Šapinuwa (Ortaköy) ve Šarišša (Kuşaklı) gibi kentler başta olmak üzere diğer Hitit yerleşimlerinde ele geçirilen bazı çivi yazılı tabletler temel kaynak olarak kullanılmıştır. Çalışmamızın ilgili yerlerinde Hitit yerleşimlerinde gün yüzüne çıkarılan başta İnandık Vazosu, Bitik Vazosu, Hüseyindede A Vazosu ve Alacahöyük Rölyefleri olmak üzere çeşitli arkeolojik buluntulardan örnekler sunulmuştur. Kullanılan mezkûr birinci el kaynakların yanında ilgili kısımlarda konu ile alakalı mevcut kitap ve makaleler de değerlendirilmiştir. Tezimizin birinci bölümde Hitit kanunları hakkında kısa bir değerlendirme yapılmış ardından Hititlerden önce Anadolu'da aile yapısı ele alınarak bu yapının Hititler döneminde ne derece varlık gösterdiği geçirdiği değişimler ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu bölümde son olarak kısaca Hitit aile yapısı üzerinde durulmuştur. Tezimizin ikinci bölümünde Hitit kanunları çerçevesinde Hitit ailesinin oluşum safhaları söz kesme, nişanlanma, başlık parası, çeyiz, evlilik ve muhtemel evlilik töreni tasvirleri, iç güveyilik, farklı sınıflar arası evlilikler, boşanma ve velayet-veraset gibi alt başlıklar altında değerlendirilmiş, konu ile alakalı kanun maddelerinden ve ilgili çivi yazılı metinlerden referanslar verilmiştir. Tezimizin üçüncü bölümünde, Hitit ailesi sosyal yönden irdelenmeye çalışılmıştır; bu bağlamda, Hattuša, Alaca Höyük, Šarišša, Tapigga, Šapinuwa, Alişar Höyük ve Hüseyindede Tepesi gibi başlıca Hitit kentleri hakkında kısa bir değerlendirme yapılmış ardından Hitit konutları duvar, dam, pencere, kapı, ocak, fırın ve kanalizasyon sistemleri çerçevesinde değerlendirilmiştir. Mezkûr kentlerde ortaya çıkarılabilmiş konut planlarından örnekler sunulmuştur. Bu kısımda ayrıca toplumun sosyal yönü bağlamında Hitit bireyleri tarafından kullanılan kıyafetler, kadın ve erkekler olmak üzere alt başlıklar şeklinde ele alınarak ve İnandık Vazosu, Bitik Vazosu, Hüseyindede A Vazosu üzerinde bulunan betimlemelerden örnekler sunulmuştur. Hitit mutfak kültürü bu kısımda ele alınan diğer bir konudur. Çivi yazılı metinler ve arkeolojik eserler ışığında Hitit mutfağında tüketilen et ve süt ürünleri, meyve ve sebzeler, şarap ve bira, bal, baharat, hububatlar ve ekmek çeşitleri alt başlıklar halinde irdelenmiştir. Tezimizin dördüncü ve son bölümünde Hitit ailesinde çocuk konusu farklı yönleri ile ele alınmıştır. Gebelik, kısırlık, doğum, isim verme ve çocuk eğitimi gibi konular bazı çivi yazılı belgeler, çeşitli masallar ve mitolojik metinler eşliğinde değerlendirilmiş olup bahsi edilen bu temel kaynaklardan alıntılamalar yapılmıştır.

Aile yapısıArkeolojik eserlerArkeolojik yerleşim+5
Pınar Kurşun Cengiz
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hitit heykelleri

Hitit Devleti M.Ö 18. yüzyıl ile M.Ö. 12. yüzyıl arasında geniş bir yayılım alanına sahip olmuştur. Genel olarak Kızılırmak kavsi içinde yaşadıkları bilinse de ana nokta bu bölgeden ibaret olmakla birlikte zaman zaman batıda düşmanlarını Ege Adalarına kadar sürdükleri, güneyde Kizzuvatna bölgesinin onların vasalı olduğu, hatta Babil'e kadar ilerledikleri bilinmektedir. Haliyle kültürel anlamda geniş bir coğrafyayı da etkilediği ve bu bölgelerin kültürlerinden de etkilendikleri ortadadır. Kültür ve sanata dair etkileşimler sonucunda ortaya birçok kültürel miras ürünü çıkmıştır. Çalışmamız bu eserlerin bir kısmını oluşturan heykelcikler üzerine olacaktır. Çalışmamızın konusu günümüze kadar ortaya çıkan Hitit devletinin insan figürlü heykellerinin tipolojik olarak incelenmesi, tanrılar ve insanlar arasındaki tasvir farklılıklarının anlaşılabilmesi ve Hitit çivi yazılı metinlerinde anlatılan heykel tasvirleri ile ele geçen heykellerin benzerliklerinin ortaya konulması yönünde olacaktır.

ArkeolojiArkeolojik eserlerHeykel+4
Esra Cam Özveri
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sümer'den Bizans'a çoban ikonografisi

Antik Çağ'dan günümüze, gerek mesleki gerekse dini açıdan önemini kaybetmeden süregelmiş olan 'çobanlık' kavramı, tabletler başta olmak üzere birçok kaynakta devamlı olarak karşımıza çıkmaktadır. Çobanlık, gerek önemli bir geçim kaynağı olması, gerekse din ve devlet adamlarının dahi gelişim zamanlarında hayata hazırlanmaları için verilen bir eğitim olmasından dolayı oldukça önem arz etmektedir. Bunun yanı sıra tapınaklarda tanrıya sunmak için hayvanları büyüten, seçen ve hazırlayan kişinin 'çoban' olması da, bu mesleği kutsal kılmaktadır. Bu tezde öncelikle kronolojik bir sırayla Sümerler'den başlayarak, Akkad, Assur, Babil ve devamında Hititler, Urartu, Frig dahil olmak üzere tabletler ışığında çobanlığın günlük hayatta ne ifade ettiği ve bu halkların benimsedikleri dinlerde hangi tanrıya bu sıfatı verdikleri araştırılmıştır. Sonrasında Antik Yunan ve Roma'da çobanlık kavramı ve pagan dinlerdeki önemi aktarılmaya çalışılmıştır. Bizans Dönemi'ne gelindiğinde dönemin şartlarından dolayı bu mesleğin izleri daha farklı kaynaklarda yer aldığı için (mozaik, fresk, heykel, kabartma gibi), bu somut kaynaklar ele alınmıştır. Bizans döneminin başlangıcında Hristiyanlığın benimsenmeye başlanmasıyla birlikte, "İyi Çoban İsa" betimi ortaya çıkmış ve pagan dinlerdeki tanrılar bu betime uyarlanmıştır. Çalışmanın devamında bu sıfatın veya ünvanın hangi tanrılar için kullanıldığı, özellikle fresklerde betimlenen figürün tanımı üzerine çalışılmıştır. Son bölümde ise İncil, Kur'ân ve Tevrat gibi kutsal kitaplarda çobanlığın geçtiği kısımlar incelenmiştir. Böylece çeşitli açılardan çobanlık mesleğinin önemi araştırılmış ve aktarılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: çobanlık, Sümerler'de çobanlık, Hititler'de çobanlık, Antik Yunan'da çobanlık, Antik Roma Dönemi'nde çobanlık, Bizans Dönemi'nde çobanlık, İyi çoban İsa, İyi çoban Orpheus

Antik YunanBizans DönemiHititler+6
Sena Kasap
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Adana Arkeoloji Müzesi'nde bulunan Geç Hitit Dönemi stelleri

Anadolu topraklarında M.Ö. 1650-1200 yıllarında yaşamış olan Hititler kendine özgü, Yakındoğu'da benzeri olmayan ve birçok uygarlığın karışımı ile sentezlenmiş, yüksek düzeyde bir uygarlık yaratmışlardır. Hitit İmparatorluğu'nun M.Ö. 1200 yıllarında çeşitli etkenler nedeniyle yıkılmasının sonucunda M.Ö. 700 yıllarına kadar varlığını sürdürmüş olan Geç Hitit Şehir Devletleri kurulmuş ve bu şehir devletleri kendinden önceki ve çağdaşı diğer uygarlıkların sanatsal özelliklerinden etkilenerek ve de kendi özgünlüğünü de katarak günümüze kadar ulaşabilen tasvirli sanat eserleri bırakmışlardır.Geç Hitit Şehir Devletleri taş yontu sanatında gelişmişler ve özellikle bazalt malzemeden yapılmış olan birçok tasvirli sanat eseri üretmişlerdir. Söz konusu eserlerin üzerinde insan ve hayvan figürleri ile diğer tamamlayıcı nesne betimlemeleri gösterilmiştir. Bu tasvirli sanat eserleri ile Geç Hitit Şehir Devletleri'nin gelenekleri, ikonografisi, günlük alışkanlıkları ve yaşam biçimleri öğrenilmiş ve sanatsal özellikleri incelenmiştir. Geç Hitit Sanatı eserleri arasında yer alan steller üzerinde farklı statülere sahip birçok figür yaşamı içinde, duygularını ve diğer uygarlık sanatsal özellikleri ile gösterilmiştir.Geç Hitit Dönemi sanatsal özelliklerini gösteren steller arkeolojik kazılarla çok sayıda bulunmuştur. Bu stellerin çoğunluğu müzelerde bulunmaktadır. Bu çalışmada Adana Arkeoloji Müzesi'nde bulunan steller incelenmiştir. Steller müzeye satın alma yoluyla gelmiştir.Anahtar Kelimeler: Adana Arkeoloji Müzesi, Geç Hitit, Taş Eserler, Steller

AdanaArkeolojiArkeoloji müzeleri+5
Özlem Doğan
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Başlangıcından Tunç Çağlarının sonuna kadar Anadolu'da savunma sistemleri mimarisi

Bu tezin amacı Neolitik Dönemden başlayarak Geç Tunç Çağının sonuna kadar Anadolu'da var olan yerleşim yerlerindeki savunma olgusunun mantığını ve gelişimini takip etmektir. Bu konu bağlamında yerleşmeler tek tek incelenirken bölgesel özellikleri ve çevresel koşullar gibi olguların savunma sisteminin oluşumunda nasıl bir rol oynadığı da irdelenmiştir. En başından beri insanların neden kendilerine savunma hattı çektikleri ve bu savunma hattı gerçekten de yerleşmeyi savunmak için miydi? gibi sorulara cevap bulmak ilk bölümün ana mantığını oluşturmaktadır.Diğer bölümler ile beraber yavaş yavaş şekillenip belli bir düzene oturmaya başlayan savunma sistemlerinin merkezler arasında değişen teknik anlayışları ile beraber kullanılan farklı materyallerin savunma sistemi üzerinde nasıl bir etki yarattığını tespit etmek asıl hedef olacaktır.Çalışmanın sonlarına doğru ise Anadolu'da değişen dengelerin savunma mimarisine nasıl katkı sağladığına vurgu yapılacaktır. Bu dönem içinde Anadolu'da bir güç olan ve geniş bir bölgede egemenlik kuran Hitit İmparatorluğu'nun başkenti Hattuşa ile beraber ondan pek de aşağı bir öneme sahip olmayan diğer Hitit yerleşimlerinin savunma sistemlerini ve bunların Anadolu mimarlığına kattığı yenilikler takip edilmeye çelışılacaktır.

AnadoluHititlerMimari+3
Mehmet Cevher
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Mö. 2. ve 1. binyılda Kuzeydoğu Anadolu

Kuzeydoğu Anadolu'nun tarihi çağları ile ilgili olan bu çalışma bölgenin bulunduğu coğrafi konumdan dolayı ayrı bir önem arz etmektedir. Bölge tarih öncesi çağların en başından itibaren yerleşmeye uğramış, özellikle MÖ. 2. ve 1. binyılda Anadolu'nun iki büyük uygarlığı olan Hititler ve Urartular ile bir takım siyasi ilişkileri görülmüştür. MÖ. 2. binyılın ortalarında Hititlerle ilişkilerine rastlanan krallık Hayaşa, MÖ. 1. binyılın ilk çeyreğinde Urartularla ilişkilerine rastlanan krallık ise Diauehi'dir. Kuzeydoğu Anadolu'da MÖ. 15. yüzyılın sonlarından itibaren ismine rastlanan Hayaşa Krallığı'nın siyasi ve kültürel etkinlikleri, Hitit kayıtlarında yer almaları sonucu aydınlatılabilmiştir. Söz konusu veriler ışığında yüz elli yılı aşkın bir süre boyunca kuzeydoğu Anadolu'da varlıklarını devam ettirdiklerini bildiğimiz Hayaşalılar, Hititlerle olan siyasi ilişkilerine bağlı olarak etki alanlarını ve sınırlarını bu bölgelerin dışına doğru genişletmişlerdir. Bu krallık, Hititlerin istikrarlı bir şekilde izlediği kuzeydoğu politikası sonucu zaman zaman pasif durumda kalmışlar, zaman zaman da Hitit ülkesindeki karışıklıklardan faydalanarak güçlü düşmanlarını uzun süre uğraştırmışlardır. MÖ. 1. binyılın başlarında Kuzeydoğu Anadolu'ya hâkim olan krallık ise Urartu kayıtlarında Diauehi ve Asur kayıtlarında Dayaeni olarak geçen Diauehi Krallığı'dır. Urartu Devleti kuruluşunu tamamlar tamamlamaz, ekonomik zenginliklere ve stratejik bir konuma sahip olan kuzeydeki, bu topraklara yoğun seferler düzenlenmiştir. Bu bölgeye düzenlenen seferlerin ana amacı, kuzeyin önemli hammadde yataklarını, tarım ve hayvancılık merkezlerini ele geçirmektir. Bu politikalardan anlaşıldığı kadarıyla bölgeye düzenlenen seferler yağma adına değil bölgede kalıcı olmak adına gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada her iki krallığın kuzeydoğu Anadolu ile olan ilişkileri ayrıntılı olarak ele alınarak bölgenin tarihi çağlardaki durumu ortaya konulmaya çalışılacaktır.

Eski ÇağEski Çağ tarihiHitit Dönemi+3
Burak Yakan
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

MÖ. 2. ve 1. Binyılda Kapadokya bölgesi

Kapadokya MÖ. 2. Binyılda Anadolu'nun yazı ile tanışan ilk bölgelerinden biri ve ticaret kolonilerininde merkezi olmuştur. Asurlu tüccarlar; ticareti dinamik tutmuşlardır. Stratejik konumundan ötürü Kapadokya binlerce yıldan beri hâkimiyet altına alınmak için büyük mücadeleler içerisinde olmuştur. Asurlular, Hititler, Frigler Kapadokya'ya bugün ki adını vermiş olan Persler, Büyük İskender ve I.Ariarathes gibi devlet ve komutanlar başta olmak üzere birçokları bu bölgeye hâkim olmak istemişlerdir. I.Ariarathes MÖ. 323 senesinde Kapadokya Krallığının hâkimiyetini eline aldıktan sonra bölge için aydınlık bir dönem olmuştur. MÖ. 27 senelerinde Kapadokya Krallığı Roma eyaletinin hâkimiyeti altına alınmıştır. Roma hâkimiyetinde kaldığı süre içinde ise bölge son derece en gelişmiş dönemini yaşamıştır. Anahtar Kelimeler: Kapadokya, Asur, Hitit, Pers, Roma

AsurlularHititlerM.Ö. 1000+4
Rukiye Özek Şimşek
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Osmaniye kent müzesi koleksiyonunda bulunan bir grup metal eserin arkeometrik analizi

Bu çalışmamız, Osmaniye Kent Müzesi koleksiyonunda yer alan ve bağış yoluyla temin edilen bir grup metal eserin değerlendirilmesine yöneliktir. Koleksiyonumuzdaki kılıç, kama, hançer, ok ucu, bilezik parçası ve fibula parçasından oluşan, farklı dönemlere ait olan arkeolojik ve etnografik eserler ele alınmış olup bu tez çalışmasında bir arada tanıtılmaktadırlar. Taşınabilir X Işını Floresans (XRF) yöntemi ile eserlere zarar vermeden yüzeyden hasarsız yöntemle analiz çalışması gerçekleşmiştir. Eserlerin kimyasal içerikleri tespit edilerek, bu eserlerin oluşumunda kullanılan elementlerin oranları hakkında detaylı bilgilere ulaşılabilmiştir. 15 eser üzerinde yapılan analizde 4 eser Tunç olup, Bakır (Cu) % 67,37 ile %46,99 oranları arasında, Kalay (Sn) %29,92 ile %17,98 oranları arasındadır. Bu eserlerin az ve iz oranda demir içerdikleri görülmüştür. 11 eserlerin ana elementi Demir (Fe) olup değerleri %98,14 ile %56,64 oranları arasındadır. Çalışmamız, Anadolu'da kazılarla ortaya çıkarılan ya da münferit olarak bulunmuş metal eserlerin analiz çalışmaları yapılıp yayınlanmış olanlarından faydalanmak suretiyle madenciliğin geçirdiği aşamalara dair bilgilere ulaşmamıza katkı sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Madencilik, Madenler, Osmaniye, Hitit, Arkeometri

ArkeometriHititlerMadencilik+2
Ayşe Erat
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hitit kültürünün günümüze yansımaları

Tarih boyunca farklı kültürlere ev sahipliği yapan Anadolu toprakları, ismini aldığı ve "güneşin doğduğu yer" anlamına gelen Antik Yunanca kökenli ἀνατολή (Anatoli) sözcüğünün anlamı açısından haklı bir gurur taşımaktadır. Kültürel ve dinsel kültür rotalarının merkezinde yer alan Anadolu, birçok uygarlığın şekillenmesinde önemli rol oynamıştır. Günümüz Anadolu gelenekleri ile yakından ilişkili bazı kültürel değerlerin, Anadolu'da M.Ö 2. binlerden itibaren değişmeden ve asimile olmadan aksine zenginleşerek günümüze kadar ulaştığı Hitit yazılı belgeleri ve tasvirli eserleri ile doğrulanabilmektedir. Kendilerini Hattililer'in devamı olarak gören, yazılı metinlerde de Hatti Ülkesi ve dillerini Kenişumnili/Neşumnili "Kaneşçe/Neşaca" şeklinde adlandıran Hititler, Anadolu'nun farklı bölgelerinde yerleşim yerleri kurmuşlar ve büyük bir imparatorluk haline gelmişlerdir. Bu tezin amacı, arkeolojik ve filolojik verilerden yararlanılarak Hitit kültürüne özgü ögelerin günümüze etkileri ve benzerlikleri hakkında bir değerlendirme yapmaktır. Çalışmamızda Hitit ve Anadolu tarihine kısaca değinildikten sonra Hitit kültürüne özgü olguların, çivi yazılı tabletlerde anlatılanların yanı sıra tasvirli sanat eserleri de ele alınarak değerlendirilmiştir. Ayrıca geçmişten günümüze toplumlar arası süregelmiş benzeşimler ve etkiler gösterilmiştir. Bu benzeşimleri ve etkileri gösterebilmek adına günümüz geleneklerini ortaya koyabilecek folklorik araştırmalardan da yararlanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hitit, Anadolu, din, büyü, fal, evlilik, ibadet, kurban, inanış, tapınım, gelenekler, görenekler, benzerlik.

Eski ÇağEski Çağ tarihiEvlilik+7
Nazime Turanlı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Tek Parti Döneminde, Orta Asya ve Sümer-Hitit araştırmaları

Ulus devletlerin kuruluşları esnasında tarih ve arkeolojiye özel bir önem verdikleri ve meşruluklarını geçmiş uygarlıklara dayandırmaya çalıştıkları görülmektedir. Türkiye Cumhuriyet'in kuruluş aşamasında tarih, arkeoloji, antropoloji ve dilbilim gibi disiplinler yeni Türk devletinin meşruluğunun sağlanmasında önem kazanmıştır. Gene bu disiplinlerden Türk ulusunun bilincinin yeniden şekillendirilmesinde yoğun şekilde yararlanılmıştır. Türkiye'de bilhassa Tek Parti Dönemi'nde Orta Asya prehistoryası, Sümer ve Hitit medeniyetleri üzerine yapılan araştırmalarda da bu temel hedeflerin gözetildiği görülmektedir. Bu çalışmamızda bilim ve siyasetin iç içe geçtiği Tek Partili yıllarda Türkiye'de Sümer-Hitit ve onlara kaynaklık ettiği düşünülen prehistorik Orta Asya Medeniyet'inin nasıl algılandığı ve kitlelere nasıl tanıtıldığı üzerinde durulmuştur.

Bilimsel araştırmalarHititlerOrta Asya+4
Ulaş Töre Sivrioğlu
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Hitit devlet teşkilatında askeri yapılanma

Tezimizde M.Ö. II. Binyıl Anadolu'sunda hüküm süren Hitit devletinin askeri yapısı ve savaşma becerisi hakkında bilgiler verilmeye çalışılmıştır.Bu çalışma, hüküm sürdüğü tarih boyunca Hititler'in, askeri organi-zasyonu, donanımı, eğitimi, savunma teknikleriyle Anadolu'nun eskiçağ askeri tarihinde oynadığını önemli rolü ortaya koymuştur. Devlet teşkilatında önemli bir yapıya sahip Hitit ordusunun her ne kadar temelinde süvari birliği ve deniz kuvvetleri olmasa da gerek piyadelerinin ve gerekse savaş arabala-rının profesyonelce eğitilmeleriyle ortaya güçlü ve disiplinli bir ordu çıkmıştır. Ana silahı mızrak, kılıç ve yaydan oluşan Hitit ordusunun savunma stratejisini ise kentleri çepe çevre saran surlar oluşturmuştur. Özet halinde sunduğum bu bilgiler arkeolojik kanıtlar, yazılı belgeler ve bu konuda hazırlanmış çalışmalardan faydalanılarak açıklanmıştır.Anahtar Kelimeler:1-Askeri Teşkilat,2-Hitit,3-Eskiçağ Tarihi

Askeri teşkilatAskeri yapıDevlet teşkilatı+3
Sinan Öztürk
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Master'sOpen AccessTR

İç Anadolu Bölgesi Bronz Çağı Hitit Dönemi eserleri motif ve kompozisyonlarının takı tasarımında uygulanması

Bu araştırmada; Ankara ili Anadolu Medeniyetleri Müzesi ve Çorum(Çorum, Alacahöyük ve Boğazkale) Müzelerinde bulunan Bronz Çağı Hitit Uygarlığı?na ait eserleri,kompozisyon ve motif özellikleri ile inceleyerek belgelemek ilgili eserlerin motif ve kompozisyonlarından esinlenilerek takı tasarımında kullanmak ve Hitit kültürünü özgün tasarımlarla günümüze aktarmak amaçlanmıştır. Anadolu?da büyük bir uygarlığın temsilcisi olan Hitit Devleti, M.Ö. 1660?1190 yılları arasında Anadolu coğrafyasında hâkimiyetini sürdürmüştür. Hititler, bu 500 yıllık zaman dilimi içerisinde önemli sanat eserleri ortaya koymuşlardır. Bunlar kazılar sonucu ortaya çıkarılan mimari kalıntılar, anıtsal kapılar,seramik kaplar, madeni eşyalar ve heykeltraşlık eserleri olarak sıralanabilirler. Hititli sanatkârlar eserlerini meydana getirirken daha ziyade dini cepheye ağırlık vermişler; taş, pişmiş toprak, altın, bronz, gümüş, fildişi gibi malzemelerden yaptıkları çok sayıda eserlerle Anadolu?ya özgü bir sanat üslubu meydana getirmişlerdir. Bu araştırma kapsamında; Hitit Uygarlığı eserlerinin motif ve kompozisyonlarından esinlenilerek 2 adet yazı sanatı, 4 adet heykel ve kabartma sanatı, 4 adet mühürcülük sanatı, 2 adet çömlekçilik sanatı ve 3 adet maden sanatından olmak üzere toplam 15 eserden esinlenerek gümüş ve yarı değerli taşlarla üretilen ?Hitit takı koleksiyonu?hazırlanmıştır. Ayrıca araştırmada takı yapımı hakkında temel bilgiler verilmiş, yapılan takılardan bir tanesinin tasarım ve uygulama aşamaları ayrıntılı olarak analiz edilerek fotoğraflarla sunulmuştur. Bu araştırma ile geçmiş ve gelecek arasında bir bağ kurmak ve binlerce yıl önce yapılmış olan sanat eserlerinin kültürler arası aktarımı hedeflenmiştir.

Bronz ÇağıHitit figürleriHititler+5
Gülhan Güldür
Gazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2013
00

Related subjects