Madrasahs

80 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Şark medreseleri ders müfredatı

İslam'ın ilk dönemlerinde eğitim-öğretim câmî merkezli olup, ilerleyen dönemlerde müstakil birer kurum olarak medreseler inşâ edilmeye başlanmıştır. Medreseler İslam dünyasında genellikle orta ve yükseköğrenim kurumları olarak faaliyet göstermişlerdir. Anadolu'daki medrese faaliyetleri ilk olarak Anadolu Selçukluları ile başlamış, beylikler döneminde de birçok medrese yapılmıştır. Osmanlı Devleti ile zirveye ulaşan medreseler, Cumhuriyet Dönemi'nde kapatılmıştır. Ancak bu dönemde de medreseler küçük çaplı da olsa gayr-ı resmi olarak faaliyet göstermeye devam etmişlerdir. Çalışmanın birinci bölümünde İslam tarihinde medreselerin genel olarak geçmişi, Şark medreseleri, bu medreselerdeki eğitim-öğretim faaliyetleri, öğretim yöntemleri, eğitim kadrosu ve günlük yaşam incelenmiştir. İkinci bölümde de Şark medreselerinde okutulan ilimler, müfredattaki ders kitapları, kitapların içerikleri ve bu kitapların müellifleri hakkında bilgiler verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Medrese, Şark Medreseleri, Eğitim, Müderris, Müzakere, Müfredat.

Ders kitaplarıDers programlarıEğitim+3
Abdullah Gökalp
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Between state and religion: The marginalization of Aliya Madrasa students in Bangladesh

This sociological and anthropological work traces Aliya madrasa students' vulnerability in contemporary Bangladesh. Madrasa education has been at the center of contentious political debate in Bangladesh since independence in 1971. After independence, secularism was introduced as the central pillar of the constitution and applied to build a secular nation. Meanwhile, religious especially madrasa education was antagonized, politicized, and perceived as communalist, antinational, and primitive. For this reason, Aliya madrasa education was marginalized, not even recognized by the secular state until 1985. After being recognized partially in 1985, when Aliya madrasa students started to enter public universities and government jobs, the public university authority, with the blessing of the state, which is historically dominated by the authoritarian secular discourse, began to put several extra conditions for admission of madrasa students. As a consequence of these extra conditions, hundreds of thousands of madrasa students were denied admission in public universities, and rejected from a government job for their educational background. Nevertheless, this secular state-sponsored historically constructed alienating discourse has cost madrasa students the opportunity to get government jobs. They are subjected to violence in public universities and the public sphere, stigmatized as antinational and communal elements. In order to study the above phenomenon, this research draws up the trajectory of otherisation and ostracization of madrasa students in contemporary Bangladesh and tries to connect historical trajectories with their lived experiences through a genealogical and anthropological approach. This thesis aims to contribute to the sociological and anthropological discussion of the Bangladeshi secular state, violence, discrimination, and the Aliya madrasa.

DiscriminationBangladeshStigmatization+6
Ruhul Amın
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Korkuteli Sinaneddin medresesi'nin deprem etkisi altında yapısal davranışının değerlendirilmesi

21. yüzyılda her geçen gün yeni teknolojik gelişmeler yaşanmaktadır. Ancak hiç şüphesiz gelişmeler tarihi yapılar ve değerler üzerinden devam etmektedir. Anadolu'da ve dünyanın her yerinde teknolojik gelişmeler öncesinde yaşanan zamanlara da tanıklık eden tarihi yığma yapılar medeniyetlerin en güzel yansımasıdır. Günümüzde dahi çoğu yeniliğin deneme-yanılma-gözetleme yöntemleri ile devam ettiği aşikardır. Hal böyle olunca mevcut yapıların geleceğe sağlam ve güvenle aktarılması önümüzdeki kuşakların da yararlanması açısından büyük önem arz etmektedir. Ancak ne yazık ki günümüzde yaşanan doğal afetler ve beşerî faktörler sebebiyle tarihi yığma yapılar fiziksel olarak zarar görmekte, hatta bazen aldıkları ağır hasar sebebiyle kamu güvenliği açısından yıkılmak zorunda kalmaktadırlar. Geçmişin tanığı geleceğin öncüsü olan bu yapıların kaybedilmemesi önemli olmakla beraber yaşanacak doğal ve beşerî afetler öncesi bazı yapısal davranışlar tahmin edilerek, bu yapıların davranışlarının değerlendirilmesi ve buna göre hareket edilmesi gerekmektedir. Çalışmada tarihi yığma yapılar hakkında verilen bilgiler ışığında bu yapıların modelleme teknikleri ve analiz yöntemlerine değinilmiştir. Antalya'nın Korkuteli ilçesinde bulunan ve tarihi 1319 yılına dayanan Sinaneddin Medresesi modellenmiş ardından yapının herhangi bir afet esnasında göstereceği davranışının tahmini olarak saptanması için analizler yapılmıştır. Yapılan modellemede deprem kaynaklı kuvvetli yer hareketi için de söz konusu yapının bulunduğu alanın zemin yapısına uyan sismik kayıtlar kullanılmıştır. Çalışmanın sonuç aşamasında yapılan modellemeler ve analizler ardından tarihi yapının deprem etkisi altında yapısal davranışı yorumlanarak çeşitli değerlendirmelerde bulunulmuştur.

DepremMedreselerSonlu elemanlar yöntemi+3
Mustafa Yılmaz İrban
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

XIII. asır Tokat medreseleri

Tokat şehri, tarihsel süreçte çeşitli uygarlıkların kurulduğu önemli merkezlerden biri olmuştur. Toprakları üzerinde Hitit, Frigya, Pers, Roma ve Bizans gibi imparatorlukların hüküm sürdüğü bu güzide şehir; Müslüman Türklerin Anadolu'ya hâkim olmasıyla beraber sırasıyla Dânişmend Beyliği, Anadolu Selçuklu Devleti, Moğol İmparatorluğu, İlhanlı Devleti ve Osmanlı İmparatorluğu hâkimiyetinde yer almıştır. Bu tarihsel süreç içerisinde Türklerin Anadolu'daki kurumsallaşma girişimleri kapsamında Türk İslâm Medeniyetinin en önemli aşamalarından biri olan ve kökeni itibariyle Hz. Peygamber dönemi Suffa Ashâbının ilmî faaliyetlerine dayanan medreseleşme ve eğitim faaliyetleri diğer merkezlerde olduğu gibi Tokat şehrinde de büyük bir özveriyle gerçekleştirilmiştir. İslâm dininin ilme verdiği değer İslâm tarihinin her döneminde eğitim kurumlarının varlığını gerekli kılmıştır. Nitekim dünyanın neresinde olursa olsun İslâm dini ile müşerref olan ilmin ve bilimin öncelik arz ettiği bu merkezlerde medreseleşme neticesinde İslâm Medeniyetine pek çok âlim kazandırılmıştır. Dânişmendliler Beyliği ve Anadolu Selçuklu Devleti dönemlerinde Tokat şehrinde medreselerin inşâ edilmesiyle beraber ilmî yükseliş beraberinde kültürel gelişmeyi getirmiştir. İslâm Tarihi boyunca medrese ve eğitim faaliyetleri birçok toplumu ihyâ ettiği gibi Tokat şehrini de bu anlamda geliştirmiştir. Araştırmamızda Dânişmendliler Beyliği ve Anadolu Selçuklu Devleti dönemlerinde Tokat'ta inşâ edilen medreselere ve özellikle XIII. asırda bu medreselerde yürütülen ilim ve eğitim faaliyetlerine yer verilmiştir. Bu eğitim merkezlerinde yetişen âlimlere, burada ders veren müderrislere ve bölgenin idarecileri tarafından başka ilim merkezlerinden Tokat'a ilmî faaliyetlerde bulunması için davet edilen âlimlere (Muînüddin Pervâne tarafından Tokat'a davet edilen Sâid el-Cendî vb.) yer verilmiştir. Araştırmamız giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Girişte araştırmanın konusu, amacı, yöntemi ve kaynak incelemesine yer verilmiştir. Birinci bölümde; Tokat'ın coğrafi konumu, adının menşei, şehrin Türk hâkimiyetinden önce ve sonraki tarihinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde; Dânişmendliler ve Selçuklu Döneminde XIII. asırda Tokat'ta inşâ edilen medreseler ve genel yapıları, mimari özellikleri, medreselerin vakıfları, ders veren müderrisler ve yetişen âlimlere yer verilmiştir. Ayrıca medreselerde okutulan dersler ve öğrenim gören talebeler hakkında genel bilgiler aktarılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: İslâm Tarihi, Dânişmendliler, Anadolu Selçukluları

Anadolu SelçuklularıMedreselerTokat
Abuzer Gaffar Sevim
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hâlidî medrese geleneği ve Norşin Medresesi

Norşin Medresesi, yüzkırk yılı aşkın bir süreden beri bulunduğu bölgeyi birçok yönden etkilemiş ve etkilemeye devam etmektedir. Çalışmamızın amacı, Nakşî-Halidî Medrese geleneğine bağlı birçok din âlimi yetiştiren ve günümüzde de bu fonksiyonu yerine getirmeyi sürdüren bu medresenin daha yakından tanınmasına katkı sunmaktır. Çalışmamızda öncelikle Norşin Medresesi'nin kaynaklık eden Hâlidîlik ele alınmıştır. Daha sonra Medresenin tarihi, milli mücadeleye katkıları, müderrisleri, eğitim-öğretim faaliyetleri, bölgeye katkısı, bölgedeki diğer medreselere etkisi, buradan yetişen âlimler gibi konular ele alınmıştır. Çalışmamızda nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme ve gözlem tekniği kullanılmıştır. Ayrıca medreseyi değişik yönleri ile ele alan tez ve makalelerden yararlanılmıştır. 1875 yılında kurulan ve günümüzde de faaliyetini sürdüren Norşin Medresesi, ilköğretimi bitirmiş birçok talebe ile eğitim faaliyetlerini geleneğe bağlı olarak modern binalarda sürdürmektedir. Çalışmamız neticesinde, Norşin Medresesi'nin yasal zeminden yoksun olması, mezunlarının resmi olarak herhangi bir göreve alınmaması, İmam Hatip Okullarının yaygınlaşması ile medreseye olan talebin azalması gibi sorunlara rağmen, burada eğitim faaliyetlerine devam edildiği tespit edilmiştir.

Din eğitimiEğitimHalidi tarikatı+5
Metin Ermiş
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bir eğitim kurumu olarak Ohin medresesi

Mensubu olduğumuz İslam dini, mukaddes kitabımız Kur'an-ı Kerim'de bütün ibadetlerden önce, bize okumayı emir buyurmuştur (Alak, 96/1). Bizleri yokluk karanlığından varlık âlemine çıkaran Rabbimiz, Peygamberler göndererek yaratılışımızın sırrını bizlere bildirmiştir. Son Peygamber Hz. Muhammed (s.a.v.) vahyin ilk gelişiyle beraber, insanların cehaletten kurtulması için mescitlerde, camilerde ve sahabe evlerinde, İslami eğitim ve öğretim faaliyetlerini başlatmıştır. Müslümanların sayılarının artmasıyla beraber, İslami eğitim ve öğretim faaliyetleri için mescitler, camiler ve evler yetersiz kalmıştır. Ancak süreç içerisinde daha düzenli eğitim kurumu olarak medreseler ortaya çıkmıştır. Medreselere dair genel bilgiler birçok çalışmada bulunmaktadır. Yapılan bu çalışmanın amacı ise, medereselerin önemli bir parçası olan, ilgili ciddi akademik çalışmaların yapılmadığı ve yüz elli yıldan beri faaliyet gösteren Ohin Medresesi'ni gün yüzüne çıkarmak, özellikle toplumun ve din eğitimcilerinin istifadesine sunmaktır. Bu çalışmada Ohin Medresesini ele almadan önce medreselerin ortaya çıkış sebepleri, tarihsel süreç içerisindeki genel seyri kısaca ele alınmıştır. Daha sonra Ohin Medresesinin kurucuları, müderrisleri, yetiştirdiği âlimler, ürettiği eserler ve burada okutulan ilimler, ele alınmaktadır. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme ile literatür tarama yöntemi kullanılmıştır. Ohin Medresesi ziyaret edilip, Ohin kütüphanesi hakkında inceleme yapılmıştır. Medresesinin müderrisleriyle görüşülmüştür. Ohin Medresesi ziyaret edildiğinde, Alaiyye Medresesinde iki yüz öğrencinin medresedeki sıralı kitapları okudukları, ayrıca hafızlık eğitiminin yapıldığı, Mısır'dan getirilen birikimli bir âlim olan Mustafa İbrahim tarafından pratik Arapça ve İngilizce konuşma eğitiminin de verildiği gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ohin, medrese, müderris, tasavvuf, din eğitimi, eğitim, öğretim, âlim

Din eğitimi kurumlarıEğitim kurumlarıEğitim tarihi+5
Mehmet Aydın
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Günümüz Şırnak medreselerinde Arap dili eğitimi

"Günümüz Şırnak Medreselerinde Arap Dili Eğitimi" konulu çalışmamız, giriş ve iki bölümden meydana gelmektedir. Giriş kısmında islamiyetin doğuşu ile birlikte medreselerin ortaya çıkış aşamaları ve günümüze kadar varlığını sürdürürken uğradığı merhaleler kaleme alınmış ve ayrıca Şırnak Merkez ve ilçelerinde değişik zamanlarda medrese geleneğini devam ettiren âlimlerin kısaca hayatları anlatılmışır. Son olarak da merkez ve ilçelerinde aktif olarak devam eden medreseler hakkında kısa bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde günümüz Şırnak medreselerinde okutulan Arap Dili ve Belagatı kitapları ve içerikleri hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde de medreselerin fiziki yapısı ve uygulanan eğitim sistemi konu edinilmiştir. Son olarak da medreselerin günümüz eğitim sisteminden farklılıkları ve medreselerin eksiklikleri üzerinde durulmuştur.

ArapçaBelagatDil eğitimi+7
Abdurrahman Ocak
Şırnak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Şeyh Feyzullah Erzen'in Levâmiu'l-Cevâhir adlı eserinde tefsir ve Kur'ân ilimlerine dair görüşleri

Bu çalışma, Güneydoğu Anadolu bölgesinde yetişen Şeyh Feyzullah Erzen'in hayatının bilinmesi, eserlerinin tanıtılması ve kayıt altına alınarak bölgenin kaybolmaya yüz tutan değerlerinin sonraki nesillere de aktarılması amacıyla yapılmıştır. "Levâmiu'l-Cevâhir" adlı eser incelendiğinde müfessirin, tefsir, hadis, fıkıh, edebiyat, felsefe gibi birçok ilim dalında önemli bulduğu konulardaki mütalaalara yer verdiği görülmektedir. Çalışmamızda Erzen'in eserinden yola çıkarak Kur'ân'ın tefsirinde önemli bir yer tutan Kur'ân ilimlerinin bir kısmını ele almaya çalıştık. Erzen, tefsir başlığı altında tefsir ve ulumu'l-Kur'ân'a dair önemli noktalara değinmiş, farklı kaynaklardan yararlanarak konunun anlaşılmasını sağlamaya çalışmış ve önemli değerlendirmelerde bulunmuştur.

Erzen, FeyzullahKur'an-ı KerimMedreseler+3
Fatma Agitoğlu
Şırnak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Şırnak medreselerinde okutulan hadis ilimleri

İslâm medeniyetinde köklü bir geleneğe sahip olan medreselerin, Selçuklu veziri Nizâmülmülk'e dayandığı bu dönemden sonra da düzenli ve sistemli bir yapıya kavuştukları görülmektedir. Osmanlı Dönemi'nde en üst seviyede eğitim ve öğretimin verildiği bu kurumlar Cumhuriyet'in ilanından sonra çağın ihtiyaçlarına cevap veremedikleri gerekçesiyle kapatılmışlar. Medreseler kapatıldıktan sonra Doğu-Güneydoğu Bölgeleri'nde eğitim-öğretim faaliyetlerini gayrı resmî olarak devam ettirmişler. Şırnak Bölgesi'nde bulunan medreseler de bu durumun önemli bir örneğini teşkil etmektedir. Şırnak medreseleri bölge insanının dini eğitim-öğretimine, ahlâki hayatına, edebiyatına, kültürel unsurlarına ve sosyal yapılanmasına belirgin bir şekilde etkide bulunmuş, ilmi mirasın korunmasında/gelişmesinde ciddi katkıları olmuş bir kurum olarak günümüzde halen aktif olarak faaliyetlerine devam etmektedir. Çalışmamızın konusu Şırnak medreselerinde okutulan hadis ilimlerinin incelenmesini oluşturmaktadır. Ayrıca bu eğitim kurumlarında yer alan hocaların hadis ve hadis ilimlerine ne derece yer verdikleri ve bu medreselerde yer alan hocaların hadis ilimlerine yönelik birtakım düşünce ve uygulamalarının bir değerlendirilmesi yapılacaktır. Şırnak medreselerinde hadis ilimlerini tespit etmek, hadis öğretim usulleri hakkında bilgi toplamak ve okutulan hadis kitaplarını incelemek için Şırnak il sınırları içinde aktif olarak ders veren bütün medreseleri ziyaret etmeye çalıştık. Bu süre zarfında Otuz medrese hocası ve öğrencileriyle görüşme imkânı elde ederek bu medreselerin işleyiş ve fonksiyonları, buralarda okutulan hadis ilimleri, hadis öğrenim ve öğretim metotları hakkında bilgi elde etmeye gayret ettik. Çalışmamız iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde genel olarak medreselerin tarihî seyri, Şırnak medreselerinin tarihçesi, il sınırlarında aktif olarak ders veren medreseler ve bu medreselerin genel yapısı hakkında bilgiler verilecektir. İkinci bölümde ise Şırnak medreselerinde okutulan hadis ilimleri, hadis eğitiminin önemi ve söz konusu medresede okutulan hadis kitapları tanıtılacaktır.

HadisMedreselerŞırnak
Abdullatif Özdemir
Şırnak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

12-15. yüzyıllarda Mardin: Kültürel ortam, eğitim yapıları ve Kasımiye Medresesi

Mardin Kasımiye Medresesi, Mardin'in güney batısında Bab-ı Zeytun olarak bilinen bölgenin dışında oldukça eğimli bir arazi üzerinde yer alır. Yapı, Osmanlı Vakıf kayıtlarında Kasım Paşa Medresesi olarak geçmektedir. Kasım Paşa medresesi, "zaviye ve mescid" veya "medrese ve zaviye" olarak Osmanlı dönemi vakıf kayıtlarına geçmiştir. Tarihsel süreç içerisinde birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, bir ucu Akdeniz de başlayıp diğer ucu Basra körfezine uzanan Bereketli Hilal'in tam tepe noktasını oluşturan Mardin, Güneydoğu Anadolu bölgesinin ve orta çağ'ın en önemli kentlerinden biridir. Hareketli kültür ortamının ürünü olan kent, tarih boyunca önemini korumuş ve birçok medeniyete ev sahipliği yapmış nadir kentlerden biridir. Mardin şehir dokusu ve fiziki yapısının bölgede hüküm süren Artuklular devrinde gelişip şekillendiği ve mimari bir gelenek olarak devam ettiği görülmektedir. Artuklular'dan sonra kentte ve bölgede hâkim olan Akkoyunlu ve Osmanlı Devletleri, Artukluların kent mimarisinin şekillenmesinde önemsediği geleneği sürdürmüşlerdir. Tez çalışmamızda; Kasımiye Medresesi'nin plan, mimari, malzeme/teknik ve süsleme özellikleri açısından irdeleyerek, Mardin ve komşu kültür çevresi ile olan etkileşiminin mimariye yansıması değerlendirilmeye çalışılmıştır. Günümüzde oldukça sağlam ulaşan yapımızın Artuklu Devri'nde inşa edilen medrese mimarisi ile benzer özellikler sergilemesi nedeniyle Artuklu Devri son dönemlerinde inşa edildiği ve Akkoyunlular tarafından tamamlandığı düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler Ortaçağ, Mardin, Medrese, Akkoyunlu, Artuklu, Eğitim, Mimari

ArtuklularEğitimKent tarihi+7
Fehime Acat Akgül
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Karamanoğulları-Osmanlı siyasi ve kültürel ilişkileri: Niğde Ak Medrese

Niğde'de bulunan Ak Medrese Karamanoğulları Beyliği döneminde inşa edilmiş bir yapıdır. Medrese, Niğde şehrinde tarihi kent dokusu içinde, İç Kalenin sur duvarları dışında inşa edilmiştir. Bazı kaynaklarda "Medresetü'l Beyza" ve "Ak Medrese" adlarıyla da anılmaktadır. Bu isim kapı çevresinde bulunan mermerin beyazlığından gelmektedir. Yapının adı, bazı kaynaklarda ise banisine izafeten Ali Bey Medresesi diye geçmektedir. Medresenin inşa kitabesi ve vakfiyesi bulunmaktadır. Medresenin kitabe ve vakfiyesinden banisi öğrenilmektedir. Yapının banisi, Osmanlı padişahı Murad Hüdavendigar'ın kızı Nefise Sultan/Melek Hatun ile Karamanoğlu Alâeddin Ali Bey'in evliliğinden olan küçük oğlu Ali Bey'dir. Ali Bey, Karamanoğlu hükümdarı Mehmet Bey'in kardeşi ve Niğde emiri, hâkimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Medrese Ali Bey'in abisine tabi olarak Niğde Meliki olduğu dönemde 1409-1410 yılında yaptırılmıştır. Niğde Ak Medrese açık avlulu, iki eyvanlı ve iki katlı plan tipindedir. Yapı 22.50 X 24.00 m. ölçülerinde simetrik bir düzenleme gösterir. Kuzey/ön cephe yapının en hareketli bölümü ve bezemenin yoğunlaştığı bölümdür. Medresenin çift katlı plan şeması ön cephenin kurgusuna da yansımıştır. İki katlı olarak düzenlenen cephede, eksende mukarnas kavsaralı taç kapı ile üst seviyede galerili bir düzenleme görülür. Cephenin eksenindeki taç kapı ve iki yanına yerleştirilen üst seviyedeki galeriler ön/giriş cephesini oluşturur. Taç kapı hem dışa taşkın hem de beden duvarlarından yüksek tutularak giriş vurgulanmıştır. Medresenin sivri kemerli taç kapısı, kuzey cephedeki galeri düzenlemesi ve zengin bezeme öğeleri inşa edildiği dönemde yenilikçi bir anlayışın manifestosu olarak karşımıza çıkmaktadır. Anahtar sözcükler: Karamanoğulları, Niğde, Ali Bey, Ak Medrese, Etkileşim.

Ak MedreseKaramanoğullarıKültürel ilişkiler+6
Fatih Kuyucuoğlu
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal bilgiler eğitiminde farklılaştırılmış öğretim uygulamalarının tarihsel analizi ve günümüzde uygulanma sürecinin öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi

Bu araştırmanın temel amacı, sosyal bilgiler dersinde kullanılagelen öğretim yaklaşımlarının yanı sıra, farklılaştırılmış öğretim uygulamalarının, eğitim tarihimizin seyri içerisindeki yerini ortaya koymak ve farklılaştırılmış öğretimin, sosyal bilgiler öğretiminde bir yaklaşım olarak kullanılabilirliğini değerlendirmektir. Araştırma, farklılaştırılmış öğretimi hem tarihsel boyutuyla hem de günümüzde uygulanması boyutuyla ele almıştır. Tarihteki öğretim yaklaşımları günümüzden farklı şekillerde ifade edilse de özgün nitelikler taşıyabilmektedir. Buradan hareketle araştırmada, tarihteki farklılaştırılmış öğretim uygulamalarının içeriğine vâkıf olmak ve günümüze dair çıkarımlar yapmak maksadıyla tarihi belge ve metinler incelenmiştir. Günümüzde sosyal bilgiler eğitiminin yürütülmesinde genellikle toplu öğretim metoduyla hareket edilmektedir. Fakat bireysel farklılıkların dikkate alınarak sürecin yürütülmesinin daha verimli sonuçlar ortaya koyması beklenir. Bir diğer taraftan araştırmada, günümüzdeki farklılaştırılmış öğretim uygulamalarının niteliğine katkı sunmaya yönelik öğretmen görüşlerine başvurulmuştur. Bu bakımdan araştırma, teorik boyutta ve saha çalışması boyutunda yürütülmüştür. Teorik çerçevede ilk önce, farklılaştırılmış öğretim yaklaşımının metodolojisiyle benzerlik gösteren, klasik dönem Osmanlı medrese eğitim modeli incelenmiş, akabinde Osmanlı yenileşme dönemi ve Cumhuriyet dönemindeki düzenlemeler ele alınmıştır. Araştırmanın saha çalışması boyutunda ise, sosyal bilgiler dersi öğretmenleriyle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Çalışmada nitel araştırma geleneğinden durum (vaka) çalışması desenlerinden olan, bütüncül çoklu durum deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, nitel araştırma geleneğinden, amaçlı örnekleme yönteminin bir çeşidi olan maksimum çeşitlilik örneklemesi ile oluşturulmuştur. Bu doğrultuda araştırmanın saha çalışmasını, Konya ili merkez ilçelerinin (Karatay, Meram, Selçuklu) kırsal kesimi ve şehir merkezi gibi farklı bölgelerinde yer alan ortaokullardaki sosyal bilgiler dersi öğretmenleri oluşturmuştur. Bu kapsamda 50 sosyal bilgiler dersi öğretmeniyle görüşülmüştür. Araştırmanın verileri, öncelikle doküman incelemesi ile ele alınmıştır. Çünkü farklılaştırılmış öğretimin eğitim sistemlerinde bir yaklaşım olarak kullanılması, eski asırlara dayanmaktadır. Farklılaştırılmış öğretimin günümüzdeki uygulama boyutunun değerlendirilmesi ise, yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilen veriler ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma verilerinin analizinde ilk önce, nitel veri analiz programlarından olan, Maxqda 2022 Creative Data Analysis paket programı kullanılmıştır. Bu bağlamda konuya yönelik incelenen belgelerden elde edilen veriler, aralarında anlam bütünlüğü oluşturacak şekilde önce temalara, daha sonra temalarla ilişkili kategorilere ve en son kategorilerle ilişkili kodlara dönüştürülmüştür. Bunun akabinde oluşturulan kodlar, betimsel analiz ve içerik analizine tabi tutulduktan sonra, anlamları bağlamında bulgulara ulaşılmaya çalışılmıştır. Araştırmanın doküman incelemesinden elde edilen bulgulara göre; farklılaştırılmış öğretim yaklaşımının köklerinin eskilere dayandığı, özellikle klasik dönem Osmanlı medrese eğitim modelinin farklılaştırılmış öğretim metodolojisiyle benzer nitelikler taşıdığı, Osmanlı yenileşme dönemi ve Cumhuriyet döneminde hazırlanan müfredat programlarında, farklılaştırılmış öğretim yaklaşımıyla ilişkili özelliklerin yer aldığı tespit edilmiştir. Araştırmanın saha çalışmasından elde edilen bulgular ile, sosyal bilgiler dersi öğretmenlerinin farklılaştırılmış öğretime dair yüksek düzeyde farkındalığa ve olumlu tutuma sahip olduğu, fakat farklılaştırılmış öğretimi uygulama konusunda müfredat, zaman ve fiziki şartlar bağlamında birtakım engellerle karşılaştıkları tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Farklılaştırılmış öğretim, müfredat, sosyal bilgiler, medrese.

Akademik başarıFarklılaştırılmış öğretimMedreseler+7
Ahmet Ulusoy
Necmettin Erbakan University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Üsküp medreseleri

Balkanlar, konum itibarıyla tarihte pek çok devletin hakimiyet kurmak için mücadele ettiği bir coğrafyadır. Üsküp, Osmanlı döneminde Kosova Vilayetinin merkezi olması hasebiyle Türk kültürünün Bursa gibi önde gelen şehirlerinden biridir. 1392'de Paşa Yiğit Bey'in fethiyle Osmanlı birliğine katılan Üsküp, 1913 Bükreş Antlaşması'yla Osmanlının elinden çıkmıştır. Üsküp'ün fethinden sonra Türk yurdu haline getirilmesi için Anadolu'dan Türkler göç ettirilmiş ve şehri geliştirmek için vakıflar aracılığıyla cami, mescit, han, hamam, mektep, medrese, tekke, zaviye, hankâh gibi birçok yapı inşa ettirilmiştir. Medreselerin burada kurulmasıyla birlikte devlete ve topluma gerekli din hizmetlerinin yanı sıra aynı zamanda adlî ve idarî görevleri alacak kişileri yetiştirmek, toplumun refah ve kültür seviyesini yükseltmek amaçlanmıştır. Bu bağlamda kimi zaman padişah veyahut devlet adamları kimi zaman da hayırseverler eliyle Gazi İshak Bey, Gazi İsa Bey, Yahya Paşa, Mustafa Paşa, Lonca, Tütünsüz, Sultan Murad ve Meddah medreseleri gibi eğitim yapıları inşa ettirilmiştir. Burada Osmanlı devrinin ünlü âlimlerinden, aynı zamanda Tevârîh-i Âl-i Osmân adlı eserin de yazarı olan Kemalpaşazâde ve Taşköprülüzâde Ahmed Efendi gibi ilim adamları görev yapmış; hatta bazı eserlerini burada yazmışlardır. Ayrıca Mustafa Efendi, Şücâüddin İlyas Efendi ve Hasan Fehmi Efendi gibi Üsküp'te kendini yetiştirmiş âlimler burada görev yapmışlardır. Pek çok ilmiye mensubu Üsküp medreselerinden icazet alıp İstanbul, Edirne ve Bursa gibi köklü şehirlerin medreselerinde hocalık yapmışlardır. Bu nedenle Üsküp ve diğer şehirler arasında organik bir bağ vardır. Bu çalışmada Osmanlı döneminde Üsküp şehir merkezinde kurulmuş olan medreseler incelenmiştir. Araştırma neticesinde 21 adet medresenin bulunduğu sonucuna varılmıştır. Bu eğitim yapılarının hiçbiri günümüzde mevcut değildir. Fakat, Osmanlı dönemine ait vakıf eserlerinin bir kısmı ayakta ve kullanılabilir bir haldedir. Anahtar Kelimeler: Üsküp, Medrese, Osmanlı Devleti, Balkanlar, Makedonya.

BalkanlarEğitim kurumlarıEğitim tarihi+5
Ertan Emin
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel anlayışı sürdüren medreselerde ilmi ve sosyal hayat (Siirt ve Ağrı örneği)

Medrese eğitimi yüzyıllar boyunca İslam coğrafyasında başat eğitim kurumlarından birisi olmuştur. İslam'ın ilk dönemlerinde cami merkezli faaliyetlerle sürdürülen eğitim-öğretim daha sonraki dönemlerde müstakil ve topluma kapalı bir formda medreselerde devam etmiştir. Selçuklularla başlayıp, beylikler döneminde Anadolu'nun birçok yerinde kurulan medreseler, Osmanlı döneminde daha sistemli bir yapıya kavuşmuştur. Cumhuriyet dönemine gelindiğinde ise Tevhid-i Tedrisat kanunu ile kapatılmıştır. Ne var ki kapatılmış olsalar da günümüze kadar fiili olarak varlığını devam ettiren medreseler olagelmiştir. Doğu ve Güneydoğu bölgesinde yer alan medreseler tarihsel bir gerçeklik olmasının ötesinde, günümüz Türkiye'sinde sosyal ve eğitimsel bir gerçeklik olarak gönüllülük esasına dayalı faaliyetlerini sürdürmektedir. Bu çalışma Doğu ve Güneydoğu bölgelerindeki bazı medreselerin kurumsal yapılanması, idari organları, eğitimcileri, müfredatları, ders öğretim teknikleri, öğretim süreleri ve toplum ile ilişkilerini paydaşlar gözünden incelemeyi ve mevcut durumu farklı boyutlarıyla analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmada katılımcıların konuya ilişkin görüş ve deneyimlerini tespit edebilmek için nitel araştırma desenlerinden biri olan durum çalışmasından yararlanılmıştır. Veriler yarı yapılandırılmış görüşme tekniği toplanmış ve nitel veri analizi tekniklerinden içerik analiziyle incelenmiştir. Verilerin analizi sonucunda; medresede bulunan öğrenci sayısına bağlı olarak, kurumların hâlen güçlü bir taleple tercih edildiği ve burada sunulan eğitimlerin, toplumun bir kesimi tarafından önemli bulunduğu anlaşılmıştır. Paydaşlar, bulunmuş oldukları eğitim ortamını, kendileri için bir avantaj olarak görmekte, bununla birlikte hocalar bulundukları ortamdaki işleyişin fayda sağlar nitelikte olduğunu düşünmektedir.

Din eğitimiEğitim programlarıMedreseler+4
Abdullah Adıgüzel
Eskişehir Osmangazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Din adamlarının toplum hayatına etkileri: Emet örneği (1923 -1999)

Bu çalışmada, medreselerde yetişmiş din adamları ile onların gayri resmi olarak yerel imkânlarla yetiştirmiş olduğu din adamlarının toplum içinde oynadıkları rolleri, toplum hayatına etkilerini tespit edebilmek amacıyla niteliksel bir yaklaşım sergilenmiştir. Bu amaca ulaşabilmek için 1923 – 1999 yılları arasında Kütahya'nın Emet ilçesinde dini ve sosyal hayatta etkili olmuş 12 kişi mercek altına alınmıştır. Birinci bölümde, bu kişilerin yetişmesini sağlayan sosyal kaynakları anlayabilmek amacıyla, ulemanın Osmanlı Toplumu içindeki işlevi irdelenmiş, sosyoekonomik alt yapısı ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Toplumumuzun dini hayatında 1951'den itibaren imam hatip liseleri yaygınlaşıp, Tevhid-i Tedrisat Kanunu çerçevesinde, din görevlisi eğitimine başlanmasına kadar etkili olan din adamlarının, dini bilgileri öğrenebilecekleri bir eğitim kurumu olmaksızın yetişme kaynaklarını devralmış olduğu Osmanlı toplum yapısı içinde ilmiyenin konumu üzerine bir okuma yapılmıştır. İkinci bölümde, Emet ilçesinin tarihine, coğrafi, sosyal, dini hayatını besleyen eğitim kurumları olarak camilerine, Kur'an kurslarının yapısına genel olarak yer verilmiştir. Üçüncü bölümde, ise çalışmamızın konusu olan din adamlarının ve hoca hanımların hayatta olan yakınları, öğrencileri ile mülakatlar yapılmış, sözel olarak elde edilen bilgiler resmi belgelere yansımış bilgilerle karşılaştırılmıştır. Sonuç bölümünde ise. 1923 ile 1999 yılları arasında dini ve toplumsal hayatta etkili olan bu kişilerin toplum üzerindeki işlevleri ile Osmanlı ulemasının toplum üzerindeki işlevleri, Cumhuriyet'in modernleşme hamleleriyle olan uyumları üzerine yorumlamalarda bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ulema, Medrese, Emet, Gündelik Yaşam Pratikleri, Dini Hayat.

Din adamlarıDin sosyolojisiDini hayat+5
Aliye Özkul
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Osmanlı Devleti'nde taşra müftüleri (1550-1700)

Bu tez 1550-1700 yılları arasında Osmanlı Devleti'nde taşra müftülüğünün gelişimini ve dönüşümünü, imparatorluğun farklı bölgelerindeki resmî vazifeli müftülerin kariyerleri üzerinden incelemektedir. Tezin genel çerçevesini 16. yüzyılın ortalarından itibaren Osmanlı ilmiye hiyerarşisinin büyüdüğü ve ulemanın merkezî bürokrasi içerisinde rolünün arttığı dönem oluşturmaktadır. Başta Şakâik zeyilleri olmak üzere ulema biyografilerinin yer aldığı tabakat kitapları ile müftü atama kayıtlarının bulunduğu ruus defterleri çalışmamızın iki temel kaynak grubunu oluşturmaktadır. Taşra müftülüğünün gelişimi ve yayılma süreci kabaca iki dönemde gerçekleşmiştir. 17. yüzyılın başlarına kadar olan ilk dönemde, merkezî pozisyonlarda görev yapan ulema taşranın belli başlı önemli şehirlerine müftü olarak atanmıştır. Taşra müftülüğünün eyalet ve sancaklara ilaveten birçok kazaya da yayıldığı 17. yüzyılın ikinci çeyreğinden sonraki dönemde ise ekseriyetle yerel ulema bu mansıplarda istihdam edilmiştir. Müftülere aynı zamanda bulundukları bölgedeki en prestijli medresenin müderrislik vazifesi de verildiği için bu süreçte birçok medrese de ilmiye hiyerarşisine dahil edilmiştir. Müftü-müderrislik, 16. yüzyılın ortalarından itibaren Osmanlı ilmiyesinde artan mansıp ihtiyacına da önemli bir katkı sunmuştur. Atanma belgelerinde Hanefî mezhebinin hâkim görüşüne göre fetva vermeleri ve muteber fıkıh kitaplarından nakil yazmaları istenen taşra müftüleri, Osmanlı Devleti'nin resmî mezhep uygulamasına geçtiği süreçte kadılarla birlikte önemli bir rol oynamıştır.

Din adamlarıDin görevlileriMedreseler+5
Ömer Faruk Köse
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessAR

إِيجَابِيَّاتُ مَنْهَجِ تَعْلِيمِ الصَّرْفِ العَرَبِيِّ فِي الـمدَارِسِ التَّقْلِيدِيَّةِ العُثْمَانِيَّةِ وَسَلْبِيَّاتُهُ مِنْ وِجْهَةِ نَظَرِ مُعَلـمي العَرَبِيَّةِ فِي الجُمْهُورِيَّةِ التُّرْكِيَّةِ

The study consists of a prelude, an introduction, three chapters, and a conclusion. It is based on a main question: What are the advantages and disadvantages of the Arabic morphology approach in the Ottoman traditional Madrasas? To answer this question, the study presented in the first chapter the concept of the curriculum, its construction and its approaches, the importance of Arabic morphology for non-native Arabic learners, and explained its difficulties for them, explaining some criteria that should be considered when building a curriculum to teach Arabic morphology to non-Arabic speakers. The second chapter describes the curriculum of teaching Arabic morphology in the traditional Ottoman Madrasas, in terms of content, teaching methods, language of teaching, teaching times, and curriculum outputs, to come out with the pros and cons aspects of this curriculum. The third chapter moves on to surveying the opinions of Arabic language teachers in the Turkish Republic about the pros and cons of the Arabic morphology approach followed by the Ottoman traditional Madrasas, through preparing two questionnaires that were judged by a group of specialists in the field of teaching Arabic to non-native speakers. One of the most important results of the study was that the morphological curriculum in the Ottoman traditional Madrasas, in addition to its ability to consolidate morphological rules in the minds of its students, had some shortcomings in developing the necessary linguistic competence and the four main linguistic skills required by non-native Arabic learners, along with other pros and cons. Based on the above results, the study suggests some recommendations for the traditional Ottoman Madrasas, required to develop the Arabic morphology curriculum. The most important of which, is the need to develop the curriculum to be based on the "content approach", as it is the most appropriate and comprehensive. Keywords: Curriculum, Arabic morphology, Ottoman traditional schools, Madrasa, Majmuat'us Sarf, Traditional education.

Meryem Aytaş
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Atabey Ertokuş Medresesi kazı buluntuları (sikkeler)

Bu tez kapsamında 1993 yılında kazılan Atabey Ertokuş Medresesi'nin kazı buluntuları incelenmiştir. Medrese miladi olarak 1224 yılında, Anadolu Selçuklu Devleti'nin atabeyi Mübarizeddin Ertokuş tarafından yaptırılmıştır. Medrese pek çok devşirme malzeme kullanılarak kapalı avlulu ve eyvanlı planda inşa edilmiştir. Ayrıca yapıya bitişik olarak bir de batı tarafın da Atabey Ertokuş'a ait olabileceği söylenilen, türbe bulunmaktadır.Atabey Ertokuş Medresesi Arkeolojik kazısı ise Prof. Dr. Ali Osman Uysal tarafından 1993 yılında Göller Bölgesi Arkeolojik Kültürel Turistik Araştırma ve Değerlendirme Projesi kapsamında gerçekleştirilmiş olup, kendisi aynı zaman da tezimin danışmanlığını da üstlenmiştir.Kazı buluntuları arasında 129 adet eski para bulunmuştur. Bu tez kapsamında da bu paralar incelenmiştir. Bu sikkelerin malzemeleri, boyutları ve teknikleri farklı olmakla birlikte dönemleri de çok uzun bir zaman dilimine yayılmış durumdadır. En erken tarihli olanı Roma Dönemi, en geç tarihlisi ise Cumhuriyet Dönemi'ne aittir. Bu çeşitliliğin başlıca nedenleri hem medreseden önce bölgede mevcut bir yerleşimin olması, hem de medresenin günümüze kadar sürekli olarak kullanılmasıdır.İncelenen sikkeler içerisinde iki adet Roma Dönemi, üç adet Anadolu Selçuklu Dönemi, dört adet Avusturya İmparatorluğu parası, bir adet Alman jetonu, bir adet Yemen parası, iki Türkiye Cumhuriyeti parası ve doksan altı adet Osmanlı parası bulunmaktadır. Yirmi adet para ise tasniflenememiştir.

Arkeolojik kazılarIsparta-AtabeyMedreseler+1
Hale Telli
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Sahn-ı Semân Medreseleri ve eğitim sistemi

Sahn-ı Semân Medreseleri, Osmanlı eğitim-öğretim sistemi içerisinde önemli bir yere sahip olmuştur. Bu önem, İslâmiyet'in doğuşundan itibaren ortaya konulan eğitim-öğretim ve kültür faaliyetlerinin özümsenmesinden ve bunların üzerine bina edilmesinden kaynaklanmıştır. Çalışmamızda ilk medreselerin doğuşundan Fatih Sultan Mehmed dönemine kadar olan gelişim süreci ve uygulamalarından kısaca bahsedilmiştir. Bununla beraber hem Fatih Sultan Mehmed dönemine hem de sonraki dönemlere olan tesirleri üzerinde de durulmuştur. Ayrıca araştırmamız açısından büyük öneme sahip olan Fatih Sultan Mehmed'in hayatına, eğitim-öğretimine, hocalarına ve Fatih külliyesinin diğer birimlerine değinilmiştir. Daha sonra, asıl üzerinde durmak istediğimiz Sahn-ı Semân Medreseleri'nin kuruluşu, fiziki yapısı, sosyal yapısı, idari yapısı, işleyişi, müderrisleri, talebeleri, okutulan dersler, eğitim-öğretimin programları, metodu, dili, zihniyeti ve toplumsal hayata olan katkıları araştırılmıştır. Anahtar Sözcükler: Sahn-ı Semân, Medrese, Eğitim sistemi, Fatih, Külliye

EğitimEğitim kurumlarıEğitim programları+7
Kamran Süleymanov
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Özbekistan'da bağımsızlık sonrası dönemde din görevlilerinin yetiştirilmesi ve istihdamı (1991-2021)

Özbekistan'da Bağımsızlık Sonrası Dönemde Din Görevlilerinin Yetiştirilmesi ve İstihdamı (1991-2021) İnsanlığın gelişim tarihinde, her milletin ve toplumun dünya biliminin gelişimine katkısı ve yeri olmuştur. Kadim bir tarihe sahip olan Özbekistan, kendi ecdatlarının yükselişini dinî ve dünyevi ilimlere dayanarak zenginleştirmiştir. Bilgi arayışı, o coğrafya toplumunun doğasında var olan en yüksek erdemlerden biri olmuştur. Bu arayış dinî eğitim kurumlarının eğitimine de yansımış ve yüzyıllar boyunca bu alanda zengin, benzersiz bir deneyimler dizisi ortaya konulmuştur. Bu çalışma, Özbekistan'da yüzyıllardan beri faaliyet gösteren, dünyaca ünlü bilim adamları ve fuzalalar yetiştiren bu eğitim kurumlarının tarihçesini, eğitim faaliyetlerini incelemeye ve kısmen de olsa aydınlatmaya adanmıştır. Bu çalışma dört bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümü giriş, ikinci bölüm Özbekistan tarihi, üçüncü bölümü Özbekistan'da din eğitimi (genel eğitim sistemi), dördüncü bölümü Özbekistan'da dinî/meslekî eğitim. Araştırmanın ilk bölümünde araştırmanın konusu, amacı, önemi ve yöntemi açıklanacaktır. İkinci bölümde; bağımsızlık dönemine ışık tutması açısından İslam'ın Orta Asya'ya girişinden başlayarak bağımsızlığa kadar geçen dönemde din-devlet ilişkileri, din eğitimi, din görevlilerinin yetiştirilmesi ve istihdamına ilişkin ortaya çıkan gelişmelere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise; Özbekistan genel eğitim sistemi, mesleki din eğitimi ve okullarda din eğitimi konusu incelenmiştir. Dördüncü bölümde: din görevlisi yetiştiren eğitim kurumlarına giriş sınavları ve eğitimin durumu, müfredat programları, ders kitapları, öğretim metotları incelenmiş ve din görevlisi yetiştirme açısından ele alınmıştır. Yine bu bölümde dinî eğitim kurumlarına, camilere ve din görevlileri hakkında yetkili kurum olan Özbekistan Müslümanlar İdaresinin teşkilat yapısı ve birimleri hakkında bilgi verilmiştir. ÖMİ teşkilatının din görevlisi yetiştirmesiyle ilgili faaliyetleri ve din görevlilerinin kadro sayıları değerlendirilmiştir. Tarihsel yöntem, doküman incelemesi, literatür taraması gibi nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Neticede din görevlilerinin eğitim seviyelerinin daha da yükseltilmesi ve istihdamında meydana gelebilecek sıkıntıların giderilmesi uygun olcağı yönünde sonuçlara ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Özbekistan Müslümanlar Dinî İdaresi, Dinî Eğitim Kurumları, Medrese, İslam Enstitüsü.

Din eğitimiDin eğitimi kurumlarıDin görevlileri+6
Azızjon Kurbonov
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Şanlıurfa merkez ilçelerdeki mimari eserlerde kullanılan hadislerin değerlendirilmesi

İslâm medeniyet ve geleneğini inşa eden iki aslî unsur Kur'ân ve hadislerdir. Bu nedenle, mimariden âdet ve geleneklere varıncaya kadar akla gelebilecek her şey bu iki aslî unsur göz önünde bulundurularak anlaşılmalıdır. İslam toplumları tarih boyunca Hz. Peygamber'e (s.a.v.) olan bağlılıklarından dolayı, hadislere ayrı bir önem vermişlerdir. Onun sünnetini ve hadislerini hayatın her alanına yansıtmayı kendileri için bir görev addetmişlerdir. Bazı hadisler toplum hayatındaki etkisini sürdürürken, bazıları da ya kitapların sayfalarında kalmış ya da gözler önünde olmasına rağmen dikkatlerden kaçmış olabilir. İşte bu sebeple hadislerin toplumsal hayatta nasıl yer aldığı, nasıl kullanıldığı, topluma ne gibi mesajlar verdiği konuları, gün yüzüne çıkarılması ve dikkatlere sunulması gereken önemli hususlardandır. Bu tezde, Şanlıurfa'nın merkez ilçeleri olan Eyyübiye, Haliliye ve Karaköprü ilçelerindeki camiler, mezarlıklar, medrese ve dini eğitim veren lise ve ortaokularında yer alan hadislerin kaynakları ve değerlendirmeleri yapılacaktır.

CamilerHadisMedreseler+7
Zeliha Beyza Taş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Endonezya'da okul öncesi kurumlarda ve ilköğretim okullarında din ve ahlak eğitimi

İnanç, insanın tabiatında, yaratılışında var olan bir eğilim ve ihtiyaçtır. Bu eğilimin yok sayılmaması, eğitimin konusu haline getirilmesi ve insanın bu yönde ihtiyacına karşılık verilmesi gerekir. Din eğitiminin amacı öncelikle insanların mensup oldukları dinin inanç, ibadet ve ahlak esaslarının tanıtımı ve öğretimidir. Bununla birlikte hem toplumsal hem de dünya barışına katkı sunmak üzere ötekine saygı ve hoşgörünün kazandırılması din eğitiminin en temel amaçlarından birisi olmalıdır. Günümüzde küreselleşme kavramı ile ifade edilen, hızı ve yoğunluğu giderek daha da artan insanlar arası ilişkilerin düzenlenmesi, hoşgörü ve saygının, ahlaki erdemlerin yaşatılmasında din eğitiminin katkısı olacaktır. Çünkü din, birey ve toplumların yönlendirilmesinde son derece etkilidir. Çalışmamızın amacı günümüzde Endonezya'daki eğitim sistemi içinde din eğitimine verilen yerin ve din eğitiminin hangi özellikleri taşıdığının belirlenmesidir. Böylece geçmişten bugüne kadarki süre içerisinde hangi dönemlerde nasıl bir değişimin yaşandığı açıklanmış olacaktır. Çalışmada nitel araştırma yöntemine başvurulmuştur. Bu kapsamda, konuyla ilgili kaynak taraması yapılarak hem geçmiş hem de günümüze ait olan bilgiler toplanarak, din eğitiminin yapıldığı kurumlar, din eğitiminin amaçları, içeriği, öğretim yöntemleri ve materyalleri konularında açıklamalar yapılmıştır. Böylece Endonezya'nın bağımsızlığını kazandığı 1945'ten günümüze kadarki dönemde din eğitimi alanındaki değişim genel çizgileri ile tanıtılmıştır. Tespitlerimize göre Endonezya'da 1945 yılında yapılan yasal düzenlemelerle okullarda din dersine yer verilmiştir. Diğer dersler gibi din dersi için de ayrıca öğretim programları hazırlanmıştır. Dersin içeriği İslam inanç, ibadet ve ahlak esaslarından oluşmaktadır. Bunun dışında ayrıca resmi olarak tanınan ve dini eğitimin yapıldığı medreseler de bulunmaktadır. Çalışma esnasında hem tarihi süreçte yaşanan değişim hem de günümüzdeki derslerin amaç, program, içerik ve yöntemler konularında zaman zaman Türkiye'deki din eğitimi uygulamaları ile karşılaştırmalar yapılmıştır.

Ahlak eğitimiDin eğitimiDin eğitimi kurumları+5
Muhammad Furqon
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Afganistan'ın Faryab ili örneğinde klasik İslami medreseler ve Arapça eğitimi

Afganistan İslâm cumhuriyetinin maarif tarihine baktığımızda bu ülkede çeşitli eğitim öğretim kurumlarının olduğunu görürüz. Bu eğitim kurumlarının en önemlilerinden biri de tarihi İslamiyet'in ilk yıllarına dayanan medreselerdir. Bu araştırma, özü ve amacı itibariyla Afganistan'ın Faryab ilinde bugüne kadar eğitim faaliyetlerini devam ettiren klasik İslâmî medreseler, bu medreselerde okutulan İslâmî ilimler ve Arapçayı konu edinmektedir. Bu çalışmanın konusu olan medreselerin tarihî ve fizikî durumları gibi hususlarla ilgili malumatlar, gözlem ve bilir kişilerle yapılan mülakatlar yoluyla elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: İslâmî ilimler, Klasik İslâmî Medreseler, Arapça, Eğitim-öğretim, Afganistan, Ders kitapları ve müellifleri.

AfganistanAfganistan-FaryabArapça+6
Mohammad Aassef Esmail
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara kent tarihine bir katkı: Kızıl Bey -hayatı, hayrâtı ve vakıfları-

Kızıl Bey, Anadolu Selçuklu Devleti Sultanları I. İzzeddin Keykavus (1211-1220) ve I. Alaaddin Keykubad (1220-1237) devirlerinde yaşamış ve bu dönemlerde zikredilen sultanların emri altında Ankara uç beyliği vazifesini yürütmüştür. Ankara'da bulunduğu sırada medrese, cami ve türbeden müteşekkil bir vakıf külliye inşa etmiştir. Daha sonraki süreçte bu vakıf külliye etrafında nüfusun yoğunlaşması ile burada bir mahalle ortaya çıkmıştır. Çalışmada Kızıl Bey'in hayatı, kurmuş olduğu vakıf külliye ve bu vakıf külliye çevresinde meydana gelen Kızıl Bey Mahallesi incelenecektir. Kızıl Bey üzerine daha önce geniş çapta müstakil bir çalışma yapılmamış olması ortaya koyulacak olan tezin şekillenmesinde esas etken olmuştur. Bu bakımdan çalışma oluşturulurken nitel araştırma yöntemlerinden derleme-tarama usulü kullanılmıştır. Çalışmada çoğunlukla şerʻiyye sicillerinden faydalanılmıştır. Taranan şerʻiyye sicillerinden Kızıl Bey Vakfı ve Mahallesi ile ilgili elde edilen bilgiler tasnife tabi tutulmuş ve özet çıkarılmıştır. 1463 tarihli Ankara livası mufassal tahrir defteri ile 1522 ve 1571 tarihli vakıf tahrir defterlerine göre Ankara'da vakfa ait birçok köy ve mezra bulunmaktadır. Tespit edilen bir diğer konu, tevliyetin vâkıfın evladından olanlara ait olduğudur. Bununla beraber vakfın yapıları tarihi süreç içerisinde birçok defa tamir faaliyetine tabi tutulmuştur. Vakıf binalarında ise yüzyıllar boyunca erbâb-ı vezâif olarak isimlendirilen vakıf görevlileri vazifelerini idame ettirmişlerdir. 1830'lardan itibaren vakıf binaları metruk hale gelmeye başlamış, bu bağlamda mütevelli dışındaki kalan vakıf çalışanları vakıfta görev almamışlardır. Kızıl Bey Mahallesi'nin tarihi sürecini XVI. yüzyıla ait tahrir defterlerinden ve daha sonraki dönemler için ise şerʻiyye sicillerinden yararlanarak takip edilebilmektedir. İçerisinde birçok dinî ve sosyal yapı bulunduran mahalle, XIX. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren terk edilmeye başlanmıştır. Günümüzde mahallenin bulunduğu bölge Ulus semtine tekabül etmektedir ve TBMM, Ziraat Bankası, Palas Otel gibi Cumhuriyet'in ilk yıllarına ait binalar bu bölgede bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Ankara, Kızıl Bey, Kızıl Bey Mahallesi, Kızıl Bey Medresesi, Vakıf, Şehir.

AnkaraBiyografiDini kurumlar+5
Kadir Demirel
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00

Related subjects