Propolis

Bu konu başlığı altında 81 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Trichophyton türleri üzerine propolis ve kurkumin ekstratlarının antifungal aktivitesinin ve sinerjistik etkisinin araştırılması

Zehra Özlem Ünal, Trichophyton türleri üzerine propolis ve kurkumin ekstratlarının antifungal aktivitesinin ve sinerjistik etkisinin araştırılması, Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Tekirdağ, 2019. Dermatofitler, yüzeyel mantar infeksiyonları içerisinde en çok karşılaşılan infeksiyonlar olan dermatofit infeksiyonuna sebep olurlar.Besin kaynağı olarak keratini kullanırlar ve deri, saç, tırnakta yaygın olarak bulunurlar.Dermatofitler içerisinde en sık karşılaşılan türler Trichophyton türleridir. Trichophyton türleri deri, saç ve tırnaklarda infeksiyona sebep olurlar, eşeysiz üreme özelliğine sahiptir ve antropofilik özellik gösterirler.Trichophyton türlerinin tedavisinde bir çok antifungal görev almaktadır.Bu antifungallerin tedavide bazen yetersiz olması mantar öldürücü etkisi olan daha iyi terapötik ajanların araştırılmasına yol açmıştır.Yakın zamanda yapılmış çalışmalarda kurkumin ve propolisin bu tür uygulamalar için uygun maddeler olduğu öne sürülmüş ve araştırmalar bu yönde hız kazanmıştır.Bu çalışmada 100 Trichophyton izolatının kurkumin ve propolisin antifungal etkisinin ve sinerjistik etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır.Çalışmaya 11 Ekim 2011 – 08 Nisan 2017 tarihleri arasında klinik ve poliklinik örneklerinden izole edilerek saklanan 100 Trichophyton izolatı dahil edildi. Örneklerin %42'si saçtan, %23'ü deriden, %35'i tırnaktan izole edildi. İlk olarak izolatların propolis ve kurkumin minimum inhibitör konsantrasyon (MİK) değerleri sıvı mikrodilüsyon yöntemi ile belirlendi. Sinerjistik çalışma için sıvı mikrodilüsyon dama tahtası yöntemi kullanıldı.Çalışma sonucunda kurkumin ve propolisin hem ayrı ayrı hem de birlikte antifungal etkisi olduğu belirlendi. Bu çalışma literatürde tarayabildiğimiz kadarıyla Trichophyton izolatlarının kurkumin ve propolisin sinerjistik etkisinin çalışıldığı ilk çalışmadır. Anahtar Kelimeler: Trichophyton türleri, MİK, MFK, Kurkumin, Propolis, Sinerjistik etki

Antifungal ajanlarKurkuminPropolis+3
Zehra Özlem Duran
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk propolisinin histon deasetilaz (HDAC) enzim aktivitesine etkisinin araştırılması

Bireylerin beslenme ve yaşam tarzı çeşitli epigenetik değişikliklere neden olarak vücudun fizyolojik ve patolojik süreçlerini etkileyebilmektedir. Son yıllarda yapılan çalışmalarda çeşitli besin ve besin bileşenlerinin histon deasetilaz (HDAC) enzim aktivitesini baskıladığına dair güçlü kanıtlar bulunmuştur. Tez çalışmamız kapsamında çeşitli farmakolojik etkilere sahip Türk propolisinin (TP) HEK293T ve HeLa hücre hatlarında HDAC aktivitesi üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Çalışmada, Türkiye'de piyasadan toplanan ticari formda, saflaştırılmış 2 farklı propolisin suda çözünen formları kullanılmıştır. HEK293T ve HeLa hücrelerinde HDAC aktivitesinin tespiti için öncelikle TP'nin uygulanması planlanan LD50 konsantrasyonları tripan mavisi boyama yöntemi ile belirlenmiştir. NETN lizis yöntemi ile elde edilen hücresel lizatların protein miktar tayininde Bradford yöntemi kullanılmıştır. In vitro koşullarda Propolis-1'in, LD50 dozu ile hem 24 saatlik muamelesinin hem de doğrudan hücresel lizatlarla muamelesinin, HEK293T ve HeLa hücrelerindeki HDAC aktivitesini azalttığı saptanmıştır. Propolis-2'nin doğrudan muamelesi bilgi verici olmamakla birlikte, 24 saatlik uygulaması ise normal hücrede (HEK293T) HDAC aktivitesini düşürürken kanser hücresinde (HeLa) HDAC aktivitesini artırdığı tespit edilmiştir. Çalışmamızdan elde edilen veriler ışığında TP'nin bir normal hücre hattı olan HEK293T hücrelerinde doğrudan ve dolaylı mekanizmalarla HDACi etkisi olduğu, bir kanser hücre hattı olan HeLa hücrelerinde ise HDAC aktivitesi üzerindeki etkisinin çelişkili olduğu gösterilmiştir. Anahtar kelimeler: Türk Propolisi, HDACi, Epigenetik, Fonksiyonel Besin.

Enzim aktivitesiEpigenetikFonksiyonel besinler+2
Meleknur Başar
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk propolisinin hücre döngüsü üzerine etkisinin araştırılması

Propolis bal arılarının bitkilerden topladıkları çeşitli ürünleri kullanarak ürettikleri reçinemsi doğal bir maddedir. Propolis eski çağlardan beri başta sağlık olmak üzere diğer alanlarda da yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Bilinen biyolojik aktivitelerinden bazıları; antibakteriyel, antiseptik, antitümoral, antiinflamatuar, antioksidan ve anestezik özellik göstermesidir. Hücre döngüsü, hücre büyümesi ve bölünmesinin kontrol edildiği evreleri içeren bir döngüdür. Hücrelerin döngüsünün kontrolü doku homeostazı ve kanser açısından önemlidir. Bu çalışmada; Türk propolisinin HEK293T ve HeLa hücrelerinde hücre döngüsüne etkisinin araştırılması amaçlanmaktadır. Çalışmamızda HEK293T ve HeLa hücreleri Türkiye'de üretilen ticari formdaki iki farklı propolisin LD50 konsantrasyonları ile in vitro koşullarda 24 saat süreyle muamele edilerek hücre döngüsü analizleri gerçekleştirilmiştir. Akım sitometri ile yapılan hücre döngüsü analizleri sonucunda; Propolis 1'in G1 fazındaki hücre sayısını kontrole kıyasla, HeLa hücrelerinde %24 oranında (p=0,004), HEK293T hücrelerinde %27,4 oranında (p=0,024) istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşürdüğü saptanmıştır. Propolis-2'nin ise kontrole kıyasla HEK293T ve HeLa hücrelerinde hücre döngüsünün herhangi bir evresindeki hücre yüzdesini istatistiksel olarak anlamlı bir düzeyde etkilemediği saptanmıştır. Çalışmamızdan elde edilen deneysel veriler Propolis-1'in HEK293T ve HeLa hücrelerinin hücre döngüsünün S-G2/M evrelerinde birikmesine sebep olduğunu ve hücre döngüsünü durdurduğu göstermektedir.

Hücre döngüsüHücrelerNeoplazmlar+1
Büşra Terzi
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Propolis ürünlerindeki makro ve mikro element içeriklerinin ICP-OES ile tayini

Propolis bal arılarının farklı bitki organlarından topladıkları reçinelerden ürettikleri ve bal mumu ile karıştırdıkları bitki kaynaklı bir doğal arı ürünüdür. Propolisin biyolojik etkileri sayesinde M.Ö. 300'lü yıllardan itibaren çeşitli amaçlarla kullanıldığı bilinmektedir. Eski çağlardan beri propolisin biyolojik özellikleri bilinmekte ve insanlar tarafından çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Propolisin; in vitro koşullarda kanserli hücrelerin çoğalmasını durdurabilen bileşikleri içerdiği bildirilmektedir. Propolis ile ilgili yapılan farklı kimyasal analizler sonucunda günümüze kadar propolisin içeriğinde birçok kimyasal bileşen tanımlanmıştır. Bu tez kapsamında, ticari propolis damla ürünlerinde bulunan sodyum (Na), magnezyum (Mg), potasyum (K), kalsiyum (Ca), fosfor (P), demir (Fe), bakır (Cu), bor (B), mangan (Mn), çinko (Zn), alüminyum (Al) element içerikleri nicel olarak İndüktif Olarak Eşleşmiş Plazma Optik Emisyon Spektrometresi (ICP-OES) ile belirlenmiştir. Propolis örneklerinden 1'er mL alınarak, 9 mL derişik HNO3 (nitrik asit) karışımı ile mikrodalga çözünürleştirme sistemi ile çözünürleştirme işlemleri gerçekleştirilmiştir. ICP-OES ile metal analizlerinde validasyon parametreleri; doğruluk, % geri kazanım, kesinlik (%RSD), korelasyon katsayısı, LOD (Gözlenebilme Sınırı) ve LOQ (Tayin Sınırı) olarak belirlenmiştir.

ICP-AESMakro elementMikro elementler+1
Görkem Arda
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Propolisin obezite üzerindeki etkisini inceleyen araştırmaların değerlendirilmesi

Obezite günümüzde hem gelişmiş hem de kaynakları yetersiz ülkeleri etkileyen, yaşam beklentisini azaltan ve ülkelerin sağlık sistemleri için kapsamlı sonuçları olan küresel bir salgın olarak kabul edilmiştir. Obezitenin birincil nedenleri, monogenik hastalıklar ve genetik sendromlar biçimindeki genetik bozukluklarla ilişkili olarak sınıflandırılmıştır. Obezitenin ikincil nedenleri, sistemik işlev bozukluklarını içeren hastalıkları ve vücutta metabolik değişikliklere neden olan düzenleyici mekanizmaların bozukluklarını içermektedir ve bu da birincil hastalığa ikincil obezite gelişimini teşvik etmektedir. Obezite tedavisinde, obeziteyle ilişkin hastalık ve ölüm risklerini azaltmak, kişilere dengeli ve yeterli beslenme alışkanlığı benimseterek hayat kalitesini artırmak amaçlanmıştır. Son zamanlarda propolis, sağlığı geliştirmek ve iltihaplanma, koroner hastalık, diyabet ve kanser gibi kronik hastalıkları engellemek için yiyecek ve içeceklerde yaygın olarak kullanılmaktadır. Propolisin kimyasal bileşimi kaynağa bağlı olarak kalitatif ve kantitatif olarak değişken olmasına rağmen, propolisin alt bileşenleri olan polifenoller öncü olmak üzere 300'den daha fazla bileşik bildirilmiştir. Propolisteki başlıca polifenoller flavonoidler, fenolik aldehitler, fenolik asitler ve bunların esterleridir. Son zamanlarda propolis, sağlığı daha iyi hale getirmek ve iltihaplanma, kalp hastalığı, diyabet ve kanser gibi hastalıkları önlemek için yiyecek ve içeceklerde sıkça kullanılmaktadır. Bu incelemenin içerdiği araştırmalara, elektronik veri tabanlarından ulaşılmıştır. İncelemede yer alan çalışmalar, 2010 ile 2023 yılları arasını kapsamaktadır. Bu incelemede araştırma kriterlerine göre seçilmiş 30 araştırma makalesi taranmıştır. Bunlardan; 28'i randomize kontrollü çalışma, 2'si deneysel çalışmadır. Bu çalışmada, propolisin obezite ve hiperlipidemi üzerindeki etkileri literatürde yer alan in vitro ve in vivo çalışmalar incelenerek vurgulanmıştır. İncelenen tüm çalışmalar propolisin obeziteyi önlediği ve iyileştirdiği yönündedir. Bu sonuçlara dayanarak propolisin obezite hastalığında tedavi etkisi olduğunu ve kullanılabileceğini düşündürmektedir. Fakat literatürdeki çalışmalar propolisin miktarı ve uygulama süresi konusunda yetersiz görünmektedir. Literatürdeki konuyla ilgili derleme çalışmaları propolisin birçok kronik hastalıklar üzerindeki etkisine yoğunlaşmıştır. Bizim çalışmamız, spesifik olarak sadece obezite ve hiperlipidemi etkisini ele alıp değerlendiren tek çalışmadır. Anahtar Kelimeler: Propolis, Obezite, Hiperlipidemi, Leptin, Adiposit

Adipoz dokuHiperlipidemilerLeptin+2
Gizem Avcı
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farelerde deneysel epileptik modelde propolisin beyinde asetilkolinesteraz ve oksidatif stres üzerine etkisinin araştırılması

Yaptığımız çalışmada, epilepsi modeli oluşturulan farelerde propolis uygulamasının beyin dokusundaki oksidatif stres parametrelerine ve asetilkolinesteraz aktivitesine etkileri araştırılmıştır. Çalışmada 35 adet fare kullanılmış olup her grupta 7 fare olacak şekilde toplam 5 gruba ayrılmıştır. Bu gruplar; kontrol grubu, pentilentetrazol (PTZ) grubu, propolis grubu, PTZ + propolis grubu ve PTZ + valproik asit grubudur. Kontrol grubuna serum fizyolojik (SF), PTZ grubuna 65 mg/kg PTZ + serum fizyolojik, propolis grubuna 100 mg/kg propolis ve 45 dakika sonra serum fizyolojik, propolis + PTZ grubuna 100 mg/kg propolis ve 45 dk sonra 65 mg kg PTZ, valproik asit grubuna 100 mg/kg valproat ve 45 dk sonra 65 mg kg PTZ yedi gün boyunca uygulanmıştır. Her grubun nöbet tespiti, nöbet skorları ve toplam nöbet süresi izlenerek kaydedilmiştir. Uygulama sonrası farelerin beyin dokusundaki asetilkolinesteraz enzim aktivitesi ile oksidatif stres göstergesi olarak da total antioksidan kapasite (TAS) ve total oksidan kapasite (TOS) düzeylerine bakılmıştır. PTZ grubunun TAS düzeyi, kontrol grubu ile karşılaştırıldığı zaman istatistiksel olarak anlamlı ölçüde düşük bulundu (p<0.05). Propolis, PTZ+Propolis ve PTZ + Valproik asit gruplarının TAS düzeyleri PTZ grubu ile kıyaslandığında istatistiksel olarak anlamlı ölçüde yüksek bulunmuştur (p<0.05). PTZ grubunun TOS düzeyleri, kontrol grubu ile karşılaştırıldığı zaman istatistiksel olarak anlamlı ölçüde yüksek bulunmuştur (p<0.05). Propolis, PTZ+Propolis ve PTZ+Valproik asit gruplarının TOS düzeyleri, PTZ grubu ile kıyaslandığında istatistiksel olarak anlamlı ölçüde düşük bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak, propolis ekstresinin, epilepsinin davranışsal belirtilerini ve oksidatif stresi azalttığı görülmüştür. Ayrıca propolis ekstresinin, epilepsinin komplikasyonlarını önleyebileceği gösterilmiştir. Anahtar Sözcükler: Epilepsi, Beyin, Propolis, Oksidatif Stres, Asetilkolinesteraz Aktivitesi

AsetilkolinesterazBeyinEpilepsi+4
Beşir Karayel
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hakkari ili ve çevresinde üretilen bal ve propolis örneklerinin metal içeriklerinin belirlenmesi

Bu çalışmanın amacı Kasım ve Aralık 2022 tarihleri arasında Hakkari ilindeki farklı köy arıcılarından toplanan bal (n = 60) ve propolis (n = 40) örneklerinin demir, çinko, bakır, kobalt (Co), krom, kadmiyum, nikel, selenyum, kurşun ve arsenik içeriklerini belirlemektir. Numuneler kuru yakma işleminden sonra indüktif olarak eşleşmiş plazma optik emisyon spektrometresi (ICP-OES) kullanılarak analiz edildi. Bal numunelerindeki metallerin konsantrasyon düzeylerine göre sıralaması Fe>Zn>Cu>Cr=Pb=As>Ni>Co>Se şeklinde olup analiz edilen metallerin ortalaması 1.775, 0.933, 0.115, 0.029, 0.029, 0.029, 0.029, 0.027, 0.021, 0.018 ppm olarak bulunmuştur. Propolis örneklerinde ise Fe>Zn>Pb>Cr>Ni>Cu>Co>As>Se>Cd şeklinde bir sıralama olup ortalamalar sırasıyla 433.367, 44.229, 3.425, 1.715, 1.644, 0.920, 0.608, 0.462, 0.254, 0.007 ppm olarak bulunmuştur. İncelenen tüm bal örneklerindeki kadmiyum seviyeleri tespit sınırının altındaydı ve incelenen tüm propolis örneklerindeki kadmiyum seviyeleri de beş örnek hariç hepsi tespit sınırının altındaydı. Değişkenlerin tanımlayıcı istatistiksel analizi yapıldı ve metal seviyelerindeki farklılıkları doğrulamak için Kruskal-Wallis ve Mann-Whitney parametrik olmayan testleri kullanıldı. Farklı köylerdeki arıcılardan alınan bal örnekleri arasında Zn, Cu, Co, As ve Fe yönünden, propolis örneklerinde ise Cr, Ni, Zn, Pb, Co, Cd, As ve Fe açısından istatistiksel olarak anlamlı farklar bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar, bal ve propolisin metal bulaşmasının varlığını ortaya koymak için yararlı parametreler olarak kullanılabileceğini gösterdi.

Ağır metallerBalHalk sağlığı+1
Esma Eğe
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Propolisin diaper dermatit'e (pişik) eşlik eden enfeksiyonlara karşı bebek bezlerinde kullanılma potansiyelinin araştırılması

Propolis arıların ağaçlardan, yapraklardan, tomurcuklardan topladığı maddeleri kendi enzimleriyle bir araya getirerek oluşturduğu reçinemsi bir maddedir. Propolisten antibakteriyel, antimikrobiyal, antifungal özellikleri sebebiyle yüzyıllar boyu ölüleri mumyalamaktan, dudak nemlendiricilerinin içeriğine kadar birçok konuda yararlanılmıştır. Yapılan çalışmalarda propolisin yara iyileşmesi, yanık tedavisi, deri iltihapları ve birçok cilt probleminde tedavi edici etkisinin olduğu belirtilmiştir. Bu çalışma kapsamında propolisin antibakteriyel aktivitesinin, bebeklerde en sık karşılaşılan deri hastalıklarından biri olan Diaper dermatit'e eşlik eden bakteri enfeksiyonlarının önlenmesindeki etkisi incelenmiştir. Deney sürecinde Tunceli, Hakkâri ve Bursa propolisi, diaper dermatite yaygın olarak eşlik eden iki bakteri Escherichia coli ve Staphylococcus aureus ve bir maya Candida albicans klinik suşlarında kullanılmıştır. Propolis örneklerinin ekstraksiyonu etil alkol (%99) kullanılarak yapılmıştır. Propolis örneklerinin bebek bezlerindeki antimikrobiyal etkinliğinin test edilmesi amacıyla %100 ve %50'lik ekstraktlarının bebek bezlerinin iç orta hatlarına emdirilmesi sağlanmıştır. İnkubasyondaki bebek bezlerinden 3, 6, 9, 12 ve 24. saatlerde cam baget yardımıyla sürüntü örnekleri alınarak, bakteri suşları için NA, maya için PDA besi yerlerine yayma ekim yapılmıştır. Propolis örneklerinin saatlik üremeye dayalı antimikrobiyal inhibisyon oranları plak dökme metoduyla belirlenmiştir. Çalışma sonucunda her 3 mikroorganizmada farklı oranlarda antimikrobiyal etki gözlenmiştir. Propolisin antimikrobiyal etkisinin, bezin uzun süreli değiştirilmediği durumlarda daha etkili olacağı düşünülmektedir. En verimli kullanım yöntemi bezin en üstüne ayrı bir tabaka olarak propolis emdirilmiş materyal konulması olacaktır.

Antibakteriyel etkilerCandida albicansEscherichia coli+2
Osmancan Takmaklı
Hacettepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Rize Anzer yaylası bölgesinden toplanan bal, polen ve propolis numunelerinin fizikokimyasal ve biyolojik aktivitelerinin araştırılması

Bu çalışmanın amacı, Rize'nin İkizdere ilçesi Ballıköy Yaylasındaki Anzer bölgesinden toplanan bal, polen ve propolis örneklerinin fizikokimyasal ve biyolojik özelliklerini incelemektir. Bu bölge, ekosisteminde 400-500 çiçek türü barındıran, bunların 40-50 tanesinin endemik olduğu bilinen bir yerdir. Toplamda üç bal, sekiz polen ve bir propolis örneği toplanmıştır. Toplanan örnekler, toplam fenolik ve flavonoid içerikleri, DPPH serbest radikal temizleme aktivitesi, FRAP antioksidan aktivite testi, GC/MS analizi ve mineral madde analizi ile değerlendirilmiştir. Antibakteriyel ve antifungal etkiler, Kirby-Bauer disk difüzyon analizi, Minimum İnhibisyon Konsantrasyonu (MIK) ve Minimum Bakterisidal/Fungal Konsantrasyonu (MBK/MFK) analizleri ile değerlendirilmiştir. Ayrıca enzim inhibisyon analizi için UV-Vis ve FTIR analizleri yapılmıştır. Sonuçlar, bal örnekleri arasında FMB03'ün en yüksek fenolik içeriğe sahip olduğunu, en düşük içeriğin ise FMB02'de olduğunu göstermiştir. Test edilen bal örneklerinde flavonoid içeriği tespit edilememiştir. FMB03 ayrıca en yüksek antioksidan aktiviteyi sergilemiştir. Polen örnekleri arasında FMP08'in en yüksek fenolik içeriğe ve antioksidan değere sahip olduğu, en düşük içeriğin ise FMP04'te olduğu belirlenmiştir. Sekiz polen örneği arasında test edilenler arasında FMB08'in en yüksek flavonoid içeriğe ve antioksidan aktiviteye sahip olduğu, en düşük içeriğin ise FMB01'de olduğu görülmüştür. Propolis örneği FMPR1 diğer iki örneğe göre en yüksek fenolik içeriğe, flavonoid içeriğe ve antioksidan değere sahiptir. Antimikrobiyal analizler, bal ve polen örnekleri arasında farklılıklar olduğunu ortaya koymuş ve bu farklılığın, aynı türden numunelerin bile farklı kovanlardan gelmesinden kaynaklanabileceğini göstermiştir. Genel olarak, bu çalışma Anzer bölgesi arı ürünlerinin özelliklerini ve karşılaştırmalı analizini sunarak, potansiyel sağlık faydaları ve uygulamaları konusunda anlayışımıza katkı sağlamaktadır.

Antimikrobiyal aktiviteAnzer balıPolenler+1
Fatmagül Memiş
Ordu University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Doğal antioksidan içeren propolis ve yaban mersini ekstrelerinin heterosiklik aromatik amin oluşumu üzerine etkileri

Protein içeriği yüksek et, tavuk, balık gibi besinlerin yüksek sıcaklıkta pişirilmesi ile oluşan Heterosiklik Aromatik Aminler (HAA'lar), karsinojenik, genotoksik ve mutajenik bileşiklerdir. HAA'ların sağlık üzerine olumsuz etkileri nedeniyle, besinlerde oluşumunun sınırlandırılması ve diyetle alımının azaltılması önerilmektedir. Bu çalışma, antioksidan içeriği yüksek propolis ve yaban mersini ekstrelerinin HAA oluşuma etkisini incelemek amacıyla planlanmıştır. Çalışmada, sığır ve tavuk etleri farklı konsantrasyonlarda (%0, 0,25, 0,5 ve 1) propolis ve yaban mersini ekstresi ile marine edilerek tavada pişirme yöntemiyle 150 ve 200ºC'de her iki yüzeyi 5 dakika olacak şekilde toplam 10 dakika pişirilmiştir. Örneklerin proksimet (nem, kül, protein ve yağ içeriği), kreatin ve kreatinin içeriği ile pH değerleri ve lipit oksidasyonu analiz edilmiştir. Örneklerin HAA düzeyleri (IQx, IQ, MeIQx, MeIQ, 4,8-DiMeIQx, 7,8-DiMeIQx, Norharman, Harman, Trp-P-2, PhIP, AαC ve MeAαC) tayin edilmiştir. Örneklerde, IQx 36,85 ng/g, IQ 1,84 ng/g, MeIQx 3,39 ng/g, MeIQ 10,93 ng/g, 7,8-DiMeIQx 3,04 ng/g, 4,8-DiMeIQx 0,82 ng/g, Harman 33,57 ng/g, Trp-P-2 3,62 ng/g, PhIP 1,61 ng/g ve AαC 5,28 ng/g düzeylerine kadar tespit edilmiştir. Örneklerin hiçbirinde Norharman ve MeAαC saptanmamıştır. Sığır ve tavuk etlerinin toplam HAA düzeyleri sırasıyla nd - 38,27 ng/g ve 0,11 - 47,26 ng/g seviyeleri arasında tespit edilmiştir. %0,25, %0,5 ve %1 konsantrasyonlarında propolis ekstresi eklenmesi toplam HAA düzeylerini sığır etinde sırasıyla %20 - 23,18, %15,36 - 56,35 ve %34,36 - 58,04 oranlarında; tavuk etinde sırasıyla %64,87 - 80,94, %61,91 - 85,07 ve %60,55 - 79,73 oranlarında azaltmıştır. Yaban mersini esktresinin %0,25, %0,5 ve %1 konsantrasyonlarında eklenmesinin toplam HAA düzeylerini sığır etinde sırasıyla %88,90 - 97,78, %90,67 - 100 ve %93,74 - 97,31 oranlarında; tavuk etinde sırasıyla %92,95 - 94,57, %87,28 - 88,41 ve %51,94 - 95,64 oranlarında azalttığı tespit edilmiştir. Bu çalışma, doğal antioksidan içeren propolis ve yaban mersini ekstrelerinin 150 ve 200ºC'de pişirilen sığır ve tavuk etlerinde HAA oluşumunu azaltıcı etkileri olduğunu göstermiştir. Sığır ve tavuk etlerinin pişirme öncesi antioksidan içeriği yüksek bileşenlerle marine edilmesi HAA düzeylerinin azaltılmasında etkili bir yöntem olarak kullanılabilir.

AminlerAntioksidanlarBesinler+5
Damla Gümüş
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Biyoteknolojik transformasyon ile alerjen molekül içeriği azaltılmış propolisin kanser hücrelerinde apopitozis ve anjiogenez üzerine etkisi

Propolis arıların koruyucu etkilerinden faydalandıkları doğal bir üründür. Arılar propolisi, reçineden zengin ağaç ve bitkilerden topladıkları reçineyi tükürük enzimleri vasıtasıyla sindirip mumla karıştırarak kovanda hazırlar. Propolis koloniyi bakteriyel, fungal ve viral tehditlere karşı korur, arıların hastalık kapmasını önler. Propolis güçlü antioksidan, antiinflamatuar ve anti tümör etkileri nedeniyle insan sağlığının korunmasında uzun yıllardır kullanılmaktadır. Birçok faydasının yanında içerdiği bazı bileşenler, özellikle kafeik asit esterleri ve hidroksisinamik asit esterleri değişik alerjik komplikasyonlara neden olabilmektedir. Bizim çalışmamız da biyolojik transformasyonla alerjen içeriği düşürülmüş, propolisin kolon kanseri ve sağlıklı kolon hücre hatlarına sitotoksik, apopitotik ve anjiogenetik etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Propolis örnekleri farklı çözgen ve yöntemlerle ekstre edilerek, farklı Lactobacillus plantarum suşları kullanılarak biyolojik transformasyon işlemi gerçekleştirilmiştir. Transformasyon sonrası tüm ürünlerin LC MS/MS'de içerik analizleri yapılmış ve daha sonra hücre kültürü çalışmalarına geçilmiştir. HCT-116 kolon kanseri hücre hattı ve CCD-841 CoN normal kolon epitelyal hücre hatları üzerinde propolisin sitotoksik, apopitotik ve anjiogenetik etkilerine bakılmıştır. Tüm propolis örnekleri deneylerimizdeki 28 paramere üzerinden değerlendirilmiş ve en etkili örnekler tespit edilmiştir. Çalışma sonucumuz ilk defa biyolojik transformasyonla alerjen içeriği düşürülmüş, bir ok örnekte diğer polifenollerin miktarı korunmuş veya artmış, kolon kanserinde daha etkili sitotoksik, apopitotik, anti poliferatik ve anti anjiyogenik bir etkiye sahip, sağlıklı kolon hücre hattını koruyan apiterapötik ürünün ortaya çıkmasını sağlamıştır. Çalışmamız tüm propolis örneklerinin spesifik hücre hattına duyarlı, polifenol içeriği ekstreye çıkaracak en iyi çözgeni belirlenmiş, ve kullanımı için güvenli doz aralığı belirlenmiş ürünlerin kanser tedavisinde kullanılmasını önermekte ve bunun propolis tedavisini daha özgün ve etkili hale getireceğini savunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Propolis, Biyolojik Transformasyon, Antioksidan, Apopitosiz, Kolon kanseri, Anjiogenezis

AlerjenlerAnjiyogenezAntioksidanlar+6
Hıkmat Mammadov
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Antienflamatuvar etkili propolis yüklü lipozomal formülasyonların hazırlanması ve karakterizasyonu

Yara enfeksiyonları tüm dünyada milyonlarca insanı etkilemektedir. Özellikle kronik yaralarda uzun süren tedavi sürecinde gelişen enfeksiyonu önlemek amacıyla, antimikrobiyal ve antifungal etkiye sahip etkin maddeler kullanılmaktadır. Ayrıca, yara bölgesinde oluşan doku hasarının onarım sürecinde oksijen radikalleri oluşmaktadır. Antioksidan maddeler, yara bölgesini serbest radikal hasarlarına karşı korurlar ve böylece yara iyileşmesini hızlandırırlar. Doğal bir arı ürünü olan propolis, içeriği nedeniyle hem antimikrobiyal/antifungal hem de antioksidan özelliğe sahiptir. Bu nedenle, yara tedavisi için topikal formülasyonlar tasarlamak amacıyla kullanılmıştır. Konvansiyonel yaklaşımlara kıyasla daha etkili ve daha az yan etkili olması bakımından, nanotaşıyıcı sistemler, terapötik maddelerin uygulanması için önemli potansiyel uygulamalara sahiptir. Bu sistemler arasında lipozomlar, deri lipitlerine benzer yapıda olması nedeniyle etkin madde geçişini arttıran, veziküler yapıda ilaç taşıyıcı sistemler olarak dikkat çekmektedirler. Bu amaçla tez çalışmamızda ilk olarak propolis yüklü lipozom formülasyonları hazırlanmış, karakterizasyon (partikül boyutu dağılımı, polidispersite indeksi, zeta potansiyel, morfoloji, pH, yükleme kapasitesi, enkapsülasyon etkinliği) ve stabilite çalışmaları yapılmıştır. İn-vitro salım çalışmalarının ardından, optimize edilen formülasyonlar in-vitro antioksidan aktivite (serbest radikal süpürme kapasitesi ve troloks eşdeğer antioksidan kapasite tayini yöntemi) ve antimikrobiyal/antifungal aktivite çalışmaları ile değerlendirilmiştir. İdeal lipozom formülasyonu belirlenmiş ve topikal uygulamaya elverişli viskoziteyi sağlamak için, hidroksipropilmetilselüloz (HPMC) jel içinde dağıtılmıştır. Hazırlanan lipozomal jel formülasyonları; pH, reoloji, mekanik özellikler ve stabilite açısından değerlendirilmiştir. Sonuç olarak; bu tez çalışmasında hem antioksidan hem de antimikrobiyal etkiye sahip propolis yüklü lipozomal jel formülasyonları ile, yara tedavisinde topikal uygulamaya yönelik etkin ve yenilikçi bir alternatif geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Propolis, lipozom, jel antioksidan aktivite, antimikrobiyal/antifungal aktivite

Antifungal ajanlarAntiinflamatuar ajanlarAntioksidanlar+3
Ayşegül Aylin Aytekin
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Apiterapötik yenilebilir nanoemülsiyonların sentezi ve karakterizasyonu

Son yıllarda apiterapötik ürünler, doğal biyolojik aktiviteleri ve fonksiyonel gıdalardaki potansiyelleri nedeniyle dikkat çekmektedir. Arı ürünlerinin bu terapötik etkileri, fenolik bileşikler ve flavonoidler gibi sekonder metabolitlerden kaynaklanmaktadır. Bu çalışmada, bahsedilen iki önemli arı ürününe dayalı yenilebilir nanoemülsiyon sistemleri geliştirilmiş ve çok yönlü olarak karakterize edilmiştir. İlk aşamada, farklı oranlarda biyoterapötik hammaddeler ile Tween 80 (TW 80) içeren formülasyonlar, ultrasonik prob homojenizasyonu ile nano boyutta emülsiyonlara dönüştürülmüştür. Elde edilen nanoemülsiyonlar, pH, optik yoğunluk, % geçirgenlik, boya çözünürlüğü ve yayılabilirlik gibi fizikokimyasal parametreler açısından değerlendirilmiş; ayrıca zamanla kararlılıklarını belirlemek amacıyla stabilite analizleri gerçekleştirilmiştir. Morfolojik incelemeler için SEM (Taramalı Elektron Mikroskobu) analizleri uygulanırken, FTIR spektroskopisi ile nanoemülsiyonlarda yer alan fonksiyonel gruplar ve olası etkileşimler ortaya konmuştur. Biyolojik açıdan, formülasyonların antioksidan aktiviteleri DPPH radikal süpürme yöntemiyle, antienflamatuvar potansiyelleri ise protein denatürasyonunu inhibe etme yetenekleriyle değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre en yüksek biyolojik aktiviteye sahip formülasyonlar belirlenmiş ve optimizasyon çalışmaları yürütülmüştür. Ayrıca, propolis ve arı ekmeği ekstrelerinin fenolik içeriği HPLC analizleri ile ortaya konmuş, formülasyonlardaki etkinliğin kaynağı olan bileşikler tanımlanmıştır. Uygulanan Helicobacter pylori antimikrobiyal analizi ile gastrik ülser üzerindeki olası terapötik etkiler de değerlendirlmiştir. Elde edilen bulgular, propolis ve arı ekmeği bazlı nanoemülsiyonların hem biyolojik aktiviteleri hem de fizikokimyasal özellikleri bakımından fonksiyonel gıda veya farmasötik ürün geliştirme açısından yüksek potansiyel taşıdığını göstermektedir. Yüksek antioksidan, antienflamatuvar ve antimikrobiyal etkinin yanında minimum kararlılık kaybı ortaya konulmuş olup optimizasyon aşamalarından yararlanılarak elde edilen koşullar minimum hammadde ve maksimum kazanım ilkesini vurgulamaktadır.

Helicobacter pyloriPropolis
Aslıhan Erkek
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Halk Sağlığı Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Propolisin farklı yöntemler ile enkapsüle edilmesi: Optimum işlem koşullarının, depolama stabilitesinin, model gıda sistemlerinde kullanılabilirliliğinin ve probiyotik mikroorganizmalar üzerine etkisinin incelenmesi

Amaç: Bu çalışmada propolisin farklı mikroenkapsülasyon yöntemleri ile acı (bitter) ve hoş olmayan tadının maskelenerek, gıda sistemlerinde bileşen olarak kullanılabilmesi, antioksidan ve fenolik madde içeriğinin korunması amaçlanmıştır. Yüksek antioksidan aktivite ve fenolik madde içeriğine sahip propolisin, hoş olmayan tadını baskılamak için dondurarak kurutma ve püskürtmeli soğutma olmak üzere iki farklı mikroenkapsülasyon yöntemi ile propolis mikroenkapsüle edilmiştir. Mikroenkapsüle propolis partiküllerinin gıda sistemlerinde bileşen olarak kullanılabilmesinin yanısıra, depolama stabilitesinin ve in vitro model gastrointestinal sistem içinde yer alan ağız ve mide ortamında salınımının engellenerek, bağırsak ortamında salınımının sağlanması da amaçlanmıştır. Ayrıca, püskürtmeli kurutma, dondurarak kurutma ve püskürtmeli soğutma yöntemleri ile optimum koşullarda elde edilen mikroenkapsüle propolis partikülleri model gıda sistemleri (jöle, dondurma, ayran ve kek) içerisine ilave edilerek kullanılabilirliğinin araştırılması da amaçlar arasındadır. Enkapsüle edilmiş ve edilmemiş propolisin probiyotikler üstüne etkisi ile yağ içeriği yüksek bir gıda ürünü olan fıstık ezmesi içerisine enkapsüle edilmiş ve edilmemiş propolis örneklerinin ilave edilmesi ile lipit oksidasyon mekanizması üzerine etkisinin incelenmesi de amaçlanmıştır. Materyal ve Yöntem: Dondurarak kurutma ve püskürtmeli soğutma yöntemleri olmak üzere iki farklı yöntem ile propolis mikroenkapsüle edilmiştir. Çalışmanın ilk aşamasını her iki yönteme özgü uygun kaplama materyali kombinasyonun belirlenmesi oluşturmaktadır. Her bir enkapsülasyon yöntemine özgü kaplama materyali kombinasyonun belirlenmesinin ardından, kaplama materyali karışım oranları ve homojenizasyon hızı ile dondurarak kurutma yöntemi için ürün kalınlığı, püskürtmeli soğutma yöntemi için hava giriş sıcaklığı, bağımsız karışım ve proses değişkenleri olarak seçilmiştir. Dondurarak kurutma yöntemi için enkapsülasyon etkinliği, antioksidan miktarının maksimum olması ile in vitro model gastrointestinal sistem içinde yer alan ağız ortamında propolis tozlarının açılımının minimum olması hedeflenmiştir. Püskürtmeli soğutma yöntemi için ise toz partiküllerin ürün verimi, enkapsülasyon etkinliği, antioksidan miktarının maksimum olması ile in vitro model gastrointestinal sistem içinde yer alan ağız ortamında propolis tozlarının açılımının minimum olması hedeflenerek optimizasyon işlemi gerçekleştirilmiştir. Her bir enkapsülasyon yöntemi için optimum noktalarınnın belirlenmesi ile birlikte bu noktada doğrulama denemeleri gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın depolama aşamasında, üç farklı yöntem (püskürtmeli kurutma (PK), dondurarak kurutma (DK) ve püskürtmeli soğutma (PS) ile elde edilmiş enkapsüle propolis örnekleri, farklı depolama koşullarında (4°C ve 25°C) üç ay boyunca depolanmıştır. Depolama stabilitelerinin belirlenmesi amacıyla depolama süresince belirlenen periyotlarda, fiziksel ve kimyasal özellikleri ile enkapsülasyon etkinliğindeki değişimler incelenmiştir. Püskürtmeli kurutma, dondurarak kurutma ve püskürtmeli soğutma yöntemleri ile optimum koşullarda elde edilen mikroenkapsüle propolis partikülleri model gıda sistemleri (jöle, dondurma, ayran ve kek) içerisine ilave edilerek kullanılabilirliği araştırılmıştır. Yağ içeriği yüksek bir gıda ürünü olan fıstık ezmesi içerisine enkapsüle edilmiş ve edilmemiş propolis örneklerinin ilave edilmesi ile lipit oksidasyonu üzerine etkisi peroksit değeri ve indüksiyon süresi belirlenerek incelenmiştir. Enkapsüle edilmiş ve edilmemiş propolisin probiyotikler üstüne etkisi incelenmek için Lactobacillus acidophilus DSM20079'dan yararlanılmıştır. Bulgular: Emülsiyon özellikleri ile birlikte toz üründeki fiziksel ve kimyasal özelliklerinin incelenmesi sonucunda, dondurarak kurutma ve püskürtmeli soğutma yöntemleri için sırası ile maltodekstrin (MD)+peynir altı suyu protein izolatı (WPI)+PGPR ve WPI+PGPR kaplama materyalleri olarak belirlenmiştir. Belirlenen optimum işlem koşulları, dondurarak kurutma yöntemi için, %46,3 MD, %53,7 WPI, homojenizasyon hızı 11024 rpm ve ürün kalınlığı 0,6 cm; püskürtmeli soğutma yöntemi için ise palm yağı I oranı %93,30, palm yağı II oranı %6,70, homojenizasyon hızı 15000 rpm ve havanın giriş sıcaklığı 10°C olarak tespit edilmiştir. Optimum noktada gerçekleştirilen doğrulama denemeleri sonucunda deneysel sonuçlar ile modelden tahminlenen sonuçlar arasında belirgin bir fark bulunamamıştır. Depolama stabilitelerinin belirlenmesi amacıyla depolama süresince belirlenen periyotlarda, fiziksel ve kimyasal özellikleri ile enkapsülasyon etkinliğindeki değişimler incelenmiştir. Tüm enkapsülasyon işlemleri için hem fiziksel hem kimyasal sonuçlar sonucunda 3 aylık depolama süresinde enkapsüle edilen propolis tozlarının stabilitesinin korunduğu saptanmıştır. Yapılan duyusal testler sonucunda, püskürtmeli kurutma, dondurarak kurutma ve püskürtmeli soğutma yöntemleri ile optimum koşullarda elde edilen mikroenkapsüle propolis tozlarının model gıda sistemlerinde (jöle, dondurma, ayran ve kek) geniş bir alanda uygulanabilir olduğu bulgulanmıştır. Propolis tozlanın lipit oksidasyonu üzerine etkisini incelemek için 60°C'de gerçekleştirilen fıstık ezmesi örneklerinin depolaması sonucunda, fıstık ezmesi örneklerinin her birinin depolama süresince peroksit değeri değişiminin 2. derece kinetik model ile uyumluluk gösterdiği belirlenmiştir. Enkapsüle örneklerin her birinin kontrol örneklerine göre daha yüksek indüksiyon periyodu değerleri ile daha düşük peroksit değerlerine sahip olduğu belirlenmiştir. Enkapsüle edilmiş ve edilmemiş propolisin probiyotikler üzerine etkisini incelenmek için Lactobacillus acidophilus DSM20079'dan yararlanılmıştır. Hem katı hem de sıvı besiyerinde görüldüğü, L. acidophilus DSM20079 üzerine enkapsüle edilmemiş olan propolis ekstraktının inhibe etkisi belirlenmiştir. Enkapsüle edilmiş propolis tozlarının etkisinin ise sınırlı düzeyde kaldığı, dolayısıyla probiyotik canlılığının etkin şekilde korunduğu saptanmıştır. Sonuç: Mevcut çalışma kapsamında, yüksek antioksidan ve antimikrobiyal aktiviteye sahip propolisin mikroenkapsüle edilerek, içerdiği yararlı bileşenlerin korunması ve hoş olmayan tadının maskelenmesi ile piyasada bulunan ürün formlarına kıyasla talep edilebilirliği yüksek ve kolay kullanıma sahip gıda bileşeni olarak, çeşitli gıdalara katkılanmasının mümkün olduğu belirlenmiştir.

Dondurarak kurutmaEnkapsülasyonPropolis+1
Ulaş Baysan
Aydın Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Effects of mucoadesive gel containing propolis in rats with experimental periodontitis

Objective: In this study, it was aimed to examine the effects of locally applied mucoadhesive gel containing propolis in the experimental periodontitis model created in rats, biochemically and histopathologically. Materiyal end metod: In the study, 35 Sprague Dawley male rats with an average weight of 200-250 g were used. In order to induce periodontitis, 3/0 silk suture material was passed submarginally to the right mandibular first incisor under appropriate anesthesia and the knot was tied in the vestibule. On the 11th day following the removal of the ligature, these ligatures were removed again under anesthesia and the groups were given a mucoadhesive gel containing 50 mg and 100 mg of propolis; The gel prepared with chitosan used in mucoadhesive gel preparation was applied to the control group rats every day with the same method. No gel was applied to the negative control group. As a healthy control group, 7 rats were housed in different cages in the same experimental room without ligature and gel application. On the 8th day, intracardiac blood samples were collected under general anesthesia. Then, euthanasia was performed by cervical dislocation. Appropriately removed gingival tissues were taken into buffer solution for histopathological examinations. IL-1, IL-6, TNF-α and CRP levels were measured in an ELISA device using commercial test kits. Hemogram measurements were performed on a blood count device. The results obtained were evaluated using appropriate statistical methods. . Results: According to the results obtained, it was observed that the mucoadhesive gel containing propolis caused a non-statistical decrease in serum CRP, IL-1, IL-6 and TNF-α levels. Conclusion: According to the results obtained from this study, the application of mucoadhesive gel containing propolis may contribute to the reduction of periodontal inflammation, the prevention of tissue destruction and healing. Keywords: Mucoadhesive gel, periodontitis, propolis, rat

Animal experimentationHistochemistryPeriodontitis+2
Ömer Ebrem
Aydın Adnan Menderes University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Streptozotozin ile diyabet oluşturulan sıçanlarda propolisin öğrenme ve bellek üzerine etkisi

Araştırmanın amacı, streptozotozinle (STZ) deneysel olarak diyabet oluşturulmuş sıçanların, açlık kan glikoz değerlerine, eser element düzeylerine, öğrenme ve bellekleri üzerine, propolisin etkilerini araştırmaktır.Çalışmada 51 adet, erkek, Sprague Dawley cinsi sıçan kullanıldı. Bellek ve öğrenme değerlendirmeleri için dört hafta boyunca, sıçanlara 8 kollu labirent uygulamaları yapıldı. Çalışma; kontrol (K) (n=14), STZ uygulanan (STZ) (n=12), STZ uygulamasından önce propolisin verilen (P+STZ) (n=12), STZ uygulamasından sonra propolis verilen (STZ+P) (n=13) grup olmak üzere tasarlandı.Çalışmada latent (gizil) öğrenme, kısa ve uzun süreli bellek hataları, bellek görevi için harcanan zaman değişkenlerine odaklanıldı. Ayrıca, açlık kan glikoz düzeylerine, ağırlık değişimlerine, serumdaki iz elementlere ve oksidatif stres düzeyindeki enzim aktivitelerine bakıldı.Araştırmanın bulgularına göre, STZ grubunda açlık kan glikoz seviyesinin diğer gruplara göre yüksek değerlere sahip olduğu, propolis uygulaması ile açlık kan glikoz düzeylerinde düşüş olduğu belirlendi. STZ grubundaki sıçanlarda, vücut ağırlıklarında azalma belirlendi. Ayrıca; Zn2+ düzeylerinde, propolis uygulanan gruplarda, anlamlı bir artışın olduğu görüldü. Diğer iz elementler ve oksidatif stres enzim aktiviteleri açısından, gruplar arasında herhangi bir farklılık bulunmadı. Bellek değerlendirmelerinde, en fazla kısa süreli bellek hatasını STZ grubundaki sıçanların yaptığı, en fazla uzun süreli bellek hatasını ise P+STZ grubundaki sıçanların yaptığı görüldü. En az kısa süreli ve en az uzun süreli bellek hatasını, STZ+P grubundaki sıçanlar gösterdi. Ayrıca, sadece STZ uygulanan diyabetik sıçanların, labirentte daha fazla zaman harcamalarına rağmen daha az sayıda toplam kol ve doğru kola girdiği belirlendi. Ancak, propolis uygulanan grupların, kontrol grubuna yakın değerlerde toplam kola girdiği ve girdikleri doğru kol sayısının da kontrole benzer değerlerde olduğu görüldü.

BellekDiabetes mellitusDiabetes mellitus-deneysel+3
Burcu Köksal
İnönü University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2011
50
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Piyasada satışa sunulan ticari propolis örneklerinin bazı patojen mikroorganizmalara karşı antimikrobiyel özelliklerinin araştırılması

Propolis (arı tutkalı); tomurcuk salgıları, çiçekler ve yapraklar gibi çeşitli bitki kaynaklarından salınan, arı salgılarıyla değişikliğe uğratılan yapışkan reçineli bir maddedir. Aynı zamanda antibakteriyel, antifungal, antiviral, anti-inflamatuar, antioksidan ve immün sistemi uyarıcı aktiviteler gibi çeşitli biyolojik aktivitelere sahip olduğu bildirilmektedir. Bu çalışmada, piyasada satışa sunulan 50 adet propolis örneği temin edilmiş, farklı oranlarda ekstrakte edilerek örneklerin toplam fenolik madde içerikleri, DPPH miktarları spektrofotometrik ölçümlerle belirlenmiştir. Örneklerin bazı patojen mikroorganizmalara karşı antimikrobiyal aktiviteleri ise; Minimal İnhibisyon Konsantrasyonu (MİK) yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. 50 adet farklı ticari propolislerin E. faecalis ve S. aureus mikroorganizmaları üzerinde etkilerindeki farklılık istatistiki önemli bulunmamıştır (p > 0,05). Ticari propolislerin E. coli, L. monocytogenes, B. subtilis, P. aeruginosa ve C. albicans mikroorganizmaları üzerine etkisi ise; istatistiki olarak önemli bulunmuştur (p < 0,05). Fenolik madde miktarı üzerinde en etkili grubun etanol bazlı propolis grubu olduğu ve en az etki gösteren grubun ise; su ve gliserol bazlı propolis grubunun olduğu belirlenmiştir. Elde edilen en yüksek toplam fenolik içeriği sırasıyla; 12268,60 mg GAE/L, 9873,33 mg GAE/L ve 9547,43 mg GAE/L olarak; en düşük toplam fenolik içeriği ise, sırasıyla; 76,38 mg GAE/L, 122,38 mg GAE/L ve 153,78 mg GAE/L olarak bulunmuştur. Fenolik madde miktarı üzerinde propolis grupları arasındaki farklılığın etkisi önemli bulunmamıştır (p>0,05). Örneklerin antioksidan kapasitelerinin değerlendirilmesinde, zeytinyağı bazlı propolis örneklerinin en yüksek DPPH değerine sahip oldukları; en düşük değerin ise; su-gliserol bazlı propolis örneklerinde olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen en yüksek %DPPH miktarları sırasıyla; %91,7984, %89,7323 ve olarak; en düşük %DPPH miktarları ise, sırasıyla; (%5,0668, %7,1728 ve %9,4036 olarak bulunmuştur. DPPH miktarı üzerinde propolis grupları arasındaki farklılığın etkisi önemli bulanmamıştır (p>0,05). Yapılan bu çalışmada, piyasada satışa sunulan farklı içeriklere sahip bazı propolis örneklerinin toplam fenolik madde miktarlarının ve antioksidan kapasitelerinin birbirinden farklı olduğu; ayrıca bu örneklerin geniş spektrumlu antimikrobiyal aktiviteye sahip oldukları belirlenmiştir.

Propolis
Pınar Akpınar
Eskişehir Osmangazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Propolis biyoaktif bileşenlerinin ultrasonik ekstraksiyonunda sıcaklık, süre ve solvent konsantrasyonunun etkisinin belirlenmesi

Yapılan bu çalışmada propolis biyoaktif bileşenleri ultrases destekli ekstraksiyon yöntemi kullanılarak ekstrakte edilmiştir. Ekstraksiyon etkinliğinin belirlenmesi için etanol konsantrasyonu, sıcaklık, süre ve katı solvent oranı olmak üzere dört farklı parametre seçilmiştir. Seçilen bu parametreler en yüksek toplam fenolik madde, toplam flavonoid konsantrasyonu, antioksidan kapasite ve balsam verimini elde etmek amacıyla dört değişkenli ve ikinci dereceden merkezi karma tasarım desenine göre belirlenen deneylerle optimize edilmiştir. Ayrıca propolis biyoaktif bileşenlerinin ekstraksiyonu geleneksel yöntemle de gerçekleştirilerek yöntemlerin ekstraksiyon etkinliğine etkisi kıyaslanmıştır. Seçilen ekstraksiyon parametreleri içerisinde etanol konsantrasyonu ve katı solvent oranının toplam fenolik madde miktarı ve toplam flavanoid içeriği üzerine önemli derecede etkili olduğu belirlenmiştir (p<0.0001). Etanol konsantrasyonu ayrıca antioksidan aktivite ve balsam verimi açısından da araştırılan parametreler içerisinde önemli derecede etkili bulunmuştur (p<0.0001). Ultrases destekli ekstraksiyon sonucunda %90 etanol konsantrasyonunda, 51°C'de, 32 dakika süreyle 1:300 katı solvent oranında gerçekleştirilen ekstraksiyonun maksimum verim eldesi için optimum koşul olduğu belirlenmiştir. Belirlenen bu optimum ekstraksiyon koşulu altında toplam fenolik madde miktarı 252,74±5,77 mg GAE/g, toplam flavonoid madde miktarı 222,32±1,27 mg CE/g, antioksidan aktivitesi 1,43±0,004 mmol TEAC/g ve balsam verimi ise %71,99±6,31 olarak tespit edilmiştir. %75 etanol konsantrasyonunda, 50 °C'de, 1:200 katı solvent oranında, 1 gün süre ile gerçekleştirilen geleneksel ekstraksiyon yönteminde ise toplam fenolik madde miktarı 231,48±2,48 mg GAE/g, toplam flavonoid madde miktarı 240,13±4,39 mg CE/g, antioksidan aktivitesi 1,50±0,04 mmol TEAC/g ve balsam verimi ise %58,87±0,12 olarak belirlenmiştir. Hem geleneksel hem de ultrasonik ekstraksiyonla elde edilen propolis örneğinde ferulik asit (5,31-6,55 mg/g propolis), kafeik asit (3,34-3,73 mg/g propolis), syringic asit (2,12-2,24 mg/g propolis) ve p-kumarik asit (2,63-2,95 mg/g propolis) hakim fenolik asitler olarak belirlenirken, kuersetin (0,14-0,15 mg/g propolis) ve rutin (0,0027-0,0032 mg/g propolis) başat flavonoidler olarak saptanmıştır. Elde edilen sonuçlar, propolisteki biyoaktif bileşenlerin ekstraksiyonu için ultrasonik ekstraksiyon yönteminin geleneksel ekstraksiyon yöntemiyle kıyaslandığında ekstraksiyon etkinliği ve süre açısından avantajlı bir yöntem olduğunu göstermiştir.

Antioksidan aktiviteBalsamlarFenolik bileşikler+2
Büşra Çakır
Hitit University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Propolis biyoaktif bileşenlerinin ultrases destekli ekstraksiyonunda yeşil solventlerin etkinliğinin değerlendirilmesi

Propolis, zengin biyoaktif bileşen içeriği nedeniyle yüzyıllar boyunca geleneksel tıpta kullanılan bir arı ürünüdür. Ancak, propolis suda az çözünen reçinemsi yapısı, güçlü tat ve koku gibi özelliklerinden dolayı ham haliyle tüketilememektedir. Bu nedenle kullanılabilirliği arttırmak amacıyla propolis etanol gibi çeşitli organik çözücüler kullanılarak ekstrakte edilmelidir. Günümüzde ise çevre dostu ve geri dönüşüm olanağı sağlayan yeşil çözücüler adı verilen derin ötektik çözücülerin özellikle biyoaktif bileşiklerin ekstraksiyonunda kullanımı artmaya başlamıştır. Yapılan bu çalışmada propolis biyoaktif bileşenleri ultrases destekli derin ötektik çözücü ekstraksiyonu yöntemi kullanılarak ekstrakte edilmiştir. Ultrases destekli ekstraksiyon 1:300 g/mL katı solvent oranı, 50°C sıcaklık, 45 dakika süre ve %100 genlik koşullarında gerçekleştirilmiştir. Propolis ekstraksiyonu, ekstraksiyon etkinliğini değerlendirmek ve karşılaştırmak amacıyla 12 farklı derin ötektik çözücü ve etanol kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Seçilen farklı çözücülerle gerçekleştirilen propolis ekstraktlarında etkinliğin kıyaslanması amacı ile toplam fenolik madde miktarı, toplam flavonoid miktarı, antioksidan aktivite ve antimikrobiyal aktivite değerleri belirlenmiştir. Derin ötektik çözücüler kullanılarak elde edilen ekstraktlar arasında en yüksek toplam fenolik madde miktarı (169,71±5,28 mg GAE/g) ve toplam flavonoid miktarı (129,53±1,50 mg CE/g) sitrik asit-propandiol (1:4) ile ekstrakte edilen propolis örneğinde belirlenmiştir. En yüksek antioksidan aktivite (424,45±11,11 µmol TEAC/g) değerine ise laktik asit-propandiol (1:4) kullanılan ekstraktta ulaşılmıştır. Etanol ile ekstrakte edilen propolis örneğinde ise toplam fenolik madde miktarı 228,19±0,70 mg GAE/g, toplam flavonoid miktarı 221,57±2,86 mg CE/g ve antioksidan aktivite 580,34±23,18 µmol TEAC/g olarak bulunmuştur. Etanol ve laktik asit-propandiol kullanılan ekstraktlarda kafeik asit başat fenolik asit olarak tespit edilirken, sitrik asit-propandiol kullanılan ekstraktta ferulik asit başat fenolik asit olarak belirlenmiştir. Bununla birlikte sitrik asit-propandiol ve laktik asit-propandiol ile hazırlanan propolis ekstraktlarının Escherichia coli (sırasıyla, 15 ve 10 mm/10 µL) ve Staphylococcus aureus (sırasıyla, 13 ve 11 mm/10 µL) üzerinde antimikrobiyal aktiviteye sahip oldukları belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar ekstraksiyonda kullanılan derin ötektik çözücünün antioksidan aktivite, toplam fenolik ve flavonoid miktarı üzerine önemli derecede etkili olduğu göstermektedir (p<0,05). Bu sonuçlar, sitrik asit-propandiol (1:4) ve laktik asit-propandiol (1:4) çözücülerinin propolis ekstraksiyonunda çevreci bir alternatif olarak kullanılabileceğini göstermiştir.

Antioksidan aktiviteBiyoaktif bileşiklerDerin ötektik çözücüler+3
Şeyma Meryem Yılmaz
Hitit University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ratlarda parietal kemikte oluşturulan kritik boyutlu defektlerde sistemik propolis uygulanması ile yeni kemik oluşumundaki farklılıkların histomorfometrik açıdan incelenmesi

Bu deneysel çalışmanın amacı ratların kalvaryumunda bulunan parietal kemikte kritik boyutlu defekt oluşturup sistemik olarak gavaj yolu ile propolis verilerek erken ve geç dönem yeni kemik oluşumunun histomorfometrik olarak incelenmesidir. Çalışmamızda otuz adet rat randomize olarak altı gruba ayrıldı. Deney için 5'erli 6 grup olacak şekilde ağırlıkları 300-400 gr arasında değişen 30 Spraque-Dawley erkek rat kullanıldı. Kontrol gruplarında (A3 ve A6) ratların kalvaryumunda defekt oluşturuldu ve defekt boş bırakılıp günlük rutin beslenmeleri sağlandı. B3 (Defekti boş bırakılan ve 3. hafta sakrifiye edilen grup) ve B6 (Defekti boş bırakılan ve 6. haftada sakrifiye edilen grup) gruplarındaki ratların defektleri boş bırakılarak 3 ve 6 hafta gavaj yolu ile günlük 100mg/kg sistemik propolis verildi. C3 (Defekte greft uygulanan ve 3. hafta sakrifiye edilen grup) ve C6 (Defekte greft uygulanan ve 6. hafta sakrifiye edilen grup) gruplarında ise ratların defektleri alloplastik kemik greftleri ile dolduruldu ve yine 3 ve 6 hafta günlük 100 mg/kg sistemik propolis gavaj yolu ile verildi. Deney hayvanlarından ilk 3 grup 21 gün sonra ikinci 3 grup ise 42 gün sonra sakrifiye edildi ve parietal kemikleri diseke edildi. Histomorfometrik inceleme, CCD dijital kamera (Optronics Microfire 1600x1200P, Goleta CA, ABD) ,görüntü kartı (ATI FireGL Advance Micro Device, Camberly, İngiltere), bilgisayar kontrollü motorize tabla (Heidenhein, Traunreut, Almanya) ve ışık mikroskobu(Leica DM 4000B, Wetzlar, Almanya) ile beraber seroloji çalışma istasyonunda incelenmiştir. Ölçüm işlemi ise Stereoinvestigator 7,5 (Microbrightfield, Willison, ABD) programı kullanılmıştır. Ayrıca hacim ölçümlerinde Leica C Plan X10 objektif (NA=0,22) kullanılmıştır. Yapmış olduğumuz çalışmada 3.haftada sakrifiye ettiğimiz ratların kalvaryumundaki histomorfometrik inceleme sonucunda; B3 ve A3 grubunu karşılaştırdığımız zaman, B3 grubunda A3(Kontrol grubu) grubuna göre kemik oluşumunda istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğunu gördük (p=0,001). Yine A3 grubu ile C3 grubunu yeni kemik oluşumu ile ilgili karşılaştırdığımız zaman anlamlı bir fark oluştuğunu gözlemledik (p=0,004). 6.haftada sakrifiye ettiğimiz ratların histomorfometrik incelemesini yaptığımız zaman A6(Kontrol grubu) grubu ile B6 ve C6 grupları arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark elde edilmemiştir (Sırası ile: p=0,762; p=0,964).Yapmış olduğumuz çalışmada erken kemik oluşumunu gözlemlemek için 3.haftada sakrifiye edilen ratlar arasında çıkan sonuçlara göre ; kontrol grubu (A3) ile greft kullanılan grup (C3) arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark elde ettik ( p= 0,004 ). Boş bırakılan grup (B3) ile greft uygulanan grup (C3) arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. ( p= 0,981 ). Geç kemik oluşumunu takip ettiğimiz 6. haftada sakrifiye edilen ratlar arasında çıkan sonuçlara göre; kontrol grubu (A6) ile greft kullanılan grup (C6) arasında ve boş bırakılan grup (B6) ile greft uygulanan grup (C6) arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. ( Sırası ile; p= 0,964; p= 0,994 ). Sonuç olarak deneysel olarak oluşturduğumuz bu modelde sistemik olarak verilen propolisin erken dönem kemik oluşumunda pozitif etkisi olduğu ve istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğunu gözlemledik. Bununla birlikte geç dönem kemik oluşumunda sistemik olarak verilen propolisin herhangi bir etkisinin olmadığı saptandı. Anahtar kelimeler: kritik boyutlu defekt, propolis, alloplastik kemik greftleri, rat

Kemik defektleriKemik nakliKemik rejenerasyonu+2
Cenker Selçuk
Yeditepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Evaluation of phenolic profile, botanical origin, antioxidant and antimicrobial activities of Turkish propolis

Propolis is a bee product having complex chemical composition and wide spectrum of biological activities. This study evaluated the phenolic profile of Turkish propolis by using an high performance thin-layer chromatographic (HPTLC) method. Also, the botanical origins of propolis samples were determined by comparison of HPTLC fingerprints of propolis samples and plant bud extracts. As a result, Turkish propolis could be categorized into 3 main types: orange (O) type, blue (B) type and 3-O-methylquercetin (3MQ) type. O and B-types originated from Populus nigra L., P. tremula L., respectively. In addition, HPTLC combined with 2,2-diphenyl-1-picrylhydrazyl (DPPH˙) test was used to evaluate antioxidant activity of separated compounds on the HPTLC plate. The results of HPTLC-DPPH˙ showed that separated compounds in O-type of propolis had a higher radical scavenging effect than the other types when compared the zone areas which had an antioxidant capacity. CAPE (Caffeic acid phenethyl ester), caffeic acid, galangin, kaempferol and quercetin were contributed propolis antioxidant activity. Moreover, comparative antimicrobial activity against strains of Streptococcus aureus, Pseudomonas aureginosa, Escherichia coli and Candida albicans was determined by disc diffusion test and minimum inhibitory concentration (MIC) assay on O-, B- and 3MQ-types. Consequently, P17 (B-type) and P19 (O-type) showed the highest antimicrobial activity against E. coli and C. albicans. Lastly, total phenol content (TPC) and total flavonoid content (TFC) of propolis samples were evaluated by spectrophotometry. TPC and TFC values were found to be highest in O-type.

Anti infective agentsAntioxidantsPhenols+2
Hacer Tuğba Değirmencioğlu
Yeditepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yeni geliştirilen propolis içerikli vernik formülasyonlarının remineralizasyona etkilerinin fluorid vernikleri ile karşılaştırılmalı olarak incelenmesi

Diş hekimliğinde remineralizasyonun önem kazanmaya başlamasından bu zamana kadar birçok materyal ve yöntem geliştirilmiştir. Bu tez çalışmasının amacı, fluorid verniklere (NaF ve NaF-ACP) alternatif olabilecek propolis içerikli verniklerin (propolis-kitosan, propolis-Carbopol®) başlangıç çürük lezyonları üzerine etkisinin, yüzey mikrosertlik ve Mikro Bilgisayarlı Tomografi (Mikro-BT) cihazı ile mineral yoğunlukları bakımından karşılaştırılmasıdır. Çalışmada yapılan her iki deney için 10'ar adet örnek içeren 5'er grup oluşturuldu. Örneklerde yapay çürük lezyonları oluşturulduktan sonra vernikler uygulandı ve pH döngüsüne tabi tutuldu. Başlangıç, demineralizasyon sonrası ve pH döngüsü sonrasında yüzey mikrosertlik değerleri (VSN) ve mineral yoğunlukları hesaplandı. Bu tez çalışmasının istatistiksel analizleri NCSS (Number Cruncher Statistical System) 2007 Statistical Software (Utah, USA) paket programı ile yapıldı. Sonuçlar, anlamlılık p<0,05 düzeyinde değerlendirildi. Mikrosertlik deneyinde, NaF grubunun mikrosertlik ortalamaları diğer deney gruplarından istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulundu (p=0,048, p=0,0001). NaF-ACP grubunun mikrosertlik ortalamaları, propolis-kitosan grubunun mikrosertlik ortalamalarından istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulundu (p=0,002). Mikro-BT deneyinde, 0,3 mm mine kalınlığında, propolis-Carbopol® grubunun mineral yoğunluk ortalamaları diğer deney gruplarından istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük bulundu (p=0,0001). Propolis-kitosan grubunun mineral yoğunluk ortalamaları, NaF ve NaF-ACP grubunun mineral yoğunluk ortalamalarından istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük bulundu (p=0,0001). NaF grubunun mineral yoğunluk ortalamaları, NaF-ACP grubunun mineral yoğunluk ortaamalarından istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük bulundu (p=0,0001). Bu tez çalışması sonucunda, formülasyonu yeni oluşturulmuş propolis içerikli verniklerin başlangıç çürüklerinin remineralizasyonunda etkili olduğu, fluoridin dezavantajları gözönünde buludurulduğunda alternatif olabileceği ileri sürülmektedir.

Diş remineralizasyonuDiş çürükleriPropolis+1
Pınar Algül Özekici
Yeditepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ratlarda deneysel tam katlı deri yaralarının iyileşmesi üzerine propolis ve moringa oleifera yağının etkisi

Bu çalışma Propolis (PO) ve Moringa oleifera (MO) yağının ratlarda tam katlı deri yaralarındaki iyileştirici etkisini makroskobik, histopatolojik ve moleküler düzeyde tespit etmek amacıyla yapıldı. Çalışma kapsamında iki aylık 42 adet dişi Wistar albino rat kullanıldı. Ratlar rastgele ve her grupta 14 adet olacak şekilde üç ana gruba ayrıldı. Her bir ana grup ise yedişer adetlik iki alt gruba ayrıldı. Tüm ratlarda genel anestezi altında sırt median hattının her iki yanında 0.5 cm çaplı punch biyopsi ile iki adet tam katlı açık deri yarası oluşturuldu. Postoperatif dönemde yara üzerine birinci gruba ait hayvanlarda Propolis'in sıvı ekstraktı, ikinci gruba Moringa oleifera'nın soğuk sıkım yağlı solüsyonu uygulanırken üçüncü grup olan kontrol grubunda ise cold krem uygulaması (K) yapıldı. Operasyondan sonraki 7. ve 14. günlerde her üç gruptan 7'şer adet rat ötenazi edilerek yara bölgelerinden sağlam deri kısımlarını da içeren deri örnekleri histopatolojik ve mRNA analizler (TNFα, BCL-2 ve BAX) için alındı. Kan örnekleri alınarak biyokimyasal kan parametrelerine bakıldı. Çalışmanın sonuçlarına göre 7. ve 14. günlerde yara alanı bakmından gruplar arası farklılıklar istatistiksel olarak önemli bulundu. İkili karşılaştırmalarda PO ve MO gruplarındaki yara alanlarının K grubuna göre anlamlı düzeyde azaldığı saptandı. MO grubu yara alanı büyüklüğü ile PO grubunda ölçülen yara alanı arasındaki fark istatistiksel olarak önemsiz bulundu. Grupların 7. günde yangısal hücre infiltrasyonu şiddeti çoktan aza doğru K, PO ve MO şeklinde sıralandı. Fibroblastik gevşek bağ doku artışı K grubunda PO ve MO gruplarına göre daha hafif şiddetteydi. Yara bölgesindeki vaskuler proliferasyon yönünden sıralama çoktan aza doğru MO, PO ve K grubu şeklindeydi. Grupların 14. günde yangısal hücre infiltrasyon şiddeti MO ve PO gruplarında yok denecek kadar azalmıştı. Grup K'da ise 7. güne göre çok daha hafif bir şiddete sahipti. Fibroblastik gevşek bağ doku artışı tüm gruplarda 7. güne göre daha şiddetliydi. Vasküler proliferasyon yönünden tüm gruplarda 7. güne göre belirgin bir artış gözlendi. Bu artışın sıralaması çoktan aza doğru MO, PO ve K grubu şeklindeydi. Grup K'da epitelizasyonun tamamlanmadığı hayvanlar varken, MO ve PO gruplarında epitelizasyon tüm hayvanlarda tamamlanmıştı, ancak epitel tabakasının kalınlığı MO grubunda propolise göre daha kalındı. TNFα ve BAX genlerinin mRNA ekspresyonunda önemli farklılıklar gözlenirken, BCL-2 geni için farklar anlamlı değildi. TNFα ve BCL-2 genlerinin expresyonu açısından en yüksek artış PO ile tedavi edilen grupta tespit edildi. Elde edilen veriler, doğal birer ürün olan PO ve MO yağının topikal uygulamasının yara iyileşmesi üzerine olumlu etkisinin olduğunu, fibroblastik aktiviteyi ve vasküler proliferasyonu artırarak, epitelizasyonun tamamlanma süresini kısaltarak hızlı, etkili ve güvenli yara iyileşmesi sağladıklarını göstermektedir.

Bitkisel yağlarHayvan deneyleriMoringa oleifera+4
Bestami Yılmaz
Fırat University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Arı ürünleri ile zenginleştirilmiş karabuğday granola üretiminin yanıt yüzey yöntemiyle optimizasyonu

Yeterli ve dengeli beslenme sağlığın korunmasında etkili olarak yaşam kalitesini arttırmaktadır. Günümüzde kolay hazırlanan, tokluk hissi veren ve besleyici özelliği olan fonksiyonel gıdalara ilgi artmış, dolayısıyla sağlıklı atıştırmalıkların pazar hacmi artmıştır. Sağlıklı atıştırmalıklar arasında en önemli payı barlar, meyve ve kuruyemişler, tahıl ürünleri ve granolalar almaktadır. Granola; tahıl, kuru meyve, kuru yemiş ve bağlayıcı madde içeren, lif açısından zengin, sıkıştırılmış ve pişmiş bir atıştırmalıktır. Yüksek lif, fenolik antioksidan, vitamin, mineral ve enerji kaynağıdır. Karabuğday (Fagopyrum esculentum Moench.) yüksek antioksidan aktiviteye sahiptir. Filizlendirilmeyle tahılların sindirilebilirliği, sağlık yararlılığı ve besin değerinde artışlar olmaktadır. Arı ürünleri pek çok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır ve besinsel zenginliği ile ön plana çıkmıştır. Bu çalışmada, "Arı Ürünleri ile Zenginleştirilmiş Filizlendirilmiş Karabuğday Granola Bar" üretimi gerçekleştirilmiştir. Pişirme sıcaklığı (160-180-200 oC), karabuğday filizlendirme süresi (0, 1, 2 gün) ve karabuğday: yulaf oranı (%25-50-100) şartlarında yanıt yüzey yöntemiyle (RSM) optimizasyonunun yapılması amaçlanmıştır. Granola barların renk, tekstür, su aktivitesi, nem, antioksidan aktivite, toplam fenolik ve flavonoid miktarı ve (QDA) tekniği ile duyusal karakterizasyonu gerçekleştirilmiştir. Filizlendirme süresi arttıkça kırılganlık, su aktivitesi, renk yoğunluğu, vanilya kokusu, propolis ve meyve aroması, antioksidan kapasite, toplam fenolik ve flavanoid madde miktarında artış olmuş; b* ve chroma değeri, ufalanma, sertlik, yüzey pürüzlülüğü azalmıştır. Pişirme sıcaklığının artması L* değerini, nem miktarını, vanilya aromasını, tatlılığı, antioksidan kapasiteyi azaltırken a*, b* ve chroma değerleri, fenolik ve flavanoid madde miktarı artmıştır. Karabuğday oranının artışı karabuğday, propolis ve meyve aromasının, sertliğin ve kırılganlığın, renk yoğunluğunun, artışına neden olmuştur. Diğer taraftan yulaf kokusunda, yulaf ve karamel aromasında ve renk parametrelerinde azalışa neden olmuştur.

BalCevap yüzey yöntemiFonksiyonel besinler+4
Handan Dikyokuş
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00

İlgili konular