Medya okuryazarlığı
68 theses under this subject heading
Eleştirel medya okuryazarlığı kuramı: Eskişehir okulları ölçeğinde bir alan araştırması
Medya okuryazarlığı eğitimi yaklaşımları, bilimin farklı alanlarından yararlanılarak oluşturulmuş varsayımlara dayalı çerçeveler biçiminde betimlenebilir. Bazı yaklaşımlar, kuramsal tutarlılık gösterse de; çoğunlukla, iyi tanımlanmış bir bağlamdan yoksun ve değişken çerçeveler, eğitim uygulamalarına temel olmuştur. Ancak, farklı koşullar karşısında çözüm getiren, kuramsal anlamda bütünlüklü dayanaklar olmadan, toplumsal boyuttaki uygulamaların başarı şansı düşüktür. Türkiye'de medya okuryazarlığı eğitimi alanında yaşananlar bu durumun son örneği olabilir. Dahası, tüm dünyada, bürokrasinin tercihlerine etki eden çıkar gruplarının varlığı, sorunu, kuramsal çalışma yapmanın ve uygulama için yordam önermenin ötesine taşımaktadır. Mülkiyet ya da toplumsal güç ilişkileri ekseninde konumlanmış bu gruplar, medya okuryazarlığı kavramını bağlamından kopararak işlevsiz hale getirmek açısından oldukça etkili olmuşlardır. Konuya benzer yaklaşan akademisyenleri, kendi aralarında uzlaştıracak; ayrıca, karşıt görüşte olanları tutarlı biçimde değerlendirmelerine yardım edecek bir kuramsal çerçeve, açmazları aşmaya ve akademik alanda geliştirilen çözümleri savunmaya yardımcı olabilir. Medya okuryazarlığı çalışmaları alanında gözlenen durum, bilim insanlarının kişisel hatalarından çok, modernlik ekseninde bilimin ve toplumsallaşmanın girdiği yönelimle açıklanabilir. Geç modern çağda, yapılandırılmış olanın, gerçekliğin kendisi olarak sunulmasına dayalı kültür ve insan aklının, içinde yaşadığı gerçekliği okumasını engelleyen bir algı hali, söz konusu yönelimin görünümleridir. Bu çerçevede, iletişimin medyalaşması, sistemin önerdiği tarzların, insan varoluşunun tek biçimi olarak algılanması açısından kritiktir. Ancak, yayıncılık, toplumsal yaşamı belli bir eylem modeli ekseninde tutan bu genel sistemin aracıları olan medyalardan sadece birisidir. Dolayısıyla, bireylerin, deneyimledikleri olayların ya da okudukları metinlerin nesne ve öznelerini birbirinden ayırması, toplumsal süreçleri okuyabilmenin ilk adımıdır. Bu başarıldığında, bireylerin, yaşadıkları toplum içinde özgür seçilmiş sorumluluklar üstlenmeleri mümkün olabilir. Söz konusu amaç etrafında uygun yordamları açıklayacak kuramsal bir çerçeve, eleştirel medya okuryazarlığı eğitiminin koşuludur. Eleştirel medya okuryazarlığı için kuramsal bir çerçeve öneren bu çalışma, insan aklının tek yönelime hapsedilmesiyle bağlantılı bir modernlik anlayışını ve başat paradigmayı sorgulayan geniş bir alan yazınından yararlanmıştır. Eskişehir kentinde, lise çağında okuyan ergen gençler arasında gerçekleştirilen alan araştırması ise, kuramsal çerçeveye uygun bir yöntemsel yaklaşım önermiş ve çalışmanın kendi varsayımlarını sınamıştır. Araştırma için, farklı niteliklere sahip liselerin birinci sınıf öğrencileri arasından, tesadüfi olarak seçilen yirmi dört kız ve yirmi dört erkek gönüllü, ilköğretim seçmeli medya okuryazarlığı dersi alıp almama ölçütüne göre gruplandırılmıştır. Her katılımcıya, demografik değişkenlere yönelik on soruyla birlikte, altmışar adet yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşme sorusu yöneltilmiş; daha sonra yanıtlar, nitel olarak çözümlenerek modern toplumda dünya algısını biçimlendiren sistem ve yaşam-dünyası arasında konumlandırılmıştır. İçerdikleri yönelimlere göre kodlanan yanıtlar arasındaki farklılıklar, eleştirel medya okuryazarlığı düzeylerini destekleyen ya da baskılayan toplumsal unsurları açıklamak için kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları, medyayı ve toplumu eleştirel okuyabilmenin; bilişsel baskılanmaya engel olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda, kendisi için ve başkaları için iyi olanı sorgulayan eleştirellik, kişisel ya da toplumsal anlamda kendini gerçekleştirmenin koşuludur. Sistemin önerdiklerine karşı, kalıcı/içsel değeri aramak ve toplumsal sorumluluk temelinde kendi eylemlerini seçebilmek, temel toplumsallaşma ve eğitim arasındaki uyumla olasıdır. Türkiye özelinde, kurulu güç ilişkileri içinde eleştirel okuryazarlığın dışlanması ya da bürokrasinin medya okuryazarlığı dersini iletişim fakültesi mezunlarının vermesine karşı çıkması çerçevesinde gözlenen sorunlar, bu olasılığın gerçekleşmesini engellemektedir. Dünya genelinde ise, araçsalcı modernlik, toplumların bilişsel anlamda özgürleşmesini engelleyen stratejiler üzerinden sürmektedir. Çalışmanın kuramsal bağlamı ve araştırma bulgular ekseninde, liseler için geliştirilmiş bir eleştirel medya okuryazarlığı ders programının genel hatları, tezin sonunda, ekler içinde önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gazetecilik, medya okur-yazarlığı, iletişimsel eylem kuramı, araçsalcılık, evrensel pragmatik, modernlik, dünya algılarının rasyonelleşmesi, sistem ve yaşam-dünyası, medyalaşma
Öğretmen adaylarının medya okuryazarlığı ile çevrimiçi bilgi arama stratejileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, öğretmen adaylarının medya okuryazarlığı düzeyleri ile çevrimiçi bilgi araştırma stratejileri düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenerek, aralarındaki olası bir ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın evreni, 2015-2016 öğretim yılı bahar döneminde Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde 12 bölüm, 4 sınıf düzeyinde öğrenim gören öğretmen adaylarından oluşmaktadır. Bu bağlamda, 1858 katılımcıdan toplanan veriler analiz sürecine dâhil edilmiştir. Araştırmanın verileri Tsai (2009) tarafından geliştirilen ve Aşkar ve Mazman (2013) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Çevrimiçi Bilgi Arama Stratejileri Envanteri" ve Karaman ve Karataş (2009) tarafından geliştirilen "Medya Okuryazarlık Düzey Belirleme Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Öğretmen adaylarının demografik bilgileri "Kişisel Bilgi Formu" ile elde edilmiştir. Araştırma sonunda öğretmen adaylarının medya okuryazarlık düzeylerinin ortalamanın üzerinde, çevrimiçi bilgi arama stratejileri düzeylerinin ise orta düzeyde olduğu, cinsiyet ve günlük internet kullanımı değişkenlerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı görülmektedir. Öğretmen adaylarının medya okuryazarlık düzeyleri sınıf düzeyi ve bölüm değişkenleri açısından anlamlı farklılık göstermektedir. Öğretmen adaylarının çevrimiçi bilgi arama stratejileri düzeyleri ile bölümleri arasında anlamlı fark gözlenirken, sınıf düzeylerine göre anlamlı bir farklılık görülmemektedir. Öğretmen adaylarının medya okuryazarlık düzeyleri ile çevrimiçi bilgi arama stratejileri düzeyleri arasında pozitif ve orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: Öğretmen adayları, Medya okuryazarlığı, Çevrimiçi bilgi arama stratejileri
Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının medya okuryazarlığı algılarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı sosyal bilgiler öğretmen adaylarının medya okuryazarlık algılarının çeşitli değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını bir ölçek geliştirerek incelemektir. Bu amaçla araştırmacı tarafından Medya Okuryazarlık Algı Ölçeği (MOAÖ) geliştirilmiş ve uygulanmıştır. Araştırma betimsel tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, belirlenen yedi devlet üniversitesinin birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıflarında 2016-17 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören öğrencilerden tesadüfî örnekleme yöntemi ile belirlenen toplam 1000 kişilik sosyal bilgiler öğretmenliği öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmada oranlı tabakalı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni sosyal bilgiler öğretmen adaylarının medya okuryazarlık algıları iken araştırmanın bağımsız değişkeni demografik özelliklerdir (yaş, cinsiyet, sosyo-ekonomik durum, kardeş sayısı, coğrafi bölge vb.). Elde edilen araştırma verilerinin çözümlenmesinde ve yorumlanmasında, One-Way Anova Testi ve T-Testi analizleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre sosyal bilgiler öğretmenliği bölümünde öğrenim gören öğrencilerin, genel olarak medya okuryazarlığı algılarının hem ölçek hem de alt boyutlar bazında yüksek seviyede olduğu bulunmuştur. Yapılan araştırmada, TV izleme süresi, internet kullanım süresi ve yaşanılan bölge ile yaşanılan yerin niteliği gibi bazı değişkenlerin, öğrencilerin medya okuryazarlığı algılarına önemli ölçüde etki ettiği saptanmıştır.
Medya okuryazarlığı sürecinde medya, çocuk ve ebeveyn ilişkisi: Ortaokul öğrencilerinin ve ebeveynlerinin televizyon ve internet kullanımlarına ilişkin tutum ve davranışlarının incelenmesi
Kitle iletişim araçlarından televizyon ve internet, Medya Okuryazarlığı becerilerine sahip olmayan çocukları ve gençleri, fiziksel, psikososyal ve bilişsel açıdan olumsuz etkilemektedir. Olumsuz etkileri önlemek amacıyla, Medya Okuryazarlığı dersi, 2007-8 yılında tüm Türkiye?de ortaokulda seçmeli ders olarak okutulmaya başlanmış, çeşitli profesyonel toplantılar düzenlenmiş ve kararlar alınmıştır. Ancak, alanyazın tarandığında Türkiye?de öğrenci ve ebeveynlerin tutum ve davranışlarının ortaya konulabilmesi ve bu kitle iletişim araçları vasıtasıyla çocukların yaşamış olduğu olumsuz durumların tespit edilmesine yönelik olarak araştırmaların ve ölçme araçlarının yetersiz olduğu görülmektedir. Alanyazındaki bu açığın kısmen de olsa kapatılması amacıyla, araştırmacı tarafından, İnternet ve Televizyon Tutum ve Davranış Ölçeği-Öğrenci [İTTÖ-Ö] ve İnternet ve Televizyon Tutum ve Davranış Ölçeği-Ebeveyn [İTTÖ-E] ölçekleri geliştirilmiştir. Ölçeklerin kapsam geçerliği ve yapı geçerliği çalışmaları yapılmıştır. Cronbach's Alpha güvenilirlik testi sonucu, ölçeklerin her bir bölümünün güvenirliği yüksek çıkmıştır (İTTÖ-Ö 2. Bölüm için .825 ve 3. Bölüm için .886; İTTÖ-E 2. Bölüm için .868 ve 3. Bölüm için .896 bulunmuştur). Bu araştırmanın asıl uygulamasında ortaokul öğrencilerinin televizyon ve internet kullanma durumları ve sosyal yaşantılarında bu medya araçları nedeniyle karşılaştıkları olumsuz etkileri ile ebeveynlerinin televizyon ve internetle ilgili farkındalık durumları, çocukları üzerindeki denetim ve kısıtlamaları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini Kütahya merkezde bulunan 1 özel ortaokul ve 11 devlet ortaokulunda 6., 7. ve 8. sınıflarına devam eden 1302 öğrenci ve bu öğrencilerin ebeveynleri oluşturmuştur (Toplam = 2604 kişi). Verilerin analizinde yüzde (%), frekans, t-Testi, ANOVA ve X2 kullanılmıştır. Bulgular göstermiştir ki, öğrencilerin büyük çoğunluğunun televizyon, bilgisayar ve internet gibi geleneksel ve yeni kitle iletişim araçlarına erişimleri üst düzeydedir. Ancak ebeveynlerin ve bu çocukların Medya Okuryazarlığı becerileri kısıtlıdır ve bu çocuklar televizyon ve internetin olumsuz etkilerine karşı risk altındadır. Araştırma bulgularına göre, öğrenciler, kontrolsüz ve denetimsiz televizyon seyretme ve internet kullanma, sosyal medyada kişisel bilgilerini herkesle paylaşma, internet bağımlılığı, ebeveynden yardım isteyememe, internetten elde edilen bilgilerin güncelliği ve doğruluğuna inanma, internette dolandırılma, haklarında dedikodu yayılması gibi önemli sorunlarla karşı karşıyadır. Ebeveynlerde ise internet ve bilgisayarda çocuklarını kontrol edebilecek düzeyde bilgiye sahip olmama, çocuklarının internet kullanımını denetleyememe, televizyon ve internetin ödül veya ceza aracı olarak yanlış kullanılması, çocuklarına kaliteli zaman ayırmama, kitle iletişim araçları yüzünden çocuklarında gördükleri sorunlar (ahlâki çöküş, düzensiz beslenme, bilinçsiz tüketim, şiddet vs) ön plana çıkan sorunlar arasındadır. Anahtar Kelimeler: Medya Okuryazarlığı, Televizyon, İnternet, Medya Eğitimi, Sosyal Bilgiler
Medya okuryazarlık dersi alan öğrencilerin şiddeti algılama biçimleri
Bu tez çalışmasında, medya okuryazarlık dersini alan ve almayan öğrencilerin medyatik şiddeti algılama biçimleri araştırılmıştır. Buradan hareketle medya okuryazarlık dersinin toplumsal şiddetin anlaşılması ve çözümü noktasındaki katkısı açığa çıkarılması amaçlanmıştır. Çalışma Adıyaman ilinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ortaokullarında okuyan öğrencilerle sınırlıdır. Bilgi toplama noktasında, öncelikle öğrencilerin medya okuryazarlık düzeyleri anket yöntemiyle ölçülmüş ve ardından dersi alan ve almayan öğrencilerin medyadaki şiddeti algılamaları görüşme yöntemiyle test edilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen sonuçlara göre medya okuryazarlık dersini alan öğrencilerin bu dersi almayan öğrencilere göre, medya okuryazarlık beceri düzeylerinin daha yüksek olduğu ortaya konmuştur. Dersi alan çocukların şiddet konusunda daha duyarlı oldukları, onun yaygınlaştırılması, çeşitlenmesi ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin varlığını fark etme noktasında daha duyarlı olduğu görülmektedir. Ayrıca ders başarısının yüksek olması, medya okuryazarlık dersinin temel becerileri olan; erişme, analiz, değerlendirme ve iletme beceri düzeylerinin de yüksek olması gibi pozitif bir ilişkiyi de ortaya koymuştur. Anahtar sözcükler: şiddetin alımlanması, medya okuryazarlığı, toplumsal cinsiyet, öğrenci başarısı
Ortaokul Türkçe derslerinde çoklu ortama dayalı uygulamaların öğrencilerin görsel okuma ve medya okuryazarlığı becerilerine etkisi
Bu araştırma, ortaokul Türkçe derslerinde çoklu ortama dayalı uygulamaların öğrencilerin görsel okuma ve medya okuryazarlığı becerilerine etkisini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Karma araştırma yönteminin tercih edildiği araştırmada gömülü desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda, yarı deneysel desende ön test-son test kontrol gruplu model tercih edilmiştir. Nicel veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen Görsel Okuma Başarı Testi ve başka bir araştırmacının geliştirdiği Medya Okuryazarlığı Düzey Belirleme Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda, nitel araştırma desenlerinden biri olan olgubilim kullanılmıştır. Nitel veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma, 2023-2024 eğitim ve öğretim yılında Gaziantep ilindeki bir ortaokulda yapılmıştır. Bu okulda 6. sınıf seviyesinde öğrenim gören 38 öğrenci, deney ve kontrol grubu olacak biçimde rastgele örneklem yöntemiyle seçilmiştir. Çoklu ortama dayalı uygulamalar ve etkinlikler, alan yazınındaki verilerden ve uzman görüşlerinden yararlanılarak geliştirilmiştir. Uygulama sürecinin başında deney ve kontrol grubuna Medya Okuryazarlığı Düzey Belirleme Ölçeği Öntesti ve Görsel Okuma Başarı Öntesti uygulanmıştır. Sekiz haftalık uygulama sürecinin sonunda aynı gruplara Medya Okuryazarlığı Düzey Belirleme Ölçeği Sontesti ve Görsel Okuma Başarı Sontesti uygulanmıştır. Uygulama sürecinin sonunda, deney grubunun süreç hakkındaki görüşleri yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla elde edilmiştir. Araştırmanın nicel verilerine ilişkin betimsel istatistikler, korelasyon ve bağımlı/bağımsız örneklemler t-testi uygulanarak elde edilmiştir. Verilerin analizi SPSS 22 paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nitel boyutuna ilişkin veriler, içerik analiziyle işlenmiştir. Elde edilen kanıtlar; ortaokul Türkçe derslerinde çoklu ortama dayalı uygulamaların öğrencilerin görsel okuma ve medya okuryazarlığı becerilerine olumlu ve anlamlı bir etkisinin olduğunu, öğrencilerin çoklu ortam etkinliklerine ilişkin olumlu görüşler geliştirdiklerini ortaya koymuştur.
Etkili medya okuryazarlığı bağlamında medya metinlerini anlama ve çözümleme: Uygulama örneği
Bu çalışmada, medya okuryazarlığının daha etkin ve verimli bir formasyonla verilmesinin ve etkili medya okuryazarlığının önemini vurgulayarak; ezberci nitelikli sistemin etkilerini kırmayı sağlayacak ölçüde medya okuryazarlığı ile ilgili yöntem ve ölçütler sunmak amaçlanmaktadır. Çalışma, medya okuryazarlığı dersinde uygulanan yöntemlerin daha etkin bir nitelik kazanmasının, daha bilinçli ve etkin bir medya okuryazar kitlesi oluşturacağı üzerine oturmaktadır. Çalışmada, özellikle okul çağındaki genç neslin bilinçlenmesi için medya okuryazarlığı konusunda eksikliklerin ortaya çıkarılması ve sorunun çözümününe dönük literatürde yer alan kuram ve yöntemler ele alınmıştır. Çalışmada, medya okuryazarlığı bağlamında kullanılan ve kullanılması gereken temel yöntemlerin hangileri olduğu ve epistemolojik kuramların uygulama boyutlarının neler olduğu ele alınacaktır. Yapılacak olan araştırmanın ve ortaya koyulacak "etkili" olduğu varsayılan yöntemin, hedef kitle üzerinde "pozitif bir medya okuryazarlık" bilinci oluşturacağı ve medya okuryazarlığı ile ilgili bireylere etkin medya okuryazarlığı yeteneğinin kazandırılmasına katkı sunulacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Medya Okuryazarlığı, Etkin Medya okuryazarlığı, Enformasyonel Okuryazarlık Yöntemi, Görsel/Estetik Okuryazarlık Yöntemi, Retorik Okuryazarlık Yöntemi, Tanıtıcı Okuryazarlık Yöntemi, Medya Metinleri, İkna, Malmelin Modeli
Sosyobilimsel konulara dayalı etkinliklerin ortaokul öğrencilerinin akademik başarılarına, medya okuryazarlığına etkisi ve öğrencilerin karar verme süreçlerinin incelenmesi
Fen eğitiminin amaçları arasında birey çevre ve toplum arasındaki etkileşimi fark eden ve sosyobilimsel konuları kullanarak bilimsel düşünme, muhakeme ve karar verme becerileri gelişmiş bireyler yetiştirmek yer almaktadır. Bu kapsamda araştırmanın amacı fen bilimleri dersinde kullanılan sosyobilimsel konulara dayalı etkinliklerin öğrencilerin akademik başarıları, medya okuryazarlıkları üzerine etkisini ve sosyobilimsel konulara karar verme süreçlerini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 yılında Düzce ilinde bir devlet okulunda öğrenim gören 36 altıncı sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırma sürecinde hem nicel hem de nitel araştırma yöntemlerinden yararlanılmıştır. Nicel verilerin elde edilmesi sırasında araştırmacı tarafından hazırlanan "Madde ve Isı Başarı Testi"; nitel verilerin elde edilmesinde ise Sadler vd.(2021) tarafından yapılan çalışmadan yola çıkarak Türkçeye uyarlanan "Kaynak Değerlendirme Formu", araştırmacı tarafından hazırlanan "Karar Verme Metinleri" ve yarı yapılandırılmış "Görüşme Formu" kullanılmıştır. Madde ve Isı ünitesi içerisindeki kazanımlara uygun olarak hazırlanmış sosyobilimsel konulara dayalı etkinlikler toplam 7 hafta sürmüş, uygulama öncesi ve sonrasında Madde ve Isı Başarı Testi öğrencilere uygulanmıştır. Süreç içerisinde öğrencilere yedi farklı metin için Kaynak Değerlendirme Formu ve beş farklı Karar Verme Metni uygulanmıştır. Nicel verilerin analizi SPSS paket programı ile yapılmış ve test sonuçlarının değerlendirilmesinde ilişkili örneklem t-testi kullanılmıştır. Kaynak Değerlendirme Formlarında yer alan açık uçlu sorulara öğrenciler tarafından verilen cevapların değerlendirilmesinde içerik analizi kullanılmıştır. Karar Verme Metinlerinde yer alan açık uçlu sorulara öğrencilerin verdiği cevaplar Chang Rundgren ve Rundgren (2010) tarafından geliştirilen SEE-SEP modeline uygun olarak analiz edilmiştir. Uygulama öncesinde ve sonrasında öğrenciler ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşme formlarından elde edilen verilerin değerlendirilmesi de içerik analizi ile yapılmıştır. Araştırmaya ilişkin elde edilen bulgulara göre fen bilimleri dersinde sosyobilimsel konulara dayalı yapılan etkinliklerin öğrencilerin akademik başarılarını artırdığı belirlenmiştir. Benzer şekilde yapılan etkinliklerin öğrencilerin medya okuryazarlığı becerilerinin gelişmesine olumlu yönde katkı sağladığı görülmüştür. Sosyobilimsel konulara dair karar verme süreçlerinde öğrencilerin sıklıkla SEE-SEP modelinde belirlenen 'Ekonomi' ve 'Çevre' disiplinlerini kullandıkları, 'Etik/Ahlak' disiplinin ise hiç kullanılmadığı görülmüştür. Yine karar verirken öğrencilerin 'Bilgi' boyutunu sıklıkla kullanırken 'Değer' ve 'Kişisel Deneyim' boyutlarını daha az kullandıkları belirlenmiştir. Araştıma sonuçlardan yola çıkılarak gelecekte bu alanda çalışma yapacak olan araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur.
Öğretmen adaylarının medya okuryazarlık düzeyleri ile küresel vatandaşlık düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi
Bu araştırma ile öğretmen adaylarının medya okuryazarlık düzeyleri ile küresel vatandaşlık düzeyleri arasındaki ilişkiyi tespit etmek amaçlanmıştır. Bu kapsamda Türkiye'de bulunan 5 devlet üniversitesi olan Fırat Üniversitesi, İnönü Üniversitesi, Muş Alparslan Üniversitesi, Adıyaman Üniversitesi ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim Fakültelerinde öğrenim gören öğretmen adaylarının medya okuryazarlık düzeyleri ile küresel vatandaşlık düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla 2021-2022 eğitim ve öğretim döneminde uygulanmıştır. Araştırmada toplam 1593 katılımcı yer almaktadır. Bunların 1147'si kadın katılımcılardan oluşmaktayken 446'sı ise erkek katılımcılardan oluşmaktadır. Araştırmada betimsel model kapsamında genel tarama modellerinden biri olan ilişkisel model kullanılmıştır. Araştırmada veri toplamak için Morais ve Ogden (2011) tarafından geliştirilip Şahin ve Çermik (2014) tarafından Türkçeye uyarlanan küresel vatandaşlık ölçeği ile Karaman ve Karataş (2009) tarafından geliştirilmiş medya okuryazarlık düzey belirleme ölçeği kullanılmıştır. Veriler yüz yüze anket çalışması ve çevrimiçi uygulamalar ile toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 21 programına aktarılmıştır. Bu verilerden yola çıkarak öğretmen adaylarının küresel vatandaşlık düzeyleri ile medya okuryazarlık düzeylerinin; cinsiyet, öğrenim gördükleri bölüm, sınıf, medya okuryazarlık dersi alıp almadıkları, katılımcının yurtdışında bulunma durumu ve herhangi bir STK'ye üyeliği değişkenlerine göre anlamlı bir fark gösterip göstermediği ile öğretmen adaylarının medya okuryazarlık düzeyleri ile küresel vatandaşlık düzeyleri arasında ne gibi bir ilişkinin olduğu üzerinde t testi, ANOVA, Korelasyon ve Regresyon analizleri yapılmıştır. Yapılan bu analizler sonucunda; küresel vatandaşlık ölçeği toplam puanları ile medya okuryazarlık düzey belirleme ölçeği toplam puanları arasında pozitif yönde ve anlamlı düzeyde bir ilişkinin var olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yine medya okuryazarlık düzeyi yüksek olan bireylerin küresel vatandaşlık düzeylerinin de yüksek olduğuna dair istatiksel olarak anlamlı bir sonuca ulaşılmış ve medya okuryazarlık düzeyi öğretmen adaylarının küresel vatandaşlık düzeylerini istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ulaşılan sonuçlar alanyazında yapılan benzer araştırmalar ile belirli bir tartışma zemininde yorumlanmış ve ulaşılan sonuçlar neticesinde uygulayıcılara ve araştırmacılara yönelik bazı öneriler getirilmiştir.
Medya okuryazarlığının toplumsal karşılığı üzerine amprik bir çalışma (Elazığ ili özelinde akademisyenler ile vatandaşlar arasında karşılaştırmalı bir analiz)
Teknolojinin hızla geliştiği günümüzde kitle iletişim araçlarının işlevleri artmakta ve kullanımı çeşitlenmektedir. Bu çeşitliliğe ayak uydurmak zorunlu bir hal almakla birlikte medya tarafından gönderilen yazılı, sözlü, işitsel iletileri zararlı ve yararlı ayrımına tabi tutarak almak medya iletilerinin bilinçli tüketimi konusunda önemlidir. Bu bilince medya okuryazarlığı donanımıyla erişmek mümkündür. Medya okuryazarlığı medya iletilerini doğru algılayabilecek donanıma sahip olma ve bu iletileri eleştirel bir bakış açısıyla yorumlama yetkinliğidir. Medya tarafından hedef kitleye gönderilen iletiler üzerinde kontrol sağlama gücüne sahip olan medya okuryazarlığı çocuk, genç, yetişkin, yaşlı fark etmeksizin toplumu oluşturan her birey için oldukça önem arz etmektedir. Bu bağlamda çalışmanın amacı Elazığ ili özelinde bilgi düzeyi bakımından iki farklı kesimi temsil eden akademisyenler ile vatandaşların medya okuryazarlığı bilinci, medya okuryazarlığından haberdar olma durumları ve medya okuryazarlığı kavramını yaşamlarında ne kadar uyguladıkları konusunda karşılaştırmalı analizlerini yaparak medya okuryazarlığının toplumsal karşılığını ortaya çıkarmaktır. Yapılan araştırma nicel araştırma yöntemiyle yürütülmüştür. Çalışma 2018-2019 yılı Elazığ ilinde yaşayan 384 vatandaş ve Fırat Üniversitesinde çalışan 200 akademisyene rastgele (yansız) örneklem yoluyla yapılan yüz yüze anket çalışmasıyla ortaya konulmuştur. Elazığ ili özelinde akademisyenler ile vatandaşlar arasında karşılaştırmalı analizin yapıldığı anket çalışmasında, araştırmanın başlangıcında ortaya konulan hipotezler, test edilmeye çalışılmıştır. Anketlerden elde edilen veriler SPSS 22. programına girilerek değerlendirilmiş ve yorumlanmaya çalışılmıştır. Araştırma sonucunda değer atfedilebilecek önemli bilimsel veriler elde edilmiştir. Bu bağlamda; medya okuryazarlığının bilinirliği, farkındalığı, düzeyi ve gündelik yaşam patriğindeki uygulanabilirliği belirgin ve açık farklar olmamakla birlikte yüzdelik dilimler açısından vatandaşlara oranla akademisyenlerde daha yüksek olduğu ve iki kesim (değişken) arasındaki (kay kare) X2 çözümlemesinde medya okuryazarlığının toplumsal karşılığının entelektüel düzlemde daha baskın olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Medya okuryazarlığı dersi öğretmen kılavuz kitabının öğretim programı ile tutarlılığının değerlendirilmesi
Bu araştırma, medya okuryazarlığı öğretmen kılavuz kitabı ile öğretim programı arasındaki tutarlılığı değerlendirmek amacıyla nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bir araştırmadır.Bu amaçla başlangıçta, öğretim programı, kitap, öğretmen kılavuz kitabı, yapılandırmacı yaklaşım ve medya okuryazarlığı konuları ele alınmış ve bunlar çeşitli yönleri ile betimlenerek; program ve öğretmen kılavuz kitabı arasında olması beklenen tutarlılık, öğretim sürecinin `giriş', `sunu', `alıştırma', `geri bildirim' ve `değerlendirme' alt-öğeleri temelinde incelenmiştir. Ardından buna uygun rubrik geliştirilmiş ve bu araç ile program, program kazanımları ve öğretmen kılavuz kitabı arasındaki tutarlılık saptanmaya çalışılmıştır.Çalışma, medya okuryazarlığı öğretmen kılavuz kitabının beşinci ünitesi ile sınırlıdır. Araştırmada program, program kazanımları ve bunların öğretmen kılavuz kitaplarında var olma tutarlılığı öğretim sürecinin `giriş', `alıştırma' ve `geri bildirim' etkinliklerinde orta düzeyde; `sunu' ve `değerlendirme' etkinliklerinde ise kısmen tutarlı olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.Araştırma sonuçlarına dayalı olarak, medya okuryazarlığı dersi öğretim programı kazanımlarının, `korumacı temelli medya okuryazarlık yaklaşımı' yerine `eleştirel temelli medya okuryazarlık yaklaşımı', `ebeveyn destekli öğretim ilkeleri' ve `mesaj çözümleme temelli' analizlerine dayalı olarak geliştirilen yöntemlerle yapılması önerilmiştir. Diğer yandan medya okuryazarlığı dersini verecek öğretmen seçiminde Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Bölümü mezunlarının yer alması gerektiği de önerilmiştir.Mevcut araştırmanın, yapılandırmacı yaklaşım, öğretmen kılavuz kitapları ve medya okuryazarlığına yönelik etkin, işlevsel ve verimli ders materyali hazırlanmasına katkı sunması umulmaktadır.Anahtar Kelimeler: Medya Okuryazarlığı, Yapılandırmacı Yaklaşım, Öğretmen Kılavuz Kitabı, Eleştirel ve Korumacı Medya Okuryazarlık Yaklaşımı ve Ebeveyn Destekli Medya Okuryazarlık Öğretimi
Öğretmenlerin medya okuryazarlık beceri düzeylerine göre görsel sanatlar dersi öğretim programının değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin medya okuryazarlık beceri düzeylerine göre görsel sanatlar dersi öğretim programının değerlendirilmesidir. Çalışmada betimsel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evreni, Burdur il merkezi, ilçe ve köylerinde görev yapan, ilkokul, ortaokul ve liselerde görsel sanatlar dersine giren; 796 öğretmenden oluşmuştur. Araştırmanın örneklemi ise, Burdur ili, ilçe ve köylerinde, Görsel Sanatlar dersine giren; 216 kadın, 184 erkek olmak üzere toplam 400 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından geliştirilen; "Kişisel Bilgi Formu", Karataş (2008) tarafından oluşturulan "Medya Okuryazarlık Düzey Belirleme Ölçeği" ve Adıgüzel (2015) tarafından geliştirilen "Program Değerlendirme Ölçeği" ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde, ölçeklerin iç tutarlılık güvenirliğini belirlemek üzere Cronbach alpha değerine bakılmıştır. Öğretmenlerin ölçeklere verdikleri yanıtların frekans ve yüzde değerleri hesaplanmıştır. Cinsiyet ile ilgili verilerin analizinde Mann Whitney U, yaş, kıdem, branş, eğitim durumu, mezun oldukları lise, görev yaptıkları okul, mezun oldukları okul türü, mezun oldukları bölüm, görev yaptıkları lise türü ile ilgili verilerin analizinde Kruskal Wallis-H Testi kullanılmıştır. Son olarak Görsel sanatlar öğretmenlerinin medya okuryazarlığı ölçeği alt boyutları ile program değerlendirme ölçeği alt boyutları arasındaki ilişki Spearman korelasyon analizi ile incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda, görsel sanatlar öğretmenlerinin program değerlendirme düzeyleri; görev yapılan okul memnuniyetine, mezun olunan bölüme göre "hedeflerin değerlendirilmesi" boyutunda farklılık görülürken; cinsiyet, yaş, kıdem, branş, görev yapılan okul, mezun olunan fakülte türü, eğitim durumu, görev yapılan yerleşim yeri, mezun olunan lise, demokratlık düzeylerine göre ele alındığında; program değerlendirme ölçek geneli ve alt boyutları arasında anlamlı farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Görsel sanatlar öğretmenlerinin medya okuryazarlık düzeyleri; kıdem, görev yapmakta oldukları yerleşim yeri, demokratlık düzeylerine göre ölçek geneli ve alt boyutları arasında anlamlı farklılıklar göstermekte iken, öğretmenlerin; cinsiyet, yaş, branş, görev yapılan okul, mezun olunan fakülte, eğitim durumu, mezun oldukları bölüm, mezun olunan lise, görev yapılan okul memnuniyetine göre anlamlı bir fark bulunmamıştır.
Medya okuryazarlığı dersinde gazete ve dergi kullanımı İzmir'de medya okuryazarlığı dersinin öğrencilerin gazete ve dergi okuma alışkanlıklarına olan etkisi
Tezde, ?Medya Okuryazarlığı? dersinin öğrencilerin basılı ? online gazete ve dergi okuma alışkanlıklarına etkilerinin neler olduğunu belirlemek ve dersin öğrencilerin gazete ve dergilerde yer alan haberleri eleştirel olarak değerlendirebilme yetilerinde bir fark yaratıp yaratmadığı ortaya konulmaya çalışılacaktır.Medya Okuryazarlığı dersinin, öğrencilerin gazete ve dergi okuma alışkanlıklarını ne ölçüde ve nasıl etkilediğinin ele alındığı bu çalışmada, dersi alan ve almayan toplam 212 öğrenciden oluşan iki gruba açık ve kapalı uçlu soruların bulunduğu bir anket yöneltilmiştir. Anket cevaplarından ve sınıfta dersler izlenerek doldurulan 56 adet özellik kayıt çizelgesinden hareket edilerek genel bir değerlendirmeye gidilmiştir.Medya okuryazarlığı dersi, öğrencilerin gazete ve dergi okuma alışkanlıklarını nispeten olumlu yönde etkilemekte ancak öğrencilere bu medya metinlerini okurken eleştirel bir perspektif kazandırmaktan uzak kalmaktadır.Özellik kayıt çizelgelerine baktığımızda ise, evlerine düzenli olarak gazete veya dergi alınan öğrencilerin alınmayanlara göre derse katılımda daha aktif oldukları gözlemlenmiştir.Bütün bunlara göre; dersin öğrencilerin gazete ve dergilere yaklaşımında az da olsa olumlu bir etkisinin olduğunu ifade etmek mümkündür. Ancak, ailelerin gazete ve dergilere ilişkin olumsuz tutumlarının, ders saatinin azlığının, sınıfta konuya uygun materyallerin kullanılmamasının, dersi branş öğretmenlerinin vermemesi gibi faktörlerin de ders verimliliğini azalttığı düşünülmektedir.Anahtar Sözcükler1. Medya Okuryazarlığı2. Öğrencilerin Okuma Alışkanlığı3. Kitle İletişim Araçları4. Korumacı Yaklaşım5. Eleştirel Yaklaşım
İlköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin medya okuryazarlığı ile sosyal beceri düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi
Bu araştırmada; ilköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin medya okuryazarlık düzeyleri ile sosyal beceri düzeylerinin çeşitli değişkenler göz önünde bulundurularak ilişkisini belirlemek amaçlanmıştır. Bu amaca bağlı olarak, ilköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin medya okuryazarlık düzeylerinin ve sosyal beceri düzeylerinin, cinsiyete, öğrenim gördüğü okula, evde bilgisayar sahibi olma durumuna, bilgisayarı kullanma süresine, evde TV sahibi olma durumuna, gün içinde TV izleme süresine, internete bağlanma durumuna ve internete bağlanma süresine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği ile medya okuryazarlık düzeyleri ve sosyal beceri düzeyleri arasında bir ilişki olup olmadığı sorularına da cevap aranmıştır.Araştırma, genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli özelliğine sahiptir. Araştırmanın çalışma gurubunu Elazığ il merkezinde bulunan beş farklı eğitim bölgesinden seçilmiş okullarda öğrenim gören sekizinci sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Bu okulların seçiminde bölgenin ekonomik koşulları ve aile profilleri göz önünde bulundurulmuştur. Çalışma gurubunu seçilen okullarda öğrenim gören 947 sekizinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır.Araştırmada öğrenci görüşlerinin alınması için Karaman ve Karataş (2009) tarafından geliştirilen ?Medya Okuryazarlık Düzey Belirleme Ölçeği? ve Riggio tarafından 1989 yılında geliştirilen ve Türkçeye uyarlaması 2004 yılında Galip Yüksel tarafından yapılan ?Sosyal Beceri Envanteri? adında iki farklı değerlendirme ölçeği kullanılmıştır.Araştırmanın sonucunda sosyal beceri düzeyi ile medya okuryazarlık düzeyi arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Alt boyutlara göre ilişkiye bakıldığında ise; bazı alt boyutlarda ilişki olduğu görülmektedir, fakat bu ilişki çok zayıf bir ilişkidir. Öğrencilerin cinsiyetinin medya okuryazarlık düzeyinde anlamlı bir fark oluşturmadığı, ancak sosyal beceri düzeyinde anlamlı bir fark oluşturduğu ve kız öğrencilerin sosyal beceri düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmektedir. Öğrencilerin öğrenim gördükleri okulun medya okuryazarlık düzeyini de sosyal beceri düzeyini de etkilemediği görülmektedir. Bu sonuçların yanı sıra TV sahibi olma, TV izleme süresi ve internet kullanma süresi de medya okuryazarlık düzeyinde anlamlı bir fark oluşturmamıştır. Bu sonuç beklenmedik bir sonuçtur. Ancak bilgisayar sahibi olma ve internete bağlanma yerine göre anlamlı bir farka rastlanmıştır. En yüksek medya okuryazarlık düzeyine sahip öğrencileri evlerinden internete bağlananların oluşturduğu görülmektedir. İnternet kullanma süresine göre bakıldığında ise sosyal beceri düzeylerinde anlamlı bir farka rastlanmıştır. En yüksek sosyal beceri düzeyine sahip öğrencileri gün içinde hiç internet kullanmayan öğrenciler oluşturmaktadır.
The relationship between critical thinking dispositions of prospective English language teachers and their levels of new media literacy
The purpose of this study is to examine the relationship between critical thinking dispositions of prospective English language teachers whose degree levels are 1st, 2nd, 3rd and 4th at Başkent University and Ted University, the Faculty of Education and their levels of media literacy. Being a teacher requires many responsibilities. Moreover, being a language teacher might require some extra responsibilities due to cultural effects. Language teachers have been expected to be professional language users and analyse the foreign culture; also to some extend they have been expected to reflect these competencies to their students. While doing so, they need to have some skills that will help them think professionally and use their thoughts in professional environments. Two of these skills are critical thinking skills and media literacy skills. These two skills might be achieved through disposition. Critical thinking helps language teachers think about their way of thinking while media literacy is an inseparable component of our era. This study has been designed as a quantitative research study. The sample of the study is 135 prospective English language teachers approximately. Critical Thinking Disposition Scale and New Media Literacy Scale have been used to collect data. The study was conducted at Başkent University and Ted University during the 2019/2020 Spring Term via online questionnaires. According to the results of the study, it has been found that there is a moderately positive and statistically significant relationship between Critical Thinking Dispositions and New Media Literacy Levels of the prospective English language teachers. Pedagogical implications and further research were added at the end of this study.
İnternet kullanım alışkanlıkları açısından ilköğretim 5.-6.-7.-8. sınıf öğrencilerinin durumu - internet kullanımı ile ilgili ailelerin değerlendirmeleri
Yapılan bu çalışma, toplumun her bireyinin yaşamında önemli bir yer tutan internetin; çocukların hayatında da hem olumlu hem de olumsuz etkileri olacağı, ailelerin bu etkilere olan farkındalıkları ve denetimlerini tespit etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu araştırma, Ankara?da bir kolej ile bir devlet okulunda uygulanmış; ilköğretim 5.-6.-7.-8. sınıf öğrencilerinin interneti kullanım alışkanlıkları ile ailelerinin çocukların interneti olan bir alan araştırmasıdır. Araştırmada; Ankara ölçeğinde farklı sosyo ekonomik veli profiline sahip bir kolej bir devlet okulu olmak üzere iki okulda 5.- 6.-7.-8. sınıfta okuyan kız ve erkek öğrencilerin interneti kullanım alışkanlıkları, çocukların bilgi edinme davranışları arasında internetin yeri, çocukların interneti kullanım alanları, anne-babaların çocuklarına internet sağlama gerekçeleri ve internet kullanımı üzerine anne babaların değerlendirmelerini konu edinen anketler hazırlanmış, 240 öğrenci ve 240 velisi olmak üzere toplam 480 kişiye anket uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, çocukların internet kullanımlarına ilişkin yapılan araştırma ile, sosyo ekonomik düzeylerin çocukların internetle tanışma yaşlarına ilişkin farklılıklar yarattığı; sosyo ekonomik düzeylerin internete bağlanma süreleri, bağlanma sıklıkları gibi kullanım alışkanlıkları açısından fark yaratmadığı; araştırmaya katılan her çocuğun interneti kullandığı; çocukların bilgi kaynakları arasında internetin ilk sırada yer aldığı; çocukların interneti en çok ödev ve dersleri için kullandığı; dersler haricinde oyun aramaları yaptığı; anne babaların çocuklarını en çok saat ve gün kısıtlamaları ile denetledikleri; internet filtre programlarının çok kullanılmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Sonuç olarak; internet ortamında gerek çocukların gerekse ailelerinin ?Eleştirel Medya Okuryazarlığı? ile güçlendirilmesinin önemi üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: İnternet, Çocuk ve Anne-Baba, İnternet Kullanımı ve Denetimi, Medya Okuryazarlığı, Eleştirel Medya Okuryazarlığı.
Medya okuryazarlığı eğitimi: Öğrenci, öğretmen, aile bağlamında örnek bir araştırma
Bu çalışmanın amacı, ilköğretim okullarında seçmeli ders olarak okutulan medya okuryazarlığı dersini kapsamı, etkisi ve aktörleri bağlamında öğrenci, öğretmen ve aile üçgeni çerçevesinde incelemek, söz konusu aktörlerin medya kullanım alışkanlıklarının teknik ve eleştirel düşünme yeterliklerine nasıl yansıdığını ortaya koymaktır. Medya okuryazarlığı çalışmalarının en somut uygulama alanı olarak ilköğretimde, uygulayıcı (öğretmen), etkin alımlayıcı (öğrenci) ve okul-aile işbirliği kapsamında dersin bir ayağı olarak aile üzerindeki etkilerin ve olası eksikliklerin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Kuramsal literatür taraması ve araştırma bölümlerinden oluşan çalışma öğrenci, öğretmen ve ebeveynlerden oluşan katılımcıların görüşlerine dayanan nitel bir çalışma olup, "Belge İnceleme" ve "Görüşme" teknikleri kullanılmıştır. Araştırma grubunun ilk ayağını Antalya'nın beş merkez ilçesinden rastlantısal olarak seçilen beş ayrı ilköğretim okulunda medya okuryazarlığı dersi alan/almış 15 kız ve 10 erkek öğrenci oluşturmaktadır. İkinci araştırma grubu ise, araştırma grubu içinde yer alan öğrencilerin velilerinden (10), üçüncü grubu ise yine araştırma grubunda yer alan ve velileri ile görüşme yapılan 10 öğrencinin medya okuryazarlığı dersi öğretmenlerinden (10) oluşmaktadır. Ebeveynleri ile görüşme gerçekleştirilen 10 öğrenci maksimum çeşitlilik örneklemesi ile seçilmiş, böylece farklı sosyo-ekonomik çevrelerden gelen kişilerden bilgi alma olanağı elde edilmiştir. Geriye kalan 15 öğrencinin aileleri ile görüşme gerçekleştirilmemiş, bu öğrencilerden alınan bilgiler verilerin desteklenmesi amacıyla kullanılmıştır. Görüşmelerde açık uçlu sorulardan oluşan "Görüşme Formu" uygulanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde betimsel analiz ve içerik analizi yöntemleri uygulanmıştır. Çalışmanın kavramsal çerçevesini oluşturmak üzere gerçekleştirilen belge incelemesi sonucunda elde edilen bilgiler betimsel analiz, katılımcılar ile yüz yüze gerçekleştirilen görüşmelerden elde edilen veriler ise içerik analiz yöntemi ile çözümlenmiştir. Çözümleme sonuçları medya okuryazarlığı dersinin; medya kullanıcısı bireylerin ilgi ve gereksinimleri doğrultusunda program geliştirme, öğretmen yetiştirme, veli işbirliğini sağlama, okulların teknolojik altyapısını oluşturma alanlarındaki eksiklikler nedeniyle medya kullanıcılarının teknik ve eleştirel yeterliklerinin geliştirilmesinde amacına uygun işlev göstermediğini ortaya koymuştur. Anahtar kelimeler: İdeoloji, pedagoji, eleştirel pedagoji, yeni teknolojiler, medya okuryazarlığı.
Öğretmenlerin medya okuryazarlık düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu çalışmanın temel amacı, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığınca seçmeli medya okuryazarlığı dersine girmekle yükümlü kılınan Sosyal Bilgiler, Türkçe ve Bilişim Teknolojileri öğretmenlerinin medya okuryazarlık düzeylerini ortaya koymaktır. Ayrıca çalışma içerisinde öğretmenlerin medya okuryazarlık düzeylerinin; yaş, cinsiyet, mesleki kıdem, öğrenim durumları, unvanları, branşları, medya eğitimi alıp almama durumları, günlük internet kullanım süreleri, günlük televizyon izleme süreleri ve düzenli gazete takip edip etmeme durumları gibi değişkenler açısından da incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada nicel yöntemlerden tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemi 2020 – 2021 eğitim – öğretim yılında Ağrı ilinde görev yapan 364 kişilik öğretmen grubundan oluşmaktadır. Çalışmada öğretmenlerin mevcut medya okuryazarlık düzeylerini tespit etmek ve veri toplamak amacıyla Karataş (2008) tarafından geliştirilen ve 2017 yılı itibariyle yeniden düzenlenip güncellenen "Medya Okuryazarlık Düzey Belirleme Ölçeği (MODBÖ)" kullanılmıştır. Öğretmenlerin demografik verilerini toplamak için de araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Çalışmada öncelikle elde edilen veriler ve ölçeğin geçerlik – güvenirlik durumları kontrol sürecine tabi tutulmuştur. Katılımcılara ait demografik veriler analiz edilerek tablolar halinde gösterilmiştir. Medya okuryazarlığına dair verilerin normallik dağılımlarını kontrol etmek amacıyla Kolmogorov Smirnov ve Shapiro Wilk testlerinden, histogram grafiklerinden ve çarpıklık – basıklık değerlerinden faydalanılmıştır. Yapılan analiz ve değerlendirmeler sonucunda, verilerin dağılımının normal olmadığı tespit edilmiş ve değişkenler arası farklılıkları kontrol etmek amacıyla nonparametrik testlerden Kruskall-Wallis ve Mann Whitney U testleri tercih edilmiştir. Çalışma sonuçları incelendiğinde, katılımcı öğretmenlerin genel medya okuryazarlık düzeylerinin 82,01 ortalama puan ile "Sıklıkla" ya da başka bir deyişle iyi düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Ölçülen alt boyutlar açısından bakıldığında ise "farkında ve bilgi sahibi olma" alt boyutu ile "yargılayabilme ve örtük mesajları görebilme" alt boyutunda katılımcı öğretmenlerin medya okuryazarlık düzeylerinin iyi seviyede olduğu ve genel ortalamaya eşit ya da ortalamanın üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Ancak medya mesajları ile ilgili olan "analiz edebilme ve tepki oluşturabilme" alt boyutu incelendiğinde, genel ortalamadan düşük kalındığı ve orta düzeyde bir medya okuryazarlığına sahip olunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca çalışma ile katılımcı öğretmenlerin medya okuryazarlık düzeyleri çeşitli değişkenler açısından da değerlendirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda öğretmenlerin medya okuryazarlığı düzeyinin cinsiyet, yaş, mesleki kıdem, unvan, branş, medya eğitimi alıp almama durumu ve televizyon izleme süresi gibi değişkenler açısından farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra öğretmenlerin öğrenim durumu, internet kullanım süresi ve düzenli olarak gazete takip edip etmeme değişkenleri açısından ise istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar olduğu ortaya konulmuştur.
Z kuşağının sosyal medya kullanım alışkanlıklarıyla değerlerin incelenmesinde medya okuryazarlığının önemi: Sakarya Üniversitesi iletişim fakültesi örneği
Değerler, iyi ve kötü olanı anlamada toplumu yönlendiren kıstaslardır. Sosyal medya araçlarının kullanımıyla farklı değerlerle karşılaşan birey, bunlardan etkilenmektedir. Sosyal medya ve yaşama yansıyan pratikleri, değerleri dönüşüme uğratmaktadır. Sosyal medyaya yansıyan evrensel değerler bireyin kendine ait değerleriyle uyumsuzluk gösterebilmektedir. Bu durumda sorgulayan zihnin devreye girmesi gerekmektedir. Z kuşağı iyi bir medya okuru olmak durumundadır. Z kuşağının sosyal medya kullanımlarında insani, ahlaki, kültürel ve etik değerleri koruyup korumadığı durumunu ortaya çıkarmak araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırma odak grup görüşmesi ve nicel analiz yöntemi ile ele alınmıştır. Araştırma evreni 1995 yılından sonra doğan olan Z kuşağıdır. Araştırma örneklemini ise 265 kişiden oluşan Sakarya Üniversitesi öğrencileri oluşturmaktadır. Nitel yöntem için; odak grup görüşmesi yapılmış Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerinden Z kuşağını temsilen 5 öğrenci seçilmiştir. Araştırmanın sonucunda ortaya çıkarılan bulgular incelenip, sosyal medya alışkanlığının Z kuşağı üstündeki etkisi Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi'ndeki öğrencilerin katılımı tespit edilmiştir. Araştırma sonucuna göre öğrencilerinin sosyal medya kullanım alışkanlıkları sahip olunan değerleri olumsuz açıdan etkilemektedir. Medya okuryazarlığı eğitimi ise öğrencilerin saygı değerlerini arttırmaktadır.
Finlandiya'da medya okuryazarlığı eğitimi
Finlandiya'da medya okuryazarlığı eğitimi programlarının yapısal bileşenlerini ve eğitim stratejilerini araştırmak, medya okuryazarlığı eğitimi programları, öğrencilerin medya kullanım alışkanlıkları ve eleştirel düşünme yetenekleri üzerindeki etkilerini ortaya çıkarmaya olanak sunmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Finlandiya'da medya okuryazarlığı eğitiminin ayrıntılı bir betimlemesini sunmaktır. Finlandiya'nın medya okuryazarlığı eğitimini incelemek ve bu modelin başarısının ardındaki sistemin bileşenlerinin ortaya çıkarılması hedeflenmektedir. Çalışma kapsamında, Finlandiya'nın medya okuryazarlığı eğitiminin tarihsel gelişimi, pedagojik temelleri, eğitimcilerin, öğrencilerin ve paydaşların bu eğitim programlarına yaklaşımları ele alınmıştır. Medya okuryazarlığı eğitiminin öğrenciler üzerindeki etkileri ve bu etkilerin sürdürülebilirliği, uluslararası bir örnek olarak sunabileceği başarı faktörleri üzerinde durulmuştur. Finlandiya'da medya eğitimi politikaları ulusal düzeyde Eğitim ve Kültür Bakanlığı ve Ulusal Eğitim Kurulu tarafından koordine edilmektedir. Medya okuryazarlığı eğitiminin uygulanması, ulusal ve uluslararası düzeyde çeşitli kurumlar arasında iş birliği ile hem resmi hem de gayri resmi bir şekilde koordine edilmektedir. Finlandiya'da medya okuryazarlığı, çeşitli medya formlarının ve içeriklerinin iş birliğine dayalı öğrenmeyi teşvik eden eğlenceli etkinliklerle öğretilmektedir. Medya, öğrencilerin kendi mesajlarını üretmeleri için bir platform şeklinde ele alınmaktadır. Öğrencileri bağımsız olarak çeşitli içerikleri keşfetmeye, yorumlamaya ve üretmeye odaklanmaktadırlar. Medya ve kaynak eleştirisi yoluyla öğrenciler eleştirel düşünme becerisini öğrenmektedirler. Nitel araştırma metodolojisine göre yapılan çalışma Finlandiya Medya okuryazarlığı eğitimini incelemek ve bu modelin başarısınınn ardındaki faktörleri anlamak amacıyla tasarlanmıştır. Araştırma modeli olarak betimsel araştırma modeli esas alınmıştır. Araştırmanın verilerinin toplanması için doküman incelemesi tekniği kullanılmıştır. Toplanan veriler betimsel analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizi ışığında elde edilen sonuçlar kapsamlı bir şekilde değerlendirilmiştir.
Ortaokul öğrencilerinin sosyal medya kullanım alışkanlıklarına yönelik bir inceleme
Bu çalışmanın amacı ortaokul öğrencilerinin sosyal medya kullanım alışkanlıklarının belirlenmesidir. Çalışmada öğrencilerin sosyal medya algıları, kullanımları, iletişimleri ve tercih eğilimlerinin ortaya konulması ile elde edilen bulguların medya okuryazarlığı eğitimine katkı sağlanması hedeflenmiştir. Çalışma, 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Bolu ili Merkez ilçesinde bulunan Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı üç farklı okullarda öğrenim gören 5. sınıftan 118, 6. sınıftan 118, 7. sınıftan 146 ve 8. sınıftan 146 olmak üzere toplam 528 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Betimsel bir araştırma olan çalışmada veriler yarı yapılandırılmış görüş formu vasıtasıyla elde edilmiştir. Görüş formlarında öğrencilerin kişisel bilgilerinin yanı sıra sosyal medya dört boyutta ele alınmıştır: Sosyal medya algısı, çeşitli kullanım özellikleri, bazı iletişim davranışları ve tercih eğilimlerine odaklanılmıştır. Öğrencilerin bilgi ve görüşleri alınarak hazırlanan çalışmada elde edilen veriler betimsel analiz yoluyla çözümlenmiştir. Bu çözümlemeler sonucu elde edilen bilgilerle temalar oluşturulmuş ve bu temalar alt temalara ayrılmış, temaları ve alt temaları temsil eden öğrenci görüşleri kodlamalar kullanılarak doğrudan aktarılmıştır. Çalışmanın sonunda, öğrencilerin sosyal medyayı işlevsel olarak algıladıkları, çoğunluğunun sosyal medya hesaplarını kullandığı ve daha çok arkadaşları ile iletişim kurdukları tespit edilmiştir. Çalışmada elde edilen bulgular alan yazını açısından tartışılmış ve öneriler sunulmuştur. Araştırma sonucunda elde edilen verilerin medya okuryazarlığı bağlamında öğretmenlere ve araştırmacılara yardımcı olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Sosyal medya, ortaokul öğrencileri, medya okuryazarlığı eğitimi
X kuşağında dijital medya okuryazarlığı ve siberkondri ilişkisi
Dijitalleşmenin hız kazandığı günümüzde, bireylerin sağlık bilgisine erişim biçimleri bir dönüşüm geçirmiştir. Bu çalışma, söz konusu dönüşüm çerçevesinde X kuşağı bireylerinin dijital medya okuryazarlığı ile siberkondri düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemeyi; ayrıca dijital medya kullanım deneyimlerinin sağlık davranışlarına etkisini ve COVID-19 pandemisinin bu süreçteki rolünü ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmada, karma yöntem benimsenmiştir. Nicel aşamada, kolayda örnekleme yöntemi ile belirlenen 452 katılımcıya anket uygulanmış; nitel aşamada ise amaçlı örnekleme yöntemiyle belirlenen 12 katılımcı ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Nicel veriler SPSS 29.0 paket programı ile analiz edilmiş; nitel veriler ise betimsel analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir. Bulgular, dijital medya okuryazarlığı ile siberkondri düzeyleri arasında zayıf düzeyde negatif bir ilişki olduğunu göstermiştir. Cinsiyetin her iki değişken üzerinde de anlamlı bir fark yaratmadığı, 45–49 yaş grubunun en yüksek dijital medya okuryazarlığı düzeyine sahip olduğu ancak yaş değişkeninin siberkondriye etkisinin bulunmadığı saptanmıştır. Lisansüstü eğitim düzeyine sahip bireylerin "Zorlantı" ve "Doktora Güvensizlik" puanlarının düşük olması, yüksek eğitimli bireylerin çevrim içi aramalarında seçici davrandıklarını göstermektedir. Araştırmada, katılımcıların edindikleri bilgilerin güvenilirliği konusunda eleştirel bir bakış geliştirdikleri ve bilgileri teyit etme eğiliminde oldukları belirlenmiştir.
Uyuşturucu kullanıcılarının medya ile ilişkileri, medya okuryazarlığı ve sağlık okuryazarlığı düzeyleri
Bu çalışmanın genel amacı, Türkiye'de uyuşturucu tedavisi görmekte olan uyuşturucu kullanıcılarının medya ile ilişkilerinin tespit edilerek medya okuryazarlığı ve sağlık okuryazarlığı düzeylerinin belirlenmesi ve bu düzeylerle uyuşturucu kullanım durumları arasındaki ilişkinin sorgulanmasıdır. Araştırma verileri Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesine bağlı olan AMATEM'e uyuşturucu tedavisi için başvuran 636 katılımcıdan elde edilmiştir. Uyuşturucu kullanıcılarının uyuşturucu kullanım durumlarını ve medya alışkanlıklarını saptamak amacıyla anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Sağlık okuryazarlığı düzeylerini belirlemek için "Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği-32 (TSOY-32), medya okuryazarlığı düzeylerini tespit etmek için "Medya Okuryazarlığı Düzey Belirleme Ölçeği" kullanılmıştır. Bulgular, uyuşturucu tedavisi için başvuranların eğitim ve gelir düzeylerinin düşük olduğunu ortaya koymaktadır. Uyuşturucuyu ilk kullanım yaşı ortalama 18'dir. En çok kullanılan maddenin eroin olduğu ve sonrasında esrarın sıklıkla kullanıldığı tespit edilmiştir. Uyuşturucu kullanıcılarının yarısından fazlası madde kullanmaya başlamadan önce zararları hakkında bilgi sahibi olmadığını belirtmiştir. Uyuşturucu kullanıcılarının medya ile ilişkileri bağlamında en çok internetin takip edildiği (%64,9) saptanmıştır. Katılımcıların dörtte biri (%22,9), kendi kişisel deneyimleri doğrultusunda uyuşturucuya başlamalarında medyanın rolü olduğunu belirtmiştir. Katılımcıların sağlık okuryazarlığı düzeylerinin yetersiz (%91), medya okuryazarlığı düzeylerinin ise orta düzeyde (%63,5) olduğu saptanmıştır. Ayrıca sağlık okuryazarlığı ve medya okuryazarlığı düzeyleri arasında pozitif ilişki tespit edilmiştir. Buna göre uyuşturucu kullanıcılarının sağlık okuryazarlığı düzeylerini yükseltmenin medya okuryazarlığı düzeyini de yükselteceği, bu iki okuryazarlığın birbirini destekleyeceği belirlenmiştir. Uyuşturucuyla mücadele kampanyalarında ise geleneksel araçlarla birlikte alternatif mecraları kullanmanın daha etkili olabileceği vurgulanmalıdır. Anahtar kelimeler: Uyuşturucu bağımlılığı, Madde bağımlılığı, Medya okuryazarlığı, Sağlık okuryazarlığı
Dijital bölünme ve yeni medya okuryazarlığının kır ve kent kökenlilik bağlamında incelenmesi
Bilgi iletişim teknolojilerinin gelişmesi ve yaygınlaşması ile medya ortamı yeni özellikler kazanmış ve yeni medya kavramı ortaya çıkmıştır. Hayatımızın bir parçası haline gelen yeni medya, sağladığı olanaklar ve taşıdığı risklerle pek çok araştırmanın konusu haline gelmiştir. Özellikle çocukların erken yaşlardan itibaren ve daha uzun sürelerle yeni medyayı kullanmaya başlaması yeni medya okuryazarlığının önemini ve gerekliliğini arttırmaktadır. Yeni iletişim teknolojilerinin birey ve toplumların ekonomik, sosyal ve kültürel alanda gelişimlerinde büyük bir öneme sahip olması da bu teknolojilerin erişim ve kullanımındaki eşitsizlikleri tanımlayan dijital bölünme olgusunu gündeme getirmiştir. Bu çalışmada dijital bölünme olgusu ile yeni medya okuryazarlığının kır ve kent kökenlilik bağlamında incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında İstanbul'un merkez ilçelerinden bir okulda ve görece çevre ilçelerine bağlı kırsal bölge özelliği gösteren mahallelerden 3 okulda eğitim gören 9.sınıf öğrencileriyle görüşülmüştür. Öğrencilerin yeni medyaya erişim düzeyleri; yeni medyayı kullanım amaçları ve kullanım becerilerine dair öz yeterlilikleri; yeni medyada karşılaştıkları mesajları ve yeni medya ortamını anlama, analiz ve değerlendirme becerileri; yeni medyada üretim ve katılım durumlarını anlamaya yönelik olarak öğrencilerle yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiştir. Çalışmada görüşmeler betimsel analiz yöntemi ile değerlendirilmiş ve çalışmanın sonunda ulaşılan bulgulara yer verilmiştir. Erişim, kulanım becerileri ve üretim boyutunda iki grup arasında bazı farklılıklar bulunmuştur. Her iki grupta da yeni medya araçları bakımından zengin bir ortamda yaşayan, bu teknolojileri erken yaşta kullanmaya başlayan, ailelerinden ve çevrelerinden teknik destek ve rehberlik alabilen öğrencilerin yeni medya kullanım becerileri konusunda öz yeterliliklerinin yüksek olduğu görülmüştür. Öğrenciler yeni medyayı bilgi edinme, sosyalleşme ve eğlenme amacıyla kullanmaktadırlar. Öğrencilerin yeni medyada yer alan bilgi ve haberlere şüphe ile yaklaştıkları, yeni medyanın sunduğu olanaklar ve taşıdığı riskler konusunda her iki gruptaki öğrencilerin bilinçli olduğu gözlemlenmiştir.