Muhasebe hata ve hileleri
57 theses under this subject heading
Muhasebe hata ve hilelerinin tespit ve önlenmesinde muhasebe meslek mensuplarının sorumluluğu ve bir araştırma
İnsanlık tarihi kadar bir geçmişe sahip olan muhasebenin, günümüz dünyasında özellikle yaşanan teknolojik gelişmelerle beraber bilgi dünyasındaki yeri ve önemi göz ardı edilmeyecek bir konuma gelmiştir. Muhasebe bilgi sisteminin sağladığı verilerin ilgili kişilere ve kamu kuruluşlarına aktarılmasında köprü vazifesi gören muhasebe meslek mensuplarının bu görevi yerine getirirken tarafsız, güvenilir ve bağımsız bir sorumluluk bilinciyle hareket etmeleri son derece önemlidir. Bu çalışmada muhasebede hata ve hilelerin tespit ve önlenmesinde muhasebe meslek mensuplarının sorumluluğu üzerinde durulmuştur. Bu kapsamda ilk iki bölümde muhasebe hata türleri ile hile kavramları açıklanmış, daha sonra muhasebe mesleğinin tarihsel gelişimi ve muhasebe meslek mensupları hakkında genel bilgi verilerek meslekin ahlaki boyutunu oluşturan etik kuralları ve mesleki sorumluluk konuları açıklanmıştır. Bu çalışmanın amacı muhasebe meslek mensuplarını hata ve hilelere yönlendiren etmenler ile etik dışı davranışlara yönelik tutumlarını incelemektir. Çalışmanın amacına ulaşmak için Mardin ve Şırnak illerinde mesleğini icra eden muhasebe meslek mensupları üzerinde bir anket araştırması yapılmıştır. Anket sonucunda elde edilen veriler çeşitli istatistiki yöntemlerle test edilmiş ortaya çıkan sonuçlar paylaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Muhasebe, Hata, Hile, Sorumluluk
Dijital ortamdaki finansal hile kontrolünde adli muhasebe: Bağımsız denetçiler üzerinde bir araştırma
Her geçen gün farklı yapı ve özelliğe bürünen teknoloji, işletmeleri dijital ortamla daha fazla etkileşim içinde bırakmıştır. İşletme verilerinin dijital ortam üzerinden yapılması, işletmelere zaman, maliyet tasarrufu gibi olumlu etkiler sağlarken olumsuz etki olarak ta yeni bir hile tekniğinin oluşmasına neden olmuştur. Bu teknik finansal hile olarak adlandırılmaktadır. Finansal hilenin gerçekleşmesinde 3M teorisinin ve yetkinlik faktörünün önemli rol oynadığı ve dijital ortamda gerçekleştirilen finansal hile kontrolünde yeni bir mesleğin ön plana çıkmasına neden olmuştur. Teknolojideki gelişmeler, işletmelerdeki sofistike durumlarının artmasına ve stratejik kararların daha anlamlı hale gelmesine neden olmuş ve bu nedenlerin çözümü için adli denetim raporlarının ve adli muhasebenin önem kazanmasına olanak sağlamıştır. Yapılan bu çalışmada adli muhasebecilerin öz beceri ve karakteristik özelliklerinin dijital ortamdaki finansal hile kontrolünde etkili olup olmadığı araştırılmaya çalışılmıştır. Bu amaçla KGK'da şeffaflık raporu yayınlama yetkisi bulunan denetim şirketlerinin denetçileri üzerine anket uygulanmış, uygulanan anket sonucunda dijital ortamdaki hile kontrolünde, adli muhasebeci olarak değerlendirilen denetçilerdeki öz beceri ve karakteristik özelliklerin yurtdışındaki adli muhasebecilere yakın olduğu ancak dijital ortamda gerçekleştirilen finansal hileler için adli muhasebe yazılımı bulunmadığı, finansal hile kontrolünde denetim yazılımları üzerinden işlemlerin gerçekleştirildiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca adli muhasebe mesleğinin Türkiye'de gelişme aşamasında olduğu, yeterli alt yapının sağlanamadığı ve adli muhasebenin iç kontrol, kaliteli finansal raporlamada da etkili olduğu araştırma verilerinde gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Adli muhasebe, adli denetim raporu, finansal hile, 3M teorisi, dijital ortam, yetkinlik unsuru,
İşletmelerde muhasebe sisteminde hata ve hilelere karşı bir iç kontrol mekanizması olarak bilgi işlem teknolojilerinin kullanılması
ÖZET Bilgisayar donanımı ve yazılımındaki gelişmelere paralel olarak bilgi işlem ortamlarında da son yıllarda büyük gelişmeler görülmüş ve bilgisayar ağları, veri bankaları, çevrimiçi( on-line) uygulamalar giderek yaygınlaşmaya başlamıştır. 1980' li yıllardan itibaren dünyada görülen hileli fînansal raporlama uygulamaları ve iflaslar, işletmelerdeki iç denetim eylemlerinin etkinliğini arttırma çabalarının yoğunlaşmasına neden olmuştur. Bu çabalar işletmelerdeki iç kotrol. iç denetim ve dış denetim unsurlarının başarı şansını arttıran etkili bilgi işlem teknolojilerini ön plana çıkarmıştır. Bu çalışma hata ve hileleri önleme ve iç denetim etkinliği açısından, bilgi işlem teknolojileri, iç denetçi ve dış denetçi ilişkilerinin önemini açıklamaya çalışmaktadır. Tüm bu gelişmeler incelenip muhasebe sistemine getirebileceği etkiler ortaya konulmaya çalışılmıştır.
Hilenin önlenmesinde iç denetim rolünün incelenmesi : Gaziantep ili örneği
Teknolojik gelişmelerin ve ticari işlemlerin çeşitliliğinde meydana gelen artışlar, muhasebe sisteminde meydana gelen hata ve hilelerin sayısını ve çeşitliliğini artırmıştır. Hile sadece işletmeye maddi olarak zarar vermekle kalmaz, aynı zamanda kurum imajına da zarar verir ve işletmenin sürdürülebilirliğine zarar verir. Dolandırıcılığın tespiti veya önlenmesi işletmeler için oldukça zor bir süreçtir. İşletme yönetimi, bir iç kontrol sistemi kurarak kontrol işlevini, iç denetim işlevini yerine getirerek iç kontrol sisteminin etkin işleyişini yerine getirir. İç denetim, işletmelerin hedeflerine ulaşmasına, kurumsal yönetim anlayışının sağlanmasına ve risklerin daha iyi yönetilmesine destek olur. Bu çalışmanın amacı, işletmelerde muhasebe hatalarının ve hilelerinin önlenmesinde etkin muhasebe iç denetiminin rolünü ve önemini araştırmaktır. Araştırmanın örneklemini Gaziantep'te iç muhasebe sistemine sahip 10 işletme oluşturmaktadır. Anket yöntemiyle yüz yüze görüşme yoluyla elde edilen veriler, betimsel istatistiksel yöntemler kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmada, etkin bir iç denetimin, iyi oluşturulmuş bir iç kontrol sistemi ile birlikte işletmede karşılaşılabilecek olası hatalı ve hileli muhasebe işlemlerinin azaltılmasında olumlu etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde denetim, denetim türleri, denetimin gelişimi, iç denetim süreci ve denetim standartları değerlendirilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde hile ve muhasebe hilesi kavramları incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde Gaziantep ilinde iç denetim faaliyeti gerçekleştiren işletmelerle yapılan görüşme sonuçları nitel yöntemlerle incelenmiştir. Çalışmanın sonuç bölümünde iç denetimin muhasebe hilelerini önlenmesi açısından etkinliğinin ortaya konulması amacıyla yapılan araştırmada, iç denetçiler ile gerçekleştirdiğimiz anketler neticesinde aldığımız cevaplara istinaden işletmelerde iç denetim süreci, iç denetimin muhasebe faaliyetleri üzerindeki etkisi, iç denetimin muhasebe hileleri üzerindeki etkisi ve iç denetimin işletme geleceğine yönelik etkinliği gibi bulgulara ulaşılmıştır.
Muhasebede hata ve hilelerin ortaya çıkartılması ve engellenmesinde iç kontrolün rolü: Kayseri OSB'de bir uygulama
Günümüzde küreselleşmenin artması ile birlikte ekonomik yapıda, teknolojik gelişmelerin ve buna bağlı olarak ticari işlem çeşitliliğinin artması muhasebe sisteminde ortaya çıkacak hata ve hileleri arttırmaktadır. Bu artış finansal tabloları analiz ederek karar verecek olan paydaşların kararlarında yanılmalarına sebep olacaktır. Son zamanlarda artan hileli işlemler teknolojinin de gelişmesi ile birlikte önüne geçilemez bir hal almaktadır. Hileli işlemler işletmeye maddi zarar vermekle kalmayıp işletmenin imajının sarsılmasına, işletmenin iflas etmesine ve paydaşların mağdur olmasına sebep olmaktadır. İşletmeler açısından hilelerin tespit edilmesi ve önlenmesi zordur. Dolayısıyla hile tespit edilene kadar işletmeler ağır darbeler alacaktır. Yaşanan bu olumsuzluklar iç kontrol sistemine duyulan ihtiyacı beraberinde getirmiştir. İşletmenin muhasebe sisteminde hata ve hilenin yaşanmaması için etkin bir iç kontrol sisteminin olması gerekir. İç kontrol sistemi işletmenin faaliyetlerinin aksamaması ve işletmenin belirlemiş olduğu hedeflere ulaşmak için işletmelerde bulunması gereken bir sistemdir. Etkin bir iç kontrol sistemi işletme varlıklarının korunması, varlıkların etkin ve verimli kullanılması ve finansal tablolara olan güveni sağlamaktadır. Muhasebede hata ve hilelerin engellenmesinde iç kontrolün rolü başlıklı bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde genel olarak hata ve hile kavramlarına, hata ve hilenin yaygınlığı, hata ve hile türlerine değinilmiştir. İkinci bölümde kontrol ve iç kontrol kavramları, iç kontrolün amaçları, iç kontrolün türleri, iç kontrolle ilgili Türkiye ve dünyada yapılan yasal düzenlemeler ve hata ve hile ile ilgili Türkiye'de ve dünyada karşılaşılan skandallara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise muhasebede hata ve hilenin ortaya çıkartılması ve önlenmesinde iç kontrolün etkinliğini ölçmek için nicel veri toplama yöntemi olan anket yöntemi kullanılmıştır. Anahtar kelimeler: Hata, Hile, İç Kontrol, Organize Sanayi Bölgesi, Kayseri
Adli muhasebe ve bir örnek olay incelemesi
Teknolojideki hızlı gelişmeler geçmişe göre, işlenen suçların ve yapılan hilelerin niteliğinin değişmesine neden olmuş, yeni yöntem ve tekniklerle işlenen suçları geleneksel yöntemlerle tespit etmek artık imkânsız hale gelmiştir. İşletmelerde ve hayatın hemen her alanında, çeşitli kişi ve kurumlarca yapılan muhasebe vb. hilelerinin ve bunların neden olduğu ekonomik kaybın büyük boyutlara ulaşması, ticari ve ekonomik anlaşmazlıklar, mali tablo kullanıcılarını yanıltmaya yönelik uygulamaların artması; muhasebenin kapsamını genişleterek, "Adli Muhasebe" olarak anılan mesleğin doğmasına neden olmuştur. ABD gibi gelişmiş ülkelerde birçok uygulama sahası olan adli muhasebecilik, günümüzde değişik bilim dallarını kullanır. Adli muhasebeciler uyuşmazlıkların çözümünde hâkimlere yardım etmelerinin yanı sıra, hile ve suçları önleyici tedbirlerin alınması ve bu amaca dönük sistemlerin kurulmasında da faaliyet göstermektedir. Genel olarak bakıldığında tez çalışmasında adli muhasebe, adli muhasebecilik mesleği ve adli muhasebecilerin kullandıkları teknikler hakkında ayrıntılı bilgiler verilmektedir.
Hile riskinin tespitinde f-skor modeli ve hile beşgeni teorisi üzerine BIST'de yapılan bir araştırma
Dünya çapında yaşanan büyük muhasebe skandalları piyasada işlem gören işletmelerin hile riski tespitine olan ilgiyi daha da artırmıştır. Bu skandalların nedenleri araştırılarak ve yaptıkları işlemler incelenerek literatürde çeşitli hile tespit yöntemleri oluşturulmuştur. İşletmelerin hileli işlemlerinin tespitinin birçok yönden önemli olduğu açıktır. Hileli finansal raporlama ilgili taraflar için büyük kayıplara yol açmaktadır. Bunun önlenmesi amaçlı yapılan düzenlemeler ve konulan kanunlar yetersiz kalabilmektedir. İşletmeler muhasebe sisteminde açıklar bulup bunlardan yararlanarak, usulüne uygun olmayan kayıtlar yaparak ve çeşitli yollar ile gerçeği çarpıtarak hileli işlemlerini gizleyebilmektedir. Bunlara bağlı olarak hileli işlemlerin tespiti zorlaşmaktadır. Bundan dolayı bu araştırmanın amacı BIST'de faaliyet gösteren şirketlerin hile risklerinin tespit şekline bir bakış açısı kazandırmak ve araştırmada kullanılan değişkenlerin BIST şirketleri üzerinde hile risklerini tespit etmedeki rolünü incelemektir. Bu çalışmada öncelikle hile üçgeni olarak başlayan ve hile beşgeni olarak geliştirilen teoride bulunan hile faktörlerinin hileli işlemler üzerinde yol göstericiliği araştırılmıştır. Daha sonra hileli işlemlerin tahmini için oluşturulan modeller arasından 2011 yılında Dechow vd. tarafından geliştirilmiş F-skor modelinin finansal değişkenleri incelenmiştir. Bunların incelenmesi için Borsa İstanbul'da (BIST) işlem gören ve finansal faaliyet göstermeyen işletmeler arasından hileli işlem riski olanlar ve olmayanlar olarak iki grup oluşturulmuştur. Bu işletmelere ait 2017-2021 yılları arası yıllık rapor sonuçları incelenmiştir. Çalışmadaki verilerin analizi için SPSS programı kullanılmıştır. Bu program yardımıyla hile beşgeni teorisinde yer alan baskı, fırsat, rasyonelleştirme, kibir ve yetkinlik faktörlerinin hile riski olasılıklarını belirlemelerindeki etkisini ve ilişkisini incelemek üzere lojistik regresyon analizi uygulanmıştır. Analiz sonucunda hile riski olasılığının belirlenmesi açısından baskı değişkeninin alt faktörleri olarak incelenen dış baskı, finansal hedef ve finansal istikrar ve diğer iki hile faktörü olan fırsat ve rasyonelleştirme arasındaki ilişki anlamlı çıkmış ancak yetkinlik ve kibir hile faktörleri model içerisinde anlamlı bulunamamıştır. Dechow F-skor finansal değişkenleri olan ticari alacaklardaki değişim, maddi olmayan duran varlıklardaki değişim, nakit satışlardaki değişim, RSST tahakkukları, aktif karlılığındaki değişim ve stoklardaki değişim değişkenlerinin Borsa İstanbul'da işlem gören şirketlerin hile riski olasılığını belirleme üzerindeki etkilerini ve ilişkilerini incelemek için de lojistik regresyon analizi uygulanmıştır. Bu analiz sonucunda sadece ticari alacaklardaki değişim ve maddi olmayan duran varlıklardaki değişimin arasındaki ilişki hile riski olasılığını belirleme açısından anlamlı çıkmıştır. Ticari alacaklardaki değişim ve maddi olmayan duran varlıklardaki değişim ile hile beşgeninde anlamlı çıkan bağımsız değişkenler dış baskı, finansal hedef, finansal istikrar, fırsat ve rasyonelleştirme ile yeni model kurulmuştur. Analiz sonucunda ticari alacaklardaki değişim, dış baskı, finansal hedef, fırsat ve rasyonelleştirme model içerisinde anlamlı bulunmuştur. Ancak maddi olmayan duran varlıklar ve finansal istikrar model içerisinde anlamlı bulunamamıştır. Bir sonraki aşamada anlamlı çıkan hile beşgeni faktörleri ile kurulan ilk model ve Dechow F-skor değişkenleri ile anlamlı çıkan hile beşgeni faktörleri ile kurulan ikinci model için F-skor değerleri hesaplanmış ve bu değerlerin manipülatör olan ve olmayan şirketleri ayırt etmedeki başarıları incelenmiştir. Son olarak hile risklerine göre gruplandırılan şirketlerin doğru sınıflandırılma bakımından karşılaştırmak üzere lojistik regresyon analizi ile yapay sinir ağları yöntemi uygulanmıştır. Sınıflandırma doğruluğu oranları model 1 ve model 2 için ayrı ayrı yapay sinir ağları ve lojistik regresyon analizi ile incelenip karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak her iki modelde de yapay sinir ağlarının az bir oranla dahi olsa, daha yüksek oranda doğru sınıflandırma yaptığı sonucu elde edilmiştir. Bu araştırmanın Borsa İstanbul'da faaliyet gösteren işletmelerin hile risklerinin tespitinde finansal ve finansal olmayan verilerin kullanılmasıyla modeller oluşturulması; oluşturulan modeller ile hile riskinin tespiti içi f-skor değerlerinin hesaplanması ayrıca hangi değişkenlerin Türkiye Borsası'nda hile riski tespitinde yol gösterici olabileceğinin istatistiki olarak incelenmesi açısından önemli ve özgün bir çalışma olduğu düşünülmektedir.
Muhasebe hata ve hilelerinin kast unsuru açısından değerlendirilmesi
Gelişen teknoloji ile beraber artan finansal ilişkiler işletmelerin daha fazla gelir elde etmek için vergi kaçırmaya yöneltmektedir. Bir işletmenin vergi kaçırabilmesi için kullanabileceği yöntemler ise finansal tablolarında yapacağı muhasebe hata ve hileleridir. Doktrinde muhasebe hata ve hilelerinin nasıl ayırt edileceği hususu tartışmalı bir alandır. Çünkü yapılan fiiller birbirlerine o kadar benzer ki kontrolü yapacak kişiler de hata veya hile ayrımı yapma konusunda tereddütte düşebilmektedir. Yanlış yorumlanan bir fiilden dolayı kişiler yargılanabilir ve sonuç olarak ceza alabilirler. Bu durum Hukuk Devleti ilkesini zedeleyebilir. Bu çalışmamızda muhasebe hata ve hilelerini açıklayarak; yapılma nedenleri, türleri ve farkları anlatılmıştır. Daha sonra Türk Hukuk sistemindeki hata ve hile başlıkları anlatılarak, ceza hukuku açısından hata ve hileyi birbirinden ayırmaya yarayan en büyük fark olan kast konusu anlatılmıştır. Hata ve hileyi birbirinden ayıran en temel unsur ise kasttır. Yapılan işlem bilerek ve istenerek yapılıyorsa kasıtlı olarak yapılmıştır. Hile kastla yapılıyorken; hata, bilgisizlikten, tecrübesizlikten meydana gelmektedir. Lakin işlemin kasıtlı olarak yapılıp yapılmadığının tespiti maalesef çok zor olup; uygulamada işlemin tespiti açısından sıkıntılar meydana gelmektedir. Bu çalışmamızda sonuç olarak muhasebe hata ve hilelerinin tespiti açısından dikkat edilmesi gereken hususlar anlatılmaya çalışılmıştır.
Muhasebe hata ve hilelerinin meslek etiği açısından değerlendirilmesi ile örnek bir uygulama
Yapılan bu çalışmada, muhasebe mesleği ve meslek mensuplarının etiksel boyutları ile muhasebede yapılan hata ve hile konuları ele alınmıştır. Öncelikli olarak muhasebenin genel yapısı ile muhasebe mesleği hakkında bilgi verilmiş, daha sonra muhasebe mesleğinin ahlaksal boyutu ve bununla ilgili olarak muhasebede yapılan hata ve hile konuları incelenmiştir. Meslek mensuplarını etik dışı davranışlara yönelten pek çok neden çalışmanın teorisi içinde incelenmiştir. Ancak bağımsız meslek mensuplarının etik dışı davranışlar dışında kasti olmayarak yaptığı hatalar da vardır. Bunlar, etik dışı kabul edilen, kasti olarak bir amaç için yapılan hatalardan diğer bir deyişle hilelerden farklıdırlar. Bu hataların etik dışı olup olmadıkları "kasıt" unsurundan anlaşılmaktadır. Bağımsız muhasebe meslek mensupları bazen istem dışında hatalar yapabilmektedirler. Bu hatalar genelde, ya meslek mensubunun dikkatsizliğinden ya da bilgisizliğinden kaynaklanmaktadırlar. Bu çalışmada İstanbul örnekleminde, bağımsız muhasebe meslek mensuplarını etik dışı davranışa ve hata yapmaya yönlendiren en güçlü faktör veya faktörlerin neler olduğu araştırılmıştır. Ayrıca araştırmada, bazı değişkenler ile etik dışı davranışa yönlendiren temel faktörler arasındaki ilişkiler de araştırma konusu yapılmıştır. Çalışma sonunda bir anket düzenlenmiş ve muhasebeci-mali müşavirlerin eğitim düzeyi, deneyim ve tecrübeleri, muhasebe mesleğinin etiksel boyutu ve muhasebe hata ve hileleri ile ilgili çeşitli görüşleri alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Muhasebe, Hata, Hile, Etik.
Muhasebe hata ve hilelerinin meslek ahlakı çerçevesinde değerlendirilmesi: Adana ilinde muhasebe meslek mensupları üzerine bir araştırma
Muhasebe meslek mensupları, karar alıcılara ihtiyaç duydukları finansal nitelikteki bilgileri sağlarken, toplum çıkarlarını gözeterek hareket etmek durumundadırlar. Ayrıca, muhasebe meslek mensuplarından mesleğin yürütülebilmesinde istenilen bilgi ve tecrübe kadar etik davranışlarda bulunmaları da beklenmektedir. Yanıltıcı finansal raporlamaların neden olacağı olası olumsuzlukları engelleyebilmek ve bu sayede sermaye piyasalarının etkin işleyişini koruyabilmek için muhasebe meslek mensuplarının finansal raporlamada yanlışlıklara yol açan hata ve hile konusundaki tutum ve davranışlarının tespit edilmesi ve bu davranışların meslek ahlakı çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede çalışmanın amacı, muhasebe meslek mensuplarının finansal raporlamada yanlışlıklara yol açan hata ve hile konusundaki tutum ve davranışlarının meslek ahlakı çerçevesinde değerlendirilmesini yapmak ve konuya ilişkin gösterilen mesleki algıların muhasebe meslek mensuplarının demografik özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediğini tespit etmektir. Araştırma verileri, Adana ilinde faaliyet gösteren 331 muhasebe meslek mensuplarından anket yöntemiyle toplanmıştır. Araştırmanın bulguları, muhasebe meslek mensuplarının muhasebede hata-hile ve meslek ahlakı ile ilgili yargılara katılım düzeylerinin demografik özelliklerden etkilendiğine işaret etmektedir.
Muhasebe manipülasyonlarının kredi analistlerinin ve borsa yatırımcılarının değerlendirmeleri açısından incelenmesi
Günümüzde finansal tablo kullanıcılarının sayısındaki artış sebebiyle finansal tablodaki bilginin gerçeği yansıtması, doğru ve güvenilir olması büyük önem taşımaktadır. Çünkü karar vericilerin finansal tabloları doğru yorumlayabilmesi ve doğru bir karar verebilmeleri çok önemlidir. Ancak bu durumu engelleyen en önemli tehditlerden birisi mali tablolarda yapılan manipülasyonlardır. Bu araştırmanın amacı, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki bankaların ticari kredi biriminde çalışan personelin manipülasyona bakış açılarını ölçmek ve BİST imalat sektöründe faaliyette bulunan firmaların manipülasyon yapma ihtimalini ortaya koymaktır. Anket çalışmasından elde edilen bulgulara göre; işletmelerin kredi değerliliğinde seçilmiş 16 adet hesap kalemi içinde çok önemli olan kalem; Satışlar kalemi olarak tespit edilmiştir. Manipülasyona çok yatkın olan kalemin Stoklar hesap kalemi olduğu tespit edilmiştir. Kredi yetkililerinin kredi değerlendirme sürecinde, Giderlerin ve Karşılıkların Muhasebeleştirilmesinin finansal tablolarda en fazla karşılaşılan manipülasyon tekniği olduğu sonucuna varılmıştır. Beneish Modeli kullanılarak yapılan analizler sonucunda; 152 firmadan 30 tanesinin finansal bilgi manipülasyonuna başvurduğuna dair bir bulgu bulunmadığı, 45 firmanın finansal bilgi manipülasyonu yapmış olma olasılığı hakkında ciddi bulgular olduğu tespit edilmiştir.
Aile şirketlerindeki muhasebe hilelerinin yapısal özellikleri ve yarattığı maliyetler üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın temel amacı; tüm şirket türlerinde karşımıza çıkabilecek muhasebe hilelerinin Aile Şirketleri'ne özgü yapısal özelliklerini belirlemek, Aile Şirketleri'ndeki muhasebe hileleri ile ilgili farklılıkları ortaya çıkarmak, bu hilelerin nasıl tespit edilebileceğine ışık tutmak ve önlenmelerine yönelik öneriler geliştirmektir. Böyle bir çalışma daha önce yapılmadığından örnek bir uygulama üzerinde keşifsel bir çalışma yapılacaktır. Bu kapsamda daha önce hile vakası ile yüzleşen bir Aile Şirketi örnek vaka olarak ele alınacak, bu şirketteki ilgili yönetici ve çalışanlarla görüşmeler yapılacaktır. İşletmelerin büyük çoğunluğunu aile şirketlerinin oluşturduğu düşünülürse bu çalışma neticesinde aile şirketlerinde hilenin önlenmesinin maliyeti ve hile sonucunda katlanılan maliyetin karşılaştırılması konusunda ışık tutacak ve yardımcı olacak bir çalışma olacaktır. Çalışmada ayrıca hile riskini azaltıcı kontrollerin ilgili aile şirketindehangi seviyede uygulandığı araştırılacaktır. Bu riskin bertaraf edilmesi konusunda yapılacak olan çalışmaların detaylı olarak maliyetleri konusunda araştırma yapılacaktır.
6111 sayılı yeniden yapılandırma kanunu kapsamında işletmelerin finansal rasyolarındaki değişimin analizi
İşletmeler hakkında alınacak ekonomik kararlar ve işletmenin performansının değerlendirilmesi açısından en önemli kaynak, işletmeye ait finansal tablolardır. Bu nedenle finansal tablolar gerçeğe uygun hazırlanmalı ve sunulmalıdır. Her ne kadar, gerçeğe uygunluk temel ilkelerden biri olsa da, finansal bilgi gerçeğinden farklı olabilmektedir. Bunun nedeni hata ve hilelerdir. Hileler, kasıt içermesi ve gerçeklerin planlanarak yanlış gösterilmesi nedeniyle hatalardan ayrılmaktadır. Genel olarak, finansal bilgi manipülasyonu da; işletmenin finansal durumunun yanlış ve değiştirilmiş gösterimidir. Türkiye'de işletmelerin finansal tablolarında, 2011 yılında önemli değişimler dikkat çekmektedir. Bunun temel nedeni, 6111 sayılı kanundur. Bu kanun ile, işletmelere, vergi inceleme ve ödemelerine ilişkin kolaylıklar yanında; bilanço düzeltilmesine yönelik hükümlerle, kayıtları mevcut duruma uygun hale getirme imkanı tanınmaktadır. Bilanço düzeltilmesi hata ve hilelerden kaynaklanmaktadır. Çalışmada, 6111 sayılı yeniden yapılandırma kanununun finansal tablolara etkisi finansal oranlar yardımıyla belirlenmeye çalışılmıştır. Bunun için, 631 işletmenin mali ve tanımlayıcı verileri kullanılmıştır. Seçili sekiz oran bazında, ilk olarak yasadan yararlanmayan işletmelerde, ikinci olarak yasadan yararlananlarda, son olarak ta yasadan yararlanan ve yararlanmayan işletmelerin verilerinde anlamlı bir fark olup olmadığı analiz edilmiştir. Analizde ilk iki test için, örneklem büyüklüğüne bağlı olarak bağımlı örneklemler için t-testi ve wilcoxon testi; sonuncusu için ise bağımsız iki ortalama için z-testi ile mann-whitney u testi kullanılmıştır. Analiz sonucunda, banka kredileri/aktif, özkaynak/aktif, dönem net karı/net satışlar ve dönem net karı/özkaynak oranlarında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Banka kredilerinin aktifteki payı artarken, özkaynakların payı azalmış ve özkaynak karlılığı ile net karlılıkta azalma görülmüştür. Toplam aktif içinde özkaynakların payı azalırken, banka kredilerinin artması; bunun yanında karlılık oranlarındaki düşüş, finansal tablo kullanıcıları açısından olumsuz olarak nitelendirilecek durumlardır.
Adli muhasebe kapsamında bankalarda yapılan muhasebe hileleri: Gaziantep ilindeki adli vakalar analizi
Teknolojideki hızlı gelişmeler, globalleşmenin etkisi, işlenen suçları ve yapılan hilelerin niteliğini değiştirmiş, profesyonelce işlenen bu suçları geleneksel yöntemlerle bulmak imkânsız hale gelmiştir. Son yıllarda ortaya çıkan bu suç ve hileler karşısında yeni yöntem ve tekniklerin geliştirilmesine yönelik çalışmalar başlatılmıştır. Yürütülen bu çalışmalar Türkçede "adli muhasebe" olarak isimlendirilen yeni bir alanın ortaya çıkmasına neden olmuştur. Son yıllarda, dünyada sıkça uygulanan adli muhasebe, adli sorunlarda, muhasebeden, denetimden ve araştırma yeteneklerinden faydalanmayı ifade eder. Bu çalışmanın amacı Adli muhasebecilik mesleği hakkında bilgiler vererek ülkemizde bilinirliğini artırmak, Gaziantep ilinde bankalarda yapılan ve adliyeye intikal etmiş muhasebe hilelerini niteliksel olarak incelemek hangi özellikte ki insanların bu tür hilelere yöneldiğini tespit etmektir. Ayrıca adliyeye intikal etmiş bankalarda yaşanmış muhasebe hilelerini niteliksel olarak incelemenin sonucundan elde edilen bulgulardan yola çıkarak bankalarda yapılan hilelerinin tespit edilmesi konusunda adli muhasebecilik mesleğinin önemini yorumlamaktır. Bu araştırmada ilk olarak hile, hile denetimi ve hile denetçiliği mesleği ve bu mesleğin kapsamındaki hileler özellikle bankalarda yapılanlarla ilgili literatür taraması yapılmıştır. İkinci bölümde adli muhasebe kavramı, adli muhasebecilik mesleği ve özellikle muhasebe hileleriyle ilgili olan bankacılık suçları çeşitli kaynaklar yardımıyla açıklanmıştır. Son olarak da Gaziantep ilinde gerçekleşmiş ve adliyeye intikal etmiş muhasebe hile olaylarına ilişkin dava dosyalarındaki veriler toplanarak MAXQDA 12 programında nitel analiz yapılmıştır. Anahtar Sözcükler: Adli Muhasebe, Hile, Vaka Analizi, Banka Muhasebe Hileleri.
Faaliyet denetimi etkinliğinin ve departmanlar arası koordinasyonun firma performansı üzerine etkisi: Gaziantep halı firmaları üzerinde uygulama
Firmalar, sürekliliklerini sağlamak ve kar elde edebilmek amacıyla ile faaliyetlerini sürdürmektedirler. Faaliyetlerin genişlemesi ve büyümesi ile firmaların uyguladıkları politikaların başarısı, verimliliklerinin ölçülmesi ve yönetiminin etkinliğinin belirlenmesi gibi faktörlerin değerlendirilmesi de karmaşıklaşmaktadır. Günümüz ekonomik koşulları, teknolojide yaşanan hızlı değişimler, bilgiye avantajlı şekilde ulaşmanın oluşturacağı rekabet avantajı gibi etkenler nedeniyle piyasada var olabilmek için firmaların, ulusal sınırları aşarak uluslararası rekabet edebilme kapasitesine sahip olmaları gerekmektedir. Küresel çaptaki bu rekabette var olabilmek, bütün firma faaliyetlerinin etkin ve verimli bir şekilde yönetilmesiyle mümkündür. Firma bu etkinliği ve verimliliği elde etmek için kendi bünyesinde bir birim oluşturarak ya da dışarıdan profesyonel destek alarak sağlama yoluna başvurması gerekmektedir. Konusunda uzman kişilerden destek alınması ile firma içinde kontrol mekanizmaları devreye girerek personelin ve yönetimin daha dikkatli çalışıp, verimliliği ve etkinliği arttırabilmesini sağlamaktadır. Kontrol ve denetim mekanizmalarının firmanın bütününü kapsaması, danışmanlık hizmeti vermesiyle etkinliğin ve verimliliğin elde edilmesinde en etkili yollardan biri faaliyet denetimine başvurmaktır. Bu kavram 1960'lı yıllarda ortaya atılmış, son dönemlerdeki ekonomik krizler sonucunda işletmelerde denetimin önemli hale gelmesi ile günümüzde büyük önem kazanmıştır. Faaliyet denetimi, bütün işletme faaliyetlerinin ekonomiklik, etkinlik ve etkenlik mantığıyla değerlendirilmesi olarak tanımlanabilmektedir. Bu denetim sonucunda bilgilerin iletildiği yönetim tarafından işletmenin verimliliği artırılarak rekabet edilebilirliği geliştirilebilmektedir. Faaliyet denetimi, işletme faaliyetlerinin belirlenmesi, bu faaliyetlerdeki gelişmelerle ilgili fırsatların belirlenmesi ve faaliyetlerle ilgili gelecek dönemle ilgili öneriler geliştirmeyi amaçlamaktadır. Faaliyet denetimin bu özelliğinden hareketle araştırmada, faaliyet denetiminin etkinliğinin ve departmanlar arası koordinasyonun firma performansı üzerinde etkisinin olup olmadığı tespiti amaçlanmaktadır. Bir diğer amaç ise, firma özellikleri olarak kabul edilen faaliyet denetimi yapıp yapmadığı, iç denetim yapıp yapmadığı, dış denetim yapıp yapmadığı, departmanlara ayrılıp ayrılmadığı ve firma faaliyetlerinin uygulanma düzeyi gibi özelliklerin, faaliyet denetimi etkinliği ve departmanlar arası koordinasyon ile firma performansı arasında düzenleyici rolünün olup olmadğını incelemektir. Ayrıca firmanın demografik özellikleri ile firma performansı arasındaki ilişki farklılık olup olmadığı da araştırılmıştır. Araştırma sonucunda, faaliyet denetimi ve departmanlar arası koordinasyon ile firma performansı arasında doğrusal bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca faaliyet denetimi etkinliği ile firma performansı arasında, faaliyet denetimi yaptırılmasının, departmanlara ayrışmanın ve faaliyetlerin uygulanma düzeyinin bu ilişkiler üzerinde düzenleyici rolünün olduğu tespit edilmiştir. Departmanlar arası koordinasyon ile firma performansı arasında ise dış denetim yaptırılması hipotezi haricinde diğer değişkenlerin düzenleyici rolü olduğu desteklenmektedir. Ek olarak firma performansının firmanın demografik özelliklerine göre farklılık gösterdiği gözlenmektedir. Anahtar kelimeler: Faaliyet Denetimi, Denetim, Departmanlar Arası Koordinasyon, Firma Performansı, Verimlilik
Finansal tablolarda hile riskinin tespiti üzerine bir model önerisi: BİST uygulaması
İşletmelerin mali durumları hakkında bilgi sağlayan birincil kaynaklar finansal tablolardır. Finansal tablolardan elde edilen bilgiler, bilgi kullanıcıları tarafından karar vermede kullanılan en önemli unsurlardır. Finansal bilgilerin gerçekte olduğundan farklı gösterilmesi şeklinde basitçe ifade edilebilecek finansal tablo manipülasyonu / hilesi, ekonomik çevrelere büyük zarar ve maliyetler getirebilmektedir. Çalışmanın amacı, finansal tablolardaki olası hile riskinin tespitinde kullanılabilecek, etkili bir model geliştirmektir. Bu çerçevede, BIST'te işlem gören 403 şirketin finansal tablo verileri Benford analizine tabi tutularak, finansal bilgilerde hile riski araştırılmıştır. Benford yasasına uyumun finansal tablo doğruluğuna kanıt kabul edildiği çalışmada, dijital basamak test sonuçlarının değerlendirilmesinde yeni kritik değerler ile alternatif bir ölçüm standardı olabilecek "Benford Basamak Skoru (BBS)" geliştirilmiştir. BBS değerine göre yapılan farklılık analizlerinde, denetim firması büyüklüğü ve bağımsız denetim zorunluluğunun, finansal tablo doğruluğu üzerinde anlamlı şekilde etkili olduğu saptanmıştır. Ayrıca BIST risk gruplandırması ve sektörler arasında finansal tablo doğruluğu açısından anlamlı farklar bulunmuştur. Çalışmada BIST reel sektörde işlem gören 184 şirket üzerinden finansal tablo manipülasyonunun tespitinde kullanılan karma modellere alternatif yeni bir model önerilmektedir. Literatürde finansal sağlığın ölçülmesinde sıklıkla kullanılan finansal oranlardan seçilen 38 finansal oran lojistik regresyon analizi ile test edilerek, manipülasyon tespit gücü en yüksek 7 oran (Toplam Tahakkuklar/Aktif, GYG+PSDG/Brüt Satış, Finansman Giderler/Aktif, Dağıtılmamış Kar/Aktif, FVÖK/Aktif, Piyasa Değeri/Toplam Borç, Çalışma Sermayesi/Aktif) modele dahil edilmiştir. Sonuçta, Benford analizinin finansal tablo doğruluğunu ölçmede etkili olduğu, ve hesaplanan BBS değerlerinin karşılaştırmalı olarak yorumlanmasının güvenirliği arttırdığı gözlemlenmiştir. Önerilen lojistik regresyon modelinin finansal tablolarında hile riski taşıyan şirketleri %16,7, ortalama olarak hile riski olma-olmama durumunu %66,6 oranında doğru tahmin ettiği saptanmıştır. Diğer karma modellerle karşılaştırıldığında, önerilen modelin anlamlılık seviyesi ve açıklama gücü daha yüksektir.
Muhasebe hata ve hilelerinin ortaya çıkarılmasında adli muhasebecilik mesleğinin önemi
Dünyada ekonomik ve teknolojik alanlarda meydana gelen gelişmeler, işletmelerin yapılarında ve politikalarında da değişikliklere yol açıp, işletmelerin iş hacimlerini büyüterek küresel boyutlarda faaliyet göstermelerini kolaylaştırmıştır. Bu gelişim ve değişim, işletmeler için birtakım olumlu etkilerde bulunduğu gibi bazı olumsuz etkileri de beraberinde getirmiştir. Bu olumsuz etkilerin başında bazı işletmelerin muhasebe kayıtlarında gözlemlenen hatalı ve hileli işlemlerin çok daha profesyonelce yapılıyor olmasıdır. Artan teknolojik imkanlarla beraber daha da karmaşık hale gelen ticari iş süreçleri ve bununla ilgili artan bu tür mali nitelikli suçların çözüme kavuşturulmasında yargı mensupları ile suç biliminin araştırmacıları yetersiz kalmaktadırlar. Söz konusu yetersizlik yeni, farklı, çözüm odaklı ve profesyonel yöntemlerle çalışan bir alanın gerekliliği ihtiyacını doğurmuştur. Yeterli eğitim, tecrübe ve bilgi donanımına sahip olan adli muhasebeciler, bu anlamda ortaya çıkan ihtiyaca cevap verebilmektedirler. Adli muhasebe, dünyada özellikle son 40 yıldır ciddi bir şekilde uygulanan; muhasebe, hukuk, denetim, istatistik, psikoloji ve bilgi teknolojileri gibi birçok disiplini içine alan, mahkemelere intikal etmiş olan hukuki sorunların çözümüyle ilgilenen, hile ve usulsüzlük gbi suçların tespit edilmesi, önlenmesi ve çözümüyle uğraşan bir meslek dalıdır. Adli muhasebecilik mesleği, dünyanın birçok ülkesinde biraz daha eski bir geçmişe sahip olmasına rağmen, Türkiye'de daha yeni sayılabilecek bir durumdadır. Çalışmada, öncelikle muhasebe mesleğinde sıklıkla yapılan muhasebe hata ve hilelerine değinilecek, sonrasında adli muhasebe ve adli muhasebecilik mesleği kavramları incelenerek, mesleğin kapsam, özellik, faaliyet alanları ve önemi açıklanmaya çalışılacak, daha sonrasında ise konunun Türkiye açısından durumu hakkında bilgi verilmeye çalışılacaktır.
Adli Muhasebe-Adli Müşavirlik kapsamında hile araştırmacılığı, regresyon (bağlanım) modeli ile analizi ve raporlanması
Küreselleşme neticesinde dünyaki her milletin hızla birbirine entegrasyonu ve bu entegrasyona daha da ivme kazandırarak hızla gelişmeye devam eden teknolojik yenilikler, beraberinde şirketleri de piyasada varolabilme adına güçlü bir rekabete maruz bırakmaktadır. Söz konusu bu rekabetin yol açtığı baskıya bağlı olarak şirketler, amaçlarına ulaşmada çeşitli hilelere yöneltebilmektedir. Teknolojik gelişmelerin yol açtığı rekabet baskısı, aynı zamanda bu baskıdan kurtulma anlamında da şirketlere geçekleştirilebilecek hile yöntemleri açısından farklı imkânlar sunmaktadır. Bu bağlamda içeriği günden güne değişerek, saptanması da giderek zor bir hale gelen nitelikli hilelerin ortaya çıkarılabilmesi ve önlenmesinde farklı meslek gruplarının ortaya çıkması da kaçınılmazdır. Nitelikleşmeyle beraber hilelerin günümüzde çok daha profesyonel bir şekilde yapılıyor olması, beraberinde saptanmasının da aynı şekilde çok daha zor bir hale gelmesine ve hilenin tespitinde farklı yöntem arayışlarına kuvvetli bir zemin hazırlamıştır. Tüm bu süreçlere bağlı olarak yaşanan en önemli somut gelişme ise adli muhasebe gibi karma bir disiplinin ortaya çıkışı olmuştur. 21. yüzyılın başlarında yaşanan büyük ölçekli şirket skandalları sonrasında yaşanan ve paydaş tarafların büyük refah kayıplarına uğramasına neden olan finansal hileler, denetim faaliyetlerinin ciddi olarak sorgulanmasına neden olmuş ve adli muhasebenin çıkışını hızlandırmıştır. Adli muhasebe adında da anlaşılacağı üzere muhasebe ile hukuk disiplinleri arasında bir bağ oluşturmaktadır. Bahsi geçen bu iki disipline ek olarak özellikle psikoloji, sayısal bilimler, kriminoloji, denetim, finans, grafoloji ve yönetim bilimi gibi pek çok disiplinle de etkileşim halinde olan adli muhasebe; hilenin tespitinde ve önlenmesinde, ayrıca finansal suçların adli mercilere intikalinde etkin bir rol oynamaktadır. Bu çalışmada, yukarıdaki açıklamalardan hareketle öncelikle adli muhasebeye yönelik gerekli genel bilgiler, hile ve hata kavramları ile finansal tablo hileleri teorik olarak incelenmiştir. Sonrasında ise adli muhasebenin faaliyet alanlarından biri olan hile araştırmacılığı fonksiyonu doğrultusunda Türkiye'de imalat sanayinde faaliyet göstermekte olan ve borsada işlem gören bağımsız denetime tabi olan 95 adet şirketin finansal tabloları üzerinden SPSS 24 paket programı yardımıyla yapılan çeşitli regresyon analizleri arasından hileyi açıklamada en güvenilir olanıyla ülkemiz şartları açısından pratikte finansal tablo hilelerinin tespitine yönelik matematiksel nitelikli bir ön kontrol mekanizması kurulmaya çalışılmıştır. En son olarak ise çeşitli oran analizleriyle (kurulan matematiksel modelde yer alan oranlar ile birlikte diğer tamamlayıcı oranlar yardımıyla) saptanan bulgular, örnek bir şirket üzerinden adli bir üslupla raporlanmaya çalışılmıştır.
Muhasebe etik algısı ve hileye yönelme: Üniversite öğrencileri üzerinde bir uygulama
Bu çalışmada muhasebe etik eğitiminin muhasebe etik algısı ve hileye yönelme üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla muhasebe dersini almış olan iktisadi ve idari bilimler fakültesinde öğrenim gören 394 öğrenciden anket ile veri toplanmıştır. Öncelikli olarak araştırmada kullanılan ölçeklerin yapı geçerliği ve güvenilirliği test edilmiştir. Ardından araştırma modeli yapısal eşitlik modeli ile analiz edilmiştir. Yapısal eşitlik modelinin analizi neticesinde Muhasebe eğitiminin muhasebe etik algısını pozitif yönde anlamlı olarak etkilediği bulgusuna ulaşılmıştır. Muhasebe etik algısının hileye yönelmeyi negatif yönde anlamlı olarak etkilediği tespit edilmiştir. Muhasebe etiğinin ise hileye yönelme üzerinde anlamlı bir etkisi bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Muhasebe Etiği, Hile, Muhasebe Eğitimi. 2020, 68 Sayfa
Adli muhasebe kapsamında yönetim hileleri, Burdur ve Isparta illeri adli vaka analizleri ve örnek olaylar
Bir kişiyi veya bir olayı aldatmak, yanıltmak amacıyla gerçekleştirilen kasıt unsuru barındıran tüm entrikalar hileyi oluşturmaktadır. Çalışmada farklı şekillerde gerçekleştirilen ve işletmenin çeşitli alanlarını hedef alan yönetim hileleri teorik ve uygulamalı olarak incelenmektedir. Hile kavramı işletme ve işletmenin içinde bulunduğu çevreyi olumsuz olarak etkilemektedir. Bu olumsuz durumu ortaya çıkarmak ise uzman tanıklık isteyen bir iştir. İşletmelerin içerisinde hile eylemini gerçekleştiren kişilerin işlerinde uzman kişiler olduğu ve bu eylemi çok profesyonelce gerçekleştirebilecekleri buna neden olarak gösterilebilmektedir. Bu durumda uzmanlıkla yapılmış bu hilelerin ortaya çıkarılmasında adli muhasebecilere ihtiyaç duyulmaktadır. Hazırlanan çalışmada ilk olarak adli muhasebe, hile denetimi, yönetim hileleri konuları hakkında bilgi verilmiştir. Son olarak Burdur ve Isparta illerinde meydana gelmiş ve adliyeye sevk eden hile dosyalarına ait veriler toplanmıştır. Toplanan bu veriler üzerinde niteliksel incelemeler yapılmıştır. Araştırmanın yöntemi vaka analizi olarak belirlenmiştir. Toplanan veriler SPSS 20 istatistik programı yardımıyla analiz edilmiş ve elde edilen sonuçlar yorumlanmıştır.
Muhasebe hilelerinin ortaya çıkarılmasında Benford Yasası'nın kullanılmasına yönelik bir uygulama
Günümüzde işletmelerin karşı karşıya kaldıkları riskler arasında işletme çalışanları ya da diğer kişiler tarafından yapılan hileler yer almaktadır. Bu kişiler tarafından yapılan hileler işletmelerde büyük miktar da maddi ve manevi zarara yol açmalarından dolayı işletmelerin değerini, geleceğini ve kârlılığını olumsuz yönde etkilemekle birlikte zaman zaman da işletmeleri iflasa sürüklemektedir. Art niyetli kişiler tarafından yapılan hileli işlemler, işletmelerdeki hile önleme prosedürleri ya da iç kontrol eksikliklerinin yetersizliği sebebiyle ortaya çıkartılamamaktadır. İşletmelerde meydana gelen bu hileleri ortaya çıkartmak için birçok denetim yöntemi kullanılmaktadır. Kullanılan bu denetim yönteminden birisi de Benford Yasası'dır. Benford Yasası, sayıların belirli basamaklarında meydana gelen rakamların frekanslarının eşit olmadıklarını göstermektedir. Benford Yasası denetimin planlama aşamasında denetçiye yol gösteren, emek ve zaman tasarrufu sağlayan, elektronik bilginin veri tabanında kasıtlı olarak saklanan hileli işlem ve kalemlerin ortaya çıkarılmasına yardımcı olan bir denetim tekniğidir. Ayrıca çeşitli muhasebe kalemleri üzerinde herhangi bir düzeltmenin, yanıltıcı bilginin ve yapay olarak oluşturulan sayıların olup olmadığını tespit etmek için de kullanılmaktadır. Bu çalışma, mermer sektöründe faaliyet gösteren bir işletmenin alış faturalarının kayıtlarında hata veya hilenin olup olmadığının tespit edilmesini içermektedir. Ayrıca veri kümesi içerisinde olabilecek hata ve hileleri ortaya çıkarmak, öngörülen hile düzeyini tespit etmek için işletmenin verilerine sayısal analiz testlerinden birinci, ikinci, ilk iki basamak ve mükerrer tutarlar testleri uygulanmıştır. Yapılan sayısal analiz testlerinin sonucunda gözlemlenen oranlarla Benford Yasası'nın oranları arasındaki farkları karşılaştırmak için de ki-kare uygunluk testi yapılmıştır. Yapılan sayısal analiz ve ki-kare uygunluk testleri sonucunda işletmenin verilerinde hata veya hile olmadığı, sapmaya neden olan tutarların işletmenin doğal yapısından kaynaklandığı sonucuna ulaşılmıştır.
Finansal tablo hilelerinin tespit edilmesinde veri madenciliği yöntemlerinin kullanılmasına yönelik bir araştırma
Bu çalışmada, hisse senetleri Borsa İstanbul Tekstil, Giyim Eşyası ve Deri sektöründe işlem gören şirketlerin, hileli finansal raporlama uygulamalarının veri madenciliğine dayalı yöntemler kullanılarak finansal oranlar aracılığı ile tespit edilmesi ve buna bağlı olarak veri madenciliği yöntemlerinin hileyi tespit etmedeki gücünün ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Çalışmanın amacına uygun olarak öncelikle çalışma kapsamına giren şirketlerin bağımsız denetim raporları ve Sermaye Piyasası Kurulu haftalık bültenleri aracılığı ile hile riski taşıyan finansal tablolar tespit edilmiştir. Bu şekilde şirketler, finansal tablo hilesine başvuran ve finansal tablo hilesine başvurmayan şirketler olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Daha sonra, hile riski taşıyan ve hile riski taşımayan finansal tablolar seçilmiş bazı finansal oranlara göre kıyaslanmıştır. Son olarak ise veri madenciliğine dayalı bazı yöntemlerin, hile riski taşıdığı kabul edilen finansal tablolar ile hile riski taşımadığı kabul edilen finansal tabloları tespit edebilme gücü test edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre veri madenciliğine dayalı yöntemlerden Derin Öğrenme Algoritması ve J48 Algoritmasının hile riskini tespit etmede %84,25 oranında en başarılı yöntemler olduğu ve bu yöntemlerin hile riskini tespit etmede %54,29 oranında başarılı olduğu, hile riski taşımadığı kabul eden finansal tabloları tespit etmede ise %95,65 oranında başarılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hata, Hile, Finansal Tablo, Hileli Finansal Raporlama, Veri Madenciliği
İşletmelerde sıklıkla karşılaşılan finansal tablo hata ve hileleri: BIST 100'de bir araştırma
Bu tez çalışmasının amacı, Borsa İstanbul'da faaliyette bulunan BIST 100 endeksindeki işlemelerin denetim raporlarında olumlu görüşe yer verilmeyen görüşlerin dayandığı hata ve hileleri tespit etmektir. Bu amaçla 2008 - 2022 yılları arasında BIST 100 endeksindeki işlemelerin bağımsız denetim raporları analiz edilmiş ve olumlu görüş içermeyen denetim raporlarındaki hata ve hileler tespit edilmiştir. Çalışmada toplam 224 işletmenin erişilebilen 3324 denetim raporu doküman analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Erişilemeyen 36 denetim raporu araştırma kapsamı dışında bırakılmıştır. Yapılan analiz sonucunda herhangi bir muhasebe hilesine rastlanılamamış olmakla birlikte muhasebe hatası olarak, değerleme hatası (36 adet), aktarma hatası (17 adet), kayıt hatası (9 adet), sınıflama hatası (4 adet), unutma hatası (3 adet) ve hesap hatası (2 adet) tespit edilmiştir.
Türk Vergi Hukuku kapsamında muhasebe düzensizliklerinin değerlendirilmesi ve muhasebe meslek mensuplarına yönelik bir araştırma
Türk vergi hukukunda vergi beyan usulüne göre alınmaktadır. Vergi beyanları mükellef adına muhasebe meslek mensupları tarafından yapılmaktadır. Meslek mensupları, ücret bakımından mükellefe bağımlı olmasından dolayı az vergi ödemek isteyen mükelleflerin talep ve beklentilerini yerine getirmek zorunda kalabilmektedir. Ayrıca karmaşık vergi kanunları, yasal çelişki ve boşluklar, denetim yetersizliği, düşük cezalar, ağır vergi yükü ve vergi adaleti gibi vergilendirme sisteminden kaynaklanan bir takım unsurlar da meslek mensuplarını muhasebe düzensizliklerine motive edebilecek haklı sebepler ve fırsatlar yaratabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, muhasebe düzensizliklerinin sebebini, vergi uyumunu etkileyen faktörleri ve Türk vergi hukuku kapsamında muhasebe hata ve hilelerini teorik olarak incelemek ve muhasebe meslek mensuplarını vergi açısından muhasebe düzensizliklerine yönlendiren faktörleri belirlemektir. Çalışmada ayrıca meslek mensuplarının demografik özelliklerine göre muhasebe düzensizliklerine sebep olan faktörlere yönelik algıları arasındaki farklılıkların belirlenmesi de amaçlanmıştır. Bu amaçlarla vergi uyumuna ve bireyleri hileye yönlendiren sebeplere yönelik teoriler derinlemesine incelenmiş ve bu teorilerden yola çıkılarak hazırlanan anket İzmir'deki 401 bağımsız meslek mensubuna uygulanmıştır. Araştırma sonucunda muhasebe meslek mensuplarının vergi uyumuna etki eden ve onları muhasebe düzensizliklerine yönlendiren 7 faktör belirlenmiştir. Bu faktörler sırasıyla; mükellef ve ücret baskısı, vergi düzenlemeleri, düşük cezalar, denetim yetersizliği, vergi ahlakı, mesleki görev algısı ve meslek etiği olarak isimlendirilmiştir. Meslek mensuplarını muhasebe düzensizliklerine yönlendiren ilk ve en önemli faktör mükellef ve ücret baskısı, en önemli boyut ise fırsat olarak tespit edilmiştir. Araştırmada ayrıca muhasebe meslek mensuplarının cinsiyet, yaş, gelir düzeyi, hissedilen pozisyon değişkenlerine göre belirlenen faktörlerle aralarında istatistiki farklılıklar tespit edilmiştir.